
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Milletlerarası derdestlik
Yabancılık unsuru içeren bir uyuşmazlığa ilişkin davanın yetkili bir ülke mahkemesinde açılmış ve hali hazırda görülmekte iken, tarafları, sebebi ve konusu aynı olan ikinci bir davanın diğer bir yetkili ülke mahkemesinde açılması durumunda milletlerarası derdestlik meselesi ortaya çıkmaktadır. Geniş anlamda milletlerarası derdestlik, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan birbirine paralel iki veya daha fazla yargılamanın, eş zamanlı olarak farklı devlet mahkemeleri önünde, tahkimde farklı hakem heyetleri önünde veya aynı anda devlet ve hakem mahkemesi önünde görülüyor olmasını kapsar. "Milletlerarası Derdestlik" başlıklı doktora tez çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, öncelikle genel olarak milletlerarası derdestlik kavramı açıklanmış, daha sonrasında konunun daha iyi kavranması bakımından önemli görülen, konuyla yakından ilgili bazı müesseseler incelenmiştir. Bu kapsamda, kesin hüküm itirazı ve paralel davalar olgusu ele alındıktan sonra tahkim yargılamasında milletlerarası derdestlik konusuna dair açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde, mukayeseli hukukta milletlerarası derdestlik konusunda kabul edilen yaklaşımlar üç temel alt başlık esas alınarak açıklanmıştır. Öncelikle Kıta Avrupası hukuk sistemi tarafından benimsenen lis pendens doktrini, daha sonrasında ise müşterek hukuk sistemi ülkelerince benimsenen forum non conveniens doktrini ve anti-suit injunction kararları ele alınarak, söz konusu yaklaşımların milletlerarası derdestlikten kaynaklanan paralel davalar sorununa olan etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, milletlerarası derdestlik konusu Türk hukuku kapsamında ele alınmıştır. Bu anlamda, iç hukukta düzenlenen derdestlik müessesesi, Türk hukukunda doktrinde milletlerarası derdestliğin dikkate alınması hususunda kabul edilen farklı görüşler, milletlerarası derdestlik itirazının şartları ve milletlerarası derdestliğin hukuki niteliği konusundaki tartışmaların incelenmesinin ardından, Türk hukukunda milletlerarası derdestliğe etki tanınan durumlar öncelikle Türkiye'nin taraf olduğu bazı milletlerarası sözleşmeler kapsamında açıklanmış, bunun ardından konu, Türk hukukunda milletlerarası derdestlikle yakından ilişkili olduğu kabul edilen, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin düzenleme altına alındığı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 41 hükmü ve yetki anlaşması ve sınırları konusunun düzenlendiği m. 47/1 hükmü kapsamında değerlendirilerek konuya ilişkin görüşlerimiz açıklanmıştır.
Milletlerarası tahkimde dava açma yasakları
Milletlerarası tahkim hukukunda; ülkeler arasındaki hukuk sistemi farklılıklarından ve küreselleşen ticari ilişkilerden kaynaklı en güncel ve tartışmalı konulardan biri de, dava açma yasakları (anti-suit injunctions) tedbirleridir. İngiltere başta olmak üzere Common Law hukuk sisteminde sıklıkla kullanılan ve Kıta Avrupası hukukunda da son zamanlarda yeni yeni dikkat çeken bu tedbirleri ele alan çalışmamız; dava açma yasaklarını, gerek karşılaştırmalı hukuk gerek Türk hukuku bakımından çeşitli yönleriyle detaylıca ele almaktadır. Milletlerarası tahkimin küresel ve yaygın karakterinden ötürü; normalde hukuk sistemlerinde ve uygulamalarında bu tür tedbirlere yer vermeyen devletler de, kendi vatandaşlarına karşı bu tedbirlerin kararlaştırılması dolayısıyla etkilenmektedirler. Zira dava açma yasağı uygulaması olan bir ülkenin örneğin İngiltere'nin tahkim yeri seçilmesi durumunda; bir tarafa karşı verilen bu tür bir tedbir, tarafların milli hukuklarına bakılmaksızın uygulanmakta ve uygulanma safhasında tarafların vatandaşlığının bulunduğu ülke mahkemelerini de etkileyebilmektedir. Dava açma yasağı kısaca; davacıya başka bir forumda açmayı düşündüğü bir davayı açmaktan vazgeçmesini veya açılmış bir dava var ise, bu davaya devam etmekten kaçınmasını emreden bir tedbir kararı olarak tanımlanabilir. Bu tedbirle genel olarak amaçlanan şey ise; taraflarca uzlaşılan forum dışındaki başka mahkeme veya hakem heyetlerinde uyuşmazlığın görülmesini engellemek ve görülmekte ise de, bu yargılama faaliyetini bir an önce sonlandırıp davacıyı sözleşmeye bağlılık ilkesi (pacta sunt servanda) çerçevesinde uzlaşılan asıl foruma çekmektir. Böylece hem asıl forumun yetkisi korunmuş olmakta; hem de uzlaşılan forumdan uzaklaşan davalı asıl foruma çekilmek suretiyle, paralel davaların yürütülmesi nedeniyle çelişkili kararların ortaya çıkması da engellenebilmektedir.
