Yükleniyor…
Yükleniyor…

90
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0
Departman
0
Researcher
Bu çalışma, Tunceli ilinde sıvı atıklarca kirletilen Munzur ve Pülümür Nehirleri üzerinde kurulan Uzunçayır Barajı'nın faaliyete geçmesiyle beraber baraj gölüne dökülen kirleticilerin (evsel atık, sıvı atık, kentin düzensiz katı atık sahasından gelen sızıntı suyu, kayaçlardan yıkanan elementler vs.) oluşturduğu ağır metal kirlilik potansiyelinin ortaya çıkarılması amacıyla ortaya konulmuştur. Munzur ve Pülümür Nehirlerinin evsel sıvı atıkların deşarjı öncesi ve sonrası noktalardan, baraj gölünün değişik nokta ve derinliklerinden, baraj bent yerinin hemen çıkışından ve Keban Baraj Gölü'ne döküldüğü noktadan alınan su örnekleri üzerinde yapılan analizler ile nehir ve göl suyundaki ağır metal kirliliğinin boyutları ortaya konulmuştur. Munzur ve Pülümür Nehirleri ve Uzunçayır Baraj Gölü'nde belirlenen; baraj öncesi, baraj gölü ve baraj sonrası alanlar da dikkate alınarak 10 araştırma istasyonu tespit edilmiş olup her istasyonda örnekleme yapılan alanın koordinatları GPS ile belirlenmiştir. Bu maksatla çalışmamızda Munzur ve Pülümür Nehirleri ile Uzunçayır Baraj Gölü su sistemi içinde belirlenen istasyonlardan alınan su örneklerinin Zn, Cr, Cu, Cd, Mn, Pb ve Fe ağır metal düzeyi analitik olarak Atomik Absorpsiyon Spektroskopi cihazı ile elde edilmiş, su kalite sınıfı belirlenmiştir.
Bu çalışma, Batman ilinde yaşayan insanların su ürünleri tüketim alışkanlıklarının ve et tüketim tercihlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Batman da 350 kişiye yapılan anket sonuçlarına göre; ilk sırada %46 ile kırmızı et, ikinci sırada %42 ile tavuk eti ve son olarak %10 ile balık eti tükettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların %2'si ise hiçbir çeşit et tüketmediklerini belirtmiştir. Bölge halkının su ürünlerini %55 oranında balıkçıdan temin ettikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların en çok tercih ettiği balık %51 oranla deniz balıkları olarak saptanmıştır. Katılımcıların balık satın alırken %64'ünün tazeliğine, %22'sinin lezzetine, %7'sinin fiyatına, %6'sının kılçıklı olup olmamasına, %1'inin ise çiftlik ya da doğal olup olmamasına dikkat ettikleri görülmüştür. Katılımcıların balık pişirme yöntemleri, %47'sinin kızartarak, %32'sinin ızgarada, %17'sinin fırında, %4'ünün balık buğulama şeklinde balığı pişirmeyi tercih ettikleri saptanmıştır. Bu çalışmada, Batman'da yıllık balık tüketimi 4,8 kg olmasına rağmen dünya ortalamasının altında olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun balık fiyatlarının yüksek olmasından ziyade, bölgenin denize kıyısı olmamasının yanı sıra yemek kültüründen de kaynaklandığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Balık Tüketimi, Tüketim Alışkanlığı, Et Tüketim Tercihleri, Batman
Bu çalışmada kurşun nitrat (Pb(NO3)2)'ın Gammarus pulex üzerindeki 96 saat için akut toksisite etkisi belirlenmiştir. Bu amaçla kontrol grubunun yanı sıra 50, 75, 100, 200, 300 ve 400 µg/L konsantrasyonlarında deney grupları oluşturulup, her bir deney grubuna 10 adet G. pulex konularak üç tekerrürlü deneysel çalışma yapılmıştır. Deneme süresince 24 saatlik periyotlar halinde canlılar kontrol edilmiş ve ölüm oranları belirlenmiştir. Yapılan çalışma sonunda ortalama LC50 değeri 152 ± 13 µg/L olarak tespit edilirken, alt bant seviye değeri 112 ± 12 µg/L ve üst bant seviye değeri ise 216 ± 16 µg/L olarak bulunmuştur.
