3,101

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

GanLi3 (n = 2-20) topaklarının incelenmesi

Bu çalışmada GanLi3 ( n = 2-20) topaklarının geometrik yapıları, kararlılıkları ve elektronik özellikleri Yoğunluk Fonksiyonel Teori (DFT) ile çalışıldı. Geometrik yapılarda lityum atomları, yapının dış konumlarını tercih etmiştir. GanLi3 ( n = 2-20) topaklarındaki bağlanma enerjisindeki artış karalılığın arttığını göstermektedir. Topaklarında ayrışma enerjisi (ΔE) ve ikinci dereceden enerji farklarından(∆2E) Ga4Li3, Ga6Li3, Ga9Li3, Ga12Li3, Ga15Li3 ve Ga18Li3 topakları daha kararlı olduğu ortaya çıkarken GapHL enerji farkları ise tek sayılı topakların daha kararlı olduğunu göstermektedir. Buna göre GanLi3 ( n = 2-20) atom topaklarında Ga9Li3 ve Ga15Li3 topakları daha kararlıdır. Anahtar Kelimeler: Geometrik Yapılar, Kararlılık, Topaklar, Yoğunluk Fonksiyonel Teori

Atom topağıÇok atomlu moleküller
Tuğrul Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

CH3(CH2)3CX2NH2 (X= H,F,Cl ve Br) moleküllerinin yapısal, titreşim ve elektronik özellikleri üzerine halojen ve solvent etkilerinin incelenmesi

1-pentanamin [CH3(CH2)4NH2] ve 1,1-dihalojen-pentan-1-amin CH3(CH2)3CX2NH2 ( X = H, F, Cl veya Br) moleküllerinin yapısal, titreşim ve elektronik özellikleri üzerine halojen ve çözücü etkileri B3LYP fonksiyoneli, 6-31++G(d,p) baz seti ve polarize süreklilik modeli kullanarak yoğunluk fonksiyonel ve zamana bağlı yoğunluk fonksiyonel teorileri ile incelendi. Hesaplamalar moleküllerin on konformasyonu için hem gaz hem de polar (metanol) ve apolar (benzen) çözücüler içinde yürütüldü. Sunulan bu çalışma konformasyon tercihleri, geometrik parametreler, dipol momentler, NH2 titreşim frekansları, UV spektrumları, en yüksek dolu ve en düşük boş moleküller orbitaller ve durum yoğunluk spektrumları üzerinde halojenin ve ortamın etkilerini ortaya koymaktadır. Elektriksel band aralığı, kimyasal sertlik, elektronegatiflik, kısmi durum yoğunluğu ve üst üste binme nüfus durum yoğunluğu spektrumları için flor atomlu, soğurma bandı için ise brom atomlu moleküller tipik olmayan karakteristikler göstermektedir. Bu çalışmanın bulguları incelenen bileşiklere benzer konformasyonlar içeren gelecek çalışmalar için yararlı olacaktır.

Münevver Gökce
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

LinClm (1≤n≤4, 1≤m≤4) atom topaklarının incelenmesi

Bu çalışmada LinClm (1≤n≤4, 1≤m≤4) atom topaklarının geometrik yapıları, kararlılıkları ve elektronik özellikleri Yoğunluk Fonksiyonel Teorisi ile incelenmiştir. LinClm (n = m) atom topaklarının LinClm (n ≠ m) atom topaklarına göre daha kararlı olduğu görülmüştür. Ortalama Li-Cl bağ uzunluğu en fazla olan topaklar LiCl4, Li2Cl4 ve Li3Cl4 olup bu bağ uzunluğu klor atomu sayısına bağlı olarak artmaktadır. Lityum atomu için ayrışma enerjisi ve klor atomu için ayrışma enerjisi, lityum atomunun sayısının klor atomunun sayısına eşit olduğu durumlarda en büyük değere sahip olduğu gözlenmiştir. Bu değerler Li2Cl2, Li3Cl3, Li4Cl4 yapılarının gapHL enerji farkları ile de uyumlu olduğu görülmektedir.

Ümit Doğan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kimyasal püskürtme tekniği ile üretilen katkısız ve Ga katkılı ZnO bileşiklerinin yapısal,optiksel ve elektriksel özellikleri

Bu çalışmada ZnO yarıiletken filmleri ultrasonik kimyasal püskürtme tekniği ile 375 ±5°C taban sıcaklığında üretilmiştir ve ZnO yarıiletken filmlerinin fiziksel özelliklerine Galyum elementi katkısının (%20, %40, %60, %80) etkisi araştırılmıştır. Elde edilen ZnO bileşiğinede Ga katkı oranının arttırılması ile ZnO hekzagonal yapısının %80 katkı ile ortorombik yapıya dönüştüğü XRD kırınım desenlerinde görülmüştür. Katkısız ve Ga katkılı ZnO ince filmlerinin x-ışını kırınım deseninden yararlanarak hesaplanan a örgü sabiti değerlerinin 3,1489 Å ile 13,5370Å arasında, tanecik büyüklüklerinin 10 nm ile 36 nm arasında ve dislokasyon yoğunluklarının 0,77x10-3(nm)-2 ile 1,19x10-3(nm)-2 arasında değişmiştir. Katkısız ve Ga katkılı ZnO yarıiletken filmlerinin optik özellikleri incelenmiş, direkt bant geçişine sahip oldukları saptanmıştır. Filmlerin elektriksel iletkenlik ve özdirenç değerlerini belirlemek amacıyla, Sıcak Uç ve Dört Uç Teknikleri kullanılmıştır. Özdirenç değerleri 3,47x104 Ωm ile 0,356x102 Ωm arasında değişmektedir. Filmlerin Atomik Kuvvet Mikroskobu'nda görüntüleri alınarak Rq (rms pürüzlülük) 8,5 nm ile 11,4 nm , Ra (ortalama pürüzlülük) 10,8 nm ile 14,4 nm, Rpv (pikvadi) pürüzlülük 71,7 nm ile 91,8 nm arasında değişmektedir. Katkısız ve Ga katkılı ZnO filmlerinin kalınlıkları spektroskopik elipsometri ölçümlerinden belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: ZnO:Ga Filmleri, Geçirgenlik, Ultrasonik Kimyasal Püskürtme Tekniği, X-ışını Kırınımı, Optik Özellikler, Elektriksel Özellikleri.

Seda Uzkalan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fumarik asit ligant melokülünün geçiş metalleri ile oluşturduğu Hofmann tipi kompleks ve klatratların sentezi ve spektroskopik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, fumarik asit (H2fum), metal(II) tuzları ve K2[Ni(CN)4] tepkimelerinden Hofmann tipinde M(fum)Ni(CN)4 (M = Mn, Fe, Co, Ni, Zn ve Hg) kompleksleri ile M(fum)Ni(CN)4.nG (M = Mn, Ni, Zn ve Cd; G = Anilin) ve M(fum)Ni(CN)4.nG (M = Co, Ni, Cd ve Hg; G = 1,4–Dioksan) klatratları ilk kez elde edilmiştir. Sentezlenen kompleks ve klatratların yapıları İnfrared 4000–400 cm-1, Raman 4000–50 cm-1, toz kristal X-ışını kırınımı (XRD) ve termal analiz metotları ile önerilmiştir. Ayrıca {[Zn2(μ–fum)(NH3)4Ni(μ–CN)2(CN)2].2H2O}n bileşiğinin yapısı tek kristal X-ışını metodu ile aydınlatılmıştır. Spektroskopik sonuçlara göre sentezlenen kompleks ve klatratların Hofmann tipi bileşiklere benzer yapıda oldukları ve bu yapıların metal(II) atomuna bağlı fumarat iyonu ile |M-Ni(CN)4|∞ polimerik tabakalardan meydana geldikleri gözlenmiştir.

Abdülkerim Yavuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gördes zeolitinin mikrodalga ile kurutulması ve kurutma olayının modellenmesi

Zeolit mineralleri, Türkiye'nin ihraç ettiği önemli endüstriyel hammaddelerinden biridir. Bu çalışmada Gördes-zeolit numunelerinin dehidrasyonu 2,45 GHz mikrodalga kaynak ile incelenmiştir. Deneyler 5, 10, 15, 20, 25 g kütleli, 0,7; 1,6; 1,6-3, 3-5 mm boyutlarında ve 120, 350, 460, 600, 700 W mikrodalga güçlerinde gerçekleştirilmiştir. Deneysel verilerden nem içeriği ile kuruma süresi arasında bir ilişki elde etmek amacıyla Difüzyon yaklaşımı, Henderson ve Pabis, Logaritmik, Midilli ve Küçük, Page, İki Terimli, İki Terimli Exponansiyel, Verma modelleri olmak üzere istatistiksel olarak toplam sekiz model kıyaslanmıştır. Belirleme katsayısı (r^2 ), standart tahmin hatası (SEE), kalanlarının karalerinin toplamı (RSS), ki kare (X^2) ve ortalama karesel hata (RMSE) istatistiksel değerlere göre, en uygun kurutma modeli sırasıyla üç ve iki parametreye göre Verma ve Page Model denklemi olarak bulunmuştur. Verma ve Page modellerine ait özel katsayılar elde edilmiştir. Belirtme katsayısı (r^2 ) 0,9908 ile 0,9999 arasında değişmiştir. Zeolitin mikrodalga kurutması için aktivasyon enerjisi, Arrhenius denklemine dayanan üstel bir ifade kullanılarak hesaplanmıştır ve 30,84 W/g olduğu bulunmuştur. Üç boyutlu MR grafiği zaman ve m/P'ye göre çizilmiştir.

Manisa-GördesMikrodalga kurutmaModelleme
Osman Battal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

3-Halojenbenzaldehit Moleküllerinin Yapısal, Titreşim ve Elektronik Özellikleri Üzerine Halojen ve Çözücü Etkilerinin İncelenmesi

Gaz fazında ve çözücü içindeki 3-halojenbenzaldehitlerin [XC6H4CHO; X = F (3FB), Cl (3CB) ve Br (3BB)] konformasyon analizleri yoğunluk fonksiyonel teorisi (YFT) ve zamana bağlı yoğunluk fonksiyonel teorisi (ZBYFT) ile incelendi. Gaz fazı hesaplamalarında B3LYP fonksiyoneli ve MP2 yöntemi ile aug-cc-pVDZ baz seti kullanıldı. Çözücü içindeki hesaplamalarda ise B3LYP fonksiyoneli ve 6-311+G(3df,p) baz seti ele alındı. Hesaplamalar moleküllerin cis ve trans konformasyonları için 18 farklı çözücü içinde polarize süreklilik modeli ile yürütüldü. Bu tez konformasyonel tercih, yapısal parametre, dipol moment, karbonil gerilme frekansı, moleküler sınır orbitalleri, soğurma bandı ve durum yoğunluğu üzerinde halojen ve çözücü etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Konformasyon tercihi ve soğurma bandı için klor ve brom atomlu yapılar tipik olmayan karakteristikler göstermektedir. Ayrıca, çalışmada Kirkwood-Bauer- Magat (KBM), akseptör sayısı, Swain parametreleri ve lineer çözünme enerji ilişkisi gibi bazı çözücü modelleri ile karbonil gerilme frekanslarının korelasyon analizi yapılmıştır. Bu tezin tüm bulguları tek-sübstitüte benzaldehitlerin konformasyonları ile ilgili gelecek çalışmalar için yararlı olacaktır.

Berna Sümeyra Atan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı metal elementlerinin ve biyolojik maddelerin 0,001-20 mev enerji aralığında x-ışını radyasyonu kütle soğurma katsayılarının incelenmesi

NIST standartlarına uygun olarak literatürden alınan kurşun, alüminyum, hava, su ve bazı biyolojik maddelerin kütle soğurma katsayı değerleri kullanılarak X-Işını ve Gama radyasyon soğurma kalınlıkları hesaplanmıştır. [0,001-20] MeV enerji aralığında yarı değer soğurma kalınlıklarının direk hesaplanabileceği bir denklem önerilmiştir. Denklemin sabitleri radyasyonu soğuran madde için özeldir. Yarı değer kalınlık değerlerinin enerjiyle değişimi gösterilmiştir. Yarı değer kalınlık değerleri kullanılarak onda bir kalınlık değerleri ve tekrarlama kalınlık değerleri hesaplanabilir. Bu çalışmada önerilen eşitlik radyasyon zırhlama kalınlıklarını pratik bir şekilde hesaplayabilir.

