
50
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Uluslararası ceza mahkemesi ve Afrika davaları
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kurulması ile birlikte mahkemenin çalışma alanlarının yıllar içinde ekseri olarak Afrika kıtasına ilişkin olması mahkemenin eleştirilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda Afrika ülkeleri de mahkemeye itirazlarda bulunmuş ve hatta topluca çekilme kararı dahi almışlardır. Konu bu yönüyle incelendiğinde Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin neden çoğunlukla Afrika kıtası ile ilgilendiğini sorgulamak gerekmektedir. Dünya üzerinde işlenen çok ağır insan hakları ihlallerinin büyük çoğunluğunun Afrika kıtasında olması teknik olarak mümkün görünmemektedir. Fakat Uluslararası Ceza Mahkemesi adeta Afrika'ya odaklanmış durumdadır. Bu durum Afrika ülkelerinde yaşananlar ile mi ilgilidir yoksa bu ülkeler kolay müdahale edilebilir ülkeler midir? İşte bu çalışmada bu sorulara cevap aranacaktır.
Underlying factors of the economic miracle of Japan after the Second World War
Japan has undergone four significant phases in the post-war period: reconstruction in the late 1940s of the war-induced economic downturns, stability period in the 1950s, fast growth in the 1960s and early 1970s, and ending fast growth triggered by the first oil crisis in 1973. The aim of this thesis is to determine the factors related to the evolution of Japan's economic development called as Japanese miracle after the Second World War and until the oil crisis of the 1970s.In the post-war era, following the occupation and influence of the United States along with the increased intervention of the Japanese government in the economy, enhancing its capacity to foster sustainable growth through exports and investment, Japan experienced an economic miracle and became one of the most flourishing industrial economies in the world. A series of reform policies have been set out by the U.S. occupation of Japan aimed at rebuilding and restoring the ruined nation and ultimately creating an opportunity for Japan to become an industrial superpower. These reform policies have had a significant effect on the democratization and transformation of the nation which affected the capacity of the nation to evolve. Furthermore, Japan as a 'developmental state' set out policies aiming to achieve fast growth through promoting and protecting the key industries from foreign competition under the guidance and control of the state. In order to understand the Japanese economic miracle, the key concepts of political, social, and economic shifts accompanied by the impact of the state's capacity during the 20th century will be examined. Additionally, this thesis also seeks to contextualize the mechanism of Japanese growth under the state's intervention in a country of a different culture and that has been experiencing ongoing economic growth. Keywords: Japanese Government, Reforms, Economic Growth, Developmental State, Policies, State Capacity.
Kamu diplomasisi: Asya ve dünyanın Türkiye algısını Twitter üzerinden değerlendirme
TÜRKÇE ÖZET Kamu diplomasisi, klasik diplomasi anlayışından farklı olarak, kamuoyu ve sivil toplum odaklı, devlet-dışı aktörlerin dâhil olduğu ve yumuşak güce dayanan bir diplomasi anlayışı şeklinde karşımıza çıkmıştır. Medyanın artan önemi ve politikaların kamuoyu önünde gerçekleşerek daha şeffaf bir şekilde yürütülmesi, devletler için kamuoyuna karşı hesap verilebilir olmayı gerekli kılmıştır. Bu zaruret, yerel ve uluslararası kamuoyuna karşı duyarlılığı artırmış ve devletler politika üretirken, kendileri dışında kalan aktörlerin fikir ve algılarını gözetmek zorunda kalmıştır. Nitekim demokratikleşme ve insan hakları gibi konular gündemde daha çok yer almış ve bu durum