COVID-19 pandemisinin 1-3 ay arası odağı olmayan ateşli çocuklarda görülen ciddi bakteriyel enfeksiyon sıklığı, klinik ve laboratuvar özellikleri üzerine etkileri
2025
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Tuğçe Tural Kara
Özet (TR)
GİRİŞ VE AMAÇ: Ateş, çocuk sağlığı ve hastalıkları birimlerine en sık başvuru sebebidir. Yaşı üç ayın altında olan ateşli infantların değerlendirilmesi oldukça güçtür. Enfeksiyon odağına yönelik bulgusu ya da şikayeti olmayan ve fizik muayenesinde de pozitif bulgu saptanmayan hastaların değerlendirilmesinde daha da zorlanılmaktadır. Çalışmamızda 1-3 ay arası ateşli infantlarda altta yatan ciddi bakteriyel enfeksiyon sıklığını belirlemeyi, COVID-19 pandemisinin ciddi bakteriyel enfeksiyon sıklığı üzerine olan etkilerini araştırmayı, Rochester kriterlerinin ciddi bakteriyel enfeksiyon sıklığının belirlenmesindeki güvenilirliğini değerlendirmeyi ve COVID-19 pandemisinin immünitesi henüz tamamlanmamış olan bu grup üzerindeki etkilerini gözden geçirmeyi amaçladık. Çalışmamız özellikle pandemi öncesi ve sonrası döneme ilişkin bu popülasyonun birçok veri ve laboratuvar parametresi yönünden ayrıntılı olarak karşılaştırıldığı ilk çalışmadır. YÖNTEM: Çalışmamızda 01.01.2017 ile 31.05.2023 tarihleri arasında başvuran 31-90 günlük ateşli infantlara ilişkin veriler retrospektif olarak incelenmiştir. İyi görünüme sahip olmayan, fokal enfeksiyon bulgusu bulunan, ateş yüksekliği dışında enfeksiyon odağı olabilecek herhangi bir şikayeti bulunan ve tam kan sayımı için numune alınmamış olan tüm hastalar çalışma dışında bırakılmıştır. Bu kriterlere uyan 248 hastaya ait tanımlayıcı tanımlayıcı veriler ve laboratuvar parametreleri üzerinden istatistiksel analiz yapılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen hastaların %45.2'si kız, %55.8'i ise erkekti. Hastaların %23'ünde CBE saptanmıştır. CBE saptanma oranı açısından COVID-19 öncesi ve sonrası dönemde bulgular benzerdir. WBC>15000/mm³ olan hastalarda CBE saptanma oranı daha yüksektir (p=0.005). WBC 5000-15000/mm³ arası ve WBC<5000/mm³ olan hastalarda CBE saptanma oranı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Rochester kriterlerine göre yüksek riskli olarak değerlendirilen hastalarda düşük risk grubuna göre CBE belirgin olarak daha sık görülmüştür (p<0.001). COVID-19 pandemisi sonrasında WBC>15000/mm³ olma durumu anlamlılığını yitirmiştir (p=0.244). Rochester kriterlerinin CBE'yi saptama gücü COVID-19 pandemisi sonrasında azalsa da istatistiksel açıdan anlamlılığını korumaktadır (p<0.001'e karşılık p = 0.014). Rochester kriterlerinin duyarlılığı düşük (%33.8), ancak özgüllüğü oldukça yüksektir (%89.0). Pozitif prediktif değer %77.2 ve negatif prediktif değer %52.0 olarak bulunmuştur. Rochester kriterleri açısından birden fazla risk faktörü barındıran hastalarda CBE saptanma oranı daha yüksektir (p=0.026). WBC ve ANS, CBE saptanan grupta daha yüksektir (p<0.001 ve p=0.002). ALS, AMS, MLR, ESR, laktat düzeyi, IG ve IG% ile CBE arasında ilişki saptanmamıştır. COVID-19 pandemisi sonrası dönemde ANS ile CBE ilişkisi gücünü kaybedip marjinal anlamlılık düzeyine gerilemiştir (p=0.052). NLR, CBE saptanan grupta daha yüksektir (p=0.021, 1.027±0.87'ye karşılık 1.549±1.42). COVID-19 pandemisi sonrası dönemde NLR ile CBE arasındaki ilişki anlamını yitirmiştir (p=0.061). CRP ve prokalsitonin düzeyi arttıkça CBE saptanma oranı da artmaktadır (p<0.001). COVID-19 pandemisi sonrası prokalsitonin ile CBE saptanma arasındaki ilişkinin gücünü yitirdiği saptanmıştır (p=0.176). ROC analizinde kesme noktaları WBC için 10335/mm³, ANS için 8840/mm³, NLR için 1.73, CRP için 13.69 mg/L, prokalsitonin için 0.195 μg/L olarak saptanmıştır. ROC analizinde CRP en yüksek ayırt edici güce sahiptir (AUC = 0.712). Bunu sırasıyla prokalsitonin (AUC = 0.665), WBC (AUC = 0.643), ANS (AUC = 0.614) izlemektedir. NLR ise anlamlı bir ayrıştırma gücüne sahip değildir. TİT'te 10 veya daha fazla lökosit saptanan hastalarda CBE saptanma oranı daha yüksektir (p < 0.001). İdrar kültüründe üreme saptanan hastalar CBE saptanan grubun %75.7'sini oluşturmaktadır. İdrar kültüründe üreyen etkenler arasında %38 ile E. coli ilk sıradadır. SONUÇ: 1-3 ay arası ateşli infantlarda WBC, ANS, CRP, NLR arttıkça CBE sıklığı artmaktadır. COVID-19 pandemisi sonrasında ise WBC>15000/mm³ olması, ANS, NLR ve prokalsitonin yüksekliği anlamını yitirmektedir. ESR, IG, IG%, laktat, ALS, AMS, MLR ile CBE arasında ilişki bulunmamaktadır. 1-3 ay arası ateşli infantlarda CBE saptanma oranı ile COVID-19 pandemisi arasında ilişki yoktur. CRP en yüksek ayırt edici güce sahiptir (AUC = 0.712). Bunu sırasıyla prokalsitonin (AUC = 0.665), WBC (AUC = 0.643), ANS (AUC = 0.614) izlemektedir. CBE saptananların %75.1'inde İYE mevcuttur. İdrar kx'de en sık olarak E. coli üremesi saptanmıştır. ROC analizinde CRP en yüksek ayırt edici güce sahiptir. Anahtar kelimeler: ciddi bakteriyel enfeksiyon, febril infant, COVID-19, pandemi, IG, IG%, NLR, MLR, Rochester kriterleri
Yazar
Dr. Barış Dinçer
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Barış Dinçer (Tıpta Uzmanlık Tezi). COVID-19 pandemisinin 1-3 ay arası odağı olmayan ateşli çocuklarda görülen ciddi bakteriyel enfeksiyon sıklığı, klinik ve laboratuvar özellikleri üzerine etkileri, 2025, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
