Samsun Üniversity
Institute

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Samsun Üniversity

12

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Evde bakım alan, enteral tüple beslenen hastaların bakım verenlerinde bakım yükü ve yaşam kalitesi

Amaç: Günümüzde yaşlı nüfusun artışı ve teknolojinin hızla gelişmesi sonucunda enteral tüple beslenme, hastaların kendi ev ortamlarında aileleriyle birlikte yaşamını sürdürmesine imkân sağlayan bir yöntem haline gelmiştir. Bu yöntem yaşlı, kronik hastalığı olan, bakıma gereksinim duyan kişilerde beslenmenin sürdürülebilmesi açısından hayati öneme sahip olsa da hem hasta hem de bakım verenler için beraberinde birçok fiziksel, psikolojik ve sosyal problem getirebilmektedir. Bu problemler bakım verenlerin bakım yükünde artış ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilmektedir. Çalışmamızın amacı Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri (ESH) birimine kayıtlı, evde enteral tüple beslenen hastaların ve bakım verenlerin özelliklerini, beslenmeye ilişkin yaşadıkları sorunları, bakım verenlerin bakım yükü ve yaşam kalitelerini değerlendirmektir. Gereç Yöntem: Araştırma kesitsel, analitik, anket tabanlı tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 23.03.2022-23.05.2022 tarihlerinde Evde Sağlık Hizmetlerine kayıtlı 152 enteral tüp yoluyla beslenen hastanın bakım verenleri oluşturmuştur. Araştırma kabul ölçütlerine uygun ve araştırmaya katılmayı kabul eden 140 hastanın bakım verenleri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Katılımcılara sosyodemografik verileri içeren anket formu, Zarit Bakım Yükü Ölçeği (ZBYÖ) ve Kısa Form-36 (Short Form-36, SF-36) ölçeği uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. p<0.05 istatistikçe anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 140 bakım verenin %75,6'sı (n=106) 35-64 yaş grubunda idi. Bakım verenlerin %74,3'ü (n=104) kadındı. Bakım verenlerin %54,3'ü (n=76) hastanın çocuğu idi. Bakım verenlerin %57,9 (n=81)'u hastaya 0-4 yıldır bakım vermekte idi. Hastaların %82,1'i (n=115) perkütan endoskopik gastrostomi (PEG), %17,9'u (n=25) nazogastrik tüp (NGT) yöntemi ile beslenmekteydi. Bakım verenlerin ZBY ölçek ortalama puanı 49,00±12,36 idi. Bakım verenlerin ZBYÖ grupları incelendiğinde %20,7'sinin (n=29) orta dereceli bakım verme yükü olduğu, %61,4'ünün (n=86) ileri dereceli bakım verme yükü olduğu, %17,1'inin (n=24) aşırı derecede bakım verme yükü olduğu belirlenmiştir. Bakım verenlerin ZBYÖ toplam puanları ile sosyal güvence arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,109 p=0.035). Sosyal güvencesi olmayanların bakım yükü daha fazla bulunmuştur. Katılımcıların ZBYÖ toplam puanları ile hastaların diabetes mellitus tanısı olması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,523 p=0.012). Bakım verenlerin SF-36 ölçeği tüm alt boyutlarında puan ortalaması düşük saptanmıştır. ZBYÖ toplam puanları ile tüm SF-36 ölçeği alt boyut puanları arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin bakım yükü fazla, yaşam kalitesi kötüydü. Evde sağlık hizmetleri profesyonelleri tarafından enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin sağlık ve bakım alanındaki bilgi gereksinimleri göz ardı edilmemeli ve yapılan ev ziyaretlerinde hastanın tedavi ihtiyacı yanında bakım verenlerin eğitimlerine de zaman ayırılmalıdır.

