Crime

444 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Türk TV suç dizilerindeki antagonist karakterler aracılığıyla güvenlikleştirmenin Gramscian analizi: İz peşinde, Yılan Hikâyesi, Arka Sokaklar, Behzat Ç., İsimsizler ve Börü

The relationship between popular culture and politics has started to attract more attention with the spread of mass media and today's world becoming a visual and auditory showground; in other words, popular culture has become more important than ever in conveying the ideology of the ruling class. Popular culture products are instrumental in the reproduction and maintenance of economic, political, and cultural values in motion. The role of TV is still important in this context, given its prevalence and broad audience. In this thesis, it is examined how securitization practices play a role in the reproduction and maintenance of common sense in the Gramscian sense, in the context of six crime series broadcast on Turkish TV. For this purpose, the criminal profiles in the TV series İz Peşinde, Yılan Hikâyesi, Behzat Ç., Arka Sokaklar, İsimsizler, and Börü were categorized with the help of content analysis based on their names, nicknames, genders, professions, family backgrounds, educational backgrounds and the nature of the crimes they committed, and accordingly, certain stereotypes were determined. In the research, it was concluded that the criminals in the selected TV series were exposed to visual securitization through these stereotypes. In addition, it has been determined that these securitization practices are in parallel with the socio-political conjuncture of the period and reproduce common sense by repeating the dominant discourses. Keywords: Popular Culture, Common Sense, Securitization, Crime, TV series

AntogonisticSequencesGramsci, Antonio+6
Emine Tuğçe Sarı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunuyla mukayeseli olarak İslam hukukunda suç ve suçun unsurları

İnsanların yaşamını devam ettirebilmesi için temel gereksinimleri bulunmaktadır. Güvenlik ihtiyacı da bu gereksinimlerin içerisinde yer almaktadır. Tarih boyunca insanlar güvenliklerini korumak için çeşitli önlemler almıştır. Zamanın ilerlemesi ve teknolojinin gelişmesi ile suçlara karşı alınan güvenlik önlemleri de farklılıklar göstermiştir. Ayrıca coğrafya ve kültürlere göre suç sayılabilecek ögelerde farklılık göstermektedir. Bu yüzden suça karşı alınan önlemlerde farklı olabilmektedir. İslam hukukunun temelini Kur'an-ı Kerim ve Sünnet oluşturmaktadır. İslam hukukunda Müslümanlar, Kur'an-ı Kerim'i bildiği için işledikleri suçların farkındadır. Hemen her Müslüman birey suç ve suç unsurları hakkında temel seviyede bir bilgiye sahiptir. Bir suç işlenirken, bunun sorumluluğunu ve sonuçlarına katlanmayı göze almaktadır. İslam Hukuku'na göre suç ve suç unsurları İslamiyet'e göre belirlenmiştir. Suç faktörleri Allah'ın günah kıldığı, dünyevi hareket ve eylemlere denilmektedir. Türk Ceza Kanunu ile mukayese edildiğinde İslam Hukuku'nda suç ve suçun unsurları konusunda birçok noktada benzerliklerin bulunduğu, bazı noktalarda ise farklılıkların olduğu görülmektedir Bu çalışmada kavramsal ögelerle birlikte İslam hukuku ve Türk Ceza Kanunu mukayeseli olarak, araştırmalar doğrultusunda açıklanmaya çalışılmıştır.

CezaKarşılaştırmalı hukukSuç+3
Cüneyt Demirci
Siirt University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Ceza Hukukunda ve Türk ceza hukukunda kişisel verilerin korunması: karşılaştırmalı bir inceleme

Kişisel veri, üzerinde konsensüse varılan tanımına göre kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Kişisel verilerin korunması ise özel hayatın gizliliğinin korunmasının bir yönü olarak, kişinin bireysel özerkliğini koruması ile maddi ve manevi varlığını geliştirmesiyle yakından ilişkili bulunmaktadır. Özellikle 1970'li yıllardan itibaren, bilişim teknolojilerinin gelişiminin etkili olduğu sosyoekonomik dönüşüm içerisinde kişisel verilerin değeri ve buna paralel olarak çeşitli aktörlerce işlenmesi ivme kazanmıştır. Tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan gereksinimler doğrultusunda ise, kişisel verilerin korunmasına ilişkin asgari gereklilikler büyük ölçüde uluslararası düzlemde şekillendirilmiştir. Günümüzde kişisel verilerin korunması alanı, ulusal hukuklarda da muhtelif yönleriyle düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çalışmada ise, Kuzey Kıbrıs Türk Ceza Hukukunda ve Türk Ceza Hukukunda kişisel verilerin korunması karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kişisel verilerin korunması gereksiniminin tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkışına ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel uluslararası düzenlemelere yer verilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde de Kuzey Kıbrıs Türk Hukuku ve Türk Hukuku bakımından kişisel verilerin korunması hukukunun gelişimi incelenmekte; Kuzey Kıbrıs Türk Hukukundaki 89/2007 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Yasası ve Türk Hukukundaki 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile temel uluslararası düzenlemeler ekseninde karşılaştırmalı olarak kişisel veri kavramı, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin temel ilkeler ve kişisel verilerin işlenme şartları ele alınmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Kuzey Kıbrıs Türk Ceza Hukukunda 32/2014 Sayılı Özel Hayatın ve Hayatın Gizli Alanının Korunması Yasası'nın 8. ile 11. maddeleri arasında ve Türk Ceza Hukukunda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135. ile 138. maddeleri arasında düzenlenen kişisel verileri konu edinen suç tipleri karşılaştırılmaktadır.

CezaCeza hukukuHukuk+2
Esra Evren
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Spor alanlarına yasak madde sokulması ve müsabaka düzeninin bozulması suçları (6222 Sayılı Kanun md. 13)

