
36
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Klinik becerilerin değerlendirilmesinde standart belirleme yöntemlerinin karşılaştırılması
Özcan, G., Klinik Becerilerin Değerlendirilmesinde Standart Belirleme Yöntemlerinin Karşılaştırılması, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tıp Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2022. Bu araştırma ile öğrenci merkezli standart belirleme yöntemlerinden Sınır Grup ve Karşıt Gruplardan elde edilen kesme puanları ile test merkezli standart belirleme yöntemlerinden olan Angoff (madde düzeyinde-MD) ve Angoff (beceri düzeyinde-BD) yöntemleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca, bu dört yöntemle belirlenen geçme puanları ve bu puanlar neticesinde başarılı kabul edilen öğrenci sayılarının ve yüzdelerinin nasıl değiştiği incelenmiştir. Bunun yanında Angoff (MD), Angoff (BD), sınır grup ve karşıt gruplar yöntemleriyle elde edilen geçme puanlarına göre başarılı öğrencilerin yüzdeleri arasında anlamlı fark olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca, farklı branşlardan çalışmaya katılan uzmanların standart belirleme yöntemleri ile belirlediği geçme puanları arasındaki uyum araştırılmıştır. Araştırma, standart belirleme yöntemlerinin Yapılandırılmış Objektif Klinik Sınav (YOKS) için kullanılması özelinde durum saptamaya yönelik olduğundan betimsel bir nitelik taşımaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında HÜTF Dönem 3'e devam eden öğrencilerden iletişim, solunum sistemi fizik muayene, spekulum ile kadın genital muayene ve dikiş atma becerilerinden oluşan YOKS'a giren 531 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada ayrıca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan beş tıp eğitimi uzmanı ve beş uzman hekim olmak üzere toplam on uzmandan Angoff (MD) ve Angoff (BD) yöntemleri için görüş alınarak veri toplanmıştır. Sınır grup ve karşıt gruplar yöntemleri için veri kaynağı olarak; Tıp Eğitimi ve Bilişimi Anabilim Dalı arşivlerinden alınan 30 uzmanın YOKS esnasında yaptıkları genel değerlendirme sonuçları kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre Angoff (MD), Angoff (BD), sınır grup ve karşıt gruplar yöntemlerine göre farklı geçme puanları elde edilmiştir. Dört yöntem karşılaştırıldığında en yüksek kesme puanı; kadın genital sistem muayenesi için karşıt gruplar yöntemiyle (79); iletişim becerileri için Angoff (BD) yöntemiyle (69,6); solunum sistemi muayenesi için Angoff (MD) yöntemiyle (68,3); dikiş atma becerisi için karşıt gruplar yönteminde (65) bulunmuştur. Öğrenci merkezli yöntemler kendi içinde değerlendirildiğinde geçme puanlarının birbirlerine yakın, test merkezlilerin ise birbirine uzak olduğu görülmüştür. Öğrenci merkezli yöntemlerde başarılı kabul edilen öğrenci yüzdeleri test merkezli yöntemlere göre daha yüksek çıkmıştır. Dört beceri, dört ayrı yönteme göre kesme puanı belirlendikten sona belirlenen kesme puanıyla başarılı kabul edilen öğrenci yüzdeleri arasındaki manidar fark olup olmadığı incelenmiştir. Angoff (MD)- Angoff (BD) arasında 1 beceri için, Angoff (MD)- Sınır grup arasında 3 beceri için, Angoff (MD)- Karşıt gruplar arasında 1 beceri için anlamlı fark bulunmuştur. Angoff (BD)- Sınır grup arasında 3 beceri için, Angoff (BD)-Karşıt gruplar arasında 1 beceri için ve Sınır grup- Karşıt gruplar arasında 3 beceri için anlamlı fark çıkmıştır. Uzmanlara ait Angoff (MD) ve Angoff (BD) yöntemlerine ilişkin geçme puanları arasındaki korelasyon için Spearman sıra farkları korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Tıp eğitimcisi ve uzman hekimler bir arada değerlendirildiğinde kadın genital sistem muayenesi becerisi için 0,05 düzeyinde; iletişim becerileri, solunum sistemi muayenesi, dikiş atma becerisi için 0,01 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu görülmektedir. Solunum sistem muayenesi için korelasyon çok kuvvetli çıkarken; iletişim, solunum sistemi muayenesi ve dikiş atma becerisi için kuvvetli ilişki olduğu saptanmıştır.
Simülasyona dayalı eğitimde farklı çözümleme yöntemlerinin hemşirelik öğrencilerinin bilgi ve performansına etkisi
Araştırma, simülasyona dayalı eğitimde farklı çözümleme yöntemlerinin hemşirelik öğrencilerinin bilgi ve performansına etkisini belirlemek amacıyla deneysel desende yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde 2017-2018 Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde "Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Dersi" ne kayıtlı 83 hemşirelik 2. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada tüm öğrenciler antikoagülan ilaç kullanımı konusunda standart hasta ile simülasyon eğitimine katılmıştır. Kontrol grubundaki öğrenciler sadece simülasyon uygulamasına katılmış, deney grubu 1'deki öğrencilerle simülasyon sonrası sözlü çözümleme, deney grubu 2'deki öğrencilerle ise videolu çözümleme oturumu yapılmıştır. Öğrencilerin bilgileri bilgi testi ile, performansları gerçek hastalarla yaptıkları uygulamaların değerlendirmesi ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, tüm grupların bilgi puanları simülasyon eğitiminden sonra anlamlı düzeyde artmıştır (kontrol grubu için p=0.025, deney grupları için p<0.001). Öğrencilerin gerçek hasta ile performans puanı ortalamaları kontrol grubundaki öğrencilerde 39.41±8.41, deney grubu 1'deki öğrencilerde 60.50±8.44, deney grubu 2'deki öğrencilerde ise 74.57±10.78 olarak hesaplanmıştır. Deney grubu 2'deki öğrencilerin performans puanlarının, deney grubu 1'den ve kontrol grubundan, deney grubu 1'deki öğrencilerin performans puanlarının kontrol grubundan yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0.001). Araştırmanın sonuçları doğrultusunda hemşirelik eğitiminde simülasyon yönteminin kullanılarak müfredata entegre edilmesi, sözlü ve videolu çözümleme oturumunun yapılması önerilmektedir.
Describe the behaviors of senior students of Medical faculty to express situations that threaten patient safety
Communication breakdowns make significant contributions to medical errors and adverse events in health care. Speak up about patient safety creates a safe atmosphere which is vital to keeping patients safe, preventing errors, and improving the quality of care. Intern doctors are junior medical staff in healthcare institutions, and they experience difficulties in addressing situations that threaten patient safety. This study aims to explore intern doctors' likelihood of speak up for patient safety and identify factors that affect intern doctors' speak up decisions. A qualitative design was used in this study. Purposeful sampling was used as a sampling technique, and a sample of this study consists of nine intern doctors who were enrolled in the 6th Year regular Medical Doctor (MD) program at Hacettepe University Faculty of Medicine in 2017-2018 Spring Semester. Data was collected with face to face semi-structured interviews using semi-structured questions on June 2018. Thematic analysis was used to interpret the data. The results of the study revealed that intern doctors frequently witnessed medical errors during internship and they attempted to speak up at least once before. However, intern doctors are reluctant to speak up about issues that threaten patient safety. Individual, relationship, situational, decision making, consequence related and cultural barriers are preventing intern doctors to speak up. Further, the essential motivator behind the decision to speak up in circumstances that threaten patient safety is feeling empathy for the patient and their relatives. The hierarchical status of the person was decisive in their way of speaking. Interns are supportive and grateful to speak up, and superiors' reactions are often suppressive, sometimes punitive. In line with the results of the research, recommendations were offered at the institutional and national level to improve the records of medical errors, to make arrangements to increase intern doctors' speak up, and to internalize the safety culture of all health care team.
Tıp fakültesi öğrencilerine verilen "kanıta dayalı tıp" eğitiminin fresno testi ile değerlendirilmesi
Kanıta dayalı tıp, hastalarla ilgili tıbbi kararlar verilirken klinik deneyimlerin yanı sıra bilimsel kanıtın da dürüst, açık ve mantıklı şekilde kullanılmasıdır. Hekimlerin kanıta dayalı tıbbı uygulayabilmeleri için klinik soru oluşturma, veri tabanlarında etkin arama yapma ve bilimsel araştırmaların eleştirel olarak değerlendirilmesi gibi konularda eğitim almaları gerekmektedir. Kanıta dayalı tıp uygulamalarını engelleyen önemli faktörlerden birisi yeterince bilgi ve beceriye sahip olunmamasıdır. Bu nedenle ulusal ve uluslararası eğitim organizasyon ve kurulları tıp fakültesi eğitim programlarında kanıta dayalı tıp eğitimlerine yer verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışmanın amacı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi eğitim programına uygun bir kanıta dayalı tıp eğitim programının geliştirilmesidir. Programın etkinliğinin değerlendirilmesinde kullanılmak üzere Fresno Test'in Türkçeye uyarlanması ve değerlendirme sonuçlarına göre eğitimin tıp fakültesinin hangi aşama ya da aşamalarında yer almasının uygun olacağının belirlenmesi hedeflenmiştir. Yöntem Araştırma ön ve son-test değerlendirmelerin uygulandığı deneysel bir araştırmadır. Araştırma kapsamında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi eğitim programı içerisinde yer alacak bir kanıta dayalı tıp eğitimi programı uygulanmıştır. Program içeriği kanıta dayalı tıbbın temel basamaklarını kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Öğrenci başarısının değerlendirilmesinde kullanılmak üzere dünyada yaygın olarak kullanılan Fresno Test Türkçeye uyarlanmıştır. Bulgular Cerrahpaşa tıp fakültesinde ilk kez uygulanan bu eğitime 3, 4 ve 5. sınıflardan toplam 76 gönüllü öğrenci katılmıştır. Eğitim programına katılmak isteyen öğrencilerden başvuru sırasında gereksinim belirlemeye yönelik bilgi toplanmış, program bu çerçevede düzenlenmiştir. Öğrencilerin eğitim öncesinde Türkçeye uyarlanmış Fresno testten aldıkları puan 49,9 ±18,2 iken eğitim sonrası puan 118,9 ±26,3 olarak belirlenmiştir (p<0,0001). Ön ve son-test sonuçları sınıflar açısından karşılaştırıldığında toplam puanlarda sınıflara göre farklılık olmadığı görülmüştür (Ön-test p=0,37, son-test p= 0,63). Son-test sonuçları üzerinden Cronbach α katsayı %78,4 olarak bulunmuştur. Değerlendiriciler arası güvenirliğin değerlendirilmesinde sürekli değişkenler için sınıf içi korelasyon (intraclass correlation-ICC) katsayısı ve kategorik değişkenler için kappa analizi uygulanarak kappa katsayıları hesaplanmıştır. Sınıf içi korelasyon katsayıları ön-test için 0,66-0,95 ve son-test için 0,83-0,97 arasında değişmektedir. Kappa katsayıları ise tüm ön-test soruları için 1,00 iken son-testte sadece bir soru için 0,89, diğer sorular için 1,00 olarak belirlenmiştir. Testin kapsam geçerliği kanıta dayalı tıp alanında deneyimli hekimler tarafından değerlendirilmiş ve kapsam geçerlik indeksi 1,00 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin eğitim programın geneline ilişkin memnuniyet düzeyi yüksektir. Program değerlendirme sürecinde elde edilen nitel ve nicel veriler incelenmiş program geliştirilmesinde kullanılmak üzere güçlü ve zayıf yönler belirlenmiştir. Çalışmanın tüm verilerine dayanarak bu programın Cerrahpaşa Tıp Fakültesi eğitim programının 3. yılında yer alması önerilmiştir. Sonuç İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğrencilerin kanıta dayalı tıp konusunda bilgi ve becerilerini geliştirmek üzere Kanıta Dayalı Tıp Okulu isimli özgün bir eğitim programı hazırlanmıştır. Öğrenci başarısı ve programın etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla Türkçeye uyarlanan Fresno Test'in kanıta dayalı tıp eğitimini değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu görülmüştür. Değerlendirme sonuçları, programın öğrencilerin kanıta dayalı tıp alanındaki bilgi ve beceri düzeylerini geliştirmede etkili olduğunu göstermiştir. Fresno Test sonuçları bakımından sınıflar arasında farklılık görülmese de program değerlendirme sürecinde elde edilen verilere dayanarak bu eğitimin fakültenin üçüncü yılında yer almasının uygun olacağı öngörülerek, seçmeli ders olarak programa eklenmesi önerilmiştir., Anahtar Kelimeler: Kanıta Dayalı Tıp, Fresno Test, Tıp Eğitimi
El kırıklarının cerrahi tedavisi sonrası elin antropometrik ve fonksiyonel değerlendirilmesi
Çalışma, el kırığı olan hastalarda farklı cerrahi yöntemlerin, elin ince ve kaba becerilerine olan etkisini görmek amacıyla yapılacaktır. Çalışma sonucunda hastaların kavrama kuvveti, el ince ve kaba becerilerinde azalma görülmesi istenen sonuçlar arasındadır. Bu çalışma iki gruptan oluşacaktır: I. Mini Plak Vida Grubu II. Kirschner Teli Grubu Çalışmanın her iki grubu Adana ilindeki Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine Nisan 2021-Ekim 2022 arasında müracaat eden el kırığı tanısı alan yetişkin hastalardan oluşacaktır. Her iki gruba Minnesota Pegboard El Beceri testi, Purdue Pegboard testi, Semmes Weinstein Monofilament testi, ince ve kaba kavrama testi, Baseline Diskriminatör Çarkı, İki Nokta Ayrımı uygulanacaktır ve her iki grup arasında karşılaştırma yapılacaktır. El kırığı tedavisi bölgesine ve kırık çeşidine göre farklılık gösterir. Ameliyatsız tedavilerin yanı sıra farklı cerrahi yöntemlerle de tedavi edilebilir. El kırığı olan hastalarda yapılan cerrahi yöntemlerin cerrahi tedavisi sonrası farklılıkları incelendiğinde ortaya çıkan veriler literatüre katkı sağlayacaktır. Bu katkılar sonucunda hastalara uygulanan tedavi yöntemleri de daha kontrollü ve faydalı olacaktır.
