
1,884
Archived Theses
7
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ödüllü çocuk romanlarında rica (istek) sözeylemi
Bu çalışmanın amacı, çocuk romanlarında yer alan rica (istek) sözeylemi görünümlerini ve dağılımlarını tespit etmeye çalışmaktır. Bu amaç doğrultusunda dilin edimsel yönünü en fazla temsil eden estetik metin türü olarak çocuk romanlarından yararlanılmıştır. Tudem Yayıncılık ve Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Vakfı'nın (GDÇGV) düzenlemiş olduğu yarışmalarda birincilik ödülü kazanan 11 çocuk romanı incelenmiştir. Romanlar, rica (istek) sözeyleminin üç ana strateji ve bu stratejilerin altında yer alan dokuz alt strateji ulamı altında ele alan Blum-Kulka ve Olshtein'in (1984) Cross-Cultural Speech Act Realization Project (CCSARP) çalışmasına göre değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda 11 ödüllü çocuk romanından 700 rica (istek) sözeylemi tespit edilmiştir. Rica (istek) sözeylemi doğrudan kullanım (direct level) 416 kullanım ile %59,43'lük, alışılagelmiş dolaylı kullanım (conventionally indirect level) 266 kullanım ile %38'lik, alışılagelmemiş dolaylı kullanım (nonconventional indirect level) 18 kullanım ile %2,57'lik orana sahip olduğu tespit edilmiştir. Blum-Kulka ve Olshtein'e (1984) göre, ulamlanan rica (istek) sözeylemleri, konuşucu ve dinleyicinin yaş grubu, sosyal konumları ve konuşucunun cinsiyetine göre tekrar ulamlanmış ve örneklerle betimlenmeye çalışılmıştır. Bu ulamlar üzerinden rica (istek) sözeylemine dair romanlarda rica (istek) sözeylemlerinin görünüm çeşitliliği ve temsiliyet niteliği yorumlanmış ve tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: sözeylem, rica, istek, ödüllü çocuk romanları
Ortaokul öğrencilerinde dijital medya kullanma farkındalığı oluşturmaya yönelik bir eylem araştırması
21. yüzyılın en önemli gelişmelerinden olan teknoloji ve dijitalleşme insan yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Dijital iletişim teknolojilerinin gündelik yaşamın her alanına girmesiyle eğitim süreçlerinde öğrenim gören öğrencilerinde bu konuda bilgi ve donanım sahibi olması önem arz etmektedir. Bu çalışma ortaokulda öğrenim gören öğrencilerin dijital medya araçlarını kullanımına ilişkin bilinçli bir medya kullanıcıları olma yönünde bir değişme yaratmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, mevcut durum tespit edilerek hazırlanan bir eylem planının uygulanması şeklinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Mersin ili Erdemli ilçesinde bulunan bir kamu ortaokulunda 10-11 yaş aralığında 5. sınıfta öğrenci olan 17 erkek ve 17 kız öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcıların dijital medya kullanım farkındalıklarını oluşturmak amacıyla uygulamalar gerçekleştirilen bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın alt sorularına uygun olarak araştırmacı tarafından hazırlanan bir anket formu ve günlük formları kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi eylem araştırmasında kullanılan veri analiz yöntemlerinden olan betimsel çözümleme ile yapılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde var olan koşullarda ortaokul öğrencilerinin dijital medya kavramını tanımadıkları ve bu kavramları bilinçli şekilde kullanmadıkları görülmüştür. Dijital medya kullanım farkındalığını oluşturmaya yönelik eylem planı uygulamasından sonra katılımcıların dijital medya ile ilgili tanımlama bilgilerinin geliştiği ve dijital medya araçlarına bakış açılarının değiştiği tespit edilmiştir. Bu durum yapılan etkinlikler ile bireylerin dijital medya araçları kavramına bakış açılarının değişebileceğini ve bu ortamların olumsuz etkilerini fark edebileceklerini göstermiştir. Dijital medyanın gelişmeye devam ederken bu medya araçlarından gelen iletileri ve mesajları anlama ve kullanma farkındalığı için eğitim uygulamaları ile bireylere kazandırılabileceği ortaya çıkmıştır. Bu araştırma öğrencilerin dijitalleşme sürecinde bilinçli birey olması açısından önemlidir.
Ortaokul öğrencilerinde çevre sorunlarına karşı farkındalık oluşturmaya yönelik bir eylem araştırması
Çevre sorunlarını önlenmesi konusunda yapılması gerekenlerin başında, erken dönemde çocuklara verilmesi gereken çevre eğitimi gelmektedir. Okullarda eğitim süreçlerinde öğrencilerin çevreye karşı olumlu tutumlarının geliştirilmesi, bilinç düzeyinin arttırılması sağlıklı bir çevre ve toplumun geleceği açısından önemli bir konudur. Çevre sorunlarının önlenmesinde, çevre konusunda eğitimin önemli bir etkisinden bahsedilebilir. Çevre eğitimi, bireylerin çevre konusunda bilgilendirilmesini, bilinçlendirilmesini, farkındalık geliştirmesini ve çevreyi korumasını içermekte ve bireylerde bu yönde davranışlar oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çalışma ortaokul dönemindeki öğrencilerinin çevreye yönelik bakış açılarının olumlu yönde bir değişme yaratmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, mevcut durum tespit edilerek hazırlanan bir eylem planının uygulanması şeklinde yürütülmüş, araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Mersin ili Toroslar ilçesinde bulunan bir kamu ortaokulunda 12-13 yaş aralığında 7. sınıf öğrencisi olan 18 kız ve 12 erkek öğrenciden oluşturulmuştur. Katılımcıların çevre sorunlarına yönelik farkındalıklarını geliştirmek amacıyla uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın alt problemlerine uygun olarak araştırmacı tarafından hazırlanan bir anket formu ve günlük formları kullanılmış, kullanılan formlardan elde edilen verilerin analizi, eylem araştırmasında kullanılan veri analiz yöntemlerinden biri olan betimsel çözümleme ile yapılmıştır Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre sorunları, Çevre eğitimi, Çevre Bilinci Danışman: Doç. Dr. Mehmet Tahir KARABOĞA, Mersin Üniversitesi/Sosyal Bilimler ve Türkçe Eğitimi Bölümü, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı, Mersin.
Öğretmen adaylarının yaşam memnuniyeti ilie beyin göçü tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma öğretmen adaylarının yaşam memnuniyetleri ile beyin göçüne yönelik tutumlarının nasıl olduğunu, öğretmen adaylarının yaşam memnuniyetleri ile beyin göçüne yönelik tutumları arasında bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Öğretmen adaylarının yaşam memnuniyet düzeyleri ve beyin göçü tutumlarının cinsiyet, yaş, bölüm, anne- baba eğitim düzeyi, aile geliri ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu araştırmanın verileri, 2022-2023 öğretim yılı bahar döneminde Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi eğitim gören öğretmen adaylarından, Yaşam Memnuniyeti" ölçeği", "Beyin göçü tutum ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini Mersin Üniversitesi eğitim fakültesinde öğrenim gören 1, 2, 3 ve 4. sınıflardan oluşan 245 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırma sorularına cevap niteliğinde frekans, yüzdelik, aritmetik ortalama, t- testi, varyans analizi ve Pearson korelasyon analizleri yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre araştırmaya katılan öğretmen adaylarının yaşam memnuniyet düzeyleri ortalamanın üzerinde, orta düzeyde olduğu; ölçeğin "Kişisel/sosyal yaşamdan memnuniyet" boyutunda aldıkları puanların yüksek "ekonomik yaşamdan memnuniyet" boyutlarında aldıkları puanların ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının yaşam memnuniyet düzeylerinin cinsiyete, yaşa, anne-baba eğitim düzeyine, sınıf düzeyine göre farklılık göstermediği, aile geliri ve bölüme göre farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının beyin göçüne yönelik tutum puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının beyin göçüne yönelik tutumlarının cinsiyete, yaşa, bölüm, anne-baba eğitim düzeyine, aile geliri ve sınıf düzeyine göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının yaşam memnuniyet düzeyleri ile beyin göçüne yönelik tutumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının yaşam memnuniyet düzeyleri düştükçe beyin göçüne yönelik tutum puanlarında bir artış göstermektedir.
Yasal metinler çerçevesinde Osmanlı Devleti’nde sıbyan/ibtidai eğitimin hukukî ve idarî inşası (1824-1913)
Bu araştırmanın amacı, Osmanlı Devleti’nde sıbyan/ibtidai eğitimin 1824-1913 yılları arasındaki hukukî ve idarî inşa sürecini temel yasal metinler çerçevesinde incelemektir. Araştırmada, Sultan II. Mahmud’un 1824/25 tarihli Tâlim-i Sıbyan Fermanı, Meclis-i Umûr-ı Nâfi‘a Lâyihası (1839), İmamzâde Esad Efendi’nin Lâyihası (1839), Nisan 1847 Talimatı, Islahat Fermanı (1856), Maârif-i Umûmiye Nizamnâmesi (1869), Kanun-ı Esasi (1876) ve Tedrisat-ı İbtidaiye Kanun-ı Muvakkatı (1913), ilköğretimin hukukî ve idarî yapılanmasındaki dönüşümü görünür kılan temel normatif metinler olarak ele alınmıştır. Nitel yaklaşıma dayalı tarihsel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmanın verileri doküman incelemesi yoluyla toplanmış; temel normatif metinler, tamamlayıcı birincil kaynaklar ve ilgili ikincil literatür tarihsel bağlamları içerisinde karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, merkezileşme ile Margaret Archer’ın birleştirme ve sistemleştirme kavramları ve Max Weber’in rasyonel bürokrasi yaklaşımı çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, sıbyan/ibtidai eğitimin hukukî ve idarî yapılanmasının tek bir düzenleme veya reformla değil, farklı dönemlerde ortaya çıkan yasal düzenlemelerin birbirleri üzerine eklemlendiği uzun süreli bir kurumsal dönüşüm sonucunda şekillendiği belirlenmiştir. Bu süreçte ilköğretim giderek devletin doğrudan düzenleme ve denetim alanına dâhil edilmiş, zorunluluk, okul örgütlenmesi, müfredat, denetim ve idarî görevler yazılı kurallara bağlanmıştır. Böylece sıbyan/ibtidai eğitim, yerel ve geleneksel yapılar etrafında şekillenen bir eğitim alanından, devlet tarafından tanımlanan, düzenlenen ve bürokratik mekanizmalar aracılığıyla yönetilen bir kamu hizmetine doğru dönüşmüştür.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin mekânı algılama becerisi ve mekânsal teknolojiler hakkındaki görüşleri
Sosyal bilgiler dersi konusu, insan olan sosyal bilimlerden oluşan disiplinler arası bir derstir. Bu derste öğrenciye kazandırılması hedeflenen becerilerden biriside mekânı algılama becerisidir. Yaşadığımız çevre ve dünyanın genel coğrafi özelliklerini bilen insan ile çevre arasındaki etkileşimi açıklayabilen mekânı algılama becerisi kazanmış bireyler yetiştirmeyi amaçlayan sosyal bilgiler dersinde teknolojik gelişmeler doğrultusunda mekânsal teknolojilerin kullanımının arttırılması gerekmekte bunun için gerek öğrenciler gerek öğretmenler bu teknolojilerin kullanımı için gerekli eğitimleri almaları kaçınılmazdır. Bu araştırmada Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin mekânı algılama becerisi ve mekânsal teknolojiler hakkındaki görüşlerini belirlemek için nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenolojik) desen kullanılmıştır. Çalışma grubu amaçlı örneklemeden ölçüt örnekleme ile belirlenen Sosyal Bilgiler Öğretmenleridir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile hazırlanan 8 soruluk görüşme formu Mersin ili Mezitli ilçesinde 2022-2023 eğitim öğretim yılında görev başında bulunan ve görüşmeye gönüllülük esası ile katılan Sosyal Bilgiler Öğretmenlerine elektronik ortamla uygulanmıştır. Elde edilen verilere betimsel analiz tekniği uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin mekân, mekânı algılama becerisi hakkında bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ancak becerinin ilişkili olduğu diğer beceriler ve mekânsal teknolojiler hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları mekânı algılama becerisinin öğretiminde mekânsal teknolojileri yeterince kullanmadıkları ve mekânsal teknolojilerle ilgili gerek üniversitede gerekse hizmet içi kursu olarak eğitim verilmesini istedikleri, okulların gerekli donanıma sahip olması gerektiğini istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler 1, Mekânı Algılama Becerisi 2, Mekânsal Teknoloji 3
Öğretmen adaylarının işsizlik kaygı düzeyleri ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, öğretmen adaylarının işsizlik kaygı düzeyleri ile mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Öğretmen adayları, mezun olduktan sonra iş bulma sürecinde çeşitli endişeler ve kaygılar yaşamakta; bu durum, işsizlik kaygısının artmasına ve mutluluk düzeylerinin etkilenmesine neden olabilmektedir. İşsizlik kaygısı, çalışma beklentileri, geleceğe yönelik endişeler ve iş bulma süreciyle ilgili düşünceler gibi faktörler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Mutluluk düzeyleri ise genel yaşam memnuniyeti, olumlu duygular ve genel iyi hissetme hali gibi faktörler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışma, öğretmen adaylarına yönelik destek programlarının ve politikalarının geliştirilmesinde kullanılabilecek önemli bilgiler sağlama, İşsizlik kaygısının azaltma ve mutluluk düzeylerinin artırılmasına öğretmen adaylarının mesleki başarılarını ve genel yaşam kalitesini iyileştirilmesine yönelik gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, öğretmen adaylarının işsizlik kaygı düzeyleri ve mutluluk düzeyleri farklı değişkenler cinsiyet, yaş, sınıf, annenin eğitimi, babanın eğitimi ve ailenin gelir düzeyi özellikleri açısından incelemeyi hedeflemiştir. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesinin değişik bölümlerinde öğrenim gören 1, 2, 3 ve 4. sınıflardan 250 öğretmen adayı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada öğretmen adaylarının mutluluk düzeylerini belirlemek için "Oxford Mutluluk Ölçeği" ile "İşsizlik Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören, Okul öncesi, Sınıf öğretmenliği, İngilizce, Rehberlik ve psikolojik danışmanlık, Fen bilgisi, İlköğretim matematik ve Sosyal Bilgiler Bölümlerinde öğrenim gören 1, 2, 3 ve 4. sınıflar üzerinden toplanmıştır. Öğretmen adaylarının işsizlik kaygı puanlarının yüksek düzeyde olduğu, Öğretmen adaylarının işsizlik kaygı düzeyleri cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim düzeyi, aile geliri, sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farkın olmadığı, bölüm değişkenine göre anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının mutluluk düzeyleri puanlarının düşük olduğu, öğretmen adaylarının mutluluk düzeyleri cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim düzeyi, sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir farkın olmadığı; bölüm ve aile geliri değişkenleri açısından anlamlı bir farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının işsizlik kaygı düzeyi arttıkça mutluluk düzeyi puanları düştüğü, işsizlik kaygıları düştükçe mutluluk düzeyi puanlarının yükseldiği belirlenmiştir.
