
373
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Yaylı tanburun Türk müziğindeki yeri önemi ve kullanımı
Bu çalışmanın amacı, yaylı tanbur çalgısının tarihini, gelişimini, yapısal ve icrasal özelliklerini, Türk müziği icrası ve eğitimindeki yerini ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini, Türk müziği eğitimi veren konservatuvarlardaki eğitimci ve öğrenciler ile yaylı tanbur yapımcıları ve icracıları oluşturmaktadır. Örneklemini ise, tanınmış yaylı tanbur yapımcıları ve icracıları ile 2014-2015 eğitim-öğretim yarıyılı bahar dönemi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Sanat Müziği Bölümlerindeki ulaşılabilen eğitimci ve öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler, yapılandırılmış görüşme formu ve anket formları aracılığı ile derlenmiştir. Hazırlanan anket ve görüşme formları geçerlik ve güvenilirlikleri açısından bu alanda uzman eğitimcilerle görüşülerek düzenlenmiştir. Anket formu ile elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla betimleyici istatistikler kullanılarak kamera ile kayıt altına alınan yüz yüze görüşmelerin sonucu toplanan veriler ise nitel olarak analiz edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın, yaylı tanbur çalgısını birçok yönden ele alan yazılı kaynak olma niteliğini taşıması ve bundan sonra yapılacak çalışmalara ışık tutması ümit edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Müziği Çalgıları, Tanbur, Yaylı Tanbur.
Ortaokul müzik ders kitaplarındaki çocuk şarkılarının piyano eşlikli kullanımının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, ortaokul müzik ders kitaplarındaki çocuk şarkılarının piyano eşlikli kullanımının, müzik öğretmenlerinin görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmış; öğretmenlerin, çalışma konusu kitaplarda yer alan şarkılar için önerilen piyano eşlikleri hakkındaki görüşleri değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan müzik öğretmenlerinin görüşlerine göre, ortaokul müzik ders kitaplarında çocuk şarkılarının piyano eşliklerinin yer alması ve derslerin piyano eşlikli olarak yürütülmesinin, çocukların bilişsel gelişimi ile müzikal beceri ve kabiliyetlerinin gelişimine önemli düzeyde katkı sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Samuel Barber'ın op. 14 Keman Konçertosu'nun incelenmesi
Araştırmanın konusunu Samuel BARBER'ın Op. 14 Keman Konçertosu'nun incelenmesi" oluşturmaktadır. Bu araştırmada Samuel BARBER'ın müzikal hayatı, önemli yapıtları, kendine özgü bestecilik özellikleri ile bestecinin en önemli eserlerinden Op. 14 Keman Konçertosu incelenmiş, 20. yüzyıl keman repertuvarının en çok çalınan konçertolarından olan bu eser ile bestecisinin daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Bu araştırmanın modeli "Örnek Olay" Tarama Modelidir. Araştırmaya konu olan bilgi ve veriler ilgili literatür taranarak toplanmış, Keman Konçertosu'nun incelendiği kısımda ise analitik yöntemlere başvurulmuştur.
Eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin mesleki kariyer tercihlerinin incelenmesi
Müzik öğretmenlerinin istihdam koşulları, yaşamdan bireysel beklentiler, ailelerin çocuklarından beklentileri ve sayılabilecek başka farklı etkenlerden dolayı müzik öğretmenliği öğrencilerinin, lisans eğitiminin başlangıcında hedefledikleri mesleki kariyer, mezun olma aşamasında değişkenlik gösterebilmektedir. Bu durumun irdelenmesine dönük olarak bu çalışmada, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı (ABD) lisans 4. sınıf öğrencilerinin mesleki kariyer tercihleri incelenmektedir. Aynı zamanda öğrencilerin hedeflerinin değişiklik gösterip göstermediği, hedeflerine yönelik çalgı eğitimi süreçlerinde çalışma yapma durumları ve mesleki istihdam koşulları gibi faktörler betimsel olarak irdelenmektedir. Çalışmada, öğrencilerin eğitim süreçleri sonunda kariyer hedeflerinde değişikliklerin olduğu, müzik öğretmenliği programının doğrudan hedefleri dışında da hedefler belirledikleri ve aynı zamanda kariyerlerini belirlemelerinde çalgı öğretmenlerinin de etkisi olduğu görülmüştür.
Dodurga halk kültüründe düğün gelenekleri
Tarih sahnesinde, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ülkemiz, Anadolu'daki kültürel çeşitlilik ile göze çarpmaktadır. Ülkenin her bölgesi kendine özgü kültürüyle farkını ortaya koymakta ve kendi sınırları içinde karakterini yansıtmaktadır. Bu durum sosyal yaşama ve ibadetlere etki etmektedir. Bozüyük'e olan yakınlığı sebebiyle Antik dönemde Frigya sınırları içerisinde olduğu tahmin edilen Dodurga, sahada görülen taş kalıntılara göre Frigler, Hititler, Lidyalılar, Romalılar ve yazılı kaynaklara göre Selçuklular ve Osmanlıların hüküm sürdükleri bir bölge olmuştur. Oğuzların yirmi dört boyundan biri olan Dodurga, olabildiğince kendi kültürünü korumuş olsa da farklı kültürlerden etkilenebildiği görülmektedir. Bu çalışmada, zengin kültürel yapıya sahip olan Dodurga düğünlerinde, müziklerin, gelenek, görenek ve adetlerinin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada veri elde etmek amacıyla farklı bölgelerde ulaşılabilen kaynaklar (yazılı kaynaklar, görsel ve işitsel materyal, vb.) taranarak gerekli veriler toplanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın alana katkı sağlayıcı, özgün ve konu üzerinde yeni çalışmalara kaynak olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Dodurga, düğün, müzik, gelenek, kültür
İmam hatip öğrencilerinin müzik algıları üzerine bir araştırma; Afyonkarahisar örneği
İmam Hatip Okulları, kuruluşundan bugüne kadar belirli süreçlerden geçmiştir. Laiklik ve muhafazakar görüşler ekseninde tartışma konusu olmuş ve özellikle her gelen iktidarın sürekli gündeminde olmuştur. Belli dönemlerde kapatılmış, sayısı düşürülmüş, belli dönemlerde ise sayısı artmıştır. Yüz yıllık bir tarihi olan bu okulların geçmişi Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerine kadar dayanmaktadır. İmam hatip ortaokulları ile diğer ortaokullarda uygulanan dersler ve öğretim programları aynıdır. Sosyal bilgiler, Türkçe, İngilizce, Din kültürü ve ahlak bilgisi, Matematik Teknoloji ve tasarım, Bilişim teknolojileri ve yazılım, Fen bilimleri, Görsel sanatlar, Müzik ve Beden eğitimi gibi dersler ortak okutulmaktadır. Bu çalışmada; ülkemizde önemli sayıda öğrencinin eğitim aldığı imam hatip ortaokulları ve liselerinde öğrenim gören öğrencilerin ve bu öğrencilerin ailelerinin müzikal tercihlerinin neler olduğunun araĢtırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışma, dini algıları yoğun olarak yaşadığı düşünülen ve çocuklarını da bu yönde eğitim almak için imam hatip okullarına gönderen ailelerin ve çocukların, müziğe karşı bakış açılarını, dinledikleri müziklerin türlerini belirlemek, böylelikle bu bireylerin müzikal tercihlerini belirlemek ve daha sonraki çalışmalarda bu tezden yola çıkarak milli eğitimi bu okullar için yeni bir müfredat önerisi verilmesi için yapılacak çalışmalara ışık tutması açısından önemlidir. Çalışmanın alana katkı sağlayıcı, özgün ve konu üzerinde yeni çalışmalara destek olacağı düşünülmektedir.
Özel öğretim kurumlarındaki müzik eğitiminin değerlendirilmesi (Antalya ili örneği)
Bu araştırma, özel öğretim kurumlarında verilmekte olan müzik derslerini okul yönetimi ve müzik öğretmenlerinin bakış açısından incelemek ve karşılaşılan sorunların çözülmesine yardımcı olmak, derslerin daha verimli geçmesini sağlamak amacı ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında Antalya İli genelinde özel öğretim kurumlarında verilmekte olan müzik dersleri ele alınmıştır. Çalışma kapsamına alınan okullar ile gönüllülük esasına dayalı olarak görüşme yapılmıştır. Tarama modelinin esas alındığı bu betimsel çalışmada nitel araştırma teknikleri ile elde edilen veriler işlenmiş ve elde edilen verilerden bulgulara ulaşılmış, bulguların yorumlanmasından sonra önerilere yer verilmiştir. Verilere bakıldığında özel öğretim kurumlarında verilmekte olan müzik eğitiminin her özel okulda aynı olmadığı ve ders saatlerinin farlılık gösterdiği görülmüştür. Genel olarak yönetici ve öğretmenlerin görüşleri arasında bir tutarlılık tespit edilmiş, sadece bir okulda müzik odası konusunda ve ders saatleri konusunda yönetici ve öğretmenlerin aynı görüşte olmadıkları tespit edilmiştir. Yapılan araştırmada ortaya çıkan çeşitli sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.