Omuz ağrılı bireylerde kinezyo bantlamanın rotator manşet kasları üzerine etkileri
Omuz ağrısı, bel ve boyun ağrılarından sonra klinikte en sık görülen kas-iskelet sistemi sorunları arasındadır. Omuz ağrısı, kas kuvveti ve endurasında azalmaya, eklem hareket kısıtlılığına neden olmaktadır. Aynı zamanda kişilerin hem günlük yaşam aktivitelerini hem de yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir.Omuz ağrılarını tedavi etmekteki amaç fonksiyonel yeteneği geliştirmek, biyomekaniği düzeltmek ve omuz fonksiyonunu yeniden kazanmaktır. Kinezyo Bantlama Tekniği; son yıllarda etkili bir tedavi yaklaşımı olarak fizyoterapi ve rehabilitasyon yöntemleri arasında yer almaktadır. Kas-iskelet sistemindeki doku zedelenlenmelerinden korunmak, ağrı,fonksiyon bozukluklarını tedavi etmek ve semptomları azaltmak amacıyla farklı uygulama alanları bulunmaktadır. PNF (Proprioseptif Nöromuskuler Fasilitasyon) tekniği; kas gruplarına yönelik kolaylaştırma, inhibisyon, güçlendirme ve gevşeme yoluyla fonksiyonel hareketi iyileştirmek amacıyla uygulanan bir tekniktir. Çalışmamızda omuz ağrılı bireylere PNF 'Tut-Gevşe' tekniğine ilaveten kinezyo bantlama uygulanmıştır. Bu uygulamanın amacı bireylerdeki omuz ağrısını azaltmak, eklem hareket açıklığını artırmak, kas kuvveti artışını sağlamak ve bunların yanı sıra Rotator Cuff kaslarına olan diğer etkileri araştırmaktır. Çalışmamıza 3 aydan uzun süre omuz ağrısı olan 60 kişi katılmıştır. Katılımcılar, rastgele iki gruba ayrılıp, 1.gruba sadece haftada 3 kez PNF tut-gevşe tekniği, 2.gruba ise PNF tut-gevşe tekniğine ilaveten haftada 2 kez kinezyo bantlama tekniği uygulanmıştır. Toplam 6 hafta sürecek olan çalışmamızda toplam 18 seans PNF, 12 seans kinezyo bantlama uygulaması yapılmıştır. Çalışmamızın sonucunda omuz ağrılı bireylerde kinezyo bantlamanın ağrıyı azalttığı, eklem hareket açıklığını artırdığı Rotator Manşet kaslarına olumlu yönde etki edeceği düşünülmektedir.
Bir vakıf üniversitesinin tıp fakültesi son sınıfında okuyan öğrencilerin Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık hizmeti veren farklı kurumlarda yaptıkları zorunlu stajların mesleki kazanımlar açısından değerlendirilmesi
Amaç: Bu tez çalışması, Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencilerinin, Sağlık Bakanlığı'na bağlı farklı sağlık kurumlarında yaptıkları zorunlu stajlardaki mesleki kazanımlarının kurumlar arası karşılaştırmalı geri bildirimleri ile öğretim üyelerinin ve dış stajlardaki klinik eğitim sorumlusu rehber hekimlerin görüş ve önerilerinin değerlendirmesini hedeflemektedir. İntörn doktor karnelerinde yer alan bu stajlar için hedeflenen genel, klinik ve toplum sağlığı yetkinlikler ile pratik beceriler, tıp fakültesi mezununun ulusal yetkinlik ve yeterliliklerinin de değerlendirilmesi açısından UÇEP-2020'de listenen klinik semptom/bulgu/durum problem/çekirdek hastalıklar/klinik problemler ve Temel Hekimlik Uygulamaları (THU) ile karşılaştırılarak ele alınmıştır. Gereç ve Yöntem: 2022-2023 Eğitim ve Öğretim Dönemi'nde Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin son sınıfında okuyan intörn doktorların, zorunlu dış rotasyonu olan Acil Tıp, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Halk Sağlığı ,Aile Hekimliği ve Psikiyatri Stajları'ndaki mesleki kazanımları, internet anketi üzerinden yaptıkları geri bildirimler üzerinden staj yapılan kurumların da karşılaştırıldığı bir öz değerlendirme (self-assessment) olarak yapıldı. Değerlendirilen rotasyonların UÇEP-2020'de belirtilen yetkinlik ve yeterliliklerle ne ölçüde uyumlu olduğu ve intörn doktorların bu stajlar sonrasında mesleki bilgi, beceri ve kaygılarında nasıl bir değişim olduğu araştırıldı. Bu kapsamda, her bir staj sonrasında intörn doktorların geri bildirimleri, Google Forms üzerinden oluşturulan elektronik anketler aracılığıyla toplandı. Elde edilen verilerin grup içi ve gruplar arası karşılaştırmaları için tek örneklem Ki-kare testi kullanılarak yapıldı. Ayrıca Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri'nin ve zorunlu kurum dışı rotasyonların yapıldığı kurumlardaki staj sorumlusu rehber hekimlerin açık uçlu sorulara verdikleri geri bildirimler de nitel olarak değerlendirildi. Bulgular: Katılımcıların (n=77) %59,74'ü erkek, %40,26'sı kadın olup büyük çoğunluğu (%98.70) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Çalışmaya katılan intörn doktorların çoğunluğu, mezuniyet sonrası Türkiye'de dâhili bir bölümde uzmanlık eğitimi almayı tercih ederken, ikinci sırada ise cerrahi bölümler yer almaktadır. İntörn doktorların büyük çoğunluğu, geri bildirim olarak acil servis ortamında amaca yönelik öykü alma, fizik muayene yapma, acil müdahalelerde hız ve etkinlik kazanma gibi yetkinlikleri büyük ölçüde kazandıklarını (p<0,001). Bununla birlikte Hastane öncesi acil hizmetler konusunda bilgi ve beceri kazanma (p=0,453), Adli muayene ve Hasta sevk formlarının doldurulması yetkinliği ise dağılım açısından yetersiz seviyelerde kalmıştır (p=0,436). Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları rotasyonlarında İntörn doktorların pediyatrik hastaların değerlendirilmesi, laboratuvar tetkikleri isteme ve sonuçlarını yorumlama gibi becerilerde genel olarak yeterli kazanım elde ettikleri görüldü (p<0,001). Bununla birlikte Çocuk beslenme ve metabolizma konularında edinilen kazanımların çoğunlukla yetersiz olduğu saptandı (p>0.05). Kadın Hast. ve Doğum Rotasyonu'nda Doğum süreci yönetimi, Jinekolojik muayene ve Obstetrik durumlara yaklaşım konularında yeterli bir kazanım sağladıkları (p<0,001), bununla birlikte primer hasta sorumluluğu alma düzeylerinin görece olarak düşük olduğu saptandı. Halk Sağlığı ve Aile Hekimliği Rotasyonu'nda Toplum sağlığı hizmetlerinin yürütülmesi, Birinci basamak sağlık hizmetleri ve Hasta yönetimi konularında intörn doktorların iyi düzeyde kazanım elde ettikleri saptandı (p<0,001). Psikiyatri Rotasyonu'nda Hasta mahremiyetinin önemini anlama, Ruhsal durum muayenesi ve Psikiyatrik hasta yönetimi konularında çoğunlukla yeterli düzeyde kazanım sağladıkları (p<0,001), bununla birlikte intörn doktor geri bildirimlerinde, Psikiyatrik öykü alma (p=0,419),Psikiyatrik belirti ve bulguları değerlendirebilme (p=0.387), Hasta ve yakınlarıyla iletişim kurabilme (p=0.569) konularında çoğunlukla yetersiz olduklarını olduğu belirlendi. Sonuç: Bu tez araştırmasında, bir vakıf üniversitesinin tıp fakültesinde son sınıf tıp öğrencilerinin Sağlık Bakanlığı'na bağlı çeşitli sağlık kurumlarında tamamladıkları zorunlu stajların mesleki kazanımları üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Geri bildirimlerine göre, intörn doktorlar büyük ölçüde temel klinik becerileri edinmektedir, ancak belirli prosedür odaklı pratik uygulamalarla ilgili becerilerdeki eksiklikler devam etmektedir. Özellikle belirli pratik becerilerin edinilmesi için daha fazla pratik eğitim ve denetime ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Tıp fakültesi altıncı sınıf doktor stajlarının süresi, yeri ve dağılımının daha etkili bir şekilde yeniden düzenlenmesi, stajyer doktorların mesleki yeterliliklerini artıracaktır. Anahtar Sözcükler: İntörn doktorluk, Klinik rotasyon, Tıp eğitimi, Tıbbi beceriler, Mesleki beceri kazanımı, Staj değerlendirme
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem I öğrencilerinin kullandıkları öğrenme stratejileri alanında bir müdahale çalışması
Amaç: Öğrenme stratejileri eğitiminin, öğrenme stratejileri kullanımında değişime yol açıp açmadığını, biliş ötesi farkındalık düzeyinin kullanılan öğrenme stratejileri üzerinde belirleyiciliğinin olup olmadığını ve kullanılan öğrenme stratejileri ile akademik başarı arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı komponenti olan bir müdahale araştırmasıdır. Araştırmada deney ve kontrol grubu deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 akademik yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan 315 Dönem I öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Ocak 2013'de öntest uygulaması sonrası öğrenme stratejileri eğitimi verilmiştir. Mayıs 2013'de sontest uygulaması gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracında tanımlayıcı değişkenler, Biliş Ötesi Farkındalık Ölçeği ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği yer almıştır. Öğrencilerin yılsonu başarı puanları öğrenme stratejileri kullanımının etkisini değerlendirmek için kullanılmıştır. Kullanılan her iki ölçeğin geçerlik ve güvenilirlik çalışması yapıldıktan sonra veriler analize alınmıştır. Bulgular: Öntest ve sontesti yanıtlayan ve eğitim etkinliğine katılan 84 öğrenci deney grubunu, sontesti yanıtlayan ancak eğitim etkinliğine katılmayan 124 öğrenci kontrol grubunu oluşturmaktadır. Çalışmanın sonunda Dönem I öğrencilerinin kullandıkları öğrenme stratejilerinin cinsiyete göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Deney ve kontrol grubu arasında kullanılan öğrenme stratejileri açısından farklılık yoktur. Biliş ötesi farkındalık düzeyi ile tekrar stratejileri puan ortalaması arasında zayıf ve pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Başarı puanları ile kullandıkları öğrenme stratejileri arasındaki ilişki incelendiğinde eğitim etkinliğine yönelik bir etki saptanmamıştır. Sonuç: Öğrenme stratejilerini hedef alan uzun süreli bir eğitim etkinliği öğrencilerin akademik yaşamına olumlu katkı sağlayabilir. Aynı zamanda süreç içinde öğrencilerin kullandıkları öğrenme stratejilerinin değişip değişmediğini saptamak için ileriki dönemlerde olan öğrenciler ile dönem bir öğrencilerinin karşılaştırıldıkları çalışmalar planlanabilir. Anahtar kelimeler: öğrenme stratejileri, öğrenme stratejileri eğitimi, tıp eğitimi, akademik başarı.