Bu tez çalışmasında, Tekrarlı Yapay Sinir Ağlarının (TYSA) deprem tahmininde kullanımına yönelik bir uygulamanın gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, TYSA'ların en yaygın versiyonu olan Uzun-Kısa Vadeli Hafıza (UKVH) ağlarının bölgesel deprem tahmininde kullanılması sağlanmıştır. UKVH ağlarının ardışık veri kümleri üzerinde elde ettikleri başarım dikkate alınarak bu ağların derin bir versiyonunun deprem verileri üzerinde uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, öncelikle beş katmanlı derin bir UKVH ağ modeli tasarlanmıştır. Deneysel çalışmalar için Türkiye bölgesinde Bingöl ili merkez alınarak bu merkez etrafındaki belirlenen yarıçaplı dairesel deprem tahmin alanları oluşturulmuştur. Bu dairesel alan içerisinde zamana bağlı olarak ardışık bir şekilde meydana gelen depremler UKVH ağının eğitiminde kullanılmıştır. Eğitimi tamamlanan ağın aynı bölge üzerinde gelecekte meydana gelecek depremleri tahmin etmesi sağlanmıştır. Deprem verilerinin elde edilmesinde B.Ü Kandilli Rasathanesi BDTİM Deprem Sorgulama Sisteminden faydalanılmıştır. Merkez noktası etrafında belirlenen yarıçaplar ve yıl aralıkları arasındaki depremler sorgulanarak bir veri tabanı oluşturulmuştur. Dairesel olarak 50km, 100km ve 200km yarıçapında tahmin bölgeleri kullanılmıştır. Bu yarıçaplar arasında meydana gelen 2 ve 9 şiddetleri arasındaki hareketlilikler kullanılmıştır. Elde edilen tahmin sonuçları değerlendirildiğinde, tez kapsamında önerilen uygulamanın deprem tahminlerini kayda değer bir doğrulukta tahmin ettiği gözlemlenmiştir.
Bu tez çalışmasında, dış ortam görüntülerinde yer alan kişilerin hareketlerinin otomatik sınıflandırılması için derin öğrenme yaklaşımları önerilmiştir. Öncelikle, elde edilen görüntü içerisindeki kişilerin tespiti sağlanmıştır. Bu amaçla, literatürde yaygın olarak kullanılan önceden eğitilmiş derin nesne tespit aracı olan YOLO kullanılmıştır. Dış ortam görüntülerinin elde edilmesinde Google Street View ortamı kullanılmıştır. Daha sonra tespit edilen kişiler için hareket sınıfları oluşturulmuştur. Bu hareket sınıfları; sağa yürüyen, sola yürüyen, ayakta duran ve oturan şeklindedir. Böylece dış ortam görüntülerinden tespit edilen kişiler için kapsamlı bir veri seti oluşturulmuştur. Sınıfları belirlenen verilerin otomatik olarak tanınması işlemi için bir konvolüsyonel sinir ağı (KSA) modeli tasarlanmıştır. Tasarlanan bu konvolüsyonel sinir ağı modeli ile kişilere ait hareketlerin otomatik tanınması sağlanmıştır. Eğitimi tamamlanan bu sınıflandırıcı, YOLO nesne tespit sistemi ile birlikte kullanılarak giriş görüntüsü içerisindeki kişilerin hareketlerinin otomati olarak tanınması sağlanmıştır. Tez kapsamında, veri tabanı üzerinde üç ve dört sınıflı veri setleri oluşturularak önerilen sistemin performans değerlendirmeleri yapılmıştır. Tez çalışması sonucunda, dış ortamdan elde edilen görüntüde yer alan kişilerin hareketlerine yönelik bir tanıma sistemi sunulmuştur. Böylece sürücüsüz araçlar ve robotik gibi dış ortamda insanlarla etkileşim içerisinde bulunacak uygulamalarda kullanılabilecek etkili bir tanıma sistemi sunulmuştur.
