Recep Tayyip Erdoğan University
Discipline

New Turkish Literature

Recep Tayyip Erdoğan University

58

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hasan Ali Toptaş'ın eserlerinde hegemonik erkeklik karşısında tutunamayan erkeklik

Toplumsal cinsiyet rolleri romancılığımızın ve öykücülüğümüzün başlangıcından itibaren sıklıkla değinilen bir konudur. İdeal erkeklik ve kadınlık algıları, bu algılara uyulmaması durumundan bireylerin ve toplumun yaşadığı sıkıntılar, bu sıkıntıların ortaya çıkmaması için getirilen öneriler Tanzimat Edebiyatı'ndan başlayarak günümüze dek sıklıkla incelenmiştir. Bu çalışma güncel roman ve öykü yazarı Hasan Ali Toptaş'ın anlatı dünyasında hegemonik erkeklik algısının ve bu algıya uymakta zorlanan bu yüzden de hayat içerisinde birtakım olumsuzluklar yaşayan karakterlerin izini sürmektedir. İzi sürülen bu karakterlerin yaşadıkları olumsuzluklar, bu olumsuzluklara karşı aldıkları tavırlar ve bu tavırların yarattığı sonuçlar çalışmamızın odak noktasını oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hasan Ali Toptaş, Hegemonik Erkeklik, Erkeklik, Roman, Öykü Toplumsal Cinsiyet.

ErkeklikHegemonik erkeklikHegemonya+4
Uğur Uçkıran
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sevgi Soysal'ın romanlarında özne ve iktidar

Bu tez çalışması, Sevgi Soysal'ın Yürümek, Yenişehir'de Bir Öğle Vakti ve Şafak romanlarındaki özne ve iktidar ilişkisini karakterlere odaklanarak incelemektedir. Çalışmada Sevgi Soysal'ın roman karakterlerinin birer özne olarak inşa edilme süreçleri tartışmaya açılmaktadır. Bu özneliğin karakterlere iktidar tarafından dayatıldığı, bu sayede onları disiplinize etmenin ve iktidara tabi kılmanın amaçlandığı ortaya konmaktadır. Yazar bu özneleştirme sürecini görünür kılarak iktidarın baskı uygulamak için yalnızca polis, asker, mahkeme gibi görünür unsurları kullanmadığını, bireylerin kimliklerine müdahale ederek de onlara boyun eğdirdiğini vurgular. Bir yandan da iktidara yönelik eleştirisini duyurma fırsatını bulur. Tez, Soysal'ın tüm romanlarında ön plana çıkan değişim sorunsalını, karakterlerin iktidar tarafından kendilerine dayatılan öznelik sınırlarını değiştirme çabası üzerinden ele alıp iktidarın baskıcılığına karşı bir direniş arayışı çerçevesinde değerlendirmektedir. Bu değişimin kolaylıkla gerçekleşememesi, hem iktidarın öznelerin içine işleyen dayatmalarından kurtulmanın basit olmadığını, hem de karakterlerin gerçekçi bir portreyle sunulduğunu gözler önüne serer. Tüm zorluğuna rağmen, çalışmada incelenen roman karakterleri, kendilerini belirli kimlik kalıplarıyla sınırlandıran iktidarın diğer insanları da tahakküm altına almasını dert edinirler. Bu dert edinme ile karakterlerin topluma dair bir sorumluluk almaya, iktidara karşı verdikleri mücadeleyi genişleterek iktidarın kollarının uzandığı diğer insanları da kapsayacak bir mücadeleye dönüştürmeye yöneldikleri iddia edilmektedir.

12 Mart 1971 DönemiKarakter değişimiRoman+7
Egem Atik
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında eril filtreler: 1950-1990 arası erkek egemen edebiyat alanı

Bu tez, Nezihe Meriç, Adalet Ağaoğlu, Leylâ Erbil, Sevim Burak, Füruzan ve Tomris Uyar olmak üzere altı kadın yazarın 1950-1990 yılları arasında Türk edebiyat alanına nasıl dâhil olduklarını ve bu alanda nasıl konumlandıklarını incelemektedir. Çalışma Pierre Bourdieu'nün alan, sermaye, habitus ve illusio kavramlarına dayanarak edebiyat alanını sembolik kaynakların biriktirildiği, pazarlık konusu edildiği ve denetlendiği mücadeleye dayalı bir zemin olarak kavramsallaştırmaktadır. Arşiv çalışmaları, yakından okuma ve söylem çözümlemesine dayanan bir yöntemle hazırlanan birinci bölüm, her yazarın edebiyat dergileriyle kurduğu ilk temasları takip eder, bu temasları şekillendiren toplumsal cinsiyet temelli ilişki ağlarını haritalandırır ve yazarların stratejik tür tercihlerinin (öykü, roman, deneme) sembolik sermayeleri üzerinden etkisini ortaya koyar. İkinci bölümde, Fethi Naci, Asım Bezirci, Atilla Özkırımlı, Oktay Akbal ve Burhan Günel gibi dönemin önde gelen erkek eleştirmenlerinin kaleme aldığı değerlendirme yazıları incelenerek, kadın yazarların nasıl ideolojik ve cinsiyetçi bir bakışla alımlandıkları ve konumlandırıldıkları analiz edilmektedir. Bununla birlikte, alanın sınırlarını çizen eleştiri kurumuna karşı kadın yazarların geliştirdiği karşı söylemler ve eleştirel yanıtlar da değerlendirilerek, bu yıllar arasında eleştiri mekanizması ekseninde şekillenen mücadele dinamikleri ortaya konmaktadır. Bu çalışma, söz konusu kadın yazarların edebî kariyerlerinin, aynı anda hem sınır koyan hem de imkân sunan eril kurumlarla sürekli bir müzakere süreci içinde biçimlendiğini ileri sürmektedir. Bourdieu'nün alan kuramı çerçevesinde toplumsal cinsiyet meselesini merkeze alan tez, Türkiye'deki edebiyat sosyolojisi için alternatif bir model önermekte ve edebî üretimi metinlerin yanı sıra bu metinlerin şekillendiği kurumsal yapıların bütünlüğü içinde değerlendirme gereğini vurgulamaktadır.

Edebiyat sosyolojisiEril tahakkümKadın edebiyatı
Beyzanur Çemberci Çelik
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Faik Esad: Hayatı, edebi şahsiyeti ve şiirlerinin tema bakımından incelenmesi

Bu araştırma, 1870-1903 yılları arasında yaşayan Faik Esad'ın şiirlerini ve düzyazılarını gün yüzüne çıkarmanın yanı sıra şiir alanında yazdıklarından yola çıkarak şairin şiir dünyasına bir ayna tutmayı amaçlamaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere öncelikle Faik Esad'ın Türkiye'nin farklı kütüphanelerinde bulunan eserlerinin kopyalarına ulaşılmış, daha sonra ise bu eserlerdeki şiirler ve düzyazılar Arap harflerinden Latin harflerine aktarılmıştır. Faik Esad'ın bir şair ve yazar olarak edebî şahsiyetinin tespitinde eserlerinin sağlam bir metninin oluşturulması hayati bir önemi haizdir. Faik Esad'ın yayımlanmış sekiz kitabı bulunmaktadır. Bu eserler yayımlanış sırasına göre Sabah-ı Hayatım, Gül Demetleri, Bahar Çiçekleri, Arapların Hikayat-ı Şairanesi, Bir Demet Çiçek, Nağamat, Gülbün ve Mahşerü'n-Nefâis isimlerini taşımaktadır. Bahar Çiçekleri, Bir Demet Çiçek, Nağamat ve Gülbün isimli eserler tamamen şiirlerden oluşurken, Sabah-ı Hayatım ve Gül Demetleri isimli eserlerde şiirlerin yanı sıra düz yazılar da bulunmaktadır. Ayrıca bu eserlerde Arapça ve Farsça olarak yazılmış manzum ve mensur bazı eserlerden yapılan çeviriler de yer almaktadır. Mahşerü'n-Nefâis isimli antoloji niteliğindeki eserde ise daha ziyade Tanzimat dönemi şair ve yazarlarının eserlerinden örneklere yer verilmiştir. Daha çok nazım parçalarının yer aldığı eserde az da olsa nesir örnekleri de bulunmaktadır. Ayrıca, Faik Esad'ın Arapçadan çevirdiği, nesir türünde hikayeler bulunan 'Arapların Hikayât-ı Şairânesi' adlı eseri de vardır. Anahtar Kelimeler: Faik Esad, Andelib, Tema Bakımından İnceleme, Türk Edebiyatında Ara Nesil.

Esad, FaikTemaTürk şiiri+1
Eyüp Kekil
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi figürden edebi karaktere: Edebi metinlerde dini kadın figürlerinin temsili

Bu tez çalışmasında, dini temsilleri ile öne çıkan ve tarihsel gerçekliği olan kadın figürlerin edebi türler aracılığıyla nasıl "inşa" edildiği ve bu inşa sürecinde yazarın ideolojisinin ve biyografisinin, metnin edebi türünün ve aynı zamanda dönemin şartlarının ve politikasının rolü üzerinde duracağım. Böylelikle, dini kadın figürlerinin her yeniden yazımla nasıl yeniden inşa edildiğini, dönüştüğünü, farklılaştığını metni bağlamından koparmadan anlamaya çalışacağım. Bu amaç doğrultusunda, Tanzimat döneminden yakın döneme kadar dini kadın figürlerinin izini sürerken kadın yazarların verdikleri eserleri söylem analizi ve yakın okuma tekniklerini ile inceleyerek tartışmaya açacağım. Böylelikle, tarihsel figürlerin edebi türdeki işlevselliğini ve dönüşümünü irdelerken, tarihsel gerçekliği olan şahsiyetlerin nasıl edebi birer karaktere dönüştüklerini göstermeye çalışacağım.

Dini edebiyatDini hayatDini kimlik+5
Merve Aykut Orakçı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Beden ve semptom: Peyami Safa'nın romanlarında hastalık

Bu doktora çalışması Türk edebiyatının en üretken yazarlarından biri olan Peyami Safa'nın romanlarına odaklanır ve bu romanlarda inşa edilen hastalığın estetik temsilini inceler. Bu çalışmanın temel amacı, bu romanlarda hastalığın vücut bulduğu bedenle kurmacanın bedeni (body of fiction) arasındaki ilişkiyi çözümlemektir. Aynı zamanda hastalığın bir ötekileştirme/dışlaştırma stratejisi olup olmadığını sorgulayan bu tezin kapsamını Peyami Safa ve Safa'nın müstear adlarından biri olan Server Bedi imzalı romanlar oluşturur. Bu doktora çalışması, hastalığın tematik ve anlatıbilimsel bir unsur olarak bu romanlar arasında temel bir ayrılığa işaret ettiğini öne sürer. Bu ayrılıkta hastalık meselesi, tematik olarak sonluluk/sonsuzluk fikrini ve biçimsel olarak modern bir tür olan "roman" yazma derdini sorunsallaştırmaya ve derinleştirmeye imkân verir. Sonuç olarak bu çalışma, çoğunlukla metnin içeriğine odaklanarak yapılan tematik okumalardan farklı olarak, hastalık temasının aynı zamanda metnin biçimini de belirlediği iddiasını taşır. Böylelikle bu tezin Peyami Safa külliyatı üzerinden Türkçe edebiyattaki hastalık ve sağlık çalışmalarına bir kaynak oluşturması ve hastalık anlatıları türünü tartışmak için zemin oluşturması hedeflenir.

