
88
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Yönetime katılmada öneri sistemleriyle iş tatmini arasındaki ilişki ve bir örgütteki uygulaması
Bu çalışmanın temel amacı, yönetime katılmada öneri sistemleriyle iş tatmini arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu doğrultuda ilk bölümde yönetim kavramı ve kavramsal boyutları, yönetim teorileri ve yönetimin tarihsel gelişimi ve bu kapsamdaki yönetim yaklaşımları incelenmiştir. Özellikle bu bölümde insan kavramının ve yönetime katılmanın önem kazandığı insan ilişkileri yaklaşımı ele alınıp bu kapsamda yönetime katılmanın tanımı, yönetime katılmanın amaçları, yönetime katılmanın yararları, yönetime katılma yöntemleri üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde bir yönetime katılma aracı olan öneri sistemleri üzerinde durulmuştur. Öneri sistemlerinin tanımı, önemi, amacı, organizasyonu ve işleyişi ele alınmıştır.Üçüncü bölümünde ise iş tatmini konusu ele alınmıştır. İş tatmininin tanımı, önemi, iş tatmini etkileyen faktörler, iş tatmini teorileri, iş tatmininin boyutları, iş tatmininin yararları, iş tatmininin sonuçları ele alınmıştır.Dördüncü bölümünde öneri sistemi ile iş tatmini arasındaki ilişki değerlendirilmiştir.Beşinci bölümünde ise basit küme örneklemesi ile seçilen örneklere anket uygulaması sonucu elde edilen veriler değerlendirilerek öneri sisteminin iş tatmini arasındaki ilişki ortaya konulmuştur.
Asimetrik enformasyonu azaltan bir uygulama olarak bilgi teknolojisi tabanlı ticaret bankacılığı faaliyetlerinin KOBİ'ler açısından değerlendirilmesi ve Kütahya ili saha araştırması
Finansal sistemin en ağırlıklı aracı kurumu olan bankalar fon arz edenler ve fontalep edenler arasında fon akışını sağlayarak ekonomide önemli bir işlevi yerinegetirmektedir. Bankaların en önemli müşteri grubu ise işletmelerdir. Türkiye'dekiişletmelerin %99'unun KOBİ olduğu düşünüldüğünde bankaların KOBİ'lerinihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetleri çeşitlendirmesi ve KOBİ'lerin bunlardanyeterince yararlanabilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla bazı bankalar, sınırlıfinansman olanakları ve yüksek kaynak maliyeti ile karşı karşıya kalan KOBİ'lerinfinansal çözüm ortağı olmak ve her türlü finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzereticaret bankacılığı faaliyetleri içerisinde KOBİ'lere özel bir yer ayırmakta ve bufaaliyetlerini ?KOBİ bankacılığı? adı altında programlamaktadır.Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler her sektörü etkilediği gibibankacılık sektörünü de önemli ölçüde etkilemiştir. Bankalar bilgi teknolojilerinikullanmanın avantajlarından yararlanmak için, ürün ve hizmetlerini bilgi teknolojileritemelli dağıtım kanalları vasıtasıyla sunmaya başlamışlardır. Bilgi teknolojilerinikullanmanın bilgi asimetrisi kaynaklı sorunları azaltıcı etkisi de düşünüldüğünde,bankalar için yeni dönemin adı elektronik bankacılık olmuştur. Ticaret bankalarınınbilgi teknolojileri temelli dağıtım kanalları vasıtasıyla ürün ve hizmetlerini sunarakasimetrik bilgi sorununu azaltması kadar, müşterilerin özellikle de KOBİ'lerin buteknolojilere uyum sağlayıp etkili bir şekilde kullanabilmeleri de büyük önemtaşımaktadır. Ancak, araştırma sonunda KOBİ'lerin gelişen teknolojiye ayak uydurmasıve kullanabilmesinde önemli sorunların mevcut olduğu ve bu nedenle bilgiteknolojilerinin kullanımının asimetrik bilgi sorununu azaltıcı etkisinin istenilen şekildegerçekleşemediği görülmektedir.