CAKA Keman Eğitimi yaklaşımının değerlendirilmesi
Bu araştırma, Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) Keman Eğitimi Yaklaşımının felsefi temellerini tespit etmeyi ve çeşitli ölçme araçlarının geliştirilip uygulanmasıyla hem CAKA yaklaşımındaki eğitim sürecine hem de ülkemiz amatör çalgı eğitimine katkı sağlayacağı düşünülen bir çalışma ortaya koymayı amaçlamaktadır. Genel itibariyle bir "durum çalışması" olan bu araştırmada nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yönteme başvurulmuştur. Araştırma kapsamında Cihat Aşkın ve CAKA eğitimcileriyle görüşmeler yapılmış, ilgili kaynaklar tarandıktan sonra uzman desteğiyle geliştirilen ölçme araçları Afyonkarahisar, Beşiktaş, Manisa ve Trabzon CAKA şubelerindeki öğrencilere uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, alt problemlere göre veriler işlenmiş, CAKA Keman Eğitimi Yaklaşımının felsefi temelleri tespit edilmiş ve geliştirilen ölçme araçlarından elde edilen bulgular yorumlanarak önerilerde bulunulmuştur. Araştırmanın CAKA'da keman eğitimi sürecine ve amatör müzik eğitimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca CAKA adına yapılmış ilk detaylı çalışma olması sebebiyle bundan sonraki çalışmalara kaynak teşkil edeceği öngörülmektedir.
Müzik uygulamalarının MS (Multiple skleros) hastaları üzerindeki etkisi
Müzik, beyin bölgelerinde işitsel, bilişsel, motor ve duyusal işlevlerin uyarılması kapasitesine sahiptir. Çalışmalarda özellikle Alzheimer, İnme, Parkinson, Multipl Skleroz (MS) gibi nörolojik hastalıklarda müzik temelli yardımcı tedavi yöntemleri ya da müzik uygulamaları eşliğinde rehabilitasyon yöntemlerinin psikolojik ve bilişsel olumlu etkileri üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmada kronik nörolojik bir bağışıklık sistemi hastalığı olan MS hastalarında müzik uygulamalarının (müzik dinleme, şarkı söyleme, ritm çalgılarını kullanma) ellerde motor beceri, depresyon ve anxiete ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Bu araştırmanın konusu ve içeriği incelendiğinde, MS hastalarında müzik uygulamalarına dair hastalar üzerindeki değişikliklerin ortaya konması, disiplinler arası bir çalışma olması, başta müzisyenler ve nörologlar olmak üzere bu konu ile gilenenlere fayda sağlaması ve yapılacak ileri çalışmalara kaynak teşkil etmesi açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Multipl Skleroz, Müzik terapi, Müzik uygulama
Pisagor, just ve tampere ses sistemlerinin keman eğitimcileri tarafından kullanımı üzerine bir araştırma
Bu araştırma, ülkemiz devlet konservatuvarlarında eğitim vermekte olan keman eğitimcilerinin Pisagor, Just ve Tampere Ses Sistemlerinin keman eğitiminde kullanımına ilişkin bilişsel ve duyuşsal tercihlerini ortaya koymak, keman eğitimcilerinin entonasyon uygulamalarında kullandıkları yöntemlerin benzer ve farklı yönlerini tespit etmek ve konu ile ilgili öneriler sunmak amacı ile yapılmıştır.Araştırma kapsamında, keman eğitimcilerinin konuya ilişkin bilişsel tercihlerinin belirlenmesi için üç uzman eğitimcinin görüşü alınarak hazırlanmış olan görüşme sorularının keman eğitimcileri tarafından yanıtlanması istenmiştir. Keman eğitimcilerinin konuya ilişkin duyuşsal tercihlerinin belirlenmesi için ise Pisagor, Just ve On İki Sesli Eşit Tamperaman ses sistemlerine göre hazırlanmış olan altı ses kaydı keman eğitimcilerine dinletilmiş ve eğitimcilerin tercihlerini ses kayıtlarının değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmış olan değerlendirme formlarına kaydetmeleri istenmiştir. Araştırmaya yedi devlet konservatuvarından on bir keman eğitimcisi gönüllü olarak katılmıştır. Tarama modelinin kullanıldığı betimsel nitelikteki bu çalışmada elde edilen nitel veriler yorumlanmış ve önerilere yer verilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; keman eğitimcilerinin bilişsel ve duyuşsal açılardan baskın olarak on iki sesli eşit tamperaman sistemini tercih ettikleri, bununla birlikte eğitimcilerin keman eğitimi sürecinde on iki sesli eşit tamperaman dışındaki ses sistemlerini de isimlendirmeksizin veya adlarını bilmeksizin kullanmakta oldukları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Keman Eğitimi, Entonasyon, Müzikte Ses Sistemleri.
Arduino ile müzik eğitiminde materyal tasarımı
Teknolojinin kullanımı günlük yaşamın bir parçasıdır. Günlük hayattaki bu pratiklerin müzik eğitimine uygulanması ise, öğrencilerin her iki alana olan ilgilerini canlı tutarak öğrenmelerini daha aktif ve kolay hale getirebilmektedir. Müzik eğitiminde öğretmenin üstlendiği rol kuşkusuz çok önemlidir. Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte öğretmenin klasik eğitim yaklaşımının yanında, imkânları dahilinde müzik eğitimindeki her türlü yeniliği sınıf ortamına taşıyabilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda materyal hazırlarken teknolojinin takip edilmesi ve gelişmelerden yararlanılması gerektiği düşünülmektedir. Arduino platformu, materyal destekli öğrenimi sağlamak amacıyla 2005 yılında İtalya'da ortaya çıkmıştır. Açık kaynak kodlu yazılım ve donanıma sahip bir mikrodenetleyici platformudur. Öğretmen ve öğrencilerin düşük maliyetli bilimsel araçlar oluşturabilmesi, müzisyen ve sanatçıların yeni müzik enstrümanları tasarlayabilmesi ve programlama eğitimine başlayabilmeleri amacıyla herkesin kullanımına sunulmuştur. Öğretmenler kodlama dili (C/C++) ile Arduino platformunu kullanarak kendi alanlarıyla ilgili dikkat çekici, eğlenceli materyaller tasarlayıp, öğrencide daha kalıcı öğrenme sağlayabilmektedirler. Bu çalışmada, Arduino platformu kullanılarak müzik eğitiminde öğrenmeyi kolaylaştırıcı görsel ve işitsel materyallerin tasarımı amaçlanmaktadır. Çalışmada, ortaokul müzik dersi programı incelenmiş ve bu program doğrultusunda materyal hazırlama ilkeleri de göz önünde bulundurularak araştırmacı tarafından çeşitli materyaller tasarlanmıştır. Tasarlanan materyaller müzik öğretmenlerinin görüşlerine sunulmuş ve yapılan görüşme verileri değerlendirilerek bir takım sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın, öğrencilerin müzik öğrenimlerine kolaylık sağlayan, müzik eğitimine ise katkıda bulunan bir çalışma olduğu düşünülmektedir.
Devlet konservatuvarlarının lisans düzeyinde verilmekte olan mey öğretimi için bir müfredat önerisi
Devlet Konservatuvarlarının Lisans Düzeyinde Verilmekte Olan Mey Eğitimi İçin Bir Müfredat Önerisi adlı bu tez çalışması alanda yapılmış ilk lisansüstü tez çalışmasıdır. Geleneksel halk çalgılarımızdan kamışlı üfleme çalgılar grubuna giren Mey ile ilgili bu çalışmanın ilk aşamasında durum belirleyici bir yaklaşımla konu ele alınmış, tezin adını ve içeriğini ortaya koyan başlık belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, belirlene başlık çerçevesinde, konuya ilişkin kaynaklar taranmış, belirlenen müfredat başlıkları doğrultusunda yazılan aralık çalışmaları, etütler ve TRT Repertuvarından seçilen örnek eserler, ilişki arayıcı bir bakış açısıyla değerlendirilerek betimlemeler yapılmıştır. Yapılan bu betimlemeler doğrultusunda; günümüzde çalgı eğitimi ile ilgili yazılmış sistematik çalışmaların azlığı, halen verilmekte olan eğitimin kalitesinin düşürmekte, öğrenmede kuralsızlığa ve zaman kaybına yol açmakta olduğu, Meyin yapısı gereği, sabit sesleri bünyesinde hazır olarak bulundurmayan, ancak icracının iyi bir işitme ve saz hâkimiyetine sahip olması sonucu doğru olarak seslendirilebilen bir çalgı olduğu temel sonuçlarına varılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın üçüncü aşaması; Meyin dört yıllık lisans eğitimi göz önünde bulundurularak her bir sınıf seviyesine uygun olacak şekilde belirlenen müfredat başlıklarının, nazari ve performans temelli içerikleri; kaynaklar, aralık çalışmaları, etütler ve örnek eserlerden oluşturulmuştur. Böylelikle öğrencinin çalgıya olan hâkimiyetinin beklenen düzeye geleceği öngörülmüştür Mey adlı geleneksel halk çalgımızın, yok olmayıp öğretici ve icracısının yaygınlaşabilmesi hedefiyle, konuyla ilgili yapılacak sistematik çalışmaların arttırılması önerilmektedir.
Manisa ili Demirci ilçesi Mahmutlar mahallesi halk kültüründe müzik unsurları
"Manisa ili Demirci ilçesi Mahmutlar Mahallesi Halk Kültüründe Müzik Unsurları" adlı bu tez çalışması genel olarak yöre kültüründe varlığını sürdüren müzik pratiklerini ve olgularını kapsamaktadır. Mahmutlar Mahallesi'nde müzik unsurlarının çeşitliliği ve geçmişte konuyla ilgili gerçekleştirilmiş kapsamlı bir çalışmanın olmaması bu araştırmanın yapılmasında etkili olmuştur. Yörede tespit edilen müzik unsurları alan araştırması yöntem ve tekniklerine uygun olarak belirlenmiştir. Yapılan literatür taramasında yörenin kültürel yapısına ilişkin bilgilerin sınırlı olduğu gözlenmiş bu doğrultuda sözlü kaynaklara başvurularak bilgiler toplanmıştır. Tezin planı kapsamında yöre kültürü ve tarihçesi hakkında da elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Devamında alanda yapılan görsel-işitsel materyaller toplanarak bu örneklerin sözel ve müzikal açıdan değerlendirmesine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu kapsamda alanda gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda elde edilen halk müziği örnekleri notaya alınmış ve bu örneklerin sözel ve müzikal bakımdan değerlendirmeleri yapılarak gerekli bilgilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Manisa, Demirci, Mahmutlar, Halk Kültürü, Türk Halk Müziği.
