
434
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-71 aylık çocukların okul algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48–71 aylık çocukların okul algılarının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Bolu il merkezindeki 4 ilköğretim okulunun ana sınıfları ile 3 bağımsız anaokulundaki 48–71 aylık 117 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri nitel veri toplama tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak ve "Bana bir okul resmi çiz" yönergesi verilerek resim çizdirme tekniği yoluyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde, nitel veri analizi tekniklerinden betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, çocukların büyük çoğunluğunun okulu öğrenme yeri olarak gördükleri belirlenmiştir. Çocukların çoğunluğunun okulu eve benzetmeleri onların yaşamında okulun önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Çocukların okulu tanımlamalarında, okulda neler yaptıklarında, en çok sevdiklerinde, sevmediklerinde, okulu benzetmelerinde, hayallerindeki okulda, hayallerindeki okulun içinde olmasını istediklerinde okul türleri ve cinsiyet açısından farklılık olmadığı görülmüştür. Çocukların büyük çoğunluğunun resimlerinde okul binası çizdikleri ve okulu fiziksel özellikleri ile algıladıkları tespit edilmiştir. Bazı çocukların resimlerinde okulun sosyal ilişkilerin kurulup geliştirildiği sosyal bir ortam, bazı çocukların resimlerinde ise okulun oyun ve hareket ihtiyaçlarını karşılayan bir yer olduğu görülmüştür. Çocuklar genellikle okulu olumlu algılamış, fakat bazen öğretmenlerinin kişisel özelliklerinin ve okullarının fiziksel büyüklüğünün (iç ve dış mekânın küçük olmasının) olumsuz algılamalara yol açtığı belirlenmiştir. Çocukların çoğunluğunun hayallerindeki okulun güzel ve büyük bir okul olduğu bulunmuştur. Özellikle ana sınıflarının iç ve dış mekânlarında materyal yönünden eksiklikler olduğu, her iki okul türünde de açık hava etkinliklerine yeteri kadar önem verilmediği ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla çocukların iç ve dış mekânları ile güvenli, rahat, estetik, sosyalleşme, oyun ve hareket gibi ilgi ve ihtiyaçlarını karşılayacak okullara ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Buna göre, çocukların okula ilişkin algılamalarında okul öncesi eğitim kurumlarının nitelik ve niceliğinin etkili olduğu, bu kurumların iç ve dış mekân düzenlemelerinin bir bütün olarak yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Okul Öncesi Dönem, Okul Öncesi Çocuk, Okul Algısı
Ergenlik dönemindeki zihin yetersizliği olan bireylerin cinsel gelişim özelliklerinin ebeveyn görüşleri ile değerlendirilmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmada ergenlik dönemindeki zihin yetersizliği olan bireylerin cinsel gelişim özelliklerinin ebeveyn görüşleri ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için 'Ergenlik Dönemi Zihin Yetersizliği Olan Çocukların Cinsel Gelişim Özellikleri' ölçeği geliştirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma desenlerinden betimsel türde tarama modeline göre yapılandırılmıştır. Ölçek, açıklayıcı faktör analizi için 310, doğrulayıcı faktör analizi ve araştırmanın bulgularını elde etmek için 550 olmak üzere toplamda 860 ebeveyne uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından alan yazın taranarak oluşturulan ölçek ve aile bilgi formu kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve LISREL paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonunda, Cronbach Alpha Güverlilik kat sayısı tüm ölçeğe ilişkin 0,85 olarak tespit edilirken ölçeğin 9 boyutlu yapısının, doğrulayıcı faktör analizinden elde edilen uyum istatistiklerine göre doğrulandığı tespit edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre ergenlik dönemindeki zihin yetersizliği bulunan çocukların cinsel gelişim özellikleri ile ebeveynin cinsiyeti, eğitim durumu, eşiyle birlikte yaşama durumuna göre ve çocuğunun cinsiyeti, yaşı ve yetersizlik derecesi değişkenlerine göre anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ebeveynler çocuklarının cinsel gelişim özellikleri hakkında yeterli bilgiye sahip değillerdir. Çocukların cinsel gelişimlerine yönelik; bedensel, duygusal, sosyal, cinsel değişimleri içeren aile eğitim programları ve bu programları oluştururken kültürel, dini ve yasal boyutların dikkate alınması gerektiği önerilmektedir.