Küreselleşen dünyada devletin iktisadi rolü: Türk kamu maliyesi örneği
21. yüzyıla girerken, birey, toplum ve devleti farklı kavram, boyut ve derinlikteetkileyen degisim, dünyanın her bir kösesinde yasanmaktadır. ktisadi, siyasi, sosyal vekültürel sahalarda var olan sınırların ortadan kalkmaya basladıgı, kutuplasmaların terkedildigi, liberal yaklasımların hemen hemen her alanda ve her anlamda güç kazandıgı,bilisim, teknoloji ve enformasyonun hızla gelistigi, yasam formlarımızda büyükdönüsümler yasandıgı bu sürece, küresellesme adı verilmektedir.Küresellesme ile birlikte her alanda yasanan degisim, devletin görev, rol vefonksiyonlarında da kendini hissettirmektedir. Bu çerçevede, küresellesme ile birlikteüretim faktörlerinin uluslararası mobilitesinin artması, teknoloji ve iletisimde yasananhızlı gelismeler ve neo-liberal degerlerin yükselisi, devletlerin kamu mali yapılarını vekamu mali politikalarını derinden etkilemistir. Küresellesmenin devletlerin kamu maliyapılarına etkisi, kamu gelir ve giderlerinde yasanan degisimlerde, kamu idareleriarasından yasanan küresel rekabette ve devletlerin birbiri ardına gerçeklestirdikleri malireformlarda kendini göstermektedir.Bu çalısmada, küresellesmenin devletin iktisadi rolü üzerindeki etkisi, kamumaliyesi açısından incelenmistir. Bu baglamda küresellesmenin tanımı, tarihi gelisimive ulus devletler üzerindeki etkisi birinci bölümde ele alınmıstır. Küresellesmeninülkelerin kamu maliyelerine ve mali reformlar üzerine etkileri ikinci bölümdeaçıklanırken, son bölümde ise örnek ülke olarak seçilen Türkiye'de, küresellesmeninkamu maliyesine ve mali reformlarına etkisi ayrıntılı bir sekilde incelenmistir.
Türkiye'de eğitim harcanmalarının ekonomik büyüme üzerine etkileri
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için eğitim, ekonomik büyümenin gerçekleşmesini sağlayan önemli bir değişkendir. İktisat literatüründe, eğitim yoluyla beşeri sermayeye yapılan yatırımların, uzun dönemde pek çok ülkenin ekonomik büyümesinde pozitif etkisi gözlenmiştir.Bu çalışmada, Türkiye'de 1990-2001 yılları arasındaki dönemde, il bazında veriler kullanarak, eğitim harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelenmiştir. Türkiye geneli yanında, oluşturulan dört grupta (kişi başına düşen GSYİH ortalaması altındaki ve üstündeki iller, Marmara ve Güneydoğu Anadolu) yapılan toplam, ilköğretim ve ortaöğretim harcamalarıyla bölgelerin ekonomik büyümesi arsındaki ilişki panel veri yöntemiyle analiz edilmiştir.Yapılan ekonometrik tahminler, Türkiye geneli ve diğer bütün bölgelerde toplam, ilköğretim ve ortaöğretim harcamaları katsayıları, daha önceden yapılmış olan ekonomik çalışmalarda da belirtilmiş olduğu gibi, pozitif ve istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Kişi başına GSYİH ortalamasının altında kalan iller ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ortaöğretim harcamaları, Marmara Bölgesi'nde ise ilköğretim harcamalarının ekonomik büyümeye etkisi daha yüksek çıkmıştır. Özetlenecek olursa, Türkiye'de eğitim alan bireylerin, verimlik artışı yoluyla ekonomik büyümeye katkılarının pozitif yönde olduğu gözlenmiştir.