BedenHastalıkRoman+4
Şerife Seda Yücekurt Ünlü
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

"Çapraşık bir yüzyılı geriye sarmak": Tevfik Fikret ve Nazım Hikmet şiirlerinde zamansal ve mekânsal hareket

Bu tez Tevfik Fikret ve Nazım Hikmet şiirinden yola çıkarak zamansal ve mekânsal hareket bağlamında "bedensel duygulanım"ın yarattığı dilsel kayıtları araştırmaktadır. Zaman ve mekân odağında Tevfik Fikret şiirinde meydana gelen titreşimleri bedensel göstergeler olarak saptamakta ve bunları "burjuva beden" olarak nitelendirmektedir. Bu nedenle Tevfik Fikret'in şiirinde zamanı ve mekânı kaydıran yegâne gösterge Fredric Jameson'ın vurguladığı gibi "şimdi ve burada"yı işaret eden bu titreşimlerdir. Bu "burjuva beden", Nazım Hikmet'in şiirinde onun ideolojik formülasyonu tarafından şekillendirilip, Alain Baidou'nun ileri sürdüğü, "hakikat-bünye"ye dönüşür. Bu nedenle Nazım Hikmet şiirindeki hareket Mayakovski'den mülhem bir Sovyet modeliyle Tevfik Fikret'in sesini birleştiren bir yapıdadır. O hâlde Nazım Hikmet'in benimsediği yazma biçimi Tevfik Fikret şiirinin uzamını Marksist bir zemine taşıyarak onun şiirindeki görüntü ve sese ait titreşimleri kendine özgü bir şekilde yansılar. Dolayısıyla bu türden titreşimleri doğrultusuz bir şekilde kaydeden "burjuva beden"i zamansal bir figürasyonla "hakikat bünye"nin şimdisine taşır. Bu anlamda iki şair üzerinden Türk şiirine dair böyle bir tarihsel konumlandırmayı kendine vazife edinen bu tez geniş bir zaman tartışmasının izlerini sürerek mekânsal hareketlere dair yeni şiir okuma varyasyonları önermeyi amaçlar.

BedenMekanNazım Hikmet+4
Murat Narcı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Poetic imagination in Edebiyat-i Cedide movement

This doctoral study aims to provide a comprehensive survey of literary criticism in the Servet-i Fünun magazine in the late 19th century, by focusing on the idea of imagination in the formation of the Edebiyat-ı Cedide's aesthetics. This will be done by analyzing the members of the Edebiyat-ı Cedide's engagement with the 19th century's critical thought in general and their involvement in the Servet-i Fünun magazine in particular. The study aims to depict Edebiyat-ı Cedide's aesthetics as a response to the transformation of the realm of knowledge in the late 19th century that took place as a result of the advancements in science and technology. In this study, the fundamental issue is to illustrate the impact of scientific knowledge in the formation of literary criticism in the magazine, and by doing so to discuss Edebiyat-ı Cedide's aesthetic language formed by the body and bodily sensation.

Literary criticismEdebiyat-ı CedideAesthetics+2
Münire Sevgi Şen
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçede bilimsel metinlerde olumsuzluk

Bu çalısmada dilbilim alanında Türkçe bilimsel metinlerde eylem tümcelerinde isaretlenen olumsuzlugun kullanım sıklıgı ve islevlerinin betimlenmesi amaçlanmaktadır. Olumsuzluk, evrensel bir dilbilimsel araç olarak kabul edilmektedir. Olumsuzluk, genel olarak neyin olmadıgını veya olayın gerçeklesmedigini isaretleyen çekimsel bir araç olarak tanımlanmaktadır. Edimsel olarak olumsuzluk kavramı, varsayımın veya beklentinin inkarıdır. Aynı zamanda bu çalısmada, olumsuzlugun bilimsel metinlerdeki ve anlatı metinlerindeki görünümlerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Çalısmanın ilk bölümü olan giris bölümünde; çalısmanın amacı, önemi, sınırlılıkları ve çalısmadaki terimlerin tanımı verilmektedir. kinci bölümde çalısmaya dayanak olusturan kuramsal çerçeve verilmektedir. Üçüncü bölümde Türkçedeki olumsuzluktan söz edilmektedir. Dördüncü bölümde ise çalısmada elde edilen bulgular verilmektedir. Son olarak, sonuç bölümünde ise bulgular aracılıgıyla ulasılan sonuçlara yer verilmektedir.

Türk dili ve edebiyatıYeni Türk edebiyatı
Sevgi Çalışır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Fazıl Hüsnü Dağlarca şiirinde lirizm

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının en önemli şairlerinden biridir. Dağlarca'nın şiirleri tematik yönden oldukça zengindir. Bu çalışmada, Dağlarca'nın şiirlerindeki lirik temalara değinildi. Bu lirik temalar: Aşk, yalnızlık, mutluluk, özlem, anı, kadın, çocuk, ölüm, ağıt, sevgi gibi kavramlarla sınırlandırıldı. Çok fazla eseri olduğu için ilk kitabı " Havaya Çizilen Dünya"dan başlanarak yazdığı bütün kitaplar tarandı. Temalara uygun şiirler seçilip yorumlanmaya çalışıldı. İlk kitabı "Havaya Çizilen Dünya"da modernist ögelerle gelenekseli kendi sanat anlayışı doğrultusunda birleştirir ve yavaş yavaş kendi poetikasını oluşturur. Bu durum "Çocuk ve Allah"ta kendini imge arayışına bırakacaktır. Her dönemde kendini geliştiren Dağlarca hiçbir sanat akımına katılmaz. Kendi tarzı ve kimliğini sergiler. Dağlarca, hayatı boyunca yazmış, yüz otuza yakın eserle Türk edebiyat tarihinde belki de en üretken şair olarak yer edinmiştir. Dağlarca'nın şiirinin sayısı ne olursa olsun evrensel bir nitelik taşır. Dünü, bugünü ve yarını içerir. Anahtar Kelimeler: Fazıl Hüsnü Dağlarca, Şiir, Sanat Anlayışı, Lirizm

Dağlarca, Fazıl HüsnüLirik sanatLirik şiir+4
Aydan Soner
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Oktay Rıfat şiirinde değişim ve yenilenme

Türkiye'nin önde gelen sairlerinden Oktay Rifat (1914-1988)'ın poetikası degisim ve yenilenme üzerine kuruludur. Toplumsal sorunlara olan duyarlılıgını hiçbir zaman kaybetmeyen Oktay Rifat için, her siirsel deneyim yeni bir baslangıçtır. Onun toplumla iliski kurma çabasına kullandıgı temalar ve teknikler de katkıda bulunmustur. Rifat'ın poetikasının sonuçta ulastıgı nokta kendi siirinden beslenen bir sentez olmustur. Bu çalısmanın öncelikli amaçlarından biri Oktay Rifat'ın siir sanatını analiz etmektir. Bu amaçla Oktay Rifat'ın siirleri ve düsünsel yazıları merkeze alınmıstır. Çalısmada Oktay Rifat'ın siir kitapları kronolojik bir sırayla ele alınmıstır. Bu kitaplar Rifat'ın siirinin gelisim asamalarındaki açılım noktalarını imleyecek biçimde sınıflandırılmıs ve incelenmistir. Çalısma sonucunda ulasılan nokta, Oktay Rifat'ın siirinin degiserek ve yenilenerek gelistigidir. Bu gelisim kopuslarla degil, süregen bir yapıda devam etmektedir.

Türk dili ve edebiyatıYenilenmeŞiir
Nuray Küçükler
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Faik Ali Ozansoy'un hayatı, eserleri ve uslubu hakkında bir inceleme

Edebî yaşantısına Servet-i Fünûn Edebiyat akımında başlayan Faik Âli Ozansoy, kendileri de şair olan, babası Saîd Paşa ve abisi Süleyman Nazifin yakın ilgi ve terbiyesiyle yetişmiştir. Onların ve onlar sayesinde oluşan edebî çevresinin etkisiyle genç yaşta Servet-i Fünûn Dergisi'nde şiirleri yayınlanmaya başlamıştır. Fecr-i Âti edebi topluluğunun ilk başkanıdır. Ancak diğer Fecr-i Âti topluluğuna mensup olanlar gibi o da Servet-i Fünûn'un dil ve üslûbundan uzaklaşamamıştır. Hatta Cumhuriyet döneminde meydana getirdiği eserlerinde bile bu akımın izleri hissedilmektedir. 1876'da Diyarbakır'da doğan Faik Âli, 1950'de Ankara'da ölmüştür. Yetmişdört yıllık hayatının her dönemi şiir ve edebiyatla yoğrulmuştur. Çünkü; şair bir baba ve şair bir abiye sahip olan Faik Âli Ozansoy'un oğlu Munis Faik Ozansoy da şairdir. Faik Âli Ozansoy; şiirlerini üç kitapta toplamıştır. Bunlar sırasıyla "Fânî Teselliler", "Temâsîl" ve aElhân-ı Vatan" adını taşımaktadır. Bunlardan başka iki manzumesi daha vardır: "Mithat Paşa Manzumesi" ve "Şâir-i A'zâm'a Mektup Manzumesi". Bu manzumeleri ayrıca bastırtan Faik Âli'nin dergilerdeki şiirleri tam olarak biraraya getirilmemiştir. Servet-i Fünûn, Rübâb, Güneş, Genç Kalemler ve Marmara Dergilerinde şiirleri yayınlanmıştır. Dergilerde yayınlanan şiirlerinin birçoğunu kitaplarında kendisi toplamıştır. Şiirlerinden başka yine manzum olarak kaleme alman iki tane de tiyatro eseri vardır. "Payitahtın Kapısında" ve "Nedim ve Lâle Devri" adını taşıyan bu eserler, kendisinin de zaman zaman kabulettiği gibi oynanmak için değil, okunmak için yazılmıştır. Bu sebeple de tiyatro tekniği açısından her iki eser de zayıf kalmaktadır. Faik Âli Ozansoy, Divan Edebiyatına mensup şairlerden Fuzûlî, Nâbî ve Nedim'i beğenmiş; ancak sadece Nedim'den etkilenmiştir. Yeni edebiyatçılardan ise Nâmık Kemâl, Recâizâde Mahmut Ekrem ve bilhassa Abdülhak Hamit'ten etkilenmiştir. Ancak Nâmık Kemâl'in vatan şiirlerindeki yüksek sese, Abdülhak Hâmid'in şiirlerindeki hislere ve metafizik düşüncelere ulaşamamıştır. Şiirlerinde Servet-i Fünûn Edebiyatının konulan olan "aşk ve tabiat" ile "aile hayatı" hakimdir. "Elhân-ı Vatan" adlı kitabında ise "vatan" ile ilgili konulara yer vermiştir. Konu bakımından Servet-i Fünûn'dan ayrılmayan Faik Âli, dil ve üslûb bakımından da bu ekole bağlıdır. Terkipleri bolca kullanmıştır. Dili zaman zaman oldukça ağırdır. Ancak çok sade olarak kaleme aldığı şiirleri veya dizeleri de mevcuttur. Aşk, tabiat ve aile hayatı ile ilgili şiirlerinde genellikle "sone" biçimini kullanmıştır. Bununla birlikte yine aynı konulu şiirlerinde "serbest müstezat" şekline de sıkça yer vermektedir. Ancak vatan ile ilgili şiirlerinde herhangi belirli bir nazım birimini kullanmadığını görüyoruz. Sonuç olarak Faik Âli Ozansoy; gerek konu, gerek şekil, gerek dil ve üslûb bakımından Servet-i Fünûn ekolüne bağlı bir şairdir.

BiyografiOzansoy, Faik AliŞairler+1
Özden Değirmenci
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Necati Sepetçioğlu`nun Kıbrıs romanları üzerinde araştırma

SABIR AĞACI Kıbrıs serisi sekiz roman altında verilmiştir. Seri, üçbin sayfadan ibarettir. Romanda Vak'a etraflıca ele alınmıştır. Romanlarda ana ve ara bölümler bulunmaktadır. Roman tarihi gerçekliğe bağlı kalınarak kaleme alınmıştır. Romanda şahıs kadrosu epeyce geniş tutulmuştur. Mekan seride Kıbrıs, İstanbul ve kısmen de çiftliktir. Zaman İ.Ö. 1800'lü yıllardan 1974 Kıbrıs Banş Harekatına kadarki dönemdir. Dil, genelde İstanbul Türkçesidir.

