Altınbaş University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Altınbaş University

81

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

Marka kimliği oluşturmanın markalaşmaya etkileri

Marka kimliği ve marka oluşturma çalışmalarına yatırım yapmak, bugün sadece büyük ölçekli şirketlerin kurumsal stratejisi değil, orta ve küçük ölçekli şirketlerin de yöneldikleri bir çalışmadır. Bunun bir nedeni, küreselleşmenin etkisiyle artan rekabet koşullarının şirketleri farklı açılardan düşünmeye zorlamasıyken, bir diğer neden de, teknolojik değişimle beraber sosyal medya kullanım alışkanlığının artması, şirketler ve kişiler arasındaki iletişimin daha doğrudan ve hızlı gerçekleşmesidir. Tüm bu koşullar, orta ve küçük ölçekli şirketleri müşteri memnuniyeti konusunda daha kurumsal çalışmalar yapmaya ve marka yaratmaya yöneltmektedir. Marka algısı ile ilgili ticari markalar özelinde çok sayıda çalışma olmasına rağmen küçük ve orta ölçekli şirketlerden oluşan özel eğitim ve rehabilitasyon özelinde kısıtlı araştırma bulunmaktadır. Markalaşma çalışmalarına son yıllarda önem vermeye başlayan Türk özel eğitim ve rehabilitasyon sektöründeki kurumlar, hedef kitlesi olan ailelerin veya bir başka tabirle müşterilerin zihinlerinde yer edinmeye çalışmaktadır. Bu amaçla kendilerini geliştirmeye çabalamakta, eğitim öğretim metotlarına yenilerini ekleme ve marka kimliği oluşturma gayreti göstermektedirler. Bu bilgiler ışığında orta ölçekli özel bir eğitim kurumunun marka bir kurum olma yolundaki avantajlarını ve dezavantajlarını gözden geçirip, daha sağlam yapıda bir gelecek inşaa etmek düşüncesiyle, Özel Eğitim Kurumlarının marka algısını oluşturan temeller ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Marka tanımından bağımsız iletişimi, bir marka kimliği eşliğinde sürdürmeleri marka sadakati başta olmak üzere işletmelere yeni kazanımlar sağlayacağı gibi marka konumlandırmasını sağlayacak ve rakiplerinden hangi konuda ayrışması gerektiğini netleştirecektir. Ülkemizdeki sayıları 3000'e vardığı tahmin edilen özel eğitim merkezlerinin tamamıyla pandemi şartlarında görüşmenin mümkün olmaması ve demografik açıdan karma bir şehir olması nedeniyle çalışmanın sadece İstanbul şehri özelinde yapılması uygun görülmüştür. Kalitatif araştırma yöntemi ile araştırmanın amacı kapsamında özel eğitim sektöründe çalışan yetkililerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonunda bulunan temel bulgular ise; firmalar stratejik kararlar alırken kitlelerini dikkate aldıkları, eğitim sistemi ve eğitimci seçimine özen gösterdikleri, söylem dillerine önem verdikleri ve dijital pazarlama araçlarını aktif kullanmaları gerektiği yönünde olduğudur. Bunun için somut bir marka kimlik kılavuzu oluşturarak marka vaatlerini, tasarımlarına uygun bir şekilde ve çağrışımlara özen göstererek iletişim faaliyetlerinde bulunulması gerektiği ortaya çıkmıştır.

Mevlüt Dülger
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2015-2020 yıllarında yayımlanan resimli öykü kitaplarının metin-resim ilişkisi