Durağan olmayan paneller ve bir uygulama
Panel veri tahmin metotlarının kullanımı hem veri kaynaklarına ulaşmanın kolaylaşması hem de sadece yatay kesit ve zaman serileri ile yapılamayan analizlere imkân tanıması sebebi ile giderek artan bir öneme sahiptir. Bu popülerliğe parelel olarak teorik ve amprik panel veri çalışmalarının sayısı giderek artmıştır. Son dönemlerde panel veri ekonometrisinin en çok ilgi çeken alanlarından biri de durağan olmayan panel veri modelleridir. Geleneksel panel çalışmalarından farklı olarak, geniş zaman serisi ve yatay kesit boyutlarına sahip panellerde zaman öğeleri durağan olmamanın güçlü kaynağıdır. Ayrıca, zaman boyutuna yatay kesit boyutunun eklenmesi durağan olmamayı ve eş bütünleşmeyi test etmekte önemli katkılar sağlamaktadır.Bu yüksek lisans tezinde, durağan olmayan panellerin alanizinde sıkça karşılaşılan tahmin metotları incelenmiştir. Panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin uygulanabilirliğini göstermek için Türk İmalat Sanayinde Saat Başına Sabit Ücretler ile Saat Başına Emeğin Ortalama Ürünü arasında Etkin Ücret Teorisince ileri sürülen pozitif ilişkinin varlığı test edilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar, Türk İmalat Sanayi için Etkin Ücret Teorisini ret etmemektedir.Çalışma veri analizine ilave olarak çeşitli testleri karşılaştırmalı olarak sunmaktadır. İlk olarak, Choi(2001) ve Maddala ve Wu(1999) takip edilerek, yatay kesit bağımlılığını göz önüne almayan Fisher tipi panel birim kök testleri uygulanmıştır. Daha sonra karşılaştırma yapabilmek için seriler yatay kesit bağımlılığından olabildiğince arındırılarak Fisher tipi panel birim kök testi yeniden uygulanmıştır. Ayrıca, yatay kesit bağımlılığını regresyon denklemi içinde göz önüne alan Pesaran(2003,2007) panel birim kök testi ayrı bir karşılaştırma yapmak için kullanılmıştır. Panel eş bütünleşmenin sınanması için ise Maddala ve Wu(1999) ve Choi(2001) birim kök testlerini panellerde eş bütünleşmeyi test edecek şekilde yeniden yapılandıran Hanck(2007) tarafından önerilen yeni eş bütünleşme testi kullanılmıştır. Bu test de hem yatay kesit bağımlılığı olan serilere hem de yatay kesit bağımlılığından arındırdığımız serilere uygulanmıştır. Çalışmada sunulan panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin yanı sıra bireysel seriler için ADF, CADF ve Engel-Granger testleri de uygulanmıştır.
İhracatı teşvik politikalarının Adana ili üzerinde etkinliği
Bu tez çalışmasında ihracat teşvik kavramının ne olduğu, sürekli değişen koşullarda ihracat teşviklerinin Türkiye'de nasıl uygulandığı ve ekonomik etkileri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın amacı, Türkiye'de uygulanan ihracat teşvikleri ile Adana'da faaliyet gösteren ihracatçı işletmelerin ihracat teşviklerini hangi düzeyde kullandığını tespit etmektir. Ayrıca, Türkiye'nin AB'ye üyeliği sürecinde ortaya çıkan bölgesel dengesizliklerin giderilmesinde Adana ilinde uygulanan teşviklerin algılanması, etkileri ve Adana'da yer alan ihracatçı firmaların uygulanan teşviklerin bölgesel kalkınmada etkisinin yeterliliği konusundaki görüşleri incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde teşvik kavramı ve çeşitleri ile ilgili genel bilgiler verilmiş, hemen arkasından İkinci bölümde ihracat teşvik kavramı açıklanmış ve ihracat teşvik sistemi ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca, Avrupa Birliği'nde ve çeşitli ülkelerde uygulanan ihracat teşvik sistemi ile Türkiye'de uygulanan teşvik sistemi karşılaştırılmıştır.Son bölümde, Adana ilinin ihracat durumu ve potansiyeli hakkında bilgi verilmiş, işletmelerin işlevsel ve kurumsal yapıları, ihracat teşviklerinin Adana'daki ihracatçı firmalar üzerindeki etkisine yönelik anket sorularının sonuçları yorumlanmış ve bu sonuçlar dikkate alınarak öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: İhracat Teşvikleri, KOBİ Teşvikleri, Avrupa Birliği'nde Teşvikler, Adana
