Crime

Bu konu başlığı altında 404 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası hukukta insanlığa karşı suçlar

Bir daha asla… Bu söylem hem uluslararası hukukun vahşet karşısındaki çaresizliğinin ifadesi hem de uluslararası hukukun aslında tek çare olduğunun ifadesidir. İnsanlık 20. yüzyılı ölümden önce gelen vahşetin kokusu ile hatırlayacaktı. İşte "insanlığa karşı suçlar" bu dönemde ismi sonradan konulan vahşetin kağıtlardaki adı olmuştur. Tarihsel kullanımı çok daha eskiye gitse de Nazi Almanya'sının hem kendi halkına hem de işgal ettiği yerlerin halklarına yaptığı eziyetler Nürnberg Statüsüne, ilk defa kullanılan bir suç tipi olan, "insanlığa karşı suçlar" olarak geçecekti. Bir yıl sonra İkinci Dünya Savaşı'nın Japon sorumlularının yargılanacağı suçları belirleyen Tokyo Şartı'nda da "insanlığa karşı suçlar" yer almakta idi. Dünya kamuoyunun bu suç tipine karşı aldığı tavır yıllar içinde daha da keskinleşecekti. 1950 tarihinden 1993 tarihine kadar insanlığa karşı suçlar kavramı bir savaş suçları yargılamasında kullanılmadı. Ancak bu süreçte insanlığa karşı suçlar kavramı bir olgunlaşma dönemi geçirdi. 20. yüzyılın sonlarında Eski Yugoslavya ve Ruanda'da işlenen suçlar için oluşturulan Statülerde "insanlığa karşı suçlar" geçmiş dönem tecrübeleri ile daha da kapsamlı değerlendirildi. Devamında ise kavram, nihai kullanımı olan Roma Statüsündeki şeklini aldı. Uluslararası savaş olaylarının azalması ile güncelliğini yitiren savaş suçları ve barışa karşı suçlar, yerini devletlerin veya grupların kendi nüfuslarına karşı da işleyebildikleri insanlığa karşı suçlara bıraktı. Bugün işlenen ve yarın maalesef işlenecek olan insanlığa karşı suçları anlamak için bu kavramın geçmişine, tarihsel kökenlerine inilmesi gerekir. Mevcut çalışmamızda insanlığa karşı suçların hem kavramsal hem de normatif şekli irdelenerek, geçmişi, bugünkü durumu ve gelecekte alabileceği yeni haller tartışıldı.

SuçUluslararası hukukUluslararası suçlar+1
Ersan Arslan
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XVI. yüzyılın ikinci yarısında Ayıntâb'da suç ve ceza

Osmanlı Devleti'nin sınırları içerisinde bulunan yerleşim yerlerinde tutulmuş olan şer'iyye sicilleri, toplum yapısının ve bölge yaşantısının anlaşılması hususunda oldukça mühim kayıtlardır. 1516 tarihinde Osmanlı Devleti topraklarına katılmış olan Ayıntâb'da da şer'iyye sicil kayıtları bulunmaktadır. Hazırlanan tez kapsamında çalışmak maksadı ile Ayıntâb'daki kayıtlardan XVI. Yüzyılın ikinci yarısında olanları tercih edilmiştir. Üzerinde çalışılmış olan altı adet defter içerisinden, suç işleme ya da suç işlendiğini iddia etme sebebiyle tutulmuş olan kayıtlardan istifade edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin temel aldığı İslam hukuku içerisinde, işlenmiş olan suçlara karşı verilen cezalar, belirli şartlara bağlı kalarak belirlenmiştir. Suçlar genel manası ile hadd cezası gerektiren suçlar, kısas ve diyet cezası gerektiren suçlar, ta'zir cezası gerektiren suçlar olarak ayrılmıştır. Hadd cezaları hududları kesin olarak belirlenmiş ve Allah hakkı için, kısas ve diyet cezaları kasten ya da hataen öldürme ya da yaralama suçlarında kimselerin birbirlerinden haklarını almaları için, ta'zir cezaları ise kesin bir ceza belirlenmemiş suçlar için uygulanan cezalardır. İslam hukukunda ayrımı yapılmış olan bu cezaların uygulandığı suçlar, üzerinde çalışılmış defterler içerisinden seçilip başlıklar halinde sınıflandırılarak değerlendirilmiş ve olabildiğince izah edilmeye çalışılmıştır. Bu değerlendirme ile XVI. Yüzyılın ikinci yarısında Ayıntâb'da işlenen suçlar bir nebze olsun anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu dönem içerisinde aile ve toplum yaşamında karşılaşılan olaylar ve bunların yine aile ve toplum üzerine yansımaları incelenerek alana ufak da olsa bir katkı sağlanmaya uğraşılmıştır.

16. yüzyılCezaGaziantep+5
Buse Çocuklu
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

II. Meşrutiyet Dönemi İstanbul'unda adi suçlar (1908-1918)

II. Meşrutiyet'in ilanıyla Osmanlı Devleti; siyasi, iktisadi, hukuki, askerî ve sosyal alanda birçok değişimin yaşandığı bir sürece girmiştir. Özellikle 1908-1918 yılları arasında Osmanlı Devleti'nin yaşadığı isyanlar, siyasi kamplaşmalar, faili meçhul cinayetler, savaşlar, göçler, ekonomik bunalımlar başkent olması nedeniyle ilk önce İstanbul'da tesirini göstermiş ve şehrin güvenlik ve asayişi bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Şehirde her geçen gün artan suç vakaları ve güvenlik kaygıları İstanbul sakinlerini tedirgin ettiği gibi bürokratik ve siyasi çevrelerde bu durumdan rahatsız olmuştur. II. Abdülhamit devrinden kalma kolluk güçleri ise İstanbul'daki suç vakalarına zamanında müdahale edememiş ve şehrin asayişini temin etmede yetersiz kalmıştır. Bu durum İstanbul'daki asayiş unsurlarının modernleşmesini kaçınılmaz kılarken II. Meşrutiyet döneminde güvenlik güçlerinin merkezileşmesi ve mesleklerinde uzmanlaşmaları için önemli adımlar atılmasını sağlamıştır. Bu çalışma 1908-1918 yılları arasında önemli kırılmalar yaşayan Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'da yaygın olarak işlenen adi ve cinsel içerikli suçları ve bu suçları işleyen suçluları ele almıştır. Aynı zamanda İstanbul'da suç olgusunu ortaya çıkaran etkenlere ve güvenlik güçlerinin ne gibi tedbirler aldığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet Dönemi, İstanbul, Suç, Suçlular, Asayiş ve Güvenlik.

