
71
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Huzurevi ve evde yaşayan yaşlıların yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışma huzurevi ve evde yaşayan yaşlıların yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması amacıyla tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Kırklareli Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü'ne bağlı iki huzurevinde ve Kırklareli Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 65 yaş ve üzeri bireyler oluşturdu. Örneklem sayısı 65 yaş ve üzeri 171 kişi olarak hesaplandı. Araştırmanın örneklemini, 01.11.2015-01.04.2016 tarihleri arasında Kırklareli Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü'ne bağlı huzurevlerinde yaşayan (n=51) ve Kırklareli il merkez nüfusu içerinde yer alan Aile Sağlığı Merkezine başvuran (n=120) yaşlı bireyler oluşturdu. Veriler Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu, Standardize Mini-Mental Test ve UCLA LS3 Yalnızlık Ölçeği kullanılarak yaşlı bireylerle yüz yüze görüşülerek elde edildi. Yaş ortalaması 73,15 ± 6,29 olan yaşlı bireylerin %58,5'i erkek olup, %57,3'ü evlidir. Örneklemin %56,1'i kendini yalnız hissetmediğini bildirdi. Araştırmaya katılan yaşlılar arasında çocuk sahibi olan ve evli olanların kendilerini daha az yalnız hissettikleri belirlendi. Örneklem grubundaki okur-yazar olmayan yaşlıların yalnızlık düzeyi yüksek bulundu (p<0,05). Yaşlı bireylerin UCLA LS3 Yalnızlık Ölçeği puanları huzurevinde kalanların 21,53, evde yaşayanların 12,03 ve genel yalnızlık puanı 14,86 olarak hesaplandı. Huzurevlerinde yaşayan yaşlıların evde yaşayan yaşlılara göre daha fazla yalnızlık yaşadıkları saptandı (p<0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda, yaşlı bireylerin yaşamlarını idame ettirebilmeleri için gerekli ekonomik koşulların sağlanması, yaşlılara sunulan hizmetlerin arttırılması, toplumun yaşlılarda yalnızlık konusunda bilinçlendirilmesi, yaşlılara yönelik sosyal programların düzenlenmesi önerilmektedir.
Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu hemşirelik öğrencilerinin beslenme ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Araştırma Kırklareli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu hemşirelik bölümü 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin beslenme ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Anket çalışması 300 hemşirelik öğrencisine uygulanmıştır. Öğrencilerin yaşları 17 ile 30 yaş arasında değişmektedir. Öğrencilerin %80,7'sinde teşhis konulmuş bir hastalık bulunmamakta, %76,7'si de sigara kullanmamaktadır. Sağlığı etkileyen faktörler sorulduğunda %72,9'u beslenme alışkanlığını işaretlemiştir. Yeterli beslenme durumu %48,3'ü günlük ana öğünü atlama durumunu da %46'sı bazen cevabını vermiştir. Öğrencilerin %53,6'sı kahvaltı öğününü atladığını, bunun sebebi olarak da %44,7'si zamanı olmadığı için atladığını belirtmiştir. Ara öğün atlar mısınız sorusuna %53,3'ü evet cevabını vermiş olup atlanan öğününde %37,6'sı kuşluk vakti olduğunu belirtmişlerdir.%74'ü düzenli kahvaltı yaparken, %73,4'ü kahvaltı da çay, peynir, zeytin, yumurta vb. tercih ediyor, %59'u düzenli öğle yemeği yerken %91,5'i öğle yemeklerini okulun yemekhanesinde yemektedir. %70.7'si öğle yemeklerini tabldot olarak tüketmektedir. %88.3'ü düzenli akşam yemeği yemekte, %90,9'u evinde/yurtta yemekte, %44,3'ü tabldot olarak tüketmektedir. Öğrencilerin %40,7'si süt yoğurdu, %36,7'si kırmızı eti, %32,3'ü kırmızı et ürünlerini, %42'si beyaz eti, %43,7'si kuru baklagilleri, %35'i yağlı tohumları, %40,7'si de diğer sebzeleri, %37,3'ü turunçgilleri, %40,7'si de diğer meyveleri hafta da 1-2 kez tüketirken %29,3'ü peyniri ve her gün, %40'ı balığı ay da bir kez tüketmektedir. Gerçekleştirilen bu araştırma ile üniversite öğrencilerinin beslenme bilgilerindeki ve alışkanlıklarındaki yetersizliklerin beslenme eğitimi ile düzeltilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Hormon replasman tedavisi alan postmenopozal kadınlarda yaşam kalitesi ve etkileyen faktörler
