Yeditepe University
Discipline

Fizyopatoloji Anabilim Dalı

Yeditepe University

3

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

3 Theses
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 geçirmiş bireylerin egzersiz kapasitelerinin ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu tez çalışmasında, COVID-19 geçirmiş bireylerde enfeksiyonu geçirmeyen bireylere kıyasla uzun dönemde kardiyopulmoner egzersiz dayanıklılığı, otonom sinir sistemi, inflamatuvar durum ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi ile kardiyak ve pulmoner sistem fonksiyonlarında, inflamasyon durumlarında uzun dönemde devam eden problemlerin olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylece COVID19 pandemisi sonrası kişilerin sağlılık durumu ve yaşam kalitelerinin etkilenip etkilenmediği ile ilgili verilere ulaşılması mümkün olacaktır. Gereç ve Yöntemler: COVID-19 enfeksiyonu geçirmemiş ve geçirmiş, post enfeksiyöz süresi 3 ay-24 ay arasında olan toplam 100 gönüllü çalışmaya dahil edilmiştir. COVID-19 geçiren (n=50) ve COVID-19 geçirmeyen (n=50) bireyler yaş, cinsiyet ve VKİ yönünden birbirine benzer olacak şekilde çalışma grupları oluşturulmuştur. Egzersiz ile kardiyo-pulmoner kapasitenin fonksiyonel olarak değerlendirildiği altın standart bir test olan Kardiyopulmoner Egzersiz Testi (KPET), Spirometri, otonom sinir sisteminin dengesini görmek için Kalp Hızı Değişkenliği (KHD) ölçümü, kronik inflamasyon durumunu araştırmak için inflamasyon belirteçleri ve bir stress belirteci olan Kopeptin seviyeleri ölçümleri yapıldı. Yorgunluk durumu, genel fiziksel ve emosyonel sağlık durumu değerlendirmesi için Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS) ve Kısa Form-36 (SF-36) anketleri uygulandı. Bulgular: COVID-19 geçiren ve geçirmeyen bireyler arasında KPET eşik değerleri, maksimum KPET parametreleri ve eşik değer / maksimum değer yüzdeleri karşılaştırılmıştır. Her üç analizde de gruplar arasında anlamlı farklar bulunamamıştır. Diğer taraftan, KPET testinin sonlandırma nedenleri incelendiğinde, COVID-19 geçiren bireylerin %56'sının yorgunluk nedeniyle testi sonlandırdığı, geçirmeyenlerde ise bu oranın %34 olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p=0.027) belirlenmiştir. Spirometri sonuçları COVID-19 enfeksiyonu geçirenlerde geçirmeyenlere göre FEV1/FVC (%) (p=0,005), PEF (L/s) p=0,044), PEF (%) (p= 0,025) değerlerinin xiv istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olduğunu gösterdi. VD/VT (%) ise COVID-19 enfeksiyonu geçirenlerde geçirmeyenlere göre daha yüksekti ve aradaki fark istatistiksel (p=0,013) olarak anlamlı bulunmuştur. KHD ölçümlerinde frekans alanı parametrelerinde farklılıklar görüldü. Yüksek frekans (HF) değerleri COVID-19 enfeksiyonu geçirenlerde geçirmeyenlere göre daha düşüktür ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır [HF(ms2, nu, log)] sırasıyla (p=0,013, p=0,009, p=0,013). LF/HF oranı ise COVID-19 enfeksiyonu geçirenlerde geçirmeyenlere göre daha yüksekti ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,016). Kan tetkiklerinde hsCRP, Ferritin, Laktat Dehidrojenaz (LDH), Fibrinojen, D-dimer, tam kan sayımı yapıldı. Bunlardan sadece lenfosit sayımı iki grup arasında karşılaştırıldığında COVID geçirenlerde anlamlı olarak düşük çıktı. Bir stres biyobelirteci olarak kabul edilen Kopeptin değerlerinde bir farklılık görülmedi. Yorgunluk Şiddet ölçeği (FSS)'de COVID-19 geçirenlerin yorgunluk düzeyi daha yüksekti, bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,026). COVID-19 geçirenlerde SF-36 anketine göre Fiziksel rol güçlüğü (p=0,040), emosyonel rol güçlüğü (p=0,016), sosyal işlevsellik (p=0,048), ağrı p=0,004) alt ölçekleri anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır. Sonuç: COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş olan gönüllülerde, geçirmemiş olan gönüllülere göre fiziksel olarak kardiyopulmoner sistem ve egzersiz kapasitesi uzun dönemde etkilenmemiş olsa da kondisyon kaybı nedeniyle egzersiz kısıtlaması olduğu görülmüştür. Spirometri sonuçları hafif dereceli obstrüktif patern şeklinde akciğer hastalığını ve/veya mikrovasküler bir akciğer hasarı olduğunu düşündürmektedir. KHD'de saptanan sempatik dominansı da düşük dereceli inflamasyon varlığını düşündürmektedir. Anket sonuçlarına göre fiziksel olarak bir kondisyon kaybı nedeniyle kişilerin daha fazla yorgunluk hissettiği, sosyal ve emosyonel olarak etkilendikleri ve ağrı seviyelerinde de belirgin artış olduğu gözlendi. Sonuç olarak COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş olmak enfeksiyon hafif olarak atlatılsa dahi uzun dönemde kişilerde yorgunluğa, yaşam kalitesinde azalmaya, solunum fonksiyonlarında bozulmalara, KHD'de sempatik aktivasyon artışına, lenfosit sayısında azalmaya yol açmaktadır. Anahtar Kelimeler: COVID-19, KPET, Spirometre, KHD, SF-36, Yorgunluk, FSS, Kronik inflamasyon, Kopeptin