FenGama radyasyonuGama soğurma tekniği+2
Ayşe Semra Atan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ`ın Çorlu bölgesindeki toprak ve içme sularındaki doğal radyoaktivitenin belirlenmesi

TEKİRDAĞ'IN ÇORLU BÖLGESİNDEKİ TOPRAK VE İÇME SULARINDAKİ DOĞAL RADYOAKTİVİTENİN BELİRLENMESİ Ali USLUER Fizik Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 2018 Tez Danışmanı: Doç. Dr. Kaan MANİSA ÖZET Doğal radyonüklidlerin solunum yoluyla (çoğunlukla radon) alınması ve yutulması nedeniyle, karasal radyasyon, kozmik radyasyon ve dahili (iç) radyasyon olmak üzere üç ana kaynağı olan doğal radyasyon, toplam radyasyon dozuna en büyük katkıyı yapar. Karasal radyasyon kaynakları; zemini, kayaları, havayı, yapı malzemelerini ve içme suyu kaynaklarını içerir. Vücudumuzdaki iç radyasyon, ne yediğimize, ne içtiğimize ve nefes aldığımız havaya bağlıdır. Doğal radyoaktivitenin en önemli kısmı, başta U-238, Th-232 ve K-40 olmak üzere, topraktaki karasal gama ışını radyasyonundan kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada, Tekirdağ-Çorlu bölgesinden toplanan 11 toprak örneğindeki U-238, Th-232 ve K-40 doğal radyoaktivite analizi NaI(Tl) gama ışını spektroskopi sistemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. U-238, Th-232 ve K-40'ın aktivite konsantrasyonlarından, toplam absorbe edilen açık hava gama ışını doz oranları ve ilgili yıllık etkin doz oranları belirlenmiştir. Aynı zamanda, radon gazı analizleri için su örnekleri Tekirdağ-Çorlu ilçesinden toplanmıştır. Toplanan su örneklerinin radon konsantrasyonları, AlphaGUARD PQ 2000PRO radon detektörü kullanılarak ölçülmüştür. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar UNSCEAR-2000 raporu ve literatürdeki diğer çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Anahtar kelime: İçme Suyu, Potasyum, Radon, Toprak, Toryum, Uranyum.

Ali Usluer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tavşanlı ilçesinde açık havadaki gama doz hızı ölçümleri

Bu çalışmada Kütahya ili Tavşanlı ilçe merkezinde bulunan 20 mahallede açık havada gama doz hızı ölçümleri NaI(Tl) sintilasyon dedektörü kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen sonuçlardan etkin eşdeğer gama doz hızları hesaplanmıştır. Tavşanlı ilçe merkezi için ortalama etkin eşdeğer gama doz hızı 106,64±6,20 µSv/yıl olarak bulunmuştur. Elde edilen bu sonuç Türkiye'de başka şehirlerde yapılan çalışmalar ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun Radyasyon Erken Uyarı Sistemi Ağından alınan sonuçlarla karşılaştırılmıştır.

Gama radyasyonu
Kevser Deniz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

C-bn hibrit yapılarının elektronik ve piezoelektrik özelliklerinin teorik incelenmesi

Grafen ve hekzagonal boron nitrat yapıları gelecek nesil elektronik cihazlar için umut vaad eden yapılardır. Grafenin h-BN yapısıyla hibritlenmesi her iki malzemenin modifiye edilmiş özelliklerine sahip yeni yapıların elde edilmesine olanak tanımaktadır. Mekanik enerjinin elektrik enerjisine çevrilmesi ya da tersi olarak tanımlanan piezoelektrik özellik de bunlardan biridir. Bu tez çalışmasında h- BN hibridizayonunun grafenin bant yapısı ve piezoelektrik özellikleri üzerine etkisi temel-ilkeler prensibine dayalı hesaplamalar ile gerçekleştirilmiştir. Hesaplama sonuçlarımız göstermiştir ki farklı h-BN katkılaması malzemelerin piezoelektrik ve yasak enerji aralığı değerlerinde kontrol sahibi olmamızı sağlamaktadır. Direkt yasak enerji aralığı açıklığı ve ayarlanabilirlik sağlaması bakımından bu malzemelerin güneş pillerinde silikonun yerini alabilecek olması muhtemeldir. Yaygın olarak kullanılan üç boyutlu piezoelektrik malzemelerle kıyaslanabilir piezoelektrik sabiti değerlerine sahip olan C-BN hibrit yapıları yeni nesil nanoboyutlu elektronik uygulamaları için güçlü adaylardır.

Elektronik band yapısı
Hakkı Berat Baytar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Higgs bozonunun anormal bağlaşımlarının incelenmesi

Bu tezde, Ge- > hZe- sürecindeki hZZ ve hGZ anormal bağlaşımları model bağımsız efektif teoriler kullanılarak incelenmiştir. Burada, Ge- > hZe- süreci elektron-pozitron çarpışmasındaki alt süreç olarak ele alınmıştır. Bu süreçte Higgs bozonu (h) bir bb ̅ çiftine bozunurken Z bozonu yüklü lepton (e, Mü) çiftine bozunur. Ge çarpışmasında, tesir kesiti değerleri hem yeni fizik etkileri hem de Standart Model ardalan için hesaplanmıştır. Bu değerler elde edilirken altı-boyutlu operatörlerin Wilson katsayıları dikkate alınmıştır. Ge çarpışmasındaki foton için Weizsacker-Williams Yaklaşımı (WWA) ve Compton geri saçılan foton (Lazer) dağılım fonksiyonları ayrı ayrı ele alınmış ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Lazer fotonu dikkate alındığında elde edilen sınırlamalar WWA olana göre çok daha duyarlıdır. Gerek tek parametre, gerekse de iki parametre analizi için X^2 analizi kullanılmıştır. Böylece, elektron-pozitron sisteminin 1000, 1500 ve 3000 GeV'lik kütle merkezi enerjisi ve çeşitli yıllık ışınlık değerleri dikkate alınarak Ge- > hZe- süreci için tek parametre Wilson katsayıları üzerine alt ve üst limitler %95 güvenirlik seviyesinde (CL) elde edilmiştir. Bunun yanında, yukarıdaki kütle merkezi enerjileri için sırasıyla 1000, 1500, 3000 fb^-1 yıllık ışınlık değerleri alınarak iki-boyutlu kontur grafikleri elde edilmiştir. Sonuçlar, Wilson katsayıları üzerine getirilen limitlerin güncel limitleri daha da iyileştirebildiğini göstermektedir.

Higgs bozonu
Cansu Samancı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Manyetik parçacık görüntüleme sistemleri

Manyetik Parçacık Görüntüleme (MPG), NMR ve MRG araştırmacıları tarafından önemli ölçüde ilgi toplayan izleyici temelli, tanısal görüntüleme ve tedavi sürecinde ümit verici faaliyetlerle ortaya çıkan yeni bir tıbbi görüntüleme yöntemidir. MPG topolojisi genel anlamda MRG'den farklı olsa da, manyetik uyarım ve tanımlama, durulma etkileri gibi MRG araştırmacılarının da hemhal olduğu donanım ve görüntüleme kavramlarını kullanır. Nitekim MPG, nadiren MRG doku takip çalışmaları için de kullanılan aynı süperparamanyetik demiroksit (SPDO) maddelerini kullanır. MPG kaliteli izleyici, hızlı görüntü eldesi ve görüş alanının (FOV) herhangi bir yönde ayarlanmasına da izin verir. MPG, sinyal kuvvetinin parçacık yoğunluğunun doğrusal etkileşimi sayesinde izleyici içeriğinin doğrudan ölçülmesine izin verir. Ayrıca, MPG iyonlaştırıcı radyasyon içermediğinden, maruz kalma süresinde de bir kısıt yoktur. Bu özelliklerden dolayı İyonlaştırıcı radyasyona maruz kalma (Bilgisayarlı Tomografi), yalnızca iki boyutlu bilginin mevcudiyeti veya geçici çözünürlükteki sınırlamalar (Manyetik Rezonans) gibi geleneksel yöntemlerin dezavantajlarını geride bırakabilir. Kök hücre tedavisi, kalp yetmezliği, felç ve travmatik vakalar gibi birçok hastalığın tedavisi için yüksek bir potansiyele sahiptir. Bu yeni görüntüleme sisteminde görüntü kalitesi, MPG için kullanılan manyetik nano parçacıkların kalitesine büyük ölçüde bağlıdır. Bu nedenle, parçacıkların davranışını anlamak çok önemlidir. Parçacıkların davranışını analiz etmek için manyetik parçacık spektrometre (MPS) sistemi kullanılır. Nanoparçacıkların özelliklerinin analiz edilmesini sağlayan sistemden elde edilen sinyaller bilgisayar ortamına aktarılır. Yapılan bu çalışmalar MATLAB, Python gibi programlama dillerinde hazırlanmış programlama ile veri analizini ve MPG görüntülemeyi mümkün kılar. Bu çalışmada, MPS ve MPG sistemi topolojileri ile ilgili veriler, bu konuda çalışmak isteyen yeni araştırmacılar için çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.

Elif Uzak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir yıldızın basıklığını kullanarak yıldıza ait fiziksel parametrelerin elde edilmesi

Yıldızın dönmesi, yıldızın dış şeklinde olduğu kadar içyapısında da önemli değişikliklere sebep olur. Bu çalışmada; basıklığı gözlemlenebilen yıldızların fiziksel parametrelerini literatürde var olan modellemelerden faydalanarak hesaplayacağız ve bu fiziksel parametrelerin yıldızın geometrik şekli ile olan bağlantısını anlayabilmek için, yıldızın gravitasyonel momenti olan J2 parametresini hesaplayacağız.Çalışmada; parametreleri hesaplanan yıldızlar, literatürde yer alan ve interferometrik yöntemler ile basıklığı ölçülmüş yıldızlardır. Hesaplamalar çalışmaya bir temel oluşturması açısından Güneş için de yapılmıştır.

Menekşe Berrak Tayoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Lineer olmayan kuantum mekaniğinin temel ilkeleri

Lineer Kuantum Mekaniği yaklaşık olarak yüzyıllık bir teoridir. Atomik ölçekte fizik yasalarını açıklamak için oluşturulan bu teori bir yüzyıl boyunca oldukça başarılı olmuştur. Bu teori kullanılarak yeni teknolojiler keşfedilmiş, günlük hayatın birçok olanında yaygın olarak kullanılmıştır. Lineer kuantum mekaniği teorisi kendisinden önce geçerli olan klasik fizik teorisi üzerine inşa edilmiş birçok kavramın değişmesine neden olmuştur, bu nedenle felsefede, sosyal bilimlerde yeni akımların oluşmasına neden olmuştur. Bunun yanında fizikte yapılan süperiletkenlik, süperakışkanlık, Bose-Einstein yoğunlaşması gibi bazı deneylerin lineer kuantum mekaniği kullanılarak anlaşılması zordur. Bu gibi deneyleri açıklamak için son yıllarda literatürde lineer olmayan kuantum mekaniği teorisi kullanılması gerektiğini savunan çalışmalar artmaktadır. Bu tezin amacı bu çalışmaları derleyerek lineer olmayan kuantum mekaniğinin temel ilkelerini ortaya koymaktır.

Deniz Bardız Okat
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Karbon nanotüplerin elektronik yapısının bilgisayar simülasyonları

Bu tez çalışmasında, mekanik kusurların zigzag tek duvarlı karbon nanotüplerin (TDKNT) elektronik ve fiziksel özellikleri üzerindeki etkisi N mertebe paralel sıkı bağ moleküler dinamik (O(N) ? SBMD) simülasyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Tezin birinci kısmında, sıcaklığa göre TDKNT'lerin enerjilerin, elektronik durum yoğunluklarının (eDOS), enerji bant aralıklarının (Eg), radyal dağılım fonksiyonlarının, bağ uzunluğu ve bağ açısı dağılım fonksiyonlarının değişimi incelenmiştir. Tezin ikinci kısmında, düşük / yüksek sıcaklıklarda eksenel gerinim etkisindeki TDKNT'lerin elektronik ve fiziksel özellikleri incelenmiştir. Eksenel gerinime bağlı olarak TDKNT'lerin elektronik özelliklerinde metal ? yarıiletken ve yarıiletken ? metal geçişleri gözlemlenmiştir. Gerilim gerinim grafikleri kullanılarak zigzag TDKNT'lerin Young modülü ve Poisson oranları belirlenmiştir. Tezin üçüncü ve dördüncü kısmında düşük / yüksek sıcaklıklarda boşluk ve burulma kusurlarının, TDKNT'lerin elektronik ve fiziksel özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir.

