Recently Added Theses
View AllRüzgar-güneş hibrit enerji sistem tasarımı: Balıkesir örneği
Günümüzde teknolojik gelişmeler, nüfus artışı, sanayileşme ve küreselleşme gibi nedenlerle enerjiye olan ihtiyaç artmaktadır. Artan ihtiyacı karşılamak için alternatif kaynak arayışları önem kazanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları temiz ve tükenmemesinden dolayı özellikle tercih edilmektedir. Türkiye coğrafi konumu, yer altı zenginlikleri ve enerji kaynakları açısından zengin potansiyele sahip bir ülkedir. Bu sebeple çalışmada güneş ve rüzgâr enerjisinin birlikte kullanıldığı hibrit sistem tasarımı verimlilik analizleri yapılmıştır. Analizler için meteorolojik ve coğrafi konum itibari ile rüzgâr ve güneş enerji santrallerinin kurulmasına elverişli olan Balıkesir İli tercih edilmiştir. Analizlerde gerçek verilere yakın değerler gösteren PvSOL programı kullanılmıştır. Hibrit sistemler, kurulu kapasiteleri 7 ile 50 KW arasında değişen 10 farklı durum için tasarlanmıştır. Çalışmalarda şebekeden bağımsız ve şebekeye bağlı sistem tasarımları ayrı ayrı analiz edilmiştir. Şebekeden bağımsız sistemlerde kurulu güç kaynağına ve üretilen enerjiye bağlı olarak, akümülatör ve şarj kontrolörleri seçilmiştir. Şebekeye bağlı sistemlerde akümülatöre ihtiyaç yoktur. Analizlerde sistem tasarımlarında güneş paneli, rüzgâr türbin, konvertör, regülatör ve akü sistemleri gibi tüm ekipmanların seçimi yapılırken verimlilik değerleri incelenmiştir. Çalışmanın şebekeye bağlı ve şebekeden bağımsız farklı kurulu güç kapasitesine sahip hibrit sistemlerin tasarlanmasında yol gösterici olması amaçlanmıştır.
Molla Halil Siirdî ve tecvid ilmine dair Manzûm risalesinin tahlili
Molla Halil Siirdî (ö. 1259/1843) son devir Osmanlı âlimlerinden biridir. Bitlis iline bağlı Hizan'da yetişmiş ve Siirt başta olmak üzere birçok yerde tedris faaliyetlerine aralıksız devam etmiştir. Günümüz geleneksel doğu medreselerinde okunan icazet silsilelerinde ismi geçmekte ve tedris faaliyetlerini sürdüren birçok âlimin de hocası sayılmaktadır. İslami ilimlerin hemen hemen her alanında telifleri olan Molla Halil, kıraat ve tecvid alanında da eserler kaleme almıştır. Çalışmada Molla Halil Siirdî'nin hayatına yer verilmiş ve tecvid ilmi ile ilgili yazdığı 235 beyitten müteşekkil Risâle fi İlmi't-Tecvid ya da Risâle Tecwide olarak bilinen Kürtçe manzum tecvid risalesinin el yazma nüshalarının karşılaştırılması yapılarak risalenin tahlili gerçekleştirilmiştir. Çalışma, bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmuştur. Birinci bölümde Molla Halil'in hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise risale ve risalenin ulaşılan nüshaları ele alınmıştır. Bununla birlikte Kürtçe yazılmış olan risale hem latinize edilmiş hem de Türkçe izah edilmiştir. Tezin sonuç bölümünde ulaşılan neticelere yer verilmiş ve konunun genel değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir.
Kur'an'da münafıkların özelliklerine tematik yaklaşım
Yüce kitabımız Kur'an'da ifade edildiği üzere Allah'ın (c.c.) gönderdiği peygambere iman ederek O'nun getirdiği emir ve yasakları kabul edip O'nun izini takip edenlere Müslüman denildiği gibi bunları kabul etmeyip inkâr edenlere de kâfir denilmiştir. Kur'an'da iman edenlerin dışında hak ve hakikatten sapmış belli zümreler zikredilirken bunların içinde önem arz eden bir zümre de münafıklardır. Bu zümre, içten inkâr ettikleri halde çeşitli nedenlerden dolayı Müslüman görünerek iman ettiklerini ifade ederler. Gerçekte karakter olarak farklı insan tiplemesine sahip olan bu zümre ikiyüzlü davranışlarıyla gerek sosyal alanda gerekse psikolojik olarak güvensiz bir imaj ortaya koymuşlardır. Bu güvensiz şahsiyetlerinden öte İslam dinine olan düşmanlıklarından dolayı Müslümanların inançlarına her fırsatta gizliden gizliye düşmanlıklarını göstererek bozgunculuk ve fitne yolu ile İslam'ı içten içe çökertmeye çalışırlar. Sahip oldukları özellikleri ile Müslümanlara daha fazla zarar verebilmektedirler. Toplum içerisinde yalanla kendi inanç durumlarını gizleyen bu kimselerin özelliklerinin bilinmesi, temkinli davranılması yönünden önem arz etmektedir. İslam toplumu içinden çıkan münafık toplumu ile ilgili birçok özellikten bahsedilebilir. Yalan, ahde vefasızlık, kibir, emanete ihanet, aldatma, ikiyüzlülük ve fitne çıkarmak başlıcalarıdır. Münafıkların söz konusu özelliklerini ele aldığımız çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde: Nifak, münafık kavramları ve nifakın başlangıcı ile buna yakın olan kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde: Nifaka götüren sebepler ve nifak çeşitleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise: Münafıkların psikolojik, sosyal ve inanç yönünden özellikleri üzerinde durulmuştur. Çalışma sürecinde klasik tefsir kitaplarından, ansiklopedilerden, sözlük ve konuyla ilgili müstakil eserlerden istifade edilmiştir. Münafıkları konu edinen ayetlerin tespiti ve tefsiri ayetlerdeki murad-ı ilahinin anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Böyle bir yapıya sahip olmanın kişiyi dünya ve ahirette nasıl izole ettiğini görmekteyiz. Anahtar Kelimeler: İnsan, mümin, münafık, nifak, iman, sosyal hayat.
