İnönü University
Departman

Türk Edebiyatı Bölümü

İnönü University

288

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Şerh-i Dîvân-ı Hâfız (Sûdî): Kelimeler-remizler-kavramlar

16. yüzyılda yaşayan Sûdî İran Edebiyatının temel klasiklerinden üçü hakkında şerh yazan bir müelliftir. Bunlar Hafız-ı Şîrâzî'nin Divan'ı ve Sa'dî-i Şîrâzî'nin Bostan ve Gülistan adlı eserleridir.Bu eserler sadece İran'da değil Anadolu sahasında da en çok okunan eserler arasında önemli bir yere sahiptir. Ayrıca Hafız-ı Şîrâzî'nin Divan'ı ve Sa'dî-i Şîrâzî'nin Bostan ve Gülistan adlı eserleri dünyanın birçok dillerine tercüme edilmişlerdir. Türkçe'ye de çok sayıda bunların tercüme ve şerhleri yapılmıştır.Bu çalışmada Bosnalı Sûdî'nin Hafız Divanı'na yaptığı ve araştırıcıların takdirini kazanan Şerh-i Divan-ı Hafız adlı eser ele alınmıştır. Eser Hafız Divanı şerhlerinden matbu olan tek eserdir. Diğer şerhlerin ise sadece yazma nüshaları bulunmaktadır.Şerhin sözlük anlamı yarma ve açma ve ayırma demektir. Terim anlamı ise edebî bir metnin daha iyi anlaşılabilmesi için metinde geçen kelimelerin gerçek ve mecaz anlamlarını belirtilerek,deyim ve terimlerin kendi döneminde hangi anlamda kullanıldığını göstererek açıklama yapmak demektir. Metni şerh eden kişiye şarih denilir.Farsça metinlerin şerhinde önce metin yazılır, daha sonra metinde geçen kelime ve terimlerin anlamı verilir. Fiillerin hangi kipten olduğu ve eklerin hangi fonksiyonları taşıdığı söylenir, daha sonra beytin toplu anlamı verilir. Bütün bunlara ek olarak manzum metinlerin şerhinde nazım şekli, aruz ve kafiye bilgisi, edebî sanatlar da kısmen ele alınmaktadır. Ayrıca şarih diğer şerhlere yaptığı eleştirilere de eserinde yer verir.Farsça eserlerin şerhinde öncelikli husus daha çok anlaşılması izaha muhtaç olan kısımların açıklanmasıdır. Diğer kısımlar bir nevi geniş tercüme denilebilecek özellik taşır. Bu tarz eserlerde dili öğretmek gayesi ön plandadır. Bununla beraber şarihler yeri geldikçe metnin anlamlandırılmasında edebî sanatlar ve tasavvufî yorumlara da başvurmuşlardır. Bu durum Sûdî şerhinde de göze çarpar.Bu araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Önce bir giriş olarak Sûdî'nin hayatı, eserleri ve edebî şahsiyeti hakkında bilgi verilmiş, 1. bölümde Türk Edebiyatındaki Hafız Divanı şerhleri hakkında tanıtıcı bazı bilgiler verildikten sonra Sûdî'ni Şerh-i Divan-ı Hafız adlı eseri dilbilimsel ve anlambilimsel olarak incelenmiş ve müellifin diğer şarihlere yönelttiği eleştiriler sınıflandırılmıştır. 2. bölümde ise eserde geçen ve edebî değeri haiz bulunan bazı kelime, remiz ve kavramlar alfabetik olarak sıralanmış, çalışmanın hacminin büyük olmaması için bunlarla ilgili çok az sayıda şiir örnekleri verilmiştir.

