Kütahya Dumlupınar University
Department

Department of Public Finance

Kütahya Dumlupınar University

138

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl boyunca Türkiye'de zirai kazançların vergilendirilmesinin hâsılat açısından değerlendirilmesi

Tarımın vergilendirilmesi konusu, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de üzerinde önemle durulan bir alandır. Özellikle tarımsal nüfusun fazla olduğu ülkelerde siyasi karar alma mekanizmasının, bu geniş oy tabanıyla ilişkileri dikkat çekmektedir.Osmanlı Devleti'nin klasik dönem olarak kabul edilen döneminde, tarımda aşar ve ağnam vergilerinin uygulanmasında istikrarlı davranılmış ve hâsılatta da başarılı olunmuştur. Sonraki buhran döneminde iltizam denilen tahsil usulü uygulanarak gelirler ihale edilerek mültezimlerden tahsil edilmiş, fakat halk, mültezim baskısı altında yaşamıştır.Cumhuriyet'in ilanı ve rejim değişikliği ile birlikte yen, yaklaşımlar gündeme gelmiş ve Aşar vergisi, tahsil yönteminin değiştirilmesi ile ilgili değerlendirmelere gerek duyulmadan 1925 yılında kaldırılmış ve 1961 yılına kadar tarım sektörü vergilendirilmemiştir.1961 yılında 193 sayılı Gelir Vergisi kanunuyla zirai kazançlar gelir vergisi sistemine dâhil edilmiştir. Fakat siyasi mekanizma, muafiyet ve istisnaların kapsamını geniş tutarak, vergi tabanını daraltmış, belge düzeninin zorunlu olmayışı gibi nedenlerle tarım sektörü kayıt dışı ekonominin büyümesine neden olmuş ve önemli bir gelir kaybına neden olmuştur.Tarımsal kazançların yeterli ölçüde vergilendirilmemesi ve kayıt dışı ekonomiyi büyütmesi, Türk vergi sisteminin gelir kaleminde önemli bir gelir kaybına neden olmuştur. Öte yandan sektördeki vergi yükü de oldukça düşük düzeydedir.4369 sayılı kanunla, nihai vergiye dönüşen stopajın oranının arttırılması ve tüm çiftçilerin kayıt altına alınması tarımın vergilendirilmesi konusunda istenilen sonuçların elde edilmesini sağlayacaktır.

CumhuriyetStopajTanzimat+2
Mustafa Adem Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği

Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.

MakroekonomiMakroekonomik etkiMakroekonomik politikalar+5
Güner Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin değerlendirilmesi ve öneriler

Türk vergi hukukunda uyuşmazlıkların çözümü için farklı yöntemlerin belirlendiği görülmektedir. İdari aşama ve yargı aşaması olarak sınıflandırılan bu yöntemlerin içerisinde uzlaşma müessesesinin önemli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bununla birlikte devlet tarafından kamu giderlerini karşılamak üzere alınan verginin, toplumsal yaşamı sağlamadaki önemli bir rolü olduğu da yadsınamaz. Bu nedenle, vergi mükellefi ile vergi idaresi arasında vergi miktarı ve cezası üzerinde bir anlaşmaya varılması, kamu yararı gözetilerek genel hukuk kuralları çerçevesinde titizlikle uygulanması gerekmektedir.Bu çalışmada; vergi uyuşmazlıklarının çözümünde uzlaşma müessesesinin Türkiye'deki yapısı incelenmiş, uygulamadaki durumu değerlendirilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde vergi uyuşmazlıkları ve uzlaşma müessesesi üzerinde durulmuş, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmanın uygulanmasına yönelik literatüre uygun olarak bir alt yapı oluşturulmuştur. Daha sonra Türkiye'deki uzlaşma sistemi, istatistiki veriler, genel hukuk kuralları, vergi denetimleri yönünden ve diğer ülkelerdeki uygulamalar yönünden değerlendirilerek öneriler sunulmuş ve yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma

FinansTarhiyatTürkiye+5
Kenan Taşcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ihracatta kdv istisnası ve Avrupa Birliği uygulaması ile karşılaştırılması

Katma değer vergisi üretim ve tüketim sürecinin her aşamasında malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanıyarak değer artışı esasını benimsemiş çok aşamalı genel bir satış vergisidir.Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1985'te yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, ?ihracat istisnası? yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. Bu istisnanın uygulamaya konulmasındaki amaçlar ise ihracatın arttırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü arttırmak ve çifte vergilemenin önlenmesidir.Bu çalışmada Katma Değer Vergisinde yer alan ihracat istisnasındaki işleyiş ortaya konulmaya çalışılmış, KDV iadelerinde karşılaşılabilecek olan sorunlara ne şekilde yaklaşılması gerektiği açıklanmaya çalışılmış ve son olarak ihracatın Avrupa Birliği'ndeki işleyişine değinilerek Türkiye ile karşılaştırılması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Katma değer, Katma Değer vergisi, İhracat, İhracat istisnası

