
567
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde sözcüksel yaklaşım: "al-" örneği için bir uygulama
Sözcüksel yaklaşım çerçevesinde hazırlanan bağlam ve derlem temelli öğretim uygulamalarını B1-B2 düzeyindeki öğrencilerin sözvarlığını geliştirmeye etkisinin araştırıldığı bu çalışma, çokanlamlı "al-" eyleminin öğretimi üzerine tasarlanmıştır. Çalışmanın nicel boyutu, yarı deneysel desenlerden ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desene göre tasarlanmış; B1-B2 düzeyindeki 21 öğrenci deney grubunu, 20 öğrenci kontrol grubunu oluşturmuştur. Nitel boyutta görüşme ve belge inceleme tekniklerinden yararlanılmış; nitel verilerden elde edilen bulgular, nicel bulguları açımlamak üzere kullanılmıştır. Süreçte, ön testten sonra deney grubuyla sözcüksel yaklaşıma uygun olarak bağlam ve derlem temelli hazırlanan öğretim uygulamaları, 6 hafta uygulanmıştır. Kontrol grubuna bu süreç boyunca herhangi bir eğitim verilmemiştir. Uygulama sonrası deney ve kontrol grubuna son test yapılmış, son testten dokuz hafta sonra deney grubuna kalıcılık testi yapılmıştır. Ön test, son test ve kalıcılık testinden elde edilen verilerin çözümlenmesinde, verilerin normal dağılıp dağılmamasına bakılarak uygun istatistiksel yollara başvurulmuştur. Görüşme verileri, tümevarımsal nitel çözümleme ile, belgeler (etkinlik kitapçıkları) yanlış çözümlemesi ile analiz edilmiştir. Bulgular, çokanlamlı "al-" eyleminin öğretiminde sözcüksel yaklaşım çerçevesinde hazırlanan bağlam ve derlem temelli uygulamaların öğrenci başarısı üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Başarı testi genelinde ve temel, yan, değişmece, deyimsel anlam alt boyutlarında deney grubunun son test ortalama puanlarının kontrol grubundan daha yüksek olduğu ve ortaya çıkan farkın anlamlı düzeyde olduğu belirlenmiştir. Yanlış çözümlemesinden elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin süreç boyunca "al-" eyleminin geçtiği dilsel birimlerde yaptığı yanlışların azalma eğiliminde olduğunu göstermiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular da uygulamanın olumlu sonuçlarını destekler niteliktedir. Sonuç olarak sözcüksel yaklaşım çerçevesinde hazırlanan bağlam ve derlem temelli öğretim uygulamalarının sözvarlığını geliştirmede etkili olduğu vargısına ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Sözcüksel Yaklaşım, Bağlam, Eşdizimlilik, Derlem, Çokanlamlılık
Seçici dinleme stratejisinin iki dilli 5. sınıf öğrencilerinin not alma ve özet çıkarma becerilerine etkisi
Seçici dinleme, bireylerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre dinleme gerçekleştirmesidir. Bu yöntemde öğrenciler ilgi ve ihtiyaçlarına göre dinleme yaptıkları için not alma ve özet çıkarma becerilerine yardımcı olmaktadır. Bu sayede öğrencilere dinledikleri her şeyi not almaya çalışmak yerine ihtiyaca göre, dinlenilen metinde sadece gerekli olanların notunu almak ya da özetini çıkarmak konusunda bir farkındalık kazandırmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın amacı olarak, ortaokul 5. Sınıf düzeyinde yöntemin ders içerisinde uygulanması ile, öğrencilerin ihtiyaca ve isteğe göre dinlediğini not alabilme ve özet çıkarma becerilerinde gelişme kaydedilmesi beklenmektedir. Araştırma, Erzurum ili Tekman ilçesi Çevirme Ortaokulu`nda öğrenim gören ortaokul 5. Sınıf öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan 5. Sınıf öğrencileri 11 erkek ve 12 kızdan oluşmaktadır. Söz konusu grupta yer alan öğrencilerin hepsi ana dili olarak Kürtçeyi edinmiş ve Türkçeyi ikinci dil olarak okulda öğrenmeye başlamışlardır. Çalışma grubunun başarısına sosyo-ekonomik düzey, cinsiyet farkı ve dinleme ortamı gibi unsurların etki etmediği varsayılmaktadır. Çalışma, araştırmacıya