KıbrısRomanSabır ağacı+1
Nalan Amanat
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Altan'ın romanları ve romancılığı üzerine bir araştırma

Bu arastırma, 1980 sonrası Türk romanının önemli yazarlarmdan Ahmet Altan'ın romanlarını ve romancılığını ele almaktadır. Araştırmanın önemi, çağdaş Türk edebiyatının çok okunan ve tartışılan romancılarından Ahmet Altan'ın romanlarının yazarın okur karşısındaki tavrı da göz önünde tutularak değerlendirildiği ve Türk romanı içindeki yerine yerleştirildiği ilk çalışma olmasıdır. Araştırma giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Giriş kısmı üçe ayrılmaktadır. Öncelikle roman türünün tarihî gelişimi verilmiş, daha sonra 1980 'e kadar Türk romanının genel seyri üzerinde durulmuş, ardından 1 980 sonrası Türk romanı hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde; Ahmet Altan'ın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri, ikinci bölümünde romanların tahlili, üçüncü bölümünde ise genel olarak Ahmet Altan'ın romancılığı ele alınmaktadır. Her üç bölümde de elde edilen malzeme, romanlardan örneklerle ortaya konulduktan sonra bunların tahlili yapılmıştır. Sonuç kısmında ise, çalışmanın genel bir değerlendirmesi verilmiştir. Kaynakça kısmında, çalışma sırasında yararlanılan makaleler, gazete ve dergi yazdan ile kitaplar verilmiştir. Söz konusu çalışma ile Ahmet Altan'ın romancılığının temel özelliklerinin ortaya konması ve Türk edebiyatı içindeki yerine yerleştirilmesi amaçlanmıştır.

Altan, AhmetRomanTürk romanı
Canan Sevinç
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Bekir Yıldız'ın hayatı ve romanları

Bekir Yıldız yazdıklarıyla bir döneme -1970'ler- damgasını vurmuş, toplumsal çizgideeserler vermiş önemli yazarlarımızdandır. Türk edebiyatındaki yeri ve önemi romanlarından çoköyküleriyle olmuştur. Çünkü ?Reşo Ağa? adlı eseriyle edebiyat dünyasında tanınmasıylahikâyeciliğimiz yeni bir soluk kazanmış, Türk hikâyeciliğinin yönü Sait Faik çizgisindekibunalımcı ve içe dönük edebiyattan, Sabahattin Ali Çizgisindeki toplumsal edebiyatayönelmiştir.Bekir Yıldız her ne kadar Türk edebiyatına hikâyeciliğiyle damgasını vursa da biz buçalışmamızı romanlarıyla sınırlandırdık. Çünkü hikâyeciliği üzerinde çok söz edilmesine rağmenromancılığı üzerinde pek durulmamıştır.Yıldız'ın beş romanından üçü-Türkler Almanya'da, Halkalı Köle ve Aile Savaşları-otobiyografik karakterlidir. Yani Yıldız bu üçündeki olayları kendi yaşamından fazla birdeğişiklik yapmadan olduğu gibi aktarmıştır. ?Türkler Almanya'da? adlı eseri ilk yazılan ve hiçilgi görmeyen romanıdır. Yazar her ne kadar bu kendi bastığı ilk kitabıyla edebiyat dünyasınagirse de kitabı hiç ilgi görmemiştir. Yıldız bu eserinde Almanya'da yaşadığı dört yılıngözlemlerinden oluşan anılarıyla, her iki kültürün -Türk ve Alman- kıyaslamasını yaparakorada bilinçsizlikten tükenen insanlarımızı anlatır. ?Halkalı Köle ve Aile Savaşları? birbirinindevamı niteliğinde iki eserdir. Yazar bu iki eserle ?evlilik kurumu?nun sorgulamasını veeleştirisini yapar. ?Halkalı Köle?de birinci evliliğini ve boşanma çabalarını anlatırken ?AileSavaşları?nda ilk eşinden boşanmasıyla birlikte, hemen arkasından yaptığı ikinci evliliğini veçalışan kadınların sorunlarını işler.Yıldız'ın konusunu slam tarihinden alan tek eseri ise ?Ve Zalim Ve nanmış Ve Kerbela?adlı romanıdır. Yazar tarihte yaşanmış ?Kerbela? olayından yola çıkarak günümüz olaylarına -12 Eylül 1980- göndermeler yapar. Yazarın son romanı ?Darbe?de ise açıkça 12 Eylül 1980darbesiyle yaşanan olaylar ve yozlaşan değerler eleştirilir.Sonuç olarak yazarın romanları da hikâyeleri gibi toplumsal çizgide verilmiş eserlerdir.

Gülizar Ürkek Yakut
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Necip Fazıl Kısakürek'in hikâye ve romanları üzerine bir araştırma

Şair olduğu kadar hikâye ve roman yazarı da olan Necip Fazıl, 20. yüzyılın edebî hayatı içerisine hem sanat hem de düşünce eserleriyle önemli katkıları olmuş bir şahsiyettir. Necip Fazıl, bu özelliklerinin yanına tiyatro yazarlığı, hatiplik ve gazetecilik vasıflarını da eklemiş, üstelik bütün bunları birbirini çelmelemeden yürütmüştür. Ayrıca yazar ve eserinin birbirinden ayrılmaz bütünlüğü içerisinde dünya görüşünü de ifade etmeye çalışmıştır. Şiirindeki yerli ve kendine özgü olma endişesi, dünya görüşüne de yansımıştır. Bu durum ona şair ve düşünür olma vasıflarının yanında, çağdaş bir yazar vasfı da kazandırmıştır.Necip Fazıl kendisinin şiir diline benzer bir dil ile hikâye-roman dilini buluşturmuş ve kendine özgü bir nesir dili meydana getirmiştir. Bu dille ayrıca edebî, dinî ve biyografik eserler yazmıştır. Gerek "O ve Ben" ve "Kafa Kâğıdı" gibi otobiyografik kitapları, gerekse "Çöle İnen Nur" gibi geleneksel nesir türünün modernize edilmiş örnekleri ile Necip Fazıl, etkili ve taklit edilerek benzerleri üretilen bir nesir yazarlığı ortaya koymuştur. Bu çalışmada Necip Fazıl'ın, hikâye ve roman yazarlığı üzerinde durulmuş, bu çerçevede Türk Edebiyatı'na kazandırdığı Hikâyelerim, Aynadaki Yalan, Kafa Kâğıdı ve Meş'um Yakut eserleri, edinilen bilgiler ışığında değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Necip Fazıl, şair, mistik, hikâye, roman, sanatçı.

HikayeKısakürek, Necip FazılRoman+4
Ahmet Aydın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar'da Nur dergisindeki edebi yazıların incelenmesi

Afyonkarahisar'da Nur dergisi, Afyonkarahisar'ın basın-yayın tarihinde önemli bir yere sahiptir. Dergi bu önemini Afyonkarahisar'ın Millî Mücadele'deki yerinden ve derginin, genç Cumhuriyet'in kuruluşundan hemen sonra yayımlanmaya başlamasından almaktadır. Milletlerin bilinçlenmesi için yapılacak en önemli çalışmalardan biri de geçmişi aydınlatmaktır. Afyonkarahisar'ın kültür tarihinde saklı bir hazine olduğunu düşündü-ğümüz Afyonkarahisar'da Nur dergisi üzerinde yapılacak bütün çalışmaların bu açı-dan önem taşıdığını düşünüyoruz. İncelemesini yaptığımız Afyonkarahisar'da Nur dergisi, 1 Mayıs 1924 ile 30 Ağustos 1928 tarihleri arasında, yani Millî Mücadele'nin hemen akabinde yayımlanmaya başlanmıştır. Özellikle Millî Mücadele'yi ve dönemin şartlarını anlayabilmek açısından bu dergide yayımlanmış her yazının ayrı bir önem taşıdığı kanaatini taşıyoruz. Derginin ilk sayfasındaki "On beş günde bir çıkar ilmî, edebî, iktisadi mecmua" sözleri derginin kimliğini özetler mahiyettedir. Afyonkarahisar'da Nur dergisinin ilk sayısının birinci sayfasında, Tahrir Heyeti, derginin çıkış gayesini şöyle özetlemiştir: "Maksadımız gençliğin irfan sahasında terakkisine hizmet etmek, İstiklal Harbi'mizin şanlı bir sulhla tetevvüc etmesi milletimize nasıl yaşamak imkânı bahşetmişse; ilim ordu-sunun da azimkâr bir seciye ile yetişerek muvaffakiyetler ibda etmesi refah ve saadetimizi temin edecek. Vatan, millet ancak bu suretle payidar olacak ve bu suretle şenlenecektir. Münevver dimağlara olan ihtiyacımızı idrak etmeyenlerimiz elhamt yoktur, işte biz de elimizden gelirse bu hususa ehemmiyet atfetmek istiyoruz. Tevfiki Allah'tan bekleriz." Bu çalışmada dergideki yazılar türlerine, yazar adına ve dergi sayısına göre sınıf-landırılarak araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Afyonkarahisar'da Nur dergisi ile alakalı araştırma yapacaklara bu çalışmamızın kolaylık sağlamasını umut ediyorum.

AfyonkarahisarDergilerEdebi inceleme+2
Metehan Seçkin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Emine Işınsu'nun tarihî romanları üzerinde bir inceleme

Bu çalışmada, Cumhuriyet dönemi yazarlarından Emine Işınsu'nun tarihî romanniteliği taşıyan dört romanını (Ak Topraklar, Bayram, Bukağı, Cumhuriyet Türküsü)ele alarak bu romanları vak'a, şahıs kadrosu, mekân ve zaman açısından inceledik.Yapılan tarihî roman tanımlarından hareketle; yazarı tarafından gözlenmemiş, hâdiselerigerçeğe yakın, sanatsal bir biçimde aktaran romanları çalışmamıza dâhil ettik.Tarihî roman; tarihin bir yansıması değil, tarihin kurgulanarak yenidenyorumlanmasıdır. Emine Işınsu, bu görüşe bağlı kalarak geçmişe hem o devringözüyle, hem de şimdiki yaşam felsefesiyle yaklaşmış; tarihî vak'aları, kahramanları,zamanı ve mekânı çağın atmosferine uygun bir biçimde sunmuştur. Ak Topraklar'daTürklere Anadolu'nun kapılarını açan Malazgirt zaferi tarihsel gerçeklik altındasunulmuştur. Son dönemde yazdığı Bayram ve Bukağı'da büyük mutasavvıflardanHacı Bayram Veli ile Niyâzî Mısrî'nin yaşamı ve öğretilerine değinilmiştir.Cumhuriyet Türküsü'nde ise, Millî Mücadele yıllarının heyecanı ele alınmıştır. Sosyalgerçeklerden oluşan zaman ve mekân, tarihî ve kurmaca kahramanlarla bütünleşmiştir.Eserlerde, işlenen döneme uygun bir dil tercih edilmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Emine Işınsu, Tarih, Tarihî Roman, TarihininAktarılması, Kurgu, Üslûp

Gözdenur Erol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Türk öykücülüğünde 1950 kuşağı ve varoluşçuluk

Türk öykücülüğü içinde 1950 Kuşağı, hem dil hem de biçimsel denemeler yönünden ayrı bir yere sahiptir ve öykücülüğümüzün modernleşmesinde bir dönüm noktasıdır. Bu yıllarda öykülerini yayımlamaya başlayan öykü yazarları, batı edebiyatına ve felsefesine duydukları ilgiyle kendi yazınlarını harmanlayarak öykücülüğümüzde yeni bir anlayışın temsilcisi olmuşlardır. Öykülerde; varoluşçuluğun da etkisiyle özgürlük, yabancılaşma, yalnızlık ve ölüm temalarının sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Bu tezde; varoluşçuluğun 1950 Kuşağı üzerindeki etkisi incelenmiş ve öykülerden alıntılarla bu etki gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca varoluşçuluğun daha iyi anlaşılması için bu felsefenin temel anlayışı ve özellikleri açıklanmıştır.

