Ankara Yıldırım Beyazıt University
Anabilim Dalı

İslam Hukuku Anabilim Dalı

Ankara Yıldırım Beyazıt University

17

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

17 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni fıkıh tarihi yazımında dönemlendirme sorunu

Fıkıh tarihi yazımı ve dönemlendirme şablonları, "tarih yüzyılı" lakabıyla anılan 19. yüzyıldan itibaren araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bu süreçte fıkıh tarihini dönemlendirmeye yönelik çok sayıda yöntem ortaya çıkmış, farklı kriterler esas alınarak iki yüzü aşkın dönemlendirme önerisi ortaya konmuştur. Bu tez, literatürdeki dönemlendirme önerilerinin kökenlerini, aktarım sürecini ve metodolojik zaaflarını incelemektedir. Söz konusu dönemlendirmeler, araştırmacının yeni fıkıh tarihi yazımı olarak adlandırdığı literatürden seçilen örneklem üzerinden analiz edilmiştir. İlk olarak dönemlendirme teşebbüslerinin dayandığı tarihi zemin incelenmiş ve bağlamı inşa edilmiştir. Bu bağlamda YFT literatürüne hâkim olan gerileme paradigması şablonunun 19. yüzyılda oryantalist Arapça literatür tarihi yazarları tarafından kullanıldığı, bu şablonun hem oryantalist hem de modern İslam dünyasında kurulan üniversite müfredatlarına zahmetsizce taşındığı görülmüştür. Bu taşımada ve yeniden üretilme sırasında 18. yüzyıl ıslahatçılarının ve ıslahatçı ekolün rolleri tespit edilmiştir. Ayrıca mevcut tarih felsefesi açmazları ile Türk-Arap ilişkileri arasındaki sorunların YFT dönemlendirmelerini üretmedeki yardımcı rollerini ortaya koyulmuştur. İkinci bölümde iki yüzü aşkın dönemlendirme içerisinden bir örneklem belirlenmiş ve bu örneklem üzerinden ilk kitap olarak tespit edilen çalışmadan itibaren tezin tamamlandığı 2025 yılına kadar yapılmış dönemlendirmeleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise genel tarih felsefesi ve tarihyazımı literatüründe yer alan dönemlendirme eleştirileri ile önerilerden yola çıkarak mevcut YFT tasniflerinin taşıdığı zaaflara değinilmiştir. Tez, mevcut tasniflerin beş temel ilkeye (kavramsal sadelik, kapsayıcılık, muhtevaya delalet, ölçütlerde açıklık ve tutarlılık, tarihi doğru yerden bölme ve gerçeklik) uymadığını ortaya koymaktadır. Ek bölümünde yer alan tablolarla da çalışmanın grafiksel özeti yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Tarihyazımı, Fıkıh tarihi, Fıkıh tarihi yazıcılığı, dönemlendirme, Yeni fıkıh tarihi yazımı.

Düşünce tarihiFıkıhHukuk tarihi+3
Mehmet Ali Kılınç
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam hukukunda süt akrabalığı–problemler ve çözüm önerileri

Bu tez, İslam hukukunun önemli müesseselerinden biri olan süt akrabalığını, kavramsal, toplumsal ve hukuki boyutlarıyla ele almakta ve doğurduğu fıkhi, sosyal ve ahlaki sonuçları kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Araştırmada, süt akrabalığının evlenme engeli ve mahremiyet hükümleri gibi temel sonuçları detaylı bir şekilde ele alınmış; bu bağlamda Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleri başta olmak üzere klasik görüşler karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirilmiştir. Bu karşılaştırmada, mezheplerin birbirinden farklı yaklaşımları ifade edildiği gibi bunların teorik ve pratik yansımaları ile problemler karşısındaki işlevselliği de ortaya konmuştur. Modern tıptaki gelişmeler ve toplumsal değişimlerden ortaya çıkan mesele ve problemler, süt akrabalığı bağlamında incelenmiştir. Hamilelik dışında süt oluşumu, kasıtsız şekilde süt akrabalığı oluşumu ve farklı inançlara mensup bireyler arasındaki durumlar, inceleme konusu olan meselelerden birkaçı olup hem klasik literatür hem de modern hukuki ve sosyal bağlamda analiz edilmiştir. Bu analizde mezheplerin çözüm sağlayan yaklaşımlarına yer verilmiş; bunun yanı sıra bazı görüşlerin sorunları derinleştirdiği alanlar da tespit edilmiştir. Bu bağlamda, hem teorik çözüm önerilerinin hem de bu önerilerin pratikteki uygulanabilirliğinin tartışılması, çalışmaya ayrı bir derinlik kazandırmıştır. Tezin temel amacı süt akrabalığına ilişkin gerek klasikte incelenmiş olan gerekse güncel değişimlerle ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. İslam hukukunun maslahat ilkesine dayalı, aile ve toplumun muhafazasını sağlayacak bir yöntem benimsenmiştir. Bunun yanı sıra, klasik ve modern yaklaşımlar arasında bir köprü kurularak, bu müessesenin günümüz İslami toplumlarındaki yeri ve etkisinin daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir. Bu çalışma, toplumsal ve teknolojik gelişmelerin İslam hukukuna etkilerini göz önünde bulundurmakta, klasik fıkhi bilgiyi günümüz koşullarıyla harmanlayarak pratik ve uygulanabilir çözümler sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca süt akrabalığı kavramının sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal ve etik boyutlarını da vurgulamayı hedeflemektedir.

