Koç University
Discipline

Müzecilik Anabilim Dalı

Koç University

48

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

48 Theses
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilinde bulunan müze temalarının müzecilik açısından değerlendirilmesi

Bugün teknolojinin ve toplumların geliĢip değiĢmesiyle birlikte müze kavramı ve ziyaretçi profilleri de değiĢmiĢtir. Müzeler bu değiĢime ayak uydurarak, sadece vitrinlerde eser sergileyen mekânlar olmaktan çıkmıĢ, izleyicisine farklı deneyimler sunan, eğiten ve eğlendiren interaktif kurumlar haline gelmiĢtir. Bu bağlamda Tezin konusu, "Ġzmir Ġlinde Bulunan Müze Temalarının Müzecilik Açısından Değerlendirilmesi" baĢlığı altında, Ġzmir'de bulunan müzelerin günümüze kadar kuruluĢlarından itibaren geliĢimleri ve ġehre kattığı değerler oluĢturmaktadır. Müzeler; kültürel mirasımızı, arkeolojik eserleri gelecek nesillere aktarabilmek ve korumak için toplumla geçmiĢ arasındaki en etkin araçlardan olduğu gibi bu hususta farkındalık yaratmak için önemli kurumlardır. Müzeler geçmiĢ kültürlerin yaĢamlarını anlamak, bu günkü topluma anlatmak, bunları görselleĢtirip görünür kılmak için etkili mekânlar olarak kullanılabilmektedir. Türkiye'de bulunan müzeler özellikle son yıllarda, dünyadaki modern müzecilik anlayıĢıyla birlikte büyük geliĢim ve değiĢim göstermiĢtir. Müzeler modern yapılara taĢınmıĢ veya tarihi yapılarda bulunan müzeler restorasyondan geçerek ziyaretçilerine daha iyi deneyim sunma yoluna gitmiĢtir. Bu çalıĢmalar sayesinde ziyaretçi profilleri de farklılaĢmıĢ ve geliĢmiĢtir. Bugün müzeler sadece eski eserlerin korunduğu mekânlar olmaktan çıkıp, daha çok turistlerin yoğun ilgisini gördüğü ve halkın eğitim ve sosyal faaliyetlerine katkıda bulunulduğu mekânlara dönüĢmüĢtür. Bu çalıĢmada Ġzmir Ġli ve ilçelerinde bulunan müzelerin temaları ve bulunduğu bölgedeki sosyal yapıya katkıları değerlendirilmiĢtir. Günümüze kadar kuruluĢlarından itibaren geliĢimleri incelenmiĢ, müzelerin gerekliliği vurgulanmıĢtır. Ġzmir'deki Müzelerin fiziki ve idari durumları araĢtırılmıĢtır. Sonuç olarak bölgede kurulan müzelerin bünyesindeki, taĢınabilir eserleri korumasının yanı sıra sergileme ve kültürel yapıya katkıları da değerlendirilmiĢ, ziyaretçilerin geçmiĢ yaĢamları anlaması ve bağ oluĢturmasında da yardımcı olduğu gözler önüne serilmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji Müzeleri, Tarih, Sanat Tarihi ve Etnografya Müzeleri, Müze Anıtları, Atatürk ve Türk Büyükleri Müzeleri, Müze Evleri, Askeri Müze, Deniz Müzesi, Devlet Demir Yolu Müzesi, Polis Müzesi, Basın Müzesi, Meslekler Müzesi, Mobil Uygulamalar, Projeksiyon, Dokunmatik Ekran, Simülasyon, Hologram.

Sultan Özkan Özçelik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Somut olmayan kültürel mirasın müzelerde sergilenmesi: Bocuk Gecesi örneği

Somut olmayan kültürel miras, sözlü gelenekler; toplumların kültürleri, inanışları, dili, ritüelleri, halk hikâyeleri, tekerlemeleri, manileri, müzikleri ve şiirleri, el işçiliği, farklı kültürlere özgü mutfak ve hekimlik bilgileri gibi unsurlardan oluşmaktadır. Somut olmayan kültürel miras, somut kültürel mirasa göre daha dinamik bir özellik taşımakta ve sürekli yenilenmekte olup değişmektedir. Bu nedenle, somut olmayan kültürel miras kırılgan ve doğal olduğundan savunmasız bir yapıya sahiptir ve somut kültürel miras unsurları gibi korunması gerekmektedir. Edirne'nin Keşan ilçesi Çamlıca beldesinde yılın en soğuk gecesinde kutlanan Bocuk Gecesi, bahar mevsiminin daha verimli ve bereketli geçmesi, birlik, beraberlik, kötülüklerden korunma, tabiatla iç içe olma gibi düşüncelerle yapılan bir ritüel olup, Edirne'nin çok kültürlü arka planı ve kültürel etkileşimler sonucu kendine özgü bazı kutlama pratikleri geliştirmiştir. Küreselleşme ile turizmin tehditi altında olan bu tür ritüeller, sözlü tarih çalışmalarıyla ve materyal kültürün toplanması ile müzelerde de sergilenmelidir. Müzelerin eğitim işlevi göz önüne alındığında, ritüellerin arkasında yatan birlik, beraberlik ve doğaya ilişkin değerler somut olmayan kültürel mirasın korunması için çok önemli olan çocuklara aktarılabilir. Bu tezde öncelikle somut olmayan kültürel mirasa dair uluslararası sözleşmeler, Türkiye'nin taraf olması ve sivil toplum kuruluşlarının somut olmayan kültürel mirası koruma ve belgeleme konusundaki önemine değinilmiştir. Daha sonra yeni müzecilikte somut olmayan kültürel mirasa verilen önem ve müzelerde somut olmayan kültürel mirasın sergilenişi, somut olmayan kültürel miras müzeleri, kent müzeleri ve ekomüzeler üzerinden anlatılmıştır. Bocuk Gecesi tanıtılarak, daha önceki analiz ışığında bu gecenin nasıl sergilenebileceği, Edirne'deki müze olanakları ile birlikte değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Somut Olmayan Kültürel Miras, Yeni Müzecilik, Somut Olmayan Kültürel Miras Müzeleri, Kent Müzeleri, Ekomüzeler, Sergileme Yöntemleri, Ritüel, Bocuk Gecesi.

MüzelerRitüelSergileme+1
Süel Dinç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir müzecilik terimi önerisi olarak bağlam sergileme ve antik sergileme bağlamının müzelere uyarlanması

Sergileme içgüdü temelli bir eylem olarak insanlık tarihinin başlangıcından itibaren, insanlığın tüm eserlerinde izlenebilir bir kavramdır. Bu kavramın, sanatla ve güzellikle ilişkisi bağlamında estetik kaygı, sergilemenin hem motivasyonu hem de göstergesi niteliğinde değerlendirilebilir. Sergileme, bir dışavurum olduğundan sergileme eylemini gerçekleştiren devlet, birey ya da grupların düşünce yapısını ve nasıl görülmek istediğini ifade eden bir araçtır. Birçok bileşenin birlikte değerlendirilmesiyle edinilen bağlam bilgisi, sergileme eylemlerinin de gerçekleştirildiği tarihsel süreci aydınlatmada ve anlamlandırmada önemli rol oynamaktadır. Müzecilik çalışmaları için sergileme, müzenin izleyiciyle ilişki kurmasını sağlayan noktada bulunmaktadır. Geçmişi görsel olarak sunması bakımından Antik Çağ'ın izlenebildiği mekanlar olarak müzelerin, Antik Çağ bağlamını, dönemin nesneleriyle birlikte sergilemesi, izleyicilerin nesnelerin ait olduğu tarihsel süreci ve nesneleri kullanan kişilerin yaşadığı bağlamı da anlamasını sağlayabilir. Bu çalışmada, Antik Çağ'ın sergileme eylemleri, Antik Çağ öncesini de içerecek şekilde Üst Paleolitik Çağ'dan Hellenistik Çağ sonuna kadarki tarihsel süreçte izlenerek, dönemlerin sergileme bağlamları incelenmiştir. Anadolu coğrafyası bu izlemede ön plandadır. Dönemin genel sanat anlayışını yansıtan bazı dünya örnekleri de çalışma kapsamına alınmıştır.Antik Çağ bağlamlarının müzelere uygulanabilirliğinin anlaşılabilmesi için müze-sergileme ilişkisinin süreçleri de ele alınmıştır. Bu sayede sergilemenin müzenin izleyiciyle iletişim kurma noktasında bulunduğu anlaşılmış, Antik Çağ bağlamının deneyimlenebilir olmasını sağlamak amacıyla "Bağlam Sergileme" bir terim olarak müzecilik terminolojisine önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sergileme, Bağlam, Müze Sergilemeleri, Bağlam Sergileme, Antik Çağ, Antik Yunan, Anadolu, Antik Çağ Sergileme Bağlamı, Müzelerde Bağlam Canlandırma communication from being ex parte and to make Ancient Age context obsolete, "Context Exhibition" term is proposed to Museum Studies terminology. Keywords: Exhibition, Context, Museum Exhibition, Context Exhibition, Ancients Age, Ancient Greece, Anatolia, Ancient Age Exhibition Context, Context Refreshment in Museums.

Antik YunanAntik ÇağBağlam+3
Hazal Turgut
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel miras yönetimi kapsamında müze ziyaretçilerinin tarihi mekân algısının incelenmesi

Kültürel miras yönetimi kapsamında tarihi yapıların yeniden işlevlendirilerek müze olarak kullanımı, ülkemizde oldukça yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihi yapıların yeniden işlevlendirilmesiyle elde edilen müze yapılarında sergileme tasarımı sürecinde, yapının barındırdığı mimari potansiyel değerlendirilirken; mimariyle uyumlu bir bütün oluşturacak şekilde sergileme ve sunum tekniklerinin, koleksiyona dair eserler ile belirlenmesi ve aynı zamanda, kendisi de sergilenecek bir eser olan tarihî binanın taşıdığı anlamların da göz önünde bulundurularak müzenin bir bağlam içerisinde ziyaretçilere sunulması, kültürel mirasın doğru aktarılabilmesi ve korunması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı; İzmir ilinde yer alan, kültürel miras yönetimi kapsamında yeniden işlevlendirilerek müze olarak kullanılan tarihi yapıların kent, bina, koleksiyon ve sergi tasarımı açısından uyumumun incelenmesi ve müzelerin sundukları hizmetlerin kalitesini artırmaya yönelik olarak araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Müzelerde Mekânsal Organizasyon Algısı" adlı ölçek ile müze ziyaretçilerinin tarihi mekân algısının belirlenmesi ve sonuçlarının ortaya konmasıdır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilen ölçek, Haziran-Ağustos 2020 tarihleri arasında İzmir Atatürk Müzesi ve İzmir Tarih ve Sanat Müzesi ziyaretçilerine uygulanmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde kavramsal-kuramsal çerçeveye yer verilmiştir. İkinci bölümünde kavramsal çerçeve ile ilgili yapılan literatür araştırmaları yer almaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi yer almaktadır. Araştırma kapsamında uygulanan ölçekten elde edilen verilerin analizinde parametrik hipotez testlerinden bağımsız çift örneklem t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada çok değişkenli istatistik analiz tekniklerinden biri olan faktör analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçları, belirlenen müzeleri ziyaret eden ziyaretçilerin tarihi mekân algıları üzerinden müzelerin hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler ile birlikte araştırma kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kültürel Miras, Kültürel Miras Yönetimi, Müze, Sergileme, Kent, Tarihi Yapılar, Yeniden İşlevlendirme, Mekânsal Organizasyon, Müze Ziyaretçileri

Kültürel mirasMekansal organizasyonMüzecilik+7
Hazel Numanoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde markalaşma ve müze mağazacılığı: İstanbul'daki özel ve devlet müzeleri üzerine bir araştırma

Günümüzde müzeler değişen ve çeşitlenen ziyaretçi talepleri nedeniyle çok işlevli kültürel kurumlar haline gelerek ziyaretçileri için eşsiz deneyimler sağlamak amacıyla finansal kaynaklarını geliştirmeye yönelmişlerdir. 1980'lerden itibaren literatüre giren yeni müzecilik kapsamında müzeler, yalnızca koleksiyonlarını sergilemekle yükümlü olmayıp ziyaretçileri çok çeşitli kültürel aktiviteler ile meşgul ve memnun etmeye odaklanmıştır. Bu anlamda diğer müzelerden öne çıkma ve popülaritesini kanıtlama amacıyla pazarlama ve markalaşma süreçlerine giren kâr amacı gütmeyen kurumlar haline gelmişlerdir. Pazarlama karmalarını bünyelerine uyarlayan, ziyaretçi kitlelerini tanımaya çalışan, bunun için kurum içi araştırmalar ve pazar analizlerinde bulunan, reklam ve tanıtım faaliyetleri geliştiren ve marka kimliği yaratan müzeler global anlamda kültür varlıkları haline gelmişlerdir. Bu araştırmada müzelerin girdikleri ticari faaliyetlerden yalnızca biri olan mağazacılık uygulamalarına odaklanılmıştır. Müzelerin pazarlama ve markalaşma süreçleri incelendikten sonra müze mağazalarının nasıl bu sürecin bir getirisi oldukları araştırılmıştır. Müze mağazaları, ürün ve mekân tasarımları, müze kompleksinin içindeki varlıkları ve sattıkları ürünler incelenerek müze mağazasının müzenin eğitim misyonu ile ilişkisi ve ticari anlamda getirileri değerlendirilmiştir. Bunun yanında, müze mağazacılığının tarihsel gelişimi, kültürel alanlarda hediyelik eşya anlamında var olan ilk ürünler, dünyadaki tarihsel süreçleri ve ilk örnekleri ile sunulmuştur. Değerlendirmeler konu hakkındaki literatür taramasının ardından araştırma konusu İstanbul'daki müze mağazalarının ziyaret edilmesi, mağaza personeliyle görüşülmesi, araştrıma kapsamı için hazırlanan soruların mağaza sorumlularına yöneltilmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Birinci bölümde müzelerde pazarlama ve markalaşma konularının ardından yurtdışında markalaşan müzeler mağazaları ile birlikte incelenmiştir. Bir işletme terimi olarak pazarlamanın kar amacı gütmeyen kurumlara girişi ve devamında hizmet pazarlamasına evrilmesi incelenmiştir. Bu bölümde pazarlamanın müzeye uyarlanması, pazarlama karmalarının müzelerdeki durumu, ziyaretçi bölümlendirme çalışmaları ile müze deneyimi ve ziyaretçi motivasyonları genel bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. İkinci bölümde müze mağazalarının tarihsel gelişimi, hediyelik eşya kavramı ve müze mağazalarının pazarlama karması dâhilinde ilişkilendirilen mağaza ürünleri görsel örnekleriyle sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise müze mağazacılığı kapsamında ülkemize dönülmüş ve araştırma kapsamındaki İstanbul şehrindeki özel müzeler bağlamında Pera Müzesi ile Sakıp Sabancı Müzesi, devlet müzeleri bağlamında ise İstanbul Arkeoloji Müzesi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi mağazaları ve ürünleri incelenerek iki farklı işleyiş şekline sahip müze türlerindeki süreçlere, mağazalara ve ürünlere odaklanılmıştır. Son olarak bu örnekler birbiriyle karşılaştırılarak müzenin en önemli finansal destekçilerinden olan müze mağazacılığının müzenin tanıtımı ve sürdürülebilir bir kurum olmasındaki önemli yerine vurgu yapılmış ve müze mağazacılığının ülkemizde geliştirilmesi adına kişisel görüş ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müze Mağazaları, Müze Hediyelik Eşyası, Müze Pazarlaması, Müze Markalaşması, Müze Mağazası Ürünleri

Görsel mağazacılıkMarkalaşmaMüzeler+3
Ayşenur Cihan Gökdemir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engellilerin müze erişimi

Dünyada büyük bir azınlık olan engelliler sosyal yaşamın pek çok alanına erişimde sorun yaşamaktadır. Bu bağlamda, birincil olarak görme duyusuna hitap eden müze ziyaretlerine en uzak grup görme engellilerdir. Erişilebilirlik kavramının çeşitli alanlarda ele alınmaya başlaması ve günümüz teknolojileri ile müzeler erişilebilirliğin sağlandığı kurumlar olmaya başlamıştır. Ancak müzelerin görme engelliler için erişilebilir mekânlara dönüşmesi, fiziki uygulamalarla birlikte sergilemedeki duyusal erişim düzenlemeleriyle de ilişkilidir. Erken dönemlerde görme engellilerin eser erişiminde kullanılan dokunsal turlar günümüzde varlığını sürdürse de çağdaş müzecilikte tek başına yeterli olmamış ve diğer duyuları harekete geçirecek çalışmalarla yerini duyusal müzecilik yöntemlerine bırakmıştır. "Görme Engellilerin Müze Erişimi" başlıklı tez kapsamında müzelerdeki görme engelli ziyaretçilere yönelik fiziksel ve duyusal erişim düzenlemeleri incelenmiştir. Görme engelli ziyaretçiler için kullanılan uygulamaların değerlendirilmesi adına engelli bireylerin toplumsal yaşantıda görünür olma süreçleri ve yasal düzenlemeler ele alınmıştır. Bu kapsamda ulusal ve uluslararası müzelerin görme engelli bireyler için uyguladığı çalışmalar örneklendirilmiştir.

