
9,713
Archived Theses
28
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türk hisse senedi piyasaları ekseninde uluslararası portföy çeşitlendirmesi: Yükselen piyasa ekonomilerine dayalı bir analiz
Bu çalışmada Türk hisse senedi piyasası ile diğer gelişen 20 ülkenin hisse senedi piyasaları arasındaki uluslararası portföy çeşitlendirme olanakları incelenmiştir. Bu çalışmada diğer birçok çalışmanın farklı olarak az sayıda ülkeyi incelemek yerine MSCI gelişen piyasalar endeksine göre gelişen piyasa ekonomisi olarak tanımlanan tüm ekonomiler birlikte incelenmiştir. Böylece Türk ve uluslararası hisse senedi piyasaları karşılaştırılarak bütüncül sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler MSCI veri tabanından elde edilmiştir. Çalışmada aylık veriler kullanılarak 2003 Ocak ile 2016 Ağustos dönemi için Türk hisse senedi piyasaları ekseninde uluslar arası portföy çeşitlendirmesine imkan veren yatırım olanakları incelenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki analizinde panel koentegrasyon testlerinden yararlanılmıştır.Çalışma bulguları uzun dönemde değişkenler arasında çok az hisse senedi piyasası arasında çeşitlendirme imkanının söz konusu olduğuna işaret etmektedir.
Alternatif portföy optimizasyon modellerinin performansının incelenmesi
Bu çalışmada Forbes Global 2000'de yer alan küresel ölçekteki en büyük 25 ABD şirketinin hisse senetleri dikkate alınarak portföy optimizasyonu yapılmıştır. Portföy optimizasyonunda Markowitz ortalama varyans yöntemi ile Sharpe rasyosu dikkate alınmış ve 2015, 2016 ile 2017 yılları için optimal portföyler oluşturulmuştur. Markowitz ortalama varyans yöntemine ile Sharpe rasyosu'na ilaveten çalışmada eşit ağırlıklandırılmış portföy yöntemine ve piyasa endeksinden oluşan portföylere de yer verilmiştir. Analiz sonucunda Sharpe rasyosunun belirgin bir şekilde diğer yöntemlere nazaran optimal portföy oluşturmada daha başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oluşturulan optimal portföylerin uluslararası yatırımcıların kararlarına yön vermede belirleyici olabileceği gibi yatırımcıların ellerindeki fonların etkin bir biçimde kullanmalarına da katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
KOSGEB uygulamalı girişimcilik eğitimi'nin girişimcilik üzerindeki rolü
Bu çalışmada, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi) tarafından her yıl, Türkiye'nin her yerinde, yüz binlerce girişimci adayına verilen, "Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi" katılımcılarının girişimcilik özelliklerini ölçmek, verilen bu eğitimlerin katılımcılarda girişimcilik potansiyelini ortaya çıkarıp çıkarmadığını ve nitekim ortaya çıkan bu potansiyel ile yatırım yapıp yapmadıklarını analiz etmektir. Bununla birlikte çalışmada, eğitimlerin içeriğinin zenginleştirilmesi ve eğitimlerin daha verimli hale getirilmesi için çözüm önerilerinde bulunmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada literatür araştırması sonucunda 5'li Likert ölçeği kullanılarak içerisinde nitel ve nicel soruları katılımcılara yöneltecek, karma yöntem ile elde edilmiş 3 tane anket formu oluşturulmuştur. Çalışma boylamsal bir çalışma olacağından bu anketlerden birincisi kurstan hemen önce, ikincisi kurstan hemen sonra üçüncü ve sonuncusu ise kurstan altı ay veya en geç bir yıl sonra katılımcılara uygulanmıştır. Anketler ile elde edilen veriler SPSS program ile değerlendirilmiş ortaya çıkan sonuçlara göre çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda KOSGEB ve işbirliğindeki Kurum ve Kuruluşlar tarafından verilen bu "Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri"nin girişimcilik bilincinin oluşturulmasında önemli bir etkisinin olduğu ancak bu etkinin yatırım kararı için tek başına yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yönetim inovasyonu ölçeğinin uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik analizi
Bu çalışmanın amacı literatür taraması sonucunda üç boyutlu bir yönetim inovasyonu ölçeği geliştirilerek geçerlik ve güvenirliğini test etmektir. Yönetim inovasyonun ölçülmesiyle ilgili olarak henüz literatürde bir ölçeğin geliştirilmediği ve bu anlamda bir eksikliğin olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bu çalışmada kapsamlı bir literatür taraması yapılarak uyarlanan 28 maddelik bir ölçekle yönetim inovasyonu ölçülmeye çalışılmıştır. Oslo Kılavuzu (2005)'e uygun olarak "Ticari Uygulamalarda İnovasyon", "İşyeri Organizasyonunda İnovasyon" ve "Dış İlişkilerde İnovasyon" olmak üzere üç boyutlu bir ölçek geliştirilmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmanın mevcut literatüre teorik anlamda katkı sağlaması amaçlanmıştır.
The ethics of tax evasion: A survey in Zakho University of Iraq
The tax evasion, which generally means not to pay taxes or acting improperly to the tax acts for not paying taxes, is a significant problem of the countries. The studies have been applied for decreasing tax evasion. One of these studies is about the ethics of tax evasion. The ethics of tax evasion is responsible for the attitudes of the people evase taxes, not the behaviours of them. That is tax evasion, the ethics of tax evasion or illegal economy results are not changeable. The ethics of tax evasion can be thought as belief to the contribute the society needs or an ethical obligation. There are lots of factors affecting it. In results of these factors, people behave ethically towards taxes and pay them. What are these factors helping the people behave ethically towards paying taxes? These factors are; the operativeness of the paying taxes power, educational level of the taxpayer, the dependance of the taxpayer to the government, the level of income of the taxpayer, the remission of the taxes, citizenship consciousness, level of the agreement of the political power, the belief of the taxpayer, age, gender, the attitudes of the environment of the taxpayers and tax conscioussness . In this study the ethics of the tax evasion have been studied. In this study, In North Iraq Zakho University's instructors and students have been examined and the questionnaire technique has been applied. In the results of this study, the perspectives of the participants, and ethical level of tax evasion have meaningful results.
Çalışma sermayesinin işletme performansı üzerindeki etkisi: Borsa İstanbul üzerine bir inceleme
Dönen varlıklara yatırım olarak da ifade edilen çalışma sermayesi, bir işletmenin faaliyetlerini sağlıklı bir biçimde yürütebilmesi için sahip olması gereken ve bir yıl içinde paraya dönüşmesi, tüketilmesi veya kullanılması beklenen varlıklar olarak tanımlanır. Çalışama sermayesi yönetiminde meydana gelen olumsuzluklar işletme faaliyetlerini aksatmakta ve işletmenin asli hedefi olan değer maksimizasyonundan uzaklaştırmaktadır. Çalışmamızın ana amacı çalışma sermayesinin firma performansına etkilerini ölçmektedir. Bu amacı gerçekleştirmek için Borsa İstanbul'a kayıtlı 140 firmanın 2008-2017 yılları arasındaki verileri değerlendirilerek firma performansı üzerinde çalışma sermayesinin nasıl bir etki yarattığını tespit etmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, çalışma sermayesi bileşenleri ile firma karlılığı arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Sağlık sektöründe hizmet kalitesi: Van ilinde faaliyet gösteren hastaneler üzerine bir uygulama
Gelişen yaşam koşullarıyla birlikte yeniden şekil kazanan insanların beklentileri, kalite düzeyinin de yükseltilmesini de zorunlu hale getirmektedir. Bu zorunluluklar göz önüne alındığında sağlık sektöründe de kalite beklentilerinin arttığı önemli bir hizmet sektörü olarak görülmektedir. Ülkemizde özellikle hastane seçimi söz konusu ise, genellikle kariyer yapmış hastanelerin ilk planda düşünüldüğü bilinmektedir. Bu da hastanelere olan ilginin kaynağı kaliteli hizmet vermeleri mi yoksa sağlık kalitesinin vatandaşların beklenti ve algılarıyla ilgili bir konu mu? O halde sağlıkta kaliteyi yakalayabilmek, hangi hastane olursa olsun sağlık hizmeti alma ihtiyacı olan tüketicinin beklentilerini en yüksek düzeyde karşılamakla mümkün olabilecektir. Kamu ve Özel hastanelerin bu anlamda kalitesi konusu, yeni kurulan hastanelerle birlikte yeni açılan bölümler açısından daha da önemli hale gelmektedir. Bunun en önemli sebebi, hizmet almayı ve hizmetin sonucunda kaliteli bir yasam düzeyine ulaşmayı bekleyen tüketici sayısının çokluğudur. O halde amaç çok sayıda sağlık sektöründe hizmet veren kurumlardan ziyade, beklentileri karşılama derecesi yüksek olan kurumun varlığıdır. Bu çalışma Kamu ve Özel hastanelerin karşılaştırmalı kaliteleri ölçülmeyle beraber, hastanelerden hizmet alan kişilerin beklentilerini, hangi beklentilerin ön plana çıktığını ve bu beklentilerin ne ölçüde karşılandığını araştırmaktadır. Böylelikle sağlık hizmetleri açısından yüksek bir kalite düzeyine ulaşmaları noktasında birtakım çözüm önerileri geliştirilebilecektir. Bu çalışmanın temel amacı, sağlık sektöründe hizmet kalitesini incelemektir. Bu amaç ile Van ilinde faaliyet gösteren ikisi kamu ve biri de özel olmak üzere üç hastane üzerinde toplam 600 anket çalışması yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda özellikle özel hastaneden kalite ve memnuniyetin kamu hastanelerine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye'yi ziyaret eden Suudi turistlerin memnuniyet ölçümü
Turizm, herhangi bir yerin tüm güzelliklerinin ve değerlerinin bir cazibe halini almasıdır. Bacasız sanayi olarak nitelendirilen ve ülkelere büyük ekonomik kazançlar sağlayan turizm, farklı değerlerin turistler tarafından kullanılması ile devamlılık sağlayan ve gelişen bir yapıya sahiptir. Ülkelerin turizm potansiyellerini en uygun düzeye getirebilmelerinin turistlerin beklentilerini maksimum düzeyde karşılayabilmeleriyle doğru orantılıdır. Turistlerin ziyaret ettikleri bölgelerden aldıkları memnuniyet algısı turizmin gelişmesi açısından son derece etkili olmaktadır. Memnuniyet algısı kişiden kişiye göre farklılık gösterse bile genel geçer memnuniyet değerlerini belli bir standartta tutmak mümkün ve faydalı olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'yi ziyaret eden Suudi Turistlerin bazı memnuniyet ölçütleri kapsamında memnuniyetlerini belirleyebilmektir. Bu kapsamda yapılan çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde turizm ve turizm ile ilgili genel kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde ise Suudi Turistlerle memnuniyet üzerine gerçekleştirilen anket verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilere göre bir takım farklılıklar ortaya çıkmıştır. Nitekim belirlenen memnuniyet faktörlerinin belirlenen değişkenlere göre analizi kayda değer sonuçlar ortaya çıkarmıştır.
Yeşil pazarlama ve tüketicilerin yeşil ürün satın alma davranışlarının incelenmesi (Van ili örneği)
İlk olarak 1970'li yılların sonunda American Marketing Associotion'da dile getirilen ve tartışmaya açılan yeşil pazarlama,bu tarihten sonra birçok tanıma maruz kalmış olup hala günümüzde net ve belirgin bir tanımı bulunmamaktadır. Ancak yeşil pazarlama, gelişen teknoloji,artan sanayicilik faaliyetleri ve insanlarda gelişen çevre bilinci sonrasında daha fazla gündem oluşturmuş,üreticilerin odak noktası haline gelmiştir. Küresel ısınma tüm dünya için ciddi bir problem teşkil ederken hizmet ya da ürün pazarlaması yapan firmaların önceliği de bu problemle başa çıkma yolları bulmak ve tüketici/kullanıcının ihtiyaçlarına karşılık verirken aynı zamanda çevre dostu ürünler oluşturmaktadır. Çevre koruma bilinci pazarlama disiplininin ''yeşil pazarlama'' adını verdiği bir pazarlama alanının doğmasına neden olmuştur. Küresel ısınma, hızlı nüfus artışı, sanayileşme, hızlı tüketim ve hızlı üretim, iklim değişikliği,çevre kirliliği,doğal kaynakların tahrip edilmesi,dünyada ve ülkemizde yeşil pazarlamanın önemini gün geçtikçe daha da arttırmıştır.