MahremiyetMezheplerProblemler+2
Meryem Ünal
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

الأحكام المتعلقة بعمليات التجميل في الشريعة والقانون(دراسة مقارنة) / el-Ahkâmu'l-mutallika biameliyyati't-tecmîl fi'şşerîat'i ve'l-kânûn'i (Dirâsetu'n-mukârenetu'n)

Bu çalışmada, muasır bir problem olan estetik operasyonlara dair hükümler mukayeseli olarak inceleme konusu yapılmıştır. Çalışmada meşhur dört fıkıh mezhebi çerçevesinde İslam hukukunun bakış açısı ile günümüzdeki bazı Arap ve Batı ülkelerindeki kanuni düzenlemeler mukayeseli olarak ele almıştır. Çalışmamız üç bölüm halinde ele alınmıştır: Birinci bölümde öncelikle güzellik ameliyatlarının tarihi gelişimi ve günümüzde yaygınlaşmasının sebepleri üzerinde durulmuş, sonra ise İslam hukukçularının ve doktorların konuya dair terimleri açıklanmıştır. İkinci bölümde İslam hukukunun konuya bakışı ele alınmıştır. Burada İslam hukukçularının genel olarak tıbbi ameliyatlarla özel olarak ise güzellik ameliyatları ile ilgili görüşleri delilleri ile beraber incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise güzellik ameliyatlarına dair kanuni düzenlemeler üzerinde durulmuştur. Bu bölümde öncelikle genel olarak tıbbi ameliyatın meşruiyet temelini teşkil eden nazariyelerden söz edilmiş daha sonra ise bazı çağdaş devletlerde bu konu ile ilgili kanuni düzenlemelere dikkat çekilmiştir. Ayrıca güzellik ameliyatlarında uyulması gereken ilkeler, görevler ve şartlar tespit edilmiştir. Çalışmamız araştırmanın sonuçları ve teklifleri ile son bulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Kanun, Ameliyat, Estetik, Güzellik.

Zaıny Adel Tawfeeq
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bâkıllânî'nin et-Takrîb ve'l-İrşâd adlı eserinde tahsîs kuramı