Engelli kişilerErişimGörme engelliler+5
Zeynep Aktop
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Denizcilik tarihinin bir parçası olan denizaltılarının müzelerde sergilenmesi

Denizlerin gizleyici niteliğinden faydalanmayı hedefleyen ve bu mantıkla savaşlarda görevlendirilen denizaltıların ilk tasarımının 15. yüzyılda yapıldığı görülmektedir. Üretildiği ilk zamandan günümüze kadar geçen süreçte ise denizaltıların tasarımları, edinilen savaş ve eğitim deneyimleri doğrultusunda daha hızlı, daha sessiz ve daha hafif olmaları amaçlanarak geliştirilmiştir. Aktif görevlerini tamamlayan denizaltıların bir kısmı hurdaya ayrılırken, kurtarılabilen bir kısmının ise müzelerde sergilenmesi sağlanmıştır. Bu tez çalışmasında, denizcilik tarihinin bir parçası olan denizaltıların yurt dışında ve Türkiye'de bulunan müzelerde sergilenmesi ele alınmıştır. Literatür taramasına ek olarak yurt dışında ve Türkiye'de bulunan müzelerden elde edilen veriler bu çalışmanın kaynağını oluşturmuştur. Toplamda yurt dışından otuz bir adet, Türkiye'den dört adet müze örneği incelenmiştir. Denizaltıların savaş, sanayi, deniz, bilim ve teknoloji müzelerinde sergilendikleri tespit edilmiştir. Bu müzeler sergileme yöntemleri ve sergileme mekanları bakımından araştırılırken, müzelerin koleksiyonlarında yer alan denizaltıların her birinin tarihçesi hakkında bilgiler verilmiştir. Bu tez çalışması ile denizaltıların işlevleri, kullanım alanları ve bir müze objesi olma yolundaki ortak tarihleri hakkında sistematik bir bilgi dizini oluşturmak amaçlanmıştır. Bu sayede denizaltı müzeleri ve koleksiyonunda denizaltı bulunan müzeler araştırılarak milletlerin denizcilik mirasını kamuoyu ile paylaşmasını sağlayan bu önemli kurumlar, çağdaş müzecilik açısından incelenerek alana katkı sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Denizaltı, denizcilik, koleksiyon, sergileme, müze.

DenizaltıDenizcilikDenizcilik tarihi+4
Serra Çoruh
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yurt dışı dil müzeleri ve Türkiye model örneği incelenmesi

"Yurt Dışı Dil Müzeleri ve Türkiye Model Örneği İncelenmesi" başlıklı tez çalışması, yurt dışında açılmış önemli dil müzelerinin kuruluşu, yönetimi, organizasyonu, stratejik planlamaları, koleksiyonları, sergileme ve sunum yöntemleri ele alınarak olası "Türkiye Dil Müzesi" çalışmalarına öncü olması adına karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Tez çalışmasında öncelikle dil üzerine genel kavramlar açıklanmıştır. Akabinde dil, dile etki eden kavramlar ve yurt dışındaki dil müzelerindeki tüm çalışmalar ve "Türkiye Dil Müzesi" model örneği incelemesi yapılmıştır. Tezin ilk bölümünde dil üzerine genel kavramlardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Türk dili tarihine ve gelişimine, kaybolmuş ya da kaybolmakta olan Türk lehçelerine değinilmiştir. Üçüncü bölüm yurt dışı dil müzelerinden oluşmakta; bu müzelerin kuruluş, gelişim ve sergileme süreçlerine ışık tutulmaktadır. Tezin son bölümü ise, Türkiye müzeciliğine, Türkiye dil müzesi model örneği önerilerine, yurt dışındaki dil müzeleriyle karşılaştırılmasına ve bu hususta uygulanabilecek çalışmalara ayrılmıştır. Bu kısımda Türkiye model örneği incelemesi ile ilgili detaylı bilgiler verildikten sonra, tezin ana konusu olan yurt dışındaki dil müzeleri ile karşılaştırmalı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de müzeciliğin dil ile sentezinden doğan "dil müzeciliği" açısından değerlendirilen ve bu alanda yapılan en kapsamlı çalışmalardan biridir. Tez kapsamında yurt dışında devamlılığı olan 6 adet dil müzesi incelenmiştir. Bunlar sırasıyla; Ulusal Amerikan Dil Müzesi, Kanada Dil Müzesi, Portekiz Dili Müzesi, Hollanda Leiden Dil Müzesi, Afrika Dili Müzesi ve Macar Dili Müzesi'dir. Örnekler incelenirken yurt dışında yer alan dil müzelerinin birbirleri arasındaki iş birliğine ve tüm dünyada sayılarının artması adına bu iş birliklerinin devamlılığına dair bir veri tabanı oluşturulmaya çalışılmıştır. Toplulukları bir araya getiren en anlamlı unsur dildir. Dil, hem duygu ve düşünceleri insanlara aktaran bir araç, hem de toplumları duygu ve düşünce birliğine dönüştüren en kıymetli değerler arasındadır. Nitekim dil, kültürün başlıca etmenlerindendir. Bu nedenle dili korumak ve onu gözeten önlemler almak gerekmektedir. Bu bakımdan dünyadaki pek çok dil ile iç içe olan ve bu dilleri müzelerle kesiştiren dil müzeleri; her yaştan ziyaretçiyi buluşturabilen, bununla birlikte ziyaretçiye sosyal bir eğitim alanı da yaratabilen mekânlardır. Kültürel arka planları ve çok yönlü fonksiyonlarıyla bu alandaki müzelerin çoğalması, Türkiye'de kurulabilmesi ve sürdürülebilir olması adına daha fazla akademik çalışma uygulanması oldukça önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Dil, Müze, Dil Müzesi, Yurt Dışı Dil Müzeleri, Dil Müzeciliği, Dil Çalışması, Türk Dili, Müzecilik

DilDil MüzesiMüzeler+1
Gülşen Şencan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski yapıların müzelere dönüştürülmesiyle tarihin yeniden canlandırılması: Azerbaycan örneği

Azerbaycan özellikle Bakü, asırlarca ev sahipliği yaptığı birçok ve aynı zamanda birbirinden farklı medeniyetleri taşıyan zengin bir tarihi mimari geçmişe sahiptir. Bakü şehri de yoğun bir şekilde inşa edilmiş bir alanda bu tür binaların çoğunu barındırmaktadır. Kültürel mirasın bir parçası olarak mimari binaların yeniden yapılandırılması sorunları dünyanın tüm ülkeleri için geçerlidir. Bu tez araştırmasının temel amacı, modern müzelerin durumunun ve gelişimlerindeki mevcut eğilimlerin özelliklerinin felsefi ve kültürel bir analizidir. Mevcut bir binanın müzeye nasıl başarılı bir şekilde yeniden kullanılacağına ilişkin gelecekteki bazı yönergeleri anlamak ve belirlemek ve aynı zamanda bu tarihi binaların önemini korumak için araştırma, özellikle uyarlanabilir yeniden kullanım ilkelerine, çağdaş müzeciliğin gerekliliklerine ilişkin düşüncelere odaklanmaktadır.

AzerbaycanEski eserlerEski yapılar+4
Fidan Hasanova
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve yurt dışı yaşayan müze örneklerinin incelenmesi

Değişen ve gelişen müzecilik çalışmalarıyla birlikte literatüre yeni kavramlar dahil edilmiştir. Yeni müzecilik anlayışı ile sürdürülebilirlik bilinciyle ve çeşitli sebeplerle toplulukların kendi kültürlerini devam ettirme ve yaşatma gayesiyle zaman içerisinde yaşayan müzeler kurulmuştur. Yönetim açısından gerek kişisel girişimlerle özel müze statüsünde kurulmaya başlanan gerekse zaman içerisinde farklı projeler ve bütçelerle devlete, yerel yönetimlere bağlı olarak işletilen yaşayan müzeler kurulmuş ve hatta özelliklerine göre kendi içerisinde türlere ayrılacak niteliklere ulaşmıştır. Buna rağmen, bu çalışmada yaşayan müzeler hakkında halen bir tanım eksiğinin olduğu, türlerinin net olarak ayrılmadığı, kimi müzelerin bu türlü faaliyetler gösterirken müzenin yaşayan müze ismini taşımadığı, akademik alanda ilgili çalışmaların yetersiz olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, halihazırdaki akademik çalışmalar ve müzelerin kendilerini tanıttıkları dijital verilerden yola çıkılarak "yaşayan müze nedir, nasıl gelişmiştir, yurt içindeki ve yurt dışındaki yaşayan müze örnekleri nelerdir" sorularının yanıtlarını aramaktır. Bu araştırma sorularının yanıtlarıyla yaşayan müzeler taranarak müzeciliğe ve müze yönetimi literatürüne katkıda bulunulacaktır. Tez araştırmasının verilerine gözlem ve belge analizi yoluyla nitel araştırma yöntemleri kullanılarak ulaşılmıştır. Özellikle örneklerden yola çıkılarak yaşayan müzeler ve onlarla ilintili konular hakkında disiplinler arası çalışma yapılarak bütüncül veriler elde edilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)'nün web sitelerindeki kütüphane verileri içerisinde yaşayan müze anahtar kelime olarak taratılmış, ayrıca İnternet ortamında Dünya üzerindeki yaşayan müzelerin ulaşılabilir olanları taranarak tamamına yakını incelenmiştir. Bunlara ek olarak ülke bazlı taramalar ayrıca yapılarak müzelerin web siteleri, ilgili ülkelerin kültür portalları ve basın haberleri taranarak incelenmiştir. Ayrıca, uluslararası ve ulusal makalelerle birlikte halihazırdaki basılı yayınlar taranarak alandaki akademik çalışmalar hakkında bilgi edinilmiştir. Nihayetinde tez içeriğine ilgili ülkelerde öne çıkan ve farklı konseptlere sahip seçme örnekler dahil edilmiştir. Sürece ve araştırmaya dair veriler içerik analizi yöntemi ile ilgili bölümlerde paylaşılmıştır. Dünya çapında yaygınlaşan sürdürülebilirlik prensipleriyle yaşayan müzelerin sayıca fazla olduğu, giderek arttığı ve kendilerine özgün somut ve somut olmayan kültürel miras ögeleriyle yerel kültürü ziyaretçilerle paylaşarak korudukları sonucuna ulaşılmıştır. Bu inceleme tezinde yer alan araştırma bulguları, önerileri ve araştırma sorularının müzebilimde yeni araştırmalara kaynak olması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: yaşayan müze, yaşayan tarih müzesi, ekomüze, köy müzesi, çiftlik müzesi, müzecilik, müze yönetimi

Açık hava müzesiEkomüzeEvrensel müze+6
Nevres Işılay Kaçakgil Öksüzoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ve Dünyada çocuk müzeleri yayınlarının müzeciliğe etkisi

Yurtiçi ve yurtdışındaki çocuk müzeleri yayınları incelenerek örneklerle çocuk edebiyatının müzeciliğe etkilerinin kültürel ve müze eğitimi açısından değerlendirilmesini amaçlar ve kapsar. Çocuk müzeleri yayınlarının çocuk edebiyatı ile olan bağlantısı müzelerin sergi ve etkinlikleri üzerinden incelenmiştir. Çocuk müzelerinin kültürel ve eğitsel çalışmalarında kullanılan çocuk kitapları, müze yayınlarını şekillendirmekte ve müze iletişimini kuvvetlendirmektedir. Genç kuşaklara kültürel miras bilinci, sanat algısı, dil ve tarih bilgisi, kitap sevgisi gibi hedeflerin aşılanmasında önemli rol oynayan çocuk müzeleri yurtdışında koleksiyon odaklı iken yurtiçinde eğitim ve sanat odaklı gelişmektedir. Çocuk edebiyatının tek başına müzeye konu olması özellikle yazar müze evleri ve hikâye müzeleriyle gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. 'Müze' teması aynı şekilde çocuk edebiyatını etkilemiştir. Yurtdışında müze eğitimini destekleyecek kaynaklar çocuk müzelerinin internet sayfalarında erişime açıktır ve kütüphanelerinde müze temalı kitapların sayısı fazladır. Türkiye'de çocuk müzesi sınırlı sayıda olduğundan yayınları halen gelişmektedir. Buna paralel olarak 'müze' konulu çocuk kitapları ülkemizde az sayıdadır. Pek çoğu müze-okul projeleri kapsamında üretilenler çocuk kitapları ile çeviri kitap ağırlıklıdır. Tezin bu bağlamda gelecek çalışmalara yardımcı olması hedeflenmiştir. Tezin ilk bölümünde çocuk müzesi kavramı, türleri ve yayınları açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde Türkiye'de bulunan çocuk müzeleri ve yayınları etkinlikleri üzerinden çevrim içi alan taraması ile araştırılmıştır. Müzeye çevrilen çocuk kitapları ve müzeyi konu alan Türkçe çocuk kitapları örneklerle sunulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde dünyadan çocuk müzeleri ve yayınları araştırılmıştır. Müzeye çevrilen çocuk edebiyatı ve yazar evleri ile ülkelere göre müzeyi konu alan çocuk kitapları listelenmiştir. Tezin dördüncü bölümünde çocuk edebiyatının müzeciliğe olan etki ve katkıları kültür, eğitim ve iletişim odağında incelenmiştir. Çocuk müzeleri geliştikçe yayınları hem müzeciliği hem çocuk edebiyatını karşılıklı etkilemeye devam edecektir.