Standardize hasta uygulamalarında, standart hasta ve öğretim üyeleri geribildirimlerinin, öğrenci motivasyonu ve iletişim becerilerine etkileri
Amaç: Tıp Fakültesi Dönem 3 öğrencileriyle gerçekleştirilen standart hasta uygulamalarında standart hastalar ve öğretim üyeleri tarafından verilen yazılı ve sözlü geribildirimler üzerinden öğrencilerin kliniğe geçiş öncesi standart hastalarla görüşme yapma deneyimlerinin öğrenci motivasyonu ve iletişim becerilerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, 2014-2015 eğitim sürecinde dönem 3 öğrencileriyle, standart hasta uygulamalarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu programda, klinik öncesi simülasyon eğitimleriyle öğrencilerin farklı hasta profilleriyle karşılaşması, gerçek bir ortamda hastayla ilk kez temas kurmaları öğrencilerin hastalarla etkileşim halinde uygulama yaparak temel becerileri öğrenmeleri, öğrencilerin motivasyon, iletişim becerileri ve başarı puanlarını yükseltmek amaçlanmıştır. Yöntem: Dönem 3 öğrenciden toplam 192 öğrenci araştırma popülasyonunu oluşturdu. Öğrencilerin mevcut durumlarını değerlendirmek ve uygulama sürecindeki deneyimlerini değerlendirmek için motivasyon ve empatik beceri anketleri veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Buna ek olarak, öğrencilere eğitimin sonunda yazılı ve sözlü geribildirim verilmiştir. Bulgular: Araştırmanın başında ve sonunda uygulanan anketler üzerinden, öğrencilerle "Standart Hasta Uygulamaları"nın gerçekleştirildiği programda, programın motivasyon ve iletişim becerilerine olan etkileri değerlendirildi. Sonuçlara bakıldığında, öğrenciler motive olmuşlar, temel becerileri (fizik muayene, anamnez alma gibi) elde etmişlerdir. Uygulama ile standart hasta laboratuvarında, öğretim üyeleri rehberliğinde, standart hastalarla klinik eğitimler öncesinde karşılaşma etkinlikleri gerçekleştirme fırsatı yakalamışlardır. Hastalarla pratik yaparak birebir yüzyüze iletişim kurma fırsatını yakalamışlar ve uygulama sonucunda verilen geribildirimlerle kendi öğrenme ve yetkinlikleri konusunda farkındalıklarını arttırarak kendilerini değerlendirme olanağı bulmuşlardır. Ayrıca eğitim sürecinde öğrenci memnuniyeti de artmıştır. Sonuç: Sonuç olarak amaca uygun bir planlama ve eğitimin düzgün yürütülmesiyle "Standart Hasta Uygulamaları"klinik öncesi eğitimde başarıyla kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: simülasyon uygulamaları, standart hasta, geribildirim, motivasyon
Tıp fakültesi öğrencilerinin öğrenme stillerine göre probleme dayalı öğrenim ve klasik eğitimden duydukları memnuniyet ve akademik başarıları
Bu çalışmada Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin öğrenme stillerine göre PDÖ ve klasik eğitim hakkındaki memnuniyetlerini ve öğrenme stillerine göre her iki eğitim yöntemindeki sınav başarılarını karşılaştırmak amaçlanmıştır.Bu çalışma Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 2008-2009 eğitim öğretim yılında Dönem-I öğrencilerinde (n=186 öğrenci) yapılmıştır. Öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek amacı ile Kolb öğrenme stilleri envanteri uygulanmıştır. Öğrencilerin PDÖ den ve klasik eğitimden memnun olma durumunu belirlemek amacı ile 16 adet önermeden oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Sınav başarılarını karşılaştırmak için ise, PDÖ modül sınav puanları ve klasik ders kurulunun sonunda yapılan komite sınav puanları karşılaştırılmıştır.Araştırma grubunun öğrenme stilleri dağılımı incelendiğinde, büyük çoğunluğunun ayrıştıran ve özümseyen grupta olduğu (sırası ile %47.7 ve %41.5), özümseyen grubun önermelerde klasik eğitime en yüksek puanı veren, yerleştiren ve ayrıştıran grubun ise PDÖ için en yüksek puanı veren gruplar olduğu saptanmıştır. Ayrıca ?Genel anlamda bu eğitim yönteminden memnunum? önermesi için klasik eğitimde en yüksek puanı özümseyen grubun, PDÖ için yerleştiren grubun verdiği bulunmuştur. Öğrencilerin, öğrenme stillerine göre sınav puanları incelendiğinde ise özümseyen grubun diğer gruplara göre klasik dersler ile ilgili komite sınavında daha yüksek, yerleştiren ve ayrıştıran grubunda diğer gruplara göre PDÖ sınavında daha yüksek puan aldıkları saptanmıştır.Araştırma sonucunda öğrencilerin büyük çoğunluğunun özümseyen ve ayrıştıran öğrenme stiline sahip oldukları ve yine büyük çoğunluğun klasik eğitime göre PDÖ den daha fazla memnun oldukları bulunmuştur. Öğrenme stillerine göre özümseyen grubun klasik derslerden daha memnun ve daha başarılı, yerleştiren ve ayrıştıran öğrencilerin ise PDÖ den daha memnun ve daha başarılı oldukları saptanmıştır.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bir staj kurulu eğitim programının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Kardiyoloji Kalp Damar Cerrahisi Staj Kurulu eğitim programının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Bu amaçla, çalışmada düzey belirleme testi, izleme testi, staj ve Dönem II 1. Ders Kurulu başarı puanları ve öğrencilerin stajdan, uygulama derslerinden ve staj sınavından memnuniyet düzeylerini ölçen formlar kullanılmıştır. Ayrıca kendi kendine değerlendirme ölçeği, bilgi, tutum ve davranış alanları için hazırlanmıştır.Düzey belirleme ve izlem testi ile Dönem III Kardiyoloji Kalp Damar Cerrahisi Staj Kurulu eğitim programının etkin olduğu, eğitimde belirlenen hedefleri gerçekleştirebildiği saptanmıştır. Öğrenme hedeflerine ulaşmayı etkileyen en önemli faktörün çalışma alışkanlığı olduğu, düzenli çalışma düzenine sahip öğrencilerin hem düzey belirleme testi, hem de izlem testi sonuçlarının yüksek olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin öğrenme düzeylerinin artmasıyla, staj memnuniyet düzeyleri arasında bir ilişki saptanmış, çok iyi ve iyi öğrendiğini ifade eden öğrencilerin, staj memnuniyet düzeyleri de yüksek bulunmuştur.Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, staj kurulu klinik ortamını çeşitlendirmeli, öğrencilere ödev, proje gibi görevler verilerek çalışma düzenlerini değiştirmeye çalışmalıdır. Ayrıca öğrenmenin arttırılması için, öğrenciye hasta sorumluluğu verilerek, TASK'a dayalı eğitimler yapılabilir
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin öğretim stillerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Öğretim üyelerinin öğretim stilleri tıp fakültelerinde henüz ayrıntılı olarak incelenmemiştir. Bu çalışmada, tıp fakültesi öğretim üyelerinin öğretim stillerini belirlemek ve bu stillere etki eden faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla fakültemiz tüm öğretim üyelerine eğiticinin öğretim sürecindeki rolünü temel alarak beş temel stil tanımlayan (uzman, otoriter, kişisel model, kolaylaştırıcı ve temsilci) Grasha Riechmann Öğretim Stili Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca cinsiyet, yaş, bilim dalı, akademik unvan, öğretim üyesi olarak çalışma süresi, eğitimle ilgili kurslara katılım, görev önceliği gibi değişkenler sorgulanmıştır. İstatistiksel analizlerde ki-kare testi, Student t-testi, Kruskal Wallis testi ve Lojistik Regresyon uygulanmıştır. Çalışmaya katılmayı kabul eden ve Grasha Riechmann Öğretim Stili Ölçeği sorularını eksiksiz yanıtlayan öğretim üyesi sayısı 102?dir (ulaşma oranı %82.3). Çalışmada öğretim üyelerinin ortalama 43 yaşında oldukları (±6), erkeklerin kadınlardan fazla olduğu, en çok dâhili tıp bilimlerinde çalıştıkları, en önemli görevlerinin ?eğitim? olduğunu düşündükleri ancak var olan çalışma koşullarında en sık ?hizmet? ile ilgili işlere zaman ayırdıkları tespit edilmiştir. Öğretim stilleri içinde Grup 1 (uzman/otoriter/kişisel model, %40.3) ve Grup 4 (uzman, kolaylaştırıcı, temsilci, %22.5) en sık tespit edilen stiller olmuştur. ?Öğreten merkezli? stille sahip olanlar ?öğrenci merkezli? olanlardan fazladır. İstatistiksel analizlerde öğretim stillerini etkileyen bir faktör tespit edilmemiştir. Sonuç olarak fakültemiz öğretim üyelerinin çoğu öğreten merkezli stillere sahiptir. Öğretim stilleri eğiticinin yetiştiği ortam; aldığı öğretim ve eğitim ile çalıştığı kurumun eğitim ikliminden bağımsız olamayacağı dikkate alınmalıdır. Öğretim stillerinin bu değişkenler açısından da incelenmesi gerekmektedir.
