Rus kaynaklarında 1768-1774 Osmanlı-Rus Harbi
2024
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Nuri Yavuz
Abstract (TR)
Rus Kaynaklarında 1768-1774 Osmanlı-Rus Harbi başlıklı çalışmamız, konuya ilişkin Rus akademik literatür okuması ve incelemesi yapılarak, ziyadesiyle ihmal edildiği gözlemlenen Osmanlı Rus münasebetlerinin bu önemli dönemine mütevazı ve özgün bir katkı sunabilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Rus-Türk münasebetlerinin seyrinin değiştiği bir dönem olan XVIII. yüzyıl bu iki imparatorluğun dört büyük harbe giriştiği muharebat çağı olup, ayrıca Osmanlı İmparatorluğu için devrî inhitat ve düşüş dönemi, Rus İmparatorluğu için yükseliş ve devrî terakki çağıdır. Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde Karlofça (1699) ve İstanbul (1700) Antlaşması sonrası ortaya çıkan ve belirginleşen kuvvetsizlik emareleri, Rus İmparatorluğu'nun, güney komşusuna karşı, temel hariciye politikalarından birisi olan zayıf komşu aleyhinde yayılma kaidesi çerçevesinde hattıhareket tarzı benimsemesini ortaya çıkarmıştır. Rusya devasa bir kara imparatorluğu vasfı ile denizler arasında sıkışmış kalmış bir vaziyetteyken ta ki tarihe Büyük Petro (1682-1725) olarak adını yazdıracak olan Çar kuzey-batı komşu İsveç'in ve güney komşu Osmanlı'nın hâkim olduğu sularda gemilerini yüzdürebilmenin peşine düşmüş, 1700 tarihli İstanbul Antlaşması ile Azak Denizi'ne (Azak-Kerç arası seyrüsefer hakkı), 1703-1704 yıllarında ise Baltık Denizi'nin doğu sahillerinin bir kısmına hakim olmak suretiyle Baltık Denizi'ne çıkış imkanı elde ederek, denizlerin kilidini imparatorluğuna sunmuştur. Ardılları onun siyasetini kararlılıkla takibe devam etmiş, özellikle kendisi gibi büyük unvanını taşıyacak olan Çariçe Yekaterina II. Alekseyevna (1762-1796) saltanatı devrinde onun en hakiki bir mirasçısı olduğunu ispata çalışmıştır. Yekaterina II. Alekseyevna ve St. Petersburg hükümeti Büyük Petro'nun yayılmacı dış politika tarzını hiçbir değişikliğe uğratmaksızın akıllı ve kurnaz politikalarla destekleyerek tatbike devam etmiş, Rus İmparatorluğu'nun siyasi, ekonomik ve beşerî inkişafının önünde bir set gibi durmakta olan Osmanlı İmparatorluğu'nu tasfiye etmek için savaşta dahil her yola başvurmaktan geri durmamışlardır. Büyük Yekaterina öncelikle diplomasi enstrümanını kullanarak henüz iktidarının başında Rum-Bizans (Grek) İmparatorluğu'nu diriltme gayesi taşıyan üzeri tozlanmış Grek Projesini Memalik-i Osmaniye'de beşinci kol faaliyetleri ile desteklemiş, Osmanlı mülkü olan Tuna Prensliklerini (Eflak -Валахия- ve Boğdan -Молдавия-) ele geçirebilmek ve Batı Avrupa'ya yaklaşmak amacıyla Lehistan'da hâkimiyetin şart olduğunu idrak ederek dissident'leri (Katolik olmayanlar) Hristiyan-Ortodoksluk ve Panslavizm siyaseti takibi suretiyle kışkırtma yoluna gitmiş, keza Balkan ve Kafkas coğrafyası üzerinde de aynı usulde siyaset yürütmüştür. Nihayetinde bütün bu müdahaleci ve tahrikçi politikalar, mezkûr coğrafyalarda faal Rus birliklerinden birisinin Lehistan Bar Konfederat mensuplarını kovalarken Osmanlı topraklarına girerek sınır ihlalinde bulunması ve daha da kötüsü Balta kasabasında sultanın tebaası Müslüman ve Yahudilerin kanını dökmesi üzerine, Avrupa devletlerinin de ağır provokasyonları ile altı koca yıl (1768-1774) sürecek bir savaşa dönüşüvermiş, karada ve denizde dönemin devasa orduları ile donanmaları karşı karşıya gelmiştir. Savaş, Rus ordusu ve silah gücünün üstün başarılarına ilaveten savaşın tüm cephelerde fevkalade başarı ile yürütülmesi hususunda strateji belirlemede yüksek kabiliyet sergileyen Rus hükümetinin muzafferiyeti ile sonuçlanırken; ordunun hazırlıksız olması, sınır bölgelerinde kalelerin ve askeri tahkimatların gözden geçirilmesi gerekliliği gibi yetersizlikler nedeniyle Rus savaşına karşı tutum alan ve bu sebeple azlolunan (Ağustos 1768) Sadrazam Muhsinzade Mehmet Paşa'yı sadarete ikinci kez tayin (Kasım 1771) edip, sonrasında ağır yenilginin sonucu, şartları pek ağır bir antlaşma olan Küçük Kaynarca'yı Sadrazam ve Serdar-ı Ekrem (Temmuz 1774) sıfatıyla imzalamak mecburiyetinde bırakacak şekilde politikalarında tezada ve tenakuza düşen Osmanlı hükümetinin felaketini hazırlamış, evrensel boyutta ise içinde bulunduğumuz zamanda halen sorun olmaya devam eden Kırım'ın statüsü, Boğazlar (İstanbul ve Çanakkale) ve Karadeniz hakimiyeti meseleleri gibi son derece stratejik meselelerin gün yüzüne çıkmasına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Rusya, Osmanlı, 1768-1774 Savaşı, Küçük Kaynarca Antlaşması, Çeşme Deniz Savaşı 1770.
Author
Dr. Mehmet Üstünsöz
How to Cite
Mehmet Üstünsöz (Yüksek Lisans Tezi). Rus kaynaklarında 1768-1774 Osmanlı-Rus Harbi, 2024, Artvin Coruh University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Artvin Coruh University
- Şavşat Nüfus Defteri (1835) transkripsiyon ve değerlendirme(2020)
- Talebe dayalı arazi ve arsa düzenlemesi uygulamalarının incelenmesi: Erzurum yakutiye ilçesi örneği(2026)
- Ülker Köksal'ın çocuk oyunlarında değerler eğitimi(2026)
- Serçeme Vadisi'nin (Aziziye, Erzurum) florası(2016)
- 111 numaralı Mühimme Defterinin 168.-337. sayfalarının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi(2019)
- Borçka Deviskel deresi havzasında farklı arazi kullanım şekli altındaki toprakların bazı fiziksel ve hidro-fiziksel özelliklerinin değişimi(2019)