Tezimiz, usul tarihi açısından Şâfiî'den sonra mütekellim usulünü derinleştirip sistemleştiren ve kendinden sonraki usulcüler üzerinde ciddi etkisi bulunan Bâkillân'i'nin et-Takrîb ve'l-İrşâd es-Sağîr adlı eseri çerçevesinde tahsîs kavramını işlemektedir. Bu çerçevede Bâkillânî'nin tahsîs kuramını belirleyen âmm, hâss ve muhassis kavramlarının tahlilini yapmaktadır. Bu tez, kavramlara yüklenen anlamlar ile ilgili farklı ekoller arasındaki tartışmaları Bâkillânî'nin bakış açısıs ile tahlil edip sunmaktadır.Tezimiz, Giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş'te çalışmamızın kapsam ve yöntemini ele aldık. Çalışmamızın konusu olan Bâkillânî ve et-Takrîb adlı eseri hakkında kısa bilgi verdik.Birinci bölümde, âmm kavramı incelenmiştir. Bu bölüm kapsamında Bâkillânî'nin usulünde âmm kavramının lafzın anlam aralığına giren iki ve daha fazla varlığı kapsayan kelime olarak tanımladığı ortaya konulmuştur. Âmm lafzın bu varlıklardan hangisini kapsayıp hangisini kapsamadığının ise ancak karine ile ortaya çıkabileceği anlaşılmıştır.İkinci bölümde tahsîs konusu tartışılmıştır. Netice itbariyle Bâkillânî'nin tahsîsi, mütekellimin lafızdan irade ettiği varlıklar ile dışarıda bıraktığı varlıkların hangileri olduğunun beyanı olarak gördüğü ortaya konmuştur.Üçüncü bölümde ise tahsîs edici deliller incelenmiştir. Bu bölümde Bâkillânî'nin tahsîs edici delilleri iki kısma ayırdığı ortaya konmuştur. Birincisi, cümle yapısından anlaşılan istisnâ, şart gibi muttasıl delillerdir. İkincisi ise cümleden bağımsız müstakil deliller olan akıl, sünnet, icma, kıyas gibi munfasıl delillerdir.Anahtar kavramlar: Bâkilllânî, Âmm, Hâss, Tahsîs, Muhassis, Teâruz

BakıllaniTahsisİslam hukuku
Abdulbasıt Saltekin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şafiî usûlcülere göre istidlâl

Tezimiz, usûl tarihi açısından en verimli olan hicri beşinci asır ve daha sonra gelen tanınmış Şafiî usûlcülerin, ?edille-i erbâa?dan sonra beşinci delil diye adlandırdıkları istidâl delili hakkındaki görüşlerini işlemektedir. Bu dönemlerde yaşayan usûlcülere göre istidlâl kavramının ne anlama geldiği hakkındaki düşünceleri, istidlâlin dayanağı olarak zikrettikleri delilleri, istidlâl ile ilgili aralarında vuku bulan ihtilâflar ve istidlâl için getirdikleri örnekleri sunmaktadır.Eser, önsöz ve giriş dışında üç bölüm ile sonuç bölümünden ibarettir.Girişte hicri V. asra damgasını vuran Şafiî ekolüne tabi bazı usûlcülerin hakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde istidlâlin tanımı ve mahiyeti ele alınmıştır.İkinci bölümde istidlâlin hücciyeti konusundaki görüşler üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde istidlâlin kısımları ele alınmıştır.Yine bu bölümün sonunda hicri V. asırdan sonra gelen usûlcülerin ?istidlâl ile irtibatlı olan deliller? diye açıkladıkları şer'î delilerden kısa da olas bahsedilmiştir. Anahtar kavramlar: Şafiî, usûlcü, istidâl, şer'î deliller, akli deliller,

Bedri Aslan
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

İslam hukukunda gerçek kişilerin ehliyeti

Ahmet Bilgin
Dicle University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1989
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Ebussuud el-Îmadî'nin "Hâşiye alâ Kitâbi'l-Buyû' min el-İnâye" adlı eserinin tahkik ve tanıtımı

İslam ulemasının asırlardır öncellikle üzerinde ihtimamla üzerinde durdukları ilimlerin başında fıkıh ilmi gelmektedir. Fıkıh ilmi ile helal, haram, ibadetlerin ifası vacipler ile sünnetlerin nasıl ifa edileceği bilinir. Fıkıh kendi içerisinde kısımlara ayrılır. Bu kısımlardan biri de "Muamelat fıkhı"dır. Muamelat fıkhı, günlük ihtiyaçlarımızın nasıl yapılacağı hususunda bilgi verir. Bu konu üzerinde ehemmiyetle duran âlimlerden biri de Osmanlı Şeyhülislâmı, Ebüssuûd Efendi (ö.928/1574) dir. Onun "Kitâbü'l-'İnâye Şerhu'l-Hidâye Şerhu Bidâyetü'l-Mübtedî li'l-Âlim el-Bâbertî" adlı yazma eseri günümüze kadar gelmiştir. Ehemmiyetine binaen bu eseri tahkik ederek üzerinde çalıştık. Çalışmamızın özet kısmında çalışmamın gayesi, risalenin ilmi değeri, çalışma esnasında karşılaştığımız zorluklar ile ulaştığımız sonuçları paylaştık. Çalışmamız bir mukaddime ile iki bölümden oluşmaktadır. Birinci kısım da Ebüssuûd Efendi'ni üzerinde çalışmış olduğu Hanefî fakihi Ebü'l-Hasen Burhânü'd-din Alî b. Ebî Bekr b. Abdilcelîl el-Fergânî el Mergînânî (ö.593/1197)'ye ait el-Hidâye'den ve tanınmış Hanefî fakihî Ekmelüddîn Muhammed b. Mahmûd b. Ahmed el-Babertî er-Rûmî el-Mısrî (ö.786/1384) 'ye ait Kitâbü'l-'İnâye'den bahsettik. İkinci kısımda üzerinde çalıştığımız yazma eser ve müellifinden, takip etmiş olduğu metottan ve muhakkikinden bahsettik. Sonuç kısmında ise üzerinde çalıştığımız yazma eserden elde ettiğimiz bulguları yazdık. Anahtar Kelimeler: Ebussuud, el-Hidâye, el-İnâye, el-Bey, el-Baberti

