9
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Investigation and definition of the manuscript of the footnote of Ebussuud Efendi on the book of sales from "Al-Inaye fi Sharh Al-Hidayah"
One of the first concerns of Muslim scholars throughout the ages is the principles of Islamic jurisprudence because of its importance as it is a source of knowledge of the provisions of halal، haram، worship، duties and sunan. One of the most important sections of the jurisprudence: Jurisprudence transactions، it is a daily need in the transaction life of a Muslim. One of the jurists interested in this section of jurisprudence Ebussuud Efendi، who wrote a footnote (Al hashyah) on the chapter of the sale from the book " AL-Inaye fi Sharh Al-Hidayah Bidayat al-Mubtadi" by Islamic scholar Burhan al-Din AlMarghinani and still until this time manuscript. Because of its importance, it was chosen, achieved, and studied in this thesis. In this abstract, research objectives will be presented, its scientific value, the difficulties that the researcher faced, the most important ideas presented in the thesis and the results that were reached. The thesis contains introductions and tow chapters The first chapter: It includes a profile of Ebussuud Efendi, the book (AlHidaya), its author Al-Marghinani, and the book (AL-INÂYE) and his book Al-Babarti The second chapter: It includes the manuscript and that the manuscript is attributed to its owner, its data, and the researcher's plan in the investigation, and then the verified text. At the conclusion of the thesis were the results of the research. Keywords: Abussuud Efendi، Heed، Al-Babarti، Sales، Stipulated right of cancellation
دراسة الأحكام المتعلقة بالزواج في القانون العراقي من منظور الفقه الإسلامي
Iraq consists of different ethnicities, religions, and sects; therefore, it is natural to them to follow their own laws and customs which refers to their affairs, including what is related to the issue of marriage. It is difficult to set a single law for all these people, so that they can act accordingly. However, after different stages of change and alteration, the legislators of Iraqi law were able to develop the personal law. This law has endured since 1959 to the present time with minor changes to some of its articles. This is what aroused our interest to study the provisions of this law and to analyze its articles to learn about the legal nature of these articles, their relationship to Islamic jurisprudence and to know the sources of their derivation from the jurisprudential schools. After studying these articles, we found that the Iraqi legislators did not adhere to a specific school of thought from the well-known Islamic schools of thought, even they did not rely on the opinion of the majority, so one may finds in some of the articles that they stands with the opinion of majority, sometimes prefers the opinion of one of them, at other times adopts sayings that are from outside the Islamic schools of thought. We also found the usage of expressions that have many meanings and are open to different interpretations.We also noticed in the study that some of its articles needed to be reviewed in their formulations, as well as taking into account in the light of the situation which has been evolved in the modern technological means, change in the customs and traditions with regard to expenses, dowry, and the woman's relationship with her husband, and the emergence of some types of marriage that were not usual before, such as misyar marriage and the marriages with the intention of divorce and other different rulings. This thesis took the descriptive and analytical approach in studying the articles and tried to identify the sources of the Iraqi legislators and put forward some proposals to reformulate some articles and develop other articles that were not addressed by the Iraqi Personal Status Law.
Güneydoğu Anadolu bölgesindeki kan davalarının İslâmhukuku açısından değerlendirilmesi (Karacadağ örneği)
Cahiliye döneminin âdetlerinden biri olan kan davaları insanlık tarihi kadar eskidir. Bu âdet insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte maalesef günümüz dünyasında hâlâ karşılaştığımız bir olgudur. Bu olgu sebebiyle birçok insanın temel haklarından biri olan yaşama hakkı büyük bir tehdit ile karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle yaşadığımız coğrafya olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinin birçok yerinde kan davaları görülmektedir. Bu davaların sonucunda birçok insan maddi ve manevi zararlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bölgede kan davalarında sadece katilin ailesi değil aynı zamanda maktulun ailesinin de can ve mal güvenliği tehlike altına girmektedir. Kan davaları bazı toplumların en önemli sorunların başında yer alır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kan davalarının ekonomik, siyasi, toplumsal ve kültürel birçok nedeni mevcuttur. İslâm hukuku açısından kasten öldürme fiilinin dünyevî cezası kısas, diyet ve mirastan men, ahret cezası ise ebedi cehennemdir. Ancak Türkiye'nin hukuk düzeni dünyevî müeyyidenin uygulanmasına elverişli değildir. Bu nedenle İslâm hukukunun ek çözümü olan arabuluculuk kurumu sulh yoluyla diyet ödenmesi devreye girmektedir. Bununla birlikte İslâm hukukunun temel ilkelerinden yararlanarak bu bölgedeki kan davalarının nedenlerini ortadan kaldıracak eğitimsel, ekonomik, siyasi, hukuki, toplumsal ve kültürel unsurların ıslahı ile toplumu bu konuda bilinçlendirmek gerekir.