Görsel sanatlar dersinde iki ve üç boyutlu çalışmalarda doku konusunun öğrenci uygulamalarına etkisi
Doku, çevremizdeki görsel alanın, gözümüzün retinasına ilk çarpan yüzeyidir. Doğada bulunan canlı-cansız her varlığın üzeri çeşitli dokularla kaplıdır ve onlara baktığımızda ya da dokunduğumuzda önce dokuları ile karşılaşırız. Dokular, nesnelerin karakteristik özellikleri hakkında bilgi vermelerinin yanı sıra kişiler üzerinde değişik etkiler bırakabilmektedir. Doku, iki ve üç boyutlu eserlerde de güçlü etkiler uyandırması sebebiyle birçok sanatçı tarafından yoğun bir biçimde kullanılmıştır. Görsel Sanatlar dersinde de "doku" oluşturduğu etkiler bakımından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bu araştırmada "doku" konusunun öğrencilerin iki ve üç boyutlu uygulamalarındaki etkisine bakılmıştır. Araştırma 8. sınıfta eğitim gören, yaşları 13-14 arasında değişen 20 gönüllü öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Eserlerinde doku ögesini yoğun biçimde kullanan iki ressamın resimleri gösterilerek, öğrencilerin seçtikleri resmi kendi doku tasarımlarıyla yeniden yorumlamaları istenmiştir. Öğrenciler, uygulama yaparken araştırmacı tarafından gözlemlenmiş ve sürecin sonunda "iki boyutlu uygulamalar görüşme formu"nu cevaplandırmışlardır. Öğrenciler, resim çalışmalarının ardından bu kez kil malzemesiyle çalışmalarını üç boyuta aktarmışlardır. Uygulama yaparken yine araştırmacı tarafından gözlemlenmiş ve çalışmalarının sonunda "üç boyutlu uygulamalar görüşme formu"nu cevaplandırmışlardır. Ayrıca uygulamalar sonunda bilişsel olarak "doku" ile ilgili neler hatırladıkları sorulmuştur. Süreçte ortaya çıkan veriler; içerik analizi ve betimsel analiz ile çözümlenmiş, yüzdelik hesaplaması ile ayrıntılı bir biçimde yorumlanmaya çalışılmıştır. Görüşme ve gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğrencilerin derse istekle katıldıkları, yaptıkları uygulamalardan genel olarak haz aldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma ışığında elde edilen sonuçlara göre bu alanda çalışacak araştırmacılara ve eğitimcilere bazı önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca araştırmanın diğer araştırmacılara katkı sunacağı düşünülmektedir.
Okul öncesinde değerler eğitiminin program, öğretmen ve aile görüşleri açısından incelenmesi incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesinde değerler eğitimini program, öğretmen ve aile görüşleri açısından incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim- öğretim yılında Zonguldak İli, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokulu ve anasınıflarında görev yapan gönüllü 20 okul öncesi öğretmeni ve bu okullara devam etmekte olan 105 çocuğun ailesi oluşturmaktadır. Araştırma bir doküman incelemesi olmakla birlikte nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışmasıdır. Bu araştırmada, katılımcıların bazı demografik bilgilerine ulaşmak için öğretmen ve ailelere yönelik tanıma formları ve nitel veri toplama tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler yoluyla elde edilen verilerin çözümlenmesinde, nitel veri analizleri tekniklerinden betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.
Otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği
Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği incelenmiştir. Bunun yanı sıra somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin öğretim tamamlandıktan sonra onuncu ve yirminci günlerde kalıcılığı sağlama, farklı kişi ve uyaranlarda genellemeyi sağlama durumlarına etkisi ve araştırmaya ilişkin sosyal geçerlik durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni Araştırmaya katılan öğrencilerin basamak değerine ilişkin işlemleri gerçekleştirme düzeyleri iken; bağımsız değişkeni doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisidir. Araştırma bulgularının analizi grafiksel analiz yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Tekirdağ ilinde eğitimine devam etmekte olan otizm spektrum bozukluğu tanısı almış, yaşları 8 ile 11 arasında değişen üç erkek öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkili olduğu, öğrencilerin kazandıkları beceriyi öğretim tamamlandıktan sonraki onuncu ve yirminci günlerde sürdürdükleri, kazandıkları beceriyi farklı kişi ve uyaranlarda genelleyerek gerçekleştirebildikleri ve öğretmenlerin araştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin bir durum çalışması (Sakarya örneği)
Sözlü dilin ayırıcı özellikleri, onu insanın günlük yaşamı, eğitim yaşamı ve iş yaşamı için vazgeçilmez kılmaktadır. Sesini mesleki bir araç olarak kullanan öğretmenler, özellikle Türkçe öğretmenleri için bu becerinin etkili biçimde kullanılması ayrıca önem taşımaktadır. Oysa öğretmenlerin yetiştirilmesi sürecinde, konuşma becerisinin yeterince geliştirilemediği, öğretmen adaylarıyla yapılan çalışmaların temel bir bulgusu olarak öne çıkmaktadır. Diğer yandan hizmet içi Türkçe öğretmenleriyle yapılmış çalışmaların da olmadığı dikkat çekmektedir. Bu doğrultuda araştırmada Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin bir durum belirlemesi yapmak amaçlanmıştır. Araştırmada ilk olarak katılımcı Türkçe öğretmenlerinin konuşma becerisinin söyleyiş alt boyutuna ilişkin yeterlikleri; daha sonra ise kendi konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin değerlendirmeleri ele alınmıştır. Durum çalışması olarak tasarlanan araştırmada iki tür veri toplanmıştır. İlki Türkçe öğretmenlerinin belirlenen konuşma metinlerini seslendirmeleriyle elde edilen konuşma verisi; ikincisi Türkçe öğretmenlerinin kendi konuşma becerisi yeterliklerine ilişkin değerlendirmelerine yönelik yarı yapılandırılmış görüşme verisi. Araştırmaya veri sağlayan katılımcılar, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev yapan 2'si erkek, 18'i kadın toplam 20 Türkçe öğretmenidir. Katılımcılar, araştırmaya gönüllü olarak katılmışlar ve farklı deneyim yıllarına sahiptirler. Metin sesletme verileri, bir sesbilim, bir de Türkçe eğitimi uzmanı tarafından değerlendirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde ise Türkçe öğretmenlerinin konuşma yeterliği ve derslerdeki konuşmaları konusunda görüşleri alınmıştır. Bu görüşmelerden elde edilen veriler, içerik çözümleme türlerinden tematik çözümleme kullanılarak iki araştırmacı tarafından çözümlenmiştir. Sonuç olarak metin sesletme verilerine dayalı bulgulardan yola çıkarak katılımcı Türkçe öğretmenlerinin söyleyiş becerisi açısından (en az 1 en çok 4 puan alınan bir derecelenmede 2,1 puan ile) geliştirilebilir düzeyde oldukları görülmüştür. Katılımcıların kendi konuşma becerisi yeterliklerini değerlendirmeleri sonucunda elde edilen bulgulara göre ise Türkçe öğretmenlerinin çoğunun kendi konuşma becerisini yeterli bulmadığı ve bu yetersizliği lisans eğitimi sırasında aldıkları konuşma eğitimi derslerinin yetersizliğine bağladıkları; birçoğunun ders sırasında tekdüzeliğe düşmediği görüşünde olduğu; kendi konuşma hızlarını ortalama olarak tanımladıkları; bazılarının derslerindeki konuşmalarında solunum denetimlerini sorunsuz sağlayamadığı; çoğunun ses sağlığını koruma konusunda çok az bilgiye sahip olduğu ve farenjit sorunu yaşadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: konuşma becerisi yeterliği, Türkçe öğretmeni, söyleyiş, ses eğitimi.
