
220
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Geleneksel kispet ustalığı ve kispet'in moda ve tekstil tasarımında uygulanması
Bu çalışma, Türk güreş tarihinde geleneksel hale gelen kispet ve kispet ustalığının usta-çırak ilişkisi ile sürdürülebilirliği, mesleğin son temsilcilerinden Unesco Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edilen İrfan Şahin'in hayatı, mesleği icra edişi ve yetiştirdiği son ustalar ile ilgili araştırmalar yapılacaktır. Bu geleneğe bağlı olarak kispet dikiminde kullanılan malzemeler, desenler ve işlemelerin moda tasarımında farklı kıyafetlerde uygulanabilirliği üzerine çalışmalar yapılacaktır. Araştırma, Türk Kültürünün zenginlikleri arasında yer alan Geleneksel Kispet Ustalığı, öne çıkan objesi Kispet ve Kispet yapımının tarihsel süreçteki gelişmelerini kapsamaktadır. Türk Kültürü içinde kendine has ritüelleriyle yerini alan Geleneksel Kispet Ustalığı ve Kispet yapımı incelenmiştir. Kispet yapımında kullanılan malzemenin özellik ve gelişimi, ustaların yetişmesi tarihsel süreç içinde değerlendirilmiştir. Araştırmada konuyla ilgili yazılı ve dijital kaynaklar taranmış, saha çalışmaları yapılarak geleneksel öğreti yöntemleriyle yetişmiş kispet ustalarıyla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. İnsanlık tarihinin en eski sporlarından olan güreş, ilk çağlardan itibaren savunma, spor, oyun ve eğlence amacıyla yapılarak günümüze kadar gelmiştir. Geleneksel güreşlerimizden Aba, Şalvar (Don) ve Karakucak güreşleri yanında "yağlı güreş" de kendine has kurallarıyla yerini almıştır. Geleneksel sporumuz yağlı güreşi diğerlerinden ayıran önemli farklılıklardan birisi, pehlivanlar tarafından müsabakalarda giyilen ve "Kispet" adı verilen özel kıyafettir. Yağlı güreşlerin öne çıkan bir öğesi olarak Kispet, malzeme seçimi ve yapım aşamalarında özel ustalık gerektiren, geleneksel öğreti yöntemleriyle usta çırak ilişkisi içinde kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar yaşatılan maddi kültür öğelerimizdendir. Kispet dikimi günümüzde unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar içerisinde yer almaktadır. Kispet ustalığı da bu zanaata gönül veren birkaç usta tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. Usta-çırak ilişkisi içerisinde geleneksel öğreti yöntemleriyle dikilen kispet, nesilden nesile yaşatılmakta ve gelecek kuşaklara emanet edilerek sürdürülmektedir. Kispetin Türk kültüründe sürdürülebilirliği bağlamında kendine has malzeme, süsleme ve dikiş teknikleriyle Moda Tasarımında farklı giysi ve aksesuarlar tasarlanarak Türk Kültürünün tanıtımına katkı sağlaması önerilmektedir.
Şakir Paşa ailesinin sanatçı üyelerinin Türk sanatına katkıları
Sayfa Sayısı : 12(ön kısım) + 128(tez) + 2(ekler) Türk sanatına pek çok sanatçı kazandıran Şakir Paşa Ailesinin sanatçı üyelerinin biyografileri incelenmiştir. Bunun yanında Türk sanatı için yeni kabul edilen sanat anlayışlarının topluma tanıtılması, toplumca kabul edilmesi, Türk sanatı ve sanatçısının yurt dışında da başarılı bir şekilde temsil edilmesi konusundaki çabaları yadsınamaz. Aile üyelerini incelerken yaşadığı dönemde Osmanlı için önemli askeri vazifelerde bulunmuş olan Şakir Paşa'dan başlanmıştır. Paşa, kitap yazıp yurt dışında fotoğraf sergisi açmıştır. Sanatın pek çok dalını (müzik, resim, edebiyat vs.) günlük hayatın içinde yaşatmaya çalışmış, böyle bir ortamda çocuklarını ve torunlarını yetiştirmiştir. Daha sonra kronolojik olarak Şakir Paşa'nın oğlu yazar, çizer, rehberliği ve mavi turları Türkiye'ye kazandıran Cevat Şakir Kabaağaçlı, kızı ressam Fahrelnisa Zeid, diğer kızı gravür sanatçısı Aliye Berger, torunu seramik sanatçısı Füreya Koral, Fahrelnisa'nın çocukları ressam Nejat Devrim ve Şirin Devrim sırayla yaptıkları sanat ve yaşadıkları sosyal ortamla birlikte ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Sanatı, Cevat Şakir, Fahrelnisa Zeid, Aliye Berger, Füreya Koral, Nejat Devrim, Şirin Devrim
Anadolu kaynaklı doğal liflerle takı tasarımları
Bu çalışma Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanmış olup, çağlar boyunca çeşitli anlamlarla kullanılan takıların üretimi ve tasarımında yeni arayışlar içinde, doğadan, doğal olandan faydalanarak çağdaş ve modern bir çerçevede disiplinler arası etkileşimler içinde takı tasarımları yapmak hedeflenmiştir. Süreç içinde değişim ve dönüşüme uğradığı gözlemlenen doğal lifler, Hayvansal ve bitkisel olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında literatür taraması yapılmış, bugüne kadar yapılan tez çalışmaları, kitaplar ilgili makale ve elektronik kaynaklar taranarak incelenmiştir. Bitkisel kaynaklı lifler ile ilgili özellikle muz lifi sahasında incelenmiştir. Bu bağlamda Türkiye'de yeni bir çalışma olan muz lifi ile ilgili kaynaklara ulaşılmada zorluklar yaşanmıştır. Konu başlığı olarak iki farklı disiplinin Anadolu kaynaklı doğal lifler ve takı olgusunun birleştirildiği bu çalışmanın daha önce çalışılmamış olması ve doğal liflerin sürdürülebilirliği açısından önem teşkil etmektedir. Araştırma da takıların dinsel-mitolojik büyüsel bir unsur olarak da kullanıldığı görülmüş, sembolik ve tinsel anlamları da incelenmiş, takı yapımında tarihsel süreç içinde çok çeşitli malzemelerden faydalanıldığı görülmüştür. Bunlar asında boynuz, deri, kemik, doğal taşlar, deniz kabukları bulunmaktadır. Aynı zamanda takı olgusunun çeşitli şekillerde doğal malzemelerle bütünleştiğini ve sembolik anlamlar yüklendiği ürünler içinde; çörek otu, iğde ağacı dalı, üzerlik bitkisi tohumu, defne yaprağı, gibi bitkiler ile karşılaşılmıştır. Tasarımların oluşum sürecinde doğal olandan ve gelenekten beslenerek çalışmalar uygulanmıştır. Bitkisel ve hayvansal lifler kullanılarak 11 adet tasarım oluşturulmuştur.
2010 sonrası Türk sinemasında kadın yönetmenlerin kadına yönelik şiddeti anlatım biçimleri
Şiddet, bireyin bir durum karşısında akılcı çözümler bulamayıp kendisini ya da başka bir bireyi ruhen veya bedenen örselediği eylemlerin tümüdür. Araştırma kapsamında; doğru iletişim kurma sürecini sekteye uğratan "şiddet" olgusunun tanımlamalarından yola çıkılarak, kadına yönelik şiddet, sinema ve gerçeklik kavramları ile ilişkilendirilmiş ve 2010 sonrası Türk sinemasında kadın yönetmenlerin filmleri üzerinden ele alınmıştır. 2010 sonrası Türk sinemasında sinema dili oluşturmuş kadın yönetmenlerin sayılarının artmaya başlaması, toplumsal ve politik filmlerin nicel olarak artış göstermesi, çalışmanın odak noktasını oluşturan kadına yönelik şiddeti kadın yönetmenlerin nasıl ele aldıklarını anlamak açısından önemlidir. Bu bağlamda eril öznenin ve ataerkilitenin izlerini taşıyan sinema sektörü içerisinde var olmaya çalışan kadın yönetmenlerin, hemcinslerinin yaşadığı sorunları toplumsal düzen, toplumsal cinsiyet ve kültürel değerler üzerinden beyaz perdeye yansıtma biçimleri analiz edilmiştir. Sinemada kadın sorunlarını ele alan filmlerin, çoğunlukla erkek yönetmenler tarafından eril bakış açısı ile anlatılmış olması ve Türk sinemasının son dönem filmlerinde konunun daha da sınırlandırılarak, kadına yönelik şiddetin kadın yönetmenler tarafından nasıl ele alındığını inceleyen bir çalışmanın olmadığı saptanmıştır. Bu çerçevede; çalışmanın literatürdeki bu boşluğu doldurması ve bu alanda yapılacak diğer çalışmalara ışık tutması açısından önemlidir.
1980 sonrası Türk seramik sanatında üç isim: Çizer, Yoleri ve Güngör
Bu araştırmada sanatçı-akademisyenler Sevim Çizer, Halil Yoleri ve Candan Güngör'ün sanatsal çalışmaları ve kariyerleri üzerinden modern Türk seramik sanatının 1980 sonrası dönemi ele alınmaktadır. Bu doğrultuda seramik sanatının teknik yönüne ve tarihsel gelişimine ilişkin bilgiler verilmiş, Cumhuriyet devri Türk seramik sanatı ve endüstrisinin genel görünümü ve özellikle yakın geçmişi üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede adı geçen sanatçılarla yapılan söyleşiler ile eser görselleri ve bilgilerini içeren dökümlere yer verilmiştir. Böylelikle söz konusu isimler 80 sonrası çağdaş Türk seramik sanatının genel görünümüyle bir arada ele alınmıştır. Bu araştırmada önce adı geçen isimlerin sanatsal çalışmalarının belgelenmesi ve görüşlerinin kayıt altına alınması, sonra da bu veriler üzerinden 1980 sonrası Türk seramik sanatının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Seramik, Sanat, Sevim Çizer, Halil Yoleri, Candan Güngör
Mardin ve çevresinde dövme geleneği ve giysi tasarımlarına uygulanabilirliği
İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan dövme, is, çivit, öd, anne sütü gibi maddelerinin kullanılması ile elde edilen karışımın deri altına iğneler ile işlenmesine denir. Dövmeyi Mardin ve çevresinde kadınlar ve kızlar bedenlerinde dini ve kültürel bir simge olarak taşımışlardır. Yörede dövmeyi, bedenin bir nevi ruhunun aynası olarak görmüşlerdir. Vücuda işlenen dövmeler süslenme, nazar, tılsım, bereket ve güzellik getirdiğine inanılmaktadır. Tez çalışması 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada dövme işaretlerinin (tamga, damga) tarihsel değerlendirilmesi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlarda, Orhun Yazıtları başta olmak üzere, Özgün, Turfan yazmalarındaki yazıtlara ve Uyuk Arjan Yazıtlarındaki işaretler Çağatay ve Nogay Türklerine ait para üzerindeki Türk Tamgaları, Göbeklitepe (Şanlıurfa) tapınaklarındaki dikili taşlar üzerindeki semboller ile Mardin ve çevresindeki dövmelerin bazı işaretlerin bu yazıtlardaki işaretler ile benzerlikleri araştırılmıştır. İkinci aşamada, Mardin ve çevresinde geleneksel yöntemlerle yapılan dövme sanatı ve motiflerini ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Dövme motiflerin tanımları ve uygulandığı uzuvlara göre yüzdeki dövmeler, eldeki dövmeler, ayak ve vücudun görünmeyen yerlerdeki dövmeler olarak sınıflandırılmıştır. Bu aşamada, geleneksel yöntemlerle yapılan dövmeler ile günümüz moderitesiyle yapılan dövmelerdeki değişim ve dönüşümlerindeki farklılıklar incelenmiştir. Ayrıca bu aşamada, kaynak kişilerle yapılan görüşmelerde bir dizi anket çalışması yapılmış ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Son aşamada ise, dövme sanatınınım giyilebilir tasarımlara uygulanabilirliği belirlenmiş ve yeni tasarım modelleri geliştirmiştir. Tasarımda geleneksel yöntemlerle yapılan dövme/dek motiflerinin genel görünümünden esinlenilmiştir. Dövmenin uygulandığı bölge ve dövme motifinin özgünlüğüne bağlı kalınarak makine nakışı ve dijital baskı tasarımları uygulanmıştır.