Fatmatuzzahra Kajje
Ağrı İbrahim Çeçen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Irak aile hukukunda evlilik sözleşmesine ilişkin hükümlerin İslam fıkhı açısından değerlendirilmesi

Irak Devleti, bünyesinde birçok ırk, din ve farklı mezhepleri barındırır. Bunun bir sonucu olarak toplumsal pek çok konuda birbirinden farklı inançlar, uygulamalar ve kabulleri bir arada görmek mümkündür. Normal olarak evlilik konusunda her toplumun kendine has kural ve kanunları vardır. Her grup, topluluk ve mezhep evliliği yücelterek kendi kural, kanun ve gelenekleriyle bağlantılı olarak hüküm verir. Dolayısıyla tüm bu grupların kural ve kanunlarının üzerinde hepsi için geçerli tek bir kanun koymak zordur. Irak devletinde evlilik kurumuna ilişkin düzenlemeler pek çok değişiklik dönemlerinden sonra ahvâl i şahsiyye kanunu ile son halini almıştır. Bu kanun 1959 yılından günümüze kadar basit madde değişiklikleriyle varlığını sürdürdü. Bütün bunlar bizi, söz konusu kanunun yapısını öğrenmek için bentleri üzerinde çalışmaya, maddelerini tahlil etmeye, İslam hukuku ile bağlantısını araştırmaya ve fıkhi mezheplerdeki dayandığı kaynakları ortaya çıkarmaya yöneltti. Kanun maddeleri üzerindeki çalışmalar sonrasında Irak kanunun fıkıh mezheplerinden belirgin olarak tamamen birine dayanmadığı sonucuna ulaştık. Dahası söz konusu kanun, maddelerinin çoğunluğu bakımından da belirli bir mezhebi esas almış değildir. Bazı maddelerde mezhep alimlerinin çoğunluğunun görüşü seçilirken bazen yalnızca birinin görüşü tercih edilmekte, buna karşılık bazen de mezheplerin fıkhî görüşleri dışında görüşlere yer verilmektedir. Irak Ahval i Şahsiyye kanununun dikkat çeken bir diğer özelliği ise farklı yorumlanmaya müsait lafızların kanun maddelerinde sıklıkla yer almış olmasıdır. Böylelikle kanunu uygulama durumunda bulunan hâkimlere duruma uygun olan şekilde yorum yapma yahut dava konusu meselelerde iki tarafın benimsediği farklı mezheplerin kurallarına uygun olanı seçme yetkisi tanındığı görülmektedir. Çalışmamızda nafaka, mehir, kadının evlilik birliği devam ederken kocası ile arasındaki hukukî ilişkiler, misyar evliliği ve boşanma niyetiyle evlenme gibi evliliğe ilişkin yeni uygulama ve durumları günümüzde meydana gelen modern gelişmeler ve değişen örf ve âdetler ışığında ışığında yeniden gözden geçirilmesinin gerektiğini tespit ettik. Son olarak bu araştırmada kanun maddeleri tanımlayıcı analitik yöntemle çalışılmış olup Irak kanununun kaynaklarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Bazı maddelerin üslubunun yeniden farklı olarak yazılması için bazı önerilerde bulunulmuş ve Irak ahvâl i şahsiyye kanununda yer almayan ve alması uygun görülen yeni bir takım hususlara dair görüşler serdedilmiştir.