Hüseyin Cem Işık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Nasır Mensuri'nin Avava romanı üzerine bir inceleme

Bu tez Nasır Mensuri'nin Avava adlı eserini incelemek için yapılmıştır. Nasır Mensuri, 1952 yılında Azerbaycan'ın Miyana şehrinde doğmuştur. Dil çalışmalarına ağırlık veren yazarın Qaraçuxa ve Avava olmak üzere iki adet romanı vardır.Tezin konusu olan yazar Nasır MENSURİ'yi seçmemizin nedeni, onun Güney Azerbaycan'daki modern edebiyatın en önemli temsilcilerinden birisi olmasıdır.Nasır Mensuri'nin Arap alfabesi ile yazılmış olan 342 sayfalık Avava adlı eseri, önce Latin alfabesine aktarılmış daha sonra incelenmiştir. Romanın birçok açıdan tahlili yapılmıştır. Böylece Güney Azerbaycan Edebiyatı Türk okuyucusuna bir nebze de olsa tanıtılmak istenmiş, Azerbaycan Edebiyatı hakkında başvurulabilecek kaynaklara bir tane daha eklenmesi hedeflenmiştir.Tezde öncelikle Güney Azerbaycan Edebiyatı hakkında genel bilgi verilmiştir. Daha sonra Nasır Mensuri'nin hayatı, edebi yaşamı ve eserleri konusuna kısaca değinilmiştir. Nasır Mensuri ile ilgili bilgilerden sonra ise önce Postmodernizm açıklanmış ardından Avava romanının özeti verilmiştir. Son olarak roman; şahıs kadrosu, zaman, mekân ve olay örgüsü başlıkları altında ele alınmıştır.Romanın kahramanı adı söylenmeyen Kadındır. Onun dışında Esirlik Tanrısı ve Humay da eserin 2. derece kahramanlarındandır. Roman geri dönüşlerle Kadının özellikle üniversite ve sonrasındaki hayatını anlatmaktadır. Esirlik Tanrısı ve Humay da Kadının hayatına en büyük etkiyi yapan iki insan olduğu için önem kazanır.Sonuçta, Postmodernist bir eser olan bu roman Güney Azerbaycanın modern edebiyat alanında verilmiş en güzel örneklerinden birisini oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: Avava, Nasır Mensuri, Güney Azerbaycan.

AvavaAzeri edebiyatıEdebiyat+3
Sedef Ahenpençe
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Muvakkıt Mustafa B. Ali Rumi'nin Hall-i Daire-i Muaddil'i(Çeviri yazılı metin gramer incelemesi )

Bu çalışmada Manisa İl Halk Kütüphanesi Yazma Eserler Bölümünde ?45 Hk 1479? numarada kayıtlı olan Muvakkıt Mustafa Bin Rumi tarafından 16. yüzyılda yazılmış Hall-i Daire-i Muaddil incelenmiştir. Hall; karışık bir işi sona erdirme, çözme anlamına gelir. Muaddil de düzelten, denkleştiren anlamına gelir. Eserde müellif tarafından; gök cisimlerinin hareketlerinden yola çıkılarak hesaplamalar yapılmış, bu hesaplamalara göre de namaz ve sahur vakitleri belirlenmeye çalışılmıştırSanat kaygısıyla yazılmadığından ve öğretme amacı güttüğünden eserin dili oldukça sade ve yalındır. Astronomi alanıyla ilgili ve kısmen de bilimsel bir eser olması nedeniyle çok sayıda terim kullanılmıştır. Arapça ve Farsça o dönemde Türkçe üzerinde tesirli olduğu için eserde çok sayıda Arapça ve Farsça terim vardır.Bu çalışmada Hall-i Daire-i Muaddil'in çeviri yazısı yapıldıktan sonra eserin imla özellikleri, biçim bilgisi ve ses bilgisiyle ilgili özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın asıl amacı, 16. yüzyılda astronomi alanında yazılmış bir metnin gün ışığına çıkarılmasıdır ve o döneme ait bilimsel bir eserin dil ve imla özelliklerinin de ortaya konulmasıdır.

16. yüzyılAnalizAstronomi+8
Arzu Torun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Naşide Gökbudak'ın ilk on romanındaki şahıs kadrosu üzerine bir inceleme

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Naşide Gökbudak'ın ilk on romanındaki şahıs kadrosu incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelerde roman incelemesi ve psikanalitik eleştiri kuramı ölçüt alınmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde giriş başlığı altında, yazarın hayatı, romanlarının özellikleri, kullanılan yöntem ve teknik hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde her romanın özeti yapılmış, vakanın zuhurunda yer alan şahıslar incelenmiş, dekoratif unsur durumundaki kahramanlardan söz edilmiştir. Bu incelemelerin her birinin sonunda şahıs kadrosu üzerinde toplu bir değerlendirmeye de yer verilmiştir.Üçüncü bölümde, yaptığımız çalışmanın tamamından elde ettiğimiz bilgiler sonuç bölümü olarak yazılmıştır.Bibliyografyada, çalışmamıza katkıda bulunan kitaplara, makalelere ve internet adreslerine yer verilmiştir.Eklerde ise yazarın kendi yazıp gönderdiği özgeçmişine ve yazar ile bizzat tarafımdan yapılmış bir görüşme metnine yer verilmiştir.

Gökbudak, NaşideRomanTürk romanı+1
Halide Kılınçaslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Ümit'in romanlarında tarih ve mit

Ahmet Ümit'in Romanlarında Tarih ve Mit adlı bu çalışma, Ahmet Ümit'in eserlerini, tarih ve mit bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Tezin "Giriş" kısmında tarih ve mit açıklanıp bu iki unsur ayrıntıları ile ele alınmış; mitolojinin ve tarihin edebiyatla ilişkisi anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türk edebiyatında tarihi roman ve mitolojik roman verilmeye çalışılmış, mitolojinin Türk edebiyatındaki teşekkülü hakkında bilgi verilmiş; tarih, mit ve edebiyat ilişkisi anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Ahmet Ümit'in hayatı, mizacı, eserleri ve sanat hayatı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm çalışmanın en hacimli bölümüdür. Bu bölümde, Ahmet Ümit'in eserlerinde tarih ve mitolojiye ait unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu unsurlar tespit edilirken eserlerin zaman, mekân, kişi ve olay ögeleri derinlemesine incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde incelenen bütün romanların tanıtımı da yapılmıştır. "Sonuç" kısmında ise Ahmet Ümit'in romanları hakkında bazı tespitler yapılmış, genel yargılara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmet Ümit, roman, mit, tarih.

MitolojiRomanTarih+2
Sabri Doğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnkılap gazetesi üzerine bir inceleme (Değerlendirme-dizin)

1 Mart 1957'de ilk sayısı neşredilen İnkılap gazetesi toplam 3171 sayı yayımlanır. 1 Mart 1957 – 27 Temmuz 1960 yılları arasında gazetenin imtiyaz sahibi Memiş Yazıcı, 28 Temmuz 1960 – 24 Eylül 1961 tarihlerinde Fuat Muhasiboğlu, 25 Eylül 1961 – 31 Aralık 1966 tarihleri arasında Mustafa Bayman olur. Üç ayrı imtiyaz sahibi bulunan gazetede, yazar kadrosunda ve metin türlerinde çeşitlilik bulunur. Gazetedeki metinler, dönemin konjonktürü hakkında bilgi vermesi bakımından önemlidir. Bu çalışmada 1957 – 1966 yılları arasında neşredilen İnkılap gazetesindeki edebi metinler incelenecek ve bu metinler tür olarak kategorize edilecektir. Bununla beraber gazetede tespit edilen metinlerin hepsi kronolojik olarak sıralanacaktır. Kronolojinin kapsamlı olmasının sebebi tezimizin pek çok alana katkı sağlamasını istediğimizden dolayıdır.

Yaşar Topçu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Haşim Nahit Erbil Hayatı Sanatı Fikirleri

Bu çalışmada Haşim Nahit Erbil?in hayatı, sanatı ve fikirleri üzerinde durulmuştur. Tezin asıl bölümlerine geçilmeden önceki ?Giriş? kısmında, Haşim Nahit Erbil?in Türkiye?ye geldiği dönemdeki fikir ve edebiyat ortamı kısaca ele alınmıştır. Daha sonra, yazarın eser verdiği dönemdeki siyasî ve kültürel gelişmeler değerlendirilmiştir. Böylece Haşim Nahit Erbil?in bu süreç içindeki yeri belirtilmiştir. Tezin asıl inceleme kısmı ise, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; yazarın doğumundan ölümüne kadar hayatının önemli safhalarını, beslendiği kültür kaynakları ile fikir ve sanat dünyasındaki çalışmalarını içermektedir. Ayrıca, yazarın kitap halinde bastırdığı on üç eseriyle ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Tezin ikinci ana bölümü, yazarın ?Kültür Çevresi ve Sanat Dünyası?nın incelenmesine ayrılmıştır. ?Haşim Nahit Erbil?in Kültür Çevresi, Güzel Sanatlara Ait Değerlendirmeleri, Eser Verdiği Türler? şeklinde üç alt başlığa ayrılan bu bölümde, yazarın otuz üç farklı gazete ve dergide yayımladığı beş yüzden fazla çalışması ele alınmıştır. Ayrıca yazarın şiir, hikâye, piyes, makale gibi çeşitli türlerdeki eserleri, konu ve üslûp özellikleri ile incelenmiştir. Tezin üçüncü ana bölümü ise, Haşim Nahit Erbil?in ?Fikir Dünyası?nın incelenmesine ayrılmıştır. Gerek yazarın araştırmacı mizacı gerekse dönemin karmaşık yapısı sonucu yoğunlaşılan bu bölüm, ?Irak Türkleri ve Haşim Nahit, Haşim Nahit Erbil?in Millî Meselelere Bakışı, Eğitim Anlayışı, Kültürel Değerler Hakkındaki Kanaatleri, Ekonomik Meselelere Bakışı? şeklindeki beş alt başlıktan oluşmaktadır. Bu başlıklar, meselelerin fazlalığı nedeniyle, elli madde etrafında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Böylece Haşim Nahit Erbil?in eserlerinden hareketle, dönemin siyasî ve toplumsal değişimlerine de ayna tutulmuştur. Sonuç bölümünde Haşim Nahit Erbil?in edebî özellikleri, ilmî çalışmaları ile bunların düşünce ve edebiyat tarihimiz içinde ne anlam ifade ettiği özetlenmiştir. Tezin sonuna eklenen bugüne kadarki en geniş kapsamlı ?Haşim Nahit Erbil Eserleri Bibliyografyası? ile, aynı konuda çalışacaklara yardımcı olmak amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Haşim Nahit Erbil?in hayatı 2. Haşim Nahit Erbil?in sanatı 3. Haşim Nahit Erbil?in fikirleri 4. Haşim Nahit Erbil eserleri bibliyografyası 5. Kültürel değerler

Veysel Ergin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır kamplarındaki Türk esirlerin çıkardıkları süreli yayınlar -inceleme,dizin, seçilmiş metinler

Birinci Dünya Savaşı'nda çeşitli cephelerde çoğunlukla İngiltere ile mücadele eden Osmanlı Devleti, savaştan mağlup olarak ayrılmış ve yine başta İngiltere olmak üzere Rusya, Fransa, Romanya, İtalya gibi ülkeler tarafından askerleri esir edilmiştir. İngilizler Türk esir askerleri Mısır'da inşa ettikleri Turra, Seydibeşir, Heliopolis, Rasel Tin, Bilbeis, Maadi adlı kamplarda tutumuşlardır. Rusya'ya, Korksika'ya ya da Burma'ya götürülüp kamplara yerleştirilen esirlere nazaran coğrafî açıdan çok fazla yabancılık çekmeyen Mısır'daki Türk askerleri, millî bilinç ve şuurla nevi motivasyon kaynağı olması, kamp içi iletişimle birlikte kampa yurt içinden ve dışından haber akışının sağlanması gibi amaçlar doğrultusunda süreli yayın faaliyetlerine başlamışlardır.1919-1920 yılları arasında çıkarılan ve teksir makinesiyle çoğaltılan Kızıl Elma, Kafes, Işık, Karikatür, Esaret, Badiye, Garnizon, Yarın, Tan, Nilüfer, İzmir, Türk Varlığı, Nasrettin Hoca, Sadâ ve Zincir olmak üzere 15 süreli yayının kütüphanelerdeki nüshaları tespit edilmiş ve bu çalışmada söz konusu dergi/gazetelerdeki edebî ve fikrî hareketlilik incelenmiştir. Kamp hayatına ilişkin bulgulara da bu süreli yayınlarda ulaşılmış ve çalışmaya dâhil edilmiştir. Ek olarak Tetebbuʻ, Hilal, Ocak, Dağarcık, gibi süreli yayınların -adları çeşitli ilan ve yazılarda görülse de- nüshalarına ulaşılamamıştır. Bazı dergilerin bütün sayılarına ulaşılırken (Yarın) bazılarının tam koleksiyonu tespit edilememiştir. Bu çalışmada bütün yazılar, süreli yayın ayırt etmeksizin, kronolojik olarak incelenmiş, dergi/gazetelerin bütün içerikleri tahlili fihrist ilebaşlığı altında sıralanmıştır. Süreli yayınlardaki edebî, fikrî faaliyetleri ve kamp hayatına ilişkin belirleyici bilgileri içeren bazı yazılar Latin esaslı Türk alfabesine aktarılarak konu yahut türlerine göre tasnif edilerek seçilmiş metinler olarak verilmiştir.