araştırma konusu hakkında çoklu yönlerle çalışma imkânı veren, nicel ve nitel verileri ortaya koyarak yorumlamasını sağlayan Eylem Araştırması Modeli`ne göre tasarlanmıştır. Nicel ve Nitel veriler araştırmada yer almış olup nitel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Görüşme Formu"ndan ve "Dinleme Süreci Öğrenci Görüşme Formu"ndan elde edilmiş ve bu veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek çalışmanın bulgularına ulaşılmıştır. Öğretmen Görüşme Formu, araştırmacının çalışmayı gerçekleştirdiği ve aynı zamanda öğretmen olarak görev yaptığı yerde çalışan meslektaşlarına uygulanmıştır. Dört öğretmenin görüşlerini belirttiği formda öğretmenlerin isimleri gizlenerek sırasıyla her birine: "K1, K2, K3 ve K4" şeklinde adlandırma yapılmıştır. Öğretmenlerden alınan cevaplar içerik analizi yöntemiyle değerlendirilip genel ifadeler ve alt kategoriler şeklinde cevaplar tasnif edilerek yorumlanmıştır. Bunun sonucunda öğretmenler genel olarak öğrencilerin dinleme konusunda normal düzeyde olduklarını belirtmişler ve daha çok dinleme becerisine önem verilecek çalışmalar yapılmasını önermişlerdir. Söz konusu eylem araştırmasının nitel verilerinden biri de öğrencilere uygulanan "Öğrenci Görüşme Formu"dur. Bu formdan elde edilen verilerin içerik analizi yapılarak öğrencilere göre 12 haftalık dinleme eğitimi sürecinin nasıl geçtiği ortaya çıkarılmıştır. Sorulara verilen cevaplar tablolaştırılıp alt kategori ve genel ifadeler başlıkları altında sunulmuştur. Öğrenciler, dinleme ortamının kötü olduğunu dile getirirken bir kısmı söz konusu dinleme etkinliklerinin olumlu yönlerinin daha çok olduğunu ve özetleme ile not alma becerilerinin geliştiğini söylemiştir. Araştırmanın nicel veri kısmında yer alan DBT, yenilenen Bloom Taksonomisi göz önüne alınarak hazırlanan 20 sorudan oluşmaktadır. 20 sorunun 13`ü çoktan seçmeli test iken, 5 soru boşluk doldurma olup geriye kalan 2 soru ise klasik tarzda sorulan sorulardır. Öğrencilerin anlama, hatırlama ve çözümleme basamaklarına yönelik becerileri ölçülmek istendiği için DBT bu şekilde hazırlanmıştır. Öğrencilere 12 haftalık süreçte yapılan uygulamanın öncesinde ve sonrasında yapılan DBT sonuçları t-testi kullanılarak yorumlanmıştır. Buna göre 12 haftalık seçici dinleme eğitimi uygulamaları sayesinde öğrencilerin not alma ve özet çıkarma becerilerinde gözle görülür bir gelişme yaşanmıştır. Araştırma sonuçları, seçici dinleme stratejisinin 5. Sınıf öğrencilerinin not alma ve özetleme becerisine olumlu yönde katkı sağladığını göstermektedir. Buna bağlı olarak dinleme çalışmaları öğretmenler tarafından daha çok uygulanmalı ve en az okuma- yazma becerileri gibi üstünde durulmalıdır. Dinleme eğitimi, ders kitaplarında her ünitede yer alan bir tane dinleme metnine bağlı olarak, sadece ayda bir kere uygulanmaktadır. Kitap dışında dinleme alanında uygulama yapılmamaktadır. Yapılan sınavlarda da bu becerinin ölçümüne yönelik sorular sorulmadığında dinleme eğitimi öğrenciler üzerinde etkili olmamaktadır. Böyle bir durumda uygulama olmadan öğrencilerin dinleme becerilerinin istenen seviyede gelişmesi imkânsız bir durumdur. Öğretmenlerimiz bu konuya dikkat ederek öğrencilerin seçici dinleme becerilerini ve kullandıkları teknikleri geliştirecek bu ve bunun gibi çalışmalar yapmalıdır. Seçici dinleme becerisi hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin zamandan tasarruf etmesini sağlayarak metinde yer alan ve işe yarayacak olan verilere kısa zamanda ve doğru bir şekilde ulaşmasına imkân verir. Bu sebeple özellikle öğrenci sayısı bakımından fazla olan sınıflarda uygulanabilecek bir stratejidir. Söz konusu stratejiyi uygulayacak olan öğretmenler not alma ve özet çıkarma becerilerinin dışında başka becerilerin gelişimi için de kullanabilirler. Ayrıca disiplinler arası yöntemle birlikte diğer dersler için de kullanılarak eğitimde zamandan tasarruf edilmesini sağlayabilir. Anahtar kelimeler: Seçici Dinleme, not alma, özet çıkarma
