5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Pers (Akhaimenid) Kralı I. Kserkses'in Yunanistan seferinin Anadolu güzergahı: Güncel arkeolojik ve tarihsel coğrafya bulguları ışığında genel bir değerlendirme
Akhaimenid Hanedanı'ndan Anşan'ın kralı Kral Büyük Kyros tarafından kurulan Akhaimenid Krallığı ülke sınırları, ardılları Kambyses ve Dareios döneminde Indus Vadisi'nden Ege'ye, Orta Asya'dan Nil'e kadar genişlemiştir. Yunan anakarası üzerine sefer düzenlemeyi düşünen I. Dareios'un ölümünün ardından yerine geçen oğlu I. Kserkses babasının yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere MÖ 481 – 480 yılları arasında Yunan anakarasına sefer düzenlemiştir. Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda bu seferin Anadolu güzergâhı yeteri kadar ele alınmadığı için bu çalışmada, I. Kserkses'in Susa'dan yola çıktıktan sonra Anadolu'daki hangi güzergâhları takip ederek Yunan anakarasına ulaştığı, yolculuk sırasında hangi bölgelerde karargâhlar oluşturduğu, ordunun hangi uluslardan oluştuğu ve bu sefer için Kritalla olduğunu düşündüğümüz Oluz Höyük'ün önemi incelenmiştir. Bu tez hazırlanırken olağan arkeolojik yöntemlerin yanı sıra tarihsel metodoloji yöntemi ve kütüphane çalışmaları yapılarak I. Kserkses'in Yunan Anakarasına gerçekleştirdiği seferin Anadolu güzergâhının haritası çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Persler, Oluz Höyük, Thermopylai, Sparta, Anadolu
Hitit Döneminde Maşat Höyük: Arkeolojik açıdan bir yeniden değerlendirme çalışması
Tokat il merkezinin güneybatısında yer alan Maşat Höyük, kapsamlı bir şekilde kazısı yapılan sayılı yerleşmeden biri olarak Orta Karadeniz Bölgesi'nin kilit yerleşmelerinden biridir. Höyükte bulunan yazılı belgeler sayesinde höyüğün MÖ II. bin yılında Tapigga adlı bir kent olduğu anlaşılmıştır. İlk kazıları 1945 yılında, bu tabletin ait olduğu arşivi bulmak için Ekrem Akurgal'ın başkanlığında, ikinci kazıları ise 1973-84 yıllarında Tahsin Özgüç başkanlığında yapılan ve buluntuları Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Tokat Arkeoloji Müzesi'nde korunmakta olan höyüğün, Assur Ticaret Kolonileri, Eski Hitit ve Büyük Hitit Krallık dönemlerini kapsayan, çalışmada Hitit katları olarak adlandırılan beş yerleşim tabakasının ve buluntularının yeni yapılan araştırmalar ile yeniden incelenip değerlendirilmesi bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Yerleşim tabakalarına ait yayınlanmış ve yayınlanmamış buluntularının ve mimari tabakalarının yeniden incelenip ayrıntılı bir değerlendirilmesi ile höyüğün tabakalanması ve tarihlemesinin günümüz bilgileri ışığında yeniden düzenlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma ile, buluntuların ve envanter kayıtlarının mimari tabakalar ile birlikte ayrıntılı bir incelemesi yapılarak, tarihlemeleri tam olarak anlaşılamayan höyüğün farklı bölgelerindeki kazısı yapılan alanların alt safhaları ile V. ve IV. Hitit katlarının tarihlemelerinin netleştirilmesi ve buluntularının ayrımının yapılabilmesi mümkün olmuş, ayrıca Aşağı Şehir'in tabakalanması ile Yukarı Şehir'in tabakalanması yeniden incelenip düzenlenmiş ve höyüğün genel tabakalanması içindeki yerleri belirlenip yeni ve anlaşılır bir tabakalanma modeli önerilmiştir. Ayrıca bütün buluntuların tipolojik bir sınıflandırılması yapılarak höyüğün hem genel hem de tabakalara göre ayrı birer tipolojik çizelgesi çıkarılmıştır. Höyükte çıkan tabletler göz önünde bulundurularak Maşat Höyük'ün Kaška'lılar ile Hitit Devleti arasındaki bölgede önemli bir sınır kenti olduğu öne sürülmüştür. Ancak bir sınır kentinden beklenebilecek bir surun Maşat Höyük'te bulunamamış olması ilginçtir. Dolayısıyla sınır kenti tabirini kullanmak pek uygun görünmemektedir. Ancak sınırları zaman zaman değişen Kaška'lıların Hitit Devleti'nin ana arazisine sık sık yaptığı saldırılar sırasında Maşat Höyük'ün önemli bir rol üstlendiğini söylemek mümkündür.