Pandemi sürecinde uzaktan eğitim uygulamalarının ortaokul öğretmenleri ve öğrencilerin görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Mersin il merkezindeki ortaokullarda görev yapan öğretmenleri ve ortaokul öğrencilerinin pandemi sürecindeki uzaktan eğitim uygulamalarına ilişkin görüş ve düşüncelerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. 2020 yılında başlayan Covid 19 virüs salgını, eğitim sektörü başta olmak üzere her alanı etkisi altına almıştır. Bu süreçte eğitim eğitim öğretim faaliyetleri yüz yüze olmaktan büyük ölçüde çıkarmış uzaktan eğitimle devam edilmiştir. Bu çalışmanın amacı pandemi döneminde yürütülen eğitim uygulamalarının ortaya çıkardığı tabloyu ortaokul öğretmenleri ve öğrencilerinin perspektifinden değerlendirmeyi hedeflemiştir. Araştırmada nitel araştırma modellerinden fenomenoloji (olgubilim) modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu mersin ilinin merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapan 18 sosyal bilgiler öğretmeni, 18 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcı öğrenci ve öğretmenlere yarı yapılandırılmış mülakat formu uygulanmıştır. Mülakat formunun hazırlanmasında sosyal bilgiler alanında 3 uzman akademisyenin görüşüne başvurulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler bilgisayar ortamında Microsoft Word dosyasına aktarılarak metin haline getirilmiştir. Araştırmanın sonunda ortaokulda görev yapan ortaokul öğretmenleri ve öğrencilerinin konuyla ilişkili görüşleri incelendiğinde; öğrencilerin uzaktan eğitimi verimli bulmadıkları, konuları yeterince anlamadıklarından şikâyetçi oldukları gözlemlenmiştir. Öğrencilerin uzaktan eğitimden ziyade yüz yüze eğitimi daha çok tercih ettikleri tespit edilmiştir. Ortaokul öğrencileri uzaktan eğitimin ders verimliliği konusunda kalitenin düşük olduğunu, derse katılım konusunda düşük düzeyde bir katılımın gerçekleştiğini, derse erişim konusunda sorun yaşadıklarını, uzaktan eğitimin derslerde öğrenme kolaylığı sağlamadığını, iyi bir sosyalleşme süreci geçirmediklerini ifade etmişlerdir. Araştırmaya katılan ortaokul öğretmenlerinin büyük çoğunluğu, derslerin verimli olmadığı, öğrencilerin derse katılımlarının düşük olduğunu, öğrencilerin derse rahat erişim sağlamadığını, öğrencilerin derslerde öğrenme zorluğu yaşadığını, sosyalleşmenin yetersiz olduğunu ve öğrencilerin sosyalleşemediklerini belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan ortaokul öğretmenleri dersin öğretimi sırasında karşılaştığı sorunlara ilişkin şu görüşleri belirtmişlerdir: Bilgisayar, laptop vb. araç gereç eksikliği, internet alt yapı yetersizliği, uzaktan eğitim araçlarını kullanma yetersizliği, internet erişim sorunu, bağlantı kopukluğu, motivasyon düşüklüğü, ailelerin öğrencilerle ilgilenmemesi, ölçme ve değerlendirme sisteminin olmaması, öğrencilerin devamsızlık sorunu, öğrenci ilgisizliği, derse öğrenci katılım azlığı, öğrencinin ciddiyeti elden bırakması, bire bir iletişim eksikliği, etkileşimin yetersiz olması, sınıf yönetiminde problemler olarak ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Uzaktan Eğitim, Pandemi, Ortaokul öğrencileri, Ortaokul öğretmenleri
Çocuk edebiyatında farklılık incelemeleri: Astrid Lindgren örneği
Farklılık; biricik ve eşsiz olma durumudur. İnsanlığın tarih sahnesine çıkmasından itibaren bireyler bazı özellikleri ile öne çıkmış farklı olarak lanse edilmişlerdir. Fransız İhtilaline kadar din olarak farklı olma durumu devrim sonrası yerini etnik kökene dayalı farklılık anlayışına bırakmıştır. Avrupa ve Amerikalıların sömürgecilik anlayışından dolayı yakın tarihte ten rengi farklılıkları anlayışı ortaya çıkmıştır. Farklılık çalışmaları ilk olarak ırk ve cinsiyet gibi ana kollar üzerinden yürürken günümüze doğru çeşitli kategorilere ayrılmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışmada farklılık inceleme teorisi dört kod altında toplanmıştır. Görünebilen, değişme şansı olmayan başlıklar içsel boyut kodunda ele alınmış, kişinin kendi sosyal çevresine açıklama kendi yönetiminde olan başlıklar ise sosyal boyutta incelenmiştir. Şahısların grup içerisindeki bireysel yeteneklerini ön plana çıkarabileceği farklılıklar işlevsel boyut olarak adlandırılırken insanın grup içerisinde oluşturduğu tutum, değer yargıları algısal boyutta irdelenmiştir. Bu çalışmada Astrid Lindgren'in seri Türkçe telif eserlerini farklılık inceleme teorisine göre araştırmak amaçlanmaktadır. Nitel bir çalışma olan bu çalışmada veri toplama tekniği olarak belge tarama yöntemi, verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen Astrid Lindgren'in "Pippi Uzunçorap", "Pippi Uzunçorap Denize Açılıyor", "Pippi Uzunçorap Büyük Okyanus'ta", "Yaramaz Emil", "Emil Yaramazlıklarına Devam Ediyor", "Emil Hala Yaramaz", "Şamatalı Köy", "Şamatalı Köy'De neler Oluyor?" ve "Şamatalı Köy'de Eğlence" adlı telif eserleri içsel boyut, sosyal boyut, işlevsel boyut ve algısal boyut kodlarına göre incelenmiştir. Çalışma kapsamında örneklemi oluşturan eserlerde farklılık kodlarının tamamının var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
COVID 19 küresel salgını sürecinde Türk Eğitim Sisteminde Çocuklar İçin Kapsayıcı Eğitimin Desteklenmesi Projesi (PIKTES) kapsamında öğretici ve öğrenicilerin uzaktan eğitimle Türkçe öğretimine yönelik görüşlerinin incelenmesi
15 Mart 2011'de başlayan Suriye iç savaşı neticesinde Türkiye komşu ülkeden yoğun göç almıştır. Göç İdaresi verilerine göre gelen sığınmacıların çoğunluğu çocuklardan oluşmaktadır. Bu çocukların eğitim öğretime kesintisiz devam edebilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Avrupa ortaklı birtakım projeler hayata geçirmiştir ancak 2019 yılında Çin'in Wuhan kentinden dünyaya yayılan COVID-19 salgını her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yeni sorunları beraberinde getirmiştir. Söz konusu salgın nedeniyle eğitimin bütün kademelerinde uzaktan eğitime geçiş zorunluluğu doğmuştur. Türk Eğitim Sisteminde Çocuklar İçin Kapsayıcı Eğitimin Desteklenmesi Projesi (PIKTES) kapsamında yürütülen derslerde de uzaktan eğitime geçiş yaşanmıştır. Bu çalışma 2020-2021 eğitim öğretim döneminde uzaktan eğitimle ders gören ve 2021-2022 yılında yüz yüze eğitime başlayan PIKTES kapsamında, uyum sınıflarında öğrenim görmekte olan 15 yabancı uyruklu öğrenicinin ve 4 öğreticinin uzaktan eğitim yoluyla işlenen derslere yönelik görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Nitel modeldeki çalışmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme form yoluyla toplanmıştır ve içerik analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, dil engeli, cihaz ve alt yapı yetersizliği nedeniyle hem öğreticilerin hem öğrenicilerin sorun yaşadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanındaki araştırmacılara, öğretim programı ve ders kitabı hazırlayıcılara, hibrit eğitim, uzaktan eğitimle ders durumlarında eğitimcilere ve alan araştırmacılarına katkı sunacağı düşünülmektedir.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde dinleme becerisine yönelik otantik materyal kullanımı
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde dinleme becerisi öğrenciyi öncelemelidir. Bu açıdan dinleme becerisinin dil öğrenicilerinin ilgisini çekmesi, öğrendikleri dilde gerçek yaşama ve gerçek durumlara dönük olması nedeniyle otantik materyallerle desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda dinleme becerisinin geliştirilmesine dayalı otantik materyallerin kullanımına dair diğer ülkelerde çok sayıda çalışma yapılmış olmasına karşın Türkiye'de otantik materyal kullanımını ele alan araştırmalar oldukça azdır. Bu bağlamda araştırmanın amacı; otantik video, film, müzik klipleri, röportajlar, TV programları vb. işitsel ve işitsel- görsel otantik dokümanların Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi sürecinde dinleme becerisine yönelik ders materyali olarak kullanılabilirliğini sorgulamaktır. Bu çalışma, otantik materyallerden Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi sürecinde dinleme becerisi kazanımları izleğinde nasıl faydalanılacağını ortaya koyan nitel bir araştırmadır. Aynı zamanda çalışmada, Diller için Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi (2020) izleğinde dinleme becerisi ölçek ve kazanımları incelenmiş, bu ölçek ve kazanımlar rehberliğinde işitsel ve işitsel- görsel otantik materyal kullanımına yönelik etkinlikler tasarlanmıştır. Çalışmada oluşturulan etkinliklerin eğitmenlere yol gösterici olacağı öngörülmektedir.
Sosyal bilgiler dersi etkinliklerinin uygulanabilirliğine yönelik yerel ekonomik faaliyetler
Ekonomi kavramı üzerinde çok durulan bir kavram olmakla birlikte yerel ekonomi kavramı üzerinde pek durulmayan çalışma alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeninin ülkenin daha çok genel ekonomi çatısı altında yer alan beşeri, fiziki ve iktisadi alanlara başvurulmasından kaynaklandığı söylenebilir. Araştırma kapsamında sosyal bilgiler kapsamında ders veren 4. sınıf sınıf öğretmenleri ve 5, 6 ve 7. sınıf sosyal bilgiler öğretmenleri ile yerel ekonomi öğretimi ile ilgili görüşlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Yerel ekonomik faaliyetler bireyin yaşam kalitesini arttırmak ve toplumun refah düzeyini arttırmak için yerel düzeydeki üretimi destekleyici faaliyetleridir. Bireye etkin bir vatandaşlık kazandırmak temel amaçlardandır. Başarılı bir kalkınma süreci yerel ekonomiyi canlandırmaktan geçmektedir. Ekonomik kalkınmanın temelini yöreye özgü ekonomik süreçler belirlemektedir. Dolayısıyla aktif bir süreçle beraber istihdamın artması ve iş gücü piyasasının canlanması gerçekleşmektedir. Bu sayede ekonomik ve sosyal yapı iyileştirilerek kaynakların etkin kullanımı ve dağılımına imkan sağlamaktadır. Ülkenin ekonomik ve sosyal bütünleşmesi sağlanarak refah seviyesinin arttırılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Mersin ilinin Anamur ilçesinde görev yapan 30 gönüllü öğretmen katılımcı ile görüşme yapılmıştır. Çalışmada nitel yönteme başvurulmuştur. Verilerin analizi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında "Görüş Formu" soruları hazırlanarak sonuçlar elde edilip bulgular kısmında tablo halinde sunulmuştur. Sonuç ve öneriler kısmında katılımcılar, yerel ekonomi öğretiminin Sosyal Bilgiler Dersi kapsamında kullanılabilir olduğunu ve yerel ekonomi öğretimine önem verilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler:Ekonomi, Yerel Ekonomi, Sosyal Bilgiler, Anamur
Sosyal bilgiler 6. sınıf ders kitabında yer alan "Tarihe Yolculuk" ünitesinin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Dünyanın kadim milletleri arasında yerini almış olan Türklerin tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim bölgelerinde pek çok farklı sebepten ötürü kalıcı olarak kalmadıkları ve sürekli hareket halinde olduklarından dolayı geçmişten günümüze kadar farklı coğrafyalara yayılarak yaşamlarını sürdürdükleri görülmektedir. Bu coğrafi dağılışın günümüzde Çin Seddi'nden Adriyatik Denizine kadar uzanan geniş bir alanı kapsadığı bilinmektedir. Türkler varlıklarını sürdürdükleri her coğrafyada devletler kurarak siyasi hâkimiyetlerini güçlendirmiş, kültürel özelliklerindeki milli benlikleri sayesinde sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel yaşamlarını muhafaza ederek bulundukları çevreyi derinden etkilemişlerdir. Sosyal bilgiler üzerine yapılmış tanımlamalardan yola çıktığımızda sosyal bilgiler dersi sayesinde bireyler etkin, duyarlı ve erdemli vatandaş olarak yetiştirilmeye çalışılır. İnsanlar veya devletler bunu gerçekleştirirken kendi bünyelerinde mevcut olan milli kültür unsurlarını ve tecrübelerini kendilerinden bir sonraki kuşağa aşılamakla gerçekleştirmeye hedefler. Günümüz eğitim öğretim programları da bireylerin toplumsal yaşamda uyum içerisinde yaşayabilmelerini sağlamak için oluşturulmuştur. Sosyal bilgiler eğitimi de bu amaca yönelik olarak hazırlanmıştır. Eğitim öğretim materyalleri arasında ders kitapları çok önemli yer tutmaktadır. Eğitim öğretim yoluyla bireyleri toplumsal yaşama hazırlayarak etkili vatandaş yetiştirmeyi hedefleyen sosyal bilgiler dersinin, kitabı da iyi bir şekilde hazırlanmış olması gerekmektedir. Öğretim materyali olarak hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabında tarihi konuların ele alınırken bazı konuların yetersizliği, yüzeysel ele alınması, kronolojik hatalar vb. eksikliklerin gözden geçirilmesi gerektiği söylenebilir. Bu bağlamda çalışmada MEB 'nın hazırlamış olduğu 6. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında yer alan "Tarihe Yolculuk" ünitesinin öğretmen görüşlerine göre değerlendirmesini yapmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda Araştırma için açık uçlu soru formu tekniğinden yararlanılmıştır Anahtar Kelimeler: Tarihe Yolculuk Ünitesi, 6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Kitabı, Türk Tarihi, Sosyal Bilgiler.
