
5
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Dismorfik hastalıkların görüntü analizi ile ayırt edilmesi
Dismorfiğin kelime anlamı insanın doğuştan şekil bozukluğu olaraktanımlanmaktadır. Dismorfik otozomal kromozom hastalıkların günümüzde en sıkrastlanan sendromu trizomi 21 yani down sendromudur. Bu nedenle downsendromunun klinik ön tanı tespiti önem arz etmektedir. Klinik ön tanı, referanskitaplardaki örnek resimlerden karşılaştırma yolu ile veya hekimden hekime değişiklikgösteren tecrübe faktörü sayesinde konulabilmektedir. Bu çalışmada, downsendromu şüphesine sahip kişilere farklı klinik ön tanıların konulmasınıengelleyebilmek ve bu işlemi hekimlerin tecrübelerinden bağımsız bir halegetirebilmek için karşılaştırma yönteminin niteliksel olarak incelenip görüntü analizi ileklinik ön tanının konulabilmesi hedeflenmiştir. Çalışmada 5-6 yaş grubundaki 18 adetdown sendromlu çocuğun yüz fotoğrafları ile 18 adet normal morfolojiye sahipçocuğun yüz fotoğraflarından bir veri tabanı oluşturulmuştur. Fotoğraflarıntamamında elastik yüz demet grafik yöntemi ile yüzdeki kritik noktalar tespit edilmiştir.Daha sonra bu kritik noktalardan klinik ön tanı için 10'ar adet öz nitelik vektörü eldeedilmiştir. Öz nitelik vektörleri, oluşturulan MATLAB tabanlı bilgisayar programınıneğitilmesinde kullanılmıştır. Bu eğitim işlemi yapay sinir ağları ile gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak, kullanılan iki farklı yapay sinir ağı metodu ile %68,7 doğrulukta downsendromlu kişinin klinik ön tanısı konulabilmektedir. ?lerleyen çalışmalarda dahageniş veri tabanları oluşturularak başarı oranının arttırılması mümkün olacaktır. Busayede dismorfik hastalıkların klinik ön tanısının konulmasında standardizasyonaulaşılması hedefi sağlanabilecektir.
Biyomedikal uygulamalarında akıllı polimer kullanılması ve karakterizasyon yönteminin kuartz kristal mikro dengeleyici sistemler ile geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı akıllı polimerlerin karakterizasyon yöntemine yeni bir yaklaşımla quartz kristal mikro dengeleyici sistemlerle (QCM) daha hızlı, gerçek zamanlı, uygulaması kolay, hassas, sürekli tekrarlanan işlemler nedeni ile takip etme zorunluluğu olmayan etkin bir alternatif yöntem geliştirmek ve geliştirilen bu yöntemin uygulanabilirliğinin ilaç salınım sistemi ile ispat edilmesidir.İlk olarak farklı derişimlerde hazırlanan ksantan gam hidrojel örneklerinin (5 g/l, 10 g/l, 20 g/l) farklı pH değerlerindeki (pH:5, pH:6, pH:7 ve pH:9) şişme-büzüşme davranışları sonucunda oluşan, QCM ile ölçülen frekans değerlerinden yola çıkılarak hesaplanan kütle değişimleri tespit edilmiştir. Ardından aynı hidrojel örneklerinin farklı sıcaklıklardaki (40OC, 60OC ve 80OC) şişme-büzüşme davranışları aynı şekilde incelenmiştir.İlaç salınım sisteminin uygulanması için pH:7 değerindeki insülin solüsyonu hidrojel örneklerinin içerisine şişme davranışı sayesinde nüfuz etmesi ve ortamın pH değerlerinin değiştirilmesi ile nüfuz ettikleri insülin solüsyonunun bir miktarının dışarı tekrar salınması sağlanmış, kütle tespitleri QCM ile yapılan frekans ölçümleri sayesinde gerçekleştirilmiştir.
Nazometre sistemi ve nazometrik seslerin incelenmesi
Nazometre (Nasometer) cihazı sesli konuşma sırasında oluşan oral hava basıncı ve nazal hava basıncını ayrı ayrı ölçerek bu iki değer arasında bir oran hesaplamaya yaramaktadır. Daha önceden nazal yoğunluk değerleri bilinen hece, kelime ve cümleler hastaya okutularak, plaka üzerinde ve altında bulunan mikrofonlar aracılığı ile oral ve nazal yoldan gelen sesler birbirine karışmadan kaydedilmektedir. Kaydedilen seslerden, yazılım aracılığıyla hesaplanan orana ?nazalans oranı? denilmektedir, yüzde (%) olarak hesaplanmaktadır ve elde edilen değer hastanın konuşmasında ki nazalitenin göstergesidir.Sunulan bu tezin ana hedefi bir Nazometre cihazı imal ederek septoplasti hastalarının ameliyat öncesi ve sonrası durumlarının karşılaştırılmasını sağlamak ve daha sonra yapılabilecek olan çalışmaların önünü açmaktır. Elektronik, donanım, aksesuar ve bir bilgisayar yazılımı kısımlarından oluşan bu sistemi oluşturmak ve sorunsuz çalışır hale getirmek istenmektedir.Ses analizi işlemi Matlab ile hazırlanan bir GUI ile yapılmış ve ticari sistemlerle karşılaştırılarak yazılımın yetkinliği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda Nazometre cihazı tasarlanıp imal edilerek elektronik olarak performansı incelenmiş ve hazırlanan yazılımla olan bağlantısı sağlanmıştır.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Nazometri, Nazometre cihazı, nazalans skoru, yarık damak, yarık dudak, fonsiyonel nazalite problemleri, motor konuşma bozuklukları, işitme kaybı, palatal prostetik uygulamalar
Antimikrobiyal aktivitesi olan bazı bitkilerin gıda konservelerinin korunmasında kullanımı
Bu çalşmada, antimikrobiyal aktivitesi olan bitkilerin yaygın mikroorganizmalar üzerindeki antimikrobiyal aktiviteleri temel alınarak, bu bitkilerin konserve salçaların bozulmadan saklanmasında etkili olarak kullanılabilirliği incelenmiştir.Araştırmamızda, önce, bazı bitkilere ait (Mentha piperita, Salvia pomifera, Salvia officinalis L., Sideritis perfoliata, Sideritis sipylea , Sideritis athoa, Micromeria myrtıfolia , Mentha piperita ,Thymus zygoides, Origanum onites,Origanum vulgare, Laurus nobilis , Rosmarinus officinalis,Ocimum basilicum) bitki özütlerinin, mikroorganizmalar (Staphylococcus aureus ATCC 50520, Esherichia coli ATCC 707, Pseudomonas aeruginosa ATCC 4615 kültür kolleksiyonları ve Escherichia coli, coagulate Staphylococ, Staphylococcus aureus, Klebsiella pneumoniae ya ait 26 klinik isolat) üzerindeki antimikrobiyal aktivitesi test edilmiştir. Mentha piperita, Salvia pomifera, Salvia officinalis L., Thymus zygoides, Origanum onites, Origanum vulgare, Laurus nobilis türlerinin antimikrobiyal aktivite gösterdikleri saptanmıştır. Daha sonra, bu bitkilere literatürde antimikrobiyal aktivite gösterdikleri belirlenen diğer bazı bitkiler (Raphanus raphanistrum, Origanum majorana, Allium sativum , Zingiber officinale, Salvia fruticosa, Olea europaea) ilave edilerek özütlerinin, domates salçasında gelişen mikroorganizmalar (Bacillus subtilis, Bacillus brevis ATCC 9999, Bacillus megaterium,,Bacillus thuringiensis NRRL.B, Bacillus cereus,Penicillium griseofulvum,Fusarium flocciferum, Rhizophus oryzae, Fusarium oxysporium, Fusarium moniliforme) üzerindeki etkileri incelenmiştir.Araştırma sonunda, taze sarımsak özütünün domates salçalarında gelişen Penicillium griseofulvum, Fusarium flocciferum, Fusarium oxysporium, Fusarium moniliforme küfleri üzerinde kuvvetli antimikrobiyal etki gösterdiği, ancak bakteriler üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Yapılan gözlemlerde, sarımsağın güçlü bir şekilde mikroorganizma gelişimini engellediği, taze zeytin yaprağı ve turp otunun karıştırıldığı kültürlerde de mikroorganizma gelişiminin engellendiği gözlenmiştir.Nanenin ise kayda değer bir antibakteriyal etkisi görülmemiş ancak antifungal etki gösterdiği tespit edilmiştir.Laboratuvar denemelerinde Antimikrobiyal etkinliklerin belirlenmesinde, bakteriler Muller Hinton Agar (MHA), mantarlar ise Pateto Dextrose Agar (PDA) besiyerlerinde kültüre alınarak, Bauer, Kirby disk diffusyon yöntemi ve geleneksel dökme ve yayma plak metodları uygulanmıştır.
Antibakteriyel ve mimik özellikte nanobiyokonjugat geliştirilmesi
S.aureus hafif deri enfeksiyonlarından, endokard iltihabı, septisemi, toksik şok sendromu gibi hayati öneme sahip pek çok hastalığa neden olan çok yaygın rastlanan insan ve hayvan patojenidir. S. aureus enfeksiyonlarda kullanılan kemoterapötiklere hızla direnç kazanmaktadır. Özellikle lizozime, metisiline ve glikopeptitlere direnç kazanması mevcut antibiyotiklerle tedavi sorunları yaşanmasına neden olduğundan yeni nesil antibiyotikler üzerinde araştırmalar yoğunlaşmaktadır.S. aureus'un hastalık oluşturma yeteneği sahip olduğu virulans faktörlerine bağlıdır. En önemli virulans faktörleri stafilokokların konak dokularında kolonize olmasını sağlayan yüzey proteinleridir. Protein A immunoglobilinleri yanlış oryantasyonda bağlayarak enfeksiyon boyunca bakteri yüzeyini çevreleyip, bakterinin kamufule olmasını sağlayan yüzey proteinidir.Bu çalışmada, protein A blokasyonuna yönelik fotosensitif Mikroemülsiyon Tekniği ile Polimerik nano IgG ler sentezlenmiş ve biyokonjugasyon yöntemi ile lizozim için polimerik nano IgG'ler üzerinde yeni bağlanma bölgeleri geliştirilmiştir. Sentez işlemlerinde floresan özelliğe sahip kimyasallar kullanıldığından aktivite testleri floresans spektrofotometrisi ile yapılmıştır. Sentezlenen nanobiyokonjugatların in vitro ortamda aktivitesi tayin edilmiştir.