Refik Talat Alpman'ın saz eserlerinin makamsal açıdan incelenmesi
Bu araştırma Refik Tâlat Alpman'ın Saz eserlerini teknik açıdan inceleyip, Türk müziği saz eserleri repertuarına katkı sağlamayı hedeflemektir. Çalışma, genel çerçevesi, amacı ve yöntemi bakımından tarama modelini esas alan betimsel bir araştırmadır. Konuyla ilgili çeşitli kaynakların taranmasıyla ön bilgilere ulaşılmış, veri toplama aracı olarak örneklemde yer alan Refik Tâlat Alpman'ın mevcut saz eserleri-nin tümü kullanılmıştır. Türk müziği tarihinde önemli bir yere sahip olan Refik Tâlat Alpman'ın ulaşa-bildiğimiz 9 adet saz eseri bulunmaktadır. Bu çalışmada Refik Tâlat Alpman'ın saz eserleri makam analizi yönünden incelenmektedir.
Türkiye Korolar Şenliğinin koro türleri açısından değerlendirilmesi
Bu araştırma, Türkiye Korolar Şenliğine katılan koroların, Koro Türlerine Göre sınıflandırılması, şenlik süreçlerinde koro sayılarındaki değişimlerin, koro türlerinin çeşitliliğinin nicelik bakımından irdelenmesi ve şenlik kitapçıklarındaki farklılıkların tespit edilerek, konu ile ilgili önerilerde bulunmak amacı ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye Korolar Şenlikleri için basılan şenlik kitapçıkları incelenip tarandıktan sonra, elde edilen veriler tablo haline getirilmiş ve sınıflandırılmıştır. Tarama modeline dayalı, betimsel olan bu çalışmada nitel araştırma teknikleri ile elde edilen veriler, alanında uzman istatistikçi ile çalışılarak sayısal verilere dönüştürülmüştür. Elde edilen bulgular yorumlandıktan sonra uzman görüşü de alınarak önerilere yer verilmiştir. Veriler ışığında Türkiye Korolar Şenliğine katılan koroların, her geçen yıl çeşitlenerek arttığı, şenlik kitapçıklarının düzenli ve bütünsel bir yapıya kavuştuğu görülmüştür. Yapılan araştırmada elde edilen bu probleme ilişkin çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Koro Müziği, Koro Türleri, Koro Şenliği.
Viola D'amore'un yapım süreci ve geleneksel Türk müziği topluluklarında kullanımı
Bu araştırma; Türk müzik tarihinde 17. ve 18. yüzyıllarda önemli bir yeri olan ve unutulmaya yüz tutan Viyola D'amore (sine keman) çalgısının Türk müzik kültürünün bir parçası olarak yeniden gündeme getirilmesi ve işlevsellik kazandırılması amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma, iki boyutta ele alınmıştır. Öncelikle Türkiye'de sayılı örneği bulunan Viola D'amore çalgısı, ulaşılabilen kaynaklar ışığında yeniden yapılmış, yapım aşamaları resimlendirilmiş ve ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan "Viola D'amore'un Yapım Süreci ve Geleneksel Türk Müziği Topluluklarında Kullanımı Nedir?" çerçevesinde, yapılan Viola D'amore çalgısı ile ilgili uzman görüşleri ele alınarak değerlendirilmiş, ulaşılan bulgular sonucunda araştırmanın problemlerine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Viola D'amore, Viola D'amore Yapımı, Türk Müziği.
Viyola eğitimcilerinin öğrenme sürecine etkin katılım sağlamaya yönelik uygulamaları üzerine bir araştırma
Müzikal eğitim ve bilgi gerektiren viyola eğitimi süreci yetenek, ilgi ve birikimine göre farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar eğitim süreçlerini yönlendirmede oldukça önemlidir. Bu doğrultuda Viyola eğitimcilerinin öğrenme sürecine etkin katılımlarına yönelik uygulamaların neler olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Güzel Sanatlar Liseleri (GSL) viyola eğitimcilerinin ders işleniş biçimleri ve öğrencileri derse katılımlarına yönelik uygulamaları üzerine yaptığımız araştırma araştırmanın evrenini GSL'ler oluşturmaktadır. Betimsel bir çalışma olan bu tezde tarama modeli kullanılmış, veriler ise nitel çözümleme tekniklerine göre çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda viyola eğitimcisinin etkin öğrenme sürecine aynen katıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencinin, öğrenme sürecine etkin katılımını sağlayacak uygulamaların güzel sanatlar liselerinde aktif olarak kullanılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Viyola Eğitimi, Öğrenme Süreci.
Kültürel değişim açısından Boşnak müzik kültürü: Kütahya örneklemi
Boşnaklık; genel itibariyle Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ gibi Balkan ülkelerinde yoğunlukla yaşamakta olan, tarih boyunca pek çok etnik grup ve boy ile etkileşimde bulunarak, özellikle Osmanlı Devleti'nin bu toprakları fethiyle başlayan süreçte Müslümanlığı kabul eden grupları bütünleştirici ve birleştirici bir kimlik olarak kullanılmaktadır. Özellikle Osmanlı Dönemi'nde Müslümanlığın yayılmasının ardından Boşnakların tarihsel süreç boyunca yaşamış oldukları toplumsal olaylar (Balkan Savaşları, Bosna Savaşı, Yugoslavya'nın dağılması ve bu süreçte yaşanan katliam ve soykırımlar) sonucu Boşnaklar yurtlarını terk ederek Anadolu'ya göç etmişlerdir. Anadolu'nun pek çok ili ve köyü olmak üzere göç ettikleri bölgelerde bir Boşnak kimliği ve kültürü oluşturdukları bilinmektedir. Bu çalışma; Boşnakların tarihsel süreç boyunca yaşamış oldukları iç ve dış göçler sonucu özellikle yerleştikleri Kütahya ili merkezi ve üç Boşnak köyü olarak belirlenen Çayca, Parmakören, Yenibosna köylerinde oluşturdukları, genelde Boşnak kimliği özelde ise müzik kültürünün araştırılmasını hedeflemektedir. Özellikle değişen çağ ve toplumsal olaylar, Boşnakların zaman içerisinde yerleştikleri köylerden şehir merkezlerine göç etmelerine sebebiyet vermiştir. Yaşanan bu iç göç ise çeşitli kültürel etkileşim ve değişimlere yol açmaktadır. Bu sebeple, Boşnakların göç ederek yerleştikleri bölgelerde devam ettirdikleri Boşnak kimliğinin, sosyal yaşam ve müzik pratiklerine olan etkisi, iç ve dış göçler sebebiyle oluşan kültürel değişimin, Boşnak müzikleri ve geleneklerine olan etkisinin araştırılması bu çalışmanın amaçları arasındadır. Bu amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilen alan araştırması özelinde, Kütahya'nın üç Boşnak köyünde yaşamakta olan Boşnakların müzikal pratiklere yönelik pek çok kültürel ve tarihsel veriyi koruyamadığı saptanmıştır.
Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesi tekke köyü halk kültüründe müzik pratikleri
"Afyonkarahisar İli Şuhut İlçesi Tekke Köyü Halk Kültüründe Müzik Pratikleri" adlı bu tez çalışması, genel olarak yöre kültüründe varlığını sürdüren yerel ve inanç bağlamında müzik unsurlarını ve olgularını içermektedir. Tekke köyünde müzik pratiklerinin çeşitliliği ve geçmişte konuyla ilgili gerçekleştirilmiş kapsamlı bir çalışmanın olmayışı bu araştırmanın yapılmasına zemin hazırlamıştır. Yörede tespit edilen müzik pratikleri, alan araştırmasında kullanılan yöntem ve tekniklerine uygun olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yapılan literatür taramasında yörenin sosyo-kültürel yapısına ilişkin bilgilerin sınırlı olduğu gözlenmiş ve bu doğrultuda sözlü kaynaklara başvurularak bilgiler genişletilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın devamında ise alanda yapılan görsel-işitsel materyaller toplanarak sözel ezgilerin edebi ve müzikal açıdan değerlendirilmesine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Bu kapsamda, alanda gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda tespit edilen halk müziği örneklerinin nota ve yazılı metinleri belgelendirilmiştir. Bununla birlikte eserlerin sözel ve müzikal analizleri yapılmış, sonuçlara ilişkin bilgiler grafik ve tablolar eşliğinde verilmiştir.
