
4,096
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Synthesis of novel benzothiophene derivatives via cyclization reactions
Benzothiophenes and their derivatives have been gained big importance as important candidates for pharmaceutical applications since they show remarkable analgesic, antibacterial, anti-inflammatory, antiparasitic, antifungal, hypoglycemic, antitumor and anticancer activities. They have also essential compounds for agrochemical and material sciences. Different kind of synthetic methods were employed for the synthesis of benzothiophene structures in literature. Moreover, they have been isolated from different kinds of plants and used to treat different type of diseases for many years. In the present study, a novel methodogies were investigated for the synthesis of anisole substituted benzothiophene derivatives. A variety of organic reactions were performed for the formation of desired benzothiophenes such as, Pd-catalyzed Sonogashira Coupling Reactions, Electrophilic Cyclization Reactions and Stille Coupling reactions. All synthesized compounds were characterized by using 1H-NMR, 13C-NMR, IR and HRMS. Key words: Benzothiophenes, Cyclization reactions, Sonogashira coupling reactions.
MWCNT destekli rodyum nanokümelerinin sentezi tanımlanması ve hidrazin boranın hidrolizi için reaksiyon kinetiğinin incelenmesi
Bu çalışmada, MWCNT yapısında kararlaştırılmış rodyum(0) nanopartiküllerinin hazırlanmasını, tanımlanmasını ve hidrazin-boranın hidroliz tepkimesindeki katalitik etkinliklerinin incelenmesini sunuyoruz. MWCNT yapısında kararlaştırılmış rodyum(0) nanopartikülleri, rodyum (III) klorürün hidrazin-boranın hidrolizi tepkimesinde eş zamanlı (tepkime içi) indirgenmesi ile hazırlandı. Bu şekilde hazırlanan rodyum(0) nanopartikülleri katı olarak izole edildi ve indüktif olarak çiftleşmiş plazma-optik emisyon spektroskopisi (ICP-OES), geçirimli elektron mikroskopisi (TEM), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) teknikleri kullanılarak tanımlandı. MWCNT yapısında kararlaştırılmış rodyum(0) nanopartiküllerinin katalitik etkinliği ile bu katalizörün varlığında hidrazin-boranın hidrolizi tepkimesinin kinetiği, farklı katalizör ve substrat konsantrasyonuna ve sıcaklığa bağlı olarak çalışıldı. Hidrazin-boranın hidroliz tepkimesine ilişkin hız kanunu ve aktivasyon parametreleri Arrhenius aktivasyon enerjisi (Ea), aktivasyon entalpisi (ΔH#) ve aktivasyon entropisi (ΔS#)), elde edilen kinetik veriler kullanılarak hesaplandı.
Etkin bir katalizör olan aktif C destekli Rh nanokümelerinin N2H4BH3'ın hidrolizinde katalitik performansının incelenmesi
Bu çalışmada, aktif karbon (C) üzerine Rodyum(0) nanokümeleri, sulu fazda rodyum(III) tuzunun katı destek maddesi olan aktif karbon (C) yüzeyine depolanmasıyla uygun indirgeyicilerden sodyum borhidrür (NaBH4) kullanılarak indirgenmesiyle oluşturuldu. Rodyum(0) nanokümelerinin hazırlanmasında izlenen deneysel yöntem; parçacık büyüklüğü, sıcaklık, çözücü ve indirgeyici parametreleri kullanılarak işlemler gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen işlemler sonucunda elde edilen katı katalitik malzeme, indüktif olarak çiftleşmiş plazma-optik emisyon spektroskopisi (ICP-OES) geçirimli elektron mikroskopisi (TEM), X-ışınları fotoelektron spektroskopisi (XPS), toz-X ışınları kırınımı (P-XRD) gibi ileri analitiksel yöntemler kullanılarak tanımlandı. Aktif karbon(C) yapısında kararlaştırılmış Rh(0) nanoparçacıklarının katalitik etkinliği ile Rh@C katalizörü varlığında hidrazin boranın (N2H4BH3) dehidrojenlenmesi tepkimesinin kinetiği; farklı substrat ve katalizör derişimine ve sıcaklığa bağlı olarak incelendi. Hidrazin-boranın dehidrojenlenme tepkimesine ait hız eşitliği ve aktivasyon parametreleri (Arrhenius aktivasyon enerjisi (Ea), aktivasyon entalpisi (ΔH#) ve aktivasyon entropisi (ΔS#) değerleri), deneysel çalışmalardan elde edilen kinetik veriler kullanılarak hesaplandı.
Yeni mono ve bis-triazol türevlerinin sentezi vehesapsal kimya uygulamaları
1,2,3-triazol bileşikleri biyolojik sistemlerde önemli bir yer oynar. İlaç kimyasında anti-HIV, antialerjik, antifungal ve antimikrobiyal olarak, koordinasyon kimyasında, kemosensörlerde, materyal ve polimer kimyasında ve daha pek çok alanda uygulanabilirliğe sahip çok önemli bileşiklerdir. Organik kimyada tek-kap çoklu adım (birden fazla tepkimenin tek bir reaktörde art arda gerçekleştiği) içeren sentetik yöntemler kompleks molekül sentezinde zaman ve maliyeti düşürdüğü için büyük önem kazanmıştır. 'Click' kimyası güvenilir, hızlı ve yüksek seçici tepkimeleri bir arada bulundurur. Azid ve alkinlerin Cu(I)-katalizörlü 1,3-dipolar siklokatılmasıyla 1,4- disübstitüe 1,2,3-triazollerin sentezi en yaygın olanıdır. Bu çalışmada yeni mono ve bis triazol türevlerinin sentezi yapılmış ve Gaussian09 paket programı kullanılarak metal koordinasyon karakteristikleri incelenmiştir. Sonuç olarak mono triazollere nazaran daha fazla koordinasyon noktası içeren bis triazollerin daha kuvvetli kompleksler oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bilgisayarlı hesaplamalar B3LYP/LanL2DZ hesap seviyesi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Karboksimetil selüloz ile kararlılaştırılmış nikel-rodyum nanokümelerinin sentezi, tanımlanması ve hidrazin boranın hidrolizinde katalizör olarak kullanılması
Bu tez çalışmasında, günümüzde yenilenebilir enerji ve hidrojen ekonomisi bağlamında son derece önem kazanmış olan hidrazin boran gibi bir bor bileşiğinden hidrojen eldesini katalizleyen karboksimetil selüloz ile kararlılaştırılmış nikel-rodyum nanokümeleri sentezlendi. Çalışmanın birinci aşamasını, hidrojen eldesinde kullanılacak olan hidrazin boranın (N2H4BH3), dihidrazin sülfat ile sodyum borhidrürün dioksan içerisindeki reaksiyonu sonucu sentezi oluşturmaktadır. Elde edilen ürünün ileri spektroskopik yöntemlerle tanımlanması neticesinde diğer aşamalara geçildi. İkinci aşamada ise hidrazin boranın hidrolizini katalizleyen nikel-rodyum bimetalik nanokümelerinin sentezi gerçekleştirildi. Ni-Rh nanokümeleri sulu çözeltide CMC yardımıyla kararlı hale getirildi. Üçüncü aşamada, sentezi gerçekleştirilen bimetalik nanokümeler, XRD, XPS, (HR)TEM ve UV-görünür bölge spektroskopisi gibi ileri analitik yöntemler kullanılarak tanımlandı. Dördüncü aşamada ise başarılı bir şekilde sentezlenen ve tanımlanan katalizörler hidrazin boranın hidrolizinden hidrojen eldesinde kullanılarak gerekli kinetik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Hidroliz, Hidrazin Boran, Nanoküme, Nikel, Rodyum.
Çörek otu (Nigella sativa) küspesinin tekstil boyar madde biyosorpsiyonunda kullanılabilirliğinin araştırılması
Doğada bulunan ancak hızla artan endüstriyel faaliyetler sonucu su, toprak, hava ortamındaki miktarları her geçen gün artan boyar madde toksik etkileri ve çevreye verdiği zararlar nedeniyle önem arz etmektedir. Doğal sulak alanlarda kontrolsüz endüstriyel atıkların sonucu olarak karşımıza çıkan tekstil boyaları yalnızca su kütlesinde değil, sulak alanların yapısında birikebilir. Bulundukları ortamlarda birikebilen tekstil boyaları, canlı yaşamı için toksik etkiler gösterebilmektedir. Metilen mavisi (Cı6Hı8ClN3S.3H2O) (3,7-bis(dimetilamino)-fenazotiyonyum klorür) ve Malahit yeşili (C23H25ClN2 ) 4-[(4-dimetilaminofenil)fenil-metil]- N,Ndimetilanilin tekstil sektöründe boyar madde ve redoks indikatörü olarak yaygın bir şekilde kullanıldığından, atık sularda metilen mavisine ve malahit yeşiline rastlanmaktadır. Adsorpsiyon çalışmaları, çörekotu ile yapılmıştır. Metilen mavisinin fizikokimyasal özelliklerinden biri olan pH=5.34'deki ve Malahit yeşilinin fizikokimyasal özelliklerinden biri olan pH=5.60'daki adsorpsiyon mekanizması üzerinde değişen boyar madde konsantrasyonlarının ve sıcaklığın etkisi araştırılmıştır. Böylelikle pH 5.34'de metilen mavisi ve pH 5.60'damalahit yeşili ile çörek otu küspesi arasında farklı adsorpsiyon davranışları olduğu gözlemlenmiştir. Adsorpsiyon çalışmaları, çörekotu ile yapılmıştır. Metilen mavisinin fizikokimyasal özelliklerinden biri olan pH=5.34'deki ve Malahit yeşilinin fizikokimyasal özelliklerinden biri olan pH=5.60'daki adsorpsiyon mekanizması üzerinde değişen boyar madde konsantrasyonlarının ve sıcaklığın etkisi araştırılmıştır. Böylelikle pH 5.34'de metilen mavisi ve pH 5.60'da malahit yeşili ile çörek otu küspesi arasında farklı adsorpsiyon davranışları olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Biosorpsiyon, Çörek Otu (Nigella Sativa), Metilen mavisi, Malahit yeşili.
Bazı antioksidan bileşiklerin glutatyon redüktaz (EC 1.8.1.7) enzimine etkisinin incelenmesi
Glutatyon redüktaz (GR, EC 1.8.1.7) okside glutatyonu (GSSG) redükte glutatyona (GSH) katalizleyen spesifik antioksidan bir enzimdir. GR enzimi, hücresel indirgenmiş GSH seviyesini koruyarak reaktif oksijen türlerine karşı hücre savunmasında merkezi bir rol oynar. Glutatyon redüktaz enzimi (GR, EC 1.8.1.7), insan eritrositinden afinite kromatografisi yöntemi ile tek basamakta saflaştırıldı ve GR enziminin saflaştırma katsayısı 6224 kat ve spesifik aktivite 9.586 EU/mg protein olarak hesaplandı. SDS-PAGE ile GR enziminin molekül ağırlığı 53 kDa olarak belirlendi. İnsan eritrositinden saflaştırılan GR aktivitesi üzerine timokinon ve likopen bileşiklerinin etkisi araştırıldı. Her iki bileşik GR aktivitesi üzerine inhibisyon etkisi gösterdi. Timokinon ve likopen için % Aktiviteye karşı İnhibitör konsantrasyonu grafiği çizildi. Bu grafiğin denkleminden timokinon ve likopen için IC50 değerleri sırasıyla 62.12 µM ve 35.79 µM olarak hesaplandı. Lineveawer-Burk grafiğinden İnhibisyon çeşidi ve Ki değerleri bulundu. Timokinon ve likopen için inhibisyon çeşidi yarışmasız inhibisyon olarak belirlendi. Timokinon için Ki değeri 57.71 µM ve likopen için Ki değeri 46.65 µM olarak hesaplandı. Anahtar kelimeler: Antioksidan, Glutatyon redüktaz (GR), İnhibisyon, Likopen, Saflaştırma, Timokinon.
