Tıpta Yan Dal UzmanlıkAçık Erişim

Meme kanserinde başlıca prognostik ve prediktif faktörlerin karşılıklı olarak değerlendirilmesi

2014
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Nezih Meydan

Özet (TR)

Amaç ve Hipotez: Bu çalışmada, kliniğimizde takip edilen meme kanserli hasta grubunda; tedavi sürecinde belirleyici etkisi olduğu gösterilmiş bazı temel prognostik ve prediktif faktörlerin birbirleriyle olan ilişkilerini, günümüzde en etkili prognostik ve prediktif faktör olarak ortaya çıkan human epidermal büyüme faktör reseptörü-2 durumunun farklı yöntemlerle korelasyonunu ve merkezimizin bunu değerlendirmedeki yeterliliği ve sonuçların tedavi seçimi üzerine olan etkilerini incelemeyi amaçladık. Yöntem: Tanı, tedavi ve takip aşamaları Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalın'da devam eden meme kanserli hastalar çalışmaya alındı. Çalışmaya alınan hastalardan bilgilendirilmiş olur formu alındıktan sonra hastalıkları ile ilgili klinik (yaş, boy, hastalığın evresi, tanı tarihi, uygulanan tedaviler, halen son durumu ve nüks gelişme tarihi) ve patolojik özellikleri (tümörün tipi, boyutu, lenf nodu tutulumu, grade'i, lenfovasküler invazyon durumu, p53, Ki-67, human epidermal büyüme faktör reseptörü-2, östrojen reseptörü, progesteron reseptörü) arşiv bilgilerinden elde edildi. Bulgular: Koltuk altı nod tutulumu ile tümör boyutu ve lenfovasküler invazyon durumu arasında anlamlı ilişki saptandı. Tümör boyutu ile lenfovasküler invazyon varlığı arasında pozitif ilişkili bulundu. Hormon reseptör durumu ile yaş arasında pozitif, human epidermal büyüme faktör reseptörü-2 durumu ile negatif ilişki tespit edildi. Tümör boyutu ve nodal tutulum ile hormon reseptörü ve human epidermal büyüme faktör reseptörü-2 durumu arasında anlamlı ilişki yoktu. Ki-67 indeksi ve grade skoru arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Ki-67 indeksi ve grade skoru ile nodal tutulum, tümör boyutu, yaş, hormon reseptör durumu, human epidermal büyüme faktör reseptörü-2 durumu arasında anlamlı ilişki yoktu. İmmünhistokimyasal olarak human epidermal büyüme faktör reseptörü-2 (+3) olarak değerlendirilen hastalar ile (+1) değerlendirilen hastalarda; test duyarlılığı %92, yalancı negatifliği %8, özgüllüğü %55, yalancı pozitifliği %45, pozitif kestirim değeri %52, negatif kestirim değeri %90, doğruluğu ise %64 olarak saptandı. Kromojenik in situ hibridizasyon testinin, duyarlılığı %67, yalancı negatifliği %33, özgüllüğü %87, yalancı pozitifliği %13, pozitif kestirim değeri %71, negatif kestirim değeri %86, doğruluğu ise %82 olarak bulundu. Sonuç: Ki-67 indeksi, grade skoru, immünhistokimyasal ve kromojenik in situ hibridizasyon yöntemiyle değerlendirilen human epidermal büyüme faktör reseptörü-2 sonuçları için, tanıya esas olan doku örneklerinin ilk elde edildiği andan itibaren teknik sürecin irdelenmesi, ilgili kliniklerin bilgilendirilmesi ve pataloji kliniği ile yakın iş birliği faydalı olacaktır. Kromojenik in situ hibridizasyon testinin tek başına kullanımı uygun değildir. Yeterli tecrübe ve deneyim elde edilene kadar FISH testi ile birlikte kullanılması gerekli gözükmektedir.

Yazar

Dr. Mehmet Sağıroğlu

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Mehmet Sağıroğlu (Tıpta Yan Dal Uzmanlık Tezi). Meme kanserinde başlıca prognostik ve prediktif faktörlerin karşılıklı olarak değerlendirilmesi, 2014, Adnan Menderes University.

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Adnan Menderes University tezlerinden daha fazlası