İbrahim Kaya
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güney Azerbaycan şairi Bulud Karaçorlu (Sehend)nun nazmında dil özellikleri

Bu çalışmamızda; ana dilinde yazan, Güney Azeri şairlerinden Sehend'in nazmında dil özelliklerini ses ve şekil bilgisi bakımından incelemeye çalıştık.Birinci bölümde Sehend'in hayatı ve edebi kişiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde metnin ses özellikleri, bu seslerdeki değişmeler Azerbaycan Türkçesi ile Türkiye Türkçesi yazı dili karşılaştırılarak verilmiştir. Şekil bilgisi yapım ve çekim ekleri olarak iki ana başlık altında üçüncü bölümde incelenmiştir.Transkripsiyonlu metinlerin yer aldığı dördüncü bölümde ise çeviriyazı işaretleri kullanılmış, devamında ise metnin daha iyi anlaşılması için seçme bir sözlük oluşturulmuştur.

AzerbaycanAzericeAzerice+1
Ali Selami Başoğlu
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Roman tekniği açısından Cemşîd ü Hurşîd (Ahmedî)

Ahmedî, Divan edebiyatının 14.yüzyıldaki önemli şairlerinden biridir. Kaleme aldığı Cemşîd ü Hurşîd adlı mesnevisinin konusunu Salman-ı Saveci'den almış olmasına rağmen eserini telif hale getirmiştir. Divan edebiyatında en çok kullanılan nazım şekillerinden biri olan ve edebiyatımıza Fars edebiyatından geçen mesneviler, yazıldığı dönemlerde toplumun hikâye ve roman ihtiyacına cevap veren anlatmaya dayalı türlerden biridir. Bu çalışmada Ahmedî'nin yazmış olduğu Cemşîd ü Hursîd'in roman türüyle olan ilişkisi, benzer ve farklı yönleri ele alınarak mesnevilerin romanın sahip olduğu unsurlann ve anlatım tekniklerinin ne kadarına ve ne ölçüde sahip olduğu irdelendi. Sonuçta mesnevilerin romanın bünyesinde bulundurduğu pek çok unsura sahip olduğu; buna rağmen gerek romana ait unsurlann kullanılışındaki titizlik ve aynntılara yer verme gerekse anlatım tekniklerinin bilinçli kullanımı bakımlanndan romandan aynldığı; ancak romans diyebileceğimiz türe özgü niteliklere sahip olduğu görüldü.Anahtar Kelimeler: 14.yy, Ahmedî, Cemşîd, Hurşîd, Mesnevi.

14. yüzyılAhmediCemşid ü Hurşid
Mustafa Uğurlu
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenileşme dönemi Türk edebiyatında öğretmen konulu hikâyelerde değer eğitimi

Bu çalışmada hikâye türü eserlerdeki öğretmen tipleri üzerinde durulmuştur. Tanzimat ile başlayan yenileşme döneminin günümüze kadar uzanan gelişim çizgisi içerisindeki hikâye türü eserler dikkate alınmıştır. Bu eserlerdeki öğretmenlerin şahsında yazarlar tarafından verilmek istenen değerler tespit edilmiştir. Bu tespitten hareketle söz konusu dönem içerisinde hikâye türü eserlerde öğretmen tipinde görülen değişmeler, toplum ve öğretmen kavramlarının karşılıklı etkileşimi konularında bir sonuca gidilmiştir.?Hikâyeciliğimizin modern döneminde öğretmenin yeri nedir, ona hangi değerler yüklenilmiştir ve toplumda hangi roller verilmiştir?? gibi başlıca sorulara cevap aranmıştır. Cevaplardan hareketle eğitim, toplum ve öğretmen arasındaki bağlantının boyutu, niteliği ve sınırlılıkları üzerine farklı aynı zamanda yeni fikirlerin ortaya konulması amaçlanmıştır.Zaman aralığının geniş tutulması nedeniyle hikâye taramasında antolojilere ve toplu hikâye kitaplarına ağırlık verilmiştir. Araştırma kapsamında tespit edilen 500 öğretmen konulu hikâye arasından çalışma aracını oluşturan 330 hikâye, seçkisiz olarak belirlenmiştir. Bu eserlerdeki değerlerin tespitinde Milli Eğitim Bakanlığının eğitim programında bireylere kazandırılması hedeflenen olumlu değerler ölçüt alınmıştır. Dil eğitimi ve bireylere dil bilinci kazandırılması konusunda hikâyelerdeki iletiler ayrıca tespit edilmiştir.Eklenen tablolar ve grafikler yardımıyla elde edilen bulguların sistemli bir dökümü yapılmıştır. Ayrıca bahsedilen araçlar bulguların bilimsel bir zeminde değerlendirilerek sağlıklı bir sonuca ulaşılmasını da kolaylaştırmıştır.Öğretmenin değerlerin aktarımında, kültürel öğelerin devamının sağlanmasında köprü görevi gördüğü fikrini destekleyen sonuçlar elde edilmiştir. Yine öğretmenin toplum yapımızdaki saygın kişiliğinin ve lider rolünün eserlerde vurgulandığı, yazarların değerlerin aktarımında öğretmenin bu konumundan ağırlıklı olarak yararlandıkları görülmüştür. Değişen şartlara paralel olarak değerlerde de birtakım güncellemeler yapılmıştır. Türkçenin kullanımına, hikâye türünün gelişimine ve değer, toplum, öğretmen ilişkisine yönelik sonuçlar da elde edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Değer eğitimi, Türkçe eğitimi, Türk edebiyatı, öğretmen, hikâye.