Kamu kurumlarının personel devir hızında mobbing'in etkileri: Örnek bir uygulama
Günümüzde teknoloji alanında ortaya çıkan yenilikler, iĢletmelerin, kurum ve kuruluĢların arasındaki farkların azalmasını beraberinde getirmektedir. Bedeli karĢılığında her kesimin bilgiye ve teknolojiye ulaĢabilmesi, bu veriler ile aynı sonuca ulaĢacağı anlamına gelmemektedir. Teknoloji ve iletiĢimin kullanımının yaygınlaĢması ile birlikte bilgiye ulaĢmanın kolay hale geldiği günümüzde, iĢletmeleri birbirinden ayıran en önemli unsurlardan biri, yetiĢmiĢ iĢgücü olarak karĢımıza çıkmaktadır. Kendi alanında yetiĢmiĢ ve tecrübe sahibi çalıĢanlara sahip olmak her kurum ve kuruluĢun istediği bir durum olmasına karĢın, farklı farklı sebeplerden ötürü iĢten ayrılmalar meydana gelir ve ne yazık ki, yetiĢmiĢ iĢgücünü kaybetmiĢ olmak iĢletmeleri- kurumları negatif yönde etkileyebilmektedir. ÇalıĢanların iĢten ayrılmasına neden olabilecek kiĢisel ve önlenemez nedenlerden ötürü (askerlik, evlilik, doğal afetler vs.) iĢten ayrılmaların yanı sıra, mobbing de iĢten ayrılma sebepleri arasında son derece önemli sebeplerden bir tanesidir. Bu çalıĢmada Ekim 2017 – Nisan 2018 tarihleri arasında, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Hakkari Üniversitesinin personel devir hızları hesaplanmıĢ, çalıĢan 183 akademik ve 181 idari personelin mobbing algıları 70 sorudan meydana gelen bir anket yardımı ile ölçülmeye çalıĢılmıĢtır. Akademik ve idari personel grupları birbiri ile t-testi yardımı ile karĢılaĢtırıldıktan sonra, gruplar kendi içlerinde çeĢitli faktörlere göre alt sınıflara ayrılarak ANOVA testine tabi tutulmuĢ ve alt sınıflar arasındaki fark tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen veriler ıĢığında mobbing algılarının iĢten ayrılma noktasında ne kadar etki ettiği belirlenmeye çalıĢılmıĢtır. Elde edilen sonuçlara göre, çalıĢanların mobbing algılarının yüksek olduğu ancak bu yüksek seviyedeki mobbing algılarının iĢten ayrılma düĢüncesi üzerinde istatistiki anlamda etki etmediği, mobbing nedeniyle iĢten ayrılma seviyesine gelinmediği tespit edilmiĢtir. Akademik kadrodaki çalıĢanların mobbing algılama seviyelerinin idari personelden daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Akademik personelin mobbing algı seviyeleri değerlendirildiğinde yüksek lisans mezunu ve doktora mezunu grupları arasında fark olduğu, yüksek lisans mezunlarının mobbing algı seviyelerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiĢtir.
Kadın girişimcilerin sorunları Van ili örneği
Kadınlar girişimcilik faaliyetlerine mikro işletmelerde başlar ve burada sürdürür. Kadın girişimciler, yenilikçi ve yaratıcı olarak bireysel veya başkaları ile iş birliği yaparak ekonomik bağımsızlığını elde etmekte yetenekli kişilerdir. Kişisel, aile ve sosyal yaşama ayak uydurarak bir kuruluşu başlatıp başkaları için istihdam yaratabilen kadınlardır. Araştırma; girişimci ve girişimcilik kavramlarını temel olarak ele alarak kadınların iş yaşamındaki yeri ve girişimcilik faaliyetlerini incelemektedir. Bununla ilgili olarak Van ilindeki kadın girişimcilerin sorunları çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışmanın amacı ise Van ilinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin demografik özellikleri; kadın girişimciliğinin yaş, eğitim düzeyi ve eşinin mesleğine göre nasıl farklılaştığı; girişimci olma nedenleri, işyerlerini kurarken ve işlerini kurduktan sonra karşılaştıkları sorunların incelenmesidir. Araştırmanın sonucuna bakıldığında ise kadın girişimci sorunlarının bölgesel farklılıklara uğradığı görülmektedir. Van ilinin bulunduğu coğrafi konumu ve sosyo-kültürel yapısı değerlendirildiğinde kadın girişimcilerin işyerlerini kurarken literatürdeki benzer çalışmaların aksine sermaye temini gibi finansal sorunlarla karşılaşmadıkları görülmüştür. Van ilindeki kadınların sorunları daha çok içinde bulunduğu mevcut pazarda kendine yer edinebilmektir.
İç girişimcilik ve örgütsel faktörlerin hizmet inovasyon performansına etkisi: Kamu hastanesinde bir uygulama
Hizmet ve ürünlerde gerçekleşen inovasyonlar, bir yandan işletmeye ve ekonomiye yeni katma değerler sağlarken diğer yandan da sektörlerin gelişimini desteklemektedir. Özellikle hizmet sektöründe gerçekleştirilen hizmet inovasyon performansı birçok işletmenin ayrılma noktasıdır. İnovasyonun tetikleyicisi olan örgütsel faktörler ve iç girişimcilik, hizmet inovasyon performansını arttırmada etkili bir araç olabilir. Bu araştırmanın amacı; iç girişimcilik ve örgütsel faktörlerin hizmet inovasyon performansına etkisini yapısal eşitlik modellemesi ile test etmektir. Yapılan analizler sonucu model uyumunun olduğu görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre iç girişimcilikteki bir birimlik artış hizmet inovasyon performansında 0,83 birimlik artış meydan getirmektedir. Örgütsel faktörlerin hizmet inovasyon performansı üzerinde doğrudan etkisi 0,25 puan olarak ölçülmekteyken devreye iç girişimciliğin girmesi ile 0,64 düzeyinde dolaylı etkinin olduğu tespit edilmiştir. Buna göre örgütsel faktörler düzeyinde bir birimlik artış iç girişimcilik aracılığı ile hizmet inovasyon performans düzeyinde 0,89 birimlik artış (toplam etki) sağlamaktadır. Çalışmada ayrıca hastane çalışanlarının mesleki ve demografik özelliklere göre iç girişimcilik ve hizmet inovasyon performansı puanlarının fark gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Sonuç olarak, çalışanların örgütsel olarak desteklendiği bir yapıda iç girişimcilik eğilimi yüksek olan işletmelerinde hizmet inovasyon performans düzeyi yüksek olacaktır. Mesleki ve kişisel özelliklerden dolayı ortaya çıkan farklılıklarda dikkate alınarak, iç girişimcilik ve hizmet inovasyon performansını arttırmaya yönelik yapılacak çalışmalar ile kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması sağlanacaktır.
Impact of human resource management practices on the innovation and creativeness in Erbil-Iraq
This scientific research illustrates the effect of the human resource management practices on the creativeness and innovation with the medium variable which is skill this study shows the importance of human resource management in the industrial firms also emerges the roles of the human resource management process to increase the employee's creativeness and innovation. To attain this aims, five companies have been selected to respond the questionnaire the total population of the research is 130 employees, then collect the data from the employees and analysis it, to test this information the SPSS program v.25 has been used, In this study try to show how human resource management elements impact on innovation also how it impacts on creativeness and show how the human resource management effect on the skill. Generally, this study concentrates on five important factors of the human resource management practices which are, empowerment, job analysis, training, compensation, and employment, and each factor comprise of a couple of questions so, to reduce the variables, factor analysis done. Also, in this study, the reliability shows there is a good consistency measurement of the data, and the correlation shows that there is a positive and significant relationship between variables also, it illustrates that there is a good level of the link between variables. Finally, the regression analysis statistically pointed there is a impact of human resource management practices on each of innovation, creativeness, and skill so, the conclusion agrees with the components of HRMP which accepted by regression analysis and their effect on innovation, creativeness, and skill. Key Words : Compensation, creativeness, Empowerment Human resource management, Human Resource Management Objective, innovations ,and skill. Quantity of Page : 82 Supervisor : Dr. Öğrt.Ü.Abdullah Oğrak
Yerel yönetimlerde kayyımlık algısı ve belediye hizmetlerinden vatandaş memnuniyetinin değerlendirilmesi
Bu araştırma ile değişen yerel yönetim paradigmasıyla Dünya da ve Türkiye'deki yerel yönetim sistemlerini inceleyerek, yerel yönetimlerde kayyım görevlendirmesine giden süreci irdelemek, kayyımlığa ilişkin algı ve sunulan belediye hizmetlerinden memnuniyet düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında çalışma alanı ile ilgili kavramsal çerçeve, yerel yönetimlerde kayyım görevlendirmelerine giden süreç, Dünya da ve Türkiye'deki yerel yönetim örnekleri detaylı bir şekilde incelenmiş olup, kayyımlık uygulamasının sonuçları ele alınmıştır. Araştırma ile kayyımlık algısı ve belediye hizmetlerinden vatandaş memnuniyetini ölçmek adına, kayyım yönetimindeki 17 ilçe ve belde belediyesi sınırları içerisinde yaşayan 1564 katılımcı üzerinde anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 programı ile ilgili analizlere tabi tutulmuş, ulaşılan bulgular ışığında gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda kayyım yönetimindeki belediyelere yönelik toplumsal algının (Ortalama 3,78) ve yerel halkın belediye hizmetlerinden memnuniyet düzeyinin (Ortalama 3,48) anlamlı bir şekilde pozitif olduğu, analizler ile doğrulanmıştır. Yine araştırma sonucunda, kayyımlık uygulamasıyla PKK terör örgütüne ekonomik, lojistik ve toplumsal desteğin azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kayyım, Yerel yönetimler, Kamu hizmeti, Memnuniyet, Algı
Finansal okuryazarlık: Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi İİBF öğrencileri üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin ölçülmesi ve üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin araştırmada kullanılan demografik değişkenlerle ilişkisinin tespit edilmesidir. Araştırmanın örneklemini Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde öğrenim gören 252 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin ölçülmesi amacıyla 38 sorudan oluşan Finansal Okuryazarlık Anketi uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, Araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin orta düzeyde olduğu ve öğrencilerin en başarılı oldukları finansal okuryazarlık alanının vergi ve mevzuat, en başarısız oldukları finansal okuryazarlık alanının ise yatırım alanı olduğu bulgusu elde edilmiştir. Buna ek olarak, erkek öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin kadın öğrencilere göre, kredi kartı kullanan üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin kredi kartı kullanmayan öğrencilere göre, internet bankacılığı kullanan öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeyinin internet bankacılığı kullanmayan öğrencilere göre, dördüncü sınıf öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyinin üçüncü sınıf öğrencilerine göre, gümrük, bankacılık ve işletme bölümlerinde öğrenim gören öğrencileri finansal okuryazarlık düzeyinin diğer bölümlerde öğrenim gören öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca, finansal okuryazarlığın yaş, bireysel emeklilik sistemine katılım durumu ve anne-baba eğitim düzeyine göre anlamlı fark göstermediği tespit edilmiştir. Elde edilen bu bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve konunun ilgililerine öneriler sunulmuştur.
Kişilik özelliklerinin örgütsel adalet algısına etkisi: Van Ferit Melen Havalimanında uygulamalı bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, kişilik özelliklerinin örgütsel adalet algısına etkisini araştırmaktır. Bu amaçla öncelikle büyük beş kişilik özelliğinin alt boyutlarının çeşitli demografik özellikler arasındaki ilişki, örgütsel adalet alt boyutlarının çeşitli demografik özellikler arasındaki ilişki ve son olarak büyük beş kişilik özelliğinin örgütsel adalet özelliklerine etkisi ve örgütsel adalet özelliklerinin büyük beş kişilik özellikleri arasındaki bağlantılar araştırılmıştır. Çalışmamızın örneklemini Van ilinde bulunan ulaştırma sektöründe hizmet veren Van Ferit Melen Havalimanında görev yapan 305 personel oluşturmaktadır. Çalışanlara öncelikle demografik bilgilerine yönelik ardından kişilik özellikleri ve örgütsel adalet algıları ile ilgili ifadeleri içeren anket formu uygulanmıştır. Araştırma sonuçları SPSS paket programı yardımıyla incelenmiştir. Verilerin incelenmesinde; frekans analizi, güvenilirlik analizi, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bulunan verilerin incelenmesinde kullanılan T-testi ve Anova analizi sonucunda, kişilik özelliklerinin kurumdaki pozisyona, çalışma süresine, eğitim durumuna ve cinsiyete göre anlamlı farklılıklar gösterdiği ayrıca örgütsel adalet boyutlarının cinsiyet, medeni durum, yaş faktörü ve eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmüştür.