Kültürel mirasMüze eğitimiMüzecilik+4
Özge Şimşek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik sit alanlarının modern teknolojiler ile dijitale aktarılması ve sergilenmesi

Kolektif bilincin ve tarihin bir parçası olan kültürel miras öğeleri insanların kendi etnik ve dini kimliklerini anlamaları ve toplumda yer edinebilmeleri açısından son derece önemlidir. Bu öğelerin korunması fikri 19. yüzyılda ortaya çıkarak, gelecek nesillere aktarılması amacıyla uluslararası kurum ve kuruluşların yaptığı çalışmalar ve anlaşmalarla günümüze gelişerek ulaşmıştır. Fakat, koruma alanında yapılan yoğun uğraşlara rağmen kültürel miras öğelerinin karşı karşıya kaldığı tehditler sonucu alacakları zararların önüne tümüyle geçilememekte, risk faktörlerinin büyüklüğüyle doğru orantılı olarak da bu alanların tamamen kaybedilmesi de söz konusu olabilmektedir. Bu zararların yaratacağı sonuçları minimalize etmek adına günümüz teknolojileri ve dijital belgeleme metotları önemli çözümler sunmaktadır. Tez kapsamında sunulan yenilikler detaylı bir şekilde incelenmiş, inceleme yapılırken bu alanda örnek projeler yürüten CyArk Şirketi'nin çalışmaları ayrıntılı bir şekilde verilip, bu çalışmalar doğrultusunda çözümlerin uygulama ve işleyiş bakımından önemli noktaları ele alınmıştır. Projelerde kullanılan belgeleme yöntemiyle ortaya çıkan dijital eserlerin arkeoloji ve müzecilik alanında kullanılmasının araştırma ve sergileme üzerine olan etkileri detaylı bir biçimde anlatılmıştır. Oluşan bu etkiler tartışılırken sergi planlaması ve ziyaretçi deneyimleri de göz önünde bulundurulmuştur. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji, CyArk, Sergileme, Fotogrametri, LIDAR, Müzecilik

3-D teknolojisiArkeolojik alanlarFotogrametri+7
Duygu Savaştürk
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul arkeoloji müzeleri için çocuk eğitim modeli oluşturulması

Müze eğitimi günümüzde müzeciliğin vazgeçilmez bir parçasıdır. Müzeler koleksiyonları aracılığıyla ziyaretçilerinde merak duygusunu canlandıran, yaratıcı ve yorumlayıcı düşünceyi teşvik eden bir eğitim ortamı yaratarak bilgi edinmenin farklı ve eğlenceli yollarını göstermektedir. Müze eğitimcileri tarafından farklı yaş grupları için hazırlanan eğitim programları ile özellikle çocukların gelişimine katkı sağlamak, müze bilincini oluşturmak ve kültürel mirası koruma bilinci kazandırmak amaçlanmaktadır. "İstanbul Arkeoloji Müzeleri İçin Eğitim Modeli Oluşturulması" isimli bu çalışmada müzelerin eğitim işlevi üzerinde durularak, kalıcı bir eğitim programı bulunmayan İstanbul Arkeoloji Müzeleri için bir eğitim örneği hazırlanmıştır. Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç ana bölümden oluşan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Osmanlı topraklarından toplanan çeşitli kültürlere ait kapsamlı bir koleksiyona sahiptir. Koleksiyonları aracılığıyla oluşturulan eğitim programları İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin müze eğitimine katkısı açısından çok önemlidir. Bu çalışmada hazırlanan eğitim örnekleri ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ni ziyaret eden çocukların aktif, eğitici, öğretici ve eğlenceli bir müze deneyimi yaşamaları amaçlanmıştır. Oluşturulan eğitim modeli atölye çalışmaları, etkinlik kağıtları ve çevrimiçi etkinlik önerileri olmak üzere üç bölüme ayrılmıştır. Eğitimler hazırlanırken yaş grubu 8–12 olarak sınırlandırılmıştır ve çocukların sosyal, duygusal, bilişsel, motor ve dil gelişimleri göz önüne alınmıştır. Hazırlanan eğitim çalışmaları ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin yararlanabileceği bir eğitim modeli önerisi sunulmak istenmiştir.

Arkeoloji müzeleriEğitim modelleriMüze eğitimi+2
Hazal Arık
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Yapboz Müzesi önerisi

Yapboz en yaygın kullanım alanı itibariyle bir oyun aracıdır. Oynanma prensibi itibariyle dil bariyerinden etkilenmeyen, dünya çapında çok tutulan, her eve muhtemelen en az bir kez girmiş bir oyundur. Böylece bir yapboz müzesi kent halkına ve turistlere yapbozla ilgili bugüne kadar edinilen bilgileri ve dünyanın her yerinden örnekleri sergileyerek eğitici ve eğlendirici işlevlerini yerine getirecek, topluma hizmet edecek bir kurum olacaktır. Çalışmada öncelikle müze, hobi, yapboz gibi kavramlar açıklanmıştır. Müzecilik tarihiyle ve çağdaş sergilemeyle ilgili bilgilerden sonra yapbozun tarihi ve ülkemizde yapbozla ilgili önemli bilgiler verilmiştir ve yapbozun, bir oyun olmanın yanında eğitici bir araç, bir terapi yöntemi, güçlü bir sembol, sosyal ilişkiler kurulmasında çok başarılı bir katalizör ve ciddi bir hobi olması gibi çeşitli yönleri incelenmiştir. Ardından yapbozun kendisi ve yapbozla ilgili her şey her yönüyle incelenmiştir ve dünyadaki yapboz müzesi benzeri kurumlarla ilgili bilgiler verilmiştir. Çalışmada yapbozun tarihini ve gelişimini inceleyerek, yapboz örneklerini edinen, inceleyen ve muhafaza eden, geçmişten günümüze kadar uzanan yapboz örneklerini sergileyen böylece ziyaretçilere hem bilgi verip hem de iyi vakit geçirterek topluma hizmet etmeyi amaçlayan bir kurum olmak üzere Türkiye Yapboz Müzesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapboz, Müze

BulmacalarMüzelerOyunlar
Demet Tekinay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Müze yönetimi açısından telif hakları ve uygulamada karşılaşılan hukuki sorunlar

Çağdaş müze yönetimi yaklaşımı, kompleks bir kurum olarak yönetsel örgütlenme, koleksiyon yönetimi, ziyaretçi ilişkileri gibi pek çok farklı alanda bilimsel ve tutarlı aksiyonlar alması gerektiğinin bilincindedir. Müzenin işlevlerini yerine getirebilmek için faaliyet gösterdiği bu alanların her biri aynı zamanda hukukun özel bir alt disiplinini ilgilendirir. Her bir alt disiplinde bulunan kurallar bütünü, doğası gereği belli bir eylemde bulunulmasını ya da belli bir eylemde bulunmaktan kaçınılmasını emredebilir. Müzelerin etik bir kurum olarak hukuk kurallarına uyma yükümlülükleri onların kamu nezdinde güvenilir kültür kurumları olmalarını sağlayan en önemli etkenlerdendir. Müzelerin koleksiyon yönetimi alanında en çok karşılaştıkları hukuksal problemler koleksiyonda yer alan eserlerin telif haklarına ilişkindir. Özellikle günümüzün teknolojik imkanları karşısında sergileme tekniklerindeki gelişme ve sosyal medyanın da etkisiyle ziyaretçilerin müzedeki eserlerle etkileşime geçme biçimlerindeki çeşitlilik, telif haklarının hem eser üzerindeki hakları koruyan hem de müze kullanıcılarının ifade özgürlüğünü kısıtlamayacak bir denge içerisinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Çalışmamızın başlangıcında müzelerin etik temellerini ortaya çıkaran ilkeler değerlendirildikten sonra ikinci bölümde telif haklarının temel kavramlarına değinilmiştir. Temel kavramların açıklanmasında çalışmanın odak noktasını aydınlatma amacı doğrultusunda kavramlara ilişkin monografik nitelikteki ayrıntılardan kaçınılmıştır. Bununla birlikte, kavramın müze özelinde anlamının daha iyi anlaşılabilmesi için verilen örneklerde müze uygulamasına yönelik unsurlara yer vermeye dikkat edilmiştir. Son bölümde müzelerde karşılaşılabilecek somut durumlar hukuksal olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken gerek müze yönetimi pratiği gerekse sanatsal yaratım konusunda güncel gelişmeler de dikkate alınmıştır. Böylece ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve örnek yargı kararlarının yanı sıra, müzecilik konusundaki en güncel gelişmeler üzerinden bir değerlendirme yapabilme imkanı da elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müze, müze yönetimi, hukuk, telif hakları, fikri mülkiyet, eser

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıHukukHukuk kuralları+3
Murat Ocakcan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde oyunlaştırma uygulamaları

Geçmişte sadece eğitimli bir kesimin ziyaret ettiği, görkemli yapılar olan müzeler, günümüzde her kesimden ziyaretçiye hizmet veren kültür kurumlarıdır. Öte yandan günümüzde boş zaman aktivitelerinin çeşitlenmesi ile birlikte geleneksel müzeler kitlelerin ilgisini çekmekte zorlanmaktadır. Bu nedenle özellikle 21. yüzyılda teknolojinin hızla gelişimiyle birlikte müzeler, koleksiyonlarının hikâyelerini ziyaretçilerine aktarma sürecinde yeni yöntemler uygulamaktadırlar. Uygulanan bu yeni yöntemler sayesinde insanların tercih etmediği, sıkıcı bulduğu mekânlar olan müzelerin, ziyaretçileriyle etkin bir iletişim kuran çekim merkezleri haline gelmeleri mümkündür. "Oyunlaştırma", literatüre son yıllarda girmiş bir kavram olup müzelerde ziyaretçi etkileşim kalitesini artırmayı amaçlayan ve etkili bir iletişim aracı olarak kullanılan yeni yöntemlerden biridir. Önceleri pazarlama yöntemi olarak çeşitli ürünlere ve hizmetlere uyarlanan oyunlaştırma uygulamaları, ilerleyen yıllarda eğitim, sağlık, kişisel gelişim gibi farklı alanlarda da kullanılmaya başlanmıştır. Oyunlaştırma her ortama adapte edilebilen, insanları günlük hayatın rutinlerinden uzaklaştırarak keyifli zaman geçirmelerine katkı sağlayan, motivasyonu artıran bir uygulamadır. Alan yazında oyunlaştırmanın pazarlama, işletme, iletişim gibi alanlarda uygulamaları tartışılmış olmakla birlikte, müzelerde oyunlaştırma uygulamaları üzerine yapılan çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu açığı kapatmak için yapılan bu çalışmanın amacı, oyunlaştırma yöntemlerinin müzelerdeki olası uygulamalarını ve faydalarını, yanı sıra oyunlaştırma uygulamalarının ziyaretçi deneyimi üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada, müzelerde ziyaretçilere yönelik yapılan oyunlaştırma uygulamalarını, bu uygulamaların faydaları ve güçlüklerini, aynı zamanda farklı müzelerdeki oyun kurgularını öğrenmek amacıyla sekiz müze uzmanı ile yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu mülakatlar içerik analizine tabi tutulmuş, kodlamaya dayanarak ortak temalar belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda ziyaretçilerin müzelerde oyunlaştırma uygulamaları ile daha etkin zaman geçirdikleri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Müze, Oyunlaştırma, Motivasyon, Ziyaretçi Deneyimi, Müze-Ziyaretçi Etkileşimi

MotivasyonMüze yönetimiMüzeler+3
Özgül Çetin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde algılanan hizmet kalitesi: İstanbul'daki özel çağdaş sanat müzeleri örneği

Bu araştırmanın amacı, çağdaş sanat müzelerinde MUSEQUAL ölçeği kullanılarak hizmet kalitesi boyutlarında ziyaretçilerin algılarını ölçmektir. Tezin uygulaması İstanbul'da yer alan beş çağdaş sanat müzesi özelinde gerçekleşmiştir. Müze ziyaretçilerinin algıları "fiziksel özellikler", "tüketilenler", "iletişim", heveslilik", "empati" olarak isimlendirilen beş hizmet kalitesi boyutuyla ölçülmüştür. Tezin birinci bölümünde müze ve müzecilik kavramları ile çağdaş sanat müzeleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde hizmet kalitesi ve hizmet kalitesiyle bağlantı kavramlar açıklanmış, müzelerde hizmet kalitesine dair yapılmış çalışmalar üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise tezin araştırma ve uygulama kısmı yer almaktadır. Uygulanan MUSEQUAL ölçeğinin fiziksel özellikler boyutu katılımcıların kalite algılarının en yüksek olduğu boyut; tüketilenler boyutu katılımcıların kalite algılarının en düşük olduğu boyut olarak bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre müzenin temizliğine dair olan kalite algısı en yüksek algıdır. Katılımcıların kalite algısının yüksek olduğu diğer unsurlar ise müze görevlilerinin giyimi ve müze atmosferi, sergilerin sunumu, korunmasına dair olan unsurlardır. Buna karşın katılımcıların algılarına göre en düşük olan hizmet park yeri ve müzedeki oturma alanlarıyla ilgilidir. Bunu takip eden katılımcıların algıladığı en düşük hizmet kalitesi sırasıyla müzenin hediyelik eşya dükkanında bulunan hediyelik eşya çeşitliliği ve müzenin kafe / restoran kısmındaki yiyecek – içecek çeşitliliğine dair olan unsurlar ile müzede çocuklar için imkanlar ve dezavantajlı kişilerin müze ziyareti gerçekleştirmelerine uygun düzenlemeler olup olmadığına dair olan unsurlardır.

Algılanan kaliteHizmet kalitesiMüzeler+3
Aylin Akar
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kent kimliğini yansıtmada müzelerin rolü: Selanik müzelerinden örnekler

Müzeler sadece geçmişin birikimli olarak sergilendiği alanlar değil, aynı zamanda geçmiş ile günümüz arasında bağ kuran ve bu bağı geleceği şekillendirmek için kullanan çok yönlü kazanım alanlarıdır. Somut ve somut olmayan kültürel mirasların yer edindiği müzeler toplumun ortak belleğini de yansıtır. Müzeler birer bellek mekânı olarak kurgulandığında, mekânın belleğini de aktarmaları beklenir. Yaşadıkları alanlara kendilerine özgü özellikleri yansıtan insan topluluklarının geniş kitleler halinde barındığı kentler, çok kültürlü ve çoksesli ortamlar olarak var olmaya devam etmektedirler. Kentlerin içinde yer alan müzeler ise, çoğu zaman, ortaklaşa bir biçimde oluşturulmuş bu kültürü ve kentsel kimliği yansıtmakla yükümlü olmuşlardır. Müzenin temsil ettiği değerler, bulundukları mekânın dışında da yer almaktadır. Bu nedenle günümüz müzeleri, sadece kendilerine tanımlanmış sınırlı alanlarda varlığını sürdürmeyi değil, bu alanları esneterek daha geniş bir mekânsal anlatıyı ele almayı hedeflemektedir. Bu şekilde müzeler sadece toplumu değil, toplumun şekillendirdiği yaşam alanlarını ve bu alanların kimliğini de yansıtma görevini üstlenmiş olmaktadır. Bunun en büyük nedeni kentlerin, kent içerisinde yaşayan insan toplulukları ile olan etkileşiminin sürekliliğidir. Postmodernizm ile birlikte kentlerdeki kültürel farklılığın ve çeşitliliğin vurgulanması ve kent çalışmalarının çoğulcu bir bakış açısıyla gerçekleştirilmesi, kentlerde yer alan müzelerin de kentin kültürünü ve kimliğini yansıtma işlevlerinin detaylandırılmasına etki etmiştir. Araştırma kapsamında müzelerin kent kimliğinin yansıtılması konusundaki çalışmaları incelenmiş ve bulgular Selanik'te yer alan altı müze; Atatürk Evi Müzesi, Selanik Arkeoloji Müzesi, Bizans Kültürü Müzesi, Beyaz Kule Müzesi, Makedon Mücadelesi Müzesi ve Selanik Yahudi Müzesi üzerinden, bu müzelerin misyon ve vizyonları, sergileri ve eğitim programları incelenerek ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: kent kimliği, müze, bellek, kültürel çoğulluk, Selanik.