Ahmet Zühdü Paşa'nın el-Mecmûʻa adlı eserinde nikah
Çalışmamızın kapsamı Ahmet Zühdü Paşa ve onun el-Mecmûʻa adlı eserinde nikâh bölümünü islam hukuku açısından ele almaktadır. el-Mecmûʻa idâdi ve sultânî mekteplerinde ders kitabı olarak okutulmuş olup ilmihal türünde yazılmış fıkhî bir eserdir. Zühdü Paşa bu eserini hazırlarken klasik fıkıh kaynaklarından faydalanmıştır. Zühdü Paşa daha çok Mâliye Nâzırı olarak tanınmakla beraber Maârif Nâzırlığı ve daha birçok farklı görevlerde bulunmuştur. Zühdü Paşa aynı zamanda Dâru'l-Fünûn kurucuları arasında bulunmaktadır. Bizim bu eseri tanıtıp değerlendirmesini yapmamız ve latinize halini sunmamız o dönemde yazılmış bir ilmihal örneğinin tanıtılmasına ve ondan istifade edilmesine olanak sağlayacaktır. Çalışmamızın ilk kısmında el-Mecmûʻa'nın hem bir fıkıh hem de bir ders kitabı olarak değerlendirilmesi yapılacak, ikinci kısımda el-Mecmûʻa Hukuk-i Aile Kararnâmesi ile fıkhî açıdan mukayese edilecek ve son kısımda ise Zühdü Paşa'nın el-Mecmûʻa adlı eserinin latinizesi yapılarak günümüz ilim dünyasının istifadesine sunulacaktır.
Eş'arî ve Şâfiî usûl gelenekleri arasında İbn Berhân
İmam Şâfiî'nin er-Risâle'si ile ilk olarak tedvin edilmeye başlanan fıkıh usûlü, zamanla mütekellimûn ve fukahâ olarak adlandırılan iki yönteme ayrılmıştır. Fukahâ metodu ağırlıklı olarak Hanefîlerin; mütekellimûn ise Şâfiîlerin kabul ettiği bir metot şeklinde literatürde yerini almıştır. Bu çalışmada, mütekellimûn metodunun Şâfiîlere; fukahâ metodunun ise Hanefilere ait olduğu ve daha sonraki süreçlerde bu yöntemin farklı mezhep müntesibi âlimler tarafından kullanıldığı iddiasının tartışmaya açık olduğu ileri sürülmüştür. Tezin asıl iddiası ise usûl yazımı mecrasında Hanefiler ile Şâfiîler arasında var olan muhalefetin bir benzerinin çoğunluğu Şâfiî olan Eş'arî usûlcüler ile fakîh Şâfiî usûlcüler arasında da söz konusu olduğudur. Araştırmada kelamcı usûlcülerden Bâkıllânî ve Cüveynî; Şâfiî usûlcülerden ise Şîrâzî ve Sem'ânî'nin görüşleri belirli örnekler çerçevesinde İbn Berhân ile karşılaştırılarak ele alınmıştır. Çağdaş Şâfiî âlimlerden olan Cüveynî Eş'arîlerin, Şîrâzî ise fakih Şâfiî usûlcülerin temsilcisi konumda olmuşlardır. İbn Berhân, söz konusu iki âlimin talebelerinden ders alması ve bu ayrımın olduğu zaman aralıklarında yaşaması sebebiyle seçilmiş ve konu onun usûl perspektifinden işlenmiştir. Ayrıca çalışmada İbn Berhân'ın kelamcı bir usûlcü olduğu kanaatine varılmıştır. Eş'arî ve Şâfiî usûlü ayrımı, Şâfiî usûlcülerin eserlerinden daha belirgin bir şekilde rastlanılmıştır. İbn Berhân'ın İmam Eş'arî ile İmam Şâfiî arasında ihtilaflı olan usûl meselelerin bazılarında Eş'arî usûlcülere katılmadığı ve Şâfiî usûlcüler ile İmam Şâfiî'nin görüşünü tercih ettiği tespit edilmiştir.
