Aydın Adnan Menderes University
Enstitü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Aydın Adnan Menderes University

770

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Doğal kaynakların rekreasyonel amaçlı kullanımının ekonomik değerinin belirlenmesi: Pamukkale Örenyeri örneği

Doğal kaynakların sadece ticari amaçlı değerinin olmadığının, farklı kullanım amaçlarına göre farklı ekonomik değerlerinin olduğunun farkına varılması durumunda bu tür kaynakların korunmasına yönelik kararlar alınacağı öngörülmekte, yasal düzenlemelerle birlikte ekonomik değerlemeye yönelik çalışmaların ortaya çıkmasının, alınacak kararlara dayanak oluşturacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada Pamukkale Örenyeri'nin rekreasyonel amaçlı kullanılması durumunda ortaya çıkacak ekonomik değeri belirlemek amaçlanmıştır. Pamukkale Örenyeri'ni Haziran 2016-Haziran 2017 tarihleri arasında ziyaret eden 584 ziyaretçiye anket uygulanmıştır. Bireysel seyahat maliyet yönteminde poisson regresyon ile negatif binomial regresyon analizleri kullanılmış, toplam tüketici rantı değerleri sırasıyla 33 milyar ₺ (33.552.951.239 ₺) ve 37 milyar ₺ (37.914.834.900 ₺) olarak hesaplanmıştır. Bölgesel seyahat maliyet yönteminde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmış, toplam tüketici rantı değeri 71 milyar ₺ (71.149.199.305 ₺) olarak belirlenmiştir. Koşullu değerleme yönteminde ise lojistik regresyon analizi kullanılmış, toplam ödeme isteği 30 milyar ₺ (30.401.118.760 ₺) olarak hesaplanmıştır. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan Pamukkale Örenyeri'nin rekreasyonel amaçlı kullanım değeri her iki yöntemle elde edilen sonuçlara göre yaklaşık olarak 30 milyar ₺ ile 71 milyar ₺ arasında değişmektedir. Hesaplanan ekonomik değerler 2015 yılında Pamukkale Örenyeri'nden elde edilen gelir ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalar sonucunda, tahmin edilen en yüksek ekonomik değerin yıllık brüt gelire oranla yaklaşık olarak 1.778 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Rekreasyonel Amaçlı Kullanım Değeri, Seyahat Maliyet Yöntemi, Koşullu Değerleme Yöntemi, Tüketici Rantı, Ödeme İsteği.

Denizli-PamukkaleDoğal kaynaklarEkonomik değerlendirme+2
Veli Rıza Kalfa
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
10
DoktoraAçık ErişimTR

İşgörenlerin örgütsel dışlanma algılarının örgütsel sessizlik ve olumsuz durumları bildirme eğilimlerine etkisi: Otel işletmeleri örneği

Sosyal bir varlık olması nedeniyle, birey aidiyet ihtiyacı duymaktadır. Bu durum, bireyin tüm hayatı boyunca farklı topluluk ve gruplara dahil olma ve kedini o topluluk ya da gruplara kabul ettirme çabası sergilemesine neden olur. Dolayısıyla, bireylerin çalışma hayatında ya da çalıştıkları işletmedeki sosyal ilişkileri, işletmenin içinde oluşan grup ve alt gruplar tarafından kabul edilmesi bireylerin hem özel hayatına hem de çalışma hayatındaki ilişkilerine yansıyacağı gibi, örgüt açısından; gruplar arası etkileşim ve iletişim, işgörenlerin bireysel performansları üzerinde etkili olabileceği gibi örgüt performansını etkileyecektir. Özellikle örgütte dışlanan işgörenler, üst yönetim ya da çalışma arkadaşları tarafından dikkate alınmama ve sürekli şikayet eden kişi konumunda olma kaygısından dolayı örgütsel kararlara katılma ve fikir paylaşımı gibi konularda sessiz kalmayı tercih etmekle birlikte, örgüt içerisindeki olumsuz durumlar ile ilgili konuları bildirmemeyi tercih etmektedir. Bu bağlamda araştırmada, turizm sektörü içinde yer alan otel işletmeleri işgörenlerinin örgütsel dışlanma (ostracism) algılarının, örgütsel sessizlik, olumsuz durumları bildirme (whistleblowing) davranışları üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak anket tekniğinden faydalanılmıştır. Katılımcıların örgütsel dışlanma algıları otelin konumu, çalışılan departman, sektörde çalışma süresi ve işletme çalışma sürelerine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Araştırmanın diğer değişkeni olan işgörenlerin örgütsel sessizlik düzeyleri otelin konumu, eğitim düzeyi, sektörde çalışma süresi, işletmede çalışma süresi ve gelir düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Ayrıca, katılımcıların olumsuz durumları bildirme düzeyleri ile otelin konumu, sektörde çalışma süresi, işletmede çalışma süresi ve gelir düzeylerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, örgütsel dışlanmanın örgütsel sessizliği orta düzeyde (r=0,366) etkilediği, örgütsel dışlanmanın olumsuz durumları bildirmeyi ise orta düzeyde (r=-0569,) etkilediği belirlenmiştir.