Ortaokul 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki anlatı metinlerinin kavramsal metafor kullanımı açısından incelenmesi
Metafor soyut kavramlar arasındaki ilişkiyi kavrama aşamasında önceki kavram düzenine yerleşerek somut kavramlar üzerinden anlamaktır.Bu anlamlandırmayı kolaylaştırmak için öğrencilerin gelişim düzeylerine uygun hazırlanmış öğrenme ortamları ve buna uygun seçilmiş ders materyalleri çok önemlidir.Mevcut öğretim programının hedeflerine plan ve düzen içerisinde ulaşılmasında en sık kullanılanmateryal ise ders kitaplarıdır.Bu çalışmanın amacı Ortaokul 5,6, 7 ve 8. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarındaki anlatı metinlerindekavramsalmetafor kullanımının nasıllığını incelemektir. Yöntem olarak nitel araştırma modellerinden biri olan doküman inceleme yöntemikullanılmıştır. Verilerin analizi ise içerik analizi ve nicel olarak sıklık(frekans) analiziileyapılmıştır.Araştırmanınörneklemini Ortaokul 5, 6, 7 ve 8. Sınıf Türkçe Ders Kitapları oluşturmaktadır. Ders kitaplarında yer alan anlatı metinleri kavramsal metafor türleri başlığı altında gruplandırılarak metaforların çözümlenmesi Lakoff ve Johnson'un Kavramsal Metafor Kuramına (1980) göre yapılmıştır. Bu çalışmanın veri tabanını Ortaokul 5. Sınıf Türkçe Ders kitabında 40, Ortaokul 6.Sınıf Türkçe Ders Kitabında 40, Ortaokul 7. Sınıf Türkçe Ders Kitabında 41 ve Ortaokul 8.Sınıf Türkçe Ders Kitabında 40 tane anlatı metni oluşturmaktadır. Verilerin çözümlenmesi sonucunda Ortaokul 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabındaki anlatı metinlerinde toplam 18 çeşit kavramsal metafor bulunmaktadır. Bunların kullanım sıklığı sırayla ontolojik metaforlar 10, yapı metaforları 7, yönelim metaforlarından ise 1 tane bulunmuştur. Ortaokul 6. Sınıf Türkçe Ders Kitabındaki anlatı metinlerinde toplam 44 çeşit kavramsal metafor bulunmaktadır. Bunların kullanım sıklığı sırayla ontolojik metaforlar 33, yapı metaforları 9 ve yönelim metaforları 2 tane bulunmuştur. Ortaokul 7. Sınıf Türkçe Ders Kitabındaki anlatı metinlerinde toplam 54 çeşit kavramsal metafor bulunmaktadır. Bunların kullanım sıklığı sırayla ontolojik metaforlar 28, yapı metaforları 23 ve yönelim metaforları 3 tane olarak bulunmuştur. Ortaokul 8. Sınıf Türkçe Ders Kitabındaki anlatı metinlerinde toplam 35 çeşit kavramsal metafor bulunmaktadır. Bunların kullanım sıklığı sırayla ontolojik metaforlar 18, yapı metaforları 12 ve yönelim metaforları 6 tane olarak bulunmuştur. Buna göre toplam 89 adet kullanılarak en fazla ontolojik metafor, onu 51 ile yapı metaforu ve 12 tane olmak üzere en az yönelim metaforu bulunmuştur. Bu bulgulara göre Türkçe ders kitabı anlatı metinlerinde öğrencilerin bilişsel seviyelerine uygun biçimde metafor kullanımlarına yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kavramsalmetaforlar, Türkçe ders kitapları, anlatı metinleri
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma sınıflarında karşılaştıkları güçlüklerin incelenmesi
Kaynaştırma sınıflarında eğitim alan kaynaştırma öğrencileri tam zamanlı kaynaştırma eğitimini akranları ile aynı sınıfta almaktadırlar. Bu sayede kaynaştırma öğrencileri hem akran destekli eğitim ortamından yararlanmakta hem de kaynaştırma öğrencilerinin sosyalleşmeleri sağlanmaktadır. Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma sınıflarında karşılaştıkları güçlüklerin neler olduğunu ve kaynaştırma eğitimi hakkındaki görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırma örneklemini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Karaman ili ve ilçelerinde, resmi ve özel okullarda görev yapan gönüllü 25 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmaya katılan sosyal bilgiler öğretmenlerinin çoğu mesleki tecrübeleri bakımından on yılın üstündedir. Ayrıca öğretmenlerin her biri en az bir kaynaştırma öğrencisi ile çalışmaktadırlar. Araştırmaya katılan sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma sınıflarında öğretimsel faaliyetlerin ve ortam düzenlemelerinin nasıl yapıldığı, okul içi ve okul dışı yapılan faaliyetlerin neler olduğu araştırmacı tarafından hazırlanan ve uzman tarafından düzenlenen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve öğretmen bilgi formu kullanılarak araştırmanın bulguları yazılı olarak not edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerden randevu alınarak belirlenen gün ve saatte veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin betimsel analizi yapılarak sayı, frekans ve yüzdelik (%) değerlerine ulaşılmıştır. Bulunan veriler temalandırılarak kategorize edilmiş ve araştırmanın bulgularına ulaşılmıştır. Bulguların alt problemlere yönelik verileri tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda kaynaştırma sınıflarında derse giren sosyal bilgiler öğretmenlerin kaynaştırma eğitimi alma oranın düşük olduğu görülmüştür. Eğitim alınsa bile birçok öğretmen kaynaştırma sınıflarında kaynaştırma öğrencisine yönelik eğitim verme, materyal hazırlama sınıf kontörlü gibi alanlarda kendilerini yetersiz hissettikleri tespit edilmiştir. Ayrıca kaynaştırma öğrencilerine BEP hazırlama ve uygun ölçme değerlendirme konularında eksiklerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretiminde geçmiş ve günümüz bağlamında İpek Yolu
İpek Yolu kavramı tarihi konuların öğretiminde kullanılan oldukça önemli bir kavramdır. Sosyal bilgiler dersi bireyin etkin vatandaş olmasını amaçlamakta, içerisinde yer alan farklı disiplinler sayesinde öğrencilere ortaokul düzeyinde verdiği bilgilerle bireyi hayata hazırlamaktadır. Geçmişini bilmeyen nesiller tekrara düşerek gelişemeyeceği için bir bireyin geçmişini, tarihini, kültürünü anlaması ve tanıması gelecekte alacağı kararlar ve çözeceği problemler için gereklilik haline gelmiştir. Öğrenciye tarihsel duygudaşlık kazandırmayı, eleştirel düşünmeyi, araştırma yapmayı, merak uyandırmayı, neden-sonuç ilişkisi kurmayı ve geçmişten bir çıkarımda bulunarak bugünü anlaması için önemli bir kavram olan İpek Yolu'nun sosyal bilgiler öğretiminde kullanılması gereklidir. Öğrenciler bu kavramla birlikte geçmişte yaşamış insanların kültürel, siyasi ve ekonomik faaliyetlerini öğrenir ve günümüz ile geçmiş arasındaki değişimleri fark ederler. Bu da bireylerin zaman ve kronolojiyi algılama becerisinin yanında değişim ve sürekliliği algılama becerisinin de kazandırılmasına ve gelişmesine yardımcı olmaktadır. İpek Yolu'nun geçmiş ve günümüzdeki hali ile ilgili yapılan çalışmalardan faydalanılmış, literatür taraması yapılmıştır. Ayrıca geçmişten günümüze İpek Yolu'nun sosyal bilgiler öğretiminde kullanımı inceleneceği için nitel bir veri analizi yöntemi olan doküman analizi yönteminden faydalanılmıştır. 2005-2018 sosyal bilgiler öğretim programı ve ders kitabı incelenerek İpek Yolu kavramının geçmişten günümüze değişimi ve öğretimi ele alınmış ayrıca araştırmayı desteklemek ve güçlendirmek adına öğretmen görüşlerine başvurularak sosyal bilgiler öğretiminde İpek Yolu'nun geçmiş ve günümüz bağlamında kullanımına değinilmiştir.
Çocuk edebiyatında fantastik tür: Valerıe Thomas ve Fatih Erdoğan üzerine bir karşılaştırma
Fransızca kökenli bir kelime olan fantastik, edebi tür olarak Todorov tarafından kendi doğal yasaları dışında farklı bir yasayı kabul etmeyen öznenin doğaüstü bir görünüşe sahip olay veya durumlar karşısında yaşadığı kararsızlık hâli olarak tanımlanır. Bu türde okuyucu, reel ve irreel dünya arasındaki ilişkilerin varlığı ve etkileşimi sebebiyle gerçeklik algısıyla ilgili sorgulamalara girer. Belirli bir zeminde çözüme kavuşturulamayan paradokslar kurgu boyunca okuyucunun aklını meşgul ederek fantastik türün sınırlarının belirginleşmesini sağlar. Bu çalışmada basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen, Valerie Thomas'ın "Vini ile Vilbur" çocuk kitabı serisindeki on eser ile Fatih Erdoğan'ın "Sihirli Kitaplar" çocuk kitabı serisindeki on eser, farklı kültürlerin edebiyat ürünlerini çalışma sahası olarak kabul eden, edebiyatın evrensel niteliklerini ve deneyimlerini anlamayı amaçlayan, farklı tema, yapı ve etkileşimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan karşılaştırmalı edebiyat bilimi bağlamında incelenmiştir. Araştırma sırasında fantastik kurgu inceleme teorisi kapsamında belirlenmiş; çatışma oluşturarak olayların gelişimini tetikleyen kişiler, başkahramanın reel dünyada üstesinden gelmekte zorlandığı sorunlardan kurtulabilmeleri için önemli bir aşama olan kaçış ve uzaklaşma, olayların sürdürüldüğü uzam (zaman ve mekân), çizgisel, çevrimsel veya sarmal olarak üç farklı şekilde meydana gelip karakterlerin dönüşümüyle neticelenen yolculuk, boyutlar arası geçişlerde ve kahramanların mevcut durumlarından daha iyi bir noktaya taşınmasında etkili olan tılsımlı nesne, alışılan dünyanın dışında kalarak kahramanın Todorov'un belirttiği kararsızlığa düşmesini destekleyen düş ve gerçek-gerçeküstü ikilemini temel alan kararsızlık kodlarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak her iki yazarın eserlerinde de fantastik kurgu inceleme teorisinin kodlarıyla ilgili verilere rastlanılmış ve karşılaştırmalı edebiyat bilimi kapsamında değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültür paylaşımında müzelerin kullanılması ve etkinlik örnekleri
Bir toplumun varlığı, dilinin canlılığı ile doğrudan ilişkilidir. Dil, kültürün en güçlü taşıyıcısı ve nesiller arası aktarıcısıdır. Bir dili bilmek ve öğrenmek; beraberinde o dilin kullanıldığı milletin kültür birikimini de bilmeyi ve öğrenmeyi gerektirir. Zira kültürel ögeleriyle birlikte öğrenilen dil, daha kalıcı ve anlamlı şekilde öğrenilmiş olur. Eğitimde kültür paylaşımı pek çok biçimde yapılır. Öğrenme ortamlarının çeşitlendirilmesi, etkileşim içinde ders işlenmesi, etkinlik odaklı ders planları yapılması ve bu doğrultuda hareket edilmesi günümüz eğitiminin vazgeçilmez koşuludur. Bu bağlamda müzeler önemli ve mutlaka yararlanılması gereken ortamlardır. Müzeler bir milletin kültür hazinesini saklayan, muhafaza eden aynı zamanda ziyaretçileriyle somut olarak ve ilk elden buluşturan etkin ortamlardır. Bu çalışmanın amacı Millî Eğitim Bakanlığının da son yıllarda müze eğitimi ve müzelerin etkin kullanımı konusundaki teşvik ve tavsiyeleri doğrultusunda, özellikle yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde, Türk kültürünün paylaşımını sağlayan müzelerin önemini ortaya koymaya çalışmak ve müzelerden bu bağlamda yararlanmanın, dil öğretimine yansımalarını doküman incelemesi yöntemiyle değerlendirmektir. Çalışma ile "Ana dili farklı olan bireylere Türkçe öğretiminde -etkileşimli ortamların kalıcı öğrenmeye etkileri bağlamında- müzeler, kültür paylaşımını sağlayan ortamlar olarak daha etkin nasıl kullanılabilir?" sorusunun cevapları aranmıştır. Verilen etkinlik önerileriyle sahada yabancı dil olarak Türkçe öğretimine etkinlik zenginliği açısından katkı sağlanması asıl hedeflerimizdendir.
Ortaokul Türkçe derslerinin kavram öğretimi modelleri doğrultusunda yapılandırılması: Eğitim durumu tasarıları geliştirme
Bu çalışma, Türkçe derslerinde kavram öğretimi odaklı bir ders süreci planlamanın temel ilkelerini ve uygulama süreçlerini ortaya koyan eğitim durumları tasarlamayı amaçlamaktadır. Ortaokul 7. sınıf düzeyindeki çocuğa seslenen kavram öğretimi tasarılarından oluşan çalışma, tasarım ve geliştirme araştırması deseni kullanılarak yürütülmüştür. İlgili alanyazın doküman analiziyle incelenmiş olup Türkçe öğretim programında ve Türkçe öğretiminde kullanılan araç gereçlerde (ders kitabı vb.) ve öğretmenlerin ders işleyiş biçimlerinde genellikle kavram öğretimini odağa alan yapıların eksik olduğu belirtildiği için bu çalışmada kavram öğretimini odağa alan eğitim durumu tasarıları geliştirmeye odaklanılmıştır. Tasarlanan eğitim durumlarıyla çocuğun kendi dil-kültür yaşantısında oluşturduğu kavramları Türkçe dersine getirmesi, bunları öğrenim sürecinde kullanması desteklenmek istenmiştir. Bu doğrultuda programdaki her temaya özgü kavram setleri oluşturulmuştur. İşlenmesi önerilen kavramlar seçilirken amaçsal örnekleme yaklaşımlarından ölçüt örnekleme ve Martorella kavram çözümlemesi modeli uygunluk envanteri kullanılmıştır. Seçilen kavramların öğretimi için eğitim durumu tasarılarında çocuğa görelik ilkesi gözetilerek farklı türde uyaranlara başvurulmuştur. İncelenen alanyazında belirtilen eksikliğin ardından tasarlanan eğitim durumlarına son biçimi uzman görüşleri alınarak verilmiştir. Kavram öğretimi odaklı yapılandırılacak Türkçe dersinin temel yapısı şu şekilde belirlenmiştir: Eğitim durumu tasarılarını çocuğa sunan öğretmen; kavramları oluşturmasına yardımcı zihin haritası ve metafor tekniklerini ona tanıtır ve nasıl kullanacağını açıklar, teknikleri kullanırken geribildirimler vererek onun tasarılardaki kavramları oluşturma sürecini destekler. Eğitim durumlarındaki uyaranları dinleme, izleme, okuma yoluyla alımlayan çocuk uyaranlarla ilgili soruları ve yönergeleri konuşarak ve yazarak yanıtlar, uyaranlara yönelik sorular sorar. Çocuk; bu tasarılarla programdaki kök değerleri birer kavram olarak sorgulayabilir, onlara eleştirel yaklaşabilir ve onları tartışabilir. Böylece her bir tasarı, çocuğun kavram setlerindeki temel yetkinliklere ulaşmasını desteklemektedir. Bu eğitim durumu tasarıları kullanılarak gerçekleştirilecek öğretim süreciyle çocuk temalara birer kavram olarak yaklaşabilir. Geliştirilen eğitim durumları bu temaların içerdiği ya da içerebileceği sorunlarla birlikte çeşitli ilişkilendirme ve somutlama biçimleriyle kavramsal düzlemde çocuğa duyup düşünme olanağı sunabilir. Anahtar sözcükler: Kavram, Kavram öğretimi, Kavram oluşturma, Eğitim durumu
İkinci dil olarak Türkçenin öğretiminde kültüre duyarlı öğrenme ortamlarının sınıf içi süreçlere yansımaları
Bu araştırmada; yabancı uyruklu öğrencilerin öğrenim gördüğü ilkokul 3. sınıf Türkçe dersi için hazırlanan kültüre duyarlı ders içeriklerinin sınıf içi süreçlere nasıl yansıdığının ortaya konulması amaçlanmıştır. Nitel araştırma desenlerinden etnografiyle yürütülen araştırmanın çalışma grubunu Kayseri ili merkez ilçesinde bulunan bir ilkokulun 3. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu okul, yabancı uyruklu öğrencilerin Türk eğitim sistemine uyum sağlamasını amaçlayan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı PIKTES (Türk Eğitim Sisteminde Çocuklar İçin Kapsayıcı Eğitimin Desteklenmesi) projesinin yürütüldüğü okullardan biridir. Temel veri toplama aracı, farklı dillere ve kültürlere duyarlı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yedi haftalık eğitim durumlarıdır. Bu eğitim durumlarının sınıfta uygulanması sırasında ses kaydı alınmış, aynı zamanda sınıfın öğretmeni olan araştırmacı tarafından gözlemler yapılmış, araştırmacı günlüğü ve alan notları tutulmuştur. Yapılan çözümlemeler sonucunda; farklı kültürlere sahip öğrencilere Türkçe öğretiminde kültüre duyarlı eğitim durumlarının uygulanmasıyla öğrencilerin hem kendi kültürlerine hem farklı kültürlere hem de Türk kültürüne karşı duyarlılık kazandığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, yabancı uyruklu öğrencilere Türkçe öğretiminde konunun ikinci dil edinimi boyutuyla ele alınmasının ve öğrencilerin kendi kültürlerini sınıfa getirebilecek öğrenme ortamları oluşturulmasının önemini ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: PIKTES, Kültüre Duyarlılık, İkinci Dil Olarak Türkçe Öğretimi, Nitel Araştırma, Etnografi.
