Gaziantep University
Discipline

Hematoloji Anabilim Dalı

Gaziantep University

7

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

7 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özelliklerine bağlı olarak hemşirelik ve tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinin seçeceği uzmanlık alanlarının belirlenmesi

Kariyer seçimi bir insanın hayatı boyunca vereceği en önemli kararlardan biridir. Kişiliğine uygun kariyer planlaması ülkemizde nadir uygulanan bir durumdur. Bu çalışmanın amacı, hemşirelik ve tıp öğrencilerinin uzmanlık alanı seçimi ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışma Çukurova Üniversitesinde 95'i hemşirelik, 107'si tıp fakültesi son sınıf öğrencisine beş faktör kişilik envanteri uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin demografik özellikleri ve seçecekleri uzmanlık alanları anket formu ile belirlenmiştir. Çalışmak istedikleri uzmanlık alanları 3 seçenekli yanıt ile belirlenmiştir (kesinlikle evet, olabilir, kesinlikle hayır). Sosyal yönelim, düşünsel yönelim ve odaklanma toplam puan ortalamaları hemşirelik öğrencilerinde tıp öğrencilerine göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (sırası ile p=0,05, p=0,005, p=0,001). Kesinlikle dahili branşları tercih oranı %37,6 (n=76), cerrahi branş %45,6 (n=94), laboratuar bilimleri %31,7 (n=64), koruyucu hekimlik %7,9 (n=16) psikiyatri %15,8(n=32) olarak saptanmıştır. Cerrahi branşları tercih etmek isteyenlerin duygulanım, uzlaşma, sosyal yönelim ve odaklanma puanları istemeyenlere oranla anlamlı olarak yüksek bulunurken, düşünsel yönelim puanları anlamlı fark göstermemiştir. Dahili branşları tercih edenlerin etmeyenlere oranla sosyal yönelim puanları daha düşük olarak saptanırken odaklanma puanları daha yüksek olarak belirlenmiştir (p=0,05 ve p=0,02). Psikiyatri alanını tercih edenlerin etmeyenlere oranla duygusal yönelim puanları düşük iken sosyal yönelim ve düşünsel yönelim puanları anlamlı olarak yüksek olarak saptanmıştır (p=0,01, p=0,05, p=0,001). Uzmanlık alan seçimi konusunda karar vermiş olan öğrencilerin genellikle karakter özelliklerine uygun branşlar seçme eğiliminde olduğu, buna karşılık son sınıf öğrencileri olmalarına rağmen çoğunun alan seçimi konusunda kararsız olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin kişilik özelliklerine uygun alan seçebilmelerinde, kişilik envanteri kullanılarak kariyer planlaması danışmanlığı verilmesi faydalı olacaktır.

DoktorlarHemşirelerHemşirelik+7
Ferda Boroğlu Yatangaç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İmatinib tedavisi alan kronik myelositer lösemi hastalarında T315I, F317L, E255K ve Y253H Bcr-Ablgen mutasyonlarının önemi

Kronik Myelositer Lösemi (KML); Philadelphia translokasyonunun t (9;22) (q34;q11) varlığı ile karakterize BCR ve ABL genlerinin füzyonu ile sonuçlanan malign hemotopoetik bir kök hücre hastalığıdır. KML'de İmatinib tedavisi etkin bir tedavi olmasına karşın, hastalarda gözlenen en önemli sorun birincil ve zamanla kazanılmış dirençtir.Bu çalışmada 2 merkezde 2000-2008 tarihleri arasında izlenen 54 kronik faz KML hastasında; literatürde ABL geninde en sık gözlenen (imatinib bağlanma bölgesinde bulunan) T315I, F317L ve Y253H ve genin P-Ioop fosfat bağlanma bölgesinde bulunan E255K mutasyonları Allel Spesifik Oligonükleotit-Polimeraz Zincir Reaksiyonu (ASO-PCR) ile taranmış ve mutasyon doğrulamaları SSCP yöntemi ile yapılmıştır. Belirlenen mutasyonlar klinik verilerle değerlendirilmiştir.Hastaların 12'si erkek, 42'si kadın olup medyan yaş 44.5 (19?78)'dur. Tanıda Sokol risk sınıflamasına göre; hastaların 12'si (%22.2) düşük riskli, 26'sı (% 48.1) orta riskli ve 16'sı (%29.6) yüksek riskli gruptadır. Medyan imatinib kullanım süresi 1.8 (0.3?7) yıldır. İmatinib tedavi yanıtı değerlendirildiğinde; hastaların 24'ü (%44.4) optimal yanıtlı, 10'u (%18.5) suboptimal yanıtlı 20'si (%37) ise yanıtsız olarak değerlendirilmiştir. Medyan total ve progresyonsuz yaşam sürelerine henüz ulaşılmamış olup, 7 yılda beklenen total sağkalım %96, progresyonsuz sağkalım %80 bulunmuştur. Taranan mutasyonlar hastaların 18'inde (%33.3) belirlenmiş olup sırası ile T315I 11 (20.3) ve F317L 9 (%16.6) hastada saptanırken,Y253H ve E255K mutasyonları bulunmamıştır. Mutasyon belirlenen hastaların 2 (%3.7)'sinde T315I ve F317L mutasyonu birlikteliği saptanmıştır. Yanıtsız hastaların %60'ın da mutasyon saptanmıştır (p=0.004). Mutasyon saptanan hastalarda 7 yıllık PFS %62 mutasyon saptanmayanlarda ise % 90 olarak bulunmuştur (p=0.041). T315I mutasyonu saptanan hastalar AKİT'e yönlendirilirken F317L mutasyonu olanlar da nilotinib veya dasatinib tedavisine geçilmiştir.Optimal tedavi şeklinin belirlenmesi açısından; KML hastalarında direnç erken dönemde tanımlanmalı, mutasyon tipi belirlenerek mutasyona göre rasyonel tedavi şekli planlanmalıdır.Anahtar Kelimeler: Kronik Myeloid Lösemi, BCR-ABL Nokta Mutasyonu, İmatinibBu çalışma Gaziantep Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından desteklenmiştir. Proje no TF 08.01

Cem Kis
Gaziantep University
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın doğum kliniklerinde çalışan hemşirelerin ilaç hatalarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı; kadın doğum servislerinde çalışan hemşirelerin ilaç hatalarını, nedenlerini ve sonuçlarını saptamaktır. Araştırmanın örneklemini Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın-Doğum Klinikleri (81 hemşire) ile Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Hastanesi Kadın-Doğum Kliniklerinde çalışan (27 hemşire); ilaç uygulamalarından doğrudan sorumlu olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 108 hemşire oluşturmuştur.Veriler soru formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 16.0 programı kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmelerde, tanımlayıcı olarak sayısal ve yüzdelik dağılım ve Ki Kare Testi kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, hemşirelerin yaklaşık yarısı (%44.4) ilaç hatası yaptığını ve kendisi dışındaki bir sağlık personelinin yaptığı ilaç hatasına tanık olduğunu (%81.5) ifade etmiştir. İlaç hataları çoğunlukla; (%73.0) 16.00-08.00 saatleri arasında meydana gelmiştir. Hemşirelerin %33.3'ü yanlış dozda ilaç uygulamış, %22.9'u yanlış ilaç uygulamış, %22.9'u ilacı yanlış hastaya uygulamıştır. Hemşirelerin %37.5'i 25-30 yaş arasında, %66.6'sı 10 hastadan fazla sayıda hastaya bakım verirken, %54.2'si 2-5 yıllık mesleki deneyime sahip iken ilaç hatası yapmıştır. Hemşireler, ilaç hatalarının nedenleri arasında ilk üç sırada; iş yükü ( %37.5), dikkatsizlik-tedbrisizlik (%25.0), çalışma saatlerinin uzunluğu (%14.6) belirtmişlerdir.Hemşireler ilaç hatalarının önlenmesi için eğitimin artırılması, hataların tespiti, çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve hemşire sayısının arttırılmasına yönelik önerilerde bulunmuşlardır.

Hasta güvenliğiHemşirelikTedavi hataları+1
Derya Yüksel Güvenç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hafif ve ağır gidişli sickl-cell anemili hastalarda immün fonksiyonlarının araştırılması

O Z E T Bu çalışmada orak hücre anemi 1.1 hasta lar ın"haf if ' 've "ağır" formlarında, nötrofil kemotaksis, opsonik aktivitele ri, lenfosit transformasyonu ve serum IgG, IgM, ve IgA dü zeyleri ile C3 düzeyleri araştırıldı. Her iki grup yukarıda ki parametreler açısından hem kendi aralarında hem de kont rol grubu ile karşılaştırıldı. Nötrofil kemotaksis değerleri hastalığın ağır formu nu gösteren şahıslarda normal ve kontrollere göre düşük bu lundu ve aralarındaki fark istatistiksel yönden anlamlıydı (p< 0.001). Serum opsonik aktivite, hastalığın her iki variantın da da oldukça azaldığı görüldü. Kontrollerle aralarındaki fark anlamlıydı (pAnahtar Kelime: Anemi-orak hücreli = Anemia-sickle cell

Anemi-orak hücreli
Salih Çetiner
Çukurova University · Institute of Health Sciences
1987
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik lenfositik lösemide zap-70 in prognostik önemi

KLL, klinik seyri degisken bir hastalıktır. Kötü klinik seyir gösterecek hastaları öncedenbelirlemek çok önemlidir. Klinik evreleme sistemleri, erken evrede tanı konmus hastalardandaha sonra hangilerinin hızlı seyredecegini belirlemede yetersizdir. Çalısmamızda, ZAP-70ifadelenmesinin KLL hastalarındaki diger prognostik belirteçlerle iliskisini ve tedavisiz izlemsüresine etkisini göstermeyi amaçladık.Standart morfolojik ve immünfenotipik ölçütlerle tanı konulmus olan 52 KLL hastasıçalısmaya alındı. ZAP-70 ve CD38 ifadelenmesini akım sitometrik yöntemle degerlendirdik.47 hastada FISH'le 13q delesyonu, 11q delesyonu, p53 delesyonu ve trizomi 12 çalısıldı.52 hastanın 32'sinde (% 61,5) ZAP-70 ifadelenmesi % 20'nin altındayken, 20'sinde (%38,5) ZAP-70 ifadelenmesi % 20'nin üzerindeydi. ZAP-70 pozitif olan hastalarda, ZAP-70negatif hastalara göre klinik evre daha ileriydi (p= 0,02) ve Hb düzeyleri anlamlı olarakdüsüktü (p= 0,02) ve LKS anlamlı olarak daha kısaydı (p= 0,04). ZAP-70 ifadelenmesi ileCD38 ( >% 30) ve sitogenetik anormallikler arasında anlamlı iliski saptanmadı.ZAP-70 pozitif olan hastalarda tedavi gereksinimi ZAP-70 negatif gruptan anlamlıderecede fazlaydı (p= 0,02). CD38 ifadelenmesi ve FISH anormallikleriyle tedavi gereksinimiarasında anlamlı iliski olmadıgı gözlendi (p> 0,05). Çok degiskenli analizde, ZAP-70'in tedavigereksinimi üzerine bagımsız degisken oldugu gözlendi (p= 0,03).Sonuç olarak ZAP-70 pozitif hastaların tedavi gereksinimlerinin fazla oldugunu saptadık.Akım sitometrik olarak ZAP-70 ifadelenmesinin tanı anında saptanması, KLL hastalarınınhangilerinin tedavi gereksinimi olacagının önceden belirlenmesinde çok degerlidir.

Derya Aydın
Gazi University
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hematolojik malignitelerde plazma thrombospondin düzeyleri

Erdal Kurtoğlu
Akdeniz University
2000
00
Master'sOpen AccessTR

PAS III katkılı ve PAS III katkısız donör trombosit süspansiyonlarının trombosit sayısı PH ve alerjik transfüzyon reaksiyonlarının üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Güncel kan bankası pratiğinde donörlerden elde edilen aferez trombosit konsantreleri donörün plazması içinde süspanse edilmektedir. Hastalarda oluşan reaksiyonları azaltmak için donör plazmasının daha az kullanıldığı trombosit katkı solüsyonlu (platelet additive solutions, PAS) trombosit toplama yöntemleri giderek yaygınlaşmaktadır. Çalışmamızda PAS-III ile toplanan aferez trombosit süspansiyonlarında (I) trombosit kalitesini değerlendirmek ve trombosit transfüzyonuna bağlı (II) başta allerjik reaksiyonlar olmak üzere diğer transfüzyon reaksiyonlarının sıklıklarını incelemeyi amaçladık. Materyal ve Metot: Çalışmamızda Temmuz 2019 - Mart 2021 yılları arasında aferez trombosit setlerinin rutin kullanımı sonuçları retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: Merkezimizde toplanan PAS-III ilaveli aferez trombosit konsantrelerinden farklı zaman dilimlerinde kalite kontrolü yapılanlar tümü (100 adet trombosit konsantresi) dahil edildi. Kan bankamızda 20-24 C0'de ajitasyon ile saklanan bu aferez trombosit konsantrelerinden 1. ve 5.günlerde trombosit sayıları ve pH değerleri incelendi. Çalişmamızda %65 PAS-III/%35 plazma aferez trombosit süspansiyonlarında 1. ve 5. günlerde ölçülen ortalama trombosit sayıları 3.44 x1011 ve 3.0 x 1011 olarak bulunurken, pH değerleri 1. ve 5.günlerde sırası ile ortalama 6.83 ve 6.62 olarak tespit edildi. Ayrıca allerjik ya da diğer herhangi bir transfüzyon reaksiyonu tespit edilemedi. Sonuç: Sonuç olarak, çalışmamızda % 65 PAS-III/%35 donör plazması içerisinde süspanse edilen aferez trombosit konsantrelerinde donör plazmasının daha az kullanımı ile ilişkili olarak (I) daha iyi donör konforu ve (II) donör plazmasından kaynaklanan transfüzyon reaksiyonlarının sıklığında ve/veya şiddetinde azalma olabileceği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aferez trombosit, trombosit katkı solüsyonu, alerjik transfüzyon reaksiyonu.

Hidrojen iyon konsantrasyonuKan bileşenleri transfüzyonuKan bileşenlerini ayırma+3
Mustafa Özgül
İnönü University · Institute of Health Sciences
2021
00