Yapı temelleri boyutlandırılırken, yapıdan kaynaklı yatay ve düşey yüklerin olabildiğince en ekonomik şekilde, güvenlikten ödün vermeksizin zemine iletilmesi büyük önem taşımaktadır. Ekonomik ve güvenli bir temel modellemesi yapılabilmesi için, yapının oturacağı zemin parametreleri ve davranışları gerçeğe en yakın şekilde bilinmelidir. Son dönemde teknolojinin de ilerlemesiyle, zeminlerin özelliklerinin belirlenmesi eskiye oranla daha gerçekçi bir şekilde yapılmaktadır. Zeminlerin özelliklerini belirlemek amacıyla açılan zemin sondajlarından alınan örnekler üzerinde yapılan laboratuvar deneyleri ve sondaj kuyularında taşıma gücü tespitine yönelik yapılan arazi deneyleri neticesinde elde edilen verilerle optimum temel boyutlandırmaları yapılması mümkün olmaktadır. Tunceli ilinin topoğrafik yapısı (engebeli arazisi ve baraj gölü havzası sebebiyle azalan potansiyel yeni yerleşim alanları) ve Munzur Üniversitesi yerleşkesinin ve kamu kurum-kuruluşlarının büyük çoğunluğunun ilin batı istikametinde Tunceli-Elazığ karayolu boyunca konumlanması neticesinde, ileriki dönemlerde ildeki yapılaşma faaliyetlerinin Tunceli-Elazığ karayolu boyunca Aktuluk mevkii ve çevresinde yoğunlaşacağı öngörülmektedir. Bu kapsamda Aktuluk mevkii ve çevresinde yeni yapılaşmaların gerçekleşmesi beklenen arazilerin zemin parametrelerinin doğru olarak belirlenmesi; Söz konusu bölgenin Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası'na göre 2. derece deprem bölgesi sınırları içerisinde kalması ve ilin sınırlı ekonomik kaynakları göz önüne alındığında Geoteknik Mühendisliği açısından, ekonomik ve güvenli temel çözümlerinin yapılabilmesi için zorunludur. Bu tez kapsamında Aktuluk mevkiindeki zeminlerin özellikleri incelenmiştir. 26 adet zemin sondajı açılmış, bu sondajlarda Standart Penatrasyon Testleri (SPT) yapılmış ve örselenmiş zemin numuneleri alınmıştır. İncelenen zeminlerin fiziksel özelliklerinin belirlenmesi için laboratuvar ortamında; Su İçeriği, Doğal Birim Hacim Ağırlığı ve Kuru Birim Hacim Ağırlığı tespitine yönelik deneyler yapılmıştır. Zeminlerin sınıflandırılabilmesi için Elek Analizi Deneyi ve Atterberg Kıvam Limitleri Deneyleri yapılmıştır. Ayrıca numuneler üzerinde yapılan Kesme Kutusu Deneyleri neticesinde elde edilen verilerle Terzaghi (1943), Meyerhof (1951,1963) ve Hansen (1970) Taşıma Gücü Hesap Yöntemlerine göre çözümler (hesaplamalar) yapılmış ve bulunan değerler birbiriyle kıyaslanmıştır. Atterberg Kıvam Limitleri verileri kullanılarak zeminlerin indeks özelliklerini tespit edebilmek amacıyla ampirik yaklaşımlar kullanılmıştır. Bu ampirik bağlantılar kullanılarak zeminlerin; Sıkışabilirliği, şişme potansiyeli, plastiklik derecesi, sıvılık indeksi ve kıvamlılık indeksi hakkında fikir sahibi olunmuştur.
