Ankara Social Science University
Enstitü

Bölge Çalışmaları Enstitüsü

Ankara Social Science University

104

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası ceza mahkemesi ve Afrika davaları

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kurulması ile birlikte mahkemenin çalışma alanlarının yıllar içinde ekseri olarak Afrika kıtasına ilişkin olması mahkemenin eleştirilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda Afrika ülkeleri de mahkemeye itirazlarda bulunmuş ve hatta topluca çekilme kararı dahi almışlardır. Konu bu yönüyle incelendiğinde Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin neden çoğunlukla Afrika kıtası ile ilgilendiğini sorgulamak gerekmektedir. Dünya üzerinde işlenen çok ağır insan hakları ihlallerinin büyük çoğunluğunun Afrika kıtasında olması teknik olarak mümkün görünmemektedir. Fakat Uluslararası Ceza Mahkemesi adeta Afrika'ya odaklanmış durumdadır. Bu durum Afrika ülkelerinde yaşananlar ile mi ilgilidir yoksa bu ülkeler kolay müdahale edilebilir ülkeler midir? İşte bu çalışmada bu sorulara cevap aranacaktır.

Emre Murat
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afrika siyasetinde kadın: Ruanda örneği

Ruanda, son on yıldır siyasette kadın temsil oranında dünya genelinde birinci sırada yer almaktadır. Yaptığımız çalışmada, "Ruanda'nın siyasette kadın temsil oranı neden yüksektir?" sorusundan yola çıkılarak "Pre-kolonyal ve post-kolonyal dönemde kadınların siyasete katılımının günümüze etkisi nedir?" ve "Ruanda Soykırımı sonrasında kalkınmada siyasal kültürün etkileri var mıdır?" sorularının yanıtları aranmaya çalışılmıştır. Tezimizin amacı, Ruanda'nın siyasette kadın temsilindeki başarısının sebeplerini incelemek ve Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkilerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda yaptığımız çalışma, tümdengelim yaklaşımıyla üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, kadınların siyasi hak kazanım süreçleri ve feminist teori ele alınmıştır. Dünya siyasetinde kadınların güncel temsil oranları bölgesel olarak incelenmiştir. İkinci bölümde, kadınların Afrika siyasetindeki konumları değerlendirilmiştir. Pre-kolonyal dönemde Afrika toplumlarının sosyal yapılarında ve siyasi sistemlerinde kadınların yeri irdelenmiştir. O dönemde öne çıkan kadın figürler üzerinden bir analiz yapılmış ve kolonyalizm döneminde bağımsızlık mücadelelerine katılan kadınlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Ruanda'nın pre-kolonyalizm, kolonyalizm ve post-kolonyalizm dönemlerinde kadınların siyasetteki konumları değerlendirilmiştir. Sonrasında, 1994 Ruanda Soykırımı sonrası süreçte kadınların siyasete katılmasına yönelik yapılan politikalar ile Ruanda'nın kalkınmasında kadınların etkileri ele alınmıştır. Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır.

AfrikaAfrika ülkeleriKadınlar+3
İrem Akarsu Demir
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sahraaltı Afrika devletlerinin denge politikaları: Bölgesel bir analiz