Abdulqahar Ahmed Azeez
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneydoğu Anadolu bölgesindeki kan davalarının İslâmhukuku açısından değerlendirilmesi (Karacadağ örneği)

Cahiliye döneminin âdetlerinden biri olan kan davaları insanlık tarihi kadar eskidir. Bu âdet insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte maalesef günümüz dünyasında hâlâ karşılaştığımız bir olgudur. Bu olgu sebebiyle birçok insanın temel haklarından biri olan yaşama hakkı büyük bir tehdit ile karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle yaşadığımız coğrafya olan Güneydoğu Anadolu Bölgesinin birçok yerinde kan davaları görülmektedir. Bu davaların sonucunda birçok insan maddi ve manevi zararlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bölgede kan davalarında sadece katilin ailesi değil aynı zamanda maktulun ailesinin de can ve mal güvenliği tehlike altına girmektedir. Kan davaları bazı toplumların en önemli sorunların başında yer alır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kan davalarının ekonomik, siyasi, toplumsal ve kültürel birçok nedeni mevcuttur. İslâm hukuku açısından kasten öldürme fiilinin dünyevî cezası kısas, diyet ve mirastan men, ahret cezası ise ebedi cehennemdir. Ancak Türkiye'nin hukuk düzeni dünyevî müeyyidenin uygulanmasına elverişli değildir. Bu nedenle İslâm hukukunun ek çözümü olan arabuluculuk kurumu sulh yoluyla diyet ödenmesi devreye girmektedir. Bununla birlikte İslâm hukukunun temel ilkelerinden yararlanarak bu bölgedeki kan davalarının nedenlerini ortadan kaldıracak eğitimsel, ekonomik, siyasi, hukuki, toplumsal ve kültürel unsurların ıslahı ile toplumu bu konuda bilinçlendirmek gerekir.

Mehmet Er
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmet Zühdü Paşa'nın el-Mecmûʻa adlı eserinde nikah

Çalışmamızın kapsamı Ahmet Zühdü Paşa ve onun el-Mecmûʻa adlı eserinde nikâh bölümünü islam hukuku açısından ele almaktadır. el-Mecmûʻa idâdi ve sultânî mekteplerinde ders kitabı olarak okutulmuş olup ilmihal türünde yazılmış fıkhî bir eserdir. Zühdü Paşa bu eserini hazırlarken klasik fıkıh kaynaklarından faydalanmıştır. Zühdü Paşa daha çok Mâliye Nâzırı olarak tanınmakla beraber Maârif Nâzırlığı ve daha birçok farklı görevlerde bulunmuştur. Zühdü Paşa aynı zamanda Dâru'l-Fünûn kurucuları arasında bulunmaktadır. Bizim bu eseri tanıtıp değerlendirmesini yapmamız ve latinize halini sunmamız o dönemde yazılmış bir ilmihal örneğinin tanıtılmasına ve ondan istifade edilmesine olanak sağlayacaktır. Çalışmamızın ilk kısmında el-Mecmûʻa'nın hem bir fıkıh hem de bir ders kitabı olarak değerlendirilmesi yapılacak, ikinci kısımda el-Mecmûʻa Hukuk-i Aile Kararnâmesi ile fıkhî açıdan mukayese edilecek ve son kısımda ise Zühdü Paşa'nın el-Mecmûʻa adlı eserinin latinizesi yapılarak günümüz ilim dünyasının istifadesine sunulacaktır.

Ahmet Zühdü PaşaKur'an-ı KerimNikah+2
Fatih Aynacı
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eş'arî ve Şâfiî usûl gelenekleri arasında İbn Berhân