Yusuf Mirişli'nin Hocalı soykırımı için yazılmış senfonik şiir "613" eserinin incelenmesi
Hocalı katliamının birçok alanda olduğu gibi kültürel ve sanatsal alanlarda da önemli etkileri bulunmaktadır. Azerbaycan bestecileri bu katliama ilişkin, Hocalı halkının yaşadığı acıları ve yoğun duyguları anlatan senfonik eserler bestelemişlerdir. Yusuf Mirişli'nin Hocalı soykırımı için yazmış olduğu "613" adlı senfonik şiiri, adını katledilen 613 masum insandan almıştır. "613" eserinde kullanılan form, dünya müziğinde "Senfonik Şiir Sonat Formu" olarak görülmektedir. Araştırmanın ilk bölümünde; Hocalı katliamı, Azerbaycan 20. yüzyıl müziğinin tarihsel gelişimi, Yusuf Mirişli'nin hayatı, eserleri ve senfonik şiir hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümde araştırmanın yöntemi belirtilmiş, üçüncü bölümde ise Yusuf Mirişli'nin senfonik şiir "613" eserinin müzikal analizi ve biçimsel açıdan çözümlenmesiyle elde edilen bulgular ve yorumlara yer verilmiştir. Çalışmada ilgili kaynaklar taranmış, durum tespitine dayalı betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır; eser analizi sırasında uzman görüşünden yararlanılmıştır.
Özel okul yöneticilerinin müzik öğretmenlerinden beklentilerinin incelenmesi
Cumhuriyetin ilan edilmesi ile birlikte ülkemizde müzik alanında eğitim veren kurumlar açılmaya başlanmıştır. Bu kurumların ilki Cumhuriyetin ilanından hemen sonra Maarif Vekâlet'inin 1924 yılı bütçesiyle kabul edilen ve 1 Eylül 1924 tarihinde orta dereceli okullara müzik öğretmeni yetiştirmek amacıyla kurulan ve 1 Kasım 1924'te öğretim hayatına giren Musiki Muallim Mektebidir. Bu dönemden sonra ilk ve orta dereceli okullarda müzik eğitimi verecek öğretmenlerin yetiştirilmesi için birçok üniversite bünyesinde müzik eğitimi bölümleri açmaya başlanmıştır. Son dönemlerde bu okullardan mezun olan müzik öğretmenleri devlet ve özel okullar bünyesinde eğitim vermeye başlamışlardır. Bu kurumlarda görev yapmakta olan öğretmenler mezun oldukları okul ve aldıkları eğitim doğrultusunda eğitim vermektedirler. Ülkemizde artan özel okullar eğitimde dengeleri bozmuştur. Çocuklarımızın okulda aldıkları derslerin önem sırası tamamen değişmiş, branş derslere verilen önem oldukça azalmıştır. Bu anlamda okul yönetici ve öğretmenlerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Özel okullarda yürütülen müzik derslerinin içerikleri ne kadar MEB müfredatlarına bağlı olsa da yöneticilerin tutumları ve istekleri dersi olumlu veya olumsuz yönlerde etkileyebilmektedir. Çalışma bu noktadan hareketle yöneticilerin kurumlarında çalışan Müzik branşı öğretmenlerinin okullarında ne tür çalışmalar yürütmesini istediklerini ve hali hazırda yürütülen ders içeriklerinden ne kadar haberdar olduklarını istek ve zevklerinin müzik dersinin içeriğinde ne kadar rol oynadığına dair 25 farklı özel şirketin bünyesinde bulunan kolejlerde görev yapan müzik öğretmenlerinden, kurum yöneticilerinin beklentilerini içermektedir. Araştırmaya veri sağlamak amacıyla anket yönteminden yararlanarak veri toplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Müzik eğitimi, özel okullar, müzik öğretmeni
Amatör koroların toplumsal işlevlerinin değerlendirilmesi; Eskişehir Odunpazarı Halk Eğitimi Merkezi Türk Sanat Müziği Korosu örneklemi
Bu araştırmanın amacı, amatör koroların toplumsal işlevleri ve bu koroların Türk kültür eğitim ve sanatına olan katkılarını, Eskişehir Odunpazarı Halk Eğitimi Merkezi Türk Sanat Müziği korosu örneğini ele alarak incelemek, bu tür koroların devamlılığını sürdürebilmeleri için gerekli koşulların neler olduğunu saptamak ve yapılan görüşme formlarıyla durum değerlendirmesi yapmaktır. Araştırma genel çerçevesi, amacı ve yöntemi bakımından nitel bir çalışmadır. Gözlem ve kaynak tarama yöntemi ile amatör korolar ve işlevleri (örnek koro üzerinde çalışılarak) belirlenmeye çalışılmıştır. Örnek olarak Eskişehir Odunpazarı Halk Eğitimi Merkezi Türk Sanat Müziği Korosunun seçilme sebebi ise ulaşılabilen bilgiler doğrultusunda Türkiye' de Üsküdar Musiki Cemiyetinden sonra istikrarlı bir şekilde ara vermeden 44 yıldır aynı eğitimci ile çalışmalarına devam eden ikinci amatör koro olmasıdır. Bu çalışmanın; yaklaşık yarım asırdır başarılı bir şekilde ayakta kalan koro örneği ile yapılan değerlendirmeler neticesinde, diğer amatör korolara da yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Müzik, Amatör Koro, Toplumsallaşma, Halk Eğitim, Eskişehir.
Görme engelli öğrencisi olan konservatuvar eğitimcilerinin eğitim sürecine ilişkin görüşlerinin betimlenmesi
Bu araştırmada, Türkiye'deki görme engelli öğrencisi olan konservatuvar eğitimcilerinin, profesyonel müzik eğitim sürecine ilişkin görüşleri alınarak yaşadıkları sorunlar tespit edilmiş, diğer tarafta ise konservatuvarlarda eğitim gören görme engelli öğrenciler ile de görüşülerek eğitim süreçlerine ilişkin sorunlar belirlenmiştir. Eğitimcilerin ve aynı zamanda öğrencilerin bu konudaki tutum ve yaklaşımlarının tespiti, eğitim sürecindeki eksikliklerin saptanması ve bunlara yönelik çözümlerin sunulması bu araştırmanın amaçları arasındadır. Araştırma kapsamında görme engelli öğrencilerin eğitim aldığı Türkiye'deki tüm konservatuvarlara ulaşılmış, hazırlanan yapılandırılmış görüşme formları konservatuvar eğitimcilerine ve görme engelli öğrencilere gönderilmiştir. Yapılan çalışmaya 10 üniversiteden 28 eğitimci, 14 görme engelli okuyan ve mezun durumdaki konservatuvar öğrencileri gönüllü olarak katılmışlardır. Tarama modelinin esas alındığı betimsel olan bu çalışmada nitel araştırma teknikleri ile elde edilen veriler nitel çözümleme tekniklerine göre çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Yapılan araştırmada ortaya çıkan bu probleme ilişkin çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.
Royal akademisi sınav aşamaları ve bu sınavlara giren piyano öğrencilerinin mesleki seçimlerine etkisinin incelenmesi
Kraliyet Müzik Okulları Birleşik Kurullarının Türkiye faaliyetleri 1992 yılında başlamıştır. Royal Akademi "uğraşı/zevk" alanındaki piyano dersleri ve diplomaları, Türkiye'nin 11 ilini kapsamaktadır ve her yıl kayda değer sayıda kişi bu sınav aşamalarına hazırlanmaktadır. Bu piyano sınavları ülke genelinde etkin bir değerlendirme kuruluşu olarak görülmekle birlikte, hangi öğrencilerin bu sınavlara hangi amaçlarla girdikleri bilinmemektedir. Ayrıca yarı mesleki müzik eğitimi kategorisinde değerlendirilen ABRSM piyano sınavlarının meslek seçiminde ne doğrultuda bir etkisi olduğu da bilinmemektedir. Bu sebeple bu çalışmada öncelikle güncel piyano sınav aşamaları ve diplomaları detaylıca açıklanmıştır. Akabinde, Royal Akademi piyano sınavlarına giren piyano öğrencilerinin meslek seçimlerine bu sınavın etkisinin ne olduğu araştırılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama ve anket yönteminin kullanıldığı bu araştırma için Bursa ilinden 33 piyano öğrencisine 19 soruluk anketler gönderilmiştir. Anket sonuçlarına göre, çoğunluğu 3 yıldan fazla süredir ve kendi istekleri ile piyano çalıyor olmalarına rağmen öğrencilerin yarısından fazlasının Royal Akademisinin yapmış olduğu piyano sınavlarını bir amaç değil araç olarak görmektedirler. Piyano sınavlarının çeşitli aşamalarında olan bu öğrencilerin toplum ve aileler tarafından "garanti" gözüyle bakılan doktorluk, mühendislik gibi mesleklerin eğitimini yurtdışında alabilmek için bu sınavları araç olarak düşündükleri anlaşılmaktadır. Bununla birlikte müzik eğitimini mesleki boyuta taşımak isteyen öğrencilerin de bu sınavları eğitimlerini yurtdışında devam ettirebilme adına bir araç olarak gördükleri anlaşılmıştır.