Toz metalurjisi günümüzde sıklıkla kullanılan bir imalat yöntemidir. İmalat endüstrisi açısından büyük bir öneme sahiptir. Özellikle küçük, karmaşık şekilli ve kompozit malzemelerin imalatı için imalat maliyetleri açısından en avantajlı yöntemdir. Toz metalurjisi imalat yöntemi kullanılarak sinterleme parametreleri ve teknikleri değiştirilerek malzemelerin mekanik ve mikroyapı özelliklerinde istenilen doğrultuda değişiklikler yapılmaktadır. Buda yöntemi endüstri açısından oldukça önemli kılmaktadır. Toz metalurjisi ile üretilen ürünlerde porozite miktarı ürünün yapısal özelliklerini ciddi oranda etkiler. Yapı içerisinde ki poroziteler sinterleme işleminin gerçekleşmesi ile azalmaktadır. Ayrıca artan sinterleme sıcaklığının yanı sıra ilave edilen AgCd katkısı da makro ve mikro porozite miktarını azaltmaktadır. Yapılan bu tez çalışmasında malzemenin sertlik, yoğunluk, 3 noktalı eğilmesi, kırık yüzeyleri, MAP ve XRD incelemeleri ile mikro ve makro yapısal formları incelenmiştir. Yapılan bu çalışmada Co-Ni-Bz'dan oluşan matrise ilave edilen AgCd'un matris mukavemeti üzerinde arttırıcı bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Matris mukavemetinin artmasında rol oynayan AgCd oranın yanı sıra sinterleme sıcaklığının da matris mukavemetinde arttırıcı bir faktör olduğu gözlemlenmiştir. Sinterleme sıcaklığının artması ile birlikte matris içerisindeki AgCd sıvı faz oluşturarak makro ve mikro poroziteleri doldurur ve böylece matrisin yoğunluğunda artış meydana gelir. Sıvı fazın oluşması sonucunda porozitelerin azaldığı SEM fotoğraflarında görülmüştür. Sonuç olarak sinterleme sıcaklığının artması ve ilave edilen AgCd miktarına bağlı olarak oluşan sıvı fazın neticesinde malzemenin mekanik özelliklerinde artışlar gözlemlenmiştir.
Anahtarlamalı Relüktans Motorlar, (ARM) basit yapıları ve düşük maliyetleri ile öne çıkan elektrik makineleridir. ARM'nin rotorunda ve statorunda mıknatıs bulunmazken sadece stator kutuplarında bakır sargılar bulunur. Bu yapıları ile ARM'ler adım motorlara benzerler. ARM kontrolü iki şekilde yapılır. Bunlardan ilki konum ölçerli kontrol, ikincisi konum ölçersiz kontroldür. Konum ölçerli kontrolde rotor konumu bir konum ölçer ile tespit edilir ve buna göre uygun faz sargıları enerjilendirilir. Konum ölçersiz kontrolde ise tam rotor konumu bilinmez, ancak kestirimi yapılabilir. Bu amaçla konum ölçersiz kontrolde faz tetiklemeleri için ARM'nin kendine has manyetik ve endüktans eğrilerinden faydalanılır. Bu çalışmada öncelikle literatür taraması yapılmış ardından ARM'ye ilişkin temel bilgiler verilmiştir. En çok kullanılan konum ölçersiz kontrol yöntemleri açıklanarak referans akı modeli ile kıyaslanmıştır. ANSYS/Maxwell programından elde edilen veriler kullanılarak, Mathworks MATLAB/Simulink programında ARM'nin elektriksel modeli oluşturulmuştur. Referans akı yöntemi algoritma bloklarının bu modele eklenmesiyle açık çevrim kontrol, hız kestirim algoritmalarının eklenmesiyle de kapalı çevrim kontrol gerçekleştirilmiştir. Son olarak da ARM deney düzeneği tasarlanmıştır. ARM deney düzeneği; ARM, yük motoru, trafo, DA güç kaynağı, IGBT sürme devresi, güç devresi, snubber devresi, filtreli gerilim bölücü devre ve FPGA'den oluşmaktadır. Sonuç olarak, referans akı ile kontrol yönteminin özellikle maliyet odaklı açık çevrim uygulamalar için uygulanabilir pratik bir çözüm olduğu anlaşılmıştır. Kapalı çevrim uygulamalar için ise moment dalgalılığının azaltılması halinde yöntemin verimliliğinin artacağı öngörüsünde bulunulmuştur. Bu amaçla farklı kontrol algoritmalarının kullanılması gerektiği önerilmiştir.
Bu çalışma, Keban Baraj Gölü'nde ağ kafeslerde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmelerin yapısal ve ekonomik analizlerini belirlemek için yapılmıştır. Tez çalışması, 2015 yılında Elazığ, Tunceli ve Erzincan illerinde bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne kayıtlı işletmeleri kapsamaktadır. Keban Baraj Gölü'nde küçük aile işletmesi olarak adlandırılan, 25 ton/yıl kapasiteli işletmelerden 44 adet, mühendis çalıştırılması mecburi (50≥ ton/yıl) olan işletmeler 25-250 ton/yıl kapasiteli işletmeler 37 adet ve 250 ton/yıl üzeri olan büyük kapasiteli işletmeler 39 adet olmak üzere 120 adet su ürünleri yetiştiricilik tesisi bulunmaktadır. Çalışmada kullanılan veriler bu işletmelerden tam sayım yöntemi ile yüz yüze anket uygulaması yapılarak elde edilmiştir. Ağ kafeslerde alabalık üretimi yapan işletmelerin tamamında, balık üretiminde hazır pelet (granül) yemler kullanılmaktadır. Tüm işletmelerde alabalıklar ortalama 230-260 gr civarında ve 6-8 TL/kg arasında satılmaktadır. Ağ kafeslerde alabalık yetiştiren işletmelerde; işletme başına düşen toplam aktif sermaye 1.134.519 TL olarak hesaplanmıştır. %86,66'lık bir oranla aktif sermaye içerisindeki en önemli pay balık sermayesinden oluşmaktadır. Ağ kafeslerde alabalık üretimi yapılan işletmelerde, işletme masraflarının toplamı 734.200 TL/işletme olarak hesaplanmıştır. Bu masraflar içerisindeki en büyük oran yem (%64,72) ve yavru balık (%10 ) olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Keban Baraj Gölü, Yetiştiricilik, Yapısal ve Ekonomik Analiz
Bu çalışma doxorubicin (DXR) kaynaklı karaciğer hasarı üzerine curcuminin (CMN) etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmada 35 adet Sprague Dawley cinsi erkek rat, her grupta 7 rat olacak şekilde 5 gruba ayrıldı. 1. Grup (Kontrol): Oral yolla serum fizyolojik verildi. 2. Grup (CMN grubu): CMN (200 mg kg-1 ağırlık-gün) 7 gün boyunca oral olarak ratlara verildi. 3. Grup (DXR grubu): DXR (40 mg kg-1) tek doz olarak 5. günde intra peritoneal olarak ratlara enjekte edildi. 4. Grup (DXR+CMN 100 grubu): 7 gün süreyle (100 mg kg-1 gün) CMN uygulamasının 5. gününde tek doz DXR (40 mg kg-1) intra peritoneal olarak ratlara enjekte edildi. 5. Grup (DXR+CMN 200 grubu): 7 gün süreyle (200 mg kg-1 gün) CMN uygulamasının 5. gününde tek doz DXR (40 mg kg-1 ) sonra ratlar hafif sevofloran anestezisi altında ötenazileri yapılarak, doku ve kan örnekleri alındı. Serumda Aspartat Aminotransferaz (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT) ve Alkalin Fosfataz (ALP) düzeylerine, karaciğer dokusunda Malondialdehid (MDA), Glutatyon (GSH) ve Nitrik Oksid (NO.) düzeyleri ile Süperoksid Dismutaz (SOD), Katalaz (KAT), Glutatyon Peroksidaz (GPx), Arginaz enzim aktivitelerine bakıldı. Kontrol ile kıyaslandığı zaman serum ALT, AST ve ALP düzeyleri DXR verilen grupta arttı, bu artış CMN ile kısmen düzeltildi. Karaciğer MDA ve NO. düzeyleri DXR verilen gruplarda artarken antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeyi azaldı. CMN uygulanması; artan MDA ve NO. düzeylerini azalttı, azalan antioksidan enzim aktiviteleri ile GSH düzeylerini ise artırdı. Histolojik olarak bakıldığında ise, Kontrol ve CMN gruplarındaki ratların karaciğer dokuları normal histolojik görünümdeydi. Tek başına DXR uygulanan grup ile DXR+CMN 100 grubundaki ratların karaciğerlerinde hepatositlerde şiddetli düzeyde nekrotik değişiklikler ve hidropik dejenerasyon görüldü. Bu gruplarda ayrıca yer yer periportal ve perivasküler alanlarda mononükleer hücre infiltrasyonlarına rastlandı. DXR ile birlikte CMN 200 uygulanan gruptaki ratların karaciğerlerinde ise nekroz, hidropik dejenerasyon ve mononükleer hücre infiltrasyonlarının azaldığı belirlendi. Sonuç olarak DXR kaynaklı hasarları azaltmada CMN etkili olmuştur.