Bakım verenlerBakım verme yüküBeslenme+5
Cansu Petek İnan
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarda sünnet operasyonuna yönelik bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı sünnet olacak olan çocukların ebeveynlerinde sünnet hakkındaki bilgi düzeyini değerlendirmek ve kontrol (başka bir sebeple polikliniğe başvuru yapan çocukların ebeveyni) grubuyla bilgi düzeylerini karşılaştırmak ve çıkan sonuçların ebeveynlerin sosyodemografik özellikleriyle ilişkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın ve Çocuk Hastalıkları Yerleşkesi'nde pandemiden önceki dönemde (2019 yılında) ve pandemi döneminde (2020 yılındaki) ilgili sağlık kuruluşunda yılda ortalama (6599+1801)/2= 4200 çocuğun sünnet edildiği, (385.076+120.514)/2=252.795 çocuğun ise hastaneye herhangi bir sebepten başvurusunun yapıldığı bu kişiler çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmamızın yapılacağı 2 aylık süreç (1 Ocak 2022- 28 Şubat 2022) içerisinde, örneklem hesaplamasına göre %5 kabul edilebilir hata ve %95 güven seviyesi ile en az 249 vaka, 385 kontrol grubu olmak üzere toplam 634 ebeveyne ulaşılması gerekmektedir. Randomizasyonla belirlenen kişilerle 635 (250 vaka 385 kontrol grubu ) kişiye ulaşılmıştır. Veriler; ilgili konuda daha önce geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan bir ankete ulaşılamadığı için, literatür derlemesi ile oluşturduğumuz, çoktan seçmeli sorularla dizayn edilen 29 soruluk bir veri toplama formu kullanılarak çalışmaya katılma konusunda bilgilendirilmiş onamları alınan katılımcılarla yüzyüze görüşme yöntemi ile 2 aylık süreç içerisinde toplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirmesi SPSS 15 programı kullanılarak yapıldı. İstatistiksel anlamlılık için p degeri 0,05'in altında ise anlamlı kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmaya 481'i kadın (%75,7), 154'ü erkek (%24,3) olmak üzere toplam 685 kişi katıldı. Katılımcıların meslek grupları incelendiğinde en fazla %44,1'inin ev hanımı olduğu görüldü. %97,5'i evli iken %2,5'u dul veya bekârdı. Katılımcıların eğitim durumlarına bakıldığında %27,6'sı ilköğretim ve altında, %32,6'sı lise düzeyinde, %39,8'i önlisans ve üzerinde idi. Asgari ücret altında %10,7'lik, asgari ücret ve yoksulluk sınırı arasında olan %57,6'lık ve yoksulluk sınırının üstünde %31,7'lik bir kesim oluşturmaktaydı. Erkek çocuk sayısına bakıldığında en fazla 1 erkek çocuğu olanlar %62,8'lik oranla ilk sırada olduğu görüldü. Sünnet yapılan yerler incelendiğinde sırasıyla %82,4 ile hastane, %11,9 ile ev, %2,7 ile özel muayene, %2,0 ile toplu sünnet ortamı %1,0 ile asm (aile sağlığı merkezi) geliyordu. %76,9'u daha önceden çocuğunu sünnet ettirmiş, sünnet ettirenlerin %2,2'si 0-28 günlükken, %10,4'ü 1-6 aylık dönemde, %6,5'u 7-12 aylık dönemde, %29,9'u 1-3 yaş arasında, %29,2'si 3-6 yaş arasında, %21,7'si 6-12 yaş arasında sünnet ettirmiş. Sonuç: Çalışmamıza katılan ebeveynlerin sünnet hakkındaki bilgi seviyesi düşük çıkmıştır. Azımsanmayacak bir kısmının 3-6 yaş arasında sünnet ettiği görülmüştür. Hangi yaşta ve neden dolayı sünnet ettirilmesi gerektiği detaylıca anlatmak gerekmektedir. Önemli bir cerrahi işlem olan sünnete, toplum olarak daha bilimsel, bilinçli ve doğru şekilde yaklaşılması için sünnetin faydaları ve gerekliliği konularında eğitim vermek gerekmektedir.

Ana-babaBilgi düzeyiSünnet+2
Kemal Durmuşoğlu
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile sağlığı merkezlerine kayıtlı 15-49 yaş arası evli kadınların aile planlaması tutumlarının doğurganlık ile ilişkisi; samsun ili örneği