Değerler eğitimiHikayeTürk edebiyatı+4
Mustafa Emek
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk hikâyesi ve Fakir Baykurt'un çocuk hikâyeciliğine katlısı

Çocuk edebiyatı, çocukların düşünce ve hayallerinin, doğuştan getirmiş oldukları sanat ve estetik duyarlıklarının, düşsel zekâlarının geliştirilmesi amacıyla yazılmış olan çocuk kitaplarıyla ilgili olarak yapılan genel bir tanımlamadır. Tanzimat Dönemi'nde batıdaki klasik yapıtların çevirisi yoluyla oluşturulan bu yeni kavram, çocuk edebiyatı, zamanla daha bilinçli bir şekilde algılanan bir kavram olmuştur. Özelikle Cumhuriyet dönemi, çocuk edebiyatının gelişmesinde bir dönüm noktası olmuş, çocuk ve edebiyat daha çok önemsenmiş ve pek çok yazar bu alanda eser vermeye başlamıştır.Bu yazarlardan biri de Fakir Baykurt'tur. Baykurt ?çocuk? kavramına önem vermiş, eserlerinde bu kavram üzerine eğilmiştir. Yazarlık yaşamına `şiir'le başlayan ve şiirlerinde asıl adı olan ?Tahir? yerine ?Fakir? takma adını kullanan Baykurt, yetişkinler için pek çok roman, öykü ve şiir yazmış; bunun yanında çocuk edebiyatını da ihmal etmeyip bu alanda `sekiz öykü, bir roman ve bir de masal kitabı' kaleme almıştır. Çalışmamıza konu olan sekiz öykü kitabını; çocuk öykülerinin içerik biçim, dil ve anlatım özelliklerini gözeterek yazmış ve bu öykülerinde eğitim temasına da geniş yer vermiştir.Fakir Baykurt, çocuğun çevresiyle birlikte ele alınmasını gerekli görmüş, küçük yaşlardan itibaren de yaşamın gerçekleriyle karşılaştırılması gerektiğini savunmuştur. Bu düşüncelerden yola çıkan yazar, öykülerinde çocuklara çalışma, üretme, yardımlaşma, emeğe saygı duyma? gibi değerleri kazandırmaya çalışmış ve bunları yaparken de çocuklarda dil bilinci oluşturmaya çalışmıştır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, çocuk edebiyatı, çocuk hikâyesi, Türkçe eğitimi.

