Basınç ve volüm kontrollü ventilasyonun tek akciğer ventilasyonu sırasında lipid peroksidasyonu üzerine etkisinin değerlendirilmesi
2013
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Hanife Karakaya Kabukçu
Özet (TR)
Akciğere yönelik operasyonlar sırasında görüş alanını genişletmek ve cerrahi işlemi kolaylaştırmak amacıyla tek akciğer ventilasyonu (TAV) sıklıkla uygulanmaktadır. TAV, hastaların çoğunda güvenle uygulanabilmesine rağmen bir kısmında hipoksemi gelişebilmektedir. Hipokseminin serbest oksijen radikali oluşumunu artırdığı bilinmektedir. Serbest oksijen radikalleri (SOR) çeşitli mekanizmalarla doku ve organlarda hasara neden olmaktadır. Serbest oksijen radikallerinin lipid peroksidasyonu sonrası oluşan son ürünü olan malondialdehit (MDA) lipid peroksidasyonunun bir göstergesi olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Serbest oksijen radikaline bağlı doku ve organ hasarının önlenmesi için son zamanlarda çalışmalar artmaktadır. Bu çalışmada basınç kontrollü ventilasyon ile volüm kontrollü ventilasyonun tek akciğer ventilasyonu sırasında lipid peroksidasyonu üzerine etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulundan alınan onay ile çalışmaya başlandı. Hastalar çalışma hakkında bilgi verilerek gönüllü onam formu imzalatıldı. Çalışmaya 34 olgu dahil edildi. Ameliyathaneye alınan olgular, elektrokardiyografi ve oksijen satürasyonu monitörize edildikten sonra iv. midazolam ile premedikasyon uygulandı. Lokal anestezi altında arter kanülü yerleştirilerek arter kan basınçları monitörize edildi. Olguların hemodinamik verileri, mekanik ventilatör parametreleri, ventilasyon süreleri ve SpO2 değerleri kaydedildi. Preoperatif malondialdehit ölçümleri ve kan gazı değerlendirmesi için arter kan örnekleri alındı. Anestezi indüksiyonu fentanil, tiyopental ve veküronyum ile sağlandı. Anestezi idamesinde; fentanil, veküronyum, sevoflurane ve kuru hava ile oksijen karışımı kullanıldı. Çift lümenli tüp ile endobronşiyal entübasyon gerçekleştirildi. Tüpün pozisyonu çift taraflı oskültasyon ile doğrulandı. Hastalar rastgele olarak volüm kontrollü (17 olgu) ve basınç kontrollü (15 olgu) olmak üzere iki gruba ayrıldı. MDA ölçümlerini değerlendirmek için hastaların arter kataterinden preoperatif, TAV başlamadan hemen önce, TAV bitiminde ve operasyondan 6 saat sonra kan örnekleri biyokimya tüpüne alındı. MDA düzeyleri ölçümü: OxiSelect MDA Adduct ELISA Kit kullanılarak ELISA yöntemi ile çalışıldı. Elde edilen veriler SPSS version 18 kullanılarak analiz edildi. Çalışma sonucunda; İki hasta intraoperatif çift lümenli endotrakeal tüpün malpozisyonu nedeniyle çalışma dışı bırakıldı. PCV ve VCV gruplarında sigara içimi ile serum MDA değişimi arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Gruplar arası MDA ölçümlerinin karşılaştırılması sonucunda PCV grubunda VCV grubuna göre TAV başlangıcındaki MDA ölçümlerinin daha düşük olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0.026). Her iki grup incelendiğinde gruplar arası sigara kullanımı bakımından VCV grubunda PCV grubuna göre daha fazla sigara kullanımı olduğu bulundu (p=0.014). PCV ve VCV gruplarında TAV başlangıcındaki; FiO2 değerleri ile MDA ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). PCV ve VCV gruplarında entübasyondan tek akciğer ventilasyonu başlangıcına kadar geçen süre içinde FiO2 (sırasıyla %51±3.8 ve %55±13.2) olacak şekilde uygulanan ÇAV?nun; PaO2 ve SpO2 değerlerinde preoperatif değerlere göre anlamlı artış sağladığı görülmüştür. PCV ve VCV gruplarında TAV süresince FiO2 değerleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0.05). PCV ve VCV gruplarında TAV başlangıcından TAV bitimine kadar FiO2 değerlerinde bir artış olup serum MDA ölçümlerinde de artış olduğu görülmüştür. PCV ve VCV gruplarında TAV bitimindeki