Avrupa BirliğiKatma değer vergisiTürkiye+4
Ebru Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Performans esaslı bütçe ve Kütahya il özel idaresinde uygulama

Yerel yönetim birimi olan il özel idareleri halkın da katılımı ile ilin gelirini yönetmekle yükümlü tüzel kişiliklerdir. Ülkemizde tarihi Osmanlı İmparatorluğu'na kadar dayan il özel idareleri, günümüzde ilin yerel ihtiyaçlarını karşılamak ve bu çerçevede ülke ekonomisine de katkıda bulunmak amacıyla faaliyetlerini yürütmektedirler.Bütçe kavramı en genel tanımıyla elde edilen gelirlerin yapılacak olan giderleri karşılayıp karşılayamayacağını belirlemek amacıyla hazırlanan bir belgedir. Özellikle kamu kurumlarında bir yıllık süreyi kapsayan bütçelerin hazırlanmasına yönelik olarak çeşitli bütçeleme sistemleri bulunmaktadır. Bu sistemlerden biri de çalışmaya da konu olan Performans Esaslı Bütçe sistemidir. Performans Esaslı Bütçe Sistemi, kamu hizmetlerinde yapılan harcamalar doğrultusunda en yüksek hizmet çıktısının elde edilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen bir tekniktir. Sistemin uygulanması özellikle kamu uygulamalarında performansa dayalı ölçümlerin yapılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.Performans Esaslı Bütçeleme Sisteminin il özel idarelerinde uygulanmasına yönelik hazırlanan bu çalışmanın birinci bölümünde; il özel idareleri hakkında bilgilere ve il özel idarelerinde yönetimler arası mali ilişkilerin düzenlenmesine ilişkin konulara yer verilmiştir. İkinci bölümünde Performans Esaslı Bütçeleme Sisteminin tanımı, nitelikleri, temel unsurları, aşamaları, kullanılan bilgiler ve Performans Esaslı Bütçe Sisteminin dünyadaki uygulamalarına ayrıntılı olarak değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümünde ise yapılan literatür çalışması doğrultusunda Kütahya İli İl Özel İdaresinde bütçeleme sistemine yönelik uygulama çalışmasına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Performans Esaslı Bütçe, İl Özel İdaresi, Yönetimler Arası Mali İlişkiler, Program Bütçe Sistemi, Performans Sistemi.

BütçeBütçelemeBütçeleme sistemleri+4
Yemen Deli
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu yönetiminde şeffaflık ve bilgi edinme yasası uygulaması

Çalışmamıza, çağdaş ve demokratik yönetimin gerekliliğinden olan yönetimde şeffaflık kavramı ve katılımcı yönetim anlayışını mümkün kılan, bireylere yönetimin elinde bulunan bilgi ve belgelere ulaşma ve aldığı kararlara katılma imkânı sağlayan Bilgi Edinme Hakkı Kanunu konu olacaktır. Çalışmanın ana konusunu "Bilgi Edinme Kanunu"nun Türkiye'de uygulanması oluşturmaktadır. Bu amaçla bilgi edinme yasası kapsamında pek çok kamu kuruluşuna mesajlar gönderilmiştir. Uygulama sonucu elde edilen veriler ile Türkiye' de bilgi edinme yasanın ne derece uygulandığı test edilecek ve uygulama sırasında yaşanan aksaklıklar mevcut yasa kapsamında değerlendirilecektir.Öncelikli olarak ?yönetim? ve ?kamu yönetimi? kavramsal çerçevede incelenecek, Türk kamu yönetiminin yapısı ve temel soruları üzerinde durulacaktır. Çağdaş ve demokratik yönetimin gerekliliğinden olan şeffaflık kavramının tanımı yapılacak, gerekliliği ve faydaları kısacası yönetime olan katkısı ve önemi vurgulanacaktır. Yine şeffaflığın bir türü olan mali şeffaflığın yönetime olan katkısı ve yanlış uygulanması durumunda yaratacağı sakıncalar belirtilecektir.Ülkemizde Kamu hizmetlerinde ekinliğin ve verimliliğin arttırılması, katılımcılığın ve hesap verilebilirliğin sağlanarak demokrasinin güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin arttırılması amacıyla 24 Nisan 2004 tarihinde yürürlüğe giren Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun dünyada ve Türkiye'de gelişim süreci ve günümüz yasal düzenlemeleri üzerinde durulacaktır. Türkiye'de bilgi edinme yasası ile belli hakların tanınması ve bazı istisnalarla bu hakların geri alınmasına vurgu yapılacaktır.Anahtar Kelimeler: Yönetim, Kamu Yönetimi, Şeffaflık, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, Bilgi Edinme Hakkı