Kinoksalin ve türevlerinin elde yöntemleri
Bu çalışmada, etilbenzoilasetat ve dibenzoilmetanın oksalil klorür ile reaksiyonu sonucunda 4-etoksikarbonil-5-fenil-2,3-furandion ve 4-benzoil-5-fenil-2,3-furandion bileşikleri aynı yöntemle farklı farklı elde edildi. Daha önce sentezlenen bu bileşikler benzende oda sıcaklığında 1,2-diaminobenzen ve 1,2-diaminopiridin ile yaklaşık 1 saat reaksiyona sokulduğunda sadece karşılık gelen kinoksalin türevi elde edilirken yapılan bu çalışmada farklı optimum şartlar araştırıldı. Kinoksalin türevleri yanında farklı bileşiklerinde oluştuğu tespit edildi. Önceki çalışmalarda 2,3-furandion bileşiklerinin etoksikarbonil ve benzoil grupları korunurken sıcakta benzen, ksilenve asetik asitte yapılan reaksiyonlarda bu grupların koptuğu gözlendi. Elde edilen kinoksalin türevleri ve yan ürünlerin reaksiyon mekanizmaları aydınlatıldı. Bu bileşiklerin yapıları 1H-NMR ve 13C-NMR, IR ve Kütle Spektroskopisi yöntemleri ile aydınlatıldı.
Potansiyometrik sunset yellow seçici elektrot geliştirilmesi ve uygulamaları
Bu tez çalışmasında, gıda boyar maddesi olan sunset yellow'u tayin etmek için kullanılan potansiyometrik bir iyon seçici elektrot (İSE) geliştirildi. Sunset yellow-Metiltrioktilamonyumklorür iyon çifti sentezlendi. Sentezlenen iyon çifti elektrot membranının yapısında iyonofor madde olarak kullanıldı. Membran optimizasyonu için, sentezlenen iyon çiftleri kullanılarak değişik kompozisyonlarda PVC membran iyon seçici elektrotlar üretildi ve bu elektrotların potansiyometrik performans özellikleri araştırıldı. En iyi potansiyometrik performans özelliklerini % 3.0 sunset yellow-Metiltrioktilamonyum (Sunset-MTOA) iyon çifti % 64.8 Nitrofeniloktileter (NPOE), % 32.0 Polivinilklorür (PVC) ve % 0.2 Potasyum tetrakis (4-klorofenilborat) (KTpClPB), bileşimine sahip elektrodun sergilediği belirlendi. Bu elektrodun doğrusal çalışma aralığı 1.0×10-5-5.0×10-2 M, 10 katlık konsantrasyon değişimindeki eğimi, 23.6 mV, tayin limiti, 1.0×10-5 M, pH çalışma aralığı: 6.4-9.1, cevap zamanı ≈ 5 sn olarak belirlendi. Elektrot oldukça tekrarlanabilir bir potansiyometrik cevap sergiledi.
Voltammetric determination of idarubicin used in cancer treatment on boron-doped diamond electrode
Idarubicin (4-demethoxy-daunorubicin) is a commercially available antineoplastic agent which belongs to the family of anthracycline antibiotics. This thesis examined the use of an anodically pretreated boron doped diamond electrode without any chemical modifications for the electrochemical determination of Idarubicin by using cyclic and square-wave voltammetry in aqueous solutions over the pH range of 2.0-8.0. The compound was mainly oxidized in two steps at high positive potentials, resulting in the formation of redox couples with reduction waves at less positive potentials. Using square-wave voltammetry, Idarubicin could be determined in the concentration range 0.5-25µg mL-1 (9.4×10-7-4.6×10-5 M) in Britton-Robinson buffer (pH 2.0) at +1.10 V (vs. Ag/AgCl). The limit of detection was 0.0174 µg mL-1 (3.2×10-8 M). The practical applicability of the developed method was demonstrated on the determination of Idarubicin in pharmaceutical formulation, with results similar to those obtained using a high-performance liquid chromatography with diode-array detection. Keywords: Anodic pretreatment, Boron-doped diamond electrode, Idarubicin, Injectable solutions, Square-wave voltammetry.
Potansiyometrik izoprenalin-seçici elektrot geliştirilmesi ve uygulamaları
Bu çalışmada potansiyometrik iyon seçici elektrot (İSE) farmasötik etken madde olan izoprenalinin tayini için kullanıldı. İP-FM, İP-TSA, İP-TPB, İP-REY, İP-FTA iyon çiftleri sentezlendi. Sentezlenen iyon çiftleri elektrot membranının yapısında iyonofor olarak kullanıldı. Membran optimizasyonunu sağlamak için PVC membran elektrotlar sentezlenen iyon çifti kullanılarak çeşitli bileşimlerde üretildi. Bu elektrotların potansiyometrik performans özellikleri araştırıldı. En iyi potansiyometrik performans özelliklerinin % 3.0 İzoprenalin-Tetrafenilborat iyon çifti, % 64 Nitrofeniloktileter (NPOE), % 32.0 Polivinilklorür (PVC), % 1 Potasyum tetrakis (4-klorofenil) borat (KTpClPB) bileşimine ait olduğu belirlendi. Bu elektrodun doğrusal çalışma aralığının 5.0x 10-6 M-1.0x 10-1 M ve 10 katlık konsantrasyon değişimindeki eğimi, 45,3 mV; tayin limiti, 5.0x10-6 M; pH çalışma aralığı 2.6-3.6 ve 5.7-7.9; cevap zamanı < 5 sn olarak belirlendi. Elektrot oldukça tekrarlanabilir bir potansiyometrik cevap sergilemiştir. İzoprenalin içeriği, izoprenalin seçici elektrot kullanılarak ilaçta tayin edildi.
Van yöresinde yetiştirilen bazı yerel kavun (Cucumis melo L.c.v./ Cucurbitaceae) çeşitlerindeki mineral düzeylerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, Van yöresinde yetiştirilen bazı kavun (Cucumis melo L.c.v./Cucurbitaceae) çeşitlerindeki mineral düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Alaköy mevkii ile Erciş ve Gevaş ilçelerinde yetiştirilen kavun numuneleri kullanılmıştır. Alaköy mevkii ile Erciş ve Gevaş ilçelerinden alınan kavunlarda bulunan Kalsiyum (Ca), Kadmiyum (Cd), Krom (Cr), Bakır (Cu), Demir (Fe), Potasyum (K), Magnezyum (Mg), Mangan (Mn), Sodyum (Na), Nikel (Ni), Kurşun (Pb) ve Çinko (Zn) minerallerinin düzeyleri tespit edilmiştir. Çalışmada Alaköy, Erciş ve Gevaş ilçelerine ait numunelerin Ca, Cr, Cu ve Mg elementleri ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmaz iken (p<0.05), Cd, Fe, K, Mn, Na, Ni, Pb ve Zn elementlerinin ortalamaları arasındaki fark önemli bulunmuştur(p<0.05).
Bardakçı / Van kilinin bazı fizikokimyasal ve mineralojik özellikleri üzerine ısıl işlemin etkisi
Bardakçı/Van bölgesinden alınan killi bir ham malzemenin mineralojik ve fizikokimyasal özelliklerinin ısıl işlem sıcaklığı ile değişiminin araştırılması bu çalışmanın amacı olarak öngörülmüştür. Örneğin karekterizasyonu; X-ışını floresans spektroskopisi (XRF), endüktif eşleşmiş plazma-kütle spektrometrisi (ICP-MS), X-ışınları difraksiyonu (XRD), diferansiyel termal analiz (DTA), termogravimetrik analiz (TGA), fourier transform infrared spektroskopisi (FTIR), taramalı elektron mikroskobu (SEM), katyon değiştirme kapasitesi (metilen mavisi adsorpsiyonu), Brunauer, Emmett ve Teller (BET) ve potansiyometrik kütle titrasyon (pzc) yöntemleri ile yapılmıştır. Orijinal örneğin içinde kuvars, kalsit, smektit (montmorillonit), amorf madde, feldspat, kaolinit, serpantin grubu mineral, tridimit, illit, mika ve karışık tabakalı kil mineralleri gibi kil ve kil dışı mineraller belirlenmiştir. Ham örneğe 100-1000 OC sıcaklıkları arasında ısıl işlem uygulanmış ve bu sırada gözlenen değişimlerden kinetik ve termodinamik değerlendirmeler yapılmıştır. Termal bozunmaya ilişkin dehidratasyon ve dehidroksilasyon (ΔH0) bozunma entalpisi, KDK'nin ısıl işlem sıcaklığı ile değişiminden belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, 500 OC'tan önceki bozunmanın fiziksel, üzerindeki sıcaklıklarda ise bozunmanın kimyasal olduğunu göstermektedir. Orijinal örneğe ait termal analiz verilerinden (TGA, DTA) Coats-Redfern eşitliklerinin kullanılmasıyla dehidratasyon ve dehidroksilasyonuna ait aktivasyon enerjileri ve Arrhenius sabitleri belirlenmiştir. Tüm örneklerin Brunauer-Emmett-Teller (BET) yöntemi ile belirlenen yüzey alanlarının uygulanan ısıl işlem ile düşme eğilimi gösterdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Isıl işlem, Isıl işlem kinetiği, Kil mineralleri, Yüzey alanı.
Radyolojide çalışan bireylerde bazı eser element ve ağır metal (çinko, bakır, magnezyum, mangan, kobalt, demir, kurşun ve kadmiyum) düzeylerin saptanması ve iş sağlığı açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada radyolojide X ışını ile çalışan personellerin kanlarında bulunan ağır metal ve eser element miktarlarındaki (Zn, Fe, Mn, Mg, Cu, Cd, Co ve Pb) artış veya azalışın sağlıklı bireylerin kanlarındaki değerlere göre değişimi kıyaslanmış ve bu durum radyoloji çalışanlarının iş sağlığı açısından değerlendirilmiştir. Çalışma 2019 döneminde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Eğitim ve Araştırma Hastahanesi Radyoloji Anabilim Dalı personeli olan bireyler ile yapılmıştır. Yapılan çalışma radyoloji biriminde çalışan 31 personel ile radyasyona maruz kalmamış herhangi bir hastalığı olmayan 32 sağlıklı bireyden alınan kan örneklerinin karşılaştırılması ile gerçekleştirilmiştir. On iki saatlik açlık periyodunun ardından sabah saatlerinde kan örnekleri toplanmış 10 dakikalık 3000 rpm ile santrifüj edilip serum kanlardan ayrıştırılmıştır. Daha sonra -80 ' de depo edilmiştir. Çalışma yapılacağı zaman zarfında serumlar – 80 ' den çıkartılıp oda sıcaklığına getirilmiştir. Elementler, Merkezi Laboratuvarda Atomik Absorpsiyon Spektrofotometre yardımı ile tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda radyolojide çalışan personellerin Zn, Fe, Cu, Mg düzeyleri kontrol grubuna göre daha düşük, Cd ve Pb düzeylerinin ise kontrol grubundan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Mn ve Co düzeyleri gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark oluşturmamıştır.