Ölüm konusunun ele alındığı yazınsal çocuk kitaplarının çocuğa görelik ilkesi açısından incelenmesi
Duyarlık gerektiren bir olgu olarak ölüm, her yaşta insanın anlamlandırmakta ve kabullenmekte zorlandığı bir konu olmakla birlikte bilişsel ve duyuşsal olgunluk düzeyleri gibi etmenlere bağlı olarak algılanma süreci de bireyden bireye farklılık göstermektedir. Çocuklara ölüm olgusunun anlatılmasında ve çocukların yaşadıkları bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmalarında, bu sürece ilişkin duygularını ifade edebilmelerinde yetişkinlerin desteğinin yanı sıra nitelikli çocuk kitapları da yardımcı olmaktadır. Çocuklar için ölümü anlatan kitapların çocuk üzerinde yaratacağı etki düşünüldüğünde kitapların, çocukların yaş düzeyine ve gelişimsel özelliklerine dikkat edilerek hazırlanması önemli bir husustur. Bu çalışmada da öncelikle bilimsel araştırmalarda çocukların yaş aralıklarına göre ölüm olgusuna bakış açılarının nasıl olduğuna ilişkin alanyazın taranmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yapılarak ölüm olgusunun okulöncesi, ilk ve ortaokul dönemine seslenen kitaplardaki işleniş biçimi, çeviri ve telif eserlerde ölümün ele alınışının nasıl olduğu, Türk ve dünya edebiyatından seçilen yirmi beş çocuk edebiyatı yapıtı üzerinden incelenmiştir. Yapılan incelemeye göre özellikle okul öncesi döneme seslenen çeviri kitapların dil ve anlatımında ve ölümün anlatılışında dini ögelere yer verilerek anlatılmasından kaynaklı eksiklikler gözlemlenmiştir. İlkokul dönemine seslenen çeviri ve telif eserlerin bazılarında ölümün işlevsizliği unsurunun gözetilmediği görülürken ortaokul dönemine seslenen bir kitapta ise karakterlerin idealize edilerek anlatıldığı gözlemlenmiştir. Çeviri ve telif eserler genel olarak karşılaştırıldığında ölümün ele alınışında, anlamlı farklar gözlemlenmemekle birlikte okul öncesi döneme seslenen çeviri kitapların yukarda bahsi geçen bazı eksiklikler içerdiği gözlemlenmiştir. Çeviri ve telif kitaplarda yaş grubu ilerledikçe ölümün daha ayrıntılı yer aldığı, kültürel ve dini ögelerin de anlatının içerisinde yer aldığı gözlemlenmiştir. Kitaplarda ölümün konu edilişine baktığımızda bazı kitapların sadece yas sürecini ele aldığı bazı kitapların ise hem yas süreci hem de ölümü birlikte ele aldığı gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar ışığında; seslendikleri yaş grubunun ölüm olgusunu daha doğru bir şekilde anlamlandırması açısından yazarların, okulöncesi döneme seslenen yapıtların dil ve anlatımında ölüm kavramının alanyazınca ortaya konan temel bileşenlerini gözetmesi; konusunun işlenişinde ise kültürel ve dini ögeleri içeren ifadelerden uzak durmaları tavsiye edilmektedir.
Kırsal kesimde öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin okuma kültürü edinme süreçlerinin aile bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada kırsal kesimde öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin okuma kültürü edinme süreçlerinin aile bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasıyla yapılandırılan araştırmanın çalışma grubunu Niğde ilinin Bor ilçesine bağlı bir köy ortaokulunda öğrenim gören 16 öğrenci ve onların 16 velisi oluşturmuştur. Katılımcılarla bireysel olarak yapılan görüşmeler deşifre edilerek yazılı metne dönüştürülmüş ve veriler çözümlenmiştir. Verilerin çözümlenmesi sonucunda okumaya bakış açısı ve yüklenen anlam, kitaplarla büyü(yeme)mek: evde okuma atmosferi ve ailenin rolü, ailelerin çocukların eğitimi ve okuma kültürü üzerindeki etkileri olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Evlerdeki okuma atmosferi, genellikle sınırlı bir okuma çeşitliliğiyle birlikte ders kitaplarının ve dini içerikli eserlerin hakimiyetindedir. Ailelerin çocukların kitap seçimi ve okuma süreçlerindeki rehberlik eksiklikleri, çocukların okuma alışkanlıklarını sınırlandırmaktadır. Kırsal yaşamın zorlukları ve ailenin günlük rutinleri hem çocukların hem de aile bireylerinin okuma kültürü edinme sürecini olumsuz etkilemektedir. Çocukların süreklilik kazanamayan okuma deneyimleri ve ailelerin düşük okuma pratikleri, çevresel okuma eksikliklerini ve destek yetersizliğini derinleştirmektedir. Bu bulgular, kırsal kesimdeki ailelerin çocuklarının okuma kültürüne katkısını artırmaya dönük bilinçlendirilmesi ve eğitim politikalarının bu yönde geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Okuma kültürü, kırsal kesim, ortaokul öğrencileri, aile etkisi
Değerler eğitimi kapsamında ortaokul öğrencilerinin Hacı Bektaş Veli algılarının belirlenmesi: Metafor çalışması
İnsanı canlıların en şereflisi olarak gören Hacı Bektaş Veli ilmi ile Anadolu'yu aydınlatmıştır. Öğretileri ile halka örtük bir program sunmuş, ahlaklı, erdemli, irfan sahibi nesiller yetiştirmede yol göstermiştir. Gerçekleştirilen bu araştırmanın amacı değerler eğitimi kapsamında ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin Hacı Bektaş Veli'ye yönelik algılarının metaforlar aracılığıyla belirlenmesidir. Araştırmanın yöntemi nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik desen ile desenlenmiştir. Fenomenolojik desende bireyin bir kavrama ya da bir fenomene ilişkin deneyimlerinin ortaya çıkarılması amaçlanır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim öğretim yılı, Bahar döneminde, Niğde ili merkezinde yer alan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullarda 7. sınıfa devam eden 239 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerden 118'i erkek, 121'i kızdır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verileri toplamak için gerekli izinler ve belgeler ilgili kurumlardan alınmıştır. Araştırma gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi içerik analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları sonucu öğlencilerin Hacı Bektaş Veli'ye yönelik adalet, barış, bilimsellik, duyarlılık, dürüstlük, estetik, eşitlik, saygı, sevgi sorumluluk, yardımseverlik ve vatanseverlik değerinde metaforlar ürettikleri bulgusuna ulaşılmıştır.
6 Şubat 2023 depremini yaşayan sosyal bilgiler öğretmenlerine göre deprem eğitimi
Gerçekleştirilen bu araştırmanın amacı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremi yaşayan sosyal bilgiler öğretmenlerine göre sosyal bilgiler dersinde deprem eğitiminin nasıl olması gerektiğinin belirlenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Hatay ili ve ilçelerinde MEB' e bağlı ortaokullarda görev yapan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremi yaşayan 42 Sosyal Bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlerin 22' si erkek, 20' si kadındır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Form iki bölümden oluşmaktadır. Formun birinci bölümünde katılımcıların demografik bilgilerine yönelik sorular, formun ikinci bölümünde ise yarı yapılandırılmış araştırma soruları yer almaktadır. Araştırma verilerinin analizinde nitel veri analiz yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde sosyal bilgiler öğretmenlerinin deprem eğitiminde materyal kullanımı, pratik yapılması, gezi, simülasyon, doğa ve uzman kategorisinde görüş bildirdikleri belirlenmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenleri 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremi " Felaket " olarak değerlendirmişlerdir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinden 21 tanesinin deprem eğitimi almadığı belirlenmiştir. 5 sosyal bilgiler öğretmeninin okulunda depreme hazırlık eğitimi verilmediği belirlenmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin deprem eğitiminde en fazla anlatım yöntemini, araç gereç olarak akıllı tahtayı kullandıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin deprem eğitiminde en fazla alan sıkıntısı yaşadığı belirlenmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı' nda deprem eğitimini yetersiz olarak gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Bulunan bulgular ışığında önerilerde bulunulmuştur.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının afet farkındalıklarının ve afet hazırbulunuşluklarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının afet farkındalık düzeyleri ile afetlere hazırbulunuşluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak, Dikmenli, Yakar ve Konca (2018) tarafından geliştirilen "Afet Farkındalık Ölçeği", Şentuna ve Çakı (2020) tarafından geliştirilen "Afet Hazırbulunuşluk Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde normallik ve homojenlik testleri yapılmış, çarpıklık ve basıklık değerleri incelenmiştir. Araştırma sonuçları, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının afet farkındalık düzeylerinin yüksek, ancak afet hazırbulunuşluk düzeylerinin düşük olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, afet farkındalık düzeyleri ile afet hazırbulunuşluk düzeyleri arasında pozitif yönlü, anlamlı ancak zayıf bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyet, sınıf düzeyi ve anne eğitim düzeyi değişkenlerinde anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Ancak baba eğitim düzeyinin afet hazırbulunuşluk üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Afet deneyimi yaşayan sosyal bilgiler öğretmen adaylarının, yaşamayanlara göre daha yüksek farkındalık ve hazırbulunuşluk düzeylerine sahip oldukları saptanmıştır. Aynı şekilde, afet eğitimi alan ve sivil toplum kuruluşlarına üye olan öğretmen adaylarının da bu konulardaki bilinç ve hazırlık düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Farkındalık, Hazırbulunuşluk, Sosyal Bilgiler
STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya derslerinin öğrencilerin tutum ve 21. yüzyıl becerilerine etkisi
Günümüzde hızla değişen dünya şartlarına bağlı olarak bireylerden beklenen beceri ve yetkinlikler de farklılaşmaktadır. Zamanın ruhuna bağlı olarak günümüzde ve gelecekte bireylerde olması beklenen beceriler genel olarak 21. yüzyıl becerileri olarak adlandırılmaktadır. Disiplinleri bütünleştirerek 21. yüzyıl becerilerini geliştirme iddiasıyla ortaya çıkan STEM yaklaşımı en dikkat çekici çalışmalardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmada STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya derslerinin öğrencilerin tutum ve 21. yüzyıl becerilerine etkisi incelenmiştir. Çalışma paralel karma yöntemler araştırma deseni olarak tasarlanmıştır. Çalışma coğrafya öğretim programı 10. sınıfında doğal sistemler ünitesinde yer alan kazanımlara bağlı olarak sekiz haftada gerçekleştirilmiştir. Çalışmada STEM sosyal bilimlerin kavramsallaşmasına yardım etmesi amacıyla STEM yaklaşımlı coğrafya ders planları hazırlanmıştır. Uygulanan STEM yaklaşımlı ders planları 5E öğretim modeline göre geliştirilmiştir. Çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye'de İç Anadolu Bölgesi'nde bir lisede eğitim gören 10. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmanın nicel bölümünde "Coğrafya Dersi Tutum Ölçeği" ve "Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği", nitel bölümünde ise yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış, elde edilen veriler birleştirilerek yorumlanmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde elde edilen verilerin analizinde SPSS 25. paket programı, nitel bölümden elde edilen verilerin analizinde Maxqda 2020 paket programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda STEM yaklaşımı ile planlanan coğrafya dersleri öğrencilerin coğrafya dersi tutumlarını, coğrafya dersi sevgilerini ve coğrafya öğrenme isteklerini olumlu yönde etkilemiştir. Nicel ve nitel bulgular birbirini desteklemiştir. Deney grubu öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri puanlarında artış meydana gelmesine rağmen istatistiki olarak anlamlı bir fark meydana gelmemiştir. Bununla birlikte deney grubunun 21. yüzyıl beceri puanları kontrol grubuna göre daha fazla artış göstermiştir. Aynı zamanda deney grubu öğrencilerinin girişimcilik ve inovasyon becerileri ile sosyal sorumluluk ve liderlik becerilerinin ön test son test puanları arasında anlamlı farklılıklar gerçekleşmiştir.
Yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyine uygun deyim seti oluşturma çalışması
Hedef dilin kültürünü taşıyan deyimler, deyişler, alıntılar ve atasözleri gibi sabit kalıpların, yabancı dil derslerinin içeriklerine ve ders kitaplarına yansıtılması kültür öğretimi açısından önemlidir. Kültür öğretimine temel yabancı dil düzeyinden itibaren deyim öğretimine başlamak, öğrenenlerin hedef dilin kültürünü daha iyi içselleştirmelerine ve daha başarılı öğrenme süreçlerine ulaşmalarına katkı sağlayabilir. Diller İçin Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi (AOÖÇ), yabancı dil öğretiminde deyimlerin temel yabancı dil düzeyi için; çok kısıtlı, sınırlı, ezberlenmiş, duruma özgü, basit, kalıplaşmış, günlük, alışılmış, temel, bazı somut durumlara ilişkin, devamlı kullanılan ve kısa deyimler olmaları koşulu ile derslere dâhil edilmelerinin uygun olduğunu önermiştir. Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyine uygun deyim seti oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan "Gazi TÖMER Ders ve Çalışma Kitabı A1, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1, TÖMER Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1 ve Yedi İklim Türkçe Ders ve Çalışma Kitabı A1" ders ve çalışma kitapları araştırma materyali olarak seçilmiştir. Araştırma materyallerinin taranması sonucunda belirlenmiş olan deyimler (179 deyim) dereceli puanlama anahtarı olarak hazırlanmış ve yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alan uzmanlarının (N:48) değerlendirmesine sunulmuştur. Uzmanlardan toplanan veriler sonucunda her bir deyimin puan ortalaması tespit edilmiştir. Deyimlerin ortalama puanlarının en yüksekten en düşüğe göre sıralanması ile yabancılara Türkçe öğretimi A1 düzeyine uygun olan ve daha az uygun olan deyimler ortaya çıkarılmıştır. Böylece deyimlerin aldıkları ortalama puanlarına göre çeşitli düzeylerde uygunluklarının saptanmasıyla yabancı dil olarak Türkçe A1 düzeyi için bir deyim seti oluşturulmuştur.
Ortak bilgi yapılandırma modeline dayalı sosyal bilgiler öğretiminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine, akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Modern dünyada bilgiye ulaşmak artık çok kolay hale gelmiştir. Sosyal bilgiler dersi sadece bilgi vermekten öte bu bilgiyi kullanmayı hatta kendi kendine öğrenme becerilerini öğrencilere kazandırmayı amaçlamaktadır. İçinden çıkılmaz derecede yoğun bilginin olduğu günümüzde gereken bilgiyi bulmak üretmek için eleştirel bir bakış açısıyla doğru olanı seçip alabilen, bunları bir araya getirebilen bireylere gereksinim duyulmaktadır. Yapılandırmacı öğrenme anlayışına dayanan Ortak Bilgi Yapılandırma Modeli (OBYM), öğrenciyi ön planda tutar, onların deneyimlerini, düşüncelerini göz önüne alarak bilgiyi yapılandırmalarını sağlar. Bu çalışmanın amacı, OBYM'ye dayalı sosyal bilgiler öğretiminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine, akademik başarılarına ve tutumlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmada nitel ve nicel yöntemlerinin beraber kullanıldığı karma yöntemlerden sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırma Yozgat ili Sorgun ilçesinde bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 7. sınıf şubelerinden deney ve kontrol grubu olarak belirlenen 34 öğrenci ile yürütülmüştür. Deney grubuna OBYM'ye uygun hazırlanan öğretim, kontrol grubuna sosyal bilgiler öğretim programına uygun öğretim gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Akademik Başarı Testi, Eğmir ve Ocak (2016) tarafından geliştirilen Eleştirel Düşünme Becerisi Testi, Gömleksiz ve Kan (2013) tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla deney grubu öğrencilerinden uygulama sonunda nitel veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda toplanan nicel verilere göre; OBYM'ye dayalı sosyal bilgiler öğretiminin yapıldığı deney grubunda bulunan öğrencilerin akademik başarı durumunun, kontrol grubundaki öğrencilerinkine göre anlamlı şekilde arttığı belirlenmiştir. OBYM'ye dayalı sosyal bilgiler öğretiminin, öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı bir artış sağladığı saptanmıştır. OBYM'nin öğrencilerin sosyal bilgiler dersiyle ilgili tutumlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Araştırmanın nitel verilerine göre; OBYM'ye dayalı işlenen sosyal bilgiler dersinin öğrencilerin derse yönelik tutumlarına ne gibi etkisi olduğuna ilişkin görüşleri; yarar, ilgi ve istek, sevme temaları başlıklarında toplanmıştır. Dersi daha iyi anladıkları, ilgilerinin arttığı, dersi eğlenceli ve zevkli buldukları görüşlerini belirtmişlerdir. OBYM dayalı işlenen sosyal bilgiler dersinde öğrencileri etkileyen uygulamalara yönelik görüşleri; etkinlikler, materyaller, yöntem ve teknik, sınıf atmosferi şeklinde temalar altında toplanmıştır. OBYM'ye dayalı işlenen sosyal bilgiler dersinde öğrencileri başarılarına yönelik etkileri konusunda görüşleri; puanlarında artış, derse etkin katılım sağlaması ve etkili öğrenme temaları altında toplanmıştır. Sınav notlarının yükseldiğini, dersi daha iyi dinlediklerini, öğrendikleri bilgilerin daha kalıcı olduğunu ifade etmişlerdir. OBYM'ye dayalı işlenen sosyal bilgiler dersi öğrencilerde hangi becerilerinin gelişimini etkilediğine yönelik öğrenci görüşleri; düşünme, mantık yürütme, iletişim ve iş birliği becerilerini geliştirdiği yönündedir. Bu sonuçlar doğrultusunda uygulamalara yönelik, daha etkili bir öğrenme ortamı için sosyal bilgiler dersleri OBYM'ye dayalı olarak tasarlanabilir; gelecek araştırmalara yönelik ise OBYM'nin içerdiği iş birliğine ve müzakereye dayalı etkinliklerin yoğun olması sebebiyle öğrencilerin argümantasyon becerilerine olan etkisini araştırmaya yönelik çalışmalar yapılması getirilen önerilerden bazılarıdır.
