
15
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
İnsan kaynakları yönetiminin stratejik iş ortaklığı değerlendirmesinde kurumsal çevrenin rolü
Günümüzün artan rekabet koşullarında "insanın" önemi gittikçe artmakta, tüm iş süreçlerinde entegre insan kaynakları fonksiyonları ile ortaya çıkacak stratejik sinerji işletmeler tarafından artık çok daha arzu edilir niteliktedir. İnsan kaynakları yönetiminin bu açıdan artan stratejik önemi işletmenin iç ve dış çevre bileşenlerinin bu bağlamda etkileri ile şekillenebilecektir. İnsan kaynakları yönetiminin stratejik rolünün etkisi ve bu etkinin hangi faktörlere bağlı olacağı, işletmenin yer aldığı sektör ve alt işkoluna bağlı olarak gelişecek çevre bileşenleri ile oluşacak parametrelerle tanımlanabilir. Bunun yanı sıra, işletmenlerin deneyimledikleri kurumsallaşma sürecinin ve elde edilen kurumsallığı sürdürme çabalarının işletmelerin rekabetçi örgütsel çevrede arzu edilen amaçlarına ulaşma adına başvurdukları bir yol niteliğinde olması, iç ve dış çevre bileşenlerinin kurumsallaşmaya zemin hazırlayacak bir formda değişimini de gerekli kılacaktır. Kurumsal bir yönetim modeli, işletme fonksiyonlarının stratejilerini oluşturmada doğrudan etkili bir unsur olmakla birlikte; kurumsallaşma düzeyi ve göstergelerinin işletmenin iç-dış çevre bileşenleri ile etkileşimli olarak strateji geliştirmede etkisi bu bağlamda sistemsel bir yaklaşımda olabilecektir. Bu çalışmada; işletmenin yer aldığı işkoluna bağlı olarak ortaya çıkan iç ve dış çevre bileşenlerinin ve deneyimlediği kurumsallaşma sürecine bağlı olarak tanımlanacak kurumsallaşma göstergeleri etkileşiminde insan kaynakları yönetiminin stratejik rolünün nasıl geliştiğinin ve bunun hangi faktörlerle bağlı açıklanabileceğinin sektöre göre değişiminin gösterilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemine üretim sektörü için İSO 500 -2017 listesine giren işletmelerden İstanbul Ticaret Odası Meslek komiteleri sınıflandırmasında yer alan 46 meslek komitesini temsilen ilgili iş kollarındaki işletmelerden en az bir işletmenin seçilmesi yoluna gidilmiştir. Hizmet sektörü için ise hizmet sektörü alt iş kolları sınıflandırması göz önüne alınarak tanımlanmış 12 iş kolunun, İstanbul Ticaret Odasının meslek komiteleri sınıflandırmasında kategorize edilen 46 meslek komitesinde yer alan işletmelerden 12 alt işkolunu temsil edecek şekilde en az bir işletmenin alınması uygun görülmüştür. Araştırmada karma yöntem kullanılarak nitel ve nicel araştırma desenleri bir arada kullanılmıştır. İşletmelerin web sitelerinde yer alan metinlerden araştırmanın ana ve alt değişkeni ile anlamsal ilişki kurulan ifadeler içerik analizi ile kod, kategori ve temalar haline dönüştürülmüştür. İşletmeler ve yer aldıkları sektör için hâkim olan stratejik insan kaynakları yönetimi faktörleri, kurumsallaşma göstergeleri ve çevre bileşenleri ortaya çıkmıştır. Verilerin sektörel farklılığı çoğunlukla non-parametrik bir test olan ki -kare uygunluk testi ve Mann-Whitney U testi ile teşhis edilmiş, değişkenlerin etkileşimsel etkileri ise ki-kare homojenlik testi ile incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre, üretim ve hizmet sektörü işletmeleri stratejik insan kaynakları faktörleri açısından analamlı derecede farklıdır. Kurumsallaşma göstergelerinin bazıları üretim sektörü işletmelerinde benzer olarak saptanmış olmasına rağmen hizmet sektörü işletmelerinde anlamlı derecede farklı bulunmuştur. İç çevre, yakın (sektörel), genel çevre bileşenleri açısından hem üretim hem hizmet sektörü işletmeleri anlamlı derecede farklılaşmıştır. Çevresel bileşenler ve kurumsallaşma göstergeleri etkileşiminde kuruma özgü stratejik insan kaynakları yönetimi bileşenlerinin ortaya