GüvenlikMeşrutiyet IIOsmanlı Devleti+5
Çiğdem Ülker
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gönüllü vazgeçme

Suç kural olarak belli aşamalardan geçerek gerçekleşmektedir. Suçun meydana gelinceye kadar geçtiği aşamaların bütününe suç yolu "iter criminis" denilmektedir. Her suç için söz konusu olmasa bile suç yolu; düşünce, icra, tamamlanma ve son bulma aşamalarından oluşur. İşte bu yol üzerinde fail icra hareketlerine başladıktan sonra kendi iradesiyle suç yolundan dönebilir. Gönüllü vazgeçme olarak adlandırılan bu durum Türk Ceza Kanunu'nun 36. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre "icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçen ya da kendi çabasıyla suçun tamamlanmasını ya da sonucun gerçekleşmesini önleyen fail teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak tamam olan kısım esasen bir suç teşkil ediyorsa bundan dolayı cezalandırılır". Bu çalışmada bir bütün olarak "gönüllü vazgeçme" konusu incelenmiştir. Çalışma gönüllü vazgeçme kavramının ortaya çıkışı ve bu kavramın tarihsel gelişiminin anlatılması ile başlamaktadır. Bir sonraki bölümde gönüllü vazgeçmenin temelini açıklayan teoriler incelenmiştir. Daha sonra gönüllü vazgeçme kurumu bütün unsurlarıyla bir incelemeye tabi tutulmuştur. Bu kurumun hukuki sonuç ve etkileri ve etkin pişmanlıkla olan ayrımı anlatıldıktan çalışmamız sonuç bölümüyle bitirilmiştir. Anahtar kelimeler: Gönüllü vazgeçme, teşebbüs, suç siyaseti, etkin pişmanlık, icra hareketi, sübjektif ve objektif teori.

Etkin pişmanlıkGönüllü vazgeçmePişmanlık+2
Murat Arabacı
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki bilişim suçlarının sosyolojik bir analizi: Tehditler ve çözüm stratejileri

Bu çalışmanın amacı, teknolojik gelişmeler sayesinde hayatımızın her alanının dijitalleştiği günümüzde, bilişim suçlarının nedenlerini ve yarattığı riskleri, faillerin özellikleri ve motivasyonlarını sosyolojik açıdan analiz ederek, bilişim suçlarının izlediği seyir hakkında genel bir bilanço çıkarmaktır. Bu kapsamda bilişim suçlarının teorik açıklamaları, mevzuattaki yeri, bilişim suçlarıyla mücadele yöntemleri, sosyal medyanın bilişim suçu içindeki rolü ve suç öncesi koşullar ayrıntılı olarak soruşturulacaktır. Çalışmanın bulgularına göre, sosyal medya ve bilişim teknolojileri sayesinde işlenen suçların arttığı ve bu kapsamda bilişim suçlarından çocuk istismarı ve kişisel bilgilerin farklı amaçlarla suiistimali suçlarında ciddi düzeyde artış olduğu anlaşılmaktadır. Son olarak, bu çalışmada bilişim suçlarındaki genel bilançosu değerlendirilerek eğitim, denetim, uluslararası işbirliği ve mevzuat ölçeğinde çözüm önerileri getirilerek, Türkiye'deki bilişim suçlarıyla mücadele edebilmek için bireysel ve kamusal ölçekte uygulanabilecek tedbirlere yer verilmiştir. Ayrıca, bilişim suçlarına yönelik devlet eliyle yapılacak denetimlerin yeterliliği ve yerindeliği konusu tartışılarak, denetimlerle kişi hak ve özgürlükleri ihlal edilmeden verilecek bir mücadele için nasıl bir yol izlenebileceği hakkında öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilişim, Bilişim suçu, Sosyal medya, Suç, Fail, Türkiye.

Bilgisayar suçlarıSosyal medyaSosyolojik analiz+3
Furkan Yılmaz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trafik suçlarının suç kuramlarındaki yeri ve sosyolojik analizi

Bu çalışmanın amacı trafik suçlarının suç kuramları içindeki yerini tartışmak ve temelinde yatan sosyolojik nedenleri incelemektir. Çalışma 2013-2014 yılları arasında Eskişehir'de yürütülen bir alan araştırmasının verilerine dayanmaktadır. Nicel yöntemi izleyen araştırmanın verileri 300 anketle toplanmış, SPSS yardımıyla çözümlenmiş ve 12 yarı yapılandırılmış görüşme ile desteklenmiştir. Araştırmada cinsiyet, yaş, eğitim, meslek ve gelir gibi değişkenlerin yanı sıra trafikte sürücü veya yaya olmanın trafik kazalarına ve trafik suçlarına yönelik düşünce ve davranışlar üzerindeki etkisini ortaya koymaya yönelik sorular sorulmuştur. Çalışmada ayrıca ölümlü veya yaralanmalı trafik kazası geçirmiş olma deneyiminin trafik suçlarına yönelik bakış açısı üzerindeki etkisi de araştırılmıştır. Bu amaçla, araştırmada özellikle kendileri veya yakınları ölümlü veya yaranmalı trafik kazası geçirmiş olan katılımcılarla geçirmemiş olan katılımcıların trafik kazaları ile trafik suçlarının nedenlerine ve çözüm önerilerine yönelik görüşleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada trafik suçlarının sosyolojik nedenleri dört ana başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; modern dünyanın maddi unsurlarıyla maddi olmayan unsurlarının eş zamanlı gelişmemesinin küresel ve ülke bazında yol açtığı sonuçlar, toplumda trafik kazalarına ilişkin kültürel bir hafızanın gelişmemiş olması, trafik suçlarının toplumda etnik, sınıfsal ve sosyal tüm kesimler ve gruplar tarafından işlenebilen bir suç olması ve son olarak trafik suçlarının kapitalist bir ekonomide satılabilir riskler olmamasıdır. Bulgular cinsiyet, yaş, eğitim, meslek ve gelir düzeyi gibi değişkenlerin trafik suçlarına yönelik düşünce ve davranışları etkilediğini ortaya koymaktadır. Öte taraftan bulgular, katılımcıların ölümlü ya da yaralanmalı trafik kazası geçirmiş olmalarının trafik kazaları ve trafik suçlarının nedenlerine ve çözüm önerilerine yönelik görüşleri üzerinde önemli bir etki yaratmadığını da ortaya koymaktadır. Trafik suçlarının ışık ihlalinden taksirle ölüme sebebiyet vermeye kadar uzanan farklı suç türlerini içinde barındırması birçok suç kuramının kavramsal bütünleşmesiyle açıklamayı gerektirmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada trafik suçları caydırıcılık teorisi, rutin aktiviteler teorisi ile nötrleştirme teknikleri gibi bazı sosyal öğrenme ve süreç teorilerinin belirli kavramlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, suç sosyolojisi, suç kuramları, trafik kazaları, trafik suçları

Sosyolojik analizSuçSuç sosyolojisi+3
Yasemin Ceylan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Michael Haneke sinemasında suç temasının simülasyon kuramı ile ilişkileri bağlamında yeniden değerlendirilmesi