Motivating very young learners of English in a classroom setting
Children seem to be motivated to get new things into their lives. However, it may sometimes be meaningless for a child to be interested in learning a foreign language for its own sake. The fact that they catch new things with no consciousness is undisputable but there is a crucial point that in a learning atmosphere, they need to be strongly motivated to learn the language. Role of motivation for young learners in foreign language education has been studied extensively so far. It has been consistently stated so far that the effectiveness of learning and teaching process is measured according to the level of motivation of learners during that process.The aim of this current study is to discuss the importance of motivation in teaching English to very young learners, the reasons of demotivation and as to what teachers could do to increase motivation and keep students motivated in classrooms of 5-6 year-old learners. With the help of this research, it is aimed to contribute insights to the field of motivation which in fact is regarded as the basis of all kinds of education. Based on this premise, we aim to seek answers to the following questions:?What internal/external factors lead to motivation??What internal/external factors lead to demotivation??How does motivation affect learners? perception of and involvement in activities??How does demotivation affect learners? perception of and involvement in activities?The study has been conducted on 45 participants, whose age range is between 5-6 years. The data are based on the performance of the participants analyzed in terms of three main aspects; teacher attitude, classroom atmosphere and activities andmaterials used in class.
Türkiye'de 1980 sonrası dönemde seçim ekonomisi uygulamalarının kamu maliyesine yansımaları üzerine karşılaştırmalı bir araştırma
Bu çalışmada Türkiye'de 1980 sonrası dönemde milletvekili genel seçimlerindeki, seçim ekonomisi uygulamalarının kamu maliyesine yansımaları üzerine karşılaştırmalı bir araştırma yapılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde seçim ekonomisi teorisi incelenmiştir. İkinci bölümde, her bir milletvekili genel seçimi döneminde yaşanan siyasal ve ekonomik gelişmeler özetlenmiş ve seçim dönemlerinde izlenen maliye politikaları ele alınmıştır. Ardından, seçim ekonomisi uygulamalarının kamu maliyesine yansımalarının ekonometrik analizi yapılmıştır.Seçimlerin kamu harcamaları üzerindeki toplam etkisini görmek için yapılan regresyon analizi tahmin sonuçlarına göre, kamu harcamalarının seçim dönemlerinde artan bir eğilim sergilediği görülmüştür. Seçimlerin tekil etkileri incelendiğinde, kapsam ve koşullara bağlı olarak her seçim döneminin harcamalar üzerinde farklı bir etki yarattığı ortaya çıkmıştır.İncelenen dönemde milletvekili genel seçimlerinin büyük çoğunluğu sonbahar ve Kasım-Aralık aylarında yapıldığı için, ülkemizdeki bütçe uygulamalarında ?Aralık Ateşi? olarak adlandırdığımız, yılsonu harcamalarındaki artış eğilimi ile seçim ekonomisi uygulamalarının ilişkisi de analiz edilmiştir. Tahmin sonuçlarına göre Aralık Ateşi olgusu ile seçimlerin tümü birlikte değerlendirildiğinde, harcamalar üzerinde her ikisinin de bir etkisi olduğu görülmüştür.Harcama bileşenleri açısından yapılan analizlerde de sonuçlar seçimden seçime değişiklik göstermiştir. Bununla birlikte, genel olarak seçim yıllarında transfer harcamaları ve cari harcamaların artış eğilimine girdiği, yatırım harcamalarının ise, güçlü tahmin sonuçları elde edilmemekle birlikte, azalma eğiliminde olduğu tespit edilmiştir. Harcamalarla ilgili elde edilen tahmin sonuçları, ?harcama serisinin devresel hareketleri? ile uyumlu bulunmuştur.