Kur'an'da dünya hayatının aldatıcı yönleri ve bunlardan korunma yolları
Kur'an-ı Kerim'de dünya hayatının aldatıcı oluşu vurgulanmaktadır. Dünyaya imtihan için gönderilen insan, dünyanın süslü ve çekici yönlerine karşı dikkatli olması konusunda uyarılmaktadır. Kâinattaki her şeyi denge üzerine yaratan Yüce Allah, insanın da bu dengeyi sağlayacak şekilde bir hayat yaşamasını ister. İnsan hayatı, iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama olan dünya hayatı, ahiret hayatını kazanma açısından çok önemlidir. İnsan, bu dünya hayatındaki tutum ve davranışlarıyla kalıcı olan ahiret hayatındaki akıbetini belirlemektedir. Bu nedenle dünya ve ahiret hayatını birbirinden bağımsız görmek mümkün değildir. Kur'an'da bize tavsiye edilen hem dünya hem ahiret saadetinin talep edilmesidir. İnsan, dünya ve ahiret hayatından birini tercih etme hatasına düştüğü vakit aldanabilmektedir. Allah'ın (c.c.) belirlediği yaşam tarzını benimseyip sırat-ı müstakim üzere ilerlediği vakit, her türlü aşırılıklardan ve hataya düşmekten korunmuş olacaktır. Kur'an'da sık sık üzerinde durulan dünya hayatının aldatıcı yönlerinin farkına varılması ve bu konuda yapılması gerekenleri konu edinen bu araştırmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu, amacı ve yöntemi belirtilmiştir. Birinci bölümde; dünya hayatı ile ilgili kavramlar incelenmiş ardından Kur'an ve hadislerin genel olarak dünya hayatına bakışına kısaca yer verilmiş ve bu bölümde son olarak dünya hayatına karşı insanların farklı tutumları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde dünya hayatının aldatan yönlerine ve aldatıcı olması sebebiyle şeytanın tuzaklarına değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise dünya hayatına aldanma sebeplerine yer verilerek ardından korunma yolları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma hazırlanırken öncelikle klasik eserlere, akabinde konuyla ilgili olarak günümüze kadar yazılmış olan eserlere başvurulmuştur.