Televizyon için çektiği filmler ve serilerle birlikte yirminin üzerinde sinemasal yapıta imza atmış olan Michael Haneke, bu yapıtların büyük bir bölümünün senaryosunu da kendisi yazmış olan, auteur olarak adlandırılabilecek bir yönetmendir. Aldığı ve aday gösterildiği pek çok ödül, onun toplum analizinin başarısını kanıtlar niteliktedir. Filmlerinde sıkça karşılaşılan 'suç'un, 'suçlu olma/suçluluk' teması içinde ele alınıp tartışılmasının, yönetmenin özellikle geç kapitalist burjuva toplumu analizini anlayabilmek açısından önem taşıdığı düşünülmektedir. Yaşadığı toplumla ve hatta aile içindeki biçimsel bağlarıyla, kendi kendine de yabancılaşmış olan geç burjuva bireylerin, kendilerini içinde buldukları suç, suçluluk ve şiddet içeren olayların anlatıldığı filmlerin analizini yapabilmek için bu çalışmada en uygun bulunan kuram olan simülasyon yaklaşımının odaklarına yer verilmiş, Avrupa'nın Soğuk Savaş'tan itibaren modern toplumsal tarihi, suç kavramıyla ilişkileri, dönemin önemli düşünürlerinin yaklaşımları ve Avrupa sinemasından örnekler hakkında bilgi verilmiştir. Suç ve suçluluk kavramlarının, Jean Baudrillard tarafından 1970'lerin sonlarında ortaya konan Simülasyon Kuramı ile ilişkilerinin, Michael Haneke filmlerinde ortaya çıkış biçimlerini anlayabilmek adına yönetmenin Benny's Video (1992), 71 Fragmente einer Chronologie des Zufalls (1994), Funny Games (1997), Code inconnu: Récit incomplet de divers voyages (2000) ve Caché (2005) filmleri bu çalışmada analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Simülasyon, simülakr, gerçeklik, hiper gerçeklik, burjuva, suç,suçluluk, yabancılaşma, sosyolojik eleştiri, postmodern, yapı söküm

BenzetimGerçeklikHaneke, Micheal+5
Özgen Alpoğlu
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çıraklık eğitiminin suça sürüklenmiş çocukların topluma kazandırılmasıdaki rolü: Ankara Çocuk Eğitimevi örneği

Bu çalışma suça sürüklenmiş ve işlediği suçtan dolayı hüküm giymiş çocukların, işledikleri suç karşısında almış oldukları hürriyeti bağlayıcı ceza kapsamında, cezalarının infazının gerçekleştiği eğitimevlerinde uygulanan çıraklık eğitimi faaliyetinin sonuçlarını ortaya çıkarmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Dezavantajlı grup olarak karşımıza çıkan hükümlü çocuklar, suça sürüklenerek daha da dezavantajlı bir durumda karşımıza çıkmaktadırlar. Suça sürüklenen çocukları tekrar topluma kazandırmak için Çocuk Eğitimevleri bünyesinde birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Çocuk Eğitimevinde uygulanan çıraklık eğitimi faaliyetlerinin sonuçları hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığından bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma ile çıraklık eğitiminden yararlanan hükümlü çocuğun ne kadar ıslah olduğu ve hürriyetine kavuştuktan sonra almış olduğu bu eğitimin sosyalleşmesine ne derece katkı sağlayacağı ve çocuğun suçtan arındırılmasına yardımcı olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, Ceza, Çocuk suçluluğu, Çıraklık Eğitimi, Çocuk Eğitimevi

CezaSuçSuçlu çocuklar+2
Abdullah Ferid Üzümcü
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite gençlerinin suça ilişkin algıları

Araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin suça ilişkin algılarına ulaşmak, konuyu sosyolojik kuramlar ve kavramlar çerçevesinde analiz etmektir. Aynı zamanda çeşitli kavramlar dahilinde toplumun suça dair algıları ile üniversite gençliğinin suça ilişkin algıları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışmamızın ilk aşaması literatür taramasının yapıldığı ve teorik bilgilerin yer aldığı kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeve içerisinde adli bilimler ve adli sosyolojiye dair bilgiler, suç olgusu, suç türleri ve teorileri, kriminoloji, kurumların ve kavramların suçlu davranışını açıklamaya yönelik genel değerlendirilmesi yer almaktadır. Bu değerlendirmeler adli sosyolojik bakış açısı ile ele alınmıştır. Teorik kısımdan sonra araştırmanın metodolojisi açıklanmıştır. Uygulamalı bölümde ise veri toplama aracı olarak yüz yüze anket yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Gençlerin suça ilişkin algılarına ulaşmak için hazırlanan anket soruları 20 sorudan oluşmuş ve basılı olarak sunulmuştur. Nicel araştırma modeli ile yapılan çalışmada evrenimiz Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi'nde öğrenim gören öğrenciler olup örneklem grubu olarak 280 kişi belirlenmiştir ve araştırma için yeterli sayıya ulaşılmıştır. Suçun oluşumunda şehrin ve mekânların etkisinin olduğu görüşü katılımcıların geneli tarafından belirtilmiştir. Suç oranlarının eğitim düzeyi arttıkça azalacağını ifade etmişlerdir. Çeşitli faktörler açısından değerlendirtildiğinde öğrencilerin çoğunluğu, ekonomik şartların, işsizliğin ve kimsesizliğin bireyleri suça sürüklemede etkili olduğu belirtmişlerdir. Katılımcılar büyük oranda, alkol ve madde bağımlılığın bireyleri suça sürüklediği görüşündedirler. Bireylerin suça sürüklenmesinde aile, akran ve okul gibi faktörlerin etkili olduğu görüşü de katılımcılar arasında yüksek orandadır. Ayrıca karşılaştırılan kriterlerin genelinde suçla ilgili olan dizi ve filmlerin, izlenilen ve okunan haberlerin günümüzde artan suç davranışlarına etkisinin olduğu görüşü çoğunluktadır. Katılımcılar suç oranlarının azalması için uygulanan cezai yaptırımların caydırıcı olmadığını düşünmektedirler. Sonuç olarak toplum genelinin suç algısına yönelik teorik çalışmadan elde edilen veriler ile üniversite öğrencilerinden alınan görüşler benzer özellikler barındırmaktadır.

Adli bilimlerKriminolojiSuç+2
Zeynep Tekin
Hitit University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de din ve sosyal sapma

Suç ve din kavramları, insanların yaşamları üzerinde doğrudan etkiye sahip olan önemli konular arasındadır. Yapılan çalışmalar, suç ve din ilişkisi hakkında hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar elde etmiştir. Bu çalışmada, nitel derinlemesine görüşmeler ve Dünya Değerler Araştırması 2019'dan elde edilen ikincil verilerin nicel analizi kullanılarak karma yöntem uygulanmıştır. Nitel yöntem için 21 kişi ile kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış, nicel yöntem için 2000'den fazla katılımcının verileri regresyon analizi ile incelenmiştir. Nitel ve nicel bulgular, din ve sosyal sapma arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca bu tez, farklı inançlara, sosyo-kültürel yaşam tarzlarına ve dini rollere sahip insanlar arasında bile suç ve din arasında negatif bir ilişkinin olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, toplumun sosyal uyumunu teşvik etmek ve sosyal sapkınlığı azaltmak için bu ilişkiye daha fazla odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla, dinin, toplumda olumsuz sonuçlara neden olabilecek sosyal sapmayı önlemekte önemli bir rol oynayabileceği vurgulanabilir.

