DoctorateOpen Access

Lojistik merkez yeri kararı geliştirmek için bir değerlendirme ve seçim yapısı

Is this your thesis?

This record came from a bulk archive import. If it’s yours, link it to your profile.

2022
0 views
0 downloads

Abstract (TR)

Lojistik Merkezi tasarım projelerinin başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi ve sürdürülebilirliği, büyük olasılıkla ilk bakışta varılan konum seçimi kararlarına, limanlarla entegrasyon seviyesi, transit otoyollara ve demiryollarına yakınlığı ve katma değerli lojistik hizmetleri sunma yeteneğiyle ilişkilidir. Ayrıca, iş ortaklığı yapılarının ve yönetim organizasyonlarının "Kamu ve Özel Sektör Ortaklığı" veya benzeri olup olmadığına da bağlıdır. Yukarıda sıralanan ve projelere kazandırılmış olmasının önemine vurgu yapılan tasarım nitelikleri ve gerekli diğer özelliklerin yanında, Lojistik Merkezlerin gelecekteki müşterileri olarak belirlenen grupların tercih ve beklentilerine uygun olması da yatırımın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır. Bu tezde, müşteri tercihleri ve bunların nihai tasarıma yansımaları ile tasarımın ana hatlarının ve detaylarının belirlenmesi için birbirleriyle karşılaştırıldığından önem ve öncelik sıralaması yapılmış müşteri beklentilerinden yararlanan kapsamlı bir modelin sunulması hedeflenmektedir. Bilindiği gibi COVID-19 küresel salgını geçtiğimiz birkaç yıl içinde gerçekleşti ve ne yazık ki uzun bir süredir de devam ediyor. Bu durum tüm endüstriyel sektörleri ve toplumun katmanlarında sosyo-ekonomik şoklar yarattı. Dolayısıyla pandeminin bu tez üzerinde de etkileri vardır. Küresel salgın sırasında birçok sanayi sektörünün tedarik zincirinde ciddi boşluklar ve zayıflıklar yaşadık, aynı zamanda bu problemleri ele alarak çözümler aranırken, süreç değişikliklerinin yaşandığı dolayısıyla çok değerli gelişimlerin kazanıldığı bilgi işlem, iletişim ve bunların koordinasyonundaki yenilikler için fırsatlar da elde ettik. Ulusal sağlık hizmetleri ve diğer tıbbi kurumlar; koruyucu ekipman ve kritik birçok ekipmanın tedariki ve dağıtımı konularında iş birliği yapmak için bölgedeki sanayi sektörleriyle, diğer aktörlerle hastane sistemleri arasında iş birlikleri kurmak amacıyla köprü olarak hizmet vermek zorunda kaldılar. Hükümetler, mevcut ulusal tedarik zincirlerinin daha çevik ve gürbüz arz ve talep sistemlerine dönüştürülmesinin gerekliliğini fark ettiler ve dayanıklılığı artırmak için işbirlikçi yaklaşımlar oluşturmak amacıyla ve neredeyse ortak bir sloganla önümüzdeki on yılı etkileyecek ulaştırma ve lojistik yatırım planlarını kaçınılmaz olarak değiştirdiler. Önümüzdeki günlerde, küresel anlamda tüm tedarik zincirlerinin, "yeni normale" kolay dönüşün ve onu takip edecek büyümenin lokomotifi olduğu dünya çapındaki tüm karar vericiler tarafından kabul edilmektedir. Bu nedenle tezde, güvenilir tasarım prosedürleri ve teknolojileri sağlayarak daha iyi karar ve iş modellerini elde etmek, projelerin tasarım gereksinimlerini ve bunlara karşılık gelen kısıtları kontrol etmek için projenin ilk aşamalarında müşterilerin gereksinimlerinin detaylarıyla dinlenmesi gerektiği ele alınmıştır. Küresel salgın sırasında edinilen tecrübeyle, coğrafi olarak birbirinden uzak yatırımların bağımsız hissedarları da olsa yatırım ve girişimlerini sosyal ve ekonomik anlamda adil ve ayrıntılara mümkün olduğunca yoğunlaştırılmış olacak lojistik merkezlerini ortak platformlarda toplamayı öngören daha yeni ve daha etkin iş modellerine ihtiyaç olduğu da fark edilmektedir. Bu çalışmada, mevcut ve gelecekte rol alacak tüm paydaşlar tarafından karar vermek üzere yararlanılabilecek bir tasarım için kabul edilen başarı kriterlerinin, kapsanacak hizmetlere özgü özellik ve niteliklerin daha geniş bir kapsamda ele alındığı Lojistik Merkezi tasarımının üzerine bir çalışma yapılmaktadır. Bu tezin amacı, yatırımcılar ve müşteriler gibi paydaşların beklentilerini etkileşimli olarak ele alabilecek bir uygulama sunmak, paydaşların gereksinimlerini ve tercihlerini yerine getiren uygun niteliklere sahip bir