
209
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Nesnenin sanattaki yeri ve özneyle ilişkisi
Nesne nedir? Nesnelerin sanattaki anlamı nedir? Sanat eserlerinde nesneler ne anlama gelmektedir? Gibi çeşitli sorular sanatçıların hayatında yer alan nesnelerin ne olduğunun anlaşılması açısından önemli bir yer kaplamaktadır. Nesnenin en kapsamlı tanımı, insanların işini gören, yapmak istediklerine aracı olan, bilinçte anlamlarıyla beraber yer tutan ve daha çok elle tutulabilen her şeye nesne demekteyiz. Günümüze kadar şekillenmiş bu objeler sanat alanında önemli bir yere sahiptir. Bu tez çalışmasında Rönesans'tan günümüze sanatçıların eserlerinde görülen objeler ele alınarak anlamlar biçilmiş, hem kendi kişisel sorunları hem de toplumsal sorunları nesneleri kullanarak nasıl dile getirdikleri anlatılmaya çalışılmıştır. Sanatçıların düşüncelerinde taht kuran bu objeler birer sembol haline gelmiştir. İnsanların davranışlarını, duygularını, hayat şartlarını, savaşın yıkıcı izlerini, özgürlük, zafer ve umut temalarını kendi eserlerinde göstererek her farklı nesneye birer anlam yüklemişlerdir. Tez kapsamında incelenecek bu eserler ilham kaynağı olarak kendi eserlerimde sergilemekteyim. Bu tez çalışmamla figürün nesnelerle olan ilişkisi ve sembolik anlamı ele alınarak hem bireysel hem de toplumsal sorunları dile getirmekteyim. Aynı nesne farklı zihinsel gelişme sahip olan bu insanlar tarafından çok farklı anlamlara gelebilir. Bu anlamlar doğrultusunda figürün nesnelerle olan ilişkileri bu tez çalışmamda ütopik bir bakış açısıyla dile getirmeye çalıştım. Gerçek hayatla bağlantısı olan bu hikayeler nesnelerin günümüzdeki anlamıyla hayat bularak bir kurgu oluşturmaktayım.
Yerel halkın turizm algısının turizm desteğindeki etkisi: Midyat örneği
Turizm faaliyetlerinin gerçekleştiği yerlerde sosyo-kültürel, ekonomik ve çevresel etkiler dahil çeşitli etkiler gözlenmektedir. Bu etkilerin yerel halk tarafından nasıl algılandığını bilmek; ülke ve bölge turizminin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Bir bölgede turizm sektörünün gelişmeye başlamasıyla birlikte hem pozitif hem de negatif sosyo-kültürel, ekonomik ve çevresel etkiler meydana gelebilmektedir. Bu etkileri en çok yerel halk hissetmektedir. Bu nedenle turizm faaliyetlerine yönelik yerel halkın tutum ve davranışlarının ölçülmesi önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Tarihi, kültürü ve inanç turizmi yönünden önemli turistik çekiciliklere sahip olan Midyat ilçesi, ulusal ve uluslararası turizm hareketleri yönünden önemli bir turistik destinasyon olarak görülmektedir. Bu çalışmada, Midyat ilçesindeki yerel halkın turizm gelişimine ve turizmin ekonomik, sosyo-kültürel ve çevresel etkilerine yönelik algılarının belirlenmesi amacıyla bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Anket formları yüz yüze görüşme tekniği ile doldurtulmuştur. Araştırma sırasında kullanılmak üzere 450 adet anket formu hazırlanmış ve bu anket formları uygulanmıştır. Dağıtılan anket formlarının 47 adedinin katılımcılar tarafından tam olarak doldurulmadığı tespit edilmiştir. Bunun sonucunda 403 anket değerlendirmeye alınmış ve SPSS programına girişi yapılmıştır. Daha sonra yapılan çok değişkenli sapan analizi sonucunda 39 adet verinin değerlerinin kabul edilen ölçüt olan p<.001 Mahalanobis uzaklığından fazla olduğu belirlenmiş ve bu veriler veri setinden çıkarılmıştır. Uç değerlerin çıkarılmasından sonra çalışmanın analizleri 364 adet veri üzerinden yapılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek amacıyla yerel halkın turizm gelişimine yönelik verdiği destek ile turizmin sosyo-kültürel pozitif, sosyo-kültürel negatif, ekonomik pozitif, ekonomik negatif, çevresel pozitif ve çevresel negatif etkileri arasında çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca yerel halkın turizm gelişimine yönelik destek olma düzeyleri ile demografik özellikleri arasındaki farklılıkların belirmesi amacıyla farklılık analizleri yapılmıştır. Elde edilen verilen analizi sonucunda, yerel halkın turizmin, ekonomik ve çevresel etkilerine yönelik algılarının genel itibariyle olumlu olduğu ve turizm gelişimine yönelik faaliyetleri destekledikleri görülürken; turizmin sosyo-kültürel pozitif, sosyo-kültürel negatif, ekonomik negatif ve çevresel negatif etkilerine yönelik algılarının turizmdeki desteğinin anlamlı olmadığı görülmüştür. Farklılık analizleri olarak Cinsiyet, medeni durum ve meslek değişkenleri için Bağımsız Örneklem t-Testi'den yararlanılmıştır. Yaş, eğitim durumu, aylık gelir ve ikamet süresi gibi değişkenler için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Farklılık analizleri sonucunda ise; Midyat'ta yaşayan yöre halkının demografik özellikleri ile turizm algıları arasında anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.