Moleküler dinamikMoleküler dinamik benzetimiNanoteknoloji+3
Önder Eyecioğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İzole nötron yıldızlarının T-tSNR yaş uyuşmazlığı problemine bağlı evrimi

İzole nötron yıldızlarının manyetik alanlarının doğasının ve evriminin anlaşılması için pek çok çalışma yapılmıştır. Çünkü bu derece büyük manyetik alanları laboratuvar ortamında elde etmek mümkün değildir. Radyo pulsarlarının manyetik alanları 10^12-10^13 G mertebesinde, magnetarlarınki ise 10^14-10^15 G mertebesindedir. Bu yüzden bu kadar yüksek manyetik alanların fiziğinin anlaşılması özellikle astrofizik için önemli bir problemdir.Bu problemi süpernova kalıntılarına fiziksel olarak bağlı izole pulsarları inceleyerek tartıştık. Pulsarların karakteristik yaşları ve fiziksel olarak bağlı oldukları süpernova kalıntılarının ölçülen yaşları arasında çok büyük fark olan bir grup izole X-ışını ve/veya radyo pulsarı inceledik. Ankay vd. tarafından [8] yapılan daha önceki bir çalışmada 1E 1207.4-5209 gibi, evrimleri sürecinde baskın etki olarak B-bozunması gösteren başka genç pulsarlar olduğu gösterilmiştir. Radyo pulsarlara kıyasla bu tip pulsarlarda manyetik dipol ışıma torku çok etkili değildir ve karakteristik bozunma zamanları yaklaşık olarak 1000 yıl mertebesindedir. Bu pulsarlar için periyodun, periyodun zamanla değişimine bağlı grafiğinde basit evrim çizgileri önerildi ve bu yeni sınıf nötron yıldızları için olası fiziksel yorumlar yapıldı.

Nötron yıldızlarıSüpernova
Pınar Kütükcü
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

CsCdCl3 ve RbCdBr3 kristallerinin elektronik enerji seviyelerinin belirlenmesi

CsCdCl3 ve RbCdBr3 kristalleri perovskit yapıda olan AMX3 kristallerindendir. Bu tür kristaller [MX6]4- oktahedralarının kenar bağlaşımlı, köşe bağlaşımlı, yüzey bağlaşımlı ya da hem köşe bağlaşımlı hem de yüzey bağlaşımlı olarak dizilimleri sonucu oluşurlar. Bunların bir kısmı tek boyutlu yapıda olmalarıyla iyon-iyon etkileşimi, katkı iyonu ? barındırıcı kristal örgüsü etkileşimi ve bunun sonucu olarak meydana gelen enerji aktarımı (energy transfer) ve yüksek enerjiye dönüşüm (up-conversion) gibi fiziksel olayların incelemesinde önemli rol oynamaktadırlar.CsCdCl3 kristalinde [CdCl6]4- oktahedraları hem köşe bağlaşımlı, hem de yüzey bağlaşımlı olduğundan Cd2+ iyonları iki farklı merkez ( D3d and C3v ) oluştururlar. RbCdBr3' de ise [CdBr6]4? oktahedraları kenar bağlaşımlı olarak dizilmiş ve Cd2+ iyonları D2h simetrili bir merkeze sahip olurlar.Bu çalışmada CsCdCl3 (P63/mmc) ve RbCdBr3 (Pnma) kristalleri, Bridgman yöntemi ile büyütülmüş ve bu çalışma kapsamında kurulmuş olan optik spektroskopi ölçüm setinde düşük sıcaklıkta uyarı ve emisyon spektrumları alınmıştır. Elde edilen spektrumlar molekül orbital teorisi ve grup teorisi kullanılarak analiz edilerek elektronik enerji seviyeleri tespit edilmiştir. Bu sonuçlarla, anılan kristallerin spektroskopik resmi çıkarılmış ve kullanıma sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: AMX3 kristalleri, CsCdCl3, RbCdBr3, uyarı ve emisyon spektrumları, elektronik enerji seviyeleri

Spektroskopi
Ayşegül Çelik Bozdoğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Al/Al2O3/CdS MIS yapısının yapısal ve elektriksel özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmada, farklı oksit kalınlıkları ile oluşturulan Al/Al2O3/CdS MIS Schottky diyotların akım-gerilim (I-V) ve kapasitans-gerilim (C-V) karakteristikleri ±5V aralığında incelendi. Elde edilen ölçümler ile yapının idealite faktörü (n), bariyer yüksekliği (?B), seri direnci (Rs), taşıyıcı yoğunluğu (NA) ve arayüzey durumlarının sayısı (Nss) belirlendi. Sıcaklık artışı ile birlikte ?B ve Rs değerlerinde düşüş, n değerinde artış gözlemlenirken NA ve Nss değerlerinde incelenen sıcaklık aralığında belirgin bir değişim görülmedi. Diyotun nem algılama özelliğinin incelenmesi için nem ortamında I-V ölçümleri yapıldı. Bu ölçümler sonucunda nem etkisi ile diyotun direncinde azalma meydana geldiği görüldü. Bu nedenle diyotun sensör uygulamaları için uygun bir davranış gösterdiği anlaşıldı.

Alüminyum oksitAnodik oksidasyonArayüzler+7
Muzaffer Moğulkoç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Sıvı sistemlerinin yapısal özelliklerinin moleküler dinamik yöntemi ile incelenmesi

Teknolojinin gelişmesi ile doğayı anlamakta kullandığımız yöntemler ve cihazlarda gelişti. Daha önce bir doğa olayını anlamak için onu fiziki bir sistemle modellerken, günümüzde bilgisayar ortamlarında sanal olarak modellemek mümkündür. Bu çalışma içerisinde, çok parçacıklı sistemleri incelerken en çok kullanılan yöntemlerden biri olan Moleküler Dinamik yöntemininne olduğu, bu yöntemin nasıl kullanılabileceği, ne gibi sonuçlar elde edilebileceğine dair konulara yer verilmiştir. Moleküler Dinamik yönetiminin nasıl kullanılabileceği ile ilgili bilgi verildikten sonra da bu yöntem ile üç farklı sistem incelenmiş ve elde edilen sonuçlar, laboratuvar ortamlarında elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Moleküler dinamik, sıvı-hal, NaCl, H2O, Argon, simülasyon

Derya Koşucuoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tabanlı güneş pili üretimi ve karakterizasyonu

Organik elektronik malzemeler, hem optik absorpsiyonun hemde yük iletiminin kısmen ? ve ?* orbitalleri tarafından kontrol edildiği konjuge katılardır. Organik yarıiletkenleri inorganik yarıiletkenlerden ayıran en önemli özellikleri, fotonlar tarafından oluşturulan eksitonların bağlanma enerjilerinin büyük olması, yük iletiminin bir band vasıtasıyla değilde yerelleşmiş durumlara arasındaki hoplamalarla sağlanması, absorpsiyon katsayılarının yüksek olması sayılabilir. Tek boyutlu bir yarıiletken olarak organik yarıiletkenlerin elektronik ve optik özellikleri anizotropi gösterebilir. Organik yarıiletkenlerin bu özelliği aygıt tasarımında oldukça yararlıdır. Organik yarıiletkenlerin bu özellikleri ve üretim işlemlerinin kolaylığı, esnek altlıklar için uygun olması gibi nedenlerden dolayı elektronik alanında oldukça ilgi çeken malzeme grubudur. Alışılmış enerji kaynaklarının sınırlı olması, üretim maliyetlerinin yüksek olması gibi nedenlerden dolayı, yenilenebilir enerji kaynakları son yıllarda en büyük ilgiyi gören alanlardan birisidir. Bir yenileneblir enerji kaynağı olarak foto-voltaik aygıtlar Dünya enerji sorunun çözülmesinde üzerinde en çok çalışılan alanlardandır. Mükemmel yük iletim özelliği, yüksek güç dönüşüm verimi ve kararlılığından dolayı bugün, foto-voltaik aygıtların üretiminde büyük oranda silisyum (Si) tek kristalleri kullanılmaktadır. Fotovoltaik aygıt üretimi konusunda Si'u gallium arsenide (GaAs) ve germanyum (Ge) diğer yarıiletkenlerden öne çıkaran diğer bir önemli nedende Si teknolojisinin oturmuş olması ve Si ile çalışmanın iyi biliniyor olmasıdır. Şu anda, Si gibi inorganik tabanlı fotovoltaik aygıtların veriminin organik tabanlı foto-voltaik aygıtlardan yüksek olmasına rağmen inorganik tabanlı aygıtların, üretim maliyetlerinin yüksek olması (yüksek xi saflıkta Si tek kristallerinin üretimi oldukça pahalı sistemler gerektirmektedir), esnek altlıklar üzerine üretilmemeleri ve ulaşılabilecek verimin Si'un fiziksel özellikleri ile sınırlı olması gibi dezavantajları vardır. Dolayısıyla, ucuz ve verimli foto-voltaik aygıtların üretimi araştırmacıları organik malzemelere yönlendirmiş durumdadır. Hem iletken hemde yarıiletken özellik gösteren organik malzemelein geliştirilmesi bu malzemelerin opto-elektronik alanlarda da kulanımlarının yolunu açmıştır. Organik tabanlı foto-voltaik aygıtların geliştirilmesi, inorganik tabanlı aygıtlarla karşılaştırıldığında, birçok bakımdan büyük bir önem taşımaktadır. Bunlar; üretim esnasında malzeme kayıbı ve enerji tüketiminin düşük olması dolayısıyla maliyetlerinin düşük olması, üretim işlemlerinin yüksek sıcaklıklar gerektirmemesi, esnek taşıyıcılar üzerine üretilebilmeleri olarak sıralanabilir. Ayrıca, organik malzemeler genelde yüksek absorpsiyaon katsayısına sahiptirler. Bu, oldukça ince filmlerle yeterli miktarda ışığın absorplanabilmesi demektir. Tüm bu özellikleri, organik malzemeleri foto-voltaik aygıt üretimi konusunda araştırmaların odağına taşımaktadır. Oragnik tabanlı foto-voltaik aygıtların verimi konusunda dikkate değer ilerlemelerin kaydedilmesine rağmen hala inorganik tabanlı aygıtlarla karşılaştırılabilir seviyede değildir. Oragnik tabanlı aygıtlarda en temel problemlerden birisi, elektrot/organik malzeme ara yüzeyindeki yük taşıyıcıların iletimidir. Bu sorunu çözmek için gerek verici/katot gerekse alıcı/anot ara yüzeyindeki metal/organik eklemlerinde değişik yöntemler uygulanmaktadır. Bu ara yüzeylere bir yada daha fazla malzemeden oluşan tampon tabakaların kaplanması en sık başvurulan yöntemdir. Bu yöntemle aygıt performansında ciddi ilerlemelerin sağlandığı rapor edilmiştir. Bu Yüksek Lisans tez çalışmasında, birisi inorganik/organik diğeride tamemen organik tabakalardan oluşan iki grup foto-voltaik aygıtların üetimi gerçekleştirlmiştir. Üretilen gerek inorganik/organik gerekse organik/organik tabkalarından oluşan foto-voltaik aygıtlarda verici olarak fitalosiyanin bileşikleri alıcı tabaka olarakta birisi fullerene (C60) diğeride tris(8-hydroxyquinolinato) aluminium (Alq3) olan üzere iki farklı malzeme kullanılmıştır. İnorganik/organik tabakalarından oluşan aygıtlarda inorganik malzeme olarak özenekli hale getirilmiş p-tip ve n-tip Si tek kristalleri kullanılmıştır. Gözenekli Si'lar, p-tip ve n-tip Si tek kristallerinin sabit bir akım yoğunluğunda elektrokimyasal aşındırmaları suretiyle elde edilmişlerdir. Gözenek yarıçapı ve derinliğine bağlılığı incelemek amacıyla, Si'ların gözenekli hale getirilmelerinde akım yoğunluğu sabit tutulmuş aşındırma süreleri değiştirilmiştir. Aşındırma süresi 5, 10, 15 ve 20 dakika olarak seçilmiştir. Üretilen foto-voltaik aygıtların elektriksel özellikleri karanlık ve aydınlık ortamlarda akım-gerilim (I-V) karakteristikleri ölçülmek suretiyle belirlenmiştir. Bu ölçümlerden temel güneş pili parametreleri olan kısa devre akımı, açık devre gerilimi ve üç dönüşüm verimi gibi parametreler belirlenmiştir. Bu yapılar arasında maksimum güç dönüşüm verimi ITO/Alq3/C60/Al tabakalarından oluşan yapıda gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Organik elektronik, foto voltaik olay, yenilenebilir enerji, eksiton, açık devre gerilimi, kısa devre akımı

Saeedullah Sajjad
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Anodizasyon koşullarının gözenekli silisyum esaslı hidrojen pili parametrelerine etkisi