PaO2 ve SpO2 değerleri arasında istatistiksel olarak fark olmamasına rağmen VCV grubunda TAV bitimindeki MDA ölçümleri ile PaO2 ve SpO2 değerleri arasında anlamlı bir ilişki bulunurken (p<0.05), PVC grubunda böyle bir ilişki bulunmamıştır. TAV bitimindeki PaO2 ve SpO2 değerlerinin TAV başlangıcına göre daha düşük olduğu gözlenirken, TAV başlangıcındaki MDA ölçümülerinin, TAV bitimindeki MDA ölçümlerine göre daha düşük olduğu görülmüştür. PCV ve VCV gruplarında TAV başlangıcındaki serum MDA ölçümlerinin preoperatif serum MDA ölçümlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düşük olduğu görülmüştür. VCV grubunda TAV bitimindeki serum MDA ölçümlerinin preoperatif serum MDA ölçümlerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. PCV ve VCV gruplarında, serum MDA ölçümlerinde TAV bitiminde TAV başlangıcına göre anlamlı olarak artma olduğu görülmüştür (p<0.05). Operasyondan 6 saat sonraki serum MDA ölçümlerinde preoperatif serum MDA ölçümlerine göre istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu görülmüştür. PCV ve VCV grupları karşılaştırıldığında PaCO2, PaO2, SpO2 ve plato basınçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). PCV ve VCV gruplarının peak basınçları değerlendirildiğinde PCV grubunda peak basıncının TAV başladıktan 15 ve 30 dakika sonraki değerlerinin VCV grubuna göre daha düşük olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulundu ( p<0.05). Sonuç olarak; her iki grupta TAV bitiminde serum MDA ölçümlerinin TAV başlangıcına göre anlamlı olarak arttığı gözlendi. TAV sırasında PCV ve VCV gruplarında sırasıyla %86.6±22.8 ve %82.4±18.7 ortalama FiO2 oranlarının uygulanmasının hipoksiyi önlediğini saptadık. Ancak artmış MDA değerleri bize yüksek konsantrasyonda oksijene maruz kalan akciğerde serbest oksijen radikaline bağlı hasar olabileceğini düşündürmektedir. PCV ve VCV gruplarında ÇAV sırasında sırasıyla %51±3.8 ve %55±13.2 uygulanan FiO2 değerlerinin PaO2 basıncında anlamlı bir yükselme meydana getirmesi ile birlikte serum MDA ölçümlerinde anlamlı olarak bir azalma olduğu görülmüştür. Doku oksijenizasyonunun iyileştirilmesinin lipid peroksidasyonunu azalttığı kanısına vardık. Her iki grupta entübasyondan TAV başlangıcına kadar geçen sürede serum MDA ölçümünün preoperatif ölçümlerine göre daha düşük olduğu görülmüştür. Fakat PCV grubunda serum MDA ölçümlerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Bu sonuçla basınç kontrollü ventilasyonun çift akciğer ventilasyonu sırasında lipid peroksidasyonunu volüm kontrollü ventilasyona göre daha fazla azalttığını düşünmekteyiz. Her iki grupta da TAV süresince MDA düzeylerinde artma olduğu görülmüştür. Bu sonuçla; TAV süresince uygulanan PCV ve VCV modlarının lipid peroksidasyonu üzerine etkisinin farklı olmadığını düşünmekteyiz. TAV süresince daha kısa aralıklarla alınacak kan örneklerinde MDA düzeylerinin değerlendirilmesi ile daha doğru sonuçların elde edileceğini düşünmekteyiz.
Yazar
Özkan Yavuz
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Özkan Yavuz (Tıpta Uzmanlık Tezi). Basınç ve volüm kontrollü ventilasyonun tek akciğer ventilasyonu sırasında lipid peroksidasyonu üzerine etkisinin değerlendirilmesi, 2013, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- Çocuk sporcuların durumluk kaygı düzeylerinin kalp atım hızı değişkeni ile incelenmesi(2022)
- Sıkı geçme bağlantılarında çentik etkisinin sayısal olarak incelenmesi(2023)
- The effect of project-based learning on English preparatory class students' speaking proficiency and willingness to communicate(2025)
- Doğu-Batı etkileşimi kapsamında Orta Çağ İslam iktisat düşüncesinin oluşumu(2024)
- Taş dolgu dalgakıranlarla antifer bloklu dalgakıranların maliyetinin karşılaştırılması(2018)
- Enderunlu Fazıl – Hûbân-nâme (Tenkitli metin)(2024)