Çocuklarda Sınav Kaygısı Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu araştırmada Wren ve Benson (2004) tarafından geliştirilen Çocuklarda Sınav Kaygısı Ölçeğinin Türk diline ve kültürüne uyarlanması amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde yapılmış betimsel bir çalışmadır. İlgili ölçeğin uyarlanması için ilk olarak yazarın onayı alınmış ve ölçek İngilizce dilinden Türkçe diline çevrilmiş ve ardından tekrar İngilizceye çevrilerek dil eşdeğerliği sağlanmaya çalışılmıştır. Çeviri işleminden sonra oluşturulan ölçek formu Adıyaman il merkezinde bulunan ilkokul ve ortaokullarda öğrenimine devam eden 809 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeğin Türkçeye uyarlanan formunun yapı geçerliğini belirlemek amacıyla elde edilen veriler üzerinde ilk olarak SPSS 20 programı aracılığıyla açımlayıcı faktör analizi uygulanmış, hatalı ya da yetersiz çalıştığı tespit edilen maddeler veri setinden çıkartılarak analiz tekrarlanmıştır. AMOS 22 programı kullanılarak model veri uyumunun incelenmesi için doğrulayıcı faktör analizi uygulanmış, analiz sonucunda elde edilen uyum indeksi değerlerinin iyi düzeyde olduğu ve model veri uyumunun büyük oranda sağlandığı tespit edilmiştir. Ölçeği oluşturan maddelerin ayırt edicilik gücünü belirlemek amacıyla madde analizi yapılmıştır. Ölçekten elde edilen puanlar büyükten küçüğe doğru sıralanarak alt %27 ve üst %27 şeklinde iki grup oluşturulmuştur. Bu iki gruba ait puan ortalamalarına bağımsız gruplar t-testi analizi yapılarak tüm maddelerin ayırt edicilik güçleri saptanmıştır. Ölçeğin uyarlanan formu ile toplanan verilerin güvenirliğini belirlemek amacıyla, SPSS 20 programı kullanılarak madde toplam korelasyonları bulunmuş ve madde özellikleri tespit edilmiştir. Maddelerin iç tutarlılıkları hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla ölçeğin tamamı ve üç boyutu için cronbach alfa katsayısı hesaplanmıştır. Toplanan verilerin güvenirliğini belirlemek için elde edilen korelasyon katsayıları yüksek çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda uyarlanan ölçeğin Türkiye'deki araştırmacılar, rehberlik servisleri, okul idareleri, öğretmenler veya veliler tarafından ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin sınav kaygısını ölçmek amacıyla kullanılmasının uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınav Kaygısı, Çocuklarda Sınav Kaygısı, Ölçek Uyarlama
Ergenlerin öznel iyi oluş düzeyleri ile kişilerarası ilişki tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın temel amacı, ergenlerin öznel iyi oluş düzeyleri ile kişilerarası ilişki tarzları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu ana amacın yanında, öznel iyi oluş düzeylerinin; cinsiyet, sınıf düzeyi, algılanan gelir düzeyi ve algılanan anne-baba tutumu gibi kişisel ve demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2016-2017 öğretim yılında İstanbul ili, Tuzla ilçesinde devlet ortaöğretim kurumlarından, Anadolu Lisesi ve Mesleki Teknik Anadolu Liselerinde öğrenim gören ergenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi uygun ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenen, dört farklı lisede ve farklı sınıf düzeylerinde öğrenim gören, yaş ortalaması X̅ = 16.48 (S=1,74) olan, 313 (%52) kız 289 (%48) erkek olmak üzere 602 ergenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Öznel İyi Oluş Ölçeği Lise Formu, Kişilerarası Tarz Ölçeği ve Kişisel-Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde öznel iyi oluş düzeyi ile kişilerarası ilişki tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Spearman Sıra Farkları Korelâsyon tekniği, kişisel ve demografik özelliklere göre gruplar arası karşılaştırmalar için ise Benforreni Düzeltmeli Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ergenlerin öznel iyi oluş düzeyleri ile olumsuz kişilerarası ilişki tarzları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Öznel iyi oluş düzeyi ile kişilerarası ilişki tarzları arasındaki negatif ilişkilerin yüksekten düşüğe doğru; duyarsız, kaçınan, baskın, manipülatif, öfkeli ve alaycı tarz şeklinde sıralandığı belirlenmiştir. Kişisel ve demografik özelliklerden; sınıf düzeyi, algılanan gelir düzeyi ve algılanan anne-baba tutumuna göre ergenlerin öznel iyi oluş düzeyinin farklılık gösterdiği, cinsiyete göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Dokuzuncu sınıf düzeyinde öğrenim gören ergenlerin 10.sınıf düzeyinde öğrenim görenlere göre öznel iyi oluş düzeyinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Gelir düzeyini orta ve yüksek olarak algılayan ergenlerin öznel iyi oluş düzeylerinin, düşük algılayanlardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anne-baba tutumunu demokratik olarak algılayan ergenlerin, baskıcı/otoriter, koruyucu, tutarsız ve ilgisiz algılayanlara göre öznel iyi oluş düzeylerinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında anne-baba tutumunu koruyucu olarak algılayan ergenlerin öznel iyi oluş düzeyinin, tutarsız olarak algılayanlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır.
İnsan ses renklerinin duygudurum üzerine etkileri
Bu araştırmanın amacı, farklı insan ses renklerinin bireylerin duygudurumları üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Araştırmanın deseni, son test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Zonguldak ilindeki bir üniversitenin hazırlık sınıflarında öğrenim görmekte olan toplam 240 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin dinletilen ses renklerine (soprano-alto-tenor-bas) ilişkin duygudurumları,Coşkun ve Gültepe (2014) tarafından geliştirilen 'Duygudurum Ölçeği' ile; dinletilen ses renklerine ilişkin fizyolojik değişimler ise 'Fizyolojik Ölçüm (nabız ölçer)' aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan ses renklerine enstrüman olarak piyano eşlik etmiştir. Nitekim piyano'nun duygudurum üzerinde etkisi olup olmadığını saptamak adına ilk olarak 155 kişiye piyanolu ve piyanosuz olmak üzere iki farklı şekilde insan sesinin dinletildiği pilot çalışma yapılmıştır. Pilot çalışmanın sonucunda ana çalışmada öğrencilere piyanolu insan sesi dinletilmiş olup, dağılımın normal olmaması dolayısıyla ses renklerinin ikili karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi, genel karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Ayrıca ana çalışmaya ek olarak yapılan fizyolojik ölçüm sonuçlarında ise, pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı ile karşılaştırma gerçekleştirilmiş, sonrasında ise bağımlı örneklemler için t testi ile değişkenler arası korelasyonlara ve t testi sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğrencilerden toplanan veriler SPSS-25 istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiş olup, ses renklerine ait dalga grafikleri, genlik analizi ve spektrogram analizi Matlab programı aracılığıyla elde edilmiştir.Araştırma sonucunda, öğrencilerin insan ses renklerine ilişkin duygudurumları üzerinde anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak araştırmaya ait fizyolojik ölçüm aşamasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada, eğitim durumlarına ilişkin öneriler ile gelecekte yapılacak araştırmalara ilişkin önerilere de yer verilmiştir.