Determination of some antioxidant activities (Superoxide dismutase, catalase, and reducing glutathione) and oxidative stress level (Malondialdehyde acid) in cirrhotic liver patients
Cirrhosis is a condition in which the liver does not function properly due to long-term damage. This damage is characterized by the replacement of normal liver tissue by scar tissue. Cirrhosis is most commonly caused by alcohol, hepatitis B, and hepatitis C as the most common etiological factors. In this study, blood serum samples were collected from patients with liver cirrhosis from the Gastroenterology Clinic of Batman Regional Hospital. The aim of this study was to determine the levels of lipid peroxidation (MDA) and antioxidants such as reduced glutathione (GSH), catalase (CAT) and superoxide dismutase (SOD) in the blood serum of liver cirrhosis patients. SOD, CAT and GSH activities were significantly decreased in the patient groups compared to the healthy control group (p<0.05). MDA levels were significantly higher in the patient group compared to the healthy control group (p <0.05). In conclusion, this study, oxidative stress may play an important role in the development of liver cirrhosis. Keywords: Liver Cirrhosis, SOD, GSH, CAT, MDA
Monosodyum glutamatın indüklediği metabolik değişiklikler üzerine kekik yaprağının koruyucu etkisi
MONOSODYUM GLUTAMATIN İNDÜKLEDİĞİ METABOLİK DEĞİŞİKLİKLER ÜZERİNE KEKİK YAPRAĞININ KORUYUCU ETKİSİ BOZKOYUN DUSAK, Zeynep Yüksek Lisans Tezi, Kimya Anabilim Dalı I. Danışman: Doç. Dr. Nurhayat ATASOY II. Danışman: Dr.Öğr. Üyesi Ahmet Ufuk KÖMÜROĞLU Ağustos 2019, 47 Sayfa Monosodyum glutamat (MSG) yaygın şekilde gıda katkı maddesi olarak kullanılmaktadır ve MSG gibi eksitoksinlerin metabolik bozuklukların gelişmesinde önemli rol oynadığıyla ilgili artan bir endişe vardır. Bundan dolayı MSG ile ilgili çalışmalar her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada MSG'nin neden olduğu metabolik sendrom üzerine kekik bitkisin koruyucu etkisi araştırıldı. Otuz iki adet wistar albibo rat her grupta 8 adet olacak şekilde kontrol grubu, kekik grubu (250 mg/kg), MSG grubu (2g/kg) ve MSG+kekik grubu olmak üzere 4 grubu ayrıldı. 28 günlük deneme sonunda ratlar sakrifiye edilerek kanları alındı. Alınan kan santrifüj edilerek serum ayrıldı. Serumlardan AST, ALT, LDH, ALP, glukoz, insülin, üre, kretainin, total protein ve albümin düzeyleri Van YYU Tıp Fakültesi Biyokimya laboratuvarında Abott marka ticari kitler kullanılarak ölçüldü. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında MSG grubunda serum glukoz düzeyi anlamlı olarak artmıştır. MSG+kekik grubu serum glukoz düzeyi MSG grubundan anlamlı olarak azalmıştır. MSG grubu serum AST ve ALT düzeylerinde hafif bir yükselme meydana gelmiştir. Sonuç olarak MSG uygulaması serum glukoz düzeyini anlamlı olarak arttırarak karbonhidrat metabolizmasını bozmuş olabileceği kanısına varıldı. Kekik bitkisinin bu etkinin azalmasına neden olabildiği yapılan çalışmada gözlemlendi. Anahtar kelimeler: Glukoz, İnsülin, Monosodyum glutamat, Rat.
Botan (Siirt) çayinda yaşayan bazı balık türlerinin (Capoeta) bi̇yokimyasal parametreler yönünden değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında Botan Çayında yaşayan Capoeta damascina (Valenciennes, 1842), Capoeta caelestis (Freyhof, 2009), Capoeta capoeta (Güldenstädt, 1773) ve Capoeta umbla (Heckel, 1843) türlerinin biyokimyasal parametreleri (ALT, AST, ALP, LDH, glukoz, vitamin D, Ca, P, K, Cl, Na), her türden altışar adet örnek alınarak toplamda 24 balıkta çalışılmıştır. Numuneler 2018 yılı Ekim ayında toplanmıştır. Bu çalışma sonucunda Capoeta cinsinin dört farklı türünde serum ALT, AST, LDH enzim aktiviteleri ile serum Ca, Cl, glukoz, Na, P ve vitamin D düzeyleri açısından anlamlı fark tespit edilmemiştir. Buna karşılık ALP enzim aktivitesi değerlendirildiğinde Capoeta damascina ile Capoeta capoeta (p<0.001), Capoeta damascina ile Capoeta caelestis (p<0.05) ve Capoeta damascina ile Capoeta umbla türleri arasında istatistiksel olarak (p<0.05) ve serum serum K düzeyi açısından Capoeta capoeta ile Capoeta umbla türleri arasında istatistiksel yönünden anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. İncelenen balık örneklerinin biyokimyasal parametre sonuçlarına göre balıkların stres altında olduğu anlaşılmaktadır. Elde edilen sonuçlardan glukoz ve AST değerlerinin normal sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ancak serum ALT, LDH ve ALP enzim aktivitelerinin ise balık türlerinin stres altında olduğunu düşündürecek kadar yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Yapılan çalışma neticesinde Capoeta cinsinin incelenen dört farklı türünün çevresel ve mevsimsel faktörlerden farklı oranlarda etkilenebildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, ALT, LDH, ALP ve K parametrelerinin çevresel olarak ve balık türlerinin gelişimlerinin izlenmesinde belirteç olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, Yapılan çalışmada elde edilen sonuçların ileride yapılacak çalışmalara referans değer olabileceğini göstermektedir.
Botan (Siirt) çayında yaşayan bazı balık türlerinin (Capoeta) farklı dokularındaki iz element ve mineral düzeylerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, Siirt ili Botan Çayı (Uluçay)'ndaki Capoeta balık türleri arasında yer alan Capoeta damascina, Capoeta caelestis, Capoeta capoeta ve Capoeta umbla türlerinin karaciğer, beyin, solungaç ve kas dokularındaki mineral ve iz element (As, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Mg, Mn, Ni, Pb, Zn) düzeylerinin incelenmesi amaçlandı. 2018 yılı Sonbahar sezonunda toplanan balıklardan alınan doku örnekleri kuru yakma metodu kullanılarak analizlere hazır hale getirildi. Ardından iz element ve mineral düzeyleri İndüktif Eşleşmiş Plazma Atomik Emisyon Spektrometresi (ICP-OES) kullanılarak belirlendi. Capoeta damascina, Capoeta caelestis, Capoeta capoeta ve Capoeta umbla türlerinin karaciğer, beyin, solungaç ve kas dokusunda Mg, Fe ve Zn düzeylerinin incelenen diğer elementlere oranla yüksek olduğu görüldü. İz element ve mineral içeriğinin Capoeta damascina > Capoeta caelestis > Capoeta umbla > Capoeta capoeta olarak sıralandığı tespit edildi. Doku örneklerinde ise elementlerin solungaç > kas > karaciğer > beyin şeklinde birikim miktarlarına göre en fazla solungaçlarda en az beyinde toplandığı belirlendi. Sonuç olarak; Botan Çayı (Uluçay) nda yaşayan aynı zamanda halk tarafından tüketilen ve ekonomik değere sahip olan Capoeta balık türlerinde (Capoeta damascina, Capoeta caelestis, Capoeta capoeta, Capoeta umbla) karaciğer, beyin, solungaç ve kas dokularındaki iz element ve mineral (As, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Mg, Mn, Ni, Zn) düzeyleri TGK, EPA ve WHO'nde balıklar için önerilen kabul edilebilir değerlerin altında bulunmuştur. Ancak, Pb düzeyi tüm dokularda belirlenen değerlerin üzerinde çıkmıştır.
Bazı metal komplekslerinin ısısal bozunma kinetiği ve termodinamiğinin araştırılması
Bu çalışmada 2,6-bis((E)-((5-kloro-2-merkapto fenil)imino)metil)-4-metilfenol ligandı (HL) ve geçiş metal (Cu (II) ve Co (II)) kompleksleri sentezlenmiş ve elementel analiz, FT-IR, UV–vis ve molar iletkenlik teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Molar iletkenlik sonuçlarına göre sentezlenen kompleks bileşiklerin elektrolitik iletkenlik göstermedikleri tespit edilmiştir. Ligand ve geçiş metal komplekslerinin karakteristik infrared spektrum verileri karşılaştırıldığında ligandın NS donör seti ile metal iyonlarına koordine olduğu belirlenmiştir. Sentezlenen ligand ve geçiş metal komplekslerinin ısısal bozunma kinetiği izotermal olmayan deney koşulları altında termogravimetri yöntemi ile araştırılmıştır. Her kompleksin ve ligandın kinetik analizleri, farklı ısıtma hızlarında termogravimetri (TG) kullanılarak gerçekleştirilmiş, ligand ve geçiş metal kompleksleri için kullanılan ısıtma hızları 6, 12 ve 18 °C/dak. olarak belirlenmiştir. Bozunma kinetiği çalışmalarında önemli yer tutan termogravimetrik yöntemlerden, söz konusu analizler için Coats ve Redfern, Ozawa ve Freeman-Carroll'un yöntemleri seçilmiştir. Bu yöntemler kullanılarak söz konusu maddelere ait termogravimetrik bozunma eğrilerinden, bozunmaya ilişkin kinetik fonksiyonlar (aktivasyon enerjisi E, frekans faktörü A, ve tepkime mertebesi n) ve bu termal tepkimelerin bazı termodinamik değerleri (aktivasyon entropisi S, H entalpisi ve Gibbs serbest enlpisi, G) tayin edilmiştir.
Synthesis of pd nanoparticles supported on carboxylated graphene oxide for electroanalytical determination of paracetamol in human serum
The study includes a novel paracetamol (PA) sensor depending on Pd nanoparticles (PdNPs) deposited on carboxylated graphene oxide (GO-COOH) modified glassy carbon electrode (GCE). Nafion (Nf) was used as a protective membrane. The as prepared composites were characterized utilizing high resolution transmission electron microscopy (HRTEM), X-ray diffraction (XRD), X-ray photoelectron spectroscopy (XPS), and Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR). The experimental results illustrated that Nf/GO-COOPd nanocomposite exhibited excellent electro catalytic response to the oxidation of PA. The linear range of the sensor was found to be 0.04-800 µM for PA with limit of detection (LOD) of 0.012 µM and sensitivity of 232.89 µA mM-1 cm-2. By considering the excellent electrocatalytic performance of Nf/GO-COOPd composite such as a wide linear range, lower detection, better selectivity, repeatability, reproducibility, and storage stability, the GO-COOH support is a promising support for the modification of electrode material in electrochemical sensor and biosensor field.
