Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Helicobacter pylori pozitifliğine eşlik eden klinik, endoskopik ve histopatolojik bulguların değerlendirilmesi

2016
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Yrd. Doç. Mete Akın

Özet (TR)

H.pylori gram negatif, unipolar, spiral şekilli, mikroaerofilik bir bakteridir. Kaynağı sadece insandır ve midede antrum, korpus ve kardiyada yaşamını sürdürmektedir. Gelişmiş ülkelerde H.pylori prevalansı düşmekte iken, gelişmekte olan ülkelerde prevalans yüksek seyretmeye devam etmektedir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda gastrik kolonizasyonuna bağlı olarak H.pylori'nin kronik gastrit, peptik ülser, atrofik gastrit, mide adenokanseri ve lenfoma gelişiminde etyolojik bir ajan olduğu bilinmektedir. Çalışmamızda histopatolojik olarak H.pylori pozitif saptanan hastalarda klinik ve endoskopik bulgular ile başta atrofi, intestinal metaplazi ve displazi olmak üzere eşlik eden histopatolojik bulguların retrospektif olarak değerlendirilmesi ve aynı zamanda bu bulguların H.pylori yoğunluğu ile de ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya epigastrik ağrı, yanma, bulantı, şişkinlik gibi dispeptik şikayetler başta olmak üzere değişik endikasyonlarla üst gastrointestinal sistem endoskopisi yapılan ve endoskopi sırasında mide antrum ve korpus biyopsileri alındığı tespit edilen 262 hasta dahil edildi. Hastaların patoloji raporları da retrospektif olarak incelendi. H.pylori pozitif ve negatif saptanan hastalar endoskopi endikasyonları, endoskopik bulguları ve histopatolojik özellikler açısından karşılaştırıldı. H.pylori pozitif saptanan hastalar, Sydney klasifikasyonuna göre hafif, orta ve şiddetli yoğunlukta olarak gruplandırıldı ve benzer parametreler açısından kendi aralarında ve H.pylori negatif grupla karşılaştırıldı. Çalışmaya alınan hastaların %69.5'inde histopatolojik olarak H.pylori pozitif saptandı. H.pylori pozitif ve negatif olan hastalar arasında yaş ortalamaları, yaş gruplarına göre dağılım ve cinsiyet açısından anlamlı farklılık saptanmadı. En sık endoskopi endikasyonu her iki grupta da dispeptik şikayetlerdi ve gruplar arasında anlamlı farklılık yoktu (p=0,79). Diğer endikasyonlar açısından da anlamlı farklılık yoktu. En sık saptanan endoskopik bulgu ise gastritti ve yine gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,562). Endoskopik bulgu olarak H.pylori pozitif grupta özofajit sıklığı anlamlı olarak daha düşüktü (p=0,02). Diğer endoskopik bulgular açısından farklılık yoktu. Histopatolojik olarak H.pylori pozitif olguların 86'sında (%47.25) atrofi tespit edilirken, negatif olanların ise 15'inde (%18.75) atrofi tespit edilmişti ve farklılık istatistiksel olarak anlamlı düzeydeydi (p=0.001). İntestinal metaplazi, displazi açısından anlamlı farklılık bulunmadı (Sırasıyla p=0,118 ve p=0,462). H.pylori pozitif hastaların 59'unda (%56) H.pylori hafif yoğunlukta iken, 23 hastada (%22) orta, 23 hastada (%22) ise şiddetli yoğunluktaydı. H.pylori yoğunluğuna göre yapılan karşılaştırmada gruplar arasında endoskopi endikasyonları açısından farklılık saptanmadı. Endoskopik bulgular açısından bakıldığında sadece eroziv gasritin H.pylori hafif pozitif hastalarda orta pozitif hastalardan anlamlı olarak daha az olduğu görüldü (p=0,002). Atrofi, intestinal metaplazi ve displazi açısından gruplar arasında farklılık görülmedi. Sonuç olarak çalışmamızda H.pylori pozitif hastalarımızda dispepsi başta olmak üzere endoskopi endikasyonları negatif hastalardan farklı değildir. Endoskopik olarak peptik ülser varlığı gruplar arasında farklı bulunmamış ancak özofajit sıklığı H.pylori pozitif hastalarda daha düşük bulunmuş ve bu durum H.pylori'nin gastroözofageal reflü hastalığına karşı koruyucu olabileceği yönündeki çalışmalarla uyumlu olarak değerlendirilmiştir. Atrofi varlığı da H.pylori pozitif hastalarımızda negatif olanlara göre daha sık bulunmuş, bu bulgu da H.pylori'nin malignite gelişiminde önemli bir etken olduğunu destekler nitelikte olarak değerlendirilmiştir. H.pylori yoğunluğunun ise gerek semptom, gerek endoskopik bulgu gerekse de histopatolojik bulguları anlamlı olarak etkilemediği tespit edilmiştir. Bu bulgulara dayanarak dispepsi, ülser hastalığı, premalign histopatolojik bulgular açısından H.pylori önemli bir etken olarak kabul edilse de, başta mide kanseri ve prekanseröz lezyonlar olmak üzere bu durumların gelişiminde tek başına etkili olmadığı coğrafik, etnik, sosyoekonomik durumlar ve çevresel faktörler gibi multifaktöriyel bir etyolojinin belirleyici olduğu söylenebilir.

Yazar

Aziz Kurtuluş

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Aziz Kurtuluş (Tıpta Uzmanlık Tezi). Helicobacter pylori pozitifliğine eşlik eden klinik, endoskopik ve histopatolojik bulguların değerlendirilmesi, 2016, Akdeniz University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Akdeniz University tezlerinden daha fazlası