Dünya Savaşı IEdebi eserlerEdebi ürünler+5
Sena Baykal
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Âkif Ersoy Ve Tevfik Fikret'in şiirlerindeki Tema karşılaştırması

Türkiye'de yaşanan Batılılaşma süreci Tanzimat öncesi döneme dayanmaktadır. Meşrutiyet Dönemi'nden itibaren toplum hayatında kendini hissettirmeye başlayan bu kavram, Cumhuriyet Dönemi'nde resmen programa girmiştir. Tanzimat'tan önce başlayıp Cumhuriyet'e kadar süren ve günümüzde de hâlâ devam etmekte olan Batılılaşma, Türk toplumu için bir değişim sorunudur. Batılılaşma sürecinde özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde "yeni aydın tipi" topluma sunulmuştur. Batılılaşma süreci içerisinde idari, askeri, toplumsal alanda ve eğitim alanında pek yok yenileşme hareketine gidilmiştir. Bu süreçte, "Batılılaşmak" tek çözüm yolu olarak görülmüştür. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde içine düşülen sıkıntılı durumdan kurtulma arayışına girilmiş ve dönemin düşünce adamları "yeni aydın tipi" adı verilen bir kurtarıcı aramaya başlamışlardır. Tevfik Fikret'in "Haluk tipi" ve Mehmet Akif'in "Asım tipi" buna en güzel örnektir. Tanzimat döneminden Cumhuriyet yıllarına kadar geçen zamanda ortaya konulan metinler içinde dikkati çekmeyi başaran gelecek tasavvurları da bulunmaktadır. Birer bürokrat, aydın özelliği ve sorumluluğu da yüklenen yazarlar, toplumları için mükemmel bir gelecek tasavvur etmişlerdir. Sürecin içinde Tevfik Fikret ve Mehmet Akif gibi şairler bu özellikleri ile belirgin bir şekilde öne çıkarlar. Bu şairlerin birincisinde Hümanist ve ilerlemeci; ikincisinde modern ve İslami zihniyet, gelecek tasavvurunun temel yapısını oluşturur. İki şair de "bugün" ün kötü olduğu konusunda ortaktır; ama önerdikleri veya hayalini kurdukları gelecekler konusunda ayrılırlar. Fikret'in oğlu Haluk; Akif'in ise arkadaşının oğlu Asım üzerinden geleceği kurgulaması da ortak bir tavır olarak görülebilir. Şairler, "kötü olan bugün" ün içinde yaşamaktadırlar; "oğullar" ise mükemmel olan geleceği hem kuracaklar hem de onun birer üyesi olacaklardır. Fakat iki oğuldan beklenenler oldukça farklıdır.

Ersoy, Mehmet AkifTemaTevfik Fikret+2
Ahmet Unsu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kerim Korcan'ın eserleri ve edebiyatımızdaki yeri

Kerim Korcan, 31 Ocak 1918 tarihinde Adapazarı'nda fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. İlk hikâyesi, 1962 yılında Milliyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik ödülü alır. Yazarlık hayatı bu yarışmada kazandığı dereceyle başlar. Yaşamının bir kısmını hapishanede geçiren Korcan buradaki gözlemlerine dayanarak roman ve hikâyeler kaleme almıştır. Yazdığı eserlerinde gözleme önem vermiş ve bu gözlemciliği eserlerinin başarısını artırmıştır.Kerim Korcan roman ve hikâye türlerinde eser vermiş bir yazarımızdır. Yayımlanan altı romanı ve dört hikâye kitabı çalışmamızda yapı, tema ve anlatım özellikleri bakımından incelenmiştir.Kerim Korcan'ın roman ve hikâyelerinde ele aldığı konulardan biri hapishane yaşamıdır. Hapishane bir mekân olarak dış dünyadan bağımsız olmayan, dışarısıyla paralellik arz eden bir yapıya sahiptir. Bu özelliğiyle hapishanede yaşayan insanlar yöneticilerin tutumundan, adalet mekanizmasındaki aksaklıklardan ve maddi imkânsızlıklardan büyük sıkıntı çekmişlerdir.Kerim Korcan'ın eserlerinde ele aldığı diğer bir konu ise toplumsal yaşamda insanların daha rahat yaşabileceği, ezen ve ezilenin olmadığı, herkesin eşit haklara sahip olduğu, herkesin çalışıp emeğinin karşılığını hak ettiği ölçüde aldığı bir dünyanın kurulması için mücadele edilmesi gereğidir. Bu konuda kendisi bir mücadele içine girmiş olan yazar, insanlara böyle bir dünya için eserleri aracılığıyla çeşitli önerilerde bulunmuştur.Korcan, Türk edebiyatında eser verdiği 1962 ile 1990 yılları arasında toplumcu bir çizgiyi takip etmiştir. Türk edebiyatına Arap Kadir, Tatar Ramazan gibi önemli karakterleri kazandırmıştır. Öyle ki bu karakterlerden bazıları kendisinden daha tanınır hâle gelmiştir.

HikayeKorcan, KerimRoman+2
Ertan Erol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Turgut Uyar'ın şiirlerinin yapı ve tema bakımından incelenmesi

Turgut Uyar, yasam çıkıslı bir siir yazma gayreti içinde olmus, yasamda olup bitenleri basarılı bir sekilde siirin estetik ortamına çıkarmayı/ aktarmayı basarmıstır. Uygarlığın/ modernitenin geldiği en son hâli, insanın iç ve dıs uyumunun bozulmasında ve doğayla olan irtibatının koparılmasında yegâne etken olarak görür. Bu nedenle siirinde, mutluluktan çok mutsuzluk getirdiğini iddia ettiği bilim ve teknoloji birikimlerinin protestosu çok yaygındır. Buna mukabil tabiat içinde, moderniteden uzak, neredeyse ilkel bir insan ve toplum düsü kurar. Aslında bunu hayalden çok sairin insanlığa bir önerisi/ kurtulus reçetesi olarak değerlendirmek gerekir. ?nsanın kendine ve nesline acımasızlığı karsısında tedirgindir, ümitsizlikten kaynaklanan bir bunalım duygusu yasar. ?nsan davranıslarına ve çağına sinmis anlamsızlık ve saçma duygularını, belli bir dönem siirine anlamsızlık penceresini açarak daha etkili anlatmayı basarır. Uyar, siirinin biçimini de söylediği seye göre ayarlamıstır. Yasam içerisinde her seyin bölünmüslüğü/ dağınıklığı gibi siirin sekli de belirsiz/ karmasık olmalıdır. Bu nedenle serbest siir onun asıl tarzını yansıtır. Bu durumda yazdıklarının siirsellik özelliklerini, basta kelime ve ibare yinelemelerine basvurmak suretiyle ritim ve ahenkle arttırmaya çalısır.

Fariz Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan dergisi ve dergi etrafında gelişen edebi faaliyetler

In this study, we examined the "İnsan" Magazine which was one of most important magazines in 1938. We limited our study for first twenty five series of magazine considering the extensiveness of the subject. At the intreduct part of our study, information about political, socis cultural and literary development of era, which İnsan magazine ws published, has been given. At the first chapter literateur environment of th 1940's and the other magazines of era has been evaluated in gener structures. At the first part of our study a reason of existence and it's aim explained; about an author staff of magazine, supporters of magazine, e ideal of reader and politics of publishing has been explained. At the second part of our study evaluation of an articles in th magazine, poems and strories which is an litterateury writing has bee examined. According to their themes, these are examined on their commc evaluating. Types of novel and story in this magazine which is not examine has been tried to evaluate. Intellectual writing in this magazine, writing of i individual writing for a people, stories, trials, criticinsms, writings of rep translations and other writings has been evaluated. After that, anindex writing in this magazine has been prepared for an author's surname awdatyf of this writing.At the conclusion there has been an evaluation in general structure İnsan Magazine at Turkish literature and culture. At our study "Literary Environment Occuring Around İnsan Magazim our basic point is the magazine itself. While examining İnsan, when it needed memorials, biographies, history of literatures and sources whic illumunates the social-political surroundings of era have been applied. Since periodics were published, they have had a great role on our ide and art world progress. We think that; after such idea and art works, studied on newspapers and magazines like İnsan Magazines will take responsibility for writing a complete Turkish Literature and history of idea.

Selcan Korkmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Bekir Sıtkı Kunt'un hayatı, sanatı, eserleri

"Bekir Sıtkı Kunt'un Hayatı, Sanatı ve Eserleri" adlı araştırmamızın amacı cumhuriyet döneminde eserlerini veren Bekir Sıtkı Kunt'u hayatı, sanatı ve eserleriyle tanıtmak ve bütün olarak incelemektir. Yazı hayatına henüz öğrenci olduğu 1924 yılından sonra başlayan Bekir Sıtkı Kunt sosyal gerçekçi çizgide yazdığı hikayeleriyle tanınır. Yazarımız roman kaleme almamıştır. Bekir Sıtkı Kunt'un hikayelerini tanıtmayı ve hikayeciliğini belirlemeyi amaç edinen bu çalışma, Giriş ve Sonuç dışında iki bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde yazarın hayatı, sanatı, eserleri ve Hatay'ın Türkleşmesi'ndeki rolü birlikte ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise Kunt'un hikâyeleri incelenmiştir. Hikâyeler yapı, zaman, mekan, şahıs kadrosu ve bakış açısına göre ayrı ayrı ele alınmıştır. Ayrıca hikâyeler tematik yönden değerlendirildikten sonra "toplumsal hayatta meydana gelen değişikler" açısından da yorumlanmıştır. Bu bölümün diğer alt başlığını ise hikâyelerin dil özellikleri açısından değerlendirilmesi oluşturmuştur. Yalnızca hikaye yazarı olarak tanınan Bekir Sıtkı Kunt'un incelendiği bu çalışmanın edebiyat araştırmalarına yardımcı olacağı kanaatindeyiz.

BiyografiHikayeKunt, Bekir Sıtkı
Nuray Odacı Üçkarakaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de "edebiyat sosyolojisi" yle ilgili araştırmalar, bakışlar ve yorumlar

Edebiyat eseri basit ve tek yönlü değil, karmaşık bir yapıyı gösterir. Çünkü bir edebiyat eseri, sadece yazarın hayatı, düşünce ve duygularını değil, onun içinde yaşadığı toplumu da yansıtır. Bu tespit, elbetteki Taine'ın öne sürdüğü kadar sert değildir. Ancak yine de toplumun edebiyat eserine katkısı önemlidir. Edebiyat eserindeki gerçeklik, yüzyıllardır tartışılan bir konudur. Romanesk döneminden bugüne kadar edebiyat eseri hem nesir hem de nazım olarak önemli değişiklikler kaydetmiştir, ilk zamanlarda basit ve kaba şekillerle karşımıza çıkan gerçeklik, 19. yüzyılda Avrupa'da romanın zirvesini yaşadığı yüzyıl da dahil olmak üzere artık farklı şekillerle karşımıza çıkmaktadır. Okuyucu gruplarının tercihlerinde rol oynayan etkenler, daha çok hissî ve bilimsellikten uzak görünmektedirler. Bir kişi Türkiye'de en az 14 yıl eğitim gördükten sonra üniversiteyi bitirmektedir. Ancak bu zaman da bireye okuma alışkanlığını kazandırmak için yeterli olmamaktadır. Türkiye'de edebiyat sosyolojisi kriterleri uygulayarak çalışmalar yapılmaya devam edilmeli ve Türkiye'nin okuması sağlanmalıdır. Çünkü, bizim okurumuz, tek taraflı okumaktadır ve farklı dünyalara açık değildir. Buradan hareketle bilimsellik ve buna bağlı yayınlar çok az okunmaktadır. Teknolojik ilerleme baskı tekniklerinin de gelişmesine sebep olmuştur ve bugün artık kitap okuyucuya çok farklı yollardan ulaşmaktadır. Reklamcılık da Türkiye'de okum etkilemekte ve özellikle kitle iletişim araçlarında sık rastlanan kitaplar daha fazla okunmaktadır. Edebî nüfus, daha sağlam yönlendiricilere sahip olduğunda, okur kitlesi de istenen seviyeye gelmiş olacaktır. 135

