
1.504
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Obstacles of e-government development in Yemen
OBSTACLES OF E-GOVERNMENT DEVELOPMENT IN YEMEN The vast growth in technologies in general and ICT, in particular, encourages governments to develop and implement e-government. An e-government initiative could be an indispensable part of the country's sustainable development, and it contributes to improving public sector efficiency through enhancing services offered to citizens, businesses, and the government. During the spread of the COVID-19 pandemic, many countries imposed a curfew to limit the spread of the epidemic. Therefore, countries all around the world recognize the value of e-government initiatives to reduce direct contact between citizens by offering diverse e-government services. However, e-government projects, especially in developing countries, face many barriers that hinder the development of these initiatives. The Yemeni e-government project, as an example of developing countries, does not make real progress in the way it delivers e-services. Although the e-government was launched in 2003, the project still faces a variety of challenges that affect its development. This study aims primarily to explore the challenges that hinder the Yemeni e-government project's development. A qualitative research methodology was used to achieve the aim of this study. To collect the required data and reach the sample size of this study, a snowball technique was employed, and interviews were conducted with twelve participants. The interviewees are public employees from four different ministries who have contributed to the Yemeni e-government initiative. Face-to-face and online semi-structured interviews were conducted. All interviews were held between April and September of 2021. Thematic analysis was employed to analyze the qualitative data using QDA miner software. The study findings revealed that the Yemeni e-government project faces various obstacles, which could be categorized into eight themes. Organizational, social, political, financial, human resources, technological, policy and legal, and development environment challenges are the main obstacles that stand in the way of the e-government project development in Yemen. The study also includes recommendations for addressing the mentioned obstacles. In addition, suggestions were presented for further research. Keywords: E-government, E-government Development, E-services, E-government Barriers and Challenges, Yemen.
Milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması
Bu tezde milletlerarası özel hukukta çocukla kişisel ilişki kurulması incelenmiştir. İlk bölümde, çocukla kişisel ilişki kurma kavramı, kavramın Türk hukukunda düzenlenmesi ve milletlerarası metinlerde ele alınışı incelenmiş, yabancılık unsuru içeren kişisel ilişki kurma uyuşmazlıklarına uygulanacak hukuk değerlendirilmiştir. Kişisel ilişkinin niteliği, kapsamı ve düzenlenmesi, kişisel ilişkinin kurulmasında uygulanacak hukukun nasıl tespit edileceği ve dikkate alınacak hususlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, kişisel ilişki kurulmasına dair uyuşmazlıklarda mahkemelerin milletlerarası yetkisi ve yabancı mahkemelerden verilen kişisel ilişki kurulmasına dair kararların tanınması ve tenfizi ele alınmıştır. Bu kapsamda MÖHUK'ta ve milletlerarası metinlerde yer alan milletlerarası yetki, tanıma ve tenfize ilişkin düzenlemeler incelenmiştir.
Toplu iş uyuşmazlıklarının çözümünde tahkim
Toplu iş sözleşmeleri bir tarafının işçi sendikası, diğer tarafının işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverenin oluşturduğu sözleşmelerdir. Toplu iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklara toplu iş uyuşmazlıkları denmektedir. Hukukumuzda toplu iş uyuşmazlıkları ikiye ayrılmaktadır. Bunlar; toplu hak uyuşmazlıkları ve toplu çıkar uyuşmazlıklarıdır. Toplu iş uyuşmazlıkları barışçıl yollarla çözüleceği gibi barışçıl olmayan yollarla da çözülmeye çalışılabilir. Bu uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözümlenmesi temel olarak arabuluculuk ve tahkim veya yargı yolları ile olur. Barışçıl olmayan çözüm yolları ise grev ve lokavttır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu toplu hak uyuşmazlıklarının çözümü için ihtiyari tahkim ile eda ve yorum davalarını benimsemiştir. Her ne kadar 6356 sayılı Kanun toplu hak uyuşmazlıklarının çözümü için ihtiyari tahkime fırsat verse de uyuşmazlığın tarafları uygulamada çoğunlukla yargı yolunu seçmekte ve tahkimi göz ardı etmektedirler. Toplu çıkar uyuşmazlıkları, 6356 sayılı Kanuna göre, ihtiyari tahkime veya grev ve lokavta konu olabilecek uyuşmazlıklardır. 6356 sayılı Kanun kural olarak toplu çıkar uyuşmazlıklarının, birkaç istisna dışında, ihtiyari tahkim ile çözülmesini serbest bırakmıştır. Hukukumuzda toplu çıkar uyuşmazlıklarında zorunlu tahkimin öngörüldüğü üç hal söz konusudur. Bunlar grev ve lokavtın yasak olduğu, grev ve lokavtın ertelendiği ve grev oylamasında grev aleyhine sonuç çıktığı durumlardır. Uygulamada toplu çıkar uyuşmazlıklarının kanuni zorunluluk olmadan taraflarca ihtiyari tahkime götürülmesi oldukça az rastlanan bir durumdur. Bu çerçevede çalışmamızda, genel olarak toplu iş uyuşmazlıklarının tahkim ile çözülmesi incelenmiş ve 6356 sayılı Kanunda tahkim her ne kadar detaylı olarak düzenlenmiş olsa da uygulamada neden yaygın olmadığı, tahkim yargılamasında çıkan sorunların neler olduğu araştırılmış ve bu sorunların çözümü için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tahkim, Toplu İş Uyuşmazlıkları, Toplu İş Sözleşmesi, İhtiyari Tahkim, Zorunlu Tahkim.