Kent kimliğiKentsel bellekKültürel bellek+2
Ezgi Özdemir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TBMM Milli Saraylar obje sayım, denetim ve güvenlik sistemi

Milli Saraylara bağlı Saray ve Müzelerin envanter kayıt defterleri 1952 yılında oluşturulmuştur. Bu kayıt sisteminde; mevcut defter sistemi objelerin sayımı, denetimi ve güvenliği için yetersiz kalmaktadır. Bu tez çalışmasında uygulamalı araştırma yöntemi olan aksiyon araştırma modeli kullanılmıştır. TBMM(Türkiye Büyük Millet Meclisi) Milli Saraylar Uzmanlarının katılımı ile, var olan bir uygulamanın eleştirisel bir değerlendirilmesi yapılarak, eksiklikler ortaya konulmuştur. Mevcut durumu iyileştirmek adına bir yazılım geliştirilmesi için, nitel veri toplama yöntemi kullanılmıştır. 1952 yılında yapılan Milli Saraylar Envanter Defterlerinin bilgisayar ortamında veritabanına aktarılması için veri tabanı analizi ve tasarımı ortaya çıkartılmıştır. Objelerin envanter, sayım, denetim ve güvenlik işlemlerini yapabilecek yazılımın ara yüz ekranları tasarlanmıştır.

DefterlerDenetim sistemleriGörsel sayım+5
Rüstem Coşkun
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kurmaca eserlerden oluşturulan müzeler

"Kurmaca Eserlerden Oluşturulan Müzeler" başlıklı tez çalışması Türkiye'deki ve yurt dışındaki kurmaca bir eserden ilhamla açılan müzeleri kuruluş, yönetim, organizasyon, koleksiyonlar, sergileme ve sunum yöntemleri ile güncel durumları açılarından ele almakta ve karşılaştırmalı olarak değerlendirmektedir. Tez kapsamında öncelikle kurmaca, gerçeklik ve kurmaca eser kavramları açıklanmıştır. Tez boyunca oldukça önemli olan bu kavramlar incelenecek müzelerin daha iyi anlaşılabilmesi adına aydınlatılmaya çalışılmıştır. Tezin ilk iki bölümü kurmaca eserlerden oluşturulan müzelerin ülkemizdeki tek örneği olan yazar Orhan Pamuk tarafından kurulan Masumiyet Müzesi'ne odaklanarak müzenin kuruluş, gelişim ve sergileme süreçlerine ışık tutmaktadır. Tezin son bölümü ise, dünyadaki benzer diğer kurmaca eserlerden oluşturulan örneklere ayrılmıştır. Bu kısımda müzelerle ilgili detaylı bilgiler verildikten sonra, tezin ana konusu olan Masumiyet Müzesi ile karşılaştırmalı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Bu çalışma henüz yedi yıllık genç bir müze olan Masumiyet Müzesi'ni müzecilik açısından değerlendiren bu alanda yapılan en kapsamlı çalışmalardan biridir. Çalışma süresince gerek yerinde yapılan incelemeler gerek alan araştırması sırasında elde edilen bulgular, Masumiyet Müzesi'nin kurmaca eserlerden ilhamla oluşturulan müzeler içerisindeki özgünlüğünü ve orjinalliğini ortaya koymaktadır. Tez kapsamında Masumiyet Müzesi dışında 11 adet kurmaca eserlerden oluşturulan müze incelenmektedir. Bunlar sırasıyla Sherlock Holmes Müzesi, Yeşilin Kızı Anne Müzesi, Don Kişot Müzesi, Küçük Prens Müzesi, James Bond Müzesi, Hans Christian Andersen Masal Evi, Heidi Evi, Kral Arthur Salonu, Pinokyo Müzesi, Robin Hood Efsanesi Cazibe Merkezi ve Warner Bros Stüdyo Turu-Harry Potter'ın Yapımı'dır. Örnekler incelenirken bu müzelerin müzecilikte nerede durduğuna ve kendi alanındaki müzelerle benzer ve farklı yönlerine dair bir veri tabanı oluşturulmaya çalışılmıştır. Hem edebiyatseverler hem de müze severler için cazip olan kurmaca eserlerden oluşturulan müzeler, her yaştan ziyaretçiyi bir araya getirebilen ve aynı zamanda sosyal bir eğitim alanı da sağlayabilen mekânlardır. Çok yönlü işlevleri ve kültürel arka planlarıyla bu alandaki müzelerin sayılarının artması ve bu alana dair daha fazla akademik çalışma yapılması gerekli bir önem arz etmektedir

Edebi eserlerKurguKurgusal karakterler+6
Necla Betül Özden
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde yapay zeka uygulamaları, etkileri ve geleceği

Son yıllarda bilgisayar donanımlarının gelişmesi ve maliyetlerderki göreceli düşüş ile yapay zeka araştırma ve uygulamaları hız kazanmıştır. Endüstriyel uygulamalardan cep telefonlarına kadar geniş bir yelpazede etkili olan bu yapay zeka devrimi, kültür sanat sektöründe de karşılığını bulmaya başlamıştır. Müzeler de bu değişimde aktif olarak rol oynamaya uygun kurumlardır. Bu tezde, yapay zeka ile ilgili temel bilgilerin ardından günümüzde müzelerde uygulanan veya uygulanabilecek yapay zeka teknolojileri müze ziyaretçileri ve müzecilik çalışmaları bağlamında örnekler aracılığıyla açıklanmıştır. Tezin kapsamı gereği teknik anlatımdan mümkün olduğunca uzak durulmuştur.

Bilgisayar destekliBilgisayar destekli sistemlerMüzecilik+4
Fatih Gümüş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yazar evi müzeleri: Sait Faik Abasıyanık Müzesi örneği

Yazar Evi Müzeleri: Sait Faik Abasıyanık Müzesi Örneği başlıklı tezde yazarla ziyaretçi arasında köprü olan yazar evi müzelerinin birbirleri ile karşılaştırılması yapılarak Sait Faik Abasıyanık Müzesi'nde sergilenen nesnelerin kazandığı kimlik irdelenmiştir. Bu kapsamda İstanbul'daki tescilli 3 yazar evi müzesi, Avrupa'dan 6 yazar müzesi, misyon, koleksiyon ve sergileme açılarından karşılaştırılmıştır. Tez çalışmasında Uluslararası Müzeler Komitesi (ICOM) tarafından oluşturulan tarihi ev müzesi tanımlarına dayanarak, nesnenin kimliği incelenmiştir. Bu kapsamda 2009 yılında gerçekleştirilen restorasyon çalışması sonrasında 2013'te tekrar ziyarete açılan Sait Faik Abasıyanık Müzesi örneğinde yazar evi müzelerinde objelerin sosyolojik anlamda taşıdığı metaforlar açıklanmaya çalışılmış ve müze ev içinde sergilenen objelerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: müze ev, yazar evi müzeleri, edebiyat müzeleri, Sait Faik Abasıyanık, Sait Faik Abasıyanık Müzesi, yazar-obje ilişkisi.

Abasıyanık, Sait FaikMüzelerSait Faik Abasıyanık Müzesi+4
Hafize Aslan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel miras alanlarının dönüşümünün müzecilik açısından incelenmesi

1800'lü yıllarda tüm dünyada yaşanan endüstri devrimi sonrası hızla kurulmaya başlanan endüstri tesisleri kentlerdeki büyüme ve gelişime yön vermiştir. 1950'li yıllara kadar içinde bulundukları kentlerde üretim faaliyetlerine devam eden bu tesisler teknolojideki ilerlemelerle birlikte üretim biçimlerinde yaşanan değişimler ve kentlerdeki dönüşümlerin de etkisiyle zaman içerisinde kent merkezlerinde kalmış, fonksiyonlarını yeni üretim tesislerine devrederek atıl duruma düşmüşlerdir. Gerek sahip oldukları mimari özellikler gerekse sosyal dönüşüm öncüsü olma vasıfları ile bu tesisler insanlık tarihinin önemli bir döneminin hem tanığı hem de itici gücü konumunda olmaları nedeniyle özel önem arz etmekte olup, dünya literatüründe 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra korunması gerekli kültür mirası olarak tanımlanmaya ve tüm unsurlarıyla korunmaya başlamışlardır. Bu tesislerin orijinal işlevlerinin yansıtılması suretiyle müze haline getirilerek topluma kazandırılmaları son derece anlamlıdır. Ancak, tarihi önemi yüksek bu alanlar değerlendirilirken sadece müze olarak dönüştürülmekle sınırlı kalınmamalı, toplumsal alanda fayda sağlayacak bir şekilde kullanıma açılırken bir yandan da tarihini kullanıcıların dikkatine sunabilmelidir. Bu sayede Müzeoloji biliminin toplumun değerlerini koruyucu ve tarihini gelecek kuşaklara aktarıcı misyonuna da hizmet etmiş olacaklardır. Bu tez çalışması, teknoloji tarihinin önemli bir bileşeni olan ve kentlerin fiziksel gelişiminde etkin rol üstlenmiş endüstriyel alanların korunma ve yeniden işlevlendirme çalışmalarını dünyadan ve Türkiye'den örneklerle karşılıklı olarak incelemek ve müzecilik adına uygun işlev önerilerinde bulunmak üzere hazırlanmıştır. Bu bağlamda, çalışma kapsamında kentlerin biçimlenmesinde ve gelişmesinde önemli roller üstlenmiş olan endüstrileşme, tarihi, sosyal, fiziksel ve ekonomik açılardan ele alınmış, endüstriyel alanların kültür mirası kapsamında yeniden işlevlendirme çalışmaları incelenmiş ve müzeoloji branşı açısından çeşitli önerilere yer verilmiştir.

Endüstri arkeolojisiEndüstriel mirasEndüstriyel yapılar+5
İrem Ergenç
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel dönüşümde müzelerin rolü

Ekonomik, sosyal, politik sebeplerle nüfus kaybı yaşamış kentler, kaderlerine boyun eğmek yerine, dönüşüm gerçekleştirebilmek için, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek grupları ve yerel halk ile birlikte, sahip olduğu somut ve somut olmayan tüm kültürel varlıklarını ortaya çıkararak, kurgulanacak müzeler aracılığıyla, hem ulusal, hem de uluslararası düzeyde tanıtım sağlayabileceklerdir. Kurgulanacak bu müzeler; 'kültürel belleği', 'toplumsal hafızayı', gün yüzüne çıkardığı için, yerel halk tarafından da sahiplenilecek ve onları onurlandırarak, kültürel aidiyet hissetmelerine yardımcı olacaktır. Böylece kent, hem ekonomik, hem de sosyal anlamda dönüşüm yaşayacaktır. "Kentsel Dönüşümde Müzelerin Rolü" adlı bu tez çalışmasında; öncelikle kent, kültür, müze kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde yurtiçi ve yurtdışında ziyaret edilerek, yerinde incelenen müze örnekleri anlatılmıştır. Bayburt, Bayraktar köyündeki Baksı Müzesi,ve Konya'da Selçuklu Belediyesine bağlı Kültür vadisi Sille, Türkiye'deki müzeler bölümünde işlenmiştir. Yurtdışı müzeleri bölümünde Portekiz'deki Müze Kent Mértola , Museu da Ruralidade ve Portimao Müzesi ele alınmıştır. Bu incelemelerden yola çıkarak, son bölümde, Kayseri'nin Develi ilçesi tarihi, coğrafi, somut ve somut olmayan kültürel varlıkları açısından irdelenmiştir. Kayseri'nin büyükşehir statüsüne geçmesiyle birlikte, eskiden Develi'ye bağlı köy olan daha sonra mahalleye dönüşen Zile'ye müze projesi önerilmiştir. Müze öneri projesi için yapılan araştırmalar, saha çalışmaları, nitel incelemeler, sözlü tarih pratikleridir. Yapılan tüm çalışmalar bütün olarak ele alınıp, değerlendirilmiştir. Müze binası taslak planı ve Müze'de sergilenecek eser önerileri tez kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kent, müze, yerel, somut , somut olmayan kültürel varlık

Kayseri-DeveliKentsel dönüşümMüzecilik+1
Aydan Özkan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul fotoğraf müzesi

Bu çalışmada, müzecilik kuramına göre modern müzecilik disiplini çerçevesinde "İstanbul Fotoğraf Müzesi" değerlendirilmiş; fotoğrafın tarihsel seyri, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye‟de fotoğrafın gelişimi üzerinde durulmuştur. Dünyada ortaya çıkan sanat akımlarının fotoğraf üzerindeki etkileri incelenerek fotoğrafta bu akımların temsilcileri; dünyanın önde gelen fotoğraf müzeleri ve bu müzelerin oluşturdukları koleksiyonlar hakkında bilgiler verilmiştir. Bu itibarla, İstanbul‟da Fatih Belediyesi bünyesine bağlı "İstanbul Fotoğraf Müzesi"nin kuruluşu, müze yönetim politikası, mali politikası, koleksiyon oluşturma süreci, fotoğrafların sunuş ve sergileme teknikleri müzecilik kuramı ekseninde değerlendirilerek modern müzecilik anlayışı bakımından incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fotoğraf, Fotoğraf Müzeleri, İstanbul Fotoğraf Müzesi, Müze, Müzecilik.