Hedonik ve faydacı değer bağlamında tüketici davranışlarının incelenmesi
Bir mal ya da hizmet satın almak isteyen tüketiciler, elde edecekleri alışveriş değerinin hedonik ya da faydacı özelliklerini göz önünde bulundurmaktadır. Hedonik değer elde etme yönelimde olan tüketiciler; daha çok macera, zevk, heyecan duymak için alışveriş yaparken; faydacı değer elde etme yöneliminde olan tüketiciler ise; pratik, işe yarar, işlevsel, akla yatkın olmasına dikkat etmektedir. Tüketicilerin alışveriş tercihlerini hedonik ve faydacı değerin yanında; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi, bilişsel anlık satın alma eğilimi, alışveriş iyi oluş hali ve alışveriş kötü oluş hali faktörleri de etkilemektedir. Bu çalışmada, tüketicilerin çevrimiçi alışveriş davranışları hedonik ve faydacı değer öncülüğünde; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi, bilişsel anlık satın alma eğilimi, alışveriş iyi oluş hali ve alışveriş kötü oluş hali faktörleri esas alınarak incelenmiştir. Çalışmada çevrimiçi alışveriş yapan 390 tüketiciye, çevrimiçi anket aracılığıyla kartopu örneklem yöntemi kullanılarak ulaşılmıştır. Çalışmada araştırılan her bir faktör için ayrı ayrı ölçekler kullanılmıştır. Araştırmanın veri analiz sürecinde SPSS, JAMOVİ ve LİSREL programları kullanılarak Ortak Yöntem Varyans Yanlılığı, Frekans Analizi, Tanımlayıcı İstatistiksel Analizler, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Güvenilirlik Analizi, Normallik Testi, Korelasyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi analizleri yapılmıştır. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre: faydacı değerin; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi ve bilişsel anlık satın alma eğilimi üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Hedonik değerin ise; bilişsel güven, duygusal güven, duygusal anlık satın alma eğilimi ve bilişsel anlık satın alma eğilimi üzerinde anlamlı ve olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Bu değişkenlerin hedonik ve faydacı değer ile olan ilişkilerinin yanı sıra, birbirleriyle ilişkileri de incelenmiştir.
Perakende sektöründe hizmet kalitesinin müşteri davranışlarına etkileri: Van ilinde bir uygulama
Günümüz dünyasında, artan küreselleşme ile birlikte, işletmeler bulundukları pazarlarda, rakipleri karşısında rekabet etmekte zorlanmaktadırlar. İşletmelerin, zorlu rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmek için tüketici davranışlarını anlama, analiz etme, yorumlama ve bunun sonucunda sunmuş olduğu ürün ve hizmet kalitesinde farklılaşarak tüketici memnuniyetini sağlamaya çalışmaktadır. Son yıllarda hizmet kavramı ve hizmet kalitesi son derece ilgi duyulan bir alan olmuştur. Hizmet sektörü; gelişen teknoloji, karmaşıklaşan iş hayatı, refah düzeyinin artması ve insanların kendilerine daha çok zaman ayırma istekleri gibi nedenlerle gelişimini devam ettirmektedir. Ulusal ve uluslararası alanda hizmet sektöründe dikkate değer bir büyüme yaşanmaktadır. Hizmet sektöründeki bu hızlı gelişmenin sebepleri arasında yeni ürünlerin sayısının artması, özellikle programlama, onarım ve zaman paylaşımı gibi bilgisayara dayalı hizmetlerin gelişmesi önemli bir faktör olarak yer almaktadır. Hizmetlerin kendilerine has soyutluk, stoklanamama, eş zamanlılık ve heterojenlik şeklinde sıralanan özellikleri, hizmet kalitesinin ölçülmesi, kontrolü ve yönetilmesi ile ilgili konuların, fiziki mal üreten işletmelerde olduğundan farklı olarak incelenmesini gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı perakendecilik sektöründe hizmet kalitesini değerlendirmektir. Bu amaç ile Van ilinde faaliyet gösteren bir perakende mağazasında çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, demografik faktörler ile hizmet kalitesi boyutları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
The influence of human resource management practices on employee performance in the telecom industry of the north of Iraq and Turkey
The aim of this research was to discover the influence of HRM policies on employees' performance in the Telecom Industry of the North of Iraq/ Van city and Turkey/van city. In an effort to fulfil this, the research tried to reply four research questions and Hypothesis starting with; what do the selection and recruitment (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? How to do training and development (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? What do the compensation, rewards, and incentives (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? How does The Performance appraisal (HRMP) the influence on employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey? , With Hypothesis research includes those the selection & recruitment (HRMP) have positively related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. The Training and development (HRMP) have positively related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. The compensation, rewards, and incentives (HRMP) have positively related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. The Performance appraisal positively (HRMP) has related with employee performance in the telecom industry of North of Iraq and Turkey. Here, additionally, the 6 firms had 3621 changeless representatives. Be that like it may, for a compelling and productive information collection prepare an investigation, a test outline of 111 changeless staff based within the Choice was done through stratified irregular examining. Information collected was then entered into exceeding expectations and after that exchanged to the IBM Factual Bundle for Social Sciences (SPSS) 24.0 for investigation. Comes about and discoveries of the think about see over half of the respondents concurred that, HRM practices had made a difference in superior part employee in work. In expansion, a lion's share of respondents whose information had the most noteworthy felt the approach had to give openings for improvement and career movement as an inspiration for the accomplishment of targets. Besides, information examination particular to the management staff uncovered that the arrangement had created a learning organizational culture to empower execution change. Keyword: Human Resource Management Practices, Employee Performance & Telecom Industry of the North of Iraq and Turkey
A comparative study of customer satisfaction on service quality in public and private banks in the Northern Iraq region city of Erbil
One of the most important things that most organizations are care about in today's competitive market is customer satisfaction on the products and services. As today's banking industry is in a competitive environment due to the advancement in technology, they need to improve their services quality and beside providing services to their existing customers, aim to attract new customers as well, as the customers are the main key to a successful business. This study compared and analyzed perceived service quality between two public banks (Zagros and Choli) and two private banks (Cihan and Ish) in the Northern Iraq region city of Erbil, using the SERVQUAL model which has five dimensions of: Tangibility, Reliability, Assurance, Responsiveness and Empathy, to find out the level of customers' satisfaction and the relationship between service quality and customers' satisfaction. Data has been collected through questionnaires with 5 point Likert scale and sample size of 295. Regression results show a positive correlation between perceived service quality and customers' satisfaction in general, while public banks were outperforming their private counterparts. Results also indicate that all SERVQUAL model dimensions have high positive impact on customers' satisfaction in both public and private banks. Keywords: Public Banks, Private Banks, Service Quality, Customer Satisfaction, SERVQUAL.
The effect of mediation and nepotism on the performance of employees in the government departments in Shaikhan-Iraq
This research aims to identify the effect of mediation and nepotism on the performance of employees in government departments in Sheikhan, and whether this phenomenon exists or not. To achieve this purpose, the researcher has chosen a number of different government departments in sheikhan , the survey forms have been randomly distributed to different levels of employees, and the spss program has been used. The study showed that there is a relationship between mediation and performance on the one hand, nepotism and performance on the other hand, and that the relationship between mediation and performance is stronger than the relationship between nepotism and performance. The study also showed that mediation has a significant impact on the performance of employees in government departments for many reasons including state laws, citizens' understanding of mediation, community culture, etc. The study appeared that every mediation performed by the employee in government departments reduces the employee's performance by a value of (0.239). But according to the opinions of the research community and the results reached by the researcher, it appeared that there is no effect of nepotism on the performance of employees in government departments for reasons that are due to the opinions of the research community (the employees themselves). The results of the study showed that there is no difference between gender in mediation and nepotism, but the difference appeared between age groups and the level of education, experience, and positions in mediation and these differences are not found in nepotism. Keywords: Mediation, Nepotism, performance.
The impact of time management on employee productivity: A study at private universities in Erbil city-Iraq
Time is one of the most valued resources available to academic institutions, a steady and dynamic resource, and plays a crucial role in successfully conducting academic and administrative processes besides achieving the desired institution's goals. Thus, this study aimed to identify the concept of time management and the reality of its application in private universities in Erbil city. This study also purposed to examine the impact of time management on employee productivity of the private universities in Erbil City-Iraq. The methodology implemented by the study is to classify the study problem, through investigating several questions, focused on the nature of the relationship, effect, and the variance between independent and a dependent variable. Besides a conceptual model considered, and formed several hypotheses, to ensure that the hypotheses are accepted or rejected, they are subjected to several statistical tests: Cronbach alpha, factor analysis, descriptive statistics, correlation test, and multiple linear regression analyses. The study method was used to define the study variables and their dimensions in private universities in Erbil city, represented in three universities. Meanwhile, the study's samples are academic members as (122) contributed to the survey by responses to the survey questions, and were obtained for examines and statistical analysis methods through SPSS version 25. The results showed that all dimensions of the independent variable would improve the academic members' employee productivity in private universities in Erbil city. Nevertheless, time organizing, time planning, and time directing, respectively, the significant dimensions motivating the impact on the academic staff's employee productivity in surveyed private universities, then, time control, which has the lowest impact than the other three dimensions of time management. The study found that time management has a positive relationship with the private universities' employee productivity and their faculties in Erbil city. The study also found that three dimensions, namely time directing, time planning, and time controlling, have significant and positive relationships with employee productivity. However, time organizing has a lower relationship with employee productivity, compared to the other two dimensions. Moreover, the regression results demonstrate that statistically, time management impacts employee productivity; thus, the study model has been significant in terms of how time management and its dimensions impact improving employee productivity. We also examined the impact of time management dimensions on employee productivity. As a result, the study found that three dimensions, namely time directing, time planning, and time controlling, significantly impact employee productivity while time organizing has a weak impact on employee productivity. The ANOVA and independence t-test found no variance in time management according to the gender characteristic. However, there was variance in time management based on ages; hence, those with old ages could better manage their time than younger ones. However, the study found no variances towards time management according to academic members' academic degrees in private universities in Erbil. While there was no variance towards time management according to the scientific title, lastly, for overall job experience in higher educational institutions, there was variance towards time management; those who have experienced could manage their time better than once with less experience. The ANOVA and independence t-test results showed no variances for all demographic variables in employee productivity. Keywords: Time, Time Management, Employee Productivity, and Universities
The impact of the application of total quality management on the satisfaction of workers: Case of private schools in Bursa
The implementation of total quality management is an important factor in most organizations, especially educational institutions. Because it plays an important role in gaining employee satisfaction. The purpose of this study was to clarify the role of applying total quality management in increasing customer and employee satisfaction. In addition to defining the concept of total quality management that can be used to gain employee satisfaction and loyalty, and the relevant dimensions, and explaining methods of improvement for these dimensions. This study focuses on the extent of application of total quality management in educational institutions, so that educational institutions implement total quality management and then measure employee satisfaction. Where job satisfaction is one of the factors, and the mission is to influence the quality of service in the organization. The study stresses the importance of continuous research and review in all aspects and problems faced by educational institutions. The practical and practical importance of the study is focused on contributing to the elimination or limiting the high turnover rates that many educational institutions suffer from, and the unity of competition in the direction of attracting and attracting people with distinguished skills and abilities. Through visiting private schools and distributing questionnaires to employees in those schools, 377 questionnaires were filled out and these questionnaires were analyzed. By establishing the (SPSS) hypothesis, these statistical analyzes were performed and examined the correlation and regression between TQM and employee satisfaction. The necessary proposals were submitted to improve the extent of implementation of Total Quality Management in order to gain more confidence in the private education sector. As a result of the research, it was determined that the application of TQM increases employee satisfaction.
Nepotizmin örgütsel bağlılık üzerine etkisinde örgütsel adalet algısının rolü
Nepotizm; öznel ve adil olmayan bir şekilde gerçekleştirilen ayrımcılık olarak bilinmektedir. Günümüzde işletmelerde nepotizmin oldukça yaygın olduğu görülmektedir. Nepotizm genellikle işe giriş sürecinde ortaya çıkmaktadır. Nepotizmin aile şirketlerinde yaygın olduğu göze çarpmaktadır. Nepotizm varlığı çalışanların iş yaşamına yönelik tutumlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Nepotizmin olduğu örgütlerde çalışanların hem örgütsel bağlılık düzeyleri azalmakta hem de örgütsel adalet algıları zayıflamaktadır. Yapılan bu araştırmada sporcuların nepotizm algı düzeyleri ile örgütsel adalet algıları ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında ilişkisel tarama modelinden faydalanılmıştır. Araştırmaya TFF (Türkiye Futbol Federasyonu) BAL (Bölgesel Amatör Lig) 1. Grupta mücadele eden kulüplerden 6 futbol kulübünde aktif olarak spor yapan 125 amatör futbolcu katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde kişisel bilgi formu, "Nepotizm Algısı Ölçeği", "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın veri analiz sürecinde SPSS 22.0 (Statical Package For Social Sciences) programında Independent Sample T test, One Way ANOVA analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların nepotizm algıları ile örgütsel adalet algıları ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur (p<0.05). Katılımcıların örgütsel adalet algıları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Araştırmaya katılan bireylerin nepotizm algılarının kulüp türü, öğrenim durumu ve kulüpte oynama yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Katılımcıların örgütsel adalet algılarının kulüp türü, medeni durum, kulüpte oynama süresi ve gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. (p<0.05). Bunun yanında katılımcıların örgütsel bağlılık düzeylerinin kulüp türü ve aylık gelir düzeyi değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç itibarıyla, nepotizm algısının örgütsel adalet algısı ile örgütsel bağlılığı olumsuz yönde etkilediği söylenebilir.