Ragibe Demet Erdoğan
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı olan bireylerde maksimum yağ oksidasyonu (FATmax) egzersizlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Us, B.T. (2024), Non-Alkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı Olan Bireylerde Maksimum Yağ Oksidasyonu (FATmax) Egzersizlerinin Etkinliğinin Değerlendirilmesi, Yeditepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyopatoloji ABD, Doktora Tezi, İstanbul Amaç: Dünyada en sık görülen karaciğer hastalığı olan Non-Alkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAYKH) basit yağlanma ile başlayıp tedavi siroza kadar ilerlemektedir. Hastalığın fizyopatolojik temeli karaciğerde bozulmuş lipit metabolizmasıdır. Aerobik, direnç ve HIIT egzersizlerinin NAYKH tedavisindeki rolü birçok çalışma ile gösterilmiştir ancak FATmax egzersizlerinin NAYKH tedavisindeki rolü ise henüz net olarak bilinmemektedir. Motivasyonel görüşme egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerinin kazandırılması için oldukça sık kullanılan bir yöntemidir. Bu tezin amacı FATmax egzersizlerinin NAYKH tedavisindeki etkinliği göstermek, etkinliği kanıtlanmış egzersiz yöntemleri ile karşılaştırmak ve NAYKH tedavisinde doğru egzersiz seçimine de katkıda bulunmaktır. Gereç ve Yöntemler: Kontrol, fatmax, HIIT ve direnç olarak gruplara ayrılan gönüllülere çalışma başında ve sonunda vücut kompozisyon analizi, çevre ölçümleri, istirahat enerji tüketimi, kas gücü, denge testleri ve kardiyopulmoner egzersiz testleri uygulandı. Egzersiz gruplarına bireysel egzersiz reçeteleri yazıldı ve motivasyonel görüşme teknikleriyle takip edildi. Çalışma sonunda tüm gönüllülerin karaciğer ultrasonografisi ve biyokimyasal analizleri yapıldı. Bulgular: Çalışma sonunda HIIT (ilk 1,8 ± 0,79, son 0,8 ± 0,92, p= 0,0039) egzersizlerinin karaciğer yağlanmasını anlamlı olarak azalttığı gösterilmiştir. HIIT egzersizleri istirahat enerji tüketimini anlamlı olarak arttırırken (ilk 1535,58 ± 340,39, son 1671,59 ± 227,72, p= 0,0043), direnç egzersizleri vücut yağ oranını anlamlı olarak azaltmaktadır (ilk 33,88 ± 5,34, son 30,58 ± 4,96, p= 0,0027). Sonuç: NAYKH tedavisinde ilk tercih olarak HIIT egzersizleri önerilebilir. Vücut yağ oranının azaltılması hedeflenen hastalarda direnç egzersizi reçetelendirilmesi de faydalı olabilir. FATmax egzersizlerinin NAYKH tedavisindeki etkinliğinin kanıtlanması daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: NAYKH, fatmax egzersizi, HIIT egzersizi, direnç egzersizi, motivasyonel görüşme Bu çalışma Türkiye Bilimsel ve Teknojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmiştir (Proje no: 321S513).