Öğretmenlere yönelik iş tatmini ölçeğinin ülkeler arası ölçme değişmezliğinin incelenmesi (PISA 2015 örneği)
Bu araştırmanın amacı, ilk kez PISA 2015 kapsamında öğretmenlere uygulanan iş tatminleri ölçeğinin mevcut koşullardaki iş tatmini alt ölçeğinin incelenmesidir. Araştırmada farklı grup puanları arasında karşılaştırmalar yapılacağı için nedensel karşılaştırmalı model uygulanmıştır. Araştırmaya yönelik olarak TC026Q05 kodlu (Bu okulda çalışmaktan zevk alıyorum), TC026Q07 kodlu (Okulu iyi bir yer olarak tavsiye ederim), TC026Q09 (Okulumdaki performansımdan memnunum) ve TC026Q10 (Sonuç olarak işimden memnunum) maddelerinin ölçme değişmezliği 18 ülke örnekleminde incelenmiştir. Çalışma, PISA 2015'de bu ölçeğin uygulandığı ülkelerin verileri düzenlendikten sonra 103499 veri ile sürdürülmüştür. Öncelikle ölçeğin yapı geçerliği incelenmiştir. Sonuçta, Brezilya ve Kore ülkelerinin dışındaki ülkelerin verilerinde model ile uyumsuzluk gözlemlenmiştir. Bu sınırlılık göz önünde bulundurularak, ölçme değişmezliği kontrolü için çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır ve değişmezlik adımları sırası ile incelenmiştir. Sonuç olarak, ölçme değişmezliğinin sağlandığı gözlemlenmiştir.
Özel eğitim meslek okulu akademik programının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de uygulanmakta olan Özel Eğitim Meslek Okulu Akademik Programı'nın öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ilindeki Özel Eğitim Meslek Okullarında görev yapan 15 öğretmenin gönüllü katılımıyla yürütülmüştür. Araştırma da nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış, veriler yüz yüze görüşmeler yolu ile toplanmıştır. Araştırmada görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizinde kodlama, temalar ve bunların organize edilmesi aşamalarından oluşan içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğretmenler, Özel Eğitim Meslek Okulu Akademik Programı'ndaki amaç ve ifadelerde soyut kavramların yer alması ve davranışsal ölçütlerin bulunmadığını buna bağlı olarak amaç ifadelerin davranışsal ifadeler olması açısından yetersiz olduğunu ifade etmişlerdir. Programda yer alan amaçların ulaşılabilirlik düzeyleri incelendiğinde öğrencinin performansına göre uygulandığında ulaşılabilir amaçlar olduğu, programın içeriğiyle ilgili sonuçlara bakıldığında içeriğin zenginleştirilmesi ve sosyal hayat dersinde yer alan konulara daha güncel ve uygulanabilir amaçların eklenmesi gerektiği, günlük ve yıllık plan hazırlamada öğretmenlere rehberlik düzeyleri incelendiğinde öğretmenlerin farklı kaynaklara ihtiyaç duydukları, öğrencilerin akademik düzeylerinin farklı olması sebebiyle programda daha alt ve üst amaçların bulunması gerektiğine ve programda E KPSS ye yönelik amaçlara yer verilmesi gerektiğine ilişkin görüşlere ulaşılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda; programın uygulayıcısı olan öğretmenlerin görüşlerinden, programın çeşitli açılardan yetersiz olduğu ve işlevselliğine ilişkin eksikliklerinin bulunduğu yargısına varılabilir.
