
601
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-71 aylık çocukların okul algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48–71 aylık çocukların okul algılarının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Bolu il merkezindeki 4 ilköğretim okulunun ana sınıfları ile 3 bağımsız anaokulundaki 48–71 aylık 117 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri nitel veri toplama tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak ve "Bana bir okul resmi çiz" yönergesi verilerek resim çizdirme tekniği yoluyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, nitel veri analizi tekniklerinden betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, çocukların büyük çoğunluğunun okulu öğrenme yeri olarak gördükleri belirlenmiştir. Çocukların çoğunluğunun okulu eve benzetmeleri onların yaşamında okulun önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Çocukların okulu tanımlamalarında, okulda neler yaptıklarında, en çok sevdiklerinde, sevmediklerinde, okulu benzetmelerinde, hayallerindeki okulda, hayallerindeki okulun içinde olmasını istediklerinde okul türleri ve cinsiyet açısından farklılık olmadığı görülmüştür. Çocukların büyük çoğunluğunun resimlerinde okul binası çizdikleri ve okulu fiziksel özellikleri ile algıladıkları tespit edilmiştir. Bazı çocukların resimlerinde okulun sosyal ilişkilerin kurulup geliştirildiği sosyal bir ortam, bazı çocukların resimlerinde ise okulun oyun ve hareket ihtiyaçlarını karşılayan bir yer olduğu görülmüştür. Çocuklar genellikle okulu olumlu algılamış, fakat bazen öğretmenlerinin kişisel özelliklerinin ve okullarının fiziksel büyüklüğünün (iç ve dış mekânın küçük olmasının) olumsuz algılamalara yol açtığı belirlenmiştir. Çocukların çoğunluğunun hayallerindeki okulun güzel ve büyük bir okul olduğu bulunmuştur. Özellikle ana sınıflarının iç ve dış mekânlarında materyal yönünden eksiklikler olduğu, her iki okul türünde de açık hava etkinliklerine yeteri kadar önem verilmediği ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla çocukların iç ve dış mekânları ile güvenli, rahat, estetik, sosyalleşme, oyun ve hareket gibi ilgi ve ihtiyaçlarını karşılayacak okullara ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Buna göre, çocukların okula ilişkin algılamalarında okul öncesi eğitim kurumlarının nitelik ve niceliğinin etkili olduğu, bu kurumların iç ve dış mekân düzenlemelerinin bir bütün olarak yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Okul Öncesi Dönem, Okul Öncesi Çocuk, Okul Algısı
Sınıf öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleriyle kariyer geliştirme arzuları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kariyer geliştirme arzuları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleriyle kariyer geliştirme arzuları arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Sınıf öğretmeni adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kariyer geliştirme arzuları ölçekler yoluyla elde edilen verilerle belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017–2018 eğitim öğretim yılında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı'nda öğrenim gören 398 öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışmada kullanılan ölçek formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, öğretmen adaylarının cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise öğretmen adaylarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerini ölçmek için "Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği" ve kariyer geliştirme arzularının belirlenmesi için "Mesleki Yönelim ve Kariyer Geliştirme Arzu Ölçeği" yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizinde ise SPSS paket programı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi için verilerin normalliği sınanmış normal dağılmadığına ulaşılmıştır. Bu nedenle araştırmada non-parametrik testler kullanılmıştır. Demografik bilgilerin analizi için frekans ve yüzde kullanılmıştır. Birinci alt problemde "Yaşam Boyu Öğrenme" algıları ile "Kariyer Geliştirme" arzularını belirlemek için ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İkinci alt problemde öğretmen adaylarının "Yaşam Boyu