Bu tezde boyutları nano mertebesinden mikro mertebesine kadar değişen ve verimli Metal-Gözenekli silisyum (GS) esaslı hidrojen pili yapılması hedeflenmiştir. 1960?lı yılların sonundan itibaren dünyanın her tarafında görülen hızlı nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme, ısınma gibi durumlar artan bir elektrik tüketimini ve buna bağlı olarak da yakıt tüketimini beraberinde getirmiştir. Petrol fiyatlarının yükselmesi, kaynaklarının sınırlı olması ve çevre problemleri nedeniyle, petrol ve kömüre dayalı klasik yöntemlerle elektrik enerjisi üretimine alternatif olarak yenilenebilir kaynakların kullanımı gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Hidrojen enerjisi yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde önemli ölçüde yer almaktadır. Gözenekli silisyum hidrojen pili bu tür kaynakların uygulamalarına örnek olarak verilmektedir. Gözenekli silisyum (GS), kristal yapılı, boşlukların nanometre/mikrometre boyutlu silisyum bir ağ ile çevrelenmiş ve geniş yüzey alanı (~103 m2cm-3) ile karakterize edilen, tek kristal silisyumdan elektrokimyasal anodizasyon yöntemi ile elde edilen bir malzemedir. Elektrokimyasal aşındırma (anodizasyon) ile üretilen gözenekli silisyumun (GS), aşındırma koşulları ve tek kristal silisyumun iletkenlik tipi, katkı konsantrasyonunun değiştirilmesi ile gözenek boyutlarının ayarlanabilir olması (mikrometre-nanometre) dikkat çekmektedir. Yapının gözenekliliği, Metal/Gözenekli Silisyum/Silisyum yapıların hidrojen pili olarak kullanılmasına yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Gözenekli silisyumun üzeri çeşitli metallerle kaplanarak Metal/GS/Si yapılar üretilir. Metal/GS/Si elektriksel açıdan incelendiğinde Schottky tipi kontak özelliği gösterir. Bu yapı, farklı konsantrasyonlu, hidrojen içeren sıvılara daldırıldıkları zaman kendiliğinden açık devre gerilimi (Voc) ve kısa devre akım yoğunluğu (Isc) oluşturmaktadır. Metal-GS-Si yapı hidrojen içerikli bir sıvıya yerleştirildiğinde bir tür kondansatöre benzemektedir. Yapının metal kısmı H+ iyonlarını su moleküllerinden ayrıştırarak GS kısmında birikmeye zorlamakta, bu birikme Si kısmında elektron birikmesine neden olmaktadır. Metal ve Si `den birer kontak alınırsa bir potansiyel fark meydana gelmektedir. Bu bir açık devre gerilimidir (Voc). Açık devre geriliminin değişimi ortamdaki hidrojen miktarı ile orantılı olarak değişmektedir. Metal-Gözenekli Silisyum?Silisyum (Metal-GS-Si) yapının hidrojen pili olarak kullanımına izin vermektedir. Yapılmış olan tezde gözenekli silisyumun hazırlanma koşulları (anodizasyon şartları) değiştirilmiştir. Değiştirilen hazırlama koşulları ışık şiddeti, gözenekli silisyum oluşturma zamanı, kullanılan HF konsantrasyonu derişimi ve kullanılan akım yoğunluğudur. Gözenekli silisyum 15 mA/cm² lik akım yoğunluğu, 1:3 HF:dH?O çözeltisi kullanılarak, ışık kaynağı ile Si arasındaki uzaklık 8 cm tutularak ve anodizasyon süresi 5-10-25-40-55-70-90-120 dakika olacak şekilde değiştirilerek üretilmiştir. Bu şartlar altında oluşturulan GS örneklerin SEM analizleri yapılmıştır. Alınan kontaklar arasında potansiyel fark oluşturarak açık devre gerilimi ve kısa devre akımı ölçülmüştür. Bu şartlar altında ölçüm yapılan en ideal örnekte Voc=542mV ve Isc=34,2µA olarak belirlenmiştir. Gözenekli silisyum 15 mA/cm² lik akım yoğunluğu, 1:3 HF:dH2O çözeltisi kullanılarak, anodizasyon süresi 55 dk sabit tutularak, ışık kaynağı ile Si arasındaki uzaklık 3-6-9-12-15-20-30 cm olacak şekilde değiştirilerek üretilmiştir. Bu şartlar altında oluşturulan GS örneklerin SEM analizleri yapılmıştır. Alınan kontaklar arasında potansiyel fark oluşturarak açık devre gerilimi ve kısa devre akımı ölçülmüştür. Bu şartlar altında ölçüm yapılan en ideal örnekte Voc=385mV ve Isc=20µA olarak belirlenmiştir. Gözenekli silisyum 1:3 HF:dH2O çözeltisi kullanılarak, anodizasyon süresi 55 dk, ışık kaynağı ile Si arasındaki uzaklık 8 cm sabit tutularak, akım yoğunluğu 4, 8, 12, 16, 20, 25, 30, 50 mA/ cm² olarak değiştirilerek oluşturulmuştur. Oluşan GS yapıların GS örneklerin SEM analizleri yapılmıştır. Alınan kontaklar arasında potansiyel fark oluşturarak açık devre gerilimi ve kısa devre akımı ölçülmüştür. Bu şartlar altında ölçüm yapılan en ideal örnekte Voc=170mV ve Isc=11,46 µA olarak belirlenmiştir. Gözenekli silisyum anodizasyon süresi 55 dk, ışık kaynağı ile Si arasındaki uzaklık 8 cm, akım yoğunluğu 15mA/ cm² sabit tutularak HF:dH2O çözeltisi 1:3, 1:5, 1:7, 1:10, 1:12, 1:15 olarak değiştirilerek oluşturulmuştur. Oluşan GS yapıların GS örneklerin SEM analizleri yapılmıştır. Alınan kontaklar arasında potansiyel fark oluşturarak açık devre gerilimi ve kısa devre akımı ölçülmüştür. Bu şartlar altında ölçüm yapılan en ideal örnekte Voc=150mV ve Isc=1,32 µA olarak belirlenmiştir. Değiştirilen bu şartlar sayesinde gözenek boyutları değişmiştir. Elde edilen yapılar sonucunda da pilin gücünde artış gözlenmiştir.

Emine Esra Ağcabay
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Asimetrik heavenly denkleminin simetri indirgemesi ve bi-Hamilton yapısı

Bu çalışmada son günlerde gelişme gösteren 3+1-boyutlu integre edilebilir bi-Hamilton sistemler çalışılmıştır. Genel olarak bir bağımlı değişken ile x, y, z ve t şeklinde dört bağımsız değişkenden oluşan ikinci mertebeden lineer olmayan diferansiyel denklemler ele alınacaktır. Ortak simetri içeren, lineer olmayan, ikinci mertebeden kısmı türevli diferansiyel denklemlerin sınıflandırılmasından elde edilen kanonik denklemlerden biri olan asimetrik heavenly denklemi, bu denklemlere bir örnektir. Bu denklemin bir simetri indirgemesinden elde edilen 2+1-boyutlu yeni denklemin çoklu-Hamilton yapıya sahip integre edilebilir bir sistem verdiği gösterilmiştir. İndirgenmiş yeni 2+1 boyutlu sistem iki bileşenli formda yazıldığında bi-Hamilton yapıya sahip olduğu gösterilmiştir. Birinci Hamilton fonksiyonu ve simplektik yapıyı elde etmek için Dirac'ın bağ teorisi iki-bilişenli sistem için tanımlanan yeni Lagrange fonksiyonuna uygulanarak elde edilmiştir. Sistemin Frechet türevini elde etmek için sadece bağımlı değişkenleri içeren Lie grup dönüşümüne integre edilebilirlik şartı (compatibility) uygulanmıştır. Tekrarlama operatörünün ve Frechet türevininin komutatörünün sistemi yeniden oluşturduğu için Olver-Ibragimov-Shabat tipi Lax çifti oluşturdukları gösterilmiştir. Daha sonra tekrarlama operatörü inşa edilmiş ve sistemin ikinci Hamilton yapısı tekrarlama operatörünün birinci Hamilton operatörüne uygulanmasıyla elde edilmiştir. Son olarak Hamilton operatörleri için Jacobi özdeşliği P. Olver'in yöntemi kullanılarak kanıtlanmıştır. Böylece Magri teoremine göre indirgenmiş 2+1-boyutlu yeni sistemin tamamen integre edilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.

Hakan Sert
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yumuşak maddelerde elektrostatik korelasyonların incelenmesi

Doğada çok yaygın olarak bulunan yumuşak maddelerin fiziğin ilgi alanına girmesi yenidir. Günümüzde deneysel ölçüm tekniklerindeki gelişme ve bilgisayarlarda kapasite ve hesaplama hızındaki artış, polimerler, kolloidler, DNA, süngerimsi, peltemsi maddeler gibi çok geniş bir madde topluluğunun genel ismi olan yumuşak maddelerin fiziksel özelliklerinin incelenmesine olanak sağlamıştır. Bu yeni araştırma alanı aynı zamanda fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimlerin ortak kullanıldığı bir alandır. Günümüzde boya endüstrisi, nanoteknoloji, ilaç sanayi, gıda sanayi gibi birçok alanda uygulamaları bulunan bu maddelerin fiziksel özelliklerinin çalışılması önemlidir. Bu tezde yumuşak maddelerin genel özellikleri tanımlanarak, bu maddelerin incelenmesi için deneysel ve kuramsal yöntemler hakkında bilgi verilecektir. Yumuşak maddelerin fiziksel özelliklerinin oluşmasında elektrostatik korelasyonlar büyük önem taşır bu nedenle bu maddelerde basit Coulomb etkileşimlerinin yanında, aşırı yüklenme, yükün işaret değiştirmesi gibi sıra dışı elektrostatik korelasyonlardan kaynaklanan etkilerde incelenecektir. Bu etkilerin detaylı incelenmesi yumuşak madde teknolojisinde yeni uygulamalara yardımcı olacaktır.

Ertuğrul Kıraç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Fizikte bazı spektral uygulamalar

Bu tezde, Beer-Lambert yasasının ifade eden I=I_0 e^(-μt) denklemi ile matematiksel uygulamalarda spektral teori arasında bir korelasyon kurmaya çalıştık. Spektral teori üç kısımda incelenir. Nokta (point) spektrum, süreklilik (continuous) spektrum ve background (residual) spektrum. Beer-Lambert yasası kullanılarak sonlu boyuttaki uzayda yapılan hesaplamalardaki sıfıra ulaştığımız yerdeki karşılığını point spektrum olarak gözlemledik. Spektral teori sonsuz boyuttaki ifadelerin hesaplanmasında kullanılır. Beer-Lambert yasasının bir diğer uygulaması olarak ifade edilen A=KC ifadesinde A; biyomateryale ait kütle soğurma katsayısıdır. C; biyomateryaller içerisindeki elemente ait yüzde konsantrasyonunu, K; ise; biyomateryaller içerisindeki elemente ait kütle soğurma katsayısıdır. Bu iki denklem I=I_0 e^(-μt) ve A=KC arasında bir korelasyon kurmaya çalıştık. Metot deneysel olarak kullanılan Beer-Lambert yasasının sonlu boyutlu lineer sistemlerde nokta spektruma uygulamasını içermektedir. Spektral yaklaşım lineer sistemin çözümün olmadığı durumlar için A=KC sisteminde kütle soğurma katsayısına ait spektral teorinin sağladığı yaklaşımlar kullanılarak sistem yorumlanabilmektedir. Bu sistemi literatürde biyomateryaller için deneysel olarak ölçülmüş değerler kullanılarak bir kıyaslama yapılmış ve metodun geçerliliği de tartışılmıştır.

Işıl Pakize Ilgaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The correlations of space weather and satellite anomalies: RASAT

The needs of modern human for remote sensing and information transfer have been increasing rapidly. To meet that, also the number of the modern spacecrafts has been increasing along with their capabilities and complexities. However as the capabilities of their electronics go up, the sensitivity to radiation effects also go up, which means the hardness of the electronics inside the spacecrafts decreases. Space weather is a term which refers to the dynamic, highly variable conditions in near-Earth space and the space from the sun's atmosphere to the earth's. The quick changes in the magnetosphere, ionosphere and thermosphere affect the performance of the space electronics negatively and induce malfunctions. In most cases the effects can be disregarded, but occasionally they can have severe results leading to data loss, communication breakdowns, system failure or in worse the total loss of satellite. Beside the fact that the ecomic impacts are crucial, They can be even life threatening for manned space missions. Therefore, space weather elements have to be properly identified in order to assign each possible system anomaly and accurate assesment of cause and effect. The main focus of this work is to review documented operational anomalies for Turkish Remote Sensing Satellites of RASAT, by assessing the identification and estimation of potential source of space weather agents. So that more qualified, more secured, more resistant against space weather satellites will be able to be produced in the future.