Güzel sanatlar lisesi müzik bölümü öğrencilerinde piyano başarısı ile duygusal zekâ arasındaki ilişki
Bilindiği gibi Güzel Sanatlar Liseleri, ortaöğretim düzeyinde mesleki müzik eğitimi veren kurumlardır. Hiç kuşkusuz; Eğitim fakültelerinin müzik öğretmenliği ana bilim dalları, konservatuarlar ve güzel sanatlar fakültelerinin müzik ve sahne sanatları bölümlerinde okumayı hedefleyen müzik bölümü öğrencileri için piyano dersi oldukça önem arz etmektedir. Yapılan araştırmalarda sadece yetenek ve zekânın enstrüman eğitiminde yeterli olmadığı görülmüş ve EQ ile ister sanatçı, ister öğretmen veya müzik araştırmacısı olmayı hedefleyen GSL öğrencilerinin piyano ders başarısı ile anlamlı bir ilişkisinin olup olmadığı tespit edilmek istenmiştir. Bu çalışmanın amacı; güzel sanatlar lisesi öğrencilerinin piyano başarısının duygusal zekâ boyutu ile arasındaki ilişkinin irdelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi'nde öğrenim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıf müzik bölümü öğrencilerine ,kişisel bilgi formu ve Ergin (2017)'nin uyarlama çalışması olan Duygusal Zekâ Ölçeği Adölesan Kısa Formu uygulanarak, anket sonuçları SPSS 23 programında değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda duygusal zekâ ve piyano başarısı cinsiyete, yaşa, piyano çalışma süresi, piyanoya ilgi ve evinde piyano olması durumu ile arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Fakat elde edilen verilere göre duygusal zekâ ölçek skoru ile piyano başarı puanları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.
Eğitim örgütlerinde değişim yorgunluğu, eğitim politikaları bağlamında moral yitimi ve iş performansı arasındaki ilişki
Mevcut araştırmada öğretmenlerin algıladıkları iş performansı, değişim yorgunluğu ve eğitim politikaları bağlamında moral yitimi düzeyleri ve ilgili değişkenlerin aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğretmen algılarının cinsiyet, görev yapılan okul düzeyi, kıdem, görev yeri, öğrenim düzeyi, medeni hal ve mezun olunan fakülte gibi demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama yönteminden yararlanılmıştır. Betimsel istatistikler kapsamında aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Veri dağılımının normalliği sınanarak parametrik (ANOVA, t-testi, Spearman korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon) ve non-parametrik (Kruskall Wallis-H ve Mann Whitney-U) testlerden uygun olanlar kullanılmış; demografik değişkenlere ilişkin karşılaştırmalarda etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Veri toplamak amacıyla araştırma kapsamında geliştirilen "Öğretmen İş Performansı Ölçeği (ÖİPÖ)", "Değişim Yorgunluğu Ölçeği" ve Türk kültürüne uyarlanan "Eğitim Politikaları Bağlamında Öğretmen Moral Yitimi Ölçeği (EPB-ÖMYÖ)" kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 öğretim yılında Sakarya ili genelinde yürütülmüş ve evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Çevrim içi olarak il genelinde bütün ilk, orta ve lise düzeyindeki kamu okullarına gönderilen link yoluyla 1935 öğretmen araştırmaya katılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular öğretmenlerin iş performansına ilişkin algılarının ölçek genelinde, görev performansı ve uyumsal performans boyutlarında "her zaman" bağlamsal performans boyutunda "sık sık"; değişim yorgunluğu ölçeğinde "katılıyorum"; öğretmen moral yitimi ölçeği geneli ve boyutlarında ise "kararsızım" düzeyinde gerçekleştiğini göstermektedir. Ayrıca öğretmen algıları arasında bazı demografik değişkenler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Öte yandan araştırmada ele alınan değişkenler arasında pozitif ve negatif yönlü düşük, orta ve yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Son olarak yordama düzeyleri düşük olmakla birlikte değişim yorgunluğu ve moral yitimi değişkenlerinin öğretmen iş performansının anlamlı birer yordayıcısı olduğu; ayrıca değişim yorgunluğunun öğretmen moral yitimini anlamlı bir biçimde yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgulardan yola çıkarak politika yapıcılara ve eğitim yöneticilerine yönelik bir takım öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Değişim Yorgunluğu, Moral Yitimi, İş Performansı.