Hukukta madde ve form dikotomisi
Çalışmamızda hukukta önemli derecede kullanım sıklığına sahip form ve madde kavramlarının belirlenmesi, bu iki kavram arasında form lehine olan hiyerarşik ilişkinin tespiti, bu üstünlüğün sebepleri ve yerindeliğinin analizi amaçlanmıştır. İlk bölümde kavramsal bir analiz yapılarak form ve madde unsurlarının içine hangi özelliklerin girdiğini tespit edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda belirlilik ve kesinlik; kavramsallık ve sistemsellik; yazılılık ve kodifikasyon; yöntemsellik ve bilimsellik hukukun formunu oluşturan unsurlar olarak ele alınmıştır. Hukukun maddesinin ise amaç, toplumsal olgu, anlam ve içerik unsurlarından oluştuğu belirtilmiştir. İkinci bölümde, form unsuru olarak tespit ettiğimiz kriterler göz önünde bulundurularak, Roma Hukukunda ve Common Lawda form analizi yapılmıştır. Bu tartışmanın akabinde modern dönemle birlikte form ve madde dikotomisinin oluşmaya başladığı, bir başka deyişle bu düalitede, form kavramın maddeye nazaran üstün kabul edildiği gösterilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümün sonunda, teorik tartışmaların pratik örnekler üzerinden gösterilmesi amacıyla madde yerine forma önem veren bir Yargıtay kararı ve genel olarak tebligat hukukuna ilişkin form ve madde analizi yapılarak, hukukta form unsurunun madde unsuruna üstün olduğuna ilişkin temel tezin desteklenmesi amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde ise hukukta form olarak kabul ettiğimiz belirlilik, kesinlik, kavramsallık ve yöntemsellik gibi niteliklerin, çağdaş bilim felsefesi görüşleri doğrultusunda eleştirel analizi konu edinmiştir. Böylece, belirliliğin, kesinliğin ve bilimselliğin sağlanması uğruna madde unsurunun ikinci plana atılmasına rağmen; belirliliğin, kesinliğin ve bilimselliğin ne kadar sağlandığı ya da sağlanamadığı gösterilemeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Amerika ve Avrupa'da ortaya çıkan, hukukun formel özelliklerini azaltmaya yönelik gelişmelere değinilmiştir. Ancak bu gelişmeler "alternatif" olma niteliği sebebiyle asıl olan hukuki çözüm mekanizmalarının formel niteliğinde bir değişim sağlamamıştır. Dolayısıyla, anti-formel hukuk hareketlerinin, modern hukukun form unsuruna öncelik veren niteliğinde önemli ölçüde bir değişim yaratmadığı ifade edilebilecektir. Anahtar Kelimeler: Esas, form, madde, usul.
Türkiye'de ordu–siyaset ilişkileri ve savunma stratejileri (1923-1950)
Türkiye'de ordu-siyaset ilişkileri hemen her dönemde tartışılagelmiş, bu tartışma kimi zaman ordunun Cumhuriyet devrimlerini koruyucu rolü üzerinden, kimi zaman da kurmaya çalıştığı vesayet rejimi üzerinden yapılmıştır. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın Türkiye'de ordu, siyasete yön veren, hükümetleri etkileyen, önemli kararların alınıp uygulanmasında bazen öncü, bazen de karşı olarak varlığını devam ettirmiştir. Ordunun karşısında olduğu politikalar genel manada ve çoğu zaman uygulanamazken, ordu içerisinde de türlü grupların ortaya çıkması kaçınılmaz olmuş, bu gruplar belli bir süre sonra darbe heveslisi cuntalara dönüşmüştür. Darbe söylem ve eylemleri ilk olarak İkinci Dünya Savaşı'nın bitimiyle ortaya çıkarken, bu dönemde Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan kişinin İstiklal Harbi kahramanı İsmet İnönü olması, planların kısmen de olsa akamete uğramasına sebep olmuştur. Ancak 27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesine giden süreci, İnönü'nün Cumhurbaşkanlığına ve politikalarına karşı çıkan bir grup askerin örgütlemesi, bu dönemin ayrıntılı bir şekilde incelenmesini gerektirmektedir. Öte yandan, özellikle İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye üzerine kurulan baskı, ülkeyi türlü savunma stratejileri uygulamaya iterken, savaşın askeri ve ekonomik yükü hükümetlerin uzun ömürlü olmalarını da engellemiştir. Sonuç olarak dönemin en önemli problemleri ordunun siyaset içindeki rolü ve ülke savunması olarak belirmiştir. Çalışma, daha detaylı bilgi verebilmesi ve dönemselleştirme açısından 1923–1950 yılları arasını kapsayacak şekilde ele alınmıştır.
Twitter gündem ağları: Twitter Türkiye gündemlerinin ağ toplumu kavramı üzerinden incelenmesi
Gerçekliğin inşa edilmesi hakikati görünmez kılar. Hakikatin görünmemesi durumu ise en çok göstergelerin en yoğun olduğu bu çağda karşımıza çıkıyor. Toplumsal gerçekliğin inşası da siber uzamda gerçekleşiyor. Siber uzamda, sosyal medya; sosyal medya için de Twitter yeni toplumsallığın bilinç dışını yansıtan en büyük araca dönüşüyor. Yeni toplumsallığın bilinç dışını keşfetmek için sosyal bilimlerin disipliner yaklaşımlarının odağı, bu uzamdaki insanın kendisine yöneliyor. Fakat, bu yeni insan görünmeden görebilmenin mümkün olduğu bir mekâna mensuptur. Bu sebeple sosyal medya toplumsallığının en yoğun görüldüğü mecra olan Twitter'da kullanıcılar aracılığıyla bu yeni insanın doğurduğu yeni topluma dair fikirler ortaya koyabiliriz. Bu tez çalışması da Twitter Türkiye odağında belirlenmiş olan gündemlerden yola çıkarak Twitter profillerini mercek altına almayı hedeflemektedir. Twitter'daki toplumsallığı açığa çıkarmak ve toplumu oluşturan özneleri incelemek için öncelikle gündemler üzerinden bir yaklaşım kurulmalıdır. Bu araştırmada hashtaglerden oluşan 4 adet gündem, gündem olma süreçleri ile bölüntülenerek seçilmiştir. Bu gündemler ile ilgili atılmış olan tweetler önce Twitter Gündem Analizine daha sonra Twitter Profil Analizine sokulmuştur. İncelenen tweetlerin sahibi olan kullanıcıların Twitter profilleri attıkları son 1000 tweet üzerinden analize tabi tutulmuştur. Bunun sonucunda ise en sık kullandıkları kelimeler kelime bulutu haline getirilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde R-Studio programı kullanılmıştır. Araştırma, Nitel araştırma desenlerinden temellendirilmiş kuram yaklaşımı ile tasarlanmış, Ağ toplumu kavramı ile kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Sonuçta temellendirilmiş kuramın kullanım hedefi olan kuram geliştirme araştırmanın sonunda ortaya çıkartılmıştır. Keşif nosyonunun ön planda olduğu bu araştırmada araştırmacı aynı zamanda bir katılımcı olarak kurgulanmış, analiz ve yorumlamalar için tecrübeleri araştırmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmayla amaçlanan Twitter Türkiye'deki ağ toplumu yapısının nasıl incelenebileceği, Twitter gündemlerinin bu incelemeyi nasıl etkilediğini analiz etmek ve yöntemsel bir bakış açısı sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Twitter Gündem Ağları kavramı bir kuram olarak inşa edilmiş yöntemsel bir alternatif olarak literatüre sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Twitter, R-Studio, Gündem, Ağ Toplumu, Temellendirilmiş Kuram.
Government incentives and employment in SMEs, an econometric analysis on Turkey's manufacturing industry
From internal regional development to gaining strength in international competition, government incentives are fiscal policy tools that countries implement for many purposes. Turkey changed the focus of incentive programs in 2012 from a sectoral perspective to vanquishing regional disparities. This change brings about opportunities for new studies that could be made on the country's regions and sub-sectors. Most of the studies in the literature on the relationship between incentives and regional development deal with the data of developed countries. Studies on developing countries generally analyze the effects of public support on overall employment in the economy. Therefore, there is a gap in the literature for micro studies based on regional and sectoral differences. This study aims to add to the literature a micro data analysis on Turkish manufacturing SMEs to narrow the mentioned gap. When the performance of Turkey's new incentive program is inspected, the first thing to notice is that the Turkish manufacturing SMEs are struggling to create jobs with the help of state support. Furthermore, the objective of balancing inequalities among firms seems to be far away from being accomplished when a basic inspection is made on enterprises' yearly employment changes based on their regions and sizes. We conducted empirical analyses to obtain a more detailed picture of the relationship between firms' employment and government incentives. The dataset used in our analyses comes from the study of an independent research firm in which Turkish manufacturing SMEs were surveyed. The study's sampling is made on 10 063 respondent firms based on their sectors and regions. In addition to the variables derived from the survey study, we obtained variables from the database published by TurkStat to control for the effects of regional differences. We applied the OLS and for possible endogeneity problems IV approach to analyze the relationship between variables. Our OLS results showed a significantly positive relationship between general incentives and firms' employment. In the IV approach, we found higher coefficients between the variables. We could not find consistently significant results in OLS and IV approaches for employment incentives' effects on SMEs' employment. Lastly, our findings based on firms' sizes revealed that SMEs with 1 to 19 employees employ more people than SMEs with 20 and more employees. Additional factors that we found to be significantly effective on SME employment are firm-level characteristics: age of the firm, the capacity utilization rate of the firm, innovation, machinery level, and information technologies level of the firm.
Z kuşağının siyasal katılıma etkisi
Siyaset kavramı, bir ülkenin gündemini oluşturan unsurların başında gelmektedir. Bu yüzden halk arasında sıkça siyaset konuları konuşulmaktadır. Her geçen gün yetişen Z kuşağı da siyasete dâhil olmakta ve etkilemektedir. Bu yüzden bu araştırmanın amacı: Z kuşağının siyasal katılıma etkilerini belirlemektir. Z kuşağı bireylerin siyasetle ilgili düşüncelerinin şekillenmesinde siyasal toplumsallaşma unsurlarını ne düzeyde dikkate aldıklarının tespit edilmesi de araştırmanın bir diğer amacıdır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Z Kuşağı olarak tanımlanan 1995-2000 yılları arasında doğmuş Türkiye Cumhuriyeti'nin belirttiği 18 yaş oy kullanma yaşını doldurmuş bireyler oluşturmaktadır. TÜİK (2020) verilerine göre Türkiye genelinde bu yaş aralığını oluşturan Z kuşağı bireyler 13 milyonun üzerindedir. Bu doğrultuda 384 kişiye anket uygulanması uygun görülmüştür. Elde edilen verilere normallik testi ve ANOVA uygulanmıştır. Z kuşağına mensup bireylerin siyasete girerken demografik özelliklerine göre siyasal yargıları, siyasal toplumsallaşmayı dikkate almaları, oy verirken dikkat ettikleri faktörler ve katıldıkları etkinliklerin farklılık gösterdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları, siyasal yargılara katılma düzeyi, siyasal toplumsallaşma araçlarını dikkate alma düzeyi siyasi parti ya da adaya oy verirken önemli olan faktörler ve siyasal etkinliklere katılım düzeyi eğitim ve gelir düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır.
Myrina koroplastik eserleri
İzmir ili, Aliağa ilçesinin kuzeyinde, Çandarlı Körfezi (Elaitikos) kıyısında ve Güzelhisar Çayı'nın (Koca Çay) ağız kısmında yer alan Myrina, Beriki Tepe ve Öteki Tepe adlı iki tepe üzerine kurulmuş bir liman kentidir. Myrina antik kenti nekropolünde Atina Fransız Okulu üyeleri E. Pottier ve S. Reinach tarafından 1880-1882 yılları arasında 3 yılda dört sezonu içeren kazılar sırasında, 4-5 bin mezar açılmıştır. Açılan bu mezarlardan 1.500'den fazla figürin ve başka mezar sunuları ele geçmiştir. Yaşayan varlıkları tasviri olup taşınması rahat olan, üç boyutlu küçük eserleri ve küçük insan ya da hayvanların tasviri figürin olarak isimlendirilmektedir. Pişmiş toprak olan terrakottanın ve tabii ki pek çok figürinin ana maddesi olan kilden sanat eseri üreten özellikle heykelcik yapan sanatçıya "koroplast" ismi verilmektedir. Koroplast olarak isimlendirdiğimiz sanatçının üretmiş olduğu eserlere ve bu üretim sanatına da "Koroplastik" ismi verilir ve küçük boyutlu olan bu koroplastikler en başta tanımını yaptığımız figürinlerdir. Mezarlara bırakılan hediyeler ve de adak törenlerinde kullanılan figürinler pişmiş toprak ağırlıklı, taş, ahşap ve çeşitli madenler gibi malzemelerden yapılmışlardır. Şekil olarak küçük boyutlu oldukları için kolay taşınabilir özellikte ve üç boyutludurlar. Ayrıca bulunan bazı figürinlerin oyuncak amaçlı tasarlandığı bilinmektedir. Figürinlerin evlerden kutsal alanlara, nekropollerden çöplüklere kadar çok geniş bir alanda bulunmaları, onların üretildiği malzemenin kolay elde edilebilir ve ucuz olması ile ilişkilidir. Bu durumda, figürinleri sosyal sınıf ayrımı olmaksızın çok sayıda insan için kolay ulaşılabilir yapmaktadır. Bu nedenle figürinler, antikçağ sanatının günlük yaşamının "ortak statü nesneleri" olarak kabul edilirler. Myrina'dan ele geçen figürinler yurt dışına götürülmüş ve bugün Avrupa'daki çeşitli müzelerde sergilenmektedir. Bergama müzesi yanında, Berlin Altes müzesi, Biritish museum, Cincinnati Sanat Müzesi, Louvre müzesi, New York Metropolitan Sanat müzesi, Boston Sanat müzesi, Atina Ulusal Arkeoloji Müzesinde Myrina figürinleri teşhir edilmektedir. Bu çalışmamızda ulaşabilir olan tüm Myrina figürinleri üzerinden genel bir değerlendirme yapılarak figürinlerinin tipolojik özellikleri, konteksti ve ikonografik özellikleri belirlenmiştir. Myrina figürinleri ise genel olarak Aphrodite, Demeter, Eros, Nike, Eros-Aphrodite Grupları, Satyr ve Siren tipleri, tanrı/ tanrıçalar, komedi masklı aktör, grotesk, köle tipleri, kadın-çocuk grupları, çoklu kadınlar, genç kızlar ve Ephebeler, erkek-kadın grupları, masklı kadınlar başlıkları altında gruplandırılabiliriz. v Myrina'nın konumu, nekropolis çalışmaları, eserlerin korunmakta olduğu çeşitli müzelere aktarılmış olup Myrina figürinlerinin tipolojik özelliklerinin Tanagra ile oldukça benzer olduğu, Anadolu'da ise Kyme, Smyrna ve Priene gibi kentlerin figürin üretimleriyle benzer özellikler taşıdığı görülür. Myrina figürinlerinin MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle üretildiği ve genellikle MÖ 190 yılına ait Myrina sikkelerinin bulunduğu mezarların kesin bir kronolojiye sahip olabildikleri ve atölye imzalarına sahip örneklerin sıklıkla ele geçtiği bilinmektedir.
Taxation of the digital economy: The case of Türkiye
Rapid developments in information and communication technologies (ICT) have significantly transformed the global economy and created the concept of the digital economy. However, this dynamic sector, despite its increasing importance, brings several problems. The primary challenge lies in effectively taxing the digital economy. Traditional taxation models fail to accurately reflect the value created by digital business models and the cyber economy. This circumstance may result in diminished tax revenues and an inequitable tax system. The taxation of the digital economy is experienced internationally. Global and national studies include efforts to find a fair, effective, and sustainable solution for this taxation. In this context, it is important for countries to update their tax systems to make them suitable for the dynamic structure of the digital economy and to take steps to prevent tax evasion through international cooperation. This thesis aims to reveal the taxation of the digital economy and the difficulties encountered in this context, to explain the international studies on the taxation of the digital economy and the solution proposals, and within this framework, to present some policy recommendations by examining the studies on the infrastructure and taxation of the digital economy in Turkish Tax Law. In addition, it is emphasised that international cooperation should be taken as a basis for effective and sustainable taxation in Türkiye and on a global scale.