Solar flayerSolar radiationCommunication satellites
Mehmet Kaplan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrusal olmayan sistemler ve kararlılık analizi

Doğrusal olmayan dinamik sistemler son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmaların önemli bir konusudur. Gerçek doğal olaylar doğrusal olmayan bir karaktere sahip oldukları için, temel bilimlerde, mühendislikte, sosyal ve ekonomi bilimlerinde yapılan model çalışmalar doğrusal olmayan dinamik davranışa sahiptir. Bu tezde fizik ve mühendislik konularında bazı doğrusal olmayan sistemler ve bunlara karşılık gelen denklemler verildi. Doğrusal olmayan dinamik sistemlerin zaman içindeki değişimlerini analitik olarak incelemek kolay değildir, bu nedenle bu sistemlerin incelenmesi için gerekli metotlar verildi. Doğrusal olmayan sistemler için faz uzayı tanımı yapıldı ve yörüngeler, kritik noktalar gibi bazı özel tanımlar yapıldı. Faz uzayı analizi ve bununla ilgili teoremler verilerek doğrusal olmayan dinamik sistemin kararlılığı tartışıldı. Tezde anlatılan genel prosedür doğrusal olmayan korunumlu sistemlere uygulandı. Anahtar Kelimeler: Doğrusal olmayan sistemler, kararlılık, kritik noktalar, faz uzayı.

Ertuğrul Kaygusuz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bazalt malzemelerin manyetik alandaki elektriksel özellikleri

Bazalt dünyanın yüzeyinde oldukça geniş yer kaplayan yaygın bir kayaç türüdür. Bu kayaç volkanik faaliyetlerin sonucunda oluşur ve içindeki bileşenler zengin çeşitlilik gösterir. Bu çalışmada Van İlinin farklı bölgelerinden toplanan üç farklı basalt örneği(KYZ-13, KYZ-24, CM 1) incelendi. Morfolojik analizi, mastersizer ölçümü, SEM analizi gibi deneysel ölçümler uygulandı. Toz halinde bulunan bu örneklerden pelletler oluşturuldu. Örneklerin elektriksel ölçümleri empedans analizörü kullanılarak manyetik alan altında ve manyetik alan yokken yapılmıştır. Ölçümler sonucunda, dielektrik sabit, iletkenlik, dielektrik güç ve relaksasyon süreleri frekansa bağlı olarak incelendi ve sonuçlar yorumlandı.

Meltem Çınar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Katılarda raman piklerinin sıcaklığa bağlı olarak kayması ve genişlemesi modellerindeki farklılıkların incelenmesi

Bu çalışmada kristallerde Raman piklerinin sıcaklığa bağlı olarak kayması ve genişlemesi modelleri ele alınmıştır. Bu modellerin kullanımı sonucunda literatürde farklı kullanım denklemleri olduğu görülmüştür. Bunun için genel olarak kristallerdeki titreşimler hem klasik hem de kuantum fiziksel olarak incelenmiş buradan da anharmoniklik konusu gözden geçirilmiştir. Anharmonik konusunda iki tane model söz konusudur: Bunlar Cowley modeli ve Klemens modelidir. Bu iki modele Balkanski'nin ve Menendez'in yaptığı modifikasyonlar anlatılmış ve piklerin sıcaklığa bağlığı yeniden ele alınmıştır. Bu çalışmada, teorik olarak Balkanski'nin türettiği denklem geçerliliğini korumakla beraber, bu denkleme bir sabit ekleme sureti ile yapılan ekin gereksiz olduğu görülmüştür.

Raman spektroskopisi
Haşim Zahid Güven
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tanısal radyolojide x-ışını inceleme frekanslarının belirlenmesi ve radyasyondan korunma farkındalığına dair bir anket çalışması

Son dönemlerde, gelişen teknolojiyle birlikte, tanısal radyolojik tetkiklerin kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Radyolojik inceleme frekanslarındaki artış, bireysel dozların ve buna bağlı olarak tıbbi ışınlamaların toplam etkin doza katkısının artmasına yol açmaktadır. İyonlaştırıcı radyasyonun zararlı etkileri gözönünde bulundurulduğunda, radyasyondan korunma açısından tıbbi görüntülemede kullanılan X-ışınlarından kaynaklanan toplam etkin dozların değerlendirilmesi önemlidir. ALARA: (As Low As Reasonably Achievable) iyonlaştırıcı radyasyon içeren incelemelerin uygulama öncesinde fayda-zarar analizinin yapılmasını tavsiye eden, incelemenin fayda getireceği durumlarda 'mümkün olan en az dozla' gerçekleştirilmesi ilkesine dayanan, sosyoekonomik faktörleri de içinde barındıran, bir radyasyon güvenliği kültürüdür. Radyasyon uygulayıcıları başta olmak üzere tüm toplumda ALARA kültürünün yerleştirilebilmesi radyasyonların güvenli şekilde kullanılması açısından son derece önemlidir. Bu amaçla bu çalışmada, İstanbul'da bulunan bazı kamu ve özel hastanelerde, radyolojik inceleme isteminde bulunan doktorlar, radyasyon uygulayıcıları (teknisyen ve tekniker), ve radyasyona maruz kalan hastalara radyasyondan korunma farkındalıklarının belirlenmesi amacıyla bir anket uygulanmıştır. Anket çalışması dört eğitim araştırma, bir tıp fakültesi ve bir devlet hastanesi olmak üzere toplam altı hastanede gerçekleştirilmiştir. Anket formları hastalar, teknisyen ve doktorlara yönelik olarak üç ayrı formatta hazırlanmıştır. Hastalar ve doktorlara yönelik olan anket formu 20 soru, teknisyenlere yönelik olan anket formu 30 soru içermektedir. Her gruba ait sorular, demografik özellikler (cinsiyet, yaş, meslek ve deneyim yılı), radyasyon hakkında genel bilgi, radyasyondan korunma hakkında genel bilgi, radyasyonun biyolojik etkileri konularını içermektedir. Teknisyen ve doktorlara yönelik uygulanan anketlerde, ek olarak ALARA kültürü ve hastaların radyolojik tetkiklerde maruz kaldıkları etkin dozlarla ilgili sorular da bulunmaktadır. Anketler, hedef kitleye birebir görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Ayrıca, radyasyon uygulayıcılarına yönelik olan anket Antalya'da düzenlenen 7. Ulusal Radyoloji Teknisyenleri ve Mesleki Eğitim Seminerleri'nde katılımcılara da uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS (Statistical Products and Service Solutions) programı kullanılarak incelenmiş ve betimsel istatistik analizleri yapılmıştır. Çalışmada ; 2011, 2012, 2013 ve 2014 yılları için, tanısal radyoloji ünitelerinde X-ışını kullanılarak gerçekleştirilen incelemelerin frekansları belirlenmiştir. Frekans verileri; iki özel üniversite tıp fakültesi, üç özel hastane, bir tıp fakültesi, üç eğitim araştırma hastanesi olmak üzere toplam dokuz hastanenin PACS (Picture Archiving and Communication Systems) ve HBS (Hastane Bilgi Sistemi) sisteminden elde edilmiştir. Bu frekanslar içerisinde yer alan ve toplam etkin doza en çok katkıda bulunan X-ışını incelemelerinin frekansları tespit edilmiş ve karşı gelen kollektif etkin doz değerleri hesaplanmıştır.

Özge Ece Kara
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hava kirliliğine neden olan gazların algılanmasına yönelik sensörlerin geliştirilmesi

Kimya endüstrisindeki hızlı gelişmelerle birlikte hava kirliliğini yerinde algılamak oldukça büyük bir önem kazandı.Amerika Birleşik Devletleri'nde zehirli maddeler ve hastalıkları kayıtları tutan birimin belirttiğine göre uzun süre düşük miktarlarda (yılda 200ppm)toluene maruz kalmak akciğer hasarına, hafıza kaybı ve mide bulantısı gibi şikayetlere neden olabilir. Daha yüksek miktarlarda (yılda 600 ppm) toluene maruz kalmak beyinde kalıcı hasara yol açarken, devamında ölümle sonuçlanır. Günümüzde bu organik uçucunun konsantrasyonunu saptamanın en güvenilir yolu, örneklerin kimyasal veya gaz kromatografi teknikleriyle ölçüldüğü laboratuvar analizidir. Bu yöntemler son derece doğru ve hassas sonuçlar elde etmesiyle avantaj sağlar. Ancak yinede örneği almak ve sonuçlara ulaşmak arasında doğal gecikmeler olabilir.Bu yüzden taşınabilir, hassas, seçici ve güvenilir gaz sensörü tüm bu standartları karşılayacak özellikte geliştirilmiş olmalıdır.Bu tezde, toluen,etanol,ksilen gibi uçucu organik bileşiklerin algılanmasına yönelik sensörler geliştirmeyi amaçladık. Metalofitalosiyanin ince filmlerine gönderilen ksilen buharının iletkenliği, hassasiyeti ve adsorpsiyon kinetiklerine nemin etkisi araştırıldı.

Şeyma Altın
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Mean field description of finite nuclei under extreme conditions of isospin and temperature

Nowadays, investigation of nuclei far from the stability line has become a central topic in the nuclear physics community. With the advances in the experimental facilities, scientist are able to study the different parts of the nuclear landscape with larger proton-neutron asymmetry which is quite important to understand the underlying dynamics of atomic nuclei. In the theoretical framework, the self-consistent mean field models are the appropriate tools in order to probe the static and dynamic properties of atomic nuclei. In recent years, the formation of the low-energy modes below the Giant Resonance region become a popular topic in nuclear physics, both experimentally and theoretically. Especially, the low-energy part of the dipole resonances attracted scientist due its relation with neutron skin thickness, nuclear symmetry and also with the astrophysical processes like r-process nucleosynthesis. However, the nature and behavior of low-energy modes are not clear yet. In the First part of this thesis, the high-energy and low-energy dipole and monopole modes are investigated within the mean field framework using Skyrme HF+RPA at zero temperature. In particular, we focus on the behavior of the low-energy part of the monopole and dipole spectrum by analyzing the transition densities and collectivity of an excited state. The calculations reveal that the behavior of the low-energy modes are rather different from the high-energy part of the spectrum. They show a complex isoscalar and isovector behavior. In addition, low-energy monopole excitations exhibit a pure single-particle excitation. These pure single-particle excitations allow to analyze the splitting of the corresponding spin-orbit partners. Recently, exciting results are obtained far from the stability line with the change of the nuclear magic numbers. The magicity of 54Ca nuclei with N=34 magic number has been confirmed with the experimental results which took place at RIKEN. The effect of the tensor force on the evolution of the single-particle energies of nuclei are also investigated within the framework of this thesis. We employ both HFB and HF-BCS methods using Skyrme-type energy density functionals. An increase is obtained in the neutron spinorbit splittings of p and f states due to the effect of the tensor force which also makes 54Ca a magic nucleus candidate. In addition, QRPA calculations on top of HF+BCS are performed to investigate the first J = 2+ states of the calcium isotopic chain in order to explore the magicity of the 52Ca and 54Ca nuclei. We confirm that the tensor part of the interaction is quite essential in explaining the neutron subshell closure in 52Ca and 54Ca nuclei. Investigation of the properties and dynamics of nuclei under effect of temperature provide even more detailed information about the structure and properties of nuclei. In the second part of this thesis, the effect of the temperature on the ground state and excited state properties of nuclei are investigated within finite temperature mean field models. Firstly, the temperature dependent the HF-BCS approximation has been used in the calculation of the ground state properties of nuclei. Pairing phase transitions from superfluid to the normal state are studied with respect to the temperature. The temperature dependence of the nuclear radii and neutron skin are also analyzed. An increase of proton and neutron radii is obtained in neutron rich nuclei especially above the critical temperature. Using different Skyrme energy functionals, it is found that the correlation between the effective mass in symmetric nuclear matter and the critical temperature depends on the pairing prescription. The temperature dependence of the nucleon effective mass is also investigated, showing that proton and neutron effective masses display different behavior below and above the critical temperature, due to the small temperature dependence of the density. Secondly, the effect of the temperature on the multipole response of nuclei is investigated within the fully self-consistent finite temperature RPA. It is shown that the low-energy part of the dipole and monopole spectrum is rather sensitive to the temperature. In particular, formation of the new low-energy modes are observed under temperature effects. Lastly, the effect of the temperature on the multipole response of open-shell nuclei is investigated within the FT-QRPA for the first time.

Hartree-Fock theoryRPASkryme
Esra Yüksel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

NOAA uydu verileri kullanarak Çukurova Bölgesinde bitki örtüsünün belirlenmesi

Bu çalışmada, Mayıs, Temmuz, Eylül ve Ekim 1997 yılı Çukurova Bölgesi NOAA- 14 AVHRR (Advanced High Resolution Radiometer) görünür ve yakın kızılötesi verileri kullanılmıştır. Bu verilerden NDVI (Normalized Difference Vegetation Index) değerleri PC uyumlu ERDAS paket programı kullanılarak hesaplanmış ve karşılaştırılmıştır. Bölgede, coğrafi ve mevsim koşulları göz önüne alınarak 6 tip genel örtü sınıfı saptanmıştır. 1997 yılına ait aylık görüntülerin NDVI değerleri işlenerek, bitki indeksi değerlerinin değişimi incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Bitki İndeksi, Uzaktan Algılama, NOAA-AVHRR Verisi, Görüntü İşleme, Sınıflandırma.