Çocuk şarkılarının otizimli çocuklardaki konuşma problemlerine etkileri
Bu araştırmada konuşma bozuklukları olan otizmli çocukların aldıkları tedavi ve eğitimin beraberinde çocuk şarkılarının bu süreçte destek alınabilecek şekilde bir etkisi olup olmayacağı sorusundan yola çıkılmıştır. Otizmli çocuklarla çalışılan çocuk şarkılarının konuşma bozukluklarını ne yönde etkilediğini anlamak amacıyla yapılan araştırma kapsamında MEB Kütahya Fethi Güzen Özel Eğitim Uygulama Merkezi (OÇEM)' de iki otizmli çocukla bir eğitim-öğretim yılı süresince bire bir uygulamalı olarak çalışılmış, araştırma kapsamında beş oturumluk bir süreç incelenmiştir. Araştırma için rastgele seçilen çocuklarla gerçekleştirilen müzik çalışmasında, tablolarda yer alan şarkılar ve beraberindeki ritimler, oyunlar uygulanmış, çocuğun yapabilme düzeyine göre beklenen davranışlar için (+) ve (-) işaretleri kullanılmıştır. Çalışma dışındaki zamanlarda araştırmacının seçilen çocuklarla sürekli birlikte olmaması nedeniyle çocukların konuşmalarındaki değişimlerin gözlemlenmesi konusunda ailelerinden ve öğretmenlerinden yardım alınmış, onların fikirlerini kapsayan görüşme kayıtları araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma çerçevesinde aile ve öğretmenlerin sorulara verdikleri cevaplar tablo haline getirilmiş ve çocukların gözlem tablolarından ayrı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma sonunda çocuk şarkılarının konuşma bozuklukları olan otizmli çocukların eğitimlerinde destekleyici bir uygulama olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte konuşma bozukluklarına neden olan genetik, fiziksel veya çevresel faktörlerin ise terapi çalışmalarını gerektirdiği anlaşılmıştır.
TRT'de çalışan klarnet sanatçılarının klarnetin Türk müziğinde ve eğitimde kullanımı hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Türk müzik kültürüne 1900'lerde giren klarnet, dünya müzik kültüründe önemli bir nefesli enstrüman olarak görülmektedir. 18. yüzyılda kullanılmaya başlayan enstrüman özellikle 1750 yıllarında orkestralara girmesiyle kullanımı artmaya başlamıştır. Klarnet ailesinin birçok çeşidi bulunmaktadır ve dünyada bu klarnet türleri orkestralarda kullanılmaktadır. Türk müziğinde ise bu klarnet türlerinden Sol klarnet kullanılmaktadır. Ülkemizde özellikle 1900'lerde kullanılmaya başlayan klarnetin en önemli icracıları arasında İbrahim Efendi, Şükrü Tunar ve Mustafa Kandıralı gösterilebilir. Klarnet devlet kanalı olan T.R.T. ye ise 1949'lu yıllarda Mesud Cemil'in teşviki ile girmiştir. O dönemden sonra Türk müziği korolarının önemli bir enstrümanı olmuştur. Bu çalışma, konusu ve içeriği itibariyle, Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda Görev Yapan Klarnet Sanatçılarının, Klarnetin Türk Müziğinde Kullanımı Ve Eğitimindeki Yerine Yönelik Görüşlerini incelemiştir. Bu araştırmada, ülkemizde Türk müziğinin her alanında kullanılan klarnet sazının, müziğimize ne kadar uygun olduğu, TRT ve devlet korolarında icra edilmesinin doğru olup olmadığı, icra edilecek ise hangi tür müzikte ve hangi tavırlarda icra edilmesi gerektiğine yönelik verilere ulaşılması amaçlanmaktadır. Ayrıca Türk müziğinde yeri olan bu sazın Türk müziği eğitimi verilen konservatuvarlardaki eğitimine yönelik sanatçı görüşlerinin de belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada veri elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Ayrıca bu araştırmanın, "Türkiye'de klarnetin Devlet kurumlarında (Türkiye Radyo Televizyon Kurumunda ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Korolarında) kullanılıp kullanılamayacağı" sorusuna bir yanıt olacağı ve klarnet eğitimi alanına da ışık tutacağı, profesyonel müzik eğitimi veren kurumlar arasında yer alan Konservatuvarlar eğitiminin içerisinde yer alması açısından da bir algı yaratacağı düşünülmektedir. Bu bilgiler bundan sonra yapılacak olan araştırmalara da kaynak olması bakımından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Klarnet, TRT, eğitim, Türk müziği, konservatuvar
Manavgat Taşağıl mahallesi müzik pratikleri
Manavgat Taşağıl Mahallesi Müzik Pratikleri adlı bu çalışmada mahallenin kültüründe yer alan müzik pratikleri ele alınmıştır. Araştırma söz konusu mahallenin kültürel unsurlarını irdelemek ve çeşitli kültür ürünlerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Mahallede müzik pratiklerine ilişkin herhangi bir çalışmanın yapılmamış olması bu çalışmaya zemin hazırlamıştır. Çalışmanın hazırlık evresinde literatür taraması ile halk kültürüne ilişkin kaynaklar taranmıştır. Yapılan taramanın ardından bu çalışma, alan araştırması kapsamında gerçekleştirilmiştir. Mahallenin kültürüne ve müzikal unsurlarına dair bilgilere sahip kaynak kişiler tespit edilip, gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak bulgular kayıt altına alınmıştır. Alan araştırması kapsamında yapılan bu çalışmada mahallenin tarihçesi, halk kültür unsurları ve müzik pratikleri yer almaktadır. Araştırma sonucunda 14 halk ezgisi derlenerek kayıt altına alınmıştır. Ayrıca kayıt altına alınan bulgular sözel ve müzikal açıdan değerlendirilmiştir. Bu analizlerin sonuçlarına dair bilgiler tablolarla özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Manavgat, Taşağıl, halk kültürü, müzik pratikleri
Lisans düzeyi Türk müziği viyolonsel eğitimi programlarının değerlendirilmesi sonucu elde edilen bulgulara yönelik eğitimci görüşleri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, Türk Müziği konservatuvarları Lisans düzeyi Türk Müziği (TM) viyolonsel eğitiminin ve eğitimci görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Konuya ilişkin literatür taraması yapılmış ve elde edilen bilgiler doğrultusunda teorik bilgiler birinci bölümde yer almıştır. Çalışmada ayrıca, TM viyolonsel öğretiminde vize ve final sınavlarında icra edilmesi düşünülen eserlerin hem sağ el hem de sol el tekniklerinin belirlenebilmesi hedeflenmektedir. Bu araştırma betimsel bir çalışma olup, tarama modeli kullanılmıştır. Konuya ilişkin değerlendirmeler, bulgular ve yorumlar bölümünde detaylı olarak ele alınmıştır. Geliştirilen anket ve görüşme formlarından elde edilen bilgiler ise bulgular bölümünde yorumlanarak önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca parmak numaraları tespit edilerek nota yazımı yapılan eserlerin alanında uzman 2 eğitimci tarafından değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırmanın Türk Müziği Konservatuvarlarındaki TM viyolonsel eğitimine önemli katkılar sağlayacağı ve bundan sonraki çalışmalara da kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk müziği, viyolonsel, öğretim programı, viyolonsel icrası
Müziğe yetenekli otizmli çocukları olan ailelerin sorunlarının betimlenmesi
Bireylerin müzik yeteneklerinin doğru belirlenmesi, anlaşılması ve tanımlanması, nitelikli ve sağlıklı bir müzik eğitimi sürecinin yürütülmesinde önemlidir. Ülkemizde ve Dünya'da farklı öğrenen bireyler müzik eğitiminde önemli bir yer edinirler. Down sendromlu, otistik, görme engelli, işitme engelli, hiperaktif, öğrenme güçlüğü çeken bireylerde müziğe yetenekli olanlar vardır ve hatta amatör müzikçilikten profesyonel müzik eğitime geçenlere ve meslek olarak müziği seçenlere de rastlanmaktadır. Farklı öğrenen bireylerde özellikle otizmlilerin müzik eğitimlerinde görülen olumsuz sonuçların aile, öğretmen, eğitim sistemi vb nedenlere bağlı olduğu düşünülür. Bilgi ve tecrübe eksikliği, konuya yönelik eğitim materyallerinin yeterliliğinin az olması, farklı öğrenen bireylerin eğitimine yönelik uzman (dal-müzik öğretmeni) eğitimcilerin az olması da belirlenen diğer sorunlar arasındadır. Otizm; iletişim ve sosyal etkileşim sorunları yaşayan ve ömür boyu devam eden bir gelişim bozukluğudur. Aileler çocuklarının bu sorunlarını giderme yolunda müzik eğitimi bir çıkış yolu olarak görmektedirler. Çocuklarının müziğe olan yeteneklerini bilinçli veya bilinçsiz, dolaylı veya dolaysız fark etmelerinden itibaren ise başka sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu çalışmada ailelerin çocuklarının müziksel yetenekleri keşfetmelerinden itibaren yaşadıkları tüm sorunlarının betimlenmesi amaç edinilmiştir. Tarama modelini esas alan nitel çalışmada veriler yapılandırılmış görüşme tekniği yolu ile toplanmış, yine bu tekniğe göre çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Müzikal yeteneğe sahip otizmli bireylerin ailelerinin yaşadıkları sorunların detaylı olarak ele alındığı çalışmanın alana özgü olması, farklı öğrenenler ve müzik, otizm ve müzik konulu çalışmaların sayıca az olması bakımlarından önemli olduğu, ailelere, uzmanlara ve konuya duyarlı bilim insanlarına kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Farklı öğrenenler, otizm, müzikal yetenek
Johannes Brahms`ın piyano-keman, piyano-viyola ve piyano-viyolonsel sonatları üzerine bir inceleme
"Sonat", yalnızca piyano için, veya genellikle piyano eşliğinde herhangi başka bir çalgı için (keman, flüt gibi) dört ya da üç bölümden oluşan yapıta verilen genel addır. İlk sonat örnekleri, barok dönemde görülür. Klasik dönemde, Haydn, Mozart, Beethoven'in yapıtlarıyla, sonat türü gittikçe gelişerek, bugün bilinen klasik biçimini almıştır. Romantik dönem sonatları, klasik dönemdekilere oranla, çokseslilik ve biçim yönünden daha özgür, daha büyük boyutlu, kişisel duyguları yansıtan, abartılı ve çarpıcı etkilerin anlatımına yönelik yapıtlardır. Brahms, 1833 ve 1897 yılları arasında yaşadı. Besteci, form ve armoni yönünden klasik, yapıtlarındaki zengin anlatım gücü, ve yoğunluğu yönünden ise gerçek bir romantiktir. Brahms, üç keman-piyano sonatı yazdı. Birincisi, "Regen" (yağmur) adında, op.78 no.1; ikincisi, op.100, no. 2; üçüncü keman-piyano sonatı ise, piyanist ve besteci Hans von Bulow için yazılan op.108, no.3'tür. Besteci daha sonra, op.120, no.1 ve no.2 klarinet- piyano sonatlarını, ünlü klarinetçi Richard Müh If eld için yazmış, ve sonradan viyolaya da uyarlamıştır. Bunların dışında, op.38, no.1 viyolonsel-piyano sonatı, ve dönemin ünlü viyolonselcisi Robert Hausmann'a adanan, op.99, no.2 viyolonsel-piyano sonatını yazmıştır. Besteci, tüm taslakları ile birlikte, beğenmediği her notayı attığı ya da yaktığı için, bestecinin yapıtlarının sayısı ve hangi aşamalardan geçirerek bestelediği ile ilgili bilgi, son derece azdır. Tümü, en olgun döneminde yazılan bu sonatlar, sadece keman, viyola, klarinet, ve viyolonsel edebiyatının değil, müzik tarihinin, en önemli ve yetkin yapıtları arasında yer almaktadır.