Konaklama işletmeleriOtellerWhistleblowing+3
Nihan Yarmacı
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tasarruf - yatırım açığı ve kadının işgücüne katılımının ekonomik büyüme ile ilişkisi: Farklı ülke gruplarına göre bir panel veri analizi

Tasarruf - yatırım dengesinin sağlanması, ülkelerin istikrarlı ve dış borç yaratmayan bir ekonomik büyüme süreci bir ekonomik büyüme süreci için oldukça önemlidir. Tasarruf - yatırım açığı arttığında, ülkelerin cari işlemler açığını ve dış borç stokunu da artırarak, onları ekonomik kriz riskiyle karşı karşıya getirebilmektedir. Bu çalışma ilk olarak, tasarruf - yatırım açığı ile ekonomik büyüme arasındaki etkileşimleri, farklı gelir gruplarından 65 ülke için, 1990-2014 dönemi verileri kullanılarak, panel veri analiziyle incelemiştir. Paneldeki ülkeler arasında yatay kesit bağımlılığının varlığı; Pesaran (2004) CD testi ile incelenmiş ve bu ülkeler arasında bağımlılığının olmadığı görülmüştür. Yatay kesit bağımsızlığının olduğu durumda serilerin durağanlığı; Levin, Lin ve Chu Im, Pesaran ve Shin, Fisher ADF ve Fisher PP testleri kullanılarak incelenmiştir. Serilerin düzeyde durağan olmadıkları görüldüğünden tezdeki tüm analizler değişkenlerin birinci derece farkları alınarak gerçekleştirilmiştir. Regresyon modellerinin hangi yöntemle tahmin edilmesinin gerektiğine, Hausman testi ile karar verilmiş, elde edilen sonuçlar ayrıca GMM yöntemiyle yapılan tahminlerle kontrol edilmiştir. Elde edilen tahminler sonucunda; orta ve düşük gelirli ülkeler grubu için tasarruf-yatırım açığının, nüfus, enflasyon, sağlık harcamaları ve ithalat gibi ekonomik faktörlerin kontrolü altında ekonomik büyümeye ile negatif ilişkili olduğu görülmüştür. Bu tespit sonucunda çalışma ayrıca, bu ülkeler grubu için kadının işgücüne katılımının tasarruf-yatırım açığı üzerindeki ve etkileşimlerinin ekonomik büyüme üzerindeki rolünü analiz etmiştir. Yapılan analizler, kadının işgücüne katılımının, tasarruf - yatırım açığını düşürmede bir potansiyel olduğunu ancak ekonomik büyümeyi tetikleyecek ölçüde bir tasarruf yaratamadığını ortaya koymuştur.

Ekonomik büyümeKadın iş gücüTasarruf+2
Sibel Torçun
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mahremiyet ve gözetim ilişkisi bağlamında aile hekimliği bilgi sistemine dair bir değerlendirme