Bitki örtüsüGörüntü işlemeNOAA+2
Ozan Şenkal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessEN

Dirac denklemi ve hidrojen atomu

ABSTRACT MSc THESIS Dirac Equation and Hydrogen Atom Hasan ARSLAN DEPARTMENT OF PHYSICS INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor : Prof. Dr. Gülsen ÖNENGÜT Jury : Prof. Dr. Gülsen ÖNENGÜT : Doç. Dr. Ayşe POLATÖZ : Yrd. Doç. Dr. Hamide KAVAK According to the Theory of Special Relativity laws of physics valid in one inertial frame are valid in other inertial frames. Also,the speed of light is invariant under Lorentz transformations. From these principles we try to obtain a relativistic quantum theory which also agrees with the principles of non-relativistic quantum theory. This was achieved by Dirac who found an equation which gives antiparticle solutions as well as solutions for particle with spin 1/2. On the other hand, in Dirac equation odd operators couple small and large components of the wave function. In order to decouple them Foldy-wouthuysen transformations are used. In this thesis we applied the methods of Relativistic Quantum mechanics and Foldy-wouthuysen transformations to the hydrogen and investigated the corrections brought to the energy levels by a relativistic hamiltonian. Key Words: Klein-Gordon equation, Dirac equation, Dirac matrices, Foldy- Wouthuysen transformations, the hydrogen atom.

Dirac equationHydrogenKlein-Gordon equipment
Hasan Arslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Yarıiletken aletlerin nümerik modellemesi

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ YARIİLETKEN ALETLERİN NÜMERİK MODELLEMESİ M. izzettin YILMAZER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI Danışman: Y. Doç. Dr. Metin ÖZDEMİR Yıl: 1999, Sayfa: 98 Jüri: Y. Doç. Dr. Metin ÖZDEMİR : Prof. Dr. Yüksel UFUKTEPE : Doç. Dr. Ramazan ESEN Yarıiletken aygıtlar endüstrinin bir çok alanında kullanılmaktadır. Aygıtların elektrik ve optik özelliklerinin bilinmesi, kullanım alanlarının gelişmesine yardımcı olacaktır. Bu özelliklerin araştırılması laboratuar çalışmaları ile yapılabileceği gibi bilgisayar simülasyon yöntemleri kullanılarak da yapılabilir. Bu çalışmada yarıiletken malzemelerin nümerik olarak simülasyonunun nasıl yapılabileceğinin araştırılması ve böylece modelleme yardımı ile verilen bir yarıiletken aygıtın çeşitli koşullar altında karakteristiklerinin bulunması amaçlanmıştır. Ayrıca çeşitli malzeme parametrelerinin ve ortam koşullarının etkisi de incelenmiştir. Nümerik simülasyon yöntemi olarak Monte Carlo yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemi kullanmak için yarıiletken malzeme içerisindeki yük taşıyıcılarının malzeme içindeki çeşitli merkezlerle olan etkileşme biçimi bilinmeli ve böylece aygıt Monte Carlo yöntemi ile etkin şekilde modellenebilmektedir. Bu modelleme ile aygıtın performansının ve temel karakteristiklerinin taşıyıcı yoğunluğu; malzemenin safsızlık konsantrasyonu, modellemede kullanılan parçacık sayısı, ortamın sıcaklığı gibi parametrelere bağlılığı da araştırılmıştır. Ayrıca bu işlemler için gerekli olan Fortran programları da yazılmıştır. Monte Carlo yöntemi, birden fazla parçacığın aynı anda simule edilmesini sağladığı, malzeme özelliklerinin kolayca simülasyon programına eklenebilmesine izin verdiği ve ayrıca bütün uzayda çözülmesi gereken bir dalga fonksiyonu yazılmasını gerektirmediğinden uygun ve hızlı bir çözüm yöntemidir. Anahtar Kelimeler: Yarıiletken, Monte Carlo Metodu, Saçılma mekanizmaları, Simülasyon, Modelleme.

BenzetimModellemeMonte Carlo Yöntemi+1
M. İzzettin Yılmazer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Toryum'un hızlı nötronlarla etkileşiminin incelenmesi

Artan dünya nüfusu beraberinde dünya enerji tüketimini de arttırmıştır. Enerji ihtiyacı veekolojik kaygılar güneş, rüzgar ve dalga gücü gibi temiz doğal enerji kaynakları üzerindekiaraştırmalar artmıştır. Bununla beraber bu kaynaklar ihtiyaca cevap vermekten uzakolduğundan daha güvenli nükleer reaktör araştırmaları önem kazanmıştır. C. Rubia' nın?enerji yükselticisi? projesi Toryum üzerine olan ilgiyi arttırmış ve onu gelecek nesilreaktörlerin yakıtı haline getirmiştir. Bu tip nükleer reaktörlerin tasarımı fisyon ürünlerihakkında detaylı ve hassas bilgi gerektirir.Bu çalışmada 232Th' nin 14 MeV nötronlarla fisyonundan oluşan ürünlerin toplam bolluklarıbelirlenmiş ve 52 çekirdek bildirilmiştir. Deneyler D-T reaksiyonu ile ~14 MeV nötronlarüreten SAMES T-400 nötron jeneratöründe yapılmıştır. Nötron jeneratörünün akısı, nötronaktivasyon yöntemi kullanılarak 27Al(n,p)27Mg reaksiyonu ile yapılmıştır. Hızlı ve kesinelektronik cevap alınabilmesi için CAMAC sistemi ile HpGe GAMMAX detektörkullanılmıştır ve sistemin tüm kalibrasyonlar ışınlanacak örnek kullanılarakgerçekleştirilmiştir. Çekirdeklerinin hüviyetlerinin tespiti için ardışık ölçüm sistemi kurulmuşve ilgilenilen çekirdeklerin yarı ömür ölçümleri de gerçekleştirilmiştir. Bu ardışık sistemkullanılarak farklı bekleme süreleri verilmesi mümkün olmuştur ve diğer çekirdeklerin tümenerji tepesine katkısı elimine edilmiştir. Kullanılan deneysel düzenek ile diğer çalışmalardaelde edilen bilgi üzerindeki belirsizliklerin azaltılması sağlanmış ve daha önce bildirilmemiş10 çekirdek için ürün bollukları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Toryum, Fisyon, 14 MeV Nötronlar, Toplam Ürün Bollukları, CAMACJÜRİ:1. Prof. Dr. Metin SUBAŞI (Danışman) Kabul Tarihi: 10.03.20062. Prof. Dr. Nizamettin ERDURAN Sayfa Sayısı: 1433. Prof. Dr. Mehmet ŞİRİN4. Prof. Dr. Melih BOSTAN5. Doç. Dr. Cenap Özben

Özgür Akçalı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Yarıiletken nanokristal yapılar içeren cam malzemelerin kırılma indislerinin interferometrik yöntemlerle belirlenmesi

YARI LETKEN NANOKR STAL YAPILAR ÇEREN CAMMALZEMELER N KIRILMA ND SLER N N NTERFEROMETR KYÖNTEMLERLE BEL RLENMESEKREM SINIRÖZETçinde CdSe veya CdTe yarıiletken katkı bulunan iki tür cam, elmas testere ile15x15x1.5 mm boyutlarında numunelere kesilmiş ve bu numuneler 1000 0 C 'deyaklaşık 10 dakika eritilip hızlı bir şekilde oda sıcaklığına soğutulmuştur. Bunumunelere 550 0 C ile 675 0 C sıcaklıkları arasında farklı sürelerde ısıl işlemuygulanmış ve numuneler içinde nanometre mertebesinde yarıiletken yapılar(kuantum noktaları) elde edilmiştir. Isıl işlem sonrasında numunelere zımparalama veparlatma işlemleri uygulanmış ve kalınlıkları 0.4 mm ile 1.0 mm arasında değişenparalel plaka şeklinde camlar üretilmiştir. Bilgisayar kontrollü optik deney düzeneğikullanılarak numunelerin optik soğurma spektrumları elde edilmiştir. Optik soğurmaspektrumlarındaki birinci eksiton tepelerinin enerji değerleri kullanılarak, camiçindeki ortalama kuantum noktası yarıçapları elde edilmiş ve yarıçap değerlerininCdSe için 1.89 nm ile 2.75 nm ve CdTe için 2.91 nm ile 3.33 nm aralığında olduğubulunmuştur.Yarıiletken katkılı, paralel plaka şeklindeki bu camlar Michelson girişimölçeri deneydüzeneğinin numune kolunda bulunan motorize döner tabla üzerine yerleştirilmiş vedöner tablanın kontrol ünitesi aracılığıyla ölçülen açılar altında döndürülmüştür. Işığınoptik yolundaki değişimin transandantal bir modeli kullanılarak camların kırılmaindisleri belirlenmiştir.Başlangıçta numune üzerine dik olarak düşen ışık, numunenin döndürülmesiylegiderek artan bir kırılmaya uğrar. Bunun sonucunda ışığın havadaki optik yoluazalırken cam numune içindeki optik yolu artar. Bu optik yol değişimi girişimsaçaklarının kaymasına neden olur. Bu kaymalar eş-zamanlı olarak bilgisayardakaydedilerek kayma yapan saçak sayısı belirlenir. Numunenin dönme açısı, kaymayapan saçak sayısı ve numune kalınlığı bir transandantal modele yerleştirilerek, laserışığı için, malzemenin ?tahmini? kırılma indisi değerlerine karşılık gelen bir seridalgaboyu değeri elde edilir. Deneyde kullanılan He-Ne laserin dalgaboyu değeriniveren tahmini kırılma indisi değeri cam için aradığımız kırılma indisidir. Kırılmaindisi 1.457 olarak bilinen bir kaynamış (fused) kuvars prizma ile yapılan deneyler,kırılma indisi için 1.458 ± 0.002 değerini vermiştir. Bu da ölçüm metodunun 10-3mertebesinde hassasiyete sahip olduğunu göstermektedir.Elde edilen kırılma indisi ve kuantum noktası ortalama yarıçapı değerlerikarşılaştırıldığında, kuantum noktası yarıçapındaki artışın kırılma indisinde de artışaneden olduğu bulunmuştur.Anahtar kelimeler: Kırılma indisi, kuantum noktaları, Michelson girişimölçeri, optikyol farkı.

Ekrem Sınır
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Fibril biyopolimerlerin yıpranma özelliklerine bazı dış faktörlerin etkileri

Bu çalışmada; fibril biyopolimerlerden olan ipek fibroininin ve yün keratininin mekaniközelliklerine ve serbest radikalli reaksiyonlarına, bazı dış faktörlerin (suyun, farklı dozlardakiklorlu su çözeltilerinin, bazı organik çözücülerin ve elektriksel boşalmanın) etkileriaraştırılmıştır.Suda, farklı dozlardaki klorlu su çözeltilerinde, bazı organik çözücülerde, farklı sürelerboyunca bekletilen ipek ve yün liflerinde, mekanik gerilim altında yıpranma aşamaları takipedilmiştir. Aynı sıvıların, söz konusu liflerde oluşturdukları serbest radikalli süreçleriincelemek üzere ESR sinyalleri alınmış ve rekombinasyon kinetiği eğrileri elde edilmiştir.Fibril biyopolimerlerde yıpranma sürecinin genel mekanizmasının termofluktasyon karakterliolduğu kanıtlanmış; yukarıda adı geçen dış faktörlerin, yıpranmanın başladığı ilk andakiparçalanma aktivasyon enerjisi değerini azalttığı ve böylece yıpranma mekanizmasınıetkilediği sonucuna varılmıştır.Elektriksel boşalma etkisine maruz bırakılan liflerde, kısa süreler için, makromoleküllerarasında çapraz bağların oluştuğu anlaşılmış ve bu etkiyle liflerin mekanik yaşam sürelerinin(mekanik dayanıklılığın) arttığı gözlenmiştir.