Potasyum bor hidrür (KBH4) hidrolizinin çeşitli katalizörler varlığında farklı parametrelere bağlı olarak incelenmesi
Artan enerji ihtiyacı, fosil yakıtların öngörülen rezervleri ve çevreye verdikleri zararlarından dolayı fosil yakıtlara alternatif ve çevre dostu olan enerji kaynaklarının üretilmesi hem bilim insanlarının hem de bütün araştırmacıların en büyük hayalidir. Yapılan birçok araştırmada yenilenebilir enerjiler arasında hidrojenin, gerek dünyadaki bolluğu ve gerekse kullanışlılığı bakımından, gelecekte enerji kaynağı olarak kullanılacağı ön plana çıkmaktadır. Gerek metal hidrürler ve gerekse metal borhidrürlerde depolanmış hidrojeni kısa sürede ve uygun şartlarda kullanılabilir hale getirmek için uygun katalizörlere ihtiyaç vardır. Bu tez kapsamında, KBH4 hidrolizinden en uygun şekilde H2 elde etmek için dört farklı katalizör (Ru(0), Ni2-P, Ni-P-B ve La-Ni-Mo-B) ve bu katalizörleri üç farklı destek malzemesi ile (TO2, CeO2 ve CNT) katkılandırılarak yeni ve özgün katalizörler sentezlenmiş. Metal bor katalizörlerin sentezlenmesi kimyasal indirgeme, çöktürme yöntemleri ile hazırlanmış ve indirgeyici ajan olarak NaBH4 kullanılmıştır. Önce katalizörlerin optimum metal fraksiyonları belirlenmiş, daha sonra her bir katalizörün saf ve katkılı halleri için dört farklı parametre (KOH konsantrasyonu, katalizör miktarı, KBH4 konsantrasyonu ve sıcaklık etkisi) incelenmiştir. Ayrıca bu katalizörlerin etkinliklerini artırmak için belli sürelerde farklı gazlar varlığında mikrodalga ve plazmaya tabi tutulduktan sonra KBH4 hidrolizinde hidrojen üretim performansları araştırılmış. Sentezlenen destekli ve desteksiz katalizörler BET, SEM, XRD ve FT-IR cihazları ile karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Son olarak KBH4 hidrolizinde destekli ve desteksiz katalizörler varlığında KBH4 hidroliz kinetiği ve aktivasyon enerjisi belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Hidrojen enerjisi, Hidroliz, Katalizör, KBH4.
Determination of oxidative stress levels and some antioxidant activities in acute and chronic renal failure patients
In this study, antioxidant activities and oxidative stress levels were determined from serum samples taken from patients diagnosed with acute and chronic renal failure at Department of Nephrology Training and Research Hospital Van Yüzüncü Yıl University Medical Faculty. During this study, activity of three antioxidant examined, they were superoxide dismutase (SOD), reducted glutathione (GSH), and catalase (CAT). And malondialdehyde (MDA) level it is the end product of lipid peroxidation, which is a free radical source. The blood samples were taken from 92 individuals, in which 31 patients were conducted with acute renal failure, 30 patients diagnosed to have chronic renal failure, and 31 individuals were used as control group, that they did not diagnosed with renal problems. The SOD activity of patient groups is significantly lower than that of healthy control group in acute and chronic renal failure (p<0.05). Also there are significant differences in the mean of serum GSH and CAT levels in patients group compared to that of control group. In the case of patients serum MDA level is found to be a significant difference when it is compared to those of control group, while the difference of SOD and MDA average for patient and control groups were found to be relevant (p<0.05). This study shows that the oxidative stress have strong influence on the cellular damage, and tissue in acute and chronic renal failure patients. Keywords: Acute renal failure, Chronic renal failure, CAT, GSH, MDA, SOD.
Karboksillenmiş grafen oksit destekli au nanoparçacık temelli non-enzimatik amperometrik glukoz sensörün geliştirilmesi
Çalışmamızda glukozun elektrokatalitik tayini için karboksillenmiş grafen oksit (GO-COOH) üzerine Au nanoparçacıkların (AuNPs) biriktirilmesine dayalı bir non-enzimatik glukoz sensörünü geliştirdik. Camsı karbon elektrot (GCE), GO-COOAu kullanılarak modifiye edildi. Elde edilen GO-COOAu/GCE, GO-COOH desteğinin geniş yüzey alanı ve grafen oksit (GO) ile karşılaştırıldığında AuNP'ların mükemmel elektron iletkenliği nedeniyle glukozun elektro-oksidasyonuna karşı iyi duyarlılık ve kararlılık göstermiştir. GO-COOH ve GO-COOAu kompozitlerin yüzey morfolojisi X-ışını kırınımı (XRD) ve Taramalı elektron mikroskopu (FESEM)/Enerji dispersiv x-ışını spektroskopisi (EDX) kullanılarak araştırıldı. Çalışma elektrotların elektrokimyasal karakterizasyonu, elektrokimyasal empedans spektroskopisi (EIS), dönüşümlü voltametri (CV) ve amperometri kullanılarak belirlendi. Sensör, 20.218 µA mM-1 cm-2'lik bir duyarlılık ve + 0.35 V'da 0.02-4.58 mM (R2 = 0.9919) aralığında geniş bir doğrusal tayin aralığı gösterdi. Sensör, 6 µM değerinde bir gözlenebilme sınırı (LOD) gösterdi. Sensörün seçiciliği, tekrarlanabilirliği, tekrar oluşturulabilirliği, cevap süresi ve depolama kararlılığı tatmin edici olduğu görüldü. Sensör aynı zamanda, insan serum numunelerinde glukoz miktarını tayin etmek için kullanılmıştır. Sonuçlar, GO-COOAu/GCE sensörünün glukoz tayininde alternatif olabileceğini göstermiştir.
Yeni perilen türevlerinin sentezi ve görüntüleme ajanı potansiyallerinin incelenmesi
Perilen halkası ve türevleri floresans ışıma yapabilme özelliği açısından önemli bir moleküldür. Bu özelliğinden dolayı birçok bilim alanında ilgi uyandırmaktadır. Perilen halkası ihtiva eden türevlerin elde edilmesi için izlenecek metodlar oldukça önemsenmektedir. Bu tez çalışmasında perilen bileşiklerinin floresans ışıma yapabilirliği üzerinde denemeler yapıldı. Beş halkalı aromatik bir sisteme sahip olan perilen molekülü üzerinde fonksiyonel grupların değişmesine bağlı olarak önemli uygulama alanlarına ulaşılabileceği hedeflendi. Perilen halkası yaklaşık 450 nm dalga boyunda yüksek verimle floresans emüsyon veren bir halkadır. Bu moleküle farklı fonksiyonel grupların bağlanmasıyla emüsyonu kırmızı bölgeye kaydırabilme çalışmaları yapıldı. Yapılan bazı çalışmalar ; nitrolama, açilleme, alkilasyon ve halojenasyon reaksiyonların ayrıca asetil grubunun indirgenmesi de sağlandı. Sentezi yapılan bu moleküllerdeki emüsyon değişimleri perilen halkasına takılan grupların emüsyonda önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, perilen molekülünden sentezlenen türevlerin yapıları 1H, 13C NMR, COSY ve LC-MS gibi spektroskopik yöntemler ile karakterize
Abortus imminens hastalarında lipid peroksidasyonu (MDA) ve bazı antioxidant (Sod, gsh, gpx ve cat) aktivitelerin araştırılması
Bu tez çalışmasında Van Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum servisinde abortus imminens teşhisi konulmuş hastalardan alınan serum örneklerinden bazı antioksidant aktiviteleri (SOD, GSH, GPx ve CAT) ve lipid peroksidasyon ürünü olan olan MDA düzeyi araştırıldı. Abortus imminens hastalarında SOD, GPx, CAT aktiviteleri ve GSH'de sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük bulundu (p<0.001) (Çizelge 4.1). Hasta grubun serum CAT aktivitesi kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşük bulundu (p<0.001) (Çizelge 4.1). Hasta grubu serum GSH seviyesi kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşük bulundu (p<0.001) (Çizelge 4.1). Hasta serum MDA düzeyi kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulundu (p<0.001) (Çizelge 4.1). Sonuç olarak; SOD, CAT, GSH ve GPx aktivitelerinin kanda yüksek ve MDA düzeyin düşük olması, aborus imminens hastalığı riskini azaltıcı bir faktör olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, oksidatif stres ve antioksidan dengedeki herhangi bir hasarının, abortus imminens gelişiminin hastalığının muhtemel bir nedeni olduğu düşünülebilir. Anahtar kelimeler: Abortus imminens, CAT, GPx, GSH, MDA, SOD.
Vişne çekirdeği(Van)'nden elde edilen aktif karbonun karakterizasyonu ve boyar madde adsorpsiyonu
Bu çalışmada, adsorban madde olarak Van İlinden temin edilen bitkisel atık madde olan Vişne çekirdeğinden elde edilen aktif karbon kullanılmıştır. Vişne çekirdeği atıklarından elde edilen ve KOH ile muamele edilerek hazırlanan aktif karbonun önemli bir BET yüzey alanına (1883.5788 m2/g) sahip olduğu görülmüştür. Tez kapsamında elde edilen aktif karbon için proses değişkenlerinin optimizasyon çalışmaları yapılarak, elde edilen maddelerin BET, SEM, XRD, FTIR sistemleri ile karakterizasyonları ve sıvı faz boyar madde adsorpsiyonları incelenmiştir. Çalışmadaki çözeltiler, beş farklı derişim (20, 40, 60, 80 ve 100 ppm) ve iki farklı boyar madde (Malahit Yeşili ve Metilen Mavisi) halinde hazırlanmıştır. Bu çözeltilerin üç farklı sıcaklıkta (298K, 308K ve 318K) ne kadarlık miktarının tutunma oranı hesaplanmıştır. Yapılan çalışmaların sonraki kısımlarında tercih edilen boyar maddelerin aktif karbona adsorpsiyonunda, adsorpsiyon dengesinin üç farklı adsorpsiyon izotermine uygunluğu araştırılmış olup, Langmuir ve Temkin Adsorpsiyon izotermlerine uyduğu tespit edilmiştir. Deneysel çalışmalar, üç farklı sıcaklıkta farklı başlangıç derişimleri ile kinetik hız modelleri incelenmiştir ve Pseudo 2. Derece Kinetik modeline daha uygun olduğu görülmüştür. Ayrıca termodinamik parametreler (Gibbs Serbest Entalpisi ΔG°, Adsorpsiyon Entropisi ΔS° ve Adsorpsiyon Entalpisi ΔH°) hesaplanarak adsorpsiyonun kendiliğinden ve endotermik karakterli olduğu görülmüştür.
UTSA-76 metal organik kafes yapısının sentezi, tanımlanması ve radyoaktif uranyum (VI) giderimi için adsorbent olarak kullanılması
Bu yüksek lisans tezinde, Lewis bazik gruplar içeren ve UTSA-76 olarak kodlanan metal organik kafes yapısı sentezlenip karakterize edilmiş ve adsorpsiyon tekniği kullanılarak U (VI)'nın sıvı fazdan uzaklaştırılması amacıyla kullanıldı. Bu yeni adsorbent malzemeyi, adsorpsiyon işlemi öncesi ve sonrasında tanımlamak için 1H, 13C-NMR, P-XRD, TEM, TEM-EDX, SEM ve SEM-EDX haritalama teknikleri uygulandı. U (VI)'nın hazırlanan UTSA-76 yapısı üzerinde adsorpsiyonu; pH, sıcaklık, karıştırma süresi ve çözelti derişimi parametrelerine bağlı olarak araştırıldı. Adsorpsiyon sürecinin kinetiğinde, sadece Pseudo ikinci dereceden kinetik değil, aynı zamanda film difüzyonu da etkili olmuştur. U (VI)'nın UTSA-76 üzerindeki adsorpsiyon dengesi Langmuir izoterm modeli ile daha iyi açıklanmıştır ve Langmuir izoterminden qmax değeri 91.31 mg/g olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla, yeni sentezlenen MOF yapısının (UTSA-76), çok düşük uranyum derişimlerinde ve küçük adsorbent kütlelerinde bile U (VI)'nın sulu ortamdan uzaklaştırılması için oldukça etkili bir alternatif adsorbent olabileceği sonucuna varılmıştır.
Bazı lantanit bileşikler kullanılarak üretilen seramiklerin gama ve nötron radyasyonu zırhlama özelliklerinin araştırılması
Herhangi bir radyasyon tehlikesine karşı alınabilecek birincil önlem zırhlamadır. Zırhlama, radyasyondan kaynaklı zararlı etkileri azaltmak için kullanılan bir önemli yöntemdir. Zırh malzemesi, bu amaç için üretilen koruyucu engellerdir. Bu koruyucu engeller üretilirken radyasyonun türü ve enerjisi dikkate alınmak zorundadır. Bunun nedeni, yüksek atom numarasına sahip element içeren malzemelerin yüksek enerjili fotonları zayıflatmak için kullanılması, düşük atom numaralı malzemelerin ise nötron parçacıklarını zayıflatmak için kullanılmasıdır. Zırh malzemesi üretiminde dikkat edilmesi gereken birkaç önemli noktalar vardır. Bunları şu şekilde sıralamak uygundur: i) zırh malzemesinin kolay üretimi; ii) doğaya zarar vermemelidir; iii) Maliyet ucuz olmalıdır. Bu üç önemli niteliğe sahip olan seramik malzemeler etkili zırh malzemeleri olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, lantanit bileşikleri içeren farklı türdeki seramiklerin iyonlaştırıcı gama radyasyonuna karşı koruyucu malzeme olarak kullanılabilirliğini belirlemek amacıyla geleneksel yöntemler kullanılarak üretildi. Üretilen malzemelerin iyonize foton zırhlama özelliklerini araştırmak için, 133Ba radyoizotopundan yayılan 81, 160, 223, 302, 356 ve 383 keV enerjilerde foton yoğunlukları (I ve I0) deneysel olarak ölçüldü ve ardından kütle zayıflama katsayısı (µm), Doğrusal zayıflama katsayıları (μ, cm-1), yarı değer kalınlığı (HVL), ortalama serbest yol (MFP), etkili atom numaraları (Zetk) ve elektron yoğunlukları (Nel) deneysel olarak türetilmiştir. Elde edilen sonuçlar EpiXS programından hesaplanan değerlerle karşılaştırıldı. Ayrıca hızlı nötronlar için eşdeğer absorbe doz (EAD) değerleri, Canberra NP-100B serisinden BF3 gaz orantılı nötron dedektörü ve 10 mCi aktiviteye sahip 241Am/Be nötron kaynağı kullanılarak ölçüldü. Ayrıca seramiklerin hızlı nötron zırhlama parametreleri (ΣR) de teorik olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Lantanitli bileşikler, Radyasyon, Radyasyon zırhlama, Seramik
Yeni timol türevinin tasarımı, sentezi ve karakterizasyonu ve sitotoksisitesinin belirlenmesi
Timol (2-isopropil-5-metilfenol) molekülü Thymus vulgarias (Lamiaceae) bitkisinden izole edilen bir monoterpen fenol türevidir. Timol ve türevleri doğal ürün olarak insanoğlunun uzun yıllardan bu zamana kadar kullandığı bir moleküldür. Özellikle sahip olduğu doğal kokusundan dolayı hem gıdalarda hem de kozmetik sanayinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Son yıllarda doğal ürünlerin farklı hastalıkların tedavisinde etkili olduğu bilinmektedir. Timolün güçlü antioksidan, ateş düşürücü, antiseptik, antibakteriyal ve antifungal özellikleri bilinmektedir. Ayrıca timolün kanser üzerine etkileride farklı çalışmalarda araştırılmıştır. Bu çalışmada doğal ürün olan timolden başlanarak yapısında terminal alkin aktif grubu bulunan yeni nesil timol türevi sentezlenmiştir. Elde edilen yeni molekülün kanser üzerine etkisi araştırılarak sitotoksitesi farklı kanser türleri için bulunmuştur.
Gümüş nanopartiküllerin yeşil kimya ile sentezi ve bazı ftalosiyanin bileşiklerinde fotovoltaik etkisinin incelenmesi
Boya duyarlı güneş pilleri için ftalosiyanin bileşikleri önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Bu amaçla yeni ftalosiyanin bileşikleri sentezlendi ve karakterize edildi. Bu yeni ftalosiyanin bileşiklerin fotovoltaik özellikleri hem saf halde hem de gümüş nanopartiküllerin katkılanması ile araştırıldı. Katkılamada kullanılan gümüş nanopartiküller yeşil kimya yöntemi ile altı farklı tür bitki kullanılarak elde edilmiştir. Gümüş nanopartiküllerin sentezinde kullanılan bitki türleri olan Helichrysum italicum(yaprak)( HY-AgNP), Helichrysum italicum(çiçek)( HC-AgNP) Temmuz ayında, Corydalis cava(CoV-AgNP), Nonea pulla(NP-AgNP), Chaerophyllum macrospermum(CM-AgNP) ve Eremurus Spectabilis (ES-AgNP) Mayıs ayında doğadan toplandı. Bitkiler kurutuldu ve belirli boyutlara kadar küçültüldü. Sonra bitkilerin özütleri, ektraktsiyon yöntemiyle çıkartıldı. Bitki özleri, hazırlanan 1 mM AgNO3 çözeltisi ile 1:20 oranında karıştırılarak hem güvenilir hem de çevre dostu bir teknik olan yeşil sentez yöntemiyle gümüş nanopartiküller sentezlendi. Sentezlenen HY-AgNP, HCAgNP, CoV-AgNP, NP-AgNP, CM-AgNP ve ES-AgNP'lerin yapısı UV-vis spektroskopisi, XRD, FTIR, TEM gibi tekniklerle karakterize edildi. Ftalosiyanin sentezleri için önce bir adet başlangıç maddesi olarak benzil 2-(2- (3,4-disyanofenoksi) fenoksi) benzoat bileşiği(4) sentezlendi. Bu başlangıç bileşiğinin çinko(II) klorür tuzu ile reaksiyonundan 2, 10, 16, 24-tetrakis (benzyl 2-(2-(3,4- dicyanophenoxy) phenoxy) benzoate phthalocyaninato) zinc(II) (5) elde edildi. Bis (3- kloropropanoat) ftalosiyaninato silisyum (IV) (6) bileşiği SiPcCl2 ile 3-kloropropiyonik asidin reaksiyonundan elde edildi. Bis - (2-(4-metiltiyazol-5-il) etoksi) ftalosiyaninato silisyum (IV) (7) bileşiği ise SiPcCl2 ve 4-metil-5-tiyazoletanol ile reaksiyonundan elde edildi. Bu yeni ftalosiyanin bileşiklerinin karakterizasyonu FT-IR, UV-vis, Kütle ve NMR spektroskopisi ile yapılmıştır. Son aşamada ise ftalosiyaninlerin hazırlanan AgNP'ler ile katkılanarak elde edilen hibrit karışımların saf ftalosiyanin bileşiklerine göre değişen fotovoltaik özellikleri incelendi. Anahtar kelimeler: AgNP, Boyaya duyarlı güneş pilleri, DSSC, Fotovoltaik hücreler, Ftalosiyanin, Nanoteknoloji, Nanopartikül, Yeşil sentez
Çok duvarlı karbon nanotüp destekli rodyum nanokümelerinin dimetilamin-boranın hidrolizinden hidrojen üretimi tepkimesinde katalizör olarak kullanılması ve tepkime kinetiğinin incelenmesi
Bu yüksek lisans çalışmasında, önemli bir amin-boran türevi olarak değerlendirilen dimetilamin-borandan (DMAB) hidroliz tepkimesi yoluyla hidrojen üreten yeni bir katalitik malzeme hazırlanmış ve karakterize edilmiştir. Bu amaçla, çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT) destekli Rh (0) nanokümeleri tepkime dışı (ex-situ) hazırlanarak DMAB'dan hidroliz tepkimesi yoluyla hidrojen üretimindeki katalitik performansı araştırılmıştır. Hazırlanmış olan MWCNT destekli Rh (0) nanokümeleri, indüktif eşlenmiş plazma optik emisyon spektroskopisi (ICP-OES), toz X-ışınları kırınımı (P-XRD), X-ışınları fotoelektron spektroskopisi (XPS), geçirimli elektron mikroskobu (TEM), geçirimli elektron mikroskobu enerji dağılımlı X-ışınları spektroskopisi (TEM/EDX), yüksek çözünürlüklü geçirimli elektron mikroskobu (HRTEM) ve 11B-NMR gibi ileri analitik ve spektroskopik yöntemler kullanılarak tanımlanmıştır. Hazırlanan Rh (0) nanokümelerinin DMAB'dan hidroliz tepkimesi yoluyla hidrojen üretiminde tekrar kullanılabilirlik performansları da incelendikten sonra farklı sıcaklıklarda katalitik tepkimeler gerçekleştirilerek katalitik tepkime için aktivasyon parametreleri (Ea: Aktivasyon Enerjisi; ΔH#: Aktivasyon Entalpisi; ΔS#: Aktivasyon Entropisi) hesaplanmıştır.
TPGS-750-M ile pirano[2,3-c]pirazollerin sentezi
Pirano[2,3-c] pirazol sentezi için temiz ve daha ekonomik bir protokol, oda sıcaklığında sulu koşullarda geleneksel olmayan doğal katalizör olarak E vitamini (TPGS-750-M) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. TPGS-750-M katalizör özelliklerinin incelenerek pirano[2,3-c] pirazol eldesi reaksiyonunda kullanılabilirliğini tespit edilmesi ve optimum reaksiyon şartlarını belirlenmiştir. Bu tez sonucunda çevreci bir metodoloji olarak geleneksel katalizörlerin kullanıldığı reaksiyonlara alternatif bir yöntem literatüre eklenmiştir.
Rhabdosciadium anatolyi bitkisinin antioksidan aktivitesinin ve siklofosfamid ile oksidatif stres oluşturulan ratlarda klorojenik asidin koruyucu etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yetişen, endemik bir bitki olan R.anatolyi bitki çiçeğinin antioksidan, antiradikal aktivitesini, C vitamini, mineral (Mg, Ca, K, P, Na) ve iz element (Mn, Zn, Sr, Cu, Ti, Fe, V, Cr, Co, Pb, Mo, Tl, Sn, Cd, As) düzeylerini belirlemek ve aynı zamanda siklofosfamid (CP) ile oksidatif stres oluşturulan ratlarda R.anatolyi bitki çiçeği etanol ekstraktı ile klorojenik asidin koruyucu etkilerini araştırmaktır. Çalışma kapsamında mineral ve iz element analizleri AAS ve ICP-OES ile C vitamini, R. anatolyi bitki çiçeği metanol ekstraktının toplam fenol, flavonoid ve antioksidan kapasitesi, hidrojen peroksit giderme aktivitesi, DPPH, süperoksit, hidroksil, ABTS ve eritrositlerin fenilhidrazin ile hemoliz oluşumu sonucu R.anatolyi bitki çiçeğinin radikal süpürücü aktivitesi spektrofotometrik olarak tespit edildi. Deneysel aşamada 48 adet Wistar albino dişi rat kullanılarak 6 grup oluşturuldu. Gruplar kontrol grubu % 0,9 NaCI, 200 mg kg-1 siklofosfamid (CP) grubu, 100 mg kg-1 klorojenik asit (CA) grubu, 300 mg kg-1 R.anatolyi (RA) grubu, 200 mg kg-1 CP + 300 mg kg-1 RA grubu ve 200 mg kg-1 CP + 100 mg kg-1 CA grubu şeklindedir. Deneysel aşama 7 gün sürdürüldü ve bu süre zarfında bitki ekstraktı ve klorojenik asit dozları ratların canlı ağırlıklarına göre gavaj yoluyla verildi. Oksidatif stres (200 mg kg-1, intraperitonal) siklofosfamid (CP) ile sağlandı. Ratların karaciğer ve böbrek doku örneklerinde antioksidan özelliğin bir göstergesi olarak değerlendirilen CAT, SOD, GSH-Px spesifik enzimler ile GSH, MDA, PCO, TSA ve LSA parametreleri spektrofotometrik olarak ölçüldü. Ayrıca serumda mineral (Ca, Mg, K, P, Na) ve iz element (As, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Mo, Se, Sn, Sr, Ti, V, Zn) düzeyleri ile karaciğer ve böbrek dokularında histopatolojik ve immünohistokimyasal parametreler de değerlendirildi. Elde edilen sonuçlara göre ratların karaciğer ve böbrek dokularında CAT, SOD ve GSH-Px spesifik enzimlerde 200 mg kg-1 CP uygulanan grubun kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan (p<0.05) önemli azalma tespit edildi. Karaciğer ve böbrek dokularında MDA ve PCO düzeylerinde istatistiksel yönünden (p<0.05, p<0.01, p<0.001) önemli artış gözlenirken, GSH seviyelerinde ise 200 mg kg-1 CP uygulanan grubun diğer gruplar arasında istatistiksel olarak (p<0.05, p<0.01, p<0.001) önemli bir azalma tespit edildi. Hem karaciğer hem de böbrek dokularında TAS ve LSA değerlerine bakıldığında 200 mg kg-1 CP uygulanan grubun kontrol grubu, 100 mg kg-1 CA uygulanan grup ve 300 mg kg-1 RA uygulanan grup arasında istatistiksel olarak (p<0.001) önemli artış bulundu. Serum mineral (Ca, K, Mg, Na) ve iz elementlerin (Co, Cu, Fe, Se, V, Zn) istatistiksel analiz sonucunda kontrol grubu ile 200 mg kg-1 CP uygulanan grup arasında istatistiksel açıdan (p<0.05, p<0.01, p<0.001) önemli azalmalar tespit edildi. Sonuç olarak R.anatolyi bitki çiçeğinin içeriğinde mineral, iz element, C vitamini, toplam fenol ve flavonoid düzeylerinin yüksek olduğu, bitki çiçeği metanol ekstraktının serbest radikalleri inhibe etmede etkili olduğu belirlendi. Histopatolojik ve immünohistokimyasal bulgu sonuçlarının biyokimyasal parametreler olan GSH-Px, SOD CAT, MDA, GSH, PCO, TSA ve LSA düzeyleri ile uyumlu olduğu belirlendi. Karaciğer ve böbrek histopatolojik ve immünohistokimyasal incelemelerinde 300 mg kg-1 R. anatolyi bitki çiçeği ekstraktı dozunun 100 mg kg-1 klorojenik asit uygulanan grubun dozuna göre daha belirgin bir etkiye sahip olduğu ve bu pozitif etkisi nedeniyle R. anatolyi bitki çiçeğinin koruyucu olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca çalışmamız kapsamında değerlendirdiğimiz biyokimyasal, histopatolojik ve immünohistokimyasal parametre sonuçları literatüre öncül bir çalışma olarak sunulmuştur.
Yeni ftalosiyanin komplekslerinin sentezi ve boyaya duyarlı güneş pilleri için uygunluğunun incelenmesi
Bu tez çalışması kapsamında yeni ftalonitril türevleri ve bu ftalonitril türevlerinin metalli ftalosiyanin komplekslerinin sentezi, yapılarının aydınlatılması ve fotovoltaik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada tritilfenol ile 4-nitroftalonitrilden 4-(4-tritilfenoksi) ftalonitril (3), 2-(3,4-dimetoksifenil) etanol ile 3-nitroftalonitrilden 3-(3,4-dimetoksifenitoksi) ftalonitril (9) ve kafeik asit ile 4-nitroftalonitrilin molar olarak 1:1 ve 1:2 oranında tepkimeye sokulmasıyla (E)-3-(3,4-bis(3,4-disiyanofenoksi)fenil)akrilik asit (14) ve (E)-3-(4-(3,4-disiyanofenoksi)-3-hidroksifenil) akrilik asit (18) bileşikleri sentezlendi. Elde edilen ftalonitril bileşiklerinin uygun metal (Zn, Cu ve Co) tuzlarıyla tepkimesinden metalli ftalosiyanin bileşikleri elde edilmiştir. Bu bileşiklerin uygun çözücü ve konsantrasyonda agregasyon ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca çinko ftalosiyaninlerin floresans ölçümleri yapılmıştır. Sentezlenen bu yeni bileşiklerin yapılarını aydınlatmak için FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR, UV/Vis ve kütle spektral verileri kullanılmıştır. Ayrıca bu bileşiklerin fotovoltaik özellikleri incelenmiş olup, gerilim (V) verilerine göre elde edilen akım yoğunluğu (J) kullanılarak hesaplanan güç dönüşüm verimleri η (%), bu bileşiklerin boya duyarlı güneş pilleri (DSSC) uygulamalarında ümit verici boyalar olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Agregasyon, DSSC, Ftalonitril, Fotovoltaik, Metalli ftalosiyanin.
Electrochemical evaluation of 4-nitrophenol using functionalized graphene oxide/functionalized multiwalled carbon nanotubes hybrid material modified glassy carbon electrode
For the electrochemical analysis of 4-nitropehenol (4-NP), a novel electrochemical sensor depending on carboxylated multi-walled carbon nanotube-carboxylated graphene oxide-coated glassy carbon electrode (f-MWCNTs/f-GO/GCE) was achieved. Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR), X-ray diffraction (XRD), Field emission scanning electron microscopy (FE-SEM), and Raman spectroscopy were used to characterize the sensor. Amperometry, electrochemical impedance spectroscopy (EIS), and cyclic voltammetry (CV) were used in the electrochemical investigations. According to the results, it was demonstrated that f-MWCNTs/f-GO/GCE could be used for a rapid, sensitive, and selective determination of 4-NP in the presence of electroactive compounds such as ascorbic acid, glucose, and bisphenol A. With three linear detection ranges ranging from 0.018 to 700 µM, the sensor demonstrated a good response to the determination of 4-NP under optimum conditions. The sensor displayed 5.4 nM of limit of detection (LOD). Additionally, the manufactured sensor was employed to detect 4-NP in various water samples. Keywords: Functionalized graphene oxide, functionalized multi-walled carbon nanotubes, glassy carbon electrode, p-nitrophenol, sensor
Benzidamin hidroklorür tayini için PVC membran potansiyometrik sensör geliştirilmesi
Benzidamin hidroklorür, anestezik ve analjezik özelliklere sahip, non-steroidal antiinflamatuar ilaç (NSAID) sınıfı bir ilaç etken maddesidir. Lokal olarak etki gösterir. Yumuşak doku zedelenmesine bağlı akut (primer) inflamasyonlarda, inflamasyonun lokal mekanizmalarını etkileyerek antiinflamatuvar, antiödem ve analjezik olarak, ağız ve boğazdaki inflamasyon sebebi ile ortaya çıkan semptomların tedavisinde kullanılır (Turnbull, 1995). Benzidamin, doz aşımı durumunda güçlü bir psikoaktif halüsinojendir. Benzidamin, bazı insanlarda ağızda batma, uyuşukluk, ani gelişen nefes darlığı, ciltte döküntü, yüzde ve/veya dilde şişme, aşırı duyarlılık reaksiyonları, alerjik reaksiyonlar, ağızda geçici his azalması ve yanma hissi, bulantı, kusma, öğürme, tahrişe bağlı cilt reaksiyonları, tükürük bezinde geçici şişme, ses tellerinde geçici kasılma, solunum yollarında geçici kasılma, döküntü ile birlikte görülen kaşıntı, ürtiker (döküntü), ışığa duyarlılık, ağızda meydana gelen döküntü gibi yan etkiler görülebilir. Bu nedenle benzidamin hidroklorürün tayini önemlidir. Bu çalışmada benzidamin hidroklorür tayini için doğrusal çalışma aralığı geniş, kısa cevap zamanına sahip olan benzidamin hidroklorür seçici PVC membran potansiyometrik sensör geliştirildi. Optimum membran bileşimi olarak %1 KTpClPB, %67 NPOE, %32 PVC bileşimi belirlendi. Bu sensör için doğrusal çalışma aralığı 1.0x10-2 mol L-1-1.0x10-8 mol L-1, 10 katlık konsantrasyon değişimindeki eğimi 56.1 mV; tayin sınırı 5.0x10-9 mol L-1;cevap zamanı 10 saniye olarak belirlendi. pH çalışma aralığı pH 3.18-7.58 olarak belirlendi. Geliştirilen sensör farmasötik preparatlarda başarıyla uygulandı.
Lidokain hidroklorür tayini için yeni bir pvc membran potansiyometrik sensör geliştirilmesi
Lidokain en sık kullanılan amid grubu taşıyan lokal bir anesteziktir. Lidokain hidroklorür narkotik ilaçlar grubuna ait olup sinir zarının stabilitesi ile ortaya çıkan ağrı hissini ve derideki sinir sinyallerinin sonunda oluşan ağrıyı azaltan topikal anestezik olarak kullanılabilir. Doz aşımında lidokain; uyuşukluk, görme bozuklukları, terleme, güçsüzlük, ağır solunum, kas seğirmesi, öfori, ajitasyon, dikkat bozukluğu, konuşma zorluğu, diplopi, gerçekte olmayan sesler duyma, titreme, koma, mavimsi renkli dudaklar, göğüs ağrısı, soluk cilt, kulaklarda çınlama, yutma güçlüğü, uyuşukluk, hızlı veya yavaş kalp atışı, bilinç kaybı, işitme kaybı, nöbet, olağandışı kanama veya morarma ve kusma gibi yan etkilere sebep olduğundan lidokainin tayini oldukça önemlidir. Bu tezde, iyonofor olarak metal organik kafes yapılarından MIL-53 (Al) (Matériaux de l′Institut Lavoisier n o53) kullanılarak bir PVC membran lidokain hidroklorür-seçici potansiyometrik sensör (elektrot) geliştirildi. Optimum mebran bileşimi olarak %5 MIL-53 (Al), %62 DBF (dibütilftalat), %32 PVC (polivinil klorür), %1 KTpClPB (potasyum tetrakis(4-klorofenil)borat) bileşimi belirlendi. Optimum membran bileşimi ile hazırlanan sensör, deiyonize suda hazırlanmış lidokain hidroklorür için 55.4 mV/her onkat'lık konsantrasyon değişimi ve 5.0×10−8 molL-1 LOD (tayin sınırı) ile 1.0×10−7 molL-1-1.0×10−1 molL-1 konsantrasyon aralığında doğrusal bir cevap sergiledi. Sensörün pH çalışma aralığı 2.37-7.45 olarak belirlendi. Sensörün cevap zamanı 10 saniye olarak belirlendi. Bu performans özellikleri, potansiyometrik lidokain hidroklorür-seçici potansiyometrik sensörün oldukça üstün özelliklere sahip olduğunu göstermiştir. Lidokain hidroklorür-seçici potansiyometrik sensörün potansiyometrik uygulaması, farmasötik preparatlarda başarıyla uygulandı.
Investigation of some interleukins, trace elements and oxidative stress levels in patients with colon cancer
Colorectal cancer is one of the most common and dangerous types of cancer worldwide. The aim of this research is to determine the levels of some interleukins, trace elements and oxidative stress in patients with colon cancer. Parameters such as IL-6, IL- 10, and IL-35 showed a significant increase in colon cancer patients compared to the control group. While Vit E, SOD, and GST parameters increased in colon cancer patients, GPx showed a significant decrease in the healthy control group. There was no significant difference in VIT D, GSH, CAT and GR parameters between colon cancer patients and the control group. IMA, MDA, and PCO levels showed a significant increase in colon cancer patients compared to the healthy control group. While there was a significant increase in Cu and K in colon cancer patients, there was a significant decrease in Zn, Al, Na, Ca, and Mn compared to the control group. There were no significant differences in Fe, Mg, Cr, and Pb results between colon cancer patients and the control group. As a result, antioxidant activities, vitamins, interleukins, and trace elements may play an important role in the etiopathogenesis of the disease in colon cancer patients.
Reaction of dihydropyrimidine compounds containing a styrene group with acetyl ketene intermediate
In organic chemistry, a class of molecules known as heterocyclic compounds includes pyrimidine derivatives. Many pyrimidines are synthesized for a variety of applications, including material chemistry and drug development. Pyrimidine compounds with high biological activity are used as antibacterial, anti-inflammatory, anti-cancer, and anti-parasitic medications. The first stage in this inquiry was to create pyrimidine derivatives using the Biginelli reaction, which is a part of the versatile cyclocondensation reaction (MCR) techniques. The effective synthesis of acetylacetylation was achieved in the second stage by reacting the primidine compounds with the acetoacetylation reagent. The compositions of all newly created compounds are investigated utilizing spectroscopic methods like 1H and 13C NMR.
Sisteamin tayini için MOF temelli yeni bir potansiyometrik sensörün geliştirilmesi
Sisteamini tayin etmek için potansiyometrik PVC membran iyon seçici sensör(ISE) geliştirildi. Sensörün yapısında, iyonofor olarak metal organik kafes yapısı (MOF)kullanıldı. Metal organik kafes yapısı olarak Basolite C300 kullanıldı. Optimize edilmiş membran bileşimi %6.0 Basolite C300, %67.0 o-nitrofenil oktil eter (o-NPOE), %26.0polivinil klorür (PVC) ve %1.0 potasyum tetrakis(4-klorofenil)borat (KTpClPB)içermektedir ve bu membran bileşimi ile oluşturulan sensör üstün potansiyometrik performans özellikleri gösterdi. Sensör, sulu çözeltilerde 1.0×10−6 mol L -1 ile 1.0×10−2 mol L-1 (R2=0.9958) arasında değişen sisteamin konsantrasyonlarına, 51.5 mV/on kat eğim ve 8.0×10-7 mol L-1tayin limitiyle doğrusal bir yanıt sergiledi. pH çalışma aralığı, 3.2-9.1 ve cevap zamanı 10 saniyenin altında belirlendi. Sensör ayrıca önemli bir duyarlılık kaybı olmadan dokuz hafta boyunca çalışabilir. Geliştirilen sensörün tekraredilebilirliği oldukça yüksektir. Üretilen sisteamin seçici sensör, farmasötik preparatta oldukça başarılı bir şekilde uygulandı.
Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlardan entakapon ve tolkaponun elektrokimyasal özelliklerinin incelenmesi ve voltametrik tayinleri için yöntem geliştirilmesi
Parkinson hastalığı kronik, yavaş ilerleyici ve sinir hücrelerinin kaybı ile seyreden önemli bir beyin hastalığıdır. Entakapon (ENT) ve tolkapon (TOL) sentetik yapılı ilaçlar olup parkinson hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. Bu araştırma, döngüsel voltametri ve kare dalga (SW) voltametri teknikleri kullanılarak elektrokimyasal katodik ön işleme tabi tutulan bor katkılı elmas elektrot yüzeyinde ENT ve TOL'ün elektroanalitik analizini içermektedir. Çalışmada, tarama hızı, pH, SW parametreleri ve diğer faktörler dahil olmak üzere çeşitli deneysel değişkenlerin pik akımı ve potansiyeli üzerinde etkinliği araştırıldı. SW voltametri tekniği, H2SO4 çözeltisinde ENT'yi belirlemek için kullanıldı ve 1.0'den 40.0 μg mL-1'e (3.3 x 10-6-1.3 x 10-4 M, Ag/AgCl'ye karşı) doğrusal bir aralık elde edildi, gözlenebilme sınırı 0.25 μg mL-1 (8.2 x 10-7 M) olarak bulundu. TOL için, aynı teknik kullanılarak 0.1 M fosfat tampon çözeltisinde (pH 2.5), +0.66 V'de (Ag/AgCl'ye karşı) doğrusal aralık 1.0-50.0 μg mL-1 (3.7 x 10-6 - 1.8 x 10-4 M) ve gözlenebilme sınırı 0.29 μg mL-1 (1.1 x 10-6 M) elde edildi. Bu metodoloji, ENT ve TOL'nun farmasötik preparatlarda kantitatif olarak belirlemesinde etkili olmuştur.
Epilepsi hastalarında glutatyon s-transferaz (GST), glutatyon redüktaz(GR), glutatyon peroksidaz (GSH-PX), prolidaz, seruloplazmin, B12 vitamini, D vitamini, valproik asit (VPA) ve karbamazepin parametrelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi Nöroloji Anabilim dalına müracaat eden, 18-65 yaş aralığındaki epilepsi tanısı alan 30 gönüllü hastadan ve 30 gönüllü sağlıklı bireyden alınan kan örneklerinde; glutatyon s-transferaz (GST), prolidaz (PRO),glutatyon peroksidaz (GSH-Px), glutatyon redüktaz (GR), seruloplazmin, B12 vitamini, D vitamini (25-hidroksi D3), valproik asit ve karbamazepin düzeylerinin ortalama değerleri bulunup, sağlıklı kontrollerle aradaki farkı değerlendirip, bu parametrelerin hastalığın etiyopatogenezi ve prognozu ile ilişkilendirilmesi amaçlandı. Araştırma neticesinde elde edilen bulgularda; istatistiksel olarak hem anlamlı hem de anlamsız olanlar vardı. Bu çalışmada; hasta ve kontrol grup ortalamaları arasındaki fark seruloplazmin ve D vit için istatistik olarak anlamlı bulunmazken, valproikasit, karbamazepin, B12, prolidaz, GR, GST ve GSHPx için istatistik olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Buna göre hasta grubunda B12, GR, GST ve GSH-Px düşük, valproikasit, karbamazepin ve prolidaz ise yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak prolidaz, glutatyon s-transferaz (GST), prolidaz (PRO), glutatyon peroksidaz (GSH-Px), glutatyon redüktaz (GR), seruloplazmin, B12 vitamini, D vitamini (25-hidroksi D3), valproik asit ve karbamazepin parametreleri, epilepsinin etyopatogenezi ve prognozunda önemli rol oynayabilir.
Nitrofenollerin katalitik hidrojenasyonu için perovskit yapılı yeni bir oksit bileşiğinin sentezi ve ileri karakterizasyonu
Bu yüksek lisans tez çalışmasında öncelikle son yıllarda oldukça popüler bir malzeme sınıfı olarak öne çıkan Cs-Sb tabanlı ve perovskit yapılı bileşikler sınıfına giren yeni bir metal oksit bileşiği (CsSbO3) sentezlenmiş ve yapısal/morfolojik tekniklerle karakterize edilmiştir. Ardından sulu ortamda, NaBH4 varlığında 2-nitrofenol, 4-nitrofenol, 2,4-dinitrofenol ve 2,4,6-trinitrofenol gibi aromatik nitrofenol bileşiklerinin aminofenollere katalitik hidrojenasyonundaki performansları araştırılmıştır. Hazırlanmış CsSbO3 parçacıkları; XRD (X-Işınları Kırınımı), XPS (X-Işınları Fotoelektron Spektroskopisi), TEM (Geçirimli Elektron Mikroskopu), HR-TEM (Yüksek Çözünürlüklü Geçirimli Elektron Mikroskobu), SEM (Taramalı Elektron Mikroskopu) ve SEM-Elementel Haritalama teknikleri kullanılarak tanımlanmıştır. Nitrofenollerin aminofenollere katalitik hidrojenasyonu tepkimeleri oda koşullarında UV-vis 3600 spektrofotometre kullanılarak izlenmiştir. Hazırlanan CsSbO3 parçacıklarının nitrofenolerin aminofenollere katalitik hidrojenasyonu tepkimelerindeki tekrar kullanılabilirlik performansları da incelendikten sonra farklı sıcaklıklarda katalitik tepkimeler gerçekleştirilerek her bir nitrofenol türevi için aktivasyon parametreleri (Ea: Aktivasyon Enerjisi; ΔH*: Aktivasyon Entalpisi; ΔS*: Aktivasyon Entropisi) hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Hidrojenasyon, Katalizör, Nitrofenol, Perovskit, Su kirliliği
Examination of the effect of some vitamins on glucose-6-phosphate dehydrogenase enzyme purified from sheep liver
The enzyme glucose-6-phosphate dehydrogenase (G6PD, EC 1.1.1.49) is the first and rate-limiting enzyme of the pentose phosphate pathway, which is essential for the integrity and function of red blood cells. In this study, G6PD was purified 6308-fold in a single step by affinity chromatography from sheep liver. The molecular weight of the G6PD enzyme was found to be 93 kDa with SDS-PAGE. Vmax and KM values were calculated as 0.58 (μmol/min).mL-1 and 1.44 mM, respectively. The effect of biotin (vitamin B7) and folic acid (vitamin B9) vitamins on G6PD activity was examined. Biotin and folic acid had a significantly inhibitory effect on G6PD activity. The IC50 values of biotin and folic acid vitamins were calculated as 61.64 μM and 17.21 μM, respectively. Ki values and inhibitory types of these vitamins were found by Lineweaver-Burk graphs. The inhibitory type of these vitamins was determined as non-competitive inhibitory. Ki values for biotin and folic acid were calculated as 121.13 μM and 22.73 μM, respectively. The increase in the activity of the G6PD enzyme in various cancer diseases causes the rapid development of cancer cells. Therefore, G6PD inhibitors can be a very important treatment method in cancer treatment. In this study, it was concluded that biotin and folic acid vitamins may be effective in cancer treatment with their inhibitory effect on G6PD.
Yeni dihidropirimidin türevlerinin propargil bromür ile reaksiyonlarının araştırılması
Bu çalışmada, bakteriyel enfeksiyonlar, kanser, AIDS ve bunlar gibi çeşitli hastalıklarla mücadelede ilaç sektörü ve tıpta yaygın olarak kullanılan bileşiklerden olan pirimidin türevlerinden yeni tiyoksoprimidin türevleri ve yeni tiyazolo-pirimidin türevleri sentezlenmiştir. Çalışmamızın ilk basamağında yeni tiyoksoprimidin türevlerinin sentezi için 2,2-dimetil-1,3-dioksan-4,6-dion bileşiğinin çeşitli aromatik aldehitler ve tiyoüre ile HCl katalizörlüğünde reaksiyonları gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızın ikinci aşamasında, elde ettiğimiz yeni tiyoksoprimidin türevlerinin potasyum karbonat katalizörlüğünde propargil bromür ile reaksiyonları incelenmiş ve yeni tiyazolo-pirimidin bileşikleri elde edilmiştir. Elde edilen tüm bu bileşiklerin karakterize edilmesinde 1H-NMR, 13C-NMR, LC-MS ve IR spektroskopilerinden faydalanılmıştır.
Pirolotriazinon yapısı içeren yeni heterobisiklik bileşiklerin tasarımı, sentezi, teorik hesaplamaları ve çeşitli biyolojik aktivitelerinin araştırılması
Bu tez çalışması, pirrolotriazinon iskeletine sahip yeni bileşiklerin sentezi, karakterizasyonu ve farmakolojik potansiyellerinin araştırılmasına odaklanmaktadır. Heterosiklik bileşikler, özellikle pirrol ve triazinon türevleri, ilaç keşfi alanında önemli biyolojik aktiviteler sergileyebilen yapılar arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda, farklı fonksiyonel gruplarla zenginleştirilmiş çeşitli pirrolotriazinon türevleri sentezlenmiş ve bu türevlerin biyolojik aktiviteleri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bileşiklerin yapısal doğrulamaları, ¹H NMR, ¹³C NMR ve LC-MS/MS gibi ileri düzey spektroskopik ve spektrometrik yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bileşiklerin moleküler özellikleri ve reaksiyon mekanizmaları, yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) hesaplamaları ile teorik olarak incelenmiş, bu sayede bileşiklerin kararlılığı ve etkileşim potansiyelleri hakkında derinlemesine bilgi sağlanmıştır. Tasarlanan moleküllerin sentezi başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Biyolojik testler sonucunda, sentezlenen bileşiklerin çeşitli kanser hücre hatları üzerinde antiproliferatif etkiler gösterdiği tespit edilmiştir. Etkin bulunan bileşiklerin kanser hücrelerindeki PI3K seviyeleri ELISA yöntemiyle değerlendirilmiş ve bazı bileşiklerin PI3K seviyelerini düzenleyerek kanser hücrelerinin büyümesini engellediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, moleküler docking yöntemiyle yapılan in vitro doğrulamalar, bu bileşiklerin hedef proteinlerle etkileşimlerini ve biyolojik aktivitelerinin mekanizmalarını anlamada önemli bir katkı sağlamıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, yeni pirrolotriazinon türevlerinin farmakolojik potansiyelini hem deneysel hem de teorik açıdan detaylı bir şekilde inceleyerek, bu bileşiklerin kanser tedavisi gibi terapötik uygulamalarda önemli adaylar olabileceğini ortaya koymaktadır.
Profenosuntayini için mip-bentonitin sentezi karekterizasyonu
Molecularly imprinted polymer (MIP) is a type of synthetic polymer with selective binding sites, or "molecular imprints," designed to recognize and interact with specific target molecules. These polymers are synthesized through a process called molecular imprinting, inspired by the concept of lock and key. The imprinting factor, which is the most important factor when performing molecular imprinting, and the effectiveness of removing the template molecule directly affect the usability of the material to be obtained. Therefore, within the scope of this project, it can be easily done in a laboratory environment. Molecularly imprinted polymer samples will be prepared that are accessible, modifiable, have high surface area as well as high surface area/weight ratio and are coated with bentonite clay as a three-dimensional structure. Thanks to these superior properties, a molecular shape memory composite material with short adsorption time, high adsorption capacity, template molecule removal and molecular shape memory will be prepared. In the preparation of shape memory composite materials, methacrylic acid (MAA) was chosen as the monomer, ethyleneglycoldimethacrylate (EGDMA) was chosen as the cross-linker, and profenofos was chosen as the template molecule (model pesticide). Imprinted bentonite can be used as a sorbent in solid phase extraction (SPE) for the extraction and quantification of profenofosun from a sample matrix. After extraction, the amount of analyte will be measured by UV Spectrophotometer. Surface characterization; The synthesized material will be characterized using techniques such as IR (infrared spectroscopy), SEM (scanning electron microscopy), XPS (X-ray photoelectron spectroscopy, also known as electron spectroscopy for chemical analysis (ESCA)) and SEM-EDX mapping. Adsorption isotherm, adsorption kinetics , selectivity and adsorbent dosage will be determined. Actual application will be made. Comparison of the suitability of the method will be made using high performance liquid chromatography (HPLC), gas chromatography (GC) or LCMS (Liquid Chromatography-Mass Spectrophotometry).
Sulu çözeltilerde bulunan kirleticilerin adsorpsiyonunda modifiye aktif karbon ve kil kullanımının incelenmesi.
Bu çalışmada, Kochia scoparia L. bitkisi ve bentonit kili kullanılarak sulu çözeltilerde bulunan Reaktif Black 5 tekstil boyar maddesi ve 5-Florourasil kanser ilacı etken maddesi adsorpsiyon yöntemi ile giderilmiştir. Yapılan çalışmada adsorplayıcı maddelere çeşitli modifikasyon işlemleri uygulanmıştır. Adsorpsiyon ve modifikasyon işlemlerinde optimum şartlar belirlenerek, adsorpsiyon işlemi; adsorpsiyon izotermi, adsorpsiyon kinetiği ve adsorpsiyon termodinamiğine göre incelenmiştir. Modifikasyon ve adsorpsiyon işlemlerine TGA, FT-IR, BET, EDX, SEM, UV-vis. Spektrofotometresi analizleri uygulanarak açıklanmıştır. Modifiye aktif karbon ile Reaktif Black 5 tekstil boyar maddesi giderimi pH 2'de adsorpsiyon dengeye ulaştığında %97.23 oranında gerçekleştiği hesaplanmıştır. Gerçekleşen adsorpsiyon izoterminin Temkin izotermine, adsorpsiyon kinetiğinin yalancı ikinci mertebeden kinetik hız modeline uygunluk gösterdiği, adsorpsiyon prosesinin endotermik olduğu ve kendiliğinden gerçekleşmediği belirtilmiştir. Modifiye aktif karbon ile 5-Florourasil kanser ilacı etken maddesi gideriminin pH 4'te, adsorpsiyon dengeye ulaştığında %66.24 oranında gerçekleştiği hesaplanmıştır. Gerçekleşen adsorpsiyon izoterminin Langmuir izotermine, adsorpsiyon kinetiğinin yalancı ikinci mertebeden kinetik hız modeline uygunluk gösterdiği, adsorpsiyon prosesinin endotermik olduğu ve kendiliğinden gerçekleşmediği belirlenmiştir. Modifiye bentonit ile Reaktif Black 5 tekstil boyar maddesi gideriminin pH 2'de adsorpsiyon dengeye ulaştığında %92 oranında gerçekleştiği hesaplanmıştır. Gerçekleşen adsorpsiyon izoterminin Temkin izotermine, adsorpsiyon kinetiğinin yalancı ikinci mertebeden kinetik hız modeline uygunluk gösterdiği, adsorpsiyon prosesinin endotermik olduğu ve kendiliğinden gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Modifiye bentonit ile 5-Florourasil kanser ilacı etken maddesi gideriminin pH 6'da adsorpsiyon dengeye ulaştığında %51.21 oranında gerçekleştiği hesaplanmıştır. Gerçekleşen adsorpsiyon izoterminin Langmuir izotermine, adsorpsiyon kinetiğinin yalancı ikinci mertebeden kinetik hız modeline uygunluk gösterdiği, adsorpsiyon prosesinin endotermik olduğu ve kendiliğinden gerçekleşmediği sonuçlarına ulaşılmıştır.
BSA (bovine serum albumin) modifiye grafen oksit nanopartikülleri ile sensör geliştirilmesi
Bu çalışmada, biyolojik açıdan önemli bir molekül olan protaminin tayini amacıyla grafen oksit (GO) tabanlı bir sensör sistemi geliştirildi. Çalışma üç aşamalı bir plan çerçevesinde yürütüldü. İlk aşamada, GO sentezi düşük maliyetli ve uygulanması kolay bir yöntem olan Modifiye Hummers yöntemi ile gerçekleştirildi. Yüzeyinde karboksilik asit ucu bulunan GO molekülünde uygun kimyasal reaksiyonlarla karboksilik asit ucu açil klorüre dönüştürüldü (COCl-GO). İkinci aşamada, Grafen oksitin A1 (COOH-GO) ve A2 (COCl-GO)'in biyolojik ortamlarda daha kararlı, biyouyumlu ve işlevsel hale getirilmesi amacıyla tıbbi uygulamalarda yaygın olarak kullanılan Sığır Serumu Albümini (BSA) ile yüzey modifikasyonu yapıldı. GO'nun BSA ile modifikasyonu sonucunda elde edilen A3 (BSA-COCl-GO) ve A4 (BSA-COOH-GO) FT-IR, FE-SEM, FESEM-EDS, XRD ve TEM gibi ileri karakterizasyon teknikleriyle analiz edildi. XRD analizleri sonucunda (BSA-COCl-GO)NP ortalama kristal boyutu 33.776 nm olarak belirlendi. Üçüncü aşamada ise sentezlenen BSA-COCl-GO nanoparçacıkları, floresans spektroskopisi temelli bir sensör sisteminde kullanıldı ve cerrahi uygulamalarda yaygın olarak kullanılan protamin molekülünün tayini gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin kantitatif tespit limiti 380 ng/mL olarak hesaplandı. Ayrıca sensörün pH 7–10 aralığında ve 293–303oK (20–30°C) sıcaklıklarda optimum performans gösterdiği belirlendi. Metal iyonu etkileşimleri açısından değerlendirildiğinde, sistemin özellikle Fe+2, Fe+3 ve Zn+2 iyonlarından etkilendiği gözlendi. Sensörün tersinirlik özelliği, protaminin antidotu olan heparin kullanılarak test edildi ve sistemin çoklu kullanıma uygun olduğu ortaya konuldu. Ayrıca elde edilen nanoyapıların antimikrobiyal özellikleri de incelendi. Altı farklı mikroorganizma üzerinde yapılan testler sonucunda, GO ve BSA-COCl-GO nanopartiküllerin antibakteriyel ve antifungal aktivitesinin sınırlı düzeyde olduğu görüldü. Sonuç olarak, bu çalışmada BSA ile modifiye edilen GO nanoparçacıklarının, floresans spektroskopisi kullanılarak protamin tayininde etkin bir şekilde uygulanabileceği gösterildi.
BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü su-tuz sisteminin çözünürlük, iletkenlik, yoğunluk ve faz dengelerinin oda sıcaklığında incelenmesi
Bu tez çalışmasında; fizikokimyasal analiz yöntemleri kullanılarak; Ba2+/ Br⁻, (H2PO2)- // H2O dörtlü karşılıklı su-tuz sisteminde yer alan BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü sisteminin oda sıcaklığındaki yoğunluk, çözünürlük, iletkenlik ve faz dengeleri araştırılmıştır. BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü su-tuz sistemde ötonik noktaya varıncaya kadar bileşim-özellik oranları belirlenmiştir. BaBr2-Ba(H2PO2)2-H2O üçlü sistemin basit ötonik sistem türüne ait olduğu ve ötonik noktanın bileşimi (% kütle olarak) %22.54 BaBr2, %5.91 Ba(H2PO2)2, %71.55 H2O olduğu saptanmıştır. Sistemin bu ötonik noktasında sıvı faz ile BaBr2.H2O ve Ba(H2PO2)2.H2O kristalhidratlarının dengede olduğu tespit edilmiştir.