DinDin sosyolojisiKarma yöntemler+2
Büşra Ortakaya
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğal ve sentetik uyuşturucu maddeler, suça sürüklenen çocuklar ve çocuk suçlarının kriminal açıdan modellemesinin yapılması

Ülkemizde ve dünyada çocuk suçluluğunun nedenleri üzerine birçok araştırmalar yapılmıştır. Bunun temel nedeni çocukların suça sürüklenmesinin engellenmesi aynı zamanda suçla mücadelenin bir parçası olarak görülmesidir. Çünkü küçük yaşlarda suç işleyen bireylerin ileriki yaşlarda suç kariyerini artırdığı, bu alanda çalışan tüm araştırmacılar tarafından kabul edilen bir gerçektir. Çocukların suça sürüklenmesine neden olan en önemli faktör uyuşturucu bağımlılığıdır. Türkiye'de kırsal bölgede 0-18 yaş arası çocukların suça sürüklenmesi ile uyuşturucu arasında anlamlı bir bağ olup olmadığı, ayrıca çocukların suça sürüklenmesine etki eden faktörlerin neler olduğunun ortaya çıkartılması amacı ile Jandarma Olaylar Bilgi Sisteminden alınan 2018, 2019, 2020 yıllarına ait veriler IBM SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde uyuşturucu kullanımı ile çocukların suça sürüklenmesi arasında anlamlı bir bağ olduğu bulunmuştur. Ayrıca kırsal bölgede çocukların suça sürüklenmesine etki eden faktörler ortaya konulmuş ve yorumlanmış, suçun cinsi, nedeni ve suç işlenen mekânın özelliği gibi hususlar da incelenerek suçun işlenmesine etki eden diğer faktörlerin de neler olduğu saptanmıştır. Bu araştırma neticesinde elde edilen bulguların çocukların suça sürüklenmesini engellemeye katkı sağlayacağı aynı zamanda suçla mücadeleye de destek vereceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocuk, suç, kriminal, uyuşturucu, kriminalistik, kriminoloji.

KriminalistikKriminolojiSuç+1
Ercan Altınsoy
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çanakkale cephesinde askeri suçlar ve adli vakalar

Tarih boyunca yeryüzünde meydana gelen savaşlar suç ve adli vaka kavramlarının doğmasına da yol açmıştır. Çok çeşitli türleri bulunan bu kavramın bu tezdeki ana konusu askeri suçlar ve adli vakalardır,. Türk savaş tarihinde kahramanlık örneği olan Çanakkale Cephesinde dahi birtakım askeri suçlara rastlanılması ise askeri başarılar sağlansa dahi suçların düşük oranlı da olsa yaşanabileceğinin bir kanıtıdır. Suçlardan bireyler sorumlu tutulabilir sebeplerde bireylere göre ele alınabilir. Ancak askeri suçlarda tek sorumlu birey değildir nitekim Çanakkale Cephesi'nde yaşanan askeri suçlar Osmanlı Devleti'nin zorunlu askerlik sistemini uygulamadaki hatalarına, dış siyasetteki yanlışlarına, seferberlik sürecindeki hatalı uygulamalarıyla bağdaştırılmalıdır. Özellikle de zorunlu askerlik sisteminde toplumsal eşitsizlik meydana getirmek, seferberlik döneminde, silah altına alınan vatandaşı sivil hayattan kopararak süresiz şekilde çokta normal olmayan şartlarda cepheye mahkum etmek, eldeki tüm nüfusu cepheye sevk ederek, geride kalan başta asker aileleri olmak üzere tüm insanları mağdur etmek, müttefiklik görüşmelerinde kendi çıkarlarınızın tamamen dışında bir anlayış ile hareket ederek vatandaşın hakkını göz ardı etmek sizin adınıza savaşacak her bireyin suç potansiyelinde olması sonucunu doğurmaktadır. Askeri suçlar dışında sahip olduğu askeri sıfata bakmaksızın toplum içinde, adam öldürme, yaralama, kadına şiddet gösterme, umumhanelere takılma, umumi yerlerde toplum huzurunu bozma gibi fiiller gerçekleştiren askeri rütbeli şahısların bulunduğu belirtilmelidir. İlaveten yapılan ceraim cetvelleri vasıtasıyla sivil suçlar da tespit edilmiştir.

Adli vakalarAskere almaAskeri suçlar+6
Duygu Ateş
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk ceza hukukunda fuhşa sürükleme suçu

Fuhuş suçu, daha doğru söyleyiş ile fuhşa sürükleme suçu, kanunumuzda suç olarak tanımlanmıştır. Esas olarak bu suçun unsurlarını incelediğimiz çalışmamızda, fuhşun geçmişte ortaya çıkışı ile günümüze gelene kadar geçirdiği süreç de değerlendirilmiştir. Ayrıca genel kadınlar ve genelevlerin hukuki durumu ile fuhşu azaltmaya yönelik önerilerimiz de tez çalışmamızda yer almıştır. İlk bölümde fuhuş kavramı ile bu kavramın dünyada ve ülkemizdeki tarihi gelişimi ele alınmıştır. Fuhşa ilişkin hukuki düzenlemeler ile milletlerarası sözleşmelere de yer verilmiştir. Bunun yanında ülkemizdeki genel kadınlar ile genelevlerin hukuki durumunu incelediğimiz bölümdür. Genel kadınların çalışma şartları ve genelevlerin uyması gereken kuralların önemli olanlarının anlatıldığı bu bölümde, fuhşu azaltmaya ve genel kadınların korunmasına yönelik önerilerimiz de yer almıştır. İkinci bölümde ise fuhşa sürükleme suçunun unsurları incelenmiştir. Suç incelemesinde öncelikle korunan hukuki değer tespit edilmiştir. Sonra ise tipiklik incelemesi yapılmıştır. Suçun, tipe uygun olması bakımından maddi ve manevi unsurlar belirtilmiştir. Sonra hukuka uygunluk sebepleri ile kusur durumunu etkileyen haller tespit edilerek ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde, suçun özel görünüş biçimleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Yaptırım ve muhakemeye ilişkin kuralların da ayrı başlıklarda ele alınmış; fuhşa sürükleme suçuna özgü düzenlenen özel hüküm ifade edilerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

Ceza hukukuCeza muhakemesi hukukuFuhuş+5
Burak Fidan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