İş yaşam kalitesinin çalışanların iş doyumu üzerinde etkisi: Ankara'da özel bir elektrik şirketinde uygulama
Çalışma, Ankara'da bulunan özel bir elektrik şirketinde görev yapan bireylerin iş yaşam kalitesinin iş doyumu üzerinde oluşturduğu etkiyi genel ve alt boyutlarla tespit ederek bu etki düzeyinin anlamlı olup olmadığını ortaya koymaktadır. Bu amaçla geliştirilen ölçekler (iş yaşam kalitesi ölçeği ile iş doyumu ölçeği) yardımıyla bahsi geçen özel elektrik şirketinin 250 çalışanı üzerinde anket uygulanmış olup nihayetinde 124 kişiye ulaşılarak araştırmaya katılımları sağlanmıştır. Dolayısıyla 124 kişiden edinilen veriler SPSS 22.0 analiz programına veri girişi sağlanarak frekans, geçerlilik, güvenirlik, normallik, korelasyon, regresyon ve T testi ile Anova testleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, iş yaşam kalitesi ve alt boyutlarının (iş yaşam dengesi, işin özellikleri, yönetimsel davranışlar ve ödül ve yarar) çalışanların iş doyumu ve alt boyutları (içsel doyumlar ve dışsal doyumlar) üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir şekilde etki ettiği (bu etki düzeyi en çok iş yaşam kalitesi ile iş doyumu ve iş yaşam dengesi ile içsel doyum arasında gerçekleşmiştir) ve aralarında da orta ve kuvvetli düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir.
Sanatta çileli beden metaforu
Bu çalışmada, insanoğlunun varoluş serüveninde kendi bedenine yönelik eleştirel ve protest dilin, sanat literatüründe nasıl ve ne şekilde yer aldığı sorunsalı üzerinde durulmuş ve bir anlatım dili oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu anlatım dilinin "çile metaforu" kullanılarak bir dönüşüm ve değişime uğrama hali, çeşitli örneklerle tartışmaya açılmış ve yeni önermeler ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda; Çalışmanın ikinci bölümünde "Sanatta Beden ve Çileli Beden" başlığı altında vebu iki kavramın kendi aralarındaki etkileşim ve çatışma noktalarına açıklık getirilmiş, sanat tarihsel ve felsefi kaynaklar zemininde tartışmaya açılmıştır. Böylece "çileli beden" kavramı çarpıcı ve protest örneklerle bu bölümün temelyapı taşını oluşturmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise "metafor" kavramı üzerinde durularak "çileli bedenle" arasındaki ilişki ortaya konulmuş, Ortaçağ kilise öğretilerinden, Rönesans eserlerine, aydınlanma düşüncesinden, modernist fikir ve yaklaşımlara kadar olan örneklerden bir yelpaze oluşturulmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu bölümde modernizm ve post-modernizm kavramlarının yol açtığı kaos ortamına değinilmiş, teknolojik gelişmeler ve yeni tüketim modelleriyle birlikte yeniden inşa edilen "beden" kavramı irdelenmiştir. Çalışmanın dürdüncü bölümünde ise Foucault ve Bourdieu'nun beden kavramına yönelik fikirlerine yer verilmiş, bedene yönelik bilinçaltımıza kazınmış olan olumsuz öğretiler ve düşünce sistematiği üzerinde durularak yeni sanatsal eğilimlerden bahsedilmiştir. Ayrıca 2000'li yıllardan sonra küreselleşmenin etkisiyle sansasyonel algı oluşturmaya yönelik gösteriler vesanat hareketleri de bu bölüm çatısı altında toplanmıştır. Son olarak çalışmanın beşinci bölümünde ise konuya ilişkin yapılmış olan görsel çalışmalara ve kavramsal açıklamalarına yer verilmiştir.