Klinik bir eğitim programı tasarım, uygulama ve değerlendirme deneyimi
Çalışmanın amacı, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde klinik bir seçmeli staj programı tasarlanması, bu programa katılan öğrencilerin performans değerlendirmelerinin klinik eğitim ve değerlendirme laboratuvarı koşullarında gerçekleştirilmesi, programın ve değerlendirme uygulamasının etkinliğinin belirlenmesidir. Dönem 4 öğrencileri için Astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı temalı bir seçmeli staj programı hazırlanarak 16-26 Haziran 2015 tarihlerinde uygulanmıştır. Staj eğitim etkinlikleri Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı'nda, öğrencilerin performanslarının değerlendirilmesi klinik eğitim ve değerlendirme laboratuvarında (KEDLAB) gerçekleştirilmiştir. Araştırma deneysel (müdahale) tiptedir. Gönüllülük ilkesine göre araştırmaya katılan öğrenciler, grupların homojenliğini sağlamak amacıyla yıl içinde Solunum Dolaşım Bloğu sınavından aldıkları puanlara göre eşleştirilerek rastgele deney ve kontrol gruplarına alınmışlardır. Tüm öğrenciler, eğitim programında yer alan sunumlar, hasta başı uygulamalar, laboratuvar ve poliklinik uygulamalarına katılmışlardır. Program öncesi ve sonrası konu ağırlıkları ve zorluk dereceleri benzer 30'ar çoktan seçmeli sorudan oluşan öntest ve sontest uygulanmıştır. Programın başında ve sonunda KEDLAB'da öykü alma, akciğer grafisi yorumlama ve solunum fonksiyon testi değerlendirme duraklarından oluşan üç duraklı Nesnel Örgün Klinik Sınav (NÖKS) uygulanmıştır. Deney grubunun ilk NÖKS performanslarını video kayıttan izlemeleri sağlanarak geribildirim desteği sağlanmıştır. Genel olarak eğitim sonrasında, eğitim öncesine göre bilgi puanlarında bir miktar artış olmakla birlikte istatistiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmamıştır. Eğitim programı öncesinde gerçekleştirilen NÖKS uygulamasında deney ve kontrol gruplarının NÖKS puanları benzer iken, eğitim programı sonrası deney ve kontrol gruplarının NÖKS puanları arasında anlamlı farklılık bulunduğu saptanmıştır. Deney grubunun ikinci NÖKS puanlarında, eğitim öncesine göre anlamlı bir artış saptanmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin kendi performanslarını izleyerek geribildirim almalarının performanslarını olumlu etkilediği düşünülmektedir. Simüle hastaların, deney ve araştırma grubundaki öğrencilere eğitim sonrasında verdikleri ortalama puanlarda eğitim öncesine göre anlamlı artış saptanmıştır. Genel olarak deney ve araştırma gruplarının eğitim programı ve NÖKS uygulamasından hoşnut oldukları belirlenmiştir. Klinik yıllarda, öğrencilerin ilgi duyacakları alanlarda derinlemesine bilgi ve beceri elde edebilecekleri seçmeli programların uygulanması, öğrencilere kendi performanslarını izleme ve geribildirim alma fırsatlarının sağlanarak gelişimlerinin desteklenmesi önerilmektedir.
Kulak burun boğaz uzmanlık öğrencilerinin tonsillektomi becerisinde yeterlik seviyesine ulaşmalarının Cerrahi Beceri Cetveli ile değerlendirilmesi
Amaç: Tonsillektomide cerrahi yeterliliği değerlendirmek için "Cerrahi Beceri Cetveli" (CBC) kullanarak yeterliğe ulaşılan vaka sayılarını belirlemek. Kümülatif toplam analiz grafikleri üzerinden uzmanlık öğrencilerinin tonsillektomi öğrenme eğrilerinin değerlendirilmesi Yöntem: Araştırma Ağustos 2021- Haziran 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Sekiz uzmanlık öğrencisi ve iki yeni uzmanın cerrahi performansları konsültanlar tarafından izlendi ve geçerliği gösterilmiş bir ölçme değerlendirme aracı olan tonsillektomi cerrahi beceri cetveli (T-CBC) kullanılarak puanlandı. Cerrahi süre standartını belirlemek için dört konsültanın ameliyatları izlendi ve cerrahi süreler kaydedildi. Cerrahi süreler üzerinden uzmanlık öğrencilerinin yeterliğe ulaşıp ulaşamadıkları değerlendirildi. Yeterlik kriteri 3 ve 4 puan üstü kabul edilerek T-CBC maddelerinden uzmanlık öğrencilerinin yeterliğe ulaşılan vaka sayıları hesaplandı. Öğrenme eğrilerini değerlendirmek için kümülatif toplam analiz yöntemi kullanıldı. Bulgular: Değerlendirilen vaka sayıları uzmanlık öğrencileri;345, konsültanlar;40 ve yeni uzmanlar;7'dir. Cerrahi süreler çok değişkenlik gösterdiği için ameliyat süreleri temel alınarak yeterliliğe ulaşılan vaka sayısı belirlenemedi. Uzmanlık öğrencilerinin tonsillektomi yeterliğe ulaşılan vaka sayıları T-CBC kullanılarak 22-52 arasında, konsültanların kararlarına göre 17-42 arasında değişmekteydi. Kümülatif toplam analiz grafiğinde, her bir uzmanlık öğrencisinin farklı bir öğrenme süreci olduğu ve yeterliliğe farklı vaka sayılarında ulaştıkları gözlemlendi. Sonuç Tonsillektomi için öğrenme eğrisi, her öğrenci için farklılık gösterir. Uzmanlık öğrencisinin cerrahi yeterliğinin belirlenmesinde, süre veya konsültanların gözlemsel kararları gibi düşük geçerliliğe sahip kriterler yerine, CBC'nin kullanılması, kanıta dayalı bir ölçme değerlendirme olarak önerilir.
Mezuniyet öncesi tıp eğitimi üriner kateter takma becerisinde akran destekli öğrenimin etkinliğinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmada mezuniyet öncesi tıp eğitiminde üriner kateter takma becerisinde akran destekli eğitimin etkinliği ve öğrenim kalıcılığına etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Randomize kontrollü deneysel desenli bir araştırmadır. Araştırmaya katılmaya gönüllü beceriyi hiç bilmeyen Dönem 2'de okuyan 60 öğrenci basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle kontrol ve çalışma grubuna ayrıldı. Akran olarak üçüncü sınıf öğrencilerinden beceriyi bilen gönüllü iki kişiye eğitici akademisyen tarafından hatırlatma eğitimi verildi. 30'ar kişilik kontrol ve çalışma grubu kendi içinde altı kişilik küçük gruplara bölündü. Altı kişilik beş kontrol gruplarına eğitici akademisyen tarafından, çalışma grubuna ise aynı şekilde iki akran birlikte üriner kataterizasyon eğitimi verdi. Eğitimlerden bir gün sonra OSCE ile değerlendirme yapıldı. Üç ay sonra tekrar OSCE ile öğrenim kalıcılığı değerlendirildi. Tüm katılımcılara eğitimle ilgili geribildirimlerini almak için nitel değerlendirme formları doldurtuldu. Bulgular: Tüm OSCE sınavlarında kontrol grubu puanları çalışma grubu puanlarından anlamlı derecede daha yüksekti. Çalışma grubu puanları ise tüm katılımcıların ortalama puanlarına çok yakındı. Üç ay sonra yapılan testlerde öğrenim kalıcılığı açısından anlamlı farklılık saptanmadı. Eğitimin sonunda öğrencilerden aldığımız geri bildirimlerde öğrenciler akran eğitimiyle ilgili öğrenme ortamının rahat olduğunu, daha kolay öğrendiklerini ve rahat iletişim kurmaları nedeniyle genel itibariyle faydalı bulduklarını ifade ettiler. Olumsuz geri bildirim olarak da akran eğiticilerin bilgi düzeyini eksik buldular. Akran eğiticiler ise beceriyi daha iyi öğrendiklerini ve öğretmekten keyif aldıklarını geri bildirimde ifade ettiler. Sonuç: Mezuniyet öncesi tıp eğitiminde üriner kateterizasyon becerisinde akran eğitiminin öğrenciler açısından olumlu karşılandığı, öğrenmede etkili olduğu ve müfredattaki geleneksel öğretmen liderliğindeki eğitimleri tamamlama konusunda iyi bir potansiyele sahip olduğu kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: akran eğitimi, akran, üriner kateter, beceri eğitimi
Akreditasyonun tıp fakültesi eğitsel ve yönetimsel süreçlerine etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı 2010-2020 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yürütülen akreditasyon çalışmalarının değerlendirilmesi ve standartların fakülte gelişimindeki etkisinin saptanmasıdır. Yöntem: Çalışma iki aşamada yürütülen nitel bir araştırmadır. İlk aşama Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi 2010-2020 yılları arasındaki öz değerlendirme raporlarının doküman analizi yöntemi ile betimlenmesi, ikinci aşama ise bu yıllar arasında eğitim yönetiminde görev alan öğretim üyeleri ile kişisel derinlemesine görüşmelerden elde edilen verilerin nitel analizidir. Bulgular: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen akreditasyon çalışmaları amaç ve hedefler, eğitim programı, ölçme değerlendirme, program değerlendirme, öğrenciler ve sürekli gelişim başlıklarında hızlı değişim sağlamıştır. Alt yapı, kadro ve yönetim başlıklarında yönlendirici standartlar olmakla beraber etkinin kısıtlı olduğu izlenmiştir. Derinlemesine görüşmelerde doküman analizinde fayda sağlandığı tespit edilen başlıklar altında yer alan bazı standartların sonuçlarının yeterli düzeyde değerlendirilmediği belirtilmiştir. Sonuç: Akreditasyon sürecinin fakültede önemli iyileşmelere neden olduğu görülmektedir. Ancak somut verilerin niteliğinin izlenmesi ve raporlarda var olan uygulamaların niteliğine bakılması akreditasyon sisteminden elde edilecek faydanın arttırılması için gereklidir. Kurumların akreditasyonun etkinliğini izlenmesi ve bu alanda yürütülecek çalışmaları çeşitlendirmesi önerilir.
Perinatolojide ultrasonografik fetal muayene eğitimine ait kazanımların programlanmış değerlendirme yaklaşımı ile değerlendirilmesi
Amaç: Perinatoloji yan dal uzmanlık eğitiminde sonografik fetal kalp muayene becerilerine yönelik bir programlanmış değerlendirme sistemi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu sisteminin, çeşitli veri toplama yöntemlerini kullanan bir ölçme değerlendirme sistematiği içeren, öğrencilerin gelişimini izleyebilen ve etkin geri bildirim sağlayan bir danışmanlık sistemi içerecek şekilde yapılandırılması hedeflenmiştir. Yöntem: Programlanmış değerlendirme çerçevesinin belirlenmesi öncesinde mevcut durumun saptanması için muhtelif dokümanlar incelendi ve mevcut bağlam ortaya konuldu. Sonrasında, açıklayıcı desende karma yöntem kullanılarak mezun ve eğitici görüşlerinin elde edilmesine dayanan ihtiyaç analizine geçildi. Nitel çalışma sonuçları için tematik analiz kullanıldı. Girdilerin değerlendirilmesi ve eğitim etkinliklerinin düzeylerinin belirlenmesinden sonra taslak metne dair dış paydaşların önerdiği düzeltmeler de gerçekleştirilerek programlanmış değerlendirme sistemi oluşturuldu. Bulgular: Nicel araştırmada özellikle ara değerlendirme ve portfolyo kullanımı ile 360 derece değerlendirme oranlarının düşük olduğu saptandı. Geri bildirim, refleksiyon ve danışmanlık alanlarında da eksik mevcuttu. Tematik analizde ise uzmanlık öğrencisinin ilerlemesinin belgelenmesinde eksiklik, nesnel ölçme ve değerlendirme ihtiyacı, yazılı refleksiyon eksikliği, sürece dağılmış farklı değerlendirme yöntemlerinin gerekliliği, asistan karnesi ve portfolyo kullanımı ihtiyacı, ultrasonografi simülasyonu konusunda farklı görüşler ile profesyonelizm ve perinatal danışmanlık üzerine vurgu temaları öne çıkmaktaydı. Sonuç: Tez kapsamında oluşturulan sistemin perinatoloji uzmanlık alanındaki diğer yeterliklere de uyarlanarak programlanmış değerlendirmenin perinatoloji çekirdek eğitim programına entegrasyonu önerilmektedir.