Spor, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de büyük bir kitleye hitap eden ve toplumun birleştirici gücünü yansıtan önemli bir etkinliktir. Zira spor, sağlıklı yaşamın teşvik edilmesi, dostluk, rekabet ve fair-play ruhunun pekiştirilmesi gibi olumlu değerleri içinde barındırmaktadır. Diğer taraftan sporda şiddetin ve suça konu eylemlerin artması, sporun temel amaçlarından uzaklaşılmasına, güvenli ortamın zedelenmesine ve toplumsal huzurun bozulmasına neden olmaktadır. Bu anlamda etkili hukuki düzenlemelerin varlığı ve uygulanması spor faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi adına zorunluluktur. Bu kapsamda; Türkiye'de spor alanlarında işlenebilecek suçları engellemek, sporda şiddet ve düzensizliğin önüne geçmek amacıyla 2011 yılında 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir. Çalışmanın konusunu oluşturan "Spor Alanlarına Yasak Madde Sokulması ve Müsabaka Düzeninin Bozulması Suçları", Kanun'un 13. maddesinde düzenlenmiştir. Maddede söz konusu suçlar ve karşılığındaki yaptırımlar altı fıkra altında tanımlanmıştır. Böylece yasa dışı faaliyetlerin tespiti ve cezalandırılması için önemli bir mekanizma sunulmuştur. Zira her fıkra, suçun unsurları ve diğer cezalandırılabilme hususları yönünden kendine özgü faktörler içermektedir. Bu alanda yeterli sayıda akademik çalışma ve yargı kararı bulunmaması, incelenen suçların nispeten yeni olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum, Kanun'un anlaşılmasında zorluklara, suçla mücadele ve cezalandırmada belirsizliğe ve en nihayetinde adaletin tam anlamıyla sağlanamamasına yol açabilmektedir. Bu nedenlerle çalışma; suçlarla ilgili temel kavramları, suçların hukuki temellerini, unsurlarını ve ilgili diğer konuları inceleyerek tartışmalı noktaları ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu doğrultuda, olası ve mevcut sorunlara dikkat çekilerek çözüm önerileri sunulmuş ve ilgili alana katkı sağlamak istenmiştir.

Kanunlar 6222 sayılıSporSpor alanları+4
Süleyman İyigün
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu kişilerin mülkiyet haklarını korumak amacıyla düzenlenmiş suç tiplerinden birisidir. Bu düzenleme mülkiyet hakkı ile alakalı tüm hususları korumasa da taşınmazlarla alakalı olarak genel düzenlemeler içermektedir. TCK'da malvarlığına karşı suçlar bölümünde yer alan bu suçla ilgili olarak suçun incelemesine geçmeden önce mülkiyet, zilyetlik kavramlarına ilişkin genel bilgileri birinci bölümde belirttik. Birinci bölümde bir de zilyetliği koruyan 3091 sayılı Kanun incelemesi ile 765 sayılı Kanun düzenlemelerine değindik. İkinci bölümde ise suç içeriğine geçerek tüm fıkraların suç incelemesini, suçun özel görünüş şekillerini, suçla alakalı özel düzenlemelerini, diğer suçlarla benzerliklerini, suçla ilgili Yüksek Yargı kararları ışığında uygulamadaki ve doktrindeki farklılıkları belirttik.

GayrimenkullerHakkı olmayan yere tecavüzKanunlar 3091 sayılı+4
Berat Yoldaş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Zincirleme suç

Cezaların toplanması ilkesinin yol açtığı ağır sonuçları bertaraf etmek amacıyla geliştirilen ve varlığını Aydınlanma döneminden bu yana cezalandırma sisteminin insanileştirilmesine borçlu olan zincirleme suç failin lehine olan özelliğini, toplama sisteminin geçerli olduğu Türk ceza hukukunda yoğun bir şekilde göstermektedir. Çalışmada öncelikle suçların içtimaına ilişkin genel bilgiler ve suçların içtimaının temel sorunları ele alınmaktadır. Suçların içtimaının dogmatik konumu ve içtima sistemleri kısaca açıklandıktan sonra, suçların içtimaının temel sorunları olan fiil tekliği-fiil çokluğu ayrımı ile suç tekliği-suç çokluğu ayrımı üzerinde durulmaktadır. Zincirleme suç hakkında temel bilgiler kapsamında, kurumun hukuki niteliği üzerinde yapılan tartışmalara, zincirleme suç halinde faile tek ceza verilmesinin nedeni ile bu kuruma yöneltilen eleştirilere ve zincirleme suçun benzer kurumlardan farkına yer verilmektedir. Zincirleme suçun şartlarının incelendiği bölümde, kanunun zincirleme suçun oluşumu için aradığı objektif ve sübjektif koşullar ayrı başlıklarda ele alınmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun zincirleme suça ilişkin 43. maddesinin 2. fıkrasında bir fiille aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi halini düzenleyen içtima çeşidinin hukuki niteliği, koşulları, tartışmalı noktaları ve sonuçları üzerinde durulmaktadır. Zincirleme suçu oluşturan suçların bir bütün olarak ele alındığı ve birbirinden bağımsız olarak değerlendirildiği hükümler ile kurumun diğer ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumlarıyla olan ilişkisine dördüncü bölümde ayrıntılı olarak yer verilmektedir.

CezaSuçSuçların içtimaı+1
Yağmur Müge Erdoğan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

A foucauldian reading of the criminal patient in Peter Shaffer's Equus and the Psychiatric Prisoners in Martin McDonagh's The Pillowman

This thesis aims to make a Foucauldian analysis of the mental hospital as an institution as represented in Peter Shaffer's Equus (1973), and the prison as an institution as represented in Martin McDonagh's The Pillowman (2003), comparing them following Foucault's arguments made mainly in his Discipline and Punish (1975), and examining how the mentally 'ill' subjects of these institutions are accordingly treated in the two selected British plays. The comparison mainly focuses on the techniques, apparatuses, motivations, and the role authorities (the psychiatrist and the policemen) play in 'disciplining and punishing' their 'subjects' (the inpatient and the inmate) within the institutions, and how they are so similar in that a prison is able to imprison a criminal who is mentally 'ill,' and that a mental hospital is able to admit a mentally 'ill' criminal person within its walls. Due to their shared use of Panopticon and surveillance, ability to form and enforce discourses, and 'disciplining and punishing' their 'subject' through physical and mental manipulation into 'normality' from 'abnormality,' the prison and the mental hospital are argued to 'execute' the subject or his/her individuality. The mental hospital is argued to 'mentally execute' its 'subjects' by removing from them the 'abnormal' parts of 'uniqueness' which make the person fall outside the discourse of the 'norm,' and the prison (in The Pillowman's totalitarian setting) is argued to do this by removing the person from society by literally executing the criminal, hence 'punishing' the 'subject' and 'disciplining' the general society in the process.