çıkması, bazı faktörler açısından hem üretim hem hizmet sektöründe benzer olarak saptanmıştır. Kurumsallaşma göstergeleri ile sektörel düzeyde hüküm süren ve sektörde insan kaynakları yönetiminin stratejik rolünü ortaya çıkarmada etkili olan faktörler arası etkileşimin kuruma özgü stratejik insan kaynakları yönetimi faktörlerini belirlemedeki etkisi, üretim sektörü için bazı bileşenler açısından benzer olarak bulunmasına rağmen, hizmet sektöründe tüm bileşenler için anlamlı farklılık saptanmıştır. İç çevre, yakın (sektörel) çevre, genel çevre bileşenleri ilesektörel düzeyde hüküm süren ve sektörde insan kaynakları yönetiminin stratejik rolünü ortaya çıkarmada etkili olan faktörlerin etkileşimininkuruma özgü stratejik insan kaynakları yönetimi faktörlerini belirlemede etkisi hem üretim hem de hizmet sektöründe bazı temalar için benzer olarak saptanmıştır. Genel olarak hipotezlerin kabul/ya da kısmen kabulü ortaya çıkmış; araştırma değişkenlerinin bazı alt bileşenlerinin sektör için anlamlı derecede farklılaşmadığı görülmüştür. Üretim sektöründe stratejik insan kaynakları ana başlığı altında en çok öne çıkan temalar, liderlik, yenilikçilik ve kalite; kurumsallık ana başlığı altında en çok öne çıkan temalar; sürdürülebilirlik, verimlilik, güvenirlik; çevre ana başlığı altında en çok öne çıkan temalar ise; sosyal sorumluluk, enerji yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği konularında olduğu saptanmıştır. Hizmet sektöründe stratejik insan kaynakları ana başlığı altında en çok öne çıkan temalar; müşteri memnuniyeti, hizmet kalitesi, sürdürülebilirliktir, Kurumsallık ana başlığı altında en çok öne çıkan temalar; yenilikçilik, sürekli gelişme, liderlik; çevre ana başlığı altında en çok öne çıkan temalar ise; iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk, enerji yönetim sistemi konularında olduğu saptanmıştır.
Uyum bağlamında grup performansının öncülleri
Günümüzde artan rekabet koşulları, işletmelerde bireysel performansın daha ötesinde, bireysel performansların sinerjik toplamları ile elde edilecek olan grup performansına dikkatleri yöneltmiştir. Bu bağlamda grup performansının öncüllerinin neler olacağı ve grup dinamikleri farklı değişkenlerle teşhisi akademik ve uygulama alanında araştırmaya değer bir konu niteliğindedir. İşletmelerde yaygın olarak kullanılan yalın organizasyon yapıları, ara hiyerarşilerin ortadan kalkmaya başlaması ve proje türü işlerin yaygınlaşması takım çalışmasının önemini arttırmaktadır. Takım çalışmasında nihai bir amaç olarak tanımlanacak grup performansını arttırma çabası, bu yöndeki bağımsız değişkenlerin ve ara değişkenlerin belirlenmesi ile ilgili araştırmaların da hızla gelişmesine neden olmaktadır. Söz konusu grup performansını ortaya çıkarmada grup düzeyi dinamiklerle ilişki kurulacak değişkenlerden biri grupla bütünleşme olabilecektir. Çalışma grubu üyeleri arasında ortaya çıkacak bütünleşme daha yüksek düzeyde grup performansının ortaya çıkmasında etkili olabilecektir. İş gruplarının artan düzeyde farklılıkları, farklı özelliklere sahip grup üyelerinin takım çalışmasında bir arada bulunmalarını da gerektirmektedir. Söz konusu farklıklardan biri de kişinin çalışma grubunda hüküm süren değerler ile bireysel değer farklılığıdır. Çalışma grubu üyeleri ile bütünleşen bireyin olumlu grup dinamiklerini nasıl değiştireceği, yer aldığı grup ile değer uyumundan etkilenebilecektir. Bu nedenle kişi-grup değer uyumu, grupla bütünleşme ve grup performansı ilişkisinin incelenmesi, olumlu dinamiklerin teşhisi adına önemlidir. Bu ilişkide departman/çalışma grubu/fonksiyonel alt birimin kendi kültürü (alt kültür) kişi-grup değer uyumunun ortaya çıkmasını güçlendirici ya da azaltıcı bir rol üstlenebilecektir. Takım