Teorisyenler, görüntü ve metin arasındaki ilişkiyi tanımlamak için kavramlar yarattı. Bu anahtar kavramlar, metnin görsel ifadesinin okuyucu tarafından algılanan boyutuna dayalı bir tasarım oluşturma açısından anlamlı veriler sağlamaktadır. Özellikle bu, bilgi ve öğrenme materyallerinin tasarımının temelidir. Metin ve görüntüler arasındaki tam etkileşim, bilgilerin görülmesini, anlaşılmasını, hatırlanmasını yani izleyicinin bilişsel sistemi ile etkileşime girmesini kolaylaştırır. Söz konusu etkileşim bilişsel ve yapısal ilkeler arasındaki ilişkiyle desteklenir. Bu nedenle araştırmamız; bir eğitim aracı olarak kabul edilen kitaplar başta olmak üzere, resimli metinlerin ilişkisini kesin yönergelerle düzenlemeyi ve okuyucu için anlamlı yapıların oluşmasına katkı sağlayacak ortak bir bakış açısı sunmayı amaçlar. Çocuk edebî ürünleri kaliteli olmalı, çocuklarda okuma keyfi yaratmalı ve yaratıcı düşünme yeteneğini uyandırmalıdır. Bu nedenle çocuk kitaplarının fiziksel özelliklerine, içeriğine ve çizimlerine dikkat edilmelidir. Araştırmada resimli kitapların hikâye ve resim ilişkisi, görünüm, içerik ve illüstrasyon açısından durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel modeller kullanılmıştır. Elde edilen verileri toplamak, analiz etmek ve yorumlamak için nitel araştırma yöntemleri kullanılmaktadır. Verileri toplamak için literatür analizi yapılmıştır. Araştırma evreni resimli kitaplar (hikâyeler ve masallar), 2015-2020 yılları arasında üretilen ve ilk baskısı yapılan, 22 resimli kitabı içeren bir örneklemden oluşmaktadır. Verileri analiz etmek için betimsel analiz kullanılır.

Seher Taras
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel aktörlerin Suriye iç savaşına etkileri -2011'den bugüne-

Aralık 2010'da Tunus'ta başlayıp kısa zamanda diğer Ortadoğu ülkelerine yayılan Arap ayaklanmaları (Arap Baharı), Mart 2011'den itibaren Suriye'de de etkili olmaya başlamıştır. Fakat Suriye'de rejim karşıtı gösteriler başarılı olamamış ve süreç iç savaşa dönmüştür. Bu süreçte bölgesel ve küresel aktörlerin Suriye'de yaşanan çatışmalara doğrudan ya da dolaylı müdahalesi belirleyici olmaktadır. Bu çalışmada, ABD, Rusya ve AB gibi küresel aktörlerin Suriye iç savaşına etkileri güvenlikleştirme teorisi çerçevesinde ele alınmaktadır. ABD, Rusya ve AB'nin güvenlikleştirmeye dayalı söylemler aracılığıyla savaşa müdahalelerini meşrulaştırma çabaları, aralarındaki güç mücadelesi etrafında değerlendirilmektedir. Çalışmada temel olarak farklı siyasal ve stratejik hedeflerle hareket eden küresel aktörlerin Suriye iç savaşına müdahalelerinin bu ülkede sorunun çözümüne katkı sağlamadığını ve sorunu daha uzun süreli ve karmaşık hale getirdiğini ileri sürmektedir.

Arap BaharıGüvenlikleştirmeKüresel güç+3
Öner Yeşilyurt
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim faaliyetlerinde kişilik haklarına saldırı hallerinde başvuru yolları

Kitle iletişim araçları, 2000'li yıllarının başından itibaren gittikçe çeşitlenmeye ve sayıca artmaya başlamıştır. Bu araçların özellikle iletişim kavramına etkileri, hayatımıza hız, pratiklik ve kolaylık olarak yansımıştır. Söz konusu olumlu etkileri sebebiyle toplumun tüm kesimleri tarafından kitle iletişim araçlarının kullanımı benimsenmiş, internetin bireysel kullanıcılara ulaşmasının etkisiyle günlük yaşantıya, sosyal hayata ve iş hayatına etkileri bakımından vazgeçilmez olmuştur. Söz konusu olumlu etkiler ile birlikte, kitle iletişim araçlarının bu kolaylık ve pratikliği aynı zamanda çeşitli suistimallere yol açmaktadır. Yazılı basın, radyo ve televizyon ile başlayan kitle iletişim faaliyetlerine, internetin ve internete bağlı olarak sosyal medyanın eklenmesiyle kişilik haklarına karşı çeşitli ihlaller ortaya çıkmıştır. Bu ihlallere yönelik yapılan hukuki düzenlemeler ise, özellikle son yıllarda görülmeye başlayan bazı yeni ihlal çeşitlerine karşı hem ulusal hem de uluslararası hukuk sistemlerinde yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu durumda, kitle iletişim faaliyetleri yolu ile kişilik hakkı ihlale uğrayan kişilerin hangi başvuru yollarını kullanmaları gerektiği hususunda karışıklıklar ve uygulamada sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın hazırlanmasındaki amaç, kitle iletişim faaliyetlerini geçmiş ve güncel örnekleri ile incelemek, bu faaliyetler aracılığıyla yapılabilecek kişilik haklarına saldırıları saptamak ve söz konusu ihlaller karşısında güncel hukuk normları çerçevesinde başvurulabilecek yollar hususunda bilgi vermektir.