Mentally ill personsPunishmentFoucault, Michel+4
Aram Danesh
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza hukukunda hile

Hukuk bilimi içerisinde geniş bir kapsama sahip olan hile; özel hukuk alanında maruz kalan tarafı sözleşmeye bağlılıktan kurtaran ve gerçekleştiren kişi açısından tazminat yükümlülüğüne neden olan bir irade bozukluğu hâli şeklinde, ceza hukuku kapsamında ise Türk Ceza Kanunu ve diğer bazı kanunlarda düzenlenen birçok suçun temel veya nitelikli hâlinin oluşumu için gerekli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Hilenin, çok geniş bir davranış kümesini bünyesinde barındırması ve birbirinden farklı birçok hukuki değeri koruma altına alan suçun unsurunu oluşturması nedeni ile ceza hukuku yönünden ayrı bir öneme sahip olduğu belirtilmekle birlikte, kanunda kavrama yönelik herhangi bir tanım veya açıklamaya yer verilmemektedir. Bu yönü ile hile, öğreti ve uygulama çevresinde gelişen bir kavramdır. Ancak günümüzde dahi ceza hukuku içerisinde hile kavramından tam olarak ne anlaşılması gerektiği, kavramın kapsamının özel hukuktakinden farklı olup olmadığı, şayet farklı ise bu yöndeki bir ayrımın nasıl yapılacağı, özel hukuk içerisinde hile olarak kabul edilen bütün davranışların ceza hukuku yönünden hile teşkil edip etmeyeceği ve hilenin tespitinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiği hususlarında somut bir çözüme ulaşılabilmiş değildir. Çalışmada ceza hukukunda hile konusu ele alınmıştır. Birinci bölümde öncelikle genel anlamda hile ve hileli davranış kavramları ile birlikte hilenin benzer kavramlarla ilişkisi irdelenmiş, sonrasında hilenin tarihsel evrimi ve hukuk sistemlerindeki görünümleri ve yer aldığı mer'i düzenlemeler incelenmiştir. Devamında usul hilesi ve özel hukukta hile ayrı başlıklarda ele alınmıştır. Bölümde son olarak özel hukuk hilesi-ceza hukuku hilesi ayrımı ve bu ayrımın sonucunda ortaya çıkan yalanın hangi aşamadan sonra cezai hileye dönüşeceği meselesi, ileri sürülen görüşler kapsamında tetkik edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Türk ceza hukukunda hile ve hilenin unsur olarak yer aldığı suçlar ele alınmıştır. Bu kapsamda öncelikle Türk ceza hukukunda hile, hile içeren suçlar arasında ayrım yapılmadan irdelenmiş, devamında ise Türk Ceza Kanunu'nda hileyi unsur olarak barındıran suçlar hile unsuru üzerinden tartışılmıştır.

Ceza hukukuHileHilekarlık+4
Deniz Aydoğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yalan tanıklık suçu

Tezin konusu oluşturan yalan tanıklık suçu Türk Ceza Kanunu'nun 272, 273 ve 274. maddeleri ile düzenleme altına alınmıştır. Tanık beyanı, maddi gerçeğe ulaşmada önemini öteden beri muhafaza eden bir delildir. Tanık, uyuşmazlık konusuna ilişkin bildiklerini doğru olarak söylemekle yükümlüdür. Tanığın bu yükümlülüğüne aykırı davranması adaletin yanılması sonucunu doğurabilecektir. Yalan tanıklık suçu yalnızca tanık sıfatıyla beyanda bulunanlar tarafından işlenebildiğinden gerçek bir özgü suçtur. Suçun oluşması bakımından tanığın gerçeğe aykırı beyanlarının hükmü etkilemesi gerekli değildir. Bu bağlamda yalan tanıklık suçu soyut bir tehlike suçudur. Ancak gerçeğe aykırı beyan neticesinde zararlı sonuçların ortaya çıktığı durumlar, neticesi sebebiyle ağırlaşmış haller olarak düzenlenmiştir. Yalan tanıklık suçunun, hangi süreçlerde işlenebildiğinin tespiti bakımından tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurulların kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla öğreti ve uygulama ışığında bu hususun irdelenmesi tezin amaçlarından birini oluşturmaktadır. Yalan tanıklık suçu, tanığın kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunması ile oluşmaktadır. Bu bağlamda, tanık beyanının kapsamı ve gerçeğe aykırılığın tespiti de suç tipi bakımından irdelenmesi gereken konulardandır. Suç yalnızca kasten işlenebildiğinden gerçeğe aykırı her beyan suç kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Kamu HukukuSuçSuçlular+2
Asuman İnce Tunçer
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimler ve kent güvenliği yönetimi sistemi

İnsanlık tarihi açısından önemli dönüm noktalarından birisi olan Sanayi devrimi sonrasında önemi giderek artan kentleşme süreci değişimi ifade etmektedir. Sanayileşmenin ilk dönemlerinde gerekli olan işgücü ihtiyacını karşılamak amacıyla teşvik edilen nüfus hareketleri köylerden kentlere doğru göçün yaşanmasına ve kentlerde nüfus yoğunluğunun artmasına neden olmuştur.Yaşanan hızlı ve sağlıksız kentleşme sonucunda, insanlar kente uyum sağlama konusunda sorunlar yaşamışlardır. Ayrıca kentleşme ile ortaya çıkan, fiziki ve maddi köklü değişim ve değişiklikler mevcut ilişkiler düzenini sarsmakta ve bu durum bireyleri kent hayatı içerisinde yer alan hukuki kural ve normlara aykırı davranışlarda bulunmasına neden olmaktadır. Bireyi hukuk dışı olaylara iten bu süreç kent hayatı açısından huzursuzlukların kaynağı olan suç ve suçluluk durumlarının çıkmasına zemin hazırlamaktadır.Büyük kentlerde yaşanan hızlı ve çarpık kentleşme süreci suçun giderek artmasına sebep olmuştur. Günümüzde suç olaylarının azaltılması ve kent güvenliğinin sağlanmasında bilgi teknolojilerinden faydalanılmaktadır. Hazırladığımız bu tez çalışmamızda kent güvenliğinin sağlanmasında bilgi teknolojilerinin kullanımının bir örneği olarak Bursa ilinde uygulamaya geçen Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) Projesinin incelenmiştir.Bu çalışmada, kentleşme konusunun yanı sıra kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan suç ve suçluluk kavramları incelenmiş. Suç olaylarının azaltılması çerçevesinde Emniyet Teşkilatı'nın teknolojideki hızlı gelişme ve değişime uyum sağlayarak ortaya koyduğu Kent Güvenlik Yönetim Sistemleri (KGYS) veya bilinen adıyla MOBESE Projesi'nin ekonomik kaynakları, etkinliği, maliyeti, bileşenleri ve sağladığı getirileri incelenmiştir. Konularıyla ilgili olarak yayımlanmış önemli kitap, makale, rapor, sempozyum, konferans bildirileri taranmış ve elde edilen verilerle konu aktarılmaya çalışılmıştır.Anahtar KelimelerYerel Yönetimler, Göç, Kentleşme, Suç ve Suçluluk, MOBESE Projesi