Yöneticilerin nöroliderlik ve insan kaynakları yönetimi yeterliliklerine yönelik öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, öğretmen görüşleri doğrultusunda okul yöneticilerinin nöroliderlik yeterlilikleri ve insan kaynakları yönetimi yeterliliklerini belirleyerek, aralarındaki ilişkiyi tespit etmek ve öğretmen görüşlerinin kişisel değişkenlerine göre anlamlı fark gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Araştırma Bolu ili merkez ilçeye bağlı resmi ilkokullarda görev yapan 406 öğretmen üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Nöroliderlik Ölçeği" ve "Yöneticilerin İnsan Kaynakları Yönetimi Yeterlilikleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada Nöroliderlik Ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlama çalışmaları yapılmıştır. Verilerin analizinde ilkokul öğretmenlerinin okul yöneticilerine ilişkin nöroliderlik yeterlilikleri ve insan kaynakları yönetim yeterlilikleri görüşlerinin belirlenmesinde aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Kişisel değişkenlere göre nöroliderlik ve insan kaynakları yönetimi yeterliliklerine yönelik öğretmen görüşleri arasında farkın anlamlı olup olmadığı belirlenirken normal dağılım göstermediğinden non-parametrik testlerden Mann Wihtney-U Testi ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Nöroliderlik ve insan kaynakları yönetimi arasındaki ilişkiler belirlenirken ise Spearman Rho Sıralama Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçları p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Öğretmenlerin yönetici nöroliderlik yeterliliklerine ilişkin görüşleri tüm alt boyutlarda "katılıyorum" düzeyinde bulunmuştur. İnsan kaynakları yönetim yeterliliklerine ilişkin öğretmen görüşleri ise insan kaynağının tanınması ve çözümlenmesi alt boyutunda "kararsızım" düzeyinde iken diğer alt boyutlarda ve ölçek toplamında "katılıyorum" düzeyinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. xvii Cinsiyet değişkenine göre, yönetici nöroliderlik yeterliliklerine ilişkin öğretmen görüşleri; ilişkisellik ve adalet alt boyutlarında anlamlı farklılık gösterirken; statü, netlik ve özerklik alt boyutlarına göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Liderlikle ilgili seminere katılma durumu değişkenine göre ise öğretmen görüşleri; statü ve özerklik alt boyutlarında anlamlı farklılık gösterirken; netlik, ilişkisellik ve adalet alt boyutlarında anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Yaş değişkenine göre öğretmen görüşleri; ilişkisellik alt boyutunda anlamlı farklılık gösterirken; statü, netlik, özerklik ve adalet alt boyutlarında anlamlı faklılık göstermemiştir. Yönetici yaşı değişkenine göre ise öğretmen görüşlerinin; nöroliderliğin tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yönetici cinsiyeti, medeni durum, eğitim durumu, çalışılan okul sayısı, hizmet süresi, İKY seminerine katılım değişkenlerinin yönetici nöroliderlik yeterliliklerine ilişkin öğretmen görüşlerini farklılaştırmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yönetici cinsiyeti değişkenine göre yöneticilerin insan kaynakları yönetimi yeterliliklerine ilişkin öğretmen görüşleri; insan ilişkileri ve çalışan memnuniyeti alt boyutunda anlamlı faklılık gösterirken, insan kaynakları yönetim yeterliliklerinin diğer alt boyutlarında anlamlı farklılık göstermemiştir. Medeni durum değişkenine göre ise öğretmen görüşleri; insan kaynaklarının ödüllendirilmesi ve değerlendirilmesi alt boyutunda anlamlı bir farklılık gösterirken, insan kaynakları yönetiminin diğer alt boyutlarında anlamlı bir faklılık göstermemiştir. Yönetici yaşı değişkenine göre öğretmen görüşlerinin; insan kaynakları yönetim yeterliliklerinin tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet, yaş, eğitim durumu, çalışılan okul sayısı, kurumdaki hizmet süresi, İKY seminerine ve liderlik seminerine katılım değişkenlerine göre ise yöneticilerin insan kaynakları yönetimi yeterliliklerine ilişkin öğretmen görüşlerinin anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Nöroliderlik ve insan kaynakları yönetimi ölçekleri arasında tüm alt boyutlarda ve toplam puanlarda oldukça yüksek ilişkilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Ölçekler arasındaki ilişkiler değerlendirildiğinde en yüksek ilişki İKY toplamı ile statü ve ilişkisellik alt boyutları arasında olduğu belirlenmiştir.