devletleri, sergiledikleri görüntünün mahiyetine dikkat etmeye itmiştir. Bu doğrultuda, iç ve dış politikaların meşruiyet çerçevesinde olması gerekli hâle gelmiştir. Böylece devletler meşruiyeti kazanmak için kendi kamuoyunun yanı sıra yabancı kamuoyunu bilgilendirme ve etkileme çabalarına girmiş ve kamu diplomasisi gittikçe önem kazanmıştır. Türkiye'de henüz yeni bir çalışma alanı olan ve profesyonel olarak 2000'li yıllardan sonra önem kazanan kamu diplomasisi, bu tez çalışmasının ana konusudur. Bu alanda etkili çalışmalar yürüten Türkiye, kamu diplomasisi faaliyetlerine Asya'da ağırlık vermeye başlamıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri ve sinema ve dizi sektörünün etkisiyle Asya'da Türkiye'nin kamu diplomasisi, mühim boyutlara ulaşmıştır. İletişim ve enformasyon toplumuna doğru evrilen küresel sistemde meydana gelen değişimler ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde sosyal medya, devlet-dışı aktörler, sivil toplum ve kamuoyu gibi kavramlarla birlikte yeni sistemde ortaya çıkmıştır. Sosyal medyanın uluslararası sisteme eklemlenmesiyle birlikte devletler, sanal ortamlarda var olma çabası içine girmiştir. Tez çalışmamızda bu durum dikkate alınarak Türkiye'nin yabancı kamuoyundaki algısını ölçmek için Twitter üzerinden bir değerlendirmeye gidilmiştir. Genel olarak küresel dünyada, özelde ise Asya'da Türkiye algısı incelenmiştir. Bunun için Twitter'da farklı konularda yazılan tweetler ve kullanıcıların takipçi kitlesine göre bu tweetlerin etki alanları, değerlendirilmiştir. Bu çerçevede yabancı kamuoyunu anlamada kullanılabilecek alternatif bir yöntem, sunulmak istenmiştir. Yapılan analizle yabancı kamuoyunun ne söylediğine bakarak, istenilen yönde ve hedeflenen amaç doğrultusunda onları yönlendirmenin, kamu diplomasisi için gerekli olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Sonuç olarak, tezimizin bundan sonraki kamu diplomasisi çalışmalarına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Kamu Diplomasisi, Türk Kamu Diplomasisi, Asya, Yabancı Kamuoyu, Twitter
Turkey-Africa relations during the Cold War
This thesis addressing the Turkey-Africa relations during Cold War Period seeks to offer a historical perspective to the reader in order to comprehend Turkey's foreign policy approach towards the continent in the years between 1945 and 1989 and provide a framework to make better sense of current relations between Turkey and Africa. When Turkey's policies towards Africa are examined, it is seen that there have been ups and downs over time. It can be said that the African continent has attracted little interest in Turkish academic circles during the Cold War years, despite Turkey's close linkages to the Africa continent in terms of historical, cultural, and geographical ties. In this regard, this study analyzed the Turkey-Africa relations during the Cold War in light of archival sources. In this direction, official documents from the Presidential Directorate of State Archive were examined and it was observed that Turkey has signed more than 100 agreements with North African countries and also signed 64 agreements with Sub-Saharan African countries in terms of economic, commercial, medical, and military topics. Within this context, interviews were made with Turkish former ambassador to Abuja (Nigeria) Numan Hazar as well as an academician and Turkish ambassador to Dakar (Senegal) Prof. Dr. Ahmet Kavas who has penned important books and articles about specific topics related to the continent. At the end of our evaluations during the thesis, it was concluded that throughout the Cold War, relations between Turkey and Africa have shown a remarkable advancement. Keywords: Archive, Africa, Independence, Turkey, Foreign Policy, Turkish Foreign Policy