BelediyelerGöçlerGüvenlik+6
Süleyman Özlü
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi gazete haberlerinde suç olgusu: Okuyucu yorumlarına yönelik bir inceleme

21. yy. toplumunda internet teknolojisinin gelişimi ile bireylerin haber alma ve habere ulaşma imkân ve olanakları artmıştır. Bireylerin internet aracılığıyla dünya medyasında ve yerel medyada yer alan haberlere ulaşımı yer, mekân ve zaman fark etmeksizin hızlı ve kolay hale gelmiştir. Bu doğrultuda gelişen ve yaygınlaşan çevrimiçi gazetecilik kitle iletişiminin karşılıklı olarak sürdürülebilmesi için yorum yapma olanağı sunmaktadır. Okuyucuların gündemde yer alan haberlere aktif katılım göstererek duygu, düşünce, görüş ve önerilerini açık ve net şekilde dile getirdiği görülmektedir. Bu bağlamda çalışma kapsamında Türkiye çevrimiçi gazetelerinden en çok ziyaretçi alan habertürk.com, ensonhaber.com ve haber7.com sitelerinde yer alan kadın ve erkek cinsiyetlerinin suçlu veya mağdur olduğu haberlere yönelik okuyucu yorumlarının nicel içerik analiz yöntemi ile çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda toplumsal alanda erkeğin suçlu olduğu haberlere en çok "hakaret, şiddet ve küfür ifadesi" içeren yorumlar yapıldığı, kadının suçlu olduğu haberlere ise "kadın suçluluğunun savunulduğu" düşüncesi içeren yorumlar yapıldığı görülmüştür.

HaberlerSanal gazetelerSanal haberler+3
Esra Öztürk Çakmak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suç korkusunun toplum ve birey davranışları üzerindeki etkileri: Bursa örneği

Suç korkusu özellikle 1960 yılından sonra gündeme gelmeye başlamış popüler olan konulardan biridir. Suç korkusu üzerine yapılan araştırmaların çoğunluğu Amerika ve Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde ise suç korkusu üzerine yapılan çalışmalar son yıllarda artmaya başlamıştır. Suç korkusuna yönelik yapılan çalışmalarda ilk başlarda suç korkusu bireysel bir sorun olarak değerlendirilmiş ancak bu sorunun sonuçlarının tüm toplumu etkileyen ve giderek büyüyen sosyal sorun halini aldığı fark edilmiştir. Suç korkusu kavramı üzerinde çok çeşitli tanımlamalara yer verilmiş olsa da üzerinde en çok uzlaşılan tanıma göre suç korkusu, "bir suça ya da kişinin suç ile ilişkilendirdiği sembollere karşı geliştirdiği bir duygusal korku veya endişe reaksiyonudur." (Ferraro, 1995, s. 23). Kısaca suç korkusu bireylerin herhangi bir suçtan zarar görmekten korkmalarıdır. Bu çalışmada suç korkusunun kavramsal tanımlamaları, kentleşme ve suç korkusu arasındaki ilişki ve suç korkusunun toplum ve birey davranışları üzerindeki etkileri irdelenilerek, Bursa ilinde 2701 kişi ile yüz yüze görüşme yöntemi uygulanarak gerçekleştirilen anket çalışması sonucu elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 22,0 istatistiksel veri analizi programı kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler üzerinden gerçekleştirilen analizlerin sonuçları, literatürde var olan suç korkusuna yönelik yaygın düşünce ile örtüşmekte olduğu görülmektedir. İnsanların bir kısmı herhangi bir suça maruz kalmasalar bile suç mağduru olma korkusu ile çeşitli sosyal aktivitelerden kendisini sınırlandırma yolunu seçmektedir. Toplumda var olan ve suçun kendisinden daha yüksek oranda olduğu bilinen suç korkusunun azaltılmasına yönelik öneriler sunulmaya çalışılmıştır.

BursaDavranışSosyal davranış+3
Bayram Vural
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

18-65 yaş arası bireylerin suç korkusu düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algısı ve adil dünya inancı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada 18-65 yaş arası bireylerin toplumsal cinsiyet algısı ve adil dünya inancı düzeylerinin, suç korkusu düzeyleri üzerinde etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 18-65 yaş arasında 410 yetişkin bireyden veri toplanmıştır. Veriler online platformlarda kolayda örnekleme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmada Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Suç Korkusu Ölçeği (SKÖ), Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) ve Adil Dünya İnancı (ADI) ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS-25 istatistik programı kullanılmıştır. Bu bağlamda, suç korkusu, toplumsal cinsiyet rolleri ve adil dünya inancı demografik değişkenlere göre incelenirken bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) analizleri kullanılmıştır. ANOVA analizinde meydana gelen anlamlı farklar ise post-hoc testlerinden Tukey testi ile incelenmiştir. Ayrıca, suç korkusu, toplumsal cinsiyet rolleri ve adil dünya inancı arasındaki ilişki pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların suç korkusu düzeyleri ile toplumsal cinsiyet eşitliği arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.05). Suç korkusu düzeyi yüksek olan katılımcıların daha eşitlikçi tutumlar sergilediği görülmüştür. Suç korkusu düzeyi ve adil dünya inancı düzeyi arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.05). Katılımcıların suç korkusu düzeyi arttıkça dünyanın adil olduğuna ilişkin inancı azalmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve adil dünya inancı düzeyleri arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<.05). Daha eşitlikçi tutumlar gösteren katılımcıların dünyanın adil olduğuna ilişkin inancı daha zayıf bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Adil Dünya İnancı, Suç Korkusu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Adil dünya inancıEşitsizlikSuç+2
Yağmur Kılıç
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessAR

المقارنة بين الفقه الاسلامي والقوانين الوضعية في الجرائم وحججها القضائية

Our research was restricted to "Comparing Islamic jurisprudence (Fiqh) with positive laws on the side, crimes, judicial arguments and other matters", where we mentioned the situation of the former nations. In the legislation of heaven, the positive law of beliefs and judgment, the positivist laws of Sumerians and Babylonians, the Assyrians, the Romans, the ancient Egyptians, the pre-Islamic era and the historical development, the principles of Islamic jurisprudence and its evolution. We then have moved on to mention sources of Islamic jurisprudence and positivist law and we have started with sources of jurisprudence (Fiqh). There are two sources, and we have focused on the basic sources, namely, the (Qur'an), and the origin of the sources. And the second source: ( Sunah) and its four law delete Quran by (Sunah) .then have moved to third & fourth: (consensus) and (measurement) and then stated in the sources of positive law in the legislation, and principles of law and positive law and the rules of justice. Ten comparisons among them. Then we have moved to third Section. Mention the concept of crimes in the Shariah: (Islamic Law) and law, and we have defined the crime and its Sections, starting from the crimes of the boundary, its types, the basically in the Shariah and Law. And we took the crimes to say the Maalikis that it is seven and the same for all of the words, so we talked about the crime of adultery, evidence of its provenance and punishment in Sharia and law, comparison between them, and then the crime of libel, drinking Alcohol crime, theft, the crime of banditry and the crime of apostasy, And the crime of tyranny, all with the doctrinal doctrine of the laws of the situation and comparison between each part of the particles. second in the crimes of retribution and religion, we know the killings and formulas contained in the books of jurists as a whole and divided the killing into three sections of the laws of the status of each section and then compared originally alternative penalties and subject to succession and guardianship and the sequence of laws for each section. The third rank in the crimes of Discipline is known Discipline and legitimacy and sections and the Imam or a ruler can create and criminalize and prepare some of the penalties not stipulated. Then we have moved to the fourth chapter in the means of proof in the Islamic jurisprudence and positive law, they are varied and varied, starting with the recognition and knowledge and conditions and its pillars and ruling all this in the law and law and a comparison between them. Then we listed the testimony, the denial, the right of return, the writing, the evidence, the censure, the inspection, the experience and all that with reference to the legal formulas, if found with the comparison between them. Then we have specified the fifth chapter to the rule of the absent in the Islamic jurisprudence and positive law, so we knew the absent, and determine the distance of absence, and judgment on the absent. In the rights of God and the rights of slaves, and then judged in the law status Finally, the conclusion has been included in the most important findings and recommendations.

Najıb Muhsın Shakır Shakır
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi mükelleflerinin vergi suç ve cezaları ile temel vergilendirme ilkelerine bakış açısının analizi: Afyonkarahisar örneği

Mükellefin vergiye gönüllü ve cebri uyumunu sağlayacak mekanizmaların mali sistem içine yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede mükelleflerin vergiye cebri uyumunu sağlayacak ve gönüllü uyuma yönlendirecek ceza uygulamalarından yararlanılmaktadır. Çalışmada, vergi cezalarının veriye karşı gelişen direncin neden olduğu olumsuzlukların giderilmesinde etkinliği araştırılmıştır. SPSS 19.0 analiz programı kullanılarak verilerin daha sağlıklı bir şekilde yorumlanmasına önem verilmiştir. Afyonkarahisar ili ve ilçelerinde uygulanan anket çalışması toplamda 41 sorudan oluşmaktadır. Bunlardan 13'ü mükellefleri tanımaya yönelik demografik sorulardan oluşurken, 28'i ise verginin cezalarının ağırlığı, vergi ceza ve uygulamalarının eşitliği, kanunların boşluğu ve anlaşılabilirliği, vergi aflarına bakış açıları ve vergi suçlarına karşı verilen cezaların caydırıcılığı konusundaki düşüncelerine başvurulmuştur. Elde edilen verilere göre mükelleflerden vergi kanunlarında boşluk olduğunu % 54 oranında düşünürken, vergi uygulamalarının eşit uygulandığını düşünenler % 30 şeklinde gerçekleşmiştir. Aynı zamanda vergi afları konusunda ise % 72 oranında kriz dönemlerinde afların kullanılması gerektiğini ve zamanında vergi ödeyenlere bir haksızlık olduğunu sadece vergi ödemeyenlere kolaylık sağladığını dile getirmişlerdir. Vergi cezalarının caydırıcı olduğunu düşünenler ise % 81 civarında olurken aynı oranda da vergi tahsilâtında da cezaların kullanılması gerektiği düşüncesi hâkimdir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Suçu, Vergi Cezası, Vergi Tahsilâtı, Vergi Ceza Hukuku, Vergi Cezalarının Caydırıcılığı, Tahsilât, Ceza, Suç, Verginin Unsurları, Vergileme Süreci, Verginin İlkeleri Bu tez Uşak Üniversitesi BAP Koordinasyon Birimi tarafından 2013/TP012 numaralı yüksek lisans tez projesi olarak desteklenmiştir

AfyonkarahisarCezaMali hukuk+6
Mehmet İlhan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Trabzon vilayeti'nde asayiş, suç, suçlu ve hapishaneler (1876-1915)

Osmanlı Devleti, XIX. yüzyılın başlarından itibaren modernleşme sürecine girerek suç, asayiş ve hapishaneler konularına eğilmiş, bu konulara bakış açısının değiştiğini gösteren bir takım değişiklikler yapmıştır. Bu konudaki en somut adımlardan biri olan Islahat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte modern hapishane binalarının inşa süreci başlamış bununla birlikte var olan mahpeslerin bir bölümü hapishaneye dönüştürülmüştür. 1858 tarihinde ceza kanunnamesinin yayınlanması başta olmak üzere yeni kanunların çıkarılması, iç güvenliği sağlamaya yönelik modern polis ve jandarma teşkilatının oluşturulması gibi adımlar, devletin asayiş meselelerine eğildiğini göstermektedir. II. Meşrutiyet'in ilânıyla birlikte yönetimde etkili olan İttihat ve Terakki kadroları ise yapılan düzenlemeleri devam ettirmiştir. Bu dönemde yaşanan nüfus hareketleri ve ekonomik sorunlar asayiş, suç ve hapishaneler konusunda yeni düzenlemler yapılmasını zorunlu kılmıştır. İttihat ve Terakki döneminde yapılan istatistik toplama çalışmaları kapsamında hapishanelerdeki mahkûmlarla ilgili bilgilerin derlenmesi bunlar arasındadır. Bütün bu çalışmaların ortak amacı kamu düzeninin sağlanması ve iç güvenlik meselelerinin en aza indirgenmesidir. Yapılan düzenlemelerle hukuki anlamda bir dönüşüm içine giren Osmanlı Devleti aynı zamanda sosyal, ekonomik ve siyasi pek çok sorunla da karşı karşıya kalmıştır. Bütün bu sorunların imparatorluk genelinde olduğu gibi Trabzon Vilayeti'nde de olumsuz yansımaları olmuştur. Devlet hem savaşlarla mücadele edip hem de ülke içinde asayişi temin etmeye, halkın huzur ve güvenliğini sağlamaya çalışmıştır. Çalışmamızda; asayiş, suç ve hapishaneler konularına eğilen araştırma eserleri ile birlikte konu ile ilgili arşiv belgelerinin değerlendirmesi yapıldı. 1876–1915 arası dönemde Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumun, Trabzon Vilayeti'ndeki; asayiş, suç, suçlu ve hapishaneler üzerindeki etkisi ifade edilmeye çalışıldı. Bu amaçla suç cetvellerinin, vilayetle İstanbul arasındaki yazışmaların imkân verdiği ölçüde suç ve suçlulara ait bilgiler neden ve sonuçlarıyla birlikte değerlendirildi. Çalışmada ele alınan asayiş meseleleri resmi yazışmalar çerçevesinde ele alınarak bölgenin asayişini olumsuz yönde etkileyen kitlesel olaylar üzerinde duruldu. Son olarak da bütün bu konuların bir tamamlayıcısı niteliğinde olan hapishaneler konusu; mahkûmlar, tutuklu sayıları, memurlar, yaşanan problemler, binaların fiziki durumu gibi konular hakkında bilgi veren sual, izahat varakaları, yoklama cetvelleri ve resmi yazışmalardan hareketle ifade edilmeye çalışılmıştır.