Hematoloji tıpta uzmanlık yeterlik komisyonu yeterlik sınavlarının gelişim sürecinin "RE-AIM " Modeli ile değerlendirilmesi
Amaç: Hematoloji tıpta uzmanlık yeterlik komisyonu (HEM-TUYEK) ulusal yeterlik sınavının planlama, yapılandırma, uygulama ve değerlendirmesi süreçleri göz önüne alınarak RE-AIM modelini ile bileşenlerin tümünün değerlendirmesi amaçlandı. RE-AIM (Erişim, Etkililik, Kabul görme, Uygulama, Sürdürülebilirlik) 5 ana temadan oluşmaktadır. Yöntem: RE-AIM temaların tanımı, veri kaynakları, değerlendirme yöntemleri, beklenen kazançlar ve geliştirilmesi gereken yönlerin değerlendirilmesi için soru setleri oluşturuldu. Temalar niceliksel ve/veya niteliksel olarak değerlendirildi. HEM-TUYEK yönergesi, sınava giren aday bilgileri ve geri bildirimler HEM-TUYEK veri tabanından; önceki dönem sınavların verileri THD arşivinden ve EHA'nin web sayfasından alındı. Etik kurul onamı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Bilimsel Araştırmalar Etik Kurulu başkanlığından alındı. Bulgular: Sınava giren adayların erişkin hematoloji uzmanlarına oranı %1.75 gibi çok düşük orandadır. Geçmiş yıllara ve EHA sınavlarına katılan aday sayısı ile aynı orandadır. HEM-TUYEK vizyon, yönerge ve sınav yönergesindeki hedeflere ulaşıldı. İç ve dış paydalardan tarafından benimsenen bir aktivite oldu. İkinci yıl sınav başvurularında %120'lik artış oldu. Sınavın iptal edilen bileşeni olmadı. Sınavın etkililiğinin yeterli olması, iç ve dış paydaşlardan kabul görmesi, ekonomik desteğinin olması gibi bileşenlerle sürdürülebilirlik açısından önemli olduğu görüldü. Sonuç: Hematoloji yan dal tıpta uzmanlık alanında güvenilir profesyonel etkinliklere uygun bir yeterlik belgelendirmesi yapılmasının gerçekleştiği görüldü. RE-AİM modeline göre belirlenen erişilebilir, belirlenen hedeflere ulaşılabilir, etkili, kabul gören, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir organizasyon olduğu saptandı. Sınav deneyimlerinin artması ile yeterlik belgesine sahip hekimlerin koruyucu hekimlik, hasta bakım ve izleminde güvenilir profesyonel yetkinlik gösterecekleri beklenmektedir.
İntern hekimlerin karmaşık acil durumlarda kritik hasta yönetimine yaklaşımlarının güvenilir profesyonel aktiviteler ile değerlendirilmesi
Amaç: İntern hekimlerin karmaşık acil durumlarda kritik hasta yönetimindeki yaklaşımlarını Güvenilir Profesyonel Aktiviteler (EPA) çerçevesinde değerlendirerek, bu görevi yerine getirmek için gerekli yetkinliklere ve tutuma sahip olup olmadıklarını incelemek ve eğitimde iyileştirilmesi gereken alanları tespit etmektir. Yöntem: Karma yöntemli bu çalışmada, EPA çerçevesi kullanılarak 21 intern hekimin kritik hastaları yönetimi değerlendirilmiştir. Acil tıp ve tıp eğitimi uzmanlarıyla EPA-10'a dayalı, gerçek hayattaki kritik bakım ortamlarında karşılaşılan zorlukları yansıtacak şekilde üç senaryo geliştirmiştir. Alan uzmanı üç gözetmen, intern hekimlerin performansını iletişim, öykü alma, fizik muayene, klinik karar verme, liderlik, klinik bilgi, uygulama ve resüsitasyon başlıklarında değerlendirmiştir. İntern hekimler, karmaşık acil durumlarla başa çıkma konusundaki algılanan yetkinlik ve performanslarını çevrimiçi refleksiyon anketlerine doldurmuşlardır. Nicel bulguları derinlemesine anlamak için nitel verilerden yararlanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın 0,77'lik Fleiss' Kappa değeri, değerlendiriciler arası yüksek güvenilirlik ve uyumu göstermektedir. Tekrarlanan ölçümler ANOVA ile analizlerde vakalar, yeterlilik ve değerlendirici tipi arasındaki üç yönlü etkileşim de anlamlıdır (F(7.544, 301.761) = 13.085, p < 0.001, η² = 0.246). Eğitici değerlendirmelerinde öykü alma ve iletişim gibi güçlü yönleri ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin değerlendirmeleri ve gözlemlenen performans arasındaki tutarsızlıklar (özellikle uygulama ve liderlikte) öz düzenleme becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Sonuç: EPA odaklı değerlendirmeler, geribildirimle birlikte, öğrencilerin performanslarını daha iyi anlamalarını sağlayabilir ve mesleki gelişimlerine rehberlik edebilir. Geliştirilen senaryolar ve değerlendirme listeleri öğrencileri performansları hakkında bilgilendirebilir ve öğrenme eksikliklerini giderebilir. Anahtar Kelimeler: Güvenilir Profesyonel Aktiviteler, Yetkinlikler, Ölçme ve Değerlendirme, Simülasyon, Tıp Eğitimi
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon mezuniyet sonrası eğitim programının cıpp modeli ile değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışma, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı mezuniyet sonrası tıp eğitimi programının, Stufflebeam'in CIPP (Bağlam, Girdi, Süreç, Ürün) modeline göre değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırmaya, uzmanlık öğrencileri, eğiticiler ve programdan mezun olmuş uzman hekimler katılmıştır. Veri toplama sürecinde anketler, odak grup görüşmeleri ve sınav başarı verileri kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analiziyle, nicel veriler ise tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Bağlam boyutunda yapılandırılmış programın varlığı, programın öğrenim hedefleri ile uyumu ve tercih nedenleri; girdi boyutunda fiziksel ve teknolojik altyapı ile eğitim planlaması; süreç boyutunda öğretim yöntemleri, uygulama çeşitliliği, iletişim ve geri bildirim mekanizmaları; ürün boyutunda ise öğrenim hedeflerine ulaşım, sınav başarıları, tez danışmanlığı ve karne uygulamaları değerlendirilmiştir. Bulgular: Bağlam boyutunda, programın öğrenim hedeflerine uygun planlandığı, ancak öğrencilere bu çerçevenin sistematik aktarımında eksiklikler olduğu belirlendi. Girdi boyutunda, ultrasonografi gibi teknolojik araçların mevcut olduğu ancak fiziksel koşulların arzu edilen düzeylerde olmadığı, eğitici çeşitliliği nedeniyle uygulamada değişkenlik yaşandığı tespit edildi. Süreç boyutunda, haftalık teorik ve pratik uygulamaların yürütüldüğü, eğitici-öğrenci iletişiminin güçlü olduğu, ancak uygulama çeşitliliğinde ve standardizasyonunda eksiklikler bulunduğu görüldü. Ürün boyutunda, sınav puanlarında anlamlı artış ve kıdem ile başarı arasında pozitif ilişki saptandı. Karne uygulaması düzeyinin dönemlere göre değiştiği görüldü. Tez danışmanlığı sürecinde genel olarak olumlu deneyimler bildirildi. Sonuç: Program, mezuniyet sonrası tıp eğitiminin temel yapı taşlarını büyük ölçüde karşılamakta olup, klinik uygulamalar ve eğitici-öğrenci etkileşimi açısından güçlü yönler sergilemektedir. Ancak fiziksel altyapı, bilgilendirme ve standardizasyon süreçlerinde iyileştirmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Eğitim süreci, sistematik olarak dinamik bir program değerlendirme yaklaşımı ile değerlendirilmelidir.
Mezuniyet sonrası tıp eğitiminde karma klinik eğiticilik eğitimi programın geliştirilmesi ve etkinliğinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı klinik eğiticilere yönelik karma eğitici eğitimi programı geliştirmek, programı uygulamak ve Kirkpatric modeliyle değerlendirilmektir. Yöntem: Araştırmaya dahiliye (17) ve kadın doğum (7) eğiticileri dahil edilmiştir. Kern program geliştirme modeline göre programın ihtiyaç analiz basamağı için literatür ve fakültelerin eğitici eğitim programları gözden geçirilmiş, katılımcılarla yapılandırılmış odak grup görüşmeler yapılmıştır. Program çevrim içi eğitim öğrenim yönetim sistemi üzerinden 5 modül ve yüz yüze eğitimler olarak gerçekleştirilmiştir. Program değerlendirilmesi Kirkpatric modeliyle; birinci düzey değerlendirmesi için programı tamamlayan katılımcılara memnuniyet anketi, ikinci düzey için çevrim içi ve yüz yüze eğitimlerdeki ön test- son test sonuçları karşılaştırılmıştır. Üçüncü düzey değerlendirme için eğitim öncesi ve sonrası kliniklerde eğitim almakta olan uzmanlık öğrencilerinin uygulanan eğitsel faaliyetler konusundaki görüşleri alınmıştır. Bulgular: Katılımcıların yanıtladığı ankete göre; oturum hedeflerine ulaşma 4.74, eğitim teknik-yöntemler 4.75, program içeriği 4.77, eğiticilerin performansı 4.72, oturumların süre-yöntemleri 4.89, memnuniyet 4.85 olarak puanlanmıştır. Çevrimiçi eğitimlerde medyan ön test sonucu 3,5, son test sonucu 7; yüz yüze eğitimlerde ön test sonucu 10, son test sonucu 12 olarak hesaplanmış ve istatiksel olarak anlamlı saptanmıştır (p<0,001 ve p=0,001). Kliniklerde yapılan eğitsel faaliyetler, eğitim öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında makale saati uygulaması istatiksel olarak artmıştır (p<0,001). Eğitimler sonrası uzmanlık öğrencilerine eğitim danışmanın atanmasındaki artış istatiksel olarak anlamlı saptanmıştır (p=0,001). Eğitim sonrası çoktan seçmeli sınavlarda istatiksel olarak anlamlı artış saptanırken (p=0,016), diğer ölçme ve değerlendirme yöntemlerinde bir değişiklik saptanmamıştır. Sonuç: Bu çalışma mezuniyet sonrası tıp eğitimi için geliştirilen, uygulanan ve Kirkpatric modeliyle değerlendirmesi yapılan ilk karma klinik eğitici eğitim programı olması özelliği taşımaktadır. Sonuçlara göre eğitici eğitimi program değerlendirmesinin her aşamasında başarılı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: mezuniyet sonrası tıp eğitimi, eğitici eğitimi, program değerlendirme
Ustalık eğitim sınıfına katılan hematologların öğrenme stilleri arasındaki farklılığın eğitim başarısı üzerine etkisi
Amaç: Öğrenme stili, genel olarak bilgiyi algılama, bilgiyi zihne işleme ve yerleştirme süreçlerindeki bireysel farklılıklar olarak tanımlanabilir. Bireylerin öğrenme stili özelliklerine uygun eğitim modelleri ve öğrenme ortamlarının oluşturulması istenilen öğrenme çıktılarının elde edilmesini sağlayacaktır. Kolb'un Ögrenme Stilleri Ölçegi, öğrenme stillerinin belirlenmesinde sıklıkla kullanılır. Ülkemizde ve literatürde üst ihtisaslara ilişkin hekimlerin öğrenme stillerinin değerlendirildiği bir çalışma yoktur. Bu araştırma ile hematoloji uzmanlarının öğrenme stillerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Türk Hematoloji Derneği tarafından 2016 - 2019 yılları arasında düzenlenen "Ustalık Eğitim Sınıfları" programına katılan hematoloji uzmanlarına internet ortamında survey monkey yöntemi ile kolb öğrenme stilleri ölçeği ve anket uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya beş ayrı ustalık sınıfı programından 70 hematoloji uzmanı katıldı. Bu uzmanların % 61,4`ü (n= 43) kadın, % 38,6`sı (n= 27) erkek idi. Katılımcıların yaş ortalaması 40 ± 3,16 yıl [ortanca=39,96 yıl (35-54)], ortalama uzmanlık süreleri 4,81 ± 11,39 yıl [ortanca= 5 (1-10 yıl)] olarak hesaplandı. Hematoloji uzmanlarının öğrenme stilleri; 38 kişiyle (% 54,3) ayrıştıran, 16 kişiyle (% 22,9) özümseyen, 10 kişiyle (%14,3) yerleştiren ve 6 kişi (% 8,6) ile değiştiren öğrenme stili olarak bulundu. Katılımcıların cinsiyeti, anadal branşı, ünvanları, çalıştıkları kurumlar ile öğrenme stilleri açısından anlamlı bir farklılık saptanmadı (P > .05). Hematoloji uzmanlarının bitirme sınav puanları ortalama 63,96 ± 10,99 puan [ortanca= 62 (40- 91 puan)] olarak hesaplandı. Cinsiyetin, yaşın, uzmanlık süresinin, anadal uzmanlık alanının, akademik ünvanın ve öğrenme stilinin bitirme sınav skoru üzerine etkisinin olmadığı görüldü (P >,05). Sonuç: Hematoloji uzmanları ağırlıklı olarak ayrıştıran ve özümseyen öğrenme stiline sahip olarak bulundu. Hematoloji eğitim programları ve öğrenme ortamları oluşturulurken bu öğrenme stillerinin özelliklerinin dikkate alınması akademik performansa olumlu katkı sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: hematoloji uzmanı, kolb öğrenme stili, ustalık eğitim programı, tıp eğitimi