"Sahraaltı Afrika Devletlerinin Denge Politikaları: Bölgesel Bir Analiz" DıĢ politikaları pre-kolonyal döneme kadar uzanan Sahraaltı Afrika devletleri, günümüze kadar hem kıta içi hem de kıta dıĢı güç mücadelelerine sahne olmuĢtur. Sömürgecilik dönemi ile birlikte bağımsızlığını kaybeden kıta ülkeleri bağımsızlıklarını kazanabilmek adına da mücadele yürütmüĢtür. Bağımsızlıktan sonra ortaya çıkan devletleĢme sürecinde Avrupa ülkeleri tarafından din, dil, etnik grup gözetilmeden çizilen sınırlar ve kıtaya yapılan müdahaleler ile doğal bir devletleĢme süreci geçirmeyen bu ülkeler; iç savaĢ, yolsuzluk, yoksulluk, altyapı yetersizliği ve teknik bilgi eksikliği gibi pek çok sorunla karĢılaĢmıĢtır. Bu sorunların yanı sıra bağımsızlıkları ekseriyetle Soğuk SavaĢ dönemine denk gelen kıta ülkeleri, iki kutuplu sistemin güç mücadelesine de sahne olmuĢtur. Doğu Bloku-Batı Bloku kutuplaĢması Afrika ülkelerine zaman zaman fayda sağlarken zaman zaman da zarar vermiĢtir. Sömürgecilik tecrübesinin verdiği hayatta kalma güdüsüyle, güçlü olmayan Afrika devletleri denge politikasına ihtiyaç duymuĢtur. Dolayısıyla, Sahraaltı Afrika devletlerinin dıĢ politikaları ağırlıklı olarak hayatta kalma ve devletin temel altyapı, teknik bilgi gibi eksikliklerini giderebilmek için çıkar odaklı olmuĢtur. Hem hayatta kalmak hem de çoğunluğu ekonomik olmak üzere çıkar elde etmek için çeĢitli dıĢ iliĢkiler kuran Afrika devletlerinin bu iliĢkileri neye göre kurduğu, neyi dengelediğini araĢtırmak bu çalıĢmanın temel amacını oluĢturmaktadır. Bu amaca ulaĢmak için Sahraaltı Afrika‟da bulunan coğrafi olarak ayrılmıĢ her dört bölgeden iki ülke vaka çalıĢması için seçilmiĢtir. Bu ülkelerin belirlenmesinde yurt dıĢı diplomatik misyon sayısı, askeri ve ekonomik gücü belirleyici olmuĢ; bu parametreler üzerinden her bölgeden en güçlü ve en zayıf devlet belirlenerek dıĢ politikalarındaki temel motivasyonlar ve eğilimleri incelenmiĢtir. Ülkelerin hayatta kalma mücadeleleri, hangi dıĢ güce ne için ihtiyaç duyduğu, hangi ülkeden nasıl bir çıkar elde ettiği araĢtırılırken bu kavramlara ağırlık veren realist teoriden istifade edilmiĢ, seçilen ülkelerin dıĢ politikalarındaki temel eğilimler karĢılaĢtırılarak tartıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Sahraaltı Afrika, Realizm, Denge Politikası

AfrikaAfrika ülkeleriDenge politikası+4
Begüm Gün
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An analysis of Moroccan-Algerian relations from constructivist perspective

In 1956 Morocco gained its independence and had a claim over pre-colonial territories which were containing parts of Algeria and Spanish Sara (today's Western Sahara). Eleven years later, in 1963 Algeria and Morocco went to war with each other due to border disputes carried out during the colonial period. Shortly after this incident, Sahrawis living in Spanish Sahara proclaimed their independence in 1975 and in 1976 established autonomy under the name Sahrawi Arab Democratic Republic which was supported by Algeria. Following the Algerian support for the movement, Rabat and Algier had a military confrontation in 1976 at the Oasis of Amgala. Although both parties settled on this issue and never had another armed conflict after these confrontations, still the tension carried out between the two countries and the status of Western Sahara is an ongoing riddle. The claim of this thesis is that there are three main reasons for the conflict that can be framed through a constructive understanding of international relations. One of the reasons is that these two countries have different state identities and interests which made them stand on opposite sides of the balance of power from the establishment of both states. Secondly, the Security Dilemma that has occurred under an intersubjective understanding of the Western Sahara Issue is the most significant reflection and turnsole of the conflict. Lastly, long history of conflict and distinct identities creates a competitive security system and regional power competition in which both states play key points in the Middle East, Africa, and Europe.

AfricaAfrican countriesAlgeria+3
Meryem Ülker
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cancavid milisleri ve Sudan siyasetindeki rolleri