Postmenopozal hormon replasman tedavisi alan kadınların sosyodemografik özelliklerinin, döneme özgü yakınmaları ve yaşam kalitesi üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak planlanıp uygulandı. Örneklemi Balıkesir Edremit Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran, postmenopozal hormon replasman tedavisi alan ve sözel olarak onayı alınan 200 kadın oluşturdu. Verilerin toplanmasında 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 21 paket programı ve e-picos programından yararlanılarak yapılmıştır. Kategorik olan sosyodemografik değişkenler için tanımlayıcı istatistik olarak sayı (N) ve yüzde (%) değerleri verildi. Sürekli olan sosyodemografik değişkenler için tanımlayıcı istatistik olarak ortalama ± Standart Sapma değerleri şeklinde verilmiştir. Tüm karşılaştırmalar için istatistik önem seviyesi (p) 0,05 olarak alınmıştır. Tek değişkenli risk analizi aşamasında iki grubun ortalamalarının karşılaştırmalarında student's t testi, ikiden fazla grup ortalamalarının karşılaştırmalarında ANOVA'dan yararlanılmıştır. Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği alt grubu vazomotor puan ortalamalarının eğitim değişkeni grup ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmaktadır. Bu farklılığı, eğitim durumu grup ortalamaları yaratmıştır(p<0.05). Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği alt grubu fiziksel puan ortalamalarının hormon replasman tedavisi preparatı durumu değişkeni grup ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Oral preparatı kullananların fiziksel puan ortalaması transvajinal kullananlara göre daha yüksek olarak bulunmuştur(p<0.05).
Yönetici ve öğretmen görüşlerine göre okul öncesi dönemde kaynaştırma eğitimi uygulamalarına yönelik tutumların incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenleri ile yöneticilerinin okul öncesinde kaynaştırma eğitimine yönelik tutumlarını ve bu tutumları etkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Çalışmaya, Kırklareli il merkezinde görev yapan okul öncesi öğretmenler ile anaokulu yöneticileri ve okulunda anasınıfı olan okulların yöneticilerinden oluşan toplam 100 (28 erkek, 72 kadın) öğretmen ve yönetici katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, genel bilgi formu ile üç boyut (bilişsel, duyuşsal ve davranışsal) ve toplam 30 maddeden oluşan okul öncesi kaynaştırmaya karşı tutum ölçeği kullanılmıştır. 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde toplanan verilerin analizinde bağımsız gruplar t-test, Kruskall Wallis H testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Ölçekten alınacak maksimum toplam kaynaştırma puanı 150, minimum toplam kaynaştırma puanı ise 30'dur. Tablo 6-14'de elde edilen verilere göre soruların puan ortalaması 81,15 olarak bulunmuştur. Bu sonuç öğretmen ve yöneticilerin kaynaştırmaya yönelik bilişsel, duyuşsal ve davranışsal boyutlardaki tutumlarının orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Bilişsel boyuttaki tutumların pozisyon (öğretmen – yönetici) ve eğitim durumu açısından; duyuşsal boyuttaki tutumların okul öncesinde kaynaştırma konusunda bilgi edinmek isteme durumu açısından ve davranışsal boyuttaki tutumlarının özel eğitim gerektiren çocuklarla çalışmış olma durumu, kaynaştırma konusunda bilgi edinmek isteme ve sınıflarında özel eğitim gerektiren çocukların kaynaştırmasını isteme durumu açısından istatistiki olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür.