çalışmalarının artması, işletmelerin formal görüntüden uzaklaşarak informal yapı ve bileşenlerinin daha işlevsel bir özellik kazanmasına neden olacaktır. İşletme içindeki iletişim de bu bağlamda informal karakteristiğe daha çok yaklaşacaktır. Bireylerin yer aldıkları çalışma grupları ile değer uyumlarının grupla bütünleşmeleri ve grup performansına katkıları bu nedenle informal iletişimin karakteristiğine de bağlı olabilecektir. Çalışmanın amacı belirtilen değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada nicel araştırma deseni kullanılmış, üretim ve hizmet sektöründen kolayda örnekleme yolu ile belirlenmiş 20 işletmeden 200 beyaz yakalı çalışana ölçekler uygulanmıştır. Verilen analizi SPSS.22 programı ile gerçekleştirilmiş ve önerilen ilişkilerin analizinde korelasyon, çoklu doğrusal regresyon, hiyerarşik regresyon kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kişi-grup değer uyumunun yenilikçilik ve sosyal değer tabanlı insiyatif boyutları grup performansını olumlu olarak etkilemektedir. Grupla bütünleşme, kişi-grup uyumu ve grup performansı ilişkisinde ara değişken etkiye sahiptir. Grup (alt) kültür ve informal iletişimin düzenleyici değişken etkisi saptanmamıştır. Anahtar kelimeler: Grup performansı, grupla bütünleşme, kişi-grup değer uyumu, informal iletişim, alt (grup) kültür
Ortaokul 6. sınıflarda uygulamalı çevre eğitimi: Halkalama çalışması değerlendirilmesi örneği
Yapılan bu araştırmada, ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik bilgi, duygusal yaklaşım ve davranış eğilimlerinin uygulamalı çevre eğitimi yoluyla incelenmesi ve uygulamalı eğitimlerin bunlar üzerinde olumlu bir etkide bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim – öğretim yılında Antalya ilinde öğrenim görmekte olan ortaokul 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem ise Antalya ilinin Serik ilçesinde bulunan toplam 7 ortaokulda öğrenim gören 350 öğrenciden meydana gelmiştir. Örneklem içerisinde yer alan öğrencilerin seçiminde "basit rastgele örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Avan (2011) tarafından geliştirilen "Çevre Eğitimine Yönelik Bilgi, Duygu ve Davranış Ölçeği" kullanılmıştır. Çevre Eğitimine Yönelik Bilgi, Duygu ve Davranış Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Uygulamaya başlamadan önce deney ve kontrol grubundaki öğrencilere ölçekler ön test olarak uygulanmıştır. Ardından deney grubu öğrencilerine 4 saatlik teorik ve yine 4 saatlik uygulamalı çevre eğitimi verilmiştir. Uygulamalı çevre eğitimi bittikten yaklaşık bir hafta sonra ilgili okulun deney ve kontrol grubu öğrencilerine ölçekler son test uygulanarak veri toplama aşaması tamamlanmıştır. Toplanan veriler nicel analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının karşılaştırılmasında ilişkisiz örneklemler t-testi, ön test ve son test puanlarının karşılaştırılmasında ilişkili örneklemler t-testi, cinsiyete göre karşılaştırmada ilişkisiz örneklemler t-testi, korelasyon analizlerinde ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Uygulamalı çevre eğitimi öncesinde ön test uygulanan kontrol ve deney grubunun bilgi, duygu ve davranış eğilimlerinin birbirine eşdeğer olduğu yani anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Uygulamalı çevre eğitimi sonrası ise öğrencilerin çevreye yönelik bilgi, olumlu duygusal yaklaşım ve davranış eğilimlerine anlamlı bir katkı sağlamıştır. Deney grubundaki öğrencilerin eğitim öncesindeki ortalama puanları eğitim sonrasında anlamlı bir artış gösterirken kontrol grubunda anlamlı bir artış görülmemiştir. Ayrıca deney ve kontrol grubunda yer alan erkek ve kız öğrenciler arasında yani cinsiyete göre anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.