Ortaokul öğrencilerine deyim öğretiminde dijital öykü kullanımının başarıya ve kalıcılığa etkisi
Çalışmada dilimizin ve kültürümüzün en önemli parçalarından birisi olan deyimlerin öğretiminde dijital öykü kullanımının başarıya etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunu tek gruplu öntest-sontest deneysel desen, nitel boyutunu ise olgubilim çalışması oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Nevşehir ili, Derinkuyu ilçesi, Derinkuyu İmam Hatip Ortaokulunda 2021/2022 eğitim öğretim yılında eğitim görmekte olan 22 kişilik 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen deyimlerle ilgili başarı testi, nitel veri toplamak amacıyla da yapılandırılmış bireysel görüşme formu ve odak grup görüşmeleri kullanılmıştır. Uygulama 7 hafta boyunca sürmüştür. Öncelikle 7. sınıf Türkçe ders kitabında uygulama dönemine denk gelen metinlerdeki deyimler tespit edilmiş; tespit edilen bu 26 deyim araştırmacının hazırladığı öykülerde işlenmiş; son olarak hazırlanan öyküler dijital öykü biçimine getirilmiştir. Uygulamaya başlamadan önce geliştirilen deyimlere ilişkin başarı testi çalışma grubuna öntest olarak uygulanmıştır. Uygulama süresince derslerde karşılaşılan deyimlerle ilgili etkinlikler dijital öyküler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu süreç içerisinde yapılandırılmış bireysel görüşme formu aracılığıyla uygulamaya ilişkin nitel veriler toplanmış, uygulama sonucunda da geliştirilen deyimlere ilişkin başarı testi sontest olarak uygulanmıştır. Uygulama bitiminden 3 hafta sonra ise kalıcılık testi uygulanmış ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizi sonucunda çalışma grubunun öntest puanları (X̄=14,00) ile sontest puanları (X̄=18,77) arasında sontest lehine istatistiksel açıdan anlamlı farklılık (t=-7,692, p<0,05) olduğu, çalışma grubunun sontest puanları (X̄=18,77) ile kalıcılık testi puanları (X̄=17,86) arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı (t=1,152, p>0,05) görülmüştür. Yapılandırılmış bireysel görüşme formundan ve odak grup görüşmelerinden elde edilen nitel verilerin analizi sonucunda katılımcıların çoğunlukla dijital öykülerin deyim öğretimine eğlence kattığını, kolaylaştırdığını, anlamayı ve öğrenmeyi artırdığını düşündükleri görülmektedir. Araştırma sonucunda dijital öykü kullanımının deyim öğretimindeki başarıyı artırdığı; öğrenmede kalıcılık sağladığı; dijital öykülerle deyim öğretiminin öğrenciler tarafından eğlenceli, kolaylaştırıcı ve öğretici birer etkinlik olarak görüldüğü; öğrencilerin deyim öğretiminde kullanılan diğer yöntemlere karşın dijital öykülerle öğretimi tercih ettikleri; tüm bu nedenlerle de dijital öykülerin deyim öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerde kullanılabilecek güçlü bir materyal olabileceği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital öykü, deyim öğretimi, söz varlığı, başarı, Türkçe öğretimi
Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Arap öğrencilerin kültürel uzaklık algıları ile kültürlerarası iletişim kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
İnsan fıtrat olarak sosyal bir varlıktır. Ayrıca teknolojinin gelişmesiyle birlikte dünya küçük bir köy haline gelmiştir. Dünyada çeşitli sebeplerden dolayı insanlar birbiriyle iletişim kurmak zorundalar. Bu da dil öğrenme ihtiyacını doğurmuştur. Bir toplumun dilini öğrenirken o toplumun kültürünü de öğrenmek gerekmektedir. Toplulukta kişilerarasında ve farklı yerlerde bazı kişiler rahatlıkla iletişim kurarken diğerleri ise bazı sebeplerden dolayı iletişim kurma kaygısı yaşarlar. Bu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Arap öğrencilerin kültürel uzaklık algıları ile kültürlerarası iletişim kaygıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu çerçevede Türkiye'de üniversite eğitimi alan 2.105 Arap öğrenciye ulaşılmıştır. Bu öğrencilerin yaşları 20 ile 40 arasında değişmektedir. McCroskey (1982) tarafından geliştirilen ve Dünya'da birçok araştırmacı tarafından da kullanılan "Kültürler Arası İletişim Kaygısı Ölçeği" ve Bektaş (2004) tarafından geliştiren "Kültürel Uzaklık Ölçeği" ilgili öğrenci grubuna uygulanmıştır. Araştırma verileri toplandıktan sonra öncelikle betimsel analize tabi tutulmuş ardından ilişkisel ve regresyon analizleri yapılarak elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; Türkçe öğrenen Arap öğrencilerin kültürel uzaklık algısı ile kültürlerarası iletişim kaygıları arasında düşük düzeyde pozitif (0,108) ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p < 0,01). Bu bulgular öğrencilerin kültürel uzaklık algısı arttıkça kültürlerarası iletişim kaygılarının da arttığını göstermektedir. Sonuç olarak araştırma sonuçlarına dayanarak kültürel uzaklığın Arap öğrencilerin kültürlerarası iletişim kaygıları üzerinde etkili olduğu söylenebilir.
Nörolojik etki yönteminin ortaokul öğrencilerinin okuma kaygılarına, okuduğunu anlama ve akıcı okuma becerilerine etkisi
Bu araştırmada, nörolojik etki yönteminin ortaokul öğrencilerinin okuma kaygılarına, okuduğunu anlama ve akıcı okuma becerilerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Mersin ili Tarsus ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki beşinci sınıfta öğrenim gören iki kız iki erkek toplam dört öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma, nicel ve nitel araştırmanın birlikte yürütüldüğü karma yöntemde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, üç öğrenci ile 15 oturumda tamamlanmıştır. 15 oturumda tamamlanan çalışmaya katılan öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri ve akıcı okuma becerilerindeki zamana bağlı değişimlerini araştırmaya yansıtabilmek amacıyla boylamsal tarama yönteminden yararlanılmıştır. Öğrencilerin okuma kaygılarındaki değişimi belirlemek için ise tek gruplu öntest-sontest araştırma modelinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini belirlemek amacıyla her metin okunduktan sonra öğrencilere metinle ilgili basit anlam ve/veya derin anlam içeren anlama soruları sorulmuştur. Ayrıca öğrencilerin yaptıkları okuma yanlışları, yanlış türlerine göre sınıflandırılmıştır. Öğrencilerin akıcı okuma becerilerini ölçmek amacıyla Prozodik Okuma Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Öğrencilerin sesli okuma performansları, gönüllülük esasına dayanarak ailelerinin izni dâhilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Öğrencilerin ses kayıtları metin takibiyle iki puanlayıcı tarafından puanlanmış ve öğrencilerin her iki puanlayıcıdan aldıkları puanların ortalaması alınarak her oturumdaki akıcı okuma puanları belirlenmiştir. Öğrencilerin okuma kaygılarına ilişkin verilerin çözümlenmesinde SPSS 27 istatistik paket programda ilişkili örneklemler için t testi gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin görüşlerinin araştırmaya yansıtılması amacıyla da araştırmanın denenceleri kapsamında oluşturulan üç soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen deneysel verilerle nörolojik etki yönteminin öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri ve akıcı okuma becerilerini geliştirdiği bunun yanı sıra okuma kaygılarını azalttığı belirlenmiştir. Çalışmayı tamamlayan üç öğrencinin yarı yapılandırılmış görüşme formuna verdikleri yanıtlar da bu sonucu desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Nörolojik Etki Yöntemi, Akıcı Okuma Becerileri, Okuduğunu Anlama Becerileri, Okuma Kaygısı.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal bilgiler öğretim yaklaşımları ile ilgili düşüncelerinin ve sınıf içi uygulamalarının incelenmesi
Bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarına yönelik görüşlerinin ne olduğu, sınıf ortamında sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarından hangisini uyguladıkları ve benimsedikleri sosyal bilgiler öğretim yaklaşımına uygun stratejileri sınıf içinde uygulayıp uygulamadıklarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışmanın veri kaynağını, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kayseri ilinde farklı okullarda görev yapan 11 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında ''Sosyal Bilgiler Öğretim Yaklaşımları'' temel çerçevesinde sosyal bilgiler öğretmenlerinin kullandıkları sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarıyla ilgili düşüncelerini tespit etmek amacıyla beş (5) maddeden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise sınıf içi uygulamaları gözlemlemek amacıyla sınıf içi gözlem formu araştırmanın beşinci alt amacını tespit etmek için kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerden elde edilen veriler maxquda nitel analiz programı kullanılarak tematik olarak tablolaştırılmıştır. İlişkili olan veriler her bir alt probleme göre tema, kategori ve kodlara ayrılmıştır. Geçerlilik ve güvenirliğin sağlanmasında veriler sürekli kontrol edililerek ilerleme kaydedilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında sosyal bilgiler öğretmenlerinin sınıf içi uygulamaları gözlenmiştir. Araştırmada geçerliliğin sağlanması amacıyla yapılan görüşmelerin çıktıları ve ses kayıtları izin alınarak, sınıf içi gözlemlerde izin alınıp ses kaydı alınarak görüşme yapılan ve gözlem yapılan öğretmenlere teyit ettirilmiştir. Yapılan gözlemler neticesinde elde edilen veriler farklı sosyal bilgiler öğretim yaklaşımları benimseyen öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarına bağlı olarak tablolaştırılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın neticesinde, sosyal bilgiler öğretmenlerinin vatandaşlık aktarımı olarak sosyal bilgiler yaklaşımını, öğretmenin merkezde olduğu geleneksel bir öğretim yaklaşımı olarak gördükleri, sosyal bilim olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımı ve yansıtıcı düşünme olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımını da öğrencinin merkezde olduğu çağdaş yaklaşımlar olarak gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenleri, en çok vatandaşlık aktarımı olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımını tercih ettikleri tespit edilmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin benimsedikleri sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarına bağlı olarak dersin amacı, dersin nasıl bir içeriğe sahip olması gerektiği ve yapılması gereken ölçme değerlendirme yaklaşımlarıyla ilgili farklı cevaplar verdikleri tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında katılımcıların genel olarak vatandaşlık aktarımı olarak sosyal bilgiler öğretim yaklaşımı kullandıkları, sınıf içi uygulamalarda benimsenen yaklaşımlar doğrultusunda ders işledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonunda sosyal bilgiler öğretmenlerine şu önerilerde bulunulmuştur: Hangi sosyal bilgiler öğretim yaklaşımını benimsiyorsa ona yönelik öğretim stratejilerini sınıf içinde kullanmalarının gerekli olduğu, sosyal bilgiler dersi alanında lisans üstü eğitim almaları gerektiği, sosyal bilgiler öğretim yaklaşımlarıyla ilgili ayrı ayrı dersler almaları gerektiği gibi önerilerde bulunulmuştur.
Metin türü değişkeninin ortaokul öğrencilerinin özetlemeye yönelik tutumlarına etkisi
Bu çalışmada metin türü değişkeninin ortaokul öğrencilerinin özetlemeye yönelik tutumlarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada ön test – son test kontrol gruplu deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kayseri'nin Melikgazi İlçesine bağlı Demir Karamancı Ortaokulunda 2021-2022 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 8. sınıf öğrencilerinden yirmi beşer kişilik gruplarda toplam yetmiş beş öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada "Özetlemeye Yönelik Tutum Ölçeği" deneysel süreç öncesi ön test ve deneysel süreç sonrası son test olarak kullanılmıştır. Deneysel süreç 2021-2022 eğitim-öğretim yılının 2. Dönemi Şubat ayının ilk haftası başlamış Mayıs ayının son haftasında sonlandırılmıştır. Tüm gruplar ön teste tabi tutulduktan sonraki süreçte deney gruplarından birine Türkçe ders kitabındaki bilgilendirici metinlerin özetleri, diğerine ise öyküleyici metinlerin özetleri, özetleme stratejileri kullanılarak yazdırılmış; kontrol grubundaki öğrenciler olağan ders planı doğrultusunda dersleri işlemişlerdir. Süreç sonunda tüm gruplar son teste tabi tutulmuştır. Deneysel süreç sonunda elde edilen veriler analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediklerini tespit etmek amacıyla Skewness, Kurtosis, Shapiro-Wilks testleri uygulanmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediğinin anlaşılması üzerine paremetrik olmayan testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının puanlarının karşılaştırılması amacıyla Kruskal-Wallis H testleri uygulanmış, ön test puanlarına göre inanma alt boyutunda ve hoşlanma alt boyutunda anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Sontest puanlarına göre inanma alt boyutunda anlamlı bir fark ortaya çıkmış ancak hoşlanma boyutunda yine anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Farkın hangi gruplar arasında olduğunun tespiti için Post-Hoc analizine geçilmiştir. Post-Hoc analizleri kapsamında inanma alt boyutu puanları Mann-Whitney U testi kullanılarak ikili gruplar halinde karşılaştırılmıştır. Analizler sonucunda bilgilendirici metin özeti yazan grupla kontrol grubu arasında bilgilendirici grup lehine anlamlı bir fark ortaya çıkmış. Diğer karşılaştırmalarda anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Buradan yola çıkarak bilgilendirici metin özeti yazan öğrencilerin tutumlarında özet yazmanın önemine inanma noktasında bir artış gözlendiği ancak hoşlanma tutumu noktasında grupların tutum puanlarında bir değişiklik kaydedilmediği görülmüştür. Bulgulardan hareketle bilgilendirici metin özeti yazan öğrencilerin özet yazmanın önemine daha çok inandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda metin türü değişkeninin özetlemeye yönelik tutuma etkisinde; bilgilendirici metinlerin, öyküleyici metinlere göre bir adım önde olduğu görülmüştür.
İkinci dil olarak Türkçe öğretiminde öykü tamamlama etkinliğinin öğrencilerin yazma becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; öykü tamamlama etkinliklerinin ikinci dil olarak Türkçe öğrenenlerin yazma becerilerine etkisini ölçmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Adana merkez Yüreğir ilçesinde bulunan bir ortaokuldan seçilen Arap asıllı, Türkçeyi ikinci dil olarak öğrenen 14 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada eylem araştırması yöntemi uygulanmıştır. Öncelikle kişisel bilgi formu ile demografik bilgiler analiz edilmiştir. Daha sonra öğrencilerden kendilerine verilen konu hakkında bir kompozisyon yazmaları istenmiş ve dereceli puanlama anahtarıyla kompozisyonlar değerlendirilmiştir. Ön uygulaması bu şekilde yapılan çalışmanın sonunda öğrencilerin yazma eğitimine ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Sonraki aşamada, öğrencilere öykü tamamlama etkinlikleri ile ilgili bilgiler verilmiş ve 5 hafta süreyle her hafta bir öykü tamamlama etkinliği yaptırılmıştır. Her etkinlik sonrası öğrencilere bireysel geri dönütler verilmiştir. Uygulamanın sonunda öğrencilere son uygulama olarak yeniden kompozisyon yazdırılmış ve dereceli puanlama anahtarıyla değerlendirilmiştir. Sürecin sonunda görüşme formuyla öğrencilerin etkinliklerle ilgili düşünceleri alınmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin ilk ve son uygulama puanları arasında ortalamada %56 artış yönünde farklılık görülmüştür. Öğrencilerin sayfa düzeni, başlık, plan ve işleyiş ve dil ve anlatım alanlarında kayda değer ilerlemeler gösterdikleri tespit edilirken yazım ve noktalama alanında yeterli sonuç alınamamıştır.