İlk insan topluluklarından günümüze; sınırlı kaynakların kullanımı, güvenlik, çıkar ve nihayetinde toplulukların; hayatta kalma endişeleriyle birbirleri arasında çatışmalar ve buna bağlı olarak da kaos var olmuştur. Dünya siyasetinde bir süre sömürge faaliyetlerinin merkezinde yer alan Afrika kıtası, sömürgeciliğin kalıtsal getirileri sonrasında; asimilasyon, yozlaşma, kimliksizlik, otorite boşluğu, teknolojik geri kalmışlık, güvenlik ve istikrarsızlık gibi sorunlar nedeniyle kıta olarak istikrarı sağlayamamıştır. Afrika, günümüzde birçok çatışma ve gruplaşmanın merkezi haline gelmiştir. Yoğun çatışma ve zayıf devlet idaresi alanlarında devletler paramiliter gruplar oluşturur veya mevcut örgütleri destekler. Bu yapılar, otoriteden aldıkları teçhizat, asker, gıda ve mühimmat gibi lojistik yardımlar sayesinde varlıklarını sürdürürler. Devletlerden aldıkları güçle çatışma alanlarında devletlerin çıkarları için var olurlar ve bu varlık resmen devletin elinde olmadığı için bazı durumlarda devlet çıkarlarını korumak için bu tür yollara başvurabilir. Coğrafi olarak Afrika'nın en büyük ülkesi olan Sudan, 40 yıldır aralıklı olarak iç savaşla harap durumdadır. Güney Sudan'da son yirmi yılda savaş ve kıtlık nedeniyle 2 milyondan fazla insan yaşamını yitirmiş ve milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Darfur'daki kriz, Şubat 2003'te Darfur'daki iki isyancı grubun, Ulusal Kongre Partisi hükümetine meydan okumak için ortaya çıkmasıyla, büyük bir insani felakete yol açmış ve yaklaşık 2 milyon kişi yerinden edilmiştir. 200 binden fazla insan komşu Çad'a göçe zorlanarak mülteci konumuna düşmüş ve yaşanan çatışmalarda 300 binden fazla insan hayatını kaybetmiştir. Sudan'ın geçmişten günümüze siyasi tarihi incelendiğinde hiç şüphesiz göze çarpan ana konulardan biri Darfur Sorunu ve Cancavid paramiliterleri olmaktadır. Cancavid paramiliterleri, Darfur bölgesinde uzun süredir varlığını sürdüren bir yapıdır. Cancavid milisleri, Darfur'daki isyanda, Sudan hükümetini desteklemek için kullanılan paramiliter bir güçtür. Bu tez; devletlerin neden paramiliter gruplara destek verdiğini, bu desteğin faydaları ve zararlarını anlaşılmasına yardımcı olmak amacıyla Sudan'ın siyasal hayatında önemli bir yere sahip olan paramiliter grup Cancavidler'in ele alınmasını hedeflemiştir. Sudan'ın Darfur bölgesinde çok sayıda katliam, yağma ve şiddet olayları ile suçlanan Cancavid Milislerinin kimler olduğu, ortaya çıkmalarındaki etkenleri, Darfur Sorunu ve 2019 yılında Ömer El Beşir'in askeri darbeyle devrilmesinin ardından halihazırda Sudan'daki pozisyonları ele almıştır. Böylelikle Cancavidler'in tarihini, amacını, eylemlerini ve Sudan siyasetindeki rolünü de anlayabilmemize yardımcı olmuştur. Anahtar kelimeler: Cancavid, Paramiliter, Sudan, Darfur, Afrika

AfrikaCancavidParamilitarizm+7
Ali Recai Polat
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamerun'un uluslararası ortaklıkları: Türkiye, İsrail ve Almanya örnekleri