Profesyonel öğrenme topluluğu, psikolojik sahiplenme ve bağlamsal performans arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, okullarda profesyonel öğrenme topluluğu olma durumuna, psikolojik sahiplenmeye ve bağlamsal performansa ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemek, görüşleri arasında anlamlı ilişki olup olmadığını tespit ederek birbirleri arasındaki etki düzeyini ortaya çıkarmak ve profesyonel öğrenme topluluğunun psikolojik sahiplenme ve bağlamsal performans arasında aracı rolünün olup olmadığını incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evren üzerinde yürütülmüştür. Araştırma evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Bolu ili merkez ilçe 18 lisede görev yapan 844 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Profesyonel Öğrenme Topluluğu Ölçeği ile Türkçeye uyarlaması yapılan Psikolojik Sahiplenme ve Bağlamsal Performans ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ve uyarlaması yapılan Bağlamsal Performans ve Psikolojik Sahiplenme Ölçekleri ile Profesyonel Öğrenme Topluluğu Ölçeğinin yapı geçerliliğini test etmek için Doğrulayıcı ve Açımlayıcı Faktör Analizleri kullanılmıştır. Analizler SPSS 22.0 paket programı ve Lisrel 9.1 programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci alt problemi kapsamında verilerin ortalamaları ve standart sapmaları heaplanmıştır. İkinci alt problem kapsamında bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın üçüncü ve dördüncü alt problemlerin yanıtlanması amacıyla Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmış ve basit doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırmanın son alt problemi olan profesyonel öğrenme topluluğunun psikolojik sahiplenme ve bağlamsal performans arasında aracı rolü için aracılık etkisi analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulardan hareketle ulaşılan sonuçlar Profesyonel Öğrenme Topluluğu Ölçeği ile alt boyutlarına ilişkin öğretmen görüşlerinin "katılıyorum" düzeyinde olduğunu göstermiştir. Psikolojik sahiplenme ölçeğine ilişkin görüşlerinin ortalaması kısmen katılıyorum düzeyinde iken alt boyutlarına ilişkin görüşlerinin ortalaması "katılıyorum", bölgecilik alt boyutu ölçeğin geneli ve diğer alt boyutlarından farklı olarak "kısmen katılmıyorum" düzeyinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bağlamsal performans ölçeğinin toplamı ile kişiler arası ilişkileri kolaylaştırma ve kendini işe adama alt boyutlarına ilişkin görüşlerinin olası/muhtemel düzeyde olduğu görülmüştür. Lise öğretmenlerinin profesyonel öğrenme topluluğu ve psikolojik sahiplenme görüşleri ile profesyonel öğrenme topluluğu ve bağlamsal performans görüşleri arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Psikolojik sahiplenme ve bağlamsal performans görüşleri arasında ve bağlamsal performans ile psikolojik sahiplenmenin bölgecilik dışındaki tüm alt boyutları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Yapılan üç regresyon analizi sonucundan ilkinde psikolojik sahiplenme ölçek puanları profesyonel öğrenme topluluğu ölçek puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüş, psikolojik sahiplenme ölçek puanları profesyonel öğrenme topluluğu ölçek puanlarındaki toplam varyansın yaklaşık olarak %10'unu açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. İkincisinde Profesyonel öğrenme topluluğu ölçek puanları bağlamsal performans ölçek puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüş, profesyonel öğrenme topluluğu ölçek puanları bağlamsal performans ölçek puanlarındaki toplam varyansın yaklaşık olarak %12'sini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Üçüncüsünde psikolojik sahiplenme ölçek puanları bağlamsal performans ölçek puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüş, psikolojik sahiplenme ölçek puanları bağlamsal performans ölçek puanlarındaki toplam varyansın yaklaşık olarak %24'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada profesyonel öğrenme topluluğunun psikolojik sahiplenme ve bağlamsal performans arasında düşük düzeyde aracı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Profesyonel öğrenme topluluğu, psikolojik sahiplenme, bağlamsal performans, öğretmen.