Muhasebe meslek mensuplarının endüstri 4.0'a bakış açılarının incelenmesi üzerine bir araştırma: Ankara ili örneği
Endüstri 4.0 günümüzde hayatımızın her alanına etki eden bir gelişmedir. Endüstri 4.0 kendi içerisinde bileşenleri bulunan sanayi tarihinin geldiği son noktadır. Buharlı makinelerden günümüze kadar ulaşan bir teknolojik gelişimin sonucudur. Günümüzde artık geleneksel insan gücünden daha çok makineleşmeye geçilmiş olup, bu makineleşme de Endüstri 4.0'ın parçası olan bazı bileşenler ile desteklenerek farklı bir boyuta ulaşmıştır. Bunun sonuçları olarak günümüzde işletmeler, fabrikalar, muhasebeciler ve diğer meslek mensuplarına da birçok konuda etkisi olmuştur. Fabrikalar akıllı üretim sistemlerine geçmiş olup, insan gücünü en aza indirerek tamamen yapay zeka destekli yazılımlar ile robot üretim sistemine geçmişlerdir. Muhasebeciler açısından ise bu etkilerin başında dijitalleşme ve dijital dönüşüm gelmektedir. Dijitalleşme ile birlikte geleneksel muhasebecilik anlayışı değişip dönüşerek yerini bilgisayarlı sistemlere bırakmıştır. Çalışmanın amacı Ankara ilinde faaliyet gösteren meslek mensuplarının Endüstri 4.0'a bakış açılarını incelemek olup, 30 sorudan oluşan iki bölümlük anket formu uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programına aktarılarak yapılan normallik testi sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği sonucuna varıldığından dolayı Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Katılımcılar muhasebe standartlarının Endüstri 4.0'a uygun hale getirilmesi gerektiğini, bu e dönüşüm ile birlikte muhasebe uygulamalarının evrim geçireceği ve meslek mensuplarının çoğunluğunun Endüstri 4.0'ın muhasebe alanında faydalı olacağını ifade etmişlerdir. Ayrıca ankete katılan muhasebe meslek mensuplarının demografik özellikleri açısından Endüstri 4.0'a bakış açılarının değerlendirildiği çalışmada; cinsiyet açısından anlamlı farklılık söz konusu değilken, katılımcıların yaş, medeni durum, mesleki deneyim ve eğitim durumları arasında anlamlı farklılık olduğu sonucuna varılmıştır.
Çevresel yönetim muhasebesinin, çevresel ve finansal performans üzerine etkisi: Borsa İstanbul (BİST) üzerine bir uygulama
İşletmelerin kuruluş amaçlarından biri kâr etmek olsa da yaptıkları faaliyetlerin çevreden bağımsız olması durumu, hiçbir işletmenin göz ardı edemeceği kadar önemli bir olgudur. Kendini çevreden soyutlayan işletmelerin ise varlıklarını uzun süre devam ettiremeyeceği bilinen bir gerçektir. Buna karşın çevre konusuna duyarlı işletmeler aynı zamanda toplum nezdinde saygı ile karşılanacaklardır. Firmaların bu saygınlığı kazanabilmeleri ise faaliyetleri sonucunda çevreye verdikleri zararı minimal düzeyde tutmaları hatta hiç zarar vermemelerinden geçmektedir. Özellikle kimyasal alanda faaliyet gösteren firmaların atıkları sonucunda çevreye verdikleri zararları sık sık duymuşuzdur. Bu tip olayların işletme için olası sonuçları diğer bir deyişle hem kendisi hem de çevresinde yarattığı olumsuzlukların maliyeti olacaktır. Çevresel maliyetler hem iç hem de dış maliyetleri içerir. Bu maliyetler kısaca çevreye verilen zarar ve çevrenin korunmasıyla bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm maliyetlerden oluşmaktadır. Çevresel Yönetim Muhasebesine uygun hareket eden firmaların bu maliyetlerden nasıl etkilendiğine yönelik yapılan araştırmalar, günümüzde en çok dikkatle korunması gereken faktörlerin başında gelen enerji, su, hammadde gibi faktörlerin tüketimine yönelik harcamaların düşürülmesi, işletmeler için rekabet avantajı yaratacağı sonucunu ortaya koymuştur. Bu bakış açısıyla yola çıkacak olursak; çevreye duyarlı teknoloji kullanmak, enerji maliyetlerini göz ardı etmemek, ekolojik dengeyi korumak firmaların rekabette göz önünde bulundurması gereken etmenlerdendir diyebiliriz. Bu çalışmada, Çevresel Yönetim Muhasebesinin, çevresel ve finansal performans üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada, Borsa İstanbul (BİST)'e kote olmuş işletmelere yönelik uygulanan anket çalışması, Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile değerlendirilmiştir. Çalışmada yapısal model aracılığıyla elde edilen doğrudan etki katsayıları, çevresel yönetim muhasebesinin, çevresel performans girdisi, çevresel performans çıktısı ve firma performansı üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini kanıtlamıştır. Çalışmada yapısal model aracılığıyla elde edilen dolaylı katsayı değeri ise çevresel yönetim muhasebesinin, çevresel performans çıktısı üzerindeki etkisinde çevresel performans girdisinin kısmi aracılık etkisi sağladığını göstermiştir.
Algılanan örgütsel destek ve işe adanma üzerine nitel biraraştırma: Van İpekyolu Tapu Müdürlüğü örneği
Algılanan örgütsel destek ve işe adanma arasındaki ilişki, çalışanların işlerine duydukları bağlılık ve katkı düzeyini anlamak açısından önemlidir. Algılanan örgütsel destek, örgüt ve çalışan arasındaki karşılıklı ilişkiyi anlamak ve güçlendirmek adına önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Bu kavram, çalışanların örgütleri tarafından adil ve destekleyici bir ortam içinde hissetmelerini sağlamayı amaçlayan örgüt politikalarının ve uygulamalarının vurgulanmasına katkıda bulunmuştur. İşe adanma ise çalışanların işlerine bağlılık duymaları, işlerine motive olmaları ve işlerine odaklanmalarıyla ilgilidir. Çalışanların örgüt tarafından değer görmesi, duygusal destek ve iş yaşam dengesi gibi örgütsel destek unsurları, işe adanma üzerinde belirleyici faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmamız Van İpekyolu Tapu Müdürlüğü çalışanlarının algıladığı örgütsel destek ile işe adanma arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Tez, nitel bir araştırma yöntemi olan yapılandırılmış mülakat kullanılarak katılımcılarla derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların algılanan örgütsel destek bakımından genel görüşleri değerlendirildiğinde, katılımcıların çoğunluğu (N=15 ) kurumlarının çalışan amaç ve değerlerini önemsemediğini ifade etmiştir. İşe adanma sorularında ise katılımcıların tamamı yaptıkları işin özel ilgi alanları ile bağlantılı olmadığını belirtmiş. Bunun temel sebebinin ise yaptıkları işin monoton, rutin işler olduğunu (akitli –akitsiz işlem yapma, evrak alma, evrak takibi, imzalama süreci) belirtmektedir. İşe olan bağlılık değerlendirmesinde, katılımcılar 10 üzerinden değerlendirme yapmışlardır; bu değerlendirmede 5-7 arası normal, 7-10 arası yüksek olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların 15'i, işlerine olan bağlılıklarının yüksek veya normal olarak değerlendirmiştir.
Türkiye'de afet yönetimi: Risk yönetimi ekseninde bir model önerisi
Dünyada meydan gelen afetler her geçen gün çok sayıda insanı, çok boyutlu şekilde etkilemekte ve çeşitli yönleriyle ülkelere ekonomik bir yük yüklemektedir. Bu durum doğal olarak insanoğlunu afetler ile mücadele etmeye, afetlere karşı bir tepki geliştirmeye zorlamaktadır. Başta depremler olmak üzere yaşanan afetlerin can ve mal kaybı ile ekonomik yükünü en azından, minimum seviyeye indirme isteği ancak ve ancak etkin, verimli ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla mümkün olabilecektir. Bu anlayışla yürütülen tez çalışmasının amacı, Türkiye'de Afet Yönetimi bağlamında son dönemlerde sıkça tartışılan ve genel kabul görmüş "Risk ve Risk Yönetimi" odağında bir model önerisi sunmaktır. Türkiye'de afet denilince akla ilk gelen yöntemler; "mutlak müdahale", "iyileştirme" ve "yara sarma" anlayışlarıdır. Her ne kadar son yıllarda risk yönetimine ilişkin birtakım işleyişler veya "kıpırdamalar" söz konusu ise de, bu anlayışın sahaya yansıması, eksiklikler ve yetersizliklerle doludur. Ancak dünyada yaşanan afetlere karşı uygulanmakta olan yönetim anlayışlarına dair örnekler incelendiğinde, tam aksi bir durum da söz konusudur. Yani, evvela yönetilmesi gereken bir "risk" söz konusudur. Risk yönetiminin ön planda olduğu Japonya gibi ülkeler, henüz afetler olmadan önce afetlerin yıkıcı etkilerini önleme ya da azaltma yoluna gitmiş, başarılı sonuçlar elde etmişlerdir. Bu durum, afetlere karşı hazırlıklı olabilmesi amacıyla Türkiye'nin de risk ve risk yönetimi anlayışını, afet yönetiminde hâkim bir uygulama olarak sahaya yansıtmasını zorunlu kılmaktadır. Türkiye'de afet yönetimiyle ilgili risk yönetimi ekseninde bir model önerisini konu edinen bu tez çalışması, genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü; afet ve afet yönetimine ilişkin kavramsal çerçeveyi kapsarken, ikinci bölümünde de; afetlere sürekli maruz kalan ülke örnekleri ile bu ülkelerdeki uluslararası kuruluşların afetler üzerindeki rolleri incelenmiştir. Yani söz konusu ülkelerin afet yönetim sistemleri ile Türkiye'deki afet yönetim sistemleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü ise, risk yönetimi ekseninde bir model önerisi sunmaya yöneliktir. Araştırmanın üçüncü bölümünde, "karma yöntem tekniği"yle oluşturulan bir çalışma süreci söz konusudur. Bu süreç, üç aşamadan oluşur. Aşamalar; "tümevarım tekniği" yle ilerler ve model önerisi geliştirme ile son bulur. Aşamalar sırasıyla; nitel araştırma teknikleri, nicel veriler, SWOT analizleri ve bu çalışmalar neticesinde elde edilen verilere dayalı olarak model önerisini sunma hiyerarşisi içinde gelişmektedir. Çalışmada kullanılan veri toplama yöntemi ise şöyledir: Çalışmanın ilk aşaması olan nitel araştırma tekniğinde, "amaçlı örnekleme" ile konu uzmanlarından; İstanbul/İstanbul çevresi, Ankara ve Van illerinden afet –risk yönetimi olarak saha çalışmasında / yönetim kadrolarında yıllarca fiilen yer alan toplam 25 kişi ile yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda elde edilen veriler yer almaktadır. Görüşme verileri, metinlere dönüştürülerek MAXQDA 24 programıyla analiz edilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması olan nicel veriler ise; AFAD, Kızılay, UMKE, EM-DAT, OECD, TUİK, ÇŞİB, DASK gibi kurum ve kuruluşlardan gerek resmi taleplerle gerekse de resmi web sitelerinde yer alan verilerden elde edilmiştir. Elde edilen bu nicel veriler, çalışmadaki "Türkiye'nin risk profili" ni ortaya çıkarmaktadır. Üçüncü ve son aşama olan SWOT matrisleri de görüşmeci katılımcılardan elde edilen verilere dayalı olarak geliştirilen, SWOT matrislerin analizine dayanmaktadır. Elde edilen tüm bu veriler ışığında önerilen model ile, risk faktörlerinin önlenmesi ya da risklerin en aza indirilmesine yönelik bir "çalışma mekanizması" oluşturulmuştur. Bu bağlamada tez çalışmasında önerilen model; "Acil Durum ve Afet Bakanlığı"nın kurulması, önerilen modeldeki Bakanlığın kendine has ayrı bir bütçesinin olması, il/ilçe teşkilatlanmasının sağlanması, bilimsel istişare kurulunun oluşturulması, paydaşlı ve çok katmanlı güçlü bir çalışma mekanizmasına dayanmaktadır. Önerilen modelin çalışma mekanizması, olağan durumlarda kent ve toplum direncini arttırmak amacıyla riskleri belirleyip en aza indirmeyi amaçlayan "risk yönetimi" odaklı çalışmanın yanı sıra olağan dışı durumlarda ise; afetlere karşı etkin, verimli ve sürdürülebilir afet yönetimini yürütebilmek için, müdahale ve kriz yönetimi çalışmalarının tek elden yönetimini esas alan uygulamalar geliştirmeyi hedeflemektedir
İş becerikliliğinin iş akış deneyimi üzerindeki etkisinde kişi-iş uyumu ve kişi-örgüt uyumunun aracılık rolü