FotoğrafFotoğraf müzesiMüzeler+1
Bilal Konuksever
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'da müzeciliğin gelişimi

"Rusya'da müzeciliğin gelişimi" başlıklı bu tez çalışması Rusya'da müzecilik tarihinin kronolojik olarak 18. yüzyıldan başlayıp günümüze kadar olan süre içerisinde kültürel ve toplumsal gelişimin dinamiklerini yansıtan bir oluşum içerisinde olduğunu ve bu oluşumun önkoşullarını ve nedenlerini anlatmaktadır. Kronolojik araştırma sonucunda tespit edilebilecek sorunlara ve geliştirmeye açık olan meselelere yönelik öneriler getirilmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda Rusya'da ilk müzeciliğin gelişiminde Rus Çarı I. Petro ve Büyük Katerina'nın etkisinden bahsedilmiş, 30 yıldan kısa bir süre içerisinde Rusya'nın Batı Avrupa ülkeleri arasında zengin koleksiyonlar içeren ve en seçkin müzeler sırasına giren ilk müzesi Kuntskamera anlatılmıştır. Ayrıca, bulunan çeşitli özelliklere ve benzerliklere sahip olan Ermitaj müzesi, yerel müzeler arasında yer alan İrkutsk müzesi, halkı içine katan ve kamusal müzeler olarak bilinen Treyakov Galerisi, Moskova Üniversitesi Güzel Sanatlar müzesi ve diğer müzeler koleksiyon ve sergileme, ziyaretçiler ve etkinlikler çerçevesinde incelenmiştir. Nitelikli araştırma yöntemleriyle elde edilen veriler doğrultusunda, birinci bölümünde 18. ve 19. yüzyıllarda Rus müzelerinin gelişimi kapsamında kabineler ve galerilerin yaratılması, bilimsel, eğitim müzelerinin ve doğa tarih müzelerinin kurulması için ön koşulların oluşturulmasına yönelik bilgilere yer verilmektedir. İkinci bölümde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği döneminde müzelerin kurulması ve yönetimsel faaliyetleri için yapılan sistematik çalışmalardan ve savaş zamanında müze ağında bir azalmaya neden olan komunizm ve iç savaş politikasından bahsedilmiştir. Ayrıca, savaş sonrası müzelerin yeniden hayata döndürülmesi için müze restorasyonlarına ilişkin alınan önlemler ve planlar anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Rusya'da İkinci Dünya savaşı sonrası müzelerin yükselişi ve 1960-1980'lerde bir tür "müze sayılarında artış" olarak tanımlanan bir dönemden bahsedilmiştir. Bu bölümde siyasi ve ekonomik alanlardaki değişiklikler, SSCB'nin yapılanması ve eksik olan eserlerin ülkeye dönüşü, çağdaş müzeciliğin temellerinin kurulması alanında Rusya tarihi üzerine açılan popüler ve günlük sergiler, dijitalleşmeye yönelik müzecilik alanında atılan adımlar, yenilikçi teknolojiler ve müzelerin gelişimine yönelik programlar ve projelere yer verilmiştir. Ülkede turizmin hızla gelişmesi, anıtların ve eserlerin korunması alanında kabul edilen kararlar ve buna ek olarak devlet kurumlarının kamu örgütleriyle oluşturmuş oldukları çalışma platformu müzelerin yeni fikir ve tasarımlarla ön plana çıkmasında büyük rol oynamaktadır. Rusya tarihi müzeciliğin gelişimini toplumsal gelişimle aynı zamanda yaşamıştır. Böylece, müzecilik alanında yapılan yatırımlarda kamu örgütlerinin çalışmaları ve en önemlisi toplumun bu alanda yaptıkları fikir alışverişi müzeciliğin gelişimi açısından oldukça fazla önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Rusya'da müzecilik, Kunstkamera Müzesi, Ermitaj Müzesi, koleksiyonculuk, SSCB'nin müzeleri, çağdaş müzecilik

MüzecilikMüzelerRusya
Olga Volkova Humbatova
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Kore'de sanat müzelerinin gelişimi

"Güney Kore'de Sanat Müzelerinin Gelişimi" başlıklı bu tez çalışmasında Güney Kore'deki sanat müzelerinin tarihi gözlemlenerek; bu sanat müzelerinin son yıllarda içinde bulundukları durum ve eğitim görevleri anlaşılması amaçlamıştır. Bu tezde Güney Kore'nin başlıca sanat müzesi olan Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi merkez alınarak Güney Kore'deki sanat müzelerinin tarihi incelenmektedir. Bu tez ile birlikte, Güney Kore Ulusal Modern ve Çağdaş Sanat Müzesi'nin kurulmasıyla beraber ortaya çıkardığı sosyal etki ve sanat müzelerindeki sergi ve kurulum düzenlerinde gerçekleşen değişimleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Günümüzde Güney Kore'deki birçok sanat müzesi, yalnızca koleksiyonların muhafazası ve sergilenmesi odaklı müze rolünden çıkıp, bir eğitici rolünü üstlenmektedir. Buna bağlı olarak birçok eğitim programı ortaya çıkmakta ve bu programlar çocuklardan yetişkinlere çeşitli ziyaretçilerin katılımıyla gerçekleşmektedir. Bu programların içerisinde sanat müzelerinin içerikleri incelenmektedir. Bu bilgiler kapsamında sanat müzelerinin rolü, Güney Kore toplumunun felsefesini geliştirirken, vizyonunu genişletmektedir sonucuna erişilebilir. Tez araştırmasında materyallerin toplanması, düzeltilmesi ve referans merkezine sahip bir inceleme yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemle tarihsel ve toplumsal içeriğine göre Güney Kore sanat müzelerinin geçiş süreci ortaya konmuş ve hangi süreçte eğitimle bağlantı kurdukları araştırılmıştır.

Güney KoreMüzelerSanat müzeleri
Mın Jung Kang
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eczane müzeleri ve sergileme yöntemi önerileri

Eczane Müzeleri ve Sergileme Yöntemi Önerileri" konulu tezimde, Türkiye'deki, Eczacılık Tarihi Müzeleri araştırılmış, bir meslek tarihini anlamada, müzelerin ne kadar önemli olduğu fark edilmiştir. Müzeler sayesinde, geçmişimizi iyi tanıyıp, geleceğimize yön vermemiz sağlanmaktadır. Tezin birinci bölümünde; eczacılık tarihi üzerine araştırmalar ve eczane müzeleri üzerine genel bilgilendirme yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde; eczacılık ile ilgili yapılan eserlere yer verilmiştir. Eczane Müzelerinin tanıtımları yapılmış, durum tespitleri yapılmıştır. Tezin son bölümünde; eczane müzeleri sergileme ve sunum teknikleri bakımından ele alınmış olup; eczane müzelerinin daha tanınır olması için önerilerde bulunulmuştur. Özellikle Heidelberg Eczane Müzesi ve Yeditepe Üniversitesi Eczane Müzesi'nde eczacılık tarihinin; müzelerde sergileme yapılırken nasıl yansıtıldığı incelenmiştir. Doğru sergileme ve sunum teknikleri açısından öneriler getirilip, mevcut sergileme üzerinden kritikleri yapılmaktadır. Bunların yanı sıra değerli koleksiyonların müze ve depo ortamında nem, sıcaklık ve ışık kontrolünün üzerinde durulmuş, eserleri sergilerken aynı zamanda korumanın önemi anlatılmaktadır.

Eczane müzeleriEczanelerMüzeler+3
Aylin Targan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde sikke koleksiyonları ve sergilenmesi

Bu araştırmada, Türkiye'de bulunan müzelerin koleksiyonlarının büyük bir bölümünü oluşturan sikkeler üzerine mevcut durumun değerlendirilmesi ve sergilenmesi konusunda yapılan durum tespitinin ardından ihtiyaçların belirlenerek geliştirilmesi hedeflenmiştir. Literatür taraması ve Türkiye'deki müzelerden elde edilen verilere ek olarak yurtdışında Roma ve Atina'da yapılan gözlemler ile bu çalışmanın kaynağı oluşturulmuştur. Bu doğrultuda birinci bölümde müze, sikke ve nümismatik kavramları açıklanarak gelişimlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde yurtdışındaki müzelerde sikke koleksiyonları ve sergilenmesi, Atina Nümismatik Müzesi ve Roma'da bulunan Massimo Sarayı'nın nümismatik seksiyonu, müzelerin tarihçelerine de yer verilerek incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye'deki sikke koleksiyonu ve sergilemesine sahip müzeler coğrafi bölgelere göre sınıflandırılarak, müzelerin tanıtım bilgileri, sikke koleksiyonlarının ve sergilenen sikkelerin sayısı ile sergilenmesinden örnekler açıklanarak sunulmaktadır. Bütün bu veriler aracılığı ile Türkiye'deki sergilemeler, yurtdışında bulunan ve araştırmaya dahil edilen müzelerden sergileme örnekleri ile karşılaştırılmış ve öneriler oluşturulmuştur.

KoleksiyonMüze yönetimiMüzeler+2
Derya Nikolayidis
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gemi müzelerinde sergilenme teknikleri

Gemi müzesi belki de ilk gemiler kadar eski bir kavramdır. Ya büyük kahramanlık gösteren, ya savaşlarda esir alınan ya da halkın ilgilisini çekecek bir özelliği olan veya maceraya katılan gemiler, belli dönemler halkın ziyaretine açık olmuşlardır. Son iki yüzyılda gelişen müzecilik kavramı ile beraber bu gemiler muhafaza edilip teşhir edilmek üzere resmi olarak müzelere dönüştürülmeye başlanmıştır. Bütün Dünya, tarihteki önemli gemileri muhafaza etmekte geç kalsa da, günümüzde büyük şehirlerde sahilde bir gemi müzesi olağan bir görüntüdür. Bu çalışmada, gemi müzelerinin sergilenme yöntemleri tespit edilip üzerinde incelemeler yapılmıştır. Sergilenme yöntemlerinden sonra ideal bir gemi müzesi nasıl olur, o soru cevaplandırılmaya çalışılmıştır. İdeal gemi müzesinde öğrenilenler ile de örnek olabilmesi için tarihten dört gemi seçilip bugün gemi müzesine hangi senaryolar ile çevrilirdi, bunlar araştırılmıştır. Gemi müzeleri, sergilenen birer obje olarak gözükseler de müzecilik konusunda en zor konulardan birisidir. Belkide Dünya'da ki sergilenen en büyük obje olan gemilere, hem bir genel yaklaşımla bakılmıştır, hem de her geminin kendine özel yarattığı şartlar tespit edilmeye çalışılmış ve sergileme teknikeri önerilmiştir.

DenizcilikDonanmaGemiler+4
Ahmet Kerim Bozkurt
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat müzelerinde, depo ve sergileme alanlarındaki koruma

İlk bölümde, sanat müzesi tanımı, tarihçesi, çeşitleri, bu çeşitliliği oluşturan koleksiyon hakkında bilgi verilecektir. Sanat müzelerinin işlevselliği ve bu işlevsellik çerçevesinde koleksiyonun yönetimi hakkında bir çerçeve çizilecektir. Bu çerçeve içerisinde, koruma metodolojisi hususundaki çalışmalar anlatılmıştır. İkinci bölümde, Sanat Müzelerinin Koleksiyon Yönetimi olarak uyguladığı koruma metodolojisi değerlendirilmiştir. Dünyadaki ve Türkiye'deki sanat müzeleri örneklerinin, koruma metodolojisi ve koleksiyon yönetimi hakkında araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, sanat müzelerinin depo ve sergileme alanları konusu üzerinde durulmuştur. Dünyadaki ve Türkiye'deki sanat müzelerinin depo ve sergileme koşulları esas alınarak koruma politikaları hakkında birtakım bilgiler paylaşılmıştır. Sonuç olarak, dünyadaki ve Türkiye'deki sanat müzeleri karşılaştırılarak birtakım bilgiler paylaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Restorasyon, Konservasyon, Sanat Müzesi, Koruma, Koleksiyon Yönetimi

Depo yönetimiDepolama koşullarıDepolama sistemleri+6
Füsun Sultan Şen Gürsoy
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel arkeoloji ve müze ilişkisi: İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Bu tezin konusu kentsel arkeoloji uygulamaları ve bununla ilişkili olan müzecilik faaliyetlerini incelemektir. Araştırma bölgesi arkeolojik mirası oldukça yoğun olan İstanbul'dur. İstanbul Arkeoloji Müzeleri kurulduğu ilk günden itibaren İstanbul içinde gerçekleştirilen tüm kazıların yürütülmesi işinden sorumlu olmuştur. Bugün hala değişmeden aynı şekilde devam eden bu durum, İstanbul özelinde kentsel arkeoloji ile müzecilik faaliyetleri arasında sıkı bir ilişkinin doğmasına neden olmuştur. İstanbul'un yeraltındaki arkeolojik mirasının büyüklüğü ile yerüstündeki imar faaliyetlerinin yoğunluğu göz önüne alındığında, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin ne kadar büyük bir sorumluluk alanı olduğu aşikârdır. Buna ayrıca müze koleksiyonun hacmi ve müze içi faaliyetlerin yoğunluğu eklenirse bu durumun müzenin üstünde belli bir iş yüküne sebep olduğu ve yeni bir uygulamaya gereksinim duyulduğu açıktır. Dünyada özellikle II. Dünya Savaşı'nda kentlerin yoğun bir yıkıma uğramasından sonra ortaya çıkan duyarlılıkla gelişen kentsel arkeoloji uygulamalarının bugün çeşitli uluslararası kurumlar ve sözleşmelerle belirlenmiş temel ilkeleri mevcuttur. Türkiye Malta Anlaşması'na imza atarak bu konuda belirlenmiş yükümlülükleri kabul etmiş ülkelerden biridir. Avrupa'da kentsel arkeoloji uygulamaları kendi içinde farklılıklar gösterse de temel olarak belirlenmiş bu ilkelere göre uygulanmalar devam etmektedir. İstanbul'da tümüyle müzenin sorumluluğu altında yürütülen kazılar, Avrupa kentlerinin pek çoğunda arkeoloji şirketleri ya da devlete bağlı çalışan müze harici kurumlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu araştırmada kentsel arkeoloji kavramının tarihsel gelişimine genel olarak bakılmış; bu tip organizasyonların İstanbul kentsel arkeoloji uygulamaları için bir model oluşturup oluşturmayacağı tartışılmıştır. Müzenin kentsel arkeoloji alanındaki sorumluluğunun, müzecilik ve kentsel arkeoloji faaliyetleri açısından avantajları ve dezavantajları incelenmiştir. İstanbul'da konu için örnek teşkil eden iki kazı alanı değerlendirilmiş; Almanya'daki uygulamalarla kıyaslama yapılıp öneriler sunulmuştur.

ArkeolojiKentsel arkeolojiMüze binaları+3
Berna Polat
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye sanat müzeciliğinde internet kanallarının etkin kullanımı

Gelişen teknolojinin toplum üzerindeki etkisiyle sanat müzeleri de internet ortamında yer alan iletişim araçlarını kullanmaya başlamış ve ilgi çekici web sitesi tasarımlarıyla ziyaretçilerine farklı alanlarda ulaşmanın yollarını aramaya başlamışlardır. Görsel olarak kullanılan teknolojiyi yazıyla birleştirerek kullanmaya çalışan sanat müzeleri, kendilerini çevrimiçi ortamlarda yansıtmanın ve ifade etmenin yollarını aramış ve son zamanlarda özellikle iletişim ve müzecilik çalışmaları alanında kişilerin hayatına giren sosyal medya siteleri ve internet üzerinde yer alan video kanallarını etkin kullanma yolları bulmuşlardır. İnterneti kullanarak, ziyaretçinin katılımını ve müzeleri deneyimlemesi için daha etkin eğitim ve bilgilendirme imkanları yaratmışlardır. Bu araştırmada, son yıllarda süregelen sosyal medya ve internet tecrübesinin yayılması ortaya konmuş, bu gelişmelerin sanat müzeciliği kavramına ve anlayışına getirdiği yenilikler saptanarak müze yapılarının organizasyonundaki değişiklikler incelenmiştir. Sanat müzelerinin yeni işlevleri ve sanal ortam araçlarını kullanarak, ziyaretçinin katılımını ve deneyimlerini nasıl daha etkin hale çevirdiği örneklerle incelenmiştir. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Müze Yönetimi Bölümü, Müze Yönetimi Anabilim Dalı'nda yürütülmüş olan bu Yüksek Lisans Tezi, toplam 3 bölüm ve 150 sayfadan oluşmaktadır. Birinci bölümde; çağdaş sana müzeleri ve izleyici etkisine, ikinci bölümde internet ortamının sanat müzelerindeki yeri ve önemine değinilmiştir. İkinci bölümde aynı zamanda, dünyanın en çok gezilen 3 çağdaş sanat müzesinin örnekleri iv incelenmiş. Bununla birlikte Türkiye çağdaş sanat müzeleri örnekleri de incelenmiştir. Üçüncü bölümde de araştırmanın amacı saptanmış ve dünyada en çok ziyaret edilen çağdaş sanat müzeleriyle Türkiye müzeleri karşılaştırılmıştır ve son olarak da çağdaş sanat müzelerinde ziyaretçi katılımının internet kanalları kullanılarak nasıl daha çok ziyaretçi çekebileceğine dair kişisel görüş ve yorumlara yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat Müzeleri, İnternet Araçları, Sosyal Medya Kanalları, Ziyaretçi Katılımı, Çağdaş Sanat Müzesi Ziyaretçisi.