Baykurt, FakirHikayeTürkçe eğitimi+3
Mahmut Değirmenci
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Baki'nin gazellerinde teşbih

Bu tezde, Bâkî Divanı'ndaki ilk 100 gazelde teşbih ve teşbihten elde edilen mecazlar olan istiare türlerinin edebî üslûp oluşturmadaki kullanım sıklıklarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla öncelikle Bâkî Divanı'ndaki tüm gazeller düz yazıya çevrilmiş; daha sonra, gazel metinlerinde geçen teşbih ve istiare türleri tespit edilmiştir. Gazellerde ?mufassal?, ?mücmel?, ?mürsel? ve ?beliğ teşbih? türleri ile ?açık ve kapalı istiare? türlerinin hemen hepsinin kullanıldığı görülmüştür. Bunların yanısıra teşbihlerin ?tek bir mısrada, mısralarda ayrı ayrı ve karşıklı olarak kullanılan, beytin tamamına yayılmış ve beyitler arası kurulan teşbih türleri? başlıklarıyla da sınıflanabileceği görülmüştür. Açık ve kapalı istiarelerde ise, ayrı bir gruplandırma yapılmıştır. Açık istiareler ?mutlak?, ?mücerred? ve ?müreşşah?; olmak üzere üç; kapalı istiareler ise sadece ?müreşşah kapalı istiare? olmak üzere tek başlık altında toplanmıştır. Sonuçta, ilk 100 gazelde toplam 494 teşbih, 290 de istiare tespit edilmiştir. Dolayısıyla Bâkî'nin gazellerinde edebî imge oluşturmada teşbihin istiareye göre daha sık kullanıldığı görülmüştür. Teşbih türleri arasında ise 428 beliğ teşbihin kullanılması, bu teşbih türünün Baki'nin şiirlerinde edebî söylem oluşturmada diğer teşbih türlerine göre daha etkili olduğunu göstermektedir. Bu şiirlerdeki istiarelerin ise 124'ü açık, 166'i de kapalı istiaredir. Kullanım sıklıkları birbirlerine yakın olsa da bu şiirlerde kapalı istiarelerin edebî söylem çerçevesinde daha fazla tercih edildiği görülmüştür

BakiBenzetmeEdebi sanatlar+1
Günay İnci
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Memet Baydur'un oyunlarında uygarlık ve uygar insan

Memet Baydur, 1981- 2001 yılları arasında kaleme aldığı oyunlarıyla son dönem Türk tiyatrosunun en üretken ve en çok dikkati çeken yazarlarından biridir.Baydur'un oyunlarını yazdığı dönem, 20. yüzyıl uygarlığının neredeyse son çeyreğidir. Gerek Türkiye gerekse dünya, yeni bir politik, ekonomik, sosyolojik ve kültürel anlayışın egemenliği altındadır. Baydur tanıklık ettiği bu dönemi, sadece yerel unsurlarla değil, aynı zamanda evrensel bir bakış açısıyla oyunlarına yansıtmıştır. Bu sırada kullandığı dil ironiktir, tiyatrosu eleştireldir, sorgulayıcıdır ve keskin bir mizah içerir.Bu tezin öncelikli amaçlarından biri, Memet Baydur'un oyunlarını genel hatlarıyla analiz etmek ve oyunlardaki uygarlık ve uygar insan olgusuna odaklanmaktır. Çalışmada öncelikle ?uygarlık nedir ve uygar insan kimdir?? sorusuna yanıt aranmıştır. Yazarın bütün oyunları, denemeleri, öyküleri incelenmekle beraber, tezin konusundan yola çıkılarak uygarlık ve uygar insan olgusunun daha çok önem kazandığı Yalnızlığın Oyuncakları, Tensing, Kutu Kutu ve Lozan adlı oyunları seçilerek detaylıca ele alınmıştır.Çalışma sonunda, Memet Baydur'un, oyunlarında sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısıyla uygarlık ve uygar insan olgusuna odaklandığı görülmüştür. Bu odaklanmada duyarlık ve aydın sorumluluğu öne çıkmaktadır.Anahtar Sözcükler: Memet Baydur, tiyatro, uygarlık, uygar insan

Baydur, MehmetMedeniyetTiyatro
Sevgi Şebnem Graf
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zaman algısı ve romana yansıması

Zaman fiziğin sabit ve mutlak bir unsuru değil, sosyal ve ekonomik olgularla şekillenen ve toplumdan topluma değişiklik gösteren bir algı türüdür. Batı düşünüş tarzında çizgisel yapıda şekillenen zaman anlayışı, başka birçok toplumda döngüsel bir yapıya sahiptir. Anlatılar yaşamı, içinde şekillendikleri toplumların kültürel anlayış ve alışkanlıklarını yansıtır şekilde işlerler. Zaman algısı da, anlatıların kurgularını belirleyen başlıca kültürel anlayış ve alışkanlıklardan birisidir, dolayısıyla bir anlatının zamansal kurgusu da bu algılama doğrultusunda şekillenecektir. Döngüsel bir zaman anlayışı postmodern ve büyülü gerçekçi romanlarda kendini göstermektedir. Bu çalışmada, döngüsel zaman algısının öne çıkan yönleri olan ebedi dönüş olgusu, her şeyin mevcut anda birleşmesi olgusu ve kutsal zaman ile tarihi zaman ayırımı, postmodern ve büyülü gerçekçi romanların Türk edebiyatındaki temsilcilerinden Hasan Ali Toptaş'ın romanlarında incelenecektir.

PostmodernizmZamanZaman algısı
Sevgi Saybaşılı
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayseri Üçkonak-Adana Yeniyayla köyleri karşılaştırmalı halk kültürü araştırması

Bu çalışmada Kayseri ilinin Tomarza ilçesindeki Üçkonak Köyü ile Adana ili Yeniyayla Köyü geçiş dönemleri, halk inanışları, mutfak kültürü üzerinde durulmuş, iki köy, bu hususta karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Geçiş dönemleriyle ilgili olan birinci bölümde ele alınan konularda, yazılı kaynaklardan edinilen bilgilerin ardından, sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler verilmiştir. Sözlü kaynaklardan edinilen bilgilere göre, her bölümün sonunda iki köyle ilgili adetler karşılaştırılarak değerlendirilmiş, benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır.Halk inanışları ve mutfak kültürüyle ilgili olan ikinci bölümde her iki köye ait inanışlar ve mutfak kültürü verilerek, benzer yönleri ve farklılıkları üzerinde durulmuş; inanışların eski Türk kültürü bağlamında uzantıları ile köylerin coğrafi, sosyal ve kültürel yapılarının mutfak kültürüne yansımaları tespit edilmeye çalışılmıştır.Bu araştırma sonucunda, Üçkonak Köyü ile Yeniyayla Köyü kültüründe benzerlikler olduğu, İslamiyet'le birlikte Orta Asya ve Anadolu'nun inanç/kültür yapısının da kültürel doku üzerinde farklı bir biçimde varlığını devam ettirdiği görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Üçkonak Köyü, Yeniyayla Köyü, Geçiş Dönemleri, Halk İnanışları, Halk Mutfağı.

Gülsüm Tarçın
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halid Ziya Uşaklıgil'in İzmir dönemi romanlarındaki aile ilişkilerinin psikanalitik yaklaşıma göre incelenmesi

Hâlid Ziya Uşaklıgil (1865-1945); Yeni Türk Edebiyatı tarihinin adından en çok söz edilen edebî şahsiyetlerinden biridir. Pek çok edebî türde önde gelen eserleri bulunmakla birlikte yazar; romanlarındaki teknik ve üslubuyla da Türk romanının gelişimine yeni bir yön vermiştir.Yazar İzmir'de bulunduğu dönemde Sefîle, Nemîde, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı adlı dört roman kaleme almıştır. Bu romanların; her birinin kendine has özellikleri olmakla birlikte, ortak yönleri de çoktur. Ele aldığı benzer konuları dramatik aile ilişkileri etrafında ören yazarın ilk romanlarının Mâi ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar ve Nesl-i Ahir adlarını taşıyan olgunluk dönemi romanları için teknik, üslup ve dil kullanımı yönünden bir zemin oluşturduğu söylenebilir.Bu tezin amacı; yazarın İzmir'de yazdığı ilk romanlarına odaklanarak, bu romanlardaki ?aile ilişkileri?ni, psikanalitik yaklaşımla ele almaktır. Böylelikle, yazarın iç dünyası ve ?aile? kavramı ile ilgili tutumu ortaya konmaya çalışılmıştır.

AileAile içi ilişkilerPsikanaliz+4
Zeynep Candır
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00