"Kamerun'un Uluslararası Ortaklıkları: Türkiye, İsrail ve Almanya Örnekleri" Uluslararası ilişkilerde ikili ve çok taraflı ilişkiler aktörlerin vizyonu ve ihtiyaç durumuna göre farklı şekillerde gelişebilmektedir. İttifak ve koalisyon gibi güvenlik faktöründen kaynaklı konseptlerin varlığına paralel olarak yine güvenlik işbirliğini de kapsayan ancak bir ittifaktan daha kapsamlı olan ortaklıklar devletler arasında çok yönlü ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir ilişki biçimi olarak karşımızda durmaktadır. Siyasi ve ekonomik alanlarla birlikte kalkınma işbirliğinin öne çıktığı ortaklık ilişkisi, tek taraflı olmaktan öte eşitler ilkesinin zorunlu hale geldiği bir ilişki şekli olup bunun daha kapsamlı hali ise stratejik ortaklıktır. Bu ilişki türlerine güçlü veya güçsüz birçok aktör etkinliğini arttırmak için önem vermektedir. Afrika kıtası da gelişmiş ve yükselen aktörler için kalkınma yardımı anlayışından kalkınma işbirliğine, salt diplomatik ilişki boyutundan ise daha farklı alanlarda da yakınlaşmayı öngören ortaklık boyutuna geçilen ve hatta kimi kıta ülkeleriyle stratejik ortaklık boyutuna dahi geçilebilen bir coğrafyadır. Sömürge geçmişinden kurtulup bağımsız bir şekilde varlığını sürdürmeyi ve gerek bölgesel gerekse de uluslararası boyutta daha etkili olmayı hedefleyen kıta ülkeleri bunu gerçekleştirmek için öncelikle çeşitli kalkınma vizyonları ortaya koymaktadır. Ancak zayıf ekonomileri ve yetersiz kapasitelerinden dolayı çoğu devlet kendinden daha gelişmiş olan devletlerle kalkınma işbirliği yaparak bu handikapı aşmak ve kurulan ortaklıklar suretiyle ülkesini müreffeh hale getirmeyi arzu etmektedir. Nitekim ortaklık ve işbirliği anlayışından yola çıkılarak yapılan bu çalışmada kıta geneli yaklaşımından ziyade ülke bazında ortaklık ve kalkınma işbirliği ilişkileri ele alınmıştır. Bu anlamda bir Orta Afrika ülkesi olan Kamerun'un mevcut siyasi, ekonomik, kalkınmışlık ve gelecek vizyonu gibi durumlarından yola çıkılarak uluslararası ortaklıkları kapsamında Türkiye, Almanya ve İsrail ile olan ilişkileri siyasi, ekonomik ve kalkınma işbirliği itibariyle ele alınmıştır. İlgili üç aktörün de ayrı ayrı ele alındığı çalışmanın sonucunda bir karşılaştırma yapılmış ve ardından da konuyla alakalı sonuçlarla birlikte tartışma ve önerilerle çalışma nihayete erdirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamerun, Ortaklık, Türkiye, Almanya, İsrail

AlmanyaKamerunOrtaklık+3
Yasin Şahin
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tayvan Pan Mavi ve Pan Yeşil koalisyonlarının Çin'in "Tek Ülke, İki Sistem" politikasına bakışı

Deng Xiaoping'in 1970'li yılların sonlarında ortaya koyduğu "Tek Ülke, İki Sistem" politikası günümüzde yoğun tartışılan bölge çalışmaları konuları arasında yer almaktadır. Çin'in 21. Yüzyılın başından itibaren ekonomik ve siyasi yükselişi bu politikanın Tayvan için bir fırsat mı yoksa tehdit mi oluşturduğu sorusunu da beraberinde getirmektedir. Tayvan'daki siyasi partilerin temsil ettiği iki ana bloktan biri olan Pan Mavi Koalisyonu Pekin Hükümeti'ne ve barışçıl yeniden birleşme fikrine daha ılımlı bakarken, Pan Yeşil Koalisyonu ise Tayvanlılaşma (Taiwanization) kavramına daha sıkı tutunarak, tam bağımsız ve demokratik bir Tayvan'ın uluslararası sistemde yerini alması gerektiği düşüncesini desteklemektedir. Çalışmanın teorik çerçevesi olarak, bireylerin ve toplulukların uluslararası sistemdeki tanımlarını, algılanış biçimlerini ve diğer aktörlerle olan etkileşimlerini anlamak için kullanılan Sosyal inşacılık teorisi ve kimlik inşası kavramı seçilmiştir. Bu araştırma, akademik literatürde pek çok çalışmaya konu olan Çin'in "Tek Ülke, İki Sistem" politikasını Tayvan'ı özne konumuna alarak ulus kimliği inşası açısından incelemekte ve Türkçe literatüre katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, Tayvan'daki iç siyasi aktörlerin "Tek Ülke, İki Sistem" politikasına ve bu çerçevede Tayvanlı kimliğine yaklaşımları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çin, Tayvan, Tek Ülke İki Sistem, Asya Pasifik, Tayvanlılaşma

Asya Pasifik bölgesiTayvanÇin
Mehtap Atalı Dağtekin
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Effects of ethnicity and nationality on conflict and peace: The case of Ethiopia and Eritrea