Bireysel başvuruHukuki işlemlerHukuki tasarruflar+7
Ahmet Taha Gedikli
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of organizational climate onperceived organizational support, job

Iraq Institutions (Public sector) have highly skilled individuals as a significant asset but they are still suffering from several problems in their workplace; organizational climate may be one of the most important factors that have a strong positive or negative effect. The current quantitative study seeks to examine the effect of organizational climate on perceived organizational support, job satisfaction and job stress. The theoretical framework is supporting the management and superiors in Iraqi Ministry of Electricity (The headquarter in Baghdad) to understand the nature of organizational climate which would reflect a general view of other public institutions. The survey has been distributed among superiors and subordinates in Iraqi Ministry of Electricity. The convenience sample includes one hundred and nineteen employees (N= 119) from different departments. The sample that represents the community of this study (MOE) shows that the majority of the respondents are males (57%), it's also shows that the highest percentage of the educational qualification is that 76.5% of employees have a university degree. The result of regression analysis reveals that a positive organizational climate has a significant positive effect on: perceived organizational support (β = .67, p < .05), job satisfaction (β = .64, p < .05) and a negative effect on job stress (β = -.44, p < .05). Thus, the hypotheses of the study are supported. This study produces improvements to the public sector based on the outcome of the study to progress organizational efficiency especially in Iraqi Ministry of Electricity. Also, it contributes the wealth of literature on organizational climate, perceived organizational support, job satisfaction, and job stress. Keywords: Organizational climate, Perceived organizational support, Job satisfaction, Job stress, Multiple regression analysis.

Perceived organizational supportIraqPublic sector+3
Youif Isam Abdulmajeed Al-ani
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir markanın dış ticaret gelişimi (Rekabet gücü, verimlilik ve markanın kârlılığının artışındaki rolü) (LC Waikiki örneği)

Tekstil ve hazır giyim sektörümüz gerek dış ticaret fazlası veren ve istihdam sağlayıp, katma değer yaratan önemli lokomotif sektörlerimizdendir. Çalışmada, Türk tekstil ve hazır giyim sektöründe lider ve piyasa yapıcısı LC Waikiki firmasının dış ticaret gelişimi ele alınmıştır. Firmaların uluslararası ticarette dış ticaret stratejilerinde ülke seçimi, mağaza dağılımına, tedarikçi seçim yöntemi ihracat, verimlilik ve karlılıkları açısından önem arz eder. Tedarik zincirlerini etkin yönetmeleri rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Türkiye'de hazır giyim sektöründe, 2008 yılından sonra, dış ticarette yaşanan gelişmeler önem arz etmektedir. Tezde, bu durumun örnek olarak ele alınan tekstil ve hazır giyim perakendecisi firmaya olan etkisi ele alınmıştır. Tekstil dış ticareti ile ilgili olarak mevzuatta yaşanan önemli değişiklikler sektördeki firmaları etkilemiştir. Çoklu taşıma şekilleri, firmanın yurt içi ve yurt dışı rakiplerinden söz edilmiştir. Dahilde İşleme Rejiminin katma değerinden ve firmada uygulamalarından, tedarik zincirinin öneminden bahsedilmiştir. Hazır giyimin Türkiye'de genel durumu ve Porter'ın Beş Güç Analizi ile örnek olarak ele alınan firmanın görünümünden bahsedilmiştir. Dijitalleşme, e-ihracat ve dolayısıyla e-ticaretin önemi belirtilmiştir. Tüm firmaların anahtar performans göstergeleri onlara rehberlik etmektedir. Araştırma anketi ile firmanın dış ticarette sonuç olarak ne durumda olduğu ve önerilere yer verilmiştir. Çalışmanın amacı Türkiye'de LC WAIKIKI işletmesinin mamul ürünlerinin ithalat yolu ile tedarikinde ve ihracatının rekabet kazanmasında lider konumda olması için çözüm önerileri ve stratejiler geliştirmektir. Böylece "Dünyada LC WAIKIKI'nin dış ticarette lider konumda olup rekabet kazanması açısından stratejiler ne olmalıdır?" sorusuna da cevap arayan model oluşturulacaktır. Sektöre de rehberlik etmesi amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler:Dış Ticaret, Tedarik Zinciri, İthalat, İhracat, Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü, Porter Beş Güç Modeli, Dijitalleşme, Anahtar Performans Göstergeleri, Kalkınma.