Otomotiv sanayisi için alümina ile toklaştırılmış zirkonya- zirkonyum diborür (ATZ-ZrB2) kompozitlerinin geliştirilmesi ve karakterizasyonu
Günümüzde fiziksel, kimyasal ve mekanik özellikleri daha üst seviyelere çıkarılmış malzemelere olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu malzemelerin üretiminde ise geleneksel yöntemlerin ve kullanılan hammaddelerin yetersiz kaldığı noktalarda ileri teknolojik malzemeler ve üretimleri devreye girmektedir. İleri teknolojik malzemeler havacılık, askeriye, enerji, haberleşme ve otomotiv sanayisi gibi birçok endüstriyel alanda kullanılmaktadır. Endüstrinin giderek artan ihtiyaçları üstün performanslı yeni malzemelerin geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bunun sonucunda ileri teknolojik malzemeler arasında yer alan polimer, seramik ve kompozitlerin mühendislik uygulamalarındaki kullanım oranı artmıştır. İleri teknolojik malzemelerin en önemli özelliği ise bu malzemelerin üretimlerinde kullanılan ham maddelerin yapay yollarla elde edilmiş, yüksek saflıkta ve nano boyutta tanecik yapısına sahip tozlardan oluşmasıdır. İleri teknoloji seramiklerinden, son yıllarda endüstride kullanımı ile dikkat çeken malzemelerden biride Zirkonyadır. Zirkonya (ZrO2) sahip olduğu yüksek aşınma direnci, tokluk, sertlik, biyouyumluluk gibi fiziksel ve mekaniksel özellikleri ile ileri teknolojik seramikler grubuna girmiştir. Otomotiv sektöründe de kullanılan zirkonya yüksek tokluk değerlerine sahip olsa da kısmen orta seviyede bir sertlik değerine sahiptir. Bu değer yüksek yük altındaki uygulamaları için uygun değildir. Bu sınırlamaların üstesinden gelmek için zirkonyanın sert takviyeler ile güçlendirilmesi gerekir. Bunun için yüksek sertliğe sahip TiB2 ve ZrB2 kullanılır. Bu noktada tezimizin konusu olan ZrB2 ortaya çıkmaktadır. Ultra yüksek sıcaklık seramiği (UHTC) olan ZrB2 üstün özelliklerinden dolayı son yıllarda endüstriyel uygulamalarda takviyeli kompozit malzeme üretiminde tercih edilmektedir. Bu amaçla hem tokluk hem de sertlik değeri açısından otomotiv sektörünün ihtiyaçlarına cevap verebilecek seramik kompozit elde etmek için bu tez çalışmasında alümina ile toklaştırılmış zirkonya-Zirkonyum diborür (ATZ-ZrB2) seramik kompozit üretimi gerçekleştirilmiştir. ATZ-ZrB2 kompozit malzeme üretimi için eşit mol oranlarında hazırlanan Mg-Y-TZP (%3 mol Y2O3 ve %8 mol MgO) karışımına, ağılıkça %1 Alümina (Al2O3) ve ağırlıkça %0,5 - %1 - %1,5 - %2 oranlarında ZrB2 tozları ilave edilmiştir. Hazırlanan karışımda homojenliği sağlamak için bağlayıcılar ilave edilerek alkol ortamında gezegensel değirmende karıştırılmıştır. Elde edilen toz karışımı sırasıyla kurutma, eleme ve şekillendirme (tek eksenli pres ve CIP) aşamalarından sonra bağlayıcı uzaklaştırma ve belirlenen sıcaklık değerlerinde sinterleme işlemi yapılmıştır. Elde edilen numunelerin yoğunluk, sertlik-tokluk , XRD ve SEM analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, istenen mekaniksel özelliklere sahip ATZ-ZrB2 kompozit üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretimi gerçekleştirilen bu kompozit malzemenin otomotiv sektöründe sürtünmenin ve sıcaklığın fazla olduğu parçaların yapımı veya kaplanması gibi endüstriyel uygulamalarda kullanılabileceği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tetragonal Polikristal Zirkonya, ZrB2, ATZ-ZrB2 kompozit, İleri teknoloji seramikleri.
