Bolu Abant Izzet Baysal University
Anabilim Dalı

İletişim Bilimleri Anabilim Dalı

Bolu Abant Izzet Baysal University

186

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siyaset iletişiminde sosyal medya: Mecliste grubu bulunmayan parti liderlerinin Twitter kullanımları

Bu araştırmanın amacı siyaset iletişiminde sosyal medya kullanımını mecliste grubu bulunmayan parti liderlerinin Twitter kullanımları üzerinden analiz etmektir. Bu çerçevede siyasal iletişim, 2000'li yıllara kadar geleneksel medya araçları olarak ifade edilen gazete, dergiler, radyo ve televizyon üzerinden yürütülmekteydi. Çağdaş dönemde ise yeni medya uygulamaları geleneksel medya uygulamalarının yerini almaya başlamıştır. Bu doğrultuda siyasal iletişimde öne çıkan uygulamayı ise Twitter oluşturmaktadır. Twitter hem kısa ve sloganvari metinler paylaşmaya imkân tanımasıyla hem de görsel ve video paylaşım imkanları bakımından öne çıkmaktadır. Siyasal iletişim bir yandan kendi siyasi fikrini tanıtmak diğer yandan da seçmen gruplarını dinlemek ve onları kendi tarafına çekmek olarak algılandığında; araştırma bu önem bağlamında mecliste grubu bulunmayan parti liderlerinin Twitter kullanımlarını incelemektedir. Araştırma kapsamı 2019 Yerel Seçimlerine katılan fakat TBMM'de temsil edilmeyen veya genel seçimde baraj altında olan; Büyük Birlik Partisi-BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Demokratik Sol Parti-DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Saadet Partisi-SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi-VP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in resmi Twitter sayfalarının 1-31 Mart 2019 tarihleri aralığında incelenmesi ile sınırlandırılmıştır. Tweetler arasından daha çok etkileşim alan tweetler seçilmiştir. Seçilen tweetler nitel araştırma yöntemlerinden olan eleştirel söylem analizi ile analiz edilmiştir. Eleştirel söylem analizi yapılan söylemlerin çeşitli yönlerden disiplinler arası bir şekilde incelenmesidir. Eleştirel söylem analizinde dil, sosyal bir pratik olarak ele alınmaktadır. Dolayısıyla söylem, kamusal alanı da şekillendirmektedir. Bu bağlamda eleştirel söylem analizi; iktidar ve hegemonyanın dil kullanımı içerisinde nasıl vücut bulduğunu, inşa edildiğini ve meşrulaştırıldığını eleştirel bir şekilde inceler. Bu araştırmada ise eleştirel söylem analizi siyasi liderlerin Twitter paylaşımlarının incelenmesinde kullanılmaktadır. Araştırma sonuncunda dört siyasi liderin de Twitter'ı etkili kullanmadığı ve tek taraflı kullandığı belirlenmiştir. Ancak dört siyasi lider arasında Karamollaoğlu ve Perinçek'in Twitter üzerinden siyasal etkileşimi daha başarılı tesis ettiği görülmüştür. Bu bağlamda siyasi liderlerin Twitter'daki özellikleri çok daha iyi kullanması gerekmektedir. Ayrıca güncel toplumsal konulara dair de kendi fikirlerini Twitter'dan paylaşmalıdırlar. Seçmenlerin sorunlarına yönelik çözüm önerilerini de Twitter'dan anlık belirtmeleri, Twitter üzerinden iletişim sağlanması adına önemlidir.

LiderlerSeçimlerSiyasal iletişim+7
Uğur Özçakır
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

YouTube içeriklerinde hikâye anlatıcılığının multimodal analizi

İnsanlığın var olduğu andan itibaren iletişim ve etkileşim halinde olması yaşamın günlük olaylarının aktarımında dahi hikâyeleştirmeyi gerektirmektedir. Bununla birlikte tarih boyunca medya ortamlarının farklılaşması ve çeşitlenmesi hikâye anlatımını değiştirerek dönüşüme uğratmıştır. Teknolojik gelişmelerin dijitalleştirdiği günümüz dünyasında ise çok katmanlı olarak üretilebilen iletiler, yeni medya ortamlarında hikâye anlatımını değiştirip dönüştürürken bazı yapısal özelliklerini korumaya devam etmektedir. Dijital hikâye anlatımında farklı teknikler kullanılmasıyla korunan bu geleneksel yapıların dışına çıkılarak anlatım yolları çeşitlenmiş, daha çok takip edilir olmak açısından kabul edilebilir sınırlar çerçevesinde biçimlenmiştir. Bu çalışma kapsamında yeni medya ortamlarından biri olan YouTube'ta üretilen içerikler, çok katmanlı metinlerin hikâye anlatımı açısından nasıl oluşturuldukları hikâye anlatıcılığındaki değişimin ortaya konması amacıyla, multimodal bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu platformda, hikâye anlatıcılığının unsurlarını içerdiği belirlenen Barış Özcan kanalında yer alan ilk video, en çok izlenen video ve en son yüklenen video örneklem olarak seçilerek araştırmaya dâhil edilmiştir. Çalışmada örneklem olarak belirlenen videoların tümünde hikâye anlatma bileşenlerini içerdiği bulgulanmıştır. Bu durumda bir YouTuber'ın tipik bir hikâye anlatıcısının temsili olarak da nitelendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, zaman içerisinde hikâye anlatımına ilişkin çekirdek modlarının alt modlarla çeşitlendiği, videoların giderek daha karmaşık bir montaj ve hikâye anlatımı içerdiği sonucuna varılmıştır. Bu durum içerik üretimi yapıldıkça sağlanan deneyimlerin profesyonelleşmeye sebep olmasından kaynaklandığı düşünülebilir.

Dijital öykülemeHikaye anlatmaSayısal hikaye+3
Ayşe Gül Zeren Kosal
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal sermaye kavramı bağlamında Metaverse Evreni: Ulusal haberler üzerinden bir inceleme

İletişimin dijital ortama taşınması ile beraber başlayan iletişim süreçlerindeki köklü değişimler, bugün metaverse teknolojisiyle yeniden boyut değiştirmektedir. Araştırma dijital iletişimin gelişim sürecini ele aldıktan sonra metaverse kavramını ve onu oluşturan teknolojileri incelemektedir. İnternetin yerine geçeceği beklenen metaverse ortamında kurulan ve kurulacak olan iletişim şeklini inceleyen bu çalışma, inceleme biçimini iletişim ihtiyacının temelinde yatan sosyalleşme gereksiniminden almaktadır. Bu nedenle insanın kendisini ve çevresini anlamdırma serüvenindeki sosyalleşme ihtiyacı, sosyal sermaye kapsamında ele alınmış olup, sosyal sermayeye kaynaklık eden unsurlar yol gösterici olarak belirlenmiştir. Araştırmada nitel içerik analizi kullanılmış olup, Türkiye'de en çok ziyaret edilen beş ulusal gazete web sitesinden alınan 'metaverse' konulu haberler incelenmiştir. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'in şirketinin adını 'Meta' olarak, vizyonunu da 'metaverse' olarak değiştirdiğini ilan ettiği 28.10.2021 günü ile onu takip eden bir yıllık sürede 'metaverse' anahtar kelimesiyle çıkan tüm haberler incelenmiştir. Dünya Bankası tarafından açıklanan sosyal sermayeye kaynaklık eden unsurlar belirlenerek, metaverse haberlerinde bu unsurlar aranmış ve metaverse ile sosyal sermaye arasındaki bağ kurulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda metaverse'ün sosyal sermayeye kaynaklık eden unsurları taşıdığı, bu nedenle de insanın en temel ihtiyacı olan sosyalleşme ve iletişim biçimlerinde belli başlı dönüşümlere yol açacağı belirlenmiştir. Şu ana kadar bildiğimiz dijital iletişimin aksine metaverse'teki en baskın unsur iletişimdeki mekan, mesafe ve zaman engelini ortadan kaldırıp bulunuşluk algısını vurgulamasıdır. Ayrıca metaverse ortamı iletişim biçimlerimizin yanısıra, eğitim, iş yapış modellerimiz, alışveriş, pazarlama ile oyun ve eğlence deneyimlerimizi de derinden etkileyecek bir teknoloji olarak görülmektedir.

HaberlerMetaverseSanal evren+4
Şuheda Soğukdere
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Popüler kültürün Instagram fenomenleri üzerine yansımaları: Yorumcuların parasosyal etkileşimleri

İletişimin hemen hemen tüm yönlerini önemli ölçüde etkileyen sosyal medya ve sosyal paylaşım siteleri; Zamanla, kullanıcılara daha önce fiziksel ve medya erişimi çok zor olan ünlü kişileri takip etme ve onlarla etkileşim kurma yeteneği sağlarlar. Öyle ki, ünlüleri sosyal paylaşım sitelerinden takip etmek, sosyal paylaşım sitelerini kullanmak kadar yaygın bir davranış biçimi haline geldi. Bu tür etkileşimin belirli bir biçimi olarak tanımlanan parasosyal etkileşim çalışmaları, başta televizyon olmak üzere geleneksel kitle iletişim araçlarına odaklanmış, ancak yeni iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür etkileşimler sosyal medya ve sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla da tartışılmaya başlanmıştır. Çalışma kapsamında sosyal medya ile popüler kültür arasındaki ilişkiyi ortaya koyması ve parasosyal etkileşimin etkisini görmek üzere yapılan bu araştırmada İnstagram fenomenlerinden olan Şeyma Subaşı'nın sosyal medya hesabı incelenmiş nitel araştırma yöntemlerinden biri olarak içerik analizi tekniği kullanılmış bununla birlikte frekans analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 85 farklı ileti incelenmiş, 352 fotoğraf, 32 videoya ulaşılmıştır. Toplam 384 materyal değerlendirilmiş bunlara 8737 yorum yazıldığı belirlenmiştir. Elde edilen veriler kapsamında moda ve sosyal yaşama ilişkin iletilere takipçilerin daha fazla yorumda bulunduğu, fenomen kişinin özel hayatının da merak konusu olduğu belirlenirken, yapılan tkinlik ve aktivitelerin de takipçilerce özenle takip edildiği belirlenmiştir. Ancak parasosyal etkileşim bağlamında yalnızlık unsurun yönelik bir veri elde edilmemiştir. Sonuç olarak sosyal medya platformlarında ünlülenen ve fenomen olarak nitelendirilen kişilere özenildiği, şöhret takibinin ve ünlülerin takibinin gerçekleştirildiği saptanmıştır. Bunun yanında iletilerin sıklığının takipçilerin ilgisini ve sayısal olarak niceliğiyle doğru orantılı şekilde olduğu söylenebilir.

FenomenlerParasosyal etkileşimPopüler kültür+2
Nihan Selçuk
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Büyük veri analitiği ve dijital reklamcılık yönetim sistemleri üzerine model önerisi

Büyük veri; toplama, depolama, analiz etme ve görselleştirme gibi süreçleri içeren, daha büyük, daha çeşitli ve daha karmaşık yapıya sahip çok veri öbeği için kullanılan genel bir terimdir. Büyük veri yardımıyla verilerden anlam çıkarılmakta; ön görü sunma, davranış modelleri, iç görü elde etme ve süreç optimizasyonu yapılabilmektedir. Bu gibi olgular büyük veri ile dijital reklamcılığı hem uygulama hem de teorik tartışmalar dahilinde birbirine yaklaştırmaktadır. Büyük veri sayesinde dijital reklamcıların, gerçek zamanlı reklam kararları almasının yanı sıra dijital ortamlarda üretilen veriler sayesinde güvenilir ve alakalı bilgilere dayanarak anında harekete geçmesine de olanak tanımaktadır. Büyük veri, dijital reklam verenlerin, kullanıcıları büyük olasılıkla görmek isteyecekleri daha kişiselleştirilmiş reklamlarla daha iyi hedeflemesine olanak tanımaktadır. Büyük veri odaklı dijital reklamcılık teorileri ve uygulamalarını araştıran bu keşifsel araştırmada; Amazon, Apple, Google, Meta ve Microsoft platformlarının büyük veriyi bir iş modeli olarak açık bir şekilde nasıl kullandıklarının ayrıntıları analiz edilmek istenmiştir. Araştırma, söz konusu teknoloji platformlarının büyük veri dolayımlı dijital reklam verme, yönetme ve analiz etme süreçlerini incelemektedir. Bu platformların büyük veri hakkında organizasyonel yapıları ve bunun için gerekli becerilere nasıl sahip olduklarına ilişkin yönelimleri dijital reklamcılık bağlamında tartışılmaktadır. Araştırma; Amazon, Apple, Google, Meta ve Microsoft gibi platformların büyük veri tekniklerini ve iş modellerini dijital reklamcılık yetenekleri olarak nasıl kullandığını ortaya çıkarmayı amaçlanmaktadır. Araştırmanın diğer bir alt amacı, dijital reklamcılığın büyük veri ortamındaki işleyiş modellerini analiz ederek platformların büyük verileri nasıl yapılandırdıklarına ilişkin tartışmaları birbirine bağlamak için alan sağlamaktır. Bu keşifsel araştırmada, büyük veri analitiği yaklaşımlarının dijital reklamcılık uygulamalarındaki süreçlerini ortaya çıkarmak amacıyla nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmada MAXQDA programı kullanılarak nitel verilerden oluşan araştırma tasarımına uygun şekilde ana kodlara alt kategoriler, kod oluşturma modelleri, çapraz tablolar, tek vaka modeli ve iki vaka modellerine ait analizler yapılmıştır. Bu platformları nitel yaklaşımlarla analiz etmek, dijital reklam pazarının karmaşık, katmanlı ve küresel olarak birbirine bağlı ekosisteminin ve ortaklıkların nasıl olduğunun anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır. Platformların reklam endüstrisinde büyük veri uygulamalarına nasıl eklemlendiğini belirlemek için yatay bir analiz yapılmıştır. Yatay analizle platformların iş ortaklıklarını, ayrıldıkları analitik noktaları, büyük veri uygulama entegrasyonlarını analiz etmek ve ilişkili ağlarını görselleştirmek için MAXQDA program görselleri kullanılmıştır. Platformlar arası ilişki ağlarını anlamaya başlamak için, büyük veri odaklı dijital reklamcılık teknolojileri, ortaklıklar ve farklılıklar farklı program çıktılarıyla gösterilmiştir. Araştırmanın son adımında ise büyük veri dolayımlı dijital reklamcılığın nasıl gerçekleşmesi gerektiği tartışılmaktır. Araştırmanın birinci ve ikinci bölümünden edinilen teorik ve kavramsal çerçeveler ile üçüncü bölümünden elde edilen büyük veri dolayımlı dijital reklamcılık analizleri, son adımda dijital reklamcılıkta kullanılan büyük verinin nasıl yönetilmesi gerekliliği ile ilgili tartışmalarla birleştirilmektedir. Bu bölümde veri kaynakları, veri toplama, veri entegrasyonu, veri analizi, veri uygulaması, veri görselleştirmesi ve reklam kombinasyonlarıyla birleştirilerek büyük verilere dayalı bir dijital reklamcılık yöntem modeli mimarisi önerilmektedir. Bu model, dijital reklamcılık yeteneklerini, büyük veri teknolojilerinde temel teknik önceliklerini ve sırasını belirlemek ve karakterize etmek için araştırmanın önceki bölümlerindeki teorik ve sektörel uygulamalarla birleştirmektedir.

Büyük veriReklamcılıkSayısal reklamcılık+1
Berkay Buluş
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Reklamlarda kadın temsili (Eti, Magnum, ABC, Profilo)

Teknolojinin ilerlemesi ile dünya bir değişim içerisinde girmiştir. Günümüz tüketim toplumunda işletmeler ürün ve hizmetlerini reklamlar yoluyla diğerlerinden ayırmakta ve tanıtmaktadır. Reklamların bu denli yoğun kullanımı ve pazarlama için olan büyük önemi reklamcıları çeşitli stratejiler geliştirmeye yöneltmiştir. Reklamlarda kadın temsilinin kullanımı oldukça yaygındır. Kadın streotipleri üzerinden tüketiciler etkilenmeye çalışılmaktadır. Reklamlar bunu gerçekleştirirken kadın bedenini haz nesnesi olarak sergileyek metalaştırabilmektedir. Reklamlar sunulan ürün ve/veya hizmetin tanıtımını yaparken öte yandan da izleyiciye bir yaşam tarzı satmaktadır. Reklamlarda yer alan karakterler ile kendisini özleştirmek isteyen kitle hedef alınarak, karakterin güzelliği, davranışları, kıyafetleri, takıları izleyiciyi özendirmektedir. Bu araştırmanın konusunu reklamlarda kadın temsili oluşturmaktadır. Reklamlarda kadın temsili, cinsellik, ev hanımı, seksi kadın, bakımlı kadın, anne kadın streotipleri çerçevesinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde reklam, marka, tüketici, reklamlarda etik ve reklamlarda kadın temsili konuları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde örnekleme dahil edilen reklam filmleri göstergebilim yöntemi ile incelenmiştir. Veriler Sassure'nin anlam öğeleri kuramı tablosu çerçevesinde elde edilmiştir. İncelenen reklam filmlerinde kadının cinsel çağrışım içerir şekilde sunumu öne çıkmaktadır. Yalnızca cinsellik çerçevesinden değil, tüketim için yaşayan, tükettikçe mutlu olan, üretimde yeri olmayan, ev içerisinde konumlanrılan ve ev işlerinden sorumlu olarak yansıtılan kadın temsili etik çerçeve etrafında irdelenmiştir.

EtikKadın bedeniKadınlar+3
Ülkü Sağır
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nüfuzlu pazarlama bağlamında Youtube'da gizli reklam kullanımı üzerine bir inceleme

Web 2.0 teknolojisiyle birlikte reklamcılık sektöründe gelişmeler meydana gelmiştir. Markalar, reklam çalışmaları için geleneksel reklam mecralarına alternatif olacak yeni mecralara yönelim göstermiştir. Dijital reklamlar geleneksel mecralara göre daha ekonomik, ölçülebilir ve modern bir yöntem olduğu için son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Bununla birlikle reklamın verimliliği söz konusu olduğunda; inandırıcılık, özgünlük veya yaratıcılık gibi olguların önemli olduğu görülmüştür. Reklam verenler alternatif reklam türleri kullanmaya başlamıştır. Bu reklam türlerinden biri de gizli/örtülü reklamdır. Gizli reklam ele alındığında kullanım alanlarında yaygın olarak video içerikler dikkat çekmektedir. Video tabanlı bir sosyal mecra olan YouTube, gizli reklam analizi açısından verimli içeriğe sahip bir mecra olarak kabul edilmektedir. YouTube mecrasında yapılan reklamlara bakıldığında bu reklamların YouTuber olarak adlandırılan takipçi sayısı yüksek ve kitleleri etkileme potansiyeline sahip kişi veya hesaplar yoluyla yapıldığı görülmektedir. Nüfuzlu veya etkileyen olarak da tanımlanan bu kişiler ile markaların kurduğu iş birliği nüfuzlu pazarlama olarak adlandırılmaktadır. Bu bağlamda çalışma boyunca YouTube üzerinden nüfuzlu pazarlama yoluyla gizli reklamların yapıldığı varsayımından yola çıkarak bu gizli reklamların neden ve nasıl yapıldığı sorularına cevap aranmıştır. Bu sorulara cevap bulunmak üzere Türkiye'de en çok takipçi sayısına sahip beş YouTube nüfuzlusunun paylaşmış olduğu son on video içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Analizler sonucunda YouTube'da gizli reklamların neden yapıldığı sorusuna; markalar, tüketiciler/izleyiciler ve nüfuzlular olmak üzere üç farklı açıdan bakılarak cevap bulunmuştur. Markalar; katılımcı sayısı oldukça yüksek olan YouTube mecrasının kitlesinden faydalanmak ve YouTube reklamlarının ölçülebilir olmasının sağladığı avantajlardan dolayı nüfuzlu pazarlama yoluyla YouTube üzerinden gizli reklamları tercih etmektedir. Nüfuzlular; halihazırda sahip oldukları kitleleri üzerinden maddi kazanç elde etmenin bir yolu olarak gizli reklamları markalar ile iş birliği içerisinde yapmaktadır. Tüketici açısından bakıldığında ise ilgi duyduğu bir nüfuzlunun deneyimlerinden fayda sağladığı düşüncesiyle gizli reklamları bilinçli veya bilinçsiz olarak izlemektedirler. Çalışmayı şekillendiren ikinci soru olan bu gizli reklamların nasıl yapıldığıdır. Bu noktada markanın istekleri doğrultusunda nüfuzluların kitlelerine ürün veya hizmeti bir deneyim gibi sunması ön plandadır. Analizler sonucunda nüfuzluların reklamı dikkat çekici bir hikâyeye entegre ederek kitlelerine sunduğu görülmektedir. Hikâyeye entegre edilerek sunulan ürün veya hizmet daha çok bir görüntü şeklinde kadraja getirilirken daha az bir oranda sesli olarak da bahsedilmektedir. Bunun yanında markalar, ürün veya hizmeti nüfuzlunun ürün veya hizmet ile ilişkisi açısından değerlendirerek iş birlikleri gerçekleştirmektedir. En çok ambalajlı ürün kategorisinde gizli reklam yapılırken reklamının yapılması yasaklı ürünlerin de gizli reklam vasıtasıyla reklamı yapıldığı görülmüştür. Çalışmada gizli reklamın neden ve nasıl yapıldığına dair elde edilen sonuçlar doğrultusunda literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır.

Nüfuz pazarlamasıReklamlarVideo reklamlar+3
Bahadır Serdar Bilasa
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TRT çocuk kanalındaki filmlerin toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi

Okul öncesi çağdaki çocuklar için üretilmiş pek çok televizyon kanalı, çocuklar için hazırlanan programlar ve web tabanlı içerikler vardır. Günümüzde çocuklar bu içeriklere rahatlıkla ulaşabilerek zamanlarının büyük bir kısmını bu içerikleri inceleyerek geçirmektedirler. Bu içeriklerin başında ise çizgi filmler gelmektedir. Çocuklar için üretilen bu içerikler hayali olarak geniş bir perspektife sahip oldukları için çocukları ve yetişkinleri bile etki altına almaktadır. Çocukların bu içerikleri izlerken şahit oldukları eylemler, renkler ve objeler çocukları etkileyerek, bu etkiler çocukların yaşamlarına yansıyabilmektedir. Çocuklara yönelik bu program içeriklerinde ve çizgi filmlerde toplumsal cinsiyet ögelerinin yansıtılışı çocukların toplumsal cinsiyet konusundaki temellerinin oluşması bakımından önem arz etmektedir. Toplumsal cinsiyet kalıplarının çocukların hayatlarına yansımasında televizyonların, tabletlerin ve telefonların etkisi son derece fazladır. Toplumsal cinsiyet ögeleri çocuklara nasıl gösterilirse çocukların bu bağlamdaki düşünce ve davranışları da aynı ölçüde gelişir ve değişir. Televizyonda ve sanal ortamda bulunan çizgi filmler toplumsal cinsiyet kodlarıyla ilgili pek çok iletiye sahiptir. Çizgi filmlerde yer alan çoğu bilgi çocukların kimlik oluşumlarını şekillendirmektedir. Araştırmamızda Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TRT'nin Çocuk Kanalındaki çizgi filmlerden olan dört çizgi filmin toplumsal cinsiyet bağlamında incelenmesi hedeflenmektedir. TRT Çocuk kanalından seçilen Yade Yade, Rafadan Tayfa, Pırıl ve Z Takımı çizgi filmleri seçilerek incelenmiştir. Yapılan çalışma nitel araştırma özelliklerini taşımaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılan araştırmada, göstergebilimsel analiz yöntemine de yer verilmiştir.

Okul öncesi çocuklarTRT Çocuk TelevizyonuToplumsal cinsiyet+2
Nisa Miğal
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Transmedya hikaye anlatıcılığı kapsamında çocuk programlarında din ve değerler olgusunun sunumu (TRT Çocuk örneği)

Dijital teknolojiler izleyici odaklı yayıncılığın gelişimine katkı sağlayarak pasif konumdaki izleyicileri aktif bir konuma getirmiştir. Medya kullanım kalıpları yeni teknolojilerle daha entegre hale geldikçe yaşanan değişim ve dönüşüm etkileşimli bir izleyici modunu açığa çıkarmıştır. Bu durum çok uluslu medya şirketleri için farklı platformlarda sorunsuz bir biçimde dolaşıma giren hikayeler aracılığıyla kitleleri meşgul etme gereksinimini doğurmuştur. Transmedya hikâye anlatıcılığı kavramı tam olarak bu gereksinimin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada transmedya hikâye anlatıcılığının kapsamı çoçuk programlarıyla incelenerek din ve değerler olgusu bağlamında dini inanca, din odaklı yaşama ve değerlere yönelik atıfta bulunan her türlü kavram ve sembolün değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çocuklara yönelik oluşturulan anlatıların içerdiği kodların analizi çalışma kapsamında önemli bulunmaktadır. Çalışmanın evrenini Türkiye'de en çok izlenen çocuk kanalı TRT Çocuk oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem grubu Rafadan Tayfa, Aslan, Haberin Olsun ve Rüzgâr Gülü programları olarak belirlenmiştir. Çalışmada literatür taraması ve doküman incelemesi yoluyla elde edilen bulgular içerik analizi ve durum analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda TRT Çocuk kanalında yayınlanan çocuk programlarında bir anlatı stratejisi olarak transmedya hikâye anlatıcılığının kullanıldığı din ve değerler olgusuna yönelik anlatılara yer verildiği tespit edilmiştir. Transmedya hikâye anlatıları ile din ve değerler olgusunun sunumu arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanılmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiDin+6
Sümeyye Akdağ
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital aktivizm pratiği olarak fotoğraf sanatı: Uğur Gallenkuş çalışmaları üzerine bir analiz

Yeni medya, teknolojik gelişmeleri arkasına alarak kitlelere yeni erişim imkanları kazandırmakta, bu teknoloji ile halka, belirli bir ideolojik görüşe iliştirilmenin ötesinde alternatif haber kaynakları sunmaktadır. Fotoğraf, bu haberlere zaman zaman yazı ile eşlik etmekte kimi zamansa tek başına haberi anlatmaktadır. Bu çalışmanın amacı da dijital ortamda gerçekleştirilen iletişimlerde bir eleştiri, mevcut yapıya bir direniş ve meydan okuma biçimi olarak görülen aktivist eylemleri fotoğraf sanatı üzerinden incelemek olmuştur. Bu amaçla dijital aktivist hareketlerin global etki alanları ortaya konulmuş, fotoğrafların etkisinin ne oranda olduğu sorgulanmış, aktivizmin dijital dönüşümünde fotoğrafın gerçekle kurduğu ilişki irdelenmiştir. Popüler dijital aktivist sanatçılardan biri olan dijital kolaj sanatçısı Uğur Gallenkuş'un Instagram paylaşımlarından 2021 yılında paylaşmış olduğu fotoğraflarda en çok beğeni alan ve etkileşimi yüksek olan 40 fotoğrafın incelemesi yapılmıştır. Araştırma kapsamında; Türkiye'nin önemli dijital kolaj sanatçısı olan Uğur Gallenkuş'un tasarladığı ve dijital platformlarda paylaştığı fotoğraflar ve bu fotoğrafların bir aktivizm pratiği olarak etkileri göstergebilim analizi yoluyla incelenmiştir. Özellikle popüler bir sosyal medya uygulaması olan Instagram üzerindeki resmi hesabından aktif bir şekilde paylaşımlar gerçekleştiren Uğur Gallenkuş'un sosyal medya paylaşımları takip altına alınmıştır. Takipler sonucunda da göstergebilim analizi yöntemi ile ulaşılan bulgular değerlendirilerek yorumlanmıştır.

FotoğrafFotoğraf sanatıGallenkuş, Uğur+4
Ebru Bozok
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk sinemasında suç olgusunun çocuk karakterler bağlamında değerlendirilmesi: 'Daha', 'Kardeşler' ve 'Güvercin Hırsızları' filmleri

Çalışmanın konusu, son dönem Türk sinemasında 2017-2018 yılları arasında suça sürüklenen çocuk temalı kurmaca yapımların incelenmesidir. Bu çalışmada sinema, çocuk ve suç ilişkisi, Türk sineması, sosyoloji, kriminoloji ve çocukluk bağlamında ele alınmıştır. Tezin ana amacı, son dönem Türk sinemasında suça sürüklenen çocuk konulu filmlerin söylemlerinin nasıl inşa edildiğini suça sürüklenen çocuk karakterler bağlamında ortaya koymaktır. Sinema filmlerinde inşa edilen söylem, hem toplumsal bir sorunu görünür hale getirebilmekte hem de seyircinin düşünce dünyasında bu sorunu şekillendirebilmektedir. Toplumsal bir sorun olan suça sürüklenen çocuk konusunu anlatan filmlerin söyleminin incelenmesi bu kapsamda önem arz etmektedir. Bu nedenle tezde amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen 'Daha', 'Kardeşler' ve 'Güvercin Hırsızları' filmleri Fairclough'un sosyal sorunların incelemesi için geliştirdiği "diyalektik ilişkili söylem çözümlemesi" yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonucu; toplumsal bir sorun olan suça sürüklenen çocuk problemini merkeze alan bu filmlerin, gerçekçilik akımının izlerini taşıdığı görülmüştür. Çalışma sonucunda, üç filmin söyleminde de aile kurumunun, çocuğun suça sürüklenmesinde en önemli faktör olduğu görülmüştür. Analiz edilen filmlerin söyleminde; ataerkil düzen kapsamında erkeklik ve kadın sorunları temalarının öne çıktığı, bu bağlamda da çocukların suça sürüklendiği tespit edilmiştir.

FilmKriminolojiSinema+5
Mehpare Yağlıcı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Instagram'da Kazakistan anlatımı: Seyahat içeriği üreten Türk sosyal medya fenomenlerinin Kazakistan'a ait fotoğraflarının göstergebilimsel bağlamda incelenmesi

Teknolojik gelişmelerin beraberinde medya alanında da gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda bir medya türü olarak yeni medya ortaya çıkmış ve ardından yaygın bir hale gelmiştir. Dijitalleşen iletişim sayesinde, fotoğraf, yazı ve video gibi içeriklerin çevrimiçi ortamlarda paylaşımının kolaylaşmasının paralelinde sosyal medya ortaya çıkmıştır. Her an her yerde kullanılabilen sosyal medya mecralarında, bazı sosyal medya kullanıcıları ürettikleri içerikler ile geniş takipçi kitlelerine erişmeyi başarmışlardır. Bu durum sosyal medya fenomenliği kavramını ortaya çıkartmıştır. Belirli konular çerçevesinde, kişisel deneyimlerine dayalı içerik paylaşan ve bu paylaşımlar üzerinden geniş sayıda takipçi sayısına ulaşan bireyler sosyal medya fenomeni olarak ifade edilmektedir. Pek çok konu üzerine sosyal medya için içerik üreten sosyal medya fenomenlerinin ele aldığı konulardan birisi de seyahat içeriğidir. Aynı zamanda kendilerini gezgin olarak da tanımlayan ve gezdikleri yerlerdeki seyahat deneyimlerini sosyal medyadaki takipçilerine aktaran bu sosyal medya fenomenleri gittikleri ülkelere dair ürettikleri içerikleri sık sık takipçileri ile paylaşmaktadırlar. Özellikle tarihi ve kültürel olarak zengin Orta Asya ülkeleri gezgin/ sosyal medya fenomeni kişilerin ilgisini çeken destinasyonlardandır. Bu çerçevede tez çalışmasının odağına Orta Asya ülkelerinden Kazakistan alınmıştır. Bu bağlamda çalışmanın odaklandığı nokta Türkiye'deki seyahat içeriği paylaşımı yapan sosyal medya fenomenlerinin Kazakistan ziyaretlerinde takipçileri ile paylaştıkları fotoğrafların Kazakistan'ı nasıl temsil ettiğini ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemine ulaşabilmek için tüm seyahat içeriği üreten Türk sosyal medya fenomenlerinin Instagram sayfaları tespit edilmiştir. Ulaşılan 67 adet seyahat içeriği üreten sosyal medya fenomenini çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Tüm bu 67 adet seyahat içeriği üreten Instagram sayfaları incelenmiş ve Kazakistan'ı ziyaret edip etmedikleri tespit edilmiştir. Bu inceleme sonucunda Kazakistan'ı ziyaret edip oradan gönderi paylaşımı yapan 6 sosyal medya fenomenine rastlanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın bulgularına ulaşmak amacıyla seyahat içeriği paylaşımı yapan sosyal medya fenomenleri arasından Rotasız Seyyah (@rotasizseyyah), Yol Günlükleri (@yolgunlukleri), Burak Durgun (@buraakdurgun), Vizesiz Geziyorum (@ vizesizgeziyorum), Baya İyi (@baya_iyi), Çok Okuyan Çok Gezen (@cokokuyancokgezen) örnekleme uygun olarak tespit edilmiş ve her birinden Kazakistan'a ait fotoğraflardan iki fotoğraf incelemeye alınmıştır. Seyahat içeriği üreten sosyal medya fenomenlerinin Instagram hesaplarından elde edilen Kazakistan fotoğrafları göstergebilimsel yöntem ile incelenmiş ve sosyal medyada sunulan Kazakistan temsili ortaya konmuştur. Bu inceleme Roland Barthes tarafından ortaya konan düz anlam/yan anlam düzeyiyle incelenmiştir. İnceleme sonucunda seyahat içeriği üreten sosyal medya fenomenlerinin, Kazakistan'ı çoğunlukla, dağlar, göller, bozkırlar gibi doğal güzelliklerin ağırlıklı olduğu kırsal destinasyon biçimi ile temsil ettiği görülmüştür. Bu bağlamda Kazakistan'a ait kültürel zenginliklerin ve tarihi değerlerin, sosyal medya fenomenleri tarafından yeterince aktarılmadığı dikkat çekmiştir. Ulaşılan sonuçlar bağlamında Türkiye'deki sosyal medya fenomenleri tarafından Kazakistan'ın tarihi ve kültürel değerlerinin daha fazla tanıması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Böylelikle Kazakistan' a ait kültürel zenginlikler ve tarihi değerler, daha fazla insana, daha doğru bir biçimde anlatılması mümkün olabileceği ön görülmektedir.

FenomenlerFotoğrafGösterge bilim+5
Assem Arystanbayeva
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Özbekistan ulusal gazetelerinde kadına yönelik şiddet haberlerin analizi

Dünyada ve toplumlarda mevcut sorunları konu edinmek medya açısından son derece önemli bulunmaktadır. Bu tür konulardan biri ise kadına yönelik şiddet konusudur. Medyada sunulan kadına yönelik şiddet haberleri, kendilerinde barındırdıkları unsurlar kapsamında toplumun kadına yönelik şiddet bakış açısını oluşturmakta. Son 3 yılda kadına yönelik şiddet konusunda Özbekistan'da önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda kadına yönelik şiddet üzerine siyaset, ekonomi ve psikoloji alanlarında çalışmalar bulunmaktayken, medya alanında yazılı basın olarak yapılan çalışma neredeyse bulunmamktadır. Dolayısıyla araştırmada Özbekistan ulusal basınında kadına yönelik şiddetin nasıl ele alındığı ve kamuoyuna sunduğu araştırılmıştır. Çalışmada, Özbekistan ulusal gazetelerinin kadına yönelik şiddet haberlerini sunarken, kadın olgusuna yaklaşımı, şiddetin önlenmesine katkısı, farkındalık oluşturma ve tarafsızlığı gibi boyutları incelenmiştir. Çalışmada, Özbekistan'da tirajı yüksek olan 5 ulusal gazetenin 2022 senesindeki kadına yönelik şiddet haberleri taranmış ve nitel araştırma yöntemi kapsamında üçgenleme tekniği kullanılmıştır. Çalışma verileri içerik analizi, göstergebilim analizi yöntemi ve görüşme teknikleri ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda, Özbekistan'ın 5 ulusal gazetelerinde 2022 yılında toplam olarak 178 kadını konu alan haberler yayınlanmış, bunlardan 11 tanesi kadına yönelik şiddeti konu edinmiştir. İstatistiğe gore 2022 senesinde Özbekistan'da 42.000 şiddet olayı yaşanırken, ulusal gazeteler sadece 11 tanesini haber yapmıştır. Kadına yönelik şiddet haberleri ulusal gazetelerin parti ve parlamentoya ait olduğundan dolayı siyasi yönde haber yayınlamaktadır. Ayrıca kadına yönelik şiddet olayları konunun hassasiyeti, vakalar hakkında eksik bilgilerin iletilmesi ve ortaya çıkacak olumsuz sonuçlar nedeniyle az sayıda haber yapılmaktadır. Özbekistan'ın ulusal gazeteleri direk olarak kadına yönelik şiddet haberleri yerine, bilgilendirici, kamuoyu oluşturucu haberleri yansıtmaktadır. Özbekistan'da ulusal gazetelerin kadına yönelik şiddet haberlerine gazetede köşe yazısı, tek sütun ve sadece farkındalık yaratma şeklinde haberleri sunması eksik yönü olarak görülmektedir.

GazetecilikHaberlerKadına yönelik şiddet+1
Gulina Yusupova
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya kullanım düzeylerinin seçmen davranışları üzerine etkisi: Sakarya ili özelinde bir araştırma

Sosyal medya teknolojik altyapısıyla günümüzde en çok tercih edilen çok yönlü iletişim mecrasıdır. İletişimin çok yönlü olması etkileşimin ölçülebilir olmasına imkân sağladığı için son dönemlerde siyasal iletişimde de ilgi gören bir iletişim yöntemi olarak kullanılmaktadır. Teknoloji alanındaki gelişmelere bağlı olarak yeniden biçimlenen toplum ve bireyler arasındaki ilişkiler siyasal iletişim davranışlarında da farklılık göstermektedir. Seçimlerde oy kullanan seçmenin, siyasi tercihlerini belirlerken farklı etmenlerden etkilendikleri bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı günümüzün en popüler iletişim aracı olan sosyal medyanın kullanım düzeylerinin siyasal rıza bağlamında seçmen davranışları üzerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmalarda çoğu zaman seçmenin tercihinde hangi etmenlerin diğerlerine nazaran daha fazla etkili olduğu sorusuna yanıt aranmaktadır. Bu çalışmada bireylerin siyasi tercihlerinin belirlenmesinde siyasi rızanın ne denli var olduğu sorusuna yanıt aranırken aynı zamanda sosyal medya kullanım düzeylerinin bu tercihler üzerindeki etkisi arasındaki ilişkiye Sakarya ili ölçeğinde cevap aranmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Sakarya ilinde ikamet eden sosyal medya kullanan 18 yaş ve üzeri 604 seçmen oluşturmaktadır. Katılımcılara geçerlilik ve güvenirlik çalışması daha önce yapılmış olan Sosyal Medya Kullanım düzeyleri Ölçeği, Siyasal Rıza ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu çevrimiçi anket yöntemi kullanılmış olup verilerin çözümlenmesinde Sosyal Bilimler için İstatistik Programından (SPSS) faydalanılmıştır. Seçmenlerin sosyal medya kullanım düzeylerindeki süreklilik ve yetkinlik boyutu ile siyasal rıza ve alt boyutları (sorumluluk, yetkinlik, doğruluk, özgür irade) arasında demografik yapıya göre bazı unsurlar için farklılık gösterdiği bazıları için farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bu çalışmada ele alınan; seçmenlerin sosyal medya kullanım düzeyleri ile siyasal rızanın unsurlarını algılama düzeylerinin demografik özelliklere göre seçmen davranışlarını farklı yönlerde ve düzeylerde etkilediği görülmüştür.

SakaryaSeçmen davranışıSiyasal rıza+1
Ayşe Tuğba Burucu
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Enformasyon çağında aile olgusu temelinde evlilik iletişimi ve sosyal medya kullanımı

Bu çalışma, aile içi evlilik iletişimi ve sosyal medya ilişkisini, evlilik iletişimindeki değişim bağlamında ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, evli bireylerin sosyal medyada özel hayatlarıyla ilgili yaptıkları paylaşımlar, eşleriyle sosyal medya uygulamaları üzerinden kurdukları iletişim, sosyal medyanın evlilik iletişimine yansımaları ve evli bireylerin sosyal medyayı nasıl algıladıkları araştırılmıştır. Çalışmada yöntem olarak, fenomenolojik nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Veri toplama prosedürü iki aşamalıdır. Birinci aşamada, yarı yapılandırılmış 30 görüşme yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılarak belirlenen 15 kadın ve 15 erkek olmak üzere 30 katılımcı yarı yapılandırılmış görüşmelerin örneklemini teşkil etmektedir. Katılımcılar belirlenirken evli ve sosyal medya kullanıcısı olmaları esas alınmıştır. İkinci aşamada, 2 odak grup görüşmesi yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, birinci aşamada elde edilen sonuçlara göre hazırlanmış odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Odak grup görüşmesi yapılan katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 2 gruptan oluşmaktadır. Birinci grupta, yarı yapılandırılmış görüşme yapılan katılımcılar arasından seçilen 6 katılımcı, ikinci grupta, ön görüşme havuzundan seçilen 6 katılımcı bulunmaktadır. Birinci aşamada toplanan verinin analizinde, MAXQDA Nitel Analiz Programı'nda tümdengelimsel nitel içerik çözümlemesi prosedürü uygulanmıştır. Analiz sonucu, görüşme formlarında 1627 kodlama yapılmış ve eşler arası iletişimin doğası, sosyal medyada özel hayat, sosyal medya iletişimi, sosyal medya kullanımı ve evlilik iletişimi, sosyal medya algısı olmak üzere 5 tema, 18 kategori ve alt kategoriler oluşturulmuştur. İkinci aşamada toplanan verinin analizinde, nitel içerik çözümlemesi prosedürü uygulanmıştır. Analiz sonucu, birinci aşamada elde edilen sonuçlar derinleştirilmiştir. Sonuçlar, sosyal medyada özel hayatın paylaşılmasının normalleştiğini, katılımcıların eşleriyle sosyal medya uygulamaları üzerinden bir iletişim dili geliştirdiklerini ve sosyal medyanın evlilik iletişimine entegre olduğunu göstermektedir. Ancak, (1) demografik faktörlerin, (2) ilişki dinamiklerinin, (3) bireysel tercihlerin, (4) bireylerin sosyal medya algıları ve sosyal medya kullanım biçimlerinin, (5) bireylerin farkındalık düzeyinin ve (6) kültürel kodların evlilikte sosyal medya iletişimini, evlilik iletişimi ve sosyal medya ilişkisini etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Öte yandan, toplumsal cinsiyet rolleri ve evlilik yoluyla edinilen kimliklerin dönüşümü de bu ilişkide önemli bir rol oynamaktadır. Sonuçlar, sosyal medyanın evlilik iletişimine olumlu ya da olumsuz etkileri olduğunu, ancak temelde belirleyici olmadığını göstermektedir.

Esra Kıymaz
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fotokopiden dijitale yeraltı yayıncılığı: Türkiye'de fanzin altkültürü üzerine soykütüksel çözümlemesi

Bu tez, fotokopi başta olmak üzere çeşitli kopyalama teknikleri ile çoğaltılan ve sınırlı bir şekilde dağıtılan fanzinleri analiz eder. Kendilerine ana akım medyada yer bulamayan bilimkurgu meraklısı hayranları tarafından üretilen ilk fanzinler, punk müziği akımı ile birleşerek karşı-kültürel bir hamle haline gelmiştir. Altkültürlerin iletişim ağı olarak fanzinlerin incelendiği bu çalışma, dağıtıldığı mekânlardan iletişim süreçlerine yaşanılan bir gençlik hareketini sanatsal, politik ve kültürel bağlamda soruşturmuş ve fanzinleri iletişim ve etkileşim biçimleri, gündelik hayat ve yeniden üretilebilirlik, ekonomi politik, metalaşma ve dijital üretim çağındaki konumu gibi birçok bağlamda ele almıştır. Bu anlamda, araştırmanın metodolojik çerçevesi, nitel, tümevarımcı ve yorumlayıcı bir alanda gerçekleşirken araştırmacının kişisel yaşantı ve deneyimlerini sürecin bir parçası kılabilmek amacıyla, oto-etnografik yöntemin imkânlarından önemli ölçüde yararlanılmıştır. Bu yönüyle, tipolojik bir modelleme yoluyla doküman analizi ve saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki dokümanlar Türkiye'nin ilk punk fanzinlerinden güncel dönem yayınlarına dek geniş bir tarihselliğe yayılırken saha araştırmasında bu yapıtları çıkaran fanzincilerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın geçerlilik ve güvenirliğini sağlamak açısından katılımcı bir yolla çoklu veri yöntemi tercih edilirken verilerin analizi aşamasında uzman görüşlerinden faydalanılmıştır. Tasarım biçimlerinden olayları ve olguları işleyiş biçimine eleştirel bir değerlendirilmeye tabi tutulan fanzinleri anlamlandırabilmek adına fotokopiden dijital evreye dek dönüşümlerinin ortaya koyulduğu çalışmada fanzincilerle gerçekleştirilen görüşmeler destekleyici olmuştur. Araştırma, Türkiye'deki fanzin deneyimini içeriden bir bakışla yansıtmaya çalışmış ve bu radikal yapıtlarla ilk teması mercek altına alarak arzu ve üretim coşkusunu yakın plana almıştır. Sistem karşıtlığından popüler bir metaya evrilmenin kültürel ve politik bir analizinin yapıldığı tezde fanzinlerin dijital üretim çağındaki yeri kolektif bir ağla, üreticilerin gözünden değerlendirilmiş ve bu yolla, doğası gereği anonim kalmasının içindeki çağa yenik düşmemesi bakımından önemli olduğunun altı çizilmiştir. Dijital kültürün paradoksal bir biçimde bireyleri anlık hazla üreticiye çevirip, geleneksel fanzin kültünü yok ettiği bir zaman diliminde, fanzinlerin birçok yönüyle tartışıldığı bu çalışmanın, literatürde yeni diyaloglara yer açacağı düşünülmektedir.

Fanzin
Hüseyin Serbes
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sı̇yasal iletı̇şı̇m eksenı̇nde yenı̇ medya: 2023 Genel Seçı̇mlerı̇ kapsamında AKP/CHP/İYİ Parti YouTube videolarının göstergebı̇lı̇msel incelemesı̇

Siyasi partilerin seçim kampanyalarının önemli bir ayağını siyasi reklamlar oluşturmaktadır. Parti liderleri eksenli yürütülen çalışmalarda, siyasi partinin sorumlu organları seçmen kitlelerinden oy alabilmek için siyasi içerikli reklamları yoğun olarak kullanmaktadır. Siyasi partiler nezdinde sosyal medya mecraları artık öncelikli reklam alanları olarak değerlendirilmektedir. Bu mecralarda yapılan reklamlar sayesinde seçmenler üzerinde pozitif izlenim bırakılarak oy tercihlerinin kendi partilerinden yana olması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, seçmen tercihlerinin yönlendirilmesinde yeni medya araçlarının etkisine göstergelerin çözümlemeleri üzerinden farklı bir projeksiyon sunmak ve siyasi mesaj okumalarının nasıl yapılabileceğine dair güncel bir örnek ortaya koymaktır. Video içerikleri reklam çözümlemelerinde yoğun olarak tercih edilen içerik analizi ve göstergebilimsel analiz yönteminden yararlanılmıştır. İçerik analizi kısmında tanıtım videosu ile ilgili kodlama cetveli oluşturulmuş ve oluşturulan cetvelde tutarlı sonuçlara erişmek maksadıyla sınıflandırmaya başvurulmuştur. Göstergebilimsel analiz yönteminde Roland Barthes'ın düz anlam, yan anlam ve derin anlam çözümleme tekniği kullanılmıştır. Öncesinde ise gösteren ve gösterilen üzerinden hareket edilerek video içeriklerin görüntüsel değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Youtube videoları oluşturmaktadır. Kasti örneklem metodunun tercih edildiği araştırmada; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak 10 Mart 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kararname kapsamında, ilk turu 14 Mayıs'ta ikinci turu 28 Mayıs'ta gerçekleştirilen 2023 Genel Seçimleri çerçevesinde 10 Mart ve 28 Mayıs tarihleri arasında Akp, Chp ve İyi Parti'nin Youtube kurumsal hesaplarından yayınladıkları videolardan en çok beğeni alan birer tanesi analiz edilmektedir.

Orhan Gevrek
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanat eserlerinde protest duruşun incelenmesi: Türkçe rap müzik örneği

Araştırmada sanat eserlerinin protest yönelim barındıran özellikleri incelenecektir. Yönelimin nedenleri ve sonuçları örneklemler üzerinden tartışılarak araştırma ilerleyecek ve Protest yönelimin toplum üzerindeki etkisi anlaşılmaya çalışılarak yeni nesil siyaset ortamlarının doğası gözler önüne serilecektir. Özellikle siyasetin yeni medya ortamlarına kaydığı göz önüne alınarak düşünüldüğünde protest yönelime sahip sanat eserlerinin artık daha görünür yerlerde karşımıza çıktığı ve insanları eleştirdiği konularda iletişime ve etkileşime yönlendirerek bir tür cemaatleşmeye yol açtığı farklı araştırmalarca konu alınan bir durum haline gelmektedir. Görünür hale gelen protest yönelimin özelliklerini anlamak için son birkaç yılda yükselişini sürdüren ve z kuşağı üzerinde büyük etkisi olan Rap Müzik eserleri içerik analizi ve söylem analizi kullanılarak incelenecektir. Bu müzik türü 1970'lerde Amerika'nın siyahi vatandaşlarının yoğunlukta yaşadığı bir bölgede isyan müziği olarak çıkmış ve farklı formları olsa da gelişimini bu doğrultuda sürdürmüştür. Bu nedenle günümüz protest yönelimin popüler bir örneği haline gelmekte ve akademik yazına katkı sağlaması açısından incelenmesi gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Rap müziğin popülerliği barındırdığı düşüncelerin daha fazla insan tarafından benimsenmesine yol açmaktadır. Sayısal bağlamda düşünüldüğünde bu müzik tarzının sanatçıları son birkaç yıldır Türkiye'de en çok dinlenen sanatçılar konumundadır. Öyle ki 2021 yılında en çok dinlenen 3 sanatçının 2 tanesi Rap müzik sanatçısıdır. Bu şarkılarda geçen protest öğeleri gözler önüne sermek ve bu öğeleri analize tabi tutmak araştırmanın ana amacını oluşturmaktadır. Araştırma sonunda bu popüler müzik türünün protest yönelim bağlamında hangi konuları ne şekilde ele aldığı anlaşılmaya çalışılacaktır.

Mustafa Aksoy
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal medyanın çocukların değer yönelimlerindeki rolü: YouTube örneği

İletişim teknolojilerinin gelişimiyle ağ toplumuna dönüşen dünyada, çocukların sosyal medya ile olan etkileşiminin daha iyi anlaşılması çok önemli hale gelmektedir. Bu araştırmanın temel amacı video paylaşım platformu YouTube üzerinden sosyal medyanın çocukların değer yönelimlerindeki rolünün ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışmada yetiştirme kuramı çerçevesinde yer alan yetiştirme analizi yönteminin sosyal medyaya uyarlanması yapılmıştır. Bu yönüyle diğer çalışmalardan ayrışmaktadır. Nicel araştırma sistematiği içerisinde ilişkisel tarama modeli ile, ortaokul 8. sınıfta öğrenim gören çocuklardan oluşan bir çalışma grubunda yer alan katılımcılara Schwartz PVQ-RR değer anketi uygulanmıştır. YouTube'u az izleyenler ile çok izleyenler arasında değer yönelimlerindeki anlamlı farklılıkların yanı sıra izleme süresine göre değişen değer yönelimleri analiz edilmiştir. Araştırma bulguları YouTube'u çok izleyen çocukların az izleyenlere göre evrensel değer yönelimlerinde anlamlı farklılıklar olduğunu ve değer yönelimlerinin genel olarak olumsuz yönde olduğunu ortaya koymaktadır. En önemli sonuçlardan birisi YouTube izleme süresi arttıkça çocukların Muhafazakârlık üst düzey değerlerine (Güvenlik, Uyum ve Gelenek değerlerine) verdikleri önemin azaldığının bulunmasıdır. Benzer şekilde çok izleyenlerde İyilikseverlik, İtibar ve Alçakgönüllülük değerlerine yönelim azalmaktadır. Bu sonuçlar YouTube'u çok izleyen çocukların ailesi ve yakın arkadaşları için gönüllü ilgisi, yardım etme isteği ve sevgisinin; bağımsız seçim yapma, merak ve kendi fikirlerini geliştirme yöneliminin; sosyal düzen, ulusal güvenlik ve ülke istikrarına bakışlarının; kurallara, yasalara uyma ve toplumda kişilerarası nezaket, kültürel, ailevi ve dini geleneklere uyma ve onaylama düşüncesinin azaldığı anlamına gelmektedir. Öte yandan YouTube izleme süresi arttıkça Evrenselcilik değerine verilen önem artmaktadır. Çocukluktan itibaren sosyal medyaya uzun dönemli ve yoğun maruz kalınmasının evrensel değer yönelimleri ve sosyal gerçeklik algılarında değişimler oluşturabileceği öngörülebilmektedir. Uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik olarak; çocukluk döneminden başlayarak kritik analitik düşünme yaklaşımının, değer/spor/doğa dostu bir sade yaşam tarzının sevdirilmesi, yaşamın bir parçası haline getirilmesi gibi bazı tematik önerilerde bulunulmuştur. Çocukların korunması ve değerlerin yaşatılması için devlet düzeyinde oluşturulacak kültürel savunma sanayi anlayışıyla; iletişimciler, eğitimciler, medya şirketleri ve "iyi içerik" üreticilerinin (iyilik elçilerinin) çok yönlü desteklenmesi önerilmektedir.

Ağ toplumuSosyal medyaTemel beşeri değerler+2
Seyyid Halid Özgür
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuşak çalışmalarının sistematik analizi

Kuşaklar ve kuşak farklılıklarını açıklayıcı çalışmalar akademik literatürde, popüler kültürde, iş hayatında, eğitimde büyük ilgi görmektedir. Özellikle günümüzde beş kuşağın da birlikte yaşadığı gerçeğinden hareketle kuşakları anlamak, farklılıkları ortaya koymak önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmada sosyal bilimler alanında kuşaklarla ilgili yapılan tez çalışmaları incelenerek, çeşitli alanlardaki değişimleri ortaya koymak hedeflenmiştir. Bu genel amaç ekseninde; yapılan tez çalışmalarının hangi disiplinlerde yoğunlaştığı, tercih edilen paradigmanın ne olduğu, hangi konularda ve disiplinlerde dağıldığı araştırılmıştır. Araştırmada nitel paradigma benimsenmiş ve doküman incelemesi esas alınmıştır. Elde edilen veriler ise sistematik analizi ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada, ayrıca PRISMA kılavuzundan faydalanılmıştır. Çalışmanın evrenini YÖK Ulusal Tez Merkezi tarafından 2014-2022 yıllarında yayınlanan tezler, çalışmanın örneklemini kuşaklar arasında yapılan 172 adet çalışma oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın sonuçlara göre doktora tezlerinin 28 adet ile %16,28'ini ve yüksek lisans tezlerinin 144 adet ile %83,72'sini oluşturduğu Türkçe olan çalışmaların 160 adet ile %93,02'si, İngilizce dilinde olan çalışmaların 12 adet ile %6,98'i olduğu ve yıllar itibari ile 2019 yılı tezlerin 36 adet ile %20,93'ünü, 2021 yılı tezlerin 36 adet ile %20,93'ü ve 2022 yılı tezlerin 44 adet %25,58'i olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmaların yoğunlaştığı disiplinlere bakıldığında, Halkla İlişkiler bölümünün 41 adet çalışma ile %23,84'ünü, İletişim Bilimleri'nde 31 adet çalışma ile %18,02'sini ve Reklamcılık alanında 39 adet çalışma ile %22,67'sinin, olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaların tercih edilen araştırma yöntemleri ele alındığında, nitel yöntem ile 42 adet (%24,42), nicel yöntem ile 70 adet (%40,70) tezin yapıldığı tespit edilmiştir. Tezlerin genelde pazarlama, tüketici, satış gibi alanlarda yoğunlaştığı ortaya koyulmuştur. Yapılan çalışmaların yoğunlaştığı disiplinlere bakıldığında en fazla Halkla İlişkiler alanında olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, farklı alanlarda kuşaklar arası çalışmaların artması önem taşımaktadır. Gelecekte yapılacak araştırmaların, iş değerleri, iş tatmini ve örgütsel bağlılık veya pazarlama, marka ve tüketici araştırmalarından farklı olarak incelenmesi konuyla ilgili literatürü geliştirecek ve mevcut araştırmalar ışığında Türkiye'ye özgü ve kültürler arası geçişler üzerine yapılmasının faydalı olacağını söylenebilir.

Feyza Kıvırcı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası çok dilli yayıncılıkta Anadolu Ajansı'nın rolü

Bir ülkenin dünyada büyük olduğunu gösteren en önemli göstergelerden birisi yumuşak güç olarak nitelendirilen iletişim alanındaki gücüdür. Milli Mücadelenin ve Anadolu insanının haklı davasını dünyaya duyurmak hedefiyle yola çıkan Anadolu Ajansı, sonraki yıllarda maalesef istediği değişimi ve dönüşümü yapamamış, dünyadaki medya kuruluşlarındaki değişim ve dönüşüme uzak kalmıştır. Yıllarca birçok haberi sahadan almak yerine dünyadaki paydaş haber ajanslarından sağlayan Anadolu Ajansı, bu süreçte haberleri İngilizce ve Fransızca dillerinde çeviri yaparak duyururken, şimdilerde ise bu alandaki eksikliği gidererek, kendi ekipleri ile sahada bulunur hale gelmiştir. Dijital devrimin uluslararası medyayı etkisi altına aldığı yeni süreçte Anadolu Ajansı için kırılma noktası 2011 yılı olmuştur. "100. Yıl Vizyonu"yla ortaya koyduğu yeni strateji planı çerçevesinde kurumu dünyanın en büyük 5 ajansından biri yapma hedefiyle başlayan değişim ve dönüşüm süreci birçok alanda kendini göstermiştir. Balkanlardan Ortadoğu'ya, Karakıta'dan Uzakdoğu'ya örgütlenen Anadolu Ajansı muhabirleri başarılı haberlere imza atmıştır. Özellikle Arap Baharı, 15 Temmuz kalkışması, Rusya-Ukrayna savaşı ile İsrail'in Gazze'ye saldırısı sırasında dünyadaki birçok haber ajansı gelişmeleri AA'dan öğrenmiştir. Bu da AA'nın en önemli projelerinden biri olan "Çok Dilli Yayıncılık Projesi" kapsamında gerçekleşmiştir. Anadolu Ajansının uluslararası çok dilli yayıncılıktaki rolünün araştırıldığı bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırma kapsamında yurt dışında bulunan medya kuruluşlarında görev yapmakta olan üst düzey medya temsilcileri ile görüşülmüş ve Anadolu Ajansı'nın yaptığı yayınların gönül coğrafyası olarak adlandırılan Balkanlar, Kafkaslar başta olmak üzere mazlum milletlerin dünyaya açılan penceresi olarak görüldüğü, Anadolu Ajansının vizyonunun bir parçası olan "Çok Dilli Yayıncılık" projesinin; Türkiye ile dünya arasında bir köprü olduğu ve Anadolu Ajansının uluslararası medya kuruluşları ve okuyucular tarafından güvenilir olarak görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

Atakan Çelik
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin dijital gözetime ilişkin algıları: Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği

Bu tez çalışmasında modernite ile ortaya çıkan denetim ve kontrol odaklı toplumların özellikleri ve bu toplumlarda riskin önemli bir boyut olarak değerlendirilmesi incelenmiştir. Dijital dönüşüm ve ilgili teknolojilerin yaygın kullanımının, siber güvenlik riski, veri gizliliği riski, mahremiyet hakları ihlâli ve konuşma özgürlüğü riskleri gibi unsurları içerdiği belirtilmiştir. Dijital teknolojilerin yeni risk aracıları ve kaynakları olduğu, dijital risk toplumunun iki yönü olarak sayısallaştırıcı risk ve kullanım riskleri ele alınmıştır. Bu bağlamda dijital gözetimin modern toplumun artan riskli yapısında daha derin bir denetim ve kontrol sağladığı vurgulanmıştır. Mevcut araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin dijital gözetime ilişkin algılarının incelenmesidir. Nicel araştırma deseni kapsamında tasarlanan çalışmanın örneklemini Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğrenim gören toplam 348 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş kişisel bilgi formu ve Asıl (2017) tarafından geliştirilmiş Dijital Gözetime İlişkin Algı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde SPSS v23 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre üniversite öğrencilerinin dijital gözetim algılarının incelendiğini ve öğrencilerin büyük bir kısmının dijital gözetim uygulamalarına karşı farkındalık sahibi olduğunu görülmüştür. Dijital gözetimin mahremiyet ve veri güvenliği üzerindeki etkileri konusunda öğrencilerin endişeleri olduğu da bulgularda ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin dijital gözetim uygulamalarına karşı tutumlarının, kişisel veri güvenliği ve mahremiyet konularındaki duyarlılıkları ile ilişkili olduğu görülmüştür. Dijital gözetim uygulamalarının üniversite öğrencileri üzerinde önemli bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin dijital gözetim konusunda bilinçlendirilmesi ve veri güvenliği konularında daha fazla bilgilendirilmesi gerektiği araştırmadan çıkan öneriler arasındadır. Üniversitelerin, öğrencilerin mahremiyet haklarını koruyacak politikalar geliştirmesi ve uygulaması gerektiği de araştırma dahilinde vurgulanmaktadır.

Selin Ekşi
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yerel gazetelerin dijitalleşme süreci:Doğu Marmara Kalkınma Ajansı bölgesi örneği

Teknolojideki buluşlar ve gelişmeler, geçmişten günümüze toplumsal yapıyı da önemli ölçüde değiştirmiştir. Teknolojik deterministlerin bu görüşü kapsamında iletişim teknolojilerindeki ilerlemelerin de sonuçlarının günümüzde oldukça etkili oldukları söylenebilmektedir. 1990'lı yılların başında internetin iletişim sektöründe kullanılmaya başlanması ise adeta bir devrime yol açmıştır. İnsanlık var olduğundan beri büyük bir ihtiyaç olarak gördüğü habere, internet sayesinde artık zaman ve mekandan bağımsız ulaşma imkanına erişmiştir. Bu olağanüstü gelişmeler gazeteleri ve gazetecileri etkilemiş, internet ortamında gazetecilik pratikleri de büyük ölçüde değişmiştir. Türkiye'de, yeniliklerin yayılması kuramı çerçevesinden bakıldığında yeniliği erken benimseyen yaygın/ulusal gazeteler dijital dönüşümlerini tamamlayarak, yeni haber mecralarında da başarılı olmaktadırlar. Yerel gazeteler için ise durum çok farklıdır. Yenilik karşısında geride kalanlar ve hatta halen dönüşüm dirençleri olan yerel gazetelerin her sene sayıları azalmaktadır. Bu da beraberinde binlerce gazetecinin işsiz kalmasını getirmektedir. Araştırmanın amacı, yerel gazetelerin dijital dönüşümlerini tamamlayamamalarının etkenlerini ortaya çıkarmak ve öneriler sunmaktır. Karma yöntem tekniklerinin kullanıldığı araştırma kapsamında Doğu Marmara Kalkınma Ajansı bölgesinde bulunan Bolu, Düzce, Sakarya, Kocaeli ve Yalova illerinde faaliyet gösteren yerel gazetelerin sahibi veya yöneticileri ile anket ve mülakat tekniği ile veriler toplanmıştır. Nicel ve nitel analizlerin ardından bölgedeki yerel gazetelerin dijital dönüşüm için teknik altyapı kapasitelerinin yeterli olmasına rağmen, yönetimsel ve personel açısından dönüşüm dirençlerinin bulunduğu ve dijital gazetecilik uygulamalarında başarısız oldukları ortaya çıkmıştır. Ekonomik sıkıntıları bulunan gazeteler, nitelikli personel istihdam edememekte, baskı maliyetleri artmakta, tirajları azalmakta ve reklam gelirleri düşmektedir. Dijital dönüşümlerini gerçekleştiremeyen yerel gazeteler kapanmaya doğru gitmektedir. Gazetelerin dijital dönüşümleri için danışmanlık ve finans destekleri verilmeli, mevcut personelin eğitimleri sağlanmalı ve nitelikli işgücü ihtiyaçları karşılanmalıdır.

DijitalleşmeGazetecilik
Gürkan Kılıç
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

1950-1980 döneminde iktidar ve muhalefet partilerinin siyasi ve ideolojik temsilleri: Seçim afişleri ve beyannameleri örneğinde bir eleştirel söylem çözümlemesi

Siyasal iletişim yöntemleri açısından incelendiğinde, 1950-1980 yılları Türk siyasi tarihi açısından yeniliklerle tanışılan bir dönemi anlatmaktadır. Dünyada siyasal iletişimin profesyonelleşmeye başladığı bu dönemde Türkiye çok partili siyasi hayata geçmektedir. Cumhuriyetin kurucu anlayışını temsil eden iktidar partisi CHP'nin meclise getirdiği yasa tasarısıyla Türk demokrasinin inşa sürecini tamamlama sürecini başlatmıştır. Böylelikle, Türkiye II. Dünya Savaşı'nın ardından dünyayı saran demokratikleşme sürecine dahil olmuştur. Bu yeni dönem Türk siyasetine birçok siyasi parti ve lider kazandırmıştır. Ancak bu otuz yıllık dönemin her on yıllık periyodun ardından gelen üç askeri darbe nedeniyle demokrasiye geçişin sancılı bir süreç olduğu söylenebilir. 1950-1980 yılları arasındaki otuz yıllık bu dönemi inceleyen bu çalışmanın amacı; bu otuz yıllık dönemde gerçekleşen sekiz genel seçimde iktidar ve ana muhalefet partilerinin seçim kampanyalarında kullandığı beyannamelerin ve afişlerin dilsel tercihler ve özelliklerini inceleyerek; hangi ikna stratejilerinin kullanıldığını, hangi toplumsal, politik, ideolojik olguları öne çıkarıldığını ve nasıl temsil edildiklerini araştırmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde siyasal iletişim, retorik, propaganda ve kampanya kavramaları tartışılmaktadır. İkinci bölümde 1950-80 yıllarının tarihsel arka planı incelenmektedir. Araştırma kapsamında CHP-DP/AP tarafından hazırlanan on üç seçim beyannamesinin içerik analizi yapılarak seçim kampanyalarının temaları belirlenmiştir. Bununla birlikte sekiz genel seçim için hazırlanan doksan dört afiş eleştirel söylem çözümlemesi metoduyla incelenmiştir. Afişi oluşturan metinler Teun A. Van Dijk'ın ideolojik kare ve iç grup-dış grup kutuplaştırma stratejisi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırmanın konusu olan CHP-DP/AP iktidar ve ana muhalefeti partileri gibi merkez sağ ve sol partileri de temsil etmektedirler. Bu anlamda çalışma, afişlerin gerek ideolojik gerekse iktidar/muhalefet ekseninde söylem farklılıklarını ortaya koymaktadır.

Ayşe Çelikbaş Aykut
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital iletişim çağında beğenilerin oluşumundaki yeni aracılar: Influencerların bireylerin beğenileri üzerindeki etki araştırması

Bireylerin sosyal medya platformlarında geçirdikleri sürenin her geçen gün arttığı günümüz dijital iletişim çağında; bilgi almak, haberdar olmak, eğlenceli vakit geçirmek, boş zamanları değerlendirmek, maddi manevi ihtiyaçlarını tatmin etmek başta olmak üzere çeşitli amaç ve nedenlerle bu platformlara bağımlı hale geldiğini söylemek mümkündür. Dijital medya platformlarındaki inluencerlar ise bu amaç ve nedenlerin hem oluşturulmasında ve yönlendirilmesinde hem de giderilmesinde önemli birer aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum dijital iletişim çağının önemli bir meselesi olarak görülmekte ve influencerların bu konumunu sorgulamaya açmaktadır. Bu çalışmada iletişim bilimleri literatürünün önemli bir araştırma sahası olan medya etkileri probleminden yola çıkarak, dijital medyanın bireyler üzerindeki etkilerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda çalışmada Lazarsfeld vd.'nin "kanaat önderi", Bourdieu'nün "kültürel aracılar" kavramı temel alınarak; influencerların kültürel aracı konumu ve bireylerin beğenileri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; dijital iletişim çağı, sosyal medya ve medyanın kültürel etkilerine yönelik literatür yazımından oluşmaktadır. İkinci bölüm; kültürel aracı, kanaat önderi, influencerlar ve beğeni kavramına ilişkin kavramsal bir çerçeve sunmaktadır. Üçüncü bölüm araştırma yöntemine odaklanırken, dördüncü bölümde araştırma bulgularına ve bulguların değerlendirilmesine yer verilmiştir. Çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde anket tekniği uygulanmış; influencerların bireyler üzerinde birer etkileyici olup olmadığının belirlenmesi için Tam'ın (2020) "Takipçiler Nezdinde Sosyal Medya Fenomenlerinin Kanaat Önderliği Ölçeği", influencerların bireylerin beğenileri üzerindeki etkisinin anlaşılması için ise yazar tarafından hazırlanan Influencerların Takipçilerin Beğenileri Üzerindeki Etkileri Ölçeği uygulanmıştır. Anket formlarından elde edilen veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma örneklemini Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) "Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması" (İBBS) Düzey 1'den Türkiye'yi temsil etme kabiliyeti olan 12 bölgeden seçilen 26 ilde yaşayan bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel bölümünde bireylerin zihnindeki influencer algısını ortaya koymak ve influencerların bireylerin beğenileri üzerindeki etkisine ilişkin elde edilen nicel verilerin güçlendirilmesi ve daha detaylı bilgiler elde edilebilmesi amacıyla mülakat tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırma örneklemi içerisinde yer alan 17 ilden toplamda 26 kişi ile yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakat çalışmasından elde edilen verilerle MAXQUDA 2024 programı kullanılarak tematik analiz yapılmıştır. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde; Türkiye'deki bireylerin influencerları ilgi alanlarına göre kültürel aracı olarak gördükleri ve onların beğenilerinden etkilendiği ortaya konmuştur. Ayrıca dijital medya platformlarındaki çeşitlilik ve influencer sayısındaki artış göz önünde bulundurulduğunda medyanın güçlü etkiler döneminin dijital medya ile şiddetini artırarak devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijital İletişim, Kanaat Önderi, Influencer, Kültürel Aracı, Beğeni

Ece Ergül
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Afete yönelik mobil uygulamaların bireysel kullanım düzeyinin incelenmesi

Dünya, doğal afetlerin getirdiği zorluklarla başa çıkmak zorunda kalan karmaşık ve dinamik bir gezegendir. Bu afetlerden biri olan depremler, özellikle aktif fay hatları üzerinde yaşayan insanlar için büyük bir tehdit oluşturur. Türkiye, bu konuda yüksek risk taşıyan ülkelerden biridir ve 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş'ta meydana gelen büyük deprem, bu gerçeği bir kez daha ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı, bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusundaki deneyimlerini ortaya koymak ve mobil uygulamalarla olan etkileşimlerini incelemektir. Araştırma kapsamında, bireylerin acil durumlarda bilgiye erişim, yardım kaynaklarına ulaşım ve iletişim araçlarını kullanma becerileri değerlendirildi. İlk olarak, mevcut acil durum mobil uygulamaları detaylı bir şekilde incelendi ve afet yönetiminde dijital iletişimin rolü üzerine kapsamlı bir literatür taraması yapıldı. Daha sonra, anket yöntemi kullanılarak Türkiye genelinde 254 kişiyle gerçekleştirilen bir çalışma ile bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusundaki deneyimlerini ölçüldü. Ayrıca, ilgili uygulama geliştiricileriyle yapılan nitel görüşmelerle, kullanıcıların ihtiyaçları ve bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusundaki deneyimlerini nasıl değerlendirildiği hakkında derinlemesine bilgiler toplandı. Bulgular, katılımcıların büyük bir kısmının mobil uygulamalar aracılığıyla afet durumlarında bilgiye ulaşmada ve yardım talep etmede yeterli mobil uygulama deneyimine sahip olduğunu göstermektedir. Ancak, belirli parametrelerin etkisi ile bireylerin afete yönelik mobil uygulama kullanımı konusunda farklılıklar bulunmuştur.Sonuç olarak, bu çalışma, mobil uygulama kullanım seviyesinin afet yönetimi ve kriz anlarında kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulamakta ve afet yönetiminde iletişim ve yardımlaşma amaçlı mobil teknolojiler kullanımına yönelik öneriler sunmaktadır.

Doğal afetlerGüvenli iletişim
Öznur Soy
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital oyunlar aracılığıyla empatik iletişim inşası

Dijital oyunlar, dijital çağa doğmuş ya da tanık olan çoğu bireyin gündelik yaşam pratikleri içinde geniş yer bulmaktadır. Gündelik yaşam pratikleri içinde yer bulması dolayısıyla değerini katlayan ve köklerini güçlendiren dijital oyunların, bireylerin empatik eğilimlerini (seçilmiş konu özelinde) olumlu yönde geliştirip geliştirmediği ya da değiştirip değiştirmediğini saptamaya çalışmak araştırmanın başat amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, dijital oyunlar evreni içinden, empatik iletilerin kodlanmış olduğu, savaş ortamı içinde savaşçı ya da askeri değil hayatta kalmaya çalışan sivillerin olduğu This War of Mine (Benim Savaşım) oyunu seçilmiştir. Sosyometrik örüntüde reddedilmiş konumda yani dezavantajlı duruma düşmüş olan savaşa maruz kalan kişilerin mevcuttaki çok yönlü durumuna vurguda bulunan This War of Mine oyununun, oyuncu/bireylerin algı, anlama, alımlama, anlamlandırma, anlayış çeperlerini genişletmesinin mümkün olup olmadığını saptamak için nitel yöntemlerden faydalanılmıştır. Araştırmada, çalışma grubunda yer alan oyuncu/katılımcılar ile nitel veri toplama tekniği olan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile ön ve son olmak üzere iki derinlemesine görüşme yapılmıştır. Çalışmada çalışma grubu olarak yer alan oyuncuların seçiminde gönüllülük esas alınmıştır. Gönüllü olanlar arasından This War of Mine oyununu oynamamış ve oyunu oynayabilecek teknik olanaklara sahip tüm kişiler (21 kişi) çalışma gurubu olarak belirlenmiş ve ön görüşmeler yapılıp veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz, içerik analizi ve nitel verilerin sayısal analizi teknikleri ile çözümlenmiş ve bulgular araştırmanın teorik metniyle ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Son olarak, araştırma bulguları, araştırmanın rehber edindiği Sembolik Etkileşim Kuramı ve Kültürel Göstergeler ve Ekme Kuramı ile ilişkilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın yöntem ve teknikleri ışığında gerçekleştirilen analizlerden elde edilen bulguların, teorik metinler ve kuramlar şemsiyesi altında ilişkilendirilmesi sonucunda, dijital oyun ile etkileşime giren oyuncuların, aktarılan iletilerin anlamları üzerinde düşünmüş, kendi benlikleri içinde var olan anlam/lar ile karşılaştırmış, harmanlamış ve bir yoruma ulaşmış olduklarını ve ayrıca örnek dijital oyunun bireylerin empatik eğilimlerini pozitif anlamda geliştirmiş, değiştirmiş ya da yeni empatik eğilimlerin doğmasına aracılık etmiş oldukları saptanmıştır. Başka bir deyişle; örnek dijital oyunun konusu özelinde, bireylerin kültive edilme, öğrenme, bilinçlenme, anlama ve anlamlandırma süreçleri içine girdiklerini ve dolayısıyla duyuşsal, bilişsel ve davranışsal empatik eğilimlerinin arttığı, geliştiği, pekiştiği ya da pozitif yönde rotalandığını söylemek mümkündür.

EmpatiEtkiletişimli iletişimEğitim iletişimi+6
Aslı İgit
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Özel yetenekli öğrencilere yönelik kişiler arası iletişim becerilerini destekleyici program modeli

Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin kişiler arası iletişim becerilerinin arttırılması için Özel Yetenekli Öğrencilere Yönelik Kişiler Arası İletişim Becerilerini Destekleyici Program Modeli geliştirmek ve bu program modelinin öğrencilerin çevrim içi ve çevrim dışı iletişim beceri düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışma kapsamında program modelinin alt yapısını oluşturmak için ADDIE; Analysis (Analiz), Design (Tasarım), Development (Geliştirme) Implementation (Uygulama), Evaluation (Değerlendirme) öğretim tasarım modeli kullanılmıştır. Katılımcıları belirlemek için 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında İzmit Bilim ve Sanat Merkezinde eğitim alan öğrencilere "İletişim" ve "Sosyal Medya Yeterlik" ölçme araçları uygulanmıştır. Sosyal medya ve iletişim becerileri düşük çıkan ve yaşları 13-18 olan ergenlerin gönüllü olanları arasından seçkisiz atama yöntemi ile 16'şar kişilik deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında 14 oturumluk bir iletişim programı geliştirilmiştir. Geliştirilen iletişim programına ÖYKİDEP (Özel Yetenekli Öğrencilere Yönelik Kişiler Arası İletişim Becerilerini Destekleyici Program) adı verilmiştir. Deney grubuna 14 oturumluk ÖYKİDEP programı uygulanmış, kontrol grubuna ise farklı konularda çalışmalar yapılmıştır. Veri toplama ve veri analizi süreçlerinde hem nicel ve hem de nitel yöntemlerin kullanılması söz konusu olup araştırma karma modelde desenlenmiştir. Veri toplamak için anket, gözlem, günlükler, nitel veri formları, video kayıtları ve görüşmelerden yararlanılmıştır. "İletişim" ve "Sosyal Medya Yeterlik" ölçme araçları program uygulamasından iki hafta önce ön test, programın tamamlanmasının ardından son test ve programın etkisinin kalıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla son oturumdan sekiz hafta sonra izleme testi olarak uygulanmıştır. Grup içi karşılaştırmalar için "Friedman" ile "Kruskal Wallis" testleri kullanılırken gruplar arası karşılaştırmalar için "Mann Whitney U" testi kullanılmıştır. Sonuçlar SPSS 22.00 programında analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, ÖYKİDEP modelinin deney grubundaki ergenlerin iletişim beceri düzeylerini arttırdığını ortaya koymuştur. Bu artışın izleme testi sonucunda kalıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Kontrol grubundaki ergenlerin ön-test, son-test ve izleme testi ölçümleriyle elde edilen iletişim ve sosyal medya yeterlik ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular tartışılarak gelecekte yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Kişiler arası iletişimSosyal medyaÖlçekler+2
Naif Kara
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yabancı basın gözüyle sosyal medyada Türkiye algısı: 15 Temmuz öncesi ve sonrası

Medyada tasarlanan her türlü haber toplumda algının şekillenmesine olanak tanımaktadır. Bir ülke hakkında farklı ülkelerdeki medyanın hazırladığı içerikler ise o ülke hakkında kamuoyunun fikir edinmesi açısından oldukça önemlidir. Yabancı basında yer alan Türkiye konulu haberler medyanın Türkiye'ye yaklaşımını yansıtabilmektedir. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye'de ve dünyada yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerin Türkiye boyutunun yabancı basına yansımaları ve yansıtılan Türkiye algısı analiz edilmiştir. Yabancı basında yer alan Türkiye'de yaşanan olayların nasıl haberleştirildiği araştırılmış ve bu haberlerin Türkiye ile ilgili yaklaşımları ortaya konulmuştur. Yabancı basında yer alan Türkiye ile ilgili haberlerin, konusu, türü, yansıtılma şekli gibi belirlenen kategoriler doğrultusunda gazetelerin kamuoyunda nasıl bir algı oluşturmak istediği araştırılmıştır. Bu bağlamda Türkiye algısı temel alınarak yabancı basına yönelik içerik analizi yöntemi kullanılmış ve içerik çözümlemesinde kullanılan kodlama yönergesinin ölçme kabiliyetiyle sınırlı tutulmuştur. Yabancı basını temsilen Amerika'dan The New York Times, Almanya'dan Bild, İngiltere'den The Guardian ve Fransa'dan Le Monde gazeteleri seçilmiştir. Gazetelerin 2016 yılı içerisinde Twitter hesaplarından paylaşmış olduğu haberler değerlendirmeye alınmış ve 15 Temmuz 2016 öncesi ve sonrası paylaşmış olduğu haberler belirlenen kriterlere göre karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda gazetelerin Twitter hesaplarından Türkiye ile ilgili 746 haber paylaştığı ve 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin gerçekleşmesinin ardından haber sayılarını arttırdığı gözlemlenmiştir. Elde edilen sayısal artış kodlama yönergesinde yer alan diğer kategorilerde de gözlemlenmiştir. Araştırmada nicel bulguların yanı sıra 2016 yılı içerisinde 12 ay boyunca örnekleme dahil gazetelerin paylaştığı haberlerden her ay sayısal oranlar dahilinde haberler seçilmiş ve nitel boyutu analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Algı, Algı Yönetimi, Medya, Askeri Müdahaleler, Yabancı Basın

15 Temmuz 2016 müdahalesiAlgıAlgı yönetimi+5
Sevcan Beşikci
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Medya temsilleri ve demokrasi ilişkisinde karşı-hegemonya girişimlerinin yeri; Uykusuz dergisi örneği

Fikirlerin belirlenme sürecine vurgu yapan ideoloji kavramı; eylem üreten bilinç inşacısı olarak hegemonik ilişkilere zemin oluşturmaktadır. Üstün ve baskın olana işaret eden hegemonya kavramı ise Gramsci'nin özgün bakış açısıyla; sivil alanda gelişen, egemen sınıfların bağımlı sınıflar üzerindeki ideolojik üstünlüğünü ifade etmektedir. Diğer bir deyişle; egemen sınıfın iktidarı elinde tutarken rıza ile baskı arasındaki dengede toplumsal yapının dokusunu yani kültürel egemenliği kazanmasını vurgulamaktadır. Politik önderliğin yerini ahlaki ve entelektüel önderliğe bıraktığı bu egemenlik anlayışında, değerler ve fikirlerin paylaşılarak ortak duyu halinde kabul görmesi söz konusudur. Dolayısıyla egemen hegemonyanın karşısında alternatif hegemonyalar kurmak için aydınların başlatacağı karşı-hegemonik söylemlere ihtiyaç vardır. Bu durum aynı zamanda tekseslilikten çoksesliliğe geçişi destekleyeceğinden demokrasinin topluma yayılması için kullanışlı bir alan olarak belirmektedir. Söz konusu kavramlar çerçevesinde demokrasinin işlerliğinde medyanın konumunu belirlemek üzere yola çıkan bu araştırma; Uykusuz Dergisinin 2010-2020 yılları arasındaki kapak karikatürleri üzerinden ideolojik temsilleri ve bu temsilleri üretmek için kullandıkları karşı-hegemonik stratejileri belirlemeyi ve bu girişimlerin demokrasiye katkısını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada politik mizah unsuru olarak ele alınan karikatürler; adaletsizliklerin hegemonyanın en duyarlı alanı olmasıyla 'adalet' ana başlığı etrafında sınırlandırılmıştır. Nitel özellik taşıyan bu araştırmada geniş alanda örnekleme yapılabilmesi için doküman incelemesi yapılmıştır. Doküman olarak ele alınan Uykusuz dergisi kapak karikatürlerine toplumsal bağlamla anlaşılabilecek çok yönlü yapısının açığa çıkarılması ve politik- güç ilişkilerinin anlaşılabilmesi için söylem analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; Uykusuz dergisinin adaletsiz uygulamaları ifşa ederek muhalif bir duruş sergilediği, dolaşımdaki sembolik içeriklere karşı sembolik içeriklerle cevap verdiği ve karşı-hegemonik söylem aracılığıyla alternatif bir bilgi edinme yolu sunduğu; bu yönleriyle demokratik işleyişe katkı sağladığı görülmektedir. Araştırmanın çıktısı olarak karşı-hegemonik söylemin belirli stratejiler etrafında uygulandığı tespit edilerek bir kavramsallaştırmaya gidilmiştir. Sonuç olarak politik mizahın çeşitli yöntemler aracılığıyla bireylerde şüphe uyandırdığını, şüphenin de eleştirel bakış açısı için başlangıç noktası olduğunu, kamusal alanın yeniden şekillendirilmesi dolayısıyla demokrasinin işlerliği için uygun bir alan sunduğunu söylemek mümkündür.

Alternatif medyaAlthusser, LouisDemokrasi+7
Burcu Şüheda Şimşek
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağının sosyal medya kullanım alışkanlıklarıyla değerlerin incelenmesinde medya okuryazarlığının önemi: Sakarya Üniversitesi iletişim fakültesi örneği

Değerler, iyi ve kötü olanı anlamada toplumu yönlendiren kıstaslardır. Sosyal medya araçlarının kullanımıyla farklı değerlerle karşılaşan birey, bunlardan etkilenmektedir. Sosyal medya ve yaşama yansıyan pratikleri, değerleri dönüşüme uğratmaktadır. Sosyal medyaya yansıyan evrensel değerler bireyin kendine ait değerleriyle uyumsuzluk gösterebilmektedir. Bu durumda sorgulayan zihnin devreye girmesi gerekmektedir. Z kuşağı iyi bir medya okuru olmak durumundadır. Z kuşağının sosyal medya kullanımlarında insani, ahlaki, kültürel ve etik değerleri koruyup korumadığı durumunu ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma odak grup görüşmesi ve nicel analiz yöntemi ile ele alınmıştır. Araştırma evreni 1995 yılından sonra doğan olan Z kuşağıdır. Araştırma örneklemini ise 265 kişiden oluşan Sakarya Üniversitesi öğrencileri oluşturmaktadır. Nitel yöntem için; odak grup görüşmesi yapılmış Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden Z kuşağını temsilen 5 öğrenci seçilmiştir. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkarılan bulgular incelenip, sosyal medya alışkanlığının Z kuşağı üstündeki etkisi Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndeki öğrencilerin katılımı tespit edilmiştir. Araştırma sonucuna göre öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıkları sahip olunan değerleri olumsuz açıdan etkilemektedir. Medya okuryazarlığı eğitimi ise öğrencilerin saygı değerlerini arttırmaktadır.

AlışkanlıklarDeğerlerKuşak farklılıkları+5
Yeşim Yardımcı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağının sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içi iletişime etkisi: Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği

Aile, toplumun iletişim ve etkileşim kurduğu ilk yerdir. Yeni iletişim teknolojilerinin ortaya çıkması ile birlikte insanların sosyal medyayı kullanım alışkanlıkları da değişmektedir. Sosyal medyayı kullanım alışkanlıklarının değişmesi, aile içi iletişimi etkilemektedir. Sosyal medyayı kullanım amaçları aile içi iletişimde olumlu ve olumsuz sonuçları ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada Z kuşağı olan üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içindeki iletişime etkileri ön plana çıkarılmaktadır. Bu doğrultuda birinci bölümde Z kuşağı ve sosyal medya, sosyal medya kullanımının aile içi iletişime etkisi incelenerek araştırmanın bulgularına da son bölümde yer verilmiştir. Araştırmanın diğer araştırmalardan farkı ise üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içi iletişime etkisinin Z kuşağı üzerinden ele alınmasıdır. Z kuşağı olan üniversite öğrencilerin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içi iletişime etkileri tespit edilirken nicel araştırma yöntemlerinden anket uygulanmıştır. Çalışmada anket Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine uygulanmıştır. Elde edilen bulgular ise SPSS 25.0 programı ile ölçülmüş ve yorumlanmıştır. Elde edilen nicel bulgular ile etkili bir aile içi iletişimin nasıl olması gerektiği tespit edilecektir. Bulgulara göre öğrencilerin sosyal medya kullanımları aile içi ilişkilerinin olumsuz etkilememektedir.

AileAile içi iletişimSosyal medya+3
Fatma Alp
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversitelerde kurumsal imaj: Sakarya Üniversitesi imajına yönelik ampirik bir araştırma

Bireylerin bir kuruluşa ilişkin zihninde oluşan algı olarak tanımlanan kurumsal imaj kavramı firmaların varlıklarını sürdürebilmeleri noktasında önemlidir. Kurumsal imaj, bir kuruluşun güvenlik personelinden üst düzey çalışanına, tüketiciye sunulan ürün ya da hizmetin ambalaj ve renginden iletişim faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Birçok unsurun bir araya gelmesiyle oluşan kurumsal imaj kavramı kuruluşun rekabet ortamında varlığını devam ettirmesine ve tercih edilebilirliğini arttırmasına yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla bilinçli gerçekleştiren kurumsal imaj çalışmaları, kuruluşların rakiplerinden farklılıklarını ortaya koyarak tercih edilmesini sağlayacaktır. Bu yüzden her geçen gün sayıları artan üniversitelerin varlığını devam ettirebilmeleri olumlu imaja sahip olmalarıyla mümkündür. Çalışmanın temel amacı, Sakarya Üniversitesinin kurumsal imajının öğrencileri tarafından nasıl algılandığını ve kurumsal imajın oluşmasında önemli olan unsurların neler olduğunu ortaya koymaktır. Alan araştırması çevresinde çalışmanın amacına uygun verilere ulaşabilmek için derinlemesine görüşme ve anket tekniği uygulanmıştır. Amaçlı örnekleme tekniğiyle seçilen 650 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan verilere göre, Sakarya üniversitesi öğrencilerine göre üniversitenin kurumsal imajı orta düzeydedir. Dolayısıyla Sakarya üniversitesi, kurumsal imaj çalışmalarına daha fazla önem vermelidir. Bunun yanı sıra öğrencilere göre Sakarya Üniversitesi'nin kurumsal imajını belirleyen unsurlar kurumsal iletişim, kurumsal kalite, sosyal-kültürel faaliyetler, sosyal sorumluluk ve kurumsal kimliktir. Bunun yanı sıra Sakarya Üniversitesinin kurumsal imajının öğrencileri tarafından değerlendirilmesinde katılımcıların çeşitli demografik özelliklerine göre farklılıklar vardır.

Kurum imajıSakarya ÜniversitesiÜniversiteler+1
Seval Ürkmez
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital pazarlama bileşenlerinde duygusal zekâ ve big datanın önemi

Pazarlama kavramı; çağın her dönemine konu olarak, birbirinden farklı birçok tanımla literatürdeki yerini almıştır. Sürekli gelişen ve kendini yenileyen pazarlama kavramı, big data endüstrisini de arkasına alarak markaların vazgeçilmez bir parçası haline dönüşmüştür. Big data endüstrisi ile kendini sürekli yenileyen ve besleyen dijital pazarlama faaliyetleri, geleneksel pazarlama faaliyetlerini gölgede bırakmış ve markalara çok daha az maliyetle, direkt olarak hedef kitlelerine ulaşabilme imkânı tanımıştır. Popüler kültürün etkisi altında daha da güçlenme imkânı bulan dijital pazarlama; bireyi kendinden bile daha iyi tanıyan algoritmalar geliştirmiştir. Pazarlanmak istenilen herhangi ürün veya hizmet; doğru zamanda, doğru yerde markaların hedef kitlelerine gösterilerek; markaların müşterileri tarafından hangi ürüne ihtiyaç duyduklarını, hangi ürün veya hizmeti satın alma faaliyetleri gösterdiklerini, hangi ürün veya hizmeti kaç dakika boyunca inceledikleri gibi yüzlerce alt kırılıma dayanan verileri sadece birkaç dakika içinde markalara sunulan birer sistem haline dönüşmüştür. Markaların dijital pazarlama faaliyetlerini algoritmalar nezdinde fark edilir kılmak için yaptığı birçok teknik bileşen olmasına karşın, hitap ettikleri kesimin bir insan faktörü olmasından dolayı tüm pazarlama süreçlerini psikoloji ile temellendirmeleri dijital pazarda tutunmaları için oldukça önem teşkil etmektedir. Araştırmada dijital pazarlama ve big data endüstrisinin bileşenlerine yer verilirken; tüm bu süreçleri temellendiren ve şekillendiren insan faktörünün duygusal zekâ süreçleri, dijital pazarlama faaliyetlerini çerçeveleyen bir unsur olarak ele alınmış ve ele alınan süreçler bulgularla desteklenmiştir. Dijital pazarlama faaliyetleri içerisinde verilerin ve psikolojik unsurların öneminin araştırıldığı bu araştırmada, big data endüstirinden beslenen markaların etkinlik düzeyini ölçümlemek adına nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Sakarya Üniversitesi iletişim Fakültesi Öğrencilerine anket uygulaması yapılarak, araştırma bulguları SPSS verileri ile desteklenmiştir.

Büyük veriDuygusal zekaPazarlama+4
Nida Buran
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İletişim kurumunda çalışan personellerin sosyal medya kullanım düzeyleri: TRT örneği

Sosyal medya, kamuoyu ve politika alanında büyük bir rol oynamaktadır. Sosyal ağlar bireylerin iletişim biçimlerini değişmiştir. Sosyal medya katılımcıların etkinliklerine bağlı olarak, toplumsal ilişkilerin güçlenmesini sağladığı gibi, bireylerin toplumsal hayatlarında büyük rol oynamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı bir iletişim kurumu olan TRT'de çalışanların sosyal medya kullanım düzeylerinin belirlenmesidir. TRT'de çalışan 436 personel üzerinden gerçekleştirilen araştırma anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; 1-5 yıl, 6-10 yıl ve 11-15 yıl arasında çalışma süresine sahip olan katılımcıların sosyal kullanım düzeylerinin 16-20 yıl aralığında çalışanlara oranla; 21 yıl ve üzerindeki katılımcılara göre, 41-50 yaş aralığında olan katılımcıların bilişsel kullanım düzeylerinin 31-40 yaş aralığındaki katılımcılara göre; 21 yıl ve üzerinde çalışma süresine sahip olan katılımcıların bilişsel kullanım düzeylerinin, 16-20 yıl aralığında çalışma süresine sahip olan katılımcılara göre; 11-15 yıl ile 21 yıl ve üzerinde çalışma süresine sahip olan katılımcıların bilişsel kullanım düzeylerinin 1-5 yıl aralığında çalışma süresine sahip olan katılımcılara göre; Whatsapp'ı en yoğun şekilde kullanan katılımcıların bilişsel kullanım düzeylerinin Instagram, Twitter ve Youtube'u en yoğun şekilde kullanan katılımcılara göre; kadın katılımcıların sosyal medya kullanım ölçeği faydacı kullanım alt boyutuna belirttikleri görüşlerin erkeklere göre; 6-10 yıl arasında çalışma süresine sahip katılımcıların faydacı kullanım düzeylerinin 21 yıl ve üzerinde çalışma süresine sahip katılımcılara göre; internette 8 saat ve üzerinde zaman geçiren katılımcıların faydacı kullanım düzeylerinin 0-1 saat arasında zaman geçirenlere göre daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte sosyal medyada 4-5 saat arası zaman geçiren katılımcıların faydacı kullanım düzeylerinin 0-1 saat arasında zaman geçirenlere göre daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir

PersonelSosyal medyaTRT+5
Mesut Eker
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya kullanımının Z kuşağı üzerindeki bağımlılık yansımaları

Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi gündelik yaşamın bütün alanlarını etkilerken, Web 2.0 teknolojisi hem medyanın hem de bireyin tüm parametrelerini değiştirmiştir. Bu değişimle birlikte ortaya çıkan sosyal medya platformları, kullanıcıları medyanın tüketim kısmından alıp içerik üretebilen bir konuma yerleştirmiştir. Bu değişimler birtakım dijital hastalıkları da beraberinde getirmiştir. Dijital yetkinlikleri ile ön plana çıkan z kuşağı bireyleri, sosyal medya araçlarını yaşamlarının merkezine koymakta ve aşırı sosyal medya kullanımına bağlı olarak bağımlılık sorunları yaşayabilmektedir. Çalışmada ise, sosyal medyanın, z kuşağı bireylerinin hayatında ne denli yer kapladığını, sosyal medya bağımlılığının bireylerin günlük yaşamına olan etkilerini ve bu etkilerin demografik değişkenliklere bağlı olarak değişiklik gösterip göstermediğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma evrenini Sakarya Üniversitesi'nin 48.748 öğrencisi oluştururken, araştırma örneklemini ise 300 kişiden oluşan Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel analiz yöntemi kullanılmış olup, veriler anket yoluyla toplanmıştır. Araştırma sonucuna göre Z kuşağı bireylerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri "az bağımlı" olarak çıkarken cinsiyete, yaşa ve günlük kullanım sürelerine göre farklılaşmalar tespit edilmiştir. Buna göre kadınların sosyal medyada daha fazla meşgul olduğu, yaşı küçük bireylerin sosyal medya bağımlısı olma eğilimlerinin daha yüksek olduğu ve kullanım süresine paralel bireylerin bağımlılık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla beraber ulaşılan tüm bulgular birçok iletişim teorileriyle beraber yorumlanmaya çalışılmıştır.

BağımlılıkKuşaklarSosyal medya+3
Adem Sarı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İyi niyetli kötü adamlar: Sinemada güncel kötülerin ve göreli kötülüğün doğası üzerine

Bu tez çalışmasında son on yıl içerisinde gösterime girmiş üç popüler sinema filmi Kingsman: Gizli Servis (Vaughn, 2014), Cehennem (Howard, 2016), Yenilmezler: Sonsuzluk Savaşı (Russo ve Russo, 2018) içerdikleri benzer niyet ve motivasyona sahip tartışmalı antagonistlerin etik açıdan hangi noktada bulundukları; anlatıların içerisinde yerleştirildikleri gibi birer kötü karakter olup olmadıkları ele alınmıştır. Yapılan çalışmada öncelikle Greimas'ın gösterdiği yönde geliştirilen kapsamlı bir göstergebilimsel yöntem kullanılmıştır. Buna göre ele alınan çalışma nesneleri söylem çözümlemesi, anlatı çözümlemesi ve temel mantıksal yapı çözümlemesine ek olarak diyalektik temel yapı çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Ardından varoluşsal etik sistemlerin düşünsel temeli merkez alınarak farklı ve daha kapsayıcı bir etik perspektif önerilmiş ve ele alınan karakterler önerilen söz konusu etik perspektife göre değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda ele alınan karakterlerden ikisinin geleneksel karakter kategorilerinin dışında bir doğaya sahip olduğu görülmüş ve bu bağlamda Negatif-kahraman başlığı altında yeni bir karakter türü önerilmiştir. Söz konusu negatif kahraman olarak tanımlanan karakterlerin (Cehennem filminin antagonisti Zobrist ve Yenilmezler: Sonsuzluk Savaşı filminin antagonisti Thanos) ortaya konan etik perspektif açısından birer kötü karakter olarak nitelenemeyeceği sonucuna varılmış, bunun dışındaki negatif-kahraman olarak tanımlanmayan bir karakterin ise (Kingsman: Gizli Servis filminin antagonisti) konumlandırıldığı ahlaki noktayla paralele olarak kötü bir karakter olduğu görülmüştür.

AhlakAhlak felsefesiEtik+6
Muhammed Oğuzhan Şahin
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yumuşak güç algısında Türk televizyon dizileri

Ülkelerin savaş, ekonomik yaptırım gibi sert güç kullanmadan diğer ülkeler üzerinde popülaritesini artırmak anlamına gelen yumuşak güç, son dönemde gerek uluslararası ilişkiler gerekse de iletişim bilimleri disiplininde çalışılan popüler bir konu haline gelmiştir. Bu noktada yumuşak güç, bir ülkenin kültürel değerlerinin, diğer ülkeler üzerindeki algıların şekillendirilmesindeki etkisine odaklanır. Kültürel etkilerin transferinde ise medya önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle televizyon dizilerinin, ülkelerin değerlerini, kültürlerini, alışkanlıklarını diğer ülkelere aktarmada çok etkin olduğu, bu bağlamda diğer medya yapımlarından daha çok dikkat çektiği ifade edilebilir. Kültürel transfer hususunda dizilerin etkinliği bilimsel çalışmalarla incelenirken, bu etkinlik genellikle Batı ülkelerinin üretmiş olduğu televizyon dizileri örnekliğinde ele alınmaktadır. Fakat Türkiye de son dönemde diziler üzerinden dünyaya kültürel değerlerini aktaran bir ülke haline gelmiştir. Özellikle 2000'li yıllara kadar dizi ithal eden bir ülke konumunda olan Türkiye, 2000'li yıllardan itibaren bu sektörde önemli adımlar atmıştır. 2000'li yıllardan itibaren çekilen yapımlar/diziler yurt dışına ihraç edilmeye başlanmıştır. Bu dizilerden elde edilen gelir 2008 yılında 100 bin dolar iken, bu rakam 2018 yılına gelindiğinde yaklaşık 400 milyon dolara ulaşmıştır. Bu anlamda, Türkiye'nin gelişim gösterdiği süreç araştırılması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, bir kültürel etkileşim ve yumuşak güç aracı olarak Türk dizilerinin rolü, Türkiye'de eğitim gören yabancı uyruklu öğrenciler örneğinde incelenmiştir. Çalışma kapsamında ilk olarak yurt dışına en çok ihraç edilen beş Türk dizisi içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Ardından, Türkiye'de eğitim gören 662 yabancı uyruklu öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırmanın nitel analizi sonucunda Türk dizilerinde, Türkiye'nin kültürel değerlerinin olduğu gibi temsil edilmediği, Türk dizilerinde genellikle İstanbul'daki çeşitli mekanların cazibe unsuru olarak gösterildiği ortaya konmuştur. Diğer taraftan öğrencilerin de diziler aracılığı ile Türkiye'yi ve Türk kültürünü tanıdığı, bu anlamda dizilerin Türkiye'nin yumuşak gücünde pozitif rol oynadığı tespit edilmiştir.

DizilerTelevizyon dizileriUluslararası ilişkiler+2
Şerif Arslan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin geleneksel medya kullanım biçimleri (Sakarya Ferizli L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu örneği)

Bu çalışmada cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin geleneksel medyayı kullanım biçimleri araştırılmıştır. Çalışmanın amacı cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin geleneksel medyayı kullanım biçimlerini tespit etmektir. Alanyazında konuyla ilgili yapılan araştırmaların kısıtlı olması bu çalışmanın önemini arttırmaktadır. Çalışma, nicel bir çalışma olup, genel tarama modelinde tasarlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Sakarya ilinde bulunan Ferizli L Tipi kapalı ceza infaz kurumunda yer alan tutuklu ve hükümlüler oluşturmaktadır. Örneklem ise evrende yer alan 50 kadın ve 50 erkekten olmak üzere 100 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı yazar tarafından yapılan literatür taraması sonucunda oluşturulmuştur. Veri toplama aracı 2 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde 6 sorunun yer aldığı demografik bilgiler formu yer almaktadır. İkinci bölümde ise katılımcıların geleneksel medya araçlarını kullanım alışkanlıklarını tespit etmek için oluşturulan 13 soru yer almaktadır. Yapılan bu araştırmada kategorik değişkenler için frekans ve yüzde değerleri hesaplanmış ve raporlanmıştır. Tüm analizler SPSS 23 programı ile yapılmıştır. Araştırma sonunda, katılımcıların %46'sının günde 4-7 saat ve %36'sınında günde 1-3 saat TV izlediği tespit edilmiştir. Katılımcıların gündüz kuşağında izledikleri yayınların dağılımı incelendiğinde, %59'unun haber bülteni, %28'inin dizi ve %20'sinin yarışma izlediği tespit edilmiştir. Gece kuşağında izlenen yayın türleri dağılımları incelendiğinde, %52'sinin dizi, %37'sinin haber bülteni, %19'unun tartışma programı izlediği tespit edilmiştir. Katılımcıların önemli bir oranı geleneksel medya araçlarının kendilerine birçok açıdan yarar sağladığı düşüncesindedir. Buna karşın kişisel gelişim ve gündemden haberdar olmak için kullanıcıların oranı da yüksek bulunmuştur. Radyonun en sık tercih edilen kitle iletişim aracı olduğu görülmektedir.

Ceza infaz kurumlarıHükümlülerMedya+6
Hülya Kırmızı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital çağda medyanın psikolojik gücü: Gündem birleştirme yaklaşımı çerçevesinde sosyal medya kullanımı ve algı yönetimi

Bu çalışma, psikolojik güç ya da ideolojik bir güç olarak konumlandırılan sosyal medyanın, algı yönetimi ve gündem birleştirme sürecinde nasıl bir etkisinin olduğunun ortaya çıkarılması etrafında örgütlenmektedir. Bu doğrultuda İletişim Başkanlığının sosyal medya kullanım pratiklerinin belirlenmesi ve bu kullanımın algı yönetimi ve gündem birleştirme sürecine etkisinin ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Araştırma hem nicel hem de nitel karakter taşıması nedeniyle karma yöntem özelliği taşımaktadır. Araştırmanın deseni, "Yakınsayan paralel karma yöntem deseni" olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde literatürden yola çıkarak kavramsal olarak gerekçelendirilmiş iki farklı model oluşturulmuş, bu modellerin test edilmesi amacıyla istatistiki yöntem olarak yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Bu modellerin test edilebilmesi doğrultusunda geliştirilen ve iki bölümden oluşan anket aracılığı ile 533 katılımcıdan veriler toplanmış; bu veriler SPSS 20.0 ve Amos 19.0 istatistik programları kullanılarak analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen anket uygulaması ile hem genel anlamda sosyal medya kullanımı ile ilgili hem de İletişim Başkanlığı özelinde araştırma sonuçları ortaya konulmuştur. Nitel bölümde ise İletişim Başkanlığı resmi Twitter hesabı üzerinden paylaşmış olduğu iletiler Maxqda 2022 paket programı kullanılarak içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, genel anlamda sosyal medya kullanımının algı yönetimi üzerinde doğrudan bir etkisinin olmadığı, fakat gündem birleştirme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek kuvvette doğrudan bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında gündem birleştirmenin algı yönetimi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve doğrudan bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. İletişim Başkanlığı sosyal medya kullanımının ise algı yönetimi üzerinde doğrudan anlamlı etkisinin oldukça düşük fakat gündem birleştirme değişkeni üzerinden dolaylı etkisinin oldukça güçlü olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla sosyal medya gündem birleştirme üzerinden algı yönetimini şekillendirmektedir. Ortaya çıkan nicel bulgular ile nitel bulgular birleştirildiğinde; İletişim Başkanlığının sosyal medya kullanım pratikleri bağlamında paylaşımların daha çok bilgilendirme, duyuru ve Cumhurbaşkanı ile ilgili konular özelinde gerçekleştiği, diğer konularda paylaşımların oldukça sınırlı olduğu sonucuna varılmış ve bu konu hakkında öneriler sunulmuştur.

Algı yönetimiDijital platformlarGündem belirleme+3
Ahmet Koçyiğit
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Haber önemliyse gelir beni bulur algısı ve yarattığı okur tipi

Dünya üzerinde her saniye milyonlarca yeni gelişme oluyor ve sadece bazıları haber haline geliyor. Ancak yine de bu düzeyde bir haber akışına ayak uydurmak profesyonel habercilerin bile altından kalkamayacağı kadar büyük bir yük. Sıradan okurlar ise kişisel tercihleri ve koşullara göre haberlere yöneliyorlar. Bu bilgi bombardımanın ortaya çıkardığı okur tiplerinden biri de "Haber Önemli ise Beni Bulur" diye düşünen topluluktur. Avrupa ve ABD'de varlığı ispatlanmış bu kitleyle ilgili Türkiye'de bir araştırma yapılmamıştır. Bu çalışma o açığı kapatmak ve aynı zamanda dijital okur tiplerini de tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Ancak araştırmanın asıl peşinde olduğu soru haberin önem derecesine göre kendisini bulacağını düşünen kitlenin hangi haberleri hangi koşul ve kanıyla kabul ettiğidir. Bu doğrultuda araştırmaya medyanın etkileri araştırmalarında dijitalleşme ile yeniden önem kazanan Seçici Maruz Kalma Kuramı kılavuzluk etmiştir. Nicel bir paradigma ile tasarlanan araştırma için Dijital Haber Okuru, Haber Önem Değeri ve Haber Önem Algısı adı altında üç ayrı ölçek geliştirilmiştir. Söz konusu ölçekler ile iki ayrı Yapısal Eşitlik Modeli oluşturularak araştırma konusunun altında yatan gizil değişkenler test edilmiştir. Araştırma sonucunda Önemliyse Beni Bulur diyen kitlenin varlığı ispatlanmıştır. Bu kitlenin haber seçiminde etkileşimin ön planda olduğu anlaşılmıştır. Söz konusu kitlenin haber algısında ruh halinin, yakın mesaj isteminin, çatışmadan kaçış ihtiyacının ve daha az efor yöneliminin etkili olduğu ortaya çıkmıştır.

Kürşat Özmen
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yükseköğretim öğrencilerinin dijital ayak izi farkındalıkları ve yaşantıları üzerine bir araştırma (Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği)

Bilgisayar ve internet teknolojileri hayatımıza girdiği tarihten bu yana sürekli gelişmekte ve her geçen gün daha da karmaşık bir hal almaktadır. Teknolojik imkânların artması ve dünyanın dört bir yanındaki kişilerin bu imkânlara eskiye göre daha kolay erişebilmesi de alanın daha detaylı açıklanması ve getirilen yeniliklerin incelenmesini gerekli kılmaktadır. Dijital ayak izi kavramı da bu noktada önem kazanmakta ve internet kullanıcılarının siber ortamda arkalarında bıraktıkları izlerin farkında olup olmadıkları sorusu hayati bir soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Gündelik hayatta gerçekleştirilen birçok faaliyetin sanal dünyaya taşınması, kişiye bu yeni teknolojik ortamda davranışlarının kaydedildiğine dair dijital ayak izi farkındalığı kazandırmalıdır. Bu doğrultuda yükseköğrenim öğrencilerinin teknoloji kullanımlarının diğer yaş gruplarına göre daha fazla olduğu bilindiğinden, çalışma üniversite öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin dijital ayak izi farkındalık ve yaşantı durumlarının hangi düzeyde olduğunu belirlemektir. Çalışmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında eğitimine devam eden Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklem grubu SAÜ İletişim Fakültesi'nde öğrenim gören 140 erkek ve 148 kadın, toplam 288 kişidir. Veri toplama aracı olarak Yükseköğretim Öğrencilerinin Dijital Ortamları Kullanma Durumları Anketi kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS 29 programında; Frekans Dağılımı, Bağımsız Örneklem t-Testi, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda katılımcıların dijital ayak izi farkındalıklarının yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların dijital ayak izi yaşantı durumu ise düşüktür. Kadın öğrencilerin dijital ayak izi farkındalıkları ise erkek öğrencilerden daha yüksektir.

Sayısal ortamSosyal medyaÜniversite öğrencileri+1
Neslihan Açmacı Afyon
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2000 sonrası Türk sineması'nda Balkan göçmenlerinin temsili

2000'li yıllardan itibaren ilerleyen dönem içinde Türk Sineması'nda Balkan göçmenlerinin temsili incelenmiştir. Türk Sineması'nda göçmen karakterler toplumsal kimlikleri bağlamında ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Çalışmada içerik analizi yöntemiyle film incelemesi yapılmıştır. Filmlerde Balkan göçmenlerinin kültürel yaşamları ve göç süreçleri içinde bulundukları coğrafyada yaşanan savaşlar sonucu değişen sınırlar, rejimler ve siyasi yapılarla birlikte şekillendiği görülmektedir. Balkan göçmenlerinin Türk Sineması'ndaki temsilini görmeyi amaçladığımız bu çalışmada 2000 sonrası çekilen Dedemin İnsanları, Limonata, Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu, Kaçış 1950, Uzun Hikâye adlı Türk filmleri sosyolojik, kültürel, psikolojik boyutlarıyla ve sinematografik açıdan analiz edilmeye çalışılmıştır. Filmlerin çözümlenmesi sürecinde göç olgusunun bireylerin hayatlarında önemli izler bıraktığı gözlemlenmiştir. Balkan göçmenlerinin doğdukları yere, oradaki ilişkilerine, kültürel yaşamlarına, göç edilen yere uyum sağlamalarına, sahip çıktıkları kimliklerine, yaşadıkları ötekileştirme sorunlarına yapılan araştırmalar neticesinde ve izlenilen sinema filmleri aracılığıyla tanık olunmuştur.

Balkan TürkleriBalkanlarGöçler+5
Metehan Yılmaz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk sinemasında maden işçisi temsili

Emeğini ücret karşılığında mübadele eden herkes işçi olarak tanımlanmaktadır. İşçilerin sermaye ve egemen kapitalist ideolojiyle çatışması, kendi çalışma deneyimleri ve içinde yaşadıkları kültürün de etkisiyle diyalektik bir bütün oluşturarak işçileri sınıfsallaştırmaktadır. Bu noktadan hareketle işçi sineması da seyircisine, işçilerin yaşadığı söz konusu deneyimleri ve çatışmayı, bütün olarak kültürel değerlerle birlikte bir sürece vurgu yapan bir sinema deneyimiyle sunmak zorundadır. Çalışmanın temel amacı bu sürecin bütün unsurlarının parçalara ayrılarak Türk sinemasında maden işçisi görünen filmlerde işçilerin nasıl temsil edildiğinin ve bu parçaların bütünleşerek sinema filmi içerisinde sınıfsal bir temsile dönüşüp dönüşmediğinin incelenmesidir. Ele alınan filmlerde ekonomik ve kültürel unsurlar tematik olarak kategorize edilmiş, film kişileri ve çatışma analiziyle film kişilerinin maden işçiliği özelinde üretim ilişkilerine ve kültürel alana dair konumları belirlenmiştir. Bu belirlemeden sonra tematik kategoriler içerik analizi yöntemiyle ele alınarak filmlerdeki sınıfsal pratikler ortaya konulmak istenmiştir. Şehirdeki Yabancı, Yaşam Kavgası, Maden, Bir günün Hikâyesi, Ekmek, Yük, Kelebeğin Rüyası, Güven ve Lacivert Gece filmleri üzerine yapılan analizlerin sonucunda film ana kişisi ya da yan kişisi olarak işçi görülen filmlere, salt kişileştirmelerinin maden işçisi olmasından dolayı işçi filmi denemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. İşçi sinemasının işçi sınıfıyla ilgili çatışma içermesi ve işçilerle ilgili sınıfsal bir düşünce üretmesi gerektiği ortaya konulmaktadır. Dolayısıyla Türk sinemasında maden işçisi temsilinin, sınıfsal oluşum ve bilinçlenme süreçlerini, üretim ilişkileriyle bütünlüklü olarak ele alan filmlerde tam anlamıyla gerçekleştiği, bireyler üzerinden sadece birtakım sınıfsal deneyimlerin aktarıldığı filmlerde ise, sınıfsal olana dair kısıtlı izlenimler vererek gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.

EmekMaden işçileriSinema+3
Kamer Özyurt
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akademisyenlerin ikinci üniversite ile ilgili görüşleri: Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi örneği

Uzaktan eğitim, yüz yüze eğitim sisteminin alternatifi olarak Türkiye'de de yaygın olarak kullanılmaktadır. Uzaktan eğitim alt yapısına sahip olan açık öğretim sistemi, birçok insan için tercih sebebi olmaktadır. En az ortaöğretim mezunu olan herkes açık öğretim hizmeti sunan üniversitelerinin hedef kitlesi olmaktadır. Sınavsız ikinci üniversite uygulaması ise yükseköğretim öğrencileri ve mezunlarının yararlanabildiği bir uygulamadır. Türkiye'de bu sistemi ilk olarak Anadolu Üniversitesi uygulamaya başlamış daha sonra birçok üniversite de uygulamaya başlamıştır. Açık öğretim ve ikinci üniversite sisteminin daha fazla üniversite bünyesinde uygulanmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı açıköğretim sisteminin esas hedef kitlesi olması beklenmeyen akademisyenlerin açıköğretim ve ikinci üniversite uygulamalarına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Bu amaç hazırlanan anket formu Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde uygulanmış ve uygulama sonucunda geçerli 299 anket formu elde edilmiştir. Anket verileri istatistik programı araçlığıyla analiz edilmiştir. İstatistiki analizler sonucunda akademisyenlerin açık öğretim ve ikinci üniversite uygulamalarına ilişkin pozitif bakış açılarına sahip oldukları hatta akademisyenlerin yaklaşık %30'unun bu sistemden yararlanmayı düşündükleri görülmüştür. Ayrıca açıköğretim öğrencisi olan akademisyenlerin yaklaşık %64'ü bu öğrenciliği hobi olarak gördüğünü belirtmişlerdir.

AkademisyenlerAçıköğretimSayısallaştırma+2
Emrah Pamuklu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyada ifade özgürlüğü bağlamında işlenen suçlar

Son zamanlarda internet teknolojileri hızlı bir gelişme göstermiştir. İnternet teknolojilerindeki gelişmeler ve internet teknolojilerinin sunduğu hizmetler yeni bir kavram olan "sosyal medya" kavramını ortaya çıkartmıştır. Hızla gelişen ve değişen sosyal medya, ifade özgürlüğünün en yeni ve etkin kullanım alanını oluşturmuştur. Hayatın her alanında yer alan sosyal medya, ifade özgürlüğü açısından sağladığı yararların yanında ifade özgürlüğü bağlamındaki suçların işlenebileceği yeni bir ortam haline gelmiştir. Suçların ortaya çıkış biçimlerini değiştiren sosyal medya ile ifade özgürlüğü bağlamında işlenebilecek olan suçların yakın bir ilişkisi mevcuttur. Ancak bu konu üzerine yapılan önceki çalışmaların, yalnızca sosyal medya ve ifade özgürlüğü ekseninde ele alındığı görülmüştür. Bu sebeple çalışmada, sosyal medya aracılığıyla ifade özgürlüğü bağlamında işlenebilecek suçlar irdelenmiştir. Çalışmanın alt yapısını ise internet teknolojisi, sosyal medya ortamlarının gelişimi, ifade özgürlüğü, ifade özgürlüğü ile bağlantılı suçların tespiti ve değerlendirilmesi, sosyal medya ile geleneksel medyanın farklılıkları ve ulusal ve uluslararası sözleşmeler ile yargı kararları oluşturmuştur. Son kısımda ise nitel bir araştırma yöntemi olan yapılandırılmış mülakat tekniği ile alanında uzman sekiz kişiden oluşan katılımcılara çeşitli sorular yöneltilerek "sosyal medyada ifade özgürlüğü bağlamında işlenebilecek suçlar" konusu ele alınmıştır. Sosyal medyanın ifade özgürlüğü bağlamında işlenen suçlara etkisi, suçları arttırıp arttırmadığı, sosyal medya ve sosyal medya sağlayıcılarının suçların işlenmesini önleme noktasındaki rolü tespit edilmeye çalışılmıştır.

Sosyal medyaSuçİfade özgürlüğü+1
Kaan Turgut Aka
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kent imajı algısı ve kent markalaşması üzerine Bolu'da bir araştırma

İnsanların bir kenti; seyahat, eğitim, ikamet veya yatırım gibi çeşitli amaçlara bağlı olarak tercih etmesinde kentin imajı önemli bir etkiye sahiptir. Kent imajı kente ilişkin olumlu ve olumsuz bakış açıları, izlenimler, duygu ve düşünceler neticesinde varılan kanaatler ve inançların tümünü kapsar. Kentlerin belirli alanlarda öne çıkarak markalaşması kenti yeni yatırımcı ve yerleşimcilere daha cazip hale getirecek, diğer kentlerle rekabet etmesini kolaylaştıracak ve kent sakinlerinin markalaşmanın getirdiği sosyo-kültürel, ekonomik avantajlarından faydalanmasını sağlayacaktır. Bu çalışmada kent markalaşmasının öneminden yola çıkılarak, marka kentlerin oluşum aşamalarının ve kent imajı unsurlarının Bolu'da yaşayanların perspektifinden tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Bolu'da yaşayan 384 kişiye anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS programında analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler, faktör analizi, tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklem T-Testi uygulanmıştır. Katılımcıların kent imajı algıları demografik değişkenlere göre farklılık göstermiştir. Bolu'nun olumlu olarak en yüksek algılanan kent imajı unsurları aile yaşantısına uygun bir kent olması ile kenti ziyaret edenlerin memnun ayrılmasıdır. Bolu'daki toplu taşımanın yeterli düzeyde olmaması en düşük algılanan kent imajı faktörüdür. Şehrin doğal güzellikleri, şehrin konumu, şehire ulaşımın kolaylığı, şehrin güvenliği yeterli bulunmuştur. Uluslararası tanıtım aktivitileri ise katılımcılar tarafından en yetersiz bulunan kent markası faktörü olmuştur. Çalışmada Bolu'nun tanıtımına yönelik en iyi sloganın hali hazırda kullanılan "Tabiatın Kalbi Bolu'' sloganı olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulguları ile anket verileri değerlendirilerek Bolu kent imajının öne çıkan unsurları tespit edilmeye çalışılmış Bolu'nun markalaşma faaliyetlerine yönelik öneriler sunulmuştur. Elde edilen bulguların kentin tüm paydaşları paylaşılması ile Bolunun markalaşmasının geliştirilmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Kent İmajı, Kent Markalaşması, Bolu

BoluKentlerMarkalaşma+3
Aslı Altundal Çapar
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medya bağımlılığı ve psikolojik iyi oluş ilişkisinde sosyal destek algısının aracı rolü: Üniversite öğrencileri üzerinde bir araştırma

Teknolojinin gelişmesiyle kullanımı artan sosyal medya, bağımlılığa dönüşmüştür. Sosyal medya bağımlılık düzeyinin artışı iyi oluşun ve sosyal destek algısının düşük hissedilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu bağlamda sosyal medya bağımlılığının psikolojik iyi oluşla ilişkisinin incelenmesi ve bu ilişkide sosyal destek algısının rolünün saptanması önemlidir. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı, psikolojik iyi oluş ve sosyal destek algısı değişkenlerinin demografik özelliklere göre incelenmesi, sosyal medya bağımlılığı ve iyi oluş arasındaki ilişki ve bu ilişkide sosyal destek algısı alt boyutlarının aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem 412'si kadın ve 150'si erkek 562 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada "Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği", "Üç Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ölçüm aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde; t test, varyans, korelasyon ve aracılık analizleri kullanılmış, bulguların değerlendirilmesinde .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırmada cinsiyete göre bağımlılık ve arkadaş desteği farklılık gösterirken iyi oluş, aile ve özel kişi desteğinde farklılık gözlenmemiştir. Bağımlılık, sosyal medyaya girilen cihaza göre anlamsız bulunmuştur. Sosyal medya kullanımına göre kullanım yılı ve saati bakımından ise anlamlı bulunmuştur. Eğitim durumuna ve ailenin aylık gelirine göre sosyal medya bağımlılığı ve sosyal destek algısı anlamsız bulunurken, iyi oluş anlamlı sonuç vermiştir. Sosyal destek algısı, yaşamının çoğunu geçirdiği ve eğitim süresince barındığı yere göre anlamsız bulunmuştur. İyi oluşla bağımlılık ve sosyal destek algısı arasındaki ilişki anlamlıyken bağımlılıkla sosyal destek algısı arasındaki ilişki anlamlı değildir. Ayrıca, sosyal medya bağımlılığı ve iyi oluş arasındaki ilişkiye sadece aile desteğinin aracılık ettiği görülmüştür. Araştırmacılara gelecek çalışmalarda sunulan bu modele etki eden diğer değişkenleri saptamaları önerilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal Medya Bağımlılığı, Psikolojik İyi Oluş, Sosyal Destek Algısı

Azimenur Ayaz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medya platformlarında podcast üretimi: Spotıfy Türkiye

Yeni medya teknolojilerinin ortaya çıkışı yeni medya formatlarının da doğmasına neden olmuştur. İpod cihazı ve RSS teknolojinin etkisiyle ortaya çıkan podcast yeni medya türlerinden biridir. Mobil cihazların ve internetin yaygınlaşması podcast türünün popülerliğinin günden güne dünya çapında artmasını sağlamaktadır. Araştırmada, Spotify'ın Türkiye listesinin, üst sıralarında yer alan popüler podcastların özelliklerini tespit etmek amaçlanmıştır. İncelenen podcastlar içerik analizi yöntemi ile sınıflandırılmıştır. Araştırmaya, Spotify'ın podcast listesinde üst sıralarda olan 20 podcast dahil edilmiştir. Araştırma, her podcast için 17 Kasım 2020 tarihinden önce yayınlanan en fazla yirmi bölümle sınırlandırılmıştır. Veriler, incelenen 20 programa ait Spotify kanallarından toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, popüler sunucuların kendi deneyimlerini paylaştığı, mizah unsurlarına yer veren ve bölüm sürelerini uzun tutan ve dinleyicilere direk hitap edilen programların listenin üst sıralarında yer aldığı tespit edilmiştir. Teknik konulara önem vermenin ve güncel konulara değinmenin çok yaygın olmadığı görülmüştür. Podcast üzerinden gelir elde eden yapımcıların azınlıkta olduğu görülmüştür. Geleneksel medyada bilinmeyen kişilerinde podcast dünyasında yer edinebildiği tespit edilmiştir.

Mesut Kara
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kemal Sunal filmlerinde toplumsal cinsiyet ilişkileri (1970-1990)

Kadın ve erkeğe yüklenen toplumsal cinsiyet rolleri toplumu şekillendirmekte ve ataerkil bir zihniyetin de ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Yüceltilmiş erkeklik ve bastırılmış kadınlık ile ataerkil ideoloji toplumda her zaman var olabilmektedir. Kadın topluma karşı başlatmış olduğu birey olma savaşını, kendini kamusal alana taşıyarak ya da toplumda söz sahibi olarak kazanmaya çalışmaktadır. Erkek egemen bir toplumda kadının başkaldırışı zor olabilmekte ve bu yolda kadın bedel ödemektedir. Ataerkil toplum eşitsizlik yaratmakta ve kadını ikincil konuma getirmektedir. Kitle iletişim araçlarından televizyon en kolay erişilen mecradır. Dolayısıyla toplumdaki toplumsal cinsiyet rollerini analiz edebilmek için filmler önemli konumdadır ve sinema kadını medyada görünür kılmaktadır. Bu sebeple sinema, bir taraftan işin ekonomik tarafını düşünürken bir taraftan da kadının varlığını kanıtlamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı Kemal Sunal filmlerinde ataerkil düzene başkaldıran kadın temsilini inceleyerek o dönemdeki güçlü kadın figürünü ortaya çıkarmaktır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve araştırma desenlerinden uygunluk örneklemi tercih edilmiştir. Araştırma verileri Kemal Sunal'ın on tane filmi üzerinden elde edilmiştir. Toplanan veriler içerik analizine göre analiz edilmiştir. Kemal Sunal filmlerinde kadın temsilinin ataerkil sisteme başkaldırdığı ve bu durumun kadını güçlü kıldığı görülmektedir. Toplumun atamış olduğu cinsiyet rollerini ters yüz eden kadınların geleceğe daha umutla baktıkları anlaşılmaktadır. Kadının toplumda birey olma çabası ve erkeklerle eşit hak ve özgürlükler talep etmesi onu eril ideolojinin tahakkümünden kurtarmaktadır.

Aynur Pilgi
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00