Uzmanlık öğrencilerinin bilimsel çalışma planlama ve uygulama deneyimlerinin incelenmesi
Amaç: Uzmanlık öğrencisi olan her hekimin bilimsel araştırmalara katılarak bilimsel kanıtların üretilmesine katkı sağlaması istenilen bir özelliktir. Bilimsel araştırma yapmak için gerekli bilgi, beceri ve tutumun edinilmesi çok önemlidir. Bu araştırma ile bir üniversite hastanesinde çalışan uzmanlık öğrencilerinin dahil oldukları bilimsel çalışmaları, aldıkları araştırma eğitimleri, araştırma yapmanın ve geliştirmenin önündeki engelleri ve eğitim ortamları hakkında görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Yöntem: Etik onayın ardından bir tıp fakültesinde çalışan 312 uzmanlık öğrencisi hekime 24 soruluk anket çalışması yapıldı. Bulgular: Uzmanlık öğrencisi hekimlerin katılım oranı %76.1' dir. Katılımcıların %15.4'ü bir ayda araştırmaya hiç zaman ayırmamıştır. Uzmanlık öğrencisi hekimlerin % 66 'sı uzmanlık eğitimi süresince araştırma için ayrılan bir süre olmadığını belirtti. Uzmanlık öğrencilerinin %asssAnahtar Kelime: Anketler = Questionnaires ; Araştırmacı eğitimi = Researcher training ; Bilimsel araştırmalar = Scientific researchs ; Tıp eğitimi = Education-medical ; Öğrenciler-tıp = Students-medical ; İntörnlük ve asistanlık = Internship and residency
Mezuniyet öncesi tıp fakültesi eğitiminde travma ultrasonografisinin yer alması
Amaç: Çalışmanın iki farklı amacı vardır. Birincisi mezuniyet öncesi tıp fakültesi öğrencilerine genişletilmiş acil travma ultrasonografi eğitimi vererek mezun olduklarında yetkin bir şekilde ultrason kullanarak hastaların tanı ve tedavilerini gerçekleştirebilmeleridir. İkinci amacı ise acil serviste travma değerlendirilmesi eğitiminde ultrasonografiyi eğitsel bir yardımcı olarak kullanarak travma değerlendirmesini daha iyi anlamalarını sağlamaktır. Yöntem: Çalışmamız iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama pre-test ve post-test içeren deneysel bir eğitim çalışması olarak planlanmıştır. İkinci aşama yapılan kuramsal ve uygulamalı eğitimlerin çoktan seçmeli test sınavı ve uygulama sınavı ile değerlendirilmesi şeklinde düzenlenmiştir. Eğitimler sonrasında memnuniyet anketi doldurmaları istenmiştir. Bulgular: Çalışma grubu toplam 66 beşinci sınıf öğrencisinden oluşmaktaydı. Öğrencilerin %47'si erkek, %53'ü, kadındır. Çalışma grubunun pre-test puanı 84,55 iken, post-test puanı 92,12'dir. Çoktan seçmeli soru sınavından 94,9±9,6, DOPS'dan 93,6 yazılı puanı 88,24 sözlü sınavdan 91,4 staj puanı ortalaması 89,7'dir. Öğrencilerin pre-test puan ortalaması 84,6±19,2 iken, posttest ortalama puanı 92,1 'e yükselmiştir. İki ortalama arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Ultrasonografi eğitimleri sonrası yapılan çoktan seçmeli test sınavında öğrencilerin tamamı 60 ve üzerinde not almıştır. Yine aynı şekilde eğitimler sonrasında yapılan uygulama sınavında öğrencilerin tamamı 60'ın üzerinde not almıştır. Sonuç: Bu çalışma mezuniyet öncesi tıp fakültesi öğrencilerinin ultrasonografi eğitimlerine bilgi ve beceri olarak hazır olduklarını göstermiş ve mezuniyet öncesi tıp fakültesi eğitiminde klinik stajlarda eğitsel bir yardımcı olarak ultrasonografinin kullanılmasının verilen eğitimlere ilginin ve memnuniyetin artırdığını ve derin öğrenme sağladığını ortaya çıkarmıştır.
Aile hekimlerinin yeterliliklerinin ve tıp eğitimi programı ile ilgili görüşlerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; Aile hekimlerinin birinci basamakta sık görülen bazı hastalıklar ile ilgili yeterliliklerinin ve bu hastalıklar ile ilgili aldıkları tıp eğitimi programı konusundaki görüşlerinin alınmasıdır. Yöntem: Bu araştırma, tanımlayıcı bir çalışmadır. Çalışma grubu; çalışmanın yapıldığı tarihte Samsun ve ilçelerinde görev yapan 170 birinci basamakta çalışan aile hekiminden oluşmaktadır. Türkiye'deki tüm aile hekimlerine erişmenin ya da onları temsil edecek bir örneklem oluşturmanın zorlukları sebebi ile aile hekimlerinin tamamını temsil edilmesi amaçlanmamıştır. Araştırma Convenient Sample (uygun örnekleme) yöntemi ile bir grup aile hekimi üzerinde uygulanmış ve konu ile ilgili analitik araştırmalara zemin oluşturacak ip uçlarını elde etmek amaçlanmıştır. Çalışmada ulaşılan verilerin değerlendirilmesinde SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 23.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan bireylere UÇEP-2014'te yer alan ve öğrenme düzeyi en az dört ve üzeri kod içeren klinik / hastalık durumlar konusunda veriler anket yolu ile toplanmıştır. Bu bağlamda Astım, Depresyon, Esansiyel Hipertansiyon, İlaç Yan Etkisi, İnme, Kalp Yetmezliği, Kognitif Bozukluğu (Demans, Deliryum), Kronik Böbrek Yetmezliği Hastalığı, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, Migren ile ilgili almış oldukları tıp eğitimi hakkındaki görüşleri alınmıştır. Katılımcıların yarıdan fazlası belirlenen temel hastalıklarla ilgili konularda tıp fakültelerinde verilen eğitimlerden memnun kaldıklarını belirtmişlerdir. Kognitif Bozukluğu (demans, deliryum) hastalığı, İnme ve Kronik Böbrek Yetmezliği hastalığı ile çalışılan sağlık kurumunda karşılaşma sıklıkları oldukça düşüktür. Bunun yanında Astım, Depresyon, Esansiyel Hipertansiyon, İlaç Yan Etkisi, Kalp Yetmezliği, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, Migren ile sıkça karşılaşmaktadırlar. Sonuç: Katılımcılar Tıp Fakültesinde; Depresyon Esansiyel Hipertansiyon, İlaç Yan Etkisi, İnme, Kalp Yetmezliği, Kognitif Bozukluğu (Demans, Deliryum), Kronik Böbrek Yetmezliği Hastalığı, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı, Migren konusunda aldıkları eğitimden oldukça memnunlardır. ii Anahtar Kelimeler: aile hekimi, tıp eğitimi, çekirdek eğitim programı.
CoVID- 19 pandemi sürecinin acil tıp asistanlarının eğitimine ve iş gerginliğine etkisi
Amaç: Covıd 19 pandemisinin acil tıp uzmanlık eğitimine etkisi ve bu sürecin acil tıp asitanları üzerinde oluşturduğu gerginliğin araştırılması. Yöntem: Çalışmamız kesitsel bir çalışmadır. Veriler iki bölümden oluşan bir form ile toplanmıştır. Birinci bölümde sosyodemografik veriler ve pandemi sürecinde karşılaşılan olası sorunlar sorgulanmaktadır. İkinci bölüm ise İşe Bağlı Gerginlik Ölçeğinden (İBGÖ) oluşmaktadır. Anket pandemi döneminde çalışan acil tıp asistanlarına yüz yüze ve online olarak uygulanmıştır. Bulgular: Toplam 150 anket toplanarak, verileri incelenmiştir. Katılımcılar farklı kliniklerde eğitim almaktadırlar. Süreç boyunca asistanlar sıklıkla sağlık bakanlığı bilimsel kılavuzundan güncel bilgileri takip etmiş, kişisel koruyucu ekipman kullanımı ve temininde zorlanmış, kimi zaman kendisini acil serviste yalnız hissetmiş ve büyük ölçüde eğitimlerinin süreçten olumsuz etkilendiğini belirtmişlerdir. İBGÖ puan ortalamaları kişisel koruyucu ekipman temininde zorluk çekenlerde, uzmanlık eğitimlerinin pandemi sürecinden olumsuz etkilendiğini düşünenlerde, nsüreçte kendini yalnız hissedenlerde, bu süreçte Acil Tıp alanında uzmanlık eğitimi alma tercihlerini sorgulayalarda ve bu tercihlerinden pişman olanlarda diğerlerine göre daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Acil servisler doğası gereği stresli ortamlardır. Olağanüstü durumlarda bu stres faktörüne, bulaşıcı hastalıklardan korunma, çalışma saatleri içinde kendini yalnız hissetme, eğitimin aksaması gibi faktörlerin eklenmesi işe bağlı gerginliği arttırmaktadır. Kişisel koruyucu ekipman temininde yapılacak iyileştirmeler, internet tabanlı alternatif eğitim kaynaklarının kullanıma girmesi COVID1-19 pandemisi gibi beklenmedik durumlarda belirgin hale gelenu işe bağlı gerginliğin azaltılmasında etkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Tıp Eğitimi, Acil Tıp Eğitimi, COVID 19 Pandemisi
Tıp fakültesi öğrencilerinin meme maketi ve standart hasta uygulamaları ile meme muayenesi becerilerinin geliştirilmesi
Amaç: Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencileriyle gerçekleştirilen meme maketi ve standart hasta uygulamaları ile meme muayenesi becerilerini geliştirmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada öğrencilerin standart hasta uygulamasında hastayı karşılama, hastalık hikayesi alma, etkili iletişim kurma ve kötü haber verme becerisini deneyimlemeleri hedeflenmiştir. Uygulama öncesi ve sonrasında öğrencilere meme kanseri ve kötü haber verme ile ilgili bilgi, beceri ve tutum düzeylerini ölçen anket uygulanarak, öğrencilerin bilgi seviyesi değişiklikleri değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma 2017-2018 eğitim döneminde mesleksel beceri uygulamaları içerisinde yer alan standart hasta uygulamalarında gerçekleştirilmiştir. Uygulamanın içeriği standart hastadan hastalık hikayesi alma ve meme maketi üzerinde "klinik meme muayene" becerisinin geliştirme ve muayene sonucunun hastaya bilgi verilmesinden oluşmaktadır. Uygulama öncesi tüm öğrencilere konu hakkında kuramsal bilgi aktarılmış ve klinik meme muayenesi konusunda öğrenim rehberiyle uygulama yaptırılmıştır. Uygulamalara katılan 406 öğrenciden alınan anketlerin öntest- sontest sonuçları ve standart hasta uygulaması geribildirim formu değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 406 öğrenciye uygulama öncesinde ve sonrasında uygulanan anketler değerlendirildiğinde, öğrenciler meme kanseri ile ilgili risk faktörlerinin neler olduğunu öğrenmiş ve hasta hikayesi alırken bunları sorgulayabilmişlerdir (p<0,05). Meme muaynesi yapma becerisini geliştirmiş, memede kitle varlığını saptayabilmişlerdir (p<0,05). Hastalara bilgilendirme ve ilgili branşlara yönlendirme yaparak kötü haber verme becerisini deneyimlemişlerdir (p<0,05). Ayrıca öğrencilerin % 99'u uygulamadan memnun olduklarını ifade etmişlerdir. Sonuç: Uygun bir senaryo ve planlı eğitimlerle "Standart Hasta Uygulamaları" klinik öncesi dönem eğitimlerinde başarıyla kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: simülasyon uygulamaları, standart hasta, meme muayenesi, meme kanseri, geribildirim