Sevim Bozkurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıtdışı ekonomi ve eğitim düzeyi ilişkisi

Kayıtdışı ekonomi, oldukça geniş bir faaliyet alanını kapsamakta ve çeşitli şekillerde adlandırılmaktadır. Kayıtdışı ekonominin ölçülmesi de oldukça zordur. Ancak Türkiye'de boyutlarının yüksek olduğu bilinmektedir. Nedenleri açısından ekonomik, mali, siyasi ve idari, ahlaki ve psikolojik olmak üzere dört grupta toplanabilir. Söz konusu nedenler ve bu nedenlerin etkisi ülkeden ülkeye farklılaşmaktadır. Türkiye açısından da nedenlerin ağırlıklarının farklılaştığı görülür. Etkileri konusunda olumlu ve olumsuz görüşler ileri sürülmüştür. Ancak olumsuz etkileri daha fazla ve akla yatkındır. Kayıtdışı ekonominin sayılan nedenlerden arındırılabilmesi için önerilebilecek bir faktör ise eğitimdir.Türkiye'de temel eğitim göstergeleri özellikle son dönemde olumlu bir görüntü sergilemektedir. Eğitim yatırımları, okullaşma oranları, okuryazar oranı, öğretmen ve mezun sayısındaki artışla birlikte eğitimde kalitenin de arttığı görülmektedir. Bu durum genç nüfusa sahip olan ülkemiz adına umut vericidir. Çünkü eğitim hem kişisel hem de toplumsal faydalara sahiptir. Faydaları açısından eğitim, gelir dağılımındaki adaletsizliği, doğurganlığı, suç oranlarını ve işsizliği düşürür; aynı zamanda ekonomik büyümeyi sağlar. Sayılan bu faydalar, kayıtdışı ekonominin birçok nedeni ile ilişki içindedir. Diğer yandan eğitim düzeyindeki artış ile birlikte hem kayıtdışı istihdam hem de yeraltı ekonomisinde faaliyet gösteren kişi sayısı düşmektedir.Sonuç olarak, eğitim yatırımlarında ve kalitesinde oluşturulabilecek bir artış, kayıtdışı ekonominin boyutlarını azaltacak, işgücünün daha verimli alanlarda çalışmasına ve daha iyi bir hayat standardına sahip olmasına yol açabilecektir.

EğitimEğitim düzeyiEğitim harcamaları+2
Mehmet Ela
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde stratejik plana dayalı performans bütçe: Manisa Belediyesi örneği

Dünya da son yirmi beş yıldır, kamu harcamalarında mali disiplin ve etkinlik arayışları, performans esaslı bütçe sistemini gündeme taşımıştır. Bu yeni bütçe yaklaşımıyla; girdilere ve mevzuata uygunluk temelinde bütçeleme ve denetim anlayışından, sonuçlara göre bütçelemenin yapıldığı; kuruluşların etkinlik, verimlilik, kalite ve mali performans ölçülerine göre değerlendirildiği bir bütçe yönetimi ve denetimi anlayışı benimsenerek; mali disiplin, stratejik önceliklere göre kaynakların dağıtımı ve kamu hizmetlerinin sunumunda etkinlik ve verimliliğin sağlanması hedeflenmektedir.Dünyadaki gelişmelere paralel olarak ülkemizde de 1990'ların ortasında başlayan kamu mali yönetiminde reform çalışmaları sonucunda 2003 yılında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile, tüm kamu kurumları ile birlikte belediyelere de stratejik plana dayalı performans bütçe sistemi getirilmiştir.Stratejik plana dayalı performans bütçe sisteminin, belediyelerde kendisinden beklenen sonuçları üreterek işleyebilmesi, üç unsura bağlıdır: Birincisi; katılımcı bir anlayışla stratejik planın hazırlanmasıdır. İkincisi, çok yıllı bütçe çerçevesinde, gelir bütçesi tahminlerinin dikkate alınarak stratejik önceliklerin saptanması ve mali kaynakların bu önceliklere göre yukarıdan aşağıya dağıtılarak, tahsis etkinliği ile birlikte mali disiplinin sağlanmasıdır. Üçüncü unsur ise, önceliklendirilen stratejik hedeflerlerin, etkinlik ve verimlilik düzeyini ölçen göstergelerle, yıllık performans hedeflerinin oluşturulması ve bu hedefleri içeren belediye performans programı üzerinden performans denetimi yapılarak teknik etkinliğin sağlanmasıdır.Performans bütçe sisteminin kendisinden beklenen işlevleri gerçekleştirip uygulamada başarılı olabilmesi için, vatandaş odaklı bir performans geliştirme kültürünün belediyelerimize kazandırılması ve performans denetiminin standartlarını oluşturarak, performans denetimi gerçekleştirmek üzere 5018 sayılı kanunda öngörülen kurumsal düzenlemelerin tamamlanması gerekmektedir.