Sağlık meslek lisesinde okuyan öğrencilerin hijyen tutum ve davranışları
Bu araştırma, Nurettin Yılmaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin hijyen ile ilgili tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı şekilde yapıldı. Araştırma evrenini 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 1. Döneminde Nurettin Yılmaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi hemşire yardımcılığı, ebe yardımcılığı ve sağlık bakım teknisyenliği bölümlerinde okuyan 215 öğrenci oluşturdu. Araştırmada örneklem seçimine başvurulmadan evrenin bütününe ulaşılmaya çalışıldı. Evreni oluşturan 215 öğrenciden araştırma ölçütlerine uyan 212 öğrenciye ulaşıldı. Veriler Tanıtıcı Özellikler Bilgi Formu ve Hijyen Tutum Ölçeği kullanılarak elde edildi. Yaş ortalaması 16,21±1,09 olan öğrencilerin %72,6'sı kızdır. Öğrencilerin hijyen davranışı ölçeği 38 eşik puana göre anlamlı şekilde farklı olduğu saptandı. Hijyen tutum ölçeğine göre öğrencilerin olumsuz hijyen davranışı oranı yaygınlıkla görülmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin sağlık alanında profesyonel meslek elemanları olarak yetiştirilmesi adına yapılan çalışmalarda öğretilenlerin davranışa dönüştürülmesi desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Hijyen tutumu, Kişisel hijyen, Lise, Öğrenci, Sağlık
Primipar annelerde yenidoğan bakımına yönelik özyeterlilik algısı ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma primipar annelerin temel yenidoğan bakımına yönelik özyeterlilik algısını ve bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı kesitsel olarak yapılmıştır. Nisan - Mayıs 2018 tarihleri arasında, araştırmaya katılmayı kabul eden 100 gönüllü primipar anne araştırmaya alınmıştır. Verilerin elde edilmesinde genel özyeterlilik ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanmış bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS Statistics 17.0 (IBM Corporation, Armonk, NY, USA) paket programında yapılmış ve sonuçlar için p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan annelerin %94'ü 18-35 yaş aralığında, %79'u ev hanımı ve %36'sı ortaokul mezunudur. Yüzde 86'sı isteyerek gebe kalmış ve %59'u normal spontan doğum yapmıştır. Annelerin %69'u yenidoğan bakımı hakkında bilgi aldığını, %60'ı bilgiyi sağlık personelinden aldığını belirtmiştir. Annelerin en çok; yenidoğan aşıları, banyosu, vücut ısısı ölçümü, pamukçuk ve sarılık gibi sorunlar ile anne sütü saklanması hakkında bilgi eksikliği olduğu bulunmuştur. Özyeterlilik toplam ölçek puanlarında ortalama 68,6, standart sapma 11,7, minimum 35,0, maksimum 85,0 bulunmuştur. Gebeliğin planlı olması yılmama algısını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artırırken (B=0,115; %95 Güven Aralığı: 0,003 - 0,227 ve p=0,045); sezaryen ile doğum yapmak (B=-0,089; %95 Güven Aralığı: -0,168 – -0,010 ve p=0,028) yılmama algısını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azaltmıştır. Araştırma sonucuna göre primipar annelerin sosyodemografik özellikleri ve yenidoğan bakımı hakkındaki bilgi düzeyleri, özyeterlilik algısında anlamlı bir fark yaratmamıştır. Anahtar Kelimeler: Primipar anne, yenidoğan bakımı, özyeterlilik algısı
Bireysel ve işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının üstün zekalı öğrencilerin yazma performansına ve dil gelişimine etkisi