19. yüzyılCeza infaz kurumlarıGüvenlik+3
Banu Yılmaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşayan mülteci ve sığınmacıların suç ile ilişkisine dair bir medya incelemesi

Göçmenlerin medyada nasıl temsil edildiği, ev sahibi ülke halkının göçmenlere yönelik görüş ve davranışlarını etkilemesi açısından önem arz etmektedir. Bu akademik çalışma, Nisan 2011 tarihinden Mart 2021 tarihine kadarki 10 yıllık zaman zarfında Sabah, Habertürk ve Sözcü gazetelerinin dijital platformlarında yayınlanan göçmen ve suç temalı haber içeriklerini incelemiş ve göçmenlerin işlediği hangi suçların haberlere yansıdığı, suç temalı haberlerin yıllara göre dağılımı ve göçmen grupların hangi tür suçlara ilişkin haberlerde daha çok fail hangi tür suçlara ilişkin haberlerde ise mağdur oldukları ortaya koyulmuştur. Gazetede göçmenler ve suç temalı toplam 2737 haber tespit edilmiştir. Haberlerin 1516 tanesinde kaçak geçiş, 473 tanesinde göçmen kaçakçılığı, 259 tanesinde terörizm, 219 tanesinde fuhuşa zorlama ve 206 tanesinde de cinayet suçu yer almıştır. 2011 yılında yayınlanan suç haberlerinin sayısının beş yıl içerisinde yaklaşık 14,2 katına, 10 yılda ise yaklaşık 35,1 katına ulaştığı görülmüştür. Haberlerin 2182 tanesinin Suriyeli mültecilerin ve diğer göçmenlerin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı, 179 tanesinin Suriyeli mülteciler ve diğer göçmen grupların Türk vatandaşlara karşı, 399 tanesinin de Türk vatandaşların Suriyeli mültecilere ve diğer göçmenlere karşı işlediği suçlarla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular Adalet Bakanlığı'nın yabancı uyruklulara ilişkin suç verileriyle karşılaştırılarak tartışılmıştır.

GöçmenlerMedyaMülteciler+3
Engin Uslu
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm ceza hukuku ile Türk Ceza Hukuku arasında bir mukayese (Had cezaları özelinde)

Cezalar bazı toplumlarda ilahî kanunlarla, bazı toplumlarda ise beşerî kanunlarla düzenlenmiştir. Tezimizde ilahî kökenli İslâm ceza hukuku ile beşerî kökenli Türk ceza hukuku mukayese edilmiştir. Çalışmamız, üç tür mukayeseyi konu edinmiştir. Çalışmamızda her iki hukukun aslî-tali kaynakları mukayese edilmiştir. Çalışmamızda her iki hukuktaki suç-ceza kavramları incelenmiş, inceleme sonucunda ittifak edilen ve ihtilaf edilen noktalar belirlenmiştir. Son olarak tezimizde had cezaları İslâm ceza hukuku ile Türk ceza hukuku açısından incelenmiştir. Çalışmamızda izlenen yöntem şu şekildedir: Çalışmamızın tüm bölümlerinde öncelikle kavramların sözlük ve terim anlamları verilmiştir. Birinci ve ikinci bölümde konuların ve kavramların tanımları verilmiş, İslâm ceza ile Türk ceza hukukundaki yeri belirlenmek sureti ile mukayese yoluna gidilmiştir. Üçüncü bölümde ise her bir had ile ilişkili kavramların tanımları verilmiştir, her bir had cezasının dayandığı deliller açıklanmıştır. Haddin unsurları ve haddin cezaları mezheplerin görüşleri ışığında incelenmiştir. Hadler ile alakalı kavramların Türk ceza hukukundaki karşılıkları tespit edilmiştir. İki hukuk kıyaslanmak sureti ile ittifak ve ihtilaf edilen noktalar tespit edilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma yapılırken İslâm hukuku ile ilgili klasik eserlerden istifade edilmiş, kimi zaman tez ve makalelere müracaat edilmiş, kimi zaman günümüz araştırmacılarının kaynaklarına başvurmak sureti ile İslâm hukukunun meselelere bakış açısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Türk ceza hukuku ile ilgili olarak Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun gibi konu ile alakalı kanunlardan ve ceza hukukçularının kitaplarından, konuyla ilgili tezlerden, bilimsel makalelerden istifade etmek sureti ile Türk ceza hukukunun konu ile alakalı görüşü aktarılmıştır. Daha sonra her iki hukuk birbiri ile kıyaslanmıştır. Bu kıyaslama sonucunda; İslâm ceza hukukundaki hükümlerin Türk ceza hukukundaki hükümlere nazaran daha âdil, geniş görüşlü ve daha caydırıcı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelime: İslâm Ceza Hukuku, Türk Ceza Hukuku, Had, Suç, Ceza.

