
2
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sürdürülebilir turizm ve kentsel koruma ilişkisi: Kayseri Gesi Koruma Bölgesi örneği
Tarihsel süreç içerisinde insanoğlu yaşamış olduğu fiziksel çevreyi ihtiyaçları çerçevesinde şekillendirirken ortaya çıkardığı kültürü, sonraki gelecek nesillere aktarmakta, böylece günbegün çeşitlenen ve zenginleşen bir kültürel birikim oluşturmaktadır. Bu birikim, insanların geçmişini bilmesini sağlayan somut belgedir. Kültürel değerlerin dünya mirası olduğu, korunmasının ve ölümsüzleştirilmesinin insanlığın sorumluluğunda olduğu gerçektir. Tarihi çevreyi var eden örneklerin sorunları arasında, ekonomik ve sosyal şartlar sebebiyle eserlerin kendine özgü kullanımlarının devam edememesi yer alır. Turizm faaliyetlerinin sağlamış olduğu kullanım olanakları, kültürel ve doğal değerlerin korunarak yaşatılmasında önemli bir role sahiptir. Turizmin devamlılığı için kültürel mirasın tanınması, doğal kaynakların korunması ve yaşatılması gerekmektedir. Turizm, doğru yönlendirildiği zaman gerekli mali desteği yaratması ve ev sahibi toplumlara koruma konusunda bir motivasyon sağlaması açısından da önemlidir. Ancak turizmin ekonomideki olumlu etkilerinin yanı sıra olumsuz etkileri de vardır. Plansız bir turizm, çevresel, tarihsel ve kültürel değerlerin özgün niteliklerinin değişmesine, bozulmasına hatta yok olmasına yol açabilmektedir. Bu tehditlerin gerçekleşme ihtimali, sürdürülebilir turizm yaklaşımının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu çalışmada örneklem alan olarak seçilen Kayseri Gesi Koruma Bölgesi'nin (KGKB) sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda korunması amaçlanmaktadır. Çalışmada karma yöntem kullanılarak nitel ve nicel araştırmalar yapılmıştır. Gesi Koruma Bölgesi (GKB), Kayseri kentinin merkez ilçelerinden olan Melikgazi ilçesine bağlı Kuzey Mahallesi, Güney Mahallesi ve Bahçeli Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. GKB özgün arazi yapısı ile farklı medeniyetlerin izlerini günümüze kadar taşıyabilen bir kültür merkezi olması nedeniyle seçilmiştir. Bu bağlamda, yapılan alan araştırması ve anket çalışmaları sonucunda, bölgenin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri (GZFT) analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerden GKB'nin sürdürülebilir turizm potansiyeline sahip olduğu; ancak, turistik potansiyelinin artırılması gerektiği, bunun için de sürdürülebilir koruma politikalarının sosyo-kültürel, çevresel ve ekonomik boyutta oluşturularak uygulanabilirliğinin sağlanmasının zaruri olduğu sonucuna varılmıştır.
Sürdürülebilir korumanın afet risklerini önlemedeki rolü: Antakya Koruma Alanı örneği
Sürdürülebilirlik, kaynakların tüketilmeden kullanımı ve gelecek nesillere aktarımı anlamına gelmektedir. Yaşamın her alanında sağlıklı bir döngüyü ifade eden sürdürülebilirlik kavramı, koruma kavramı ile doğrudan ilişkilidir. Doğal ve yapay çevrenin bütünleşik olarak korunması, bu çevrelerin sürdürülebilirliğinin sağlanması ile mümkün olmaktadır. Yapay çevre olarak karşımıza çıkan tarihi çevreler de bu kapsama girmektedir. Tarihi çevreler geçmişin izlerini taşıyan korunması gerekli alanlardır. Tarihsel süreçte doğal ve insan kaynaklı olarak gelişen afetler sonucunda tarihi çevreler tahribata uğramış, hatta yok olmuştur. Afetlerin etkileri can ve mal kayıpları ile sınırlı olmamaktadır. Tarihi çevrede gerçekleşen afetler, geçmişin izlerinin dolayısıyla kültürel birikimin kaybı anlamına da gelmektedir. Bu nedenle korunmaları ve gelecek nesillere aktarılmaları evrensel bir görev olarak kabul edilmektedir. Tarihi çevrelerin afet risklerinden korunabilmesindeki en önemli ilke ise devamlılıktır. Bu ilke, tarihi çevrelerin sosyal, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik boyutları çerçevesinde koruması anlamına gelmektedir. Bu çalışmada Antakya Koruma Alanı örneklem alan olarak seçilmiştir. Bunun iki önemli nedeni bulunmaktadır. Birincisi tarihsel, arkeolojik, çevresel ve kültürel açıdan özgün değerlere sahip olması; ikincisi ise Antakya Koruma Alanı'nın doğal ve insan kaynaklı afet riskleri taşımasından dolayı yok olma tehlikesi altında bulunmasıdır. Deprem, sel, kaya düşmesi, göç hareketleri gibi afetler ile mücadele etmek zorunda kalan Antakya Koruma Alanı zamanla tahribata uğramıştır. Kültürel çeşitliliğin ve tarihi değerlerin yoğun olduğu bu alanın afet risklerine karşı sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda korunması sağlanabilir. Bu nedenle çalışma kapsamında nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Analiz aşamasında literatür taraması ile yerinde gözlem ve incelemeler yapılmıştır. Bu analizler ile bölgenin mevcut durumu ortaya konulmuştur. Yapılan analizlere ek olarak kullanılan nicel araştırma yöntemlerinden bir diğeri anket çalışmasıdır. Elde edilen veriler doğrultusunda bölgenin sosyal, ekonomik ve çevresel sorunları saptanarak afet risklerinin önlenmesi ve tarihi çevrede olası afetlerin en az zararla atlatılabilmesi amacıyla öneriler ortaya konulmuştur.