Evrensel viyola eğitiminin Türkiye boyutu içinde ulusal ekol yaratma araştırması
ÖZET Yaylı çalgılar tarihînin başından günümüze kadar olan süreci incelediğimizde İtalyan ekolünden başlayarak pek çok ekolle karşılaşmaktayız. Bu ekoller ulusal özellikler gösterdikleri gibi günün teknolojisinden de (bağırsak ya da metal tel, yay, çalgı yapımı ve ölçülerinde görülen değişiklikler gibi) etkilenmişler, beğeni ve estetik eğilimlerle değişmişler, bestecilik tarzlarının değişimiyle de farklı ihtiyaçlara cevap verecek şekilde ilerlemişlerdir. Ekoller aynı zamanda birbirlerini etkilemiş ve değişmelerine neden olmuşlardır. 20. yüzyıla gelindiğinde ulusal ekollerin artık teknik ve estetik sınırlarının sonuna gelmişlerdir. Yeni bir ekolün doğması olası görülmemektedir. Bunun yerine artık değişik öğretme metotlarının öne çıktığını gözlemlemekteyiz. Bunun en önemli örneği Japonya'da görülmekte. Bu saplamadan yola çıkarak bu güne kadar almış olduğum eğitim ve öğretim görevlisi olarak çalıştığım süre içerisinde edindiğim deneyim ışığında bir viyola eğitim modeli önerisi hazırlamaya çalıştık. Bu modeli hazırlarken dünyada geçerli en çağdaş yöntemlerden yararlandığımız gibi Türk çocuklarının genel kavrayış ve el becerisi kapasitelerini de göz önünde bulundurduk. Ayakta nasıl durulacağından, çalgının nasıl tutturulacağı gibi en temel başlangıç hareketlerinin nasıl verilmesi gerektiğinden, ileri tekniklere kadar tüm teknikler, teorik ve bu teorilerin en pratik şekilde nasıl uygulanabileceği modelimizde anlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca bir eğiticinin ve bir öğrencinin eğitim süreci boyunca nelere ve nasıl dikkat etmesi gerektiğine değinilmiş, bu konuda evrensel ve kendi deneyimlerimiz sonucunda saptanmış prensipler de konu edilmiş ve çalışmamızın sonuna kısa bir terimler sözlüğü eklenmiştir.
Fransız Liszt`in etüdleri üzerine bir inceleme
Müzikte etüd sözcüğü, çalgı çalma tekniğini geliştirmek ve ilerletmek amacıyla yazılan yapıt anlamına gelmektedir. Piyanonun bulunup geliştirilmesinden günümüze dek, pekçok besteci ve piyano eğitimcisi, piyano için etüd dizileri yazmışlardır. Besteciliği, kendi zamanında tartışma konusu olmakla birlikte, Franz Liszt'in gelmiş geçmiş en büyük piyano virtüözü olduğu kuşku götürmez. Etüdleri, geleneksel etüd kavramının çok ötesinde, büyük boyutlu yapıtlar olarak değerlendirilmelidir. Liszt, henüz 14 yaşında iken, oniki kısa etüd yazdı. 1837 yılında, bu oniki kısa etüdü yeniden ele alarak geliştirdi ve " 12 Etudes D'execution Transcendante " (Üstün Yorum Etüdleri) adım verdiği etüdleri, pekçok müzikçiye göre kendisinden başka hiç kimsenin çalamayacağı güçlükte bir etüd dizisi haline getirdi. 1851 yılında ise bir düzenleme daha yaparak Transandantal etüdlere bugün bildiğimiz son şeklini verdi. Ünlü keman virtüözü Paganini'nin keman kaprislerinden yola çıkarak, " Six Ehıdes D'apres Paganini " (Paganini'nin Kaprisleri Üzerine Altı Etüd) adındaki piyano etüdlerini yazdı. 1840'da yayımlanan bu etüdler, 1851 'de gözden geçirilerek tekrar yayımlandı. Bu etüdlerden bir süre sonra ise, resimsel ve şiirsel başlıklar taşıyan " Üç Konser Etüdü " ve " İki Konser Etüdü " yazıldı. Liszt'in tüm etüdleri, teknik yönden çok güç olmalarının yanında, müziği ön planda tutmakta ve piyano literatüründe, büyük ve önemli yapıtlar arasında yeralmaktadır.
Viyolonsel alanında barok, klasik empresyonist evrelerin temel üslup özellikleri ve çağdaş yorumlama modelleri
ÖZET Viyolonsel alanında Barok, Klasik ve Empresyonist evrelerin temel üslup özellikleri başlığında sözü edilen evreler ayrı ayrı, kendi başlarına birer inceleme ve araştırma konusudur. Çağdaş yorumlama modelleri de her ne kadar üslup konusuyla iç içe görünse de, bu konuyu da ayrı bir inceleme ve araştırma konusu olarak ele almak mümkündür. Bu kadar geniş kapsamlı bir konuyu, bir akademik çalışmaya sığdırabilmek ve tek tek sözü edilen dönemlerin temel üslup özelliklerinden söz edebilmek için, her dönemden seçkin birer besteciyi ve bu bestecilerin birer eserini örnek olarak seçtim. Önce, dönem ve besteci hakkında özet bilgi verip, bu bestecinin örnek olarak seçilmiş eserini inceleyip, çağdaş yorumlama modelleri hakkında bilgi verdim. Çağımıza damgasını vurmuş önemli yorumcuların bu eserleri nasıl yorumladıklarını inceledim ve bu yorumlama modellerini aktarmaya çalıştım. Şimdi kısa bir girişten sonra sırasıyla, Barok dönemi; J.S. Bach ve BWV 1027 Sol majör gamba sonatını, Klasik dönemi; J. Brahms ve mi minör viyolonSel-piyano sonatını, Empresyonist dönemi; C. Debussy'yi ve Re minör viyolonsel sonatını, bu dönemlerin ve bestecilerin temel üslup özelliklerini ve çağdaş yorumlama modellerini inceleyelim.
Pyotr İlyiç Çaykovski'nin Çocuk Albümü Op. 39 eserinde kullanılan müzikal terimlerin incelenmesi
Bu çalışma, Rus klasik müzik bestecisi, Pyotr İlyiç Çaykovski'nin "Çocuk Albümü Op. 39" eserinde kullanılan müzikal terimleri incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma nitel araştırma yöntemiyle yürütülmüş olup, keşifsel bir tür benimsenmiştir. Çalışmada P. İ. Çaykovski'nin hayatı, müzikal geçmişi ve Çocuk Albümü Op.39 eseri hakkında belgesel taraması yapılmış, müzikal terimlerin incelenmesi aşamasında elde edilen bilgiler içerik analizi yapılarak sistematik bir şekilde incelenmiştir. Bu araştırmanın sınırlılıkları, müzikal terimlerin incelenmesiyle sınırlı kalmıştır. Araştırma, sadece müzikal terimlerin tanımlanması ve analiz edilmesine odaklanmıştır; bu sebeple eserin çalgı tekniği ve armonik yapısı gibi unsurlar araştırmanın kapsamı dışında tutulmuştur. P. İ. Çaykovski'nin Çocuk Albümü Op. 39 eseri incelendiğinde, 24 kısa piyano parçalarından oluşan çeşitli hikâyelerden esinlenerek; "Oyuncaklar", "Rus Şarkıları", "Seyahat Etkisi" ve "Peri Masalları" gibi dört temadan oluşmaktadır. Albümde en çok kullanılan ritim 2/4'lük, tempo olarak ise moderato olduğu tespit edilmiştir. Dinamik geçişlerde crescendo, decrescendo ve diminuendo gibi ifadelere sıkça yer verilmiştir; nüansların pianissimo ile forte arasında değiştiği görülmüştür. Ayrıca legato ve staccato gibi artikülasyonların sıkça kullanıldığı ve bu sayede eserin müzikal anlatım gücünün artırıldığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, Çalışmada müzikal terimlerin, müziğin yapısını nasıl şekillendirdiği ve eserin duygusal derinliğini nasıl etkilediğini, eserin teknik ve duygusal yönlerini etkileyen bu unsurların doğru anlaşılması ve uygulanması, müzikal performans ve yorumculuk açışından önemli olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle gelecekte gerçekleştirilecek araştırmaların, benzer yöntemlerle farklı eserlerde kullanılan müzikal terimlerin incelenmesine odaklanması, önemli bir ifade taşımaktadır. Müzik literatürüne ve müzik eğitimine faydalı bir çalışma sunduğu, ayrıca Çaykovski'nin müziği hakkında bilgi edinmek isteyen araştırmacılar için önemli bir kaynak olduğu düşünülmektedir.