II. Meşrutiyet döneminde suç unsurları

Tarihi çok eskilere dayanan suçun önlenmesi ve suçlunun ıslahı ile emniyet yani asayişin sağlanmasından sorumlu kolluk kuvvetleri arasındaki münasebet, bir toplumun hem ahlaken hem de fiilen varlığını sürdürebilmesinin en önemli koşullarından birisini teşkil etmektedir. Bu nedenledir ki, 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren askeri anlamda Batı karsısında gerilemeye başlayan Osmanlı Devleti'nde, bu inkıraza sosyo-ekonomik çalkantıların da eklenmesiyle devlet ve halk asayiş, toplumsal ahlak ve huzur bakımından da dönem dönem sıkıntılar yaşamaya başlamıştır. Nitekim durumun farkında olan devlet ricali bu duruma son verebilmek maksadıyla askeri, hukuki ve sosyo-ekonomik bir takım ıslahatlara girişmiş, ancak süreç Tanzimat ile Islahat Fermanlarının ilanı ve anayasalı bir monarşi rejimi olan Meşrutiyet'in ilana kadar devam etmiş, fakat istenilen neticelerin sağlanamaması nedeniyle Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanmıştır. Özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren Batılı devletlerin emperyalist ve sömürgeci emleri doğrultusunda yükselişe geçen politikalarının açık birer göstergesi olan Kırım Savaşı, 93 Harbi, Mısır'ın işgali ve Osmanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerinde yaşanan bağımsızlık hareketleri, askeri ve iktisadi etkilerin yanı sıra devlet otoritesinin de gittikçe zayıflamasına sebebiyet vererek asayiş ve toplumsal yapıyı da büyük oranda etkilemiştir. Bir yandan savaşla, isyanlar ve bunlara bağlı olarak meydana gelen göçlerle uğraşmakta olan Osmanlı Devleti, diğer yandan da neredeyse her alanda yürütmeye çabaladığı ıslahat ve modernleşme hamleleri ile sistemi ve toplumu çağa ayak uydurabilecek konuma getirmeye uğraşmıştır. İşte bu modernleşme girişimleri dâhilinde öne çıkan mevzulardan bir tanesi de, sosyal kontrol mekanizmalarının ıslahı ve kolluk kuvvetlerinin yeniden düzenlenmesi ile asayiş, toplumsal huzur ve ahlakın sağlanması olmuştur.

FuhuşMeşrutiyet IIOsmanlı Dönemi+6
Aydın Yetkin
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Ceza Hukukunda zincirleme suç

Bu çalışmanın amacı, Türk Ceza Kanununda, genel hükümler arasında yer alan ve suçların içtimaının önemli bir şekli olan zincirleme suç kurumunun ne olduğu, nasıl uygulandığı ile mevzuatta ve uygulamada mevcut bulunan eksiklik ve yanlışlıkların ortaya çıkarılması, bu eksiklik ve yanlışlıkların düzeltilmesi yolunda öneriler sunabilmektir.Bu çalışmamız, toplam üç esas bölüm ile varılan sonuçların ve önerilerin yer aldığı sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Her bölümdeki düşüncelere, Yargıtay kararları eşlik etmektedir. İlk bölümde, suçların içtimaı kavramı, fiil tekliği-fiil çokluğu konusu ve suçların içtimaı şekilleri incelenmiş ve devamla; zincirleme suç hakkında genel bilgiler verilerek, zincirleme suçun tarihi gelişimi ile karşılaştırmalı hukuktaki yeri, hukuki niteliği ve benzer kurumlardan farkı açıklanmıştır. İkinci bölümde; zincirleme suç için öngörülen objektif ve sübjektif koşullar incelenmiş, devamla da; zincirleme suçun uygulanamayacağı haller üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise; zincirleme suçun, kanunda özel olarak sayılan hükümleri ile kanunda özel olarak sayılmayan af, şikayet, ağırlatıcı ve hafifletici nedenler, non bis in idem ilkesi, görevli mahkeme, uzlaşma gibi hükümleri incelenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında, tezin genelinde değerlendirilen hususlar ve varılan sonuçlar bir kez daha özet olarak ortaya konularak, bazı öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Fiil, Fikri İçtima, Hareket, Objektif Koşul, Subjektif Koşul, Suçların İçtimaı, Zincirleme Suç.

Ceza hukukuFiilFikri içtima+2
Ahmet Hamdi Bayar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hanefi fakihlerin ceza hukuku alanındaki görüş ayrılıkları

Hanefi Mezhebi, Ebu Hanife Numan bin Sabit'e nispet edilmiş bir mezhep olsa da onun görüşlerinin tartışılmaz olduğu bir mezhep değildir. Nitekim Hanefi mezhebinin diğer mezheplerden farklı yönlerinden biri de mezhep içi müçtehit imamların etkisinin daha güçlü olmasıdır. Nitekim Ebu Hanife'nin hem arkadaşı hem de talebesi olan bu fakihlerin büyük katkılarıyla kurulan bu mezhepte mezhep içi müçtehitlerin görüşlerinin baskın olduğu ve kimi zaman kurucusunun görüşlerine tercih edilebildiği görülmektedir. İslam Ceza Hukuku, sosyal hayatın emniyetinin sağlanmasında çok etkin olması sebebiyle, fakihler tarafından çokça mütalaa ve münazara edilmiş hükümlerden oluşmaktadır. Çünkü bu ilim, adalet nizamını sağlama ve dolayısıyla tüm toplumun huzurunu temin etme amacını taşımaktadır. Asırlar boyunca, Müslüman ülkelerde yaşayan fertler arasında, hukuki hakların en isabetli biçimde tecelli etmesini sağlayan ve caydırıcılık unsuruyla bireylerin topluma zarar vermesine engel olmayı hedefleyen bu ilim, mağdurların ya da mağdur ailelerinin yaşadıkları acıları hafifletmeye ve topluma emniyet ortamı tesis etmeye çalışmasıyla büyük önem arz etmektedir. Fıkhın diğer meselelerinde olduğu gibi, İslam Ceza Hukuku da fakihler tarafından kimi meseleleri üzerinde görüş ayrılıklarının meydana geldiği bir ilimdir. Fıkıhta karşılaşılan bu görüş ayrılıkları, farklı görüşleri derlemeye ve delilleriyle tespit etmeye yarayan 'Hilaf' ilmini meydana getirmiş ve hakkında müstakil eserlerin telif edildiği bir ilim olabilmiştir. Fıkhı geliştirmeye yönelik bu çalışmalar neticesinde, var olan ihtilafların temelde; naslarda farklı yorumlamalar, hadislerde değerlendirilme kriterlerinin farklılığı, mantıki çıkarımlarda değişik yaklaşımlar gibi bir takım sebeplere dayandığı görülmüştür. İslam Ceza Hukuku da, doğası gereği hilaf ilmini en çok ilgilendiren konulardan biri olmuştur. Bu tezimizde Hanefi fakihlerin İslam Ceza Hukuku alanındaki görüş ayrılıklarından bahsederek bunları aktarmaya ve sebeplerini tespit etmeye çalıştık. Buna çalışırken klasik Hanefi Fıkhının ve Hilaf İlmine dair eserlerin, meşhur ve detaylı eserlerinden faydalandık ve ceza hukukundaki görüş ayrılıklarını olabildiğince açık bir şekilde anlatmaya gayret ettik.