Türkiye'de Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde doğrudan yabancı yatırımları berlileyen etkenler ve Türkiye uygulaması
Günümüzde doğrudan yabancı yatırımlar özellikle gelişmekte olan ülkeler için çok önemli bir sermaye kaynağıdır. Bu yatırımlar sermaye sağlamanın yanı sıra büyümeyi, istihdamı, işgücü verimliliğini, ihracatı olumlu yönde etkiler ve yatırım yapılan ülkeye teknoloji, teknik bilgi, yönetim ve pazarlama bilgisi getirir.Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecinde olan Türkiye için doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri tespit etmektir.Uygulanan ekonometrik analizde Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırımların girişinde etkili olduğu düşünülen faktörler test edilmiştir. Bu kapsamda kullanılan değişkenler: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, dışa açıklık oranı, döviz kuru, sivil özgürlükler skoru ve kukla değişken olarak 2003 yılında çıkartılan 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunudur.Yapılan ekonometrik analiz ve sonuçları detaylı bir şekilde analiz ve sonuç bölümlerinde değerlendirilmiştir.
Küresel gıda krizi nedenleri etkileri ve uygulanan politikaların etkinliği
2006 yılından itibaren hızla artmaya başlayan gıda fiyatları 2008 yılının haziran ayında son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu durum özellikle yoksul ülkeleri olumsuz olarak etkilemiş ve gıda güvenliği olarak adlandırılan tehlikeye atmıştır. 1,5 yıl içerisinde 100 milyondan fazla insan açlıkla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum pek çok insanı etkilediği için gıda krizi veya gıda fiyat krizi olarak adlandırılmıştır.Gıda krizinin pek çok sebebi vardır. Artan dünya nüfusu, yüksek petrol fiyatları, değişen tüketim kalıpları, tarım sektöründeki altyapı sorunları, spekülatif yatırımlar bu sebeplerin bazılarıdır. Sebeplerin etkileri üzerinde bilim adamları arasında tam bir uzlaşma sağlanamamış olsa da, dünyada özellikle yoksul ülkeleri etkileyen bir gıda krizinin olduğunu herkes kabul etmektedir. Bu sebeplerin dışında gıda krizinin en büyük sebebi satın alım gücünün olmaması başka bir ifade ile yoksulluktur.Gıda krizi özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeleri etkilemiştir. Özellikle bu ülkelerde yaşayan yoksul insanlar daha fazla desteğe ve yardıma ihtiyaç duymuşlardır. Gıda krizi sebebiyle artan kamu harcamaları bütçe açıklarına sebep olmuş ve bu ülkeler de bütçe açıklarından kurtulabilmek için uluslararası desteğe ihtiyaç duyar hale gelmişlerdir.Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, FAO yoksul ülkelere yardım eden başlıca uluslararası kuruluşlardandır. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gıda krizinin etkilerini azaltmak için milyarlarca dolarlık fon yaratmış olmalarına rağmen politika ve önlemlerinin gıda krizine yol açtığı yönündeki eleştirilerle de karşı karşıya kalmışlardır.Bir ülke Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun yardımına ihtiyaç duyarsa onların kurallarına göre uymak zorundadır. Bu kurallara göre devletin ekonomideki payı azaltılmalı, özelleştirme özendirilmeli, gıda yardımları ve tarım teşvikleri azaltılmalı, ithalatın önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu gibi koruyucu tedbirlerin kaldırılması, ülkedeki işsizliği ve yoksulluğu ciddi şekilde arttırmıştır. Üretilen tarım ürünleri miktarı ve gıda alımını sağlayan gelir düzeyinde önemli azalmalar meydana getirmiş ve gıda krizi özellikle yoksul ülkelerde yıkıcı etkiler yaratmıştır.Anahtar Sözcükler1.Gıda Krizi2.Gıda Güvenliği3.Açlık4.Uluslararası Para Fonu5.Dünya Bankası