Paul Klee ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun ders notlarının karşılaştırılarak sanat eğitimi boyutunda değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Paul Klee ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun resim eğitiminde temel konulardan olan; renk, kompozisyon, biçim, çizgi, ışık ve gölge başlıkları altında ders notları, makale, gazete ve dergi yazıları gibi kaynaklardan elde edilen görüşleri doğrultusunda yaratıcılık ve sanat eğitimciliği konusunda fikirleri incelenerek, birbirleriyle karşılaştırarak yorumlamaktadır. Bu çalışma kapsamında, 2018 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Resim-İş Eğitimi Bölümü, 1. ve 4. sınıf öğrencilerine bu konuyla alakalı bir anket çalışması uygulanmıştır. Araştırma öncelikli olarak üniversite düzeyinde resim eğitimine yönelik, hem öğretmen, hem de öğrencilere atölye, sanat tarihi, temel sanat eğitimi gibi derslerde özellikle faydalanılması gerektiği düşünülen Paul Klee ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun çalışmaları, bu araştırmayla elde edilen veriler doğrultusunda referans bir kaynak oluşturmayı amaçlamaktadır. İki farklı coğrafyada etkinliğini sürdürmüş olan Klee ve Eyüboğlu, birbirine oldukça benzer görüşleri savunurken, günümüz ve geleceğin resim ve genel sanat eğitimciliğinin gelişimi açısından değerli fikirleri bulunmaktadır. Araştırmanın öğrencilere uygulanan anket kısmında belirlenen sorular aracılığıyla, öğrencilerin en başta genel sanat eğitimi ve eğitimciliği, Paul Klee ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun fikir çerçevesi içerisinden ortaya çıkarılan diğer kuramsal başlıklar doğrultusunda, öğrencilerin bu konu hakkındaki bilgi seviyeleri ve ilgileri, cinsiyet, yaş, lisans öncesi alan eğitimi alma durumları ve öğrenim gördükleri sınıf düzeylerine göre, aralarında anlamlı ilişkiler bulunup bulunmadığı araştırılmış, ardından bilgisayar ortamında analizi yapılarak sonuçları elde edilmiştir. Alınan bu somut sonuçlar doğrultusunda, başta akademik düzeyde olmak üzere, sanat eğitimi veren kurumlar içerisindeki eğitimci ve öğrencilere yönelik öneriler hazırlanmış ve sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Sanat Eğitimciliği, Paul Klee, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Resim Eğitimi
İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel dışlanma ve örgütsel uyum algıları arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı, ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel dışlanma ve örgütsel uyum algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 eğitim öğretim yılında Bartın merkez ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul ve ortaokullarda görev yapan 403 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmanın evrenini Bartın kent merkezinde yer alan 11'i ilkokul, 10'u ortaokul olmak üzere toplam 21 okul oluşturmaktadır. Evrendeki 21 okulun tamamına ulaşılmıştır. Araştırmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi ile ulaşılan 237 öğretmen oluşturmaktadır. Bu araştırma, tarama modelindedir. Tarama modeli nicel araştırma yöntemlerinden biridir. Tarama modeli varolan durumu olduğu gibi belirlemeye çalışan bir yöntemdir. Araştırmada ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel dışlanma ve örgütsel uyum algıları arasındaki ilişki araştırıldığı için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; ilkokul öğretmenlerinin örgütsel dışlanma algılarının "çok düşük" düzeyde olduğu; örgütsel uyum düzeylerinin "yüksek" olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul öğretmenlerinin örgütsel dışlanma algılarının "çok düşük" düzeyde olduğu; örgütsel uyum düzeylerinin "yüksek" olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ilkokul öğretmenlerinin görüşlerine göre örgütsel dışlanma ve örgütsel uyum arasında negatif yönlü, orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (R=-,394; p<0,050). Ortaokul öğretmenlerinin görüşlerine göre; örgütsel dışlanma ve örgütsel uyum algıları arasında negatif yönlü, düşük düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (R=-,202; p<0,050).
Erciyes Üniversitesi paydaşlarının kurumsal itibara ilişkin algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Erciyes Üniversitesi paydaşlarının kurumsal itibara ilişkin algılarını belirlemek ve bu paydaşların algılamış oldukları itibar düzeylerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığını tespit etmektir. Araştırma tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla konuya ilişkin alanyazın taraması yapılmış; araştırma hedeflerine uygun olduğu düşünülen ve Çillioğlu (2010) tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Ölçme aracı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcılar için kişisel bilgi formu; ikinci bölümde ise yönetim ve liderlik, çalışanlar, iş yeri ortamı, kurum kültürü, ürün ve hizmetler ile toplumsal sorumluluk boyutlarının yer aldığı altmış dört maddelik bir ölçek formu yer almaktadır. Araştırmanın evreninde Erciyes Üniversitesi iç paydaşları olarak 2251 akademik personel, 2749 idari, işçi ve diğer personel ve 54,997 öğrenci bulunmaktadır. Üniversitenin dış paydaşları olarak ise Erciyes Üniversitesi İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı ve Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda üniversite ile doğrudan ilişki içerisinde olan pek çok kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütü çalışanları yer almaktadır. Araştırma örneklemini iç paydaşlar olarak öğrenciler (N=419), akademisyen (N=320) ve idari, işçi ve diğer personel (N=344); dış paydaşlar olarak kamu kurumu yetkilileri (N=7), yerel yönetim çalışanları (N=13), sivil toplum örgütü yöneticileri (N=9), Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) yetkilileri (N=9), Kayseri Ticaret Odası yöneticileri (N=12), diğer üniversite (N=23), bazı basın yayın kuruluşu çalışanları (N=7) ve diğer (esnaf vd.) (N=31) oluşturmaktadır. 1083'ü iç paydaş, 111'i dış paydaş olmak üzere toplam 1194 katılımcıdan veri toplanmıştır. Araştırmada toplanan verilerin çözümlenmesi açık kaynak istatistik programı olan R 3.2.0 yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma alt problemlerine ilişkin olarak Erciyes Üniversitesi iç ve dış paydaşları, üniversiteye ilişkin itibar konusunda eşik değer kabul edilmiş 3,41'in çok az altında 3.31 ile "Kararsızım" görüşüne sahiptirler. Ayrıca iç ve dış paydaşların kendi aralarında ve her grubun kendi içerisinde çeşitli demografik özelliklere göre anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların üniversitenin itibarına ilişkin iş yeri ortamı boyutu en yüksek ortalamaya sahip tek boyut olarak tespit edilmiştir. Toplumsal sorumluluk boyutu ise en düşük ortalamaya sahip boyut olmuştur. Bunu sırasıyla yönetim ve liderlik, ürün ve hizmetler boyutları takip etmektedir. Ölçek boyutları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. En yüksek ilişki toplumsal sorumluluk ile ürün ve hizmetler boyutları arasında (.76) görülmektedir. En düşük ilişki ise iş yeri ortamı ve çalışanlar boyutları (.68) arasındadır. Bir diğer ifadeyle, Erciyes Üniversitesi kurumsal itibarına ilişkin olarak, iş yeri ortamını yüksek itibarı alanı, toplumsal sorumluluk ise düşük itibar alanı olarak algılanmaktadır.