Kozmetik ürünlerine ayrılan bütçe ve güzellik salonlarının bu bütçeden aldığı pay: Batman ili üzerine bir alan araştırması
Kozmetik sektörü; dünya genelinde hızla büyüyen ve büyük bir pazar oluşturan bir endüstri haline gelmiştir. Bu sektördeki ürünler temel ihtiyaçlar grubunda yer almamasına karşın birçok yaş, cinsiyet ve ekonomik gelir grubunun günlük yaşamda sıkça kullandığı ürünlerdir. Bu çalışmanın temel amacı, Batman il merkezinde kozmetik ürünlerin kullanımında yaş, cinsiyet ve gelir gruplarına göre nasıl bir değişim olduğunu belirlemek, kozmetik ürünlere harcanan para miktarını, kozmetik kapsamındaki ürünlerin hangilerine daha fazla bütçe ayrıldığını ve güzellik merkezlerinden alınan hizmet için ayrılan bütçeyi tespit etmektir.Bu amaçla ankete dayalı alan çalışması yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre güzellik merkezlerinden hizmet alma sıklığı arttıkça dışarıdan da kozmetik ürün alımının arttığı bilgisi elde edilmiştir. Batman ili, yüksek nüfus potansiyeli ile kozmetik sektöründe önemli fırsatlar barındıran bir ildir. Bu nedenle il genelinde harcama eğilimleri üzerine yapılan araştırmanın il ekonomisini ve sosyo-ekonomik yapısını anlamada da faydalı olması beklenmektedir.
Batman yerel mutfağının gastronomi turizmine kazandırılmasına yönelik bir araştırma
Turizm faaliyetlerinin doğmasını sağlayan ve ana etkenlerinden olan bireylerin merak ve keşif duyguları; onların yeni yerler, kültürler ve destinasyonlar tanımalarını sağlar. Kişilerin bu ihtiyaçları turizm sektöründe kültür turizminin doğmasını sağlayarak destinasyonların, kültürel, tarihi, coğrafi, dini vb. değerlerini korumalarını ve bu değerleri de gelecek kuşaklara güvenle aktarılmasını yani sürdürülebilirliğini gerekli kılmıştır. Bu kültürel değerlerden birisi de bölgelere ait yerel mutfaklardır. Yerel mutfaklar; bir bölgenin kültürel, sosyal, tarihi, coğrafi ve dini değerlerini taşımakta ve bu değerleri aktarmada önemli bir araçtır. Bu çalışmanın amacı; Batman yerel mutfağına ait yemekleri keşfetmek ve Batman yerel mutfağının sürdürülebilirliğini, gastronomi turizmine kazandırılabilmesini yerel yiyecek işletmeleri aracılığıyla tespit etmektir. Araştırmanın amaçlarından biri de yerel kültürlerin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi açısından literatürde kayıt altına alınıp bir sonraki kuşağa aktarılmasıdır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın alanı Batman ili olup örneklem belirlenirken maksimum çeşitleme ve amaca yönelik örnekleme yöntemleri kullanılıştır. Araştırmanın veri toplama süreci ve bulgular bölümü iki evrede ele alınmıştır. İlk evrede Batman yerel mutfağına ait yerel yemeklerin belirlenmesi için Batman ili ve ilçelerinde ikamet etmekte olan 58 katılımcıyla yüz yüze görüşme yapılmıştır. İkinci bölümde ise yerel mutfağın sürdürülebilirliğini yerel yiyecek işletmeleri aracılığıyla belirlemek için Batman merkezde bulunan mahalli yemekler üreten 15 yiyecek işletmecisi ve ustalarıyla yüz yüze görüşme yapılmıştır. Elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemiyle işlenmiş olup veri haline getirilmiştir. Sonuç olarak Batman iline ait 85 yerel yemek tespit edilmiştir. Yerel mutfak kimliğinin gelişmemiş olduğu, yiyecek işletmelerinde yerel yemeklere gerektiği kadar yer verilmediği, işletmecilerin ve ustaların yerel mutfak hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve herhangi bir kamu veya özel kuruluşun bu konuda daha önce çalışma yürütmediği tespit edilmiştir. Batman mutfak kültürü bilimsel araştırmalar açısından göz ardı edilmiş olmasından ötürü yazılı herhangi bir kaynağın veya bulgusunun bulunmadığı da tespit edilmiştir.