Türkçe öğretim merkezlerinde görev yapan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algıları
Bu araştırmanın amacı TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algılarını ve bu algılar üzerinde etkili olan; cinsiyet, yaş, unvan, hizmet süresi, eğitim durumu gibi değişkenleri belirlemektir. Türkiye genelindeki TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanları arasında yapılan çalışmaya 67 farklı TÖMER'den toplam 230 kişi katılmıştır. Bu çalışmada niceliksel araştırma modellerinden betimsel model üst başlığında tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Örgütsel Etik İklim Ölçeği ile yüz yüze ve online olarak toplanmıştır. Toplanan veriler düzenlenerek SPSS 26 programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular yorumlanarak sonuca ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre TÖMER'lerde görev yapan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algı düzeyleri oldukça yüksektir (X̄=4.0070). Bununla birlikte etik iklim algıları üzerinde cinsiyet, yaş, meslekteki hizmet süresi, kurumlarındaki çalışma süresi, unvan ve kurumdaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanlarının etik iklim algılarının çalıştıkları kuruma ve kurumdaki görevlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre TÖMER'lerde çalışan öğretim elemanlarından devlet üniversitelerinde çalışanlar vakıf üniversitelerinde çalışanlara göre verimli etik iklim tipini daha fazla algılamaktadır. Bu durum devlet üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının hedeflerine giden en kısa yolu en verimli yol olarak gördüklerini ve mevcut kaynakları en verimli şekilde kullandıklarını göstermektedir. Vakıf üniversitelerinde kaynakların daha zengin olması vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının verimlilik algısının daha düşük çıkmasına sebep olduğu söylenebilir. Bununla birlikte idari görevi olmayan öğretim elemanları, olanlara göre çıkarcı yardımsever iklim tipini daha fazla algılamaktadır. Bu durum idari görevi olan öğretim elemanlarının kurumda görev ve sorumluluğunda olmayan işleri kişisel çıkar gözetmeksizin gerçekleştirdiklerini göstermektedir. İdari görev ve sorumluluklara olan bağlılık ve etik davranış normları bu farklılıkla ilişkili olabilir. Çalışmada yüksek bulunan öğretim elemanlarının kurumlarındaki etik iklime yönelik algılarının bu durumunu korumak ve daha yüksek ortalamalara çıkarmak için etik iklim eğitim programları düzenlenebilir ve etik iklimin önemi her fırsatta vurgulanabilir. Çalışmanın genelinde çıkarcı yardımsever iklim algısının düşük olduğu görülmüştür, bu durumun iyileştirilmesi için kurum içi dayanışmayı ve yardımlaşmayı artıracak programlar ve etkinlikler düzenlenmelidir. Bu faaliyetler kurumun ortak çıkarlarının ön plana çıkmasını sağlayacaktır.
Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumları ve duygusal mesafeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumları ve duygusal mesafeleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini Gaziantep MEB'de görev yapan ve Suriyeli öğrencisi olan 200 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin 107'si kadın 93'ü erkektir. Araştırma da veri toplama araçları olarak "Ötekine Karşı Duygusal Mesafe Ölçeği" ve "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" olmak üzere 2 farklı ölçek kullanılmış ve yüz yüze toplanan anket verileri Excel programına aktarılarak SPSS 23 programında analiz edilmiştir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumlarının olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tutumlar içerisinde en yüksek puanın X=3.17 ile iletişim boyutunda olduğu, en düşük puanın ise X=2.45 ile uyum boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik duygusal mesafeleri değerlendirildiğinde farklı alanlarda çoğunlukla az duygusal mesafe hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal mesafe alanları içerisinde en yüksek puanın X=7.50 ile özel alandaki Suriyeliye karşı duygusal mesafe boyutunda olduğu, en düşük puanın ise X=-1.50 ile kamusal alandaki Suriyeliye karşı duygusal mesafe boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Türkçe öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilere yönelik tutumları ve duygusal mesafeleri arasındaki ilişkinin ise anlamlı pozitif ve güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dil partnerliği (Tandem) yönteminin Türkçe öğretmeni adayları ve yabancı uyruklu öğrencilerin kültürlerarası duyarlılık düzeylerine etkisi
Çalışmada, Tandem (dil partnerliği) yönteminin, Türkçe öğretmeni adaylarının ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenlerin kültürlerarası duyarlılık düzeylerine etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Karma yöntem ile yürütülen araştırmada, nicel ve nitel araştırma yaklaşımları birlikte kullanılmış, iki farklı yöntemden elde edilen bulgular yorumlarla desteklenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda kontrol grupsuz öntest sontest deneysel desen modeli kullanılmıştır. Deneysel işlem 6 hafta sürmüştür. Deneysel sürecin başında ve sonunda katılımcı gruplara Chen ve Storasta (2000) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlama çalışması Üstün (2011) tarafından yapılan Kültürlerarası Duyarlılık Ölçeği uygulanmıştır. Nitel boyutta ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Deney grupları 2023- 2024 bahar döneminde Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Programında 4.sınıf okumakta olan 43 Türkçe öğretmeni adayı ile Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi TÖMER'de Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen B2 düzeyi 14 yabancı uyruklu öğrenciden oluşmaktadır. Süreç 6 hafta içinde her bir partnerin en az bir saat olarak planladığı toplantılarla sürmüştür. Nicel veri toplama araçlarından elde edilen verilerin analizi bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Nicel boyutta Tandem yönteminin her iki grubun kültürlerarası duyarlılıklarına yaş, cinsiyet ve yaşanılan yer değişkenlerine ilişkin etkisi incelenmiştir. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Her iki grupta da belirtilen değişkenlere ilişkin anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Nitel boyutta ise Tandem yönteminin her iki grubun kültürlerarası duyarlılığına etkisi incelenmiştir. Nitel veri toplama aracından elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Analizler sonunda ortaya çıkan bulgulara göre Tandem yöntemi, her iki grubun da kültürlerarası duyarlılığına olumlu yönde etki etmiştir.
Yabancıların Türkçe öğrenmesinde sosyal medya kullanımı ve etkin katılımlı öğrenme ilişkisi
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, sosyal medya platformları dil öğrenim süreçlerini destekleyen önemli araçlar haline gelmiştir. Sosyal medya, öğrencilere özgün dil içerikleri sunar. Öğrenme süreçlerine aktif katılım sağlama fırsatı oluşturur. Bu çalışmada, yabancıların Türkçe öğrenme süreçlerinde sosyal medyanın kullanımının, etkin katılımlı öğrenme üzerindeki etkileri incelenecektir. Sosyal medya kullanımı, yabancıların Türkçe öğrenme süreçlerinde etkin katılımlı öğrenmeyi nasıl etkilemektedir?" sorusundan yola çıkılarak gerçekleştirilecek bu araştırmanın amacı Türkçe öğrenmekte olan yabancıların etkin katılımlı öğrenmelerinde sosyal medya kullanımının etkisini ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüş, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi bünyesinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen 105 katılımcıdan veri toplanmıştır. Sosyal medya kullanımı ve etkin katılımlı öğrenme algısı Sosyal Medya Kullanım Ölçeği ve Etkin Katılımlı Öğrenme Ölçeği ile ölçülmüş, ölçeklerin güvenirlik Cronbach's Alfa değeri 0,760 olarak hesaplanmıştır. Ön varsayımlar kontrol edilerek korelasyon ve uygun olduğunda regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular, sosyal medya kullanımı ile etkin katılımlı öğrenme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Araştırma sonuçlarının Türkçe öğretiminde sosyal medya kullanımının öğrenme süreçlerine etkisini belirleyerek Türkçe öğretimi için sosyal medya temelli yenilikçi öğrenme stratejilerinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmasına katkı sağlayacağı ve bu alanda daha etkili öğretim yöntemlerinin geliştirilmesine ışık tutacağı düşünülmektedir. Çalışma, sosyal medya tabanlı öğrenme ortamlarının katılımcı öğrenmeyi destekleme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Coğrafya öğretiminde artırılmış gerçeklik uygulamaları: Bir eylem araştırması
Coğrafya öğretiminde materyal kullanımının öğrenmenin hızına, kalıcılığına ve öğrenci üzerinde bıraktığı etkilere yönelik birçok çalışma yapıldığı görülmüş ve materyal kullanımının çok önemli katkılar sağladığı belirlenmiştir. Coğrafya öğretiminde kullanılan geleneksel materyallerin yanı sıra son yıllarda teknoloji tabanlı olmak üzere yeni materyal türleri de ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yeni materyallerden birini de pek çok alanda kullanılmaya başlanan ve eğitimin çeşitli alanlarında kullanımının olumlu katkıları tespit edilen artırılmış gerçeklik uygulamaları oluşturmaktadır. Yapılan bu çalışma ile artırılmış gerçeklik uygulamalarının coğrafya öğretiminde kullanılabilirliği tespit edilemeye çalışılmıştır. Eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmada geliştirilen örnek artırılmış gerçeklik uygulamaları toplam sekiz hafta süreyle sınıflarda uygulanmıştır. Artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla içeriği zenginleştirilen coğrafya dersleri ile eş zamanlı olarak kontrol gruplarında da normal ders akışı devam ettirilmiştir. Uygulamanın bir ders öncesinde ön test, uygulama sona erdikten sonraki ilk derste son test ve uygulama sona erdikten 4 hafta sonra kalıcılık testi olarak deney ve kontrol gruplarına başarı testi ve tutum ölçeği gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin yanında uygulamaya yönelik nitel verilerin de elde edilerek orijinal görüşlerin ortaya çıkarılması için öğrencilerden artırılmış gerçeklik uygulamaları ile zenginleştirilen coğrafya dersleriyle ilgili günlükler yazması istenmiştir. Uygulama esnasında uygulamayı gerçekleştiren araştırmacı kendi gözlem ve günlüklerini not etmiştir. Uygulama sonrasında deney grubunda yer alan ve amaçlı örneklem tekniğiyle seçilen öğrencilerle yüz yüze görüşme gerçekleştirilerek öğrenci görüşme formunda yer alan soruların cevapları alınmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programında analiz edilmiş ve sonuçları araştırmacı yorumları ile desteklenmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel veriler ise araştırmacı tarafından içerik analizi yapılarak sonuçları araştırmacının yorumlarıyla harmanlanmış ve nicel sonuçlarla da birleştirilerek genel sonuca ulaşılmıştır. Bunun sonucunda artırılmış gerçeklik uygulamaları ile içeriği zenginleştirilen coğrafya derslerinin öğrencilerin akademik başarısına deney ve kontrol gruplarında küçük farklar dışında anlamlı bir etkisi görülmemişken coğrafya tutumuna yönelik olumlu tutum artışının deney gruplarında anlamlı bir fark oluşturduğu tespit edilmiştir. Öğrenci günlükleri, öğrenci görüşme formları ve araştırmacı gözlemleri ve günlüklerini içeren verilerin sonuçlarından da aynı yönde bulgulara ulaşılmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla içeriği zenginleştirilen coğrafya derslerini genel anlamda çok sevdikleri ve dersleri sabırsızlıkla bekledikleri, ders esnasında ve sonrasında coğrafyaya karşı ilgilerinin arttığı, bu uygulamaların coğrafyaya olan bakış açısını olumlu yönde değiştirerek coğrafya öğretimine önemli ölçüde katkı sunduğu görülmüştür. Artırılmış gerçeklik uygulamalarının coğrafya öğretimi üzerindeki olumlu etkilerinden yola çıkarak bu uygulamaların daha profesyonel şekilde ve genele yayılacak şekilde merkezi sistemle bütün coğrafya derslerinde uygulanması gerektiği çalışma sonucu olarak önerilmiştir.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde grafik roman kullanımının okuduğunu anlamaya etkisinin incelenmesi
Türkçe öğretim setlerinde bulunan farklı edebi metin türlerine ait okuma metinlerine bir alternatif olarak kitaplarda yer almayan grafik roman türündeki edebi metinlerin özellikle yabancı dil öğretiminde kullanılması yurt dışında yabancı dil öğretiminde çok yaygın görülen bir uygulamadır. Ancak Türkçe öğretim setlerine bakıldığında bu uygulamada boşluk olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda çalışmada görsellerin ön planda olduğu ve belirli bir kurgu üzerinden ilerleyen edebi grafik roman metin türünün öğrencilerin okuduğunu anlamaya etkisi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Yabancı dil öğrenicisinin işlevsel bir şekilde dili öğrenebilmesi için metin türlerinin öğretim sürecinde çeşitlilik sunması gerektiği düşünülmektedir. Edebi metin türü olarak grafik roman görselliği ve kurguyu içerisinde barındıran en etkin metin türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak ülkemizde eğitimöğretim alanında grafik romanla ilgili yapılmış araştırma sayısı az olmakla beraber Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi bu konu hakkında araştırma yapılmamış olduğu gözlemlenmiştir. Grafik romanların dil öğretimindeki etkisine dair kapsamlı bir araştırma olmadığından ülkemiz alan yazınında önemli bir boşluk olduğu tespit edilmiştir. Günümüzde görsellerin eğitim-öğretim sürecindeki etkisi giderek artmaktadır. Özellikle yaşanan salgın süreçlerinde öğrenimin tamamen teknoloji odaklı bir hale dönüşmüş ve zenginleştirilmiş materyal içeriklerle donatılmış olması görsellerin önemini artırmıştır. Teknolojik gelişmelerle birlikte öğretim süreçlerinin içerisinde görsellerin yer alma oranları da artış göstermiştir. İnsanlar günümüzde düz yazınsal metinleri okumak yerine görsel unsurlardan yararlanmayı tercih eder duruma gelmiştir. Bu sebeple dil öğretiminde kullanılmakta olan metinlerde görsellerin daha fazla yer alması gerektiği düşünülmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretim setleri incelendiğinde öğretim setlerinin ana omurgasını oluşturan ders kitaplarında görsellerin yeterince kullanılmadığı görülmektedir. C1 düzeyine bakıldığı zaman metin türleri içerisinde görsellerin ağırlık kazandığı türlere yer verilmediği görülmektedir. Grafik roman bir metin türü olarak değerlendirildiğinde estetik kaygıyla oluşturulmuş edebî metinler içerisinde değerlendirilmektedir. Grafik romanın diğer edebi metin türlerine göre (hikaye, roman, köşe yazısı, deneme, şiir, fıkra, biyografi vd.)iki boyutlu bir metin türü olması yani metin ve görsellerin bir arada kullanıldığı bir edebi metin türü olmasının öğrencilerin okuduklarını anlamaya etkisine olumlu katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada bir edebi metin türü olan grafik romanla Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğrencilerin okuduğunu anlamaya yönelik başarıları tespit edilmiştir. Bu çalışma, grafik roman kullanımının C1 düzeyinde Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin okuduğunu anlama durumundaki etkisini incelemek amaçlı 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Dil Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler 05.05.2021-17.06.2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Deney ve kontrol gruplarında yapılan ön test ve son test aracılığıyla öğrencilerin başarısı ölçülmüş sonuçlar SPSS 26.0 ve Microsoft Office XP Professional paket programları kullanılarak çözümlenmiştir. Diğer yandan nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formları aracılığıyla grafik roman ile okuduğunu anlamaya yönelik görüşler ve grafik romana yönelik tutumları elde edilmiştir. Nicel ve nitel verilerden hareketle grafik romanın C1 düzeyinde Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğrencilerin başarı, grafik romana yönelik tutumlarında olumlu bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonunda elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve sonraki araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, okuduğunu anlama düzeyi, görsel okuma, grafik roman, çizgi roman