İmam Şâfiî'nin er-Risâle'si ile ilk olarak tedvin edilmeye başlanan fıkıh usûlü, zamanla mütekellimûn ve fukahâ olarak adlandırılan iki yönteme ayrılmıştır. Fukahâ metodu ağırlıklı olarak Hanefîlerin; mütekellimûn ise Şâfiîlerin kabul ettiği bir metot şeklinde literatürde yerini almıştır. Bu çalışmada, mütekellimûn metodunun Şâfiîlere; fukahâ metodunun ise Hanefilere ait olduğu ve daha sonraki süreçlerde bu yöntemin farklı mezhep müntesibi âlimler tarafından kullanıldığı iddiasının tartışmaya açık olduğu ileri sürülmüştür. Tezin asıl iddiası ise usûl yazımı mecrasında Hanefiler ile Şâfiîler arasında var olan muhalefetin bir benzerinin çoğunluğu Şâfiî olan Eş'arî usûlcüler ile fakîh Şâfiî usûlcüler arasında da söz konusu olduğudur. Araştırmada kelamcı usûlcülerden Bâkıllânî ve Cüveynî; Şâfiî usûlcülerden ise Şîrâzî ve Sem'ânî'nin görüşleri belirli örnekler çerçevesinde İbn Berhân ile karşılaştırılarak ele alınmıştır. Çağdaş Şâfiî âlimlerden olan Cüveynî Eş'arîlerin, Şîrâzî ise fakih Şâfiî usûlcülerin temsilcisi konumda olmuşlardır. İbn Berhân, söz konusu iki âlimin talebelerinden ders alması ve bu ayrımın olduğu zaman aralıklarında yaşaması sebebiyle seçilmiş ve konu onun usûl perspektifinden işlenmiştir. Ayrıca çalışmada İbn Berhân'ın kelamcı bir usûlcü olduğu kanaatine varılmıştır. Eş'arî ve Şâfiî usûlü ayrımı, Şâfiî usûlcülerin eserlerinden daha belirgin bir şekilde rastlanılmıştır. İbn Berhân'ın İmam Eş'arî ile İmam Şâfiî arasında ihtilaflı olan usûl meselelerin bazılarında Eş'arî usûlcülere katılmadığı ve Şâfiî usûlcüler ile İmam Şâfiî'nin görüşünü tercih ettiği tespit edilmiştir.

Er-RisaleEş`ariFukaha+7
Mübarek Ölmez
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teminat mektuplarının islami finans uygulamaları ve fıkhi analizi

Finansman ihtiyacı, iktisadî hayatın temel unsurlarından biridir. Modern bankacılıkta bu ihtiyaç yalnızca nakdî kredilerle değil, teminat mektubu, akreditif ve aval/kabul gibi gayrinakdî kredi ürünleriyle de karşılanmaktadır. Bu ürünler içinde teminat mektubu, bankanın müşterisi lehine üçüncü kişiye karşı belirli şartlar altında ödeme taahhüdünde bulunduğu önemli bir finansal araçtır. Teminat mektupları konvansiyonel bankalar yanında katılım bankaları tarafından da kullanılmakta; ancak bu işlemin fıkhî mahiyeti ve karşılığında alınan ücretlerin hükmü İslam hukuku bakımından tartışmalı bir alan oluşturmaktadır. Bu tezde banka teminat mektuplarının hukukî ve fıkhî niteliği İslam hukuku çerçevesinde incelenmektedir. Çalışmada klasik fıkıh literatüründe kefalet akdinin mahiyeti, ücret karşılığında kefalet tartışmaları, modern bankacılıkta teminat mektubunun işleyişi ve çağdaş İslam hukukçularının konuya ilişkin yaklaşımları ele alınmaktadır. Araştırmada teminat mektubunun yalnızca hangi akit türü altında değerlendirileceği değil, bankanın fiilen neyin karşılığında gelir elde ettiği de dikkate alınmaktadır. Bu bağlamda, teminat mektubunda bankanın üstlendiği yükümlülüğün kredi/karz taahhüdü niteliği taşıması sebebiyle alınan komisyonun borç verme taahhüdünden menfaat elde edilmesi sebebiyle faizle benzerlik taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ahmet Enes Ateş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bedene müdahale bağlamında dövme yaptırmanın hükmü