MüzecilikSanal müzeSanat müzeleri+2
Hatice Utkan Özden
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sergileme kapsamında Türkiye'deki doğa tarihi müzeleri

Gezegenimizin sahip olduğu ve tüm canlılara sunduğu yaşamsal döngüye dair yapılan sergilemelerin doğa tarihi müzelerinde dikkat çekici olması ziyaretçilerin dikkatini bu müzelere toplamak açısından son derece önemlidir. Bu müzelerde oluşturulan bilimsel ve sanatsal konsepte uygun sergileri amacına uygun biçimde aktarmak, ilgisini bu noktada toplayan ziyaretçilerin doğa ve doğa tarihi üzerinde bilinçlenmesini sağlamakta kritik bir noktayı işaret etmektedir. 21. yüzyılın hızla değişen ve güncellenen teknolojisi sayesinde müzeolojinin bambaşka bir kimliğe bürünmesi dünyanın pek çok ülkesinde etkilerini göstermektedir. Gelişen teknolojik uygulamalar daha çağdaş müzeler yaratmada avantajlar sunarken, bazı kontrol edilmesi zor olan durumlara da sebep olmuştur. Teknoloji her çağda insanların hayatını kolaylaştıran yenilikler sunarken, gittikçe arttırdığı kaynak tüketimi sebebiyle doğada yaptığı tahribat da geri dönülemez boyutlara ulaşma evresine yaklaşmış durumdadır. Bu noktada hem teknolojik sergilemeyle topluma daha kolay ulaşabilen, hem de tahribatın izlerini azaltma misyonuna sahip olan doğa tarihi müzelerinin köprü görevi görmesi gerekmektedir. Bu müzelerin sergilemelerinin doğa dostu ama aynı zamanda çağdaş müzeolojiyi yakalayan sergilemeler olabilmesi için kolektif çalışabilen, bilimsel ilkeleri yansıtırken hür fikirli davranabilen uzmanlara ve alanında uzman küratörlere ihtiyaç duyulmaktadır. Dünyadaki doğa tarihi müzelerinden çeşitli örneklerin incelenmesi ve Türkiye'dekiler ile kıyaslanması sonucunda Türkiye'deki müzelerin doğa bilinci ve doğa tarihi müzeleri konusunda daha hassas olması, toplumu bilinçlendirme meselesini ciddiye alması ve uzmanlarla çalışmayı prensip haline getirmesi gibi önemli gereklilikler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Müzecilik, Sergileme Yöntemleri, Doğa Tarihi Müzeleri, Uygulamalı Ve Etkileşimli Sergileme, Sergileme Teknolojileri.

Modern müzecilikMüzecilikMüzeler+2
Hatice Çimen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş müzecilik kapsamında interaktif uygulamalar: Antalya Kaleiçi örneği

Müze ve müzecilik kavramları her geçen gün kendini geliştiren, çağa ayak uyduran, dışa dönük ve kapsayıcı bir hal almıştır. Öyle ki müzeler teknolojinin sunduğu olanaklardan sonuna kadar faydalanarak, dört duvar durağan mekânlardan taşmış, kendisinden kilometrelerce uzakta yaşayan insanlara ulaşmıştır. Temel amaçlarından biri olan "koruma" güdüsünden vazgeçmeden, sahip olduğu değerleri yayabilmişlerdir. Bu bağlamda, tezin birinci bölümünde, müzenin geçirdiği kavramsal değişim ile birlikte, dünya ve ülkemizde çağdaş müzecilik kapsamında yaşadığı evreler ele alınmıştır. İkinci bölümde, ülkemizin önemli bir kültür varlığı olan ve yeni müzecilik anlayışına uygun olarak kapalı mekânın ötesinde, "açık hava müzesi" niteliğindeki Antalya Kaleiçi'nde, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin, neler olduğu tespit edilmiş ve bunların hepsi olmasa da önemli bir bölümü, akademik literatürden faydalanarak tanıtılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise Kaleiçi'nde bahsedilen bu mekânların, mobil uygulama sürecine geçiş aşamaları anlatılmıştır. Bu sayede tezin asıl amacı Kaleiçi'nde Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin yer aldığı derli toplu bir rehber niteliğindeki www.kaleiciguide.com'un oluşturulması ve bu platformun mobil uygulamaya taşınmasıdır. Böylece hedeflenen, dönemlerine göre sınıflandırılmış bu seçilmiş eserlerin, kime ve hangi zamana ait olduğunun farkındalığını yaratmak, dikkat çekmek, merak uyandırmak ve dolaylı yoldan dahi olsa bu mekânların korunmasını sağlamaktır. Anahtar Kelimeler: Müze, Müzecilik, Kaleiçi, Uygulama

Antalya-KaleiçiAçık hava müzesiMüzecilik+2
Ekin Baskın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve İslam bilim tarihi sergisi için bir öneri

Bu tez çalışmasının konusunu Türk ve İslam Bilim Tarihinin müze/sergi yoluyla aktarımı konusunda yeni bir yol önerisidir. Bilimin ve teknolojinin ilk izlerine değinerek, tezin ana konusu olan Türk ve İslam biliminin en güçlü olduğu yüzyıllara ağırlık verilerek Rönensans sonrası Batı biliminden de bahsedilecektir. Bu tezle ortaya konan Türk-İslam Bilim Tarihi sergisi dünyadaki diğer benzer sergi ve müzelerin işlemediği tema ve kişiler ile konuları kapsamaktadır. Amaç bu zamana kadarki benzer sergi ve müzelere bir alternatif oluşturabilmektir. Bir Osmanlı tasarımı olarak ortaya çıkan ilk arabalı vapur olan Suhulet feribotu üzerinden, tematik bir sergi hazırlanmıştır. Bilim tarihindeki gelişmeler, kronolojik bir hat üzerinde, farklı coğrafyalarda farklı ekollerde gelişen bilimin etkileşimi ve Rönesans sonrasını da kapsayarak Suhulet feribotu üzerinden anlatılmıştır. Birinci bölümde; bilimin ortaya çıkışı, kavramsallaşması, tarih öncesi insan topluluklarının gelişmesine etkisi; tarım devrimi sonrasında ise Mısır, Mezopotamya, Anadolu Hindistan ve Cin'deki ilk kent ve nehir kulturleri (Tunc Devri) ve son olarak da Klasik Yunan ve Roma uygarlıklarını da iceren, ticarete dayalı bağımsız kentler (Demir Devri) donemi 7. yüzyıla kadar ana hatlarıyla aktarılmıştır. İkinci bölümde; 7. yy ile başlayan İslam tarihinin o dönemki bilim merkezleri ile etkileşimi ve çevirilerle bilimin İslam coğrafyasına adaptasyonu, İslam coğrafyasında bilimsel gelişmelerin sebepleri, Bilimin Avrupa'ya aktarımını sağlayan ilişkiler, Türklerin bilime katkıları, Osmanlı Bilimi, Rönesans ve Avrupa aydınlanması dönemleri 20. yüzyıla kadar olan tarih aralığında anlatılmıştır. Üçüncü bölümde; Dünyadan ve Türkiye'den Türk ve İslam Bilimi konulu sergi/müze örnekleri incelenerek artı ve eksi yönleriyle aktarılmıştır. Dördüncü bölümde; modern müzecilik, sergi küratörlüğü, sergi hazırlama aşamaları ve değerlendirilmesi konularına kısaca yer verilmiştir. Beşinci ve son bölümde ise; şimdiye kadar görülen örneklerden farklı nitelik ve içeriklerde tematik bir Türk-İslam bilim tarihi sergisi hazırlanmıştır. Sinopsis ve sergi metinleri, eser seçimi ve tasarımı ile kullanılacak digital teknolojiler bu bölümde anlatılmıştır.

Bilim tarihiSergilemeSergiler+2
Deniz Kayıkcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya Uzay Müzesi örneğinde bilim müzeleri ve eğitim ilişkisi

Eğitim, küreselleşen dünyanın ve gelişmekte olan ülkemizin en öncelikli konularından biridir. Okullarda eğitim sistemi ve müfredatı çerçevesinde verilen bilgiler öğrencilere bir yere kadar yeterli ve yararlı olmaktadır fakat özellikle ülkemizde öğrencilerin uygulamalı bir şekilde öğrenmesi için olanak yaratan yerler çok kısıtlıdır. Bu yüzden bu tezde öğrencilerin yaratıcılık yönlerinin geliştirerek bilim ile buluştuğu bir bilim ve teknoloji müzesi örneği modellenip incelenmiştir. Tezin ilk bölümünde eğitim, müze ve bilim müzeleri kavramları üzerinde durulmuş ve ayrıntılı bilgi verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise yaratılmak istenen bilim ve teknoloji müzesi ana hatları ile modellenip ayrıntılı bir şekilde anlatılmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise ikinci bölümde anlatılan model doğrultusunda Antalya ilinde bir uzay bilimleri müzesi modellenip, müze içeriği ile alakalı bilgilere yer verilmiştir.

AntalyaBilim müzesiEğitim+2
Seval Karakaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil müzeleri ve Türkiye için bir tekstil müzesi örneği

"Tekstil Müzeleri ve Türkiye İçin Bir Tekstil Müzesi Örneği" adlı bu çalışmada, dünyanın çeşitli ülkelerindeki farklı içerikteki Tekstil Müzeleri ve Türkiye'deki az sayıda olan Tekstil Müzeleri ile Türkiye'deki arkeoloji ve etnografya müzelerindeki tekstiller incelenerek listelenmiştir. Dünya'daki ve Türkiye'deki Tekstil Müze örnekleri karşılaştırılarak Türkiye için yeni ve kapsamlı bir müze önerisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın çıkış noktası, binlerce yıldır tekstil yolları üzerinde bulunan Anadolu'da kaybolmakta olan Türk tekstil kültürünü korumak, Tekstil tarihimizin varlığını sürdürmek için çağımıza uygun, yaşayan ve kendini geliştiren, kapsamlı bir Türk Tekstil müzesini yaratma koşullarını aramak olmuştur. Bu nedenle, çalışmanın giriş bölümünde, bu araştırmaya neden gereksinim duyulduğu, araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıklar ve tanımları içermektedir. Birinci bölümde, tekstilin insan ve toplum hayatındaki yerine, Anadolu tekstil tarihine, Dünya'da ve Türkiye'de günümüze ulaşmış en eski tekstil örneklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde Dünya'daki tekstil müzeleri, koleksiyon içerikleri, tasarladıkları sergilerden örnekler verilmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'deki tekstil müzeleri, Tekstil müze çeşitleri bağlamında ayrıntılı olarak incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Türkiye için bir Tekstil müzesi modeli oluşturulmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde yapılan araştırma sonuçları değerlendirilerek özetlenmiş ve Türkiye'de çağımıza uygun bir Tekstil müzesine duyulan ihtiyaç nedenleriyle birlikte vurgulanmıştır. Çalışma ayrıca tüm dünyadaki tekstil müzelerinin içerikleri belirtilen bir Ek ile tamamlanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda değişen dünyadaki örneklerine bakılarak, kültürel tekstil kimliğimizi öne çıkararak koruyacak, evrensel, modern, yaşayan, gelişen, geliştiren, tematik müzeleri altında toplayacak bir tekstil müzesine Türkiye'de önemli bir ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır.

MüzecilikMüzelerTekstil+1
Alper Fatih Abidin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat müzelerinin toplumun estetik yargısının şekillenmesindeki rolü

Sanat müzeleri, müze türleri içerisinde ziyaret edilmeden önce estetik kaygının ve beklentinin en yüksek safhalarda olduğu birimlerdir. Sanat ile estetik kavramı tarihsel süreçte sıklıkla birlikte anılan iki kavramdır. Sanat müzelerinde sanat eseri üzerinden sanatla ilişki kuran sanatsaverler, yaşadıkları estetik deneyim doğrultusunda bu iki kavramı gündemlerine alırlar. Buna paralel olarakta bu iki kavramın bitişiğinde bireyden topluma uzanacak bir estetik yargı anlayışı ortaya çıkar. Böylesine estetik yaklaşım barındıran bir içeriğin; sanat müzelerinde, sanat eseri üzerinden bireyler ile buluşması, estetik bağlamda yeni uzantılar doğurmaktadır. Tez, sanat ile estetik kavramlarını sanat müzeleri adı altında ele alıp bu uzantıları, birey ve sanat eseri bağlamında incelemiştir. Sanat müzelerinin bireysel estetik yargı ölçütlerini; karşılayıp, geliştirip, şekillendirip hatta gelecek estetik yargıların tayinine temel teşkil edebilecek kadar önemli bir rol üst üstlenebileceği düşüncesi, çalışmanın öne çıkan değinim noktasıdır. Araştırma, bir yandan ziyaretçilerin estetik yargılarının sanat müzelerinde sanat eseri üzerinden nasıl gelişip şekillenebileceğiyle ilgili fikir ileri sürerken, diğer yandan incelemeler ve önem arz eden nitelikli çıkarımlar doğrultusunda, sanat müzelerinde şekillenen bir estetik yargının, bazı faktörlerden nasıl etkilendiğini örneklerle ortaya koymaktadır. Araştırmada estetik yargının şekillenmesini etkileyen bu faktörler çerçevesinde, estetik yargının bireyden topluma uzanan yanları üzerinde durulmuştur. Araştırma ışığında özelden genele uzanan estetik bir gelişim evresi tespit edilmiştir. Bu tespitle; sanat müzesi, sanat eseri ve bireyi içine alan bir estetik yargı gelişim süreci ortaya çıkmıştır. Araştırma, bu söz konusu estetik yargı gelişim sürecini işleyerek, estetik yargının bireyde başlayan gelişim yönünü belirlemeye çalışmıştır. Estetik yargı ekseninde; sanat müzesi, sanat eseri ve birey üzerinden yapılan bu araştırmada bilimsel değeri olan birtakım sonuçlara varılmıştır. Sonuçlar estetik yargının birden fazla faktör tarafından şekillendiği yönündedir. Bu faktörlerin bireyde başlayan etkilerinin, topluma uzanabilecek potansiyelinin tespiti, araştırmanın odak noktalarındandır.