Öğrenme" algıları ile "Kariyer Geliştirme" arzularının demografik değişkenlere göre anlamlı fark ortaya koyup koymadığına ilişkin analizlerde ise Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Üçüncü alt problemde, Yaşam Boyu Öğrenme Ölçeği ile Kariyer Geliştirme Ölçeği arasında anlamlı ilişki bulunup bulunmadığına yönelik korelasyon (Spearman Rho) analizi yapılmıştır. Son olarak dördüncü alt problemde ise Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimlerinin Kariyer Geliştirme Arzu düzeyinin ne kadarını açıkladığına ilişkin basit regrasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının, yaşam boyu öğrenme algılarının toplamda "kısmen uyuyor", kariyer geliştirme arzularının toplamda "oldukça fazla" düzeyinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yaşam boyu öğrenme algıları toplamında, öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre eğilim düzeyleri kız öğretmen adayları lehine, kariyer geliştirme arzularına ilişkin görüşlerinde ise erkek öğretmen adayları lehine anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeylerine göre yaşam boyu öğrenme eğilim düzeyleri arasında sebat ve öğrenmeyi düzenlemede yoksunluk alt boyutlarında anlamlı bir farklılık yokken, toplamda ve alt boyutları olan motivasyon, merak yoksunluğunda dördüncü sınıfların lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının kariyer geliştirme arzularına ilişkin görüşleri sınıf düzeyleri değişkenine göre incelendiğinde Mesleki Gelişim Arzusunda öğretmen adaylarının sınıf düzeylerine göre kariyer geliştirme arzu düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık rastlanmamış ancak toplamda ve liderlik arzusu alt boyutunda, ikinci sınıfların lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile kariyer geliştirme arzuları arasında pozitif yönde, çok düşük düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Yaşam boyu öğrenme ölçeğinin "öğrenmeyi düzenlemede yoksunluk" alt boyutunun "liderlik arzusu" alt boyutu ile negatif yönde çok düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yaşam boyu öğrenmenin kariyer geliştirmeyi yordama gücü istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Yaşam boyu öğrenme kariyer geliştirmenin %2,8'ini açıklamaktadır. Bu bulgu, yaşam boyu öğrenmenin kariyer geliştirmenin etkileyicilerinden biri olduğu şeklinde yorumlanabilir.
Ergenlik dönemindeki zihin yetersizliği olan bireylerin cinsel gelişim özelliklerinin ebeveyn görüşleri ile değerlendirilmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmada ergenlik dönemindeki zihin yetersizliği olan bireylerin cinsel gelişim özelliklerinin ebeveyn görüşleri ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için 'Ergenlik Dönemi Zihin Yetersizliği Olan Çocukların Cinsel Gelişim Özellikleri' ölçeği geliştirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma desenlerinden betimsel türde tarama modeline göre yapılandırılmıştır. Ölçek, açıklayıcı faktör analizi için 310, doğrulayıcı faktör analizi ve araştırmanın bulgularını elde etmek için 550 olmak üzere toplamda 860 ebeveyne uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından alan yazın taranarak oluşturulan ölçek ve aile bilgi formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve LISREL paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonunda, Cronbach Alpha Güverlilik kat sayısı tüm ölçeğe ilişkin 0,85 olarak tespit edilirken ölçeğin 9 boyutlu yapısının, doğrulayıcı faktör analizinden elde edilen uyum istatistiklerine göre doğrulandığı tespit edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre ergenlik dönemindeki zihin yetersizliği bulunan çocukların cinsel gelişim özellikleri ile ebeveynin cinsiyeti, eğitim durumu, eşiyle birlikte yaşama durumuna göre ve çocuğunun cinsiyeti, yaşı ve yetersizlik derecesi değişkenlerine göre anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ebeveynler çocuklarının cinsel gelişim özellikleri hakkında yeterli bilgiye sahip değillerdir. Çocukların cinsel gelişimlerine yönelik; bedensel, duygusal, sosyal, cinsel değişimleri içeren aile eğitim programları ve bu programları oluştururken kültürel, dini ve yasal boyutların dikkate alınması gerektiği önerilmektedir.