STEM etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarılarına, problem çözme becerilerine, bilimsel yaratıcılıklarına, motivasyonlarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, STEM (Science-Technology-Engineering-Mathematics) temelli Lego etkinliklerinin ortaokul 6.sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılıklarına, problem çözme becerilerine, STEM tutumlarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına ve akademik başarılarına olan etkisini tespit etmektir. Araştırmada deneysel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Alanya'da bir devlet ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın yapıldığı okulda öğrencilere Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği (BYÖ), Problem Çözme Envanteri (PÇE), STEM Tutum Ölçeği (STÖ), Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği (FÖYMÖ) ve Akademik Başarı testleri uygulanmıştır. Çalışmaya toplamda 85 öğrenci katılmıştır. Çalışma grubunda; 29 öğrenci kontrol grubu, 28 öğrenci deney grubu-I, 28 öğrenci deney grubu-II olarak araştırmacı tarafından belirlenmiştir. Uygulama 7 haftalık bir süreci kapsamıştır. Senaryo dahilinde STEM temelli Lego etkinlikleri yapılmıştır. Çalışmada, literatürde yer alan Kuvvet ve Hareket Akademik Başarı Testi (KHABT), Maddenin Özellikleri Akademik Başarı Testi (MÖABT), Hayvanlar Akademik Başarı Testi (HABT) ve Ses Akademik Başarı Testi (SABT) kullanılmıştır. Gruplara ilişkin ön test son test farkının normal dağılım gösterip göstermediğine Kolmogorov-Smirnov testi ile bakılmıştır. Normallik varsayımını sağlamayan ölçeklerde ve testlerde Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi; normallik varsayımının sağlandığı ölçek ve testlerde İlişkili Örneklemler İçin t-Testi yapılmıştır. Kontrol grubu ve ön test gruplu deney grubunun ön testlerinin karşılaştırılmasında İlişkisiz Örneklemler İçin t-Testi yapılmıştır. Grupların son testlerinin karşılaştırılmasında Tek Faktörlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Son olarak kullanılan ölçeklerin akademik başarıyı yordayıp yordamadığına ilişkin analizlerde regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda BYÖ'ye ait orijinallik boyutunda deney grubu-I lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. STÖ ölçeğine ait sonuçlarda anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Grupların FÖYMÖ'ye ait son test sonuçlarında araştırma yapmaya ve performansa yönelik motivasyon boyutlarında deney grupları lehine; grupların PÇE'ye ait öz denetim boyutunun son test sonuçlarında ise deney grubu-I lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Akademik başarı testleri analizinde sadece MÖABT'e ilişkin son test puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. KHABT, HABT ve SABT'a ait son test sonuçlarında deney grubu-I lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca, grupların HABT'a ait son test puanlarının karşılaştırıldığı analizde deney grupları lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda; STEM temelli Lego etkinliklerinin yapıldığı deney gruplarında öğrencilerin STEM tutumlarında bir değişim gözlenmezken; bilimsel yaratıcılıklarının geliştiği, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının arttığı, problem çözme becerilerini geliştirdikleri ve akademik başarılarını arttırdıkları tespit edilmiştir.
Diş implantlarına yönelik zirkonya esaslı kompozitlerin geliştirilmesi ve karakterizasyonu
Zirkonya malzemeler üstün özellikleriyle, başta dental uygulamalar olmak üzere insanların biyomalzeme olarak sıklıkla kullandığı seramik malzemedir. İnsanların yaşadığı herhangi bir kaza sonrası veya yaşlılık, hastalık gibi bir sebeple dişlerini kaybetmesi veya işleminin azalması nedeniyle çok eski yıllardan beri farklı biyomalzemeler kullanılmıştır. Dental uygulamalar içerisinde olan diş implantları için zirkonyanın kullanımı, gösterdiği yüksek mekanik özellikler ve biyouyumluluğu nedeniyle ideal bir malzeme olarak bilinmektedir. Dental uygulamalarda kullanılan zirkonyanın tetragonal-monoklinik faz dönüşümüyle hacimindeki değişim karakteristik bir özelliğidir. Saf zirkonyanın kullanımını engelleyen bu durum yüzünden, zirkonya farklı stabilize edici oksitler kullanılarak oda sıcaklığında stabil halde bulunmaları sağlanır. Bu çalışmada, zirkonyanın içerisine itriyum ( Y2O3) ilavesi ile stabilize edilen, yüksek sertlik gibi üstün mekanik özelliklere sahip Y-TZP ile üstün yüksek sıcaklık özellikleri gösterdiği bilinen Mg ile kısmen stabilize edilmiş Mg-PSZ kullanılmıştır. Tozlar belli oranlarda karıştırıldıktan sonra, kuru pres ve soğuk izostatik presleme (CIP) şekillendirilmiştir. Şekillendirme sonrası numuneler 1450-1500 °C sinterme sıcaklığı ve 1-2 saat sinterleme süresi kullanılarak numuneler hazırlanmıştır. Elde edilen numunelerin vickers sertlikleri, faz oranları, kırılma toklukları, sinterleme sonrası azalmaları, teorik yoğunlukları ve su emme oranları gibi özellikleri karakterize edilmiş, diş implantı olarak kullanabilecek kompozit malzemeye uygunluğu yorumlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Zirkonya, Y-TZP, Mg-PSZ, Biyomalzeme, Diş implantı.