Uluslararası hukuk açısından Camp David Anlaşması'nın güvenlik boyutu
Bu çalışmada; Yahudilerin Filistin topraklarına göç etmesi, Arap-Yahudi çatışması, 1948'den itibaren Mısır önderliğinde Arap-İsrail Savaşları ve Mısır-İsrail barış müzakerelerine değinilmiştir. Arap-İsrail Savaşlarında en büyük zarar gören devletlerden biri Mısır olmuştur. Mısır, ülkesindeki yıkım ve zararı gidermek, halkın güvenliği ve istikrarı için ABD'nin arabuluculuğunu (1970-1981 Enver Sedat dönemi) kabul etmiştir. Böylece Mısır, İsrail ile 1973-1979 yılları arasında "adım adım barış" görüşmelerine dâhil olmuştur. ABD'nin arabuluculuğu ile Mısır ve İsrail arasında uluslararası hukuk normlarına uygun bir şekilde Camp David Anlaşması (Mısır-İsrail Barışı) imzalanmıştır. Bu barış anlaşması ile iki ülke arasında; barış inşa edilmiş, güvenlik ve istikrarsızlık sorunu ortadan kaldırılmış ve diplomatik ilişkiler geliştirilmiştir. Bu çalışma, 1948'de başlayan Arap-İsrail savaşları ve 1973'ten itibaren ABD'nin arabuluculuğu ile Mısır-İsrail barışı incelenmasi amaçlanmıştır. Bu çalışma, Mısır ve İsrail arasında güvenliğin sağlanması, çatışma-çözümü meselelerinde iki ülkenin barış inşası ve karşılıklı olarak iki ülkenin egemenliklerinin tanınması ile uluslararası bir anlaşmasının etkililiği yönünde büyük bir önem taşımaktadır. Son olarak çalışmada çıkarılan sonuç; Uluslararası hukuk kişisi olan devletler (ABD, Mısır ve İsrail), uzun yıllar süren çatışma ve savaş durumundan sonra uluslararası uyuşmazlıkların çözüm yöntemleri olan diplomasi ve arabuluculuk ile barış, güvenlik ve istikrar inşa edebilmişlerdir. Camp David Anlaşması, özellikle Kissinger'in proaktif çabası ile şekillenmiş ve günümüze kadar (2021) Mısır ve İsrail arasında diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirilmesine katkı sağlayan uluslararası bir anlaşma olmuştur. Ayrıca Camp David Anlaşması, diğer Arap devletlerin de İsrail ile barışma ve diplomatik ilişkiler geliştirilmesine ilham kaynağı olmuştur.
Hamhullah Hamdi'nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinde arketipsel sembolizm açısından aşkın kemâle ulaşması
Konusunu Kur'ân'da geçen bir sureden alan Yûsuf u Züleyhâ mesnevileri, İslamî edebiyatta oldukça sevilmiş ve birçok şair tarafından yüzyıllarca kesintisiz bir şekilde tekrar tekrar yazılmıştır. Kur'ân'da nefsine yenik düşen Züleyhâ'nın Hz. Yûsuf'u elde etmek için giriştiği entrikaları ve Hz. Yûsuf'un bu entrikalar karşısındaki ahlaklı duruşunu anlatan bu kıssa, Müslüman şairler tarafından tasavvufî aşkın ve bu aşkın evrelerinin anlatıldığı, aşk ve güzellik yoluyla Allah'a ulaşma sürecinin işlendiği bir hikâye olarak ele alınmıştır. Tasavvufun nihai amacı olan insan-ı kâmil olma sürecinin konu alındığı bu mesnevilerdeki temel motifler ve süreçlerin, Jung psikolojisinin nihai hedefi olan bireyleşim süreciyle örtüşen hususlar barındırır. Tasavvufta, salikin Allah'a ulaşmak amacıyla yaptığı içsel yolculuk ile bireyin bireyleşim yolunda karşılaştığı engeller ve sınavlar; Campbell'ın, mit ve destanlarda sistemleştirdiği arketipler ile amaç ve kapsam bakımından uyuşan özelliklere sahiptir. Çalışmada Carl Gustav Jung'un Analitik Psikolojisi bireyin ben olma, bireyleşim yolunda ilerlemesi amaçlı çalışmasının temel noktalarından olan arketipler aracılığıyla, arketipsel sembolizm bağlamında Hamdullah Hamdî'nin Yûsuf u Züleyhâ mesnevisi incelenmiş, Campbell ve Jung'un uyguladığı uygulamalardan yola çıkarak arketipsel olarak 'ayrılma, sınanma, dönüşüm' disipliniyle ele alınmıştır.
B/157 numaralı Bursa Şer'iyye Siciline göre Bursa'da sosyal ve ekonomik hayat
1725 tarihli B/157 numaralı Bursa şer'iyye sicilinin transkripsiyon ve değerlendirmesi yöntemi ile oluşturulan bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin hukukî süreci ve bu sürecin idarî yapı bazında oluşturduğu düzenin incelenmesi tezin çıkış noktası olmuştur. Osmanlı şehir tarihi çalışmalarının kuşkusuz en önemli kaynakları arasında şer'iyye sicilleri gelmektedir. Sicil kayıtları incelenerek bir bölgenin hukukî, idarî, sosyal ve ekonomik yapısı hakkında ayrıntılı bilgiler elde edilebilir. Bu çalışmada B/157 numaralı Bursa kadı sicilinde üç yüz on bir belge incelenerek, Bursa'nın idarî yapısı, sosyal, kültürel ve ekonomik durumu tespit edilmeye çalışıldı. Bu çalışmaya Bursa'nın tarihsel sürecinden bahsedilerek başlanmıştır. Daha sonra şer'iyye sicili ve Osmanlı'da hukuku ele alındı. Burada sicillerde kullanılan belge çeşitleri konularına göre tasniflendirildi ve açıklandı. Tezin birinci bölümünde ise Bursa'nın idarî yapısı üzerinde duruldu. İkinci bölümde Bursa'nın sosyal ve kültürel yapısı ele alındı. Üçüncü bölümde ise Bursa'nın ekonomik yapısı hakkında bilgiler yer almaktadır.
Şebânkâreî'nin Mecm'au'l-Ensâb adli eserinde Moğollar
Cengiz Han'ın kurmuş olduğu Moğol İmparatorluğu yayılmış olduğu coğrafya ve bu coğrafyanın idaresi bağlamında karşılaşılan sıkıntılardan ötürü devlet, Cengiz Han'ın daha hayatta iken uygulamış olduğu politikası gereği dörde bölünmüştü. Anadolu, Irak ve İran havalisinin yanı sıra geniş bir coğrafyada hüküm süren İlhanlılar, Hülagu Han'la birlikte baş gösteren ekonomik problemlerle ve Ebu Said Bahadır Han'la tamamen ortaya çıkan siyasi problemlerle yüzleşmiştir. Kadın yöneticilerin zaman zaman devlet yönetimine katıldıkları ancak kimi zaman şehzadeleri kendi kontrollerine aldıkları da görülmüştür. İlaveten Ebu Said Han'la birlikte devlet idarecilerinin, vezir ve emirlerin kontrolüne geçen devlet farklı bölgelerde değişik sıkıntılar yüz yüze kalmıştır. Bazı bölgelerde Akkoyunlular, Celayirliler, Çobanoğulları gibi müstakil devlet ve beylikler de ortaya çıkmıştır. Tezimizde ağırlıklı olarak İlhanlı sultanlarını ve eşlerinin yanı sıra ön plana çıkan devlet idarecilerini, devlet idaresinde bazı idarecilerin güçlerini ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler; Cengiz Han, Cengiz Han'ın çocukları, İlhanlılar, Ebu Said Bahadır Han, Akkoyunlular, Celayirliler