EstetikEstetik yargıMüzeler+3
Behçet Behiç Olgun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital iletişim sürecinde Türkiye'deki müzelerin yeri

İnternetin yaygın kullanımının başlamasıyla birlikte bilgi akışı, haberleşme, iletişim yolları da değişmiştir. İçinde bulunduğumuz dijital çağ etkisini her alanda göstermektedir. Bu çalışmada dijitalleşmenin iletişim boyutu müzecilik üzerinden araştırılmıştır. Dijital arşiv, dijital sergileme metotları olan projeksiyonlar, etkileşimli akıllı ekranlar, kiosklar, etkivizyon uygulamaları, simülatörler, QR kodları ve artırılmış gerçekliklerin kullanımı, sanal müzeler ve sanal gerçeklik incelenmiştir. Çalışma dönemi içerisinde yapılan literatür taramalarında ziyaretçilerin müzelerden dijital beklentileri ve müzelerin internet tabanlı var oluşlarına dair kaynak bulunamadığından dolayı meta veri ve alan araştırması yapılarak özgün bir çalışma oluşturulmuştur. Bu çalışma ile de literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Müzelerin web site kullanımları ve sosyal medya kullanımlarından bahsedilmiş, Türkiye'deki 603 müze grupları üzerinde web sitesi, web sayfası ve sosyal medya kullanımı hakkında diyagnostik çalışma yapılmıştır. Bu müze grupları sergi mekânına, yönetim yapısına, koleksiyon türüne, işlevlerine ve ziyaret edilebilme durumlarına göre ayrıştırılmış ve birbirleriyle çapraz tablolama ve grafik gösterimler için bir meta veri oluşturulmuştur. Oluşturulan veriler meta-analiz tekniği ile analiz edilerek istatistiksel sonuçlara ulaşılmıştır. Ziyaretçilerin müze iletişimlerindeki dijital platformların kullanımı ve beklentilerini anlamak amacıyla alan araştırılması yapılmıştır. Müze ziyaretçilerinin teknoloji kullanımı ve dijital tercihleri değerlendirilmiştir. iv Ziyaretçilerin farklı deneyim imkânını müzeden de beklemesi, post modern çağımızda alışılmışların dışına çıkarak bilgiyi farklı boyutlarda öğrenmek veya deneyimleyerek öğrenmeyi tercih etmekte olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla Türkiye'deki müzelerin çağın gerekliliklerini tam olarak karşılamaları ve ziyaretçilerle iletişimi koparmamak için yeni medya kanallarını daha aktif kullanması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Sosyal Medya, Müze İletişimi, İnteraktif Müze, Sanal Müze, Türkiye, Alan Araştırması, Meta Veri v

MüzelerSayısal iletişimTürkiye+2
İrem Oğuz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya kent müzesi deniz ticareti ve tarihi sektörü kurgusu

Akdeniz Medeniyeti içersinde önemli bir liman kenti olan Antalya, coğrafi konumu ve stratejik önemi bakımından Eskiçağdan günümüze önemini yitirmemiştir. Siyasi gelişmeler, savaşlar ülkelerin oluşumun da nasıl önem taşıyorsa, denizaşırı ticari ilişkiler sosyal, ticari ve kültürel açıdan yeni uygarlıkların oluşumunu sağlamışlardır. Burada Akdeniz ve Attaleia limanı merkezli anlattığımız deniz ticareti kurgusu bir kentin dokusunu ve tarihini geçmişten günümüze anlatan bir müze konsepti içerisinde anlatılmaktadır. Antalya Deniz Ticareti, sosyo-ekonomik ve kültürel alanda da ele alınarak kurgulanmıştır. Çağdaş müzecilik anlayışının ve modern sergileme tekniklerinin var olduğu günümüzde, müzeler koleksiyonları depolama, saklama ve basit anlamda teşhir etme mekânları olmaktan çıkmıştır. Yeni müzecilik anlayışına göre yapılan müzelerde sahip olduğu tema ve kurgularla kalıcı ve geçici sergiler yaratılmakta, modern mimari yapılarda ve dijital imkânlar doğrultusunda bir işleyiş kazanmaktadırlar. Artık müzeler ziyaretçilerin ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırılmakta ve geri dönüşleri yaşam boyu eğitim doğrultusunda interaktif sunumlar, workshoplar gibi yöntemleri kullanmaktadırlar. Müzeler sahip olduğu güçlü koleksiyonları yanında replika eserler, maketler, canlandırmalar, 3D Tridy sistemlerle yaratıcı sergilemeler yapmaktadırlar. Burada önerdiğimiz geçici sergi temalarının uygulanabilir olmasına dikkat edilmiştir. Konunun ana doğrultusu Antalya Deniz Ticareti olduğu için insanoğlunun deniz yollarını kullanması, limanları oluşturması ve Eski Çağda yer alan ticaret olgusu Akdeniz ve Antalya merkezli olarak anlatılmıştır. Antalya Limanı ve deniz ticareti ile ilgili bilgi ve kaynaklar sınırlıdır. Aslında kaçak yollarla yapılan bir deniz ticareti söz konusudur. Erken dönem ile ilgili bilgileri antik coğrafyacılar ve seyyahlardan, 18. ve 19. Yüzyıl bilgilerini ise Osmanlı Arşiv kayıtları ve Antalya Şer'iye Sicil defterlerinden almaktayız. Geçici sergi önerilerini oluşturacak kurgular kent dokusunun en hareketli alanlarını oluşturan iskele ve liman bölgesinde geçen yaşantı, kültürel etkileşimin yaşanmasını sağlayan ticaret ağı, deniz ticaretine konu olan ve uygarlıkların gelişimini sağlayan emtia alışverişini konu almıştır. Başlıca geçici sergi kurgularımız şu başlıklar altında anlatılmıştır: 1) Antalya Deniz Ticareti Emtiaları 2) Eskiçağda Ticaret Gemileri 3) Antalya Deniz Gümrüğü 4) Antalya İskelesi ve Ticaretle Uğraşanlar 5) Akdeniz, Köle Ticareti ve Korsanlık 6) Cumhuriyet Dönemi Antalya Limanı ve Deniz Ticareti Anahtar Kelimeler: Antalya, Antalya Limanı, Eskiçağ Akdeniz Deniz Ticareti, Deniz Ticareti Sergileri, Antalya Kent Müzesi, Sergi Kurguları

AntalyaAntalya MüzesiDeniz ticareti+7
Zeynep Işıl Çakıroğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dokuma Park Antalya Müzik Müzesi konsept önerisi

İnsanın çok eski tutkularından biri olan koleksiyonculuğun modern bir müzeye dönüşmesi, iki bin yıldan fazla sürmüş, uygarlık tarihinin uzun süreçlerinden biridir. Çoğu ganimetlerden oluşan eski koleksiyonların büyük kralların saraylarındaki, zengin yöneticilerin malikânelerindeki ve görkemli tapınakların galerilerindeki varlıkları, çoğu kez zenginliği, üstünlüğü ve saygınlığı simgelemekteydi. Rönesans ve Reform hareketlerinin ortaya çıkardığı yeni yönelimler, önce nesneleri araştırma ve sınıflandırma kaygılarını ardından da -mülk sahiplerinin zenginliklerini sergileyerek saygınlıklarını artırma temelinde de olsa- koleksiyonların sınırlı toplum kesimlerine açılmasını sağlamış ve böylelikle modern müzeciliğin ilk adımları atılmıştır. Bunun sonucunda Aydınlanma Çağı, birçok başka modern unsur gibi klasik müze olarak tanımlanan modern müzelerin de köklendiği dönem olmuştur. Avrupa halklarının uluslaşma süreçlerinin en keskin ve son dönemecinin yaşandığı 19. yy. ise müzeye bu dönüşümde ve hedeflenen uygarlığın örülmesinde önemli görevlerin verildiği, aynı zamanda pozitivizm çerçevesinde belli sınıflandırma ve düzenleme ilkelerinin getirildiği; müzenin yapısal ve işlevsel sınırlarının belirlenerek, tanımlandığı dönemdir. Avrupa uygarlığının gelişim sürecinde biçimlenen ve dünyanın başka bölgelerindeki evrimleri bir yana, aynı coğrafyanın kültürel, toplumsal örgüsünün bir parçası olan klasik müzeler, uzun süre beklentileri karşılamakla birlikte 20. yy.ın ortalarından itibaren uygarlığın yeni yönelimleri doğrultusunda önemli değişimler geçirmeye başlamıştır. Klasik müzelerin elitist duruşları, nesne odaklı yapıları bu değişimlerle yerini toplumsal ilişkisi güçlü, eğitim odaklı müzelere bırakmaya başlamıştır ki bu tutum müzenin konularında da önemli genişlemeler yaratarak somut olmayan kültürel mirası müzelerin daha fazla ilgilendiği bir alan olarak öne çıkarmıştır. Böylelikle toplumsal tarih anlayışının egemen olduğu suç, göç savaş, yoksulluk, mutluluk, aşk gibi konular, alışılagelmiş müze konularının yanında yer bulmaya başlamışlardır. Daha önce çalgıları ve özel sanatçılarıyla müzelerde yer bulmuş müzik ise tam bu noktada toplumsal bağlarıyla, kendi bütünlüğü içinde tek başına bir sanat olarak müzenin hedefleri arasına girmiştir. Kültürün hem somut hem soyut alanlarında, uygarlığın ilk adımlarından itibaren varlık gösteren müzik; ortaya koyduğu kesintisiz birikimle, taşıdığı kültürel izlerle, hemen her dönem bütün toplumlarda özgün bir sanat olarak bulunmasıyla, dönemsel, etnik kimliklerine karşılık evrensel bir dil oluşuyla, günümüzün en popüler sanatı olmasıyla müzenin konusu olmayı çoktan hak etmiştir. Nitekim 20. yy.ın sonundan itibaren tüm dünyada en çok ilgi gören müze konularından biri müziktir. Müzik müzelerinin bu tarihsel gerekliliği, içinde bulunduğumuz zaman diliminin yerel değerleri hızla yok ettiği gerçeğiyle desteklenmelidir. Denilebilir ki bir müzik müzesi, müziğin gelişimine, birikimine, etkileşimlerine ilişkin bilgi ve belgeleri korumak, araştırmak, anlatmak gibi temel işlevlerinin yanında bir kent müzesinin ya da bir etnoğrafya-folklor müzesinin işlevlerini de belirli ölçülerde üstlenecektir. Bu da müziğin bütün toplumsal ilişkileri, etkileşimleri ve kültürel bağları içinde ele alınmasıyla olanaklıdır. İşte bu gereklilikler ve yaklaşım biçimi bu çalışmanın konusu olan Dokuma Park Antalya Müzik Müzesi Konsept Önerisi'nin ortaya çıkmasını sağlayan etkenlerin başında gelmektedir. Klasik müzeciliğe göre daha demokratik, katılımcı bir işleyiş sergileyen, toplumsal ilişkileri öne çıkararak eğitimi var oluşunun odağına yerleştiren yeni müzecilik anlayışına göre yapılanmış dünya müzik müzelerine baktığımızda, bu kurumların müziği ele alışlarında kimi önemli farklılıklar görürüz. Ulusal bir müzik kültürü, genel müzik tarihi, caz, pop, rock, klasik gibi müzik türleri ya da bazen yalnız çalgılar müzelerin konusunu oluşturmaktadır ki böylesi sınırlandırmalar müzecilik için de son derece doğal, kimi zaman da gereklidir. Bu kapsamda DOPAMM, müzik sanatının genel niteliklerine çeşitli vurgular yapmakla birlikte Antalya'nın yerel müzik kültürünü ve bu kültürün saptanabilen bütün süreçlerini konu edinmiştir. Başka bir deyişle yereldeki müziğin varlığına ilişkin tüm unsurlar müzenin konusudur. Dolayısıyla çalışma kapsamında yereldeki müzikal unsurlar, tür, dönem ya da etnik aidiyetler gibi ayırıcı özellikler gözetilmeksizin bir bütün olarak ele alınmış, coğrafya bu bütünlüğün temel ölçütü kılınmıştır. Böylesi bir yaklaşım bile, müziğin notalama ve kayıt teknolojilerinden yoksun olduğu bin yılları bulan dönemleri hakkında yeterli ve sağlıklı bilginin bulunmasına yetmez. Dolayısıyla DOPAMM'ın içeriğinde günümüze yakın dönemlerin müzikal verileri daha yoğun olarak yer bulmaktadır. Buna karşılık Antalya'nın Antik Çağ gibi çok parlak dönemleri, yerel müzik tarihi içinde de elde bulunan veriler ışığında öne çıkabilmektedir. Müziğin kaydedilemediği bu uzun dönemlerin içinde bulunduğu karanlık, müziğin toplumsal işlevlerinin ve bunlara bağlı olarak bulunduğu mekânlarının araştırılması ve yereldeki varlıklarının saptanmasıyla dağıtılmaya çalışılmıştır. Böylelikle ezgisel, ritmik, tavırsal vb. özellikler değilse de müziğin yüzlerce yıl boyunca ne için, nerede, kimlerce, neyle üretildiği sorularına karşılıklar oluşturulmaya çalışılmıştır. Elbette bütün bu soruların doğru yanıtları, müziğin toplumsal konumu, zaman içindeki etkileşimleri ele alınmadan oluşturulamaz ki bu yaklaşım aynı zamanda müziğin bilinmeyenlerine ilişkin tersten giden bir kılavuzdur. Müziğin yereldeki izlerinin daha somut olarak izlendiği 19. yy. ve sonrası kuşkusuz Müzenin temel birikiminin elde edildiği zaman dilimidir ve bu birikim müzik kültürüne dâhil olan tüm unsurlardan; mekânlardan, sanatçılardan, çalgılardan, eserlerden, müziğin tür ve özelliklerinden oluşturulmuştur. Bu kapsamda önemli sayılabilecek bir halk müziği repertuvarı ortaya çıkmıştır. Müziğin yerel izleri araştırılırken öne çıkan bir başka olgu da, bu sanatın bölgedeki siyasal gelişmelere göre önemli nitel ve nicel değişiklikler yaşadığıdır. Elbette bu değişimlerin kentsel ve kırsal yönelimleri farklıdır. Ancak bir kültürel unsur olarak müzik, yerelde de dönemsel özellikler ortaya koymuş, siyasal, etnik ve dinsel üstünlüklere göre hem teknik hem de işlevsel olarak yeniden biçimlenmiştir. Yeni müzecilik anlayışı ile kurgulanan DOPAMM'ın konseptinde, çağdaş dünya örneklerindeki uygulamalar, bunların yanında hedeflere ulaşmak için önemli araçlar olan özgün birimler ve sergiler, toplumsal ilişkileri güçlü, eğitim odaklı bir işleyiş yer almaktadır. Müzenin kuruluş ve işleyişini belirleyecek olan bilimsel politikalar, müziği hem sanatsal hem toplumsal boyutlarıyla ele alan sergiler, bu sergilerin etki ve ifade gücünü artıracak teknolojik uygulamalar, sanal müze, bir müzik belleği oluşturacak olan bilgi-belge arşivi, araştırma birimi, stüdyo, radyotelevizyon, çalgı atölyesi, müzik atölyesi, orkestra, kurslar, konserler vb. çağdaş müzecilik anlayışının gerektirdiği işleyişi sağlayacak olan unsurlardır. Antalya'nın yeni toplumsal ve kültürel projelerinden bir olan Dokuma Park, kentsel konumu, dokusu, kent kimliğindeki yeri, içerdiği birimleri ve etkinlikleriyle DOPAMM'ın kolaylıkla yerleştirilebileceği bir yapı ortaya koymaktadır. Park'ın niteliğine üst düzey katkılar sağlayacağı düşünülen DOPAMM, aynı zamanda Park'ın çeşitli olanaklarından da yararlanacak, diğer birimlerle kuracağı dayanışma ile çağdaş dünya örneklerinde denenen ve başarılı olan bir yapılanmada yer alacaktır. Dokuma Park Antalya Müzik Müzesi, çağdaş müzecilik ilkeleri, bilimsel politikaları ve genel kurgusuyla şehrin sanat ve eğlence anlayışını belgelemede önemli bir boşluğu doldurmakla kalmayıp, yerel müzik kültürünün olabildiğince doğru bir biçimde belgelenmesi, korunması ve araştırılmasına da olanak tanıyacaktır. Böylelikle küreselleşen dünyada giderek kaybolan yerel unsurların Antalya yerelinde korunmasına ve toplumsal kent kimliğinin belgelenmesine, belli düzeyde de olsa oluşturulmasına katkı sağlanacaktır. Her düzeyden ziyaretçi ve araştırmacıya izleme, öğrenme ve uygulama olanağı tanıyacak olan kurum, süreklilik kurgusuyla biriktiren ve gün geçtikçe gelişen bir yapı hedeflemektedir.