Hikâye haritası yönteminin video geri bildirim ile sunumunun zihin yetersizliği olan çocukların okuduğunu anlama becerisindeki etkililiği
Bu araştırmanın amacı, hikâye haritası yönteminin video geri bildirim ile sunumunun zihin yetersizliği olan çocukların okuduğunu anlama becerisindeki etkililiğini araştırmaktır. Araştırmaya, hafif düzey zihinsel yetersizliği olan 14 yaşlarında ikisi erkek biri kız olmak üzere toplam üç öğrenci katılmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden ''Denekler Arası Çoklu Yoklama Modeli'' kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni hikâye haritası yönteminin video geri bildirimle sunulmasıdır. Bağımlı değişkeni ise, hafif düzey zihinsel yetersizliği olan üç öğrencinin okuduğunu anlama beceri düzeyleridir. Araştırmanın bulguları, hikâye haritası yönteminin video geri bildirim ile sunumunun okuduğunu anlama becerisi üzerinde üç öğrencide etkili olduğunu göstermiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, deneklerin ve öğretmenlerin hikâye haritası yönteminin video geri bildirim ile sunumunun okuduğunu anlama becerisi üzerindeki etkisine ilişkin görüşlerinin olumlu olduğunu göstermiştir.
Görsel sanatlar dersinde iki ve üç boyutlu çalışmalarda doku konusunun öğrenci uygulamalarına etkisi
Doku, çevremizdeki görsel alanın, gözümüzün retinasına ilk çarpan yüzeyidir. Doğada bulunan canlı-cansız her varlığın üzeri çeşitli dokularla kaplıdır ve onlara baktığımızda ya da dokunduğumuzda önce dokuları ile karşılaşırız. Dokular, nesnelerin karakteristik özellikleri hakkında bilgi vermelerinin yanı sıra kişiler üzerinde değişik etkiler bırakabilmektedir. Doku, iki ve üç boyutlu eserlerde de güçlü etkiler uyandırması sebebiyle birçok sanatçı tarafından yoğun bir biçimde kullanılmıştır. Görsel Sanatlar dersinde de "doku" oluşturduğu etkiler bakımından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bu araştırmada "doku" konusunun öğrencilerin iki ve üç boyutlu uygulamalarındaki etkisine bakılmıştır. Araştırma 8. sınıfta eğitim gören, yaşları 13-14 arasında değişen 20 gönüllü öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Eserlerinde doku ögesini yoğun biçimde kullanan iki ressamın resimleri gösterilerek, öğrencilerin seçtikleri resmi kendi doku tasarımlarıyla yeniden yorumlamaları istenmiştir. Öğrenciler, uygulama yaparken araştırmacı tarafından gözlemlenmiş ve sürecin sonunda "iki boyutlu uygulamalar görüşme formu"nu cevaplandırmışlardır. Öğrenciler, resim çalışmalarının ardından bu kez kil malzemesiyle çalışmalarını üç boyuta aktarmışlardır. Uygulama yaparken yine araştırmacı tarafından gözlemlenmiş ve çalışmalarının sonunda "üç boyutlu uygulamalar görüşme formu"nu cevaplandırmışlardır. Ayrıca uygulamalar sonunda bilişsel olarak "doku" ile ilgili neler hatırladıkları sorulmuştur. Süreçte ortaya çıkan veriler; içerik analizi ve betimsel analiz ile çözümlenmiş, yüzdelik hesaplaması ile ayrıntılı bir biçimde yorumlanmaya çalışılmıştır. Görüşme ve gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğrencilerin derse istekle katıldıkları, yaptıkları uygulamalardan genel olarak haz aldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma ışığında elde edilen sonuçlara göre bu alanda çalışacak araştırmacılara ve eğitimcilere bazı önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca araştırmanın diğer araştırmacılara katkı sunacağı düşünülmektedir.
Okul öncesinde değerler eğitiminin program, öğretmen ve aile görüşleri açısından incelenmesi incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesinde değerler eğitimini program, öğretmen ve aile görüşleri açısından incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim- öğretim yılında Zonguldak İli, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokulu ve anasınıflarında görev yapan gönüllü 20 okul öncesi öğretmeni ve bu okullara devam etmekte olan 105 çocuğun ailesi oluşturmaktadır. Araştırma bir doküman incelemesi olmakla birlikte nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışmasıdır. Bu araştırmada, katılımcıların bazı demografik bilgilerine ulaşmak için öğretmen ve ailelere yönelik tanıma formları ve nitel veri toplama tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler yoluyla elde edilen verilerin çözümlenmesinde, nitel veri analizleri tekniklerinden betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.
Otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği
Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği incelenmiştir. Bunun yanı sıra somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin öğretim tamamlandıktan sonra onuncu ve yirminci günlerde kalıcılığı sağlama, farklı kişi ve uyaranlarda genellemeyi sağlama durumlarına etkisi ve araştırmaya ilişkin sosyal geçerlik durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni Araştırmaya katılan öğrencilerin basamak değerine ilişkin işlemleri gerçekleştirme düzeyleri iken; bağımsız değişkeni doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisidir. Araştırma bulgularının analizi grafiksel analiz yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Tekirdağ ilinde eğitimine devam etmekte olan otizm spektrum bozukluğu tanısı almış, yaşları 8 ile 11 arasında değişen üç erkek öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkili olduğu, öğrencilerin kazandıkları beceriyi öğretim tamamlandıktan sonraki onuncu ve yirminci günlerde sürdürdükleri, kazandıkları beceriyi farklı kişi ve uyaranlarda genelleyerek gerçekleştirebildikleri ve öğretmenlerin araştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin bir durum çalışması (Sakarya örneği)
Sözlü dilin ayırıcı özellikleri, onu insanın günlük yaşamı, eğitim yaşamı ve iş yaşamı için vazgeçilmez kılmaktadır. Sesini mesleki bir araç olarak kullanan öğretmenler, özellikle Türkçe öğretmenleri için bu becerinin etkili biçimde kullanılması ayrıca önem taşımaktadır. Oysa öğretmenlerin yetiştirilmesi sürecinde, konuşma becerisinin yeterince geliştirilemediği, öğretmen adaylarıyla yapılan çalışmaların temel bir bulgusu olarak öne çıkmaktadır. Diğer yandan hizmet içi Türkçe öğretmenleriyle yapılmış çalışmaların da olmadığı dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda araştırmada Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin bir durum belirlemesi yapmak amaçlanmıştır. Araştırmada ilk olarak katılımcı Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisinin söyleyiş alt boyutuna ilişkin yeterlikleri; daha sonra ise kendi konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin değerlendirmeleri ele alınmıştır. Durum çalışması olarak tasarlanan araştırmada iki tür veri toplanmıştır. İlki Türkçe öğretmenlerinin belirlenen konuşma metinlerini seslendirmeleriyle elde edilen konuşma verisi; ikincisi Türkçe öğretmenlerinin kendi konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin değerlendirmelerine yönelik yarı yapılandırılmış görüşme verisi. Araştırmaya veri sağlayan katılımcılar, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapan 2'si erkek, 18'i kadın toplam 20 Türkçe öğretmenidir. Katılımcılar, araştırmaya gönüllü olarak katılmışlar ve farklı deneyim yıllarına sahiptirler. Metin sesletme verileri, bir sesbilim, bir de Türkçe eğitimi uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise Türkçe öğretmenlerinin konuşma yeterliği ve derslerdeki konuşmaları konusunda görüşleri alınmıştır. Bu görüşmelerden elde edilen veriler, içerik çözümleme türlerinden tematik çözümleme kullanılarak iki araştırmacı tarafından çözümlenmiştir. Sonuç olarak metin sesletme verilerine dayalı bulgulardan yola çıkarak katılımcı Türkçe öğretmenlerinin söyleyiş becerisi açısından (en az 1 en çok 4 puan alınan bir derecelenmede 2,1 puan ile) geliştirilebilir düzeyde oldukları görülmüştür. Katılımcıların kendi konuşma becerisi yeterliklerini değerlendirmeleri sonucunda elde edilen bulgulara göre ise Türkçe öğretmenlerinin çoğunun kendi konuşma becerisini yeterli bulmadığı ve bu yetersizliği lisans eğitimi sırasında aldıkları konuşma eğitimi derslerinin yetersizliğine bağladıkları; birçoğunun ders sırasında tekdüzeliğe düşmediği görüşünde olduğu; kendi konuşma hızlarını ortalama olarak tanımladıkları; bazılarının derslerindeki konuşmalarında solunum denetimlerini sorunsuz sağlayamadığı; çoğunun ses sağlığını koruma konusunda çok az bilgiye sahip olduğu ve farenjit sorunu yaşadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: konuşma becerisi yeterliği, Türkçe öğretmeni, söyleyiş, ses eğitimi.
Koro eğitimcilerinin popüler altyapılı çocuk şarkılarına yönelik görüşleri
Bu araştırmada, son yıllarda geniş kitleler ile birlikte çocukların da ilgi odağında bulunan popüler müzik türünün, çocuk şarkıları ile birleşmesiyle ortaya çıkan popüler altyapılı çocuk şarkılarının erken müzik eğitiminde önemli bir yere sahip olan çocuk korolarında bir eğitim aracı olarak kullanımına yönelik çocuk koro eğitimcilerinin görüşlerini almak amaçlanmıştır. Korolarda çocukların doğru bir müzik eğitimi almasından sorumlu olan ve koroların çocuklar üzerindeki olumlu veya olumsuz etkilerinin ilk tanıkları olan çocuk koro eğitimcilerinin, popüler altyapılı çocuk şarkılarının kullanımına yönelik görüşlerini tespit etmek araştırmanın önemini oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, 9 ilköğretim korolarında, 8 özel çocuk korolarında, 1 TRT Çocuk Korosu'nda olmak üzere Türkiye'nin çeşitli yerlerinde ve KKTC'de bulunan 18 koro eğitimcisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada tarama modeli kullanılmış olup, koro eğitimcilerinin popüler altyapılı çocuk şarkılarının kullanımına yönelik görüşleri, araştırmanın amacına ve önemine uygun olarak, uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmış sorular ile oluşturulan görüşme formu aracılığı ile tespit edilmiş, elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; popüler kültürün etkisiyle müzik teknolojisinin ve elektronik çalgıların ön planda olduğu popüler altyapılı çocuk şarkılarının günümüz popüler müziklerine benzemesi çocukların gözünde bu türün klasik çocuk şarkılarına göre daha eğlenceli olduğu, eğitimcilere kolaylık sağladığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte eğitimcilerin, repertuarlarında tür çeşitliliği sağlamak ve popüler altyapılı çocuk şarkı türünün eğitsel taraflarını görmek istemeleri nedeniyle bu türü repertuarlarına aldıkları belirlenmiştir. Koro çalışmalarında ise bu tür ile klasik çocuk şarkıları arasında farklı bir öğretim yöntemi kullanmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, çocukların bu türdeki şarkıları severek ve isteyerek öğrendikleri fakat entonasyon olarak klasik çocuk şarkılarına göre daha zor seslendirdikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.
Öğretmenlere yönelik iş tatmini ölçeğinin ülkeler arası ölçme değişmezliğinin incelenmesi (PISA 2015 örneği)
Bu araştırmanın amacı, ilk kez PISA 2015 kapsamında öğretmenlere uygulanan iş tatminleri ölçeğinin mevcut koşullardaki iş tatmini alt ölçeğinin incelenmesidir. Araştırmada farklı grup puanları arasında karşılaştırmalar yapılacağı için nedensel karşılaştırmalı model uygulanmıştır. Araştırmaya yönelik olarak TC026Q05 kodlu (Bu okulda çalışmaktan zevk alıyorum), TC026Q07 kodlu (Okulu iyi bir yer olarak tavsiye ederim), TC026Q09 (Okulumdaki performansımdan memnunum) ve TC026Q10 (Sonuç olarak işimden memnunum) maddelerinin ölçme değişmezliği 18 ülke örnekleminde incelenmiştir. Çalışma, PISA 2015'de bu ölçeğin uygulandığı ülkelerin verileri düzenlendikten sonra 103499 veri ile sürdürülmüştür. Öncelikle ölçeğin yapı geçerliği incelenmiştir. Sonuçta, Brezilya ve Kore ülkelerinin dışındaki ülkelerin verilerinde model ile uyumsuzluk gözlemlenmiştir. Bu sınırlılık göz önünde bulundurularak, ölçme değişmezliği kontrolü için çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır ve değişmezlik adımları sırası ile incelenmiştir. Sonuç olarak, ölçme değişmezliğinin sağlandığı gözlemlenmiştir.