The impact of foreign direct investment on economic growth: The case of Eastern Africa
It is revealed that foreign direct investment, which is one of the main determinants of the global economy, has various benefits for the host countries. It is claimed that foreign direct investment is an important tool on knowledge and technology transfer, which plays an important role in economic development. Especially underdeveloped and developing countries implement many policies and offer incentives to attract foreign direct investments. In addition, empirical studies examining the economic benefits of host countries from foreign direct investments have reached different results. The results of the latest research claim that some domestic conditions must be created for foreign direct investments to have a positive effect. Foreign direct investments are one of the most important policy tools of African countries in order to ensure economic development. Therefore, it is important to understand the conditions under which FDI inflows occur in Eastern African countries. The general purpose of this thesis is to examine the conditions under which foreign direct investments lead to economic growth in East African countries. The data of selected countries for the period of 2000-2020 were evaluated and interpreted for this purpose. The data reveal that foreign direct investment contributes to economic growth in Eastern African countries with institutional quality, developed human capital and political stability. The effect of foreign direct investment on growth is low in Eastern African countries, which lack political and economic stability, inefficient infrastructure and low institutional quality. The high economic growth rates in Eastern African countries, where foreign direct investment inflows are high, reveal that there is a significant relationship between economic growth and foreign direct investment. These findings reveal that policies aimed at attracting foreign direct investments in Eastern African countries depend on improving domestic conditions in the host country. Keywords: Africa, Foreign Direct Investment, Eastern Africa, Economic Growth, Covid-19, Human Capital
The withstanding difference: Social effects of modernization and globalization in China and Taiwan
Literature has shown that economic development increases liberal democratic and emancipative values at the societal level. Intercultural interaction and global media exposure have been linked with increased cosmopolitan values, and internet usage with distrust towards authoritarian regimes. This study investigated how modernization and globalization affect social values and political legitimacy perceptions in China. The Patriotic Education Campaign and internet control mechanisms of the government were conceptualized as countermeasures against unwanted social effects. To identify the unique effect of China's sociopolitical context, the difference-in-differences approach was applied, taking Taiwan as a reference. The results implied that even at fixed levels of controls, a slower rate of intergenerational social change is expected in China compared to Taiwan. In later analyses, national identification was found positively related with legitimacy perceptions independently from controls. The findings were interpreted as signifying the effectiveness of countermeasures in slowing down social change and maintaining legitimacy.
Afrika siyasetinde kadın: Ruanda örneği
Ruanda, son on yıldır siyasette kadın temsil oranında dünya genelinde birinci sırada yer almaktadır. Yaptığımız çalışmada, "Ruanda'nın siyasette kadın temsil oranı neden yüksektir?" sorusundan yola çıkılarak "Pre-kolonyal ve post-kolonyal dönemde kadınların siyasete katılımının günümüze etkisi nedir?" ve "Ruanda Soykırımı sonrasında kalkınmada siyasal kültürün etkileri var mıdır?" sorularının yanıtları aranmaya çalışılmıştır. Tezimizin amacı, Ruanda'nın siyasette kadın temsilindeki başarısının sebeplerini incelemek ve Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkilerini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda yaptığımız çalışma, tümdengelim yaklaşımıyla üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, kadınların siyasi hak kazanım süreçleri ve feminist teori ele alınmıştır. Dünya siyasetinde kadınların güncel temsil oranları bölgesel olarak incelenmiştir. İkinci bölümde, kadınların Afrika siyasetindeki konumları değerlendirilmiştir. Pre-kolonyal dönemde Afrika toplumlarının sosyal yapılarında ve siyasi sistemlerinde kadınların yeri irdelenmiştir. O dönemde öne çıkan kadın figürler üzerinden bir analiz yapılmış ve kolonyalizm döneminde bağımsızlık mücadelelerine katılan kadınlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Ruanda'nın pre-kolonyalizm, kolonyalizm ve post-kolonyalizm dönemlerinde kadınların siyasetteki konumları değerlendirilmiştir. Sonrasında, 1994 Ruanda Soykırımı sonrası süreçte kadınların siyasete katılmasına yönelik yapılan politikalar ile Ruanda'nın kalkınmasında kadınların etkileri ele alınmıştır. Ruanda'nın toplumsal ve siyasi geleneklerinde var olan kadın ve cinsiyet normlarının günümüzdeki başarılı kadın temsil oranına etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Sahraaltı Afrika devletlerinin denge politikaları: Bölgesel bir analiz
"Sahraaltı Afrika Devletlerinin Denge Politikaları: Bölgesel Bir Analiz" DıĢ politikaları pre-kolonyal döneme kadar uzanan Sahraaltı Afrika devletleri, günümüze kadar hem kıta içi hem de kıta dıĢı güç mücadelelerine sahne olmuĢtur. Sömürgecilik dönemi ile birlikte bağımsızlığını kaybeden kıta ülkeleri bağımsızlıklarını kazanabilmek adına da mücadele yürütmüĢtür. Bağımsızlıktan sonra ortaya çıkan devletleĢme sürecinde Avrupa ülkeleri tarafından din, dil, etnik grup gözetilmeden çizilen sınırlar ve kıtaya yapılan müdahaleler ile doğal bir devletleĢme süreci geçirmeyen bu ülkeler; iç savaĢ, yolsuzluk, yoksulluk, altyapı yetersizliği ve teknik bilgi eksikliği gibi pek çok sorunla karĢılaĢmıĢtır. Bu sorunların yanı sıra bağımsızlıkları ekseriyetle Soğuk SavaĢ dönemine denk gelen kıta ülkeleri, iki kutuplu sistemin güç mücadelesine de sahne olmuĢtur. Doğu Bloku-Batı Bloku kutuplaĢması Afrika ülkelerine zaman zaman fayda sağlarken zaman zaman da zarar vermiĢtir. Sömürgecilik tecrübesinin verdiği hayatta kalma güdüsüyle, güçlü olmayan Afrika devletleri denge politikasına ihtiyaç duymuĢtur. Dolayısıyla, Sahraaltı Afrika devletlerinin dıĢ politikaları ağırlıklı olarak hayatta kalma ve devletin temel altyapı, teknik bilgi gibi eksikliklerini giderebilmek için çıkar odaklı olmuĢtur. Hem hayatta kalmak hem de çoğunluğu ekonomik olmak üzere çıkar elde etmek için çeĢitli dıĢ iliĢkiler kuran Afrika devletlerinin bu iliĢkileri neye göre kurduğu, neyi dengelediğini araĢtırmak bu çalıĢmanın temel amacını oluĢturmaktadır. Bu amaca ulaĢmak için Sahraaltı Afrika‟da bulunan coğrafi olarak ayrılmıĢ her dört bölgeden iki ülke vaka çalıĢması için seçilmiĢtir. Bu ülkelerin belirlenmesinde yurt dıĢı diplomatik misyon sayısı, askeri ve ekonomik gücü belirleyici olmuĢ; bu parametreler üzerinden her bölgeden en güçlü ve en zayıf devlet belirlenerek dıĢ politikalarındaki temel motivasyonlar ve eğilimleri incelenmiĢtir. Ülkelerin hayatta kalma mücadeleleri, hangi dıĢ güce ne için ihtiyaç duyduğu, hangi ülkeden nasıl bir çıkar elde ettiği araĢtırılırken bu kavramlara ağırlık veren realist teoriden istifade edilmiĢ, seçilen ülkelerin dıĢ politikalarındaki temel eğilimler karĢılaĢtırılarak tartıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Sahraaltı Afrika, Realizm, Denge Politikası