İlgili literatürde çalışanların iş akış deneyimlerini ele alan çalışmaların olduğu bilinmektedir. Önceki çalışmalardan farklı olarak bu çalışmanın amacı, iş becerikliliğinin iş akış deneyimi üzerindeki etkisini ve bu etkide kişi-iş uyumu ile kişi-örgüt uyumunun aracı rolü olup olmadığını incelemektir. Kolayda örnekleme ve yüz yüze anket kullanılarak 921 sağlık çalışanından veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS, Process Makro ve Jamovi programları kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda pek çok sonuca ulaşılmıştır. İş becerikliliğinin, kişi-iş uyumu, kişi-örgüt uyumu ve iş akış deneyimi üzerinde doğrudan olumlu ve anlamlı bir etkisi vardır. Ayrıca, iş becerikliliğinin tüm boyutları (görev becerikliliği, bilişsel beceriklilik ve ilişkisel beceriklilik) kişi-iş uyumu, kişi-örgüt uyumu ve iş akış deneyimi boyutları olan kendini işe verme, işten zevk alma ve içsel iş motivasyonu üzerinde doğrudan olumlu ve anlamlı bir etkiye sahiptir. Kişi-iş uyumu ve kişi-örgüt uyumunun hem iş akış deneyimi hem de iş akış deneyimi boyutları olan kendini işe verme, işten zevk alma ve içsel iş motivasyonu üzerinde doğrudan olumlu ve anlamlı bir etkisi vardır. Öte yandan, hem kişi-iş uyumu hem de kişi-örgüt uyumu, iş becerikliliğinin iş akış deneyimi üzerindeki dolaylı olumlu ve anlamlı etkisinde aracı bir role sahiptir. Aynı zamanda, hem kişi-iş uyumu hem de kişi-örgüt uyumu, iş becerikliliğinin her bir boyutunun (görev becerikliliği, bilişsel beceriklilik ve ilişkisel beceriklilik) iş akış deneyiminin boyutları (kendini işe verme, işten zevk alma ve içsel iş motivasyonu) üzerindeki dolaylı olumlu ve anlamlı etkisinde aracı bir role sahiptir. Sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Mizah çekiciliği olan reklamlara yöneliktutumun satınalma niyeti üzerindeki etkisindemarka sadakatinin düzenleyici rolünün araştırılması
Bu araştırmanın amacı, mizah çekiciliği olan reklamlara yönelik tüketici tutumunun satın alma niyeti üzerindeki etkisini ve bu etkide marka sadakatinin düzenleyici rolünü incelemektir. Araştırmada, nicel bir yöntem benimsenmiş ve veri toplamak için anket tekniği kullanılmıştır. Veriler, Ülker Kestra reklamının videosunu izleyip değerlendiren katılımcılardan elde edilmiştir. Kartopu örnekleme yöntemiyle hedef kitleye ulaşılmıştır. Çalışmanın evrenini Türkiye'de yaşayanlar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi 403 kişiden oluşmaktadır. Elde edilen verilerin analiz edilmesi için yapısal eşitlik modellemesi ve Process Macro kullanılmıştır. Çalışmanın amacına ulaşması için farklı çalışmalardan elde edilen uygun ölçeklerden faydalanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, mizah çekiciliği olan reklamlara yönelik tutumun satın alma niyeti ve marka sadakati üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisi vardır. Mizah çekiciliği olan reklamlara yönelik tutumun satın alma niyeti üzerindeki etkisinde marka sadakatinin düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Marka sadakatinin satın alma niyeti üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkisinin olduğu anlaşılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre mizah çekiciliği olan reklamlara yönelik olumlu tutum oluşturulması işletmeler açısından önemlidir. Mizah reklamlarına yönelik olumlu tutum oluşturulması amacıyla, marka-ünlü uyumu, hedef kitlenin mizah anlayışına yönelik reklamlar hazırlanması gibi hususlara dikkat edilmesi önerilmektedir.
Örgütlerde adalet algısının iş tatmini üzerine etkisi: Van YYÜ idari personeli üzerinde bir araştırma
Üniversiteler, bilgi üretimi, paylaşımı ve toplumsal gelişime katkı sağlama açısından merkezi bir role sahiptir. İdari personel, üniversitelerin günlük işleyişini sürdüren, öğrenci ve akademisyenlerin ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir unsurdur. Bu bağlamda, idari personelin işlerini etkili bir şekilde yönetmeleri ve örgütün hedeflerine katkı sağlamaları, örgütlerin genel başarısı için kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca, örgütlerde adaletin sağlanması ve iş tatmininin artırılması, hem bireysel performansı hem de örgütsel verimliliği olumlu yönde etkileyen faktörlerdir. Bu çalışmada, birincil veri toplama yöntemiyle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde görev yapan 363 idari personele anket uygulanmış ve veriler SPSS 27 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, t-testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal-Wallis ve Dunn testleri ile çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, örgütsel adaletin iş tatmini üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle süreç adaleti ve etkileşim adaleti gibi faktörlerin iş tatmini üzerinde belirgin bir rol oynadığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, adil bir yönetim anlayışının, çalışanların iş tatminini artırmanın yanı sıra, örgütsel bağlılık ve verimlilik üzerinde de olumlu etkiler yarattığı anlaşılmaktadır. Elde edilen bulgular, örgüt yöneticilerine adaletin sadece çalışan memnuniyetini değil, aynı zamanda örgütün genel başarısını da destekleyen kritik bir unsur olduğunu göstermektedir. Çalışmanın sonuçları, üniversite ve kamu kurumlarında adaletli yönetim uygulamalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, şeffaflık, eşitlikçi uygulamalar ve adil karar alma süreçlerinin sağlanması, çalışanların iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları açısından temel unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, araştırma bulguları, sektörel bazda örgütsel adalet ve iş tatmini ilişkisini daha geniş bir perspektiften incelemeye yönelik gelecekteki araştırmalara da katkı sağlamaktadır. Bu çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde elde edilen verilerle, bölgesel düzeyde önemli bir katkı sunmuş ve literatürdeki boşlukları doldurmuştur. Gelecekteki araştırmalar, farklı sektörlerde ve coğrafi bölgelerde de benzer analizler yaparak, örgütsel adaletin ve iş tatmini üzerindeki etkisini daha kapsamlı bir şekilde inceleyebilir. Özellikle dijital teknolojilerin iş tatmini, adalet algısı ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkileri henüz tam olarak keşfedilmemiştir. Bu kapsamda gelecekteki araştırmalarda, yapay zeka ve metaverse teknolojilerinin örgütsel adalet ve iş tatmini üzerindeki etkilerinin incelenmesi önerilmiştir.
TRB2 Bölgesi imalatçı KOBİ'lerinin yenilenebilir enerji uygulamalarına geçiş aşamasında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Enerji, yaşam kalitemizi sağlamak ve ekonomimizin diğer tüm unsurlarını desteklemek için toplumumuz için vazgeçilmezdir. Dünyadaki hızlı nüfus artışına bağlı olarak teknoloji ve sanayinin gelişmesi nedeniyle enerjiye olan talep artmıştır. Kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtların dünya üzerinde dengeli bir dağılıma sahip olmaması ve çevreye verdiği zararlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgiyi artırmıştır. Yenilenebilir enerji teknolojileri güneş, rüzgâr, su ve bitkiler gibi kendini yenileyen kaynaklardan elde edilen temiz ve bol enerji sunmaktadır. Türkiye'nin ve dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde herhangi bir türden yenilenebilir kaynaklar bulunmaktadır. Yenilenebilir kaynaklar Türkiye'de üretilen enerjinin yaklaşık %43'ünü oluşturmaktadır ve bunun çoğu hidroelektrik ve rüzgâr kaynaklarından elde edilmektedir (ETKB, 2024). TRB2 bölgesi İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasında Düzey 2 bölgeleri içerisinde yer alır. Toplam 26 bölge içerisinde gelişmişlik düzeyine göre yapılan sıralamada son kademede bulunmaktadır (Yılmaz, 2021). TRB2 Bölgesi'nin sosyoekonomik potansiyelini tam olarak gerçekleştiremediği ve ülke ortalamasının gerisinde bir sosyoekonomik gelişme sergilediği hem bölgesel hem de il bazında yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Katma değerli mallar üretmek, yakın ülkelere ihracatı artırmak ve iç pazarı genişletmek için bölgenin rekabetçi olduğu sektörlerde malların kalitesini ve üretimini artırmak gerekmektedir (DAKA, 2023). TRB2 illeri yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde güneş enerjisi bakımından oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Bu iller içerisinde özellikle Van ili, küresel radyasyon değerleri ve güneşlenme süreleri bakımından Türkiye'de ön sırada yer almaktadır (Yaman, 2019). Yapılan tez çalışması toplamda üç bölümde toplanmıştır; birinci bölümde genel anlamda enerji kaynakları ve yenilenebilir enerji konusu incelenmiştir. İkinci bölümde imalatçı KOBİ'ler tanımlanmış ve TRB2 (İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırılması 2 sonucuna göre Muş, Bitlis, Van ve Hakkâri illerini içeren bölge) bölgesinde faaliyet gösteren imalatçı KOBİ'lere ilişkin verilere ve istatistiklere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise yenilenebilir enerji uygulamaları kapsamında farkındalığın ortaya konması ve bu uygulamalara geçiş kabiliyetinin ve ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla anket uygulaması bölümü yer almaktadır. Bu kapsamda TRB2 bölgesinde faaliyet gösteren imalatçı KOBİ'lere ilişkin; işletme yapıları, yenilenebilir enerji bilinçleri, yenilenebilir enerjiye geçiş istekleri ve geçiş aşamasında ortaya çıkacak olan ihtiyaçları anket yöntemi ile tespit edilerek elde edilen veriler yorumlanmıştır.
KOBİ yöneticilerinin stratejik yönetim algısı ve stratejik yönetim araçlarını kullanma düzeyleri İran-Tahran şehrinde bir araştırma
İnsan ve toplumların davranışları çeşitli somut ve soyut etkenlerin etkisi altında şekillenmektedir. Bu soyut etkenler arasında algının özel bir yeri olduğu bilinmektedir. Algı, Young'ın (1956) ifade ettiği şekliyle fiziksel ve sosyal süreçleri algılamak, yorumlamak ve takdir etmek anlamına gelir. Algıya ilişkin tanımlara baktığımızda; psikolojik açıdan bakıldığında, algılar, İnsanların karar vermelerini ve dolayısıyla kararlarının sonuçlarını doğrudan etkilediğini göstermektedir. Dahası, örgütsel araştırmacılar, örgütlerde alınan birçok önemli kararın, yöneticilerin bireysel bilişsel süreçlerinden etkileneceği konusunda hemfikirdir (Beyer ve diğerleri, 1997.). Bu tez, küçük ve orta ölçekli işletme yöneticilerinin stratejik yönetim algıları ve bu işletmelerde stratejik uygulamalara ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu araştırma İran'IN Tahran şehrinde kolayda örnekleme yöntemi ile anket formu aracılığıyla elde edilen 250 katılımcının örneklemi üzerinde yapılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi (SEM) tekniği kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi, IBM SPSS Statistic 27 ve Smart-PLS 4 programlarından faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. IBM SPSS Statistic 27 programı ile demografik istatistikler ve farklılık analizleri uygulanmıştır, Smart-PLS 4 programı ile gerçekleştirilen analizlerde ise araştırma modelinin güvenilirliği ve geçerliliği değerlendirildikten sonra yapısal modelin hipotezleri test edilmiştir. Bulgularımız, bu değişkenler arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ve bu ilişkilerin demografik faktörler ve diğer değişkenlerle nasıl etkileşimde bulunduğunu göstermektedir. Çalışmamızın en güçlü bulgularından biri, stratejik yönetim araçları bilgi düzeyi ile kullanım düzeyi arasındaki yüksek ve anlamlı pozitif ilişkidir (β = 0.805, p < 0.001) Çalışmamız, yöneticilerin işletmedeki görev türlerinin (sahip yönetici, profesyonel yönetici) stratejik yönetim araçları bilgi ve kullanım düzeyleri, seçimdeki öncelik ve ihtiyaçları ve hatta finansal performans üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, stratejik yönetim araçları bilgi ve kullanım düzeylerinin, seçimdeki öncelik ve ihtiyaçların, eğitim düzeyinin ve yönetici türünün, işletmelerin finansal performansı üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermektedir. Bulgularımız, işletmelerin stratejik yönetim uygulamalarını iyileştirmek için bilgi birikimini artırmaya, doğru araçları seçmeye, bu araçları etkin bir şekilde kullanmaya, profesyonel yönetime yatırım yapmaya ve çalışanların sürekli eğitimine odaklanmaları gerektiğini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır.