Biyouyumlu zirkonya medikal seramiklerinin geliştirilmesi ve karakterizasyonu
Biyouyumlu malzemeler, insan vücudundaki organ ya da dokuların işlevlerini yerine getirmek veya desteklemek amacıyla kullanılan malzemelerdir. Zirkonya seramikler (ZrO2), üstün mekanik, kimyasal ve fiziksel özelliklerinden dolayı seramik çelik olarak adlandırılmakta ve dental uygulamalarda dâhil birçok alanda kullanılmaktadır. Zirkonyanın tetragonal-monoklinik faz dönüşümü sırasında meydana gelen %3-5'lik hacimsel değişim, kendine özgü bir karakteristik davranıştır. Zirkonyanın oda sıcaklığında stabil olabilmeleri için kalsiyum oksit (CaO), itriyum oksit (Y2O3), magnezyum oksit (MgO), seryum oksit (CeO) gibi nadir toprak ve toprak alkali elementlerin oksitleri kullanılır. Saf zirkonya içerisine Y2O3 ilavesiyle özellikle diş hekimliğinde olmak üzere daha birçok farklı alanda kullanılan ve yüksek sertlikteki tetragonal zirkonya polikristali (Y-TZP) elde edilir. Benzer şekilde elde edilen seryum ile stabilize edilmiş CeO2-TZP'nin, yüksek kırılma tokluğu bilinmektedir. Farklı kompozisyonlarda Y-TZP ve Ce-TZP içeren karışımlar hazırlanmış, kuru presleme ve soğuk izostatik presleme (CIP) ile şekillendirilmiştir. Şekillendirilen numuneler 1500 ve 1550 oC sinterleme sıcaklığı, 1 ve 2 saat sinterleme süresi kullanılarak sinterlenmiştir. Sinterlenen numunelerin su emme oranları, bulk (yığın) yoğunlukları, teorik yoğunlukları ve görünür gözenek oranları hesaplanmıştır. Ayrıca Vickers sertlikleri ve kırılma tokluğu gibi mekanik özellikleri de belirlenen numunelerin sinterleme sıcaklığı ve sinterleme süresine bağlı özelliklerindeki değişimleri yorumlanmıştır.
Türkiye'de endüstri 4.0 farkıdanlığı
Literatürde Endüstri 4.0 olarak tanımlanan dördüncü endüstri devrimi ile birlikte, üretim sistemleri teknolojik gelişme ve ilerlemeleri hızlı bir şekilde içerisinde barındırmaya başlamaktadır. Üretimde internetin etkin kullanımı düşüncesiyle başlayan yeni devrim süreci bilgi, bilişim teknolojileri ve siber fiziksel sistemler (CPS), nesnelerin interneti (IoT), akıllı fabrikalar ve diğer Endüstri 4.0 bileşenlerinin üretim sistemlerine entegre edilmesiyle gerçekleştirilecektir. Gelişmiş ülkelerin öncülüğünde başlayan Endüstri 4.0'ın ülkelerin gelecek planlamalarında yer aldığı görülmekte, devlet sanayi işbiliğinde yeni sistemlere uygun düzenlemelerin ve uygulamaların başladığı görülmektedir. Ülkemizde ise devlet politikaları bazında benzer çalışmaların başladığı söylenebilmektedir. Bu çalışmalara ek olarak, sanayinin de Endüstri 4.0 uygulamaları için hazırlanması gerekmektedir. Bu doğrultuda, çalışma kapsamında Türkiye üretim endüstrisinin mevcut teknolojik durumu ve Endüstri 4.0'a bakış açısı incelenmiştir. Ülke çapında üretim endüstrisinde çalışan 202 katılımcıya ulaşılarak, Endüstri 4.0 farkındalık anketi ile Endüstri 4.0'a bakış açısındaki sektörel farklılıklar belirlenmiş, Endüstri 4.0 bilgi seviyesine göre katılımcıların görüşleri alınmıştır. Hazırlanan anket paralelinde 13 hipotez oluşturulmuş, hipotezler istatiksel olarak analiz edilmiştir. Sektörel bazda Endüstri 4.0'a bakış