Çiğdem Yumuşak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ti/Si ve Zr/Si eklemlerin elektriksel karakteristikleri

Metal-yarıiletken eklemler, mikroelektronik cihazların ve entegre elektronik elemanlarıntemelini oluşturmaktadır. Geçiş metalleri kullanılarak yapılan metal-yarıiletken eklemlerinkarakteristikleri ile ilgili yapılan araştırmalarda ara yüzde oluşan silikatların özdirençlerinindüşük olması ve oksitlenmeye karşı dayanıklı olmaları dikkat çekmiştir. Yine de, geçişmetal/yarıiletken eklemler konusunda az çalışma vardır.Bu çalışmada, kristal Si(100) altlık üzerine benzer kimyasal özellikler taşıyan Ti ve Zr incefilm kaplama yapılarak yapılan eklemlerin elektriksel özelliklerinin karşılaştırılmasıamaçlanmıştır. DC magnetron sıçratma tekniği ile n-tipi ve p-tipi Si(100) altlık üzerine Ti veZr ince film kaplamalar yapılmıştır. Bu eklemlerin akım-gerilim ve kapasitans-gerilimkarakteristikleri incelenmiş, deneysel bulgulardan Schottky engel yüksekliği, ideallik faktörü,katkı iyonu yoğunluğu gibi parametreler hesaplanmıştır. Ayrıca, Si altlık için UV geçirgenlikölçümü yapılarak yasak enerji aralığı hesaplanmış ve kaplamadan sonra XRD analizleriincelenerek ara yüzeyde ne tür kristal fazları oluşup oluşmadığı irdelenmiştir.Yapılan elektriksel ölçümlerde, Ti/p-Si eklemin engel yüksekliği Фb(I-V)= 0,73 eV, Фb(C-V)= 0,90 eV ve akseptör iyonu yoğunluğu Na= 2,28x1013 cm-3 olarak, Ti/n-Si eklemin engelyüksekliği Фb(I-V)= 0,68 eV, Фb(C-V)= 0,80 eV ve donör iyonu yoğunluğu Nd=5,12x1013cm-3 olarak ve Zr/p-Si eklemin engel yüksekliği Фb(I-V)= 0,83 eV, Фb(C-V)= 1,34 eV veakseptör iyonu yoğunluğu Na= 3,03x1013 cm-3 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca Ti/Sieklemlerin foto duyarlılık özelliği göstermediği, ancak Zr/p-Si ekleminin ışıkla doğrultmaözelliğinin arttığı gözlenmiştir. Hazırlanan Ti/n-Si, Ti/p-Si ve Zr/p-Si eklemleri Schottkydiyot özelliği göstermiştir.Anahtar kelimeler: Ti/Si ve Zr/Si eklemler, Schottky diyot, Ti5Si4

Halil Albayrak
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

CMS deneyinde CP kırınım araştırmaları

CP kırınımı kırk yıl önce keşfedilmiş olmasına rağmen, kaynağı hala bilinmemektedir. Bu tezde, K bozunumlarında gözlenen CP kırınım etkileri tanımlanmış ve Standart Model (SM)'in zayıf etkileşmesiyle CP kırımmımn nasıl meydana geldiği açıklanmıştır. Aslında, CP kırınım kaynağının bu etkileşme olduğunu savunan hipotez, K ve B bozunumlarına bakacak olan gelecekteki deneyler tarafından doğrudan test edilecektir. LHC'de çok miktardaki bb olayları, B sisteminde CP kırınımını çalışmaya olanak sağlayacaktır. LHC'nin başlangıçtaki düşük ışıkhk evresi sırasında, CMS dedektörünün birim üçgenin a, 0 ve y açılarım ölçme potansiyeli tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: CP, CKM, Birim Üçgen, CMS

CMSCPKırınım+1
Salim Çerçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Nötrino fiziğinde son gelişmeler

Bu çalışmada, yüksek enerji ve parçacık fiziğinin güncel konularından biri olan, evrenin oluşumu ve geleceği hakkında bilgi verdiğine inanılan nötrinolar hakkında bilinenler derlenmiştir. Ayrıca güneşsel ve atmosferik nötrino problemleri, bu problemlerin bugünkü durumu, problemlere en popüler çözüm olarak düşünülen nötrino sahnımlan, günümüzde yapılan ve gelecekte yapılması planlanan güneşsel ve atmosferik nötrino deneyleri ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler:. Standart Model, Nötrino, Nötrino Salımmlan, Standart Güneş Modeü, Güneşsel ve Atmosferik Nötrinolar

NötrinoNötrino salınımlarıStandart model
Hüseyin Topaklı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı magnetik malzemelerin fiziksel özelliklerinin incelenmesi

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ BAZI MAGNETTK MALZEMELERİN FİZİKSEL özelliklerinin incelenmesi Berdan ÖZKURT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FİZİK ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Bekir ÖZÇELİK Yıl: 2003, Sayfa:57 Jüri : Prof. Dr. Bekir ÖZÇELİK : Prof. Dr. Kerim KIYMAÇ : Prof. Dr. Osman SERİNDAĞ Bu çalışmadaki esas amaç, MnIMg,_xTi03 malzemesinin fiziksel ve yapısal özelliklerinin araştırılmasıdır. Bu çalışmada örnek katıhal tepkime yöntemiyle hazırlandı ve XRD analizleri örneklerin farklı kristal fazlarda olduğunu gösterdi. x 'in değişen değerlerinin örneğin mikro yapısı üzerindeki etkileri araştırıldı. Elektriksel direnç ölçümleri, dört nokta yöntemiyle yapıldı ve SEM analizi ise örneğin tanecikli yapısı hakkında bilgiler verdi. Bu çalışmanın giriş kısmında, MnxMgj_xTi03 'ün fiziksel özellikleri özetlendi. Tezin önceki çalışmalar kısmında ise, bu malzemenin magnetik özellikleri ile ilgili son gelişmeler verildi. Bu çalışmanın diğer kısımlarında ise Mn^Mg^TiOj malzemesinin kristal yapısı incelendi ve deneysel sonuçlar yorumlandı. Anahtar Kelimeler: MnxMg1_xTiO 3, Seyreltilmiş antiferromagnet

Fiziksel özelliklerManyetik malzemelerYapısal özellikler
Berdan Özkurt
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Işıldayan (scintillating) fiberler ile dedeksiyon teknikleri

Bu çalışmada sintilatör fiberler ve bunların yüksek enerji fiziğinde, astrofizikte ve tıpta kullanıldığı uygulama alanları açıklanmıştır. Sintilatör fiberler sahip oldukları hızlı bozunma zamanlan, esneklikleri ve kolay elde işlenebilir olmaları nedeniyle yüksek uzaysal çözünürlük ve yüksek hız gerektiren dedektör uygulamalarının ihtiyacını büyük oranda karşılamaktadır. Sintilatör fiberlerin kullanıldığı dedektör sistemleri hızla gelişmekte olan bir konudur. Özellikle pozisyon duyarlı fotoçoğaltıcılar ile beraber kullanıldıkları sistemlerin geliştirilerek tıptaki ve kalite kontrolündeki uygulamaları için yeni teknolojilerin geliştirileceği bir proje önerisi Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programı çerçevesinde hazırlanmaktadır. Çukurova Üniversitesi yüksek enerji fiziği grubu bu proje önerisine katılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sintilatörler, Sintilatör Fiberler, İz Dedektörleri

DedektörlerLiflerSintilatör+1
Mustafa Numan Bakırcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Au/CdTe ve Ag/CdTe eklemlerin yapısal ve opto-elektronik özellikleri

Omik kontak ya da Schottky diyot amacı ile üretilen metal-yarıiletken yapıların kararlılığıeklemi oluşturan komponentlerin kararlılığı ve birbirleri ile etkileşmelerine bağlıdır. Buamaçla CdTe yarıiletkeninde omik ya da Schottky eklem olarak kullanılan Au, Agmetallerinin CdTe'de difüzyonu, Au ve Ag katkılı CdTe filmlerin ve Au/CdTe, Ag/CdTeeklemlerin yapısal, optik ve elektrik özellikleri incelendi.Yakın mesafeli buharlaştırma yöntemi ile elde edilen CdTe filmlerin yapısal özellikleri XRDyöntemi ile araştırıldı. Üretilen filmlerin kübik ve hekzagonal yapıda boyutları ortalama0,1μm olan polikristal CdTe taneciklerden oluştuğu belirlendi. Cam üzerine yaklaşık 4μmkalınlıkta kaplanan CdTe ince film yarıiletkeninin optik absorpsiyonun spektral değişimindenyasak enerji aralığı 1.5eV olarak belirlendi.P ve n tip CdTe için elektriksel ölçümlerde kullanılacak omik kontak metali olarak 9,6x106ohm.cm2 lik kontak direnci ile GaIn sıvı metali belirlendi.Elektron demeti kaplama yöntemi ile CdTe üzerine kaplanan Au metalinin 350-550oCsıcaklıkları arasında CdTe ye difüzyonu, XRF yöntemi ile belirlendi. Buradan difüzyonçarpanı 4,4x10-7 cm2/s ve aktivasyon enerjisi 0,54eV olarak belirlendi. Au difüzyonununCdTe nin yapısına etkisi XRD yöntemi ile arastırıldı ve difüzyon sonrası filmde kübik vehekzagonal yapıda polikristal CdTe taneciklerin oluştuğu belirlendi. Termal difüzyon ile eldeedilen Au katkısı p tip CdTe yarıiletkenin yasak enerji bandında akseptör özellikte, valansbanttan yukarıda 0,2eV luk eneji seviyesine sahip olduğu belirlendi.Au/pCdTe eklemin elektriksel özellikleri incelendi ve eklemin omik özellik gösterdiğibelirlendi.Elektron demeti kaplama yöntemi ile CdTe üzerine kaplanan Ag metalinin 350-450oCsıcaklıkları arasında CdTe ye difüzyonu, XRF yöntemi ile belirlendi. Buradan elde edilendifüzyon çarpanı 4x10-7cm2/s ve difüzyon aktivasyon enerjisi 0,72eV olarak belirlendi.Kübik CdTe filmde Ag difüzyonu sonrası XRD ölçümleri sonucu Ag2Te fazının oluştuğubelirlendi. Bununla birlikte iletkenliğin sıcaklıkla değişimi ölçümünden Ag2Te fazının oluşmasıcaklığında (145oC) Ag katkılı CdTe filmin iletkenliğinin değiştiği belirlendi. Ag ilekatkılanan CdTe filminde optik yöntem ve iletkenlik sıcaklık ölçümlerinden yasak banttakatkı nedeni ile valans banttan yukarıda 0.09eV luk katkı seviyesinin oluştuğu belirlendi.280-420oC sıcaklıkları arasında Ag metalinin Ag/CdTe yapıda ışıkla uyarılmış difüzyonuincelendi. Ag nin ışıkla uyarılmış difüzyon katsayısı termal difüzyon katsayısından 4 kat dahabüyük olduğu tespit edildi.Ag/pCdTe eklemin elektriksel karakteristikleri incelendi ve Schottky diyot karakterindeolduğu belirlendi. Akım gerilim ölçümlerinden diyodun engel yüksekliği 0,7-0,8eV olarak,doyma akım yoğunluğu 3,7x10-8 A/cm2, ideallik çarpanı 1,9-10 olarak hesaplandı.Anahtar Kelimeler : CdTe, Difüzyon, Au/CdTe, Ag/CdTe, Omik Kontak, Schottky EklemJÜRİ:1. Prof. Dr. Tayyar CAFEROV (Danışman) Kabul Tarihi: 07.07.20062. Prof. Dr. Emel ÇINGI Sayfa Sayısı: 1143. Prof. Dr. Fatma TEPEHAN4. Prof. Dr. Durul ÖREN5. Prof. Dr. Nurfer GÜNGÖR

Murat Çalışkan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı simetrik yapılardaki karbon nanotüplerin durum yoğunluklarının simülasyonu

Tek duvarlı karbon nanotüplerin (TDKNT) yapısı chiral vektörüyle tanımlanır. TDKNT lerinelektronik yapısı tüpün çapına ve chiralitysine bağlıdır. KNT ler yapısal parametrelerine bağlıolarak hem metalik hem de yarıiletken olabilirler.TDKNT lerin yapısal, dinamik ve elektronik özelliklerini incelemede sıkı-bağ molekülerdinamik yöntemi başarılıdır. Klasik sıkı-bağ yöntemi schrödinger denklemini direkt matrisköşegenleştirmesi ile çözer ve atom sayısının küpü ile orantılı simülasyon zamanı kullanır.O(N) metodu bant enerjisini gerçek uzayda çözer ve bağlanmaya yalnız yerel çevrenin katkısıolduğu yaklaşımını yapar. O(N) yöntemi atom sayısıyla lineer orantılı simülasyon zamanıkullanır. Bu da simülasyonlarda hesaplama zamanını kısaltır.Bu çalışmada (2,2) den (30,0) a kadar değişen farklı yapılardaki TDKNT lerin elektronikyapılarını incelemek için O(N) sıkı-bağ moleküler dinamik metodu paralel bilgisayarortamında kullanılmıştır. Bu tez çalışması Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü ?KarbonNanotüp Bilgisayar Simülasyon? laboratuvarında yapılmıştır. Her bir karbon nanotüp içinelektronik durum yoğunlukları, fermi enerji seviyeleri ve bant yapısı enerjileri hesaplanmıştır.Elektronik durum yoğunluğu (eDOS) grafikleri kullanılarak TDKNT lerin metalik veyayarıiletken olmasını belirleyen genel kurallar belirlenmiştir. Chiral parametrelerine bağlıolarak TDKNT nin n=m olması durumunda (armchair) metalik, n-m=3i olması durumunda(zig-zag) küçük bant aralıklı yarıiletken ve diğer durumlarda gerçek yarıiletken olduğugösterilmiştir. Bir yarıiletken KNT nin bant aralığı enerjisinin tüpün yarıçapı ile tersorantılıdır. Yarıiletken TDKNT lerin bant aralığı enerjileri hesaplanmıştır ve literatürdemevcut teorik sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Sıcaklığın elektronik yapı üzerindeki etkisiyukarıdaki elektronik durum yoğunlukları, bant enerji seviyeleri ve fermi seviyeleriçalışmaları iki farklı sıcaklıkta (0.1 K - 300 K de) elde edilerek gösterilmiştir.Anahtar kelimeler: Karbon nanotüp, karbon nanotüpün elektronik özellikleri, molekülerdinamik, sıkı-bağ yöntemi, O(N) tekniği, paralel ortam, durum yoğunluğu, bant aralığıenerjisi, fermi seviyesiJÜRİ:1.Prof. Dr. Gülay DERELİ (Danışman) Kabul Tarihi: 21.06.20062.Doç. Dr. Sondan DURUKANOĞLU Sayfa Sayısı: 783.Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEMİR

Necati Vardar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ni/Si eklemlerin elektrik ve optik karakteristikleri

Metal-yarıiletken eklemler, mikroelektronik cihazların temelini oluşturmaktadır. Eklemlerinkarakteristikleri ile ilgili yapılan araştırmalarda geçiş metalleri ile elde edilen silikatlarınelektriksel iletkenliği ve oksitlenmeye karşı yüksek direnç özellikleri dikkat çekmiştir. Fakat,geçiş metal/Si ve silikat/Si eklemlerin özellikleri az incelenmiştir.Bu çalışmada, kristal silisyum üzerine nikel kaplanarak elde edilen Ni/Si eklemlerinkarakteristiklerine tavlamanın etkisi incelenmiştir. Tavlama öncesi ve sonrası ölçülen akım-gerilim karakteristiklerinden; ışığa duyarlılık, engel yüksekliği ve ideallik faktörü, kapasitans-gerilim karakteristiklerinden donör konsantrasyonu ve eklemin genişliği, XRD analizlerindenise NiSi2 ve NiSi fazlarının oluştuğu görülmüş ve bu fazların tanecik boyutları hesaplanmıştır.Ayrıca XRF ölçümlerinden nikelin silisyumda konsantrasyon dağılımı ve nikelin difüzyonkatsayısı bulunmuştur. Bu çalışmalarda aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir.Hazırlanan Ni/pSi ve Ni/nSi eklemleri Schottky diyodu özellikleri göstermiştir. 500oCtavlama ile bu eklemlerin doğrultma ve fotoduyarlılık özelliklerinin azaldığı görülmüştür.Tavlama ile eklemlerin karakteristiklerinin değişimi Ni-Si sınır bölgesinde yeni fazlarınoluşumu ile yorumlanmıştır.Tavlama süresinin artması ile (1.5 saatten 15 saate kadar) XRD spektrumunda NiSi ve NiSi2polikristalik fazlarına ait pik şiddetlerinin arttığı görülmüştür. Oluşan bu piklerin yarımşiddetlerinden, tane boyutları hesaplanmış ve 90 dakika tavlama sonunda NiSi2 fazı içinortalama tane boyutları d(NiSi2)=465Å ve NiSi fazı için ise d(NiSi)=971 Å olarakhesaplanmıştır. 15 saatlik tavlama sonunda ise NiSi fazının tane boyutu d(NiSi)=796 Å'yaazalırken, NiSi2 fazının tane boyutu d(NiSi2)=580Å'ya yükselmiştir.Ni/pSi yapı vakumda (500oC, 15 saat ) tavlanarak XRF ölçümü yapılmış ve buradan nikelinsilisyumda oluşan konsantrasyon dağılımı için iki difüzyon katsayısı hesaplanmıştır. Yüzeyeyakın bölgede (x<1µm) Dy ≈ 5.10-14 cm2/sn, iç bölgede ise Di ≈ 10-8cm2/sn olarak bulunmuştur.Nikelin yüzeye yakın bölgesindeki daha yavaş difüzyonu buradaki Ni/Si fazlarının oluşumuile yorumlanmıştır. Nikelin örneğin iç bölgelerindeki daha hızlı hareketi, arayer pozisyonlarladifüzyonu ile ilgilidir.Böylece, Ni/Si eklemlerin Schottky diyod özelliği gösterdiği, Ni/pSi eklemlerin diyodparametrelerinin, Ni/nSi eklemlere nazaran daha yüksek olduğu görülmüştür. 500oC'detavlama neticesinde, Ni/Si eklemlerin sınır bölgesinde yeni NiSi ve NiSi2 fazların oluşumunedeniyle diyod özellikleri bozulmaktadır.Anahtar Kelime: Ni/Si eklemler, Ni2Si, NiSi, NiSi2, Difüzyon.

Ayşegül Çelik
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Sıkı bağ moleküler dinamik yöntemiyle karbon nanotüplerin bilgisayar simülasyonu

Tezin ilk bölümünde O(N) (N mertebe) Sıkı Bağ Moleküler Dinamik (SBMD) simülasyonyöntemi kullanılarak (10,10) Tek Duvarlı Karbon Nanotüplerin (TDKNT) sıcaklığa göre yapısalkararlılıklarının, fiziksel özelliklerinin ve enerjilerinin değişimi; yüksek sıcaklıklardaki yapısalbozulmaları incelendi. Sıcaklık arttıkça yapının ekseni boyunca şeklinin bozulduğu, ancakyüksek sıcaklıklara kadar kararlılığını koruduğu görüldü. Sıcaklık arttıkça KNT lerde atombaşına toplam enerji doğrusal olarak artmakta ve tüp yarıçap yönünde genleşmektedir. 2000K inüzerindeki sıcaklıklarda ise karbon atomları tüpten kopmaya ve KNT nin altıgen yapısıdağılmaya başladı. Isıtma yönteminin ve elektronik sıcaklığın sonuçlara etkileri araştırıldı.Tezin ikinci bölümünde sıcaklığın, eş-eksenel gerinim altındaki KNT nin dayanıklılığına vemekanik özelliklerine etkisi araştırıldı. Sıcaklık artışının KNT yi germeye karşı daha duyarlı halegetirdiği ve atom kopmalarının daha düşük gerinim oranlarında gerçekleştiği belirlendi. Ancaksıkıştırmaya karşı KNT nin yüksek dayanıklılığa sahip olmadığı ve sıcaklık artışının sıkıştırmaaltındaki gerinim oranını değiştirmediği görüldü. KNT nin gerilim-gerinim eğrileri elde edildi.Bu eğrilerden KNT nin elastik limit, Young modülü ve eksenel dayanıklılık değerleri bulundu.Ayrıca Poisson oranı da hesaplanarak sıcaklığın parametrelere etkisi incelendi.Anahtar Kelimeler: Karbon nanotüp, N mertebe sıkı-bağ, moleküler dinamik simülasyonu,sıcaklık, kararlılık, dayanıklılık, gerinim, gerilim, mekanik özellikler.JÜRİ:1. Prof. Dr. Gülay DERELİ (Danışman) Kabul Tarihi: 29.06.20062. Prof. Dr. Hasan TATLIPINAR Sayfa Sayısı: 1263. Prof. Dr. Fatma TEPEHAN4. Doç. Dr. Hikmet YÜKSELİCİ5. Prof. Dr. Mine YURTSEVER

Banu Süngü
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Nanoteknolojide karbon nanotüplerin dayanıklılık simülasyonları

Bu çalışmada karbon nanotüplerin sıcaklığa karşı dayanıklılığının incelenmesi amacıyla,örnek olarak seçilen yarıiletken (17,0) karbon nanotüp (KNT), simülasyonlarda 0.1K ortamsıcaklığından başlanarak, düzenli aralıklarla artırılmak suretiyle karbon atomunun bağınınkoptuğu sıcaklığa (3600K) kadar ısıtılıp her artan sıcaklık periyodunda dengelenmiştir.Simülasyonlarda N mertebeli (Order-N) Sıkı-Bağ Moleküler Dinamik (SBMD) programıkullanılmıştır.Yarı iletken (17,0) karbon nanotüpün toplam enerjisi (Etot) ve bu enerjiyi oluşturan bant yapısıenerjisi (Ebs), itici potansiyel enerjisi (Urep) ve kinetik enerjisinin (Ek) sıcaklığa karşı değişimiincelenmiştir.Karbon nanotüpün fiziksel özelliklerinin sıcaklıkla değişiminin incelenmesi amacıyla, radyaldağılım fonksiyonları (RDF), bağ açısı ve bağ uzunluğu dağılım fonksiyonlarının sıcaklıkladeğişimi gösterilmiştir. Ayrıca (17,0) karbon nanotüpün çapının sıcaklıkla değişimi grafiklerleve tüp resimleri çizilerek gösterilmiştir. Bununla birlikte, hesaplanan değerler kaynaklardanelde edilen verilerle karşılaştırılmıştır.

Ali Haydar Sevi
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Silindirik geometride nötron transport denkleminin spektral green fonksiyonları metodu ile çözümü

Nötron transport denklemi reaktör fiziğinin güncel konularından biridir. Transport denkleminin bugüne kadar yapılan çözümleri genellikle dilim geometride olmuştur ve çok idealize edilmiş sistemler için yapılmıştır. Bu doktora tezinde, transport denkleminin çözümleri detaylı olarak incelendi. Bu eşitlik, silindirik geometride yazılıp izotropik saçılmalı ve tek gruplu durum için değişkenlerine ayırma yöntemiyle yeni bir analitik çözüm üretildi. Daha sonra, ortogonal polinom setleri kullanılarak diskret ordinat denklem sistemine dönüştürüldü. Silindirik geometride transport denkleminin çözümüne daha doğru katkı sağlaması için Spektral Green Fonksiyonu metodu geliştirildi. Diskret ordinat denklem sistemi Diamond Difference ve Spektral Green Fonksiyonu metodu ile çözüldü. Transport denkleminin dilim geometrideki çözümünde kullanılan metodlar, bizim çözüm metodlanmız için temel oluşturdu. Nötron skaler akısı için bulduğumuz sonuçların, daha önce yapılan çalışmalar ve nümerik hesaplamalarla uyum içinde olduğu gözlendi. Anahtar Kelimeler: Nötron transport denklemi, silindirik geometri, spektral Green fonksiyonu, Diamond Difference

GeometriNötron transport denklemiSpektral green fonksiyonu
Hakan Öztürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

UO2 ve UCL3'ün sıvı yapısı ve halojenür tuzlarda donma

Bu tezde yapılan çalışmaların amacı UCl3 ve UO2 sistemlerinin statik yapılarını ve transport özelliklerini anlamak ve halojenür tuzların donma kriterlerini incelemektir. Uranyum triklorür erimiş tuz teknolojisinin nükleer yakıt çevrimi alanındaki phyrokimyasal süreç içindeki tipik bileşenlerinden biridir. Uranyum dioksit ise önemli nükleer yakıtlardan biridir. Nükleer yakıtların, bir kazada sıcaklık artışı sonucu davranışlarının bilinmesi oldukça önemlidir. Statik yapılar sıvıhal teorisinin Ornstein-Zernike integral denklemini Hypernetted-Chain yaklaşımı ve bir rijit iyon potansiyeli ile çözerek hesaplanırken transport özellikleri grubumuzun diğer çalışanları tarafından bu model potansiyeli kullanılarak Moleküler Dinamik benzetimi ile bulunmuştur. Sonuçlar literatürde var olan deneysel verilerle uyumludur ve bu tehlikeli malzemelerin yüksek sıcaklıklardaki davranışlarının anlaşılmasına önemli katkıda bulunmaktadır. Tezin ikinci kısmıda halojenür tuzların donma kriterleri ve mekanizmaları incelenmiştir. Bu çalışmada da yine etkileşmeler uygun rijit iyon potansiyelleri ile modellenmiş ve yukarıda bahsedilen sıvıhal teorileri kullanılmıştır. ?Sıvı yapı faktörünün temel pikinin yüksekliği, donma çizgisinde sabit bir değere sahiptir? donma kriteri incelenerek halojenür tuzlar için geçerliliği araştırıldı ve kriterin sayı konsantrasyonu ile sınırlı olduğu sonucuna varıldı. Ayrıca donmanın tetiklendiğini işaret eden statik dielektrik fonksiyonunun ilk maksimumun konsantrasyon ve iyon mobilite karakteri ile belirlenen bir dağılıma sahip olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: UO2, UCl3, süperiyonik iletkenler, halojenür tuzlar, sıvıhal teorileri, statik yapı, donma kriteri

Ünsal Akdere
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00