Mezuniyet sonrası kulak burun boğaz eğitim ve öğretiminde kitlesel açık çevirimiçi derslerin kullanımının araştırılması
Amaç: Massive Open Online Course (MOOC), tıp eğitiminde ve mezuniyet sonrası eğitimde kullanımı dünyada giderek yaygınlık kazanırken, ülkemizde tıp eğitiminde ve mezuniyet sonrası MOOC kullanımıyla ilgili bilgiler yok denecek kadar azdır. Türkiye'de mezuniyet sonrası KBB alanında MOOC'un eğitim-öğrenim amaçlı kullanımları hakkında bilgi sahibi olmak ve farkındalığı artırmak amacıyla anket çalışması yapılması planlanmıştır. Yöntem: Türk KBB Boğaz Derneğinin haberleşme kanalı KBB platformuna üye olan KBB uzmanı ve uzmanlık öğrencileri araştırma evrenini oluşturmaktadır. Hazırlanan anket formu Derneğin haberleşme kanalı KBB platformunda yayınlanmış ve gönüllülerin linki tıklayarak anketi cevaplandırmaları istenmiştir. Bulgular: Çalışmaya gönüllü 210 KBB uzman ve uzmanlık öğrencisi katıldı. Çalışmaya katılanların %69' nu kadınlar % 31'ni erkekler oluşturmaktaydı. Gönüllülerin çoğunluğu (%26, 2) 36-40 yaş aralığındaydı. Çalışmaya katılan gönüllülerin çalışma yapıldığı dönemde %53,8'i (113) uzman doktor, %19,5'i asistan doktor (41), %10,5'i (22) profesör, %8,1'i (17) doçent doktor, %8,1(17) yardımcı doçent doktor kadrosunda çalışmaktaydı. "MOOC programları hakkında bilgiye sahip misiniz ?" sorusuna yalnızca 19 (%9) kişi "evet" yanıtı verirken, daha önce MOOC platformuna dahil olan katılımcıların oranı %2,9 (6) olarak saptandı. Akademik ünvan ve MOOC programından haberdar olma ilişkisi değerlendirildiğinde öğretim üyelerinin, uzman ve asistanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde MOOC programlarından haberdar oldukları saptanmıştır (p= 0.032) Katılımcıların %51 tıpta mezuniyet sonrası eğitim için MOOC'un kullanılabileceği görüşüne "tamamen katılıyorum" yanıtını vermişlerdir. Ancak akademik yükseltme kriteri olarak kullanılması konusunda gönüllülerin çoğunluğu kararsız kalmıştır. Sonuç: Sonuç olarak mezuniyet sonrası KBB eğitiminde MOOC programlarının kullanımının ve gönüllülerin bu alandaki bilgilerinin oldukça düşük olduğu tesbit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Massive open online course, mezuniyet sonrası eğitim, kulak burun boğaz
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi eğitici gelişim programlarının değerlendirilmesi
Amaç: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde (AÜTF) uygulanan Fakülte Eğitici Gelişim (FEG) programlarının öğretim üyeleri tarafından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde AÜTF'nde eğitici eğitimi programlarına katılmış öğretim üyeleriyle yürütülen kesitsel nitelikte bir çalışmadır. Öğretim üyelerinin aldıkları FEG programlarının etkinliğinin değerlendirilebilmesi için araştırıcılar tarafından geliştirilen on üç sorudan oluşan bir anket formu, Öğretim Elemanı Performans Değerlendirme Envanterleri Öğretim Elemanı Ölçeği ve öğrencilerden her yıl PDÖ, ders kurulu ve staj sonu alınan öğretim üyesi değerlendirme puanları kullanılmıştır. Araştırma evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde AÜTF'nde görev yapan eğitici gelişim programlarına katılmış öğretim üyeleri oluşturmaktadır. Çalışma evreni 204 öğretim üyesinden oluşmaktadır. Çalışmaya katılım %70,6'dır. Bulgular: Araştırma bulguları FEG programlarının tüm kurslarından öğretim üyelerinin memnun (%85) olduğu ve kendilerini yeterli (%73) hissettiklerini göstermiştir. Özellikle küçük grupta eğitim (%95), görsel işitsel araç kullanma (%90,8), olumlu öğrenme ortamı hazırlama (%88) eğitim başlıklarında çok yüksek oranda kendilerini yeterli hissetmektedirler. Ancak koçluk, mentorluk-danışmanlık, OSCE hazırlama uygulama, CORE hazırlama eğitim başlıklarında daha az yeterli hissetmektedirler. Öğrencilerin vermiş oldukları geri bildirimler de öğretim üyelerinin FEG programlarından yararlandığı ve eğitimlerinde değişikliklere gittiklerinde vurgu yapmaktadır. Sonuç: FEG programlarının tıp eğitimcilerinin bilgi ve becerilerinin gelişiminde yeterli olduğunu göstermektedir. Farklı öğretim yöntemlerinin bir arada kullanımı ile verilen FEG programlarının katılımcıların daha yüksek eğitim performansı elde ettirmelerine katkı sunduğu izlenmiştir. Anahtar Kelimeler: fakülte eğitici gelişimi, probleme dayalı öğrenim, eğitim yönlendiricisi, geribildirim, program değerlendirme
Tıp fakültesi öğrencilerinin probleme dayalı öğrenmeye ilişkin görüş ve tutumlarının değerlendirilmesi
Amaç: Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde hem eğitim stratejsi hem de öğretim ve öğrenme yöntemi olarak probleme dayalı öğrenme (PDÖ) yaklaşımı kullanılmaktadır. Bu çalışmada PDÖ oturumları hakkında öğrencilerin görüşlerini belirleyen bir ölçek geliştirmek ve öğrencilerin belirlenen görüşleri ile tutumları arasındaki ilişkiyi araştırmak amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışmada, geçerlik ve güvenilirlik çalışması yapılarak geliştirilen, "Kişisel Gelişim", "Mesleki Gelişim" ve Öğrenme Süreçleri" olmak üzere üç alt boyuttan oluşan "Probleme Dayalı Öğrenmeye Yönelik Öğrenci Görüş Ölçeği" aracılığıyla öğrencilerin PDÖ hakkındaki görüşleri belirlenmiştir. Katılımcıların PDÖ ile ilgili tutumları ise Turan ve Demirel (2010) tarafından geliştirilen "Probleme Dayalı Öğrenmeye İlişkin Tutum Ölçeği" ile belirlenmiştir. Her iki ölçekten elde edilen puanlar arasında ilişki Spearman Korelasyon testi ile araştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitim gören 569 öğrenci katıldı (%59,9 erkek, %40,1 kadın). Öğrenciler ölçeğin, "Öğrenme Süreci" Boyutunda 'Eğitim yönlendiricisi tecrübeli ise daha verimli geçiyor' maddesine en yüksek düzeyde katılım gösterirken "Öğrenenin objektif olarak değerlendirilmesini sağlıyor." maddesine ise en düşük düzeyde katılım göstermişlerdir. Bununla birlikte, Kişisel Gelişim Boyutunda "İletişim becerilerimi geliştiriyor" "Mesleki Gelişim" boyutunda ise "Gelecek mesleki yaşamım hakkında bilgi sahibi olmamı sağlıyor." maddesine en yüksek düzeyde katılım gösterirken, "Aldığım geri bildirimlerle beni geliştiriyor" ve "tıbbi konuları derinlemesine öğrenmemi sağlıyor." maddesine ise en düşük düzeyde katılım göstermişlerdir. Öğrencilerin probleme dayalı öğrenmeye ilişkin görüşleri ile probleme dayalı öğrenmeye ilişkin tutumları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Sonuç: PDÖ, öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirip, eleştirel bakış açıları kazanarak olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmalarını sağlamaktadır. PDÖ sürecinin verimli olmasında eğitim yönlendiricisi önemli bir faktördür. Öğrencilerin PDÖ hakkında deneyimlerinden elde ettikleri görüşleri ile tutumları arasında tutarlılık bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Probleme dayalı öğrenme, tıp eğitimi, ölçek, öğrenci görüşü, öğrenci tutumu
Kulak burun boğaz hastalıkları uzmanlarında mezuniyet sonrası eğitim programlarında gereksinim belirlenmesi
Amaç: Çalışmamızın amacı KBB Hastalıkları uzmanlarının mezuniyet sonrası eğitim gereksinimlerinin ortaya konulması ve aynı zamanda uzmanlık eğitimi programı içinde daha fazla önem verilmesi gereken alanların belirlenmesidir. Yöntem: Bu tanımlayıcı, kesitsel anket çalışması Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı bünyesinde 2016 yılı Ekim ayı içerisinde yapıldı. İki tur şeklinde uygulanan Delphi Yöntemi ile KBB uzmanlarının eğitim gereksinimi duydukları alanların önem sırası tespit edildi. Bulgular: Ankete 78 KBB uzmanı katıldı. Mezuniyet sonrası eğitim gereksiniminin en fazla görüldüğü üç alan sırası ile Fasial Plastik Cerrahi, Otoloji – Nörootoloji ve Baş – Boyun Cerrahisi olarak tespit edildi. Sonuç: Genel eğilim olarak çoğunluk KBB uzmanının gereksinimlerinin başında gelen fasial plastik cerrahi uygulamalarına KBB uzmanlık eğitim programlarında daha geniş yer verilmelidir. KBB alanında ileri düzey bilginin daha fazla uzmana verilebilmesi hususunda yan dal uzmanlıklarının oluşturulması faydalı olacaktır.
Tıp eğitiminde klinik akıl yürütme becerisinin ölçülmesine yönelik aracın ve elektronik sınav sisteminin geliştirilmesi
Klinik akıl yürütme becerisi, tıp eğitiminde önemli bir beceridir. Bu becerinin klinik öncesi dönemde öğretimi için kullanılan yöntemlerin çeşitli kısıtlılıkları vardır. Bununla birlikte, "öğrenmenin ölçümü" yerine "öğrenmek için ölçme" yaklaşımı, tıp eğitiminde önem kazanmaktadır. Buradan hareketle, bu çalışmanın amacı, klinik akıl yürütme becerisine yönelik bir ölçme aracı ve uygulama için elektronik sistem geliştirmek, bu aracın klinik öncesi dönem öğrencilerinde klinik akıl yürütme becerisinin öğrenimine etkisini ve geçerlik kanıtlarını belirlemektir. Senaryo kuramından ve "üretken başarısızlık" kavramından yola çıkılarak geliştirilen araca, "bağlam"a gösterdiği önem ve "Extended Matching Questions" türünün seçeneklerine benzer yanları nedeniyle "ContExtended Questions" adı verilmiştir. Geri bildirimli ve geri bildirimsiz olmak üzere iki versiyonu oluşturulmuştur. Yapılan randomize kontrollü deneyin sonuçları, klinik öncesi dönem öğrencilerinin sadece geri bildirimli çoktan seçmeli testleri cevaplayarak, herhangi bir ek öğretim faaliyetine katılmadan klinik akıl yürütme becerilerini ve hastalık senaryolarını geliştirebildiklerini tıp eğitimi literatüründe ilk kez göstermiştir. Geri bildirimsiz versiyonla yapılan uygulamanın sonuçları, geliştirilen ölçme aracının birçok psikometrik özelliğinin Anahtar Özellik Soruları ile benzer seviyelerde olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak ContExtended Questions, geri bildirimli versiyonu ile ön plana çıkan ve biçimlendirici amaçla kullanılmaya daha uygun bir ölçme aracıdır. Özellikle klinik öncesi dönemde biçimlendirici sınav olarak kullanılması, dikey entegrasyonu sağlamak adına tıp fakültelerine ciddi katkı sağlayabilir. Klinik dönemde ise mevcut eğitim faaliyetlerine ek olarak "testle güçlendirilmiş öğrenme" amaçlı kullanılabilir. Bunların dışında, ContExtended Questions kullanarak hemşirelik, eczacılık, diş hekimliği gibi diğer sağlık meslekleri öğrencileri ile yapılacak çalışmalarla, aracın bu alanlarda da kullanılabileceği gösterilebilir.
Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi entegre eğitim programına geçiş sonrasında dönem öğrenci başarı ve görüşlerinin incelenmesi
Tıp eğitimi dinamik bir süreçtir ve güncel şartlara, ortam ve zamana göre sürekli uyarlanması gerekmektedir. Günümüzde tıp eğitiminde niteliğin artırılmasını amaçlayan uygulamaların önemli adımlarından biri uygulanan eğitim programının değerlendirilmesi ve gelişime yönelik değişikliklerin dinamik bir şekilde yapılabilmesidir. Eğitimde öğrencilerin programı değerlendirmelerinde değerlendirme anketleri uzun yıllardır kullanılmaktadır ve öğretim etkinliğinin değerlendirilmesinin gerekli ve önemli bir parçasıdır. Bu çalışmanın amacı, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde değişen tıp eğitimi modelinin uygulamaya girdiği 2016-2017 eğitim-öğretim yılı ile birlikte, izleyen iki eğitim-öğretim yılı boyunca, dönem 1 öğrencilerinin kurullarda almış oldukları eğitime yönelik geribildirimlerinin ve akademik başarılarının incelenmesidir. Öğrencilerin kurullarda almış oldukları eğitime ilişkin görüşleri 5 li Likert ölçeği ile hazırlanan geribildirim formlarından elde edilmiştir. "Kurul 2" dışında öğrenci geribildirimlerinin "Bilgilendirme ve İletişim", "Kurul Yapılanması", "Entegrasyon", "İçerik", "Ölçme-Değerlendirme" ve "Genel Görüş" temaları ilk yıla kıyasla belirgin iyileşme göstermiştir. Elde edilen verilerin hem sürecin değerlendirilmesi hem de bir sonraki yılın program hazırlığında kullanılmak üzere değerlendirmeye alınması ile eğitim dinamik bir sürece dönüştürülmüştür. Ayrıca kendilerinden alınan geribildirimlere göre yapılan iyileştirmeler konusunda öğrenciler bilgilendirilmiş ve böylece kendilerine ve görüşlerine değer verildiği hissettirilerek, BUÜTF için önemli olan bu süreçte etkin rol almaları sağlanmıştır. Anahtar Sözcükler: tıp eğitimi, entegrasyon, tıp öğrencisi, program değerlendirme
Bir vakıf üniversitesinde yabancı dilde eğitimin mezuniyet öncesi tıp eğitimine etkileri üzerine görüşler
Bu çalışma tıp eğitiminin anadil dışında İngilizce olarak verilmesinin eğitim süreçlerine etkisini araştırmak amacıyla yapılan niteliksel bir araştırmadır. Çalışmanın veri toplama aşaması Nisan – Ağustos 2018 tarihleri arasında İstanbul'da eğitim dili İngilizce olan bir vakıf üniversitesi tıp fakültesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada değişik akademik unvanlara sahip temel, dahili ve cerrahi bilimlerden toplam 27 öğretim üyesi ile derinlemesine görüşmeler yapılmış, toplam altı odak grup ve bir derinlemesine görüşme ile tüm sınıflardan öğrencilerin görüşleri derlenmiş, ayrıca yabancı uyruklu öğrenciler, mezunlar, idari personel ve iki yöneticiden derinlemesine görüşmeler yoluyla veri toplanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılan tüm bireylerden yapılandırılmış bir form vasıtasıyla demografik verileri ve eğitim geçmişlerine dair bilgi alınmıştır. Toplanan niteliksel veriler tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan tüm tarafların ortak görüşü hekimlikte İngilizce yeterliliğinin günümüz şartlarında olmazsa olmaz olduğu, İngilizcenin özellikle bilgi kaynaklarına ulaşım ve uluslararası eğitim, mesleki gelişim ya da çalışma olanakları açısından avantaj sağladığı, İngilizce tıp eğitiminde niteliği artırmanın birinci koşulunun öğretim üyesinin dil yeterliğini artırmak olduğu ve bu sağlanmadığında eğitimin sekteye uğradığı, pratikte klinik eğitimin İngilizce olarak verilmesinin mümkün gözükmediği şeklindedir. Tartışmalı konular ise tıbbi İngilizcenin ve İngilizce yeterliliğin geliştirilmesinin nasıl ve ne zaman yapılacağı ile bugünkü haliyle İngilizce tıp eğitiminin getirisi ve götürüsü arasındaki dengedir. Anahtar Kelimeler: tıp eğitimi, İngilizce eğitim dili, yabancı dilde eğitim, yabancı dilde tıp eğitimi, İngilizce tıp eğitimi
Tıp fakültesi öğrencilerinin LGBTİQ+ bireylerin eğitim süreçlerine yönelik algılarının incelenmesi
Günümüzde cinsel kimlikleri tek bir çatı altında toplayan LGBTİQ+ kavramı, geleneksel kadın ve erkek cinsiyet rollerine uymayan bireyleri kapsamakta ve söz konusu kimliklerin baş harflerinden oluşmaktadır. LGBTİQ+ bireyler, eğitim süreçlerinde, sağlık hizmetlerine erişimde vb. konularda dezavantajlı konuma düşmektedirler. Tıp fakültesi öğrencilerinin LGBTİQ+ bireylerin eğitim süreçlerine yönelik olan algılarının neler olduğunu betimleme amacıyla hazırlanan bu çalışma, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ve kartopu-zincir örneklemesi yöntemleri kullanılarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 2022-2023 eğitim öğretim döneminde lisans programına kayıtlı öğrencilerden gönüllü katılım esası çerçevesinde oluşturulmuş bir araştırma grubu ile olgubilim deseni kullanılarak nitel bir araştırma olarak yürütülmüştür. Bu desen içinde yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak derinlemesine bireysel görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler tematik içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular daha önceki araştırmaları destekler niteliktedir. Bununla birlikte, araştırmamıza katılan katılımcıların tanım ve kavramlarla ilgili farklı algılarının bulunduğu, bu bireylerin hitabet konusunda hassasiyet gösterdikleri görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular, eğitim ortamında cinsel kimliği/eğilimi farklı bireylere öğretim üyeleri/öğreticiler açısından ayrımcı/farklı/olumsuz bir davranış söz konusu olmadığını, cinsel eğilimi/yönelimi farklı olan bireylere eğitim süresince dersliklerde farklı bir tutum oluşmadığını ortaya koymaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, LGBTİQ+ bireylerin sorunlarının, toplumsal ayrımcılığın sonucu olduğu, LGBTİQ+ bireyleri kabul eden ve destekleyen bir eğitim ortamının sağlanmasının, ayrımcılık ve olumsuz davranışların azaltılmasında olumlu katkı sağlayacağını göstermektedir. Bu araştırmada LGBTİQ+ bireylerin sorunlarına çözüm bulmak için önyargı ve ayrımcılıkla mücadele etmenin önemli olduğu ve LGBTİQ+ bireylerin önündeki engelleri ortadan kaldırabilmek için en önemli etkenin eğitim olabileceği öne çıkmıştır.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tıpta uzmanlık eğitimini sürdüren hekimlerin impostor fenomeni açısından özeliklerinin ve tıp alanında akademik öz-yeterlik düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi
Mevcut çalışma Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapmakta olan araştırma görevlilerinin İmpostor Fenomeni seviyelerini ve akademik öz-yeterlik algısı seviyelerini araştırmayı ve bu iki kavram arasındaki olası ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışmaya katılan 261 gönüllünün %51'i erkekti. Çalışma grubunun ortanca akademik öz-yeterlik skoru (MASS) 67, ortanca Clance İmpostor Fenomeni Skalası (CIPS) skoru 54 idi. Çalışma grubunun yaş, cinsiyet, hekimlik mesleğinde tamamladıkları süre gibi değişkenler ile İmpostor seviyeleri ve akademik öz-yeterlik seviyeleri arasında herhangi anlamlı ilişki tespit edilmedi. Çalışmaya katılan uzmanlık öğrencilerinin görev aldıkları ana bilim dallarında tamamladıkları süreye göre 5 gruba ayrıldı. Görev alınan ana bilim dalında tamamlanan süre ile CIPS skoru arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (p< 0,001). Post hoc analizde istatistiksel açıdan farklılığı 0-12 ay grubunun oluşturduğu tespit edildi. Ana bilim dalında tamamlanan süre ile CIPS skorları arasında yapılan korelasyon analizinde negatif yönlü orta düzeyde ilişki tespit edildi (R= - 432, p<0,001). Görev alınan ana bilim dalında tamamlanan süre ile MASS skoru arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (p< 0,001). Yapılan post hoc analiz sonucunda 0-12 ay grubunda MASS skorlarının diğer gruplara göre anlamlı düzeyde düşük çıktığı tespit edildi. Ana bilim dallarında görev yaptıkları süre ile MASS skorları arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki tespit edildi (R=0,503 p<0,001). Katılımcıların MASS skorları bağımlı değişken; CIPS skorları, görev aldıkları ana bilim dalında tamamladıkları süre ve hekimlik mesleğinde tamamladıkları süre bağımsız değişken olarak kabul edilerek kurulan çoklu doğrusal regresyon analizinde orta düzeyde anlamlı ilişki tespit edildi (düzeltilmiş R2=0,585 p=<0,001). Oluşturulan denklemde CIPS skoru için standardize edilmiş B= -0,668, p<0.001; ana bilim dalında tamamlanan süre için standardize edilmiş B= 0,213, p<0.001 olarak bulundu. Akademik öz-yeterliğin İmpostor duygusu ile ilişkili olduğu sonucuna varıldı. Bu bulgu, İmpostor yoğunluğu yüksek olan araştırma görevlilerinin tıp alanında akademik olarak yeterlikleri gerçekleştirebileceklerine dair inançlarının düşük olduğunun göstergesidir. Akademik öz-yeterlik performansın önemli bir yordayıcısıdır. Bu ilişki bireyin uzun vadeli başarısıyla ilgili bir problemi ortaya koymaktadır. Erken dönemde İmpostor duyguları ile tanışıp bu duyguları sık olarak hisseden bireyin refahı ve gelecek başarısı ciddi anlamda zarara uğrayabilir. Öz-yeterliği düşük olan bireyin öğretim etkinliği, araştırma üretkenliği ve hasta yönetim başarısı etkilenebilir. Bu bağlamda kişisel ve dolaylı deneyimlerin özellikle mezuniyet sonrası eğitimin başlarında olumlu yönde pekiştirilmesi, bireyin kademeli olarak öğrenmesini ve öğrenmeden keyif almasını ve bireyin öz-yeterlik algısının artmasını sağlayacaktır. Öz-yeterlik algısının artışı ise İmpostor duygusunun azalmasına ve başarıyı içselleştirebilen, CanMeds'in hedeflediği hekim profiline uygun bireylerin yetişmesine katkı sağlayacaktır.