Yüksek LisansAçık Erişim

Antroposen tartışma zeminleri bağlamında alternatif bir kent belleği okuması: Dolapdere, İstanbul

2025
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Hülya Turgut

Özet (TR)

Geçtiğimiz yüzyılda hızla artan kentleşme, teknolojik gelişmeler ve insan faaliyetleri, yalnızca fiziksel çevrede değil, düşünsel paradigmada da köklü değişiklikler yaratmıştır. Bu bağlamda, doğa-kültür ayrımını temel alan modern bilgi rejimleri, özellikle 21. yüzyıla girerken sürdürülebilirliğini yitirmiş; insan-merkezli bakış açıları ekolojik krizlerin, toplumsal adaletsizliklerin ve mekânsal kopuşların hem nedeni hem de sürdürücüsü hâline gelmiştir. Bu düşünsel kırılmanın en belirgin kavramsal ifadesi olarak Antroposen; çevresel bir çağ tanımının yanı sıra, zaman, mekân ve öznellik anlayışlarımızı yeniden düşünmeyi gerektiren eleştirel bir zemin sunar. Bu kapsamda tez, kent belleğini yalnızca insan merkezli bir hafıza üretim süreci olarak değil, Antroposen'in ortaya koyduğu düşünsel ve ekolojik kırılma zemininde, insan ve insandan ibaret olmayan öznelerin karşılıklı etkileşimleri çerçevesinde yeniden ele almayı amaçlamaktadır. Bellek kavramı, bu bağlamda sadece geçmişin temsili değil; zaman, mekân ve öznelliğin dolanık biçimlerde kurulduğu çok katmanlı bir üretim süreci olarak değerlendirilir. Mimarlık ve kent çalışmaları açısından düşünüldüğünde, belleğin yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda mekânsal ve ekolojik bir boyut taşıdığı fikri, Antroposen'de mimari pratikleri yeniden düşünmek için eleştirel bir çerçeve sunar. Tezin kuramsal çerçevesi; posthümanist teori, yeni materyalist düşünce ve nesne-yönelimli ontoloji temelli tartışmalardan beslenmektedir. Karen Barad (2019)'ın "spacetimemattering" kavramı doğrultusunda zamanın doğrusal değil, iç içe geçmiş bir yapı olarak ele alınması; Manuel DeLanda (2017)'nın öbeklenme "assemblage" kuramı ve Donna Haraway (2016)'in birlikte üretim "sympoiesis" fikri ile kent belleğinin nesne yönelimli ve dağınık bir üretim süreci olarak anlaşılması, bu kuramsal altyapının temel bileşenleridir. Bu yaklaşımlar doğrultusunda bellek üç ana eksen boyunca kavramsallaştırılmıştır: çok-zamanlılık, nesne-yönelimlilik ve çok-mekânlılık. Tez kapsamında; bu kuramsal yönelimi temel alarak geliştirilen alternatif yöntem önerisi, klasik temsilci ve arşiv odaklı bellek okumalarının yanı sıra, yerinde deneyim ve maddesel ilişkiler üzerinden yürütülen çok-duyulu bir okuma sürecini içerir. Yöntemsel olarak, literatür analizi ve kavramsal yorumlamalarla birlikte, niteliksel saha araştırması ve tematik analiz teknikleri bir arada kullanılmıştır. Yürüyüş pratikleri, doğal nesne toplama, siyanotip "cyanotype" üretimi, ses kayıtları ve kolaj temelli katmanlı haritalamalar gibi araçlar bu yöntemin temel bileşenlerini oluşturur. Bu araçlar, daha sonra, alan çalışmasında taş, su ve bitki başlıkları üzerinden kentte sıklıkla karşılaşılan ancak çoğu zaman göz ardı edilen maddesel varlıklar üzerinden türler-arası etkileşimi görünür kılan bir karşılaşma analitiği geliştirilir. İktidar ve yıkımın bellek taşıyıcısı olarak taş; akışkanlık ve görünmez sürekliliğin mekânsal izi olarak su ve onarma; direniş ve dayanışma biçimleriyle beliren bitki üzerinden çok katmanlı bir belleğin izini sürmeye imkân tanımaktadır. Bu yöntem, yalnızca insan deneyimlerine değil; insandan ibaret olmayan varlıkların da aktif bellek taşıyıcısı olabileceği fikrine dayalı olarak, kentsel belleği çok-mekânlı, çok-zamanlı ve çok-özneli bir üretim sahası olarak okumaya olanak sağlar. Çalışma alanı olarak seçilen Dolapdere, İstanbul'da, hem tarihi boyunca su öğeleriyle kurduğu ekolojik ilişkiler hem de son dönemlerde geçirdiği mekânsal dönüşümler aracılığıyla belleğin bastırılması ve yeniden üretimi süreçlerinin somut bir örneğini sunar. Bölge, kentsel planlama, altyapı müdahaleleri ve kültürel temsiller bağlamında, belleğin hem nasıl silindiğini hem de insandan ibaret olmayan özneler (su, toprak, bitki örtüsü gibi) aracılığıyla nasıl tekrar açığa çıktığını gözlemlemeye imkân tanır. Tezin kent ve mimarlık çalışmalarına temel katkısı, kent belleğine dair kuramsal tartışmaları yerinde deneyim ve üretimle birleştiren, insan-merkezci olmayan bir okuma yöntemi önermesidir. Bu yöntem, belleği yalnızca anlatısal ya da görsel temsillerle değil; ses, madde, atmosfer ve ekolojik ilişkiler aracılığıyla da kurulan çok katmanlı bir yapı olarak ele alır. Böylece Antroposen bağlamında, mimarlık disiplininde daha çoğulcu, adil ve ekolojik olarak duyarlı bir mekân üretim anlayışı için kuramsal ve yöntemsel bir zemin sunar.

Yazar

Dr. Beril Özelçi

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Beril Özelçi (Yüksek Lisans Tezi). Antroposen tartışma zeminleri bağlamında alternatif bir kent belleği okuması: Dolapdere, İstanbul, 2025, Özyegin University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Özyegin University tezlerinden daha fazlası