Amaç: Aile Planlaması (AP), ailelerin kendi kararlarıyla istedikleri zamanda ve bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi olmaları, çocuk sahibi olamayan bireylere de gerekli imkanları sağlayan bir uygulamadır. Bu çalışma, Samsun ilinde Birinci Basamağa başvuran, 15-49 yaş arası evli kadınların AP ilişkin tutumunu ve doğurganlık ile ilişkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve yöntem: Bu araştırma gözlemsel, analitik ve kesitsel nitelikte bir anket çalışmasıdır. Çalışmamız 16.02.2022- 16.05.2022 tarihleri arasında Samsun ili Atakum, İlkadım ve Canik ilçelerindeki Aile Sağlığı Merkezleri'nde (ASM) yürütüldü. ASM'ler beş iş günlük süre boyunca ziyaret edilmiştir. Kişiler gönüllü onam formunun ardından çalışmaya alınmıştır. Kişiler demografik veriler ve AP Tutum Ölçeği (APTÖ) ile değerlendirilmiştir. Verilerin istatistikel analizinde Pearson korelasyon analizi, Independent Samples Test ve One-Way ANOVA testi, LSD post-Hoc testi kullanılmıştır. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 501 kadının evlenme yaşı ortalaması 23,16±4,66 yıldır. Kadınların ilk gebelik yaşı ortalaması 24,21±4,62 yıldır. Katılımcıların gebelik sayısı ortalaması 2,30±1,29'dur. Katılımcıların APTÖ puan ortalaması 136,64±21,48 idi. APTÖ toplam puanı ile evlenme yaşı (r=0,133 p=0,003) ve ilk gebelik yaşı arasında (r=0,108 p=0,019) pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. APTÖ toplam puanı ile canlı doğum sayısı (r=-0,125 p=0,005), yaşayan çocuk sayısı (r=-0,122 p=0.006), istenen çocuk sayısı (r=-0,118 p=0.008) arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (F= 34,104 p<0,01). APTÖ toplam puanı ve alt boyut puanları diğer mezunlara kıyasla "üniversite mezunu" grubunda daha yüksek bulunmuştur (F= 34,104 p<0,001). APTÖ toplam puanı işçi, özel sektör/emekli ve ev hanımı olanlara kıyasla "memur" mesleğinde daha yüksek bulunmuştur (F= 17,936 p<0,001). İstenmeyen gebeliği sonlandırma şekline göre, APTÖ puan ortalamaları istatistiksel olarak farklılık göstermiştir (p=0,013). Sonuç: Çalışmamızda kadınların AP kullanmaya yönelik tutumlarının olumlu ancak yeterli düzeyde olmadığı saptandı. Evlenme yaşı, ilk gebelik yaşı, doğum ve çocuk sayısı, meslek durumu, gelir düzeyi, yaşadıkları ilçe ile AP tutum ölçeği arasında anlamlılık saptandı. Çalışmamızda AP tutumu ve doğurganlık düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki saptandı. İstenmeyen gebeliği kürtaj ile sonlananların, doğum ile sonlananlara göre AP tutumu daha yüksek bulundu. AP danışmanlık ve uygulama hizmetlerinin, doğurganlık çağındaki tüm kadınları ve erkekleri kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması ve danışmanlık verilirken çeşitli doğum kontrol yöntemlerinden kişiye en uygun olanı belirlenerek, kişiye özel danışmanlık verilmesi gerekmektedir Anahtar kelimeler: Aile Planlaması, tutum, doğurganlık, kadın

Meryem Akkaş
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Samsun ili Aile Sağlığı Merkezleri'nde çalışan aile hekimlerinin Human Papilloma Virüs (HPV) aşısı ile ilgili bilgi düzeyi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Human Papilloma Virüs (HPV); epitel bölgeye tropizma gösterip benign cilt lezyonlarından anogenital bölge ve baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar değişen spektrumda hastalıklara neden olabilmektedir. Bu hastalıklar içinde önemli olarak en sık karşımıza çıkan serviks kanseridir. Ülkemizde serviks kanseri kadınlarda görülen en sık dokuzuncu kanser olup jinekolojik kanserler içinde ise üçüncü en sık görülen kanserdir. HPV enfeksiyonunu önlemek için üretilen içindeki HPV genotiplerine göre değişen üç tip aşı bulunmaktadır. Bu çalışmada Aile Sağlığı Merkezleri'nde (ASM) görev yapan aile hekimlerinin HPV aşısı hakkındaki bilgi düzeyleri, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve çıkan verilerin literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Çalışma, 01.12.22-31.12.22 tarihleri arasında Samsun'da Aile Sağlığı Merkezleri'nde görev yapan aile hekimleri ile yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, HPV ile ilgili bilgi soruları, serviks kanseri ve taraması ile ilgili bilgi soruları, HPV aşıları ile ilgili bilgi soruları ve HPV aşısı tutum ve davranışları ile ilgili sorular içeren 56 soruluk anket yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Veri analizi SPSS 26.0 paket programı ile yapılmış olup, istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırma toplam 230 aile hekimi ile tamamlanmıştır. Hekimlerin %68,7'si erkek, %83'ü evli ve %35,2'sinin 15 yılın üzerinde aile hekimi olduğu saptanmıştır. HPV ile ilgili bilgi sorularına ortalama verilen doğru cevap %69,5 olarak bulunmuş olup hekimlerin sosyodemografik özellikleri ile ilişki olmadığı görülmüştür. Serviks kanseri ve taraması ile ilgili bilgi sorularına ortalama verilen doğru cevap %67,2 olarak bulunmuş olup cinsiyet ve yaş ile istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. 56 yaşın üzerindeki hekimlerin doğru cevap sayılarının azaldığı görülmüştür (p=0,027). Kadın hekimlerin doğru cevap ortalaması erkek hekimlere göre yüksek bulunmuştur (p=0,03). HPV aşıları ile ilgili bilgi sorularına ortalama verilen doğru cevap %71,7 olarak bulunmuş olup 35 yaşın altındaki hekimlerin, 10 yılın altında hekimlik yapanların, 5 yıl ve altında aile hekimliği yapanların, hastalarına aşıyı önerenlerin doğru cevap sayılarının arttığı görülmüştür (sırayla p=0,001, p<0,001, p=0,03). Aşıyı öneren aile hekimlerinin önermeyen aile hekimlerine göre HPV aşısı ile ilgili bölüme verdiği doğru cevap sayı ortalamalarının yüksek olduğu görülmüştür (p=0,044). HPV aşısı olan %1,7 aile hekimi olup hepsi kadındır. Aile hekimlerinin %17,4'ü aşı ile ilgili yeterli bilgiye sahip olduğunu söylemiş,%83,9'u aşının rutin programa alınmasını istemiş, %68,3'ü aşıyı önermiştir. Aile hekimlerinin en sık HPV aşısını önermeme nedeni %79,5 ile aşının Sağlık Bakanlığı ulusal bağışıklama programında olmaması ve %63 ile aşının maliyeti olarak saptanmıştır. Bunları takip eden en önemli neden %53,4 ile aile hekimlerinin kendilerini aşı ile ilgili yeterli bilgi ve tecrübeye sahip görmemesidir. Sonuç: Aşılama oranlarının artmasında en önemli faktörlerden biri olarak hekim önerileri bulunmaktadır. Ülkemizde birincil koruma kapsamında olan aşılama hizmetleri birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında aile hekimleri tarafından verilmektedir. Aşı önermeyi etkileyen en önemli faktörler aşının rutin programda olmaması, aşının maliyeti ve aile hekimlerinin bilgi ve tecrübe eksikliğidir. Aile hekimlerinin HPV aşısı hakkındaki bilgi eksikliklerinin giderilmesi için hizmet içi eğitimler verilmeli aşının rutin aşılama programına girmesi sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimi; Human Papilloma Virüs; HPV Aşıları; Tutum

