Sezaryen operasyonlarında genel ve rejyonel anestezi uygulamalarımızın maternal ve neonatal etkilerinin değerlendirilmesi
2023
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof. Dr. Nurten Kayacan
Özet (TR)
Amaç: Çalışmamızda sezaryen operasyonlarındaki rutin anestezi uygulamalarımızın anne ve yenidoğan üzerindeki sonuçlarının ve bu sonuçlara etkiyen faktörlerin belirlenmesi ve rutin uygulamalarımızın bilimsel verilerle karşılaştırılması, varsa eksik yönlerimizin ortaya konulması ve giderilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Haziran 2019-Haziran 2021 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde acil/elektif sezaryen ile doğum yaptırılan 483 gebe dahil edildi. Tüm gebelerin demografik verileri, ilave sistemik hastalıkları, uygulanan anestezi teknikleri ve gelişen komplikasyonlar kayıt altına alındı. Tüm olguların sezaryen endikasyonu, varsa ilaç tedavileri ve aciliyet kategorisi kaydedildi. Tüm olgulara rutin hemodinamik monitörizasyon uygulandı ve 5. 10. 15. 20. 30. dakikalarındaki KAH ve SAB, DAB, OAB ölçümleri kaydedildi. Ayrıca, cilt insizyonu ve uterin insizyon ile bebek çıkımı arasındaki süre, intraoperatif hipotansiyon, bradikardi, bulantı-kusma olup olmadığı kaydedildi. Umblikal kord kan gazları, 1. ve 5. dakika APGAR skorları kaydedildi. Yenidoğan ve annenin yoğun bakım gereksinimi ve mortalitesi takip edildi. Perioperatif kanama ve yönetimindeki cerrahi müdahaleler, kan ve kan ürünleri replasmanı kaydedildi. Bulgular: Genel ve rejyonal anestezi grupları arasında demografik veriler açısından anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Çalışmaya alınan gebelerde preeklampsi/eklampsi oranı %14,5; plasenta anomalileri oranı %9,7; fetal nedenlerden mekonyumla doğum oranı %1,2; fetal distres oranı % 9,7; mükerrer sezaryen oranı %52.2 olarak bulundu. Olguların %71,80'ni term gebelik iken %28,20'nı preterm gebelik oluşturmaktaydı. Preeklampsili gebelerin %54,3'ü orta şiddetli iken, %45,7'si şiddetli preeklampsi idi. Bunların %4,3'ünde konvülsiyon, %1,4'ünde serebral hemoraji, %5,7'ünde renal yetmezlik, %15,7'sinde karaciğer enzim yüksekliği, %1,4'ünde DIC, %8,6'sında HELLP Sendromu ile birlikte idi. Olguların rejyonel anestezi oranı (%62,7) genel anestezi oranına göre (%37.3) daha yüksekti ve gebelerin %57,5'ine ise spinal anestezi uygulanmıştı. Sezaryenlerin %37,1'i acil, %62,9'u elektif olarak gerçekleştirildi. Hem acil hem de elektif sezaryenlerde rejyonal anestezi oranı daha yüksekti. Term gebelerde preterm gebelere göre rejyonal anestezi oranı daha yüksek iken, plasenta anomalileri, mekonyumla doğum, fetal distres durumlarında genel anestezi uygulama oranı rejyonal anesteziye göre daha yüksek bulundu. Genel anestezi grubunda; bazal KAH değerlerine göre 5.dakikadaki artış ve 20. 30. dakika ve operasyon sonundaki düşüşler anlamlı iken (p<0,05); rejyonel anestezi grubunda ise bazal KAH değerlerine göre 20. 30.dakika ve operasyon sonundaki düşüşler anlamlı idi (p<0,05). Genel anestezi grubunda; bazal SAB, DAB, OAB değerine göre 5. dakika değerlerindeki yükseliş ile 10. 15. 20. 30. dakika ve operasyon sonu değerlerindeki düşüşler anlamlı iken (p<0,05); rejyonal anestezi grubunda ise bazal SAB, DAB, OAB değerine göre 5. 10. 15. 20. 30. dakika ve operasyon sonu değerlerindeki düşüşler anlamlı bulundu (p<0,05). Gruplar arasında uterus insizyonu ile bebek çıkımı arasındaki süre açısından anlamlı fark bulunamazken (p>0,05), rejyonel anestezi grubunda cilt insizyonu ile bebek çıkımı arasında geçen süre anlamlı olarak daha uzundu (p<0,05). Rejyonel anestezi uygulanan gebelerin %19,8'inde bulantı-kusma, %23,4'ünde vazopressor/inotrop gereksinimi, %3,6'sında atropin gereksinimi oldu. Yenidoğan 1. ve 5. dakika APGAR skorları ve umblikal kord pH değeri rejyonal anestezi grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,017). Genel anestezi grubunun umblikal kord pO2 değeri, anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,001). Yenidoğanların %33,7'sinde yoğun bakım ihtiyacı olurken, %9,1'inde intrauterin gelişme geriliği, %0,4'ünde fetal mortalite gözlendi. Gebelerin %7,2'sinin yoğun bakım ihtiyacı olurken, bir vakada eklampsi zemininde gelişen serebral hemoraji, talasemi majörlü bir diğer vakada postpartum hemoraji sonrası DIC zemininde ARDS gelişmesi ile toplam 2 olguda maternal mortalite gelişti. İntraoperatif kanama gelişen 16 gebeden (%3,3) 14 gebeye RBC replasmanı, 12 gebeye TDP replasmanı, 4 gebeye traneksamik asit uygulanmıştır. Kanamayı durdurmak amacı ile 2 gebeye hipogastrik arter ligasyonu, 9 gebeye de total histerektomi uygulandı. Sonuçlar: Sezaryen operasyonlarında genel ve rejyonal anestezi tekniklerinin maternal ve neonatal açıdan farklı avantaj ve dezavantajları vardır. Ancak maternal ve neonatal morbidite ve mortaliteyi etkileyen multipl faktörler söz konusu olduğu için, anesteziyologlar tüm bu faktörler konusunda yüksek farkındalığa sahip olmalı, gerekli ön hazırlıkları eksiksiz planlanmalı, cerrahi ekip ile takım ruhu içinde ve olgu bazında hastayı değerlendirerek en güvenli şekilde anestezi ve cerrahi gerçekleştirilmelidir.
Yazar
Dr. Derya Kaplan Tosun
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
Derya Kaplan Tosun (Tıpta Uzmanlık Tezi). Sezaryen operasyonlarında genel ve rejyonel anestezi uygulamalarımızın maternal ve neonatal etkilerinin değerlendirilmesi, 2023, Akdeniz University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Akdeniz University tezlerinden daha fazlası
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Ters yüz öğrenme modelinin dokuzuncu sınıf matematik dersini öğrenmeye yönelik motivasyona etkisi(2022)