BaskıEdebi eserlerEdebiyat sosyolojisi+3
Murat Lüleci
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Selami İzzet Sedes, hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri

Selâmi İzzet SEDES, Cumhuriyet devri Türk Edebiyatı yazarlarındandır. 1896-1964 yıllan arasında yaşamış olan SEDES, edebiyat dünyasına, 1917 yılında, Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan "Son Gece" adlı şiiriyle girer. Kırk altı yıl sürecek olan gazetecilik hayatına ise, 1918 yılında "Akşam" gazetesinde çalışarak başlar. Herhangi bir edebî akün veya gruba üye olmayan SEDES, 1964 yılında ölünceye kadar Akşam, Son Posta, Milliyet, Cumhuriyet, Vakit, Son Telgraf, İkdam, Ulus gibi gazetelerde çalışır. Bu gazetelerde, çeşitli konulardaki fıkra, sohbet, tenkit ve röportajları yayımlanır. Ayrıca, Yeni Mecmua, Servet-i Fünûn, Fağfur, Aydede, Akbaba, Dolmuş gibi edebiyat ve mizah dergilerinde de eserleri çıkar. Selâmi İzzet SEDES edebiyatın nazım ve nesir alanlarında, özellikle nesir ağırlıklı eserleriyle dikkat çeker. Roman, hikâye, tiyatro, mektup, şiir, gazete ve mizah yazılan gibi türlerde, pek çok eseri vardır. Biz bu çalışmamızın Giriş bölümünde popüler kültürün tanımından; popüler edebiyatın muhtevası ile popüler edebiyat ile ilgili yapılmış çalışmalardan; Türkiye'de popüler edebiyatın başlangıcından, popüler edebiyatçı olarak zikredilebilecek isimlerden ve Selâmi İzzet SEDES'in popüler edebiyat içindeki yerinden bahsettik. Tezimizin birinci bölümünde, Selâmi İzzet SEDES'in hayatı ve edebî şahsiyeti yer almaktadır. İkinci bölümde ise yazarın; romanlarını; hikâyelerini; edebî ve sosyal tenkitlerini; fıkra, sohbet ve röportaj gibi gazete yazılarım;286 mektuplarını, şiirlerini, mizah yazılarını ve tek tiyatro eserini değerlendirdiğimiz bölümdür. Çalışmalarımız üçüncü bölümdeki sonuç değerlendirmesi ve yazarın eserlerinin genel listesi ile son bulmaktadır.

Popüler kültürRomanSedes, Selami İzzet
Şebnem Hergüner
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

1908-1918 arası Türk edebiyatında hatıra türünün edebi özelliklerinin incelenmesi

Türk Edebiyatında hatıra türünün gelişimini ele aldığımız çalışmamız, 1908-1918 yılları ile sınırlandırılmıştır. Diğer birçok Batı kaynaklı tür gibi, eski edebiyatımızda mevcut olmakla birlikte, Tanzimat'tan sonra adı konan ve yeniden şekillenen hatıra türünün, bu türle benzer özellikler gösteren ve birbirine karıştırılan türlerle mukayesesi yapılmış, benzeyen ve ayrılan yönleri belirtilmiş; konuyla ilgili kaynakların yetersizliği sebebiyle, imkânlar dahilinde türün sınırlılıkları belirlenmeye çalışılmıştır. II. Meşrutiyet'in ilân edilmesinden sonra, Sultan Abdülhamid yönetimini eleştiren yazarların, duygularını sübjektif yorumlarla ifade ettikleri eserler yayımlanmıştır. Bu eserler, döneminin aydın mantalitesini göstermesi açısından önemlidir. II. Meşrutiyet'in ilânından sonra, İttihad ve Terakki Cemiyeti taraftarı olan yazarlar, hatıralarında, Meşrutiyet yönetimini överken; Cemiyete mensup olup, daha sonra muhalif saflara geçenler ise hatıralarında İttihad ve Terakki'yi eleştirmişlerdir. Sultan Abdülhamid, İttihad ve Terakki dönemini anlatan hatıralar dışında; Sultan Abdülmecid, Sultan Abdülaziz, Sultan V. Mehmed Reşad, Sultan VI. Mehmed dönemlerini anlatan hatıralar da yazılmıştır. Bu eserler, yakın siyasi tarihimizi aydınlatması açısından önemlidir. 1908 yılından önce ve sonra yapılan savaşları anlatan hatıra kitapları da genellikle hadiselere, müşahedelere, savaşın insanlar üzerinde bıraktığı izleri anlatan duygusal ifadelere yer vermeleri bakımından, edebiyat ve tarihimiz açısından büyük değere haizdirler. Sultan Abdülhamid döneminde üst düzey yönetici olarak görev yapan devlet adamları, hatıralarında, kendi dönemlerinde yapılan olumsuz247 faaliyetlerde rolleri olmadığını ispatlayarak kendilerini savunma amacını gütmüşlerdir. Bu da yazarların, eserlerinde kendi özel hayatlarından çok, resmî belgelere yer vermelerine neden olmuştur. özel hayata ait olan hatıralar da, yazarlarının hususî hayatlarına ait bilgileri aksettirirken, onların dönemlerinin siyasî atmosferlerini de hissettirmeleri bakımından dikkate değerdirler. Tezimizde hatıra türüne ait olan eserlerden başka, "hatıra" adını taşımasına ve kaynaklarda "hatıra" olarak geçmesine rağmen, bu türe dahil edemeyeceğimiz eserleri de, son bölümde "Hatıra Türüne Girmeyen Eserler" başlığı altında inceledik. Çalışmamızda, sınırlılıkları tam olarak tespit edilmemiş ve bugüne kadar, üzerinde derli toplu bir çalışma yapılmamış olan hatıra türüne ait, 1908-1918 yılları arasında kitap olarak yayımlanmış eserlerin tespiti, inceleme ve değerlendirmeleri yapıldı.

Abdülhamid IIHatıraOsmanlı Dönemi+2
Banu Altınova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat mecmusasındaki sanat, edebiyat ve fikir yazılarının sınıflandırılması ve değerlendirilmesi

DergilerDüşünceEdebiyat+4
Ahmet Özpay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

1928-1946 arası yayımlanan Türk romanlarında Dünya savaşları, Milli Mücadele ve Ağrı Dağı İsyanı`nın yansıma biçimleri ile belgesellik özellikleri

ÖZET Bu çalışma; 1928-1946 yılları arasında yayımlanan Türk romanlarını kapsamaktadır. Konusu, savaş ve askerlik olan on sekiz Türk romanı, çalış manın ana dokusunu oluşturmaktadır. Yakın Türk tarihine, hattâ dünya tarihi ne yön veren Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), Türk Millî Mücadelesi (1919 -1922), Cumhuriyet'in ilk yıllarında meydana gelen Kürt İsyanları (1925- 1930) ve İkinci Dünya Savaşı (1939/1945) dönemlerindeki savaş ve asker lik konularını anlatan romanlar incelenmek suretiyle konu sınırlandırması yapılmış ve bu şekilde araştırma, daha etkili kılınmaya çalışılmıştır. Söz Başı bölümünde de açıklandığı gibi, Türk sosyal, siyasal ve kültürel hayatında önemli birer basamak noktası bilinen 1928 yılında yapılan Harf İnkılâbı ile 1946 yılında geçilen Çok Partili Hayat; çalışma konusunun sınırlanmasında, bir başka etkendir. 1928-1946 yılları arasında yayımlanmamış olmasına rağmen, Mücadele döneminin olaylarını ve kişilerini etkili bir üslûpla yansıtan Tarık BUĞRA'nın Küçük Ağa adlı romanının inceleme alanına dahil edilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür. Nitekim, Türk milletinin; bağımsızlık ve özgür lük mücadelesini anlatan romanlar içinde tarihî gerçeklere en uygun roman olarak Küçük Ağa gözlemlenmiştir. Ayrıca, dil, üslûp, entrik unsurlar, roman kahramanlarının özelliklerinin verilmesi ve mekân tasvirlerinde de Küçük Ağa, diğer romanlara göre, daha başarılı bir niteliktedir. Çalışmada; bir taraftan romanları, roman tekniği (zaman, mekân un surları ve tasvirleri, dil ve üslûp özellikleri, figürler vb.) yönünden ele alırken, diğer taraftandan da romanlarda anlatılan olay ve kişilerin tarihî gerçeklerle olan ilişkisi üzerinde durulmuştur.. Durum böyle olunca, iki önemli kaynak581 ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi, inceleme alanına dahil edilen romanlar; ikincisi ise, dönemlerle ilgili yazılmış anı, biyografi ve tarih kitaplarıdır. Araştırma; beş ana bölümden meydana gelmektedir. Bunlar: I. BÖLÜM: 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanların Ro man Tekniği Yönünden İncelenmesi II. BÖLÜM: Birinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanların Tarihî Olay larla İlişkisi III. BÖLÜM: Millî Mücadele Dönemi'ni Anlatan Romanların Tarihî Olaylarla İlişkisi IV. BÖLÜM: Cumhuriyet'in ilk Yıllarındaki Kürt isyanları ve Kürtçülüğü Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Dağları Bekleyen Kız) Tarihî Olaylarla ilişkisi V. BÖLÜM: İkinci Dünya Savaşı'nı Anlatan Romanın (Esat Mahmut KARAKURT: Ankara Ekspresi) Tarihî Olaylarla İlişkisi Çalışmanın I. Bölümü'nde yer alan romanların teknik yönden incelen mesinde dikkate alınan plân, şudur: A. VAK'A TERTİBİ 1. Ana Çizgileriyle Vak'a 2. Fiktif Yapıyı Belirleyen Unsurlar a. Zaman b. Mekân c. insan Unsuru Dışında Kalan Figürler ç. Dil ve Üslûp ile Merak Unsurlarının Düzeni ve Gücü 3. Ana Fikir B. FİGÜRLER 1. Merkez Figür 2. Karşıt Figür 3. Yardımcı Figürler C. KAVRAMLAR ve KABULLER582 Çalışmanın diğer dört bölümünde, romanlarda yansıtılan olaylar ve kişilerin, tarihî gerçeklerle ilişkisini ve uyumunu ortaya koymada temel kay naklar olarak anı, biyografi ve tarih kitaplarına müracaat edilmiş ve bunlar dan doğrudan ya da dolaylı olarak alıntılar yapılmıştır. Doğrudan yapılan alıntılar, sayfanın sağından ve solundan içeri girmek suretiyle ve italik harflerle yazılmıştır. Dolaylı alıntılar ise, metin içinde dip not numarası verile rek ve sayfa altında dip not açıklamaları yapılarak gösterilmiştir. Kaynakça bölümü, kendi içinde üç alt bölüme ayrılarak çalışmada yararlanılan temel kaynakların, daha anlaşılır tasnifi yapılmış, bu şekilde konuyla ilgili araştırma yapacak olanlara kolaylık sağlanılmıştır. Kaynakça' nın alt bölümleri şunlardır: 1. 1928-1946 Yılları Arasında Yayımlanan Romanlar Listesi 2. İncelemeye Tâbi Tutulan Romanlar Listesi 3. Anı, Biyografi ve Tarih Kitapları Listesi

Ağrı Dağı İsyanıBelgesellerBelgeseller+6
Ahmet Kıymaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu hayatı, şiir sanatında ahenk ve tarih şuuru

ÖZET "Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu- Hayati, Şiir Sanatında Ahenk ve Tarih Şuuru" adını taşıyan bu tezimizle, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun hayatını tüm ayrıntısıyla tespit etmeye çalıştık. Bununla birlikte, Gençosmanoğlu'nun yetişmesinde etkili olan kültür çevrelerini, edebî faaliyetlerini, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu bibliyografyasını ve şiir sanatını ortaya koymak gayelerimiz arasında idi Bu amaçla tezimizin birinci bölümünde, Niyazi Yıldrran'm soyunu, hususî ve resmî hayatim, yetiştiği ve etkilendiği kültür muhitlerini, yayımlanmış olan şiir ve nesirlerini kronolojik olarak dikkatlere sunmakla birlikte, Mtaplaşan şiirlerini de ele aldık. İkinci bölümde, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun şiirlerindeki ahenk unsurlarını, bunun dışında Niyazi Yıldırım'ın destanı söyleyişte ahengi oluştururken istifade ettiği unsurları ve şiirlerini meydana getirirken kullandığı nazım formlarını inceledik. Üçüncü bölümde ise, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun şiirlerindeki bediî tefekkür unsurlarından tarih şuurunu araştırdık. Tezimizin sonuna ise önemli gördüğümüz bazı belgelerle geniş bir kaynakça ekledik. *

