
5
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Helichrysum pallasii (sprengel) ledeb. bitkisinin in vitro biyolojik aktivite ve biyoaktif kompozisyon analizi
Helichrysum pallasii (Sprengel) Ledeb. Bitkisinin İn Vitro Biyolojik Aktivite ve Biyoaktif Kompozisyon Analizi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Eczacılık Bölümü, Temel Eczacılık Bilimleri Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2020. Bu çalışma, Van ili ve çevresinde böbrek rahatsızlıkları, karın ağrısı, astım, ishal, sarılık, diyabet gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde etkin bir şekilde kullanılan Helichrysum pallasii bitki yaprak organından elde edilen çeşitli ekstrelerin (etanol, infüzyon ve dekoksiyon) in vitro biyolojik aktivite (antioksidan ve enzim inhibisyonu) ve biyoaktif kompozisyonunun incelenmesini amaçlamıştır. Laboratuvar analizleri etanol bazlı ekstrenin geleneksel hazırlanma biçimlerine (infüzyon ve dekoksiyon) göre daha yüksek antioksidan (FCR: 103 mg Gallik asit Eş./g; FRAP: 2205 µmol Fe2+/g; ORAC: 2540 µmol Troloks Eş./g; DPPH: IC50-0.58 mg/ml; CUPRAC: IC50-0.37 mg/ml; Phosphomolybdenum: IC50-1.34 mg/ml ve metal şelatlama: IC50-1.42 mg/ml) ve enzim inhibisyonu (Asetilkolinesteraz: IC50-1.49 mg/ml; Bütirilkolinesteraz: IC50-1.98 mg/ml; Tirozinaz: IC50-0.68 mg/ml; Alfa-amilaz: IC50-2.09 mg/ml; Alfa-glukozidaz: IC50-0.51 mg/ml; ve Pankreatik lipaz: IC50-42.5 µg/ml) aktivitelerine sahip olduğunu ve daha yüksek miktarlarda fenolik (Klorocenik asit izomerleri ve rutin) ve yağ asidi (Palmitik, linoleik ve linolenik asitler) bileşiklerini içerdiğini göstermiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular, Helichrysum pallasii bitki yapraklarının yüksek antioksidan ve enzim inhibisyonu aktivitelerine sahip zengin bir fitokimyasal kaynak olduğunu göstermekte ve biyoterapötik ajan araştırma ve geliştirme çalışmalarında kullanılabilecek bir aday olarak önermektedir.
Development and applications of electrochemical dna biosensors for the study of selective estrogen receptor modulators (SERM) raloxifene
"Development and Applications of Electrochemical DNA Biosensors for the Study of Selective Estrogen Receptor Modulators (SERM) Raloxifene (Ralo) ([6-hydroxy-2-(4-hydroxyphenyl)-1- benzothiophen-3-yl]-[4-(2-piperidine-1-ylethoxy)phenyl]methanone), is a selective estrogen receptor modulator (SERM) that is used in the treatment of cancer. Estrogen receptors have two different structures: alpha and beta. SERM substances bind to these receptors and have antagonist and agonist effects. SERMs are nonsteroidal compounds that cause estrogen agonist and antagonist effects in some tissues using the 3- dimensional conformation. The most well-known SERMs are Ralo and tamoxifen (TAM). TAM affects the estrogen receptors and causes therapeutic and side effect-producing mechanisms in the body. Tam acts as an estrogen antagonist in breast cells, but it stimulates the endometrium by acting as an estrogen agonist in the uterus. On the other hand, RALO affects breast cell estrogen receptors as an antagonist and it doesn't stimulate the uterus. This thesis investigated the interaction between Ralo and DNA by using disposable electrochemical biosensor. Firstly, the electrochemical behaviour of Ralo was examined with cyclic and square wave voltammetry in aqueous solutions over the pH range of 2.0-12.0. The detection limit of Ralo was calculated as 5.63 µM (2.66 µg/mL) (linearity range from 1.25 to 50 µg/mL). In addition, an electrochemical biosensor was designed for interaction between Ralo and DNA sequences by using pencil graphite electrode (PGE). Consequently, the developed biosensor provides a suitable stage for the analysis of Ralo-DNA interaction sensitively. In the present study, the interaction of the anticancer drug was investigated with the DNA-modified electrodes. The binding mechanism of the anticancer drug Ralo with DNA was determined by using electrochemical voltammetry methods. For this purpose, DNA-modified electrodes were prepared and interacted with Ralo then measured by electrochemical analysis. In summary, it was shown that the label-free detection of Ralo–DNA interaction could be done with sensitive, faster, and less laborious techniques by using disposable electrochemical biosensors.
Romatoid artrit ön tanılı hastalarda eklem sinovyal sıvısının mikrobiyolojik açıdan incelenmesi
Romatoid Artrit (RA) etyolojisi belli olmayan, temelde eklemlerde etki göstererek şekil bozukluklarına sebep olabilen; enflamatuar, kronik ve multisistemik bir hastalıktır. Eklem tutulumu dışında patolojik bulguların, romatoid nodüllerin, göz komplikasyonlarının, laboratuvar bulgularının, akciğer bulgularının ve radyolojik bulguların da görüldüğü bilinmektedir. Araştırmamızda RA etyolojisinde etkili olabilecek ve sinovyal sıvıda bulunabilecek mikroorganizmaların rolünü ve septik artritle RA hastalığı arasında bağlantı olup olmadığını belirlemek için RA ön tanılı ve diz ekleminde akut ödem bulunan 139 (65K, 74E) hastanın eklem sinovyal sıvıları artrosentez yöntemiyle alındı. Örneklerin mikrobiyolojik açıdan incelenmek üzere kanlı agara, EMB (Eozin Methylen Blue) agara ve Mac-Conkey agara ekimini yaptık. Uygun koşullarda inkubasyona bıraktık ve üreme olan kültürlerde koloni morfolojisini, gram boyama, oksidaz-katalaz testlerini yaparak değerlendirdik. 5 kadın ve 7 erkek hastanın örneklerinde bakteri izole ettik. Elde edilen verileri pozitif sonuç sayısı-cinsiyet, bakteri türü-cinsiyet, bakteri türü-yaş grupları ve bakteri türü – antibiyotik duyarlılıkları olmak üzere 4 farklı kategoride değerlendirdik ve istatistik analizini yaptık. RA hastalarında sinovyal sıvıda bakteri izole edilebildiğini ancak bakteri ve cinsiyet arasında ilişki olmadığını gördük. İzole edilen bakteri türü ve sayısı ile cinsiyet ve yaş grupları arasında anlamlı bir farklılık göremedik. Ancak diğer enfeksiyöz ajanlara göre S. aureus karşımıza daha çok çıktı. Buna ek olarak bakteri türleri ve antibiyotik duyarlılık-dirençlilik arasında da anlamlı bir farklılık elde edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Mikrobiyoloji, Romatoid Artrit, S. aureus, Septik artrit
Farelerde deneysel epileptik modelde propolisin beyinde asetilkolinesteraz ve oksidatif stres üzerine etkisinin araştırılması
Yaptığımız çalışmada, epilepsi modeli oluşturulan farelerde propolis uygulamasının beyin dokusundaki oksidatif stres parametrelerine ve asetilkolinesteraz aktivitesine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada 35 adet fare kullanılmış olup her grupta 7 fare olacak şekilde toplam 5 gruba ayrılmıştır. Bu gruplar; kontrol grubu, pentilentetrazol (PTZ) grubu, propolis grubu, PTZ + propolis grubu ve PTZ + valproik asit grubudur. Kontrol grubuna serum fizyolojik (SF), PTZ grubuna 65 mg/kg PTZ + serum fizyolojik, propolis grubuna 100 mg/kg propolis ve 45 dakika sonra serum fizyolojik, propolis + PTZ grubuna 100 mg/kg propolis ve 45 dk sonra 65 mg kg PTZ, valproik asit grubuna 100 mg/kg valproat ve 45 dk sonra 65 mg kg PTZ yedi gün boyunca uygulanmıştır. Her grubun nöbet tespiti, nöbet skorları ve toplam nöbet süresi izlenerek kaydedilmiştir. Uygulama sonrası farelerin beyin dokusundaki asetilkolinesteraz enzim aktivitesi ile oksidatif stres göstergesi olarak da total antioksidan kapasite (TAS) ve total oksidan kapasite (TOS) düzeylerine bakılmıştır. PTZ grubunun TAS düzeyi, kontrol grubu ile karşılaştırıldığı zaman istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük bulundu (p<0.05). Propolis, PTZ+Propolis ve PTZ + Valproik asit gruplarının TAS düzeyleri PTZ grubu ile kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (p<0.05). PTZ grubunun TOS düzeyleri, kontrol grubu ile karşılaştırıldığı zaman istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Propolis, PTZ+Propolis ve PTZ+Valproik asit gruplarının TOS düzeyleri, PTZ grubu ile kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, propolis ekstresinin, epilepsinin davranışsal belirtilerini ve oksidatif stresi azalttığı görülmüştür. Ayrıca propolis ekstresinin, epilepsinin komplikasyonlarını önleyebileceği gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Epilepsi, Beyin, Propolis, Oksidatif Stres, Asetilkolinesteraz Aktivitesi
Etil alkol ile oksidatif stres oluşturulan sıçanlarda çınar (platanus orientalis l.) yaprak infüzyonunun doku koruyucu rolü ve fitokimyasal içeriğinin araştırılması
Anuk, ÖO. Etil Alkol ile Oksidatif Stres Oluşturulan Sıçanlarda Çınar (Platanus orientalis L.) Yaprak İnfüzyonunun Doku Koruyucu Rolü ve Fitokimyasal İçeriğinin Araştırılması. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Eczacılık Fakültesi, Temel Eczacılık Bilimleri Anabilim Dalı, Biyokimya Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2018. Çınar (Platanus orientalis L.) bitkisi kaempferol glikozit türevleri bakımından zengin olup, yılan ve akrep zehirlenmelerine, ses kısıklığı, diş ve diz ağrıları, yaralar, inflamasyon ve mide rahatsızlıklarına karşı halk hekimliğinde kullanılmasına rağmen karaciğer ve böbrek gibi organlar üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Bu çalışmada etil alkol ile oksidatif stres oluşturulan sıçanlarda Çınar yapraklarından elde edilen infüzyonun doku koruyucu rolü ve fitokimyasal içeriği araştırıldı. Toksisite testinden sonra, etil alkol ile oksidatif stres oluşturulan sıçanlarda biyokimyasal değişiklikleri, lipit peroksidasyonunu ve antioksidan enzim seviyelerini test etmek için 20 mg/mL ve 60 mg/mL dozunda Platanus orientalis (PO) infüzyonu verildi. Ayrıca, karaciğer koruyucu özelliği bilinen silymarin pozitif kontrol olarak kullanıldı. Otuz adet Wistar cinsi erkek sıçan; Normal, %20 Etil alkol, %20 Etil alkol+Silymarin (10 mg/kg), %20 Etil alkol+PO-20 mg/mL infüzyon ve %20 Etil alkol+ PO-60 mg/mL infüzyon olmak üzere beş gruba ayrıldı. Elde edilen in vitro sonuçlarına göre GC-MS analizinde ekstrede benzaldehit, palmitik asit, 2,4-Ditert-butylphenol, stearik asit, oktadekanoik asit, linoleik asit ve linolenik asitler belirlenirken; HPLC profilinde ise baskın bileşiğin kaempferol ve kaempferol türevleri oldukları belirlenmiştir. Etil alkol grubunda serum AST, ALT, LDH, GGT, ürik asit ve üre; karaciğer ve eritrosit dokularında ise GST ve MDA düzeyleri Kontrol grubuna göre önemli artış gözlenmiştir. Etil alkol+PO-60 mg/mL grubunda serum AST, LDH, GGT, ürik asit, LDL_C ve MDA (tüm dokularda) değerlerinde ise Etil alkol grubuna göre önemli düşüş belirlenmiştir. Ayrıca, Etil alkol grubu böbrek dokusunda SOD, GPx ve CAT aktiviteleri Kontrol grubuna göre önemli düşüş gösterirken tüm tedavi gruplarındaki GPx aktivitesi ise Etil alkol grubuna göre önemli artış gösterdi. Bulgular, Çınar yapraklarının belirlenen infüzyon dozlarının tüketimi etil alkol ile oksidatif stres oluşturulan sıçanlarda karaciğer ve böbrek hasarına karşı koruyucu rolü olabileceğini göstermeketdir. Anahtar Kelimeler: Çınar (Platanus orientalis L.), Silymarin, Antioksidan Enzimler ve Oksidatif Stres, Biyoaktif Bileşikler, Rat.