Alalakh'da MÖ 14. yüzyılın geç dönemlerinde Hitit İmparatorluğu'nun varlığına dair izler: Anadolu kökenli kült mal grupları
Bu yüksek lisans tezi, Kuzey-Orta Anadolu'ya özgü bir kap türü olup Hatay'da, Amik Ovası'nda yer alan Aççana Höyük (Alalakh) yerleşiminde milattan önce geç 14. yüzyılda (Aççana 2. ve 1. Tabakaları) görülmeye başlanan, "truncated cups" ve bazen de "adak kapları" ya da "minyatür çanaklar" gibi isimlerle anılan çanak çömlek türünü odağına almaktadır. Tezde, "kâsecik" olarak değinilecek bu formun yanı sıra, Aççana Höyük'te bu kaplar ve ritüellerle ilişkilendirilen diğer küçük kaplardan olan sivri uçlu testiciklere ve minyatür model tabaklara da değinilmektedir. Tezin konusu "kâsecik"ler Hattuša, Kuşaklı, Alacahöyük ve Korucutepe gibi Hitit yerleşimlerinin Geç Tunç Çağı'na ait kontekstlerinden ele geçmektedir. Hem kült hem de ev kontekstlerinde, bazen ritüel depozit olarak bulunmaktadırlar. Aççana'da 4 alt tür altında sınıflandırılan 26 adet "kâsecik" bulunmuştur. Pek çoğu İštar Tapınağı'nın civarındaki alanlarda yapılan kazılardan ele geçmiştir. Bu kaplar, genele vurulduğunda nadir karşılaşılsalar da M.Ö. 14. yüzyılın geç dönemlerinde Amik bölgesindeki Hitit varlığı ve politik kontrolünün önemli bir kanıtı olma potansiyeli taşımaktadırlar. Buna müteakip olarak, Anadolu kökenli kültürel unsurların şehrin politik ve dini hayatına entegre edildiği kültürel melezleşme sürecinin işaretleri de olabilirler. Anahtar Kelimeler: Aççana Höyük, Tell Atchana, Alalakh, Amik Ovası, Türkiye, Suriye, Hititler, Geç Tunç II, North-Central Anatolian, truncated cups, kâsecik, adak kabı, adak kapları, minyatür kap, adak, tören, kült, çanak çömlek, arkeoloji
Yeni kazıların ışığında Güneydoğu Anadolu bölgesinde Orta Tunç Çağ ölü gömme gelenekleri
Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye Bölgesi'nde 48 yerleşimde ortaya çıkartılan OTÇ mezar ve mezarlıkları, yapım tekniği ve türleri, ölü gömme biçimleri, mezar eşyaları ve konumları açısından incelenmiştir. 150'ye yakın sayıda Oylum Höyük OTÇ mezarı ise ayrı bir bölüm halinde ele alınarak iki bölgede açığa çıkartılan mezarlarla karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler, bu dönemde çoğunlukla intramural gömme anlayışı yaygın olmakla birlikte, yerleşimlerin yamaçlarında ya da yakınlarında konumlanan ekstramural mezarlıkların varlığını göstermiştir. Ayrıca inhumasyon gömme, önceki döneme göre mezar eşyalarının sayısında azalma, bazı bölgelerde ölü yemeği ve çoklu gömme uygulamasına bağlı olarak aile mezarlarından söz edebiliriz. Yapılan çalışma ölü gömme geleneklerine göre üç kültür bölgesinin olduğunu gösterirken, Oylum Höyük'ün bu bölgelerle olan ilişkilerini ortaya koymuştur. MÖ III. binyılın sonu ve II. binyılın başlangıcında ölü gömme geleneklerinde belirgin bir farklılık görülmemesi ise, kültürel sürekliliği göstermiştir. Ancak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde OTÇ'de bazı mezar türlerinin sayısında artış ya da düşüş söz konusuyken, kuyu mezarların OTÇ II-III'te ortaya çıkması, bu geleneğin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Kuzey Suriye'ye göre daha geç görüldüğüne işaret etmiştir. Bu dönemin mezar türlerindeki çeşitlilik ise, çevre bölgelerin birbiriyle etkileşimi ve farklı toplulukların varlığı ile açıklanabilir.
Yeni dönem Beycesultan Höyük kazılarında tespit edilen Geç Tunç Çağ dönemi metal buluntuları
"Beycesultan Höyük Yeni Dönem Kazılarında Ortaya Çıkarılan Geç Tunç Çağ Dönemi Metal Buluntuları" isimli tez çalışmasında, Batı Anadolu genelinde ortaya çıkarılan buluntulardan yararlanılarak Beycesultan tipolojisi oluşturulmuştur ve buluntular çevre kültürler ile karşılaştırılmıştır. Geç Kalkolitik Dönemden Geç Tunç Çağı sonuna kadar çeşitli formlarda metal örnekler ile karşılaşılmıştır. Beycesultan Höyükte tespit edilen formların Kuzeybatı Anadolu, Kıyı Ege ve Orta Anadolu buluntuları ile benzerlik gösterdiği anlaşılmıştır. Buluntulara göre Beycesultan höyükte metalürjik aktviteler yoğun olarak görülmekte ve bakır, kalay, yoğun olarak kullanılmakta, gümüş, altın madenine ait bulutular az sayıda ele geçmektedir. Sonuç olarak Beycesultan Höyük güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir. Ve biz bütün tabakalarda bu izleri görmekteyiz.