BiyografiGençosmanoğlu, Niyazi YıldırımŞiir
Arif Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Baha Tevfik ve edebi görüşleri

Baha TevfikBiyografi
Ümmühan Bilgin Topçu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1993
00
Master'sOpen AccessTR

1897 Osmanlı - Yunan Muharebesi`nin Türk edebiyatındaki akisler

Osmanlı DevletiSavaş edebiyatıTürk edebiyatı+2
Cafer Şen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatında Nev-Yunanilik akımının kaynakları 1912-1950

Nev-YunanilikTürk edebiyatı
Şenol Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Faik Ali Ozansoy hayatı, eserleri ve sanatı

BiyografiOzansoy, Faik Ali
Sevim Karabela
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Mecami'ül Edeb'in şiirde ahenk kavramı açısından incelenmesi

ÖZET GİRİŞ - Bizde Arapça uzun yıllar ilim dili olarak rağbet görmüştür. Bu sebepten 19. Asır belagat kitaplarında özellikle Arapça'nın hemen ardından Farsça'nın etkisi büyük ölçüde dikkatleri çeker. Bununla birlikte bu yüzyılda Batıyla resmî anlamda temasların başlaması, eğitim sisteminde ki batılı mânâda gelişen değişiklikler belagat kitaplarına da etki etmiştir. Batıdaki rhetorique sistemi edebiyatımızda yerini bulmaya başlamıştır. Re- caizâde Mahmud Ekrem'in Tâlim-i Edebiyat adlı eseriyle bizdeki Batılı edebiyat anlayışı sistemleştirilmiş olur. Mebâni'l - İnşâ'da Batı Edebiyatı rhetorique'i âdeta Türkçe'ye adapte edilmiştir. Mecâmiü'l - Edeb eskiye sıkıca bağlı kalmakla birlikte Batıyı da benimsediğini örnekleriyle aksetti ren bir kitaptır. I. BÖLÜM- İstilahât-ı Edebiyye'de nazım ve nesir için öncelikle belîğ olması gerektiği fikri esastır. Şiiri edebiyatın en güzel parçası olarak gören Muallim Naci her manzum sözün şiir olamayacağını belirtir. Şiir mutlaka manzum olacaktır, görüşü söz konusu değildir. Şiir hem manzum hem de mensur olabilip derken tabiat itibariyle manzum şiire daha fazla meyledildiğini belirtir. Bunun sebebi nazımdaki âhenktir. Kâfiye ise bu hususta cazibeyi artıran unsurdur. Sözün varoluşundan beri şiirin de var olduğu görüşündedir. Cevdet Paşa'nın Belâgat-ı Osmâniyye'sinde şiir, hayâllerden oluşmuş bir terkib olarak görülür. Şiirin nazım ve nesir olabileceğini fakat Arapların vezinli ve kafiyeli söz dışında kümuhayyel olsa bile nesir saydıklarını söyler. Bu tip nesirlerde ise bediî sanatların varlığına değinir. Mecâmiü'l - Edeb 'de bir çok hususta Muallim Naci'nin fikirlerine riâyet edilmiştir. A. Cevdet Paşa'nın eserine de sık sık atıflarda bulunarak fikir birliği bildirilmiştir. Mehmed Rifat'in nesirde, nazımda ve şiirde dol durma sözlere karşı olduğu görülür. Kötü, laubali sözlere, kaba, soğuk tâbirlere, alışılmışın dışındaki sözlere edebiyatta yer verilmemesinden yanadır. Sözün akıcı olması, telaffuza dikkat edilmesi maksadın açık ve düzgün ifade edilmesini belirtmesi yanında boşuna tekrarların güzellikle yapılması durumunda ahengi sağlayabileceğini söyler. M. Rifat, şiiri hayâl gücüyle yazılan vezinli ve kafiyeli sözden ibaret görür. Şiirin birtakım tabii doğuşları açığa çıkaran, hisleri tahrik eden sözlerden husüsi bir zevk meydana getireceğini söyler. Ona göre nesirle de hisler tahrik edilebilir; ancak şiir vezinli ve kafiyeli olmalıdır. Nesirle nazmı burada ayırır. II. BÖLÜM - Bu bölüm, sâdece Mecâmiü'l - Edeb'le ilgilidir. Ahenk bahsi etraflıca ele alınır. Ahenk, üslûbun esâsı olarak belirtilir. Sözlerin dizilmesinden ortaya çıkan bu işitme zevki âheng-i müfred, âheng-i kelâmî ve âheng-i tasviriyye olmak üzere üç kısımda incelenir. Vezin bahsinde "aruz"a büyük ölçüde yer verir. Bir kelâmın manzum olup olmadığını tamamıyla bildiren ilme, aruz der. Arapların kullandıkları aruzun Türkçe'ye tamamen uymaması, uysa bile güzel olmaması sebebiyle on dört bahrin alındığını bildirerek bunlarla ilgili örnekler verir.Ona göre kafiye, aynı cinsten, tekrar edilen harflerin, hareket ve dur günlükte beraber olması ve farklılaşmasıdır. Mürekkeb ve mücerred olmak üzere aslında iki çeşit kâfiyenin olduğunu belirtir ve örneklerle açıklar. Bazı mühim kâfiyeleri cinslerine göre ayırır ve örnekler verir. (Elif, bâ, tâ,... vb.) Revî harfinden sonra tekrar eden zamir, edat veya bir kelimeye değişik adlar verir. Eğer tekrar eden kelime ise ona redif der. "Vasi u şâygân", tekrar eden zamir veya edat; kâfiye olan kelimeden önce aynen tekrar eden kelime ise "hicâb"dır. Itnab, cinas ve seci bahislerini, armoni kısmına almayı uygun bulduk. Ayrıca armoni ve armoniyi sağlayan asonans, alliterasyondan bahsedilmemiştir. III. BÖLÜM - Giriş, I. ve II. bölümde ifâde edilenlerin kısaca değerlendirilmesi yapılmıştır.

Mecami'ül EdebMehmed RıfatNazım şekilleri+3
Yasemin Dinç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Kemal'in kimliği ve siyasi faaliyetleri

Ali Kemal, Özellikle İkinci Meşrutiyetten Cumhur^te kadar olan yazı hayatımızda eskin kalemi ve kuvvetli üslubu ile ile dikkat çeken bir yazannuzdır.Özellikle köşe yazarı larakMemim aktif siyasesette kullanmış ve ülkenm kaderi üzerinde ç^ labilmiştir. Bu yönleriyle dikkat çeken Ali Kemal'in henüz araştırılmamış olan "kimliği ve siyasî ialiyetleri" bu teze konu olarak seçilmiştir. Gazetelerdeki makaleleri taranmış, yayınlanmış 21 itabı incelenmiş, hakkında yazılanlar ve söylenenler derlenerek özellikle daha önceleri atışma konusu olan, kökeni ve doğum tarihi ile ilgili birinci derece önem arzeden belgeler ^unarakbuaraştırmadakullaııılnuşte elgesidir. Yine ailesinin kökeni ile ilgili resmi nüfus bilgileri elde edilerek kullanılmıştır. Bu araştırmada Ali Kemal'in ailesi, ilişkileri ve daha sonra da hayatı kronolojik sırası gerisinde özetiendikten sonra, elde edilen belgelere dayamlarakfi^vela»rakterö2»llikleri elirlenmeye çalışılmış, dili ve üslubu ile ilgili tesbitler değerlendirilmiştir. Ali Kemal'in eserleri bölümünde, daha önceleri ona ait olduğu kesinlik kazanmamış lan iki ayrı kitabın yazara ait olduğu belirlenmiş, ayrıca yazıp da yayınlama imkanı bulamadığı a da yarım kalan çalışmaları, ailesinden elde edilen bilgiler ışığında çalışmaya konu dilmiştir. ı Bu tezin başlıca çalışma konusu Ali Kemal'in 3 1 Mart'a kadar olan siyasi faaliyeüerinin azılan ışığında incelenmesidir. Bu çerçevede onu Osmanlı împaratorrüğu'nda ilk öğrenci iareketini başlatanlar arasında zikretmek gerektir. 1883te kaydolduğu Mülkiye Mektebittin ıçüncü sınıfında iken Fransa'ya kaçmış,dönüşte ilk öğrenci demeğini kurmuştur. Bu demek racılığryîa giriştiği rejim aleyhtarı faaliyetler yüzünden Halep'e sürülmüş, buradan geldiği »ariste hocası Mizancı Murat Bey*in yanında Jöntürk hareketinin kurucuları arasında yer ılrnışür. Daha sonraları Jöntûrklerin çalışmalarını Saraya jumallediği anlaşılınca gruptan ızaklaşünlmış, bundan sonraki bütün hayatım da şiddetli birlttihatçı aleyhtarı olarak sürdürmüştür. Bu münasebetle Hüseyin Cahit ve Bahattin Şakir başta olmak üzere diğer ittihatçı yazarlarla giriştiği polemikler ayrı bir çalışma konusu olacak niteliktedir. Ali Kemal'in kalemi 3 i Mart Vakfesi sırasında ülke gündemi Wlemeyi başarmış» ^azdığı yazılarla 3 1 Martin tahrikçileri arasında ilk sıralarda yer almıştır.îttihat ve Terakki kemiyeti Genel Merkezi tarafından Hareket Ordmu'nun İstanbul'a geh^inin hemen öncesinde Padişah Abdulhamit'e gönderilen bir telgrafta bazı kimler zikredilerek bu isimlerin ordu[inceye kadar Istanbul dışına çıkışlaımm engellenmesi istenmiştir ki bu isimlerden ikinci ada yer alanı Ali Kemal'dir. Ayrıca aynı günlerde Gazeteci Hasan Fehmi'nin öldürülmesi üzerine Mülkiye'deki rsinde öğrencilere yaptığı konuşma büyük bir öğrenci eylemine sebep olmuş ve bu olay 3 1 afin başlıca sebepleri arasında yer almıştır. Ali Kemal, başardı bir kalem ve kuvvetli bir üslubun, maddi ve manevi menfaat temini peşinin de ağır basmasıyla yanlış siyasi tercihlerle birleşmesi sonucu koskoca bir paratorluğun kaderi üzerinde nasıl etkili olunabileceğini göstermesi ve kendisini linç ilmek gibi acı bir sona1 götürmesi açısından son derece ilginç bir örnektir. 26.12.1994 Ebubekir AKKAYMAK /12/ 1994 KABUL EDİLMİŞTİR DOÇ. DR. ALEMDAR YALÇIN

31 Mart olayıAli KemalBiyografi+4
Ebubekir Akkaymak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Bulgurluzade Rıza'nın Müntahabat-ı Bedâyi-i Edebiye isimli antolojisinin çeviriyazı ve incelemesi

Antolojiler, genellikle yazar yapıtlarından belli bir amaca ve yönteme göre seçilmiş nesir ve nazım parçalarından oluşan eserlerdir. Türk edebiyatında antoloji olarak değerlendirebileceğimiz en eski eserler şiir mecmuaları ile şairlerin biyografileri hakkında bilgi içeren şuara tezkireleridir.Bu çalışmamızda 19. yüzyılda tanınmış antolojilerinden olan Müntahabat-ı Bedâyi-i Edebiye'nin nesir kısmını günümüz alfabesine aktardık. Sözlük ve indeks hazırlayarak bu konuda çalışma yapacakların istifadesine sunmayı amaçladık. Ayrıca çalışmamızın başında kısaca antolojide yer alan çalışmalarla ilgili genel bir değerlendirme yapmayı uygun gördük.Bedâyi-i Edebiye'de Tanzimat ve Servet-i Fünun'a ait şair ve yazarların parçalarından örneklerinin bulunduğu nesir kısmı 384 sayfadan oluşmaktadır. Bedâyi-i Edebiye'nin nesir kısmı Toplam 13 yazarın 54 yazısından oluşur. Bu yazılar mektup, makale, hikâye, anı ve şiir türlerinde kaleme alınmıştır.Bunlar içerisinde Hersekli Arif Hikmet'in 5, Namık Kemal'in 13, Samipaşazade Sezai'nin 9, Abdülhak Hamid'in 8, Rıza Tevfik'in 1, Recai-zade Mahmut Ekrem'in 5, Şemsettin Sami'nin 5, Muallim Naci'nin 1, Menelizâde Tahir'in 2, Ziya Paşa'nın 1, İbnü'r Reşat Ali Ferruh'un 2, Nabızâde Nazım'ın 1 ve Münif Paşa'nın 1 yazısı bulunmaktadır. Son iki sayfasında ise Bulgurluzade Rıza'nın antoloji ile ilgili görüşlerine çok kısa yer verdiği ?Bir İfadecik? isimli yazısı yer almaktadır.