CezaHanefilerMezhepler+3
Sabahaddin Işık
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk ve suç: Marmara Bölgesi örneği

Günümüzde yaşanan en büyük sosyal sorunlardan birisi, göç ve kentleşme paralelinde suç oranlarındaki artışın, çocuk suçlular üzerindeki yansımasıdır. Çocuk suçluluğu her geçen gün artarken, hem sosyal yapının bozulmasına, hem de kültür çatışmasına neden olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, plansız kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri, ekonomik, siyasal ve sosyolojik boyutlarıyla birlikte Marmara Bölgesi örneğinde ele alarak ortaya koymaya çalışmaktır. Bu amaçla, çocuk suçluluğuna yönelik bilimsel çalışmalar sosyolojik ve psikolojik açıdan ele alınarak teorik çerçeve oluşturulmuştur. Marmara Bölgesi'nin coğrafi konumu, sosyal ve ekonomik özellikleri, çocuk suçluluğuyla ilgili kurumlar yani sahanın genel özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır.Suç şüphesi ile Marmara Bölgesi Çocuk Şube Müdürlüklerine getirilen 348 çocukla yapılan ankette; ailenin, göç ve kentleşmenin, işsizliğin ve eğitimin çocukların suça sürüklenmesinde önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Kırdan kente göç edenlere yeterli sosyal ve ekonomik desteklerin sunulmamasından kaynaklanan sorunlar çocukları suça yöneltebilmektedir. Hızlı kentleşmeyle birlikte, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar sonucunda artan ve çeşitlenen suçlara karşı suç oluştuktan sonra değil suç oluşmadan önce müdahale edilmelidir. Bu anlamda, uzun vadeli programlar ve politikalar geliştirilmeli özellikle kente yeni göç eden insanlar için destek ağları oluşturulmalıdır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, İşsizlik, Eğitim, Kentleşme, Aile.

EğitimKentleşmeMarmara bölgesi+5
Mustafa Kart
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Suça sürüklenen çocuklarda suça eğilim ile triptofan hidroksilaz 2 ve SLC6A4 genleri arasındaki ilişkinin araştırılması

Her yıl milyonlarca çocuk suça sürüklenmektedir. Bu çocukların suça sürüklenmesine neden olan risk faktörlerini belirlemek, çocukların neden suça yöneldiğini anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu risk faktörlerine yönelik koruyucu önlemlerin alınması, çocukların suç olgusundan uzak tutulabilmesine ve toplumsal barışa katkı sağlayacaktır. Suça sürüklenen çocuklarda suça eğilim ile Triptofan hidroksilaz 2 ve SLC6A4 genlerinin ekspresyonları arasındaki ilişkinin etkisi araştırılarak bu genlerin suçun oluşumuna katkısının olup olmadığı tespiti amaçlanmıştır. Gaziantep Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan gerekli izinler alındıktan sonra Gaziantep Üniversitesi hastanesine başvuran gerekli kriterleri sağlayan çocuklar çalışmamıza davet edilmiştir. Vaka ve kontrol gruplarımız 50'şer çocuktan oluşmaktadır. Bu çocuklardan kan örnekleri toplanmıştır. TPH2 ve SLC6A4 genlerinin ekspresyonlarını belirlemek için öncelikle toplanan kan örneklerinden genlerin mRNA'sı elde edilmiş ve bu elde edilen mRNA'ların kalitesi ve miktarı belirlenmiştir. Bu mRNA'lardan cDNA elde edilmiştir. Bu çocuklara ÇDŞG-ŞY DSM-V el kitabı ve sosyodemografik verileri içeren anket uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan vaka grubu çocuklarının ΔCт medyan ortalaması SLC6A4 geni için 7.99, TPH 2 geni için 9.27, kontrol grubu çocuklarının ΔCт medyan ortalaması SLC6A4 geni için 5.59, TPH 2 geni için 5.35 olarak tespit edilmiştir. Vaka grubunun kontrol grubuna göre TPH 2 geninin ekspresyonunun 15,12 kat daha az olduğu ve 3,91 katlık bir kat değişimi olduğu, SLC6A4 geninin ekspresyonunun 7,06 kat daha az olduğu ve 2,82 katlık bir kat değişimi olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışmamızda suça sürüklenen çocuklarda kardeş sayısının çok olduğu, parçalanmış aile yapısının daha çok görüldüğü, ailelerinde daha önce suç işleyen kişilerinin varlığının daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu çocuklarda kötü alışkanlık, şiddette maruz kalma ve silah taşıma oranlarının daha yüksek olduğu, babanın eğitim düzeyinin ve çocuğun eğitim hayatına devam etme oranlarının daha düşük olduğu, annenin eğitimi düzeyi ve ailenin gelir düzeyi arasında bir fark olmadığı saptanmıştır. Suça sürüklenen çocukların büyük çoğunluğunda aktif psikopatoloji olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda hem THP2 hem de SLC6A4 genlerinin düşük ekspresyonu ile suça eğilim arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. Sosyodemografik verilere göre ve gen ekspresyon düzeylerine göre risk grubunu oluşturan çocukların tespit edilerek onlara yönelik özel rehabilitasyon programların düzenlenmesi suça sürüklenmenin önlenmesine çok önemli katkılar sunacaktır.