Milletlerarası Özel Hukukta aynı cinsiyetten kişilerin birlikteliği
Günümüzde aynı cinsiyetten iki kişinin birlikteliği, hayat arkadaşlığı, tescil edilmiş hayat ortaklığı ve evlilik yoluyla yabancı hukuk sistemlerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Aynı cinsiyetten kişilerin evliliği ve evlilik dışı birliktelikleri, Türk hukukunda mevcut olmayan ve Türk hukukuna yabancı olan müesseselerdir. Ancak aynı cinsiyetten kişilerin birlikteliklerinden kaynaklanan ve yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkların, Türk mahkemeleri önüne gelmesi mümkündür. Söz konusu çalışma, aynı cinsiyetten kişilerin birlikteliklerinden kaynaklanan ve yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıkların Türk milletlerarası özel hukuku açısından doğuracağı sorunları ve bunların çözüm yollarını ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Uluslararası Ticari Tahkim ve geçici hukuki koruma tedbirleri
Yargılama sürecinin yaratabileceği olumsuzluklardan hak arayan kişileri korumaya ve onlara hukuki güven ortamı sağlamaya yarayan geçici hukuki koruma tedbirleri tüm hukuk sistemleri açısından yargılamanın etkinliğinin teminatıdır. Devlet yargısında olduğu gibi, özellikle ticari uyuşmazlıklar açısından büyük önem taşıyan tahkim yargılamasında da bu tür tedbirlerin varlığına ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Çalışmamızda, uluslararası ticari tahkime konu olan uyuşmazlıklarda geçici koruma tedbirlerine hükmedebilme yetkisi, bu yetkinin sınırları ve bu tür tedbir kararlarının icrası meseleleri gerek mahkemeler gerekse hakemler açısından incelenmiştir.
Türk Hukukunda geçici koruma rejimi
Bu çalışmanın odak noktası, Türk hukukunda geçici koruma rejimidir. Bu kapsamda öncelikle, uluslararası koruma hukukunun temel kavramları ve uluslararası hukukta geçici koruma rejiminin kavramlaşmasına zemin hazırlayan unsurlar ana hatlarıyla incelenmiştir. Ardından, Türk hukukunda geçici koruma rejimi ele alınmıştır. Bu kapsamda geçici korumanın tanımı, kişi bakımından kapsamı, bu statünün sağladığı asgari koruma standardı ve geçici korumanın sona ermesi meseleleri ele alınmıştır. Asgari koruma standardı kapsamında, geri göndermeme ilkesi, geçici korunanlara sağlanan sağlık, eğitim ve iş piyasasına erişim hizmetleri incelenmiştir. Ayrıca, geçici korunanların Türkiye'de karşılaşması muhtemel görülen bazı milletlerarası özel hukuk meselelerine de değinilmiştir. Sona erme kapsamında ise geçici koruma rejiminin sona ermesinin usulünün yanı sıra geçici korunanların sınır dışı edilmesi ve kalıcı çözüm yolları açıklanmıştır. Bu çalışma kapsamında Türk hukukunda geçici koruma rejiminin incelenmesi ve geçici korumaya ilişkin hukuk kurallarının gerek kaleme alınış biçimi gerekse uygulanmasındaki aksayan yönlerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır.