Bezmialem Vakıf University
Anabilim Dalı

Afet Tıbbı Anabilim Dalı

Bezmialem Vakıf University

7

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

7 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de 2015-2018 yılları arasında gerçekleştirilen bazı kitlesel toplanma etkinliklerindeki acil sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre kitlesel toplanmalar toplumun acil durum planı ve müdahale kaynaklarının sınırlarının zorlandığı veya aştığı miktarda insanın önceden planlı ya da planlanmamış bir şekilde bir araya gelmesi olarak tanımlanmaktadır. KT'lerde acil sağlık hizmetleri afet tıbbının önemli çalışma alanlarından biridir. Araştırmanın amacı, Türkiye'de 2015-2018 yılları arasında gerçekleştirilen bazı kitlesel toplanmalardaki acil sağlık hizmetlerinde vakalarda görülen travma ön tanıları ile etkinlik türü ve sıcaklık değişkenleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Araştırma tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2015-2018 yılları arasında Türkiye'de gerçekleştirilen Çanakkale Kara Savaşlarını Anma Etkinlikleri (ÇKSAE), Zeytinli Rock Festivali (ZRF), İşitme Engelliler Yaz Olimpiyatları (DEAFOLIMPICS) ve Kış Avrupa Gençlik Olimpik Festivali (EYOF) organizasyonlarındaki 112 acil sağlık hizmetleri (ambulans) kayıtları oluşturmaktadır. Veriler Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Otomasyon Sisteminden alınmıştır. Araştırma kapsamında 474 acil sağlık hizmetleri vakası incelenmiştir. Araştırmada vakaların %49,5'i (n=235) DEAFOLIMPICS'de gerçekleşmiştir. Vakaların %57,6'sı (n=273) erkektir. Vakaların yaş ortalaması 30,3±16,5 (Min:0, Max:92)'dır. Yaş gruplarına göre vakaların %57,6'sı 18-34 yaş aralığındadır. Vakaların %22,6'sı (n=107) olimpiyat köyünde (yurtta) gerçekleşmiştir. En çok vaka 12:00-17:59 saat aralığında gerçekleşmiştir (%34,0, n=161). Vakaların %57,4'ü (n=272) medikal nedenle gerçekleşmiştir. Triaj kodlarına göre vakaların %57,7'si (n=153) yeşil kod, %32,3'ü (n=153) kırmızı kod, %15,8'i (n=75) sarı kodtur. Vaka sonuçlarına göre incelendiğinde %54,0'ı (n=256) hastaneye nakil, %20,7'si (n=98) yerinde müdahale, %14,1'i nakil reddi şeklindedir. Hasta ve yaralıların nakledildikleri hastanelerin %66,4'ü (n=176) üniversite veya eğitim araştırma hastanesidir. Vakaların sistolik kan basıncı ortalaması 118 mmhg (min:60, Max:220) diastolik kan basıncı ortalaması 73 mmhg (min:40 , max:120 ), ortalama nabız sayısı 86/dk (min:56, max:140), kan şekeri ölçüm ortalaması 118 mg/dl (min:54 , max:355)'dir. EKG ile görüntüleme işlemi ZRF'deki vakaların %15,0'ında (n=16), DEAFOLIMPICS'de vakaların %13,6'sında (n=32), EYOF'daki vakaların %13,3'ünde (n=8) ve ÇKSAE'deki vakaların %11,1'inde (n=8) gerçekleştirilmiştir. Vakalara konulan ön tanıların %36,3'ü (n=172) travma nedenli vakalar oluşturmaktadır. ÇKSAE'de Hasta Başvuru Hızı (PPR: Patient Presentation Rate) 1.3, Hasta Nakil Hızı (TTHR: Transportation To Hospital Rate) 0.7; DEAFOLIMPICS'de PPR 18.1, TTHR 13.3; EYOF'da PPR 7.5, TTHR 5.1; ZRF'de PPR 0.3, TTHR 0.2 olarak bulunmuştur. KT türüne göre travma vakaları incelendiğinde DEAFOLIMPICS'te meydana gelen travma vakaları ÇKSAE, ZRF ve EYOF'daki travma vakalarına göre istatistiksel açıdan anlamlı olarak fazladır (p<0,05). Sonuç olarak lojistik regresyon modellemesinde travma vakalarını geçirme durumu erkeklerin kadınlara göre 1.6 kat (p<0,05), EYOF etkinliğinde ÇKSAE etkinliğine katılanlara göre 9.5 kat daha fazla bulunmuştur (p<0,05).

Acil servis-hastaneAcil tedaviAcil tıp+7
Hüseyin Koçak
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Afet tıbbı açısından KBRN müdahale sistemi: Suriye'deki kimyasal silah yaralılarının yönetimi örneği

Günümüzde Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) silahlar genellikle terör ve paniğe sebep olmak amacı ile kullanıldıkları gibi kitlesel yok etme veya kapasiteyi bozma amacıyla da kullanılırlar. KBRN silahlarının kolay elde edilebilir olması, güçsüz devletlerin elinde kontrolsüz bir güç kaynağı olmasına neden olmuştur. Kimyasal silahların üretimi, depolanması ve kullanımını önleyici uluslararası kararlara, anlaşmalara ve baskılara rağmen, halen kontrolsüz bir şekilde kullanılmasının önüne geçilememektedir. Bazı kimyasalların çift kullanım özelliklerinin olması da ticari izinlerinde ve gümrük geçişlerinde kolaylık sağlamıştır. Sınır ile gümrüklerden geçişlerde kimyasalların tespitlerinin zorluğu ve erken uyarı sistemlerinin yaygın olmaması tehlikeyi daha da artırmaktadır. İnsanların ve diğer canlıların sağlığını korumaktan sorumlu olan kurum ve kuruluşların konuya önem vermemeleri ise durumu daha da tehlikeli hale getirmektedir. Afet Tıbbına göre kimyasal savaş ajanlarıyla yaralanma ve yaralı yönetimi multidisipliner bir yaklaşımı, çalışmayı ve koordinasyonu gerektirmektedir. Özellikle kimyasal silahlarla yaralanma durumunda, yaralıya ilk temas anından itibaren sunulacak olan kurtarma ve sağlık hizmetlerine dair standart uygulamalar ile algoritmalar hususunda akademik çalışmalar ülkemizde ne yazık ki yok denecek kadar sınırlı sayıdadır. Bu belirsizliğin ortadan kaldırılması ve mevcut eksikliğin giderilmesi amacıyla; bilim insanları, adli tıp uzmanları, sağlıkçılar, kimyagerler, mühendisler, arama ve kurtarmacılar, itfaiyeciler, yönetim disiplini mensupları, hukukçular, lojistik uzmanları, güvenlikle ilgili uzmanların ivedilikle ortak çalışmalar yaparak gerekli standart önleme ve müdahale algoritmalarını belirlemeleri gerekmektedir. Bu kesitsel araştırmanın amacı; 2011 yılından günümüze kadar Suriye'de meydana gelen kimyasal silah kurbanlarının tıbbi bakım süreçlerinin incelenmesi, İran-Irak Savaşı ile Birinci Dünya Savaşı kimyasal saldırı kurbanlarının tıbbi bakım süreçleri ile karşılaştırılması ve bu süreçlerle ilgili önerilerde bulunmaktır. Bu amaç doğrultusunda, kimyasal saldırı kurbanlarının tıbbi bakım süreçleriyle ilgili akademik çalışma alanındaki boşluğa dikkat çekilmesi ve literatüre katkıda bulunulması hedeflenmektedir. 2011 yılından bu yana Suriye içerisinde gerçekleştirilen kitle imha silahı olarak kullanılan kimyasal silah saldırılarında yaralanan ve gerek Hatay gerekse Kilis'te bulunan sınır kapılarından geçirilerek Kilis, Hatay ve Gaziantep İl Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığına bağlı ambulanslarla ilk müdahale ve nakilleri gerçekleştirilerek yine bu şehirlerdeki hastanelere tıbbi bakımları yapılan vakalar kesitsel olarak araştırılmıştır. Bu araştırmada iki farklı yerde ve iki farklı kimyasal ajan (SM ve Klor gazı) saldırısına maruz kalan vakaların akut dönem tıbbi bakımları incelenmiştir. Kilis Öncüpınar sınırkapısından getirilen ve Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesinde tıbbi bakımları yapılan 13 yakıcı ajan Sülfür Mustard (SM) vakalarının tamamı erkektir. Yaşları 16 ile 48 arasında (ortalama 29.31 ± 9.87 yıl) ve tedavi süreleri ise 8 ila 23 gündür (ortalama 12.91 gün). Bu vakalardan 12'si şifa ile taburcu olurken, 1 tanesi kardio pulmoner arrest sonucunda yoğun bakım ünitesinde ex olmuştur (%7,69). Hatay Reyhanlı Cilvegözü sınır kapısından getirilen ve Hatay Devlet Hastanesinde tıbbi bakımları yapılan 23 boğucu ajan klor gazı vakalarının 10'u erkek (%43,4), 13'ü kadındır (%56,6). Vakaların her iki akciğerinde dinlemekle kaba rall ve ronküsleri (%80), solunum sıkıntıları (%100) ve akciğerlerinde yaygın infiltrasyon alanları (%60) tespit edilmiştir. Vakalardan biri oksijen ve destek tedavisine rağmen satürasyonlarının düşmesi sonucu entübe edilmiş, yoğun bakım ünitesinde Akut Respiratuar Distres Sendromu (ARDS) gelişmesi sonrası ex olmuştur (%4,34). Sonuç olarak; kimyasal silah maruziyeti olan tüm vakaların tıbbi bakımları büyük önem ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Başta doktorlar olmak üzere tüm sağlık personeli ve sahada aktif görev alan herkesin; kimyasal silahların sağlığa olan etkileri, korunma yolları, antidotlar, kişisel arındırma ve yaralı arındırma yöntemleri, sağlık olay yeri ve hastane yönetimi, ajanın çeşidine göre sahada ve hastanede tıbbi bakım süreçleri hususlarında eğitilmesi ve düzenli olarak tatbikatlar düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Afet Tıbbı, KBRN, Kimyasal Silah, Tıbbi Bakım.

Afet tıbbıKimyasal silahlarKimyasal silahlar+6
İlhan Öztürk
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de bulunan suriyeli sığınmacıların ulusal sağlık sistemi üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Suriye içerisinde 15 Mart 2011'de başlayan iç karışıklık ve çatışmalar nedeniyle dalgalar halinde milyonlarca insan Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak gibi çevre ülkelere sığınmıştır. Suriye ile en uzun kara sınırına sahip ülke olması, diğer komşu ülkelere göre daha güvenilir olması ve Avrupa'ya geçiş ihtimalleri gibi nedenlerle göçmenler öncelikle ve en fazla Türkiye'yi tercih etmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre 3,632,622 sığınmacı ile en fazla Suriyeliyi bulunduran ülke konumundadır. Türkiye koruma, eğitim, sağlık, çalışma, barınma, insani yardım gibi pek çok alanda hem Kamu Kuruluşları aracılığı ile hem de Sivil Toplum Kuruluşları kanalı ile çok kapsamlı programlar ve sistemler devreye almıştır. Yurtlarını ölüm korkusu ile terketmek zorunda kalan mültecilerin en önemli ihtiyaçlarından olan Sağlık, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi'nde "Herkesin; kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, barınma ve tıbbi bakım hakkı vardır." ifadesi çerçevesi ile tanımlanmış evrensel bir haktır. Araştırmanın amacı 2011-2017 yılları arasında Türkiye'deki Suriyeli Sığınmacıların aldığı hizmetler ile (SS) Ulusal Sağlık Sistemine (USS) etkisini değerlendirmektedir. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte epidemiyolojik bir çalışmadır. Araştırma Temmuz 2017 –Haziran 2019 arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılmıştır. Nitel araştırma yönteminde doküman incelemesi yapılmış, verilerin analizinde MAXQUDA nitel veri analiz programı kullanılmıştır. 2011-2017 yılları arasında sığınmacılarla ilgili yasal mevzuat, sağlık hizmetlerinin kapsam, erişim, faydalanma ve idari düzenlemeler başlıklarında incelenmiştir. Nicel veriler ise iki kısımdan oluşmaktadır. İlki 2011-2017 yılları arasındaki 112 acil sağlık hizmetlerine ilişkin veriler Acil Sağlık Otomasyon Sistemindeki (ASOS) kayıtlar, ikincisi de hastane, aile hekimliği ve toplum sağlığı merkezlerine ilişkin verilerin 2011-2014 yılları arasında Net Karar Destek Sistemi (NKDS) ve 2015-2017 yıllar arasındaki Karar Destek Sisteminden (KDS) elde edilmiş verilerdir. Kullanılan Büyük Veri (Big Data) boyutu 89 GB'tır. Verilerin analizi için ORACLE SQL Developer programı kullanılmış ve Suriyeli Sığınmacıların (SS) 2011-2017 yıllar arasında almış oldukları sağlık hizmetlerinin kişi, yer ve zaman özelliklerine ilişkin frekans analizleri ortaya konmuştur. ASH olarak 16.009.524 vakaya müdahale edilmiştir. USS'de ise bu dönemde 34.973.029 muayene gerçekleştirilmiştir. Reçete edilen ilaç sayısı ise 31.685.468'dir. ASH'da 112 vakalarının %9,7'si aralık ayında, 26,8'i kış mevsiminde, en çok vaka 2017 yılında gerçekleşmiştir. Çağrı tipine göre vakaların %47,4'ü telefon ile çağrı nedenine göre %76,9'u medikal, %7,3'ü trafik kazası, %6,1'i diğer kazalar nedeniyle gerçekleşmiştir. Vakaların %66,6'sı hastaneye nakil, %13,9'u hastaneler arası nakil, %22,7'si nakil reddi, %3,6'sı yerinde müdahale şeklinde sonuçlanmıştır. Vakaların %1,2'si (187.661) ex yerinde bırakıldı, %0,1'i ex morga nakil şeklinde sonuçlanmıştır. Hava ambulans araçlarını kullanan SS sayısı 7.357'dir. En çok hasta veya yaralı taşıyan hava ambulans istasyonu Çanakkale'deki Hava17 helikopter ambulans'tır. ICD10 tanı kodlarına göre %52,9'u kazalar, %14,5'i semptomlar belirtiler ve anormal klinik ve laboratuar bulguları başka yerde sınıflanmamış, %7,8'i dolaşım sistemi hastalıkları, %7,1'i yaralanma, zehirlenme ve dış nedenlerin bazı sonuçları şeklindedir. USS'den yaklaşık 35 milyon kişi hastane hizmetlerinden faydalanmıştır. USS'den faydalananların yaklaşık %40'ı 18 yaş altındadır. 5 yaş altındakilerin oranı %15,8'dir. Faydalananların %55,8'i kadındır. SS'lerin bölgelere göre USS'den faydalanma durumları %33,4 Akdeniz Bölgesi, %29,2 Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve %19,0'ı Marmara Bölgesidir. En çok sağlık hizmetinden faydalanılan iller sırasıyla %18,7 ile Şanlıurfa, %15,8 ile Gaziantep ve %15,1 ile Hatay'dır. SS'lerin ilçelere göre ise ilk üç sırada Kilis Merkez, Şehitkamil Gaziantep ve Suruç Şanlıurfa gelmektedir. SS'lerin en fazla sağlık hizmetine başvuru yaptığı aylar Aralık ve Kasım aylarıdır. SS'ler sağlık kuruluşu türlerine göre başvurularının %44,0'ı devlet hastaneleri, %15,0'ı aile hekimliği, %13,3'ü eğitim ve araştırma hastanelerine gerçekleştirmiştir. Sağlık kuruluşlarına göre diş hastanelerinden faydalanma %4,3'tür. Polikliniklere göre SS'lerin en fazla faydalandıkları ilk on poliklinik sırasıyla acil tıp, aile hekimliği, halk sağlığı, çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, iç hastalıkları, diş hekimliği, kulak, burun, boğaz, göz hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji'dir. 85.763 kişi yoğun bakım servislerinden faydalanmıştır. 1050 SS yanık yoğun bakım hizmetinden faydalanmıştır. SS'ler 1.727.344 diş polikliniği muayene başvurusu gerçekleştirmiştir. Diş uzmanlık alanlarına göre diş ve çene cerrahisi (%8,9), çocuk diş hekimliği (%2,0), restroratif diş tedavisi (%1,1), protetik diş tedavisi (%0,2), ağız diş ve çene radyolojisi (%0,2), endodonti (%0,2), periodontoloji (%0,2), ortodonti (%0,1) kliniklerinde gerçekleşmiştir. SS'lere yazılan ilaçların ATC kod gruplarına göre en çok ilaç yazılan gruplar sırasıyla %19,2 ile solunum sistemi, %17,1 ile gastrointestinal sistem ve metabolizma, %15,6'ile sistemik antienfektifler'dir. En çok ilaç yazan poliklinik aile hekimliği ve acil tıp'tır. Sonuç olarak Ulusal Sağlık Sisteminden Suriyeli sığınmacılara sunulan hizmetin normal Türk vatandaşlara verilenden farklı olmadığı görülmüştür. Yüksek maliyetli ve özel bakım gerektiren yanık, kanser gibi sağlık hizmetlerine yönelik de erişim imkanlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Türkiye Ulusal Sağlık Sistemi DSÖ'nün "Kriz Yönetimi için Sağlık Sistem Kapasitesini Değerlendirme Aracı" ile tavsiye ettiği, liderlik ve yönetişim, sağlık işgücü, sağlık hizmeti finansmanı, bağışıklama, ilaç ve teknoloji, sağlık bilgi sistemleri ve sağlık hizmetinin sağlanması anahtar başlıkları altında değerlendirildiğinde; ayrımcılık yapmadan insanı odağa alan, çevik, hakkaniyetli, örnek ve sürdürülebilir bir yapıya sahip "Dirençli" bir sistem olduğu tespit edilmiştir.

Afet tıbbıGöçmenlerMülteciler+6
Kerem Kınık
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Acil tıp çalışanlarının (KBRN) kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer kazalara karşı ilgi, bilgi ve tutum durumu araştırması

Toplumu etkileyen bütün travmatik olaylarda ilk başvuru noktası olan acil servislerin mevcut kaotik yapısına KBRN (kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer) kaynaklı bir olayda yeni ve karmaşık yüklerin gelmesi kaçınılmazdır. Tez çalışmamızda; kaza, afet, sabotaj ve terör kaynaklı muhtemel KBRN tehditlerine yönelik acil tıp çalışanlarının (acil tıp uzmanı, acil tıp asistanı, paramedik, acil tıp teknisyeni ve hemşireler) hazırlılık durumlarının ölçülmesi hedeflenmiştir. Acil servis çalışanlarının KBRN tehditleri ve kazalarına yönelik ilgi, bilgi ve tutumlarının yanısıra hastane ve acil servislerin fiziki donanımlarının ve acil servis-hastane, hastane-ilgili kurumlar (AFAD, Sağlık Bakanlığı, UMKE vb.) arası KBRN koordinasyonunun tesbiti; KBRN hazırlığında eksikliklerin giderilmesine ve yol haritasının ortaya konulmasına katkı sağlayacaktır. Üniversite, devlet ve özel hastanelerdeki acil tıp çalışanlarına yüzyüze ve elektronik ortamda ulaşılarak 23 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Sorulardan üçü demografik bilgilerle ilgili, yirmisi KBRN tehditlerine yönelik farkındalığı, acil servislerin mevcut KBRN hazırlık kapasitesini (dekontaminasyon, kişisel koruyucu ekipman, eğitim ve tatbikat durumu, kurum içi ve kurumlararası koordinasyon) ölçmeye yöneliktir. Çalışmamıza 436 acil tıp çalışanı katılmıştır. Katılımcıların % 42'si (n=183) acil tıp uzmanı , % 17.4'ü (n=76 ) acil tıp asistanı, % 8.3'ü (n=36) acil tıp teknisyeni, % 11.5'i (n=50) paramedik, % 20.9'u (n=91) hemşiredir. Acil tıp çalışanlarının % 46.6'sı (n=203) KBRN vakalarına yaklaşım konusunda kendisini geliştirmek istediğini , % 39'u (n=170) KBRN konusunun şu an öncelikleri arasında olmamakla birlikte konunun öneminin farkında olduklarını ifade etmişlerdir. Karşılaşılan KBRN vakalarında % 39,9 (n=174) oranlı kimyasal maddeleri, % 12,4 (n=54) oranıyla tehlikeli/patlayıcı maddeler izlemektedir. Ankete katılan acil tıp çalışanlarının % 61.8'i (n=268) KBRN konusunda klinisyenlere yönelik KBRN eğitimi almadığını belirtmiştir. Eğitim alanların %88.3'ü (n=145) teorik düzeyde temel tıbbi KBRN eğitimi almıştır. KBRN tatbikatıyla ilgili bilgisi olmayanlar ve yapılan tatbikata katılmayanların toplamı % 87.6 (n=382)'dir. Katılımcıların sadece % 12.4'ü (n=54) hastane içi veya acil servis bünyesinde KBRN tatbikatına iştirak etmiştir. Anketimizi cevaplayanların %13,4'ü (n=60) hastane içi KBRN hazırlığına yönelik koordine birimiyle aktif irtibatlı olduğunu ifade etmiştir. Acil servise gelecek bir KBRN vakasında görev çerçevesi belirlenmemiş kişi sayısı % 81 (n= 353), muhtemel bir KBRN olayında uygulanması gereken prosedürlere yönelik bilgisi bulunmayan çalışan sayısı ise % 77,3'lük (n=337) orana tekabül etmektedir. Şüpheli bir KBRN olayında kişisel koruyucu ekipman giyebilecek durumda olan (mevcudiyetini ve yerini bilen) acil tıp çalışanının % 33,7 (n=147) oranında olduğu görülmüştür. Hastanede/Acil serviste KBRN vakaları için tanı ve teşhis ekipmanlarının mevcut olduğunu ifade edenler % 13,5 (n=59) oranındadır. Kamu tarafından (AFAD, YÖK, Sağlık Bakanlığı) hastaneye/acil servise KBRN hizmet desteği (eğitim, eğitim materyali, tatbikat desteği vb. fon ) sağlandığını beyan eden acil servis klinik şefleri sayısı % 7,1 (n=8)'dir. KBRN Olay Yönetim Sistemi açısından il çapında hastanenin rolünün belirlenmiş olduğu ve ilgili KBRN hizmet yürütücüsü kurumlarla protokolün mevcut olduğunu ifade eden acil servis klinik şeflerinin oranı % 17,2 (n=20)'dir. KBRN kaza ve olayları, hazırlık gerektiren ve ciddiye alınması gereken tehditlerdir. KBRN hazırlığının öneminin bilincindeki acil tıp çalışanları eğitim ve tatbikatla desteklenmeli, acil servislere KBRN kapasitesine yönelik fon sağlanmalı, ekipman ve tesbit cihazlarıyla desteklenmeli, kurum içi ve kurumlararası KBRN koordinasyonun artırılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Acil servis, Acil tıp çalışanları, Hastane, Kazalar, KBRN tehditleri

Acil servis-hastaneAcil tıpBilgi+7
Akif Mehmet Dönmez
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Afet tıbbı açısından yeraltı hastaneleri modelinin geliştirilmesi: Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp fakültesi yeraltı hastanesi projesi

Afet yönetimi birçok disiplini kapsayan, özel uzmanlıklara ihtiyaç duyulan ve kaynakların doğru kullanılmasını gerektiren bir planlama olarak kabul edilebilir. Bu disiplinlerin en önemli ayaklarından biri de can kaybının azaltılmasında doğrudan etkisi olan afetlerdeki sağlık hizmetleridir. Bu araştırmanın amacı, bir doğal afet veya savaş sonucu ortaya çıkacak kitlesel yaralanma durumunda hastanelerde tıbbi müdahalenin kesintiye uğramadan devam etmesi ve kapasitelerinin arttırılması için yeraltı hastanesini modelinin geliştirilmesi ve uygulanmasıdır. Afet ve acil durumlar için mevcut veya yeni yapılacak hastane yapılarına ilişkin yeraltı hastanesi tasarımı ve geliştirilmesi için bir rehber oluşturmak hedeflenmiştir. Bunun için Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin yeni hastane projesi için yeraltı hastanesi modelini tasarlanmış ve önerilmiştir. Tasarım yapılırken, bir doğal afet veya savaş durumunda en hızlı ve modüler sağlık hizmetini sunan ve kullanılan sahra hastaneleri temel alınmıştır. Yeraltı Hastanesi Modeli ve Sahra Hastanesi için SWOT analizi ve SWOT matrisi çalışması yapılmıştır. Daha sonra sahra hastaneleri standardı belirlemek için sahra hastanesi üretimi ve projelendirmesi yapan firmalar ile yüz yüze görüşülerek ve ilgili literatür taranarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerle Standart Seviye I, Standart Seviye II, Standart Standart Seviye III ve Standart Seviye IV sahra hastaneleri standart seviyeleri belirlenmiş ve bu seviyelere karşılık gelen yeraltı hastanesi alan standartları olan Alan I, Alan II, Alan III ve Alan IV tanımlanmıştır. Bu standart alanlar yeni projelendirilecek veya mevcut hastanelerin otopark veya rezerv alanları için uygulanacak yeraltı hastane modelleri için temel oluşturmuştur. Belirlenen xv standart seviye ve alan standartları verileri ile Seviye/Alan standartlarına göre ideal kullanım matrisi geliştirilmiştir ve planlanan yeraltı hastanesi modelinin verimliliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin yeni hastane projesinde uygulanması için önerilecek yeraltı hastane projesi için, yeni yapılacak tıp fakültesi hastanesi proje çalışmasını yürüten Bezmialem Vakıf Üniversitesi Yapı İşleri Direktörlüğü'nden çalışma yapılacak otopark alanının projesi alınmıştır. Yeraltı hastanesi alan modeli oluşturulurken izlenecek yol için 6 maddelik bir prosedür oluşturulmuştur. Bu prosedür uygulanarak, ilgili alana Proje-1 ve Proje-2 olmak üzere iki proje çalışması yapılmıştır. Proje-1 projesi ile tüm ünitelerin yer aldığı, kendi kendine yetebilen Alan IV modeli yeraltı hastanesinin uygulanması önerilmiştir. Proje-2 projesi ile tüm tıbbi bakımın yer aldığı, Alan IV modeli yeraltı hastanesi üzerinde bazı değişiklikler yapılarak, mevcut hastanenin tıbbi bakım ve tıbbi bakım altyapı kapasitesinin yeraltı hastanesini de karşılayabileceği öngörülmüş ve Sağlık Hizmeti ünite yerleşiminde değişikliğe gidilerek bir çalışma yapılmış ve önerilmiştir. Proje önerisi yapılan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Yeraltı Hastanesi için Yeraltı Hastanesi Afet Planı (YAHAP) hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Tıbbı, Afet Yönetimi, Yeraltı Hastanesi, Sahra Hastanesi

Afet tıbbıAfet yönetimiAfetler+2
Miraç Nevzat Karakoç
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Afetlerde sanal gerçekliğin stres yönetimi üzerine etkisi

Sağlık hizmetleri, yeni teknolojilerden çok hızlı şekilde etkilenen alanlardan biridir. Sağlık hizmetlerinin sunumunda kullanılan teknolojiler doktorlara, hemşirelere ve diğer sağlık çalışanlarına daha az hatayla işlerini yapma şansı verirken hastaların da daha kısa sürede iyileşmelerini sağlamaktadırlar. Bunlara ek olarak kullanılan teknolojiler, hizmet verimliliğini arttırmada ve kalitenin yükseltilmesinde önemli etkenler arasında yer almaktadır. Bu teknolojiler arasındaki sanal gerçeklik teknolojilerinin, gelecekte sağlık hizmetlerinde önemli derecede etkili olacağı düşünülmektedir. Klinik açıdan da onaylanan sanal gerçeklik teknolojileri dünya çapında yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Sağlık bilimleri eğitiminde, geleneksel yöntem ve teknikler eğitimcilerin ve öğrencilerin ihtiyacını karşılamada, sorunlarını çözmede ve öğrencilerin öğreticileriyle etkileşim içerisinde kalmasında artık yetersiz duruma gelmiştir. Bundan dolayı da idareciler ve araştırmacılar eğitim ve öğretimde yeterli ve etkin bir model oluşturmak için teknolojik araçlardan yararlanmaya başlamıştır. Bu teknolojik araçlardan biri de etkileşimli öğrenmeyi sağlayan sanal gerçeklik teknolojileridir. Sanal gerçeklik, sanal çevrede kişiye herhangi bir durumun içinde onu yaşıyormuş hissi vererek ekstra bir boyut sağlamaktadır. Genel manada sanal gerçeklik, kurgu ve teknolojiyle gerçek ve hayalin birleştirilmesidir. Sağlık hizmetlerinde cerrahi, tedavi, rehabilitasyon ve eğitim alanında kullanılan bu teknolojiler hem hastalara hem de sağlık çalışanlarına işlerini yapmada kolaylık sağladığından uluslararası boyutta sağlık hizmetlerinde kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bunlara paralel olarak uluslararası literatürde sanal gerçeklikle sağlık hizmeti arasındaki ilişki ve faydaları hakkında çok sayıda çalışma bulunmaktadır (1). Sanal gerçekliğin tıp eğitiminde kullanılmasının yaygınlaşması ile birlikte özellikle acil müdahale gerektiren ve stresli bir ortam olan olay yeri müdahale ekiplerinin eğitimi daha da önem kazanmıştır. Tüm dünyada acil komuta merkezlerine ulaşan çağrı ile görev tanımlaması olan ve olay yerine ilk müdahaleyi yapan acil müdahale ekipleri, olayın tanınması, bilginin komuta merkezine aktarılması, hayat kurtarıcı müdahalelerin yapılması, gerektiğinde olay yeri güvenliği ve tehditlerin giderilmesi için komuta kontrol merkezi aracılığıyla paydaş kurumlara (polis, itfaiye, Afad…) ulaşılması ve olaya maruz kalan kurbanın nihai tedavisinin sağlanacağı sağlık merkezine sevkinin ivedilikle gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bu sürecin başından sonuna kadar acil müdahale ekipleri olaya bağlı, kişiye bağlı, ortama bağlı ve çevresel olarak stres altında görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır (2). Acil müdahale ekiplerinin müdahale ettiği çoklu yaralanmalı olaylarda, acil müdahale ekibindeki kişinin bilgi düzeyi, stres yönetimi ve hayat kurtarıcı triyaj ile müdahalelerin yapılması olaya maruz kalan kurbanların sağ kalımını arttırmakta ve olay yeri yönetiminin kalitesini üst düzeye çıkarmaktadır. Acil müdahale ekiplerinin belli eğitim düzeyine sahip olması ve alanda oaly yeri yönetiminde stresin azaltılması kişilere verilen eğitim ile uygun düzeye çıkarılmaya çalışılmaktadır. Kişilerin afetlerde olay yeri yönetimi çeşitli teorik, bilgisayar bazlı, operasyon bazlı ve çok paydaşlı tatbikatlar ile arttırılmaktadır. Bu eğitimlerin yapılabilmesi için büyük bütçe ve zamanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu eğitimlerin Sanal gerçeklik ile uygulanması kişileri gerçek hayattaki gibi afet olayların simüle edilerek düşük maliyet ile donanımını sağlamaktadır. Ayrıca bu eğitimlerin miktarının ve kalitesinin artması acil müdahale ekiplerinin afetlerde olay yeri yönetimi esnasında yaşadıkları stresi azaltmaktadır (3). Acil müdahale ekiplerine verilen olay öncesi eğitim ve yapılan tatbikatlar, kişilerin dayanıklılığını arttırarak değişik yaşam ortamlarına hızlı adapte olmalarını sağlamaktadır. Literatürde yapılan ve acil müdahale ekiplerinin dayanıklılık ve stres yönetiminde gerçeğe uygun olarak tasarlanan tatbikatların etkisinin fazla olduğu gösterilmiştir.

Afet tıbbıAfetlerDoğal afetler+6
Volkan Ülker
Bezmialem Vakıf University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dron entegre kitlesel kayıp triyajı algoritmasının geliştirilmesi

Dronlar tarafından kazazede görüntülerinin elde edilmesi ve işlenmesi aracılığıyla vakaların aciliyet düzeyini belirlemeye yönelik bir triyaj algoritmasının geliştirilmesini amaçlayan bu çalışma, TÜBİTAK 1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı tarafından desteklenen 222S343 numaralı proje kapsamında gerçekleştirilmiştir. Çalışma Mart-Aralık 2024 tarihleri arasında taslak DIMaCTA Algoritmasının geliştirilmesi ve geliştirilen algoritmanın geçerlilik ve güvenilirliğinin test edilmesi olmak üzere iki aşamada tamamlandı. Taslak algoritmanın geliştirilmesi kendi içinde (I) literatür incelemesi, (II) taslak algoritmanın oluşturulması ve (III) taslak algoritmanın uzmanlar tarafından değerlendirilmesini içeren üç adımda yürütüldü. Literatür incelemesi PRISMA (Preferred Reporting Items for Systematic Reviews and Meta-Analyses) protokolüne uygun olarak gerçekleştirildi. Taslak algoritma tez yazarı başkanlığında kurulan bir çalışma grubu tarafından literatür incelemesi sonuçları ve saha deneyimine dayalı olarak geliştirildi. Geliştirilen taslak algoritma iki adımda değerlendirildi. Uzman değerlendirmesinin ilk adımında 15 acil tıp uzmanının katılımıyla Delphi süreci izlendi (%93.3'ü erkek, ortalama yaş 46.8 ± 4.7). Değerlendirmenin ikinci adımında DIMaCTA Algoritmasının geçerlilik ve güvenilirliğinin test edilmesi amacıyla 100 vaka senaryosu hazırlandı ve hazırlanan vaka senaryoları için referans triyaj kategorileri belirlendi. Vaka senaryoları dört acil tıp uzmanına gönderildi. Acil tıp uzmanlarınları, DIMaCTA, START ve dron tabanlı triyaj algoritmasına (ARTS) göre vakaların aciliyet düzeyini belirledi. Vakalara uzmanlar tarafından verilen triyaj kategorileri ile referans kategori doğruluk, aşırı ve düşük triyaj, duyarlılık ve seçicilik açısından karşılaştırıldı. Çalışmada ayrıca, DIMaCTA algoritmasının güvenilirliği, uygulayıcılar arası güvenilirlik ve Sınıf İçi Korelasyon Katsayısı kullanılarak incelendi. Karşılaştırılan üç algoritma için düşük triyaj oranının %5.3 olduğu görüldü. DIMaCTA algoritmasının doğruluk oranının %86.8 ve aşırı triyaj oranının %7.9 olduğu belirlendi. Bu oranlar DIMaCTA'nın START (%82.9, %11.8) ve ARTS (%78.9, %15.8) algoritmalarına göre daha iyi bir performansa sahip olduğunu; Sınıf İçi Korelasyon Katsayısı (0.95) ise uzmanlar arasında yüksek bir uyum olduğunu gösterdi.

İsmail Tayfur
Karadeniz Technical University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00