CezaCeza hukukuHadd cezaları+6
Mehmet Abdullah Ensari
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tekrar eden suç ve erkeklik deneyimleri üzerinden erkek şiddetini anlamak

Kimlikler zamana, mekâna, kültüre, yapısal koşullara ve hepsinin odağında bireylerin yaşamsal deneyimlerine dayalı olarak inşa edilir. Kimliklerin nasıl algılandığı deneyimlerden etkilenen, aynı zamanda yeni deneyimlere yön veren bir unsurdur. Eyleme dayalı ve bedene içkin deneyimler olarak suçluluk ve erkeklik 'suçlu erkek' kimliğinin iki farklı aidiyet alanıdır ancak kimliğe giden yolda kimi zaman çakışan kimi zaman çelişen güzergâhlar haline gelmişlerdir. Araştırmada tekerrür suç deneyimi olan erkeklerin suçu ve erkekliği deneyimleme biçimleri ele alınmış, bu doğrultuda suç ve erkeklik arasındaki etkileşimlerin görünür kılınması amaçlanmıştır. Bu sebeple tekrar eden şiddet suçu deneyimi bulunan 14 yetişkin erkek ile nitel görüşme gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaşam deneyimleri kök aile, evlilik, kurumlar ve toplumsal ilişkiler olarak çok boyutlu bir perspektiften incelenmiştir. Bulgular; kişilerin aile ilişkileri ekseninde değerlendirmeleri (1), toplumsal cinsiyet odağında erkekliği anlamlandırma biçimleri (2), Tekrar eden suçun nasıl deneyimlendiği ve kimliğe etkileri (3) olmak üzere 3 tema altında incelenmiş, postmodern feminist perspektifle yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; tekerrür şiddet suçu bulunan erkeklerin yaşamında erkeklik ve suç ilişkisi kişilerin yaşadıkları çevrenin sosyo-kültürel yapısına, toplumsal yaşamdaki konumlarına, sosyal etkileşimin niteliğine, etiketlenme deneyimlerine, suçun tekrarlılık düzeyine, kurumsal yaptırımların niteliğine ve süresine göre dinamik olarak değişen bir görünümdedir. Erkekliğin belirli koşullar altında şiddet aracılığıyla güçlenebilen bir konum olduğuna, erkeklik ve suçun döngüsel nedensellik ilişkisi içerisinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ErkeklikFeminizmPostmodernite+5
Gizemnur Kordalı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuklarda çocukluk çağı travması ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada suça sürüklenen çocukların çocukluk çağı travmaları ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan incelemede katılımcıların çeşitli demografik özelliklerinden; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, eğitime devam etme durumu, ebeveyn medeni durumu, ebeveyn eğitim durumu, madde kullanımı gibi değişkenler incelenip, aralarında istatistiksel anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek hedeflenmiştir.Araştırmaya 25 kadın, 75 erkek olmak üzere toplam 100 suça sürüklenen çocuk katılmıştır. Kişiler tesadüfi örneklem yoluyla ve gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Bu kişilere "Beck Depresyon Envanteri" , "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği" ve çalışmacı tarafından hazırlanmış "Sosyodemografik Bilgi Formu" doldurtulmuştur. Veriler SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre suça sürüklenen çocukların %34'ü ciddi düzeyde depresyon yaşıyorken, %21'inde depresyona rastlanmamıştır. Suça sürüklenen ergen çocuklarda depresyon belirti düzeylerinin çocukların yaş, eğitime devam etme durumu, kardeş sayısı, ailenin gelir düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi, aile içi adli vaka durumu, çocuğun adli dosya sayısı ve madde kullanım durumuna göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca çocukluk çağı travma ölçeği alt boyutlarından duygusal ihmal puanlarının eğitime devam etme ve anne baba eğitim durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda suça sürüklenen çocukların depresyon yaşamaları ile çocukluk çağı travmaları ölçeği arasında anlamlı ilişkilerin var olduğu tespit edilmiştir.

DepresyonSuçSuçlu çocuklar+3
Hande Durmuş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığındaki geçmiş suç öyküsü ile ruhsal süreçlerin Bağımlılık Profil İndeksi'ne göre karşılaştırılması

Bu araştırma madde kullanım bozukluğu olan kişilerin yasal süreç yaşaması ve yaşamaması ile ilişkili olarak ruhsal süreçlerinin karşılaştırılması amacı ile yapılmıştır. Yasal süreçler kapsamında katılımcıların, denetimli serbestlikten faydalanma durumları ile daha öncesinde cezaevi öyküsü olup olmaması baz olarak alınmıştır. Ek olarak araştırma içerisinde, cezaevi öyküsü olan ve olmayan katılımcılar ile denetimli serbestlik öyküsü olan ve olmayan katılımcılar, kullandığı madde türleri bazında da karşılaştırılmıştır. Araştırma İstanbul ilinde, MOODİST Hastanesi Yataklı AMATEM servisinde madde kullanım bozukluğu tedavisi gören 607 katılımcı ile yapılarak; mevcut veriler, Bağımlılık Profil İndeksi ölçeğinin servis psikologları tarafından doldurulması ile elde edilmiştir. Mevcut veriler, arşiv verileri olmakla beraber; 2021 Kasım- 2022 Kasım arasındaki verileri kapsamaktadır ve araştırma verileri retrospektif olarak ele alınmıştır. Araştırma içerisindeki katılımcıların büyük bir kısmının erkeklerden oluştuğu görülmekle birlikte; kadın katılımcıların sayısının oldukça düşük olduğu gözlemlenmiştir. Katılımcıların birçoğunun, eğitim düzeyinin ortaokul ve üzeri olduğuna rastlanmıştır ve yarısından fazlasının daha öncesinde en az 1 defa psikolojik tedavi aldığı ile karşılaşılmıştır. Yine yarısından biraz fazlasının medeni durumlarının bekar olduğu görülürken; kendine zarar veren kişilerin katılımcılar arasında az olduğu veriler doğrultusunda gözler önüne serilmiştir. Yasal süreç açısından denetimli serbestlikten faydalanan ve cezaevine giren katılımcıların sayısının oldukça az olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma kapsamında denetimli serbestlik öyküsü bulunan katılımcıların denetimli serbestlik öyküsü bulunmayan katılımcılara oran ile ölçek puanlarının mevcut değişkenler doğrultusunda ölçek puanlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Cezaevi öyküsü olan katılımcılar ile cezaevi öyküsü olmayan katılımcılar arasında mevcut değişkenlere ilişkin ölçek puanlarının ise değişkenler doğrultusunda farklılaştığına rastlanmıştır. Bazı madde türleri kapsamında ise katılımcıların yasal süreçlerinin incelenmesi doğrultusunda farklı madde türlerini tercih etme oranları katılımcıların yasal süreçleri olup olmamasına yönelik farklılık göstermektedir. Araştırma sonucunda; elde edilen bulgular, literatür çerçevesinde değerlendirilerek araştırmanın sınırlılıklarına yöntem kısmında değinilmiştir.

