Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Kronik böbrek hastalığı olan erkek hastalarda flow sitometri yöntemi ile pra pozitiflik yüzdesinin belirlenmesi

Bu tez size mi ait?

Bu kayıt toplu arşivden geldi. Sizinse profilinize bağlayın.

2015
0 görüntülenme
0 i̇ndirme

Özet (TR)

Böbrek nakli son dönem böbrek hastalığında en etkili tedavi yöntemidir. Allogreft doku uyumunda önemli olan HLA moleküllerine karşı oluşmuş olan antikorlara ise anti-HLA antikorları denilir. Kronik böbrek hastalığı olan hastalarda, nakil öncesinde de vücudun kendisine ait olmayan HLA moleküllerine karşın anti-HLA antikorları mevcut olabilir. Böbrek nakli bekleyen hastaların kendi HLA molekülleri haricindeki HLA moleküllerine karşın immünolojik duyarlılığının ölçülmesi için veya bu hastaların kanlarındaki anti-HLA antikor çeşitliliği ile bu çeşitliliğin düzeyini değerlendirmek için PRA testi kullanılır. Multipar gebelikler, önceden yapılmış allogreft nakiller ve kan transfüzyonları PRA testini pozitif yapan bilinen başlıca nedenlerdir. Bunların dışında, hiç kan veya organ nakli yapılmamış erkeklerde de anti-HLA antikorları görülebilmektedir. Ve bu anti-HLA antikorlarının mikroorganizmalarda ve allerjenlerde bulunan cross-reaktif epitoplara karşı oluştuğu düşünülmektedir. Türkiye'de kronik böbrek hastalığı olan veya diyalize giren hastalarda PRA düzeyleri ile ilgili az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, Türk popülasyonunda bilinen yollarla sensitize olmamış olan (organ veya doku nakli öyküsü olmayan, hiç kan transfüzyonu yapılmamış olan), otoimmün hastalık tanısı olmayan ve immünsüpresif tedavi almayan kronik böbrek hastalığı ile takip edilmekte olan erkek hastalardaki PRA değerlerinin ve PRA pozitifliği yüzdesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya kronik böbrek hastalığı olan, bilinen yollarla sensitize olmamış olan (kan transfüzyonu yapılmamış, daha önceden organ nakli olmamış), otoimmün hastalık tanısı olmayan ve immünsüpresif tedavi almayan 60 erkek hasta alındı. Hastaların hepsi 18 yaş üzerinde idi. Çalışmaya alınan hastaların 20 tanesine son dönem böbrek hastalığı nedeni ile diyaliz tedavisi uygulanmakta idi. Hastalardan alınan kan örneklerinden flow sitometri yöntemi kullanılarak PRA düzeylerinin yüzdeleri tespit ve analiz edildi. Çalışmaya alınan toplam 60 hastanın %25'inde PRA pozitifliği saptandı. Anti-HLA sınıf I ile anti-HLA sınıf II antikor pozitifliği açısından yapılan ayrı ayrı analizlerde ise tüm hastaların %28,3'ünde anti-HLA sınıf I antikor pozitifliği ve %26,7'sinde anti-HLA sınıf II antikor pozitifliği bulundu. Hastalar PRA negatif ve PRA pozitif olarak iki gruba ayrıldığında gruplar arasında yaş ortalaması, hemodiyaliz hastalarının oranı, periton diyalizi hastalarının oranı ile eşlik eden kronik hastalıkların (hipertansiyon, tip 2 diabetes mellitus, hiperlipidemi, nefrolitiyazis, koroner arter hastalığı) varlığı bakımından herhangi bir fark bulunmadı. Bunun yanında, GFR düzeylerinin karşılaştırılması ise PRA pozitif gruptaki hastaların PRA negatif olan gruptaki hastalara göre daha yüksek oranda son dönem böbrek hastalığı olan hastalardan (GFR <15 ml/dk/1.73 m2) oluştuğunu gösterdi. Sensitizasyon derecesinin değerlendirilmesine yönelik olarak PRA pozitifliği olan hastalardaki PRA düzeylerinin yüzdeleri ayrıntılı olarak incelendiğinde; anti-HLA sınıf I pozitif saptanan hastaların %11,77'sinde PRA değerleri %80'in üzerinde saptandı. Anti-HLA sınıf II pozitif olan ve anti-HLA sınıf I ile sınıf II birlikte pozitif olan hastaların ise hepsinde PRA değerleri %80'in altında bulundu. PRA düzeyi yüzdesi ile ilişkili olabilecek faktörleri araştırmak amacıyla gruplar arası yapılan karşılaştırmada ise hemodiyalizle, periton diyaliziyle, eşlik eden kronik hastalıkların (hipertansiyon, nefrolitiyazis, koroner arter hastalığı, tip 2 diabetes mellitus) varlığıyla ve GFR evreleriyle PRA düzeyi yüzdesinin ilişkilerinin olmadığı görüldü. Sonuç olarak, kronik böbrek hastalığı olan hastalarda ve organ nakli adayı olup son dönem kronik böbrek hastalığı bulunan hastalarda hiçbir yabancı HLA antijene karşı maruziyet öyküsü olmasa dahi veya otoimmün hastalık mevcudiyeti bulunmasa dahi anti-HLA antikorları bulunabileceği her zaman akılda tutulmalıdır. Bu nedenle anti-HLA antikor gelişimi açısından bilinen risk faktörleri bulunmasa da nakil düşünülen hastaların sensitizasyon durumunu değerlendirmek amacıyla panel reaktif antikor düzeyleri mutlaka ölçülmelidir.

Yazar

Fatma Avcı Merdin

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Fatma Avcı Merdin (Tıpta Uzmanlık Tezi). Kronik böbrek hastalığı olan erkek hastalarda flow sitometri yöntemi ile pra pozitiflik yüzdesinin belirlenmesi, 2015, Akdeniz University.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Akdeniz University tezlerinden daha fazlası