Bu tezin amacı, dövme ile alakalı Hz. Peygamber'den (s.a.v.) gelen rivayetler ışığında fıkıhta dövmenin illetini ve buna bağlı olarak hükmünü tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda klasik fıkıh eserlerinden ve hadis şerhlerinden yararlanılmıştır. Çalışma toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde dövme hakkında etimolojik ve tarihi bilgilere yer verilmiştir. Dövmenin insanlık tarihi kadar eski olduğu, geçmişte ve günümüzde birçok millet tarafından güzelleşmek, kötü ruhlardan korunmak, bir gruba ait olmak, nazardan korunmak, dini sembolleri vücutlarında taşımak gibi hedefler doğrultusunda yaptırıldığı saptanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümde klasik fıkıh eserlerinde mezheplerin farklı görüşlerine ve alimlerin hadis şerhlerindeki görüşlerine yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümde ise dövme yasağının muhtemel illetleri ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde, dövmenin klasik ve çağdaş dönem fakihlerinin büyük çoğunluğu tarafından tedavi maksatlı uygulanmasına cevaz verilmekle birlikte; yaratılışı değiştirme, fıtratı bozma, insanın saygınlığını zedeleme, bedene zarar verme ve güzelleşme isteğinde haddi aşma gibi nedenlere binaen hükmünün haram olarak ortaya konduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İslam Hukuku, Fıkıh, Dövme, Bedene Müdahale, Yaratılışı Değiştirme.

Şenel Toksöz Korkmaz
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mâlikî kaynaklarında nikahta şahitlik ve ilân

Bu çalışma Mâlikîlerin nikahta şahitlik ve ilân konusuna bakışını, delillerini ve bu hususta cumhurdan ayrılan görüşlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Öncelikle giriş bölümünde genel hatlarıyla İslam hukukunda şahitlik konusu üzerinde durulmuştur. Mâlikîlerin görüşüyle karşılaştırmak maksadıyla birinci bölümde cumhurun nikahta şahitlik ve ilân hususundaki görüşleri incelenmiştir. Bu bağlamda cumhur alimlerinin nikah şahitliğine yaklaşımı tahlil edilmiştir. İkinci bölüm Mâlikî kaynaklarında nikahın ilânı konusuna ayrılmış, Mâlikî fakihlerin bu husustaki görüşü ve cumhura karşı itirazları kendi kaynaklarından hareketle kronolojik olarak incelenmiştir. Son bölümde Mâlikî kaynaklarında nikah şahitliği ve nikahu's-sir (gizli nikah) hususu derinlemesine tahlil edilmiş, bu konuda cumhurla olan ihtilafları ele alınmıştır.

Aile hukukuEvlilikMaliki+5
Ahmet Aktaş
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Faizsiz bir ekonomide finansal sözleşmeler (Doğuşu, meşruiyeti ve fonksiyonu)

"Faizsiz Bir Ekonomide Finansal Sözleşmeler (Doğuşu Meşruiyeti ve Fonksiyonu)" adlı bu çalışmada, faizin yasak kabul edildiği iktisadi sistemde finans sağlayan sözleşmeler tespit edilip başta klasik kaynaklardan istifade etmek suretiyle doğuşu, meşruiyeti ve fonksiyonu bakımından incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda şu sözleşmeler tespit edilmiştir: selem, istisna', bey' bi'l-vefâ, bey' bi'l-istiğlal, îne satışı, murabaha, leasing, muzaraa, musakat, müşareke. Selem, satış bedelinin peşin, malın vadeli olmasıdır. İstisna, sanat erbabına bir eşya yaptırmaktır. Bey' bi'l-vefa, satıcı bedeli geri verince alıcının da satılan malı geri vermesi şartıyla yapılan satıştır. Be'y bi'l-istiğlal, bir malın gelirinden faydalanmak için onun bizzat satıcısına kiralanmasıdır. Îne satışı, bir malın vadeli olarak satılmasından sonra aynı malın, peşin parayla satıldığı fiyattan daha ucuza alınmasıdır. Murabaha, malın maliyetinin karşı tarafa bildirilerek üzerine kar ilavesiyle yapılan güvene dayalı satım şeklidir. Leasing, mülkiyetin temliki ile sona eren menfaatin temlikidir. Mudârabe, bir tarafın emeği bir tarafın sermayesi ile kurulan ortaklık türüdür. Muzaraa, mahsulü paylaşmak üzere arazi sahibiyle emek sahibi arasındaki ortaklıktır. Muşaraka, ticari ortaklıktır. Önceki fukaha, finansman ihtiyacı ile şer'î ilkeler arasında şartlara uygun meşru çözüm bulamadıklarında en azından haramların açıkça ihlalini önlemek adına yine hukukun içinde hile-i şer'iyyeden yararlanmıştır. Bu surette ilave bir getiri sağlayan kredi işlemlerine cevaz vermiştir. Bunların bir kısmı günümüzde de varlığını ve fonksiyonunu devam ettirmektedir. Günümüzde de çağdaş murabaha ve leasing gibi birtakım meşru finans temin yöntemleri geliştirilmektedir. Müslüman toplumların sahip olduğu aşkın değerlerle yaşadıkları hayat arasında meşruiyet sorununu aşması için meşru finansman bulma çabasının önceki zamanlara göre daha öncelikli hale geldiği söylenebilir.

Faizsiz bankacılıkFaizsiz ekonomiFinansal durum+5
Mehmet Yüksel
Tokat Gaziosmanpaşa University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zekât verilecek yerlerle (mesârifu'z-zekât) ilgili güncel fıkhi yaklaşımlar

İslam'ın temel esaslarından biri olan zekât, diğer ibadetlere kıyâsla sosyolojik yönünün daha fazla olması ve hakkında güncel ihtilafları barındırmasıyla temeyyüz etmektedir. Belirli bir malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi (havelânü'l-havl) ve bu maldan belirli oranda belirli kişilere verilmesi ile gerçekleşen zekât ibadetinde, havelânü'l-havl şartı dışında; zekât verilecek malların neler olduğu, nisap miktarlarının arasındaki uyumun güncellenmesi, zekâtın toplanmasının kurumlar tarafından yapılıp yapılamayacağı, uzun süreli borçların zekâta etkisi, zekâtının tenmiyesinin imkânı ve zekâtın sarf yerlerinin güncel karşılıkları vb. konular genel itibariyle zekât hakkında tartışılan meselelerdir. Çalışmamıza konu olan kısım ise zekâtın sarf yerleri ile ilgili klasik ve güncel yaklaşımlardır. Bu sınıflar Tevbe sûresi 60. âyeti ile fakirler, miskinler, zekât memurları (âmiller), müellefe-i kulûb, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolcular şeklinde sekiz sınıf olarak belirlenmiştir. Kat'i bir delille sabit olduğundan zekâtın bu sınıflar dışında sarfı ibadeti fasit kılmaktadır. Çalışmamızın amacı bu sınıfların klasik fıkıh mezheplerince nasıl anlaşıldığını ve bu anlayışın sebebini ortaya koyduktan sonra günümüzde başta dünyanın önde gelen fetva kurulları ve muasır alimleri nezdinde nasıl karşılık bulduklarını tespit etmeye çalışmaktır.

Yusuf Musaoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Devleti'nde XV.-XVII. yüzyıllar arası kânunnâmeler bağlamında zinâ suçunun cezası ve fıkhî tahlîli

Osmanlı Devleti şerîatle yönetilen bir devlet olduğu için, İslâm hukukunun devlet yöneticisine tanıdığı bazı tasarruflar bulunmaktadır. Örf-î sultanî dediğimiz örfî hukukun oluşum mecrasının temeli de, şerîatın devlet başkanına tanıdığı bu yetkidir. Osmanlı Devleti padişahları, İslâm hukukunun tanıdığı bu yetki çerçevesinde toplumsal pek çok alanda düzenleme yapmışlardır. Bu düzenlemeleri de nizami bir şekilde kânunnâmeler aracılıyla halka duyurmuşlardır. Osmanlı'nın kuruluşundan yıkılışına kadar pek çok kânunnâme düzenlemesi yapılmıştır ancak biz konumuzu sadece XV.-XVII yy. arasında yayınlanan kânunnâmeleri ele almak üzere daralttık. Osmanlı Devleti, zinâ suçuyla ilgili olacak şekilde gerekli olan maddeleri tanzim etmiştir. Bu bağlamda şartlar oluşmadığı takdirde, zinâ suçunun failine para cezası takdir edilmiştir. İslâm hukukunda zinâ suçunun karşılığında had cezası olarak recm, celde veya sürgün cezaları öngörülürken; Osmanlı Devleti kânunnâmelerinde ta'zir olarak para cezasının takdir edilmesi, bizi böyle bir çalışmayı yapmaya sevketmiştir. Anahtar kelimeler: Osmanlı Devleti, Örfî Hukuk, Kânunnâme, Zinâ Suçu, Had Cezaları

CezaHadd cezalarıKanunname+6
Şerafettin Borazan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00