Teminat mektuplarının islami finans uygulamaları ve fıkhi analizi
Finansman ihtiyacı, iktisadî hayatın temel unsurlarından biridir. Modern bankacılıkta bu ihtiyaç yalnızca nakdî kredilerle değil, teminat mektubu, akreditif ve aval/kabul gibi gayrinakdî kredi ürünleriyle de karşılanmaktadır. Bu ürünler içinde teminat mektubu, bankanın müşterisi lehine üçüncü kişiye karşı belirli şartlar altında ödeme taahhüdünde bulunduğu önemli bir finansal araçtır. Teminat mektupları konvansiyonel bankalar yanında katılım bankaları tarafından da kullanılmakta; ancak bu işlemin fıkhî mahiyeti ve karşılığında alınan ücretlerin hükmü İslam hukuku bakımından tartışmalı bir alan oluşturmaktadır. Bu tezde banka teminat mektuplarının hukukî ve fıkhî niteliği İslam hukuku çerçevesinde incelenmektedir. Çalışmada klasik fıkıh literatüründe kefalet akdinin mahiyeti, ücret karşılığında kefalet tartışmaları, modern bankacılıkta teminat mektubunun işleyişi ve çağdaş İslam hukukçularının konuya ilişkin yaklaşımları ele alınmaktadır. Araştırmada teminat mektubunun yalnızca hangi akit türü altında değerlendirileceği değil, bankanın fiilen neyin karşılığında gelir elde ettiği de dikkate alınmaktadır. Bu bağlamda, teminat mektubunda bankanın üstlendiği yükümlülüğün kredi/karz taahhüdü niteliği taşıması sebebiyle alınan komisyonun borç verme taahhüdünden menfaat elde edilmesi sebebiyle faizle benzerlik taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bedene müdahale bağlamında dövme yaptırmanın hükmü
Bu tezin amacı, dövme ile alakalı Hz. Peygamber'den (s.a.v.) gelen rivayetler ışığında fıkıhta dövmenin illetini ve buna bağlı olarak hükmünü tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda klasik fıkıh eserlerinden ve hadis şerhlerinden yararlanılmıştır. Çalışma toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde dövme hakkında etimolojik ve tarihi bilgilere yer verilmiştir. Dövmenin insanlık tarihi kadar eski olduğu, geçmişte ve günümüzde birçok millet tarafından güzelleşmek, kötü ruhlardan korunmak, bir gruba ait olmak, nazardan korunmak, dini sembolleri vücutlarında taşımak gibi hedefler doğrultusunda yaptırıldığı saptanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümde klasik fıkıh eserlerinde mezheplerin farklı görüşlerine ve alimlerin hadis şerhlerindeki görüşlerine yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümde ise dövme yasağının muhtemel illetleri ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde, dövmenin klasik ve çağdaş dönem fakihlerinin büyük çoğunluğu tarafından tedavi maksatlı uygulanmasına cevaz verilmekle birlikte; yaratılışı değiştirme, fıtratı bozma, insanın saygınlığını zedeleme, bedene zarar verme ve güzelleşme isteğinde haddi aşma gibi nedenlere binaen hükmünün haram olarak ortaya konduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İslam Hukuku, Fıkıh, Dövme, Bedene Müdahale, Yaratılışı Değiştirme.