Bilişim teknolojilerinde son elli yılda yaşanan değişim toplumları derinden etkilemiş; bilgisayar, internet gibi teknolojilerin yaygın kullanımı gündelik hayatı geri döndürülemez biçimde değiştirmiştir. Bilişim teknolojilerinin hem vatandaş hem de devlet kurumları tarafından artan bir biçimde kullanılması gözetim ve mahremiyet ihlali tartışmalarını gündeme getirmiştir. Bu tartışmaların bir tarafında bilişim teknolojilerinin insanlara özgürlük getirdiği düşünülürken diğer tarafında ise gözetime özellikle de veri gözetimine sebebiyet verdiği iddia edilmektedir. Bu çalışmanın ana odağı; Türkiye'de 2011 yılından beri uygulamada olan Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS) çerçevesinde mahremiyet hakkının ihlali, mahremiyet sorunu ve gözetim pratikleri arasındaki ilişkidir. AHBS; aile hekimi, ebe/hemşire gibi sağlık profesyonellerinin T.C. kimlik numarası, alkol, sigara, uyuşturucu kullanımı, tetkik sonuçları, tedaviler, sağlık geçmişi, cinsel hastalıklar geçmişi, cinsel yaşam ile bağlantılı sorular, mahkumiyet durumu vb. detaylı bilgileri işlediği sistemdir. Bilgi işleme süreci belirli bir kişiyi işaret eden bilginin tamamlanıp Sağlık Bakanlığı serverlarına iki saat içinde gönderilmesiyle tamamlanmaktadır. AHBS; aile hekimleri için hastayı kolayca hatırlama, hastanın hastalık ve ilaç geçmişine ulaşma, gibi sayısız faydaları olmasına rağmen, bu tür kişisel bilgilerin Bakanlık ile paylaşılması bakımından verileri bir çeşit gözetime açık hale getirmektedir. Bu bakımdan ulusal ve uluslararası mahremiyet koruma düzenlemelerine rağmen oluşan bu bütüncül süreci sosyolojik anlamda incelemek bir gerekliliktir. Bu çalışmanın temel amacı Birinci Basamak Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi sürecinde sistemin, elektronik doğasından kaynaklı herhangi bir gözetim pratiğine aracılık yapıp yapmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu amaç için AHBS'nin yapısını incelemek ve anlamak; içinde barındırdığı soruları, bağlamları ve nihayetinde bunların mahremiyet ve gözetim konularıyla ilişkisini tartışmak önemlidir. Sistemin içinde yer alan oldukça geniş sorgu alanları göz önünde bulundurulduğunda hasta-hekim ve hasta-hekim-devlet ilişkileri bağlamında konunun biyopolitika ile de bağlantısını ortaya koymanın önemli olduğu düşünülmüştür. Mahremiyet kavramı kişinin kamusal alanda açığa çıkarmadığı veya kamusal alanda çok kısıtlı paylaşımda bulunduğu duygu, düşünce ve davranışlar olarak tanımlandığında AHBS uygulaması mahremiyet açısından olduğu kadar "veri mahremiyeti" açısından da tartışmalı konumdadır. Birinci Basamak sağlık sisteminde kullanılan bu program sadece kişileri mahrem bilgileri üzerinden sistematik bir şekilde izlemesi, kayıt altına alması değil aynı zamanda aynı kişiye ait diğer kişisel bilgileriyle bağdaştırabilmesi açısından da veri gözetiminin bileşenleri içinde barındırmaktadır. Büyük verinin –big data- toplandığı ve Sağlık Bakanlığı ile derhal paylaşıldığı gerçeği gözetim olgusunun hem olası mahremiyet ihlallerinin hem de devletin biyopolitikalarının sorgulandığı noktadır. Bağlantılı olarak araştırma soruları; bu pratiklerin sağlık profesyonelleri tarafından nasıl algılandığı, kişisel ve detaylı bilgileri "bilip" "yönetmeye" dayalı olarak gözetime, olası mahremiyet ihlallerine ve devletin biyopolitikalarına katkı sunulup sunulmadığını içermektedir. Gözetim ve mahremiyet bağlamında, bu araştırmanın ana amacı; AHBS uygulamalarının gözetim pratikleriyle okunup okunamayacağı ve anlaşılıp anlaşılamayacağını tartışmaya açmaktır. Ayrıca, kişisel verilerin toplanması, kayıt edilmesi ve Sağlık Bakanlığı serverlarına gönderilmesi süreçleriyle ilgili bilgi toplanması amaçlanmıştır. Araştırma sırasında vatandaşların sağlık verileri üzerinde ne kontrole ne de rızaya sahip oldukları gözlemlenmiştir. Çünkü gözetimin öznesi olarak vatandaşlar, veri toplama sürecinin farkında değillerdir. Araştırma sırasında; bu hatırı sayılır miktardaki toplanan kişisel bilgilerin direkt olarak sağlık konularıyla ilgili olmadığının farkına varılmıştır. Bu durum kişisel haklara bir tehdit olarak okunabilir. Araştırma sosyolojik bir bakış açısından Aydın şehir merkezinde çalışan ve sistemi kullanan yirmi beş aile hekimi, on ebe/hemşire ve bir AHBS uzmanını içeren kalitatif bir çalışma olarak dizayn edilmiştir.

Aile hekimliğiBilgi sistemleriBiyopolitika+3
Tuğçe Zeynep Abalı
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tasarrufların makroekonomik performansa etkileri: Kuram ve Türkiye örneği

Harcama dinamikleri ve tasarruf olgusu, kısa dönemde iktisadi dalgalanmaların ve para politikası yönetimlerinin analizinde önemli bir yer tutarken uzun dönemde sermaye stokunun büyüklüğü ile ücretlerin, faizin ve yaşam standardının sonuçlarını belirlemektedir. Bu sebeple tasarruf eksikliği yaşayan gelişmekte olan ülkeler, tasarruf eksikliğini yurt dışı sermaye akımları ve dış borçlanma yolu ile gidermeye çalışmakta; bu durum ise ülkelerin dışa bağımlılıklarını arttırırken, ekonomilerini döviz kuru risklerine ve yabancı ekonomik şoklara karşı daha kırılgan hale getirmektedir. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye'de, dış finansman kolaylıkları ve tüketime dayalı büyüme hedefleri sebebiyle, diğer ülkeler gibi tasarrufların artırılmasını ikinci plana atmıştır. Bu durum ülkenin yurt dışı finansman bağımlılığını giderek arttırmış; sürdürebilir bir ekonomik gelişme dünya ekonomisindeki gelişmelere son derece duyarlı hale gelmiştir. Nitekim 2013 yılında FED'in sıkılaştırıcı para politikası uygulamalarına geçeceğini duyurması, yurt dışı finansmana bağımlılığı yüksek Türkiye ekonomisi için yeni önlemler alma ihtiyacını doğurmuştur. Bu önlemler alınmadan önce ekonomide iyileştirilmesi gereken öncelikli makroekonomik göstergeler belirlenerek, tasarrufun bu alanları ne derece etkilediği ve birbirlerinden ne yönde etkilendiği ortaya konmalıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de tasarruf oranlarıyla önemli makroekonomik performans göstergeleri arasında yer alan, büyüme, yatırım, cari açık, yurt dışı portföy girişleri ve enflasyon oranları arasındaki ilişki, 1975-2016 dönemi yıllık verileri ve zaman serisi yöntemleriyle analiz edilecektir. Beklentimiz, Türkiye'de tasarrufların ekonominin temel makroekonomik göstergeleri üzerinde önemli ölçüde etkili olduğu yönündedir.

MakroekonomiMakroekonomik etkiTasarruf
Tuğba Akın
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Firma performans ölçümünde ekonomik katma değer: BİST100'de işlem gören çimento sektörü firmaları üzerine bir uygulama

Yönetebilmenin ilk şartı ölçmektir. Türk Ekonomisinin lokomotif sektörü olan çimento sektöründe de özellikle son yıllarda şirketlerin finansal performanslarının ölçülmesinin önemi artmış bulunmaktadır. Bunda en önemli sebep hissedar beklentileridir. Bu nedenlerden dolayı genellikle firma performansına yönelik ölçüm yapan klasik ölçüm yöntemleri geçerliliğini yitirmeye başlamıştır. Bunların yerine, değer bazlı ölçümü temel alan ve hissedar beklentilerini göz ardı etmeyen ölçüm yöntemleri geliştirilmiştir. Nakit Katma Değeri, Nakit Akımı Getiri, Düzeltilmiş Ekonomik katma Değer, Hissedar Katma Değeri, Balanced Scorecard ve Ekonomik Katma Değer başlıca değer bazlı ölçüm yöntemleri olarak özetlenebilir. Özelikle Ekonomik katma değer yöntemi geçtiğimiz yıllarda kolay kullanımı nedeni ile oldukça popüler olmaya başlamıştır. Temel olarak Ekonomik katma değer yöntemi, bir firmanın ilgili faaliyete yatırdığı sermayenin maliyeti ile o faaliyetten elde ettiği kar arasındaki fark olarak tanımlanabilir. Bu çalışmanın amacı Finansal performans ölçümünde kullanılan Ekonomik Katma Değer Yönteminin gelişimi, teorisi ve uygulanabilirliğinin irdelenmesidir. Uygulama bölümünde, inşaat sektörünün temel yapı taşını oluşturan ve BİST 100'de işlem gören çimento sektörü firmalarının ekonomik katma değerleri hesaplanmıştır.

Borsa İstanbulEkonomik katma değerFirma performansı+4
Ümran Gümüş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Risk sermayesi ve Aydın'daki KOBİ'lere yönelik bir uygulama

Çalışma Aydın ilinde faaliyet gösteren 50 KOBİ ile 2016 yılında yapılmış, Aydın ili öznelindeki KOBİ'lerin risk sermayesi bilgi düzeyleri ve kullanma durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. KOBİ'lere bu amaca uygun 27 soru yöneltilerek, verilen cevaplar SPSS 20.0 programı ile analiz edilmiştir. Çalışmaya dahil olan Aydın ilinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin kredi temininde zorluk yaşadıkları, finansal sorunları kendi imkanlarıyla ve banka kredileriyle çözdükleri belirlenmiştir. Ayrıca çalışma grubunda hiçbir katılımcının risk sermayesi yöntemiyle finanse olmadığı, risk sermayesi kullanabilecek olsalar 150.000 tl-200.000 tl arasında kullanacaklarını ifade ettikleri görülmüştür. Katılımcıların, KOSGEB veya benzeri şekilde sermaye sağlayan özel ya da devlet destekli finans kaynakları hakkında yeterince tanıtım yapılmadığını düşündükleri görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgular ışığında Türkiye'de risk sermayesi yatırımlarının kurumsal girişim ve risk sermayesi yatırım ortaklıkları tarafından finansmanında KOBİ'lerin oldukça düşük oranda olduğu söylenebilir. Risk sermayesi ile ilgili tanıtımların arttırılması, sağlanacak fonların KOBİ'lerin ödeme programına uygun olacak şekilde düzenlenmesi ve desteklenmesi çalışmadan çıkan sonuca uygun bir öneri olarak geliştirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Risk sermayesi, KOBİ, teşvik.

AydınFinansal sorunlarKOBİ+2
Ayşegül Öğüt
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yabancı düşmanlığının yiyecek kültürüne yansımaları: Almanya'da bir araştırma

Irkçılık ve yabancı düşmanlığı (zenofobi) İkinci Dünya Savaşından sonra şekil değiştirerek yabancıların fiziksel özelliklerinden daha çok kültürel özellikleri hedeflemeye başlamıştır. Son yıllarda özellikle İtalya, Fransa ve Almanya'da, yabancıların yiyecek kültürlerine yansıyan düşmanca tutumlar ve politikalar gerçekleşmektedir. İtalya'da yabancı kültürlere ait yiyecekler sunan restoranlara engellemeler getirilmekte veya kapatılmaktadır. Fransa'da ise helal gıda tartışmalarının alevlendiği görülmektedir. Helal gıdalar, temiz ve sağlıklı yiyecekler olarak görülmek yerine, İslami bir simge olarak değerlendirilmekte ve helal gıda sunan işletmeler boykot edilmektedir. Almanya'da Türklerle özdeşleşmiş bir yiyecek olan ve Almanya'da yoğun şekilde tüketilen dönerin, seri cinayetlere adını verdiği, yasadışı ve ırkçı bir örgüt (NSU) tarafından katledilen farklı mesleklere mensup 10 kişinin, kamuoyunda "dönerciler" olarak adlandırıldığı görülmektedir. Özellikle Avrupa'daki bu gelişmeler çalışmanın çıkış noktaları olmuştur. Avrupa'daki gelişmelerin yanı sıra, dünya genelinde de benzer örneklere sıkça rastlanmaktadır. Bu çalışma, yabancı bir kültüre karşı gelişen ön yargı, korku ve düşmanlığın, söz konusu kültürün yiyecek ve içeceklerine de yansıdığını ortaya koyma amacı taşıyan nitel bir araştırma olup, nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik (olgubilim) desen üstüne kurulmuştur. Almanya'nın başkenti Berlin'de yapılan araştırmada, Berlin'in Kreuzberg semtinde yer alan ve Türk kültürüne ait yemekler sunan on iki restoran işletmecisi ile yarı yapılandırılmış karşılıklı görüşmeler yapılmıştır. Örneklem belirlenirken, Amaçlı Örneklem türlerinden Doğrulayıcı Veya Yanlışlayıcı Durum Örneklemesi kullanılmış, toplanan veriler Betimsel Analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Restoran işletmecilerinin yanı sıra araştırmayı desteklemesi amacıyla Berlin'deki 37 Türk sivil toplum kuruluşu ve 86 münferit üyeyi temsil eden Berlin Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) Sözcüsü İlker Duyan'la yaklaşık bir saatlik bir röportaj gerçekleştirilmiştir. Konusu ve sonuçları itibariyle özgün bir araştırma olma iddiası taşıyan çalışmanın, bilime ve turizm sektörüne katkı sağlayacağına inanılmaktadır.

AlmanyaEtnik merkezcilikFransa+7
Sedat Değişgel
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketicilerin sağlık işletmelerinin kurumsal imajına yönelik algılamaları-Aydın ilinde bir uygulama

Sağlık kavramının kişiler açısından ertelenemez ve ikamesi olmayan bir yapıda olması, bu kavramın her zaman önemini korumasına neden olmuştur. Kurum imajı, günümüzde önemi giderek artmakla beraber bir kurumun vizyonunu, amaçlarını, politikalarını, uzak veya yakın çevreye bakış açısını hedef kitlelere iletmenin en önemli aracıdır. Kurum imajı işletmenin hayatta kalarak, diğer işletmelere karşı fark oluşturabilmesi bakımından kritik bir öneme sahiptir. İşletmeler olumlu bir kurumsal imaj oluşturabilmek açısından tüketicilerinin işletme hakkındaki fikirlerini öğrenerek, olumsuz olan algılarını olumluya çevirmek mecburiyetindedir. Özellikle de hizmet sektöründe faaliyet gösteren hastanelerin kurumsal imajı ister kamu hastanesi olsun, ister özel hastane olsun günümüzde değeri daha fazla artmaktadır. Yapılan çalışmanın amacı; kurumların varlığını sürdürebilmesi açısından gittikçe önemi artmaya başlayan imaj kavramını, kurumsal imaj çerçevesi içerisinde ele alarak, imajın oluşturulmasındaki faktörleri ortaya koymak suretiyle, bu faktörler arasında kamu hastanesi ve özel hastaneler arasında bir fark olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla Aydın İli'nde hizmet veren ve kamu hastanesi özelliği taşıyan Aydın Devlet Hastanesi ile özel hastane olan Özel Medinova Hastanesi'nden hizmet alan toplam 756 hasta ve hasta yakınına anket uygulanmıştır. Sonuçta tüketicilerin sağlık işletmelerinin kurumsal imajını değerlendirirken altı boyuttan etkilendikleri ve bunların fiziksel ortam, hastane yönetimi, yasal çalışma prosedürleri, çalışanlar, hizmet kalitesi ve kurumsal iletişim ve kimlik faktörü olduğu, bu faktörler açısından devlet hastanesi ve özel hastane arasında fark bulunduğu tespit edilmiştir.

Devlet hastaneleriHastanelerKurum imajı+4
Bahar Yağmuroğlu
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demokrat Parti Dönemi Türk sporu (1950-1960)

II. Dünya Savaş'ının sona ermesinden sonra dünya genelinde 1929 ekonomik buhranı ile başlayan sıkıntılı bir dönem geride kalmış oluyordu. Bu dünya geneline toplumsal ve ekonomik boyutta ciddi bir rahatlama dönemini başlatmıştı. 1950 tarihinde Demokrat Parti bu koşullar altında iktidara gelmişti. 1950-1960 Demokrat Parti iktidarı döneminde spor yönetiminin nasıl şekillendiğini ve işlediğini konu edinen tezde temel olarak dünya genelinde yaşanan bu ekonomik rahatlamanın Türkiye'deki özellikle de spor alanındaki yansımalarının ne olduğu sorusuna cevap aranmıştır. Bu soruya doğru cevap bulabilmek için tezin birinci bölümünde Demokrat Partinin devraldığı mevcut spor yapılanmasını kavramak adına Cumhuriyet Halk Partisi dönemindeki spor yönetimi işleyişine ve sportif faaliyetlerin genel durumunu incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde Demokrat Parti döneminde sportif faaliyetler içerisinde en çok öne çıkmış olan futbol branşının genel özellikleri, işleyişi, özellikle futbol branşında görülen profesyonelleşme ve kurumsallaşmanın niteliği incelenmiştir. Tezin son bölümü olan üçüncü bölümünde ise futbol dışında kalan önemli spor branşlarında yaşanan branşlaşma ve kurumsallaşma süreçleri değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; Demokrat Parti iktidarı döneminde her alanda olduğu gibi spor alanında da büyük bir kurumsallaşma, mali büyüme ve yurt çapında yaygınlaşma süreci yaşandığı tespit edilmiştir. Bunun dünya genelinde yaşanan ve Türkiye'ye de yansıyan rahatlama ve özellikle Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren NATO üyeliği gibi ülkeye ekonomik rahatlama olarak dönüşü olan diplomatik hamlelerin bir sonucu olduğu kadar Demokrat Partinin misyon ve vizyonundan kaynaklanan gayretlerinin de bir sonucu olduğuna ulaşılmıştır.

Demokrat PartiKurumsallaşmaSpor+3
Doğan Akbeyaz
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00