açısındaki farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca, katılımcıların Endüstri 4.0 bilgi seviyelerine ve firmalarında Endüstri 4.0 ile ilgili çalışma yapılıp yapılmamasına göre Endüstri 4.0 farkındalıklarının değiştiği görülmüştür. Katılımcılar Endüstri 4.0'a geçişi gerekli görmüş, fakat yeni teknolojileri geçişte mevcut işletme bilgi, bilişim, teknolojik altyapılarının yeterli olmayacağını belirtmiştir. Anahtar kelimeler: Endüstri 4.0, dördüncü sanayi devrimi, siber fiziksel sistemler, nesnelerin interneti, akıllı fabrikalar
Boya duyarlı güneş pilleri için tio2 bazlı malzemelerin sentezi, karakterizasyonu ve uygulaması
Bu tez çalışmasında yenilenebilir enerji türlerinden olan güneş pilleri için TiO2 bazlı yeni nesil malzemelerin sentezlenmesi ve sentezlenen bu malzemenin boya duyarlı güneş piline uygulanması amaçlanmıştır. Bu çalışma ile literatürde mevcut malzemelere alternatif yeni bir malzemenin üretilmesi ile önemli katkılar yapması hedeflenmiştir. Ayrıca, bu tez çalışmasında yeni nesil malzemenin üretilecek olması ülkemizin yurt dışına olan bağımlığının azaltılması ve ülkemizin ekonomisine önemli katkı yapması açısından büyük önem arz etmektedir.
Aşınma amaçlı uygulamalar için alümina ile toklaştırılmış zirkonya-titanyum diborür (ATZ-TiB2) seramik kompozitlerinin üretilmesi
Günümüzde geleneksel seramiklerden başka üstün özelliklere ve birçok kullanım alanına sahip seramikler üretilmeye başlanmıştır. Bu seramikler teknolojik seramikler diğer bir deyişle ince seramikler olarak adlandırılmaktadır. İnce seramikleri geleneksel seramiklerden ayıran en önemli özellikleri hammaddesinin çeşitli sentezleme metotları kullanarak yapay olarak hazırlanması ve pudra şeklindeki çok ince tozlardan üretilmesidir. Bu tez çalışmasında yüksek sıcaklığa ve aşınmaya dayanıklı alümina ile toklaştırılmış zirkonya titanyum diborür (ATZ-TiB2) seramik kompozit üretimi gerçekleştirilmiştir. ATZ-TiB2 kompozit malzeme üretimi için eşit mol oranlarında hazırlanan Mg-Y-TZP (%3 mol Y2O3 ve %8 mol MgO) tozuna, ağırlıkça %1 Alümina(Al2O3) ve ağırlıkça %0,5-%1-%1,5-%2 oranlarında TiB2 tozları ilave edilmiştir. Hazırlanan karışımda homojenliği sağlamak için bağlayıcılar ilave edilerek alkol ortamında gezegensel değirmende karıştırılmıştır. Elde edilen toz karışımı sırasıyla kurutma, eleme ve şekillendirme (tek eksenli pres ve CIP) aşamalarından sonra bağlayıcı uzaklaştırma ve belirlenen sıcaklık değerlerinde sinterleme işlemi yapılmıştır. Elde edilen numunelerin yoğunluk, sertlik-tokluk, XRD ve SEM analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, istenen mekaniksel özeliklere sahip ATZ-TiB2 kompozit üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretimi gerçekleştirilen bu kompozit malzemenin ısı motorlarında, enerji santrallerinde, kesici takımlarda ve otomotiv sektöründe sürtünmenin ve sıcaklığın fazla olduğu parçaların yapımı gibi endüstriyel uygulamalarda kullanılabileceği kanısına varılmıştır. Anahtar Sözcükler: ATZ-TiB2 seramik kompozit, Mg-Y-TZP, Aşınma dirençli seramikler, Tetragonal polikristalin zirkonya, Teknolojik seramikler.