
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Tam dişsiz hastalarda protetik restorasyon tipinin yaşam kalitesi üzerine etkisi
Ağız sağlığı ile ilgili yaşam kalitesi, bireyin ağız sağlığının toplam sağlık ve iyi olma hali üzerine ne derece etkili olduğunu tanımlamaktadır. Yaşam kalitesi kavramının ağız sağlığı ile ilişkilendirilmesinden itibaren protetik diş tedavilerinin hastaların ağız diş sağlığı üzerindeki yaşam kalitesi sonuçları birçok çalışmada araştırılmaya başlanmıştır. Günümüzde de bu çalışmalar giderek artmaktadır. Bu çalışmanın amacı edante ağızlarda uygulanan güncel protetik tedavi seçeneklerini göz önünde bulundurarak, protetik restorasyon tiplerinin hastaların ağız sağlığı üzerine yaşam kalitesi etkisi araştırmaktır. Son 20 yılda bilim adamları, psikologlar ve sağlık profesyonelleri bu konseptin geliştirilmesi için farklı ölçekler arayışına girmişlerdir. Oral Health Impact Profile (OHIP) ölçeği bu amaçla kullanılan, geçerli, güvenilir ve spesifik bir ölçektir. Bu sebeple çalışmamızda OHIP ölçeği kullanılmaktadır. Bu çalışma; İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı'nda dental protetik tedavileri tamamlanmış hastalar üzerinde gerçekleştirilmiş retrospektif bir çalışmadır. Bu amaçla toplam 204 hastanın OHIP-14 kayıtları alınmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, dental implant uygulamasının hastaların ASYK'sını yükselttiği ve skorların farklı protetik restorasyon grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar gösterdiği sonucuna varılmıştır.
Serbest dişeti grefti operasyonunun hasta yaşam kalitesine etkisinin klinik parametreler ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi
Çalışmamızda Serbest Dişeti Grefti operasyonunun hasta yaşam kalitesine olan etkisinin operasyon sonrası bir aylık dönemde değerlendirilmesi, ağrı durumu ve anksiyete ile olan ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. 36 hastanın yaşam kalitesi operasyon öncesi, operasyon sonrası ilk 7 gün boyunca ve 1. ay için "General Oral Health Assessment Index" ve "Oral Health Impact Profil" ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Operasyon öncesi anksiyete seviyesi Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI) yardımıyla ve operasyon sonrası ilk 7 gün için ağrı düzeyi Vizüel Analog Skala (VAS) ile belirlenmiştir. Grefte ait yatay genişlik (GYG), dikey boyut (GDB), alıcı yatağın yatay genişliği ve dikey derinliği ile operasyon süresi kaydedilmiştir. Plak ve gingival indeks, keratinize dişeti genişliği ölçümleri operasyon öncesi ve 1. ay olmak üzere kaydedilmiştir. Her iki ölçeğin birlikte değerlendirilmesi sonucuna göre; operasyon sonrası ilk üç gün, öncesine göre hasta yaşam kalitesi olumsuz yönde etkilenmektedir. Operasyon sonrası 1. ayda yaşam kalitesi tedavi öncesine ve sonrasındaki ilk 5 güne göre olumlu yönde değişmektedir. En olumsuz etki fonksiyonel sınırlama kategorisinde ve operasyon sonrası ilk 6 gün için görülmektedir. GYG'nin artması fonksiyonel sınırlanmanın artışı, GDB'nin artması ise 4-7 günler arasındaki ağrı artışı üzerine etkili bulunmuştur. Operasyon sonrası ilk gün ağrı düzeyinin artışı, yaşam kalitesi seviyesinin azalması ve analjezik tüketiminde görülen artış en belirgindir. Operasyon öncesi yüksek anksiyete seviyesi hasta yaşam kalitesini özellikle ağrı ve psikolojik etkiler kategorileri olmak üzere olumsuz etkilemekte, 1. ayda etkisini sürdürmektedir ve ilk 3 gün için analjezik tüketimini arttırmaktadır. Sigara kullanan hastalar, kadın hastalar ve implanta sahip olan hastaların yaşam kaliteleri karşıt gruplara göre daha olumsuz etkilenmektedir. SDG operasyonu sonrası hasta yaşam kalitesinin değerlendirilmesinde ölçeklerin kullanılması alternatif bir yöntem olarak düşünülebilir.
İskeletsel sınıf ı ve sınıf ııı bireylerde dil ve mandibula hacimlerinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi
Kraniyofasiyal iskeletsel büyüme ve özellikle dil olmak üzere oral yumuşak dokular arasındaki ilişki bilimsel literatürde yıllardır tartışılmaktadır. Çalışmamızın amacı, iskeletsel Sınıf I ve Sınıf III hastalarda dil ve mandibula hacmi arasında bir korelasyon olup olmadığını; varsa bu korelasyonun maloklüzyon tipi ile ilişkisini; grupların kendi içlerinde dil / mandibula hacim oranlarını ve cinsiyetler arası hacimsel farklılıkları konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile üç boyutlu olarak değerlendirmek; ortodontist ve cerrahların teşhis ve tedavi planlamalarına katkı sağlamaktır. Çalışmamızın iskeletsel Sınıf I kontrol grubu (ortalama yaş 20,9) 27 birey (16 kadın, 11 erkek) ve iskeletsel Sınıf III grubu (ortalama yaş 22,5) ise 23 bireyden (13 kadın, 10 erkek) alınan KIBT verilerinden oluşturulmuştur. Belirlenen KIBT görüntüleri üzerinde, iskeletsel Sınıf III ve Sınıf I gruplarında mandibula ve dil hacmi ölçülmüştür. Hacimsel ölçümler üç boyutlu tomografik model oluşturma programı (Mimics® 17.0( Materialise, Leuven, Belçika)) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları değerlendirildiğinde, iskeletsel Sınıf III grubunda, erkek ve kadınların mandibula hacmi ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir; fakat erkeklerin dil hacmi ortalamaları kadınlardan anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. İskeletsel Sınıf I kontrol grubunda, erkeklerin mandibula hacmi ortalamaları, kadınlardan anlamlı derecede yüksek bulunmuştur; dil hacmi ortalamaları arasında ise anlamlı fark gözlenmemiştir. Grupların kendi içlerinde, erkek ve kadınların dil hacmi/ mandibula hacmi oranı ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir. Gruplar arası veriler değerlendirildiğinde, iskeletsel Sınıf III grubunun mandibula hacmi ortalamaları, iskeletsel Sınıf I grubu ortalamalarından anlamlı derecede düşük bulunmuştur; fakat dil hacmi ortalamaları arasında anlamlı farklılık gözlenmemiştir. İskeletsel Sınıf III grubunun dil / mandibula hacmi oranı ortalamaları kontrol grubu ortalamalarından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Çalışma sonuçları değerlendirildiğinde, artan dil hacmi ile mandibula hacminin ilişkisi olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mandibula hacmi, dil hacmi, KIBT