Flüt tarihinde Johann Joachim Quantz'ın önemi
Flüt virtüözü, besteci, flüt yapımcısı, öğretmen, müzik yazarı ve teorisyeni olan Johann Joachim Quantz,flüt tarihinin en önemli kişiliklerinden biridir. Yaşamı boyunca flüt repertuvarını zenginleştirmek, enstrümanı daha iyi bir duruma getirmek için çabalamıştır. Galant ve empfindsamer stillerinin önde gelen müzisyeni olan Quantz, Berlin ekolünün kurucuları arasında gösterilmektedir. Deneyimlerini, düşüncelerini vebilgilerini aktardığı Yan Flüt Çalma Metodu Üzerine Bir Deneme (Versuch einer Anweisung die Flöte traversiere zu spielen) adlı eseriyle, flüt tarihi kadar müzik tarihinde de etkili olmuştur. Bu eser, 18. yüzyıl müziği ile ilgilenen her müzisyen için bir başvuru kaynağı olabilecek niteliktedir.Bu çalışmada, Quantz'ın yaşamı ve müzik ortamı, müzik stili, flüte getirdiği yenilikler, besteleri ve denemesi hakkında bilgi verilmiştir.
Alman ve Fransız fagot ekollerinin gelişim süreci
Bu çalışma tahta üflemeli çalgılar grubunun tenor ve bas üyesi olan fagotun ön plana çıkan iki başarılı sistemi Alman ve Fransız fagot ekollerinin gelişimi ile ilgili temel bilgileri içermektedir.
Robert Schumann ve Op.22 Piyano Sonatı üzerine bir analiz
Bu çalışma, Robert Schumann'ın on dokuzuncu yüzyıl Romantik Dönem'deki idealist fikirlerini ve yenilikçi anlayışını ön plana çıkarmayı hedefleyen bir biyografiyle birlikte, dönemin incelikleri doğrultusunda yapılan bir analiz denemesinden oluşur. Bestecinin müzikal kimliğini belirleyen önemli dönüm noktaları ve bu noktaların yaratıcılığını ne şekilde etkilediği ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Biçimsel açıdan getirdiği yenilikler ve entellektüel müzik bilinci göz önünde tutularak op. 22 Piyano Sonatı'nın form anlayışı ve genel yapısı önce tematik, daha sonra motifsel bir şekilde incelenerek tüm açıklığıyla ortaya konmuştur.
Alman ve Fransız klarinet sistemlerinin gelişim süreci
Bu çalışma; klasik müzikte ve senfoni orkestralarında egemen olan iki klarinet türünün, Alman ve Fransız Klarinet Sistemlerinin gelişimi ile ilgili bilgiler içermektedir.
Sanatlar arası etkileşimde Vasili Kandinski ve Arnold Schoenberg
Bu çalışma, 20. yüzyılın kendi dallarında en büyük sanatçılarından olan Vasili Kandinski ve Arnold Schoenberg'in hayatlarını, eserlerini, yaratıcılıktaki dehalarını anlatmakta ve iki farklı sanat dalı olan müzik ve resmin birbirinden nasıl etkilendiğini gözler önüne sermektedir. Vasili Kandinski ve Arnold Schoenberg'in hayatları ve eserleri tarihsel süreçleriyle ele alınmış ve iki ustanın 20. yüzyıl sanat akımlarına katkıları anlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kandinski, Schoenberg, Müzik, Resim, Sanat
Alban Berg Op. 1 Piyano Sonatı ve yorum kılavuzu
Bu çalışma Alban Berg'in Op. 1 Piyano Sonatı'nı müziğin tarihsel gelişimi içinde konumlandırmayı ve Alban Berg'in besteciliğindeki temel eğilimler çerçevesinde incelemeyi amaçlar. Ekspresyonizm akımına dahil edebileceğimiz Op. 1 Piyano Sonatı, atonalin kıyısında duran bir eserdir. İlk karşılaşıldığında yorumcuya kendini hemen açmayan yoğun bir müzikal dile sahiptir. Bu çalışma ile Türkiye'de çok sık seslendirilmeyen bu eserin yorumlanmasıyla ilgili yapısal ipuçları sağlama amacı güdülmüştür. Sunulan yapısal analiz ve yorum kılavuzu, yirminci yüzyıl başlarında yazılmış ve günümüz müziğini derinden etkilemiş bu esere yakınlaşmayı hedeflemektedir.
Jaques Ibert Flüt Konçertosunun form analizi yönünden incelenmesi
Bu çalışmada Neoklasizm akımında önem taşıyan "Jacques Ibert Flüt Konçertosu'' form analizi yönünden incelenmiştir. Modern flüt ve tarihsel gelişimine, eserin flüt icrası ve icracıları için önemine değinilmiştir. Ibert'in hayatı çağlara ve etki görsellerine ayrılarak sunulmuştur. Bestecinin eseri oluştururken etkilendiği kültürel ve sanatsal olgular sıklıkla irdelenmiş ve eserin ortaya çıkışı aktarılmıştır. Son bölümde ise eser ayrıntılı bir form analizine tabi tutulmuştur. Eserdeki gelenekselleşmiş form anlayışlarından farklı yaklaşımlar detaylı biçimde açıklanmıştır. Ibert'in Flüt Konçertosu hakkında yapılan bu araştırma, eserin klasik müzik ve flüt repertuarındaki önemli yerini vurgulamaktadır. Bu tez, bestecinin sanatsal tarzı ve üslubu hakkında daha fazla bilgi edinmeye ve eserin müzikal değerini daha iyi anlamaya yönelik çalışmalara katkıda bulunacaktır.
Wolfgang Amadeus Mozart'ın K.V. 581 La Majör Klarnetli Beşlisi eserinin form analizi ve icracılık yönünden incelenmesi
Bu tez çalışmasında Klasik Dönem'in en önemli bestecilerinden biri olan Wolfgang Amadeus Mozart'ın K.V. 581 La Majör Klarnet Beşlisi eserinin form analizi ve icra yönünden incelenmesi üzerine çalışılmıştır. Nitel bir çalışma olan bu araştırma, literatür ve doküman incelemesi yoluyla oluşturulmuş, tezde betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada klarnetin tarihsel gelişimi, bestecinin hayatı, dönemi ve diğer eserleri hakkında bilgiler de verilmiştir. Yapılan araştırmada, Mozart'ın klarnet için yazdığı tamamlanmış tek klarnet beşlisi olan ve klarnet repertuarında oldukça önemli bir yere sahip olan K.V. 581 La Majör Klarnet Beşlisi hakkında Türkiye'de yapılmış herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışmanın eseri seslendirecek olan müzisyenlere rehber olması Araştırmacılar, yorumcular ve eser hakkında bilgi sahibi olmak isteyen kişiler için literatüre katkı sağlaması düşünülmektedir.
Romantik dönem bestecilerinden Johannes Brahms'ın Op. 77 Re Majör Keman Konçertosunun obua partisinin incelenmesi
Johannes Brahms, klasik müzik tarihi üzerinde derin bir etki bırakan 19. yüzyılın en önemli Alman bestecilerinden biri olarak kabul edilir. Brahms, güçlü melodiler, karmaşık yapılar ve duygusal derinlik ile karakterize edilen bir müzik tarzını benimsemiştir. Kariyeri, günümüzde de büyük saygı gören eserleri içeren geniş bir repertuvarla doludur. 1878 yılında tamamlanan ve ünlü keman virtüözü Joseph Joachim için özel olarak bestelenen Op. 77 Re Majör Keman Konçertosu, keman konçertosu repertuvarındaki önemli bir başyapıt olarak öne çıkmaktadır. Brahms'ın keman konçertosu, birinci bölümde dinamik bir girişle başlayarak kemanın lirik güzelliklerini ve teknik virtüozitesini ustalıkla sergileyen büyük orkestral eserlerinden biridir. Adagio olarak adlandırılan konçertonun ikinci bölümü, lirik ve içsel bir atmosfer sunarak özellikle dikkat çekici bir obua solosuna yer verir. Keman ve obua arasındaki yoğun etkileşim, orkestrasyonun katkısıyla birleşerek duygusal derinliği ve içsel huzuru vurgular. Üçüncü bölüm ise canlı ve coşkulu bir finalle sona erer. Bu konçerto, güzellik ve teknik zorlukları ustalıkla birleştiren bir yapıt olarak keman ve obua repertuvarının vazgeçilmez eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir
Roland Dyens'in müzikal dili ve ConcertoMaggio'nun önemine dair kapsamlı bir çalışma
Bu çalışmada Fransız gitarist, besteci, aranjör ve doğaçlama ustası Roland Dyens'in eserleri üzerine bir literatür taraması yapılmıştır. Dyens'in müzikal dili üzerine kapsamlı bir araştırma gerçekleştirilmiş, ConcertoMaggio'nun yapısal analizine yer verilmiştir. 20. yy. gitar müziğinde konçertoların gelişmesinden başlayarak, o yıllarda oluşan konçerto formları ele alınarak Dyens'in müzikal karakteri, kullandığı sıra dışı teknikler ve müziğinin farklı yapısı üzerinde durulmuştur. Dyens'in müziğinin genel hatlarıyla tanımlanmasının ardından eserlerinden örnekler verilerek bestecilik dili üzerinde tespitlerde bulunulmuştur. Çalışmanın son bölümünde, Dyens'in ConcertoMaggio eserinin yapısal analizi üzerinde durulmuş; Ravel, Sor ve Piazzolla arasında kurulan bu ortak Dyens üçgeninin ne gibi yeniliklerle ortaya çıktığı irdelenmiştir. Dyens'in konçerto formuna getirdiği yenilikler ve ortaya çıkan bulgularla birlikte performans önerileri de tezin son bölümünde paylaşılmıştır.