Fatma Betül Kiriş
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Eroğlu'nun fay kırığı üçlemesi ve 9,75 santimetrekare romanlarında varoluşçuluk

Teknolojideki ilerlemeler dolayısıyla sanayinin gelişmesi sonucu ortaya çıkan modernizm, biz insanoğlunu makineleşme karşısında sürekli olarak güç kaybına uğratır. İnsanoğlu ile makineleşme arasındaki bu savaş günümüze kadar devam eder. Bahsi edilen savaş neticesinde insanoğlu, kalabalıklar içerisinde kendine yer edinmede yani kendini tanımlamada sıkıntılar yaşar. Öyle ki birey, yokluğa sürüklenir, yalnızlık ve yabancılık çekerek toplumdan soyutlanmaya başlar. 19. yüzyıl'ın ortalarında savaş ve ölüm gibi olumsuzluklarla meydana gelen toplumsal yıkımlar da bu bireyselliğe geçişi destekler. Özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da birçok akım ortaya çıkar. Bu akımlardan bir tanesi de araştırma konumuz olan varoluşçuluk akımıdır. Varoluşçuluğun yayılma alanının genişliği göz önüne alındığında yalnızca felsefe sahasında değil, edebiyatta da etkili olan bir akım olduğu söylenebilir. Bu akım, Avrupa edebiyatında önemli temsilcilere sahiptir. Türk edebiyatında da varoluşçu akımdan etkilenen yazarlar da yok değildir. Bu yazarlar arasında incelenmesi gerektiğini düşündüğümüz isimlerden birisi Mehmet Eroğlu'dur. Bu çalışmada Eroğlu'nun dört romanı -"Fay Kırığı I: Mehmet", "Fay Kırığı II: Emine", "Fay Kırığı III: Rojin", "9,75 Santimetrekare"- varoluşçu felsefe kapsamında analiz edilmiştir. Ayrıca yapılan çalışmada romanların yazıldığı dönemde Türkiye'de yaşanan kutuplaşmalar sonucu çıkan çatışmaların ortasında mücadele eden başkahramanların kimlik ve aidiyet sorunundan doğan yalnızlık ve yabancılığa sürüklenişini gözlemlemek amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Mehmet Eroğlu, Varoluşçuluk, Birey, Yalnızlık, Yabancılaşma

BireyEroğlu, MehmetRoman+4
Ebru Gülşah Güzel
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Karakter gelişimi açısından Kemal Tahir'in esir şehir üçlemesine psikanalitik bir bakış

ÖZET Kemal Tahir, yazarlık hüneri ile yalnızca kendi döneminde etki yaratan bir sanatçı değil, bugün hâlâ fikirleri ve sanatıyla var olabilen Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. Yazarın eserleri pek çok yönden incelendiği halde roman karakterlerinin ruhsal gelişimi üzerine daha önce psikanalitik bir çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla, sanatçının ruh yaratmadaki derinliği ile alan içerisinde görünürlüğünü arttırmak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Onun eserlerinde sosyal dramın, bireyin dramının önüne geçtiği anlayışı hâkimdir. Ancak bu çalışma ile birlikte bireyin dramı, itilmiş olduğu sonraki planlardan gün ışığına çıkartılarak, yazarın şahsiyet yaratma kabiliyetine ışık tutmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilmesine olanak sağlayan şerh yolu ise psikanaliz olarak seçilmektedir. Psikanaliz kuramının sağladığı olanaklardan faydalanılarak bireyin bilincinin gerisine itilen yaşantılar daha görünür kılınmakta ve bu yolla davranışlarının yahut duygularının gerekçeleri belirgin bir biçimde işlenebilmektedir. Yazarın kurduğu şahsiyetlerin ruh gelişimindeki tutarlılıkların psikanaliz evreninde bir karşılığının olması, sanatçının psikanalitik teorisiyle ilgilenmiş olma ihtimalini arttırmaktadır. Bu çalışmanın tamamında, karakterlerin ruh gücündeki kırılmalar, aksaklıklar, ruhsal bozukluklar, kendi şartları ve nedensellikleri ile mercek altında tutulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kemal Tahir, psikanaliz, davranış, psikoloji, edebiyat

Kemal Tahir
Başak Özçelik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dîvânü Lügati't Türk' teki isimlerle Anadolu ağızlarında ortaklaşan isimler

Dîvânü Lügâti't Türk ile Anadolu ağızlarındaki isimlerden ne kadarının ortaklaştığını tespit etmek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bunun için de çalışmamıza Orta Türkçe döneminin en önemli çalışmalarından, Türkçenin ilk sözlüğü olan Dîvânü Lügâti't Türk kaynaklık etmiştir. Bugünkü Anadolu ağızlarının sözvarlığını tespit için Derleme Sözlüğü ve haricindeki ağız çalışmalarından istifade edilmiştir.Öncelikle Dîvânü Lügâti't Türk'teki isimler tespit edilip ardından Anadolu ağızlarında muhafaza edilenleri tespit için Derleme Sözlüğü' nden yararlanılarak karşılaştırmalı bir sözlük oluşturulmuştur.Bu tez çalışması Ses Bilgisi ve Sözlük bölümlerini içermektedir.Ses Bilgisi kısmında karşılaştırmalı sözlükten yararlanarak ortaklaşan kelimelerin geçirdikleri ya da geçirmedikleri ses olayları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çünkü seslere dayanan söz varlıklarının tarihi süreç içindeki geçirdiği değişim ancak ses olayları vasıtasıyla tespit edilebilir.Daha sonra ise ortaklaşan kelimelerin Anadolu' da görüldüğü yerler de belirtilerek Dîvânü Lügâti't Türk ile Derleme Sözlüğü'nün karşılaştırmalı sözlüğüne yer verilmiştir.

AdlarAnadolu ağızlarıAğızlar+4
Gonca Kızılkaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Turgut Uyar şiirinde söylem arayışı

Modern Türk şiirinde gerek şiirleri gerekse şiir hakkındaki düşünceleriyle izler bırakmış, günümüzde dahi sesini korumayı başaran bir estetik performansla edebiyat üretmiş olan Turgut Uyar'ın metinlerinde söylem kavramı önemli bir yer tutmaktadır. Onun şiirinde söylemde yaşanan kırılmalar sürekli olarak estetik yapıyı ya tümden etkileyen ya da büyük ölçüde etkileyen bir unsur olarak yer almıştır. Bu çalışmanın amacı Turgut Uyar'ın şiirlerinin söylemle ilişkisini, şairin şiirinde değişen söylem tavrını ve bu değişikliğin onun şiiri üzerindeki etkilerini incelemektir. Turgut Uyar şiirinde söylemin kurucu estetik unsurlardan olduğunu iddia eden bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Turgut Uyar'ın hayatı, sanatının devreleri hakkında genel bir bilgi ve İkinci Yeni şiirine yönelik değerlendirmeler ve eleştiriler ekseninde şiirinin nerede durduğu hakkında bilgiler verilmektedir. İkinci bölüm incelemelerde kullanılan söylem, iktidar, ideoloji, modernleşme, modernizm gibi kavramların açıklandığı ve çalışmanın teorik arka planının verildiği kısımdır. Üçüncü bölümde ise Turgut Uyar şiirleri bu kavramlar ekseninde incelenmekte ve söylemin Turgut Uyar şiirindeki işlevi irdelenmektedir. Turgut Uyar'ın yazın hayatındaki poetik atılımlarda söylem değişikliği ve estetik değişimin bir arada bulunduğu görülmektedir.

Söylem aktarımıSöylem analiziTürk edebiyatı+5
Gürkan Emre Melikoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Safiye Erol'un romanlarındaki kadınların Simone De Beauvoir'ın feminist teorisine göre incelenmesi

Erken Cumhuriyet dönemi yazarlarından Safiye Erol; romanlarında aşk, evlilik, annelik gibi pek çok konuda kadının mücadele ettiği çatışmaları ortaya koyarak eserleriyle kadının özgürleşme sürecinin sancılarını yansıtmıştır. Bu çalışma; kadınların iç dünyalarında, bireysel ve toplumsal ilişkilerinde kadın olarak var olurken yaşadıklarını tespit edebilmeye imkân veren Safiye Erol'un romanlarındaki karakterleri, feminizmin İkinci Dalga olarak adlandırılan döneminin referans ismi olan Simone de Beauvoir'ın varoluşçu feminist teorisine göre ele alıp incelemektedir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, tezin Giriş kısmında Safiye Erol'un hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri üzerine getirilen yorumlardan kısaca bahsedilerek Simone de Beauvoir'la bir araya getirme gerekçeleri vurgulanmıştır. Birinci bölümde feminist teorinin ortaya çıkışı ve gelişim süreci tarihsel olarak özetlenmiştir. İkinci bölüm Simone de Beauvoir ve onun hâlâ feminist teorinin en çok referans gösterilen kitaplarından olan biri olan İkinci Cins adlı eserinden yola çıkarak teorisinin ana çerçevesi verilmiş; sınıflandırdığı kadın tiplerinin özellikleri üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise yayım tarihine göre sırasıyla Kadıköyü'nün Romanı, Ülker Fırtınası, Ciğerdelen ve Dineyri Papazı romanlarındaki ana kadın karakterler; çizilen teorik çerçevede toplumsal çevre ve ikili ilişkiler özelinde incelenmiş ve ikinci cins/öteki olma kavramları yardımıyla değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Safiye Erol'un romanlarındaki kadınlara Simone de Beauvoir'ın feminist bakış açısından yaklaşarak yazarın farklı bir yönünü ortaya çıkarmayı ve feminist teorinin Türk romanı üzerindeki çalışmalarına ve kadın bir yazar olarak Safiye Erol'un akademideki görünürlüğüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Beauvoir, Simone deErol, SafiyeFeminist kuram+5
Pınar Dönmez
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Rasim Özdenören'in hikayelerinde gelenek-modernizm çatışması

Bu yüksek lisans tezi Rasim Özdenören'in hayatını, sanatını ve tüm hikâye kitaplarındaki gelenek modernizm çatışmasını kapsayan bir çalışmadır. Kendisi hakkında bugüne kadar yapılan çalışmalarda hikâyelerindeki bu tematik bakış açısı değerlendirilmemiştir. Çalışmamızda sadece Özdenören'in hikâyelerinden değil, denemelerinden, hakkında yazılmış kitaplardan ve farklı alanlara ait eserlerden de yararlanılmıştır. İlk hikâyesini 1957'de yayımlayan Rasim Özdenören, 2009'a kadar on hikâye kitabı yayımlar. Yaklaşık yarım asırdır hikâye yazmaya devam eden yazar 1970 sonrası Türk hikâyeciliğinin önemli isimlerindendir. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gelenek-modernizm kavramlarının genel değerlendirilmesi; ikinci bölümde Rasim Özdenören'in hayatı, sanatı ve eserleri; üçüncü bölümde yazarın hikâyelerindeki gelenek modernizm çatışması yer alır. Türk edebiyat ve sanatının son elli yılında öykü ve denemeleriyle mühim bir yeri olan Rasim Özdenören üzerine hazırlanan bu çalışmanın daha sonraki çalışmalara bir kaynak olmasını ümit ediyorum. Anahtar Kelimeler:Türk Edebiyatı, Türk Hikâyesi, Rasim Özdenören, Gelenek Modernizm Çatışması

GeleneklerHikayeModernizm+2
Eyyüp Güneş
Adıyaman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00