Bu çalışmanın amacı üstün zekalı öğrencilerin yazma performansında ve dil gelişiminde bireysel ve işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının etkisini ortaya koymaktır. Çalışmada 'öntest sontest kontrol gruplu desen' uygulanmıştır. Çalışmaya Kırklareli ili Bilim ve Sanat Merkezi'ndeki ilkokul 4. sınıf düzeyinde deney 1 grubunu oluşturan 7, deney 2 grubunu oluşturan 6 ve kontrol grubunu oluşturan 5 öğrenci olmak üzere, toplam 18 öğrenci katılmıştır. Uygulama deney 1 grubunda bireysel dijital öyküleme uygulamaları kullanılarak, deney 2 grubunda işbirlikli dijital öyküleme uygulamaları kullanılarak, kontrol grubunda ise geleneksel yazma çalışmaları yapılarak yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak 'Yazma Performansı Değerlendirme Ölçeği' ve 'Peabody Resim Kelime Testi' kullanılmıştır. 2018-2019 eğitim-öğretim yılında toplanan verilerin analizinde Kruskall Wallis Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci hipotezi kapsamında ortaya çıkan bulgularda deney 1 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin yazma performansı arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmanın ikinci hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin yazma performansı açısından deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırmanın üçüncü hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve deney 1 grubunu oluşturan öğrencilerin yazma performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Araştırmanın dördüncü hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney1 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin dil gelişimi puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Araştırmanın beşinci hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerin dil gelişim puanları açısından deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Araştırmanın altıncı hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve deney 1 gruplarını oluşturan öğrencilerin dil gelişim puanları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Araştırma sonucunda bireysel dijital öyküleme uygulamalarının geleneksel öykü yazma uygulamalarına göre yazma performansı açısından etkili olduğu, işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının geleneksel öykü yazma uygulamalarına göre yazma performansı açısından etkili olduğu görülmüştür. Dil gelişim düzeyi açısından işbirlikli dijital öyküleme uygulamalarının geleneksel öykü yazma uygulamalarına göre etkili olduğu görülmüştür. Bireysel dijital öyküleme uygulamaları dil gelişimi açısından geleneksel öykü yazma uygulamalarıyla kıyaslandığında etkili olmamıştır. Anahtar Kelimeler: Üstün Zeka, Dijital Öyküleme, Yazma Performansı, Dil Gelişimi, İlkokul
Sağlık çalışanlarında görülen iş kazalarının değerlendirilmesi (T.Ü. Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği)
Bu araştırma, sağlık çalışanlarının geçirdiği iş kazaları, çalışan sağlığı güvenliği kültürü ve bunları etkileyen faktörleri inceleyen tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma Trakya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan 252 sağlık çalışanı üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında "Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Kültür Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler IBM-SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Sonuçlar p<0,05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Çalışanların %40,9'u iş kazası geçirdiğini, kaza geçirenlerin % 84,5'i kesici ve delici alet yaralanmaları, % 36,9'u kan ve vücut sıvılarına maruz kalma, % 33'ü kas iskelet yaralanması geçirdikleri sonucuna ulaşıldı. Çalışan sağlığı ve güvenliği kültürü ölçeğinin alt boyut ortalamaları incelendiğinde; enfeksiyonu önleme 3,82±0,82, yönetim politikaları 3,36±0,80, sağlık taramaları 3,06±0,93, kimyasal madde güvenliği 3,45±0,92, güvenlik eğitimleri 3,52±0,88, şiddeti önleme 3,24±0,96, gıda güvenliği 2,89±1,14, düşmeyi önleme 2,93±1,12 olarak bulundu. Çalışmamızın sonucunda kurumun verdiği hizmet içi eğitim ile iş kazalarını önlemeye yönelik önerilen yöntemleri yeterli bulanlar ile meslekleriyle ilgili sendika veya derneklere üye olanların genel olarak iş sağlığı ve güvenliği algı ölçeğinin yüksek olduğu görüldü.