Aile sağlığı merkeziBilgi düzeyiDavranış+5
Merve Doğan Uygun
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servise başvuran akut iskemik inme hastalarında ölçülen serum profilin-1 düzeyleri mekanik trombektomi gereksinimi için bir gösterge olabilir mi?

Amaç: Bu çalışmanın amacı akut iskemik inme hastalarından ölçülen serum profilin-1 düzeylerinin mekanik trombektomi gerektiren büyük damar oklüzyonlarını öngörebilmedeki değerini belirlemektir. Yöntem: Tek merkezli, prospektif, gözlemsel nitelikte olan bu çalışma Mart 2023 ile Haziran 2023 tarihleri arasında Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne inme semptomlarıyla başvuran hastalar (hasta grubu) ve sağlıklı gönüllüler (kontrol grubu) üzerinde gerçekleştirildi. Hastaların başvuru anındaki vital bulguları, başvuru semptomları, semptom süreleri, komorbid hastalıkları, Glaskow Koma Skalası (GKS), Ulusal Sağlık Enstitüleri İnme Ölçeği Skoru (NIHSS), Alberta İnme Programı Erken Biligisayarlı Tomografi Skoru (ASPECTS), 3. Aydaki modifiye Rankin Skoru (mRS) ve tedavi sonlanımları kaydedildi. Hasta grubu ve kontrol grubu arasında serum profilin-1 düzeyleri karşılaştırıldı. Hasta grubu kendi içerisinde büyük damar oklüzyonu olanlar ve olmayanlar şeklinde ve mekanik trombektomi yapılanlar ve yapılmayanlar şeklinde sınıflandırıldı. Bu gruplar arasında serum profilin-1 düzeyleri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmamızda 152 inme hastası hasta grubunu ve 66 sağlıklı gönüllü kontrol grubunu oluşturdu. Hasta ve kontrol grubu yaş ve cinsiyet özellikleri açısından benzerdi. Hasta grubunun median serum profilin-1 düzeyi 4010,15 (286,4-5001) pg/mL iken kontrol grubunun median serum profilin-1 düzeyi 1919 (276-5001) pg/mL idi (p<0,001). Hasta grubunun %53,9 (n=82)'unda büyük damar oklüzyonu mevcut olup buna bağlı mekanik trombektomi yapılan hastaların hasta grubu içerisinde oranı %50 (n=76) idi. Mekanik trombektomi yapılan hastaların median serum profilin-1 düzeyi 4508,35 (557,1-5001) pg/mL iken, mekanik trombektomi yapılmayan hastaların median serum profilin-1 düzeyi 2827,05 (286,4-5001) pg/mL idi (p=0,003). ≥2143,1 pg/mL serum profilin-1 düzeylerinin %86,84 sensitivite ve %44,74 spesifite ile mekanik trombektomi yapılan hastaları öngörebileceğini tespit ettik (AUC=0,638, %95 CI=0,556-0,714, p=0,002). Sonuç: Serum profilin-1 düzeyleri iskemik inme tanısında ve mekanik trombektomi gerektiren büyük damar oklüzyonunun öngörülmesinde kullanılabilecek bir parametredir. Anahtar Kelimeler: Akut İskemik İnme, Profilin-1, Büyük Damar Oklüzyonu, Mekanik Trombektomi

