2
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İran İslam Devrimi'nin Türkiye'ye etkileri: 1978-1990 yılları arasında Türkiye'de yayımlanan dergiler üzerine bir inceleme
İran İslam Devrimi'nin Türkiye'deki dergilerde nasıl yer aldığı sorusuna cevap aranan bu çalışmada, öncelikle devrim kavramsal ve kuramsal bir çerçevede ele alınmıştır. Bu bağlamda devrimin arka planı üzerine odaklanılarak sosyo-ekonomik, dinî ve siyasal nedenleri ayrıntılı bir biçimde incelenmiş ve devrime giden sürecin aşamalarına kronolojik olarak yer verilmiştir. Çalışmada devrime giden süreçte etkili olan grupların rollerine değinilmiş ve bu süreçte öne çıkan isimler ile devrime zemin hazırlayan görüşlere ayrıca yer verilmiştir. Devrimden sonraki süreçte İran'ın izlediği dış politika tahlil edilerek, devrimin dünyaya ve Türkiye'ye etkilerine, dünyada devrimin nasıl algılandığı ve Türkiye'deki resmî kurumlar nezdinde devrime yönelik yaklaşıma dikkat çekilmiştir. Çalışma tarih aralığı olarak 1978-1990 şeklinde sınırlandırılarak Türkiye'deki İslami gruplar, siyasi partiler, aydınlar ve dergiler etrafındaki oluşumlar ve bu oluşumlara ait basın-yayın organlarına dair genel bir çerçeve çizilmiştir. Söz konusu gruplar ile ilişkili dergiler belirlenerek, devrimi konu edinen 29 dergi; Hareket, Diriliş, İktibas, Düşünce, Mavera, İslam, Hilal, Fedai, Sebil, Yeniden Milli Mücadele, Pınar, Girişim, İnsan, Aylık Dergi, Bu Meydan, Dış Politika, Son Karar, Akıncılar, Akıncı Güç, Şura, Tevhid, Hicret, İslami Hareket, Kriter, Nesil, İslam'ın İlk Emri Oku, Rayet, Altınoluk, Davet çalışma bağlamında incelenmiştir. Konunun temel parametreleri olan "biçimsel değişkenler" ve "içeriksel değişkenler" haber ve makalelerde tarama modeline dayalı içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Metinlerin ana teması ise; Devrim'e yaklaşım, Ayetullah Humeyni'ye yaklaşım, Şah'ın ve Şahlık rejiminin konumlandırılması, mezhep konusunun yer alma/işlenme biçimi, devrim ihracı, Irak-İran Savaşı ve İran iç siyasetinin konu edinilmesi bağlamında belirlenmiştir. Böylelikle 1978-1990 yılları arasında Türkiye'de yayımlanan dergilerde devrimin ve devrim ile ilişkili gelişmelerin okurlara aktarılma biçimleri ve bağlamı tespit edilmeye çalışılmıştır.
Ortadoğu sinemasında kötülük: Zeki Demirkubuz sinemasında kötülüğün sıradanlığı
Göstermek sorumluluktur. Bu sorumluluğu göze alabilen kişi, gösterme cüretine sahip yönetmen, insani olarak gerçeğin ardına düşmeyi şiar edinmiştir. Yönetmen, doktorların Hipokrat yemini gibi, milletvekillerinin ant içmesi gibi, bir toplumsal sözleşmenin tarafı gibi yemine tabi değildir. Bir sanatçı olarak her ne kadar özgün eser verme gayretinde de olsa toplumsal ahlaktan, değer yargılarından, kimi zaman koyulmuş yasalardan bağımsız hareket edemez. İş bu ahlak ya da değer yargıları gibi kötülüğün de köşeleri yoktur. Gerçekçilik bağlamında kötünün ve kötülüğün ele alınması çoğu zaman önüne geçme, düzeltme, iyiye yönelik yön verme amacı taşır. Sıradan bir izlencede kötülerin iyi yönlerinin olabileceği ve iyilerin de kötülük yapabileceği gerçeğinin göz ardı edilmesi neredeyse toplumun tüm fertlerini kendi içinde zanlı durumuna düşürür. Sinemada melodramik yapıdan kurtulma yollarından biri, iyilik ve kötülük konusundaki felsefî yaklaşımı değiştirmek yahut en azından iyiye yormaktır. Hayatta mutlak iyi ve mutlak kötü diye bir şey yoksa sanatta da mutlak iyi ve mutlak kötü olmamalıdır. Söz konusu görüş, Hannah Arendt (2009)‟in "Kötülüğün Sıradanlığı" argümanında karşılık bulmaktadır. Bu çalışmada bir yandan iyilik ve kötülüğün evrensel yansımaları, birbirinden farklı yaşamlarda dahi aynîleşmesi Lübnan, Filistin, Mısır ve İran sinemalarından örneklerle ele alınacak; dünyayı siyah – beyaz karşıtlığı içinde betimleyen Zeki Demirkubuz ve filmlerinde, insan için sıradanlaşan kötülük, iyi ve kötü tanımları ile ahlaki değerler yeniden sorgulanacaktır. Türkiye'de bağımsız sinemanın en yetkin yönetmenlerinden biri olan Zeki Demirkubuz'un film kahramanları hatalı, suçlu, kötü yahut olası bir kötülüğe teşne göründüğü gibi, aynı zamanda suçsuz, iyi, kendi içinde ahlaklı ve tutarlı karakterler olarak yansımaktadır. Bu çalışmanın amacı önemli bir parçasını oluşturduğumuz Ortadoğu'da ve yaşadığımız toplumda filmler temel alınarak kötülüğün sıradanlığını ahlak felsefesi ekseninde sorgulamak, toplumsal, kültürel, ekonomik, psikolojik ve teolojik kökenlerini saptamaktır.