Giyim sektörüKarlılıkLC Waikiki+7
Burak Ergen
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gayrimenkul pazarlamasında elektronik pazaryeri modeli kullanımı ve sanal mağaza hizmet kalitesinin tüketicinin satın alma sürecine etkisi

Günümüzde küresel rekabetin her geçen gün daha da çetin bir hal aldığı işletme dünyasında sadece üretim işletmeleri değil hizmet işletmeleri de bu yapıdan etkilenmektedir. Hizmet sektörünün son yıllarda en çok gelişme gösteren örneklerinden olan gayrimenkul pazarlaması özellikle internetin işletmecilik faaliyetlerinin içerisinde kendine giderek daha fazla yer bulmaya başlamasının sonucunda önemli bir değişim içerisine girmiştir. Bu tez çalışmasında tüm işletmeler açısından kritik öneme sahip tüketici satın alma davranışı ile gayrimenkul pazarlamasında elektronik unsurların kullanılması arasındaki ilişki ve bu süreçlerin tüketicilerin satın alma davranışları üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Anahtar kelimeler: elektronik pazaryeri, gayrimenkul pazarlaması, tüketici satın alma davranışı

Elektronik pazar yerleriElektronik pazarlamaGayrimenkul sektörü+7
Behlül Erkan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesine acentelik sözleşmesi hükümlerinin uygulanması

Taşıma İşleri Komisyonculuğu Sözleşmesinin diğer iş görme sözleşmelerine göre kendine özgü nitelikleri ve farklılıkları bulunduğundan özel düzenlemelere tabi kılınmıştır. Taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi uyarınca, taşıma işleri komisyoncusu belirli bir ücret karşılığında eşyanın taşıtılmasını üstlenir ve üstlendiği edim gereği kendi adına gönderen hesabına bir taşıma sözleşmesi yapma borcu altına girer. Bu yönüyle istisnalar dışında taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi dolaylı temsil ilişkisine dayanır. Acentelik sözleşmesi ise bir işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak, belli bir yer veya bölge içinde sürekli bir şekilde ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları belirli istisnalar haricinde o tacir adına ve hesabına yapmayı meslek edinilmesine dayanan bir hukuki ilişkidir. Acentelik sözleşmesi de bu yönüyle istisnalar haricinde doğrudan temsil ilişkisine dayanır ve acentelik sözleşmesine bağlı olarak müvekkili tacir ile üçüncü kişiler arasında yapılmasına aracılık edilen veya müvekkil ad ve hesabına yapılan sözleşmelere bağlı tüm hak ve yükümlülükler müvekkil üzerinde sonuç doğurur. Öte yandan bazı hal ve şartlarda Türk Ticaret Kanunu'nun 103. maddesi gereği taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesine acentelik sözleşmesi hükümleri uygulanacak ve böylelikle taşıma işleri komisyoncusu acente sayılacaktır. Taşıma işleri komisyoncusuna acentelik hükümleri uygulanması ile taşıma işleri komisyoncusu da müvekkili tacire karşı acentenin hak ve borçlarına sahip olacaktır. Giriş ve sonuç kısmı haricinde toplam üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinin unsurları ve hukuki niteliği ile taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinden doğan hukuki ilişkiler ile taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinin benzeri hukuki kurumlarla karşılaştırması yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise acentelik kavramı ve unsurları ile acentelik sözleşmesinin benzeri hukuki ilişkiler ve kurumlarla mukayesesi irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise acente sayılan taşıma işleri komisyoncusuna acentelik sözleşmesi hükümlerinin uygulanması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sonuçlar, yetki, hak ve yükümlükler değerlendirilmiştir.