Tarkovski'nin Stalker ve Kaplanoğlu'nun Buğday filmlerinde anlatı ve görüntü estetiği
Sanatta güzel ve estetik olan üzerine düşünceler antik dönemlere tarihlenmiştir. Başlangıçta güzel, sayılarla ifade edilmeye çalışılırken daha sonraki dönemlerde duyularla algılanan bir varlık olarak ele alınmıştır. Estetiğin bir bilim olarak kabul edilmesi ise 18. yüzyılda Alexander G. Baumgarten ile olmuştur. Onun estetik bilimine katkıları yadsınamamakla birlikte, ondan sonra gelen pek çok düşünür de estetik biliminin gelişmesini sağlamıştır. Duyuların bilimi olarak değerlendirilen estetik günümüzde, sanat eseri bağlamında genellikle insanın etkilenmesi ve etkilemesine odaklanmıştır. Sinema felsefecisi Gilles Deleuze, dünyaya gelmenin etkilenmek olduğunu belirtmiştir. Estetik bilimi de sanat, sanatçı, sanat eseri ve izleyicilerin oluşturduğu bu geniş ve derinlikli çerçeve içerisinde duyuların çok yönlü etkileyiş ve etkilenişini incelemektedir. Bu kapsamda sinema sanatı da estetik biliminin inceleme alanı içerisine girmektedir. Yönetmenin meydana getirdiği bir sanatsal ürün olarak film, izleyiciler tarafından izlenir, daha sonra ise bir yargı ortaya konulur. Bir filmin estetik bir obje olarak ele alınabilmesinin çeşitli kriterleri de, sinemanın tarihsel süreci içerisinde tartışılmaya devam etmiştir. Türk yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun "pîrim" olarak adlandırdığı Rus yönetmen Andrey Tarkovski, filmleriyle ve kitaplarıyla dünyada kabul görmüş bir sanatçıdır. Kaplanoğlu, son filmi Buğday'ı, Tarkovski'nin Stalker filminden esinlenerek çekmiştir. Bu çalışmada, estetiğin tarihsel olarak geçirdiği süreç ele alınmakta, resim ve fotoğraf sanatlarının sinemayla olan karşılıklı ilişkileri değerlendirilmekte böylelikle kuramsal çerçeve çizilmektedir. Ardından da Tarkovski ve Kaplanoğlu'nun bahsi geçen filmleri görüntü estetiği yönüyle karşılaştırılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Kaplanoğlu sineması üzerindeki bilinen Tarkovski etkisini daha somut olarak ortaya koymaktır. Alanda benzer bir çalışmanın olmaması da çalışmanın gerçekleştirilmesinde etkilidir. Filmlerin anlatı, öykü, olay örgüsü, mizansen ve sinematografik olarak analizi, Bordwell'in "Biçem Analizi" olarak bilinen yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.
Çizgi ve geometrik formlarla yapılan soyut resimlerin tekstil yüzeylerine uygulanması
Bu çalışma, çizgi ve geometrik formlarla gerçekleştirilen soyut resimlerin, tekstil yüzeylerine yansıyan farklı ve özgün tasarımlarını içermektedir. Bu uygulama ile tuval ve kağıt üzerine yapılan resimlerin birçok tekstil yüzeyine uygulanarak yeni ve özgün bir ürüne dönüşmesi ve gelenekselin dışında çağımıza uygun bir görsel beğeni kazanması amaçlanmaktadır. Resimlerin üretimi esnasında geleneksel sanat malzemeleri, folyo gibi günümüz teknolojisinin sanayileşmiş malzemeleri ile buluşmuştur. Aynı zamanda tuval üzerine resimlerin üretilmesi esnasında şablon olarak kullanılan endüstri malzemesi olan kağıt bantlar, atık malzeme konumunda yeniden dönüşüm mantığı ile sanata dahil olmuş ve özgün resimlere dönüşmüştür. Sanat görsellerinin, tekstil yüzeylerine marka değeri olarak yansıtılması, sanatın bilinirliği açısından önemlidir. Çalışmaların, tez sahibinin özgün sanat eserlerinden yola çıkarak gerçekleştireceği tekstil uygulamalarının, tekstil tasarımlarına yönelik yeni bir uygulama anlayışı ortaya koyması bakımından özgün bir değeri bulunmaktadır. Bu çalışmada kullanılan tekstil yüzey tasarımlarının dijital olarak tekstil yüzeylerine uygulanabilirliği de sorgulanmaktadır. Tez çalışması bu anlamda, tekstil alanındaki çoğaltım kavramına da yeni bir yöntem ve öneri sunabilmesi bakımından oldukça önemlidir. Çizgi ve geometrik, soyut formlardan oluşan tasarımlarla özgün uygulamalar sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çizgi, Geometrik Form, Atık malzeme, Soyut resim, Tekstil
1960 sonrası Türk baskı resimde kadın imgesi
Bu çalışmada 1960'dan başlayarak günümüze kadar olan süreçte Türk Baskı Resim Sanatında "Kadın İmgesi" incelenmiştir. Sanatın tarihsel süreci göz önünde bulunarak yapılan bu incelemede öncelik olarak plastik sanatlarda ve özellikle baskı resim sanatında kadın konusu irdelenmiştir. Daha sonra Türk Baskı Resim sanatında öne çıkan konulara ve kadın imgesine değinilmiş olup, 1960'a kadar olan süreçte sanatta var olan gruplaşma hareketleri ve bunun yanında II. Dünya Savaşı'nın sanata oluşturduğu etkileri göz önüne alınarak sanatçıların eserlerinde seçtiği konuları ve eserlerindeki kadın figürleri değerlendirilmiştir. 1960 dönemi Türk toplumunun, önceki yıllardaki kültürel kimlikten kurtularak yeni kültürel kimlik kazanma sürecinin en baskın yaşandığı dönem olarak nitelendi-rebiliriz. 1960 döneminde siyasal, toplumsal ve sanatsal anlamda yaşanan sürecin Türk plastik sanatlarında da konu ve kadın figürü seçiminde yeni bir sürece geçildiği görülmektedir. Dönemde yaşanan toplumsal olaylara kayıtsız kalamayan dönemin sanatçıları önceki yıllardan farklı figür ve konu arayışı içerisine girmişlerdir. Eserle-rinde gerçekçi, dışavurumcu ve gerçeküstücülük gibi sanatsal akımlarda eserler ortaya koymuşlardır. Yine 1980 sonrası yaşanan darbe olaylarından sonra toplumda meydana gelen değişimler sanatta da farklı bir sürecin doğmasına neden olmuştur. Sanatın tarihsel süreci göz önüne alındığında gerek sanat tarihçileri olsun, ge-rekse sanatçıların kendisi olsun sanatın içerisinde en çok sorgulanan ve düşünülen kısım konu ve figür kavramları olmuştur. Son olarak bu araştırma sonucunda elde edilen bilgiler ışığında 1960 sonrası Türk Baskı Resim Sanatındaki gelişmeler ince-lenerek "kadın imgesi" araştırma kapsamı olarak irdelenecektir.
Karabük ili Eflani ilçesi çember dokumaları ve güncel tasarımlar
İki veya daha çok iplik grubunun çeşitli düzenlerde birbirlerinin arasında geçerek kenetlemesi işlemine ve bu kenetlenme sonucu oluşan ürünlere ''dokuma'' denmektedir. Anadolu kadını el dokumacılığını örtünme, kendini veya evini süsleme, çeyiz vb. amaçlarla yürüttüğü gibi, yük hayvanlarının süslenmesinde ve daha birçok alanda kirkitli veya mekikli el dokumalarını kullanmışlardır. Kirkitli dokumalar kadar teknik ve uygulaması daha farklı özellikler taşıyan, farklı tezgâh yapısı gerektiren mekikli dokumalar tüm yurtta teknik, renk, kullanılan araç-gereç, motif ve kompozisyon özellikleri, kullanım alanlarına göre yöresel özellikler göstermekte ve üretildiği bölgede yerel kültürü yansıtan bir yapıya sahip olmaktadır. Yörede yapılan çember dokumalarında motifi oluşturan atkı iplikleri çözgü ipliklerinin arasından motif özelliğine ve genişliğine göre el yardımıyla ve bez ayağı tekniğine uygun olarak yerleştirilmektedir. Araştırmanın genel amacı Karabük İli Eflani İlçesi çember dokumalarının genel özellikleri, kullanılan araç gereçler, motif, renk ve komposizyon özellikleri, Yöre ekonomisine katkısı, ürün çeşidi ve kullanım açılarından araştırılan sonuçlar doğrultusunda yeni tasarımlar oluşturmaktır.
2000 sonrası Türk dizi ve filmlerinde görsel efektin gelişimi
Erken sinema döneminde filmlerde yapılması zor sahneler set ortamında tamamen kameranın kayıtta olduğu esnada yapılmaktaydı. Bu yönteme özel efekt (special effects) denilmektedir. Kamera kayda girdiğinde özel hazırlanan dinamitler, maket arabalar, minyatür şehirlerdeki yıkımlar, patlamalar, araba kazaları, bina yıkımları gibi birçok efekt sahneye uygun bir biçimde o an yapılıyor. Teknolojinin gelişiminden sonra dizi ve sinema sektöründeki görsel efekt alanı oldukça gelişmiştir ve gelişmeye devam etmektedir. Özellikle Hollywood'da bu etkiler gözle görülmektedir. Türkiye'deki sinema sektörü de bu gelişimden payını almış ve batı sinemasından etkilenerek görsel efekt alanında birçok filme imza atmıştır. Bu nedenle görsel efekt Türk sinemasında oldukça önemli bir alanı kapsamaktadır. Çalışma kapsamında birinci bölümde Türk Dizi ve Sinema Tarihi başlığı altında tarihi süreci işlenerek örneklerle anlatılmıştır. Erken sinema döneminden örnekler verilmiş ve Türk sinema sektörünün öncülerinden Muhsin Ertuğrul gibi yönetmenlere değinilmiştir. Bu başlık altında Türkiye'de ki ilk animasyon örneğinden bahsedilmiş ve bu sürecin işleyişine değinilmiştir. Daha sonra ikinci bölüm olan Görsel Efekt konusu tarihi ve örnekleriyle anlatılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türk sinema ve dizi sektöründe görsel efekt örnekleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise örnek uygulamalar yapılarak çalışmaya eklenmiştir.
Sanatlararası bağlamda moda tasarımına müziğin yansıması
İlişkilendirilecek sınırsız disiplin içerisinde "moda ve müzik" etkileşimleri, konu bağlamında temeli teşkil eden bir sınırlılıkla çalışmanın temel niteliğini oluşturmaktadır. Bu bağlamda ortak yaratım pratiğiyle moda müzikten beslenirken yeni tasarımlara nasıl aktarıldığı; biçim, içerik, malzeme olarak nasıl dönüştürüldüğü, kavramsal bilgilerle desteklenerek ele alınmıştır. Aynı zamanda müziğin, kişinin üzerinde oluşturduğu ruhsal bağlantıyla şekillenen duygulara yönelik somut ve soyut kavramların, çeşitli materyaller aracılığıyla diğer sanat dallarına ve giysi tasarımlarına aktarımı örneklendirilerek açıklanmıştır. Müzik ve giysi tasarımının melezleşmesi sonucunda ortaya çıkarılan bu eserler, daha da özele indirgenerek L. V. Beethoven ve 9. Senfoni'nin giyilebilir sanata dönüştürülebilen uygulama çalışmalarıyla ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışma altı ana bölümden oluşmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde disiplinlerarasılık anlayışıyla özdeş ya da benzeşik bakış açılarına sahip kavramların, anlam karmaşası yaratmaması adına açıklaması yapılmış; sanatta sözü geçen disiplinlerarasılık terimlerinden kısaca söz edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde müziğin disiplinlerarasılık bağlamında diğer sanatlarla olan ilişkisi irdelenmiştir. Bu bilgilerin ardından çalışmanın ana konusu olan müzik ve moda tasarım ilişkisi, belirli kategoriler ve örnekler eşliğinde açıklanmaya çalışılmıştır. Burada, müzik ve moda tasarımının etkileşimine dair ilk akla gelen altkültür gruplarından ziyade (kısa bir örnekle açıklanmıştır), eserlerin sanatsal yaratım ile var edilmesi noktasındaki sorgulamalara rastlanılacaktır. Bir sonraki bölümde çalışmanın yöntemi açıklanmış ve sıradaki bölümde ise L. V. Beethoven ve 9. Senfonisi'nden esinlenilerek yeni malzeme ve formlarla farklı fikirlerin doğmasına olanak sağlayacağı ve sanatlararası anlayıştan var olan eserlerin diğer sanatçılarda temel bir esin kaynağı oluşturacağı temennisi ile oluşturulmuş beş adet tekstil yüzey ve giysi tasarımlarıyla çalışmanın sonuç bölümüne varılmıştır.
Görsel sanatlarda nesneleşen hayvan imgesinin sanatsal temsili
Bu çalışmada geçmiş dönemlerden günümüze kadar nesneleştirilen hayvan imgesinin görsel sanatlara yansıması araştırılmıştır. İlk olarak nesne, nesneleştirme, imge kavramları üzerinde durulmuş ardından, hayvan imgesi kavramına genel bir giriş yapılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde mağara duvarlarındaki hayvan figürleri ile başlayan tarihsel süreci, mitoloji ve medeniyetler döneminde hayvan imgesinin kullanım amaçları, hayvan imgesine yüklenen ve değişkenlik gösteren çeşitli anlamlar örnekler eşliğinde açıklanmıştır. Filozof ve düşünürlerin ortaya attıkları farklı savlar neticesinde şekillendiği görülen Modernizm öncesi ve Modernizm dönemi bazı sanatçıların çalışmaları üzerinden nesneleştirilen hayvan imgesinin tarihsel süreçte anlamsal serüveni anlatılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde 1960'lardan günümüze kadar gelen süreçte nesneleştirilen hayvan imgesini farklı bağlamlarda ele alan sanatçılar ve çalışmaları incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünü araştırmacının konuya ilişkin çalışmaları oluşturmuştur.
Çarpana dokuma tekniklerinin kuyumculuk alanında kullanımı
El sanatları toplumların kültürlerini gelecek nesillere aktaran ve insanların ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkmış, ustalık ve hüner gerektiren üretimlerdir. El sanatları içerisinde yer alan çarpana dokumalar, bebek taşımadan eşya bağlamaya kadar birçok alanda kullanılabilmektedir. Hammaddesi ve tekniğindeki zenginlikleri ile varlığını günümüze kadar ulaştırmıştır. El dokumaları arasında yer alan zaman zaman kare, dikdörtgen gibi şekilli araçlar, zaman zaman da yer düzenekleri ile dokunan çarpana dokumalar, tekniği korunarak yeni desen ve malzemelerle yorumlanmaya çalışılmaktadır. Kuyumculuk, tasarımcısının fikirleri doğrultusunda çizdiği modelleri çeşitli materyal ve teknikler kullanarak ortaya çıkarttığı el sanatımızdır. Kuyumculukta hafif, esnek ve karmaşık parçalar oluşturmak için genellikle plaka ve tel kullanarak dokuma, örgü ve sepet örgü teknikleri uygulanmaktadır. Kuyumculuk üretim unsuru olan teller dokumaları oluşturan iplikler ile sıcak ve soğuk kadar birbirine zıt görünmektedirler. Sertlikleri çok farklı olsa da kendi içlerinde benzer özelliklere sahiptirler. Bu çalışmanın amacı; kuyumculukta kullanılan örgü tekniklerinden esinlenilerek disiplinler arası bağlamında geleneksel el sanatlarımızdan olan çarpana dokumanın kuyumculuk teknikleri ile uygulanabilirliğini deneysel yöntemler kullanarak yeni tasarımlar oluşturmaktır. Alan yazın tarama yöntemi ile edinilen bilgiler ışığında atölye de deneysel çalışmalar uygulanmış ve çarpana dokuma tekniği kullanılarak takılar tasarlanmıştır. Hammadde olarak has gümüş eritilmiş, haddelenmiş ve tel haline getirilerek eşit boylarda kesildikten sonra çarpana dokuma kartları ile farklı desenlerde dokuma işlemi yapılmıştır. Farklı renkleri elde etmek için ağartılmış ve oksitlenerek karartılmış has gümüş ile bakır bir arada kullanılmıştır.
Farklı deri tipleri üzerine uygulanan ekolojik baskının değerlendirilmesi ve bunların giysi ürünlerine dönüştürülmesi
Ekolojik baskı; bitkilerin yaprak, dal veya çiçeklerinin renklerinin ve dokularının mordan malzemeleri yardımı ile doğal yüzeylere geçirildiği bir tekniktir. Ekolojik baskı yapmak için yün, pamuk, keten, ipek ve deri gibi doğal yüzeyler kullanılmaktadır. Bu araştırma ile; dana, koyun ve keçi gibi farklı tip doğal derileri mordanlayarak farklı bitkilerle ekolojik baskı tekniğini uygulamak ve hangi derinin ekolojik baskıya daha elverişli olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra ekolojik baskılı farklı deri ürünlerini yapılan tasarımlarla giysi formlarına dönüştürülmüştür. Araştırmada betimsel ve deneysel araştırma modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşaması olan betimsel yöntemin tarama modeli ile konunun temellendirilmesi ve yönlendirilmesi için literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın deneysel modeli ile farklı deri tipleri üzerine(dana, koyun, keçi) ekolojik baskı tekniği uygulanan derilerden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş yapılan değerlendirmeler sonucunda uygun olanlar giysi tasarımları doğrultusunda giysi ürünlerine dönüştürülmüştür. Araştırmanın amacına yönelik olarak deneysel süreç verileri deney raporları ile düzenlenmiştir. İlgili süreç görseller ve işlem basamakları ile sunulmuştur. Yapılan ekolojik baskıların kalitesi, görünümü, uygunluğu vb. özellikleri bakımından değerlendirmelerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda; farklı deri tipleri üzerine yapılan deneylerde kullanılan tüm deri tiplerinin ekolojik baskıya uygun olduğu görülmüştür. Dana derisi üzerine uygulanan baskılardaki bitkilerden sıcak ve parlak renkler elde edilirken koyun ve keçi derisine uygulanan baskılardan ise soğuk renkler elde edilmiştir. Deneylerden elde edilen ekolojik baskılı yüzey tasarımları doğrultusunda 10 adet giysi ürünü tasarlanmıştır. Tasarlanan giysi ürünlerinden 5 adeti üretilebilmiştir.
Şanlıurfa'da Kazazlık sanatı
Hayatın başlamasıyla oluşan temel ihtiyaçları giderme kaygısıyla insanoğlu çevresinde bulduğu yaşamına uygun materyalleri dönüştürmeye başlamasıyla yeni teknik ve yöntemlerin doğuşuna ortam sağlamıştır. Bu teknikler zamanla ihtiyaçların çoğalması ile zanaata dönüşmüştür. Böylelikle bazı mesleklerde zamanla zanaattan sanata geçiş yapmıştır. Günümüzde kazazlıkta zanaattan sanata geçiş yapmış mesleklerdendir. Kazazlık, ham ipeğin, iplik haline getirilmesi iken ipeği işleyen, satan ve zanaatı yapan kişiye de kazaz denilmektedir. Kadim bir şehir olan Şanlıurfa'da geçmişte Kazaz Pazarı'nda 30-40 usta bu zanaatı yaparken günümüzde bu mesleği icra eden tek usta yer almaktadır. Şanlıurfa giyim kuşam kültüründe olduğu kadar dokuma ve günlük yaşamda kullanılan birçok alanda da kazazlık teknikleri ile örülmüş ürünler yer almıştır. Günümüzde ise bu ürünler çağdaş yaşamla birlikte güncelliğini yitirmiştir. Tez çalışmamız 3 aşamada gerçekleşmiştir. İlk aşamasında kazazlık sanatının geçmişten günümüze durumu, kazazlık alanında kullanılan araç-gereç ve malzemelerin temini ve hazırlanması ve yörede geçmişten günümüze kazaz ustalarının kullanmış oldukları kazazlık tekniklerinin tespiti sağlanmıştır. İkinci aşamada ise tespit edilen tekniklerin iş ve işlem basamakları şeklinde uygulanışı ele alınmıştır. Aynı zamanda bu teknikler kullanılarak yörede üretilmiş kazazlık ürünleri tespit edilmiş ve yapım aşamalarına yer verilmiştir. Bu ürünlerin benzer örnekleri taranmıştır. Son aşamada ise geleneksel değerlerden uzaklaşmadan kazazlık teknikleri uygulanarak natürel malzemeler ile denemeler yapılmış ve bu denemeler sonucunda çağdaş yaşama ve modaya uygun yeni özgün ürünler tasarlanmış ve bu tasarımlar uygulanmıştır. Anahtar kelimeler: Kazazlık, Şanlıurfa, Kazaziye, Giyim- Kuşam, Dokuma, Kültür
Bitkisel boyalarla (kökboya, cehri, çivit otu, fındıkkabuğu) boyanan alaca ve şile bezinin giysi tasarımında kullanılması
Doğal boyalarla boyanan pamuklu el dokuması kumaşların tekstil yüzeylerine uygulanmasıdır. Bu uygulamalar esnasında giysilerin günlük hayatta kullanım nitelikleri, malzemeye ulaşılma kolaylığı, insan sağlığına uygunluğu göz önünde bulundurulmuştur. Aynı zamanda boyanan kumaşların giyim kuşam alanında kullanımına yönelik araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmada boyaması yapılan pamuklu kumaşlar ( şile bezi, alaca dokuma ) ışık haslığı, yıkanma, kuru ve yaş sürtmeye derecesi ve ph karşı renk haslığı testleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; Cehri (Rhamnus tinctoria), çivit otu (Isatis tinctoria), fındık (Corylus avellana), kök boya (rubia tinctorum) bitkileri kullanılarak elde edilen boyalar ile yapılan boyamalar sonucunda, kumaşların ışık, ph, yıkama ve sürtme renk haslıklarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Boyanan kumaşlardan tasarlanan gömlekler 2 erkek ve 3 kadın canlı model üzerinde gösterilmiştir. Tasarımın güncel olarak yorumlanması, modaya uygunluğu ve genç kuşakların dikkatini çekerek kullanılabilir olması amaçlanmıştır.
Ankara ili Çamlıdere ilçesinde maddi kültür unsurları
.Sözlü ve maddi kültür, bir toplumun sosyal ve kültürel ilişkilerini anlamak için nesneleri merkezine alarak onları hangi maddelerden, hangi yöntem veya teknik ile kim ya da kimler tarafından yapılıp kullanıldıklarına vurgu yapar. Nesneler aracılığıyla bir toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel yapılarını anlamaya ve yorumlamaya çalışan maddi kültür, sosyoloji, tarih, sanat tarihi, arkeoloji gibi birçok bilimlerin içinde yer almaktadır. Dünya milletlerini ekonomi ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşmaya ve bir bütün olmaya götüren küreselleşme. Günümüzde küreselleşme ile berber teknolojinin gelişmesine paralel olarak sanayileşme artmış ve kentleşme süreci de hızlanmıştır. Bu durum toplumların emsal ürünlere ihtiyaç duymasını sağlar, toplumların tek tipleşmesi nedeniyle pek çok kültürel unsurların unutulmasına neden olmaktadır. Yaşam biçimlerinin ve toplumsal hayatın değişimi, kültürün her alanında etkili olmakla birlikte, yoğun emek ve iş gücü gerektiren maddi kültür unsurları içinde yer alan el sanatları büyük oranda etkilenmiştir. Bu çalışmada Ankara ili Çamlıdere ilçesinde üretimi yapılan maddi kültür ve sözlü kültür unsurları araştırılmıştır. Anadolu'nun birçok il ve ilçesinde görüldüğü gibi Ankara'nın ilçeleri içinde yerini alan Kızılcahamam, Çamlıdere ve çevresinde de ev, mutfak, giyim, hayvan, ahır, samanlık donatıları gibi günlük ihtiyaçları karşılarken ortaya çıkan ürünler günümüzde bölgenin kültürünü yansıtmaktadır. Bu unsurlarının günümüzde kullanılmadığı, üretimlilerinin yapılmadığı ve bu nedenle unutulmaya yüz tutmuş bu değerimizin kayıt altına alınması ve kültürümüzün günümüz giyimine taşıyarak gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ankara, Çamlıdere, Ev Donatıları, Giyim Donatıları, Kültür, Maddi Kültür, Sözlü Kültür
Olağanüstü masal örneği olarak Terry Gilliam sineması: Masalsı bir anlatım sunan filmlerin Propp yöntemine göre analizi
Çocukluktan ileri gelen bir hayalle, masal kahramanlarının bir parçası olmak isteyen Terry Gilliam, kasaba ve şehir hayatına dair pek çok şeyi deneyimleme fırsatı bulmuştur. Masallarla çıktığı bu yolculuk, film kariyerine etki eden animasyonlarla da desteklenir. Filmlerinde masalların yer alması, karakterinin bir parçasıdır. Bu durum bir tür imza niteliği taşımaktadır. Zaman Haydutları filminde Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Tideland filminde Alice Harikalar Diyarı, The Wholly Family filminde masalsı etkiler, Grimm Kardeşler filminde ise Kırmızı Başlıklı Kız, Hansel ve Gretel, Uyuyan Güzel, Rapunzel masallarının etkilerini görmek mümkündür. Filmleri incelerken Vladimir Propp'tan yararlanılmıştır. Propp, olağanüstü masalların otuz bir işleve sahip olduğunu tespit etmiştir. Buradan hareketle "Olağanüstü Masal Örneği Olarak Terry Gilliam Sineması: Masalsı Bir Anlatım Sunan Filmlerin Propp Yöntemine Göre Analizi" başlıklı tez üç bölümden oluşmaktadır. Bu çalışma kapsamında olağanüstü masallar bağlamında Terry Gilliam filmleri Propp yöntemine göre incelenmiştir. İncelenen filmlerin, Proop'un olağanüstü masallar üzerine yapmış olduğu 31 işleve uygun olup olmadığını tespit etmek amacı taşıyan bu çalışmaya senaryo aşamaları da dahil edilerek çözümlenmeye ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Masallar, geçmiş kültürlere dair yaşam pratikleri sunan özgün yapısıyla önemli bir yere sahiptir; halk anlatısının yazıya geçirilmesi ile kulaktan kulağa dolaşan masalların, kayıt altına alınarak değişim ve gelişimi gözlenebilmiştir. Bununla beraber masallar, insan ve toplum üzerindeki bakış açısını değiştirmekte önemli bir yere sahiptir. Çocuklara uyku amacıyla okunan masalların aslında gelecek yaşam dönemlerine etki ettiğinin göz ardı edilmesi ve eğlenme amacı olarak görülmesi ile ilgili çeşitli görüşlere yer verilmiştir. Gilliam filmlerinde, çocuklar ve ebeveynleri arasındaki ilişki, masallarda var olan karakterler vasıtasıyla askıya alınmış ve çocuğun gözünden yaşam, izleyene sunulmuştur. Terry Gilliam filmlerinde kurgunun ana elemanların çocuklar olması ve filmlerin masalsı özellikler taşıması nedeniyle, "Zaman Haydutları", "Tideland", "The Wholly Family" ve "Grimm Kardeşler" filmleri ele alınmıştır. Bu çalışmada literatür taraması yapılmış, belirlenen filmler Propp yöntemine göre incelenmiştir.
Kavramsal sanatta kadın imgesinin nesnelleşmesi
Yüzyıllar boyunca kavramsal anlatım çabasındaki sanatçılar, dönemsel değişkenliklerinde farklı ifade yolları aramışlardır. Arayışların ifadeleri biçimlenirken görsel alanda algının gelişmesine ve sanatsal bakışın çeşitlenmesine katkıda bulunmuşlardır. İfadenin görselleşmesinde kullanılan malzemeler ve aktarım ortamı ise değişkenlik göstermiştir. Geleneksel yaklaşımların ötesinde hemen her yüzeyde sanatın icra edilebilmesi, sanatçının özgürlüğünü ve bağımsızlığını ortaya çıkarmıştır. Modernizm ve post modernizm gibi sanatsal yaklaşımların ötesine geçilerek sanatsal ifade malzemelerinin çeşitlenmesine öncülük eden Duchamp ve devamındaki sanatçılar, 1960'lı yılların devamında düşüncenin ve ifadenin yorumunda nesnel bağıntılarını ortadan kaldırmışlardır. Boya ve tuvalin ötesinde herhangi bir malzemenin sanatsal bir unsura dönüşümü, düşüncenin aktarımı ve görsel ifadenin bir kanalı olarak belirmeye başlamıştır. Sanatsal üretimdeki malzemenin değişkenliği sürecinde kendisine yer bulan kadınsal imgeler, bir ifade nesnesi haline gelerek anlam yüklü çalışmalara kaynaklık edebilmektedir. Kadın erotizmi ve imgelerin dikkat çekiciliğinin farkına varan kadın sanatçılar, kendi bedenlerini nesnel kullanım yolu ile ifade etmeye çalıştılar. Hemen her alanda kadınsal imgelerin kullanımı bir süre sonra kullanılan imgelerin sıradanlaşmasına, soyutlaşmasına ve hissizleşmesine neden olmaktadır. Kimi sanatçı bu durumu çalışmalarında irdelerken karşıt düşünce ve yaklaşımlarında sorgulanması söz konusu olmuştur. Kavramsal sanatın düşünsel yapısını görsel ifadeye dönüşümündeki malzemelerin kapsamında, kadınsal imgelerin kullanımına yer veren bu çalışma ile konuya dikkat çekilmiştir. Kavramsal sanatın eser üretimi sürecindeki malzeme kullanımına ve ilgili sanatçıların nesnel aracı kullanımlarına eserleri üzerinden değerlendirilmiştir. Son bölümde kadın imgelerinin kavramsal sanat ortamında nesnel kullanımına değinen 16 adet örnek uygulama gerçekleştirilmiştir. Kadın imgelerinin görsel ifadeye dönüşümündeki sürecin değerlendirilmesi yapılmıştır.
Dünya Savaşlarının afiş tasarımlarına etkileri-propaganda afiş incelemeleri
Bu araştırmada I. ve II. Dünya Savaşları döneminde yapılan afiş tasarımları incelenmiştir. Savaş sırasında hazırlanan afiş tasarımlarında görsel ve anlamsal değişimlerin sebepleri irdelenmiş ve afişlerin gelişimi üzerine olan etkileri ortaya çıkarılmıştır. Afişlerin görsel iletişim araçları içerisindeki değerinin arttığı bu dönemi incelemek, afişlerin tasarım dilini anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Afişlerin üslubuna, afişlerde işlenen kodların diline hakim olan öğrenciler, tasarım süreçlerinde doğru analizler ve çıkarımlar yaparak, bireysel farkındalıklarını artırıp, toplumsal konulara yaklaşımlarıyla, yaşadığı toplumu ve çevreyi doğrudan etkileyebilirler. Savaş dönemlerinde tasarlanan afişler, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel olaylardan büyük ölçüde etkilenmiştir. Afiş tasarımlarının kendine özgü bir tarz oluşturması ve günümüze değin bu yönde ilerlemesi, 20. Yüzyıl savaşları ve dönemin sosyal gelişmelerinin bir sonucudur. Bu dönemde baskı teknikleri ve teknolojileri de çeşitlilik kazanmıştır. Baskı teknolojilerindeki gelişim, üretim hızı ve maliyetlere de yansımıştır. Bu süreç afişlere olan talebi artırmış olup, afişlerde farklı tarzların oluşmasını da sağlamıştır. Her olayın ve gelişmenin birbirini yakından etkilediği bu dönemde, afişlerin uslubuna, sanat akımlarındaki değişimlerin de doğrudan etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Savaştan etkilenen sanatçıların çeşitli sebeplerle afiş tasarladıkları görülmektedir. Bu durum afiş tasarımlarının sanatsal bir çerçevede değerlendirilmesine de yol açmaktadır. Araştırma sırasında dönemin afişlerinden bazıları, göstergebilimsel çözümleme yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde elde edilen verilerden yola çıkarak, Dünya Savaşları sırasında yaşanan gelişmelerin, afiş tasarımlarının anlamsal ve görsel yönünü büyük ölçüde değiştirdiği sonucuna varılmıştır.
Türk mitolojisindeki hayvan imgelerinin günümüz giysi tasarımlarına uyarlanması
Mitoloji ilk insanın inandığı kutsal bildiği değerler sistemi ve bu sistemin biçimlenmiş ve metne dökülmüş şeklidir.Kısacası mitoloji kozmik bilgilerin sembolik bir üslupla takdimi, gizli bilimlerin ve dillerin ifade edilmesidir. Bütün bunlara, bir bütün hâlinde Türk mitolojik sisteminde ve sistemin yansıması olan halk edebiyatı ve folklor türlerinde rastlanmaktadır (Bayat, 2005, s.14). Türk mitolojisin de özellikle İslamiyet sonrası hayvan figürleri anlam değişikliğine uğramış ve birçoğu kullanılmamaya başlanmıştır. Geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türkler, hem dini inançları hem de etkilendikleri diğer uygarlıklar doğrultusunda hayvan figürlerine kendi yorumlarını katmışlardır. Türk toplumunun tarihinde çok tanrılı dinler, şamanizm gibi inanışlar ve göçebe olmasının vermiş olduğu zengin bir kültür birikimi vardır. Bu zenginlik, değişimleri de beraberinde getirmiştir. Şamanizm'in etkili olduğu dönemde güç simgesi olarak kullanılan hayvanlar zaman içinde ve inançlar doğrultusunda değişimler gösterdiği, ya da hiç değişmediği örnekler görülmektedir. Geyik, kurt, ayı, kartal, kuş, tilki gibi gerçek hayvanlar Türklerde kült olarak kullanılmışken, ejderha, zümrüdü anka, grifon, sfenks gibi gerçek üstü hayvanlar da ifade biçimi olarak etkili olmuşlardır (Yıldırım, 2016, s.3). Araştırmanın genel amacı Türk mitolojisindeki hayvan imgelerinin genel özellikleri ile değerlendirilmesi, imge, renk ve kompozisyon özellikleri araştırma sonuçlarına göre modern giysi tasarımları üzerinde uygulanmasıdır.
Halk türkülerinin Güzel Sanatlar liseleri piyano eğitiminde kullanılabilirliği (Kırşehir yöresi örneği)
Bu araştırma, halk türkülerinin Güzel Sanatlar Liseleri piyano dersi eğitiminde kullanılabilirliğini incelemek amacıyla yapılmıştır, TRT Türk Halk Müziği dağarcığından seçilen Kırşehir yöresine ait türküler, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü tarafından Güzel Sanatlar Liseleri piyano dersi 9. Sınıf, 10. Sınıf, 11. Sınıf ve 12. Sınıf öğretim programında bulunan kazanımlar doğrultusunda, piyano için uyarlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılarak, TRT arşivinde bulunan Kırşehir yöresine ait türküler incelenmiş ve piyano ile çalınabilir ses aralığındaki türküler seçilmiştir. Amaçsal örnekleme yaklaşımı ile belirlenen Kırşehir yöresine ait 20 türkü, uyarlama (transkripsiyon) yöntemi kullanılarak, piyano eğitiminin Türk müziği dağarcığına katkı sağlamak ve öğrencilerin tanıdığı ezgilerle çalışma güdülerini artırmak düşüncelerinden yola çıkılarak piyano eğitimi için uyarlanmıştır. Uyarlaması yapılan türkülerin, uygunluğu ve piyano eğitiminde kullanılabilirliği bakımından uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Yapılan uyarlamaların, araştırmacı tarafından nota takibi yapılacak biçimde video kaydı yapılmıştır. YouTube uygulamasına yüklenerek izlenmesi sağlanan uyarlamalara, hızlı erişim sağlanması için Link ve karekod uygulamaları kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Güzel Sanatlar Liseleri piyano ders kitaplarında kullanılan Türk müziği kaynaklı eserlerinin az sayıda olduğu, yapılan uyarlamaların, kazanımların öğretilmesinde kolaylık sağlayabileceği, türkülerin farklı çalgılar için uyarlanarak çalınabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Türkü, Piyano Eğitimi, Uyarlama.
Müzik öğretmenlerinin uzaktan müzik eğitimi hakkındaki görüşleri
Bu çalışmada Çankırı'da görev yapan müzik öğretmenlerinin uzaktan müzik dersi hakkındaki görüşlerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırmada uzaktan eğitim yöntemi ile yapılan müzik dersinde öğretmenlerin bu süreçte yaşadıkları incelenmiş, karşılaşılan olumlu ve olumsuz durumlar ortaya konmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle yapılmıştır. Çalışmaya Çankırı ilinde bulunan 23 müzik öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılara uzaktan çevrim içi platformda yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme formunda müzik öğretmenlerinin uzaktan müzik eğitimi ile ilgili düşüncelerini öğrenmeye yönelik sorular sorulmuş, elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda müzik öğretmenleri uzaktan müzik eğitimi ile ilgili bilgi birikimlerinin zayıf düzeyde olduğunu ve müzik derslerinin sadece teorik olarak işlenebildiğini ifade etmişlerdir. Uzaktan müzik eğitimin aile ortamı içindeki pozitif etkileri de müzik öğretmenlerinin olumlu görüşleri arasında ön plana çıkmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerden yola çıkılarak bu verilere çeşitli öneriler getirilmiştir.
Görsel sanatlarda distopya ve hayvan
Bu çalışmada geçmişten günümüze hayvan yaşamı üzerine distopya incelemesi yapılmıştır. Ütopyaya karşıt bir düşünce olarak ortaya çıkan distopyanın tarihsel serüvenine dikkat çekilerek bu bağlamda edebi metinler incelenmiştir. Dünyayı paylaştığımız hayvanların yaşam koşullarının hangi durumlara göre ilerlediği üzerinde durulmuştur. İlk bölümde distopyanın ortaya çıkışını belirleyen ütopyanın doğuşu ve sanata olan etkileri incelenirken hayvanın ütopik konumuna dikkat çekilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise distopyanın doğuşu ve dünya üzerindeki konumunu incelerken çağdaş sanatta distopik hayvan konumu irdelenir. Araştırmanın üçüncü bölümü 1960 öncesi ve 1960 sonrası sanatçılar ve sanat eserlerindeki distopik hayvan üzerine yapılan çalışmalar incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise araştırmacının konuya ilişkin sanat çalışmaları eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Görsel sanatlar, ütopya, distopya, hayvan.
Gelenekselden beslenme anlayışına bir örnek Dr. Gönül Paksoy
Tasarımlarda geleneksel öğelerin kullanılması gelenekten geleceğe aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Bu tasarımları en güzel şekilde icra edenlerden olan Dr. Gönül Paksoy, moda trendleri arasında, dar sınırlar içinde olmayan, toplumda statü sahibi kişilere ürün ve hizmetler sunar. Bu ürünler, giyilebilir, özgün kıyafet tasarımları ve atıksız mutfak gibi gelenekten beslenerek oluşturulur. Onun tasarımları simgesel ve işlevsel, tasarım değeri açısından son derece önemli ve iletişim dili oluşturmaya çalışan tasarımcılara kıymetli örnekler sunar. Ayrıca geleneksel öğelerin yaratıcılık ve giysi tasarımına kattığı değeri göstermek gelenekselden beslenmeye dikkat çekmek açısından önemlidir. Örtünme, insanoğlunun iklim şartlarından korunma ihtiyacı ile doğmuştur. İnsanoğlu bunun için önce yaprakları kullanmaya başlamışlardır. İnsanların zamanla kendilerini geliştirmesi, ihtiyaçları ve örtünme için kullandıkları eşyalarla paralel olarak değişim ve gelişim gösteren bir faaliyetler bütünü olmuştur. Örtünme önceleri zorunlu bir ihtiyaçken zamanla giyinme gibi bir zevke dönüşmüştür. Giyimin gelişimi, toplumları ve kültürleri kendi içinde, alt ve üst tabakalar olarak birbirinden ayırmaya yardımcı olurken tasarım kavramını da meydana getirmiştir. Böylece giyinme, zamana, yere ve kültüre göre değişkenlik gösteren komplike bir yapıya dönüşmüştür. Kıyafetin giyinmeye dönüşmesiyle de bu kavramın içine duygu, zevk ve anlayış girmiştir. Böylece sanat değeri taşıyan tasarımların önü açılmıştır. Bu çalışmada giyim kuşamın gelişim seyri, sürdürülebilirliği, eski ve yeninin birleşiminden oluşan yeni tasarımlar ele alınmış; bu tasarımlara hayat veren önemli isimlerden Dr. Gönül Paksoy'un hayatı, tasarımlarında kullandığı malzemeler ve onların kullanım şekilleri, kitapları, sergileri, aldığı ödüller incelenmiştir.
Teknik, felsefi ve metaforik yönleriyle Kintsugi onarımı ve deneysel uygulamaları
Kintsugi kadim bir Japon onarım tekniğidir. Zen Budizm'i ile yakından bağlantılı olan Kintsugi sanatının doğuşu, çay törenleri ve bu törenlerin düşünsel boyutunu oluşturan wabi-sabi estetiği ile ilişkilendirilmektedir. Yüzyıllardır kullanılan bu kadim sanat bir onarım yöntemi olmasının yanı sıra felsefi anlamlar da barındırır. Günümüzde birçok sektöre ilham kaynağı olan bu teknik, kusurların gizli güzelliğini över ve bu kusurların vurgulanmasını takdir eder. Esasen bir literatür taramasına dayanan bu araştırma ayrıca bu teknikle yapılan uygulamaları da içermektedir. Ayrıca bu tekniğin çağdaş uygulayıcılarına da değinilmektedir. Türkçe enformasyonun büyük bir kısmı Kintsugi'nin metaforik ve/ya da felsefi yönü hakkındadır. Konunun zanaatkarlık yönüne ilişkin bilgi sınırlıdır. 2000 yıllarda popülaritesi artan Kintsugi tekniğine ilişkin Türkiye'de erişimi kolay olacak iki adet kit hazırlanmış, bu kitlerle uygulamalar gerçekleştirilmiş ve sonuçlar rapor edilmiştir. Bu tezin Türkçe literatürde belirgin bir boşluğu dolduracağı umulmaktadır.
Sayısal ortamdaki oyunlarda arayüz yaklaşımları ve bir uygulama örneği
Sayısal ortamda ki oyunlar, teknolojinin gelişme kaydetmesi ile birlikte son zamanlarda ki gelen gelişmeler sayesinde önemli bir hal almıştır. Teknoloji artık sadece iletişim aracı değil aynı zamanda da eğlence içinde gelişimler göstermeye devam etmiştir. Oyunlar sayesinde insanlar boş zaman dilimleri içerisinde bu süreçte eğlence aracı olarak oyunu tercih etmişlerdir. Dünya şu anda da üzücü ve benzeri görülmemiş bir vakadan geçiyor: COVID-19 salgını. Bu zorlu süreçte oyun oynamak, birçok kişi için bir kaçış ve zaman doldurma aracı haline geldi. Neticede, bu yılın büyüme faktörlerinden biri, karantina önlemleri sebebiyle oyun oynamaya artan ilgidir. Bu alanda oyuna daha fazla ilgi görmesi açısından arayüz tasarımı insanlara davet açısından nitelikli olmalıdır. Her geçen gün oyunlara olan önem daha da artmaktadır. Bu araştırmanın amacı, sayısal oyunların uygulamalarındaki arayüzlerini kurgularken bir kaynak oluşturabilmektir. Anahtar Kelimeler: Oyun, Sayısal Oyun, Oyun Tasarımı, Arayüz Tasarımı
Bilimsel botanik sanatı ve Nebahat Yakar örneği
Bitkiler, insanoğlunun varlığından beri sanatın ilham kaynağı olmuştur. Fakat bitkilerin bir sanat teması olarak kabul görmesi, hayvan figürlerinden çok daha sonraya dayanmaktadır. Bitkilerin stilize edilmiş motif olarak işlenmeye başlandığı dönemlerde ayrıntıdan uzak, şifalı yönlerinin ve yaşam döngülerinin yazılı metin ile açıklandığı bilgisine ulaşılmaktadır. Botanik kitabı yazarı Carolyn Fry'a göre, 18. yüzyılda ilk bilimsel bitki sınıflandırmasının yapılmasıyla, bitki çizimleri kendi yaşam döngüsüne hizmet etmeye başlamıştır. Bu süreçte bitki illüstrasyonlarının anlatımı güçlenmiş ve beraberinde metinler yer almaksız bir bütün olarak botanik biliminin bir parçası olmuştur. Bilimsel botanik sanatı olarak tanımlanan bu alanda, birçok ülkede ciddi anlamda politikalar yürütülmekte, üniversitelerde bölümler açılmakta, çizerlere çok yönlü olarak kendilerini geliştirme imkanları sunulmaktadır. Bitki çizimleri ülkelerin kendi yetiştirdikleri sanatçılar tarafından yapılmakta ve bu alan bir meslek gurubu olarak kabul görmektedir. Resimli Türkiye Florası Projesinin ilk mezunlarından bilimsel bitki ressamı Hülya Korkmaz'a göre; bu gelişmenin Türkiye'de başlayıp yol alması, 20. yüzyılı bulmuştur. Dünya'da bu gelişmeler olurken Türkiye'deki botanik araştırmalarında bitki çizimleri çok ciddi meblağlarda yurtdışındaki çizerlere yaptırılmıştır. Bu araştırma; nitel araştırma yönteminin betimleyici kaynak tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada tarihte önemli yere sahip görsel verilerden, yerli ve yazılı kaynakların sınırlı oluşu sebebiyle çoğunlukla yabancı kaynaklardan faydalanılmıştır. Araştırma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüme giriş ile başlanmıştır. İkinci bölümde, bilimsel botanik sanatının genel tarihi üzerinden Türkiye'deki gelişimine ayrıntılı bir şekilde değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Bilimsel botanik sanatı kavramı açıklanmış, bitki morfolojisi ve anatomisinin bilimsel botanik sanatı açısından öneminden söz edilmiş, bu alanda kullanılan yöntem ve tekniklerin avantajlı ve dezavantajlı yönleri alandaki sanatçıların eserleri üzerinden ele alınmış, bilimsel botanik sanatının botanik sanatı ile ayrıştığı noktalara değinilmiştir. Dördüncü bölümde bir sanat eseri eleştirisinde bulunurken izlenen yöntemler görsel tasarım ilke ve elemanları açısından betimlenmiştir. Beşinci bölümde 1933 Üniversite Reformu sonrası ilk bilimsel botanik sanatçısı Nebahat Yakar'ın hayatına değinilerek, sanatçının seçili 15 bilimsel botanik illüstrasyonu; botanik bilimi ve sanat eseri inceleme yöntemleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmacının, Resimli Türkiye Florası Projesi ikinci nesil mezunlarından İrem Sönmez'in bilimsel bitki illüstrasyonu çizimi eğitiminde yapılmış olduğu çalışmalara analizleri ile beraber yer verilmiştir. Altıncı bölüm sonuç ve önerilerden oluşmaktadır. Değerlendirmeler sonrası elde edilen sonuçlardan en önemlisi bilimsel botanik sanatçısı olarak kabul gören Nebahat Yakar'ın eserlerinde; bilimsel botanik sanatında kullanılan ölçeklendirme yöntemine yer vermeyişidir.
Türkiye'de bulunan işitme engelliler ortaokullarında müzik eğitimi ve karşılaşılan temel sorunlar
Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye'de bulunan İşitme Engelliler Ortaokullarında verilen müzik eğitimini inceleyerek müzik eğitimi sürecinde yaşanan sorunları tespit etmektir. Müzik eğitimi sürecinde yaşanan sorunlar, işitme engelli öğrencilerin derslerine giren müzik eğitimcilerinin görüşlerine dayalı olarak tespit edilmiştir. Araştırma nitel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'de MEB'e bağlı toplamda 30 adet işitme engelli ortaokullarında çalışmakta olan müzik eğitimcileri oluşturmaktadır. Yaklaşık 20 adet müzik öğretmenine ulaşılırken bazı okullarda müzik öğretmeni olmadığı anlaşılmıştır. Çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanan veriler betimsel analiz ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Veriler tema ve alt temalara ayrılarak kodlamalarıyla birlikte tablolaştırılarak verilmiştir. Elde edilen bulgulara dayanarak Türkiye'de bulunan İşitme Engelliler Ortaokullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Öğrenciler ile iletişim kurmada işaret dili bilmemenin yarattığı sıkıntılar ve işitme engelli öğrencilerin müzik eğitimi için farklı yöntem ve tekniklerin çoğaltılması gerekliliği gibi önemli hususlar saptanmıştır. Tezin sonunda ise elde edilen sonuçlar tartışılarak bazı çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: işitme engeli, müzik eğitimi, işitme engellilerde müzik eğitimi, müzik eğitimi sorunları, beden müziği
1960 sonrası resim sanatında hiperrealist eğilimler
"1960 Sonrası Resim Sanatında Hiperrealist Eğilimler" başlıklı bu çalışmada, 20. yy. da fotoğrafın ana obje olarak ele alınıp tuvale birebir yansıtılma çabası ile ortaya çıkan Hiperrealizm akımı ele alınmıştır. Hiperrealizm akımı sanatçılarının geleneksel fırça kullanımından meydana getirilen çalışma yöntemleri üzerinde durulmuştur. Öncelikle Hiperrealizm akımının tarihsel gelişimi ve sanatçıların yapmış oldukları çalışmaları ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Konu olarak seçilen Hiperrealizm 'in içeriğine değinilmiş ve bu akımın zemin üzerinde çalışılmasında kullanılan çeşitli materyallerden bahsedilmiştir. Akımın yerli ve yabancı bazı Hiperrealist sanatçıların kullandığı yöntemleri, teknikleri hakkında açıklamalar çalışmaları ile birlikte yapılmıştır. Hiperrealizm akımının genel tanımı, sanatçı çalışmaları, genel bakımı hakkında çeşitli açıklamalar yapılmıştır. Devamında Hiperrealizm tekniği ile uygulanan çeşitli çalışma yöntemleri açıklanmıştır. Portre yönteminin tanımı, Hiperrealizm sanatçılarının yapmış olduğu çalışmaların Hiperrealizm akımına etkisi üzerinde durulmuştur. Daha sonra Hiperrealist sanatçıların çalışmalarında uyguladıkları teknikler incelenmiştir. Sanatçıların portre ile uygulamış oldukları farklı yöntemler açıklanmıştır. Araştırmanın sonuç kısmında, Hiperrealist sanatçıların fotoğraf görüntüsünü yüzey üzerinde yakalamalarında kullandıkları geleneksel fırça tekniğine ve portre üzerindeki etkisine değinilmiş, kolaylıkları üzerinde durulmuştur. Hiperrealist eğilimde, izleyicinin en çok merak ettiği unsurlardan bir tanesi olan teknik ayrıntılar esas itibariyle açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hiperrealizm, Foto-gerçekçilik, Resim Sanatı, Resim.
Günümüz görsel sanatlarında geleneksel yöntemlerin Ergin İnan, Murat Palta ve Canan'ın yapıtlarında kullanımı
Sanatsal ve kültürel olgular insanlığın geçmiş zamanda yapmış olduklarıyla gelecekte yapmayı planladıkları, bir başka deyişle şuan içinde yaşanmakta olan dönemde yapmış oldukları üretimlerle doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla sanatçı, içinde yaşamakta olduğu kültürün kendisine kazandırdığı birikimlere paralel olarak üretim gerçekleştirebilen kişidir. Sanatçının ortaya koyduğu ürün, tasarımsal ve zihinsel süreci içerisinde uzman olduğu malzemenin kullanılma durumlarıyla orantılı bir biçimde hayata geçebilmektedir. Ortaya çıkartılan ürünün sahip olduğu fonetik, ritmik, plastik veya bütün bunların karma formu, sanatçının kendisini açıklama yeteneği ve tercihi ile alakalıdır. Kullanılmış olan malzeme ve bu malzemenin düşünsel ya da tasarımsal aktarılma noktasındaki kimi elemanların geçmiş veya yaşanılan zamanın beğenileri çerçevesinde kullanılması, ortaya konan ürünün "geleneksel" veya "modern" gibi adlarla ifade edilmelerine sebep olmaktadır. Bunun yanında, kültür ve sanat alanlarında geleneksel olarak isimlendirilen algı ve davranış süreçlerinin modern dünyada doğru bir biçimde algılanması, içerisine tarihi süreçlerini de alacak şekilde, doğru bir sentez iradesinin irdelenmesiyle gerçekleşebilmektedir. Geçmiş dönemlerden başlayarak Anadolu'nun geleneksel verilerinin ortaya çıkması, yaşanmış olan süreç içindeki iktisadi, sosyolojik ve siyasi farklılıklar sonucu çeşitlenerek zenginleşmiş ve gelişim göstermiştir. Yüzyıllar boyunca Türklerin yaşamış olduğu topraklar ve inançlardan ötürü gerek Doğu gerekse İslam sanatlarından etkilendiği, zamanla bunların sentezi ile geleneksel Türk sanatlarının oluştuğu görülmektedir. Doğu ve İslam sanatları terimlerinin bu ortak oluşma süreçleri, XIX. yüzyıla kadar sürerken, bu yüzyılın ortalarından itibaren Doğu Batı gelenekleri arasında birbirine doğrudan etki edecek hareketler başlamıştır. Türkiye'de ise "modern" kavramı tartışılır hale gelmiş, bu kavramın sanata etkileri inceleme konusu olmuştur. Batılılaşma hareketi, Cumhuriyet'in ilan edilmesi ve Atatürk devrimleri sonucu gelişen siyasi süreç Türkiye toplumunu, kültürel ve hukuki açılardan yeni bir düzen ve bilinç ortamına sokmuştur. Batı toplumlarına sanatçılar gönderilmiş, ilk müze ve güzel sanatlar akademileri kurulmuş ve sergiler tertip edilmiştir. Bu zaman zarfında sanat ortamı içerisinde Batılı resim teknikleri ön plana çıkmıştır. Bu süreçte sanatçılar Batı'dan almış oldukları resim teknikleri ile Anadolu'nun zengin geleneksel verilerini sentezlemeye ve yeni eserler ortaya koymaya çalışmışlardır. 1960 ve 1970 sonrasında, özellikle postmodernizmle birlikte, Batı'da eğitim almış olan sanatçıların sayısının artması, bireysel açıdan üslupların zenginleşmesi ve sanatsal faaliyetlerin, galerilerin çoğalması ile Türk resim sanatında geleneksel yöntemlerde içeriksel ve anlamda farklılaşmalar başlamıştır. Türkiye'de, özellikle 1990 sonrası dönemde postmodernizmin de ön plana çıkmasıyla farklı felsefi, siyasi görüşte olsalar dahi, eserlerinde geleneksel yöntemlere yer veren sanatçıların arttığı görülmektedir. Çalışmada, ülkelerin tarihleri ve kültürel değerleri hakkında son derece önemli veriler barındıran geleneksel yöntemleri, çoğunlukla minyatür bazı yerlerde ise tezhip ve hat sanatlarını eserlerinde kullanan ülkemizin son dönem sanatçılarından Ergin İnan, Murat Palta ve Canan özelinde günümüz görsel sanatları tartışılarak geleneksel sanatların, Türkiye özelinde kültürel ve toplumsal açılardan sürdürülebilirliğine katkıları değerlendirilmiştir.
Gencer Kondal iş modeli ve keçe tasarımları
Sanat ve zanaat toplumun kültürel mirasını oluşturmaktadır. Bilgi, birikim tecrübe farklı coğrafyada yaşayanlar, üretim ve tüketim ile yaşam biçimlerini şekillendirmekle birlikte kültürlerini oluşturmaktadırlar. Endüstrileşme ve küreselleşmeyle birlikte, kültürel mirasımız olarak keçeciliğin üretim ve tüketim biçimini olumsuz etkileyerek yok olmasına neden olmaktadır. Yok olmaya yüz tutmuş keçe ve keçeciliğin kendi özünü kaybederek zaman ve değişimle diğer kültürlerle aynılaşmasına neden olmuştur. Ekolojik bir malzeme olan keçe, bugün çağdaş sanat ve tasarım bilgi ve becerisiyle tasarım ve yaratıcılıkta gelişme göstermiştir. Teknolojik çağla birlikte geçmişte yapılan keçe ürünleri yer yaygısı, kepenek, sikke, çadır iken günümüzde kaban, ayakkabı, kuşak, şal, şapka, duvar panosu gibi ürünlerle yerini almıştır. Bu tezde, keçe'nin tanımı ve tarihçesi, keçeciliğin ilk yapılış öyküsü, keçe üretiminde kullanılan ham madde, keçe'nin ekolojik özellikleri, araç-gereçlerine yer verilmiştir. Gencer Kondal'ın iş modeli üzerine hazırlanan bu tez, somut olmayan kültürel mirasımız olan keçe ve keçeciliği yeniden canlandırmayı amaçlamaktadır. Gencer Kondal'ın iş modeli ve keçe atölyesi, Kondal'ın keçe yapımında ortak olan ön hazırlık aşamaları yünün hazırlanması, boyanması, naaşlık hazırlanması, saçma ve saçılması ve Gencer Kondal'ın atölyesinde yapılan keçe çalışmaları ile Kondal'ın açtığı sergi ve workshoplar, verdiği eğitimler, ticaret yaptığı ülkelere bu tezde yer verilmiştir. Gencer Kondal'ın atölyesinde yapılan giysi ve giysi aksesuarları ile ev tekstil ürünleri ve benzeri bazı sanatsal uygulamaları fotoğraflarla desteklenmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda Gencer Kondal'ın iş modeli ile yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan keçeciliğin yeniden canlandırılmasına katkı sağlanmıştır. Anahtar Kelime: Somut Olmayan Kültürel Miras, Keçe, Keçecilik, Gencer Kondal
Cumhuriyet dönemi Türk resminde sanat teması
Cumhuriyet döneminden günümüze kadar resim temalarında konu olarak toplumsal konular ele alınmıştır. Bu eserler zaman zaman ortaya konulan yenilikleri desteklemiş kimi zaman ise dönem içinde yapılan haksızlıkları, sorunları, felaketleri, acı olayları toplum sorunlarını ortaya koymuştur. Dönem olarak yaşanılan sorunları eserlerine yansıyan kısımları toplanıp geçmişten günümüze kadar resim sanatının hangi aşamalar doğrultusunda meydana geldiğini sanatçıların eserlerini oluştururken hangi temalara dayandırdıkları, sanatçıların geçmişten günümüze kadar fonetik, ritmik ve plastik sanatlarda hangi aşamalardan geçtikleri yapılan resimlerde gözlemlenerek gelecek nesillere yön verilmesi amaç edilmiştir. Ayrıca Cumhuriyet Döneminde ressamların ele aldığı sanat temalarının gruplandırılmasıyla eserlerde görülen sanatsal faaliyet türlerinin görülmesi açısından çalışma özgün bir nitelik kazanacaktır. Avrupa Modern/Çağdaş Resim Sanatında Sanat Teması ve Ressamlar incelenerek Cumhuriyet Dönemi konu ve ressamları ile karşılattırılma yaparak farkları vurgulanmak istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet dönemi, Sanat, Türk Resmi, Sanat Teması, Sanatta Estetik
İlkokul müzik ders kitaplarının 2018 yılı öğretim programında yer alan değerler bakımından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul müzik ders kitaplarını, 2018 yılı öğretim programında yer alan değerler bakımından incelemektir. 2018 yılında yenilenen müzik dersi öğretim programında yer alan 'adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik' gibi on değerin, müzik ders kitapları içerisinde, kaç adet şarkı, okuma metni ve etkinlikle işlendiği hakkında durum tespiti yapmaktır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenindedir. Doküman analizi yolu ile veriler elde edilmiş, verilerin analizinde ise betimsel ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. MEB tarafından 2018 yılında yenilenerek tekrar kullanılmaya başlanılan İlkokul müzik ders kitaplarını, değerler bakımından, hangi okuma metni, şarkı ve etkinlikler yoluyla öğrencilere aktarılmaya çalışıldığı ve öğretim programında yer alan değerlerin kitapta kullanılma durumu alt başlıklar halinde incelenmiştir. Öncelikle tüm sınıf seviyelerinin, genel toplam verileri tablolaştırılmış ve sayısal olarak verilmiştir. Her sınıf seviyesinde değerler, ayrı ayrı incelenerek, farklı türlerdeki öğretim materyallerine ilişkin örneklerle açıklanmıştır. Araştırmanın sonucunda; 2018 öğretim programında yer alan 10 değerin (adalet, sorumluluk, dürüstlük, dostluk, sevgi, vatanseverlik, sabır, özdenetim, sorumluluk, yardımseverlik) ilkokul müzik kitabı içerisinde 26 adet okuma metni, 67 adet şarkı ve 33 adet etkinlik gibi üç farklı öğretim materyalleri ile öğrencilere kazandırılmaya çalışıldığı tespit edilmiştir. Tüm sınıf kademeleri toplamında 126 tane olan bu öğretim materyalleri, müzik ders kitapları içerisinde değerleri işleme bağlamında incelendiğinde; 'sevgi' değerinin 20 adet sayı ile ilk sırada, 6 adet sayı ile 'adalet' değerinin ise en alt sırada olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlara ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öğretim Programı, Müzik Eğitimi, Müzik Dersi, İlkokul, Değerler.
Form and content in modern Iraqi graphic art
Graphic design is a creative process that combines art and technology to communicate ideas. The vast field of graphic design generally includes print, web, and broadcasting. The research is about evaluating the works of modern Iraqi Graphic designers who use traditional methods like screen printing and etching. The research consists of four chapters. The first chapter included a presentation of the problem of research, which was identified by the researcher in asking the following question: What is the relationship between form and content in modern Iraqi graphic art? The purpose of the research was also to reveal the relationship between form and content in modern Iraqi graphic art. The boundaries of the research were set for the period between 1970 - 2000, as the most advanced period in the development of modern Iraqi graphic art. The second chapter includes the theoretical framework, which was divided into three subtitles. The first one includes the study of the form and content of the dialectic of the relationship and its philosophy in the graphic artwork; the second includes the study of the symbol in the art of graphics, and the third part touches on the study of the art of modern Iraqi graphic and its most important pioneers and analysis of their works. The third chapter presents the graphic works of the period between 1970-2000. The last chapter includes the results and recommendations.
Islamic heritage in the shadow theatre
The shadow theatre plays a major role in public life and for several centuries it occupies an aspect of the people's thought, as the public takes it as a way of entertainment and leisure. However, what was presented is a representation of real-life matters in a framework of criticism and irony; in addition, the performances were emptying of people's concerns, which bear various forms of hatred for their foreign rulers. Shadow plays paved the way for the Islamic audience to adopt the art of theatre, which came to the Arab and Islamic world through France, in its European form. Shadow play in the Islamic world included music and song as well as acting. These works were shared with a lyrical type, as music and songs play the main role, as in the plays of "The Spectrum of Fantasy", "Weird and Strange", and "The Lost Lover". These are the three initials of shadow theatre left by Muhammad Bin Daniel Al-Mawsili who was the author of the oldest shadow plays in Arabic. These pioneers are formed their final shape by him and continued until the beginning of the twentieth century. This research relies on the descriptive-analytical method to trace the emergence and development of the form of the shadow play with all its components through different ages. So that, because of its importance, it has been included in the UNESCO Heritage Organization. In this research, it is aimed to research the past and present heritage of this type of theatre for current and future generations and to contribute to its continuation.
Employing Mesopotamian ornaments in precast designs in Iraq
Concrete poured in the form of a structural element (such as a panel or beam) before it is placed in the final position is called precast. There are a number of companies that produce precast in modern Iraq, and these companies produce simple products with little room for ornamentation. In this research, it is aimed to reveal designs that can be an alternative to these simple designs and contain ornamental elements. In this direction, designs have been created that benefit from the visual repertoire of ancient Mesopotamia in the design of precast elements in Iraq. This is important in terms of reviving and carrying the legacy of the ancient Iraqi civilization into the present. Although previous studies used historical Iraqi shapes and symbols in their designs on various materials including carpets, pottery, and mural painting, there is a gap in the precast designs in this respect. The proposed new designs are based on five selected models: Ishtar Gate, Lamassu, Lion of Babylon, Islamic Decoration, and Shanasheel. These models were converted into precast designs using Cinema 4D and Photoshop programs. This means an artistic touch to an industrial space. If applied, panels, fences, etc. these precast elements, which will take place in daily life as structures, will have the opportunity to directly appeal to the aesthetic sensitivity of modern Iraqi society. Precast structures can also take an important place in the effort to revive and keep alive the historical and cultural values of Iraq. Keywords: Precast design, Iraq, Mesopotamian, Ornament
Türk kültüründe yerel sembolik motifin sanattaki yeri ("Denizli – horoz örneği")
Sanat, mağara duvarlarında çizgi ve renklerle hayat bularak sembol / simgelere kavuşmuştur. Yaşam mücadelesi ile sezgileri gelişen insan, hayvan sembolleri ile en doğal dürtü olan korku, hayvan gücüne ulaşabilme, avlarının bereketli geçmesi isteği gibi çerçevesinde oluşan ritüeller geliştirmiştir. Sanat eserinin oluşumunda, devlet yapısı, dinsel ahlaksal öğeler, coğrafi ve sosyolojik özellikler bulunmaktadır. Toplumlar kültür ve sanat alanında karşılıklı etkileşim ve alış/veriş içerisindedir. Ancak, sanatta özgünlük; kendi özünü koruyup çeşitli unsurlardan beslenerek geleceğe dair ipuçları verecek özgün gelişmeler sonucu taşımakla sağlanmıştır. Türkler tarihi süreç içerisinde kendi özgün anlatım dilini oluşturarak kültür ve sanat dünyasına çok önemli eserler kazandırmıştır. Bu özgün ve yani anlatım biçimi binlerce yıllık zaman dizininde damıtılarak olgunlaştırılmış ve dünya sanatı içinde müstesna bir yerde konumlandırılmıştır. Bu bağlamda Türk kültürü son derece anlamlı ve önemli kabul edilen sembolik, mitolojik ve dinsel motifleri kullanarak özgün ve zengin bir repertuvar oluşturmuşlardır. Toplumun hafızasında yer eden çeşitli görsel ve mitolojik hayvan sembollerinin ayrı bir önemi vardır. Bu motiflerin önemli bir kısmı belirli bir bölge ya da yöre ile ilgili görülmektedir. Türk kültüründe de sembolleştirilmiş birçok hayvan figürü bulunmakla birlikte, bu çalışmada "Horoz" sembolü ele alınmakta ve tüm boyutları ile incelenmektedir. Konu Anadolu coğrafyası kapsamında değerlendirildiğinde horoz kavramının Denizli ili ile özdeş kabul edildiği bilinmektedir. Bu çalışmada yukarda zikredilen konu tüm boyutları ile ele alınarak bir anlamda disiplinler arası değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda sadece görsel sanatlar alanında değil, şiir, edebiyat ve müzik alanlarındaki yansımaları da ele alınarak incelenmiştir. Araştırmada bilimsel yayınlar, kitap ve makaleler yanı sıra yerel basında yer alan husus ile ilgili yayınların da taraması yapılarak konuya özgün bir boyut kazandırılmıştır.
From graphic design to innovative techniques: The practices of contemporary interactive advertising
Interactive advertising is a pioneering idea in the world of advertising and promotion of services and products, as it is keen to find common ground between designers and recipients, which provides the opportunity for the client to share proposals that serve the advertisement and give it some developmental touches. Its novelty lies in its departure from the framework and mold of traditional stereotyped advertisements. Therefore, it was necessary to highlight the role of interactive advertising in the process of meeting the requirements of the consumer, especially since design and advertising form an integrated system of pillars in achieving the desired goals. Here arises the problem of this study, which seeks to understand and analyze the current state of interactive advertising. This thesis tries to observe the background, basics, characteristics and applications of contemporary interactive advertising, including the types and methods. It involves both interactive advertising and its relation to marketing preferences and influencing consumer behavior. In this work, I explore interactive advertising with respect to its impact on the consumer and I do this through the analysis of a sample group of advertisements.
Çevresel grafik tasarımda deneysel tipografi uygulamaları
Dijitalleşen dünya ile beraber çeşitli alanlarda birçok yazı karakteri kullanılmakta ve üretilmektedir. Peki, bu yazı karakterleri uygulandığı alan ile uyumlu mu? Yapılan tasarımlarda bir dil bütünlüğü mevcut mu? Evrensel bir dile sahip mi? Gibi pek çok sorulara yanıt bulacağımız Çevresel Grafik Tasarımda Deneysel Tipografi Uygulamaları başlığı altında gerçekleştirilen bir projedir. İnsanlar tasarımlara baktığı zaman onlara görsel bir şölen yaşatmalıdır ve içeriği hakkında bilgiler sunup enerjisiyle kendine çekebilmelidir. Grafik sanatlar kültüründen günümüze kadar gelen çevresel grafik tasarımda deneysel tipografi uygulamalarının ele alındığı bu çalışmada, tipografinin sadece bir araç olmaktan çıkıp sürekli devinim halinde olan dünyayla birlikte amaç haline geldiğini daha özgün ve yaratıcı bir biçimde kullanıldığı anlatılmaktadır. Konu ile ilgili çeşitli örneklerle zenginleştirilerek tasarımlar incelenmiş olup, tasarımların yaratıcı kimliği üzerinde durularak, deneysel tipografinin daha özgün ve evrensel olarak biçim-içerik uyumu adı altında kullanılmasına dikkat çekilmektedir. İncelenen örnekler doğrultusunda 9 adet örnek uygulama çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalarda farklı malzemeler kullanılmış olunup, tasarımın amaçları ve tasarımların dönüşümdeki sürecin değerlendirilmesi yapılmıştır. Yapılan uygulama çalışmaları gündelik hayattan kesitler sunmakla beraber sorgulama, üzerine düşünme yeteneğimize değinip kavramsal sanata atıfta bulunmaktadır. Aynı zamanda tasarımları gündelik yaşamda karşımıza çıkabilecek alanlara yerleştirerek ne kadar göz önünde olunduğunu bir o kadar da olunmadığını vurgulayarak eleştirel bir yaklaşımda bulunulmaktadır.
Contemporary abstract art in Iraq: An analysis of geometric and lyrical paintings
This study was founded on the desire to understand contemporary Iraqi abstract art in order to better clarify the foundations and aspects of abstraction. Abstraction is the reduction of everything that surrounds us from its reality, and its reformulation with a new artistic vision in which the artist's sense is manifested through colors, movement and imagination. Abstract art and philosophy are closely related because abstraction has a deep philosophical aspect in reading paintings. In the thesis, the two most prominent trends, namely geometric abstraction and lyrical abstraction, their most prominent artists are mentioned before giving information on Iraqi art in general and contemporary abstract art in particular. As the core study of the thesis, a sample of paintings by Iraqi artists is analyzed. Through the analysis, the differences among the abstraction styles were identified, such as the method of color formation.
The esthetic discourse of the artist Jawad Saleem's works
The purpose of this study is to determine the aesthetic discourse of the painting and sculpture works of the artist Jawad Selim. In the research, all the works of Jawad Selim, a innovative modern plastic artist, were examined, and three paintings and one sculpture were analyzed. The sample models were assessed using a tool developed for this purpose and presented to a panel of arbitrators to determine the validity coefficient. In line with the findings obtained as a result of the analysis, it has been evaluated that the works of the artist are defined by realism, abstraction and symbolism, as demonstrated by his popular paintings and the Freedom Monument. As a result, it has been determined that the artist Jawad Selim created an illumination that sheds light on innovative modern Iraqi plastic art, thanks to this generation who established their artistic identity with the awakening of Baghdad, whose memory was almost erased after being obliterated by the dust of events. Keywords: discourse, esthetic, art, painting, sculpture.
Seramik bünyelerde metalik görünümlü sırların geliştirilmesi ve optik özellikleri
Bu çalışmada alkalili, alkali-borlu, kurşunlu, kurşunlu-alkalili sır reçeteleri Seger Metoduna göre hazırlanmış, düşük sıcaklıkta (1000 ℃) yükseltgen ve indirgen fırın atmosferinde metalik görünümlü sırların geliştirilmesi amaçlanmıştır. İndirgen ortamda metalik görünümlü sır elde etmek için, gümüş nitrat (AgNO3), bakır sülfat (CuSO4), bakır karbonat (CuCO3), bizmut nitrat (Bi(NO3)3), demir sülfat (FeSO4), kadmiyum nitrat Cd(NO3)2 ve kobalt klorür (CoCl2) gibi metal bileşikleri sır kompozisyonlarına farklı oranlarda (%2-%5) ilave edilmiştir. 1000 ℃'de fırınlanan sırlar, 750 ℃'ye soğutularak 20 dakika redüksiyona tabi tutulmuştur. Hem yükseltgen, hem de indirgen ortamda fırınlanan sırlı örnekler yüzey görüntüsü, renk tonu değişimi, mikromorfolojik ve mikroyapısal özellikler açısından Optik mikroskop (OM), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM/EDS) ve UV.Vis. Spektrosfotometresi ile karakterize edilmiş, sonuçlar değerlendirilmiştir. Metalik görünümlü sırlar, fiziksel ve kimyasal kompozisyonları, pişirim atmosferi, renk ve reflektans özellikleri bakımından birbirinden farklı özellik göstermektedir. Bu sırların modern veya klasik mekânlarda çevre ile uyumlu dokular oluştururken mekân tasarımda iyi bir tamamlayıcı öge olabileceği saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Metalik sır, Fırın atmosferi, Redüksiyon, Optik özellikler
Kent içi arkeolojik alanlar için kültürpark tasarım modeli: Misis Antik Kenti örneği
Misis Antik Kenti, geçmişte Kilikya olarak adlandırılan bölgenin önemli yerleşkeleri arasında yer almakta olup; Neolitik Çağ'dan günümüze kadar kesintisiz yaşamın sürdürüldüğü, zengin tarihi ve farklı uygarlıklara ait kültürel mirasları ile bölgenin geçmişine ışık tutmaktadır. Alanda yapılan çalışmalar ve elde edilen veriler doğrultusunda günümüzde kentte tespit edilebilen kültürel mirasların; yapım dönemleri, teknikleri, mevcut durumları ve koruma uygulamaları irdelenmiştir. Antik kent; sınırlarına dayanan Adana Organize Sanayi Bölgesi ve tarım alanları nedeniyle kentsel istila problemiyle karşı karşıya gelmiştir. Ayrıca yaşanan depremler ve kırsal hayatın devam ettiği kentte birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarında imara aykırı yapılaşma nedeniyle kültürel mirasların önemli oranda tahrip olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda bahsedilen problemler doğrultusunda Misis Antik Kenti'nin korunması ve kültürel turizme kazandırılması üzerine yapılan çalışmada Dünya'da ve Türkiye'de yer alan önemli antik kent ve yerleşkeler irdelenmiştir. SWOT analizleri yapılan örnekler Misis Antik Kenti ile karşılaştırılarak antik kent için fiziki, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla ele alınan bir öneri getirilmesi amaçlanmıştır. Misis Antik Kenti için önerilen kültürpark projesi; bölgenin tarihine ışık tutarak, alanda yer alan kültürel mirasların korunmasını ve bu miraslara işlev kazandırılmasını amaçlamaktadır. Bu proje kullanıcılarla birlikte geliştirilerek; kültürel bilincin artmasını ve kullanıcılara sosyal ve ekonomik alanlarda katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda bölgenin kültürel turizme açılarak ziyaretçilerin geçmişle bağlantılarını güçlendiren; kapsamında tarih, sanat, edebiyat, tarım gibi bir çok farklı aktiviteyi sunmayı amaçlayan bir proje önerisi geliştirilmiştir.
Çağdaş bir kişisel portre üslubu oluşturma aracı olarak Barok dönem teknik ve yaklaşımları
Resim sanatında bir figürün genellikle belden yukarısını gösteren ve özellikle omuzlar ve başı betimleyen resimler portre olarak adlandırılmaktadır. İlk yetkin portre örnekleri Greko-Romen kültürün egemenliğindeki Mısır'da Fayyum bölgesinde tabut nesnesi olarak üretilen portrelerdir. Natüralist eğilim açısından başarılı portre örneklerini oluşturan bu resimler önemli kişilere ait olmadığı bilinen ilk resimlerdir. Milattan sonra dördüncü yüzyıldan sonra Hristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesiyle birlikte erken Rönesans dönemine kadar gerçekçi temsil sanattan dışlanmıştır. 15. yüzyılla birlikte benzerliğin belirginleştiği portre örnekleri ortaya çıkmıştır. Bu değişiklik, günlük yaşama ve bireysel kimliğe yönelik yeni bir ilginin yanı sıra Greko-Romen geleneğinin yeniden canlanmasını yansıtıyordu. Portrenin yeniden dirilişi bu nedenle Avrupa'da Rönesans'ın önemli bir tezahürü oldu. 17. yüzyıl felsefesi ise Rönesans'ın sağladığı birikimlerden, bütünlüğü olan bir düşünce bağlantısı geliştirmiştir. 17. yüzyıl felsefesi gözlem ve deney yerine fizik ve matematik kavramlara dayalı olarak biçimlenmiş, rasyonalizm yüzyıllarca aradan sonra yeniden canlanmıştır. Bu dönemde izleyicinin sadece portreye ve yüzdeki ifadeye odaklanması için sanatçılar, Rönesans ve maniyerist dönemde geliştirilmeye başlanan boya, ışık, gölge ve renk kullanımını ödünç alıp etkisini artırarak kullandılar. Barok dönem sanatçıları bu yolla kişinin fiziksel görünümünün yanı sıra güçlü ve dramatik bir duygusal etki yaratmayı da başarmıştır. Seküler liderlerin giderek daha fazla egemen olduğu bir toplumda, zengin bir şekilde giydirilmiş figürlerin görüntüleri, önemli kişilerin otoritesini onaylamanın bir yolu olmuştur. Flaman ressamlar Anthony van Dyck (1599-1641) ve Peter Paul Rubens (1577-1640) bu tür portrelerde başarılı olurken, Jan Vermeer (1672-1675) çoğunlukla orta sınıf mensuplarının portrelerini üretmiştir. Bu çalışma, 17. yüzyıldan günümüze kadar resim sanatında önemli dönüşümleri işaret eden portre örneklerini ve özellikle Barok dönem resmine karakterini kazandıran teknik ve yöntemleri, plastik özellikleriyle incelemeyi ve bu incelemeler sonunda elde edilen bulguların kişisel sanat çalışmalarımın özgünlüğüne sağlayacağı olanakları araştırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu araştırmalar kendi resimlerimin sanat tarihiyle olan bağlarını anlamamı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Resim sanatı, portre, Barok sanatı, Barok resmin teknikleri
Seyhan Baraj Gölü çevresindeki kil içeriği yüksek malzeme ile stoneware bünyelerin geliştirilmesi
Çalışmada Adana ili, Seyhan Baraj Gölü çevresinden temin edilen kil içeriği yüksek malzemenin stoneware bünyede kullanım olanakları araştırılmıştır. Referans bir stoneware çamurunda bulunan iki ticari kilden biri seçilerek kilin reçete içerisindeki miktarı %10-100 oranında kademeli olarak azaltılmış, yerine reçetede azalan miktarı kadar Seyhan Baraj Gölü çevresinden temin edilen kil içeriği yüksek malzeme katkısı yapılarak, stoneware çamur reçetesinde kullanımına uygunluğu araştırılmıştır. Hazırlanan deney çamurları 1210℃'de 58 dakika süre ile endüstriyel koşullarda roller fırında pişirilmiştir. Ticari kilin azalan %'de miktarı kadar katkı oranları ile hazırlanan deney örneklerine % su emme, % pişme küçülmesi, mukavemet ve CIE L*a*b renk değerleri ölçüm testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak Seyhan Baraj Gölü çevresinden alınan kil içeriği yüksek malzeme oranının katkısı arttıkça % su emme değerlerinde düşüş, % pişme küçülme ve pişmiş mukavemet değerlerinde artış gözlemlenmiştir. Bünye renkleri katkı oranına bağlı olarak gri, açık gri ve bej olarak gözlemlenmiştir. Deneyler sonucunda ticari kil yerine Seyhan Baraj Gölü çevresinden temin edilen kil içeriği yüksek malzeme katkısı ile oluşturulan sanatsal çalışmalarda 1210℃'de herhangi bir probleme yol açmadan kullanılabileceği görülmüştür. Endüstriyel çalışmalarda ise ısıl deformasyon riski nedeniyle katkı oranı %50 üzerinde kontrollü kullanılmalıdır.
Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi'nde korunan el yazmalarındaki Rumi motiflerinin incelenmesi ve sanatsal üretimleri
Bu tez, Türk süsleme sanatlarında önemli bir konumda olan Rumi motifinin tarihsel gelişim, biçimsel özellik ve bilhassa tezhip sanatındaki kullanım biçimleri hakkında incelemeler içermektedir. Araştırma kapsamında Rumi motifinin Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerindeki konumu ve gelişim süreçleri analiz edilmiş; klasik dönem eserleriyle çağdaş yorumlar karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışmada, tezhip sanatında Rûmî motifinin kompozisyon içindeki işlevi, stilize edilme süreci ve yöntemleri ile desen özellikleri açıklamalı olarak eklenmiştir. Araştırma nitel bir yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Literatür taraması, görsel analiz ve çizim teknikleri bir arada kullanılmıştır. Bu doğrultuda Kastamonu Yazma Eserler Kütüphanesi'nde yer alan tezhipli yazma eserlerdeki Rûmî motifli örnekler incelenerek, örneklerin görselleri, teknik çizimleri ve motif yorumlamalarına tez kapsamında yer verilmiştir. Çalışma sonucunda, Rûmî motifinin yalnızca dekoratif ve görsel değil, aynı zamanda geleneksel sanatın aktarımında sembolik anlamlar taşıdığı ortaya konmuştur. Farklı dönemlerdeki estetik anlayışlara göre çeşitli biçimlerde kullanılıp yorumlandığı tespitinde bulunulmuştur. Bu bağlamda, elde edilen veriler doğrultusunda, Rûmî motifinin hem sanat eğitimi hem de geleneksel sanatların çağdaş yorumlanması açısından önemli bir kaynak oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
Necdet Levent'in "Flüt İçin Parçalar" adlı kitabının teknik ve müzikal olarak incelenmesi
Bu araştırma, Necdet Levent'in "Flüt İçin Parçalar" adlı kitabında yer alan eserlerin müzikal açıdan analiz edilmesini amaçlamaktadır. Flüt repertuarında önemli bir yere sahip olan bu eserlerin yapısal ve teknik özelliklerinin incelenmesi, flüt eğitimcileri ve yorumcuları için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Araştırmada, eserlerin form yapıları, tonalite, armoni, ritmik yapı ve melodik özellikleri detaylı olarak analiz edilmiştir. Ayrıca, eserde kullanılan icra teknikleri belirlenerek, bu tekniklerin flüt icrasına katkıları değerlendirilmiştir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma deseni kullanılmış olup, betimsel analiz yöntemi benimsenmiştir. Çalışmada, nota metinleri üzerinden ayrıntılı müzikal analiz gerçekleştirilmiş, eserlerin teknik ve müzikal unsurları sistematik bir şekilde sınıflandırılmıştır. Bunun yanı sıra, eserin flüt repertuarındaki yeri ve icra pratiğine katkıları, alan yazını taranarak desteklenmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili müzik teorisi ve icra teknikleri bağlamında yorumlanarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, "Flüt İçin Parçalar" kitabında yer alan eserlerin hem geleneksel hem de modern flüt tekniklerini içeren zengin bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. Eserlerde kullanılan teknikler ve müzikal unsurlar, flüt icrasının farklı yönlerini geliştirmek için önemli bir eğitim materyali sunmaktadır. Bu çalışma, flüt literatüründe teknik analizlere dayalı araştırmaların önemine dikkat çekerek, gelecekte yapılacak akademik çalışmalara ışık tutmayı hedeflemektedir.
Sosyal kampanya bağlamında Kızılay kurumu afişlerinin görsel çözümlenmesi
Sosyal kampanya ve sorumluluk kapsamında önemli bir konuma sahip olan Kızılay, 1868 yılında kurulmuş ve sosyal sorumluluk alanında dünyada faaliyet gösteren köklü yardımlaşma kurumlarından birisi olmuştur. Kızılay, toplumdaki rolü ve sosyal sorumluluk projeleri dolayısıyla gerek Türk toplumlarında gerekse dünya genelinde önemli faaliyetlerde bulunmuş olup bu kapsamda çalışmada ele alınan kurum olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada, Kızılay Kurumu'nun sosyal kampanya bağlamında geçmişten günümüze afiş tasarım örneklerinden otuz tanesi incelenmiştir. Afişlerde iletilmek istenen mesajların hedef kitleye iletiliş biçimine, tasarımda bulunan ögelerin içerdiği anlamlara bakılmış ve afiş tasarımında değerlendirme kriterleri, algılanabilirlik, renk, bütünlük, denge, tipografi gibi ögelerin analizi yapılarak afiş tasarımlarının görsel çözümlenmesi yapılmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, Kızılay Kurumu'nun afişlerindeki dilsel iletilerde sözel hiyerarşiye dikkat edilerek anlatım birliğinin sağlandığı ve mesajların hedef kitleye etkin bir şekilde ulaştırılmaya çalışıldığı görülmüştür. Ayrıca afişlerde mesaj-imge bütünlüğünün sağlanarak tasarımda kullanılan ögelerin bir bütünlük oluşturduğu görülmektedir.