Antalya-KepezDokuma ParkMüzeler+2
Deniz Tanrıverdi
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ege ve Akdeniz bölgesi ören yeri müzeleri ve çağdaş teknolojik uygulamalar

Çağdaş müzecilik anlayışında müzelerin önceliği eserleri koruyup depolamakla birlikte, antik kültürleri ziyaretçi ile paylaşmak, ziyaretçiye yaşadıkları toplumun geçmişini anlatarak kültürel miras bilinci aşılamak haline dönüşmüştür. Geleneksel müzecilik anlayışında eser koruma ve sergileme odaklı çalışıldığı için insanların vitrinlerin ardından materyal ve antik kültürlerle iletişim kurabilmesi oldukça zordur. Bu nedenle toplumun geneli ele alındığında müzelerin sıkıcı mekanlar olduğuna dair bir algı oluştuğu görülmektedir. Bu bağlamda ören yeri müzeleri arkeolojik materyalleri kendi ortamında sergileme imkanı sağlayarak ziyaretçilerin antik kültürleri dolu dolu deneyimlemesine imkan vermektedir. Çağdaş teknolojik uygulamalar ise bilgileri oyunlaştırarak ziyaretçilere aktarılmasını ve ziyaretçilerin müzede eğlenerek daha çok vakit geçirmesini ve edindiği bilgilerin kalıcı olmasını sağlamaktadır. Bu tezde kültürel mirası koruma bilincinin toplum tabanına yayılarak sürdürülebilirliğini sağlamak adına ören yerlerinin düzenlenmesi ile birlikte bu alanlara açılacak müzelerin gerekliliği vurgulanmış, Ege ve Akdeniz Bölgeleri'nde konumlanan Afrodisias, Hierapolis, Milet, Side ve Karatepe-Aslantaş ören yeri müzelerinin fiziki ve idari durumları araştırılmış, bu müzelerde yapılan anket çalışması ile ziyaretçi profili ve ziyaretçi görüşleri incelenmiştir. Güncel olarak müzelerde kullanılan çağdaş teknolojik uygulamalar örneklenerek ziyaretçiler üzerinde bıraktığı etkilerden bahsedilmiştir. Sonuç olarak ören yerinde kurulan müzelerin taşınabilir eserleri bulunduğu konumda korumanın yanı sıra bağlam bütünlüğü sağlayarak ziyaretçilerin antik kültürü ve tarihi anlamasına yardımcı olduğu ve hologram, simülasyon, projeksiyon gibi çağdaş teknolojik uygulamaların bu kavrayışı pekiştirdiği anlaşılmıştır.

AkdenizAkdeniz bölgesiEge bölgesi+7
Burcu Tepebaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ulusal kimlik inşasında müze-toplum ilişkisi 1919-1938

Günümüz dünyasında toplumun hızlı bir şekilde değişmesi ve kendini yenilemesi kültürün ve kültürel mirasın yeni nesillere aktarımı konusunda sıkıntılar yaratmaktadır. Özellikle teknolojinin gelişmesi ile birlikte birçok kültür birbiri ile kaynaşmış ve yeni kültürler ortaya çıkmıştır. Oluşan yeni toplumlar kültürlerini devam ettirmek istemişler ve kültürel mirasın yeni nesillere aktarılması için geçmişten günümüze eğitim kurumu olarak gördükleri müzeleri aktif olarak kullanmışlardır. Ayrıca müzelerin yeni nesillere kültürün aktarımının yanında toplumu bir arada tutma görevleri de vardır. Toplumla müzenin ilişkisi toplumdan müzeye olabileceği gibi müzeden topluma da olabilir. Çift taraflı etkileşim müzelerin şekillenmesi ya da toplumun şekillenmesi açısından önemlidir. Toplumların müzeden etkilenmesi doğal olarak müzeyi idare eden kurum ve kuruluşların müzeleri kendi fikir ve görüşlerini topluma iletmesi bakımından da önemlidir. Dünya tarihinde birçok toplumda müzelerin toplumu şekillendirme örneği mevcuttur. Bu değişimler doğal olarak iktidar sahibi olan kişilerin düşünce şeklinde olmuş ve toplumu kendi düşüncelerine göre şekillendirmeye çalışmışlardır. Mirasını Osmanlı İmparatorluğundan alan Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ve inşası sırasında da müzeler aktif olarak kullanılmıştır. Kozmopolit Osmanlı toplumundan, tek ulusa dayanan ve ulus-devlet anlayışını ortaya koyan bir toplum yaratılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda tarihsel süreç içerisinde yeniden oluşturulmaya çalışılan bir toplumun kültürel değişimini ve idarenin sağlamaya çalıştığı kültürel değişim sürecinde müzeleri nasıl kullanmaya çalıştığı incelenmeye çalışmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzecilik, Müze-Toplum İlişkisi, Ulus-devlet,

Milli kimlikMüzelerSosyal etki+2
Ali Bağ
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müze pazarlamasında müşterinin önemi: İzmir Arkeoloji Müzesi örneği

Müzeler, tarihte yer almış uygarlıkların, kültür, sanat ve yaşam unsurlarını toplayarak koleksiyon oluşturur iken, geleceği şekillendirme, halkı eğitme, kültür ve bilgi birikimi sağalma adına, araştırmaya yönlendirme misyonunu üstlenen kurumlardır. Gelişen ve değişen çevrede ayakta kalabilmek için yeni yöntem ve teknikler uygulanması kaçınılmazdır. Bunlardan biride pazarlama metotlarının müzelerde uygulanmasıdır. Modern pazarlama yaklaşımı kapsamında müze pazarlama, hedef kitlenin beklentilerine odaklanmakta, hedef kitlenin beklentileri doğrultusunda düzenlenme yapmakta ve müzelerin temel amacı dışında eğlence ve eğitim amaçlı ilave etkinlikler geliştirilerek müze yapılarını daha cazip kılmaya yönelik çabalar ortaya konulmaktadır. Bu sayede müzeler müşteri memnuniyeti ve sosyal ilgiyi sağlayabilir ve hizmetlerine devam etmek için gerekli kaynakları tedarik edebilirler. Bu çalışmada müze pazarlama planlaması, gerekliliği ve genel uygulamalara göre farklılıkları incelenmiştir. Örnek olarak İzmir Arkeoloji Müze'si ele alınmıştır. Müşteri odaklı pazarlama stratejileri sunulmuştur.

Arkeoloji müzeleriMüzecilikMüzeler+3
Sinem Karakundakoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Dünyadaki sinema ve televizyon müzelerinin incelenmesi

"Türkiye ve Dünyadaki Sinema ve Televizyon Müzelerinin İncelenmesi" başlıklı tez çalışması gerek ülkemizdeki gerek yurtdışındaki sinema ve televizyon müzelerini kuruluş, yönetim, koleksiyonlar, sergileme ve sunum yöntemleri, etkinlikler ve sosyal medya açılarından ele almakta ve 1895 tarihinde resmi olarak oluşturulan sinemanın ve daha sonra icat edilecek olan televizyonun 20. ve 21.yüzyıllarda müzelerde yer alma sürecine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Sinema ve televizyon müzeleri hem yerel, hem de yabancı sinema tarihini belgeleyip topluma sunması açısından önemlidir. Bu çalışma süresince gerek yerinde yapılan incelemeler, gerek alan araştırması sırasında elde edilen bulgular bu müzelerin bir bölümünün durağan bir sunumdan ziyade çeşitli etkinliklerle sinema ve televizyon kültürüne karşı bilinç uyandırdığını, bu noktadan hareketle toplumsal farkındalık yarattığını, eğitim faaliyetleriyle sinemaya nasıl yaklaşmak gerektiğini öğrettiğini ve toplumun farklı kesimlerini bünyesinde bir araya getirerek nasıl bir "sosyal merkez" işlevine sahip olduğunu göz önüne sermektedir. Bu çalışma dünya üzerinden 63 müzeyi ele alması bakımından bu alanda yapılan ilk kapsamlı çalışmalar arasındadır. Bu nedenle hem ileride bu alanda çalışma yapacak kişilere bir kaynak sağlaması amaçlanmış, hem de henüz bu alanda fazla örneğe sahip olmayan ülkemiz için bir karşılaştırma örneği sunulmak istenmiştir. Diğer taraftan da müze dünyasında sinema ve televizyon müzelerinin nerede durduğuna, diğer müzelerle benzer ve farklı yönlerine dair veri tabanı oluşturulma amacı güdülmüştür. Tez kapsamında İstanbul'da bulunan "Türvak Müzesi" dışında, "Adana Sinema Müzesi", "Eye Film Müzesi (Amsterdam), "Londra Film Müzesi", "Londra Sinema Müzesi", "Berlin Sinema ve Televizyon Müzesi" bizzat yerinde incelenmiştir. Görüntü teknolojilerinin gitgide ilerlediği 21. yüzyıl toplumunda sinemanın kökenlerini, oluşum sürecini, girişimcilerini ve geçirdiği süreçleri yakından tanıyarak bugünkü konumunu anlamak ve çeşitli sinema etkinlikleri vasıtasıyla toplumun farklı kesimlerini bir araya getirerek, hem kültürel bir arka plan sağlamak, hem de sosyal bir eğitim alanı yaratmak sinema müzelerinin en önemli işlevleri arasındadır. Bu nedenle bu alandaki müzelerin artması ve bu alana dair daha fazla akademik çalışma yapılması önemli ve gereklidir. Anahtar Kelimeler: Müze, sinema, film, televizyon.

FilmMüzelerSinema+2
Fikret Onur Karamercan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın temsiline eleştirel bir bakış: Türkiye'deki kadın müzeleri

Türkiye'de müzecilik çalışmalarına yeni bir bakış açısı sunan kadın müzeleri dünyadaki gelişimiyle de eş değer olarak kadın tarihinin ve temsilinin önemli bir bölümünü teşkil eder. Günümüze kadar süregelen geleneksel modelde müzecilik anlayışına alternatif pratikler sunan dünyadaki kadın müzeleri, Türkiye'de de yapısal ve içeriksel olarak çeşitlilik gösterir. İçerik bakımından zengin bir çalışma konseptine sahip olan dünyadaki kadın müzeleri, çalışmalarını teorik bir arka plana dayandırmaya özellikle önem gösterirler. Kadın müzeleri, ideolojik olarak feminist eleştirel bir yaklaşımda bulunmalarının yanı sıra, küratöryal uygulamalarında da yeni müzebilim öğelerine sıkça başvurur. Kadın müzelerinin söylem zenginliği yaratma talebi kapsayıcı içeriğe de önem atfeder. Böylelikle kadın temsillerine tarihsel bir bütünlük kazandırmak için bu müzeler tarafından yeni pratikler ortaya çıkarılır. Kadın hareketlerinden ayrı düşünülmeyen kadın müzeleri, bu pratiklerle kadın mücadelesinin de önemli bir parçasını oluşturur. Türkiye'de ise fiziki mekâna sahip olan İzmir Kadın Müzesi dışında sanal bir mekânda yer alan İstanbul Kadın Müzesi, Antalya Kadın Müzesi ve Mersin Kadın ve Göç Müzesi olmak üzere 4 farklı içeriğe sahip kadın müzesi bulunmaktadır. Bu müzeler tezimiz kapsamında feminizm, yeni müzebilim ve kapsayıcılık içeriği bağlamında ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Dünyadaki kadın müzeleriyle karşılaştırıldığında fikir ve biçim bağlamında çağdaş müzeyi yansıttığı düşünülen Türkiye'deki kadın müzelerinin, içerik yönünden bakıldığında henüz yeni gelişmekte olduğu açıkça görülür. Dolayısıyla hem müzebilim hem de feminizm açısından değerlendirildiğinde, İstanbul Kadın Müzesi haricinde, Türkiye'deki kadın müzelerinin kavramsal olarak gelişimini, pek çoğu Avrupa ve Amerika'da kurulmuş kadın müzelerine göre, henüz tamamlamadığı farkedilir. Bu müzelerin kuruluş amacı ve misyonlarının yeniden gözden geçirilmesi, işlev, kapsayıcılık ve etkinlikler açısından da faaliyetlerinin ve toplumsal faydasının arttırılması gerektiği gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Feminizm, Müze, Kadın Müzesi, Yeni Müzebilim, Kapsayıcılık.

FeminizmKadın müzeleriKadınlar+1
Gül Aydın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Bölgesel bağlamında kültürel mirasın korunması: Diyarbakır?da yeni bir arkeoloji müzesi yapmak

With the support of the local administrative institutions and several NGOs, in recent years the staff of the Diyarbakır Archaeology Museum has been designing and implementing the project of its new venue in order to play a leading role in the scene of the preservation and transmission of the local cultural heritage. The structural problems faced in the current museum building, but particularly the limited dimensions of space, did not allow exhibiting more than 10% of the collection. Therefore, a more suitable venue for the Archaeology Museum was needed and the project is now in process. Thus, twelve years after the initial proposal of an extended museum compound in the İçkale area, the nucleus of the historical city fortification, the Diyarbakır Archaeology Museum today is finally completing the last steps towards its transfer into three historical buildings. Meanwhile, the construction of several large dams within the GAP Project, and the consequent flooding of significant zones of a territory particularly rich in archaeological heritage have also initiated numerous transformations deeply affecting the local cultural and natural heritage.This research constitutes an attempt to conciliate these two dramatically contrasting aspects of cultural heritage that are simultaneously in force in the region by telling the story of the new Archaeology Museum as a cultural initiative shared by the civil society. Furthermore, in accordance with the new Museum?s goals, the research delivers educational initiatives and outreach strategies aimed at involving all segments of the population from the region.

ArchaeologyDiyarbakırSoutheastern Anatolian Project+3
Francesca Gulli
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00