Acil servis-hastaneAcil tıpAkut iskemik inme+3
Melih Hanci
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil Servise başvuran COVID-19 pnömonili hastalarda SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4C mortalite skorlama sistemlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada amacımız acil servise başvuran COVID-19 pnömonisi olan hastalarda hesaplanan SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4CMortalite skorları ile mortalite arasındaki ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Tek merkezli, prospektif, gözlemsel kohort olarak Mart 2022 ve Eylül 2022 tarihleri arasında yapılan bu çalışmaya acil servise başvuran, klinik endikasyon varlığında toraks bilgisayarlı tomografi çekilmiş, COVID-19 polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi pozitif olan ve pnömonisi olan hastalar dahil edildi. Hastaların sosyodemografik özellikleri, laboratuvar parametreleri, klinik ciddiyetleri, SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4C-Mortalite skorları ve klinik sonlanım şekilleri kaydedildi. Tüm skorlama sistemleri ile 30 günlük mortalite arasındaki ilişki değerlendirildi. Bulgular:Çalışmaya 160 hasta dahil edildi. Bunların 81'i (%50,6) kadın, 79'u (%49,4) erkek cinsiyetli idi. Hastaların yaş ortalaması 71,19±17,28 idi. Bütün hastalar hospitalize edildi. 160 hastanın 75'i (%46,9) servise yatırılırken, 85'i (%53,1) yoğun bakıma yatırıldı. Mortalite gelişme oranı %32,3 (n=50) idi. Mortalite gelişen hastaların yaş ortalaması 78,12±12,69 iken mortalite gelişmeyen hastaların yaş ortalaması 68,05±18,20 idi (p<0,001).Hastaların belirtilen skorlama değerleri incelendiğinde SOFA skoru ortanca değeri 3 (Min:0-Maks:12), qSOFA skoru ortanca değeri 2 (Min:0-Maks:3), 4CMortalite skoru ortanca değeri 14,5 (Min:2-Maks:21), CURB-65 skoru ortanca değeri 3 (Min:1-Maks:5) olarak hesaplandı. SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4CMortalite skorları mortalite gelişen hastalarda gelişmeyenlere göre anlamlı derecede daha yüksekti (p<0,001; her biri için). Ayrıca tüm bu skorlama sistemleri ile mortalite arasında pozitif yönlü orta düzeyde korelasyon mevcuttu (p<0,001; her biri için)(SOFA için r: 0,480, qSOFA için r: 0,382, CURB-65 için r:0,374 ve 4C Mortalite skoru için r:0,354). Sonuç: Daha önce benzer şekilde yapılmış retrospektif çalışmalar olsa da literatür incelendiğinde bu çalışma acil servis şartlarında yapılan ve COVID-19 pnömonisi olan hastaların çeşitli skorlama sistemleri ile mortalite arasındaki ilişkisini değerlendiren ilk prospektif çalışmadır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre SOFA, qSOFA, CURB-65 ve 4CMortalite skorlarındaki yükseklik mortalite için bir gösterge olarak kullanılabilir.