Lojistik Merkezi Projesi'nin tasarım problemini çözmektir. "Tasarım problemi", burada bir Lojistik Merkezi'nin konum, paydaşlar ve projenin yürütücüleri, iş modeli ve faaliyet kapsamı, hedef müşteriler, sunulan değer, çevresel ve sosyal değerler, bilgi ve iletişim teknolojileri ile takip edilen temel faaliyetler ve uygulamaları ve gerekli donanımları gibi hemen hemen tüm yönlerini içeren geniş tabanlı kavramsal bir anlamda kullanılmıştır. Burada sunulan model, lojistik merkezi yatırım projesini planlayarak yatırımını düşünenlerin ya da mevcutları arasından kendisine en uygun olanı seçmek isteyenlerin mevcut ve gelecekte gelişebilecek beklentilerine ve olası ihtiyaçlarına cevap bulabilecek niteliktedir. Lojistik Merkezlerinde sunulan hizmetlerle etkin ve sürdürülebilir yatırım performansı ve müşteri memnuniyetinin elde ediliş amacına ilişkin tezin araştırma sorularında da belirtildiği gibi, verilen hizmetlerin konum seçimi ve kalite düzeyi ile bunlardan faydalanan müşterilerin beklentilerine uygunluğunun bir sonucu olan bölgesel veya kıtalararası yerleşime bağlıdır. Bunun yanı sıra, müşterilerin yaşadığı bölgenin gelişmişlik düzeyi ve dünya ticaretinde kendi rollerini inşa etme arayışları ile de bağlantılıdır. Ulaşımın deniz, karayolu, hava yolu ve demiryolları üzerinden entegrasyonu, yatırımcı grupların dinamizmi ve ticari anlayışına, hem ülke içinde hem de yurtdışında iş birliği içinde olduklarıyla birlikte geliştirdikleri etik yapıya bağlı olarak etkilenen bir olgudur. Denizcilik ve hava kargo taşımacılığı yönetimi planlama ve geliştirme süreçleri, bu tür yatırımlardan beklenen nihai başarı ile ilişkilidir. Bununla birlikte, operasyonlarla ilgili faaliyetlerin organizasyonuna ve bunların lojistik gereksinimlerle entegrasyon seviyesine de bağımlıdır. Bu tezde incelenen konu ile ilgili olarak literatürde birçok yaklaşım mevcuttur fakat boşluklar da bulunmaktadır, dolayısıyla literatürde var olan boşluğu doldurmak amacıyla yeniden ele alınmıştır. Herhangi bir Lojistik Merkezi projesinden müşteri tercihleri ve beklentileri, söz konusu proje için ilgili bir yatırım modelinin geliştirilmesinde özelliği olan önemli faktörler olarak kabul edilse de ancak sınırlı sayıda araştırmacının bu konuya eğilerek ele aldığı bir gerçektir. Dolayısıyla literatürdeki bu eksikliği gidermek için yatırımcıların, müşterilerin ve diğer paydaşların tercihlerini incelemeye, bunları gerekli girdilerle ele alarak doğru yorumlamaya ve daha sonra Lojistik Merkezi tasarım çalışmalarını destekleyecek çıktıları üretmek için bir yaklaşım geliştirmeye odaklanılmıştır. Bu araştırmada kullanılan metodoloji ve analitik teknikler, gerekli verileri toplamak, birleştirmek ve değerlendirmek için belirlenen süreci şekillendirmiştir. Lojistik merkezlerin paydaşlarından oluşturulan ikili görüşme gruplarıyla anketler yapmak amacıyla organize edilen toplantılarda, önceden hazırlanarak yapılandırılmış sorular sorularak veriler elde edilmiş ve bu veriler yöntemli olarak derlenerek değerlendirilmiştir. Lojistik Merkezi tasarımı ve seçimi probleminde paydaş beklentilerinin analizi, "Kalite Evi" (HOQ) uygulamasıyla yöntemli olarak yapılmıştır. Bu uygulamanın temelinde yer aldığı "Kalite Fonksiyon Yayılımı" veya başka bir deyişle "Kalite Fonksiyon Göçerimi" (QFD) yöntemi, farklı stratejilerin karşılaştırıldığı hiyerarşik karar verme tekniklerinin uygulanabilir olduğu bir süreç olduğundan bu tezde tercih edilmiştir. Bu tezin ana bulgularından birisi de Tedarik Zinciri yönetimindeki paydaşların, mevcut riskleri azaltırken üretkenlik ve verimliliği artırmak için tedarik zincirinin tamamını kapsayacak şekilde uçtan uca görünürlüğü oluştururken yatırım önceliklerine de karar vermekte olduğudur. Paydaşların tedarik zincirinin dayanıklılığını artırma hedefiyle ortaya koydukları çabanın önündeki önemli engellerden birisi yetenekli personel kıtlığı olup, yatırımcıların iş ortaklarının ve yatırımlardaki hizmet sağlayıcılarının belirtilen ihtiyaçlara dönük olarak geliştirilerek değiştirilmiş yeni beceri setleriyle donatılmış çalışanları istihdam etmeleri gerekir. Paydaşlar lojistikteki güncel eğilime nihai cevabın, tedarik zincirindeki kaçınılmaz dönüşümün gereği olarak, zincirin yönetimini bütünsel bağlantı düzeyinde ele alan ve tüm paydaşların tasarım gereksinimlerini ve beklentilerini içeren "lojistik merkezlerden yararlanmak" olduğunu buldular. Lojistik hizmet sağlayıcıların trafik sıkışıklığına, mega şehirlere ve bu şehirlerin çevresinde yaşayan müşterilere daha yakın olamamanın getirdiği zorluklara ve dağıtım faaliyetinin son ayağında yürütülecek yükleme ve boşaltma görevlerine yaptıkları vurgudan da "lojistik merkezlerin gerekliliği" anlaşılmaktadır. Tedarik zincirinin karakteristik belirsizliklerinden kaynaklı olarak küresel lojistikte yaşanan aksaklıklar, tedarikteki uyuşmazlıklar, uluslararası ayrışmalar ve jeopolitik istikrarsızlıklar paydaşları lojistik merkezi yatırımlarında yeni ortaklıklar kurarak alışılagelmişin dışında iş modellerini araştırmaya ve uygulamaya mecbur bırakmıştır. Tedarik zincirindeki tüm hizmet faaliyetlerini yerine getiren işgücü için sağlanan çalışma ortamının sürdürülebilirliği, çevresel uyum ve diğer tüm çalışma koşulları ve lojistik merkezlerinin günümüzün gereksinimlerine en uygun tasarımını aramakta olan paydaşlar, yerel makamlar ve kamu kurumları ve müşterilerle paylaşılan tüm süreçlerde şeffaflığa ihtiyaç duymaktadır. Paydaşların tercihlerini ve tedarik zinciri stratejilerini etkileyen tüm karar kriterleri; müşteriler, tedarikçiler ve yatırımcıların iş birliğiyle oluşturulan faaliyetlerin mükemmelliğini, tarafların değişen gereksinimlerini karşılayan lojistik hizmetlerinin esnekliğini ve her açıdan alternatif kaynaklar bulma fırsatlarını hedefleyen niteliktedir ve ancak toplam faydayı gözeten kriterlere uygun hizmetlerin sürdürülebilir olduğu bilinmektedir. Tezle elde edilen en önemli sonuç, lojistik hizmetleri ile ilgili tüm müşteri gereksinimlerinin "müşterinin nezdinde bir değere dönüştürülmesi" için öngörülen yaklaşımların modellenmesinde kolaylıkla hayata geçirilebilecek net ve pratik sonuçlara ihtiyaç olduğudur. Müşterilerin yüzde 70'inden fazlası, lojistik hizmet firmalarının kendilerinin ihtiyaç ve beklentilerini derhal anlamasını ve buna göre üretim veya hizmet üretmesi gerektiğini de çok iyi bilmesini bekliyor. Gerçek böyle değilse, hizmet sağlayıcılarca müşterilerin ihtiyaçlarına ilgisiz kalındığını ya da hiç önem verilmediğini hissettirir. Kalite Fonksiyonu Yayılımı (QFD), araştırma ve ürün/hizmet geliştirmeden mühendisliğe, üretim, pazarlama/satıştan dağıtıma kadar her aşamadaki müşteri ihtiyaçlarını beklenen seviyedeki hizmetlere çeviren ve bu dönüşümün hizmeti üretenlerin teknik kaynaklarına ve tasarım gereksinimlerine uygun olarak tasarlanabildiği bir planlama sürecidir. Lojistik hizmet tasarımında Kalite Fonksiyonu Yayılımı uygulamanın amacı, nihai hizmet tasarımının müşteri gereksinimlerini karşıladığından emin olmaktır. Bu tezle birlikte ulaşılan en etkin bulgu önerilen metodolojidir ve uygulanan temel algoritması itibariyle de gereksinimlerin farkına varılmasından hemen sonra ivedilikle ihtiyaç duyulan modeli sağlamasıdır. Müşteriye sağlanacak tüm alternatif sunumlar oluşturulduktan sonra, nihai seçim ve karardan önce müşteri tercihlerine uygunluklarının değerlendirilmesi gerekir. Sunulan seçeneklerden her birinin beklentilerle alaka düzeyini düşünürken bir dizge üzerinde ve ardı ardına "uygunluğunu-yapılabilirliğini-kabul edilebilirliğini" aramak gerekir ki tezde bunun da üzerinde durulmuştur. Bu tezle ileri sürülen stratejik karar verme yönteminin kavramsal çerçevesiyle, modelin arka planındaki stratejiyi değerlendirmenin önemi de vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Müşterinin Sesi, Tasarım Gereksinimleri, Kalite Evi, Karar Verme, Modlararası Taşımacılık

Author

Rıza Gürhan Korkut

How to Cite

Rıza Gürhan Korkut (Doktora Tezi). Lojistik merkez yeri kararı geliştirmek için bir değerlendirme ve seçim yapısı, 2022, Piri Reis University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Piri Reis University