Ceza infaz kurumlarıDenetimli serbestlik sistemiMadde bağımlılığı+4
Aleyna Damla Özcan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travması ile suç eğilimi arasında yalnızlığın aracı etkisi

Araştırmanın amacı çocukluk çağı travmaları ile suç eğilimleri arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide yalnızlığın aracılık etkisini belirlemektir. Araştırmada 410 yetişkine ulaşılmış çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve suça yönelik tutumlara ilişkin bulgular verilmiştir. Araştırma betimsel ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, anova, pearson korelasyon ve lineer regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukluk çağı travmasının suça yönelik tutumlar üzerine pozitif etkisinin bulunduğu belirlenmiştir. Yalnızlığın çocukluk çağı travması ile suça yönelik tutumlar arasında aracı değişken olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Çocukluk çağı travması, yalnızlık, suç, suça yönelik eğilim

SuçSuç psikolojisiSuça sürüklenen çocuk+6
Seda Pomakoğlu
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ceza infaz kurumlarındaki yetişkin hükümlülerde yineleyen fiziksel şiddet suçu davranışını yordayan psikolojik değişkenler

Bu çalışmanın amacı, fiziksel şiddet suçundan (yaralama ve/ya öldürme) ilk kez hapis cezası infaz edenlerle yineleyen (mükerrer) şekilde infaz edenler arasındaki psikososyal değişkenleri karşılaştırmak ve fiziksel şiddet suçundan yineleyen şekilde infaz etmeyi yordayan değişkenleri belirlemektir. Andrews ve Bonta'nın (2010) tanımladığı Tehlike (Risk) – Gereksinim (İhtiyaç) – Duyarlılık (TGD) Modeli kriminojenik gereksinimleri kapsayacak şekilde oluşturulan Demografik Bilgi Formu, bu tez kapsamında Türkçeye uyarlanan Suça Yönelik Tutumlar ve İlişkiler Ölçeği, UPPS Dürtüsel Davranış Ölçeği, Suçu Destekleyen Düşünceler Ölçeği, Tahliye Sonrası Gelecek Beklentileri Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak Ankara, Zonguldak, Eskişehir ve Kırşehir'deki kapalı ve açık ceza infaz kurumlarındaki 529 yetişkin erkek hükümlüden veri toplanmıştır. Fiziksel şiddet suçundan ilk kez hapis cezası infaz eden bireyler, yineleyen gruba göre anlamlı olarak daha az 18 yaş öncesi şiddet deneyimi, ailede alkol kullanımı ve suç öyküsü, ceza infaz kurumu öncesi alkol ve madde kullanımı, disiplin cezası, suç davranışında bulunmuş arkadaş sayısı, antisosyal niyet, güç yönelimi, heyecan arayışı, sıkışıklık, aileden ve arkadaştan algılanan sosyal destek bildirmiştir. Yineleyen suç davranışını yordayan değişkenler incelendiğinde ilk kez suç davranışında bulunma yaşı ve bugüne kadarki toplam şiddet suçu sayısının istatistiksel açıdan anlamlı yordayıcılar olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca yapılan aracı model analizlerine göre, heyecan arayışı ve yineleyen fiziksel şiddet suçundan hapis cezası alma arasında güç yönelimi anlamlı bir aracılık etkisine sahiptir. Salıverilme sonrası gelecek beklentileriyle ilgili yapılan regresyon analizlerine bakıldığında: salıverilme sonrasına ilişkin algılanan tehlike, gelecek endişesini; aileden algılanan sosyal destek ve güç yönelimi salıverilme sonrası başa çıkma güvenini; gelecek endişesi, suç davranışında bulunan kişilere yönelik tutum, suçu mantıksallaştırma, heyecan arayışı ve disiplin cezası sayısı ise salıverilme sonrasına ilişkin algılanan tehlikeyi anlamlı olarak yordamaktadır. Araştırmanın sınırlılıkları göz önünde bulundurularak, elde edilen bulguların suç davranışının yinelenmesini önleyici iyileştirme çalışmalarına ve politikalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Açık cezaeviCeza infaz kurumlarıHükümlüler+7
Hüseyin Nergiz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ceza hukukunda sarkıntılık suçu

İnsanlar, her ne kadar sosyal varlıklar olmaları sebebiyle toplum içerisinde yaşamaya ve fiziksel veya sözel olarak diğer bireylerle iletişimde olmaya bir bakıma zorunlu olsalar da, herkesin kendine özgü sınırları olan, dışardan herhangi bir müdahale kabul edemeyeceği özgürlük alanı mevcuttur. Bu çalışmada da detaylı olarak, kişilerin özgürlük alanlarından cinsel özgürlük alanlarına ilişkin açıklamalar yapılmıştır. İnsanların sınırlarını kendisinin oluşturduğu ve içerisinde bazı duyguları da barındıran bu alanın korunmasına hukuken de önem verilmiş olup özgürlük alanları ulusal ve uluslararası geçerliliği olan birçok belge ile koruma altına alınmıştır. Bu belgelerin başında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasası gelmektedir. İç hukuktaki yasal düzenlemelere bakıldığında Türk Ceza Kanunu ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar başlığı altında çeşitli hükümler ile cinsel dokunulmazlıklarının ve cinsel özgürlüklerinin kapsamlı olarak koruma altına alınmış olduğu görülmektedir. TCK ile hüküm altına alınmış bulunan cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, toplum içerisinde yaygın olarak karşılaşılan suçlardandır. Bu suçların işlenmesiyle birlikte kişi özgürlükleri zarar gördüğü gibi toplumsal hayatta var olan güven ilişkileri de zarar görmektedir. Hukukumuzda, işlenen bu suçlara ilişkin olarak, yaşanmış olayları da göz önünde bulundurarak, failin ve mağdurun yaşına, sosyal çevresine, dış etkenlere ve bunun gibi cezayı etkileyebilecek birçok etmeni nazara alarak düzenleme yapılması yoluna gidilmiştir. Çalışma kapsamında, öncelikle cinsel özgürlüğü ihlal eden suçlara ilişkin temel açıklamalarda bulunulmuş, bu suçların özellikle hukukumuzdaki tarihi gelişimine değinilmiştir. Akabinde tez çalışmasının konusu sarkıntılık fiili olduğundan özellikle cinsel saldırı ve cinsel istismar suçları baz alınarak, daha az cezayı gerektiren sarkıntılık fiili ile ilgili Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler ışığında, açıklama yapılmıştır. Ayrıca, sarkıntılık fiilinin hukukumuzda tanımlanmamış ve ayrı bir suç olarak düzenlenmemiş olması sebebiyle hangi fiillerin bu kapsamda değerlendirileceği hususunda karışıklığın olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle hukukumuzda sarkıntılık fiili ile ilgili ayrı bir düzenleme yapılarak hem bu karışıklığın giderilebileceğinden hem de ceza hukuku bakımından caydırıcılığının artacağından bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sarkıntılık, Cinsel Saldırı, Cinsel İstismar, Söz Atma, Dokunma

Ceza hukukuCinsel istismarCinsel saldırı suçu+6
Saliha Dilara Başaran
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects