
10
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Donanım ile VST sentezleyiciler arasındaki farkların incelenmesi
Gelişen insan yaşamı beraberinde yeni gereklilikleri getirirken, insanın müziğe olan ilgisi ve sesleri yönetme arzusu da bu oranda gelişmiştir. Enstrümanların keşfi ve evrimleşmesi ile insanların sesleri yönetmesi, kendi isteğine göre ayarlaması yeni kompozisyonlar yaratma isteğini de artırmıştır. Bu sayede teknolojik araçların yeni ses sentezleri yaratmada kullanılması da kaçınılmaz olmuştur. Günümüz müzik çalışmalarında her ne kadar VST sentezleyiciler yaygın kullanılsa da donanımların yerlerini alabilmesi ya da donanımlara ne derece benzerlik gösterdiği akıllarda bir soru olarak kaldığı aşikardır. Bu nedenle bu araştırmada, donanım sentezleyiciler ile VST sentezleyiciler arasındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda elde edilen verilerin, müzik teknolojileri alanına hizmet eden bireylere kaynak sağlaması açısından önem arz ettiği düşünülmektedir. Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda belirlenen donanım ve VST sentezleyicilerden elde edilen osilatör seslerine, "Matlab" yazılımı aracılığıyla THD verilerine ve "Voxengo Span" yazılımı aracılığıyla ise spektrum analiz bulgularına ulaşılmıştır. Daha sonra donanım ve VST sentezleyiciler ile belirli bir ezgi hazırlanıp, üç uzman onayından geçen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 20 ses mühendis ve 20 aranjör olmak üzere toplamda 40 kişiye sunulmuştur. Elde edilen bilgilere içerik analiz uygulanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Her üç ses örneğini (sade-efektli-aranje içerisinde) ele aldığımızda; araştırmamıza katılan aranjör ve ses mühendislerinin çoğunluğu MS-20 donanımını, Tal-U VST'i ve Roland JX-8P donanımını ve genel itibariyle ele aldığımızda ise donanımları tercih ettikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmamızda, tercih sebepleri kapsamında ise aranjör ve ses mühendislerinin çoğunlukla hoşlarına giden sesleri seçtiği ve donanım/analog duyumu aradıkları gibi daha birçok sonuçlara yer verilmiştir.
PyxelWidgets: Müzikal ızgara kontrolcüler için grafiksel kullanıcı arayüzü çatısı tasarımı
Bu tezde, müzikal ızgara kontrolcülere yeni kontrol parametreleri eklemek için Python programlama dili kullanılarak PyxelWidgets adında bir grafiksel kullanıcı arayüzü çatısı geliştirilmiştir. Müzikal ızgara kontrolcüler tarafından MIDI protokolünün yaygın olarak kullanılması sebebi ile PyxelWidgets çatısı tarafından desteklenen donanım ve yazılımlar ile iletişim için MIDI 1.0 protokolü kullanılmıştır. İlk olarak müzikal ızgara kontrolcülere diğer müzikal kontrolcüler üzerindeki hangi ögelerin eklenebileceği incelenmiştir. Bu amaca ulaşmak için müzikal kontrolcüler üzerindeki kontroller performans ögeleri ve kontrol ögeleri olarak iki kategoriye ayrılmıştır. Daha sonrasında bu ögeler incelenerek müzikal ızgara kontrolcü üzerinde nasıl ifade edilebilecekleri analiz edilmiştir. Benzer şekilde, müzikal ızgara kontrolcülerin de renk bilgisini nasıl aldıkları ve kullanıcı girişini nasıl ilettikleri analiz edilmiştir. Daha sonrasında PyxelWidgets analiz edilen müzikal ızgara kontrolcülerden ve kontrol ögelerinden elde edilen veriler kullanılarak geliştirilmiştir. PyxelWidgets çatısı farklı iletişim yöntemlerini kullanan bütün müzikal ızgara kontrolcüler ile çalışması için tasarlanmıştır. PyxelWidgets'ın çalışmasını kontrol etmek için Akai APC40 MK2 ve Novation Launchpad MK3 adlı iki farklı müzikal ızgara kontrolcüsü ile test edilmiş ve eklenen her yeni kontrolcü ile başarıyla çalıştığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, PyxelWidgets gelecekte ortaya çıkacak farklı müzikal ızgara kontrolcülere de uyarlanabilecek bir mimari ile geliştirilmiştir. Birden çok pencerenin ve birden çok müzikal ızgara kontrolcünün bir arada kullanılmasını sağlayan bir pencere yöneticisi de geliştirilerek kullanıcı deneyiminin arttırılması hedeflenmiştir. Müzikal ızgara kontrolcülerin, PyxelWidgets'in özellikleri ve yapısı sayesinde, sahip olduğu özelliklerin genişletilmesi, kullanıcıların ses tasarımında ve prodüksiyonunda kullandıkları donanımları ve yazılımları kontrol etmek için daha çok olanağa sahip olmasını sağlamaktadır. Bu geliştirmelerin sonucu olarak müzisyenler, ses mühendisleri ve ses tasarımcıları müzikal ızgara kontrolcüleri ile sahip oldukları ekipmanları kolaylıkla kontrol edebileceklerdir. Ayrıca kullanım amacına uygun olarak özelleştirilmiş müzikal ızgara kontrolcüler, kullanıcının daha hızlı işlem yapmasını sağlayarak, müzik prodüksiyonu için daha çok zamana sahip olmasını sağlayacaktır. PyxelWidgets çatısı kullanılarak geliştirilen grafiksel kullanıcı arayüzleri ile müzikal ızgara kontrolcülerin kapasitelerinin artmasından dolayı, ekipman çeşitliliği gereksiniminde de azalma olasılığı ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler Müzikal Izgara Kontrolcüleri, MIDI, Grafiksel Kullanıcı Arayüzü Çatısı, Nesne Yönelimli Programlama, Python
Kompresör türlerinin ses karakterleri ve müzik tarzlarıyla ilişkileri
Ses teknolojisinde kompresörler dinamik aralık kontrolü sağlamaya yarayan araçlardır. Zaman içerisinde gelişen teknoloji ile birlikte farklı kompresör türleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan en bilinen ve yaygın olarak kullanılan türler alan etkili transistör (FET), tüp ,optik ve voltaj kontrollü amplifikatör (VCA) kompresörlerdir. Tasarım farklarından dolayı her kompresörün kendine ait bir ses karakteri bulunmaktadır. Bu ses karakterlerini belirleyen en önemli iki faktör kompresörlerin zamanlama davranışları ve tınıya olan etkileridir. Başlangıçta dinamik aralık kontrolü için üretilmiş olsalar da kompresörler zamanla sadece dinamik aralık kontrolü için değil, ses karakterlerini sinyale katmak için de birçok ses mühendisi tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Hangi ses kaynağına hangi kompresörün uygulanacağı, hangi kompresörün hangi müzik tarzında daha işlevsel davranışlar sergileyeceği gibi sorular günümüzde teknik gerekliliklerin yanı sıra kişisel zevk ve tecrübeye dayalıdır. Bu araştırma bahsi geçen sorulara yanıt verebilmek için gerçekleştirilmiştir. Araştırma için en bilinen ve yaygın olarak kullanılan dört kompresör türü belirlenmiştir. Her kompresör tasarımı için kendi türünde en çok bilinen ve tercih edildiği düşünülen marka ve modellerin emülasyonları (yazılım, plug-in) seçilmiştir. Tüp kompresör için Waves PuigChild 660/670, FET kompresör için Waves CLA-76, optik kompresör için Waves CLA-2A ve VCA kompresör için Waves dbx 160 kullanılmıştır. Araştırma, kompresör karakter tanımlama testleri, kompresörlerin birbirleri ile karşılaştırılması ve üç farklı müzik türü ile kompresör testleri ile 3 aşamadan oluşmaktadır. Araştırmada önce kompresörlerin karakter tanımlama testleri yapılmıştır. Karakter tanımlama testleri zamanlama ve kazanç azaltımı (gain reduction, GR) testlerinden oluşmaktadır. Testlerde her kompresöre 100 Hz, 1 kHz ve 5 kHz değerinde sinüs dalgası gönderilmiştir ve bu sayede kompresörlerin alt, orta ve üst frekans bölgesinde ne tür davranışlar sergilediği gözlemlenmiştir. Karakter tanımlamanın ikinci aşaması olan zamanlama testlerinde, kompresörlerin sahip olduğu tüm zamanlama sabitleri ve kombinasyonları ile testler gerçekleştirilmiştir. Waves CLA-2A ve Waves dbx 160'ın zamanlama ayarları otomatik olarak yapıldığı için bu kompresörlere farklı genliklerde sinyaller gönderilmiş ve bu kompresörlerin zamanlama değerlerini genliğe göre mi yoksa genlik zarfına göre mi belirlediği saptanmıştır. Zamanlama testlerinde, kompresörlerin tüm zamanlama değişkenlerindeki toplam harmonik bozulma ve dalga formu görüntüsünde oluşturduğu farklılıklar saptanmıştır. Karakter tanımlama testlerinin üçüncü aşaması olan kazanç azaltımı testlerinde, her kompresörün 3 dB GR, 6 dB GR ve 9 dB GR değerlerinde gösterdiği toplam harmonik bozulma davranışları üç farklı frekans bölgesinde saptanmıştır. Karakter tanımlama testlerinden sonra ikinci aşama olarak araştırma dahilindeki tüm kompresörler toplam harmonik bozulma ve zamanlama bağlamında birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Üçüncü aşamada kompresörler caz, rock ve geleneksel müzik çok kanallı kayıtları üzerinde test edilmiştir. Her kompresör en fazla 5 dB GR uygulayacak şekilde ayarlanmıştır. Waves PuigChild 660/670'in zamanlama sabiti TC 2, Waves CLA-76'nın atak ve bırakma potansı 5 konumuna ayarlanmıştır. Kompresörler uygulandıktan sonra her müzik elemanının (vokal, gitar, vd.) frekans spektrumları (LTAS) ve genlik değerleri (dBTP, RMS, dinamik aralık ve LUFS) analiz edilmiştir. Yapılan testler sonucunda elde edilen sonuçlar şu şekildedir: Kompresörlerin hızları değerlendirildiğinde, en hızlı atak ve bırakma süresine sahip kompresörün Waves PuigChild 660/670, en yavaş atak süresine sahip kompresörün Waves dbx 160 olduğu belirlenmiştir. Bırakma süresinde %63 GR seviyesine düşüldüğü süre baz alındığında en yavaş bırakma süresine Waves CLA-76'nın, kazanç azaltımının tamamen bittiği süre baz alındığında ise en yavaş bırakma süresine Waves PuigChild 660/670'in sahip olduğu belirlenmiştir. İkinci olarak tüm frekans bölgelerinin ortalamalarında en yüksek toplam harmonik bozulma değeri Waves PuigChild 660'a, en düşük değer ise Waves dbx 160'a aittir. Alt frekans bölgesinde en yüksek toplam harmonik bozulma değeri Waves PuigChild 660'a, orta ve üst frekans bölgelerinde en yüksek değer ise Waves CLA-76'ya ait olduğu belirlenmiştir. Yapılan testler ile kompresörlerin müzik üzerindeki etkileri incelendiğinde, Waves dbx 160'ın dinamik aralığı düşük müzik tarzlarında ve ses kaynaklarında, Waves PuigChild 660'ın dinamik aralığı yüksek müzik tarzlarında ve alt frekans bölgesinde tınlayan ritim çalgılarında başarılı sonuçlar vereceği düşünülmektedir. Waves CLA-76'nın varlık bölgesinde (presence, 4-6 kHz) artış gösterdiği ve vokal, gitar gibi ses kaynaklarına uygulandığı zaman bu ses kaynaklarını daha tanımlı duyuracağı düşünülmektedir. Waves CLA-2A'nın üst harmonik bölgesinde (7-15 kHz) artış gösterdiği belirlenmiştir ve bu frekans bölgesinde bulunan zil vb. yüksek frekanslarda tınlayan ve parlaklığa ihtiyaç duyan ses kaynaklarında başarılı sonuçlar vereceği düşünülmektedir.
Elektrı̇k gı̇tar tüp amplı̇fı̇katörlerı̇nı̇n, profı̇l oluşturma, donanım modelleme ve VST eklentı̇lerı̇ ı̇le karşılaştırmalı analı̇zı̇
Müzik, insanların duygusal aktarımının önemli bir unsuru olarak tarih boyunca büyük bir rol oynamıştır. Gitar, bu ifade araçlarının en popüler ve yaygın olanlarından birisidir. Gitarın etkileyici ses karakterinin orkestra içinde kullanılma isteği, ses yüksekliği ile ilgili sınırlarının olması ve orkestralar büyüdükçe, içinde kaybolması zamanla aşılması gereken bir soruna dönüşmüştür. Elektrik gitarın icadı, teknolojinin gelişimi ile doğrudan ilişkilidir. Bu ilişki, gitara olan talebin ve ilginin artmasına katkıda bulunmuş ve müzik dünyasında yeni yollar açarak devrim yaratmıştır. Gitar ile birlikte amplifikatör teknolojilerinin de geliştiği aşikardır. Tüp amlifikatörlerin zamanla katı hal, modelleme ve DSP'lerin de güçlenmesiyle VST eklenti türevlerine evrildiği görülmektedir. Tüm bu teknolojilerin birbirine alternatif olacak şekilde günümüzde hala aktif olarak kullanılıyor olması, sound kalitesi, işlevleri, geçerlilikleri, avantaj ve dezavantajları, sektörle ilgili kişiler arasında merak konusu olmaktadır. Araştırmamızda günümüzde en çok tercih edilen gitar amplifikatörü teknolojilerden donanım amplifikatör, profilleme, donanım modelleme ve VST modellemeler arasındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda elde edilen verilerin, ses mühendislerine, stüdyoculara, gitaristlere, yeni başlayanlara ve müzik teknolojileri alanına hizmet eden bireylere kaynak sağlaması açısından önem arz ettiği düşünülmektedir. Bu doğrultuda belirlenen elektrik gitar donanım amplifikatörü, profilleme, donanım modelleme ve VST modellemelerden elde edilen seslerden, "Voxengo Span" yazılımı ile spektrum analiz ve THD verilerine ulaşılmıştır. Daha sonra belirli bir ezgi ile arpej ve aranje hazırlanıp donanım amplifikatör, profilleme, donanım modelleme ve VST modellemele ile yeniden amplifikasyon yöntemi ile kaydedilmiştir. Araştırmacılar tarafından hazırlanan ve üç uzman onayından geçen yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla 30 ses mühendisi ve 30 gitarist olmak üzere toplamda 60 kişiye sunulmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla elde edilen verilere içerik analizi uygulanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Özetle, Bassman ve Twin Reverb tüp amplifikatörlerine THD verileri bakımından en yakın olan teknolojinin donanım modelleme olduğu, spektrum analiz verileri bakımından en yakın olan teknolojinin ise profilleme olduğu, araştırmamıza katılan ses mühendisleri ve gitaristlerin büyük bir çoğunluğunun kayıt esnasında VST eklentilerini tercih ettikleri, donanım aplifikatörlerle ilgili dezavantaj olarak; taşıma, yüksek maliyet ve ağırlık problemlerini, avantajlar ve tercih sebepleri ile ilgili ise frekans dengesi, dolgun/hacimli ton ve saturasyon/sıcaklık seçtikleri gibi sonuçlara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amplifikatör Modelleme, Gitar amplifikatörleri, Profil oluşturma, Tüp amplifikatör, VST modelleme.
Video oyunlarında ses tasarımı öğelerinin gerçeklik hissine olan katkısı ve oyuncu/izleyicinin üzerinde bıraktığı duygusal etki
Bu tez, video oyunlarında ses tasarımının oyuncu ve izleyici üzerindeki etkilerini incelemektedir. Oyun deneyiminde ses; yalnızca bir arka plan ögesi değil, aynı zamanda oyunun atmosferini güçlendiren ve oyuncu/izleyicinin oyuna daha fazla dahil olmasını sağlayan önemli bir bileşendir. Ses ve görsel unsurlar aracılığıyla oyuncu ve izleyici, oyun dünyasından geri bildirim alır. Oyun ses tasarımında sessizlik, gerçekçi tasarlanmış sesler ve absürt ses tasarımları farklı duygusal tepkilere yol açabilir. Gerçekçi sesler çevresel farkındalığı artırırken, sessizlik panik gibi olumsuz sayılabilecek duygulara neden olabilir. Absürt sesler ise sürreal bir atmosfer oluşturarak karmaşık duygular yaratabilir, ancak bu her zaman oyuna dahil olmayı zorlaştırmaz. Tezde üç farklı ses tasarımının oyuncular ve izleyiciler üzerindeki etkileri analiz edilmiştir: Sessiz Oyun (2A), Gerçekçi Ses Tasarımı (2B) ve Absürt Ses Tasarımı (2C). Sessiz Oyun'da sesler bilinçli olarak eksiltilmiş ve dikkatli olmalarını gerektiren bir deneyim yaratmılmıştır. Gerçekçi Ses Tasarımı'nda ayak sesleri, doğa ve hayvan sesleri grafiklerle uyumlu olacak şekilde işlenmiş, konuşma kısımları Türkçeleştirilmiştir. Absürt Ses Tasarımı'nda ise alışılmadık sesler kullanılarak, oyuncuların deneyimlenen gerçekliğe adapte olup olmayacakları gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, gerçekçi ses tasarımı katılımcıların oyun dünyasına aidiyet hissetmelerini sağlarken, sessizlik ve absürt seslerin oyuna olan duysal bağda olumsuz etkileri gözlemlenmiştir. Bu çalışma, ses tasarımını deneyimleyen kişinin bireysel beklentileri doğrultusunda oyun deneyimindeki önemini anlamaya katkı sağlamaktadır
Farklı ağaçlardan yapılan köprülerin bağlamanın akustik özelliklerine etkisi
Türk müziğinde sıklıkla kullanılan çalgılardan biri olan bağlama, mızraplı telli çalgılar grubunda yer almaktadır. Tekne, ses tahtası ve sap olmak üzere üç temel kısımdan meydana gelir. Mızrapla ya da bazen de parmakla uyarılan tellerde meydana gelen titreşimler, köprü aracılığıyla ses tahtasına ve oradan da tekneye aktarılır. Bu araştırmada, bağlama akustiğine odaklanılmıştır. Bu tez çalışmasının amacı; farklı ahşap malzemelerden yapılan köprülerin bağlamanın akustik özelliklerini nasıl etkilediğini tespit etmektir. Bu doğrultuda, 4 farklı ahşap malzemeden köprüler yapılmıştır. Ancak bu köprülerin geometrilerinin aynı olması sağlanmıştır. Böylelikle tek değişkenin, köprünün yapıldığı malzeme olması sağlanmıştır. Köprü yapımında tercih edilen ağaçlar; ardıç, kelebek, ovenkol ve venge olarak belirlenmiştir. Bu ağaçlar seçilirken, ağaçların sertlik düzeylerinin birbirinden farklı olmaları belirleyici olmuştur. Geometrik yapı üzerinde herhangi bir farklılığın olmaması için köprüler, CNC makinası yardımıyla hazırlanmıştır. Köprüler hazırlandıktan sonra aynı bağlama üzerinde sırayla denenmiş ve stüdyo ortamında ses kayıtları alınmıştır. İlk olarak ardıçtan yapılan köprü bağlamaya takılmış ve bağlamanın alt, orta ve üst boş tellerinden kayıt alınmıştır. Daha sonra benzer işlemler kelebek, ovenkol ve venge köprüleri için de tekrarlanmıştır. Elde edilen veriler önce tek tek sonra ikişerli gruplar halinde ve son olarak da tüm köprülerin bir arada olduğu görsellerle ortaya konulmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında ise yine her bir köprü için bağlamanın telleri susturularak köprünün darbe tepkileri ölçülmüştür. Elde edilen veriler, tüm köprü modelleri için grafikler halinde sunulmuştur. Çalışmanın sonunda ise, farklı malzemelerden yapılan köprülerin kullanılması sonucu bağlamadan elde edilen seslerin frekans spektrumlarının değiştiği görülmüştür. Harmonik yapının ve dolayısıyla bağlamanın tınısının bu değişimden etkilendiği tespit edilmiştir. Bağlama akustiği ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde, yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olduğu görülmüştür. Benzer durum, diğer Türk müziği çalgıları için de geçerlidir. Bu nedenle çalgılarımızın belli bir standart yapıya kavuşabilmeleri için çalgı akustiği üzerinde daha çok bilimsel araştırma yapılması önerilmektedir.
Batı müziği üflemeli çalgı icracılarının çalgılarında karşılaştığı bakım-onarım odaklı sorunların tespiti ve çözüm önerileri
Bu tezin amacı, Türkiye'deki Batı Müziği üflemeli çalgı icracılarının çalgılarında karşılaştıkları bakım-onarım odaklı sorunları tespit etmek ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Söz konusu sorunların tespitine yönelik olarak çeşitli senfoni orkestraları, Devlet Opera ve Balesi Orkestraları, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı Askeri Bandolar, eğitim fakülteleri, konservatuvarlar ve kent orkestralarında görev yapan doksan Batı Müziği üflemeli çalgı icracısının yer aldığı bir çalışma grubundan yararlanılmıştır. Veriler, çalışma grubundaki icracılara uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Görüşme formundaki sorular dört başlık altında yapılandırılmıştır: (i) İcracıların çalgı bakım-onarımına yönelik farkındalık ve bilgi düzeyleri (ii) Çalgılarının teknik özellikleri ile ilgili bilgi düzeyleri (iii) Bakım-onarım odaklı sorunları (iv) Bakım aksaklıklarının çalgı, icracı ve icra üzerinde yarattığı sorunlar. Toplanan veriler ağırlıklı olarak nitel yöntemle analiz edilmiş ancak gerekli noktalarda temel düzeyde nicel analizlerde yapılmıştır. Araştırmanın sonuçları, katılımcıların cevaplarının önemli düzeyde örtüşme sergileyerek alanla ilgili belli başlı sorunlar üzerinde yoğunlaştığını göstermektedir. Buna göre, icracıların büyük çoğunluğu çalgılarının bakım-onarımı ile ilgili akademik nitelikli ders almamış ve bakım-onarım konusundaki bilgilerini icra öğretmenlerinden edinmişlerdir. Katılımcıların, çalgı bakımına yönelik hazırlanmış mevcut yazılı veya görsel materyalleri yeterli bulmadıkları saptanmıştır. İcracıların çalgılarını oluşturan parçaların isimlerini tam olarak bilmediği veya farklı şekilde adlandırdığı; çalgılarının üretiminde kullanılan hammadde özellikleri konusunda bilgi eksikliklerinin olduğu tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra, yine birçok icracının çalgılarında oluşan arızaları kendilerinin gidermeye çalıştığı; çalgıların bakım-onarımında farklı bakım malzemeleri kullandığı ve farklı rutinlerde çalgılarına bakım yaptığı/yaptırdığı bulgulanmıştır. Katılımcıların tümü düzenli çalgı bakımının icraya olumlu katkı sağladığını belirtmiştir. İcracıların çoğunluğu çalgılarında bakım aksaklıkları sonucunda arızalar oluştuğunu belirtmiştir. Örneğin, kamışlı üflemeli çalgı icracılarının en çok perdelerin takılması, güderilerin yapışması/su toplaması sorunlarını yaşadığı; bakır üflemeli çalgı icracılarının ise en çok piston/ventil/kulis takılması sorunlarını yaşadığı görülmüştür. Ayrıca icracıların tamamının çalgılarını uzun süre kullanmadıkları zamanlarda kutusunda; kısa süreli aralarda ise büyük bölümünün kutusunda veya sehpasında muhafaza ettikleri saptanmıştır. Diğer yandan icracıların yaklaşık üçte birinin çalgı kaynaklı sağlık sorunu yaşadığı tespit edilmiştir. Tespit edilen sorunların giderilmesine yönelik olarak bazı öneriler sunulmuştur. Müzik eğitimi kurumlarında söz konusu çalgıların bakım-onarımına yönelik dersler konulması; çalgı bakım onarım bölümlerinin açılarak istihdam edilecek yeni uzman eğitmenlerle öğrenci yetiştirilmesi; Türkçe yazılı ve görsel kaynakların hazırlanması, atölye çalışmaları ile icracıların bakım-onarım konusundaki bilgilerinin arttırılması gibi önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca, Batı Müziği kamışlı ve bakır üflemeli çalgılarının günlük, haftalık, aylık ve yıllık periyotlarda yapılması önerilen bakım-onarım işlemleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Müzik miksinde kültür etkisi üzerinde bir analiz: Türkiye ve İran örneği
Bu tez, müzik miksajı sürecinde kültürel farklılıkların etkisini analiz ederek, teknik ve estetik kararların yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kültürel temellere dayandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Miks mühendisliği, sadece sesin işlenmesiyle sınırlı bir teknik faaliyet değil; aynı zamanda kültürel değerlerin, estetik normların ve toplumsal müzikal anlayışların şekillendirdiği çok katmanlı bir üretim sürecidir. Bu bağlamda çalışma, Türkiye ve İran'a ait iki geleneksel halk müziği eserinin farklı kültürel arka planlara sahip ses mühendisleri tarafından mikslenmesini konu almış ve elde edilen varyasyonlar üzerinden karşılaştırmalı analiz gerçekleştirmiştir. Araştırma kapsamında, İran'a ait Rendan Salamat Mikonand ve Türkiye'ye ait Sarı Zeybek adlı halk müziği eserleri seçilmiş; her biri aynı çok kanallı kayıt verileriyle, üçü İranlı ve üçü Türkiyeli olmak üzere toplam altı ses mühendisi tarafından mikslenmiştir. Bu süreçte mühendislerin müdahale düzeyleri serbest bırakılmış; efekt, seviye dengesi, stereo imaj ve frekans düzenlemeleri gibi teknik kararlar kültürel-estetik tercihleriyle yönlendirilmiştir. Toplam 12 miks versiyonu, teknik analizlerin yanı sıra, 10'u İranlı ve 10'u Türkiyeli olmak üzere toplam 20 profesyonel müzisyenden oluşan dinleyici grubunun değerlendirmelerine dayalı olarak incelenmiştir. Teknik analiz sürecinde; frekans spektrumu, spektrogram, stereo imaj, dinamik aralık, true peak ve LUFS değerleri gibi göstergeler, iZotope RX 10, Reaper ve araştırma kapsamında özel geliştirilen bir analiz yazılımı aracılığıyla ölçülmüştür. Dinleyici değerlendirmeleri ise on kriterden oluşan anket formlarıyla hem sayısal hem de açık uçlu olarak toplanmıştır. Nitel veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş; ChatGPT desteğiyle tematik kodlamalar gerçekleştirilmiştir. Bulgular, kültürel arka planın miks mühendislerinin teknik ve estetik kararlarını belirgin biçimde etkilediğini göstermektedir. İranlı mühendisler mikslerinde orta frekanslara odaklanmış, alt ve üst frekanslarda daha ölçülü bir enerji dağılımı kullanmış ve daha geniş bir stereo sahası elde etmiştir. Buna karşılık, Türk mühendisler yoğun, hacimli ve enerjik bir yaklaşım benimsemiş; alt frekanslarda belirgin bir enerji artışı, üst frekanslarda parlaklık vurgusu ve merkez odaklı bir stereo yerleşim ile karakterize edilen miksler üretmiştir. Bununla birlikte, her iki grup mühendis de ses seviyesi yönetiminde benzer bir yaklaşım sergilemiş ve True Peak değerlerinin uluslararası standartlara çok yakın veya onları aşan seviyelerde olduğu gözlemlenmiştir. Dinleyici anketleri, miks tercihlerinin kültürel farklılıkların ötesinde evrensel bazı kriterlere dayandığını ortaya koymuştur. Hem İranlı hem de Türk dinleyiciler, ses seviye dengesi, vokal netliği, stereo genişlik ve frekans yönetimi gibi unsurları başarılı bir miksin temel göstergeleri olarak değerlendirmiştir. Ayrıca, İranlı dinleyicilerin bazı Türk mühendislerin mikslerini teknik açıdan daha başarılı bulup daha yüksek puanlarla değerlendirmesi, evrensel teknik kalitenin dinleyici algısında belirleyici bir rol oynadığını göstermiştir. Sonuç olarak, bu tez, kültürel arka planın ses mühendislerinin teknik ve estetik seçimleri üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu, ancak dinleyici algısının evrensel kalite standartlarına da duyarlılık gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Aynı şarkının farklı mikslerinin dinleyici deneyimi üzerindeki etkisi: Ses mühendisliği perspektifinden bir inceleme
Müzik, yalnızca sanatsal bir ifade aracı değil aynı zamanda dinleyicinin algısını şekillendiren güçlü bir iletişim biçimidir. Bir müzik eserinin dinleyiciye ulaşmasındaki kritik aşamalardan biri miks sürecidir. Tarihsel süreçte teknolojinin gelişimiyle birlikte ses mühendisliği farklı yöntemler kazanmış, analog ve dijital teknikler iç içe kullanılır hale gelmiştir. Bu bağlamda, farklı ses mühendislerinin aynı şarkıyı farklı biçimlerde mikslemeleri, dinleyiciler üzerinde nasıl bir algısal farklılık yarattığı açısından önemli bir araştırma konusudur. Bu araştırmanın amacı, aynı şarkının üç farklı ses mühendisi tarafından yapılan mikslerinin dinleyici deneyimi üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmanın, ses mühendisliği uygulamalarının yalnızca teknik boyutlarını değil, aynı zamanda estetik ve algısal yönlerini de ele almasının, hem akademik literatüre hem de müzik endüstrisine katkı sağlaması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Öncelikle, 3 farklı ses mühendisinin hazırladığı 3 farklı miks miks teknik açıdan analiz edilmiş ve elde edilen bulgular tablolaştırılmıştır. Ardından, üç farklı dinleyici grubuna (müzik teknolojileri eğitimi almış bireyler, müzik eğitimi almış bireyler ve herhangi bir akademik müzik eğitimi olmayan dinleyiciler) hazırlanan miksler dinletilmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak gerekli veriler toplanmıştır. Bu yöntem, hem nicel hem de nitel verilerin bir arada değerlendirilmesine olanak tanımıştır. Bulgular, dinleyicilerin miksleri algılama biçimlerinin müzik eğitim düzeylerine göre farklılaştığını göstermektedir. Müzik teknolojileri eğitimi almış katılımcılar daha çok teknik ayrıntılara dikkat ederken, müzik eğitimi almış katılımcılar da aynı paralellikte, müzikal bütünlük ve dengeye odaklanmıştır. Müzik eğitimi almamış dinleyiciler ise daha çok duygusal etki ve öznel beğeni üzerinden değerlendirme yapmıştır. Teknik analiz sonuçları da miksler arasında belirgin farklar bulunduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, hem mühendislerin farklı teknik tercihlerini hem de dinleyicilerin dinleme tercihi çeşitliliğini gözlemlememize olanak sağlamıştır. Sonuç olarak, farklı ses mühendislerinin yaklaşımları aynı şarkının dinleyici tarafından nasıl deneyimlendiğini önemli ölçüde etkilemektedir diyebiliriz. Bu durum, miks sürecinin yalnızca teknik bir işlem değil, aynı zamanda sanatsal ve algısal bir boyut taşıdığını ortaya koymaktadır diyebiliriz. Araştırmanın, ses mühendisliği ve müzik teknolojileri alanlarına katkı sunması açısından önem arz ettiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ses mühendisliği, Miks, Dinleyici deneyimi.
Stereo surround ve uzamsal ses için senfoni orkestrası kayıt yöntemleri
Klasik müzik, yalnızca estetik ve tarihsel bir sanat formu olmanın ötesinde, özgün akustik yapısı ve dinleyicide oluşturduğu duyma beklentileriyle ses mühendisliği alanında özel bir yere sahiptir. Klasik müzik eserlerinin yeniden üretiminde, performansın gerçekleştiği mekânın akustik özelliklerini ve müziğin kendine özgü boyutsal yapısını başarıyla yeniden üretmek, dinleyicilerin müzik deneyimini doğrudan etkilemektedir. Gelişen uzamsal ses teknolojileri sayesinde klasik müziğin kaydedilmesi için yeni olanaklar oluşmuştur. Yeni olanaklar, klasik müziğin mekân odaklı ses özelliklerinin aktarımında potansiyel oluşturmaktadır. Uzamsal ses üretimi, tını, netlik, doğallık, zarflama, yükseklik ve genişlik gibi algısal unsurların bütününü kapsar. Bu özellikler, dinleyici ile ses kaynağı arasında daha güçlü ve gerçekçi bir akustik bağ kurulmasına olanak tanır. Bu nedenle, klasik müzik gibi ses yapısı bakımından oldukça karmaşık olan eserlerin kaydında kullanılan sistemlerin, bu algısal parametreler doğrultusunda değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, stereo ve surround ses sistemlerinin tarihsel gelişimi ve teknik yapıları incelenmiş, ardından 22.2, MMAD, ESMA-3D, Decca Cuboid ve 2L-Cube gibi modern uzamsal mikrofon dizileri analiz edilmiştir. Bu sistemlerin çalışma prensipleri, mekânsal ses üretim verimliliği ve klasik müziğin algısal gereklilikleriyle olan uyumları karşılaştırılmıştır. Literatür verileri ve ilgili literatürdeki dinleyici odaklı deneysel çalışmalar aracılığıyla, mikrofon yapılandırmalarının oluşturduğu ses görüntüsünün netliği, yankı süreleri, yanal yansımalar ve zarflama gibi parametreler üzerinden sistemlerin başarı düzeyleri ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, özellikle klasik müzik kayıtlarında üç boyutlu ses sistemlerinin, stereo ve 5.1 surround sistemlere göre daha başarılı sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur. 22.2 sisteminin geniş ön ses alanı ve alt frekans kapsama gücü, orkestra kayıtlarının detaylı ve etkileyici biçimde sunulmasına olanak tanırken; MMAD ve ESMA-3D sistemleri ise hem yatay hem dikey düzlemde yüksek çözünürlükte ses görüntüsü oluşturarak uzamsal algının derinleşmesini sağlamaktadır. Bu sistemlerin klasik müzikte oluşturduğu zarflama ve yönsellik algısı, dinleyici deneyimi açısından belirgin avantajlar sunmaktadır. Ayrıca, üç boyutlu ses üretiminde kullanılan mikrofonların kutupsal yapıları ve yerleşim biçimleri, sesin doğal yapısına sadık kalınmasını doğrudan etkilemektedir. Uzamsal ses teknolojilerini klasik müzik alanında yaygınlaşması, yalnızca teknik değil, estetik bir gereklilik haline gelmektedir. Klasik müzik dinleyicisinin tarihsel olarak gelişmiş yönsellik, uzaklık ve mekânsal algı beklentileri, geleneksel stereo sistemlerle sınırlı biçimde karşıyılabilir. Ancak uzamsal ses sistemleri bu sınırları aşarak, müziğin yapısal boyutlarını daha zengin bir biçimde duyumsatma potansiyeli taşımaktadır. Bu araştırma, gelecekte klasik müzik kayıtlarında kullanılabilecek sistemler konusunda öngörülerde bulunmakta ve stereo dışı üretim tekniklerinin etkinliğini artırmaya yönelik akademik bir kaynak sunmaktadır. Ayrıca, yeni mikrofon dizilimlerinin geliştirilmesi, bu sistemlerin uygulanabilirlik düzeylerinin ölçümlenmesi ve müzik teknolojileri alanında yapılacak ileri çalışmalar için temel oluşturabilecek niteliktedir.