Yönetime katılma yönetimi ve Uşak sanayi işletmelerinde bir uygulama
Günümüzde işletmeler yaşanan hızlı değişimin getirdiği sorunları aşmak, rekabet avantajı kazanmak, iş gücü kaynağını iyi yönetmek, elindeki mevcut kaynakları çok daha verimli ve etkin kullanmak zorundadırlar. İşgörenler, kendilerini ilgilendiren her türlü kararların görüşülmesinde ve sonuçlandırılmasında aktif olarak katılıp, fikirlerini ifade etmek istemektedirler. Bu noktadan hareket ederek, yönetime katılma yönetimi konusunun yöneticiler ve işgörenler açısından ne anlama geldiği ve yönetime katılma konusunun günümüz değişen koşullarındaki anlam farklılıkları ve önemi açıklanarak, yönetime katılmanın başka bir boyutu olan yönetime katılma yönetimi vurgulanmaktadır.Konuyla ilgili literatür taraması sonucunda; teorik bilgi verilip, uygulama bölümünde ise, işletmelerde yöneticilerin işgörenlerini yönetime katmaya yönelik tutumları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla, Uşak Sanayi İşletmelerinde faaliyet gösteren işletmeler araştırma kapsamına alınmıştır.
Akademisyenlerde yaşam doyumu iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Araştırma Uşak Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerde yaşam doyumu, iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni durum, eşin çalışıp çalışmaması, gelir, akademik unvan, kıdem, akademik birim, haftalık ders saati, sosyal hayata katılma düzeyi ve iş değiştirmeyi isteyip istememe gibi değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın örneklemini; 2008-2009 yılları arasında Uşak Üniversitesi'nde görev yapan toplam 170 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanmasında Maslach Tükenmişlik Envanteri, Yaşam Doyumu ve İş Doyumu olmak üzere üç farklı ölçek ve araştırıcı tarafından düzenlenen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Analizlerde; Betimsel İstatistiksel Teknikler, Güvenilirlik Analizi, Faktör Analizi, Bağımsız Örneklemler t-Testi, Çoklu Regresyon Analizi, Pearson Korelasyon Analizi, Scheffe Çoklu Karşılaştırma Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır.Yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik arasında korelasyon vardır. Yaşam doyumu ve iş doyumu arasında pozitif, tükenmişlik ve alt faktörleri duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık ile iş ve yaşam doyumu arasında negatif korelasyon söz konusudur. Akademisyenlerin yaşam doyumu, iş doyumu, tükenmişlik ve tükenmişlik alt boyutlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, akademik unvan, mesleki kıdem, gelir, haftalık ders saati değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Eşi çalışmayan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyleri, eşi çalışan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyinden daha fazla bulunmuştur. Enstitüde görev yapan akademik personelin kişisel başarısızlık düzeyi ve toplam tükenmişlik düzeyi fakülte ve yüksekokulda çalışanlara göre yüksek bulunmuştur. Akademisyenlerin sosyal hayata katılma düzeyi yükseldikçe duygusal tükenme düzeyleri azalmaktadır. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyleri, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyinden yüksektir. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumları, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumlarından daha düşük bulunmuştur.
Hizmet içi eğitim programlarının kamu çalışanlarının motivasyonuna etkisi: Eti Maden İşletmelerinde bir uygulama
Dünyada yaşanan yoğun rekabet, bilgi ve teknolojideki hızlı gelişmeler işletmelerin öğrenilmiş olan bilgilerinde zamanla yetersiz kalmasına sebep olmuştur. Değişim her alanda kendini göstermiş her alanı belli ölçüde içine almıştır. Kamu sektörü de bu değişimden etkilenmiş gerekli çalışmayı başlatmıştır. Hızlı değişen rekabet şartlarına kamu işletmelerinin de uyum sağlaması gerekmektedir. Bu uyumun en kolay ve en hızlı yolu ise eğitimden geçmektedir. Özel sektörün sıklıkla başvurduğu ve karşılık aldığı hizmet içi eğitimler kamu sektörü için de o derece önemlidir. Belirli bir maaş karşılığında işe alınmış ya da çalışmakta olan kişilere görevleriyle ilgili gerekli bilgi, beceri ve tutumları kazandırmak üzere verilen planlı eğitimlere hizmet içi eğitim denilmektedir. Eğitimler sayesinde çalışanların daha verimli çalışması sağlanabilir, kurumlara olan bağlılıkları arttırılabilir, işe karşı motivasyonu yükseltilebilir.Çalışmamızın konusu olan hizmet içi eğitimin kamu çalışanları üzerindeki motivasyona olan etkisi araştırılmıştır. Bunun için üretim yapan bir kamu fabrikası seçilmiş uygulama bu işletmede gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı sistemli bir şekilde verilen hizmet içi eğitimlerin personel üzerindeki etkisini öğrenmeyi amaçlamaktadır.Anahtar kelimeler: Hizmet İçi Eğitim, Motivasyon, Kamu Hizmeti
Devlet ve vakıf üniversitelerinde hizmet kalitesi, öğrenci memnuniyeti, imaj, sadakat ve tavsiye etme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Hizmet sektörü sürekli gelişme göstermektedir. Eğitim sektörü de tüm hizmet sektörleri içinde büyük bir öneme sahiptir. Eğitime verilen bu önem, eğitimde kaliteyi de öne çıkarmaktadır. Bundan dolayı eğitimde hizmet kalitesini ölçmek gerekli hale gelmiştir.Hizmet kalitesini yükseltmek ve almış oldukları hizmetten tatmin olmuş öğrenciler yaratmak yükseköğretim kurumlarının başlıca hedefi olmalıdır. Bu hedef doğrultusunda bu çalışmada hizmet kalitesini ve öğrenci memnuniyetini ölçmek hedeflenmiştir.Bu çalışmanın amacı yükseköğretimde algılanan hizmet kalitesini ve öğrencilerin memnuniyetini ölçmektir. Bu amaçla hizmet kalitesini ölçmek için geliştirilen SERVQUAL, SERVPERF ve özellikle eğitimde hizmet kalitesini ölçmek için geliştirilmiş olan HEDPERF ölçekleri incelenip bu ölçeklerden elde edilen sorulardan bir anket oluşturulmuştur. Bunun yanında memnuniyet, imaj, tavsiye ve sadakat ile ilgili sorular da yer almıştır. Ayrıca Öğrencilerin eğitim hizmet kalitesine ilişkin görüşleri cinsiyet, bölüm, sınıf, ailenin eğitim durumu ve aile aylık geliri gibi demografik değişkenlere göre değerlendirilmiştir. Bu anket 200 adet Ege Üniversitesi, 200 adet Uşak Üniversitesi ve 200 adet Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerine toplam 600 anket uygulanmıştır. Devlet-Vakıf üniversitesi karşılaştırmalı olarak değerlendirilecek bu anket çalışması 7'li Likert (1 ?Kesinlikle Katılmıyorum?, 7 ?Kesinlikle Katılıyorum?) ölçeği üzerinden analize tabi tutulmuştur. Daha sonra bu anketler SPSS 18 programında analiz edilip yorumlanmıştır.Araştırma bulguları üniversite tarafından sunulan hizmetlerin öğrenciler tarafından nasıl algılandığını ve bu algılara göre öğrencilerin memnuniyet düzeylerini devlet-vakıf üniversitesi olarak değerlendirmektedir. Ayrıca öğrencilerin memnuniyet düzeyleri yanında tavsiye, sadakat ve imaj üzerindeki etkilerini de kapsamaktadır.Araştırma sonuçları vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin memnuniyet düzeyinin devlet üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerden fazla olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla memnuniyetin tavsiye ve sadakati de aynı yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Yönetim bilgi sistemi kapsamında maliyet muhasebesi bilgilerinin yönetim kararlarında kullanılması ve bir uygulama
Küreselleşen dünyada işletmelerin hayati fonksiyonları içerisinde yer alan yönetimin, işletmenin stratejik yol haritasını çizebilmesi, aynı zamanda doğru ve güvenilir kararlar alabilmesi için, işletmelerde yönetim bilgi sisteminin kurulması zorunlu hale gelmiştir. Maliyet bilgileri, yönetim bilgi sistemini oluşturan alt bilgi sistemlerinden muhasebe bilgi sistemi içerisinde yer almaktadır. Yönetim kararları alınırken maliyet muhasebesi bilgilerine ihtiyaç duyulmaktadır.Bu çalışmada; işletmelerde yönetim kararları alınırken, maliyet bilgilerinden ne oranda yararlanıldığı konusu araştırılmıştır. Bu doğrultuda uygulamaya konu olacak bir üretim işletmesi seçilmiştir. Seçilmiş olan üretim işletmesinin, ilk olarak kullanmakta olduğu bilgi sistemleri, daha sonra edinilen bilgiler kapsamında maliyet yapısı ve işleyişi, maliyet bilgi sistemi incelenmiştir. Etkin bir yönetim için maliyet bilgi sistemi kapsamında, işletmeye en uygun maliyet muhasebesi yöntemi, standart maliyet yöntemi olduğuna karar verilmiş ve çalışmada ayrıntılı olarak açıklanıp, uygulaması yapılmıştır.Çalışma sonucunda; seçilen işletmede, uygulanmış olan standart maliyet yöntemi sonucu tespit edilen olumsuz maliyet artışlarına sebep olan etkenlerin kontrol edilmesi ve önlenmesi için öneriler getirilmiştir.Anahtar kelimeler: Yönetim Bilgi Sistemi, Maliyet Muhasebesi, Maliyet Muhasebesi Bilgileri, Yönetim Kararları
Hazır giyim sektöründe en iyi fason işletme seçimi için bulanık AHS ve bulanık TOPSIS yöntemlerinin kullanılması
Çalışmamızın amacı Hazır Giyim Sektöründe dünyaca ünlü markaların siparişlerini diken en iyi fason işletme seçimi problemini ÇKKV yöntemleri ile çözmektir. Bunun için en iyi fasoncu seçiminde dört yöntem ortaya koyulmuştur. Karar probleminin kriterleri, sektördeki üç tedarikçi firma ile yapılan ön mülakatlardan ve literatürde tedarikçi seçimi çalışmalarından yararlanılarak belirlenmiştir. Bu sayede literatüre tedarikçi seçim kriteri olarak yeni kriterler eklenmiştir. Karar probleminin kriterleri hiyerarşik yapıya uygun olduğu için AHS ve TOPSIS yöntemleri çözümde kullanılmıştır. Ayrıntılı literatür çalışması ile AHS ve TOPSIS yöntemlerinin çok yaygın kullanıldığı görülmüştür. Bulanık AHS ve Bulanık TOPSIS yöntemleri, kriterlerin sayısal olarak ifade edilemeyen, kesin olmayan yargılara dayandığı gerekçesiyle çalışmada kullanılmıştır. Fason işletme seçiminde bulanık yöntemler kullanılmadığı için çalışmada bu yöntemlerin kullanılması literatüre katkı sağlamıştır. Karar probleminde 6 ana kriter, 20 alt kriter 4 alternatif bulunmaktadır.Yöntemler Microsoft Office Excel programına veri ve formüller girilerek çözülmüş ve en iyi fasoncu sıralamaları elde edilmiştir. AHS yöntemi kriterlere ağırlık verirken, uç değerlerden TOPSIS'e göre daha fazla etkilenmiştir. BAHS hiyerarşideki altı ana kriterin dördüne sıfır ağırlığını verdiği için çalışmamızdaki karar problemine uygun bulunmamıştır. TOPSIS ve BAHS yöntemi A alternatifini seçmiştir. AHS ve BTOPSIS C alternatifini seçmiştir.Anahtar Kelimeler: Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV), AHS, TOPSIS, Bulanık AHS, Bulanık TOPSIS, Tedarikçi Seçimi, Fason İşletme, Hazır Giyim Sektörü
Destek vektör makineleri yöntemi ile İMKB 100 endeksi hareket yönü tahmini
Bu çalışmada İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal 100 Endeksi (İMKB 100) hareket yönü tahmini amacıyla veri madenciliğinde sınıflama metodu olarak kullanılan Destek Vektör Makineleri (DVM) yöntemi kullanılmıştır. İMKB 100 endeksi hareket yönünün tahmini için istatistiksel veri analizleri yapan, açık kaynak kodlu programlama dili ''R'' kullanılmış, DVM'lerin sınıflandırma başarısı çalışmada kullanılan ikinci bir yöntem olan Lojistik Regresyon (LR) yöntemi ile karşılaştırılmıştır. Çalışmada hisse senedi analizinde teknik analizin yararlandığı araçlardan biri olan teknik göstergelerden (indikatörler) yararlanılmıştır. Modellere dahil edilen teknik göstergeler LR analizi ile incelenmiş ve LR analizinde anlamlı olan göstergeler bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analiz, 03.04.1995-19.03.2012 arası dönemi kapsamaktadır. Toplam 4226 adet veri günlük, haftalık ve aylık veri setleri şeklinde düzenlenmiştir. Her veri seti için 4 model oluşturulmuş ve her model için farklı değerlendirme kriterleri uygulanarak yöntemlerin endeks hareket yönü tahmin performansları değerlendirilmiştir.Yapılan değerlendirmeler sonucunda DVM'nin oluşturulan 12 model içerisinde İMKB 100 endeksi hareket yönünü en iyi tahminlediği modelin Haftalık Model-1 olduğu (%70.0) gözlenmiştir. Bu model aynı zamanda İMKB 100 endeksi artış (%82.89) ve azalış yönünü (%54.68) birbirine en yakın ve yüksek oranda tahminleyen model olarak bulunmuştur.Bu çalışma ile elde edilen bulgular ışığında İMKB 100 endeksi hareket yönü tahmininde Haftalık Model-1'in gerek yatırımcılar tarafından, gerekse akademik araştırmalarda başarı ile kullanılabilceği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Destek Vektör Makineleri, Endeks Hareket Yönü Tahmini, Teknik Analiz Göstergeleri, Lojistik Regresyon, Sınıflandırma, İMKB 100.
Özel dershanelerde görev yapan öğretmenlerin iş tatminleri ve örgütsel bağlılıkları arasındaki etkileşim ile ilgili bir araştırma
Bu çalışmanın amacı; özel dershanelerde görev yapan öğretmenlerin iş tatmini ve örgütsel bağlılık derecelerini belirlemek, bu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemek ve ayrıca bu değişkenlerin diğer demografik değişkenlerle olan ilişkilerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmanın ilk bölümünde ?iş tatmini? kavramı ele alınarak tanımı yapılacak, benzer kavramlarla ilişkisi, iş tatmini ile ilgili teorileri, iş tatmini ölçüm teknikleri ve iş tatminini etkileyen faktörler açıklanacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ?örgütsel bağlılık? kavramı ele alınarak benzer kavramlarla ilişkisi, örgütsel bağlılık yaklaşımları, örgütsel bağlılığın sınıflandırılması ve örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler açıklanacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde iş tatmini ile örgütsel bağlılık arasındaki etkileşim ve bunun sonuçları açıklanarak iş tatminini arttırma yöntemleri anlatılacaktır. Çalışmanın son bölümünde ise iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi incelemeye yönelik bir uygulama yer alacaktır. Araştırmanın Örneklemi Uşak İl Merkezinde faaliyet gösteren Özel dershanelerde görev yapan öğretmenlerdir. Toplamda 7 dershanede 150 anketle yapılmıştır. Araştırmada iş tatmini ve örgütsel bağlılık ile ilgili ölçekler ve demografik özelliklerle ilgili bilgi formu kullanılmıştır. İş tatminini ölçmek için Smith, Kendall ve Hulin tarafından 1969?da geliştirilen JDI-Job descriptive index ? iş tanımlama indeksi adlı 1987?de Ergin tarafından ?İş Betimlemesi Ölçeği? adıyla Türkçe?ye çevrilen ölçek kullanılmıştır. Bu ölçeğin seçilmesinin sebebi daha önceki uygulamalarda öğretim görevlileri için kullanılması ve bu alanda geçerliliğinin kanıtlanmış olmasıdır. Ölçekte toplam 19 ifade yer almakta ve bu ifadeler ?Kesinlikle Katılmıyorum? ile ?Tamamen Katılıyorum? arasında değişen 7Tı Likert ölçeği ile değerlendirilmiştir. Örgütsel bağlılığı ölçmek içinse Ailen ve Meyer?in üç boyutlu örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin alt faktörleri duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılıktır. Bu ölçekte de 7Tı likert ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasında karşılıklı ilişki olduğu, örgütsel bağlılık ve iş tatmininin amaçlardaki değişim, iş hacmi, görev başında olmama ve iş performansı gibi örgütsel sonuçları oldukça etkileyen değişkenlerle ilişkili oldukları açıkça görülmektedir. Diğer taraftan iş görenin çalıştığı örgüte ve onun değerleriyle hedeflerine olumlu duygular beslerken, örgüt içinde yaptığı belli bir işten dolayı mutsuzluk duyabileceği olasılığı her zaman bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Örgütsel Bağlılık, Özel Dershanelerdeki Öğretmenler
Örgütlerde öğrenen örgüt kültürüne ilişkin algıların örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Bir kamu kurumunda uygulama
Bu araştırma, ?Kamu Kurumunda? görev yapan personelin öğrenen örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesine ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda çalışanların; öğrenen örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi ve öğrenen örgüt kültürlerinin örgütsel bağlılıklarına olan etkisinin tespit edilmesi çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma Uşak Defterdarlığı? nı kapsamaktadır. Araştırmaya 101 kamu çalışanı katılmıştır. Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak kullanılan ve üç boyuttan oluşan anket formunun ilk bölümünde, örneklemi oluşturan kamu çalışanlarının demografik özelliklerinin belirlenmesi için ?Kişisel Bilgi Formu?, ikinci bölümde öğrenen örgüt kültürü düzeylerinin belirlenmesi için Watkins ve Marsicktarafından geliştirilmiş, Basım ve arkadaşları tarafından (2007) Türkçeye uyarlanmış olan ? Öğrenen Örgüt Boyutları Ölçeği?, üçüncü ve son bölümde ise örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi için Allen ve Meyer tarafından geliştirilen ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği (OCQ)? kullanılmıştır. Elde edilen verilere, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak; frekans ve yüzde değerleri, güvenilirlik, madde ve faktör analizleri, KMO (Kaiser-Meyer-Olkin) Örneklem Yeterliliği Testi, Barlett Küresellik Testi ve bağımsız değişken ve boyutlarının bağımlı değişken üzerindeki etkilerini belirlemek amacı ile regresyon analizi yapılmıştır. Verilerden elde edilen sonuçlar % 90 güven aralığında, p < 0,10 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; öğrenen örgüt kültürünün boyutlarından sürekli öğrenme boyutu ile örgütsel bağlılığın alt boyutu olan duygusal bağlılık arasında bir ilişkiye rastlanmıştır; fakat öğrenen örgüt kültürünün diğer boyutlar ile duygusal bağlılık arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenen örgüt kültürünün boyutları ile devam bağlılığı arasındaki ilişki incelendiğinde destekleyici liderlik, sistemler arası bağlantı, diyalog ve araştırma, paylaşımcı sistemler arasında ilişkiye rastlanmış, fakat öğrenen örgüt kültürünün diğer boyutlar ile devam bağlılığı arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenen örgüt kültürü boyutları ile normatif bağlılık arasındaki ilişki incelendiğinde ise; sadece öğrenen örgüt kültürü boyutlarından sürekli öğrenme ile normatif bağlılık arasında ilişkiye rastlanmış, diğer boyutlar ile normatif bağlılık arasında bir ilişki tespit edilmemiştir. Bu Yüksek Lisans Tezi Uşak Üniversitesi BAP birimi tarafından proje olarak desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Öğrenen Örgüt, Örgütsel Bağlılık, Kamu Kurumları, Kamu Çalışanları.
İşletmelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemi ve Uşak Organize Sanayi Bölgesindeki işletmelerin halkla ilişkiler faaliyetlerinin incelenmesi
Bu çalışmada işletmelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemi ortaya konmuş ve Uşak ilinde Uşak Organize Sanayi Bölgesi (UOSB) işletmelerinin halkla ilişkiler uygulamaları ele alınarak incelenmiştir. Bu amaçla, 115 işletmeye tesadüfî örnekleme yöntemiyle anket uygulanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde halkla ilişkilerin anlamı, tarihçesi ve halkla ilişkilerin önemi üzerinde durulmuş, ikinci bölümde ise işletmeler açısından halkla ilişkiler faaliyetlerinin önemi ve kullanılan araçlar açıklanmıştır. Tezin son bölümde, yapısal eşitlik modeli kullanılarak, Uşak İli işletmelerinin halkla ilişkiler faaliyetlerinden beklentilerine etki eden faktörler incelenmiş ve sonuçlar ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, İletişim, İmaj, Tanıtım, İşletmeler, Yapısal Eşitlik Modeli
Türkiye'de KOBİ'lere verilen destekler ve İngiltere ile karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de KOBİ'lere verilen destekler ve İngiltere ile karşılaştırılması ve sonuç olarak, Türkiye'de KOBİ'lere sağlanan destekler konusunda öneriler oluşturmaktır. Çalışma, İngiltere'de KOBİ'lere sağlanan desteklerin incelenmesi ve Türkiye'deki KOBİ'lere sağlanan desteklerin karşılaştırılması ile sınırlandırılmıştır. Çalışma da tanımlayıcı ve açıklayıcı araştırma teknikleri kullanılmıştır. Bu tekniklere ek olarak ülkeler arası eğitim sistemlerinin karşılaştırılmasında kullanılan yatay yaklaşım modeli örnek olarak alınmış ve uygulanmıştır. İngiltere ve Türkiye'de KOBİ'lere sağlanan destekler arasındaki farklılıklar karşılaştırılırken yatay yaklaşım kullanılmıştır. Bu çalışmada verilerin toplanmasında belgesel tarama tekniği kullanılmıştır. Veri toplama sırasında Türkiye ve İngiltere'de KOBİ'lere sağlanan destekler hakkındaki, tez, makale, kitap, faaliyet raporları, stratejik planlar ve araştırma raporlarından yararlanılmıştır. İngiltere ve Türkiye'de KOBİ'lere verilen desteklerin benzerlik ve farklılıkları analiz edilerek karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler bir araya getirilerek çizelgeler oluşturulmuş ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Çizelgeler yorumlanmış ve Türkiye'deki KOBİ destekleri göz önüne alınarak önerilerde bulunulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda yorum ve öneriler yapılmış, Türkiye'de KOBİ'lere sağlanan desteklerle ilgili programlarda yeniden yapılandırmanın faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Özellikle KOBİ'lere destek sağlayan KOSGEB, TÜBİTAK ve KGF gibi kuruluşlarının yetki ve sorumluluklarının artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, Türkiye, İngiltere, Destek, Hibe
Kriter ağırlıklandırma yöntemlerininin karşılaştırılması
Çok kriterli karar verme problemlerinin çözümünde kullanılan ağırlık belirleme yöntemleri, kriterlerin önemlerinin belirlenmesi ve karar vericiler için en iyi ve tatmin edici sonucun elde edilmesinde önemli role sahiptir. Max100, SWARA ve İkili Karşılaştırma ağırlık belirleme yöntemlerinin otomobil seçimi ile ilgili kriterler temel alınarak kullanıldığı bu çalışmada yöntemlerin kriter ağırlıkları arasındaki değişkenliği ifade eden değerlere ait sonuçlara göre kıyaslanması amaçlanmıştır. Yeni geliştirilmiş bir yöntem olan SWARA'nın karşılaştırılan yöntemlere dahil edilmesi bu çalışmayı daha önce yapılan çalışmalardan ayırmaktadır. Çalışma örneklemini Uşak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi akademisyenleri ve İşletme Bölümü öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmaya 139 kişi katılmıştır. Veriler, katılımcılara yapılan anketler yardımıyla elde edilmiştir. Verilerin analizi ise Excel ve SPSS 18.0 programları yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma bulguları göz önüne alındığında İkili Karşılaştırma yönteminin Max100 ve SWARA yöntemlerine göre değişkenliğinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Bunun yanında Max100 kullanımı en kolay yöntem olarak seçilirken, İkili Karşılaştırma yönteminin puanlandırma şekli en güven verici yöntem olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Uluslararası taşımacılık yapan lojistik işletmesinin taşıma türünün analitik hiyerarşi yöntemiyle seçimi: Vestel Beyaz Eşya A. Ş.'de uygulama