Acil servis-hastaneAcil tıpCOVID 19+5
Yasin Ceylan
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Samsun ilindeki aile hekimliği asistanlarının periyodik sağlık muayeneleri hakkındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Sağlığın korunması ve iyileştirilmesi olarak özetlenebilecek koruyucu sağlık hizmetlerinin, periyodik sağlık muayeneleri ile geliştirilmesi amaçlanmıştır. Periyodik sağlık muayenesi (PSM); kişileri, yaşadıkları toplumdaki mortalite ve morbiditeyi en çok etkileyen rahatsızlıkların risk faktörlerine yönelik, kişinin cinsiyet ve yaş gruplarına göre kanıta dayalı olarak muayene ve tarama testlerinin gerçekleştirilmesi, danışmanlık ve hasta eğitimi faaliyetleri ile bağışıklamayı da kapsayan hizmet sunumudur. Çalışmamızın amacı Samsun ilinde görev yapan ve ileride birinci basamak sağlık hizmetlerini yürütecek olan aile hekimliği asistanlarının, Sağlık Bakanlığının "Aile hekimliği uygulamasında önerilen periyodik sağlık muayeneleri ve tarama testleri" rehberine yönelik bilgi düzeylerini belirlemek ve bu konunun toplum sağlığı açısından önemini ve gerekliliğini vurgulamaktır. Gereç Yöntem: Analitik, kesitsel nitelikte planlanmıştır. Çalışmamızın evrenini Samsun ilinde çalışan 114 tam zamanlı aile hekimliği uzmanlığı (AHU), 23 sözleşmeli aile hekimliği uzmanlığı (SAHU) olmak üzere toplam 137 aile hekimliği asistanı oluşturmaktadır. Veriler, 2015 yılında yayınlanan Sağlık Bakanlığının "Aile hekimliği uygulamasında önerilen periyodik sağlık muayeneleri ve tarama testleri" adlı kılavuzdaki öneriler doğrultusunda, bu çalışmanın araştırıcıları tarafından literatürden yararlanılarak hazırlanmış olan veri toplama formundan elde edilmiştir. Veri toplama formumuzda ilk 14 soru, katılımcıların sosyodemografik özellikleri ilgili olup devamındaki 65 soru PSM hakkındadır. Çalışmada veri analizi için SPSS (Statistical Packet for The Social Science) 25.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Kolmogorov-Smirnov testi, Spearman korelasyon analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Games-Howell Post-Hoc testi, chi square test kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda 137 kişilik evrende; 97 AHU, 21 SAHU asistanı olmak üzere toplamda 118 kişiye ulaştık. Katılımcıların %82,2'si (n= 97) AHU asistanı olup %17,8'i (n= 21) SAHU asistanıdır. Hekimlerimizin yaş ortalaması 30,58'dir. Hekimlerin %55,9'u (n= 66) kadın %44,1'i (n= 52) erkektir. Hekimlerin %41,5'i (n= 49) aile sağlığı merkezinde (ASM) çalışmış olup %58,5'i (n= 69) hiç ASM'de çalışmamıştır. PSM toplam bilgi puanında hekimlerin ortalaması 65 puan üzerinden 51,72±6,11'dir. PSM toplam bilgi puanı ile AHU asistanlarının aile hekimliği asistanlığında geçirdikleri yıl arasında düşük düzey pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (rho= 0,243 p= 0,016). Yaşı 40 yaş üstü olan hekimlerin (n= 9) diğer gruplara kıyasla PSM toplam bilgi puanı daha yüksek bulunmuştur (p= 0,047). Çalışmamızda hekimlerin, hekimlik yaptıkları yıl ile PSM toplam bilgi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p= 0,032). PSM toplam bilgi puanı ile ilgili rehberi okuma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (KW= 9,341 p= 0,025). ASM'de çalışma deneyimi daha fazla olan (6 yıl ve üzeri) hekimlerin PSM toplam bilgi puanı diğer gruplara göre yüksek bulunmuştur (p= 0,015). Asistanlık tipi SAHU olanların (n= 21) AHU olanlara (n= 97) kıyasla PSM toplam bilgi puanları daha yüksek bulunmuştur (Z= -2,481 p= 0,013). Sonuç: Aile hekimlerinin PSM hakkındaki bilgi düzeylerinin yeterliliği, koruyucu sağlık hizmetleri adına önem arz eder. İlgili rehberi okuma durumunun, meslekteki tecrübe ve pratiğin, ASM'de çalışma deneyiminin, AHU asistanlığında geçirilen sürenin PSM bilgi düzeyi üzerinde olumlu etkisi olduğunu saptadık. PSM'nin sahada standardize edilmesi adına bulgularımızın, aile hekimliği asistan eğitiminin gelecekteki güncellemelerinde ve eğitim içeriğindeki önceliklendirmede pay sahibi olmasını diliyoruz. Anahtar kelimeler: Periyodik sağlık muayenesi, Aile hekimliği, Koruyucu sağlık hizmetleri, Bilgi düzeyi

Aile hekimliğiBilgi düzeyiDoktorlar+4
Gizem Jülide Kalaycı
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B hastalarında serolojik fibrozis belirteçlerinin karaciğer biyopsi fibrozis evreleri ile karşılaştırılması