Artırılmış gerçeklik uygulamalarının sosyal bilgiler öğretmen adaylarının genel fiziki coğrafya dersi başarı-tutum ve öğrenci görüşlerine etkisi
Bu araştırmada, Artırılmış Gerçeklik uygulamasıyla tasarlanmış genel fiziki coğrafya dersinin, öğrencilerin akademik başarısına ve tutumuna etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin Artırılmış Gerçeklik ile ilgili görüşleri tespit edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından "Genel Fiziki Coğrafya Tutum Ölçeği" ve "Genel Fiziki Coğrafya Başarı Testi" geliştirilmiştir. Araştırmada Karma yöntemlerden Açıklayıcı Sıralı desen tercih edilmiştir. Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 1. sınıf öğrencileri çalışma grubunu oluşturmaktadır. Çalışma grubu seçkisiz örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön-test son-test kontrol gruplu seçkisiz deneysel desen kullanılmıştır. Pilot aşamada uygulanan AFA ile DFA analizi sonucunda tutum ölçeğindeki croancbach ⍺=0,890 hesaplanmıştır. Başarı testinin sonucunda ise KR-20=0,79 ile KR-21=0,73 bulunmuştur. Bu sonuçların geçerlilik ve güvenirliliğe uygun olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında 10 haftalık ders süresince deney grubuna Artırılmış Gerçeklik ortamında tasarlanmış materyal uygulanmıştır ve kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda gruplar arasında tutum ölçeği ve başarı puanları karşılaştırılarak anlamlı bir farklılığın olup olmadığı istatiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışmanın nitel aşamasında ise yarı yapılandırılmış açık uçlu görüşme formu uygulanmıştır. Nicel Analizler SPSS programıyla Bağımsız Örneklem t testi, bağımlı örneklem (paired samples) t testi, pearson korelasyon analizi ile sayısal verilerden elde edilmiştir. Nitel boyutunda içerik analiz yöntemi uygulanmıştır ve kategoriler ile kodlar oluşturulup yorumlanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, tutum ölçeğinde kontrol grubundaki öğrencilerin ön-test ve son-test puanlarında anlamlı bir farklılık yoktur. Deney grubundaki öğrencilerin ise uygulama öncesi ve sonrası puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Deney grubu korelasyon analizinde ön-test ve son-test arasında düşük düzeyde ilişki gözlemlenmiştir. Uygulamanın tutum ölçeğindeki etki büyüklüğü ise çok küçük düzeydedir. Başarı testinin sonuçlarına göre, kontrol grubunun ön-test ile son-test puanlarında anlamlı farklılık yoktur. Deney grubunda yer alan öğrencilerin ön-test ile son-test puanları arasında da anlamlı farklılık bulunamamıştır. Fakat deney grubunun korelasyon analizinde orta düzeyde pozitif ilişki saptanmıştır. Nitel bölümden elde edilen sonuçlar nicel bölümü destekler niteliktedir. Artırılmış Gerçeklik ortamının öğrencilere olumsuz görüşler kazandırdığı belirlenmiştir. Katılımcıların görüşlerinde çevrimiçi süreçte teknolojik yetersizlikler, internet sıkıntıları, teknik arıza ve mobil cihazların eski olduğu sonucuna ulaşılmıştır. AG uygulamasının olumlu yönlerini bildiren öğrenci sayısının az olduğu gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda, AG'nin üç boyutlu, somut, eğlenceli, ilgi çekici, gerçekçi olduğu sonucu elde edilmiştir. Bazı öğretmen adayları tarafından Genel beşeri coğrafya ve Türkiye fiziki coğrafya derslerinde de AG'nin daha uygulanabilir olduğuna vurgu yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Fiziki Coğrafya, Artırılmış Gerçeklik, Başarı Testi, Tutum Ölçeği
Küresel ölçekli konuların sosyal bilgiler ders kitaplarına yansımalarının incelenmesi
Genel anlamda küresel boyutta bağlantıların genişlemesi, sosyal yaşamların örgütlenmesi, dünya toplumlarının bir araya gelmesini ifade eden küreselleşme çeşitli kaynaklarda olgu ya da kavram olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle küreselleşme, çevreden ekonomiye kadar, hayatın her alanını kapsayan küresel çapta bağlılığın genişleyerek ve derinleşerek hızlanması anlamına gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte günümüzde artık inançlar, fikirler, insanlar, sermaye, bilgi, teknoloji, kültürel ve siyasi sınırları aşarak küresel boyutta hareket eder hale gelmiştir. Bu olgu ya da kavramı çocuklara anlatacak, onları küreselleşmenin olası olumsuz sonuçları hakkında haberdar ederek donatacak mihver derslerin başında sosyal bilgiler gelmektedir. Nitekim küreselleşme olgusu kapsamında 2018 öğretim programında yapılandırılan küresel bağlantılar öğrenme alanının temel amaçlarından biri de gelişen dünyanın gündemini takip eden, karşılaştığı sorunlara çözüm üretebilen etkin ve sorumlu Türk vatandaşları yetiştirmektir. Bu araştırmanın amacı, 2018 yılında güncellenen Sosyal Bilgiler Öğretim Dersi Programı'yla yeniden yapılandırılan sosyal bilgiler ders kitaplarının (4-7. sınıflar) öğrenme alanları ve konu başlıkları içerisinde vurgulanan küresel yansımalarını ortaya koymaktır. Sosyal bilgiler ders kitaplarındaki küresel yansımaları incelemek ve değerlendirmek için nitel yaklaşımlarda sıkça tercih edilen doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan 4, 5, 6. ve 7. sınıflara ait sosyal bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Ders kitapları, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ders kitaplarında küreselleşmenin yansımalarına en çok 7. sınıf ders kitabında yer verilirken, onu sırasıyla 6.sınıf, 4.sınıf ve 5.sınıf ders kitabı izlemektedir. Ayrıca ders kitaplarında küresel yansımaların daha çok bilim ve teknoloji, sosyo-kültürel boyutlarda ele alındığı görülmektedir. Diğer yandan sosyal bilgiler ders kitaplarında küresel yansımalarıyla ele alınan konuların bir kısmının Türkiye ekseninde veya Türkiye'den yola çıkarak aktarıldığı görülmektedir. Özellikle uluslararası insani yardımlar (Yeşilay, Kızılay, TDV, TİKA vb.), uluslararası kuruluşlar (TÜRKSOY, Türk Konseyi vb.), küresel göç gibi konular bu duruma örnek gösterilebilir. Bunun karşın dünyanın birçok farklı ülkelerine (Finlandiya, İngiltere, İskoçya, Japonya, Şili, Hindistan) ilişkin tanıtımlar, tarihi eserler ve doğal varlıklara ilişkin örnekler, ders kitaplarında konuların tamamen Türkiye veya Türk Devletleri ekseninde ele alınmadığını da ortaya koymaktadır. Ders kitaplarında küreselleşen dünyanın geleceğine ilişkin, akıllı telefon, tablet, akılı saat, genel ağ gibi günümüz teknolojilerinin yanında, "yapay zekâ uzmanı, yazılım mühendisi, sosyal medya uzmanlığı" gibi geleceğin meslekleri ve "İHA, 3D Yazıcı, nano teknoloji, uçan araba" gibi geleceğin teknolojik gelişmeleri de anlatılmaktadır. Ancak ders kitaplarında küresel vatandaşlık ve uluslararası kadın hakları gibi konulara yeterince değinilmediği görülmektedir. Ortaya çıkan sonuç, sosyal bilgiler programında ve ders kitaplarında iyileştirmeleri zorunlu kılarken, sosyal bilgiler programını ve ders kitaplarını hazırlayanlar veya eğitim alanındaki politikalara yön verenlerin tüm dünyayı etkileyen küreselleşmeyle ilgili daha spesifik adımlar atmasını zorunlu hale getirmektedir.
Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye'de coğrafya eğitimi: Bir durum çalışması
Ülkemizde öğretmen yetiştiren kurumların üniversitelere devredilmesiyle birlikte coğrafya eğitimiyle ilgili çalışmaların sayısı giderek artmıştır. Bu alanın akademik yapısının ve doktora tezleri ile araştırma makalelerinin, alana katkı sağlayan öğretim üyelerinin görüşleriyle birlikte analiz edilmesi araştırmacıların yapılmış çalışmalardan haberdar olmasını sağlayacaktır. Cumhuriyetin 100. yılında coğrafya eğitimi araştırmalarında gelinen noktanın değerlendirilmesi yarınlara daha emin adımlarla ilerleyebilmek adına büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmayla Türkiye'deki coğrafya bölümü ve coğrafya eğitimi anabilim dalı lisans programlarının akademik yapısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi, coğrafya eğitimi alanında hazırlanmış tez ve makalelerin çeşitli değişkenler bakımından yönelimlerinin ortaya konulması ve coğrafya eğitimi alanına katkı sağlayan akademisyenlerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma geleneği içerisinde yer alan durum çalışması deseninde gerçekleştirilen bu araştırmanın örnekleminin belirlenmesi için amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Buna göre, coğrafya bölümü ve coğrafya eğitimi anabilim dalında görev yapan 390 öğretim üyesine ait özelliklerin çeşitli değişkenler açısından incelenmesinin amaçlandığı birinci alt problemin verileri YÖK Akademik veri tabanından elde edilmiştir. İkinci alt problemin verileri için Ulusal Tez Merkezi veri tabanında yer alan 102 doktora tezi, TR Dizin veri tabanında yer alan 397 araştırma makalesi olmak üzere toplam 499 adet çalışmaya ulaşılmıştır. Bu çalışmaların analiz edilmesinde her sorunun bir tema olarak değerlendirildiği 40 sorudan oluşan içerik analizi yönergesi kullanılmıştır. Üçüncü alt probleme ilişkin olarak doktorasını coğrafya ya da coğrafya eğitimi alanında tamamlamış olup coğrafya eğitimiyle ilgili çalışmaları olan 33 öğretim üyesi çalışmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Öğretim üyelerinin alandaki araştırma yönelimlerine ilişkin görüşlerini tespit etmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğretim üyelerinin cinsiyet değişkeninde erkek (%76), ünvan değişkeninde ise doktor öğretim üyesinin (%41,79) ağırlıklı olduğu görülmüştür. Ayrıca 2005-2014 yılları arasında doktorasını tamamlayan öğretim üyelerinin (%30) diğer dönemlere göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Öğretim üyelerinin doktora mezunu oldukları üniversitelere göre dağılımında İstanbul, Ankara, Atatürk, Fırat, Marmara ve Ege üniversitelerinde doktoralarını tamamlayan öğretim üyelerinin oranının %70,51 olduğu tespit edilmiştir. Alana insan kaynağı sağlayan bu köklü üniversitelerin içten beslenme oranlarının da yüksek olduğu görülmüştür. İncelenen çalışmaların büyük bir bölümü 2013 yılında (%8,02), İstanbul ilinde (%16,38), erkek araştırmacılar (%77,56) tarafından ölçme ve değerlendirme konularını (%29,26) incelemek üzere makale türünde (%79,56) ve betimsel araştırma deseninde (%55,11) gerçekleştirilmiştir. Öğretim üyelerinin coğrafya eğitimi alanındaki yönelimlere ilişkin görüşlerinden 96 kod ifadesi üretilmiştir. Bu kodlar daha sonra yönelimler, sorunlar ve beklentiler teması olmak üzere üç ana tema etrafında toplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, coğrafya eğitimi alanında nitel ve karma yöntemlere göre hazırlanan, daha az çalışılan konu alanlarında ve farklı örneklem türlerinde daha fazla çalışmaya gereksinim olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı, Coğrafya eğitimi, Durum çalışması, Yükseköğretim.
Şükûfe Nihal Başar'ın hikâye, roman ve gazete yazılarında eğitim meseleleri
Bu araştırmada Şükûfe Nihal'in hikâye, roman ve gazete yazılarında yer alan eğitim meseleleri ele alınmıştır. Şükûfe Nihal, Türk edebiyatının önemli yazarlarından biridir. Yazarlığının yanında Darülfünun mezunu ilk kadın öğrenci ve liselerde görev alan ilk kadın öğretmen olması onun eğitim hakkındaki görüşlerini önemli kılmaktadır. Şükûfe Nihal'le ilgili alan yazında pek çok çalışma bulunmaktadır. Hazırlanan çalışmalarda yazarın eğitim konusunu işlediğinden bahsedilse de eğitimi ele alışı, eğitimle ilgili konulara eserlerinde ne ölçüde yer verdiğinden bahsedilmemiştir. Çalışmanın birinci bölümünde problem durumu, araştırmanın önemi ve amacı, varsayımlar, sınırlılıklar belirtilmiş; konuyla ilgili tanımlara kısaca yer verilmiştir. İkinci bölümde öncelikle edebiyat ve eğitim ilişkisinden bahsedilmiştir. Daha sonra Şükûfe Nihal'in hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Şükûfe Nihal'in hikâye, roman ve gazete yazılarından elde edilen bulgular eğitim anlayışı, ailede eğitim, kadın eğitimi, edebiyatın eğitime katkısı, sanat ve eğitim, öğretmen, öğrenci, eğitim kurumları ve yabancı dil eğitimi olmak üzere dokuz başlık altında incelenmiştir. Beşinci bölümde, elde edilen bulgularla ilgili sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Çalışmamızda yazarın eserlerinde eğitim konusuyla ilgili meseleleri, Cumhuriyet'in getirdiği modernleşme ile bağlantılı olarak ele aldığı görülmüştür. Özellikle kız çocuklarının ve kadınların eğitimine önem veren yazar, Batılı bir eğitim anlayışını benimsemekle birlikte gelenekçi bir yaklaşımın gerekliliğini de dile getirmiştir.
Türkçede sayılarla kurulan birleşik kelimelerin kavram alanı
Birleşik kelimeler Türkçenin anlam zenginliklerine sahip dil unsurları arasındadır. Birleşik kelimeler çoğu zaman dildeki iki kelimenin bazen de ikiden çok kelimenin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu birliktelik genellikle yeni bir sözlükbirime zemin oluşturur. Türkçenin her döneminde mevcut olan birleşik kelimeler Cumhuriyet döneminde bilim kollarının yabancı terimleri Türkçeleştirmek için başvurduğu önemli kelime kalıplarından birisi olagelmiştir. Kelimelerin birleşiminin ötesinde birleşik kelimeler kapsadıkları kavram alanı bakımından büyük öneme sahiptir. Birleşme yoluyla kurulan birleşik kelime farklı bir kavram alanına işaret etmektedir. Birleşik kelimeler sadece yapı olarak değil anlam ve kavram alanı olarak da ilgi çekici boyutlara ulaşmıştır. Birleşik kelimeleri teşkil eden yapılardan bir tanesi de içerisinde sayı bulunduran birleşik kelimelerdir. Türkçede sayılar kelime birleşimlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bir ya da daha çok unsuru sayı olan birleşik kelimeler kavram alanı bakımından dikkat çekici özelliklere sahiptir. Kelime birleşimi ile türetilen birleşik kelimelerde sayılar temel anlamlarını koruyarak oluşan birleşik kelimenin kavram alanına katkıda bulunmuştur. Ancak tespit edilen bulguların önemli bir kısmında sayılar temel anlamlarından sıyrılarak yan ve mecaz anlam bağlamında birleşik kelimenin kavram alanını oluşturmuştur. Çalışmanın amacı TDK Türkçe Sözlük, Kubbealtı Misalli Büyük Türkçe Lügati ve Ötüken Türkçe Sözlük'te yer alan birleşik kelimeler arasında sayılarla kurulan birleşik kelimeleri tespit etmek ve işbu birleşik kelimelerin kavram alanlarını tasnif etmektir. Bu doğrultuda ilgili sözlükler tarama modelinde taranmış ve doküman analizi yöntemiyle irdelenmiştir. Elde edilen veriler sayı ve basamak değeri doğrultusunda artan biçimde sıralanmıştır. Araştırmanın sonucunda tespit edilen sayılarla kurulmuş birleşik kelimeler, Anatomi, Argo, Askerlik, Astroloji, Avcılık, Bahis, Balistik, Bitki Bilimi, Denizcilik, Dil Bilgisi, Dinî- Tasavvufî, Diplomasi, Eğitim, Edebiyat, El Sanatları, Felsefe, Fizik, Gıda, Giyim, Gök Bilimi, Halk Bilimi, Hava Bilgisi, Havacılık, Hayvan Bilimi, İstihbarat, Kimya, Maliye- Ekonomi, Matematik- Geometri, Mitoloji, Mimarlık, Müzik, Otomotiv, Oyun, Ruh Bilimi, Sinema- Tiyatro, Spor, Takı- Mücevherat, Tıp, Toplum Bilimi ve Yer Bilimi başlıkları altında tasnif edilmiştir. Bu kavram alanlarının belirlenmesinde modern bilim kolları esas alınmıştır. Kavram alanlarının isimlendirilmesi uzman görüşleri alınarak yapılmış ve güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. Sayılarla kurulan birleşik kelimeler arasında birleşik fiiller başka bir çalışmanın konusu olacak nitelikte olduğu için bu çalışmada yer verilmemiştir. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda birleşik kelimelerin imlası, tespiti ve tahliline ilişkin birtakım önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe, birleşik kelime, sayıyla kurulan birleşik kelime, kavram, kavram alanı.