Montessori materyalleri destekli bireysel ve işbirlikli matematik etkinliklerinin erken matematiksel akıl yürütme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönemdeki çocukların matematiksel akıl yürütme becerilerinde Montessori materyalleri destekli bireysel ve işbirlikli matematik etkinliklerinin etkilerini ortaya koymaktır. Çalışmada 'öntest sontest kontrol gruplu desen' uygulanmıştır. Çalışmaya Kırklareli il merkezinde bulunan Y Lisesi Uygulama Anasınıfı'ndaki deney 1 grubunu oluşturan 15, deney 2 grubunu oluşturan 15 ve X Anaokulu'ndaki kontrol grubunu oluşturan 15 çocuk olmak üzere toplam 45 çocuk katılmıştır. Uygulama deney 1 grubunda Montessori materyalleri destekli bireysel matematik etkinlikleri, deney 2 grubunda Montessori materyalleri destekli işbirlikli matematik etkinlikleri ve kontrol grubunda MEB (2013) Okul Öncesi Eğitim Programı destekli matematik etkinlikleri ile sürdürülmüştür. Veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu ve 'Erken Matematiksel Akıl Yürütme Becerileri Değerlendirme Aracı' kullanılmıştır. 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde toplanan verilerin analizinde Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 1 ve kontrol grubunu oluşturan çocukların matematiksel akıl yürütme becerisine ilişkin performansı arasında deney 1 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmanın ikinci hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 2 ve kontrol grubunu oluşturan çocukların matematiksel akıl yürütme becerisine ilişkin performansı arasında deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmanın üçüncü hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 1 ve deney 2 grubunu oluşturan çocukların matematiksel akıl yürütme becerisine ilişkin performansı arasında deney 2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Araştırmanın dördüncü hipotezi kapsamında elde edilen bulgularda deney 1, deney 2 ve kontrol grubunu oluşturan çocukların matematiksel akıl yürütme becerisine ilişkin performansının cinsiyete göre anlamlı fark göstermediği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Montessori Metodu, Akıl Yürütme, Matematik, İşbirlikli Öğrenme
Obstrüktif uyku apnesi sendromlu hastalarda komorbidite ve obezite arasındaki ilişki
Bu araştırmada, bir hastanenin uyku apne ünitesine başvuran bireylerde Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) görülme sıklığının saptanması, OSAS ile obezite ve komorbidite arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çanakkale ili Ezine Devlet Hastanesi Uyku Apne Ünitesi'ne Temmuz 2017 – Haziran 2018 tarihleri arasında başvuran ve polisomnografi çekilen 684 birey ile yürütülmüştür. Retrospektif yürütülen bu araştırmada veriler arşiv kayıtlarından elde edilmiştir. Araştırma grubunun yaş ortalaması 49,93±12,90'dır ve %68,7'si erkektir. Grubun %62,0'ı obezdir ve %98,8'inde kronik veya sistemik hastalık, %51,9'unda en az bir eşlik eden hastalık vardır. Çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre: katılımcılarda OSAS görülme olasılığı; erkeklerde, ileri yaşlarda, düşük eğitimi olanlarda, emekli bireylerde, alkol kullananlarda, gündüz uykululuğu olanlarda, preobez ve obezlerde, eşlik eden hastalığı olanlarda değişkenlerin referans kategorilerine göre daha fazladır. Bazı özelliklere göre düzeltilen (Adjusted R2) çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre OSAS varlığı ile BKİ ve komorbidite arasında pozitif yönde ilişki belirlenmiştir. OSAS görülme olasılığı zayıf ve normal BKİ'ye sahip olanlara göre preobezlerde 2,087 kat (OR, %95 GA: 1,126-3,869), obez sınıf I'de olanlarda 4,470 kat (2,350-8,504), obez sınıf II'de olanlarda 6,880 kat (3,345-14,150), obez sınıf III'de olanlarda 31,572 kat (9,883-100,857) yüksek saptanmıştır. OSAS görülme olasılığı komorbiditesi olmayanlara göre iki hastalığı olanlarda 2,176 kat (1,383-3,424), üç ve daha çok hastalığı olanlarda 3,395 kat (1,907-6,042) fazladır. Anahtar sözcükler: Obstrüktif Uyku Apne Sendromu, Komorbidite, Obezite.