Adli genetikAdli tıpEğilim+6
Mehmet Kılıç
Gaziantep University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Polikliniğine gönderilen adli psikiyatrik olgularda sosyodemografik, klinik ve suça ilişkin özelliklerin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'na adli makamlar tarafından gönderilen olguların sosyodemografik özellikleri, gönderilme nedenleri, psikiyatrik tanıları, kullanılan tanı ölçekleri, madde kullanımı ve tekrarlayıcı suç öyküsü, yapılan konsültasyonlar, değerlendirme sonucu oluşan tıbbi kanaatler ve suça ilişkin özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız hakkında adli rapor düzenlenmiş hasta dosyalarının incelendiği retrospektif, tanımlayıcı bir çalışmadır. Çalışmanın evreni, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Polikliniğine yönlendirilen ve araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan, 01.01.2014-31.12.2020 tarihleri arasında hakkında rapor düzenmiş olan 1444 olgudan oluşmaktadır. Olguların tıbbi dosyaları, gelen, gönderilen evrak kayıtları ve adli raporları geriye dönük olarak incelenmiştir. Olguların tanı ve suç türleri ile eğitim, ikamet bölgeleri, göç durumları, yaş grupları, gönderilme nedenleri, gönderen kurumlar, tanılar, tıbbi kanaatler, uyuşturucu madde kullanım durumları, tekrarlayıcı suçluluk ile arasındaki ilişki incelendi. Tanımlayıcı istatistikler kategorik değişkenler için sayı veya yüzde ile verilmiştir. Kategorik değişkenler arasındaki ilişkiler Ki-kare testi ile test edilmiştir. Analizlerde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen olguların %80,2'si ceza hukuku (n=1158), %19,8'inin ise medeni hukuk (n=286) kapsamında olduğu, %62,5(n=902)'unda faillerin, %17,3(n=250)'ünde mağdurların değerlendirildiği, %64,1(n=925)'inin yetişkin, %35.9(n=519)'unun çocuk, %75,5'i (n=1090) erkek, %24,2'si (n=349) ise kadın, en fazla olgunun 18-35 yaş aralığında (n=721, %49,9), en az olgunun ise 60 yaş üstü aralığında olduğu, % 35,5(n=433)'inin birden fazla kez suça karışmış, % 65,5(n=821)'inin ilk defa bir suça karıştığı, %53,9(n=778)'unu sosyoekonomik seviyesi düşük bölgelerde ikamet edenlerin, %60,5(n=874)'ini Gaziantep iline kayıtlıların, %2,5(n=36)'ini Suriye'den gelenlerin, eğitim durumuna göre en kalabalık grubu (%64,9 n=764) 'unu ilkokul ve ortaokul mezunlarının, en seyrek grubu (%2,8 n=34) üniversite mezunlarının oluşturduğu, en fazla cezai ehliyet hususunda(n=877, %60,7), ikinci sıklıkta TMK 432 kapsamında rapor istendiği, en fazla yaralama suçu (n=309, %21,4), ikinci sıklıkta mala karşı işlenen suçlar (n=290, %20,1) ve sonra cinsel suçlar (n=288, %19,9) en az ise terör suçu (n=25, %1,7) işlendiği, tüm olgularda en fazla sağlıklı (n=604, %41,8) tanısı, sonra mental retardasyon (n=185, %12,8) ile şizofreni ve diğer psikotik bozukluklar(n=139, %9,6) ve bipolar bozukluk (n=126, %8,7) tanılarının, en az konulan tanının DEHB (n=11, %0,8) tanısı, eşlik eden en sık tanının kişilik bozukluğu (n=18,%40) olduğu, uyuşturucu-uyarıcı madde bakılan 484 olgunun %25(n=121)'inde uyuşturucu-uyarıcı madde pozitif, %75(n=363)'inde negatif saptandığı, medeni hukuk kapsamındaki olgulardan %43(n=123) 'ünün TMK 432 kapsamında, %15(n=43)'inin akıl hastası olup olmadığı, %19(n=55)'unun evlenmeye veya cinsel ilişkiye engel patolojisi olup olmadığı, %7(n=21)'sinin vesayet hususlarında değerlendirildiği saptanmıştır. Sonuç: Kişilerin suç işlerken, suçun mağduru olurken veya medeni haklarını kullanırken içinde bulundukları ruhsal durumların hukuki süreçlerde raporlanma süreci ile muayenede dikkat edilecek hususlar ve suçun önlenmesi ile ilgili öneriler ele alındı. Literatürde Adli tıpa gönderilen tüm olguların bütüncül olarak değerlendirildiği araştırma sayısının yok denecek kadar az olması çalışmamızın kıymetlendirilmesi açısından önemli bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Adli Tıp, Adli Psikiyatri, Suç, Ruhsal patoloji

Adli psikiyatriAdli tıpGaziantep+3
Ramazan Yeter
Gaziantep University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK M. 154)

Malvarlığı değerleri, toplumun temel değerlerinden birini teşkil etmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan hakkı olmayan yere tecavüz (TCK m. 154) düzenlemesi de bu malvarlığı değerlerinin bir kısmını korumak maksadına matuftur. Düzenleme üç fıkradan müteşekkildir ve her bir fıkrada ayrı bir suç tipine yer verilmiştir. Bu suçlarda malvarlığı değerleri, taşınmazlar üzerinden gerçekleştirilen ihlallere karşı korunmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmayla ilgili bulunan mülkiyet ve zilyetlik kavramları ve bunların diğer hukuk dallarındaki koruma yollarına, taşınmazların korunmasına yönelik bir ceza normu getiren 3091 sayılı kanuna ve 765 sayılı kanunda yer alan hakkı olmayan yerlere tecavüz düzenlemesine değinilmiştir. İkinci bölümde ise 5237 sayılı kanunun 154. maddesinde yer alan suçların incelemesine geçilmiştir. Birinci fıkrada özel mülkiyetteki taşınmazların, malikmiş gibi işgal edilmesi, sınırlarının değiştirilmesi veya bozulması ve hak sahibi kimselerin taşınmazdan faydalanmasına engel olunması suç haline getirilmiştir. İkinci fıkrada köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş taşınmazların, zapt edilmesi, bunlarda tasarrufta bulunulması ve sürüp ekilmesi suç olarak tanımlanmıştır. Sonuncu ve üçüncü fıkrada düzenlenen suç ise aidiyeti ehemmiyet taşımadan, suların mecrasının değiştirilmesi halinde vücut bulmaktadır.

GayrimenkullerMülkiyetMülkiyet hakkı+6
Abdullah Enes Karacan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmar kirliliğine neden olma suçu (TCK m. 184)

İmar kirliliğine neden olma suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilk defa ceza hukuku anlamında cezalandırılabilir bir fiil olarak düzenlenmiştir. Elbette ki imar kirliliğine neden olma fiiline vücut veren hareketler TCK'da suç olarak kabul edilmeden önce de işlenmekte idi. Fakat bu fiiller sadece kabahat şeklinde nitelendirilip çeşitli idari yaptırımlara tabi tutulmakta idi. Avrupa Birliği Hukukuna uyum çerçevesinde çevreye karşı suçların ceza hukuku yoluyla korunma altına alınması esasında yeni bir olgudur. İmar kirliliğine neden olma fiili de çevreye karşı suçlardan biri olup ceza hukuku yoluyla koruma altına alınması uygun görülmüştür. Tezimizde üzerinde durulan noktalardan bir tanesi de çevreye karşı suçlardan olan imar kirliliğine neden olma suçunun ceza hukuku yoluyla korunmasının ne derecede sağlandığı olacaktır. Tezimizin inceleme konusu olan imar kirliliğine neden olma suçu esasında içerisinde üç ayrı suçu taşımaktadır. Bunlar sırasıyla; yapı ruhsatiyesi alınmadan ya da ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak, yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek ve son olarak da yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmektir. Çalışmada bu fiiller ayrı ayrı incelenmiş ve yasalaşmadan önce TBMM Genel Kuruluna sunulan ilk metni ile de karşılaştırmalar yapılmıştır.