Burçin Tuvana Us
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik yorgunluk sendromuna fizyopatolojik yaklaşım: Sağlıklı kontrollere kıyasla kronik yorgunluk sendromlu hastalarda egzersiz kapasitesi, kas gücü ve otonom sinir sistemindeki değişiklikler ile kan adropin düzeylerindeki farklılıkların araştırılması

Amaç: Kronik yorgunluk sendromu (KYS), en az altı ay süren, nedeni açıklanamayan, yorgunluk, kas iskelet ağrısı, kognitif sorunlar, uyku problemleri, otonomik disfonksiyon ve egzersiz sonrası halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren karmaşık bir sendromdur. Bu tez çalışmasında KYS'nda rol oynayabilecek ve birbirleri ile yakın fizyolojik bağlantıları olan tüm bu sistemlerin fizyopatolojik bakış açısı ile değerlendirilmesi ve bunun ışığında KYS tanı kriterlerinin geliştirilmesi ve standartize edilebilmesinin önünü açacak verilerin elde edilmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Bu amaçla öncelikle gönüllülerin KYS olup olmadığını değerlendirip grupları oluşturmak için Chalder Yorgunluk Ölçeği ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği uygulanmıştır. Anamnez, fizik muayene ve anket sonuçlarına göre 30'ar gönüllüden oluşan KYS ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Her iki gruba Fiziksel Aktivite Anketi, Besin Tüketim Kaydı, Mc Gill Melzack Ağrı Anketi, Pitsburg Uyku Ölçeği (PUKİ), Beck Depresyon Testi, Genel Sağlık Durumu Anketi ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Anketi uygulanmıştır. Gönüllülerin egzersiz kapasitelerini değerlendirmek için kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET), kas gücü, denge ve sıçrama testi; otonom sinir sistemini değerlendirmek için kalp hızı değişkenliği (KHD), vücut sıcaklığı ve solunum frekansı, galvanize deri tepkisi ile birlikte vücut kompozisyonu analizi, kol bacak çevre ölçümleri, venöz kan gazı analizi ve serum adropin düzeyleri ölçüldü. Veriler IBM Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) for Windows 25.0 paket programı ile analiz edildi. Bulgular: Chalder Yorgunluk Ölçeği (p<0,001), Yorgunluk Şiddeti Ölçeği (p<0,001), McGill Ağrı Anketi (p=0,037), PUKİ (p=0,028), Beck Depresyon Ölçeği (p<0,001), Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (p=0,026) ve SF36 (p=0,001) sonuçları gruplar arasında farklılık göstermiştir. Tüm anket sonuçları KYS grubunda yorgunluk, eklem ağrıları, uyku kalite bozukluğu, depresif ruh hali ve yaşam kalitesi düşüklüğü olduğunu desteklemektedir. Tek bacak denge testi süresi KYS grubunda daha kısa (p=0,01), ortalama kalp atım hızı (meanHR) KYS grubunda yavaş (p= 0,011), ortalama RR aralığı ise (mean RR) daha kısa bulunmuştur (p=0,021). KPET sonuçlarına göre KYS grubunda end-tidal oksijen konsantrasyonu (FETO2) KYS grubunda düşük (p=0,029), end-tidal karbondioksit konsantrasyonu (FETCO2) ise yüksek bulunmuştur (p=0,040). KYS grubunda 17 gönüllü (%56,7), kontrol grubunda 5 gönüllü (%16,7) yorgunluk ve benzeri sebeplerle testi tamamlayamamıştır. Solunum fonksiyon testinde FEV1 (p=0,03), FEV1/FVC (p=0,03), PEF (p=0,04) değerleri KYS grubunda obstrüktif paterni düşündürecek şekilde düşük bulunmuştur. Venöz kan gazı analizinde laktat (p=0,009) ve kalsiyum (p=0,025) değerleri KYS grubunda kontrol gruba göre daha düşük bulunmuştur. GDT, kas gücü, sıçrama testi, solunum frekansı ve adropin değerlerinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuç: KYS tanısında ve takibinde Chalder Yorgunluk Ölçeği ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği yanı sıra SYBD, Beck Depresyon, Pittsburgh Uyku, McGill Ağrı, SF-36 anketlerinin kullanılması yararlı olabilir. KYS tanı ve takibinde KPET ve SFT kullanılmasının yararlı olabileceği düşünülmektedir. KYS tanısına spesifik bir KPET protokolü geliştirilmesi ile KPET tanı ve takipte bir altın standart yöntem olabilir. KYS tanı ve takibinde venöz kan laktat ve kalsiyum değerleri önemli bir biyokimyasal belirteç olabilir. Detaylı mekanizmaların ortaya konması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Tijen Acarkan
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2024
00