Medical SpecialtyOpen Access

Psöriaziste subklinik sol ventrikül sistolik disfonksiyonu

2013
0 views
0 downloads
Advisor: Yrd. Doç. Dr. Refik Emre Altekin

Abstract (TR)

Psöriazis; multipl remisyon ve relapslarla karakterize, fizyopatolojisinde çevresel ve genetik faktörlerin rol oynadığı, kronik enflamatuvar bir cilt hastalığıdır. Psöriazisli olgularda hipertansiyon, diyabetes mellitus, hiperlipidemi, ateroskleroz, miyokardiyal enfarktüs, sol ventrikül sistolik ve diyastolik disfonksiyonun artmış olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Artan kardiyovasküler morbidite ve mortalite nedeniyle psoriasisli bireylerin, ateroskleroz ve miyokardiyal disfonksiyon gelişimi açısından non invaziv testler ile incelenmesi; ileride oluşabilecek komplikasyonların önüne geçmek anlamında önem taşımaktadır. Bu çalışmada psöriaziste iki boyutlu benek izlem ekokokardiyografisi kullanılarak subklinik sol ventrikül sistolik disfonksiyonunu incelenmiş ve olası sistolik disfonksiyonun hastalık ciddiyeti, hastalık süresi ve ateroskleroza olan yatkınlığı göstermede bir prediktör olarak kabul edilen nabız dalga hızı ile olan ilişkisini değerlendirilmiştir. Çalışmaya, kanıtlanmış aterosklerozu ve ateroskleroz açısından konvansiyonel risk faktörleri taşımayan, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %55 ve üzerindeki kronik plak psoriasisi bulunan 18 hasta ile psöriazis ve başka sistemik hastalığı bulunmayan 18 sağlıklı gönüllü alındı. Vücut kitle indeksi 35?in üzerinde kanıtlanmış aterosklerozu, hipertansiyonu, diyabetes mellitusu, hiperlipidemisi ve psöriazis dışı sistemik hastalığı bulunan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Her iki grupta nabız dalga hızı ölçümü ile iki boyutlu, M-mod, Doppler ve doku doppler ekokardiyografileri yapıldı. İki boyutlu benek izlemeli ekokardiyografi ile sol ventrikül total global longitudinal (LTGS), sirkumferansiyal (SGS) ve radyal strain (RGS) parametreleri hesaplandı. Her iki grup, nabız dalga hızı ve sol ventrikül iki boyutlu, M-mod, Doppler ve doku doppler, total global longitudinal (LTGS), sirkumferansiyal (SGS) ve radyal strain (RGS) parametreleri ile sistolik ve diyastolik fonksiyonlar açısından karşılaştırıldı. Çalışmamızda her iki grubun demografik ve laboratuar verileri benzerdi. Psöriazis grubu ile kontrol grubu arasında nabız dalga hızı değerleri ortalaması açısından anlamlı bir fark tespit edildi (sırasıyla ort: 8,2±2,0 ve ort: 4,9±1,4; p<0.0001). Sol ventrikül diyastol sonu çap (LVEDD) ve sistol sonu çap (LVESD), ejeksiyon fraksiyonu (EF), biplan simpson ejeksiyon fraksiyon ve fraksiyonel kısalma (FS) değerlerinde hasta ve kontrol grubu arasında anlamlı fark tespit edilmedi. Psöriazis grubu ile kontrol grubu arasında sol ventrikül Longitudinal Total Global Strain (LTGS) değerleri ortalaması açısından anlamlı farklılık tespit edildi (sırasıyla ort: -17,8±2,8 ve ort: -20,1±4,5; p<0.01). Ortalama Sirkumferansiyal Global Strain (SGS) değerlerinde anlamlı fark izlenmedi (sırasıyla ort: -16,2±4,8 ve ort: -18,2±6,2; p=0.11). Ortalama Radyal Global Strain (RGS) değerlerinde hasta ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (sırasıyla ort:42,4±12,0 ve ort: 44,0±18,0; p=0.7). Tüm katılımcıların alındığı korelasyon analizinde ortalama LTGS ile nabız dalga hızı (NDH) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptanmadı (p=0.3; r:0.17). Ortalama LTGS ve psoriasis alan şiddet indeksi (PASI) arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanmadı (p=0.82; r=-0,055). LTGS ve hastalık süresi arasında da anlamlı bir korelasyon saptanmadı (p=0,57; r=0.142). Yapmış olduğumuz bu çalışma ile; psöriazisli bireylerde, bu hastalığı taşımayan bireyler ile kıyaslandığında, ateroskleroz için konvansiyonel risk faktörlerinin olmaması durumunda bile, sol ventrikül sistolik fonksiyonlarının arteriyel katılık düzeyinden bağımsız bir şekilde azalabileceği ve ateroskleroz gelişim riskinin artmış olabileceğini gösterdik. Mevcut bu veriler altta yatan kronik enflamatuvar sürecin bir sonucu gibi görünmektedir. Psöriazisin lokal bir deri hastalığı gibi değil kardiyovasküler sistemi etkileyen sistemik enflamatuar bir hastalık olarak değerlendirilmelidir. Erken tanı, tedavi ve bu hastaların kardiyovasküler açıdan değerlendirilmesi doğru bir yaklaşım olacaktır. Elde ettiğimiz bulguların klinik sonuçlara yansıyacağını düşünmekle birlikte; bu verilerin, daha geniş hasta popülasyonlu prospektif çalışmalar ile desteklenmesi gerektiği kanısındayız

Author

Dr. İrem Kılınçkaya

How to Cite

İrem Kılınçkaya (Tıpta Uzmanlık Tezi). Psöriaziste subklinik sol ventrikül sistolik disfonksiyonu, 2013, Akdeniz University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Akdeniz University