Birleşik Arap Emirlikleri'nin Afrika Boynuzu politikası
Birleşik Arap Emirlikleri'nin kuruluşu Soğuk Savaş döneminde denk gelmektedir. Bölgesel güç dengeleri açısından göz ardı edilemeyecek bir devlet olan BAE'nin uluslararası alandaki faaliyetleri dikkatle takip edilmektedir. BAE'nin Afrika'da, özellikle Afrika Boynuzu bölgesindeki faaliyetleri de bu anlamda oldukça ilgi çekmektedir. BAE'nin kurulduğu ilk yıllarda dış politikası, bağımsızlık ve kalkınma odaklıdır. Ülke dış politikasında genel olarak ılımlılığı ve denge ilkesini benimsemiştir. 2010 yılından itibaren BAE'nin hem dış politikası hem de Afrika'ya yönelik politikası, ülkeyi yöneten liderlere ve bölgesel krizlere göre değimiştir. BAE, Afrika'nın hemen hemen tamamında, özellikle siyasi, ekonomik ve askeri olarak aktif bir varlık göstermektedir. Bu bağlamda bu çalışmada, yükselen bir bölgesel güç olarak değerlendirilen BAE'nin Afrika Boynuzu bölgesine yönelik bir politikasını olup olmadığı, bu politikanın temel olarak neyi hedeflediği, bu politika kapsamında bölge devletleri ile nasıl ilişkiler geliştirdiği, bölgede İran ve Türkiye'ye karşı hangi aktörleri desteklediği analiz edilmiştir. Tezin odaklandığı ana sorular BAE'nin Afrika Boynuzu'na yönelmedeki temel motivasyonu nedir? Bu hedeflere nasıl ulaşmaktadır? Bu hedeflere ulaşmak için kullandığı araçlar nelerdir? BAE Afrika Boynuzu'nda çeşitli çıkarlara sahiptir. BAE'nin kıtadaki ve Boynuzdaki çıkarları hem kendi bölgesindeki hem de çalışmaya konu bölgelerdeki çeşitli faktörlerden etkilenmiştir. Bu faktörler ağırlıklı olarak güvenlik teması alında toplanmış ve BAE, tehdit olarak algıladığı Müslüman Kardeşler, İran, Türkiye ve gıda krizi gibi sorunları çözmek için stratejik öneme sahip Afrika Boynuzu'na yönelmiştir. Bölge, BAE'ye hem coğrafi olarak yakın, hem doğal kaynaklar açısından zengin, hem de stratejik olarak deniz ticareti yolları üzerinde olduğundan dolayı BAE için önem arz etmiştir. Bu bağlamda Emirlik, Afrika Boynuzu'ndaki varlığını arttırarak bir taraftan güvenliğini sağlamaya çalışırken, diğer taraftan ekonomik güç elde etme amacı da gütmüştür. Anahtar Kelimeler: Afrika Boynuzu, Dış Politika, BAE
Türkiye'de yaşayan Afgan göçmenlerin göç süreçleri: Sosyal ağların rolü
Dünya üzerinde son yüzyılda ülkesini terk ederek başka ülkelere göç eden kişi sayısı hızla artmaktadır. 1979 yılında Sovyet Rusya'nın işgaliyle birlikte başlayan Afgan göç sorununa ise geçen kırk yıla rağmen henüz çözüm bulunamamıştır. Türkiye ise bu göç sürecinden Pakistan ve İran'dan sonra en çok etkilenen ülkelerden biridir. Türkiye'de Suriyeli göçmenlerden sonra en kalabalık göçmen topluluğunu Afgan göçmenler oluşturmaktadır. Bu tez kapsamında Afganistan'dan Türkiye'ye olan göç sürecinde sosyal ağların rolünün ne olduğu sorusunun cevabı aranmıştır. Sosyal ağların göç sürecindeki etkisini anlamaya çalışan ağ kuramı çalışmanın metodolojik kısmında kullanılmıştır. Bu çalışmanın Afgan göçünün tüm süreçlerini sosyal ağlar üzerinden ele alması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Tez kapsamında nitel araştırma yöntemi olan yarı yapılandırılmış görüşme metodu kullanılmıştır. Ankara'da yaşayan 12 Afgan göçmen ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında Ankara'da yaşayan ve görüşme yapılan kişilerin Afganistan'dan Türkiye'ye olan göç süreçlerinin her aşamasında sosyal ağların etkin bir şekilde rol aldığı görülmüştür. Sosyal ağlar Afgan göçmenlerin göç kararı alma aşamasında, göç yolculuğunda, Ankara'nın yaşanılacak yer olarak seçilmesinde ve Ankara'daki günlük hayatlarında çok belirleyici bir rol oynamaktadır. Göçmenler arasında kurulan bu sosyal ağların zincirleme göçe dönüşerek Afganistan'dan Türkiye'ye göçü sürekli hale getirdiği sonucuna varılmıştır.