Ortaokul öğrencileri tarafından en çok okunan çocuk kitaplarının incelenmesi
Okuma; bilgilenmeyi, gelişmeyi ve eğlenmeyi sağlayan bir etkinliktir. Okuma, bireyin kişiliğini geliştirir, düşünme dağarcığını zenginleştirir. Okuma; beynin görme, algılama, seslendirme, anlama, yapılandırma gibi işlevlerinden oluşur. Bu çalışmada ortaokul öğrencileri tarafından en çok okunan çocuk kitaplarının belirlenmesi ve incelenmesi hedeflenmiştir. Çocukların edebiyat ihtiyacına yanıt veren eserler belirlenip çocukların yönelimleri fark edilmelidir. Öğrencilerin okuması kadar ne okudukları, neleri beğendikleri ve niye beğendikleri de önemlidir. Literatüre bakıldığında genelde öğrencilerin okuma alışkanlıklarıyla ilgili çalışmalar yapıldığı ya da belli bir yazarın belli bazı çocuk edebiyatı eserleri üzerine çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Yapılacak çalışmanın konusunda daha önce bir çalışma yapılmamış olması araştırmanın önemli yönlerinden biridir. Bu araştırmada, olay ve olguları sosyal özelliği olan insana göre ele alan nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin en çok okuduğu ve beğendiği kitapları belirlenmeye yönelik yapılan bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu çalışmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Konya'dan seçilen Şehit Mustafa Çuhadar Ortaokulu, Necip Fazıl Kısakürek Ortaokulu ve Cansu Şimşek Ortaokulunun 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri ile Erzincan'dan seçilen Cumhuriyet Ortaokulu, Şehit Astsubay Tamer Meriç Ortaokulu ve Türk Telekom Binali Yıldırım Ortaokulunun 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Okulların belirlenmesinde kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Çalışma grubu; 5. sınıf için 61 kız, 41 erkek toplam 102 öğrenci; 6. sınıf için 69 kız, 40 erkek toplam 109 öğrenci; 7. sınıf için 56 kız, 46 erkek toplam 102 öğrenci; 8. sınıf için 51 kız, 36 erkek toplam 87 öğrenci olmak üzere 400 öğrenciden oluşmuştur. Çalışma 2021-2022 eğitim-öğretim yılı ile sınırlı kalmıştır. Son 1 yıl içinde okunan ve beğenilen kitapların adı istenmiştir. Çalışmada verilerin toplanmasında, Öğrencilerin Okuduğu Çocuk Kitaplarının Belirlenmesine Yönelik Öğrenci İle Görüşme Formu kullanılmıştır. Görüşme formu hazırlandıktan sonra alan uzmanlarının görüşlerine sunulmuş ve dönütlerden sonra forma son şekli verilmiştir. Görüşmelerde öğrencilerin ilave olarak belirtecekleri görüşleri de değerlendirmeye alınmıştır. Öğrencilerin kitapların sadece adını ya da yazarını hatırlamaları durumunda kitapla ilgili diğer verilere araştırmacı tarafından ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, araştırma amacı ve alt problemler doğrultusunda frekans (f) ve yüzde (%) değerleri kullanılarak çözümlenmiştir; bulgular tablolar hâlinde sunularak yorumlanmıştır. Araştırmanın alt problemleri için betimsel analiz kullanılmıştır. 5. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Antoine de Saint-Exupéry'nin yazığı Küçük Prens'tir. Kitabın türü, ''fantastik roman''dır. Bu çalışmaya 102 5. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 13,26'sı bu kitabı beğenmiştir. 6. sınıf öğrencilerinin de en beğendiği kitap Antoine de Saint-Exupéry'nin yazığı Küçük Prens'tir. Kitabın türü, ''fantastik roman''dır. Bu çalışmaya 109 6. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 20,71'i bu kitabı beğenmiştir. 7. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Beyza Alkoç 'un yazığı Karantina 'dır. Kitabın türü, ''roman''dır. Bu çalışmaya 102 7. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 18,36'sı bu kitabı beğenmiştir. 8. sınıf öğrencilerinin en beğendiği kitap Beyza Alkoç 'un yazığı Karantina 'dır. Kitabın türü, ''roman''dır. Bu çalışmaya 87 8. sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilerin % 27,84'ü bu kitabı beğenmiştir. Anahtar Kelimeler: çocuk edebiyatı, kitap okuma, ortaokul.
Şanlıurfa ağzı söz varlığı
Ağız; aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü konuşma dilidir. Türkler gibi köklü bir geçmişi olan bir milletin dili de âdeta bir ağız deryâsı misâlidir. Türkiye Türkçesi ağızlarından biri de kendine has özellikleri bulunan Şanlıurfa ağzıdır. Bu çalışmayla Şanlıurfa ağzının söz varlığını gün ışığına çıkaran bir sözlük oluşturulmuştur. Elde edilen kelimeler, kavrambilim çerçevesinde "ziraat ile ilgili kavramlar, mutfak kültürünü yansıtan kavramlar, hayvancılık ile ilgili kavramlar, akrabalık isimleri, kişiler için kullanılan tâbirler, çocuklar ile ilgili kavramlar, oyun isimleri, meslek isimleri, mimarî kültürü yansıtan terimler, hastalık isimleri, düğün âdetleri ile ilgili kavramlar, gök bilimi ile ilgili terimler, renk isimleri, organ isimleri, zaman bildiren ifâdeler, ünlemler, deyimler, beddualar, musiki ile ilgili terimler, eşya isimleri, ikilemeler, fiiller "başlıkları altında tasnif edilmiştir. Bunun hâricinde Şanlıurfa özelinde tespit edilen kelimeler (dar bölge kelimeleri) üzerinden Şanlıurfa ilinin kültürel dokusu tahlil edilmiştir. Taranan kaynaklar ışığında, Şanlıurfa ağzının fonetik ve morfolojik farklılıkları örnekler üzerinden incelenmiştir. Ayrıca Şanlıurfa ağzındaki bazı kelimelerin tarihî uzantıları tespit edilerek kelimelerin tarihî seyirleri hakkında bilgi verilmiştir. Şanlıurfa ağzının söz varlığını ortaya koyarak bir dizin oluşturduğumuz bu çalışmada; Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, temel kaynak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra çalışmanın sözlük kısmını oluştururken Urfa Ağzı, Urfa Merkez Ağzı, Urfa Ağzı Sözlüğü, Siverek Merkez Ağzı, Şanlıurfa Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü ve Tanıklarıyla Urfaca Urfalıca adlı eserlerden faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Söz varlığı, Şanlıurfa ağzı, Kültürel doku, Sözlük.
Türkçe ders kitaplarının tema öğretimi açısından incelenmesi
Türkçe öğretiminde ders işleniş sürecinde öğrencilerde edinilmesi beklenen pek çok kazanım mevcuttur. Bunlardan birisi de tema öğretimidir. Temalar, Türkçe Öğretim Programı içerisinde zorunlu ve seçmeli temalar olarak belirlenmiştir. Tema öğretiminin ders işleniş süreçlerinde yer alabilmesi için öğrenme-öğretme süreçlerinde en çok ihtiyaç duyulan ve başvurulan ana gereç şüphesiz belli periyotlarla dönemin ilgi ve beklentilerine yönelik hazırlanan ders kitaplarıdır. Ders kitaplarının öğrenci ve öğretmenler tarafından uygulanma kolaylığı, ders süreçlerinde başvurulan ana gereç olması, metinler aracılığıyla belirlenen öğrenme kazanımlarını edindirme noktasında önemli bir kaynak olması gibi konular sebebiyle ders kitapları, öğrenme süreçlerinin başucu kaynaklarıdır. Ders kitaplarının hazırlanma süreçlerinde Türkçenin dört temel dil becerisine dengeli biçimde yer veriyor olması, etkinliklerin hedefledikleri kazanımlar noktasında ders işleniş aşamalarının hepsini kapsıyor olması, etkinlik yönergelerinin anlaşılır olması, hedeflenen tema öğretimi bağlamında seçilen metinlerin ve metin altı etkinliklerinin işlevselliği önemlidir. Etkinlikler, tema öğretimi noktasında hedeflenen öğrenme kazanımlarının edindirilmesi anlamında önemli birer araçtır. Bu çalışma, ortaokul Türkçe ders kitaplarının tema öğretimi açısından incelenmesine dayalıdır. Ders kitaplarındaki etkinliklerin tema öğretimi bakımından işlevsel olup olmadığı, etkinliklerin sınıf seviyesi ve dil becerileri bakımından dağılımı, etkinliklerin ders işleniş süreçlerinden hangi aşamaya dâhil edilebileceği, tema öğretimine ilişkin etkinlik yönergelerinin açık ve anlaşılırlığı, tema öğretimi kapsamında nitelendirilebilecek etkinliklerin genel çerçevedeki işlevsellik düzeyleri, tema bağlamında hazırlanan etkinliklerin Türkçe programında hangi konu önerisine-alt tema- işaret ettiği, etkinliklerin Türkçe programında verilen kazanımlardan hangileri ile eşleştikleri konuları analiz edilmiştir. Ders kitapları, doküman analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda incelenen ders kitaplarındaki tema öğretimine ilişkin etkinliklerin Türkçe programında belirlenen zorunlu ve seçmeli temalara uygun birer dağılım gösterdiği, programda belirlenen zorunlu ve seçmeli temalara her sınıf seviyesinde yer verildiği, etkinliklerin dil becerileri anlamında homojen bir dağılım göstermediği, dinleme becerisinin etkinliklerde ihmâl edilen bir beceri olduğu, temaya ilişkin doğrudan metne dayalı etkinliklerin daha çok okuma/anlama temel becerisine yönelik olduğu, konuşma ve yazma becerisine ilişkin etkinliklerin metinden bağımsız cevaplandırılmaya imkân sunmasına rağmen etkinliklerin birbirinin aynısı izlenimi verdiği, etkinliklerdeki yönergelerin genel anlamda açık ve anlaşılır olduğu, işlevsellik noktasında etkinliklerin bulgular ve önerilerde belirtilen bakımlardan geliştirilebileceği, tema bağlamında hazırlanan etkinliklerin her birinin ana tema etrafında gelişebilecek konu önerilerine uygunluk halinde olduğu, etkinliklerin Türkçe programındaki temel dil becerileri bakımından becerilerin işaret ettikleri kazanımlarla uygunluk içinde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türkçe öğretmenlerinin merkezî sınavlara ilişkin görüşleri
Türk eğitim sistemi, tarihsel süreç içerisinde pek çok dönüşüm ve reforma tanık olmuştur. Özellikle son yıllarda eğitimde standardizasyonun ve merkezî değerlendirmenin artması, bu değişimlerin en belirgin örneklerinden biri olmuştur. Bu bağlamda, merkezî sınavlar, eğitimdeki kalite ve standartları belirlemede kritik bir role sahip olmuştur. Bu çalışma, Türk eğitim sisteminin kritik unsurlarından biri olan merkezî sınav sistemlerine ilişkin Türkçe öğretmenlerinin tepkilerini (görüşlerini), algılarıyla birlikte detaylıca analiz etmeyi hedeflemektedir. Araştırmanın merkezine, Türkçe öğretmenlerinin sınav sistemine dair genel görüşleri, sınavın getirdiği yenilikler, bu yeniliklere öğretmenlerin tepkileri, sınavın öğrencilere etkileri, sınav sorularının niteliği, Türkçe dersi ile sınav arasındaki ilişki ve en nihayetinde sınavın, öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerini ne ölçüde yansıttığına dair görüşler alınmıştır. Bu çalışmanın önemi üç temel nokta üzerinde yoğunlaşmaktadır: İlk olarak, merkezî sınavların öğretmenlerin gözünden çeşitli boyutlarla nasıl değerlendirildiği; ikinci olarak, bu sınavlara dair olumlu ya da olumsuz görüşlerin neler olduğu ve son olarak, merkezî sınavların, eğitim sürecine potansiyel engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın temel varsayımı, katılımcı Türkçe öğretmenlerinin, araştırma sorularını samimi bir şekilde ve gerçek görüşleriyle yanıtladıklarıdır. Ancak bu kapsamlı çalışmanın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. Öncelikle, araştırmanın örneklemini sadece İstanbul'da görev yapan Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu sebeple elde edilen bulguların, Türkiye'nin diğer bölgelerindeki öğretmenler için ya da farklı eğitim sistemleri için direkt olarak genelleştirilemeyeceğini belirtmek gerekir. Ayrıca, pandemi koşulları nedeniyle araştırma verilerinin tamamı online platformlar üzerinden toplanmıştır. Bu toplama yöntemi, geri dönüt kontrolünün tam anlamıyla yapılamaması nedeniyle bazı sınırlamalara sahiptir. Sonuç olarak bu çalışma, Türkçe öğretmenlerinin merkezî sınav sistemlerine dair derinlemesine görüşlerini ortaya koymakta, eğitimdeki bu kritik unsurun avantajları ve dezavantajları üzerine kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
Cumhuriyet'ten günümüze Türk Dili ve Edebiyatı öğretim programlarında şiir türünün öğretimi üzerine bir inceleme
Bu çalışma Cumhuriyet dönemi ve günümüze değin Türk Dili ve Edebiyatı programlarında şiir türünün incelenmesini amaçlamıştır. İnceleme yapılırken Türk Dili ve Edebiyatı dersinin maksat ve amacına odaklanılmıştır. Kaynak olarak kılavuz edindiğimiz 'Tebliğler Dergisi'nde göründüğü üzere her yılın müfredat programında yer alan Türk Dili ve Edebiyatı dersinde işlenilen şiir konusu, edebi ve sanatsal olarak farklılıklar ve nitelik olarak değişimler gösterse de bazı dönemlerde kendini tekrarladığı gözlemlenmiştir. Bakıldığında, öncelik öğrencinin sadece düzgün okumaya, okuduğu parça üzerinde düşünmeye alışması yeter görülmektedir. İkinci aşamada nazım, nesir ayrılığı ve bir yazıda aranacak üslup özellikleri basit bir şekilde öğretilmelidir. Devamında gerçek ve mecaz kelimeler arasındaki farklar gösterilmelidir. Öğrencilerin edebi sanatlara özenmeleri zararlı görülmemekle beraber öğrenciye ders saatinde şiir, hikaye, piyes, roman gibi türler üzerine çalışma imkanı verilmemiştir. Serbest yazılarla öğrencinin şiirden çok diğer türlere ders saati dışında vakit ayırması tespit edilmiş, şiir türü göz ardı edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiir, dönem, üslup, amaç, edebiyat.