Mâtürîdî'nin epistemoloji anlayışı
Ehl-i sünnet inancının iki ekolünden biri olan Mâtürîdîliğin kurucusu kabul edilen Ebû Mânsûr el-Mâtürîdî (333/944), Ebû Hanîfe'nin (150/757) Kelâma dair görüşleri temelinde İslâm itikadını savunmak ve Ehl-i sünnet inancını güçlendirmek adına gerek İslâm dışı akımlara gerekse Muʿtezile, Havâric ve Bâtınıyye gibi İslâmî mezheplere karşı ciddi bir mücadele vermiştir. İlme büyük bir ehemmiyet veren "Sâmânîler Devleti" (875-999) döneminde yaşayan Mâtürîdî, kendinden önce pek değinilmeyen bazı kelâmî konuları, kitaplarında ziyadesiyle ele almıştır. Fikirlerinin temeline akıl ve nakli koyarak kendine özgü istikamet belirlemiştir. Bu denli önemli bir fikir öncüsünün düşüncelerinin esasını teşkil eden epistemoloji anlayışının incelenmesi ehemmiyet arzetmektedir. İslam düşünce tarihinde etkin bir açılım yapan Mâtürîdî, ardından gelen âlimlere de bu yönde yol göstermesi bakımından değerli bir konumdadır. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Ehl-i sünnet kelamcıları arasında bilgi konusunu ilk defa müstakil bir bölüm olarak ele alan ve onun kuramsal çerçevesini belirlemeyi deneyen düşünürdür. O, bilgide kesinlik unsuruna dikkat çekmiş, taklitle elde edilen bilginin geçersizliğini vurgulamıştır. Mâtürîdî, dışımızdaki varlığın nesnel varlığına dikkat çekmiş ve ona ilişkin bilgimizden hareketle bilginin imkânını temellendirmiştir. Bilginin mahiyetinin ne olduğu, değeri ve kaynakları onun epistemolojisinin anlaşılmasında etkin rol oynar. Bilgi kaynaklarını havâssı selîme (duyular), haberi sadık (doğru haber) ve akıldan ibaret olarak kabul eden Mâtürîdî'ye göre bilgi vasıtalarının her birinin ayrı alanları (sınırları) vardır ve bunlar birbirlerinin vazifelerini yapamazlar. Bilgi elde edeceğimiz zaman bu kaynakların hiçbirini kapı ardına bırakamayız. Çünkü birinin elde ettiği bilgiyi diğeri elde edemez. Fiziki dünya ile ilgili konularda duyular, geçmişle ilgili bilgi kaynağımız haberlerdir. Duyu alanı dışında, gâible ilgili hususlar da bir düşünceye sahip olabilmek için ise ya istidlâle ya da Hz. Peygamber'in haberine ihtiyaç vardır. Bilginin türleri üzerinde de duran Mâtürîdî, "ilâhî bilgi" ve "beşerî bilgi" hususlarında ki anlayışını da ortaya koymuştur. Mâtürîdî, din anlayışı konusundaki denge güden tutum ve itidalli oluşuyla geniş kitlelere hitap edebilmiş ve günümüze kadar takip edilen âlimlerden olmuştur. Biz de akide gibi önemli bir konunun zayıf bir bilgi üzerine bina edilmemesi için hangi bilgi doğru bilgi kabul edilmelidir? Kelamcılar doğru bilgi nasıl temellendirmişlerdir? Gibi sorulara çözüm bulmak adına Mâtürîdî'nin bu konudaki görüşlerine başvurmayı uygun bulduk. Çalışmanın birinci kısmında bilginin tanımı ve oluşumu, ikinci kısmında, bilginin kaynakları ve üçüncü kısımda ise bilgi türlerini işleyerek, Mâtürîdî'nin epistemoloji anlayışının İslâm düşünce tarihi için ne kadar önem arzettiği hususu ele alındı.
Küresel güneş radyasyonun makine öğrenmesi yöntemleri ile tahmini: Örnek bir uygulama
Günümüzde enerji ihtiyacının çoğunluğunun karşılandığı fosil (petrol, doğal gaz, kömür vs.) yakıtları, hem çevreye zarar vermekte hem de yakın zamanda tükenme ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle bilim insanları alternatif enerji kaynakları bulma arayışına girmişlerdir. Sürdürülebilir ve temiz olmaları nedeniyle birçok ülke enerji ihtiyacını karşılamada yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih etmeye başlamıştır. Güneş enerjisi yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde hızlı gelişen bir enerji kaynağıdır. Güneş ışınımlarından yeryüzüne inen küresel güneş radyasyonunun zamansal periyodu ve miktarı kurulacak Güneş Enerji Santral (GES) teknolojilerine ışık tutmaktadır. Makine öğrenmesi ve derin öğrenme metotları gibi yapay zekâ uygulamaları ile geçmiş dönem verilerinden yararlanarak tahminler yapılabilmektedir. Bu sebeple düşük ve yüksek radyasyon değerlerine sahip Artvin, Rize, Batman, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Şırnak illeri için küresel güneş radyasyonu tahmini gerçekleştirilmiştir. Tahmin ufkunun 1 ila 3 saat ilerisi seçildiği durumlar için, Karar Ağaçları (KA), Destek Vektör Makinesi (DVM), Doğrusal Regresyon (DR), Regresyon Ağaçları (RA), Çekirdek Yaklaşım Regresyonu (ÇYR) ve Yapay Sinir Ağları (YSA) gibi metotlardan elde edilen sonuçlar kapsamlı bir şekilde karşılaştırılmıştır. Bu tez çalışmasının geçerliliğini değerlendirmek için Kök Ortalama Kare Hatası (RMSE), Ortalama Mutlak Hata (MAE), Ortalama Kare Hata (MSE) ve Korelasyon katsayısı (R) gibi performans metrikleri kullanılmıştır. Bölgesel ve değişken hava koşullarında küresel güneş radyasyonunun tahmini kurulacak olan GES'in gücünü bulmada önemli bir parametre olmaktadır. Bu tez çalışması ile belirlenen illerde kurulacak olan GES'ler için hem kısa hem de uzun vade de yatırım ve planlamaların daha efektif bir şekilde yapılmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