BelediyelerBütçe sistemleriBütçeleme teknikleri+5
Haktan Sevsay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ortak çevre politikası çerçevesinde çevre vergileri ve Türkiye için bir değerlendirme

Çevre kirliliğinin dışsal maliyetleri oldukça yüksektir. Özellikle sanayileşme ve teknolojik gelişmeler ile birlikte üretimin ve tüketimin hızla artması sonucu; hava, su ve toprak hızla kirlenmeye, doğal kaynaklar tükenmeye başlamış, doğanın kendi kendini yenileme niteliği zarar görmüştür. Bu gibi dışsallıklar tüketime konu olan mal veya hizmetler üzerine vergi konulması ya da sosyal maliyeti olan üretim sürecinin çeşitli aşamalarının vergilendirilmesi şeklinde içselleştirilebilir.Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerinin başlamasıyla Türkiye'de, Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde çevre politikalarında bir değişim meydana gelmektedir. Bu değişim, çevre vergilerinde de görülmeye başlanmıştır. Türkiye'de Avrupa Birliği ya da OECD ülkelerindeki anlamıyla çevre vergileri, uygulama alanı bulamamaktadır. Bu ülkelerdeki çevre vergileri, üzerine kondukları mal ve hizmetlerin maliyetini arttırarak üretici ya da tüketicileri çevreye zararlı olmayan faaliyetlere yönlendirirken aynı zamanda teknolojik gelişmeyi de sağlamaktadır. Bu nedenle bu ülkelerde uygulanan çevre vergileri ilk planda ?yönlendirmek ve denetlemek? amacını gütmektedir. İkinci aşamada ise mali amaç güdülmektedir.Türkiye'de çevre vergisi olarak kabul edilebilecek vergiler; ÖTV'nin içerisinde yer alan Akaryakıt Tüketim Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Çevre Temizlik Vergisi'dir. Ancak bu vergilerin ilk planda mali amaçlarla uygulamaya konulması ve hâsılatlarının çok az bir kısmının çevreyi korumak maksadıyla kullanılması bu vergilerin ?yönlendirici-denetleyici? niteliklerinin Avrupa Birliği ülkelerindekine benzer biçimde ortaya çıkmasına engel olmaktadır.Türkiye'nin Avrupa Birliği Müktesebatına uyumu çerçevesinde, Türkiye'de çevre vergileri, çevreye zararlı ekonomik faaliyetler üzerine kaydırılmalıdır. Çevreye daha az zarar veren teknolojiler, vergi indirimleri, muafiyet ve istisnalarla desteklemelidir. Böylece hem çevreyi koruma amacıyla çevreye zararlı faaliyet düzeyinin azaltılmasını sağlanırken, aynı zamanda ekonomik büyümenin önünde engel olarak kabul edilebilecek işgücü ve sermaye üzerindeki vergileri azaltılarak ekonomik büyüme teşvik edilmelidir.

Alper Küçükkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de belediyelerin mali yapısı ve finansal sorunları: Konak Belediyesi örneği

Belediyeler yerel yönetimler içerisinde ön plana çıkan önemli bir yerel yönetim birimidir. Belediyelerin hallka daha yakın ve küçük ölçekli birimler olması sonucu hizmetlerin sunulmasında, halkın taleplerini karşılama ve sorunları çözme konusunda daha hızlı ve etkin olma imkanına sahiptirler.Belediyelerin halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun etkin ve verimli hizmet üretebilmeleri görevleri ile orantılı kaynak tahsis edilmesiyle mümkündür. Kaynak sorunu belediyelerin etkin hizmet sunumunu olumsuz etkilemekte ve giderek merkezi idareye bağımlı hale getirmektedir. Bu durum belediyelerin mali özerklik ilkesinden uzaklaşmasına neden olmaktadır.Çalışmanın amacı belediyelerin mali yapısının analizi ve finansal sorunlarının nedenlerinin belirtilmesidir. Çalışmanın kapsamı içerisinde birinci bölümde yerel yönetim kavramı ve Türkiye'de Belediyeler hakkında genel bilgiler verilmiş, ikinci bölümde Türkiye'de belediyelerin mali yapıları, gelişimi ve finansal sorunları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Konak Belediyesi'nin mali yapısı, finansal sorunları hakkında bilgiler verilmiş, Konak Belediyesi'nin mali yapısı hakkında yapılan anket çalışması ile oluşturulan bulgular değerlendirilmiştir.

FinansFinansal sorunlarFinansal yönetim+5
Aslı Güzeler
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00