Kelime olarak nakliye, ulaşım ve taşıma anlamlarına gelen lojistik, tekerleğin icat edilmesiyle beraber sürekli olarak insanların ilgisini çekmiştir. Sanayi devrimi sonrasında kütlesel üretimin gerekliliği ve önemi artmış, bilgi teknolojisinin gelişmesi ve küreselleşmenin etkisiyle hem kaliteli üretimin yapılması hem de ürünlerin en uygun şekilde müşteriye ulaştırılması aynı derecede önemli hale gelmiştir. Her şirket maliyetlerini düşük seviyede tutup hizmet kalitesini en iyi şekilde sağlamak istemekte ve bu yüzden de karar vermesi zor olan durumlarda en doğru kararı vererek en iyi tercihi yapmaları beklenmektedir. Son yıllarda gerek ulusal ve gerekse de uluslararası taşımacılıkta artık küresel hale gelen dünya keskin bir rekabet ortamı doğurmuştur. Uluslararası taşımacılık yapan firmaların lojistik faaliyetlerinin bütün bölümlerini en iyi şekilde kavrayarak üreticiden tüketiciye doğru uzanan süreçte hizmet sağlamaları zorunlu hale gelmiştir. Küresel rekabetin yaşandığı ve birçok tedarikçinin bulunduğu dünyada lojistik firmaları rekabetin ötesine geçip rekabet üstü olmak zorundadırlar Geleceğin en önemli sektörlerinden biri olması beklenen lojistik sektörü, Türkiye'de de son zamanlarda hızla ilerleme gösteren sektörlerden biri olarak görülmektedir. Türkiye; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını birbirine bağlayan, Asya ve Avrupa arasında köprü işlevi gören, petrol bakımından zengin ülkelere komşu olan, stratejik bakımdan önemli boğazlara sahip, üç tarafı da denizlerle çevrili önemli bir coğrafi konuma sahiptir ve uluslararası taşımacılığın gelişmesine büyük katkılar sağlamaktadır. Bu çalışmada lojistik ve uluslararası taşımacılığın öneminden bahsedilmiştir. Uluslararası taşımacılık yapan Vestel Beyaz Eşya A.Ş.'de maliyet, hız, güvenilirlik, taşıma kapasitesi, yakıt fiyatı, teslimat, esneklik olmak üzere 7 kriterli, havayolu karayolu ve denizyolu taşımacılığı olmak üzere 3 alternatifli tedarik sürecinde çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHP) kullanılarak, hangi taşıma türünün daha uygun olacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Uluslararası Taşımacılık, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV), Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHP)
Dalgacık dönüşümü ve destek vektör makineleri ile tahmin: BIST üzerine bir uygulama
Temelde sinyal analizinde kullanılan bir yöntem olan dalgacık dönüşümü ile veri madenciliği yöntemlerinden bir yapay öğrenme algoritması olan destek vektör makineleri yöntemlerinin birlikte finansal zaman serileri üzerinde kullanılmasının amaçlandığı bu çalışmada; teknik göstergeler, yurtdışı borsa endeksleri, makroekonomik göstergeler ve haftanın günleri gibi bağımsız değişkenler kullanılarak BIST 100 endeksinin yönü tahmin edilmektedir. Analizde, 15 Ekim 1997 tarihi ile 30 Aralık 2014 tarihleri arasındaki borsanın açık olduğu işgünlerini kapsayan 4296 günlük gözlem veri seti kullanılarak günlük, haftalık ve aylık veri setleri oluşturulmuştur. Çalışmada günlük, haftalık ve aylık periyotlarda değişken seçme yöntemleri (temel bileşen analizi, k-en yakın komşuluk, korelasyon, lojistik regresyon, kısmi en küçük kareler, rastgele orman algoritması) yardımıyla çeşitli modeller oluşturulmuş, ayrıca tüm değişkenlerin yer aldığı modeller de oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı doğrultusunda; geliştirilen ham ve dalgacık modellerin borsa endeksi üzerindeki tahmin performansları ölçülerek dalgacık dönüşümünün destek vektör makinelerinin tahmin performansına etkisi incelenmiş ve dalgacık dönüşümünün destek vektör makinelerinin tahmin performansını belirgin şekilde artırdığı saptanmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre; BIST 100 endeksinin yönünü en iyi tahmin eden modelin günlük veri setindeki tüm teknik gösterge, yurtdışı borsa endeksleri, makroekonomik göstergeler ve gün değişkenlerinden oluşan Dalgacık TÜM55 modeli (%90,84) olduğu, bu modelin ham veri setindeki (%56,90) tahmin oranını yaklaşık %60 artırdığı tespit edilmiştir. Haftalık modellerde ise en yüksek tahmin performansı, lojistik regresyon ile seçilen H-LR<,20 ve H-LR<,05 dalgacık modelleriyle (%84,62) elde edilmiş; aylık modellerde en yüksek tahmin performansı ise k-en yakın komşuluk ile seçilen A-KNN20 ve lojistik regresyon ile seçilen A-LR<,10 dalgacık modellerinde (%74,36) gerçekleşmiştir. Ayrıca elde edilen modellerin tahmin performansları değerlendirildiğinde; günlük veri setinde değişken seçimi ile elde edilen değişkenler kullanılarak haftalık ve aylık modellerin oluşturulabileceği, haftalık ve aylık veri setlerinde ayrıca değişken seçimi yapılmasına gerek olmadığı sonucu elde edilmiştir. Diğer bir önemli sonuç ise, dalgacık dönüşümünün yön tahmininde ham veri setinde karşılaşılan azalış yönündeki sınıflandırma hatalarını azaltarak, artış ve azalışların birbirine yakın oranlarda sınıflandırılmasını sağlamasıdır.
İlişkisel pazarlama yaklaşımı ile müşteri sadakati arasındaki ilişki ve bankacılık sektöründe bir uygulama
ÖZET İLİŞKİSEL PAZARLAMA YAKLAŞIMI İLE MÜŞTERİ SADAKATİ ARASINDAKİ İLİŞKİ VE BANKACILIK SEKTÖRÜNDE BİR UYGULAMA Makbule KATLIDAĞ İşletme Ana Bilim Dalı Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mart 2016 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Serdar AYDIN Teknoloji ve küreselleşmenin etkisiyle rekabet etmekte zorlanan geleneksel pazarlama yaklaşımı, günümüzde yerini ilişkisel pazarlama yaklaşımına bırakmaktadır. İlişkisel pazarlama; insan ilişkilerine dayalı, müşterilerin istek, ihtiyaç ve şikâyetlerini göz önünde bulunduran, müşteriye değer veren ve memnuniyetini maksimum düzeyde tutmaya çalışan bir anlayıştır. Güven ve sadakat üzerine kurulan insan ilişkilerinin taklit edilmesi zor olduğundan işletmeler, hem müşteri sadakati yaratmada hem de hizmet ve ürünleri geliştirmede ilişkisel pazarlama yaklaşımından yararlanmaktadır. Bu çalışmada ilişkisel pazarlama yaklaşımı ve müşteri sadakati kavramı arasındaki ilişki ele alınmış, aralarındaki etkileşim ve birbirlerine sunduğu avantajlardan bahsedilmiştir. İşletmeler ki burada uygulamaya konu olan bankaların, ilişkisel pazarlama yaklaşımını kullanırken nelere dikkat ettikleri, faydaları ve odakları çalışmada ele alınırken, müşteri sadakatinin bu yaklaşımlardan nasıl etkilendiği de ortaya koyulmuştur. Çalışmada bankalara uygulan mülakat sorularına alınan yanıtlar ve bulguların analizi doğrultusunda ilişkisel pazarlamanın müşteri sadakati kavramının üzerindeki olumlu etkisi farklı faktörlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlişkisel Pazarlama, Müşteri Sadakati, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Odaklılık, Modern Pazarlama.
Türkiye'de katılım bankacılığının multi-moora yöntemi ile finansal performans analizi
1970'li yıllarda Dünya'da petrole olan ihtiyacın artması sonucu Orta-Doğu ülkelerinde önemli miktarda sermayenin birikmesi ile bu sermayenin İslam'a uygun bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla bu ülkelerde faaliyetlerine başlayan İslami bankacılık, daha sonra tüm Dünya'da faizsiz bankacılık adı altında batı ülkelerinde de hızlıca gelişmiştir. Türkiye'de İslami bankacılık 1983 senesinde ÖFK ismi ile başlamış, 2005 senesinde yeni bir bankacılık türü olarak kabul edilmiş ve gerçekleştirilen yasal düzenlemeler ile katılım bankaları, mevduat bankaları ile eşit haklara ve yükümlülüklere sahip olmuşlardır. Bundan sonra diğer bankalarla aynı şartlarda rekabet eder duruma gelen katılım bankalarının performanslarının analiz edilmesi önemli hale gelmiştir. Bu amaçla ilk olarak Türkiye'de katılım bankalarının bankacılık sektöründeki yeri, toplanan ve kullandırılan fonların, aktiflerin, öz kaynakların, şube sayılarının ve personel sayılarının gelişimi açılarından değerlendirilmiş daha sonra Türkiye'de uygulanan finansal yeniliklere yer verilmiştir. Son olarak Türkiye'de faaliyet gösteren 4 katılım bankasının 2006-2014 yılları arasındaki performansları Multi-MOORA yöntemiyle ölçülmüş ve performanslar değerlendirilmiştir. Uygulama sonucunda 2008 Dünya Ekonomik Krizi'nin katılım bankalarının performanslarını etkilediği görülmüştür. 2014 yılı için önem katsayısı ile elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, finansal oranlar negatif değerler içerdiğinde Multi-MOORA yönteminin hatalı sonuçlar verdiği görülmüş ve yöntemin geliştirilmesi önerilmiştir. Multi-MOORA yöntemi ile performans ölçümü yapılırken, kullanılan finansal oranların ve bu oranları oluşturan bilanço verilerinin yıllar içindeki eğilimlerinin dikkatlice analiz edilmesi gerektiği ve elde edilen sıralamaların bu eğilimlerle karşılaştırılması tavsiye edilmiştir. Ananhtar Kelimeler: Katılım Bankacılığı, Multi-MOORA Yöntemi,Performans Analizi
Gri ilişkisel analiz ile tedarik zinciri performansının değerlendirilmesi; Otomotiv sektöründe bir uygulama
Tedarik zincirini oluşturan işletmelerin birbiriyle olan ilişkilerinde önem verdikleri kriterlerin belirlenmesi ve bu kriterlere göre performanslarını iyileştirmeleri küreselleşen dünyada rekabet için hayati bir öneme sahiptir. Ekonomik olarak ciddi bir büyüklüğe sahip otomotiv sektöründe tedarik zinciri performans kriterlerinin belirlenmesi, bu sektörde iş yapan işletmelerin performanslarının iyileştirilmesi için önemli bir adımdır. Bu çalışmada otomotiv yedek parça sektöründe faaliyet gösteren yedek parça perakendecilerinin tedarikçilerle ilişkilerinde önem verdikleri kriterlerin ortaya çıkarılması ve bu kriterler ile tedarikçilerin performanslarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Kriterlerin belirlenmesi amacıyla uzman görüşü alınmıştır. Bu görüşler sonucunda belirlenen kriterlerin önem derecelerinin ve tedarikçi işletmelerden en çok tercih edilenlerin belirlenmesi için yüz yüze anket yöntemi kullanılmıştır. En önemli 10 kriter ile en çok tercih edilen 12 işletmenin performansları Gri İlişkisel Analiz (GİA) ile değerlendirilmiştir. Küçük verilerle belirsizlik ortamlarında bile iyi sonuçlar veren Gri İlişkisel Analiz (GİA) ile ürünlerin fiyat uygunluğu, ürünlerin garantili olması, kusurlu ürünlerde iade kolaylığı, yeni çıkan ürünlerin tanıtımı, stok yeterliliği, hergün sevkiyat yapılması, iskonto oranının iyi olması, sipariş verme sisteminin kullanışlılığı, ürün çeşitliliğine sahip olma ve siparişlerin eksiksiz gönderilmesi kriterlerine göre yapılan değerlendirmede A4 işletmesinin performansının en iyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gri İlişkisel Analiz, Otomotiv Sektörü, Tedarik Zinciri Performansı