Following the establishment of the Federation of Ethiopia and Eritrea in 1952, Eritrea enjoyed a degree of autonomy. Ethiopian Emperor Haile Selassie followed a strict and suppressing policy over Eritrea and finally dissolved the federation, and annexed Eritrea. This resulted with armed resistance of Eritreans seeking independence over three decades. During this period, nationalist and ethnic sentiments had fundamental role. Efforts to dominate and assimilate Eritrea nurtured the Eritrean identity which went beyond ethnic boundaries. After Eritrea's independence in 1993, the border war between Ethiopia and Eritrea between 1998 and 2000 set another cornerstone in ethnically influenced developments in the region. Also, the ethnic federalist approach that was used to address the ethnic fault lines in Ethiopia, along with the dominance of TPLF in Ethiopian politics and other important fields, caused discontent and rivalries between the ethnic groups in the country which led nationwide protests and clashes from 2015 to 2018, resulting change in the government and the ruling elite. The new Ethiopian government led by Prime Minister Abiy Ahmed took liberalist steps to calm the situation while trying to sideline the TPLF dominance. Nationalism and ethnic driven politics shaped the Ethiopian domestic affairs and its relations with Eritrea the way forward. This thesis claims that the power dynamics and interests of the ruling elites, as well as constructed identities are integral part of the ethnicity and nationalism discourse and developments in Ethiopia and Eritrea since 1962. These ethnic conflicts and peace processes were explained by the instrumentalist and constructivist theory through ethnicity in Ethiopia, along with Eritrean identity and nationalism.

Mehmet Haluk Demir
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Hindutva ideology and its implications for India-Türkiye relations: A critical examination

This thesis offers a critical analysis of the evolving bilateral relations between India and Türkiye, two rising global powers. The strategic interests of these nations often converge, leading to cooperation, but they also diverge due to competitive dynamics. Within this framework of convergence and divergence, this study focuses on the 'divergent' impact of Hindutva ideology, a form of ethno-religious nationalist ideology, on India's foreign policy towards Türkiye since Narendra Modi assumed power in 2014. Through a comprehensive analysis of key historical and political developments in India, this study examines how the rise and dominance of Hindutva ideology, coupled with post-independence historical and political developments, have shaped India's foreign policy. This provides a key to understanding the dynamics of India-Turkey relations. The study further explores the geopolitical and economic dimensions of India-Türkiye relations, emphasising both the opportunities for cooperation, i.e. convergence, and the challenges posed by ideological barriers, i.e. divergence. In particular, the thesis examines three geostrategic regions where both India and Türkiye have crucial economic interests and encountering each other: (1) Indian Ocean Region, (2) Eastern Mediterranean, and (3) Landlocked Eurasia. This analysis reveals India's strategic steps in sidestepping Türkiye in major trade routes and forge alliances with other countries that have contentious relations with Türkiye. The thesis questions the potential influences of the Hindutva ideology on such steps taken by BJP-led Indian government and concludes that the approach, particularly towards the strategic marginalisation of Türkiye, is significantly influenced by Hindutva ideology. However, while acknowledging the significance of Hindutva, the study also points out that economic interests, realpolitik, and the desire to balance global powers continue to play crucial roles in shaping India's foreign policy.

HindutvaTurkish-Indian relations
Ömer Faruk İskenderli
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The hikikomori phenomenon in Japan: A deeper look at the socioeconomic and gendered layers

Hikikomori, a psychosocial condition that requires social solutions, is characterized as a specific type of acute social withdrawal that is resistant to medical interventions. Incorporating hikikomori within the social sciences, this thesis not only challenges the widely held belief that it predominantly impacts males, but also emphasizes the significant role of primarily middle-class hikikomori on the future of the largely homogenous Japanese middle class. By focusing on the underrepresented population of female hikikomori, this thesis makes a notable contribution to the limited body of non-medical, qualitative, and feminist literature on the subject. This thesis primarily seeks to investigate, "How have socioeconomic and gendered aspects shaping hikikomori and its media portrayal evolved over the decades and resurfaced within the context of the COVID-19 pandemic?" It does this by employing a framework that combines social constructionism and contextual constructionism. The thesis also aims to affirm the contextuality of hikikomori, as well as its gendered and socioeconomic aspects, within the parameters of pandemic and voluntary lockdowns, as reported in major Japanese newspapers, Asahi Shimbun and Mainichi Shimbun from the mid-2020s to the mid-2024s, using purposive sampling. The thesis reveals a twofold bias, encompassing both the gross underestimation of the number of female hikikomori and the struggles faced by mothers caring for hikikomori children, highlighting the excessive strain placed on motherhood in Japanese society. Finally, the thesis advocates for a reevaluation and more comprehensive, multi-faceted, and impartial research on the gender aspect of the phenomenon.

COVID 19StigmatizationJapan+2
Aleyna Arıkan
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2024
00