Mâlikî kaynaklarında nikahta şahitlik ve ilân
Bu çalışma Mâlikîlerin nikahta şahitlik ve ilân konusuna bakışını, delillerini ve bu hususta cumhurdan ayrılan görüşlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Öncelikle giriş bölümünde genel hatlarıyla İslam hukukunda şahitlik konusu üzerinde durulmuştur. Mâlikîlerin görüşüyle karşılaştırmak maksadıyla birinci bölümde cumhurun nikahta şahitlik ve ilân hususundaki görüşleri incelenmiştir. Bu bağlamda cumhur alimlerinin nikah şahitliğine yaklaşımı tahlil edilmiştir. İkinci bölüm Mâlikî kaynaklarında nikahın ilânı konusuna ayrılmış, Mâlikî fakihlerin bu husustaki görüşü ve cumhura karşı itirazları kendi kaynaklarından hareketle kronolojik olarak incelenmiştir. Son bölümde Mâlikî kaynaklarında nikah şahitliği ve nikahu's-sir (gizli nikah) hususu derinlemesine tahlil edilmiş, bu konuda cumhurla olan ihtilafları ele alınmıştır.
Faizsiz bir ekonomide finansal sözleşmeler (Doğuşu, meşruiyeti ve fonksiyonu)
"Faizsiz Bir Ekonomide Finansal Sözleşmeler (Doğuşu Meşruiyeti ve Fonksiyonu)" adlı bu çalışmada, faizin yasak kabul edildiği iktisadi sistemde finans sağlayan sözleşmeler tespit edilip başta klasik kaynaklardan istifade etmek suretiyle doğuşu, meşruiyeti ve fonksiyonu bakımından incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda şu sözleşmeler tespit edilmiştir: selem, istisna', bey' bi'l-vefâ, bey' bi'l-istiğlal, îne satışı, murabaha, leasing, muzaraa, musakat, müşareke. Selem, satış bedelinin peşin, malın vadeli olmasıdır. İstisna, sanat erbabına bir eşya yaptırmaktır. Bey' bi'l-vefa, satıcı bedeli geri verince alıcının da satılan malı geri vermesi şartıyla yapılan satıştır. Be'y bi'l-istiğlal, bir malın gelirinden faydalanmak için onun bizzat satıcısına kiralanmasıdır. Îne satışı, bir malın vadeli olarak satılmasından sonra aynı malın, peşin parayla satıldığı fiyattan daha ucuza alınmasıdır. Murabaha, malın maliyetinin karşı tarafa bildirilerek üzerine kar ilavesiyle yapılan güvene dayalı satım şeklidir. Leasing, mülkiyetin temliki ile sona eren menfaatin temlikidir. Mudârabe, bir tarafın emeği bir tarafın sermayesi ile kurulan ortaklık türüdür. Muzaraa, mahsulü paylaşmak üzere arazi sahibiyle emek sahibi arasındaki ortaklıktır. Muşaraka, ticari ortaklıktır. Önceki fukaha, finansman ihtiyacı ile şer'î ilkeler arasında şartlara uygun meşru çözüm bulamadıklarında en azından haramların açıkça ihlalini önlemek adına yine hukukun içinde hile-i şer'iyyeden yararlanmıştır. Bu surette ilave bir getiri sağlayan kredi işlemlerine cevaz vermiştir. Bunların bir kısmı günümüzde de varlığını ve fonksiyonunu devam ettirmektedir. Günümüzde de çağdaş murabaha ve leasing gibi birtakım meşru finans temin yöntemleri geliştirilmektedir. Müslüman toplumların sahip olduğu aşkın değerlerle yaşadıkları hayat arasında meşruiyet sorununu aşması için meşru finansman bulma çabasının önceki zamanlara göre daha öncelikli hale geldiği söylenebilir.