Acente sözleşmesiKomisyonculukSözleşmeler+7
Hüseyin Aydın
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

ABD'nin Irak'a saldırma nedenleri ve adil savaş teorisine göre sonuçları

Over the centuries, intellectual tradition has evolved about the ethics of war and peace. It set out, from a moral and legal perspective, the moral rules that must be followed in order for war to be fair. As a result, the theory of Just War, which reasonable the force use and resorting to war based on certain moral grounds and justifications, was developed. The theory is based on a number of criteria and principles that determine the assessment of the behavior of war. The current study aims to assess the 2003 US led invasion of Iraq according to a Just War theory and the US commitment to the principles of the theory. Depending on the analytical approach and based on the relevant studies, the study assumed that the war on Iraq had not been fair. The results of the study indicate that there is a serious review of the Just War theory in order to keep abreast of the varying certainties of war and ensure that states obey with the ethical standards set forth in the theory. The findings of the study showed from the viewpoint of international law that the United States was not able to provide strong arguments to prove its claim of war against Iraq in terms of any justification of the attack and its consequences. Moreover, The United States did not find any weapons of mass destruction purportedly to be possessed by Iraq, nor could the United States justify its immoral practices and behavior during the war. The withdrawal of US forces from Iraq had led to chaos leaving Iraq suffering from sectarian violence, political repression and growing tension. The US invasion of Iraq distanced the US from any moral standards according to the Just War theory This thesis contributes to the combination of the three criteria of a Just War theory, and the submission of substantive and logical influences to the general sympathetic of the invasion of Iraq that is in itself a rare because most literature on the theory applicability relating to the invasion of Iraq discusses only jus ad bellum and jus in bello principles in relation to the invasion and seldom argues jus post bellum. Moreover, the study discusses all the principles of the three fair war theories, and it provides a complete and detailed analysis. Keywords: US Decision to Invade Iraq, just war theory, jus in bello, jus ad bellum, jus post bellum, International Humanitarian Law.

Belief in a just worldFair and equitable treatmentUnited States of America+3
Anoar Majeed Hameed
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2000'li yıllarda enerji güvenliği çerçevesinde Türkiye-Azerbaycan enerji ilişkileri

Enerjinin insanlık tarihiyle kadim bir bağı olsa da İkinci Dünya Savaşını takip eden süreçte petrol ve doğal gazın yaygın kullanım alanlarının dünya ekonomisinin işleyişinde hayati roller oynamaya başlaması sonucunda ülkeler için enerji güvenliği askeri ve ekonomik güvenlikleriyle yakından ilişkili hale gelmiştir. Enerji güvenliği kavramı bu dönemden sonra Uluslararası İlişkiler disiplininde çeşitli bakış açıları tarafından da ele alınmıştır. 2000'li yıllardan itibaren ise Türkiye'nin yakaladığı yukarı doğru ivmeyle beraber iç pazarında enerjinin uygun fiyatlardan kesintisiz sağlanması konusundaki baskı iyiden iyiye artmış ve ülkenin enerji güvenliğinin sağlanması konusu önemli bir araştırma alanı olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Türkiye'nin enerji güvenliğini sağlamada Azerbaycan'ın petrol ve doğal gaz arz eden bir ülke olarak yeri ve önemi tartışılmaktadır. İki ülkenin ortak kültür değerleri ve enerji konusunda birbirlerine karşılıklı fayda sağlama potansiyelleri mevcut boru hatları ve yapılması planlanan projeler üzerinden değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Enerji Güvenliği, Türkiye-Azerbaycan İlişkileri, Petrol ve Doğalgaz, Boru Hattı

AzerbaycanDoğal gazDoğal gaz sektörü+5
Şahin Karataş
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00