Amaç: Hepatit B virüsü kronik hepatitin en sık nedeni olup günümüzde ciddi bir sağlık sorunudur. Karaciğer fibrozis derecesinin belirlenmesi tedavinin ana basamağıdır. Biyokimyasal, serolojik ve moleküler testler, histopatolojik inceleme, görüntüleme tanı ve evreleme için kullanılan yöntemlerdir. Bu tez çalışmasında; kronik hepatit B enfeksiyonu ile takipli hastaların karaciğer biyopsi sonuçları ile biyokimyasal fibroz belirteçleri kıyaslanarak, bu belirteçler içerisinde karaciğer biyopsi sonuçlarına en yakın serolojik belirteçlerin saptanması ve kesim değeri belirlenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Samsun Eğitim Araştırma Hastanesine ayaktan başvuran Kronik Hepatit B enfeksiyonu nedeniyle takipli ve HBV-DNA düzeyi en az bir kez >2000 IU/ ml olup karaciğer biyopsisi yapılarak fibrozis evrelemesi yapılan 18-90 yaş arası hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, patoloji sonuçları ve biyokimyasal verileri retrospektif olarak dosya bulgusu olarak kaydedildi. Değerlendirilmeye alınan değişkenler ve serolojik fibrozis belirteçleri (FIB4, APRI, GPR, AGAP, AAR, NLR, RPR, King's skoru, FibroQ, API, PLR, AAPRI, APPR, GUCI, Lok skoru, GAR, FI), Ishak fibrozis evresi ile karşılaştırılarak karaciğer fibrozisini öngörmedeki tanısal geçerlilikleri istatistiksel olarak değerlendirilip kesim değeri belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda ileri fibrozisi (F4-6) predikte edebilecek faktörlerin eşik değerlerini saptamak için yapılan ROC analizi sonucu FIB4, APRI, GPR, AGAP, AAR, RPR, King's skoru, API, PLR, APPR, GUCI, Lok skoru, GAR, FI serum belirteçleri başarılı oldu. En yüksek AUROC değeri APRI (0.791, p<0.001) sonrasında ise GUCI, APPR, King's skoru, AGAP, GPR, FIB4, FI (sırasıyla 0.784, 0.780, 0.771, 0.748, 0.736, 0.734, 0.701, p<0.001) idi. Sonuç: Karaciğer fibrozisinin belirlenmesinde biyopsi gibi tanının uzun süre aldığı, maliyetin yüksek, özel yöntem-ekipman ve nitelikli değerlendirmeye gereksinim duyulan durumlarda; kısa sürede, maliyeti düşük, kolay değerlendirilebilen noninvaziv serum belirteçleri fibrozisi öngörmede önemli katkı sağlayabilir. Ancak mükemmel bir serum biyobelirteci yoktur. Seçilmiş vakalarda öngörü gücü yüksek APRI, GUCI, APPR, Kings skoru, AGAP, GPR, FIB4, FI gibi belirteçlerin yarar sağlayacağı düşünülmüştür.

Esma Aslıhan Aydemir
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Karbonmonoksit zehirlenmesi nedeni ile acil servise başvuran hastalarda laktat klirensinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı acil servise karbonmonoksit (CO) zehirlenmesi ile başvuran hastaların başvuru anında ve takip eden süreçte alınan kan laktat ve karboksihemoglobin düzeylerinin belirlenerek bu düzeyler arasındaki farklılıkların göstergesi olan delta laktat (∆laktat), laktat klirensi (CL), delta karboksihemoglobin (∆COHb) ve karboksihemoglobin klirensi (CCOHb) düzeyleri ile hastane kalış süresi ve tedavi şekli arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Materyal-Metod: Bu çalışma, 01 Ocak 2017 ve 1 Mart 2024 tarihleri arasında arasında Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine CO zehirlenmesiyle başvuran hastaların dahil edildiği retrospektif bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya 169 hasta dahil edildi. Başvuru anında alınan kan laktat düzeyi yüksek olan hastaların hastane kalış süresi anlamlı derecede fazlaydı (p=0,001). Laktat>2,8 mmol/L düzeylerinin hastanede kalış süresi için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,645, %95 CI:0,567-0,717; %50,72 sensitivite, %76 spesifite; p<0,001). Laktat düzeyi hiperbarik oksijen tedavi (HBOT) alanlarda anlamlı derecede fazlaydı (p<0,001). Laktat>2,8 mmol/L düzeylerinin HBOT ihtiyacı için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,705, %95 CI: 0,631-0,773; %63,89 sensitivite, %72,93 spesifite; p<0,0001). COHb düzeyi yüksek olan hastaların hastane kalış süresi anlamlı derecede fazlaydı (p<0,001). COHb>%20,32 düzeylerinin hastanede kalış süresi için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,706, %95 CI: 0,631-0,773; %62,32 sensitivite, %74 spesifite; p<0,001). COHb düzeyi HBOT alanlarda anlamlı derecede daha fazlaydı (p:0,001). COHb>%18 düzeylerinin HBOT ihtiyacı için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,680, %95 CI: 0,604-0,750; %66,67 sensitivite, %60,15 spesifite; p<0,001). CCOHb değeri yüksek olan hastaların hastane kalış süresi anlamlı derecede fazlaydı (p<0,001). CCOHb>%82,43 değerlerinin hastanede kalış süresi için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,728, %95 CI: 0,654-0,793; %53,62 sensitivite, %84 spesifite; p<0,0001). ∆COHb değeri yüksek olan hastaların hastane kalış süresi anlamlı derecede fazlaydı (p<0,001). ∆COHb>%12,2 değerlerinin hastanede kalış süresi için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,721, %95 CI: 0,646-0,787; %65,22 sensitivite, %72 spesifite; p<0,0001). CCOHb değeri HBOT alanlarda anlamlı derecede daha fazlaydı (p<0,001). CCOHb> %70,23 değerlerinin HBOT ihtiyacı için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,715, %95 CI: 0,641-0,782; %80,56 sensitivite, %58,65 spesifite; p<0,0001). ∆COHb değeri HBOT alanlarda anlamlı şekilde daha fazlaydı (p<0,001). ∆COHb>%14,4 değerlerinin HBOT ihtiyacı için öngörücü olduğu tespit edildi (AUC: 0,695, %95 CI: 0,619-0,763; %61,11 sensitivite, %68,42 spesifite; p<0,0001). Sonuç: Acil servise başvuran CO zehirlenmeli hastalarda hastane kalış süresini tahmin etmede ve HBOT ihtiyacını belirlemede başvuru laktat ve COHb, CCOHb, ∆COHb değerleri kullanılabilir parametrelerdir. ∆laktat ve CL'i kullanılabilir parametreler değildir.