Ceza HukukuKanunlar 5237 sayılıKent imar planı+5
Suzan Aslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Denetimli serbestlik tedbiri altındaki hükümlülerin rehabilitasyonu ve mükerrer suçun önlenmesinde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri (Dindarlık ve suç ilişkisi üzerine araştırma)

Suç davranışı ve suç davranışının tekrarı bireysel, sosyal ve psikolojik birçok etmen içermekte ve bu konu adli psikoloji disiplininin çalışma alanları arasında bulunmaktadır. Mevcut araştırma kapsamında motive edici bir araç olarak din ve dindarlık olgusunun hükümlüler için taşıdığı önemin ve onun sosyal fonksiyonunun belirlenmesi, doğru ve etkili bir yaklaşımın benimsenmesi ise bu konudaki gereksinimlerin ve beklentilerin karşılanması çabalarına katkı sunacaktır. Suç, mükerrer suç ve din ile suç ilişkisinin incelendiği çalışmanın ilk bölümünde denetim serbestliğine ilişkin kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde din ve suç ile dindarlık ve suç kavramları ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise manevi rehberlik, dini danışmanlık ve denetimli serbestlikte manevi rehberlik ve dini danışmanlık konularına yer verilmişti. Araştırma bulguları incelendiğinde Kendilerinin dindar olarak tanımlayan kişiler, dinin suç işlemeyi engelleyen bir yapıda olduğu, ailelerin dini inanç ve yaşayışları açısından değerlendirildiğinde bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olduğu, Cezaevinde dini danışma ve rehberlik hizmetleri kapsamında birden fazla etkinliğe katılanların dini danışma ve rehberlik hizmetleri aldığı sürede tekrardan suç işleme konusunda engelleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Denetimli serbestlik sistemiDin psikolojisiDindarlık+7
Nurbanu Taşçı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

2017-2021 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına "yaralanma" nedeniyle başvuran ve duyu veya organlardan birisinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olduğu hususunda görüş bildirilen olguların, Amerikan Tıp Birliği (American Medical Association) yaralanma kılavuzu ile ülkemizde yürürlükte olan "Türk Ceza Kanunu" nda tanımlanan yaralama suçlarının adli tıp açısından değerlendirilmesi rehberi" ve "çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü tespit işlemleri yönetmeliği cetveli" ile karşılaştırılması

Giriş ve Amaç: Yaralama suçlarında, cezaların belirlenmesinde; oluşan yaralanmaların tipi, bölgesi ve sekel bırakıp bırakmayacağı, kısaca yaralanmaların ağırlığı dikkate alınan en önemli unsurlar arasında yer almıştır. Duyu veya organların birinin işlevinde zayıflama/yitirilme olduğu hususunda görüş bildirilen 126 olgunun retrospektif olarak değerlendirilmesi, rapor hazırlanmasında karşılaşılan sorunların tespiti, yaralanma ve sekellerinin "Amerikan Tıp Birliği (American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzu"ndaki oransal karşılıklarının belirlenmesi, bununla beraber ulusal ve kişisel farklılıkların, Adli Tıp Anabilim Dalınca değerlendirilmesi ve sonuçların "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşlemleri Yönetmeliği" cetveli ile karşılaştırılması ile ortaya çıkan sonuçlara göre çelişkilerin giderilmesine yönelik öneri ve değişiklikler cetveli sunulması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Duyu veya organların birinin işlevinde zayıflama/yitirilme olduğu hususunda görüş bildirilen 126 olgu retrospektif olarak vii incelenerek, adli raporlardaki hastaların; yaşları, cinsiyetleri, "Amerikan Tıp Birliği (American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzu" ve "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşlemleri Yönetmeliği" kullanılarak elde edilen oranlarının tespiti, kayıp yüzdeleri, % 10-50 arasında "işlevde sürekli zayıflama", % 50'nin üzerinde "işlev kaybı" olarak tanımlanarak oluşan tıbbi kanaat veri formuna kayıt edildi. Analizler SPSS Windows versiyonu 22 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: 126 olgunun %88.1'inin erkek, %11.9'unun kadın olduğu, ortalama yaş 40.5, standart sapma ±16.9 saptandığı, en yüksek başvuru nedenini %34.9 ile trafik kazalarının oluşturduğu, en yüksek yaralanma oranının %27 ile göz yaralanmalarına ait olduğu, izole üst ekstremite yaralanmalarında hayati tehlike verme oranının düşük, batın yaralanmalarında ise hayati tehlike varlığının diğer bölgelere göre yüksek olduğu, Kullanılan yönetmelikler ve cetvellerden elde edilen kayıp yüzdeleri arasında yaralanma bölgeleri dikkate alındığında anlamlı fark olduğu saptandı (p<0,01). Sonuç: Türk Ceza Kanunu'nda Tanımlanan Yaralama Suçlarının Adlî Tıp Açısından Değerlendirilmesi Rehberi"nin bilimsel, objektif, güvenilir ve uluslararası standartlara uygun bir şekilde yeniden düzenlemesi gerekmektedir. Bu düzenlemede; anatomik kayıp ve fonksiyonel kısıtlılığa ait sonuçlar bir arada değerlendirilebilir olmalı, geçerliliği ve güvenilirliği kabul edilmiş uluslarası uygulamalar ve ölçekler kullanılmalı, çıkan sonuçlar işlevselliğe dayalı olarak hesaplanmalıdır. Ceza hukuku açısından "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşlemleri Yönetmeliği"nin yetersiz ve güncel olmadığı, pratikte kullanılmasının mümkün olmadığı, "Amerikan Tıp Birliği (American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzu"nun ise tamamının kullanımının mümkün olmadığını düşünmekle birlikte özellikle bazı ortopedik arızaları tanımlayan kısımlarının yeni oluşturulacak rehberde veyahut revizyon çalışmasında mutlaka göz önüne alınması gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Adli tıp, duyu-organ, AMA kılavuzu, yitirilme, Türk Ceza Kanunu

Adli tıpRehber kitaplarRetrospektif çalışmalar+4
Halil Kalkan
Gaziantep University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

13-18 yaş arası Suriyeli çocuklarda suça karışma eğilimi ve nedenleri: Gaziantep örneği

Göç kavramının tarihsel sürecine bakıldığında; sürecinin eski dönemlerden günümüze kadar önemli değişmeler gösterdiği ve hatta son zamanlarda göçmen sayılarının yükseldiği belirlenmiştir. Göç kavramının toplumsal yapıda oluşturmuş olduğu sonuçlarıyla birlikte nedenleri açısından da ele alındığında sosyoloji bilimi başta olmak üzere sosyal bilimlerin her alanında önemli bir toplumsal sorun olarak incelenmektedir. Toplumsal değişmeye kaynaklık etmesinin yanında toplumsal değişmenin bir sonucu şeklinde de değerlendirilmektedir. Yaşanan bu değişmelerle birlikte suçta modern hayatın bir parçası olmuş, gelişerek karmaşıklaşmış ve büyüyen bir sorun haline gelmiştir. Suç ve suçlunun yasalar ile ifade edilmiş olmasıyla birlikte söz konusu çocuk olduğunda biyolojik, sosyolojik, psikolojik ve pedagojik yönden farklılık göstermektedir. Bu araştırmada Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocukları suça yönlendiren nedenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma sorusunu cevaplamak için nitel araştırma yöntemleri benimsenmiştir. Araştırmada görüşme yöntemi ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep ilinde yaşayan Suriyeli suça sürüklenen çocuklar oluşturmaktadır. Verilerin analizi yapılırken Maxqda20 nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda bu çalışmada çocukları suça yönlendiren nedenler; aileyle ilişkili faktörler, eğitim-öğretim hayatıyla ilişkili faktörler, iş çevresiyle ilişkili faktörler, akran çevresiyle ilişkili faktörler, göçle ilişkili faktörler, bireysel faktörler ve sosyal medya kullanımı olarak sınıflandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suç, Çocuk ve Çocukluk, Çocuk Suçluluğu.

GaziantepGöçlerSuriyeliler+5
Gizem Nur Cerit
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular