Gümüşhane University
Discipline

Department of Social Work Management

Gümüşhane University

34

Archived Theses

4

DOIs Assigned

12%

DOI Rate

Discipline

34 Theses
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Kadın cinayetlerini etkileyen faktörlerin poisson ve negatif binom modelleri ile incelenmesi: Türkiye örneği

Kadın cinayetleri hem Türkiye’de hem de dünyada meydana gelen en önemli sorunlardan biridir. Kadın cinayeti bir kadının yalnızca kadın olduğu için öldürülmesidir. Kadın cinayetleri sadece adli bir vaka olmamakla birlikte önemli bir sosyal hizmet sorunudur. Türkiye’de kadın cinayetlerinin oranı azımsanmayacak kadar fazladır ve kadın cinayetlerini etkileyen birçok faktör vardır. Bu çalışma; kadın cinayetlerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacı taşımaktadır. Bu kapsamda kadın cinayetleri sayısı bağımlı değişken olarak ele alınmış olup işsizlik oranı, boşanma oranı, istihdam oranı, kaba doğum hızı ve cinsiyet eşitliği bağlamında okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim düzeylerindeki eğitim endeksleri bağımsız değişkenler olarak modele dâhil edilmiştir. Çalışmada söz konusu değişkenler kullanılarak kadın cinayetleri sayısı Poisson regresyon ve negatif binom regresyon analiz yöntemleri ile modellenmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde kadın cinayetlerine etki eden sosyal, ekonomik ve demografik etkenlerin belirlenmesi ve bu doğrultuda politika geliştirme süreçlerine katkıda bulunmasını amaçlanmaktadır. Çalışmada, 2023 ve 2024 yıllarına ait veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’ndan elde edilmiştir. Poisson regresyon ve negatif binom regresyon modeli kapsamında, uygun link fonksiyonunun belirlenme-sinde bilgi kriterlerinden faydalanılmıştır. Belirlenen en uygun link fonksiyonu kullanılarak Poisson regresyon analizi ve negatif binom regresyon yöntemi ile model değişkenleri tahmin edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde 2023 yılı için boşanma oranı ve kaba doğum hızının kadın cinayeti sayısı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu; diğer değişkenlerin (işsizlik oranı, istihdam oranı, cinsiyet eşitliğine göre eğitim düzeyi) bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. 2024 yılına bakıldığında boşanma oranının kadın cinayeti sayısı üzerine pozitif bir etkisi bulunurken yine diğer değişkenlerin (işsizlik oranı, istihdam oranı, cinsiyet eşitliğine göre eğitim düzeyi) bir etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir.

Bilgi KriteriKadın CinayetleriPoisson ve Negatif Binom regresyon analizi+2
Burcu Aksoy
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
41
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.191
Master'sOpen AccessTR

Engellilerin sosyal dışlanma durumu: Araklı örneği

Engelliler, toplumsal yapı içerisinde çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunlardan birisi de sosyal dışlanmadır. Sosyal dışlanma, engelli bireyi toplumdan uzaklaştıran; birçok hak ve imkândan yoksun bırakan ve kişinin çevreyle olan bağlarının kopmasına neden olan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bilgiler ekseninde yapılan araştırmada engellilerin sosyal dışlanma düzeyleri ile araştırmaya katılanlardan elde edilen demografik veriler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, Trabzon Araklı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan engelli aylığı ya da nakdi yardım alan farklı yaş gruplarında 324 engelli bireyin katılımı ile gerçekleşmiştir. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan 6 soruluk demografik bilgi (cinsiyet, medeni durum, yaş grupları, yerleşim yeri, eğitim düzeyi ve sosyoekonomik düzey yaş) formu ve Jehoel-Gijsbers ve Vrooman (2007) tarafından geliştirilen, Bayram ve diğerleri (2010) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan 35 maddelik" Sosyal Dışlanma Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek; maddi yoksunluk, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme, uygun ev ve güvenli çevre, sosyal katılımcılık ve kültürel entegrasyon olmak üzere dört boyuttan meydana gelmektedir. Cinsiyet değişkenine göre, tüm alt boyutlarda; yaş gruplarında, sosyal katılımcılık ve kültürel entegrasyon boyutlarında; medeni durum değişkenine göre, maddi yoksunluk, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme, sosyal katılımcılık boyutlarında; yerleşim yerine göre, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme ve sosyal katılımcılık; eğitim değişkenine göre, uygun ev ve güvenli çevre ile sosyal katılımcılık boyutlarında; sosyoekonomik duruma göre, maddi yoksunluk, kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme, uygun ev ve güvenli çevre, kültürel entegrasyon boyutlarında sosyal dışlanma düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır.

DışlanmışlıkEngelli kişilerSosyal dışlanma+1
Sinan Balcı
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında cinsiyet ayrımcılığına bağlı mobbing araştırması: Gümüşhane ili örneği

Bu çalışmanın amacı, kamu kurumlarında cinsiyet ayrımcılığını ve mobbing algısını ölçerek söz konusu sorunları etkileyen faktörleri ele almaktır. Araştırmanın evrenini Gümüşhane ilindeki 33 kamu kurumunda görev yapmakta olan 4272 çalışan arasından gönüllülük esasına dayalı olarak tesadüfi örneklem yöntemi ile seçilen 471 birey oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Laleoğlu ve Özmete (2013) tarafından Türkçeye çevrilen Aiello, Nardella, Bonafede ve Deitinger'in Mobbing Ölçeği (Vol. Mob. Scale), Sayar'ın (2008) geliştirdiği Cinsiyet Ayrımcılığı Ölçeği, Tınaz, Gök ve Karatuna'nın (2010) geliştirdiği Mobbing Ölçeği ve Leymann'ın (1993) geliştirdiği Mobbing Ölçeği kullanılmıştır. İkinci bölümde ise katılımcıların demografik değişkenlerinin tespiti için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. 5'li likert türünde derecelendirilen ve 32 sorudan oluşan anketler 471 çalışana dağıtılmış olup bu anketlerden yanlış veya eksik dolduranların ayıklanması ile geriye kalan 466 anket, SPSS 21 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, özellikle cinsiyet ve medeni durum gibi demografik değişkenlerin mobbing algısını önemli ölçüde farklılaştırdığı ortaya konulmuştur.

Cinsel ayrımcılıkGümüşhaneKamu kuruluşları+3
Nahide Kılınç
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumları

Bu çalışmada, sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırma kapsamında; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Üniversiteler ve diğer kamu ve kuruluşlarında bulunan sosyal çalışmacılara ulaşılmaya çalışılmıştır. Fiziksel engelli bireylere yönelik tutumların belirlenebilmesi için Atherton vd. (1993) tarafından oluşturulan ölçek, fiziksel engelli bireylere yönelik uyarlanarak kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın ilk bölümü, özelinde fiziksel engelli bireyler olmak üzere engellilik alanında literatür çalışması olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise sosyal çalışmacılara uygulanan anketin, SPSS 16 programı kullanılarak ortaya çıkan istatistiksel verilerin kullanılmasıyla, fiziksel engellilere yönelik tutumların belirlendiği bölüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Verilerin sunulmasının ardından, genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Çalışmacı, Fiziksel Engelli, Tutum

Bedensel engellilerEngelli haklarıEngelli kişiler+6
Furkan Ulusal
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İranlı kadınların gözünden Türk kadınlarının siyasi ve sosyal konumunun değerlendirilmesi

Çalışmada, hem Türk kadınlarının geçmişten bugüne kazanılmış hakları saptanmakta hem de kadınların bu haklardan ne oranda faydalanabildiğine değinilmektedir. Yapılan bu çalışma ile Türkiye'de yaşayan İranlı kadınların, Türk kadınlarının siyasi ve sosyal konumlarını nasıl değerlendirdiğini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının Türk kadınlarındaki yansımasını tespit edebilmektir. Çalışmada, Türkiye'de en az 2 yıldır ikamet eden, Türkiye ve İran gündemini takip eden, en az lise mezunu 20 İranlı kadın katılımcı ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışmada, Türk kadınlarının sosyal ve siyasal haklarının İran'a göre daha fazla olduğu (özellikle medeni kanun konusunda), bu hakların kullanımında yaşanan sorunların benzer olduğu (ataerkil kültür yapısı) sonucu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmadan çıkan bir diğer sonuç ise İranlı kadınların gözünde, Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığıdır.

Kadın haklarıKadınlarSiyasal haklar+5
Büşra Nur Demir
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısının incelenmesi: Trabzon ili örneği

Hayatın önemli bir parçası olan gençlik döneminde işsizlik problemiyle karşı karşıya kalmak gençleri psikolojik olarak da etkilemektedir. Bu çalışmada genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya Trabzon ilinde yaşayan 18-24 yaş (x̄=21,94 ± 2.08) aralığında 275 kişi katılmıştır. Bu araştırmada benlik saygısını ölçmek için Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve sosyal destek algısını ölçmek için Zimet ve arkadaşları (1988) tarafından geliştirilen "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Kişisel bilgilerin elde edilmesi için hazırlamış olduğumuz kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi, Mann- Whitney U Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve betimsel istatistiksel yöntemler uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyal destek algısı ile benlik saygısı arasında pozitif düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların sosyal destek algısı ile cinsiyet ve işsizlik süresi değişkenleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı ve sosyal destek algısı ile yaş değişkeni pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Katılımcıların sosyal destek algısı yaş, medeni durum, işsizlik süresi ve eğitim durumu değişkeni açısından anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı puanları ile işsizlik süresi değişkeni açısından anlamlı derecede farklıdır. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizler, Benlik Saygısı, Sosyal Destek Algısı

Algılanan sosyal destekBenlik saygısıGençler+5
Büşra Özlü
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ve ekonomik destek alan bireylerin sosyal destek algı düzeylerinin incelenmesi: Trabzon ili örneği

Çalışmanın amacı, bireylerin; ailelerinden, arkadaşlarından ve makrososyal çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin tespitiyle birlikte sosyal destek algı düzeyiyle sosyo-ekonomik faktörlerin ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırma grubunu, Trabzon ilinde sosyal hizmet merkezlerinden sosyal ekonomik destek alan 200 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgiler anketi ve çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği (Eker ve Arkar, 1995) uygulanmış, verilerin analizindeyse SPSS programı kullanılmıştır. Betimsel araştırma yöntemlerinden tarama (survey) yöntemi kullanılan çalışmanın normal dağılım göstermesinden dolayı parametrik testler uygulanmıştır. Bu doğrultuda ikiden fazla bağımsız grup ortalamaları arasındaki niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü (One way) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Tukey testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Katılımcıların, ailelerinden, arkadaşlarından ve makrososyal çevresinden algıladıkları sosyal destek düzeylerinin yaşlarına, eğitimlerine, medeni hallerine, çocuk sayılarına, aylık gelirlerine, hanelerindeki kişi sayılarına, sosyal güvencelerine, yaşadığı yere, birime başvuruyu kimin yaptığına ve başvuru nedenine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ancak cinsiyet değişkenine göre erkeklerin algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu, çalışma durumu değişkenine göre incelendiğinde diğer sektörlerde çalışanların kamu sektöründe çalışanlara göre algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu, yaşadıkları yerde kendi akrabaları ile daha yakın olan bireylerin algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu ve daha önce sosyal ekonomik destek birimine başvuruda bulunanların ailelerinden algıladıkları sosyal desteğin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Ekonomik Destek, Sosyal Ağ

Algılanan sosyal destekEkonomik destekSosyal ağlar+2
Eray Aydın
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının etkisi: Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerine inceleme

Tarihsel açıdan baktığımızda yoksulluğun yeni bir sorun olmadığını görmekteyiz. Yoksulluk tarihin her döneminde olduğu gibi şimdi de var olmaktadır. Biz bu sorunu sadece ekonomik olarak güçsüz ülkelerde değil, "gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan" ülkelerde de görmekteyiz. Küresel bir sorun haline gelen yoksulluğun toplumsal bir sorun olması sebebiyle gerek hükümetlerin gerekse toplumsal organizasyonların müdahalesi bu noktada kaçınılmaz bir hal almaktadır. Yoksullukla mücadele kapsamınsa "sosyal fon" denilen ve devlet eliyle oluşturulan çeşitli faaliyetler oluşturulmuştur. Bu fonların en önemlilerden biri olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından kullanılan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonunu görmekteyiz. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün (SYDGM) yapmış olduğu tüm faaliyetleri illerde ve ilçelerde oluşturulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yapılmaktadır. Yapılan bu araştırmada Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının (SYDV) hizmet modelleri ve bu hizmet modellerinden faydalanan vatandaşların bu hizmetlerden yararlanmadan önceki ve yararlandıktan sonraki sosyo-ekonomik durumlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Bu hizmetlerden yararlanan vatandaşların görüşlerine yer verilerek Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfının yoksullukla mücadele noktasında üstlenmiş olduğu görevler tespit edilmeye çalışılmıştır.

Gümüşhane-KelkitSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal dayanışma+5
Seyhan Tok
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Malulen gazi olma durumu ile aile sisteminin etkileşimi: Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri derneği örneği

Gazilerin sosyal hizmet müdahalelerini gerektiren birçok biyopsikososyal sorun yaşadıkları bilinmektedir. Malulen gazi olan bireylerin biyopsikososyal sorunlarla başetmelerinde önemli bir güç unsuru olan aile sistemi ile etkileşimlerinin belirlenmesi önemli görülmektedir. Bu çalışmada malul gazilerin, aile sistemi içerisindeki eş ve ebeveyn rolleriyle etkileşimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma gazilik ve aile sistemini birlikte ele alan az sayıda araştırmalardan birini oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik araştırma yaklaşımında tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler Word ortamına aktarılmış ve araştırmacı tarafından fenomenolojik yaklaşım doğrultusunda analiz edilmiştir. Gaziler ve aileleri, yaralanma sonrasındaki süreçte biyopsikososyal sorunlarla çoğunlukla psikososyal destek olmaksızın baş etmek durumunda kalmışlardır. Gazilik durumu eş sistemi ve ebeveyn-çocuk alt sistemindeki ilişkilerle, kendi köken ailelerinde yer alan bireylerle kurdukları ilişkilerle ve kamusal yaşamda kurulan ilişkilerle çeşitli şekillerde etkileşim halindedir. Araştırma sonucunda gazilerin aile sistemiyle etkileşimlerine ilişkin bulgularla birlikte onların bakış açısıyla sosyo-ekonomik durumları, toplumda gaziliğin algılanış biçimi, orduda sosyal hizmete ilişkin görüşlerine de ulaşılmıştır. Ailenin, gazilerin yaralanma ile başlayan süreçte dayanıklılığı arttıran bir sistem olma özelliği gösterebilmesi için gaziler ve ailelerinin güçlendirilmesine, refahlarının arttırılmasına yönelik sosyal hizmet müdahalelerine ihtiyaç duyulmaktadır.

AileAile sistemiDernekler+3
Tuğçe Uğurlu
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik iyi oluş ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin psikolojik iyi oluş ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin sosyal hizmet bakış açısı ile incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Trabzon il merkezi ve Akçaabat, Arsin ve Araklı ilçelerinde ikamet eden engelli çocuğa sahip 169 ebeveyn ile araştırma yürütülmüştür. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (Telef, 2013) ve Tükenmişlik Ölçeği (Çapri, 2006) kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Kişisel Bilgi Formundaki değişkenlere göre ölçek ifadelerinin farklılaşma durumu bağımsız gruplar t-testi ve çift yönlü ANOVA ile analiz edilmiştir. İki seçeneği bulunan değişkenler için bağımsız örneklem t-testi, sıralı olan değişkenler için ise çift yönlü ANOVA testinden yararlanılmıştır. Psikolojik iyi oluş ölçeği ve tükenmişlik ölçeği alt boyutları arasındaki ilişkiyi incelemek için ise regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada kullanılan tek faktörlü 8 maddeli psikolojik iyi oluş ölçeği Cronbach's Alpha değeri .85 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca üç faktörlü ve 18 maddeli tükenmişlik ölçeği Cronbach's Alpha değerleri sırayla Duygudurumsal Faktör .88, Dışadönük Faktör .71 ve Bedensel Faktör .88 olarak hesaplanmıştır. Herhangi bir kamu kurum ve kuruluştan alınan olduğu maddi destek ile ebeveynlerin psikolojik iyi oluşları arasında ve engellilik tanısı ve engellilik türü ile ebeveynlerin psikolojik iyi oluşları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, ebeveynlerin psikolojik iyi oluş düzeyinin tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından en az biri ile açıklamanın mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Ebeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynlerEngelli kişiler+6
Yahya Çapan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişki: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği

Ülkelerin sosyo-ekonomik ilerlemesi insan kaynağının doğru kullanımına bağlıdır. Bireylerin kişilik özelliklerinin farkında olarak kariyer planlaması yapmasına toplum olarak gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama kısmında demografik sorular, beş faktör kişilik ölçeği (nevrotiklik, dışa dönüklük, açıklık, uyumluluk, vicdanlılık) ve kariyer geleceği ölçeği (kariyer uyumluluğu, kariyer iyimserliği, iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi) kullanılarak oluşturulan anket formu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 250 öğrenciye 2020-2021 Bahar döneminde uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA testi, Levene testi, Tukey HSD testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarda kariyer uyumluluğu alt boyutu ile nevrotiklik alt boyutu arasındaki ilişki bulunamamıştır. Ancak kariyer iyimserliği ve iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi alt boyutları ile nevrotiklik alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Kariyer planlaması ölçeği ile kişilik özelliklerinin alt boyutları olan dışa dönüklük, uyumluluk, açıklık ve vicdanlılık boyutları arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.

KariyerKariyer planlamaKişilik+4
Hatice Kübra Sarı
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli bireylerin eğitim hayatında (İlköğretim 1. kademe) karşılaştığı zorluklara ilişkin aile görüşlerinin incelenmesi: Ağrı il merkezi örneği

Bu araştırmanın amacı ilköğretim çağındaki engelli çocukların eğitim hayatında yaşadıkları sorunların ortaya konulmasıdır. Araştırma nitel araştırma deseninde tasarlanmış olup, araştırmacı tarafından 11 sorudan oluşan açık uçlu görüşme formları oluşturularak gerçekleştirilmiştir. Ağrı il merkezinde ikamet etmekte olan katılımcı bireyler seçilirken mümkün olduğu kadar farklı toplumsal kesimlerden ve farklı ekonomik gelir seviyesine sahip kişilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Böylelikle aynı soruna sahip ailelerin mevcut durum karşısında nasıl tepkiler verdiği tespit edilmeye çalışılmıştır.Mülakatlar 2021 yılı Mayıs ve Haziran aylarında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler belirlenen tema ile birlikte alt temalar ve kodlamalar yapılarak içerik analizi yöntemi uygulanarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarında engelli çocukların eğitim hayatında gerek fiziksel olarak gerekse de psikolojik açıdan birçok zorluk yaşadığı görülmektedir. Bununla birlikte engelli bireylerin sosyal, ekonomik ve eğitim bağlamında da zorluklarla karşılaştıkları görülmektedir.

Aile gereksinimleriAile hayatıAğrı+7
Muharrem Özdemir
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencilerinin sosyal hizmet bölümünü tercih nedenleri

Eğitim, bireyin doğduğu andan itibaren hayatına giren ve ölene kadar hayatında yer alan bir süreçtir. Önce ailede başlayan eğitim, daha sonra düzenli (formel) eğitim olarak okullarda verilmektedir. Gerek Dünya'da gerekse ülkemizde her bireyin eğitim serüveni bu şekilde gerçekleşmektedir. Türkiye'de eğitim sistemine bakıldığında, okul öncesi eğitim ile başlayan bu süreç, lisansüstü eğitim olarak ifade edilen yüksek lisans ve doktora eğitimleri aşamasına kadar sürmektedir. Sırasıyla ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarını başarıyla tamamlayan her öğrenci, istediği takdirde yükseköğretim aşamasında üniversite eğitimi alabilmektedir. Bunun için Yükseköğretim Kurumları Sınavına girerek gerekli olan başarı sıralaması ya da puanı elde eden öğrenci, tercihleri doğrultusunda yerleşecekleri bölümlerde üniversite eğitimlerini almaya hak kazanacaklardır. Üniversite ve bölüm tercihlerini başarı sıralaması ya da sınav puanlarına göre yapacak olan öğrenciler için bu tercihleri etkileyen ve belirleyen birçok faktörden bahsedilebilir. Bu tez, üniversite tercihi yapacak öğrencilerin tercih nedenlerini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın konusunu, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünü tercih eden öğrencilerin tercih nedenleri ile tercih öncesi ve tercih sonrası karşılaştıkları durumlar oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, öğrencilerin üniversite ve bölüm tercihlerinin nedenlerini analiz etmek üzere hazırlanmış anket sorularında üç başlık üzerinde durulmuştur. Öğrencilerin üniversite ve bölüm tercih nedenleri, tercihi etkileyen faktörler, tercih nedenleri ve tercih sonrası yerleşilen bölüm hakkında düşünceler başlıkları altında incelenmiştir. Üç başlık üzerinden öğrencilere yöneltilen anket sorularından elde edilen veriler bağlamında değerlendirmeler yapılmıştır.

GümüşhaneMeslek seçimiOkul seçimi+5
Hatice Altındal
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ruhsal Engelli Bakım Merkezi çalışanlarının madde bağımlılığı farkındalığının incelenmesi Adana ili örneği

Ruhsal Engelli Bakım Merkezi Çalışanlarının Madde Bağımlılığı Farkındalığının sosyal hizmet bakış açısı ile incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Bu araştırma Adana il merkezinde bulunan ruhsal engelli bireylere hizmet veren dört farklı bakım merkezinde görev yapan toplamda 99 personel ile yürütülmüştür. Araştırmada katılımcı soru formu ve Madde Bağımlılığı Farkındalık Ölçeği kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Katılımcı soru formundaki değişkenlere göre madde bağımlılığı farkındalığının ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alanyazına, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AdanaBakım verenlerFarkındalık+7
Ezgi Nur Söğüt
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin aile içi şiddet farkındalık düzeylerinin açıklanmasında olumsuz çocukluk yaşantılarının ve algılanan ebeveyn kabul-red durumlarının rolü

Bu araştırmanın amacı ebeveynlerin aile içi şiddet farkındalıklarını etkileyen demografik değişkenler ile olumsuz çocukluk deneyimlerinin ve ebeveyn kabul-ret düzeylerinin şiddet farkındalığı üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın örneklemini oluşturan 466 ebeveynden demografik bilgi formu, Aile İçi Şiddet Farkındalık Ölçeği, Olumsuz Çocukluk Yaşantıları Ölçeği ve Yetişkin Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği aracılığı ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, çok değişkenli regresyon, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı, t-testi analizi ve tek yönlü Anova teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ebeveynlerin olumsuz çocukluk yaşantılarının sayısı ve baba ret düzeyleri arttıkça şiddet farkındalık düzeylerinde anlamlı oranda düşüş gözlendiği sonucu elde edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda ise cinsiyet değişkeninin aile içi şiddet farkındalığını yordarken, olumsuz çocukluk yaşantıları, anne kabul-ret düzeyi ve baba kabul-ret düzeyi olan bağımsız değişkenlerin aile içi şiddet farkındalığını yordamadığı tespit edilmiştir. Bununla beraber, ebeveynlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, anne baba eğitim düzeyi ve evlenme şekli gibi değişkenlerin aile içi şiddet farkındalık düzeyini anlamlı oranda etkilerken, ebeveynlerin çocukları ile birlikte yaşama durumu, bir işte çalışıp çalışmama, psikolojik bir probleme sahip olup olmama, medeni durum ve gelir durumu değişkenlerinin ise aile içi şiddet farkındalığını anlamlı oranda etkilemediği bulunmuştur.

Aile içi şiddetEbeveyn kabul veya reddiOlumsuz erken çocukluk deneyimleri
Ahmet Ali Çelik
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim (2.kademe) öğrencilerinin, madde bağımlılığı ile mücadelesinde okul sosyal hizmeti'nin önemi

Madde bağımlılığı ile mücadelede önleyici ve koruyucu bir uygulama alanı olan okul sosyal hizmetinin önemi bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Araştırmamız ülkemizde henüz pilot uygulamaları yapılan okul sosyal hizmetinin tüm okullarımızda hayata geçirilmesi için gerekli teorik bilgi ve bilimsel verilerin temininde yardımcı bir başvuru kaynağı olacaktır. Madde bağımlılık yaşının giderek İlköğretim 1. kademeye kadar düştüğü günümüzde, bu konuda yapılan çalışmaların yetersiz olduğu literatür taramasında ortaya çıkmıştır. Okullarımızda okul sosyal hizmet birimlerinin kurularak aktif olarak çalışması ile, madde bağımlılığını önlemedeki başarısı araştırılmış, erken yaş madde bağımlılığının önlenmesinde başarılı sonuçların alınacağı saptanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Sadece bireysel değil toplumsal bir sorun olan madde bağımlılığının önlenmesinde Şiran ilçemizde görev yapan öğretmen ve yöneticilerimizin görüş ve önerileri doğrultusunda eğitim ve öğretim faaliyetlerine yeni çözüm odaklı katkı sağlama hedef edinilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda madde bağımlılığının erken yaşlarda önlenilmesi gerektiğinin önemi anlaşılmıştır. Bu sebeple okullar bünyesinde hayata geçirilecek okul sosyal hizmet birimlerinin gerekliliği ortaya konulmuş, madde bağımlılığının önlenmesinde önemli bir kilit rol oynayacağı belirlenmiştir.

BağımlılıkMadde bağımlılığıSosyal hizmet eğitimi+4
Tuncay Üçüncü
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerin çocuk ihmal ve istismar vakaları ile karşılaşma durumları, bildirim yükümlülükleri ve eğitim gereksinimleri: Gümüşhane örneği

Geçmişten günümüze toplumun en temel yapı taşı aile olarak kabul edilmektedir. Aile, çocuğun ilk eğitim aldığı yer olması açısından aileye farklı sorumluluk ve görevler yüklenmektedir. İşlevlerinde aksamaların gerçekleştiği aileler sağlıksız aileler olarak tanımlanmaktadır. Sağlıksız ailelerde çocuğa yönelik ihmal istismar gibi çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü bozacak durumlar gerçekleşebilir. Bu durumlar şiddet, cinsel içerikli davranışlar ya da çocuğun onur ve haysiyetini zedeleyici söylemler olarak karşımıza çıkabilmektedir. Sosyal hizmet mesleği çeşitli dezavantajlı gruplarla çalışsa da bunlardan en önemli olanlardan birisi çocuklar olarak kabul edilmektedir. Multidisipliner bir çalışma alanı olan sağlıkta da çocuğa yönelik tıbbi, psikolojik ve sosyal olarak müdahale alanları bulunmaktadır. Koruyucu ve önleyici hizmetlerin yanı sıra çocuk istismarı ve ihmalinde ilk müdahale eden meslek grupları içerisinde yer alan hekimlerin bu alanla ilgili bilgi, beceri ve deneyimlerinin bulunması son derece önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; Gümüşhane İlinde görev yapmakta olan hekimlerin çocuk ihmal ve istismar vakaları ile karşılaşma durumları, bildirim yükümlülükleri ve eğitim gereksinimlerinin tespit edilmesi, ayrıca sağlık eğitimi alan ve insan anatomisi ve fizyolojisi üzerine yoğunlaşan hekimlerin toplumsal sorunlar, yasal sorumluluklar ve insan psikolojisine yönelik farkındalık düzeylerinin ölçülmesidir.

BeyanDoktorlarEğitim+7
Mansur Üstünsoy
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada bedenin yeniden üretimi: Geç ergenlik dönemi üzerine nitel bir araştırma

Ergenlik dönemi, bireyin fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyal ve cinsel gelişiminde değişimlerin yaşandığı önemli bir dönemdir. Bu dönemin etkisiyle ergenler, duygusal dalgalanmalar, yetersizlik hissi ve kendini beğenmeme gibi durumlarla karşılaşmaktadır. Bu olumsuz durumların sebeplerinden biri, ergenlerin sosyal medyayı kullanım sıklığının artmasına bağlı sosyal medyada karşılaştıkları ideal beden görünümleriyle kendi bedenlerini kıyaslamalarıdır. Çünkü sosyal medyada bir bedenin nasıl olması gerektiğine dair oldukça fazla uyaran mevcuttur. Bu nedenle bu araştırmada, geç ergenlik dönemindeki bireylerin beden ve ideal beden algısını etkileyen değişkenlerin ve beden memnuniyetsizliği ile baş etme stratejilerinin neler olduğunu ve sosyal medyanın beden inşasına etkisini incelemeyi amaçladım. Bu amaç doğrultusunda çalışmayı nitel araştırma desenine göre dizayn ettim. Araştırmada, veri toplama aracı olarak görüşme tekniğinden faydalandım. Araştırmanın katılımcılarını belirlemede amaçlı örneklem yöntemini kullanarak, belirtilen kriterleri karşılayan geç ergenlik dönemindeki 24 bireyle amaca yönelik derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdim. Görüşmelerden elde ettiğim verileri çözümlemede, katılımcıların birebir aktardığı görüşler için betimsel analizden faydalandım. Ayrıca, MAXQDA 2022 programı aracılığı ile Beden İnşası temasını; beden algısının gelişimi, beden memnuniyetsizliği ile baş etme stratejileri, ideal beden algısı ve sosyal medya olmak üzere dört ana kategoride inceledim. Beden inşasının şekillenmesinde ergenlik döneminin, ailenin, akranların, partnerin, toplumun, benlik algısının ve sosyal medyanın önemli rolü olduğu sonucuna ulaştım. Sosyal medyada sunulan ideal beden görünümlerinin ergenlerin beden inşasında önemli bir etkiye sahip olduğu kayda değer bir diğer sonuçtur. Bu araştırmanın konusu nicel araştırma teknikleri ile daha önce ölçümlendiği halde alanyazında nitel tekniklerin kullanıldığı herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Buradan hareketle, görüşme tekniği ile toplanan veriler, konu ile ilgilenenlere temel kaynak olması açısından önemlidir.

Beden algısıBenlik saygısıGeç ergenlik+2
Kübra Türkel
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanı adaylarının etik sorumluluklarına yönelik nicel bir araştırma

Etik, insanların yaşamında büyük yer kaplayan, onların davranış ve eylemlerini etkileyen, toplumun düzenini sağlamaya çalışan, işleyişin daha sağlıklı olmasını amaç edinen kurallar ve ilkeler bütünüdür. Sosyal hizmet insanların ve toplumun refahı için oluşmuş, insan hakları, adalet ve insan onuru için savaşan, bireylere kaliteli hizmet vermek hedefinde olan, gelişme ve ilerleme taraftarı olan bir meslek dalıdır. Etik ve Sosyal Hizmet kavramları düzen, eşitlik, daha kaliteli bir hayat gibi birçok noktada ortak payda içindedirler. Ama genel olarak etik sosyal hizmeti kapsar. Çünkü etik yaşamın hemen hemen her dalına hitap eder, sosyal hizmet de bu dallardan biridir. Sosyal hizmetin de her bir parçası etikle ilişkilidir ve etik olmadan düşünülmesi mümkün değildir. Verilen hizmetlerden, yapılan uygulamalara, müracaatçılara sorumluluklardan, kurumu ve meslektaşlarıyla olan ilişkilerine kadar etikle birlikte harmanlanmaktadır. Etik ilkeler, sosyal hizmetin vazgeçilmez bir parçası ve temel taşıdır. Araştırmada, yapılan nicel çalışma sonucunda sosyal hizmet öğrencilerinin gözünden etik kavramının ne ifade ettiği, müracaatçılara yönelik etik sorumlulukları hakkındaki bilgi ve düşünceleri alınarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, etiğin katılımcılar açısından farklı anlamlar ifade ettiği, herkesin kendi değerlerinin olduğu ve bu değerlere göre cevaplar verdiği gözlemlenmektedir. Etik sorumluluklar hakkında ortak cevaplar verilmiş olsa da ayrıştıkları noktaların da olduğu gözlenmiştir. Etiği ve etik sorumlulukları hem mesleki hem kişisel olarak önemsedikleri ve etik duyarlılıklarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

Ahlaki sorumlulukDeğerlerEtik+2
Gönül Mete
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet öğrencilerinin benlik saygıları ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide genel yetkinlik inancının aracılık rolü: Gümüşhane Üniversitesi örneği

Bu çalışmada genel yetkinlik inancının, benlik saygısı ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünde öğrenim gören 209 (kadın= 160; erkek=49) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; işsizlik kaygısı ölçeği, Rosenberg benlik saygısı ölçeği, genel yetkinlik inancı ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından hem basılı formlar hem de online olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde t testi, korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Levene F testi, Scheffe Post-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda benlik saygısı ile işsizlik kaygısı arasındaki ilişki negatif yönde ve düşük düzeyde çıkmıştır. Benlik saygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki orta düzeyde ve pozitif yönlüdür. İşsizlik kaygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki ise negatif yönlü ve düşük düzeyde çıkmıştır. Genel yetkinlik inancının işsizlik kaygısı ve benlik saygısı arasındaki ilişkide tam aracılık rolü çıkmıştır. Araştırmada ayrıca demografik değişkenler açısından da anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.

Benlik saygısıGenel yetkinlik inancıKaygı+7
Serap Şahin
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik tutumlarının incelenmesi: Gümüşhane ili örneği

Bu çalışmada sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik tutumları incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 174(131 kadın/43 erkek) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan sosyodemografik bilgi formu ve ruhsal hastalığa yönelik tutumlar ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından hem basılı formlar hem de online olarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve t testi kullanılmıştır. Tutumlar; cinsiyet, yaş, anne ve baba genel bilgileri, ruhsal hastalık geçmişi, ruhsal hastalıkla karşılaşma durumuna göre bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda sosyal hizmet lisans öğrencilerinin tutumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

Kronik ruhsal hastalıklarMental bozukluklarPsikolojik sorunlar+7
Cansel Kurt
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

LGBT bireylerin temel sorunları ve sosyal hizmet gereksinimleri

Bu tez LGBT bireylerin sosyal yaşamlarında maruz bırakıldıkları olumsuzlukların psikolojilerine etkilerini ve bu bağlamda sosyal hizmet uygulamalarına duyulan gereksinimi incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Sosyal sorun kapsamında toplumun genelini ilgilendiren eğitim, sağlık, çalışma hayatı, arkadaşlık ve aile ilişkileri gibi birçok konuda LGBT bireylerin yaşadıkları sorunlar kendi ifadeleriyle dile getirilmiştir. Araştırma kapsamında 18-50 yaş aralığında Türkiye sınırları içerisinde ikamet eden 25 LGBT birey ile derinlemesine mülakat görüşmeleri yapılmıştır. Yapılan görüşmeler deşifre edilerek yazılı metne dönüştürülmüş ve bu metinler tema analizi tekniğiyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ve yapılan literatür incelemeleri LGBT bireylerin sosyal yaşamın her alanında toplum tarafından baskıya, dışlanmaya, aşağılanmaya, ötekileştirilmeye, değersizleştirilmeye mahkum bırakıldığını göstermiştir. Bununla beraber LGBT bireylerin yönelim ve kimliklerinden dolayı duygusal, fiziksel, cinsel şiddete uğradıklarını ve temel yaşam haklarından mahrum bırakılmaya kadar uzanan kısıtlamalar ile karşı karşıya kaldıklarını gözler önüne sermiştir. Araştırma sonucunda LGBT bireylerin karşılaştıkları zorluklar ve bu sorunların psikolojik sağlıklarına yaptığı olumsuz etkiler görülmüş ve bu grup için sosyal hizmet uygulamalarının ne denli önemli olduğu ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda bu gruba yönelik sosyal hizmet gereksiniminin giderilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çerçevede yapılan tez çalışmasının diğer çalışmalardan farklılaştığı düşünülmekte, bundan sonra yapılacak araştırmalara ışık tutacağı, kamusal ve özel alanda farkındalık yaratacağı bu farkındalık sayesinde uygulamaların düzenlenebileceği öngörülmektedir.

AyrımcılıkCinsel kimlikDamgalama+6
Şeyma Nur Kınacı
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çokkültürcü sosyal hizmet perspektifinden göçmenlerin kültürel uyum süreci: Trabzon ili örneği

Bu araştırmada Trabzon ilinde yaşayan yabancı uyruklu göçmenlerin, göç sonrası kültürel uyum süreçlerinde yaşadıkları sorunlar ve bu sorunlarla baş etme yöntemleri çokkültürcü sosyal hizmet perspektifinden ele alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Trabzon'da yaşayan 18 (11'i erkek, 7'si kadın) göçmen oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, nitel araştırma modelinin derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Toplanan verilerin betimsel çözümlemesiyle araştırmanın bulguları elde edilmiştir. Bu araştırmada katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinin kültürel uyum üzerinde etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte göçmenlerin hâkim topluma yönelik geliştirdikleri aidiyet duygusunun ve hâkim toplumun kültürüne ait benzerlikleri fark etmelerinin, göçmenlerin kültürleşme deneyimlerini hâkim toplumla bütünleşme yönünde ortaya koydukları görülmektedir. Göçmen bireylerin kültürel uyum sürecine etki eden sorunlarının başında "belirsizlik" hali gelmektedir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerden, göçmenlerin farklı olmalarından kaynaklanan dışlayıcı ve ötekileştirici tutumlarla karşılaştıkları görülmektedir. Göçmen bireylerin farklı kültürlerinden ötürü hâkim toplumun dışına itilmeleri çokkültürcü sosyal hizmet çalışmalarının önemini ortaya koymaktadır. Sosyal hizmetin göçmenlere yönelik gerçekleştirecekleri çokkültürcü anlayışı benimseyen çalışmaların, sosyal hizmetin bilgi, beceri ve değer temelinde oluşturulması kültürel uyum ve toplumsal bütünleşme için oldukça önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Çokkültürcü sosyal hizmet bakış açısı ile göçmenlere yönelik yapılacak çalışmalar var olan sorunların çözümünde etkili olmakla birlikte uyumsuzluk-dışlanma ve topluma uyum sağlayamamanın, bütünleşememenin yaratacağı pek çok sorun için de göçmenler adına koruyucu-önleyici nitelikte olacaktır. Anahtar Kelimeler: Çokkültürcü sosyal hizmet, Göçmen, Kültürel uyum.

Leyla Tan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumlarının incelenmesi: Gümüşhane Üniversitesi örneği

Engellilik, insanlığın başlangıcından günümüze kadar gelen bireyin yaşam aktivitelerini kısıtlayıcı bir durumdur. Engelliliği sadece bir sağlık sorunu olarak değerlendirmek yanlış olacaktır. Engellilik engelli birey ve ailesini eğitim, sağlık, sosyal ve ekonomik alanlardan etkileyen karmaşık bir olgudur. Özellikle engelli bireyler toplumsal hayata katılım ve hizmetlere erişim noktasında sorunlar yaşamaktadır. Söz konusu sorunları oluşturan temel nedenlerin başında tutumlar gelmektedir. Engellilere yönelik olumsuz tutum ve algılar hem engelli bireyin hem de ailesinin sosyal izolasyonuna neden olmaktadır. Engellilere yönelik tutumların olumlu yönde geliştirilmesi engelli bireylerin sosyal katılımı bakımından hayati önem taşımaktadır. Bu sebeple en temelde engellilerle çalışmalar yürütecek meslek elemanlarının engelli bireylere yönelik tutularının incelenmesi ve olumlu yönde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan söz konusu tez, engelli müracaatçı gruplarıyla doğrudan çalışmalar yürütecek sosyal çalışmacı adaylarının tutumlarının incelenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü 4.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin müracaatçı olarak engelli bireylerle çalışma ve engelli bireylere yönelik tutumları incelenmiştir. Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin engelli bireylere yönelik tutumlarının belirlenmesinde demografik sorular ve Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan "Toplum Özürlülüğü Nasıl Anlıyor" araştırması kapsamında geliştirilmiş "Özürlülere Yönelik Tutumlar Ölçeği" kullanılmıştır. Tutumlar; eğitim, kişilerarası ilişkiler, çalışma yaşamı, aile yaşamı, kişisel özellikler, yetkinlik ve bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Anket sorunlarından elde edilen veriler bağlamında öğrencilerin engellilere yönelik tutumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Gümüşhane Üniversitesi, Sosyal hizmet, Tutum.

Engelli kişilerEngellilikSosyal hizmet eğitimi+5
Habibe Telli
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin üniversite öğrencileri üzerindeki psikolojik etkilerinin sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin üniversite öğrencileri üzerindeki psikolojik etkilerini sosyodemografik değişkenler açısından incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma grubu Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitimine devam eden öğrenciler arasından amaçlı örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Bu kapsamda araştırma, çalışmaya katılmaya gönüllü 594 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizi t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, kadın olma, düşük gelir grubunda olma, deprem öncesi profesyonel psikolojik destek alma, depremi doğrudan deneyimleme, depremde yakınlarını kaybetme, deprem sonrası psikolojik yardım alma ihtiyacı hissetme ve kendini güvensiz hissetme gibi durumların, psikolojik belirtiler yaşama açısından birer risk faktörü olduğu belirlenmiştir. Afetlerin ardından ruh sağlığını etkileyebilecek risk faktörlerinin belirlenmesi, psikolojik destek ve tedavi çalışmaları için büyük önem taşır. Bu doğrultuda bu çalışmanın bulgularının, bir kitlesel felaketin ardından risk etmenlerinin daha iyi anlaşılmasına ve mağdurlara yönelik etkili halk sağlığı müdahalelerinin tasarlanmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Doğal afetler
Ramazan Koç
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi: Ankara ili örneği

Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Bu araştırma Ankara il merkezinde kamu veya özel sektörde görev yapan toplamda 147 personel ile yürütülmüştür. Araştırmada demografik ve mesleki bilgi formu, bilişsel esneklik envanteri, mesleki doyum ölçeği ve problem çözme envanteri kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Demografik ve mesleki bilgi formundaki değişkenlere göre sosyal hizmet uzmanlarının, bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alan yazına, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Serair Ferhat Bulat
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Evlat edinme olgusuna toplumsal bakış: Erzincan örneği

Bu çalışmada bireylerin demografik özelliklerinin ve dini yönelimlerinin, evlat edinme hizmetine karşı bakış açılarını ne ölçüde etkilediği incelenmiştir. Ülkemizdeki istatistikî verilere bakıldığında evlat edinme hizmetinin istenilen düzeyde olmadığı, kurum bakımında kalan birçok çocuğun olduğu görülmektedir. Buna yönelik olarak araştırmanın temel problemi "Ülkemizde evlat edinme hizmetinin istenilen düzeye ulaşamamasının altında yatan nedenler nedir?" şeklindedir. Araştırmanın temel varsayımı "Bireylerin dini yönelimlerinin evlat edinmeye yönelik tutumları üzerinde yordayıcı etkisi vardır" yargısıdır. "Bireylerin evlat edinme tutumları cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu ve gelir düzeyi etkenlerine göre farklılaşmakta mıdır?" soruları ise araştırmanın temel sorularıdır. Evlat edinme ile ilgili alanyazın incelendiğinde konunun daha çok hukuksal boyutunun işlendiği, evlat edinmeye yönelik toplumsal tutuma dair sınırlı çalışmanın mevcut olduğu, dini yönelim ve demografik verilerin evlat edinme tutumuna etkisini inceleyen herhangi bir çalışmanın mevcut olmadığı görülmüştür. Bu çalışmaya benzer herhangi bir çalışma bulunmadığından alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada çalışma grubunu Erzincan ilinde ikamet eden 30 yaş ve üzeri 500 (kadın= 262, erkek= 238) bireyler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik bilgi formu, dini yönelim ölçeği ve evlat edinmeye yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları online olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde t testi, korelasyon ve regresyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ScheffePost-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yaş, gelir düzeyi ve dini yönelim ile evlat edinme tutumu arasında anlamlı bir ilişki bulunurken cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu etkenleri ile evlat edinme tutumu arasında anlamı bir ilişki bulunmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Sosyodemografik özellikler
Sinem Şirin
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir uygulanan şiddet mağduru kadınların güçlendirme yaklaşımı bağlamında incelenmesi: Rize ili örneği

Kadına yönelik şiddet olgusu; maruz kaldığı kadınlar açısından duygusal, fiziksel, sosyal, bilişsel, ekonomik vb. olumsuz sonuçlar meydana getiren ve geçmişten günümüze süregelen toplumsal bir problemdir. Toplumsal problemin önlenebilmesi ve ortaya çıkan olumsuz etkilerin minimize edilmesine yönelik ulusal ve uluslararası kanuni düzenlemeler geliştirilmiştir. Ülkemizde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında atılan adımlar, kadınların maruz kaldığı şiddetin önlenebilmesini ve kadının güçlendirilmesini hedeflediği bilinmektedir. Bu bağlamda kadının iyilik halini korumak için kanun kapsamında hakkında koruyucu ve önleyici tedbir uygulanan kadınların yaşantılarının ve gelecek beklentilerinin güçlendirme yaklaşımı bağlamında değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Böylelikle kadının güçlendirilmesini hedefleyen bu tedbirlerin işlevselliği yönünden değerlendirme yapılarak güçlendirme yaklaşımı bağlamında öneriler geliştirilmek istenmiştir. Bu çalışmada kadına yönelik şiddet, 6284 sayılı kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler ve sosyal hizmet kuramlarında güçlendirme yaklaşımına yönelik literatür taraması yapılmıştır. Araştırma grubunu ise Rize ilinde yaşamakta olup Rize Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünden hizmet alan şiddet mağduru kadınlar oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan kadınlarla nitel araştırma yöntemi ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında, yararlandıkları koruyucu ve önleyici uygulamalara dair deneyimleri öne çıkarılırken, bu uygulamaların güçlendirme noktasındaki etkisinin anlaşılması adına derinlemesine görüşme tekniklerine yer verilmiştir. Bu araştırma kapsamında ulaşılan veriler, kadına yönelik şiddetle mücadelede kadınların gözünden perspektif ortaya koymaktadır. Bu itibarla kadının güçlendirilmesini hedef alan uygulamalara yol gösterici ve konuya özgü sosyal politikalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Kadına yönelik şiddet, Güçlendirme yaklaşımı, Koruyucu-önleyici tedbirler, 6284 sayılı kanun

Uğur Albayrak
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanı adaylarının algılanan sosyal destek düzeyleri: Gümüşhane ili örneği

Bu çalışmada, sosyal hizmet öğrenimine devam etmekte olan lisans öğrencilerinin algılanan sosyal destek düzeyleri incelenmiştir. Yapılan araştırma Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenimlerine devam eden 124 ( kadın/ erkek) sosyal destek uzmanı adaylarından oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ile Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak derlenmiştir. Veri toplama araştırmacı tarafından yüz yüze ve çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Verilerin analiz edilmesi sürecinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve bağımsız t testleri kullanılmıştır. Algılanan sosyal destek; öğrencilerin cinsiyetleri, yaş aralıkları, öğrenim görmekte oldukları sınıf düzeyi, ebeveynlerinin öğrenim düzeyleri ve hayatta olma durumlarına göre, bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular neticesinde, sosyal hizmet uzmanı adaylarının algılanan sosyal destek düzeyleri ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

Algılanan sosyal destek
Tolga Sağlam
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Türkiye'de yaşayan Suriyeli mültecilerin sosyal dışlanma düzeyleri ile kültürleşme stresleri arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlık düzeylerinin aracılık etkisinin incelenmesi

Türkiye'de yaşayan Suriyeli mültecilerin sosyal dışlanma düzeyleri ve kültürleşme stresleri arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlık olgusunun aracı etkisinin değerlendirilmesinin amaçlandığı bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini ülkemizde yaşayan tüm Suriyeli mülteciler oluştururken, örneklem grubunu ise Mayıs 2024 tarihi itibariyle toplam 250 mülteci oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından online olarak elde edilen anket verileri Excel uygulamasına aktarıldıktan sonra IBM SPSS 22 Paket İstatistik programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizine göre; katılımcıların psikolojik sağlamlık, kültürleşme stresi ve sosyal dışlanma düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu; katılımcıların psikolojik sağlamlık, kültürleşme stresi ve sosyal dışlanma düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği; kültürleşme stresi düzeylerinin medeni durum ve eğitim durumuna göre anlamlı farklılaştığı; çalışma durumlarının Kültürleşme Stresi ve Sosyal Dışlanma düzeylerinin üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olduğu; katılımcıların psikolojik sağlamlık, sosyal dışlanma ve kültürleşme stresleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Çalışmada son olarak psikolojik sağlamlığın aracılık rolünün bağımlı değişken kültürleşme stresi olduğunda anlamlı hale geldiği gözlenmiştir.

Betül Taş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2025
10
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2025.231
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Evli kadınlarda aile içi şiddet farkındalığı ile kadına yönelik eş şiddetine maruz kalma arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma, evli kadınların aile içi şiddet farkındalıkları ile eş şiddetine maruz kalma durumlarının sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve farkındalığın eş şiddeti üzerindeki yordayıcı etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel yöntemle, gönüllü olan 403 evli kadının katılımıyla yapılmıştır. Veriler, Aile İçi Şiddet Farkındalık Ölçeği, Aile İçi Kadına Yönelik Şiddet Ölçeği ve demografik bilgi formu ile toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre; 31–40 yaş aralığında bulunan, evlilik süresi 10 yıl ve altında olan, kendisi ve eşi çalışan ve eşi yüksek eğitim düzeyine sahip kadınların aile içi şiddet farkındalıklarının daha yüksek, eş şiddetine maruz kalma düzeylerinin ise daha düşük olduğu belirlenmiştir. Eşin düzenli çalışmamasının kadınlarda şiddeti kabullenme eğilimini artırdığı; ileri yaşta olan ve tanışarak evlenen kadınların ise daha yüksek farkındalık düzeyine ve daha düşük şiddet maruziyetine sahip olduğu saptanmıştır. Çekirdek aile yapısına sahip kadınların şiddeti daha iyi tanıdığı ve daha az kabullendiği görülmüştür. Eşi alkol kullanan kadınlar şiddeti tanımada daha bilinçli olsalar da daha fazla şiddete maruz kalmaktadır. Ayrıca eşin ruhsal bir tanısının bulunmasının eş şiddeti düzeyini artırdığı belirlenmiştir. Artan farkındalık düzeyinin eş şiddetine maruz kalmayı azalttığı saptanmıştır. Bu doğrultuda, kadınların güçlenmesini destekleyen ve ekonomik bağımsızlığını artıran programlar ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılmalıdır. Anahtar Kelime: Aile içi şiddet, Eş şiddeti, Farkındalık, Kadın, Sosyal hizmet.

Dilan İçli Hayme
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2025
30
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2025.168
Master'sOpen AccessTR

Vatandaşların sosyal belediyecilik hizmetlerinden memnuniyet algısının incelenmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması

Bu çalışma, Trabzon'da yaşayan yetişkinlerin sosyal belediyecilik kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin memnuniyet düzeylerini belirlemek, bu düzeylerin demografik ve sosyo-ekonomik özelliklere göre farklılaşma durumunu analiz etmek ve bu alanda geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada nicel araştırma yöntemi ve basit tesadüfi örnekleme tekniği kullanılmıştır. Veriler, sosyal belediyecilik hizmetlerinden memnuniyeti ölçmek üzere geliştirilen 47 maddelik 5'li Likert tipi ölçek aracılığıyla 377 katılımcıdan elde edilmiştir. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda, 'Sosyal Belediyecilik Hizmetlerinden Memnuniyet Algısı Ölçeği'; engelli, kadın, aile-çocuk, gençlik ve yaşlı refahı olmak üzere beş alt boyutta toplanmıştır. Araştırma bulguları, katılımcıların memnuniyet düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğunu göstermiştir. Çocuk sayısı, eğitim düzeyi, meslek grubu ve gelir-gider dengesi ile memnuniyet algısı arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Özellikle yüksek gelir düzeyi, gelir fazlası ve az çocuk sayısına sahip katılımcıların memnuniyet düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın dikkat çeken bir başka bulgusu ise, kadın refahı alanının çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu, bireysel ile sosyoekonomik özellikler başta olmak üzere çeşitli faktörlerden etkilendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bu sonuçlar, sosyal belediyecilik hizmetlerinden memnuniyeti etkileyen temel dinamikleri ortaya koyması bakımından gelecekte geliştirilecek sosyal hizmet modellerine yol gösterici niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal belediyecilik, Sosyal hizmet, Ölçüm aracı geliştirmek

Sinan Kurt
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Evli kadınlarda toplumsal cinsiyet algısı korumacı ve düşmanca cinsiyetçiliğin kadına yönelik şiddet davranışıyla ilişkisi: Erzincan örneği

Toplumsal cinsiyet algısı, bireylerin kadın ve erkek rollerine dair geliştirdikleri inanç, tutum ve beklentileri içermektedir. Bu algılar, bireylerin hem sosyal yaşamdaki ilişkilerini hem de aile içi dinamiklerini önemli ölçüde şekillendirmektedir. Özellikle evlilik ilişkilerinde, kadın ve erkeğe atfedilen rollerin kalıplaşmış biçimde algılanması, zaman zaman eşitsizlik ve çatışmaların temelini oluşturabilmektedir. Bu bağlamda bu çalışma evli bireylerin toplumsal cinsiyet algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada bu algıların korumacı ve düşmanca cinsiyetçilik tutumları ile kadına yönelik şiddet davranışlarıyla olan ilişkisi nicel araştırma yönteminde ele alınmıştır. Bu çalışma Erzincan ilinde yaşayan 404 evli kadın ile yapılmıştır. Çalışma kapsamında demografik bilgi formu, toplumsal cinsiyet algısı ölçeği, çelişik duygulu cinsiyet ölçeği ve kadına yönelik eş şiddet ölçeği kullanılmış olup araştırma çerçevesinde kullanılan veriler SPSS paket programında çözümlenmiştir. Çalışma kapsamında evli kadın bireylerin konu ile alakalı ilgi ve tutumları araştırılıp değerlendirilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçların toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve kadına yönelik şiddet sorununa ışık tutmaktır. Bu çalışma, bu konudaki mevcut bilgiye katkıda bulunmayı hedeflerken toplumun bu tür davranışlarının önlenmesine yönelik daha iyi bilgilendirilmesine yardımcı olmaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Nermin Kayan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2025
20
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2025.205
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının ruhsal hastalıklara yönelik inançlarının, damgalama ve empatik eğilim düzeylerinin incelenmesi: Ağrı ili örneği

Bu çalışmada sağlık çalışanlarının ruhsal hastalıklara yönelik inanç, damgalama ve empatik eğilim düzeyleri incelenmiştir. Araştırmamız Ağrı iline bağlı sağlık kuruluşlarında görev yapan 334 sağlık çalışanı (Doktor, Hemşire, Ebe, odyolog Tıbbi sekreter, Diş protez teknikeri vb.) ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Ruhsal Hastalığa Yönelik İnançlar Ölçeği", "Sağlık Çalışanları için Ruhsal Hastalıklara Yönelik Damgalama Ölçeği" ve "Empatik Eğilim Ölçeği" olmak üzere toplam dört ayrı veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi için IBM SPSS Version 27 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi, Post-hoc testi ve Spearman korelasyon analizi testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Ruhsal Hastalığa Yönelik İnançlar Ölçeği (RHİÖ) ile Ruhsal Hastalıklara Yönelik Damgalama Ölçeği (SÇ-RHYDÖ) puanları arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki (p < 0,01) bulunurken, Empatik Eğilim Ölçeği (EEÖ) ile (SÇ-RHYDÖ) puanları arasında çok zayıf bir ilişki (p<0,05) saptanmıştır. Sağlık çalışanlarının ruhsal hastalıklara yönelik inanç düzeyi orta-yüksek, damgalama düzeyi orta, empatik eğilim düzeyi ise yüksek bulunmuştur.

Mehmet Fatih Taşdan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
00