Karbonmonoksit zehirlenmesi
Hakan Satılmış
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servise koah alevlenme ile başvuran hastalarda ölçülen pleth varıabılıty ındex (PVI) değerleri klinik ciddiyeti öngörebilir mi?

Amaç: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH); yüksek mortalite ve morbiditeye sahip, alevlenmeler ile seyreden kronik bir hastalıktır. KOAH alevlenmeleri sebebiyle acil servise sık başvuru olmakta ve kalabalık acil servislerde hastaların yönetimi zorlaşmaktadır. Pleth Variability Index (PVI) ise en az bir solunum döngüsü sırasında ventilasyonla meydana gelen perfüzyon indeksi (Pi) değişikliklerinin hesaplanmasıdır ve pulsus paradoksusun indirekt göstergesidir. Obstrüktif hava yolu hastalıklarında akut atak şiddetiyle ilişkili olduğu savunulmaktadır. Bu çalışmanın amacı PVI değerinin KOAH'ın alevlenme şiddetini, klinik seyrini ve prognozunu öngörmedeki rolünü araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Mayıs 2023 ve Mayıs 2024 tarihleri arasında Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine başvuran, 18 yaşından büyük, bilinen KOAH tanısı olan ve KOAH alevlenme semptomları ile acil servise başvuran hastalar ile prospektif olarak gerçekleştirildi. Hastaların başvuru anında ve tedavi sonrasında parmak ucundan ölçülen PVI değerleri güncel kılavuzlara göre belirlenen KOAH alevlenme şiddetleri, yatış gereksinimleri ve mortalite gelişimi açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya 131 hasta dahil edildi. Hastaların median triaj PVI değeri %42 (14-99) idi. Şiddetli alevlenme ile başvuran hastaların median triaj PVI değeri %50 (31-99), orta şiddetli alevlenme ile başvuran hastaların median triaj PVI değeri %36 (14-69), hafif alevlenme ile başvuran hastaların median triaj PVI değeri %24 (14-45) idi ve gruplar arasında anlamlı fark vardı (p<0,001). Tedavi sonrası median PVI değeri %27 (8-68) idi ve triajda ölçülen PVI değerinden anlamlı derecede düşüktü (p<0,001). Şiddetli alevlenmeyi ön görmede %40 üzerindeki PVI değeri %86,44 sensitivite ve %75 spesifiteye sahipti (AUC:0,828; CI:0,753-0,889; p<0,001). Acil servisten taburcu olan hastaların median PVI değeri %32 (14-71) iken yatan hastaların median PVI değeri %47 (17-99) idi (p<0,001). Hastaneye yatışı ön görmede %41 üzerindeki PVI değerleri %62,89 sensitivite ve %85,29 spesifiteye sahipti (AUC:0,731; GA:0,646-0,805). Mortalite gelişen hastaların median PVI değeri %55 (30-99) iken mortalite gelişmeyen hastaların median PVI değeri %38,5 (14-77) idi (p<0,001). Mortaliteyi ön görmede %40 üzerindeki PVI değeri %94,12 sensitivite ve %53,51spesifiteye sahipti (AUC: 0,774; GA:0692-0,842; p<0,001). Sonuç: PVI değeri, KOAH alevlenmede alevlenme şiddetinde ve hastalığın prognoz tayininde kullanılabilir bir parametredir. Anahtar Kelimeler: KOAH alevlenme, PVI, acil servis, prognoz

Ceren Koçyiğit
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2024
00