Gitar müziğinde kullanılan sembollerin incelenmesi ve kullanım öneriler
Müzik yazıları yüzyıllardır çağın ihtiyaçları doğrultusunda gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Her yeni ihtiyaç, notasyonun günümüzdeki halini almasına yardımcı olmuş, ihtiyaçlara göre her dönem yeni çözümler üretilmiştir. Orta çağda bilinen bir ezgiyi hatırlatması için kullanılan müzik yazıları, günümüzde bestecilerin tüm müzikal fikirlerini icracıya aktarabileceği bir araç haline gelmiştir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısı ve 21. yüzyılda ortaya çıkan bazı örneklerde müzik yazısı, öğrenciler için bir metot olarak kullanılabilecek seviyeye gelmiştir. Modern yapıtların notasyonlarında bu bilgilere erişebilen öğrenciler, geçmiş dönem yapıtlarında buna benzer, yol gösterici bir müzik yazısı bulamamaktadır. Bu araştırmanın amacı, yapıt hangi dönemde yazılmış olursa olsun kullanılabilecek, eğitsel bir müzik yazısı örneği ortaya çıkarabilmektir. Araştırmada, gitar müziğinde, teknik ve müzikaliteyi etkileyen; geçmişten günümüze bazı öne çıkan semboller incelenecek ve metodik hale getirilerek,müzik yazısında kullanılmak üzere sembol önerileri verilecektir.
Tofig Bakıhanov'un Doğu Sonatları Serisinden NO:5 Türk Sonatının incelenmesi
21. yüzyılın değerli bestecisi ve pedagogu olan Tofig Bakıhanov'un Azerbaycan halk müzik kültürünün gelişmesinde ve dünyaya tanıtılmasında özel rolü olmuştur. Birçok ülkelere seyahat ederek milletlerin folklorik ritim ve melodilerini, Azerbaycan müziğinde birleştirerek dünya müziğini kendi besteleri ile buluşturmuştur. Başarılı bir kemancı olan Bakıhanov oda müziği eserlerinde özellikle Keman enstrümanına yer vermiştir. 1987 yılında bestelemiş olduğu "Doğu Sonatları" serisinden olan "Türk Sonatı'nı, Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Sanatçısı, ünlü kemancı Server Ganiyev'e hitap etmiştir. Bu seriye dahil olan Keman-Piyano için yazılan 5. sonat Türk Sonatı'nda halk müziğinin değerli eserlerine ve ritmik özelliklerine değinilmiştir. Bu çalışmada Tofig Bakıhanov'un hayatı, sanat anlayışı ve istatistik özellikleri genel hatlarıyla ele alınmış ve No.5 Türk Sonatının keman teknikleri ve yorumlama yöntemleri bakımından incelenerek teknik ve müzikal zorluklar belirlenerek öneriler sunulmuştur.
İngiliz halk melodileri ve Ralph Vaughan Williams'ın Obua Konçertosu'nun betimleyici bir analizi
Ralph Vaughan Williams'ın Obua Konçertosu, pastoral niteliği ile 20. yüzyıl müziği obua repertuvarı için önemli bir eser olarak kabul edilmektedir. Bu niteliğin kaynağı, konçerto ile İngiliz halk şarkısının eserde beraber yansıtılmış olmasıdır denilebilir. Bestecinin İngiliz halk şarkısına olan ilgisi ve bu şarkıların besteciliğine olan etkisi müzik literatüründe besteciler arasında ayırt edici niteliği ile oldukça dikkat çekmektedir. Bu araştırma, bestecinin Obua Konçertosu'nda yansıttığı ilişkiyi pastoral özellikleriyle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, Ralph Vaughan Williams'ın Obua ve Yaylılar için Konçertosu'nun partisyonundaki pastoral detaylar incelenecektir. Araştırma, İngiliz pastoral müziğini daha iyi anlama amacıyla eseri kültürel, tarihsel ve teorik bağlamda ele alarak icracıları bu eseri dinleme ve icra etme konusunda daha çeşitli deneyimlere yönlendirmeyi hedeflemektedir.
Pıerre Baıllot'nun L'art du Vıolon metoduna aydınlanma düşüncesinin etkisi
17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa'da gelişmeye başlayan Aydınlanma düşüncesi insan yaşamında köklü bir değişime yol açmıştır. Kökenlerini oldukça eskiden alan ve günümüze kadar süren bu değişim süreci yaşamın tüm alanlarına etki ettiği için tüm sanatlara da nüfuz eder. Bu çalışmada Aydınlanma düşüncesinin keman çalımına olan etkileri ünlü kemancı ve pedagog Pierre Baillot'nun L'Art du Violon metodu örneğinde ele alınmıştır. İlk bölümde Aydınlanma düşüncesi tanımlanarak, tarihsel kökenleri ve temel özellikleriyle incelenmiştir. Aynı zamanda Baillot'nun yaşamı da Aydınlanma dönemi ile olan ilişkisiyle birlikte ele alınmıştır. İkinci bölümde Aydınlanma döneminde kurulan Paris Konservatuvarı'nın kuruluş süreci, Fransız Keman Okulu ve L'Art du Violon'dan önce yazılan bazı keman metotları incelenmiş ve böylece L'Art du Violon metodunun oluşum süreci ve bu süreçteki önemli faktörler detaylıca anlaşılmıştır. Son bölümde ise L'Art du Violon metodu detaylı şekilde incelenmiş, Aydınlanma düşüncesinin hangi yönleriyle keman çalımına etki ettiği görülmüştür.
Mehmet Ali Uzunselvi'nin müzikal kimliği ve "Basık Tung" başlıklı eserinin yapısal analizi
Bu çalışmada, yirmi birinci yüzyıl bestecisi Mehmet Ali Uzunselvi'nin hayatı, müzik dilini oluşturan unsurlar ve bu bağlamda piyano ve elektronikler için bestelemiş olduğu eseri "Basık Tung" incelenmiştir. Yirminci yüzyılın ardından sanatın tüm alanlarında pek çok yeni akım ve disiplinlerarası çalışma ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu nedenle, yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde de yenilik arayışı bir gereklilik haline gelmiştir. Mehmet Ali Uzunselvi, tam da böyle bir dönemde kendi müzik dilini oluşturmayı başarmış bestecilerden biridir. Onun müzik dilini oluşturan faktörler arasında doğaçlama, puantilizm, mikrotonal armoniler, elektronik ses ortamları, farklı akort edilmiş sistemler bulunmakta ve eserleri edebiyat, psikoloji ve felsefe gibi dallarla da bağıntılı olarak disiplinlerarası unsurlar içermektedir. Tüm bu nedenler doğrultusunda bu çalışmanın amacı, dönem bestecilerine ve müziklerine ışık tutmak ve Uzunselvi'nin eserlerini seslendirmek isteyen icracılar için bir kılavuz niteliği taşıyabilmek gayesiyle, besteci Mehmet Ali Uzunselvi'nin müzik dilini mercek altına alarak kompozisyon dilini sunmak ve disiplinlerarası bağlantılar içeren "Basık Tung" başlıklı yapıtı derinlemesine bir bakışla analiz etmektir. Çalışmada bestecinin hayatı ve müzik dilini kapsayan ilk iki bölüm, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan birebir görüşme tekniği, metin analizi ve temel araştırma yöntemleri ile yapılmış, üçüncü bölümde ise "Basık Tung" başlıklı eser yapısal olarak analiz edilmiştir.
Franz Peter Schubert'in D. 821 La Minör Arpeggione ve Pianoforte Sonatı'nın form ve viyolonsel tekniği açısından incelenmesi, çalışma yöntemlerine yönelik öneriler
Bu tez çalışmasında viyolonsel repertuvarının yapı taşı niteliğindeki eserlerinden olan Franz Peter Schubert'in arpeggione enstrümanı için yazdığı D. 821, la minör tonalitesindeki Arpeggione ve Pianoforte Sonatı, form ve viyolonsel tekniği açısından kapsamlı olarak incelenmiş, icracılara eserle ilgili teknik ve müzikal tavsiyelerde bulunulmuştur. Üç ana bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü, yaylı çalgıların organolojik gelişimini ele almış olup, viyolonselin günümüze kadarki tarihsel süreçte geçirdiği fiziki değişimler üzerinde dururken, ikinci bölüm Schubert'in hayatı, kişiliği ile eserlerine yapısal çerçeveden bakarak Arpeggione ve sonat formu üzerinde durmaktadır. Üçüncü bölümde ise D. 821, La Minör tonalitesindeki Arpeggione ve Pianoforte Sonatı'nın yapısı incelenmiş ve viyolonsel tekniği açısından icracılara teknik ve müzikal önerilerde bulunulmuştur.